29.08.2026

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Arya Aryay – Yanımda Kal
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
11.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
❝ D E L İ F I R T I N A ❞
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaza tek başına yaşanmaz, iki insanın aynı uçuruma bir anlığına fazla yaklaşması gerekir. Biri geri çekilse belki hiçbir şey yaşanmayacaktır ama bazı anlarda insan felaketi önlemek yerine ona biraz daha yaklaşmayı seçer.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer Örge, o felakete yaklaşmayı seçmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarının arasına dengelediği sigaranın ucunu çakmaktan yükselen alevle tutuşturduğunda denizin üzerine devrilen ayın akislerini izledi. Sigarasını yaktıktan biraz sonra arkasında kalan banka oturup telefonuna düşen aramaya baktı. Bu, bu gece aynı kişiden gelen ve onun tarafından cevaplanmayan üçüncü aramaydı. Sonunda telefonu açıp kulağına götürdü, sigaranın alevi çatırdarken yanakları çektiği zehrin enkazı gibi içeri çöktü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Binbaşı Şenkaya’nın hattın öteki ucunda duyulan sesi keskin ve sabırsızdı. “Neden telefonlarımı cevaplamıyorsun, Örge?” diye sordu buz gibi bir öfkeyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Müsait değildim, Muşta,” dedi saygıyla Zafer, sigaranın dumanını ağır ağır dışarı üflerken gözlerini denizin yüzeyinde hareket eden gümüş ışıklardan ayırmamıştı tek bir an olsun. “Görev başındayken seninle temas kuramam. Kız bir kere işkillendi, ikinci kez işkillensin istemiyorum. Düşündüğümden daha zeki.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, parmaklarını önündeki cilalanmış masanın üzerine vururken çatık kaşlarının altında parlayan çivit mavisi gözlerini kıstı. Hazerhan Gümüş’e ulaşmanın yolunun Hazin Gümüş’ten geçtiğini Muşta’dan önce fark eden kişi Yüzbaşı Zafer Örge olmuştu ama ikisi için de beklenmedik olan şey, bu ruhu deli cesaretiyle şekillenmiş güzel kadının toslayacakları kadar uzun ve kalın bir duvar olmasıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tır patlatmışsınız,” dedi sonunda konuştuğunda. “Kızı buna nasıl ikna ettin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendi istedi,” dedi Zafer, bunu söylerken yine ilk kez bu planı kızın ağzından duyduğu andaki gibi derin bir şaşkınlıkla kaplanmıştı. Deli miydi bu kız?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendi mi istedi?” Binbaşı Şenkaya’nın kaşları daha da çatıldı, kafasının içinde çarklar dönüyordu ama denk geldiği hiçbir düşünce kızın amacını anlamasına yetmiyordu. “Kızın amcasıyla bir problemi mi var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız delinin teki,” diye girdi Zafer doğrudan konuya. “Görmen lazım Muşta, bir deli fırtına, ele avuca sığmıyor, onunla ne yapacağımı bilmiyorum. Karşımda zor birini bulacağını biliyordum ama böylesi bir manyağa rastlamak benim için de şaşırtıcı oldu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O deliyse sen ondan daha deli olacaksın,” dedi Şenkaya. “Tırla alakalı bir işlem gerçekleştirememek kötü oldu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstesek de gerçekleştiremezdik, adam sevkiyatı kendi adıyla, kendi şirketi üzerinden sağlamıyor.” Zafer başını geriye atıp gökyüzüne uzun uzun baktı. “Hiç değilse büyük hezeyana uğrattık, gerçi biz değil, öz yeğeni yaptı ama sonuçta bu oldu. Kurduğu kirli imparatorluğun bir kalesini yıktık diyemem sana ama en azından kolonlardan birini sağlam vurduk.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta’nın, “Kızın ona olan öfkesini bir araca çevirebilirsin,” demesi, Zafer’in kaşlarının ortasında derince bir çukur açılmasına neden oldu. “Demek ki yeri geldiğinde gözünü yummadan amcasına savaş açabilecek birisi. Ailecek yok etmekten başka bir şey bilmemelerine şaşırmıyorum.” Zafer, bu cümlelerden anlam veremediği bir rahatsızlık duysa da sesini çıkarıp Muşta’ya tek kelamda bulunmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gazap Timinden Mısra’nın da orada olduğunu Teoman Orbay’dan öğrendim,” diye devam etti cümlesine. “Orbay ile iletişim halindeyiz ama yeri geldiğinde Mısra Ersoy’a şu an Alaşafak Timi için çalıştığını hatırlat. Emirleri kendi komutanından değil, benden alacak. Anlaşıldı mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlaşıldı, Binbaşım,” dedi Zafer kuru bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni gelişmelerden haberdar et ve gözünü bir an olsun o herifin yeğeninden ayırma. O kız bizi sonuca götürebilecek bir araç.” Zafer ikinci kez rahatsızlıkla kıpırdanıp gözlerini parmaklarının arasında duran sigaraya indirdi. Evet, diye hatırlattı kendine. Hazin Gümüş sadece onu sonuca götürecek olan bir araç. Başka hiçbir şey değil. Şımarık, dengesiz, kendini beğenmiş, cesur, deli ve güzel bir araç.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer Örge, “Emredersiniz, Binbaşım,” dedi tekrardan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Astrofizikçiler, ömrünün sonuna yaklaşan yıldızların önce içine çöktüğünü söylerler. Dışarıdan hala parlıyor gibi görünürler ama hakikat çoktan merkezlerinde başlamıştır: Işığı taşıyan şeyin kendisi yorulmuş, ağırlığı artık kendi içine dönmüştür. Ölüm dışarıdan değil, önce içeriden başlar. İnsan da bazen tıpkı bir yıldız gibi ölür. Bir günde değil, bir sözle değil, tek bir darbeyle değil. İçine çöke çöke. Dışarıdan hala güzel, hala güçlü, hala eksiksiz görünürken, en parlak yerinin tam ortasında sessiz bir çöküş başlar. Ve kimse anlamaz, çünkü bazı yıkımlar ses çıkarmaz.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçimde bir yerleri yokladım ve orada kaygıya, pişmanlığa, endişeye dair bir şeyler aradım. Yoktu. Sanki içeriden usul usul çöküyordum ve hissetmem gereken duygular hiçbir zaman uğramadıklarını sandığım ama aslında en başından beri orada durduklarını anladığım bir anda ışığını kaybetmeye başlamış gibiydiler. Tam hissedeceğimi sandığım anda onları kaybetmeye başladığımı fark etmek sarsıcı olmalıydı, belki de paniğe kapılıp bu yıkımı durdurmaya çalışmalıydım ama hiçbir şey yapmadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadece kabul ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’in elini tutmuş karanlığın içine doğru koşarak yükselen alevlerin ışığından kaçarken amcamı düşündüm. Bu gece ona ihanet ettiğim ilk geceydi. Daha ağır olan hangisiydi bilmiyordum. Birine zarar vermeyi hiç düşünemeyecek kadar temiz kalmak mı yoksa karanlığın eşiğine kadar yürüyüp son adımı atmadan hemen önce durmak mı? Amcam beni hep o eşikte tutmuş, hiç içeri itmemişti belki ama eşiğin ardındaki karanlığı ruhuma göstere göstere yaşatmıştı. Bu yüzden o karanlığın içine dalmamış olsam bile çoktan beni sarmaya başlamış bir kötülük vardı. Parmaklarımın arasında tuttuğum silahın sapını sıkıca kavrarken ve indirebilirken horozunu, hiç düşünmeden bir bedeni vurabilecek kadar gözü dönmüş bir ruh olarak büyürken, elbette gün gelecek elime silahı veren adamı da sırtından vurabilecektim ben.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu gece amcama ihanet etmiştim ama ihanetimi aklamanın yolunu çoktan bulmuştu ruhum. Neticede amcam da bana ihanet etmiş sayılırdı ve bizim dünyamızda her şeyin bir bedeli olacağını bana yine amcam öğretmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alevler arkamızda kalana dek koşmaya devam ettik, alevlerin ışığı kaybolana dek, karanlık her yanımızı sarana dek, terin sırtımdan belimin kavisine akışını hissedene dek… İnip kalkana dek göğsüm tıpkı bir körük gibi… Koştuk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihayet durduğumuzda Zafer’in omzunun üzerinden arkamızda kalan karanlığa baktığını hatırlıyorum. Nefes nefeseydim, şakaklarıma ağrı girmişti ve genzim de yanıyordu üstelik. Ağaçların ardında, oldukça uzak bir noktada yükselmeye devam eden alevlerin altın rengi parıltısını ve yükselen dumanı görebiliyordum. Zafer elimi bırakmadı, elimi bırakmamasını garipsemedim ve ben de onun elini bırakmak için bir girişimde bulunmadım. Parmaklarımız birbirine kenetlenmiş, karanlık yolun tam ortasında durup altın rengi ışıltının göğe yükselerek gümüş rengi ay ışığıyla birbirine karışma anını izledik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’in göğsü körük gibi inip kalkıyor, aldığı her nefeste omuzları da göğsüne eşlik ederek yukarı kabarıyordu. Nihayet dudaklarının arasından sert bir nefes verdi, ardından beklemediğim bir şekilde gülmeye başladı. Genzinden yükselen ve kalın sesiyle şekillenen gülüşünü dinlerken hayretler içerisinde kaşlarımı kaldırarak omzumun üzerinden ona baktım. