18

YASEMİNLER GECE AÇAR

16.08.2026

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

🎧: Maha Ftouni – Ma3 El Salama

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

10. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

❝ Y A S E M İ N L E R  G E C E  A Ç A R ❞

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki ruhum, kırılmış bir aynanın önünde büyümüş de ben ömrüm boyunca o çatlaklardan kendime bakmışım gibi hissettiğim olurdu. İnsan kendini her sabah yeni bir güne taşımak zorunda kalıyordu evet ama bazı zamanlar taşıdığım bedenin içinde bir yabancının konakladığını düşünürdüm. Sanki benim bile kim olduğunu henüz bilmediğim ama onun beni çok iyi tanıdığını iliklerimde hissettiğim birini. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in gözlerinde öfkeyi ilk kez o kadar çiğ gördüğüm o gece, boynundaki zincirin ucuna ona verdiğim gümüş küpeyi taktığını öğrendiğim geceydi. Yeşil gözlerinde gördüğüm tek şey öfke değildi üstelik, reddetsem de varlığını yok saymaya dirensem de endişe de oradaydı ve endişe bazen kendini gizlemek için yüzüne öfke adını koyduğu bir maske yerleştirirdi. Benim için duyduğu endişeye karşı hissedebildiğim tek şey yabancı bir şaşkınlıktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansörün kapıları açılana kadar yüzü yüzüme çok yakın bir yerde durdu, dudaklarım aralanmadı, sesim kelimeleri taşımak için oturduğu o boğazdan yukarı tırmanmadı ve gözlerim bir an olsun onun gözlerinden ayrılmadı. Nihayet elimi onun karnına koyup acelesiz bir şekilde onu geriye ittirdiğimde doğruldu ama bakışları hâlâ yüzümün ortasında alev alev yanmaya devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sesinin tonuna dikkat et,” diyebildim, başka diyecek hiçbir şeyim yoktu, oysa söylenebilecek binlerce cümle vardı, onun başını etini yiyebilir, ona bağırıp çağırabilirdim ama hiçbirini yapmadım. Yanından kayıp geçtim, asansörden inip lobide yürümeye başladım. Ersan Bey’in aceleyle bize doğru koştuğunu gördüm ama aldırış etmedim. Sadece birkaç saniye içinde etrafımı saran insan kalabalığından, “Hazin Hanım, iyi misiniz?” sorusunu duymaya başlamıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer insanları uzaklaştırırken sesi sertti, her birini savuşturup, “Arabaya geçelim,” dedi bana. Ersan Bey’e ise, “Bu işe polisleri bulaştırmadan hallet. Rıza Cambaz’a konuyu anlattığınızda sizden aynını isteyecektir zaten,” demişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yukarıda ağır yaralı bir adam ve bir ceset var,” diye fısıldamıştı Ersan dehşet içinde ama sonunda Rıza Bey’den bir telefon gelmiş olacak ki biz otelin kapısından çıkmadan hemen öncesinde ortama bir sakinlik, ıssızlık çöktü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer arabasının ön yolcu kapısını açıp, “Binin,” dediğinde omzumun üzerinden arkama, otele doğru baktım. “Hazin Hanım,” dedi bir defa daha bastırarak. “Binin şu arabaya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce ona doğru baktım. “Aytekin ve Kerim’i beklemeyecek miyiz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, onlar başlarının çaresine bakarlar. Sizi buradan uzaklaştırmam gerekiyor,” dedi elini arabanın tavanına bastırarak. “Binin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun yanından sıyrılıp geçerek ön yolcu koltuğuna oturdum, arabanın kapısını o kapattı. Öne doğru dolanırken hareketlerinin soğukkanlı ama hızlı olduğunu fark ettim. Direksiyon başına oturduktan hemen sonra emniyet kemerini bağlamadan kolunu koltuğa yaslayarak geriye döndü ve arkayı kontrol ederek arabayı geri geri sürmeye başladı. Ardından önüne dönüp direksiyonu çevirdi, sert bir manevrayla geceye doğru atıldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonunun arabaya bağlı olduğunu telefonuyla uğraştıktan sonra dışarı dolan sesle anladım. İkinci çalıştan sonra telefonu amcam yanıtladı. Zafer neredeyse kaskatı bir sesle, “Hazin Hanım’ı olay yerinden uzaklaştırdım,” dedi. “Sizin müşterileriniz ona saygısızlık yaptılar ve sonra da onun önünde birini öldürdüler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcam sakince, “Haberi aldım,” dediğinde gözlerimi göstergeye indirdim, sesim çıkmıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu böyle bir ortama sokmanız ne kadar doğru?” Zafer’in korkusuzca ve saklayamadığı bir öfkeyle soru karşısında bakışlarım ona çevrildi. Bana değil, önümüzde akıp giden yola bakıyordu. “Orada zarar görebilirdi, Hazerhan Bey.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimse onun kılına dokunmaya cüret edemez,” dedi amcam yine aynı sakinlikle. “Ama söylemeliyim ki Nedim’in bu denli ileri gitmesi benim için de beklenmedikti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu adamın tekrar Hazin Hanım’a salça olmayacağının teminatı var mı?” Zafer’in bir sonraki sorusundaki öfke amcam tarafından da kolayca fark edildi ama amcam tuhaf bir şekilde buna büyük bir tepki vermedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette var. O adamlar ben ne söylersem onu yapmak zorunda olan piyonlardan fazlası değil,” dedi amcam. Söylediği şey karşısında kaşlarım hızlıca çatıldı. “Üstelik Hazin onların öyle iyi hakkından gelmiş ki, ileride arkamda müthiş bir varis bırakacağımı bu gece daha iyi anlamış oldum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O adam Hazin Hanım’ın orada olduğunu umursamadan öfkesine yenik düşüp silahını pervasızca sıkmaya başladı diyorum size Hazerhan Bey!” diye bağırdı Zafer birden, irkildim, kovulmak istiyordu, kesinlikle işinden olmayı kafasına koymuştu. “Onun orada kafasına sıkmalıydım. Onun orada kafasına sıkmak zorundaydım.” Dişlerinin arasından fısıldayarak kurduğu son cümlelerini amcam duymamıştı ama ben sanki zihnimin içinde bana ait bir düşünceymiş gibi çok net duymuştum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunun faturasını elbette ödeyecek, bir bedeli olduğunu bile bile yaptı,” dedi amcam yine aynı sakinlikle, öfkelenip Zafer’e yerini bilmesini söyleyeceğini, hatta onu kovacağını düşünmüştüm ama sesi beklenmedik şekilde durağandı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Siz niye bu kadar sakinsiniz?” diye sordu başını öfkeyle öne doğru uzatıp direksiyona yaklaştırarak. Sanki amcam onu görebilirmiş gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü bu geceyi tasarlayan zaten bendim.” Bu cümle başta hiçbir şey ifade etmedi ama sonrasında duyduklarım arabanın içine bir sis bombası atılmış gibi her şeyin bembeyaz bir örtünün altında kalmasına neden olacaktı: “Müşterilerimden bilerek yarım milyon dolar kadar eksik çek yazmalarını talep ettim ve Hazin’in buna nasıl bir karşılık vereceğini görmek istedim. Bu durumu sadece İlyas Bey biliyordu, İlker ve Nedim’in olan bitenden haberi yoktu tabii ki ama Nedim itinin zincirleri zaten İlyas’ın elinde, herhangi bir karmaşada köpeğinin ipini tutacaktır diye düşünmüştüm.” Sis arabanın içini öyle çok kapladı ki artık baktığım yerde değil Zafer’i kendi ellerimi bile görmüyordum. Aynı sis hızla burnumdan içeri doluyor, kafamın içini kaplıyor, düşüncelerimi altına alarak kaybediyordu. “Hazin benim yeğenim olduğunu bir an olsun geri durmayarak ve o heriflerden istediğini alarak gösterdi bu gece. Onunla gurur duyuyorum. Nedim’e gelince, yaptığı bu taşkınlığın bedelini elbette çok ağır şekilde ödeyecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in bile tıpkı benim gibi buz kestiğini hissettim ama arabanın içine amcamın sözleriyle eş zamanlı olarak çöken ve sadece benim gördüğüm sisin Zafer’in tepkilerini dahi görmemi engellediğini fark ettim. Beynimin içinde çarklar dönüyor, düşüncelerim altında kaldığı sisten kurtulmaya çalıştığından mıdır bilinmez sağa sola çarparak büyük bir karmaşaya neden oluyordu. Sadece beni denemek için İlyas’ın kendi çocuğuna ve ortağına haber vermeden eksik para getirmesini sağlamasına mı öfkeliydim? Yoksa sadece beni denemek için Nedim’in sinir krizi geçirip suçsuz, günahsız, belki de evde onu bekleyen bir kız çocuğuna sahip bir adamı öldürdüğüne mi? Babamın kanının kollarına dek bulaştığı o geceyi hatırladım amcamın, yüzündeki o yıkılmış ifadeyi, dudaklarından taşan haberin ruhuma çöktüğü anı… Belki de o andan beri ruhum kırık bir aynanın önünde oturmuş, bu yaşıma kadar da o aynanın önünden kalkmadan kırık aynadaki parçalanmış yansımasını izlemişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sis bir anda dağıldı, her şey netleşti ve amcamın sesi kulaklarıma doldu: “Hazin bu gerçeği bilmesin, Zafer. Birkaç piyonun ölümünden kendini sorumlu tutmasını istemem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Piyon. Belki bir baba, belki bir oğul, belki bir kardeş ve belki de bir sevgili olan piyon. Muhakkak birinin hayatında çok önemli yeri olan bir piyon. Gözlerimi göstergeye diktim, Zafer tam bir şey söyleyecekti ki elimi kaldırarak onu durdurup bakışlarımı göstergeden çekerek Zafer’in beni izleyen gözlerine çevirdim. Sus, diyordu gözlerim. Ona burada olduğumu, duyduğumu sakın söyleme, diyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer sakince, “Emredersiniz, Hazerhan Bey,” dedi gözlerini gözlerimden çekmeden. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazin şu an yanında mı? Yanındaysa çaktırmamanı rica ediyorum, çünkü sandığından daha akıllı bir kızdır. Seni sorgulayacak. Ona çok sinirlendiğimi söyle, bunu halledeceğimden bahset.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in gözleri gözlerimden bir an olsun ayrılmadı. “Kendisi güvende,” dedi. “Aytekin ile birlikte onu malikaneye ulaştırmak üzereyiz.” Oysa arabada yalnızdık ve her şeyi duymuştum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aslanımsın. Şimdi şu Nedim pezevenginin icabına bakacağım. Hazin’i oyalayacak bir şeyler bul bu süreçte.” Telefonu bir cevap bile beklemeden kapattı sonra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece beni ölçmek için yaşlı bir adamla işbirliği yapıp bir de üzerine bir delinin sinir krizi geçirerek masum bir adamı öldürmesine neden oldu,” dedim ruhsuz bir sesle. Önüme dönerken yüzüm daha önce olduğundan daha soğuk bir ifadeyle yeniden şekillenmişti. Bakışlarım önümüzde akıp giden karanlık yolu takip ederken öyle çok sessizleştim ki Zafer kelimeleriyle dokunup bu sessizliği dağıtmaktan belki de ilk defa endişe duydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araç malikanenin bahçesine girene ve hızlı ilerleyen evin tam önünde durana dek devam eden sessizlik, motor sustuğunda çok daha uğultulu bir şekilde kulaklarıma doldu. Ardından Zafer, “İyi misin?” diye sordu sakince.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim kapıya giderken cevabım geç de olsa dudaklarımdan dökülür sandım ama bu olmadı. Sadece kapıyı açıp kendimi gecenin içine teslim ettim. Tenime dokunan rüzgârı ve gecenin serinliğini içtim önce, sonra nem geldi, soğuğun tam tersi bir basınçla tüm bedenimi sararak beni boğdu. Topuklularımın zeminde bıraktığı sesler beni takip ederken mermer zeminde yürüyordum. Kapının tam önünde durmamla kapının açılması bir oldu ve Beyhan’ın her şeyden haberdar şekilde hazır olda beni beklediğini fark ettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan yüzüme öyle uzun baktı ki yanından kayıp geçene dek bu bakışmanın son bulmayacağını biliyordum. Öyle yaptım. Ayaklarımdan topukluları bir bir çıkarıp holde gelişigüzel bir yerlere fırlattım. Yalın ayak merdivenlere doğru yürüdüğüm sırada Beyhan’ın, “O iyi mi?” diye sorduğunu duyar gibi oldum ama önemsemedim, ağır ağır basamakları tırmanmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde kopan fırtınayla dışarıdan sakin görünmeye çalışırken fark ettiğim bir şey daha vardı bu gece: Kendi ruhuma geç kalmıştım. Odama girip karanlıkta ilerleyip aynanın önünde durduğumu hatırlıyorum. Sanki herkesin gördüğü kişiyle, bu gece aynada kendi gözlerinin içine bakamayan kişi aynı değildi. Bir yanım hâlâ güçlü, hâlâ dimdik, hâlâ küllerinden doğabilecek kadar inatçıyken diğer yanım başını bir göğse yaslayıp hiçbir şey anlatmadan öylece beklemek istiyordu. Babam anılarımın içinden seslendiğinde sonunda aynadaki yansımama baktım: “Bazı geceler kendi zihnimde öyle kaybolurdum ki annen başımı tutup kendi göğsüne yasladığında hiçbir şey anlatmadan da anlaşıldığımı hissederdim.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine babamın çocukluğuma ait bir cümlesini duyar gibi oldum: “Amcan böyledir Hazin, onun için gökyüzünde sadece tek bir yıldız parlasa yeter, diğer yıldızların sonsuza dek sönmesi umurunda bile olmaz.” Bu cümleyi amcam hiç düşünmeden nişanı attığı gece söylemişti sanırım bana, çok küçüktüm, amcam nişanından sadece iki gün sonra kızı terk etmişti ve kızın bağıra bağıra ağladığını yalının diğer ucundan bile duyabiliyordum. “Bu gece,” demişti babam, “Hazerhan gökyüzündeki bir yıldızı daha söndürdü işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu akşam Hazerhan Gümüş gökyüzündeki bir yıldızı daha söndürdü işte.