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum ama içimde galibiyetini ilan etmiş acımasız birinin attığı zafer nidalarını duyuyor gibiydim. Bir yanımsa sessizdi, sanırım o yanım hala amcamı çok seven ve yaptığımın kalleşlik olduğunu savunan tarafımdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Az önce gerçekten bunu yaptın,” dedi hayret ediyormuş gibi. Bakışları omzunun üzerinden bana çevrilince gözlerinin yeşil değil, gümüş renginde parladığını fark ettim. Birbirimize uzun uzun baktık. “Sen gördüğüm en deli kadınsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hak etti,” diye mırıldandım ve gözlerimi gözlerinden kaçırarak tekrar ışıltının yükseldiği göğe çevirdim. Bu sırada Zafer’in bakışları hala yüzümdeydi, incelenmeye değer bir şeyi keşfetmiş gibi tüm dikkatiyle bana bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi ne olacak?” diye sordu, bu soruyu benim sormam gerekirdi belki de ama sakince, “Olması gereken olacak. Amcam kafayı yiyecek ve faili aramaya başlayacak. Bulamadığı için daha da kuduracak. Hak ettiği buydu,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üşüdün mü?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.” Kan ter içindeydim ama biraz sonra biliyordum ki titremeye başlayacaktım çünkü terli sırtıma çarpan rüzgarı hissedebiliyordum. Gözlerim Zafer’e çevrildi, birbirimize bir süre baktıktan sonra, “Kerim ne zaman gelir?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Adamı bir yerleşme alanında bırakacaktı, çoktan geri dönüş yolundadır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarımızın hala birbirine dolanmış olduğunu yeni fark ediyormuş gibi gözlerini yavaşça aşağı indirdi, bakışları birleşen ellerimizde takılı kaldı. Elimi tam o an geri çekebilirdim belki ama çekmedim, bir nedenden ruhumun ihtiyacı olan birine yaslanmakmış gibi geldi, oysa daha önce böylesi saçma, insani bir ihtiyaçla dolmamıştım. Belki de ettiğim ihanetin tortusu damağıma bir kesik attığı gibi ruhumu da kesmeye başlamıştı ve farkında değildim, bu yüzden tutunmaya ihtiyaç duyuyordum. Zafer’in parmaklarını daha sıkı kavradığımda Zafer’in yüzünde bunu beklemiyormuş gibi derin bir ifade belirdi, gözlerini ellerimizden ayırmadan bekledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pişmanlık duyacağımı düşünme Zafer, kendime pişman olmak için zaman tanımayacağım.” Gözlerimi ondan ayırıp önümüzde uzanan karanlık yola çevirirken sertçe yutkundum. “Amcam bunu hak etmişti. Birinin hayatıyla oynamaktan daha acı değil şu an yaşananlar. Asla da olmayacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pişmanlık duymaya başladın mı çoktan?” Resmiyetin olduğu yerde yellerin esiyor oluşu şu an umurumda bile değildi. Sorusuna dikkat kesildim, kendimi dinledim, içimde bir uğultu vardı, o uğultunun anıların kapalı olduğu tüm kapıları zorladığını hissedebiliyordum ama anılara ulaşmasına engel oluyordum. Tek güzel bir anı bile o uğultunun kapıyı kırıp içeri dolarak beni sarsmasına neden olabilirdi ve bunu istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zerresini duymuyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini kaldırıp gözlerimin içine baktığında sırtımıza çarpan far ışıkları yüzünün yarısını aydınlattı. Gözünün belirginleşen yeşil rengine bakarken elini yavaşça bırakarak bedenimi yaklaşan arabaya çevirdim. Zafer aynı şekilde durdu, yerinden kıpırdamadan gözlerini yüzümde dolaştırmaya devam etti ama dudaklarından tek bir kelam dökülmedi. Kerim birkaç metre ilerimizde durup aracın kapısını açarak, “Buradan bir an önce gidelim,” dediğinde Zafer’i arkamda bırakarak arabaya doğru yürümeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kerim, “Hazin Hanım, iyi misiniz?” diye sordu ama ona cevap vermedim, sadece aracın arka kapısını açıp kendimi içeri attım. Çok geçmeden Zafer de ön yolcu koltuğuna binmek için kapıyı açtı ve “Arabayı sen sür,” dedi Kerim’e.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok uzaklardan yükselmeye başlayan siren seslerini duyduğumu hatırlıyorum. Araba hareket edip gecenin içinde arkasında iz bırakmadan son sürat kayan bir yıldız gibi ilerlemeye başladı. Başımı cama yaslayıp bir görünüp bir kaybolan ağaçları izlerken amcamın güne bir felaket haberiyle başlayacağını düşünmek içimdeki karanlığın gözlerini aralamasına neden oldu. Bunu hak etti, diye düşündüm. Bazen satranç tahtasının üzerindeki bir piyonun ne kadar önemli olabileceğini ona öğreten ben olacaktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Malikanenin bahçesine girdiğimizde saat çoktan sabahın ikisiydi, kıyafetlerimi içine tıktığım çantayı arka koltukta bırakarak araçtan inip binaya ilerlerken Kerim ile Zafer hala arabanın içindeydiler. Beyhan kapıyı açmış, holün ışığı sırtına çarparak koyu kahverengi saçlarına belli belirsiz altın yansımalar düşürürken mimiksiz bir suratla beni bekliyordu. Tam yanından geçecektim ki bakışlarının uzun süre kıyafetlerimde takılı kaldığını fark ettim. Evden böyle çıkmamıştım, alnımda da is lekeleri vardı. Endişeyle, “Hazin Hanım?” dedi sorar gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saat epey geç biliyorum ama benim için küveti hazırlar mısın?” Sorum onu duraksattı, çok geçmeden ifadesini toparlayarak, “Elbette,” diye cevap verdi. “Aç mısınız? Bir şeyler hazırlatayım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.” Yanından hışımla geçtiğimde arkamdan geldiğini fark etmek kaşlarımı çatmama neden oldu ama tepki vermedim. Holde ilerlerken bir yandan da spor ayakkabılarımı çıkarıyordum. Sporları bağcıklarından tutup yerden aldıktan sonra basamakları hızlıca çıkmaya başladım. Beyhan arkamdan içeri girerken odamın ne kadar karanlık olduğunu fark etmem zaman almış, bu yüzden küçük parmağımı sehpaya çarpmıştım. Bir inilti çıkardığımda telaşla ışığı yaktı. Yatağın ucuna oturup acıyla buruşturduğum yüzümü kaldırıp Beyhan’a baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biri size bir şey mi yaptı?” Sorusu havada asılı kaldı, birbirimize bakmaya devam ettik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Küvet, Beyhan,” dedim sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediğime aldırış etmemesi beni öfkelendirir sanmıştım ama öyle olmadı, Beyhan bana doğru yürüyüp önümde eğildikten sonra ellerini dizime koyunca çatık kaşlarla ve gizleyemediğim bir şaşkınlıkla ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biri,” dedi sakince, “size bir şey mi yaptı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidip onu vuracak gibi bakıyorsun,” dedim hayretle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapabilirim, dilediğiniz buysa,” demesi o gece asla yukarı kıvrılmayacağına emin olduğum dudaklarıma bir gülümseme çizdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dua et İran’da değiliz, yoksa amcam sana körkütük aşık olurdu,” diye dalga geçtim ama bunu söylerken bile içim sıkılmıştı. Amcamdan bahsetmek istememiştim, öylece dudaklarımdan kayıp gitmişti bu anlamsız, sinir bozucu kelimeler.