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çocukken hiçbir anlam ifade etmeyen bu cümlenin yirmi beş yaşındaki Hazin’i ilk kez böylesi derinden sarstığını şimdi fark ediyordum. Bu ilk de değildi üstelik. Amcamın satrancın üzerindeki tüm taşları hiç düşünmeden harcayabildiğini çocuk yaşlarda öğrenmiştim. Ama günahsız taşlardan biri yok edilmeden hemen önce bir şekilde müdahale edip onu durdurmayı öğrenebilmiştim. Belki de öğrendim zannetmiştim. Bu gece sadece beni denemek için bir piyon daha kullanmıştı. Birinin babası, birinin oğlu, birinin sevgilisi olan bir piyon. Birinin hikayesi olan bir piyon. Birden bu düşünce öyle ağır geldi ki birkaç geri adım attım, aynadaki yansımam da beni taklit ederek benden uzaklaştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İşte bu elime geçen ilk sert şeyi aynaya fırlattığım andı. Ayna bir anda patladı, kırıklar büyük parçalar halinde yere devrilirken çıkan gürültü tüm malikanede yankılandı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynanın patlayışından sonra odanın içi bir anda tuhaf bir sessizliğe gömülür sandım ama aksine kırılan her parçanın sesi sanki duvarların içinde yaşamaya devam edip ince bir çınlama halinde kulaklarımda dönüp durdu. Yere saçılan cam kırıkları ay ışığını yakalayamadıkları için parlamıyor, karanlığın içinde sönmüş yıldız parçaları gibi öylece uzanıyorlardı. Nefesim düzensizdi ama yine de soğukkanlılığımı kaybetmedim. Kapı hızla açılıp Beyhan odaya girdiğinde bakışlarım kapıya dönmüştü. Hemen arkasından Zafer’in de odaya daldığını gördüm. Beyhan’ın yüzünde ne yapacağını bilemez bir ifade vardı, gözleri yerdeki kırıklara, sonra bana ve sonra tekrar yere kaydı. Benimse bakışlarım aynanın yerinde durması gereken o boşluğu çivilenmişti. Kendi yüzümün olması gerektiği yerde karanlık vardı şimdi. Belki de olması gereken buydu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazin Hanım?” dedi Beyhan sorar gibi sakince.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer hiçbir şey söylemiyordu, önce kırık aynaya baktığını gördüm, sonra camı parçalayıp yere düşen ağır şamdanı gördü, ardından yavaşça yüzüme baktı. Sonunda, “Beyhan,” dedi gözlerini benden ayırmadan. Sesi sert değildi ama itiraz kabul etmeyecek şekilde netti. “Çık odadan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan hareketsizce, “Ama-” diyecekti ki, Zafer tek bir tonla konuştu: “Çık.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bütün havayı değiştiren bu emir Beyhan’ın odadan çıkmasıyla yerini sessizliğe terk etti. Kapı kapandığında çıkan ses aynanın kırılırken çıkardığı sesten daha ağır geldi bana. Oda yeniden karanlığa teslim olmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer hemen yaklaşmadı, bunu yapmaması, bir anda beni avutacak cümleler kurmaması, o acemi merhamete kapılmaması bana iyi geldi. Yoğun duygular bazı anlarda temas istemiyordu, yalnızca yanında o ağırlığı taşıyabilecek kadar sağlam bir sessizlik isterdi. Birkaç adım ötede durmuş beni izlediği sırada hiç konuşmayacağını düşündüm ama sonunda o cümleyi kurdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu senin suçun değildi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne kadar kolaydı bunu söylemek. Başımı ona çevirdiğimde gözlerim karanlığa alışmıştı, yüzünü tam seçemiyor olsam da gözlerinin bulunduğu yerde duran o koyu gölgeleri görüyordum. Bir an gülesim geldi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değil mi?” dedim, sesim bana ait değilmiş gibi çıkmıştı. Uzak bir yerden, karanlık, derin bir kuyunun dibinden gelmiş gibiydi. “Bir adam öldü Zafer, bir diğeri de belki de ölmek üzeredir şu an. Neden oldu biliyor musun? Amcam onu nasıl temsil edeceğimi görmek istediği için.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen öldürmedin,” dediğinde başımı sağa yatırıp ona inanamayan gözlerle baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim kurduğumu sandığım ama aslında benim için kurulmuş olan sofrada öldü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu cümleye verecek tek bir cevabı yokmuş gibi sustu. Birkaç saniye sustuğumuzu hatırlıyorum, ardından ağır adımlarla bana doğru yürümeye başladı. Cam kırıklarının arasında dikkatle attığı adımları büyük bir kayıtsızlıkla izledim. Çıkan sesler odanın içinde sanki mevsim yaz değilmiş de kışmış, zemine birikmiş karlar ince ince eziliyormuş gibi dağılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin yüzünden değildi,” dedi, “senin üzerinden yapılmış bir plan yüzünden oldu belki ama bunun suçlusu sen değilsin. Amcan.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İşte bunu duyduğum anda içimde bir şeyler yer değiştirdi. Benim için değildi belki, belki de Zafer haklıydı ama benden geçerek, benim adımın gölgesinden yürüyerek olmuştu her şey. İnsan bazen katil olmak için silahı tutmak zorunda değildi ki, bazen silah başkasının elindeyken de vicdanın kirlenebilirdi. Benim vicdanım da bu gece işlemediğim bir cinayetin dumanıyla islenmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu daha kötü, farkında mısın?” diye fısıldadığımda gözlerinin karanlığı yararak yüzümde dolandığını hissettim. “Benim için yapılmış olsaydı kendimi avutacak bir sebep bulurdum, bir kötü arardım, o kötüye yüklerdim tüm suçu ve sıkılan kurşunlar umurumda bile olmazdı. Ama ben sadece ölçülmek için oradaydım. Tartılmak için. İnsan tartılır mı Zafer? Bir insanı tartmak için başka bir insanın hayatıyla oynanır mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorduğum soru karşısında çenesinin aniden kasıldığını odayı kaplayan derin karanlığa rağmen çok net gördüm. Yumruğunu da sıktı. Öfkesi bana değil, başka bir şeye yönelikti fakat öfkenin yönü nereye bakıyorsa baksın odayı dolduruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bırak da bunun vicdan azabını eğer buna sahipse amcan yaşasın, sen değil,” demesi, “Ölümlere alışkınım,” diye çıkışmama neden oldu. “Suçlu olan bir adamın yanındaki insanlar onu korumak için bana silah çekebiliyorsa hiç düşünmeden ben de onlara ateş edebilecek bir kadınım. Ama bu gece olan şey bu değildi. Bu gece bir adam sadece sözlerime öfkelendiği için masum bir adamı öldürdü. Sadece onu koruyamadığı, sadece ateş etmediği için. Bunu görüp hiçbir şey hissetmememi mi bekliyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sana hiçbir şey hissetme demiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman ne diyorsun?”Ona doğru bir adım atınca ayak tabanıma batan küçücük bir cam parçası hissettim ama geri çekilmedim. “Ne diyorsun bana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in yüzü sertleşti ama beni susturmaya çalışmadı. “Bunun bir bedeli olmak zorunda,” dediğimde duraksadığını gördüm. “Olmalı.” Ona doğru bir adım attığımda ayak tabanımdaki kan topunun patlayarak zemini hafifçe lekelediğini biliyordum. “Bu kez Hazerhan Gümüş yaptığı her şeyin bedelsiz kalacağına ve bedelleri sadece onun ödetebileceğine inanıp rahat bir uykuya dalmamalı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne söylemeye çalışıyorsunuz Hazin Hanım?” diye sorarken gözlerimde gördüğü karanlığın daha kıvamlısını sesine giydirmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İlk kez onun bir bedel ödemesini istiyorum,” dedim yavaşça. “Çünkü babam yıllar önce ne söylemeye çalışmış şimdi anlıyorum. Onun için tek yıldız parlasın yeter, kalan her şey karanlığa gömülebilir.” Gözlerimi kıstım. “Ve bu gece bir yıldız daha söndü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer başını beni daha iyi duymak için değil de sanki içinde yükselen bir şeyi bastırmak istiyor gibi eğdiğinde yüzlerimiz çok yakındı. Sonra yavaş, çok dikkatli bir hareketle elini kaldırdı. Bana dokunmadan önce durup izin isteyen gözlerle baktı ama ne bir şeyi kabul edecek ne de reddedecek durumdaydım. Parmakları yaralı bir ava dokunuyormuş gibi ağır bir dikkatle bana temas etmeye hazırlanıyordu. Sonunda çenemin yanına, yüzüme değil de saçlarımın hemen gerisine dokundu. O kadar hafifti ki neredeyse temas bile sayılmazdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bak,” dediğinde gözlerimi kıstım, zaten ona bakıyordum. Eli hâlâ üzerimdeyken bir adım daha yaklaştı, aramızda neredeyse nefes kadar bir mesafe kalmıştı. Tekrar konuşmadan önce seçilmeyen göz rengine rağmen bana uzun uzun baktığını hissediyordum, bakışları sanki benim aksime o karanlıkta bile benim gözlerimi görebiliyormuş gibi dikkatliydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benden istediğiniz ne ise yapacağım, Hazin Hanım,” diye fısıldadı. “Çünkü ben sadece sizin koruyucunuzum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim karanlığın içinde sadece hatları belli olan yüzünde dolaştı, yeşil gözlerini görme isteği birdenbire nereden çıkıp gelmişti bilmiyordum ama bir parça ışığa ihtiyaç duydum. İçimde durduramadığım bir istekle onun yeşil gözlerini görmeyi arzuladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de onun canını yakmak istiyorum,” diye fısıldadım. “Öyle bir yerinden yakmak istiyorum ki ilk kez gerçekten kaybetmekten korksun. İlk kez gökyüzünde yalnızca tek bir yıldız kalsın diye uğraşırken kendi gecesinin tamamen karardığını görsün.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer gözlerimin içine uzun uzun baktıktan sonra, “Bunun için sizin zarar görmeniz gerekirdi,” dediğinde gerçeklik çok sert vurdu. Amcamın göğündeki tek yıldız olduğumu fark ettim, hayır fark etmedim, bunu zaten biliyordum. Başımı çevirdim, eli hâlâ saçlarımdaydı, kırık aynanın parçalarından birinde yüzümün küçücük, yamuk bir yansımasını gördüm. Bir gözüm, yanağımın yarısı, dudaklarımın köşesi. Parçalanmış bir yüz. Çocukken kırık aynalara bakmanın uğursuzluk getireceğini söylemişlerdi bana, oysa ben asıl uğursuzluğun insanın tek parça kalmaya zorlanması olduğunu düşünürdüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer tekrar konuştuğunda duyacaklarım beklenmedikti: “Daha farklı bir şekilde canını acıtabilirsiniz ama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım tekrar onun yüzüne çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini saçlarıma bastırınca avucunun içindeki soğukluğu ensemde hissettim. Teması tuhaf ve beklenmedikti ama onu itmedim, onu reddetmedim, ona ne bu hakkı verdim ne de bunu yapmaması için onu durduracak tek kelime ettim. Sadece gözlerinin içine bakıp bana vereceği cevabı bekledim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendinizi değil, onun için sizden sonra en değerli olan şeyi yok ederek,” demesi bir an şaşkınlıkla ona bakakalmama neden oldu. Parmaklarının soğuk baskısını saçlarım enseme yayılmış hâldeyken bile çok net hissettiğimi hatırlıyorum. Bir ürperti parmaklarının ucundan tenime dökülerek sırtıma, omuriliğime, belimin kavisine yayılıyordu sanki. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O an Zafer’in dokunuşu kadar sarsıcı olan bir düşüncenin daha kafamın içindeki sislerin arasında aniden belirmesine neden oldu. Amcamla yaptığım telefon görüşmesini hatırladım, sevkiyatla ilgili verdiği üstünkörü bilgileri düşünürken buldum kendimi, daha sonra elimi Zafer’in göğsüne koyup avucumun içini gömleğinin kumaşına sertçe bastırırken kafamı kaldırıp o karanlıkta kaybolmuş gözlere baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir fikrim var,” döküldü dudaklarımdan. “Bana yardım edecek misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette,” diye fısıldarken dudağının kenarındaki o kıpırtı alaycı tebessümünden miydi yoksa karanlık bir vaatten miydi bilmiyordum. “Ben sizin adamınızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim farkında olmadan dudaklarına dokundu, çok geçmeden elimi hızla göğsünden kaydırarak aşağı indirip bir adım geri çekildim ve ayağıma batan cam kırığına aldırış etmeden onun dokunuşundan kurtulurken, “Güzel,” dedim. “Hazerhan Gümüş’ün canı bu gece canını yaktığı bir aileninki kadar yanmayacak olsa da elbette yanacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zaten ne düşündüğümü biliyor gibi bir hali vardı ama yine de “Paylaşın benimle,” diye fısıldadı bu gerçeği bir de benim ağzımdan duymak istiyormuş gibi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve ona o gece kesin olarak kararını verdiğim, uygulamaktan bir an olsun çekinmeyeceğim planı anlatmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarım laptopun dokunmatiğinde hareket ederken e-mail adresime gönderilmiş e-postalar arasında dolaşıyordum. En son üç ay önce bir iş için mesaj almıştım, yeni gönderi yoktu. Hazin Gümüş adıyla tutunmak zordu ama sadece Hazin olarak çalışmak oldukça kolaydı. Yine de bir süredir piyasada olmadığım için davetin gelmesini beklemek yerine kendim sitelere ilan bırakmaya karar verdim ve hızlıca kendimi tanıttığım bir dosya oluşturarak işlerimin referans fotoğraflarını dosyanın içine yerleştirdim. Çok uğraşılmamış dosyayı gerekli yerlere gönderdikten sonra bilgisayarımın kapağını indirdim, bilgisayarı yana koyup salıncağa yaslanarak bahçedeki kuşların sesini dinlemeye başladım. Görüşmenin üzerinden tam tamına iki gün geçmişti, Aytekin ve Kerim eve döndüklerinde diğer adamın da olay yerinde hayatını kaybettiğini öğrenmiştim ama bu kez daha sakin karşılamıştım bu haberi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan cam kapıdan çıkarken elinde telefonumu tutuyordu, telefonum bir anda çalmaya başladı. Beyhan, “Üçüncü kez çalıyor, size getirmem gerektiğini düşündüm,” diyerek telefonu bana uzattı. Teşekkür ederek telefonu elime alınca arayanın amcam olduğunu gördüm. Donuk bir ifadeyle uzun uzun arama ekranına baktıktan sonra telefonu yanıtlayıp kulağıma götürdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gümüşservim,” dedi nazik bir sesle. “Neden telefonu açmıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Açtım ya işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan sırtını döndü, benden uzaklaşıp cam kapıdan içeri girerek gözden kayboldu. “Nedim konusunda canın sıkkın değil mi?” Sorusu damarımın üzerinde zıplıyormuş gibi hissettirse de sessiz kaldım. “Merak etme, hesabını kestim o itin. İlyas Bey’den de gerekli ödemeyi aldım. Bir daha o varoşlarla muhatap olmana gerek yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşımı kaldırıp gökyüzüne bakarken, “Ee?” diye sordum. “Artık kendi işimi yapabilir miyim? Çünkü senin işinden hiç hoşlanmadım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsanlar konuşup duracak Hazin, oralarda adın yine boyacıya çıksın istiyorsun anlaşılan,” dedi renksiz bir sesle ama bu karara daha fazla karşı çıkmayacağını anlayabiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorum istemedim amca, aslında yapabilir miyim diye sormam da tamamen formaliteden çünkü günün sonunda istediğimin olacağını benden daha iyi biliyorsun. Sonuçta beni sen büyüttün,” dedim son cümleyi vurgulayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne söylersem söyleyeyim kafana eseni yapacaksan neden fikrimi soruyorsun?” Amcamın sorusu kaşlarımı çatmama neden oldu. “Nedim konusunda bana kızgın mısın? Böyle bir densizlik yapacağını ummamıştım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Senin yaptığın densizliği düşününce, Nedim melek bile kalabilir, demek istesem de “Konu kapandı, ödemeyi alabildiysen sorun yok,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana kızgın mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorusu bir şeyi sorguluyor gibi değildi daha çok gerçekten kızgın olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu sanki. “Senin her zamanki işlerin bunlar,” dedim telefonu kapatma isteğiyle. “Beni biraz bile şaşırtmadı yaşananlar. Tam olarak böyle insanlarla çalıştığını zaten biliyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İleride şirketlerin başına geçmen gerektiğinde nelerle karşı karşıya kalacağını daha iyi anlamışsındır,” demesi yüzümü buruşturmama neden oldu. Gerçekten onun yönetiminin başına geçeceğim bir günün geleceğine inanıyor muydu? İlaç sektörüyle ilgili bildiğim hiçbir şey olmadığı gibi karanlık tiplerle aynı masaya oturma düşüncesi bile midemi bulandırıyordu. Haklarından gelemeyeceğimden değildi, sadece onlarla aynı masada bulunmak istememedendi. Bir yere geleceksem kendi sanatımla geleyim istiyordum, sevdiğim işi sürdürmek tek gayemdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcam bana beni özlediğinden bahsetti, iş konusunu bir daha hiç açmadı. Telefonu kapattığımda gözlerimde bir boşluk vardı. Ona ödeteceğim bedel konusunda uzun uzadıya düşünmüştüm, bir an olsun vazgeçmeyi düşünmemiş, vereceğim hasarın onda yaratacağı maddi ve manevi kaybı biraz olsun umursamamıştım. Sadece bir saat sonra ana girişten izin isteyen kurye güvenlik taramasından geçerek bahçeye girdi ama binaya tamamen yaklaşmadı. Oğuzhan, kuryenin elinde tuttuğu büyük, içinde herhalde 250 ya da 300’den fazla kırmızı gülün olduğu çiçek buketini alıp içeri girdiğinde büyük salonda oturmuş Türk kahvesi içiyordum. Kuryenin ne getirdiğini ancak Oğuzhan içeri o büyük gül yığınıyla girince görmüştüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oğuzhan heybetli, kocaman adamlardan biriydi ama gül demeti onun bile küçük görünmesine neden olacak büyüklükteydi. Bacaklarımı düzleyip kahvemi sehpanın üzerine bırakırken, “Amcam mı gönderdi?” diye sordum çatık kaşlarla. Beyhan, Oğuzhan’ın elinden demeti aldığında Oğuzhan, “Üzerinde Asrın Cambaz yazıyordu, hanımefendi,” dedi mesafeli bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durdum, bu herifin içinde olduğum gizli malikaneden ne zaman haberi olmuştu? Beyhan gül demetini önümdeki sehpaya bırakırken bakışlarım demetin üzerindeki karta kaydı. Karta uzandım, Asrın Cambaz yazısına uzun uzun baktıktan sonra kartı açtım ve okumaya başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm, güvenliğin en üst düzeyde tutulmasını söylememe rağmen seni böylesi kötü bir olaydan uzak tutmayı ne yazık ki başaramadık. Otel Luxeria adına, Rıza Cambaz adına, en çok da kendi adıma özür diliyorum. Umarım en kısa zamanda bir kahve içebiliriz. İki arkadaş olarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karta çatık kaşlarla baktığım sırada, “Bu güller nereden çıktı?” diye sordu Zafer, o bu soruyu sorana dek içeri girdiğini fark etmemiştim bile. Kafamı kaldırıp ona baktım, bana değil hemen önümde duran abartılı demete bakıyordu. Yüzünde ağırlaşan bakışlarımı hissettiğinde gözleri bir ipeğin üzerinde kayan bıçak gibi kayarak gözlerime saplandı. “Aytekin dışarıda bir kuryeyi kontrol ettiklerini söyleyince uğrayıp teyit etme gereği duydum,” diye açıkladı kısaca, ardından gözlerini parmaklarımın arasında tuttuğum karta indirdi. “Kimden geldiğini sorabilir miyim, Hazin Hanım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aytekin sana kimden geldiğini söylemedi mi?” diye sorup kartı parmaklarımın arasında sıkıştırarak havaya kaldırdım. “Asrın Cambaz’dan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abdi niye size gül gönderiyor?” Sorusu beni şaşırttı, tıpkı benim gibi Oğuzhan ve Beyhan’ı da şaşırttığını fark ettim, ikisi de bir an için değişmesine engel olamadıkları ifadeleriyle Zafer’e doğru bakmışlardı. “Demek istediğim, bu malikanenin adresini nereden biliyor? Sizden mi aldı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neredeyse gülecektim, bunun yerine kaşlarımı çatıp, “Anlamadım?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu malikanenin Cambaz ailesi tarafından bilindiğine dair bir bilgilendirme yapılmadı bana,” demesi kartı sehpanın üzerine bırakarak, “Asrın’a adresi ben vermedim ama verebilirdim de,” dedim sakin bir sesle. “İlerleyen süreçte nişanlım olmasını umut ettiği adamın bir jest yapması için amcamın ona bu adresi verdiğini düşünebilecek kadar zeki olduğunu düşünüyordum aslında, Zafer.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oğuzhan’ın bakışları hala Zafer’deydi ama Beyhan nihayet gözlerini ondan uzaklaştırmış, bana çevirmişti. Zafer uzun uzun sustu, bir şey söylemek gelmiyordu sanki içinden ya da söyleyeceği şeyin uygun olmadığını düşünüyordu, bilmiyordum. Birbirimize yönelttiğimiz bakışlar Zafer’in, “Uygunsuz,” demesiyle derinleşti. Beyhan’ın bir defa daha Zafer’e dönen bakışlarını hissettim ama gözlerimi Zafer’in gözlerinden ayırmadım. Uygunsuz olan tam olarak neydi?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı sağa doğru hafif bir açıyla çevirip sorguyla, “Uygunsuz olan nedir, Zafer?” diye sordum neredeyse tehlikeli duyulan ama oldukça alçak çıkan bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Size bilgilendirme verilmeden adresinizin hiçbir şeyiniz olmayan bir adama verilmesi ve o adamın pişkince bu görgüsüzlüğün daniskası olan gül buketini evinize yollaması,” dedi hiç düşünmeden, gözünü dahi kırpmadan, göz temasımızı bir anlığına dahi olsa kesmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcamın kararlarını benden başka sorgulayan biri var sanıyorum?” diye sorduğumda buna cevap vermek yerine bana dik dik bakmaya devam etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oğuzhan hafifçe öksürüp boğazını temizledi, sanki ondan bunu kesmesini kelimeleri kullanmadan rica ediyor, belki de emrediyordu. Zafer’in gözleri kısıldı, kirpiklerinin ne denli uzun olduğunu alt ve üst kirpikleri birbirine yaklaşan oluşan koyu görüntüden anladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu Hazerhan Bey’in ilk stratejik hatası değil,” dedi Zafer sonunda konuştuğunda. “Biri ona bunu söylemediği sürece son da olmayacağa benziyor. Güvenliğinizden ben sorumluyum ve aranızda hiçbir bağ olmayan bir adamın şu an bulunduğunuz adresi bilmesini doğru bulmuyorum.” Tekrar aynı kelimeyi dümdüz bir sesle söyledi: “Uygunsuz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan ile Oğuzhan’ın birbirlerine dokunan bakışlarını göz ucuyla da olsa gördüm, Beyhan kaskatı bir yüzle Oğuzhan’a bakarken Oğuzhan gözlerini yumup geri açarak sanki Beyhan’a benim anlamayacağım bir mesaj verdi. Bacak bacak üstüne atarken, “Bunu amcama söylemeye ne dersin?” diye sordum onu pusturmak ister gibi ama aldığım karşılık kaşlarımın hayretle havalanmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çünkü bana doğrudan, “Söyleyeceğim,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona bu yaptığının uygunsuz olduğunu mu söyleyeceksin yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Tamamen uygunsuz olduğunu söyleyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kovulacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni sizden başkası kovamaz,” demesi üzerine duraksadım, Oğuzhan bir kez daha boğazını temizledi ve Zafer bu kez omuzlarını dikleştirerek arkadaşının uyarısına kulak verdi. “Beyhan Hanım,” dedi, “bu anlamsız hediyeyi koyacak bir yer bulun. Mesela çöp kutusu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan, “Buna Hazin Hanım karar verir,” deyince Zafer gözlerini hızla Beyhan’a çevirdi ama kadının gözlerinde her ne gördüyse dişlerini sıkmaktan başka hiçbir şey yapmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beyhan en azından kim olduğumun farkında,” dedim sakince. “Gülleri odama götür lütfen, Beyhan. Teşekkür ederim. İki gün sonrası için bir programım var mı kontrol etmeliyim.” Yerimden kalktığımda Zafer’in bana sorguyla baktığını gördüm. “Asrın ile bir kahve içeceğim. Sanırım yüz yüze bir kez daha özür dilemek istiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in yüzünde beliren şey açık bir öfke değildi; öfke tarafımca çok kolay daha tanınan bir duyguydu. Bu daha sessiz daha, daha soğuktu, bu yüzden daha tehlikeli bir şeydi. Gözleri bir anlığına önümde duran o gül yığınına kayarken ifadesi hiç değişmedi ama odanın havası aniden değişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan büyük buketi iki eliyle kavrayıp sehpadan aldığında güllerin ağır gövdeleri birbirine sürtünerek kuru bir ses çıkardı. Üzerimde sadece boğazımı saran bej penye kumaştan bir elbise vardı, omuzlarım açıktı ve kumaş tenimi sararak ayak bileklerime kadar iniyordu. Gül yapraklarından biri kucağıma düştüğünde Beyhan bana baktı ama kafamla onu onaylayarak çekilebileceğini sesimi çıkarmadan söylemiş oldum. Parmaklarımın arasına gül yaprağını alıp kırmızı, kadife dokusuyla oynadığım sırada Beyhan kucağında güllerle ortadan kayboldu. Oğuzhan belli belirsiz bir baş hareketiyle bana dönüp sonra Zafer’e baktı, gözleri uzun uzun Zafer’de kaldı ama karşılık alamayınca görev yerine dönmek için dışarı çıktı. Artık büyük salonda yalnızca biz vardık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarımın arasında duran gül yaprağından ayırdığım gözlerimi ona çevirip, “İşin yok mu senin?” diye sordum sakince. Bana dik dik bakmaya devam etti, yerinden kıpırdamıyordu. Gül yaprağını kahvenin altlığına bırakıp parmaklarımı porselenin ince kulpuna yerleştirerek fincanı elime aldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abdi’den biraz olsun hoşlanmadığınızı sanıyordum,” dedi birdenbire. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşımı hafifçe kaldırdım ve “Hoşlanmadığım o kadar çok insanla aynı masaya oturup kahve içtim ki aklın şaşar,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu sizin diğer mecburiyetlerinizden biri değil ama,” dedi buz gibi bir sesle. “Bu kendi seçiminiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle mi düşünüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aksini mi söyleyecektiniz?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiç düşünmeden yapıştırdığı cevap da bir soru içerdiğinden kaşlarımı çatarak, “Cambaz ailesi düşmanımız değil, dostumuz,” dedim. “Kahvemin içine siyanür koymayacaklar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gereksiz bir temas,” dedi cesurca, vereceğim tepkiyi biraz olsun umursamadığını fark etmek beni afallattı. “Böyle bir randevuyu kabul etmek demek, ileride yapılmasını umut ettikleri nişana karşı olumlu olduğunuzu hissettirmekten ileri gitmeyecek. Başınız ağrımasın diye söylüyorum Hazin Hanım, neticede biraz olsun beğenip hoşlanmadığınız bir adam söz konusu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Fincanı tabağa bırakırken alayla, “Onu beğenmediğimi de nereden çıkardın?” diye sordum. İfadesi bir alevin hızla küle dönüşmesini anımsatarak değişti, gözlerini yüzümden çekmedi, ruhuma uzanan bakışlarında suskun bir soru vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sakince, “Onu beğeniyor musunuz?” diye sordu, gözleri ise sesinin tam tersini yansıtan bir akis gibiydi, sanki daha hoyrattı, daha sertti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O yakışıklı bir adam,” dedim omuz silkerek. Zafer yerinden kıpırdamadan, gözünü bile kırpmadan bana daha dikkatli baktı. “Ama kabuğuyla ilgilenmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama onunla kahve içeceksiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelecekte başınızı ağrıtır diye söylüyorum, bu çok yersiz bir karar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça yerimden kalktım, bu sırada göz temasımızı kesmedim ve topuklu ayakkabılarım yumuşak halıyla temas edene dek ona doğru ilerledim. Benden ayrılmayan bakışları sanki beni değil de niyetimi izliyor gibiydi. Aramızdaki mesafe küçüldükçe içimdeki düşünceler daha güçlü olmaya başladı. Aramızda sadece bir adım kaldığında durup kafamı kaldırdım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlamayacak kadar saf olamazsın, yoksa öyle misin?” diye sordum, bu sorunun onu rahatsız ettiğini buz tutmuş gözlerinde görebilmek mümkündü. “Amcamın benden şüphelenmemesi gerekiyor.” Kurduğum cümleden bir anlam çıkaramadığını bilsem de ifadesini sabit tutmaya devam etti. “İki gün sonra ne yapacağımızı unuttun mu Zafer?” İşte şimdi ifadesi değişmeye başlamıştı, baktığı yerde gördüğünü sandığı gerçeğin bambaşka olduğunu fark etmiş gibiydi. “O günümü Asrın’la geçirdiğime inanırsa her şey çok daha kolay olmaz mıydı? Ben Asrın’la kahve içiyor olacağım. Onun sözde rakipleri ama aslında yeğeni sevkiyat tırını patlatırken.