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç şansı olmazdı,” demesi kendime duyduğum öfkeyi kenara bırakarak gerçekten gülmeme neden oldu, ben gülerken Beyhan da gülümseyerek bana bakıyordu ve elleri olmaması gerektiği bir şekilde hala dizlerimin üzerinde duruyordu. Birkaç yıl önce Darya’nın da buna benzer bir temasta bulunduğu karanlık gecelerden birini hatırladım, ardından o gecenin derinine inmeden kendimi anıların içinden sıyırarak Beyhan’ın yüzüne odaklandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Temastan hiç hoşlanmam,” diye yalan söylediğimde elini geri çeker sanmıştım ama çekmedi, avuç içleri hala dizlerimin üzerindeyken, “İşten atılacak mıyım acaba?” diye sordu gülümseyerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gecelik senin için bir istisna yapayım,” dediğimde gülümsemesi daha da genişledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yüzünüzdeki is lekeleri,” diye mırıldandı. “Bir sorun olduğunu düşünmeme neden oluyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunun hakkında konuşmak istemiyorum, Darya,” dedim ardından duraksayarak, “Pardon, Beyhan demek istedim,” diye düzelttim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Darya’yı mı özlüyorsunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim, “yani evet,” diye devam ettim. “Onu severdim. Bir süre daha birbirimizi göremeyeceğiz sanırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ona karşı da mı böyle suskundunuz yoksa beni yeni yeni tanıdığınızdan mı bana kendinizi açma gereği duymuyorsunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorusu beni güldürdü ama bu defa keyifli bir tebessüm değildi ona sunduğum. “Ben hayatım boyunca kimseye kendimi açmadım.” İtirafım ağzımın içinde acı bir tat bıraktı. Bu gerçek parmaklarını sırtıma değdirmedi hiç ama yine de beni itip düşürmediğini söyleyemezdim. Düşmek için illa bir zemine ihtiyaç yoktu, insan bazen kendi içine düşerdi ve bu gerçek beni zaman zaman itip kendi içime düşürüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan yüzüme o kadar uzun süre baktı ki bana kendimi yabancı hissettirdi, sanki aynada baktığım yüz de içimde taşıdığım ruh da bir başkasına aitti ve ben bir yabancı olarak bu bedenin içinde konaklıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pekala, öyleyse bir gün kendinizi açmak isterseniz ama açabileceğiniz birini bulamazsanız, buralarda olacağım. Şimdi sizin için küveti hazırlayayım, işimden olmak istemem,” dedi nazik bir gülümsemeyle. Kelimeleri içimde bir yerlere tutunmaz sandım, öylece zihnime çarpar ve ruhuma dokunmadan kayıp düşer sandım ama öyle olmadı. Gözlerinin içine benim gibi birine aykırı gelecek kadar büyük bir beklentiyle baktım. Sonra bu beklentiden nefret ederek, “Teşekkürler,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan doğrulup kalktı, ebeveyn banyosuna girip kapıyı arkasından kapattı ve çok geçmeden suyun sesini duydum. Ebeveyn banyosundaki küçük küveti benim için tamir etmişti Fehmi, giderde bir sorun olduğundan kullanmak zor oluyordu ama şimdi sorunsuz çalışıyordu. Beyhan banyonun kapısını açarken, “Siz suya girin,” dedi, “ben de kıyafetlerinizi hazırlayayım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hissettiğim kırılganlığa anlam veremeden son derece dik bir duruş sergilemeye çalışarak başımı salladım. Küvete girmeden önce kıyafetlerimin hepsini çıkarmış, Beyhan’ın tekrar banyoya girdiğini fark ettiğimde çıplak olmaya aldırış etmemiştim. Suyun içine uzanıp gözlerimi yumduğumda Beyhan’ın suya doğru eğildiğini hissettim, gözlerimi açıp ne yaptığını anlamaya çalıştım. Suyun içine gül yaprakları bıraktı, gülümseyerek bana baktı ve “Isparta gülünün yatıştırıcı etkisi vardır. Duyduğum kadarıyla Isparta gülünü seviyorsunuz,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırtımı mermere yaslayarak küvetin içine tamamen gömülürken gözlerimi yüzeyde dalgalanan suya indirdim, pembe gül yaprakları suyun içinde ağır ağır yüzmeye başlamıştı. “Teşekkürler,” dedim tekrardan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benden istediğiniz başka bir şey var mı?” diye sordu, gözlerim kenara bıraktığı temiz havlu ve geceliklere dokundu, ardından tekrar ona bakıp başımı iki yana salladım. “Öyleyse iyi geceler, Hazin Hanım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırtını dönüp kapıdan çıkacağı sırada, “Beyhan,” diye mırıldandım. “Gerçekten teşekkür ederim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu beklemediği kesindi, durdu, başını çevirip bana bakmadı ama uzun süre olduğu yerde bekledi. Sonunda, “Rica ederim,” diyerek dışarı çıkıp kapıyı yavaşça kapattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hazerhan’ın telefonu İran’da saatler sabahın 04.30’unu gösteriyorken çalmaya başladı. Saat dört sularında uykusundan uyanır, oldukça yoğun geçecek günün hazırlığına başlardı. Önce konağın arkasında kalan arazide koşuya çıkardı, eğer hava şartları uygun değilse yürüyüş bandında yüksek tempolu yürür, biraz kardiyo yapar sonra da uzun süre duşta kalırdı. Bu yüzden çoktan uyanmış, takviye gıdalarını almış, koşuya çıkmak için kıyafetlerini intizamlı bir şekilde yatağının üzerine sermeye başlamıştı. Telefonun bu saatlerde çalmasına alışkın olduğundan oldukça serinkanlı bir şekilde sehpanın üzerinde duran telefonuna uzandı. Türkiye’nin alan kodunu görünce kaşları çok kısa bir anlığına çatıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aramayı cevaplayarak telefonu kulağına götürürken hattın öteki ucunda ağlayan birinin sesini duydu önce, sonra bu sese öfkeyle bağıran bir başkasının sesi eklendi. Tek kaşını kaldırarak, “Söyle,” dedi hattın öbür ucunda bağırmaya devam eden adama. “Ne oluyor?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adam bir süre geveledi, Hazerhan Gümüş birilerinin geveleyip durmasından hiç hoşlanmaz, sadede gelinmediği her saniye biraz daha ölümcül kararlar vermenin eşiğine gelirdi. “Hazerhan Bey, sevkiyat tırı Tekirdağ yakınlarında saldırıya uğramış,” dedi adam tek seferde, çünkü biliyordu ki Gümüş’ün zamanından çaldığı her saniye kendisinin de ömründen çalıyor olabilirdi. Sadece birkaç saniye süren o ölümcül duraksamanın ardından, “Ne?” diye sordu Hazerhan, iki kaşının ortasında bir çukur belirmiş, dudağının kenarı öfke ve sorguyla seğirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şoförün yolu kişi ya da kişilerce kesilmiş, adamı bayıltıp öylece bir yere bırakmışlar ve tırı de sanıyorum aynı kişi ya da kişiler patlatmış. İtfaiye ekipleri olay yerine vardığında neyse ki adamlarımız sevkiyatın içeriğiyle alakalı yaptırım uygulanmaması için gerekenleri yaptılar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hazerhan’ın boşlukta asılı kalan gözlerinde derin, ürkütücü bir ıssızlık vardı şimdi. “Kim yaptı bunu?” diye sordu celallenmeden önce. “Failleri yakaladığınızı söyle ya da bana doğrudan bir isim ver.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Etraf çok karanlıkmış,” dedi hattın öteki ucundaki adam. “Ne yaptıysak konuşturamadık, saldırganın yüzünü görmediği ve bir maske taktığını söylüyor, başka da bir şey söylemiyor. Çevrede kameralar da olmadığı için ne yazık ki elimizde geçerli elle tutulur bir veri yok. Adamı konuşturmak için başka yollar deneyebilirdim ama günün sonunda bu herif bizim değil, paravan şirketlerden birinin şoförü. Zarar görecek olursa başımız ağrır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hazerhan başını sertçe sağa yatırınca boynundaki sinir düğümünden yüksek bir ses geldi, eklemleri rahatlamadı ama gerginliği biraz olsun yatışmıştı. “Malın ne kadarını kurtarabildiniz, bana bunu söyle,” dedi sakince ama onu tanıyan birinin asıl sakinliğinin tehlikeli olduğunu bilirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kurtaramadık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kurtaramadınız,” dedi Hazerhan başını ağır ağır sallayarak. “Sen bana otuz milyon dolar değerindeki malı kurtaramadığınızı söylüyorsun, doğru mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunun tehlikeleri olabileceğini her zaman biliyorduk, efendim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Otuz milyon dolar,” dedi Hazerhan heceleyerek. “Diğer masrafları saymıyorum bile. Sen otuz milyon dolarlık malın tamamının mundar olduğunu mu söylüyorsun lan bana?