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İşte Zafer ile kurduğumuz plan tam olarak buydu. Hazerhan Gümüş’ü maddi ve manevi sıkıntıya düşürecek bir hamle. Belki çok acımasız ve çiğ bir düşünceydi, belki yaptığım tam olarak sırttan hançerlemek olacaktı ama günün sonunda ben onun yeğeniydim ve tıpkı onun gibi karşılık vermeyi ondan öğrenmiştim. Zafer şaşkınlığını gizleyemeden uzun uzun gözlerimin içine baktı, söyleyecek bir şeyleri vardıysa bile dudakları kelimeleri kullanmak için aralanmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi beni anladın mı?” diye sordum onu konuşturma isteğiyle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kelimesi kelimesine,” dedi sadece. Bakışlarının ağırlaştığını, beni adeta delip geçtiğini hissedince yanından kayıp geçerek, “Anlamana sevindim,” diye mırıldandım. “Bir aptalla bu yola çıkacağımı düşündürme bana bir daha, rica ediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gülleri odanıza götürmenizin de bu planla bir alakası mı var yani? Bana kalırsa yok,” demesiyle bedenimi yavaşça ona doğru çevirmem bir oldu ama sırtı bana dönüktü, az önce oturduğum koltuğa bakıyordu. Yüzündeki ifadeyi görememenin beni rahatsız ettiğini hissettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana kaldığı yok zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omuzlarındaki milimlik yükselişi anında fark ettim. “Gülleri seviyorsunuz herhalde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çiçekleri severim,” diyerek önüme döndüm, “gülün esansını kullanmaktan hoşlanıyorum. Ama en sevdiğim çiçeğin gülüp olup olmadığını sorsalardı, onlara en sevdiğim çiçeğin yaseminler olduğunu söylerdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzumun üzerinden ona bakmak için kafamı çevirdiğimde onun da aynı hızla bunu yaptığını gördüm ve gözlerimiz bir anda birbirine tutundu. Bana öyle uzun, öyle farklı baktı ki çözmeye çalıştığım o anlamların yanına çözülememiş yeni bir anlam daha yerleşti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne dedin?” diye sordu birdenbire.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlamadım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevdiğin çiçekten bahsettin, yani bahsettiniz,” diye düzeltti hızlıca.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet. Yaseminleri güllerden daha çok sevdiğimi söylemiştim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine o tuhaf sessizlik bir dalga gibi yükselerek ikimizi altına aldı, beni belki boğdu ama sanki Zafer’i tuzuyla yaktı. Birbirimize uzun uzun baktık ve o bana bakarken içimde adını koyamadığım bir his büyümeye başladı. Bir şeyi duymadan da anladığın, bakmadan da gördüğün anlar olurdu ve böyle bir anın içinde durduğumu fark etmek içimde korkunç bir hissin büyüyerek beni hızla geçirmesine neden oldu. Zafer görülmekten hoşlanan adamlardan değildi, ifadesini hızla değiştirip bana doğru yürümeye başladı. Tam yanımdan geçeceği sırada, “Ben de severim,” dedi sessizce. “Yaseminleri.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O gece bir sebepten gözüme uyku girmedi. Dışarıda öten gece böceklerinin sesi odama doluyor, camını aralık bıraktığım penceremden içeri sızan serin rüzgâr tül perdelerimi uçuşturuyordu. Eğer ayın gümüş ışığı tül perdelere çarparak hafifçe zemine serilmiyor olsaydı ruhum kadar derin bir karanlığın içinde uzandığımı düşünürdüm ama ayın gümüş parıltıları bu düşünceyi bastırıyordu. Yatakta yan dönüp yüzümü cama çevirdim, uçuşan tül perdeleri izlerken Zafer’in bugünkü bakışlarını hatırladım, çiçeklerden bahsettiğim sırada aniden yönelttiği o soruyu, yeşil gözlerine gölge gibi oturan o ifadeyi ve sonra yanımdan geçerken dudaklarından dışarı dökülen fısıltıyı. Belki de bu kadar çok düşünmek aptallıktı ama yine de bedenimin içinde taş kadar ağır hissettiren kalbimde bir yere dokunmuştu o bakışlar. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda doğrulup sırtımı yatak başlığına yasladım ve makyaj masamın üzerindeki cam vazoya yerleştirilmiş gül buketine baktım. Kırmızı güllerin rengi karanlıktan olsa gerek siyah görünüyordu, beklemeden ayaklanıp vazoyu kucakladım ve gümüş ay ışığının altına yürüdüğümde güllerin rengi bu defa bordoya döndü. Saatin çok geç olmasını fırsat bilerek geceliğimin üzerine sabahlığımı geçirme gereği duymadan odadan bir hayalet gibi sessizce çıktım, kucağımda cam vazoyla basamakları çıplak ayak, parmak uçlarımda indim. Salon karanlıktı, holün tavanın kenarlarına yerleştirilmiş spot lambalar sarı bir ışık yayarak yanıyordu ama görüntü loştu. Dış kapının önünde durdum bir süre, sonra vazoyu bir elimle göğsüme bastırırken kapıyı açtım. Gecenin karanlığı, bahçenin sessizliği ve serin hissettiren rüzgâr birbirlerine karışarak tek bir beden haline gelip gölge gibi önüme dikildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dışarı çıkıp bahçedeki atık konteynırlarına doğru ilerledim, biçilmiş çimlere temas eden ayak tabanlarıma yayılan serinlik bir an o kadar hoşuma gitti ki uzun uzun yürümek, çimlere uzanıp öylece saatler geçirmek istedim. Sonunda konteynırın önünde durup kapağını kaldırdım, tam gülleri kutunun içine atıyordum ki karanlıktan bana doğru yürümeye başlayan uzun, cüsseli gölgeyi gördüm. Onu çok geçmeden tanıdım, omuzlarının şeklinden, bacaklarının uzunluğundan ve biçiminden, boynunun keskin çizgisinden ve sert çene hatlarından onu bir gölge formundayken bile tanımak oldukça kolay oluyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bahçenin mermer zeminine döşenmiş spot ışıkları nihayet onun yüzünü gözler önüne serdiğinde gözlerimiz birbirine tutundu. Uzunca bir süre gözlerime baktıktan sonra elimde duran güllere çevirdi bakışlarını, sandığımdan daha kısa bir süre sonra da dibimde bitmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güllerden vazgeçmişsiniz,” dedi, sesinde alay aradım ama kulaklarıma dolan tek şey soğuk yükselen sesiydi; sesinde anlamlara rastlayamadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana söylemiştim,” dedim, sesim kulağıma uzaklardan gelen bir yankı gibi doldu. “Güller hiçbir zaman favorim olmadı.” Sonra parmak uçlarımda yükselip cam vazoyla birlikte gülleri konteynırın içine bıraktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda parmak uçlarıma bıraktığım ağırlığımı tüm tabanlarıma yayarak zemine bastığımda boyum şimdi ondan daha aşağıdaydı. Gözlerini indirerek yüzüme, ardından çıplak ayaklarıma baktı ve “Yalın ayak dolaşmaktan gerçekten hoşlanıyorsunuz,” dedi, ne söylemeye çalıştığını anlamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı kaldırıp gözlerinin içine bakarken, “Sen de gecenin bir yarısı bahçede vakit geçirmekten hoşlanıyorsun herhalde,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hava çok sıcaktı uyuyamadım, sıcaktan hiç hoşlanmam,” dedi. Nefesinden gelen viski kokusunu aldım, birkaç kadeh içmiş olmalıydı ve beyaz boynu da alkol içtiğini ele verircesine kızarmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Viski içtin sanırım, viski ateş yapar.” Söylediğim şey onu güldürdü ama neden güldüğünü anlamadım. Sakince, “Aslında şu an oldukça serin,” dediğimde sanki normal bir şeyden bahsediyormuş gibi, “Çıplak olduğunuz için olabilir,” dedi gözlerini gözlerimden kısaca ayırıp bakışlarını vücuduma indirerek. Kısa geceliğimin içinde olduğunu hatırlatan bu kelamın ardından tenime inen bu bakışlardı. Neyse ki gözleri uzun vadede aşağıda kalmadı, hızla gözlerime geri tırmandı ve birbirimize uzun uzun baktık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen birbirimize neden bu kadar uzun baktığımızı anlamakta güçlük duyuyordum, sanki ikimizin de birbirinden bir alacağı vardı. Birbirimizi ilk gördüğümüz günden beri sürekli birbirine dokunan gözlerimiz aslında alacağının peşindeydi. “Hayalet gibi etrafta dolanma da gidip dinlen,” dedim ona doğru bir adım atarak. “Bu arada artık insan içine karışmamda sakınca olmadığına göre yalıya dönecek miyiz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorum Zafer’in tek kaşını kaldırarak, “Yalıda mı yaşamak istiyorsunuz?” diye sormasına neden oldu. “Yalının epey işi varmış gibi görünüyor. Uzun zamandır uğranmadığı için bakıma ihtiyacı var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kollarımı bedenime sararak, “Anlıyorum,” dedim. “O zaman bakımının yapıldığından emin olalım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sizin yakın korumanızım ama siz inatla şahsi kölenizmişim gibi davranmaya devam ediyorsunuz,” dedi, sesinde sitem değil, daha çok sinir bozucu bir alay vardı. Sarkazmin onun ördüğü bir duvar mı yoksa kişiliğinin yapı taşı mı olduğunu anlamak güçtü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuyu yine maaşa getireceksen diye söylüyorum, hizmetinin bedelini ödeyebilecek bir kadınım,” dedim ona düz düz bakarak. “Eğer ekstra mesai yaptığını düşünüyorsan bunu söylemen yeterli, iğneleme yapma. Doğrudan zam istediğini söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Henüz maaşımı almadan zam isteseydim bu beni paragözün teki gibi gösterirdi,” dedi yine alayla, özellikle maaşını almadığına yaptığı vurgu gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yarın ödemeni yaparım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri alayla parlarken, “Yalının bal dök yala kıvamına geldiğinden emin olacağım, Hazin Hanım,” dedi neşeli bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak sen şu işe, para her kapıyı aralıyor,” diye alay ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arka kapım dışında bana ait her kapıyı aralayabilir,” demesi yüzümü buruşturarak gülmeme neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İğrenç bir üslup bu arada,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arka kapı deyince doğrudan o çıkarımı yaptığınıza göre kirli bir zihniniz var bu arada,” diye karşılık verdi aynı muziplikle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yüzüne dikerek gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmaya devam ettim. Bundan keyif alıyormuş gibi muzip gözlerle sıkılı dudaklarıma, yüzümün farklı köşelerine ve yine uzunca bir süre alacaklı olduğunu hissettirdiği gözlerime baktı. Kollarımı bedenime sararak kendimi bakışlarından mı gizlemeye çalıştım yoksa gitgide daha da serinleşen rüzgarın dokunuşlarından mı bilmiyordum ama ben bunu yaptığım anda gözleri tenime dokundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üşüdün mü?” diye sordu yeniden resmiyeti bir kenarda unutarak ya da bilinçli olarak onu bir kenara bırakarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım biraz.” Bakışlarım yüzünde dolaştı. “Ben artık içeri geçeyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer sessizce yüzümü inceledi, sonra başını sallayarak beni onayladı ve “Öyle yapın,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanından geçtim, çimlere basarak eve doğru yürümeye başladım. Bir an sonra Zafer, “Hazin Hanım,” diyerek beni durdurdu. Omzumun üzerinden ona bakmadan önce, “Efendim?” diye sordum ve bakışlarım omzumun üzerinden usulca ona kaydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha sık gülümseyin,” demesi afallamama neden oldu. Ellerini ceplerine sokarak önüne dönüp göz temasımızı kesti. “Size yakışıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karnımla göğüs kafesim arasında büyüyen ve gitgide karmaşıklaşan o yumağın farkına ilk kez o gece vardığımı hatırlıyorum. Gitgide çözülmesi imkansız hale gelen ve gün geçtikçe büyüyen bu yumağın ne anlama geldiği koca bir belirsizlik, kuyunun içinde beni izleyen karanlık, yıldızları sönmüş bir gökyüzü gibiydi. Önüme dönmeden önce, “Beni gülümsetmeye devam et o zaman,” dedim ama bunun onda nasıl bir etki yarattığını merak etmedim, sanki merak etmeye başlarsam işte o zaman karanlık benim için gerçekten çökecek, dünyayı yutan alevler önce küçük bir dal parçasını tutuşturarak yanmaya başlayacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hızlı adımlarla girişe yöneldim, tam aralık duran kapıdan içeri girmek için kapıyı itecektim ki büyük bir el benden önce kapıyı itti. Kapının yüzeyinde duran büyük ele baktım önce, sonra o elin sahibinin vücut ısısının sırtıma, belime, kalçalarıma ve dahası boynuma yayıldığını hissettim. Kafamı çevirip bedenin sahibine bakma gereği duymadım çünkü onun zaten kim olduğunu biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buyurun, Hazin Hanım,” diye fısıldadı saçlarıma doğru, sesi saç tellerime takıldı, nefesi kulak boşluğuma doldu, kelimeleri zihnime usulca sızarak tek bir harfin bile ne kadar ağır hissettirebileceğini deneyimlememi sağladı. Öne doğru bir adım attım, o da bir gölge gibi arkamdan adımlayarak aramıza girmesi olası her mesafeyi büyük cüssesiyle ortadan kaldırdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her bir adımımda bana ait bir gölge gibi arkamdan gelmeye devam etti. Kokusunu alıyordum, gölgesini hissediyordum, teninin ısısını ve kapladığı alanın büyüklüğünü hissediyordum. Holde ilerlediğimiz sırada, “Abdi’yle iletişim kurdunuz mu?” diye sordu, Asrın’a bu isimle hitap etmesini bile eğlenceli bulamayacak kadar gergin hissettiğimi bu soruyu o sessizliğin içinde duyduğum ilk anda fark etmiştim. Hiçbir şey söylemedim, sadece yürümeye devam ettim ve işte o an, parmaklarını bileğime yavaşça sararak beni durdurması göz bebeklerimin büyümesine sebep oldu. Bedenimi ona doğru çevirirken ne haber vermiş ne de izin istemişti. Saçlarım havada savrularak onun göğsüne, boynuna sürtündü, ardından sönerek yüzüme düştüler; göz göze geldik. Sadece duvarlara çizgiler indirerek zayıf bir ışık saçan spot lambalarının onun yüzünü aydınlatmaya yetmediğini fark ettim. Bileğim hala parmaklarının arasındayken gözlerini gözlerime sabitleyerek, “Abdi’ye onunla kahve içeceğinizi söylediniz mi?” diye sordu bir defa daha.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Temasına inanamayarak ona baktım, ardından gözlerim parmaklarının arasında kaybolan bileğime dokundu ve tam onu azarlamak için ağzımı açıyordum ki, “Onu yakışıklı bulduğunuzu söylerken ciddi miydiniz?” diye sordu bu sefer. Tamamen afalladım, gözlerinin içine bunu neden sorduğunu merak eden gözlerle baktığımda, “Düşük standartları olan bir kadına benzemiyorsunuz hiç,” dedi. “Hayal kırıklığına uğradım doğrusu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne zırvalıyorsun sen be?” diye sorarak bileğimi avucunun içinden sertçe çekerek kurtardım, ardından havada kalan eline elimin tersiyle vurdum. Önce vurduğum eline ardından gözlerimin içine baktı. “Yakışıklı bulmuşsam bile bundan sana ne?” Tam dönüp gideceğim sırada bu defa kolumu tutarak beni durdurdu. Öfke çok ani geldi, ona vurma isteğiyle elimi kaldırmamla diğer elimi de havada yakalaması bir oldu ve bir kolum onun parmakları arasında, bileğim avucunun içinde öylece birbirimize bakakaldık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Niye bu kadar sinirlendiniz?” diye sordu bariton bir ses, mermer bir suratla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duyduğum şeye inanamayarak, “Bırak,” diye tısladım, “kendini kim zannediyorsun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sizin yakın korumanızım,” dedi bırakmadan, çırpınmam hiçbir işe yaramayınca şaşkınlıkla ona bakakaldım. Ekledi: “Sizin adamınızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, öylesin. Bunun için haddini bilmen gerek,” dedim zehirli bir sesle ama çırpınmayı bırakmıştım, sadece bir sonraki hareketinin ne olacağını merak etmeye başlarken bulmuştum kendimi. Başını yana çevirmesiyle boynundaki kemik ve damarlar belirginleşti, bir süre boşluğa baktıktan sonra gözlerini tekrar yüzüme çevirdi; çenesi sertleşmiş, yanakları içeri çökmüştü. “O herifin otelinde başınıza bir iş gelebilirdi. Sizin için yeterince iyi olsaydı o gece yanınızdan ayrılmazdı. Kovsanız da gitmezdi. Sizin güvende olduğunuzdan emin olurdu,” dedi düz bir sesle. “Siz de kalkmışsınız onun gibi bir tek taşaklıya yakışıklı diyorsunuz. İnanılacak şey değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği şeye anlam veremedim, bileğimi ve kolumu ondan kurtarmaya çalışırken, “Sen ne zırvalıyorsun gerzek?” diye hırladım, yükselmeyen ama öfkesini belli eden sesim onu kendine getirir sanmıştım ama hiç de öyle olmamıştı. “Bunun herifin yakışıklı olmasıyla alakası ne? Üstelik beni korumak senin görevin, onun değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni yakışıklı bulduğunuzu söylemeniz çok daha adil olacaktır o halde,” demesi tokat yemişim gibi ona bakakalmama neden olacak türden bir sitemdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söyleyin,” dedi ciddiyetle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyi söylememi istiyorsun Zafer? Ne saçmalıyorsun sen Allah aşkına?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Niyetinizi söyleyin,” dedi bir defa daha şaşkına dönmeme neden olarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Niyetim seni kovmak gibi duruyor şu an,” dedim ona dik dik bakarak. “Ağzınla içemiyorsan içme.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bileğimi bir kez daha kurtarmaya çalıştığımda beni özgür bıraktı ama tüm gücümü kullandığımdan olsa gerek bedenim aniden bırakılmanın etkisiyle geriye doğru devrildi. Zafer’in yeşil gözlerinin irileştiğini gördüm, öne doğru eğildi ve beni tutmak için avucunu belime yerleştirdi ama öyle çok sendelemiştim ki düşüşüme engel olamadı. Daha beteri varsa, ben düşerken onun da üzerimde benimle birlikte yere devrilip beni altında ezmesiydi. Vücudum onun büyük bedeninin ağırlığıyla adeta ezilse de avucu hala belimde olduğu için düşüşüm çok şiddetli olmadı. Gözlerim şaşkınlıkla iri iri açıldı ve ikiye ayrılmış bacaklarımın arasından üzerime uzanmış adama dehşet içinde bakakaldım. Geceliğimin kumaşı uyluklarıma kadar sıyrılmıştı, dizlerimi yukarı çekmiştim ve hemen bacaklarımın arasına düşen Zafer’in karnı karnıma yaslanmıştı. İki bacağımın arasında onun tüm ağırlığını hissettiğim o saniyelerde gözlerini indirip yüzüme benimkinin ikizi olan bir şaşkınlıkla bakakaldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Midemle göğüs kafesimin arasındaki baskı birdenbire çoğaldı, kalbimin göğsüme omuz vuruyormuş gibi yüklenerek çarptığını hissettim. Dizlerini zemine bastırdı ama kalkmadı, ellerinin başımın iki yanında durduğunu, avuçlarını da tıpkı dizleri gibi zemine bastırdığını fark ettim. Donmuş halde birbirimize bakmaya devam ederken aramızda uzayan o tuhaf sessizliğe bir de hareketsizlik eklenmişti. Kirpiklerinin altında çıra gibi yanan yeşil gözlerini yüzümden çeneme indirdi, ardından boynuma ve bir an göğüs dekolteme bakıp kaşlarını çatarak hızlıca gözlerini yüzüme geri çıkardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir nefeslik boşluk vardı yüzlerimiz arasında, söylenmenin eşiğine gelmiş kelimelerin de sadece bir nefese ihtiyacı vardı dışa vurmak için. Ellerimi kaldırıp avuç içlerimi onun sert göğsüne bastırdığımda parmak uçlarımda başlayan karıncalanma hissi avucuma kadar inip bileklerime sarmaşık misali dolandı. Gözlerim farkında olmadan dudaklarına dokundu, kısacık bu bakışın kalbime böylesi bir basınç uygulaması akla zarardı. Bir erkek ve bir kadın anatomik olarak birbirlerine bu denli yakınken hissedilmesi doğal şeyler olsa gerekti tüm bunlar, herhalde öyle olmalıydı. Avuçlarım ikimizin arasında yavaşça ezildiğinde tıpkı bedeni gibi yüzünün de gitgide yaklaştığının farkına vardım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda kendimi toparlayarak, “Kalkacak mısın artık üzerimden?” diye sorup avucumu göğsüne daha sert bastırarak onu ittirdim. Zafer başta irkildi, sanki yattığı bir uykudan, daldığı bir transtan aniden geri itilip anın içine çekilmiş gibi göz bebekleri genişledi. Hızla doğruldu ama sanırım yeterince hızlı değildi. Çünkü holün ana ışığı birdenbire üzerinde yattığım zemini aydınlattı ve kafamı geriye doğru kaldırıp ters bir şekilde ışığı yakanın kim olduğunu görmeye çalıştığımda yüzüm buz kesti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mısra parmakları ışığın anahtarında, yüzünde olan bitene anlam veremeyen bir ifadeyle dehşet içinde ikimize bakıyordu. Zafer’i üzerimden adeta uçurdum, hızla ayaklanırken az önce verdiğimiz pozun ne anlamlara çıkarılabileceğini düşünürken zihnimde düşünceler birbirine çarpmaya başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer avuçlarını birbirine vurarak elini bana uzatmıştı ama onu doğrudan görmezden gelerek kendi imkanlarımla ayağa kalkmıştım. Mısra hala olduğu yerde duruyor, burada neler olduğuna anlam vermeye çalışıyor gibi dikkatle Zafer’e bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dışarıya hava almaya çıkmıştım,” dedim üzerimde sabahlığım olmamasına rağmen rahatça. “Zafer de dışarıda dolaşıyordu ve içeri birlikte içeri girdik, sonra da işte dengemi kaybettim. Beni tutmaya çalıştı ama tutamadı, denge problemleri olan sadece ben değilim demek ki. Üzerime kapaklandı.” Hızlı konuştuğumu fark edince kaşlarım çatıldı, sakince Zafer’e doğru döndüm. “Maaşından keseyim de gör. Allah aşkına kaç kilosun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Maaşımdan mı keseceksiniz?” Zafer kaşlarını çattı. “Sadece kafanızı çarpmanızdan endişe duydum ve sizi yakalamaya çalıştım. Karşılığı bu mu olacaktı?” Onun da tıpkı benim gibi telaşlı ve hızlı konuştuğuna ilk kez şahit oluyordum. “Abartmayın hem, tüm ağırlığımı üzerinize vermedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, maaşından keseceğim. Dikkatsiz bir adamsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dikkatsizliği ben mi yaptım?” Parmağıyla kendini işaret ederken hayretle kaşlarını kaldırdı. “Sakar olan sizsiniz. Buraya geldiğimiz ilk gün de az kalsın sırtüstü düşüp merdivenlerden aşağı yuvarlanacaktınız. O gün yanınızda kim vardı ve kim bu faciayı önledi? Siz söylemeden ben söyleyeyim,” dedi parmağını göğsüne bastırarak. “Ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafamı vurmamdan korktun ama üzerime düşüp beni ezdin,” diye çıkıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sizi ezmedim, siz benim altıma düş-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mısra öksürerek, “Hazin Hanım, iyi misiniz?” diye sorarak araya girince Zafer sustu, ben de bakışlarımı Mısra’ya çevirdim hızlıca. “Yaralanmadınız ya?” Bu soruyu sorarken mavi gözlerine yerleşen ifade beni duraksattı. Alenen bu manzaradan hoşlanmadığını gösteriyordu gözleri, kaşları gözlerinin üzerinde hafifçe çatılmıştı ama dikkatle bakılmadığı sürece bu küçük ayrıntı fark edilemeyecek kadar silikti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, evet ben iyiyim.” Hızlı adımlarla Zafer’i arkamda bırakarak Mısra’nın yanından geçtim. “İyi geceler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler, Hazin Hanım,” dedi Mısra neşeden uzak bir sesle. Gözlerini Zafer’e diktiğini biliyordum, başını çevirip omzunun üzerinden bana bakma gereği bile duymamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merdivenlere yöneldiğim sırada Zafer, “Bana yaralanıp yaralanmadığımı sormayacak mısın ya?” diye sordu alayla, bunu duyduğumu biliyordu ama soruyu Mısra’ya yöneltmişti. Aldırış etmeden basamakları hızlı adımlarla tırmandığım esnada Mısra’nın, “Geber,” diye söylendiğini duydum ve sonra hızla Zafer’den uzaklaşmaya başlamış olacak ki ayağındaki terliğin sesi kulaklarıma doldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kesin olan bir şey varsa, Mısra gördüklerini tamamen yanlış yorumlamıştı. Ve yine kesin olan bir şey daha varsa bu da Mısra’nın Zafer’e karşı bir şeyler hissettiğiydi. Son basamağı çıkacakken birden midemde beliren rahatsızlık hissiyle durup omzumun üzerinden aşağıya, tekrar karanlığa teslim olan hole baktım. Çatık kaşlarla bir süre düştüğümüz boşluğu izledikten sonra son basamağı da çıktım ve odamın kapısını arkamdan sertçe kapatıp kapıya yaslanarak derin bir nefes aldım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hissettiğim şeyin adı kaygı mıydı? İki gün sonra yapacağım şey mi aklıma gelmişti de birdenbire midemde bir düğüm hisseder olmuştum? Ne saçmaydı. Kaygı, henüz gökten yere tek damla düşmemişken elinde açık bir şemsiyeyle dolaşmaya benziyordu; insan kendini tedbirli sanıyordu ama aslında yalnızca göğün kararmasını bekleyerek hayatından ışık eksiltiyordu. Bazı felaket geldiğinde değil, insan onları erkenden kalbinde ağırlamaya başladığında çürütüyordu ruhu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşünme, dedim kendime. Düşünme Hazin. Bir noktadan sonra yağmurun yağmasından değil, onu beklemekten yorulduğunu anlayacaksın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizlik içinde geçen iki gün içinde Mısra ile neredeyse hiç karşılaşmadığım, Zafer ile yalnız kalmak zorunda kalmadığım ve sonunda iş için e-mailler almaya başladığım için kendimi biraz daha gevşemiş hissediyordum. Dün sabah saatlerinde oteli aramış, Ersan Bey’den Asrın Cambaz’ın telefon numarasını rica etmiş, çok geçmeden Asrın’ı arayarak sadece beş dakikalık telefon görüşmesinin ardından kahve içmek için sözleşmiştim. Asrın ile kahve içeceğimi öğrenen amcam elbette çok keyiflenmiş olmalıydı ama bu gece yerine geldiğini sandığı keyfi kökünden sökülerek ondan uzun süreliğine alınacaktı. Böyle şeyleri çok şahsi gördüğünden ve maddi yönünden çok manevi olarak onu öfkeyle doldurduğundan yaşanacak kaosu az buçuk ön görebiliyordum. Açıkçası biraz olsun umurumda değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayağımdaki siyah stiletto çizmeler diz kapaklarımı da içeri alarak bir çorap gibi yukarı çıkıyor lakin bacağımı tamamen sarmıyordu ve rugandı. Saçlarımı örmüş, öne düşen iki üç tutamı da şekillendirerek yüzümün kenarlarına bırakmıştım. Altımda siyah mini bir etek, üzerimde beyaz, ince ve efil efil hissettiren bir gömlek vardı; gömleğin altta kalan uzun kumaşını eteğin içine sokmuştum ama gömlek hala öne doğru dökümlü duruyordu. Kulağımda neredeyse yüzümün yarısı büyüklüğündeki gümüş halka küpelerle oynayarak yolu izlediğim sırada ön yolcu koltuğunda oturan Kerim ve sürücü koltuğundaki Zafer arasında benimkine eşlik eden bir sessizlik uzayıp gidiyordu. Zafer radyoyu açmıştı, daha önce duymadığım Türkçe bir parça çalıyordu ama sözlere odaklanmak yerine gözlerimi yola çevirmiş bu saatlerde daha da artıp insanı çileden çıkaran İstanbul trafiğini izliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda Kerim, “Neden Bahçeşehir’e gittiğimizi sorabilir miyim?” diye sordu sonunda. “Siz Mallof’un önündeki trafiği görüyor musunuz yoksa ben mi çölde serap gören bedeviye döndüm sıcaktan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tekirdağ’a geçmek daha kolay olsun diye,” dedi Zafer tekdüze bir sesle. Gözü bir an olsun bana dokunmuyordu, oysa ben elimde olmadan sık sık dikiz aynasından ona bakıyor, aynadan görünen belirgin, hoş biçimli kaş ve göz yapısını izliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazin Hanım çok özür dileyerek sormam gerek,” dedi Kerim aniden arkasını dönüp dirseğini koltuğun başlığına yaslayarak. “Bu herif mal mı da sazan gibi anında Bahçeşehir’de buluşmaya tamam dedi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana nereye gitmek istediğimi sordu, ben de daha önce görmediğim yerleri söyledim. Özellikle Başakşehir’deki Gölet’in üzerinde çok fazla durdum, bu yüzden beni doğrudan Gölet’e götürmeyi teklif etti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim bana irkilerek baktı, gözlerindeki yansımamda başımın iki yanından  kıvrılarak çıkan kırmızı boynuzları gördüğüme yemin edebilirdim. “Kadınlar çok tehlikeli bra,” diyerek Zafer’e baktı ve ardından önüne dönüp kollarını göğsünün üzerinde birleştirdi. “Respect.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tatlı tatlı, “Kerim,” dediğimde Kerim tekrar başını arkaya çevirerek bana baktı. “Senin koruma paketine mizah da mı dahil?