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tüm önlemler alınmıştı, hatanın bizden kaynaklı olmadığını söyleyebilirim, Hazerhan Bey. Risk her zaman vardı ama buna rağmen şu ana kadar sizi böylesi bir durumun içine sokmadık. Sevkiyattan haberi olan kişi ya da kişileri sorgulamanız gerektiğini düşünüyorum. Ben sevkiyatın içeriğinin öğrenilmesini önlemek dışında bir şey yapamam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sevkiyatı ne kendi adımla ne de bağlı olduğum şirketlerin gölgesiyle yaptım!” diye bağırdı Hazerhan, nabzı öyle hızlı vuruyordu ki saniyeler içinde alnı damarlarla dolmuş, boynu saldırgan vahşi bir yılanın boynu gibi kabararak zehir dolmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne işe yarıyorsun lan sen o zaman kalleş herif? O kellen boynunun üzerinde kalsın istiyorsan bana bu işte kimin parmağı olduğunu bulacaksın! Duydun mu beni?” Önünde duran sehpaya sert bir tekme attı, sehpa yere devrildi ve üzerindeki cam tabaka saniyeler içerisinde tuzla buz oldu. “Sizin ipinizi çok mu gevşek bıraktım amına koyduğumun oğulları ha? Siz karşınızda kim olduğunu unuttunuz mu? Kiminle iş yaptığınızı unuttunuz mu? Gerekirse canını orada bırakacaktı ama benim malımı koruyacaktı lan koruyacaktı! Duydun mu lan beni?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Efendim, paravan bir şir-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O paravan şirketinin de amına koyarım, senin de amına koyarım. Gevşek gevşek konuşabilecek biri misin lan sen? Benimle böyle konuşabilecek biri misin oğlum sen? Öldürürüm seni. Seni öldürürüm. Beni duyuyor musun? O kepçe kulaklarını kabart da dinle beni: Seni öldürürüm. Seni öldürürüm!” Delirmiş gibi bağırırken cam kırıklarını çiğneyerek geçti, yatağın karşısında duran vestiyerin çekmecelerini karıştırmaya başladı. “Bana bu işin içinde kimin parmağı olduğunu hele bir bulma, hele bir elimizden geleni yaptık mavalını okumaya devam et, senin o kepçe kulaklarını koparır açılan boşlukları çiftliğimde ne kadar at varsa her birine siktiririm! Duydun mu? Senin o beynini sik manyağı yaparım. Duydun mu lan? Duydun mu?” Çekmeceden çıkardığı silahı hiç düşünmeden havaya kaldırdı, tavana birkaç el ateş ederken, “Kim cüret edebilir?” diye bağırmaya başladı. “Hangi amına koyduğumun oğlu cüret edebilir?” Arka arkaya sıkmaya devam etti, öfkesini dışarı kusmanın bir yoluydu bu ama saniyeler içerisinde konak ayağa kalkmış, hattın öteki ucundaki adamlar kursunlar tenlerini delecekmiş gibi panikle köşeye sinmişlerdi. İşte Hazerhan Gümüş böyle biriydi, telefonun diğer ucundayken bile silahından çıkan merminin sizi delebileceğine inanırdınız. Darya kapıyı çalmadan sertçe açtı, kapı duvara çarptı ama durmadı, tam üç kez daha çarpması gerekti durması için.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hazerhan Bey!” Darya korkuyla odanın içinde koşuştururken Hazerhan tavana bir el ateş daha edip telefonun ahizesini ağzına yaklaştırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayatınızı sikerim lan sizin! Bulacaksınız lan! Bulacaksınız! Kim cüret edebilir lan? Kim cüret edebilir oğlum?” Delirmiş gibiydi, ilk kez böylesi küfürler savurduğunu duyuyordu Darya onun. Çünkü Hazerhan gölge gibi sırtında taşıdığı ve o içeri girdiği anda her yana yaydığı karanlığına rağmen her zaman kibar bir adam olmuştu, centilmenlik onun uzun yıllardır giydiği ve yüzüne de ruhuna da yapışıp kalmış sahte bir maskeydi. Üstelik otuz milyon dolar gibi dudak uçuklatıcı bir meblağ umurunda bile değildi, onu bu denli öfkelendiren maddi olarak aldığı onun nezdinde küçük olan yaradan daha farklı bir şeydi; o böylesi bir saldırının muhatabı olmayı kaldıramıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Darya ellerini havaya kaldırarak, “Sakinleşin,” dedi ne yapacağını bilemiyormuş gibi, eli ayağı birbirine dolanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana bunu yapanları bulacaksınız!” Telefonu duvara fırlatıp parçalara ayırmadan önce son söylediği şey buydu. Hat düştüğü anda adamlar birbirlerine baktılar, çalan felaket çanlarının sesini duyabiliyorlardı ve bu fırtınadan nasıl çıkacaklarını kestiremiyorlardı. Hazerhan silahını tekrar havaya kaldıracaktı ki Darya beklenmedik bir cesaretle adamın eline atılarak onu durdurdu. Hazerhan, “Bırak!” diye bağırdı. “Öldüreceğim o namussuzları!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra çok kısa bir an için durdu, bakışları zemine dokundu ve Hazin’in yüzü gözlerinin önünde belirdi. Sevginin en yoğun, en şefkatli halini ona besliyordu; gökyüzündeki en parlak yıldızı gel zaman git zaman içinde Hazin olmuştu. Küçücük bir kuşku, dokunduğu anda bile onu perişan edecek bir ihtimal, korkuyla dolmasına neden olan bir kaygıyla kaşlarını çattı. Hayır, diye düşündü sonra. Mükemmel bir kız çocuğu yetiştirmişti evet, kusursuz şekilde zekiydi evet, öfkesiyle dağları delebilirdi buna da evet ama asla ihanet etmezdi. Üstelik neden yapsındı ki? Birbirlerini yeseler de birbirlerinden başka kimseleri yoktu. Sivri bir karakteri olsa da amcasını seviyordu. Belki amcasının onu sevdiği kadar yoğun değildi bu sevgi ama Hazerhan onun sevgisinden hiç şüphe etmemişti. Yine de sevkiyat tarihini Hazin’den başka kimsenin bilmiyor oluşu o içini ateş gibi yakan korkunun bir anlığına tüm ruhunu sarmasına neden olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedi düşünceleri reddediyor gibi, sesi öyle tuhaf duyuldu ki Darya bile duraksadı. “Elbette sevkiyatı bir tek o biliyor değil. Bu işin arkasında bir sürü muhbir olabilir. Ne delice düşünceler bunlar.” Silahı tutan elini kaldırıp bileğinin iç kısmını şakağına yasladı. “Ne aptalca fikirler.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Darya, “Hazerhan Bey,” dedi endişeyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hazerhan herkes hakkında sık sık düştüğü şüphe duygusunun bir gün yeğeni için de orada belireceğini hiç hesaba katmamıştı. Nefret etmişti bu düşünceden, kendine karşı büyük bir utanç duymuş, hissettiği sevgiye ihanet ediyormuş gibi boğulmuştu. Şüphe tamamen yerleşemeden göğsünü terk etti, sevgi her şeyden ağır basıyordu. İhtimalin üzerini bir daha o ihtimalin üzerinden geçemeyeceği kadar kalın bir kalemle çizdi, mürekkebin altında kaybolmasını izledi. Bir daha asla böylesi delice bir fikre kapılmayacağına dair kendisine yeminler etti. Tüm bunları o sessizliğin içinde yaptığından Darya daha da endişeye kapılmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Otuz milyon dolar bir servetti elbette ama Hazerhan Gümüş’ün dengesini yitirmesine neden olacak kadar büyük değildi. Buna rağmen bir süreliğine işlerini baltalayacak bir kayıp olduğunu da seziyordu ama bu da umurunda değildi. Şu an umurunda olan tek bir şey vardı: Böyle bir densizliğe kim cüret edebilirdi?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Haberleri olmuş olamaz,” diye söylendi kendi kendine. Darya kimden bahsettiğini bilmiyordu, yine de sormaya cesaret edemedi; hiçbir şey de anlamamıştı üstelik. “Binbaşı Şenkaya,” dedi sonra, “bunun arkasında sen mi varsın Allah’ın belası deli.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İki gün boyunca amcamdan hiç arama almadığım ve haberlerde bir tırın ateşe verilerek patladığına dair bir haber görmediğim için fazlasıyla gergin hissediyordum kendimi. Ta ki e-posta adresime seçenekler arasında çok daha ilgi çekici olduğunu düşündüğüm bir iş maili düşene dek. Telefonuma düşen bildirime bakarken yemek masasındaydım, yerimden aniden fırladığım için Beyhan panikle, “Ne oluyor?” diye sormuştu, bense cevap vermeden fotoğrafları kaydırarak ve duvarlarını bir an önce kendi sanatımla doldurmak istediğim o mükemmel restoranı incelemiştim. Restoran daha önce çalıştığım salaş kafelere benzemiyordu, fazlasıyla lükstü ve cam kapılarından içeri her an sosyetenin ünlü isimlerinden biri girebilirmiş gibi duruyordu. İnternette uzun bir araştırmanın sonunda benimle iletişime geçen sorumluya bir cevap yazmış, buluşmak için bir tarih belirlemiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Restoranın sorumlularından biri olan Tuğçe Hanım ile görüşmemiz perşembe akşamı saat 19.00’da, restoranın kendisine ait olan barında gerçekleşecekti. Sonunda üzerime çöken o olumsuz enerjiyi sırtımdan aşağı bıraktığım bir palto gibi yere düşürmüştüm, heyecanlı ve istekli hissediyordum. Üstelik amcamdan ses soluk çıkmadığından olsa gerek yaptığım şeyle tekrar tekrar yüzleşmek zorunda da kalmamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer de Kerim de sanki öyle bir gece yaşanmamış gibi davranıyorlardı, ne ortada asılı duran sessizliği sorguluyor ne de hala bir şey duymamış olmamızı yadırgıyorlardı. Ben de