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim sırıttı. “Ben her yetenekli adam gibi yanlış yerde parlıyorum, Hazin Hanım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tuhaftı, Zafer şimdiye zevzeklik yapar, alay eder ya da en azından fikir belirtir sanmıştım ama bu gece yaşanacakları planlamak için birkaç cümle dışında tek kelime etmemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kadar sürede Gölette oluruz?” diye sordum öne doğru eğilerek. Zafer gözlerini göstergeye indirdi, ardından önümüzde birdenbire belirerek tüm yolu kaplayan trafiğe baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otuz dakikadan önce bu trafikten çıkamayız,” dedi donuk bir sesle. Bir eli direksiyondayken araba yavaşladı ve durdu, güneşliğini indirip başını yana doğru yatırarak yolu izlemeye başladı. “Bu trafikten çıkınca on dakika içinde varırız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıkabilirsek tabii,” diye homurdanarak camdan dışarıya baktım. Hava çok sıcaktı, klima çalışıyordu ama camı indirip bir sigara yaktığımda aracın içine sıcak tekrardan doluşmuştu. Parmaklarımın arasında tuttuğum sigarayı dudaklarıma götürürken Zafer’in dikiz aynasından bana baktığını gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu kadar aceleci olmayın, gören de Abdi’yi görmek için sabırsızlandığınızı zannedecek,” dedi birdenbire.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi beni aynadan dikkatle izleyen gözlere çevirip, “Ya,” dedim, “sorma, onu görmek için çıldırıyorum. Gece gözüme uyku girmedi. Heyecandan bir sağa döndüm, bir sola döndüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarının birbirine değecek kadar çatıldığını gördüm ama yorum yapmadı, Kerim’in göz ucuyla onu süzdüğünü fark ettiğimde sigarayı yeniden dudaklarıma götürüyordum. Kerim’in gözleri Zafer’in yüzünde uzun süre beklemedi, kısa bir göz süzüşün ardından kaşlarını kaldırarak yan camdan dışarı baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Trafik ağır ağır açıldı, araç bir süre sonra daha rahat hareket etmeye başladı. İlerledikçe şehir kabul değiştiriyordu; kalabalık, vitrinler, tabela cümbüşü yavaş yavaş seyrekleşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim, “Neredeyse geldik,” dediğinde gözlerimi sıklaşan binalardan ayırıp tekrar Zafer’e çevirdim. Gözünü yoldan ayırmadan arabayı sürmeye devam ediyor, dakikalardır konuşmuyordu. Gölet’e vardığımızda güneş hala yüksekteydi ama öğlenin o yakıcı aydınlığı biraz kırılmıştı. Suyun üstüne düşen ışık usul usul yayılan solgun bir gümüş gibi görünüyordu. Kafenin bulunduğu bölüm çevresindeki yürüyüş yolundan ve peyzajlı alanlardan ayırt edilebilecek kadar özenliydi. Geniş camları, açık renk taş zemini ve dışarıda düzgün dizilmiş masaları vardı. Asrın’ın dışarıdaki masalardan birinde oturduğunu gördüm, gölü hemen önüne almıştı. Her ne kadar rahat görünmeye çalışıyor olsa da beni beklediği belli oluyordu. Gözündeki güneş gözlüğünü beni fark ettiği anda çıkarıp masaya bırakarak ayağa kalktı. Yüzüne yerleşen gülümsemeyi uzaktan bile net biçimde seçebildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araba durduğunda kapıyı hemen açmadım, önce açık camdan dışarıya, bana doğru bakan Asrın’a baktım. Sonra gözlerim Zafer’in omzuna kaydı, omzunun gergin olduğunu gördüm, direksiyonu kavramaya devam eden elleri biraz olsun gevşememişti. Başını hafifçe yana çevirip kafeye baktı. Yüzü sakindi ama o sakinliğin altında dilinin ucuna kadar gelen bir şeyi ağzının içinde tutmaya çalışıyormuş gibi hissettiren bir gerginlik vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen gelme,” dedim kapıya uzanırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelmeyi düşünmüyordum,” dedi buz gibi bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belli oluyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarını bu defa bana çevirdi ama hiçbir şey söylemedi. Kerim sakince, “Ben geleyim mi peki?” diye sorunca, “Sen burada oturup Zafer’in psikologluğunu yap, bence bu aralar biraz terapiye ihtiyacı var. Maaşını alamadığından gergin herhalde,” dedim imalı bir sesle. Zafer bana dik dik baksa da ağzını açıp tek kelime etmedi. “Merak etme, bu gece ödemeni maaş kartına yatıracağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kadar iyisiniz,” dedi Zafer gözlerini yüzümde dolaştırırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bendeki kalp değil, saf gümüş,” diyerek yapay bir şekilde gülümseyip kapıyı açtım ve dışarı adımımı attım. Kerim’in Zafer’e bir şeyler söylediğini arabadan uzaklaşırken bir anlığına gözüm tekrar onlara dönünce görmüştüm ve Kerim ona her ne söylediyse Zafer aniden kaşlarını çatarak sert olduğunu gözlemlediğim bir cevap yapıştırmıştı. Asrın birkaç adım ötemde beni karşılamak için masa hizasından ayrılmıştı, Asrın’a doğru yürürken yüzümdeki ifadeyi stabil tutmaya çalıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazin,” dedi başıyla beni selamlayarak. “Merhaba. Hoş geldin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini uzatınca ben de uzattım, parmakları parmaklarıma temas ettiği anda gözlerinin çok daha dikkatli bir şekilde yüzümü süzgecinden geçirdiğini hissettim. Her hareketimi, tepkimi ölçüyor gibi bir hali vardı. Elimi gereğinden bir an bile fazla tutmasına izin vermeden geri çektim ama o bunu fark etmeyecek kadar memnun görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burayı beğeneceğini düşündüm,” dedi arkasında uzanan büyük mekanı göstererek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göz ucuyla etrafa baktıktan sonra, “İyi seçim,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Masaya oturduktan hemen sonra, “Otelde yaşananlar adına tekrar özür dilerim, Hazin,” dedi. “Hazerhan Bey’in bu denli güvendiği insanlar olmasalardı seni onlarla tek başına bırakmazdım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarımı alayla kaldırıp, “Ben kendimi koruyamaz mıyım sanıyorsun sen?” diye sordum, sesimde de ifademe sinen o keskin alay vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Garson siparişleri almak için gelince yeni bir kelime için aralanmak üzere olan dudaklarını birbirine bastırarak sustu. Menüye bakmak için masadaki QR kodunu okuttuğum sırada, “Buranın flat white’ları iyidir ama filtre kahveleri de fena değil,” diye öneride bulunan Asrın’a sakin gözlerle baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben bir sade Türk kahvesi alayım,” dedim garsona, bu sırada bakışlarım hala Asrın’daydı. “Teşekkür ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ondan bir öneri istemediğimi fark eden Asrın’ın dudaklarında bir tebessüm oluştu, başını iki yana sallayarak göle baktı kısaca. Ardından, “Ben de espresso tonic alayım,” dedi. “Bir de maden suyu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Garson uzaklaştığında suya doğru baktım. Göletin yüzeyi uzaktan sakin görünüyordu ama hafif rüzgar değdikçe üzerinde küçük kırışıklıklar oluşuyordu. Gözlerim bir an pembe çiçekli ağaçların gölgesinin vurduğu köşeye kaydı, Zafer’in orada dikildiğini ilk kez o an fark ettim. Doğrudan olduğum yere bakarken bir elini pantolonunun cebine sokmuştu, diğer elinde de bir sigara tutuyordu. Sigarayı dudaklarına götürdü, bunu yaparken gözlerini bir an olsun üzerimden ayırmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Açıkçası kahve davetimi kabul etmeni beklemiyordum,” dedi Asrın. Kelimeleri zihnime dokundu ama bakışlarımı ağacın altında beni gözleyen korumamdan ayırmadım. “Eğer kabul edeceğine ihtimal verseydim teklifi hoş bir akşam yemeğinden yana kullanırdım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi Zafer’den ayırarak ve dikkatinin hala üzerimde olduğunun farkındalığıyla baskıda hissederek Asrın’a çevirdim. “Yüz yüze özür dilemeden içinin rahat etmeyeceğini biliyordum, bu yüzden kabul ettim,” dedim çünkü bu randevuyu farklı yorumlamasını istemiyordum. Asrın bunu zaten biliyormuş gibi ağır ağır başını salladı, söylediğim şey onu rahatsız etmemiş gibiydi. “Fakat söylemem gerek Asrın, senin özür dilemeni gerektirecek bir durum yok. İşlerin sarpa sarmasının nedeni amcamın müşterisinin tavrıydı. Bir iş yemeğinin ortasında silahların çekilme ihtimalini kimse düşünmez.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadsiz bir adam,” dedi Asrın kaşlarının ortasında oluşan bir yarıkla. “Oldum olası Nedim denen adamdan hoşlanmam. Hakkında türlü türlü söylentiler var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kadınlardan pek hoşlanmıyor bana kalırsa,” dedim alaycı bir tebessümle. “Bana karşı keyif verici bir nefret duyuyordu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun gibileri bilirsin, kadınlarla aynı masaya iş konuşmak için oturmazlar,” dediğinde yüzümü buruşturdum ama haklıydı, özellikle bu camiadaki erkeklerin tamamında böyle bir kusur vardı. Bunun Tahran’daki sosyetik erkeklerle sınırlı olmadığını biliyordum, dünyanın her yerinde böyle adamlara rastlıyordunuz. “Yaptığı karşılıksız kalacak değil, eminim kendi elleriyle kendine bir son yazdığının farkındadır,” diye devam etti cümlesine. “Hazerhan Bey’in ona İstanbul’u dar edeceğinden şüphem yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İş konuşmayalım lütfen, bu konu ziyadesiyle canımı sıkıyor, hatırlayıp tekrar cinlenmek istemiyorum,” dedim avucumu ona doğru duvar gibi dikerek. “Yeterli.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha önce İngiltere’de bulundun mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, amcamın iş gezilerinden birinde onunla gitmiştim,” dedim. Bakışları yüzümde birkaç saniye daha oyalanınca devam ettim. “Sen orada okudun değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet. Sanıyorum sen de Tahran’da okumuştun,” dedi beni inceleyerek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı salladım. “University of Tehran mezunuyum,” dedim. “Devlet kadının saç telleriyle yakından ilgilenirken fikirlerinden hiç korkmuyormuş gibi davranabiliyor ama aslında ne kadar korktuklarını orada daha iyi anlama şansı buldum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asrın, gözlerini benden ayırmadan dinledi. Sonunda, “Zor olmuş olmalı,” demesi beni gülümsetti. “Çünkü orada uzun süredir kadınların zekası alkışlanmıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kadınlara yalnızca yeterince sessizlerse tahammül ediliyor,” dedim. “Ama bu sadece İran’da mahsus olan bir zalimlik değil, Asrın. Bu dünyanın her yerinde başka bir kılığa giriyor. Bazen gelenek oluyor, bazen ahlak, bazen koruma. İsmi değişiyor sadece. Özünde hep aynı şey kalıyor. Kadının varlığı, yükselen sesi, hele bir de kendi gücünün farkında oluşu… İşte tüm bunlar zayıf erkekleri epey ürkütüyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asrın bu kez hemen cevap vermedi. Çenesini hafifçe kaşıdı, sanki zihninde geçmiş yıllara ait küller vardı ve onlara bakıp anılarını yad ediyordu. “Belki de,” dedi alçak bir sesle, “bazı erkekler güçlü kadınlardan korkmuyor, yalnızca onların yanında ne kadar küçük kaldıklarını fark etmekten korkuyorlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buna örnek olarak Nedim’i gösteriyorum,” dedim konuyu eğlenceli hale getirmek için. Asrın işaret parmağını sus çizgisine koyarak gülerken gözlerinin kenarları kırıştı. Ben de ona eşlik ettim ve bakışlarım yavaşça yan tarafıma kaydığında Zafer’in hala aynı yerde olduğunu, gözünü kırpmadan bizi izlediğini gördüm; aramızdaki mesafeye rağmen gözlerine yerleşen soğuk ifadeyi görebiliyor gibiydim sanki burnumun dibindeymiş gibi netti bakışları.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asrın’la zorunlu olarak başladığım ama bir müddet sonra keyif aldığım sohbet akşam saatlerine yakın sona erdiğinde ikinci kahvemi içmiş, ardından yiyecek bir şeyler sipariş etmiştim. Gözlerim ara sıra telefonumun ekranına kayıyor, saati kontrol ediyordum. Belli bir saate kadar Asrın’ın yanında kalarak kendimi şüpheliler listesinden kalıcı olarak sildirmekti niyetim. Yine telefonumu kontrol ettiğim bir anda panele düşen mesajı gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gönderen: Zevzek 
Alıcı: Hazin Gümüş 
Keyfiniz epey yerinde olduğundan hatırlatma gereği duydum. Unutmayın ki bir görevimiz var, artık yavaştan masadan kalkabilirsiniz bence.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mesajı okurken tek kaşım havaya öyle sert kalktı ki Asrın, “Bir sorun mu var?” diye sordu peçeteyle ağzının kenarlarını kibarca silerken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedim. “Dolandırıcı mesajı. Türkiye’ye geldiğimden beri sık sık dolandırıcılardan mesaj alıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediğim şey bir an bana bile komik geldi. Asrın ise ciddi bir şeyden bahsediyormuşum gibi başını salladı. “Son zamanlarda epey profesyonelleştiler. Eskiden sadece yaşlı insanları tuzağa düşürüyorlardı, artık neredeyse herkesi kandırabilecek kadar geliştiler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pis dolandırıcı,” diye homurdandım telefonuma bakarak ve bu Asrın’ı birden güldürdü. Oysa benim fırçaladığım dolandırıcı Asrın’ın düşündüğü dolandırıcılardan biri değildi. “Ben artık kalksam iyi olur, öğlen vakti inanılmaz bir trafik vardı Mallof tarafında,” dedim. “Akşam trafiğine de kalacağım büyük ihtimalle. O yüzden daha fazla vakit kaybetmeyeyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oranın trafiği hep öyle, nadiren aylaklaşıyor,” diyerek bana hak verdi. Sonra hesabı ödedi ve her ne kadar kendi hesabımı ödemek için diretsem de buna aldırış etmedi. Tekrar tokalaştık, tam ondan uzaklaşacaktım ki, “Sana aracına kadar eşlik edeyim,” diyerek hemen yanımda ilerlemeye başladı. Aracın önüne geldiğimizde, “Bugün için teşekkür ederim,” dedim. “Gölet’e bayıldım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne demek. Umarım tekrarlama şansımız olur.” Elini bir kez daha bana uzatınca Zafer’in aracın camını indirdiğini gördüm. Kafasını çevirip açtığı camdan dışarı, bize bakarken yüzü donuktu. Tokalaşmak için birleşen ellerimize inen ve parmaklarımıza bıçak gibi dayanan su yeşili gözlerin varlığını hissettim. “Keyifli sohbetin için tekrar teşekkürler, Hazin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de teşekkür ederim,” dedim. “Çok keyif aldım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerimiz ayrıldığında Asrın’ın dudağının kenarında nazik, sıcak bir tebessüm belirdi. Uzun uzun gözlerimin içine baktıktan sonra, “Dikkatli git,” dedi ve arka kapıyı benim için açtı. “İyi akşamlar dilerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabaya binerken ona tebessüm ettim, kapımı Asrın kapattı ve “Gidebiliriz,” diyerek yerime tamamen yerleşip boynumu esnettim. Araç hareket ederken, “Yanlışlıkla sola kır, geç ayağının üzerinden,” diye mırıldandı Kerim, söylediği şey karşısında gözlerim iri iri açıldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Komple tekerleğin altına almayı düşünüyordum, senin yine acıman varmış,” diye alay dolu bir cevap verdi. Araç hızla ilerlemeye başladığında önce arkama dönüp camdan Asrın’a baktım, ardından gözlerimi Zafer’e çevirdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne bu tavırlarınız sizin?” diye sordum, Kerim sorunun kendisine de geldiğini anlayınca göz ucuyla bana baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim kendisiyle kişisel bir problemim yok, otelde gerekli önlemi almadığı için profesyonel açıdan problemim var,” dedi sinir bozucu bir gülümsemeyle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben direkt tipinden hoşlanmıyorum. Şahsi,” dedi Zafer alayla, Kerim ile birbirlerine bakarak sinir bozucu bir şekilde gülüştüler. “Tabii siz hoşlanıyorsanız tavırlarımız size sinir bozucu gelmiş olabilir.” Zafer’in dikiz aynasından bana yönelen bakışlarında doğrudan bir meydan okuma vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zafer, ahraz ahraz konuşmaya devam edersen seni şu köşede indiririm, taksiye biner eve dönersin. Ben de işimi Kerim’le hallederim,” dedim donuk bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Taksiye falan binemem, maaşımı hala yatırmadınız,” dediğinde Kerim yüzünü önüne indirerek gülüşünü bastırmaya çalıştı. “Otostop çekerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcamın her biriniz için gönderdiği maaş kartlarını telefonuma tanımlamam gerek, eve dönünce göndereceğim paranı. Hintli dolandırıcılar gibi darlayıp duruyorsun,” diye çıkıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim bu kez kendini gerçekten tutamadı, başını koltuğun başlığına yaslayıp kahkaha attı. Kahkahası bulaşıcı gibiydi, sinirlerim bozulmuş gibi kafamı sallayarak camdan dışarı bakarken farkında olmadan ben de güldüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyse ki bana ilk kez dolandırıcı denmiyor,” dedi Zafer ağzının içinden, tek kaşımı kaldırarak ona baktım ama bakışlarıma karşılık alamadım. “Gülme sen de pezevenk,” diye çıkıştı hala kıs kıs gülen Kerim’e. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yakınlarda bir benzinlik varsa duralım, üzerimi değiştireceğim,” dediğimde Kerim gülmeyi, Zafer de söylenmeyi bıraktı. Hemen yan tarafımda duran spor çantasına baktım, evden çıkmadan önce bu çantanın içine spor ayakkabı, tayt ve ince bir kazak koymuştum. İçine düşmek üzere olduğum karmaşanın yaratıcısı olarak bu kılıkta kaosun içine dalamazdım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi plan tam olarak ne?” diye sordu Kerim, Zafer haritadan benzinliklerin işaretli olduğu kısımları kontrol ederken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim’e ne kadar güvenebilirdim bilmiyordum ama Zafer ona güveniyor gibiydi. Zafer sakince, “Sen şoförü araçtan indirip bir süreliğine rehin alacaksın, ortada bir can kaybı değil mal kaybı olacak sadece,” dedi. “Gerisini bana bırak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yakınlarda bir benzinliğin büyük tabelasının ışıklarını gördüm, çok geçmeden Zafer benzinliğin içine girip yavaşladı, benzinlikteki marketin önünde durdu. Çantayı alarak araçtan indiğimde rüzgarın sert dokunuşlarını bacaklarımda hissedip titredim, benzinliklerin yaz ayında bile soğuk olması beni hep şaşırtıyordu. Marketin içinden geçilen ve beklenmedik şekilde oldukça temiz olan lavaboya girip hızlıca üzerimdekileri çıkardım. Taytı, ince kazağı ve spor ayakkabıları giydikten sonra çıkardıklarımı çantanın içine teperek çantanın fermuarını çektim. Kabinden çıkıp aynaların önünde durup ellerimi yıkadıktan sonra aynaya düşen yansımama baktığımı hatırlıyorum. Gözlerimde gördüğüm kini miras aldığım kişi yine bu kinin doğmasına neden olan Hazerhan Gümüş müydü?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aslında onu seviyordum, bu hayatta damarlarımdan akan kanla bağlı olduğum onun dışında hiç kimse yoktu. Ama herkes gibi benim de görmezden gelemeyeceğim şeyler vardı, amcam bu kez sınırlarımın ötesine geçerek içimde sürekli uykuya yatırmak için direndiğim öfkeyi sonunda uyandırmıştı. Ellerimi kurulayıp çantayı lavabo tezgahının üzerinden alarak hızla oradan çıktım çünkü biraz daha kendimle yüzleşecek olursam derinlerde bir yer, bu gece yapmak istediğim şeyi yapmamam gerektiğini söylemeye başlayacaktı. Bunu duymak istemedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Marketin içinde ilerlerken Kerim’in içecek dolabının önünde dikildiğini gördüm, çenesini kaşıyarak içecekleri inceliyor, sanırım ne içeceğine bir türlü karar veremiyordu. Hemen yanında durup dolaba baktığımda dolap camında yansımamı görünce irkildi, omzunun üzerinden bana baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarına karşılık vermeden dolabı açıp cam şişedeki gazozlardan birini alarak dolabı kapattım. “Farklı görünüyorsunuz,” demesi tek kaşımı kaldırarak ona bakmama neden oldu. “Sizi daha önce hiç böyle görmemiştim,” dedi kıyafetlerimi kastederek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Topuklularımla ve eteğimle bir tır devirirken mükemmel görünürdüm,” diye dalga geçtiğimde dişlerini göstererek sırıttı. Gazozu ona uzatarak, “Sen ödersin,” dediğimde yüzü aniden düştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir de Zafer’e dolandırıcı diyorsunuz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsemem daha da genişlerken, “Üzüm üzüme baka baka kararıyor olabilir,” dedim, bu bana dik dik baksa da sırıtmasına neden oldu. Elimden cam şişeyi aldıktan sonra, “Ödeyip geliyorum,” dedi. Marketten çıkıp etrafıma bakındım, Zafer’in elindeki bidonları bagaja koyduğunu gördüğümde ona doğru yürümeye başladım. Bagajın kapağını kapattığı anda göz göze geldik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri yüzümden vücuduma indi, giydiğim gündelik kıyafetlere kısaca göz gezdirdikten sonra tekrar gözlerimin içine baktı. “Dur tahmin edeyim,” dedim alayla. “Farklı görünüyorum, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” demesini beklemediğimden duraksadım. “Aksine ilk kez olgun bir kadın gibi değil, kendi yaşınızda genç bir kadın gibi görünüyorsunuz.” Söylediği şey kaşlarımı çatmama neden olduğunda sessizce düzeltti: “Her ikisi de oldukça başarılı.” Ardından yanımdan kayıp geçti ve ödeme yapmak için markete girdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabanın kapısını açıp çantayı içeri attıktan sonra ben de bindim ama kapıyı kapatmadım, bacaklarımı dışarı uzatıp sessizce benzinliğe girip çıkan arabaları izlemeye başladım. Kerim ile Zafer arabaya döndüklerinde Kerim elindeki gazozu arkaya uzatarak, “Afiyet olsun,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkürler,” diyerek önüme döndüm, kapıyı kapattım ve Kerim’in elinden şişeyi alıp kaşlarımı çatarak şişeye baktım. “Açacağı olan var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim de Zafer de aynı anda karanlık aracın içinden bana doğru dönüp ciddi olup olmadığımı anlamaya çalışır gibi yüzüme baktılar. Kaşlarımı çatarak, “Ne?” diye homurdandım. Şişeyi öne doğru uzattım. “Bu çevrilerek açılan kapaklardan değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer derin bir nefes aldı, sabır dilenir gibi nefes alması beni daha da gıcık etti. Elimden şişeyi kapıp almasını beklemiyordum ama bir şey söylemedim. Şişeyi dudaklarına yaklaştırıp hiç ummadığım bir şey yaparak dişlerini kapağa yasladı ve fıs sesini duyduğumda gözlerim iri iri açıldı. Camı açıp ağzında kalan kapağı dışarı tükürdükten sonra şişeyi bana uzattı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dişin kırılabilirdi,” dedim dehşet içinde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu at ağızlının dişleri basit bir şişeyle kırılacak sanmanız ne şirin ya,” diye takıldı Kerim ama cevap bile veremedim, hala şaşkınlıkla Zafer’e bakıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alacak mısınız artık? Merak etmeyin, dişlerim yerinde duruyor.” Ağzını açtı, uzun, beyaz dişlerini görünce kaşlarım çatıldı. Dilini dişlerinin üzerinde gezdirip ağzını kapattıktan sonra şişeyi biraz daha yakınıma getirdi. “Hadi, asidi kaçmasın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şişeyi elinden alırken ağzına bakmamaya çalıştım. Bir yudum içtim, çok geçmeden arabayı çalıştırdı ve araç benzinlikten çıkarken gözlerim benzinliğin marketinin önünde dikilen küçük kız çocuğuna dokundu. Üzerinde pembe bir elbise, altında beyaz külotlu çorabıyla özenle giydirilmiş, çok güzel bir kız çocuğuydu. Ağladığını elinin tersiyle yüzünü silince fark ettim, onu ağlarken görmek kalbime bir ağırlık çökmesine neden oldu ama çok geçmeden marketin kayarak açılan kapısından çıkan adam eğilip onu kucaklayınca içim rahatladı. Sırtımı koltuğa bastırarak gözlerimi yumup gazozdan bir yudum daha içtim ve babam anılarımın içinden, “Hazin, gel,” diyerek kollarını bana açıp dizlerinin üzerine çöktü; hayal meyal hatırladığım bu anıda ona doğru koştuğumu hatırlıyorum. Ağladığımdan olsa gerek gözlerim her şeyi bulanık görüyordu o an, haliyle anılar da gözlerimin önüne o günkü gibi bulanık gelmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi açtığımda gazozun şekerli tadı dilimin üzerinde kalmış, boğazıma inen serinlik ise çoktan kaybolmuştu. Anıların insana yaptığı şey buydu; bir anlığına seni yıllar öncesine çekiyor, sonra bıraktığında olduğun yere değil, olduğundan daha ağır hissettiğin bir yere dönüyordun. Tekirdağ’a varana kadar yol sanki zaman bizle alay ediyormuş gibi uzadı. Farların ışığı asfaltı yalayıp geçerken arka koltukta gazoz şişesini dizlerimin arasına sıkıştırmış, dışarıdaki karanlığın içinden fırlayan ağaç silüetlerini izliyordum. Kerim ara sıra radyo kanallarını karıştırıyor, Zafer ise tek kelime etmeden sürmeye devam ediyordu. O sessizlikte arabanın içindeki hava ağırlaşmıştı; iki geceye önceye ait olan viski kokusu hala burnumda, o gece düşerken belime baskı yapan elinin ağırlığı hala tenimdeydi. Kalbim göğsümün içinde bir yabancıya aitmiş gibi sahipsiz, kimsesiz, yalnız çarptı ve beni tanımıyormuş gibi ona bağlı olan damarlarımı reddetti. Düşünmeyi bir kenara bırakarak plana odaklanmaya çalıştım. Bazı kararlar insanın ruhunu cayır cayır yakmadan önce tenini ısıtırdı, işte tam şu an ben de o ısıyı hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelmek üzereyiz,” dedi Zafer ama ben hiçbir şey söylemeden sustum. Sanki o an konuşsam sesimin içinden çocukluğum dökülecekmiş gibi gelmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzü büsbütün kararmadan önce kısa bir süre her şeyin rengi birbirine benzedi; asfalt, ağaç gövdeleri, ufuk, yol kenarındaki taşlar… Sonunda ormanlık alana vardık. Saat gecenin dokuzuydu, Zafer arabayı yol kenarındaki sık çalılıkların arasına farları söndürerek bir hayalet gibi gizledi. Motor sustuğunda uzaktaki bir baykuşun ötüşünü, rüzgarın yaprakları okşayan fısıltısını duydum ve camı indirdiğim an toprağın nemli kokusu ciğerlerime doldu. Araçtan inip zemine ayak bastığım an spor ayakkabılarımın altında ezilen çam iğneleri cam kırıklarına bastığım o geceyi hatırlattı bana. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer bidonları bagajdan indirdi, kasları gerilirken tişörtünün altında beliren hatlar ay ışığının azıcık sızdığı karanlıkta bile gözümü alıyordu. Kerim kapıyı kapatıp etrafı kolaçan etti, profesyonel bir gölge gibi görünüyordu; hareketleri hesaplıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey söyleyeceğim,” dedi sonunda Kerim bana dönerek. “Şu son anda fikri değişenlerden değilsiniz, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşımı kaldırdım. “Hayır?” dedim sorar gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hani günün sonunda amcanıza bu işi ben yaptım derseniz sizin için sıkıntı çıkmaz ama bizim için sıkıntı çıkabilir, ondan diyorum,” dedi Kerim alayla ama bu kez gülmedim, sadece bomboş gözlerle ona baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merak etme, bunu yapmayacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamamdır o zaman,” dedi başını ağır ağır sallayarak. Durduğumuz yer, yolun ormana yaslandığı bir kıvrımdı aslında. Toprak, gün boyu güneşi içinde tutmuş gibi hala ılık kokuyordu. Gökyüzünde ay vardı ama ışığı yeryüzüne değmeye çekiniyormuş gibiydi; yalnızca ağaç tepelerine kül rengi bir parıltı bırakıyordu. Kafamı kaldırıp etrafıma bakındım. Gece yalnızca çökmemişti, sanki hep buradaydı da biz onun alanına sonradan girmiştik. Yol karanlığın içinde düz gitmiyor, kayboluyormuş gibi görünüyordu. Bir adım fazla atsan dünyanın bittiği yer orasıymış hissine kapılabilirdin. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in bana döndüğünü hissettim ama karanlıktan bana uzanan bakışlarına karşılık vermedim. “İsterseniz içeride bekleyebilirsiniz,” dedi arabayı kastederek. “Erken vardık.