onlara uymaya karar vermiştim. Amcama ilk adımı ben atar ve onu ararsam amcam gibi birinin benim onu yokladığımı anlamaması içten bile değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mısra ile birkaç kez yemek için fikir almak adına yanıma uğradığında karşılaşmıştık, gözlerini yüzümden sık sık kaçırıyordu ve birkaç kelimeden oluşan kısa cümleler kuruyordu. Zafer ile beni o halde gördükten sonra aklına ne tür düşünceler serilmiş, o düşünceler zihnine kurularak ne tür senaryolara dönmüştü bilmiyordum ama beni rahatsız edecek bir davranışı olmadığı müddetçe bunu görmezden gelmeye karar vermiştim. Beyhan ile diyaloglarım gitgide çoğalıyordu, Aytekin’i neredeyse hiç görmüyordum ve diğer tüm çalışanlar da sadece ihtiyaç duyduğumda benimle iletişim kuruyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O perşembe akşamına kadar rutinimiz bu şekilde ilerlemeye devam etti. Perşembe akşamı, buluşmaya sadece iki saat kala, hazırlıklarım nihayet sona erdiğinde ve evden çıkmak için üzerimde lacivert, vücudumu zarifçe saran kolsuz midi bir elbiseyle alt katın basamaklarını inmeye başladığımda telefonumun zil sesi tüm holde yankı uyandırdı. Son basamakta ince bantlı topuklu ayakkabılarımın üzerinde zar zor durup beklediğim telefonun nihayet geldiğinin farkındalığıyla arama ekranına baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arayan kişi amcamdı. Şaşırmadım, bunun olacağını biliyordum ama olmayacakmış gibi ilerlemek daha kolay gelmişti. Telefonu açıp, “Alo,” dediğimde amcam, “Ben aramasam beni arayacağın bile yok Gümüşservim,” diye sitem etti. Tek söylediğinin bu olması beni anlık duraksatsa da ona renk vermeye hiç niyetim yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amcam bir yeğeni olduğunu unutup aramayınca ben de geri dönme gereği duymadım,” dedim dikenli bir sesle, bu benden tam olarak beklediği türden bir cevaptı, bu yüzden telefonun arkasında yükselen kahkahasını duydum. “Oysa Asrın ile kahve içtiğimi duyduğun an telefona sarılırsın diye düşünmüştüm. Hiç kıvırma, bildiğini biliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biraz daha neşeli bir sesle, “Kahveden sonra beni boğmak isteyeceğini düşünüp senin beni aramanı bekledim,” dedi. “Peki randevunuz nasıl geçti?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eğer evin ortasına çelenk büyüklüğünde bir çiçek buketi göndermemiş ve kahve içmek için yalvardığı bir not yazmamış olsaydı, beni rüyasında bile göremezdi,” dedim, oysa bu randevuyu kabul eden bendim, zorlama falan olmamıştı. “Şehram denen pislikle o sevimsiz arkadaşlığınız kaldığı yerden devam ediyor mu? Hazin Gümüş Sürgün’de serisine fazla ısındım, beni geri çağırdığında dönmeyeceğin kadar İstanbul’a alışacak olursam sen zararlı çıkarsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onun defterini dürmeme az kaldı,” demesini beklemiyordum. “Evine geri döneceksin yakında, Hazin. Hiç şüphen olmasın.” Sıkıntılı bir nefes verdiğini duydum, sormak istedim ama bir şey beni durdurdu. O bunu konuyu açana dek sessizliği devam ettirmem gerekiyordu, belki de asla bu konuyu açmazdı. Bana sezdirmeden kaç konunun üzerini toprakla örtmüştü kim bilirdi? Gözlerimi kıstım, neşesinin sahte, canının da epey sıkkın olduğunu anlamak haz duymama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İş görüşmesine gidiyorum,” dedim hiç beklemediği bir anda, buna da tepkisi sessizlik oldu. Bu bile canının ne kadar sıkkın olduğunu anlamam için yeterliydi. “Amca?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzelim,” diye cevap verdi. “Pekala, bu şekilde mutlu olacaksan öyle olsun.” Şaşkınlığımı belki ondan gizleyebildim ama kendimden gizleyemedim, söylediği şey karşısında donup kalmıştım. “Ama kendini kaptırmanı istemiyorum, Hazin. Geri dönmen gerektiğinde yine aramız bozulacak, bir düzen oturtunca o düzene alışıyorsun.” Tüm bunları iyiliğim için söylüyor gibi geliyordu kulağa ama yine de baskısını hissedebiliyordum, zaten hep böyle oluyordu, amcam iyiliğim için olduğunu söylediği her şeyi aslında üzerimde kurmaya çalıştığı egemenliğin bozulmasını istemediği için söylüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bırak da geri dönmem gerekene kadar istediğimi yapayım öyleyse,” dediğimde göremesem de gülümsediğini hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni mutlu edecek olan buysa, öyle olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teşekkür etmeyeceğim,” dediğimde bu kez gerçekten güldüğünü duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sessizlik oldu, bana hiçbir şeyi anlatmayacağını daha yakından görme fırsatı bulduğum nadir anlardan birindeydik. “Görüşmeye geç kalmak istemiyorum, seni sonra arasam olur mu?” diye sordum sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur. Dikkatli ol tamam mı? Zafer’in yanından ayrılma.” Bunu neden bu kadar ciddi söylediğini anlayamasam da beni görebilirmiş gibi başımı salladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben kovalasam da dizimin dibinden ayrılmıyor zaten,” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam bir kez daha gülerek, “Bu yüzden aldığı parayı sonuna dek hak ediyor ya zaten,” dediğinde dün gece her birinin maaşlarını kartlara transfer ettiğimi hatırlayarak gözlerimi devirdim. Zafer sonunda çenesini kapatırdı umarım. Telefon görüşmesini sonlandırdıktan sonra dışarı çıktım, Zafer arabada oturmuş beni bekliyordu, gözleri telefonunun ekranındaydı. Ön yolcu kapısını açtığım anda bakışlarını ekrandan ayırıp omzunun üzerinden bana çevirdi. Yeşil gözlerinin altında uykusuzluğun izleri olan koyu halkalar olduğunu fark ettim, suratı da sirke satıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kemerimi bağlarken, “Hayrola?” diye sordum gözlerimi ön cama çevirerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefonu kapatıp konsola bıraktıktan sonra arabanın motorunu çalıştırdı. “Pek uyuyamadım,” dedi sadece. Nedenini sormak istesem de ağzımı açıp tek kelime etmedim, bedenimi dikleştirip telefonumu açtım ve hiçbir şey söylemeden telefonumla uğraşmaya başladım. Bakışlarının profilimde toplandığını hissedebiliyordum ama karşılık vermedim. Direksiyonu çevirerek çıkışa sürmeye başladığında da bakışları ara sıra profilime dokunup beni yoklamaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nişantaşı’na yaklaştıkça karanlık daha da bastırdı, ışıl ışıl vitrinleri izlerken sessizliği hiç bozmadım. Restoran, Teşvikiye Camii’nin yukarısında kalan sakin ama kibirli sokaklardan birindeydi. Restoranın ismi dış cephede altın harflerle yazılmıştı, kapısının önünde duran uzun boylu vale, siyah taş cepheye gömülmüş dar pirinç aplikler ve koyu füme camların ardında titreyip duran loş ışık, içeride ucuz bir şeyin var olamayacağını kanıtlar cinstendi. Zafer aracı girişin biraz ilerisinde durdurdu, motor sustuğunda birkaç saniye boyunca ikimiz de konuşmadık. Sonunda, “Burada bekleyebilirsin, işin varsa hallet istersen,” diyerek kapının koluna uzandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Yerim sizin yanınız,” dedi sakince. “İşim de sizsiniz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksayarak omzumun üzerinden ona baktım. “Gerçekten gelmek zorunda değilsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçeri sizle girip etrafı kontrol edeceğim,” deyince tek kaşım havaya kalktı. Sanki tek başıma bir savaş bölgesine girecekmişim gibi konuşuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Burası bir restoran Zafer, sınıra inmiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümde dolaştırarak, “Fark etmez,” demesi tartışmaktan vazgeçip derin bir nefes alarak arabanın kapısını açmama neden oldu. Taş zemine vuran topuklularımın sesi kulaklarıma dolarken Zafer de araçtan inip kapıyı sertçe kapatarak bana doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapının önündeki görevli bizi içeri buyur ettiğinde omzumun üzerinden hemen arkamdan duran Zafer’e baktım, görevliye mıhladığı yeşil gözlerini indirip çok kısa bana baktı ve tekrar gözlerini yukarı kaldırdı. İçeri girdiğim anda hava birden değişti, dışarıdaki sıcağın aksine daha serin bir ortama geçmenin getirdiği rahatlamayla etrafıma göz gezdirdim. Tavan yüksekti, koyu ceviz panelleri gördüm, yer yer bronz detaylarla bölünmüş aynalar ve duvar boyunca uzanan taş görüntüsü mekana tokluk katıyordu. Koyu renk mermer masaların üzerine düşen ışıklar düştüğü yerde yumuşayarak etrafa dağılıyordu, içeride çalan Fransızca müziğe kulak vererek Zafer’e doğru döndüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstersen beni burada bekle. Kuyruğum gibi sürekli peşimde dolaşıyorsun, utanıyorum ya. Çocuğunu müsamereye getiren baba gibisin, elinde kameran eksik.