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedim ve sırtımı arabaya yaslayıp ileride sonsuzluk gibi büyüyerek her şeyi yutan karanlığı izlemeye başladım. Yanıma bidonlardan birini bırakıp kafasını kaldırdı, yüzü yüzüme oldukça yakındı ama kafamı indirip ona bakmadım. Ayaklandıktan sonra gözlerini bileğindeki saate indirdi, bir süre saate baktıktan sonra tıpkı benim gibi arabaya yaslandı. Kolu koluma temas ediyordu, aldığımız her nefeste hareket eden bedenlerimizin birbirine hafifçe sürtündüğünü hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu seni bir anlık rahatlatacak bu doğru,” dediğinde sesi öyle alçaktı ki birkaç metre ilerimizde duran Kerim’in onu duymadığına emindim. Kollarımı bedenime sarınca dirseğim onun koluna daha sert baskı uyguladı. “Ama sonrasında pişmanlık duyacak mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaybetmeyi öğrenmesi lazım, yaşı kırk yedi oldu,” dediğimde Zafer’in duraksadığını hissettim. “Bu yaşına kadar hep kazandı, kazanmak için birilerinin üzerine basmaktan da bir an olsun çekinmedi. Madem o bu kadar ileri gidebiliyor, o zaman ben de tam olarak bu kadar ileri gidebilirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzunun üzerinden bana çevrildiğini hissettiğim bakışlarına bir de burnundan dışarı bıraktığı sıcak nefes eklenince istemsizce yutkundum. Sıcak nefesi yanağıma dokunuyor, tenime dağılarak boynuma dek uzanarak beni sarıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcanız babanızın abisi miydi yoksa küçüğü mü?” diye sorması beni şaşırttı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abisi,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babanız epey genç bir adamdı o halde,” dediğinde tek kaşımı kaldırdım ve bakışlarım ona çevrildi. Kafamı dağıtmak için sohbet açmaya çalıştığını fark etsem de neden babamdan bahsettiğini anlamak pek mümkün değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben doğduğumda babam yirmi yaşındaymış,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcanızla aralarında pek yaş farkı yok öyleyse,” dediğinde başımı salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İki yaş büyük amcam ondan.” Düzelttim. “Büyüktü yani.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre yüzümü inceledi, sanki bir yaranın yerini saptamaya çalışıyor, ne kadar ilerlemesi gerektiğini kestiremiyordu. “Özel değilse, babanızı da şirket meseleleri yüzünden mi kaybettiniz?” diye sordu sonunda, bu soruyu sorarken çok rahatsız görünüyordu, sanki sormak istemediği ama sormak zorunda kaldığı bir şeydi bu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır.” Önüme döndüm. “Babam şirketlerle bağlantısı olan biri değildi. Amcam, babamın onu korurken vurulduğunu söyledi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu sizi amcanıza karşı öfkelendiriyor mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedim. “Eğer bir kardeşim olsaydı ben de hiç düşünmeden onun için kurşunun önüne atlardım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer buna cevap vermedi, önüme dönmüş karanlığı izlediğim süre zarfında bakışlarını profilimde hissetmeye devam ettim ama adını koyamadığım bir sebepten bakışlarına hiç karşılık vermedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece bu sebepten mi amcanıza kin güdüyorsunuz peki?” Bu soru duraksamama neden oldu. Amcama kin mi güdüyordum? Evet, güdüyordum. Onu seviyor muydum? Evet, fazlasıyla seviyordum. “Daha önce de pek çok piyonu olmuş bir adam neticede,” diye devam etti Zafer sözüne. “Ona karşı olan öfkeniz tek bir geceye dayanıyor gibi durmuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu seviyorum.” Bakışlarımı Zafer’e çevirdiğimde Zafer durdu, kurduğum cümleye bir de gözlerim eşlik edince afalladığını anladım. “Ama kaybetmek nedir bilmeyen, sadece insanlara kayıp yaşatan bir adam olmasını yediremediğim anlar oluyor. Açık konuşmamı mı istiyorsun? O zaman açık konuşayım, Zafer. Amcam için yeri geldiğinde ben de bir piyonum. Tıpkı o gece sadece beni ölçmek için kurduğu tezgâhta can veren iki koruma gibi. İtalya’da üniversite okumak istemiştim ama buna engel olmuştu, biliyor musun? Duvar boyamak için İtalya’ya gitmeme gerek olmadığını söyleyerek benim sanatımı aşağılamıştı. Onun yüzünden istemediğim bir üniversitede, istemediğim bir bölüm okudum. Buna rağmen işimde uzman olabildim, sevilen bir sanatçı olmaya çok yakınken beni zorla İran’a kapattı. Hayatla olan yarışımda eğer benimle aynı kulvardaki insanların arkasında kaldıysam bunun sebebi de amcamdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana uzun, çok uzun bir süre sessizce baktı. Ay ışığının zar zor aydınlattığı yeşil gözlerinde kelimeleri kullanmadan da anlamlar çıkarabilmemi sağlayacak kadar derin, anlayışlı bir bakış vardı. Bir an kendimi çıplak hissetmeme neden olan bakışları yüzünden kaşlarımı sertçe çattım, beni görmesini istemiyordum, beni anlamasına ihtiyacım yoktu, gözlerinde anlayış görmek için söylememiştim tüm bunları ama Zafer buna rağmen beni anladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsan en çok yirmili yaşlarında eksik görüyor kendini, başkalarının vardığı yerlere bakıp kendi yolunu yargılıyor. İşte en büyük yanılgı da burada başlıyor. Hayatı bir yarış zannetmek…” dedi sonunda konuştuğunda. “Oysa kimse aynı yoldan yürümüyor, kimse aynı yükü taşımıyor ve aynı bahçede yetişen bitkiler bile aynı anda çiçek açmıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim çiçek açamamamın nedeni zamanımın gelmemesi değil, zamanımın amcam tarafından sürekli çalınması. Onlar aynı güneşin altında çiçek açmaya devam etsinler, benim önümde amcamın gölgesi var,” dediğimde durdu, sadece gözlerimin içine baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir sonraki cümlesi gözlerimin yüzünde asılı kalmasına neden olacak o cümleydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama unuttuğunuz bir şey var Hazin Hanım, yaseminler karanlıkta açar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birbirimize uzun uzun baktığımızı hatırlıyorum. Sonra Zafer öne doğru bir adım atarak yaslandığı arabadan ayrıldı ve Kerim’e doğru yürümeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saatler tam da 22.00’ı gösterdiğinde uzaktan bir motor homurtusu duyuldu. O an Hazerhan Gümüş’ün koruması altında geçirdiğim yirmi beş yılın tamamı gözlerimin önünde bir film bobini gibi dönmeye, anılar beyaz bir duvarda oynamaya başladı. Bazı erkekler, bir kadını korumak isterken aslında ona doladığı zinciri fazla sıkardı; amcam da böyleydi işte. Beni o zinciri kendi ellerimle kırmak zorunda bırakmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Farlar ormanın yolunu yaran iki sarı bıçak gibi geceyi deşerek yaklaşmaya başladı. Kerim çoktan arabaya atlamıştı, arabayı yolun ortasına tırın tam önünde duracak şekilde konumlandırdı. Zafer ile bidonları kapıp çalıların arkasına sindiğimizde kalbimin vuruşlarının kulaklarıma yaptığı basıncı hissedebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tır yaklaştı, ışık kör ediciydi ve Zafer’in boşta duran elinin elime uzandığını o an hissettim; parmaklarımız birbirine geçti. Başta bu temasa anlam yükleyemedim ama sonra midemle kaburgalarım arasındaki o yumağın çözülmez hale geldiğini fark ettim. İçimdeki öfke miydi, arzu muydu yoksa ikisinin zehirli karışımı mıydı bilmiyordum sadece biliyordum ki onun yanında kendimi hem en güvende hem de en tetikte halimdeymişim gibi hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tır durdu, Kerim’in elini sallayarak tıra doğru yürüdüğünü gördüm. Zafer’in parmakları parmaklarıma daha sert bir baskı yapınca elimde olmadan yutkundum. Şoförün camı açarak, “Hayırdır birader, araç mı arızalandı?” diye sorduğunu duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arabalardan anlar mısın abi? Kaldım bu dağ başında, ne yaptıysam çalıştıramıyorum. Bir el at Allah aşkına, hiç değilse kenara çekeyim de çekicinin gelmesini öyle bekleyeyim. Ayyaşın biri gecenin köründe arabaya çarpıp geçecek diye diken üzerindeyim,” diye seslendi Kerim tıra doğru adımlarken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tırın sürücü kapısının açıldığını duydum, adam aşağıya zıplayarak indi ve o an Kerim cebinden çıkardığı siyah bez maskeyi avucunun içine alarak adama sırtını döndü. Adam ona doğru yürürken, “Bir bakayım kardeşim,” diyordu ama kelimelerin devamı asılı kalacaktı çünkü Kerim birden maskeyi kafasına geçirerek belinden çıkardığı silahı hiç düşünmeden adamın yüzüne doğrulttu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adamın, “Ne oluyor amına koyayım?” diye bağırdığını duydum geriye doğru sendelerken. Tıra doğru kaçma girişiminde bulundu ama Kerim buz gibi bir sesle, “Hareket edersen şarjörü üzerine boşaltırım, yürü,” diyerek silahın ucuyla arabayı işaret etti. “Düş önüme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam, “Etme abi, gözünü seveyim,” diye yalvarmaya başladı. “Ne istiyorsun benden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kerim tekrardan, “Düş önüme,” diye tısladı ve adam korkarak ona doğru yürürken ellerini havaya kaldırdı. Zafer’in parmaklarının eklemlerime yaptığı baskıyla nefesimi tuttum. Sürücü, Kerim’in önünde durduğu anda Kerim adamın ensesine silahın sapıyla sertçe geçirdi, adamın iniltiye benzer bir ses çıkardığını ve yere yığıldığını gördüm. Kerim onu arabaya çalıştırırken, “Acele edin!” diye seslendi bize doğru.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer elimi bırakmadı, parmakları parmaklarımı sıkıca kavrarken beni öne doğru çekerek çalıların arkasından çıkardı. Tıra doğru koşmaya başladığımızda diğer elimde tuttuğum bidonun ağırlığını hissedemeyecek kadar uyuşmuş hissediyordum. Kerim, arabaya soktuğu baygın adamın gözlerini siyah bir bezle bağırırken, “Süreceğim yöne doğru yürüyün, herifi güvenli bir yere bıraktıktan sonra sizi almaya geleceğim!” diye bağırdı ama ona cevap bile vermedik. Arabanın motorunun çalışırken çıkardığı uğultuyu duyduğumu hatırlıyorum, Kerim arabayı geri vitesle ormanın derinliğine çekti. Toz bulutu kalktı, farlar söndü, karanlık birdenbire ormanı bütünüyle yuttu ve Kerim hızla uzaklaşmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer elimi bırakırken, “Son kez soruyorum, Hazin,” dedi ve bakışlarım omzumun üzerinden ona çevrildi. “Emin misin?” Bunu yapmayı benden daha çok istediğini hissediyordum, bunun nedenini çözemesem de gözlerinde emin olduğumu duymaya ihtiyacı varmış gibi bir ifade titreşiyor, o ifade aynı zamanda bunu yapmak için çılgınca bir arzu duyduğunu gösteriyordu. Gözleri o karanlığın içinde bile yeşil bir yangın gibi parlıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarımı bidonun sapına daha sıkı sardım ve “Eminim,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer bir an durdu, sonra başını ağır ağır salladı. Birlikte tırın devasa gövdesine doğru yürüdük, adımlarımız çam iğnelerini ezerek sessiz bir ritim tutturdu. Bidonları açtık, benzin kokusu anında etrafa yayıldı. Zafer bidonu kaldırdı, kasları tişörtün altında gerildi, damarları boynunda kablolar gibi belirginleşti. Ben de aynını yaptım. Sıvı metalin üzerine şırıltıyla dökülmeye başladı, kasanın kenarlarından aşağı süzüldü, lastiklerin arasına doldu. Elleri benimkine değdiğinde parmaklarımız benzin ıslaktı; o kısa temas bile tenimi elektriklendirdi, sanki ateş daha o anda içimizde yanmaya başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cebinden çıkardığı gümüş renk zippoyu bana uzatırken, “Buyurun, Hazin Hanım,” diye fısıldadı. Hiç düşünmeden elindeki zippoyu aldım, alev bir anda parladı; mavi-turuncu bir iz gibi benzin yolundan tırmandı, kasaya sıçradı, gökyüzüne uzandı. Isı yüzüme vurur vurmaz saçlarımı savurdu ve tır birden canlandı, alevler metalin üzerinde dans etmeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Koş!” diye haykırdı Zafer, elimi kavramadan hemen öncesinde. Parmaklarımız birbirine kenetlendi, tenimiz benzin ve terle yapış yapıştı. Birlikte koşmaya başladık. Ayaklarımız toprağı vuruyor, rüzgar kulaklarıma uğultu gibi doluyordu. Arkamızdan yükselen alevlerin çıtırtısının anbean çok daha kuvvetli duyulduğunu hatırlıyorum, duman boğucu bir kucak gibi hızla sarmıştı bizi. Ama biz durmadık, koşuyorduk, el ele, nefes nefese, sanki o yangın bizi kovalıyormuş gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok geçmedi, biz ormanı aydınlatan alevlerin ışığında koşarken patlama tam da beklendiği anda geldi. Önce bir uğultu, sonra gök gürültüsünü anımsatan bir gümbürtü duydum. Tırın deposu alev aldı, dev bir ateş topu gibi geceyi yırttı. Şok dalgası sırtımıza çarptığında bedenlerimizin havaya savrulduğunu hatırlıyorum. Ayaklarım yerden kesildi, dünya birden tepesi taklak dönmüştü; Zafer’in eli hala elimdeydi ama rüzgarın şiddeti bizi ayıracak gibiydi. O saniyede her şey yavaşladı, alevlerin ışığı ormanı turuncuya boyadı, ağaç gölgeleri uzadı, yapraklar havada hortum çıkmış gibi dönmeye başladı. Ve Zafer, tam da o anda, inanılmaz bir çeviklikle beni kendine çevirdi. Uzun, güçlü kolları belime dolandı, bedenini altıma getirerek havada döndü. Yere çarptığımızda onun üzerindeydim, sırtı toprağa gömülmüştü ve benim göğsüm de onun göğsüne yaslanmıştı. Darbe çok sertti ama onun bedeni beni kırılmaktan korumuş, gerilen kaslarıyla kollarını etrafıma bir kalkan gibi kapatmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nefeslerimizin birbirine karıştığını anımsıyorum. Göğsü göğsüme yaslanmıştı, kalbinin deli gibi attığını hissediyordum ya da belki delice atan benim kalbimdi, ayırt edemiyordum. Dizlerim iki yana açılmış, tenim onun tenine kenetlenmişti, saçlarım yüzüne dökülüyordu ve benzin ile dumanın kokusu teninden gelen yasemin kokusunu ekarte ederek aramıza sızmıştı. Göz göze geldik, şaşkınlık, ateşin yansıması ve o adını koyamadığım şey iki farklı göz renginden birbirlerine uzandılar. Yeşil gözleri alevlerin ışığında daha derin, daha tehlikeli görünüyordu. Dudakları aralıktı, nefesi dudaklarıma çarpıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alevler gitgide yükselirken yüzüne düşen saçlarımı kulağımın arkasına itişini hatırlıyorum. “Ne tuhaf,” diye fısıldamıştı bunu yaparken. “Sadece geceleri açan bir yasemin az önce geceyi ateşe verdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.