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gözler kameradan daha iyi kayıt alıyor,” diyerek omuz silkti ve birkaç günün sonunda ilk kez alayla sırıttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi devirerek önüme döndüğümde rezervasyon masasındaki görevliyle göz göze geldik, bana hafifçe gülümsedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhaba, Hazin Hanım’dı değil mi?” Başımı salladığımda, “Tuğçe Hanım sizi barda bekliyor,” diyerek gitmem gereken yeri işaret etti. Zafer göz ucuyla çevreyi süzerken görevlinin gösterdiği yere doğru yürümeye başladım. Restoranın arka tarafına doğru kıvrılan kısımda asıl yemek salonundan duvar ve pirinç çerçeveli cam bölmelerle ayrılmış özel bir bar alanı vardı. Burası ana salondan daha karanlıktı. Uzun tezgâhı damarları belli siyaha yakın yeşil mermerden yapılmıştı, arkasındaki raflarda dizili alkol şişeleri loş ışığın altında kehribar gibi parlıyordu. Zafer arkamda ben onun önünde sessizce ilerlediğimiz sırada bankonun önünde duran kadın bana doğru döndü. Otuzlarının başında olmalıydı, küt kesilmiş omuzlarına değen koyu çikolata rengi saçlarını kusursuz bir fönle geriye doğru taramıştı. Yüzünde sahte olmadığını hissettiren bir gülümseme olduğunu gördüm, ela ile bal rengi arasında bir tonda kalmış gözleri iri sayılmazdı ama bakışları canlıydı. Siyah kumaş takımının içinde çarpıcı göründüğünü düşünmemek elde değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hazin Hanım?” diye sordu başını yana yatırarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dediğim anda elini bana uzattı, parmaklarımız birleşirken, “Ben Tuğçe,” dedi, “nihayet tanışabildik. Buyurun lütfen.” Ellerimiz ayrıldığı an beni bar tezgâhının önüne çağırdı. Yüksek taburelerden birine otururken, “En az ilanda rastladığım çalışmalarınız kadar güzel olduğunuzu söylemeden geçemeyeceğim,” dedi sıcak bir tavırla. Gözleri Zafer’e kaydı, dört beş metre uzağımızda duruyordu, sırtını kolonlardan birine yaslamış, kollarını göğsünün üzerinde toparlamıştı. “Beyefendi sizle birlikte mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedim sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer duymuş olacak ki, “Yakın k-” diyerek söze girdi ama onu hızla durdurdum. “Yakın arkadaşım,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tuğçe Hanım başını salladı, ardından Zafer’i selamladı ama Zafer kadına donuk donuk bakmaktan ileri gitmedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçecek ne alırsınız?” diye sordu Tuğçe Hanım. “İlk görüşmelerde insanları doğrudan işle boğmayı sevmem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alkolsüz bir kokteyl sipariş ettim ve çok geçmeden kokteyllerimizi yudumlayarak iş hakkında konuşmaya başladık. Tuğçe Hanım bir ara, “İsminizin Hazan olduğunu düşünmüştüm, ilk defa Hazin diye bir isim duyuyorum. Çok hoş doğrusu,” demişti ama ismimin güzel bir hikâyesi olmadığından ona kuru bir teşekkür dışında başka hiçbir şey verememiştim. Kokteyllerimiz bittiğinde kibar bir şekilde, “Benimle gelin de size göstereyim,” diyerek duvarını bana emanet etmeyi düşündüğü bahçeyi gezdirmişti bana. Arka bahçenin girişi yoktu, üzeri süs sarmaşıklarla süslenmiş bir duvar tarafından gizleniyordu. Geniş sayılacak bir alandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Boş duvarın önünde durup, “Buraya bohem hava katacak bir şeyler düşünüyoruz,” dedi. “Henüz kullanıma açılmadı ve epey vaktimiz var.” Bana doğru döndü. “Şimdiden kafanızda bir şeyler oluştu diyebilir miyiz yoksa biraz zamana ihtiyacınız mı olacak?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarımı bedenime sarıp boş, işlenmeyi bekleyen bir tuval gibi duran duvarı uzun uzun izledikten sonra, “Bir şeyler oluşmadı desem yalan olurdu,” dedim. “Şartları konuşalım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorduğum soru, Tuğçe Hanım’ın yüzünün daha da aydınlanmasına neden oldu, başını sallayarak, “Kesinlikle konuşalım,” dedi. Detayları konuşmak için bara döndüğümüzü hatırlıyorum, Zafer aynı köşede dikilmiş beni bekliyordu ve Tuğçe Hanım ile iş hakkında konuşmamız bitip bir anlaşmaya vardığımızda saat epey geç olmuştu. Eve dönüş yolunun yarısında hiç konuşmadı ama araç yolda bir kaza olduğundan trafiğe girmek zorunda kalınca o sessizliğin son bulması gerektiğini hissetmiş olacak ki, “Neden kadına bir korumanız olduğunu söylemekten kaçındınız?” diye sordu, sesi resmiydi ve gözleri önümüzdeki araç dolu yoldaydı. Bakışlarım omzumun üzerinden ona döndüğünde onun da bana bakacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çünkü kim olduğumu bilirse işin rengi değişir, her zaman öyle oldu,” dedim. “Burada kendi sanatımı yapmak istiyorum, Hazerhan Gümüş’ün yeğeni olarak ağırlanmak istemiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amcanız tanınan bir isim, orası da epey lüks bir yere benziyordu. Sosyeteden isimlere hakimse illaki sizin de kim olduğunuzu öğrenecektir,” dedi Zafer yine gözlerini yoldan çekmeden. Nedenini anlamıyordum ama sanki bana bakmaktan kaçınıyor, gözlerimizin kesişmesine hiç izin vermiyordu. Bunun üzerinde durmamaya çalışarak derin bir nefes aldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben öyle çok tanınan biri değilim, amcam daha göz önünde. Açıkçası göz önünde olmaktan hoşnut değildim, tamamen benim seçimimdi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Göz önünde olmak istemeyen biri için fazla dikkat çekici değil misiniz?” diye sordu sakince. Bakışlarım profilinde dolanırken yüzünde bir ifade aradım ama yoktu, çok normal bir şeyden bahsediyor gibi bir hâli vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O ne demek öyle?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dikkat diyorum,” diyerek aniden gözlerini bana çevirdi, birbirimizin gözlerinin içine baktık. “Çekicisiniz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Afallasam da hızla toparlayarak, “Bunu biliyorum,” dedim. “Ama sosyeteyle hiç içli dışlı olmadım. Delina’da da fark etmişsindir, beni öyle hemen tanımadılar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Konuyu değiştirircesine, “İşe ne zaman başlayacaksınız?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu hafta içi başlayacağım, onlara mesaj olarak iletmem gerekenler var. Çalışma alanı için gerekli malzemeleri kendilerinin temin edeceklerini söylediler ama ben yine de işimi sağlama alıp kullanmak istediğim her şeyin markasını ve numarasını onlara göndereceğimi söyledim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu iş için gerçekten heyecan duyuyorsunuz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi görünüyorum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İlk kez uzun uzun ne yapacağınızı anlattınız,” dedi gözleri yüzümde dolaşırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Bu benim severek yaptığım iş. O yüzden sanırım,” dedim. Zafer’in gözleri bir anlığına dudağımın kenarını şekillendiren kıvrıma dokundu, ardından gözlerini kaldırıp yeniden gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sık sık yapamadığınız bir şey olduğundan mı yani?” Sorusu tuhaf bir şekilde içimde bir yerlere dokununca susup önüme döndüm. “Haddimi aştıysam kusura bakmayın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, doğruları söylüyorsun,” demem onu şaşırtmış olmalıydı, birden sessizliğe gömüldü ama profilime diktiği bakışların daha da yoğunlaştığını hissettim. Yüzüme neden öyle baktığını merak ediyordum ama sormak istemiyordum, onun da konuşmak istemediğine emindim. Trafik biraz olsun açılır gibi olunca Zafer arabayı hafifçe hareket ettirdi ama tam olarak hızlanamadık, çok geçmeden bir kez daha durmak zorunda kaldık ve önümüzde uzanan araç kalabalığına bakarak sıkıntılı bir nefes verdim. “Sanırım büyük bir kaza olmuş,” diye mırıldandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstanbul’da kazanın büyüklüğü küçüklüğü önem teşkil etmiyor, her şekilde trafiği aynı ölçüde kitliyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı sallayarak camı indirdiğimde rüzgar içeri dolup tenimi karıncalandırdı. Dudaklarımın arasına bir sigar yerleştirdim, çakmağımı aramaya başladığım sırada beklemediğim bir şey oldu ve burnumun ucunda bir ateş yandı. Zafer’in parmakları arasında duran zipponun ucundan fırlayan ateşe, ardından omzumun üzerinden Zafer’e bakıp yavaşça eğilerek sigaramın ucunu ateşe tuttum. Sigarayı içime çekerken gözlerimiz birbirine dokundu, belki de bu dokunmaktan öteydi, kilitlemek gibi bir şeydi, sürgüyü çekmekle eş değerdi. Gözlerini yüzümden ayırmadan sigaramı yakana dek bekledi, geri çekilip içime çektiğim dumanı dışarı üflerken gözlerimiz tekrar bıçak ve kemik gibi birbirlerine yaslandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigara parmaklarımın arasındayken dirseğimi açık camın kenarına koyarak, “Daha önce çizim yaptığından bahsetmiştin ve uzun zamandır yapmadığını söylemiştin. Çizmekten mi sıkıldın?” diye sordum sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zipposunu kenara bırakırken bakışlarını yeniden trafiğe çevirerek, “Öyle oldu,” dedi ama sesinde başka bir hikâye olduğunu hissedebiliyordum, anlatmadığı, belki bir ömür anlatmayacağı bir şey dilinin altına gömülmüş gibiydi. Kendi tarafındaki camı indirip bana bakmadan sigara kutusunu dudaklarına yaklaştırarak salladı ve bir sigarayı dudaklarının arasına alarak kutunun içinden çıkardı. Zipposuna uzanacaktı ki onun da benim de yapmamı beklemediğimiz bir şeyi yaparak zippoyu elime aldım ve sigarasının ucunu yaktım. Ateş yüzünün ortasında büyüyerek gözlerinin rengini daha da belirginleştirirken göz ucuyla bana bakmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigaradan büyük bir nefes alırken, “Bunu neye borçluyum?” diye sordu, konuşurken dudaklarının arasından sigaranın dumanı sızıyordu. Yutkundu ve sonra dumanı tamamen dışarı üfleyerek gözlerimin içine cevap bekleyen gözlerle bakmayı sürdürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne sormaya çalıştığını anlamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sizden hizmet görmek benim için beklenmedikti.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu hizmet mi?” Tek kaşımı kaldırdım. “Sadece sigaranı yaktım. Duyan da senin için birini yaktığımı sanacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudağının kenarında büyüyen tebessümü görmek zamanın yavaşlamasına neden oldu. Saatin kadranı ortasından çatlıyormuş ve çatlaklar gitgide derinleşerek sayılara ulaşıyormuş, zaman çatlayan rakamların hükmünde çözülemeyecek bir karmaşaya dönüşüyormuş gibi hissettim. Bana bakışında bir süredir, belki de uzunca bir süredir çözemediğim bir şey vardı ve gün geçtikçe o şeye biraz daha yaklaştığımı fark etmek içimdeki ağırlığın artmasına neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peki yakar mıydınız?” Sorusu üzerine kadrandaki çatlak daha da derinleşti, daha da büyüdü ve rakamların üzerinden geçerek onları parçalamaya başladı. Birbirimize uzun uzun baktık ve neden şaka olarak yönelttiği bir sorunun beni bu denli düşündürdüğünü merak ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sakince, “Sen yakar mıydın?” diye sorduğum anda yeşil gözlerini kıstı, yüzümde bir belirsizlik görüyormuş, onda tattığım karmaşanın çok daha bulanık bir halini benim yüzüme bakınca görüyormuş ve tadına bakmaya çekiniyormuş gibi bir hali vardı. Bazen öyle bir bakış atıyordu ki bana, bir sebepten onu zehirleyeceğine inandığı bir şeyi izliyormuş gibi hissettiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elbette,” dedi, sonra ekledi: “Benim görevim bu. Ama sizin göreviniz değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görevlerine sadık bir adam,” diyerek başımı salladığımda söylediğim şeyin bakışlarının daha da değişmesine neden olduğunu gördüm. Yüzünde soğuk bir ifade olsa da gözleri bu soğuk ifadeyle zıtlaşacak biçimde alev alevdi. Uzatsam parmaklarımı, gözlerinin altındaki çukurlara dokunsam, o çukurlara dahi akmayı başarmış ateşin sıcağını parmak uçlarımda hissedecektim sanki. “Senin bir şeye canın mı sıkkın?” diye sorarken buldum kendimi. Oysa susup bu yolun bir an evvel bitmesi için dua etmeli, belki biraz telefonumla ilgilenerek andan kopmalıydım ama yapmamıştım. Benim için beklenmedikti, beni biraz olsun tanımaya başlamışsa emindim ki bu onun için de beklenmedikti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?” Durdu, parmaklarının arasındaki sigarayı dudaklarına götürmek üzereyken elinin havada asılı kaldığını gördüm. “Bu da nereden çıktı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle geldi.” Bedenimi ona doğru çevirirken gözlerinin içine bakarak sigarayı dudaklarıma götürdüm. Sigaramı içene dek bekledi, çünkü söyleyecek başka şeylerim olduğunu biliyordu. Sigara dumanını dışarı üflerken, “Biraz dalgın gibisin,” diye devam ettim cümleme. “Kafana bir şeyler takılıyor gibi.” Onu sobelemişim gibi kaşlarını çatıp gözlerimin içine daha dikkatli bakması sonunda bir açığını bulmuşum gibi hissetmeme neden oldu ama bu beni keyiflendireceğine nedense daha ağır hissettirdi. Sonunda konuşmayacağını anladığımda, “Amcamın sevkiyatıyla mı ilgili?” diye sordum çat diye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yakalanırım ve onu da ele veririm, bana yardım ettiği için işinden olur, bu da yetmezmiş gibi canından da olur diye mi korkuyordu? Bundan korkması, endişe duyması çok normaldi, böyle düşüncelere kapılıp endişe duyduğunu düşünmek bile içimdeki ağırlığın artmasına yetiyordu. Duyduğu şey karşısında şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdığını görünce belki içim rahatlamalıydı ama rahatlamadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eğer olur da bu işin içinde benim olduğumu düşünürse zarar göreceksin, bu yüzden mi? Sana arka çıkarım. Benim zorumla yaptığını ona kanıtlarım. Bu yüzden mi moralin bozuk?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Soruyu bu kez daha yalın dile getirmem bakışlarının anlam veremediğim bir şekilde yumuşamasına neden oldu. Bana bakarken o yeşil gözlerde ilk kez şefkati gördüm. İlk kez anlam veremediğim o pişmanlığı gördüm. İlk kez saf bir şekilde bana doğru gelen merhameti o yeşil gözlerde gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen,” dedi sessizce, “niye böylesin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasılım?” diye sordum aynı onun gibi sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerime daha uzun baktı, kendini saklamadan, belki de ilk kez kim olduğunu bana o an göstererek uzun uzun baktı. Sigarasını dudaklarına götürmeden hemen önce önce göğsüne dolan o derin nefesi çekişini izledim. Bir cevap bekliyordum. Nasıldım? Neden bana öyle bakıyordu? Neden onun su yeşili gözlerinde ilk kez böylesi bir bakış görüyordum? Niye sorduğum soruyla alay etmek yerine elini başımın arkasına koyup beni kendine doğru çekmek ister gibi bakıyordu? Ona tekrar sormak için ağzımı açacaktım ki, “Yapma,” dedi ve sigaranın dumanı dudaklarının arasından usul usul süzüldü. “Bunu yapma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı ve “Ne?” diye sordum. “Seni korumayayım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin içine daha dikkatli bakması dudaklarımın kenarına yerleşen gülümsemenin yavaşça kaybolmasına neden oldu. Sigarasını tekrar dudaklarına götürürken sessizdi, sadece gözlerimin içine bakıyordu, bir şeyi anlamaya çalışır gibi bakıyordu, bir şeye duyduğu rahatsızlık yüzünden boğuluyor gibi bakıyordu, bir şeyin sınırında durduğunun o bile yeni farkına varıyormuş gibi bakıyordu. Düşüncelerim aptalca sanrılardan ibaretmiş gibi gözlerimi kaçırdığımda, “Bana bak,” dedi ve söylediği şey karşısında ilk kez irkildim. Bakışlarımı ona çevirmeden önce tedirgindim, bu kağıt kesiği hissin ve göğsümde devinip duran ağırlığın nedenini sorgulamaktan kaçınarak ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?” diye sordum, sesim ters çıkar sanmıştım oysa ama öyle olmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beklemediğim bir anda bana doğru eğildi, alanıma girmesine şaşırarak gözlerinin içine baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amcan beni öldürecek mi? Öldürsün.” Durdum, biraz daha yaklaştı. “Silecek mi yeryüzünden? Silsin.” Biraz daha yaklaştığında artık sigaranın ve yaseminin kokusunu doğrudan soluyordum. “Sen o gece değil o tırı yakmak, amcanın kendisini yakmak isteseydin, elinde tuttuğun ateş parlasın diye benzini döken kişi yine ben olacaktım. Unuttun mu? Ben amcanın değil, senin adamınım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği her kelimenin sonunda sanki sesi bir yumruk oluyor göğsüme vuruyordu. Öylece gözlerinin içine bakarken ilk kez tepkisizdim, ilk kez ne söylemem gerektiğini bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman neden böyle moralsizsin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzüm yüzüne sınırları ateşe verecek kadar yakınken konuşmak yerine geri çekilmem gerekirdi belki ama doğrudan sormadan edemedim. Bu merakı durduramadım. Soruyu sorduğum an aramızda uçuşan sigara dumanının arkasından beni takip eden yeşil gözlerinin derinleştiğini gördüm, çok geçmeden beklemediğim bir diğer şeyi yaparak gözlerini sıkıca yumdu. Kirpiklerinin gözlerinin altındaki çukurlara yayıldığını gördüm, burun kanatları genişledi ve çenesi kasıldı, dişlerini sıktığını fark ettiğimde soru işaretleri üzerime bıçaklar gibi arka arkaya düşüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne istiyorsun?” diye sordu gözlerini açmadan. “Her şeyle alay etmeye devam mı edeyim?” Gözlerini aniden açınca ilk kez geri çekilmem gerektiğini hissettim ve geri çekilip aramıza biraz mesafe koydum. Bu mesafenin kaşlarını çatmasına neden olduğunu fark ettim. Çatık kaşlarla bana bakarken, “Zevzeğin teki olursam senin için daha mı kolay olurdu?” diye sordu hiç beklemeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarımın arasında tuttuğum sigarayı daha sıkı kavrarken, “Ne söylemeye çalıştığını anlamadım,” dedim sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eğer bana böyle bakmayacaksan, böyle konuşmayacaksan, böyle davranmayacaksan ben de senin istediğin gibi zevzek herifin teki olmaya devam edeceğim. Şimdi şunu söyle. Yapabilecek misin?” Sorusu çok keskindi, sanki onun için çok önemli bir şeyi yapıp yapmayacağımı anlamaya çalışıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Varsayalım ki yapmayacağım,” dediğimde duraksadı, başını biraz geri çekerken çatık kaşlarla gözlerimin içine baktı. “O zaman nasıl biri olacaksın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Düşünür sandım, biraz olsun üzerinde düşünür ya da benden saklar, hiçbir şey söylemeden susar sandım ama Zafer o gece susmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman senin nefret edeceğin bir adam olacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zaten öyle olma yolundasın,” diye alay ettim, sırf biraz olsun ortamı değiştirmek için ama bu onun dudağının kenarında öyle bir tebessüme neden oldu ki, tebessümün hissettirdiği o ağırlık söylediğim şeye karşı duyduğum pişmanlık mürekkep gibi göğsüme yayıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigarayı tutan parmaklarını havaya kaldırıp sigaranın dumanı ağır ağır yüzüme yayılırken bana yaklaştırdı, gözlerim önce parmaklarını takip etti, sonra gözlerine tutundu. Yüzüme düşen saçımı parmağını yanağımda kaydırarak kulağımın arkasına sıkıştırdı. “Dur bakalım,” dedi parmakları hala kulağımın arkasında duruyorken ve sigarasının dumanı ikimiz arasındaki mesafeyi dolduruyorken. “Daha çok yolumuz var, banu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Verebileceğim tüm tepkiler geri çekilmiş, tıpkı benim gibi gözlerimin arkasından onu izlemeye koyulmuştu. Parmağını geri çekip sigarasını tekrar dudaklarının arasına yerleştirip önümüzde tıkanık halde uzanan trafiğe çevirdi gözlerini. Karmaşayı hissettim, içimde büyüyor, büyüyor ve büyüyordu. Bakışlarımı tıpkı onun gibi ön camdan dışarıya çevirirken az önce yaşananlara bir anlam vermeye çalışıyordum ama nafileydi, ne kadar kazırsam kazıyayım gözlerinin altında esas saklananı bulamayacakmışım gibi hissettim bir anda. Bu beni hem rahatsız etti hem de güvenli hissettirdi. Sanki o gözlerin ardında gizleneni sonunda bulduğumda her şey dağılmaya başlayacaktı ve ben neyin dağılacağını bile öngöremiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Trafik nihayet hafifleyerek açıldı, araç süratle ilerlemeye başladı, yol sonunda evi bulana dek önümüzde aktı ama aramızda beliren o sessizlik o gece bir daha hiç bozulmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Malikaneden içeri adım attığım anda yitip gitmesini dilediğim sessizliğin katlanarak çoğaldığını hissettiğimi hatırlıyorum. Omzumun üzerinden açık kapıdan dışarı baktığımda orada, arabanın önünde durmuş, kalçası kaputa yaslı şekilde sigara içiyor, önünde uzanan karanlık bahçeyi izliyordu. Sigarayı dudaklarına götürdüğü bir anda başını hafifçe yukarı kaldırıp gökyüzüne baktı, sanki yeryüzüne değil de gökyüzüne özlem duyuyormuş gibi yutkunduğunu, adem elmasının boğazında bir ukde gibi kaydığını gördüm. Sigarayı dışarı üflerken çok kısa bir an için gözlerini omzunun üzerinden eve doğru çevirdi, orada durmuş ona baktığımı gördüğünde duraksar sandım ama bunun yerine gözlerimin içine uzun, çok uzun süre baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizce başımı aşağı eğip yukarı kaldırarak onu selamladığımda başını omzuna indirdiğini gördüm, bir an bakışı öyle hisli ve derin geldi ki o bakışlardan kaçmak için apar topar önüme döndüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan bir anda karşımda belirince afallasam da “İyi geceler,” demeyi başarabildim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi geceler,” dedi sakince, gözleri omzumun üzerinden arkaya, açık duran sokak kapısına dokundu, sonra tekrar gözlerimin içine baktı. “İş görüşmeniz nasıl geçti?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşi aldım,” dediğim anda Beyhan’ın dudaklarına bir tebessüm yayıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşte buna çok sevindim,” dedi. “Bir şeyler atıştıracak mısınız ya da size kahve hazırlayayım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aslında…” Mutfağa doğru dönüp başımı sağa yatırdım. “Bu kez kahveleri ben yapacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlamadım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gel ve benimle kahve iç diyorum,” diyerek mutfağa doğru yürümeye başladım. Beyhan şaşırsa da arkamdan mutfağa girdi. Çantamı ada tezgahın üzerine bıraktıktan sonra eğilip ayakkabılarımı çıkardım, çıplak ayaklarımın üzerine bastığım anda gevşediğimi hissettim. Ellerimi yıkadıktan sonra kahve makinesinin önüne yürüyüp, “Türk kahvesi seversin değil mi?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan kapının eşiğinde dikilmiş bana tuhaf tuhaf baktıktan sonra, “Evet,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur tahmin edeyim. Sade mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları yukarı kıvrılırken, “Orta,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tüh, bu gece tahminler konusunda epey kötüyüm desene,” diye mırıldanarak kahve makinesini çalıştırdım. Beyhan uzun uzun beni izledi, sanki sormak istediği bir şey vardı ama bunu sormanın doğru olup olmayacağını kestiremediğinden susuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahveleri fincanlara doldurup yüksek tabureye oturarak fincanımı ada tezgahın üzerine bıraktım. Beyhan sonunda köşede dikilmeyi bırakıp yanımdaki boş tabureye oturdu, “Kahve için teşekkürler,” dedi. Sessizce kahvelerimizi yudumladığım sırada, “Hiç vicdan azabı çektiğin oluyor mu?” diye sordum, sorum havada asılı kaldığında verecek bir cevabı olmadığını düşünmeme neden olacak bir sessizlik oluştu. Omzumun üzerinden Beyhan’a bakınca parmakları arasında tuttuğu kahve fincanına dikkatle baktığını gördüm, çatılan kaşlarının altında duran gözlerinde karmaşık bir ifade belirmişti. Sonunda bana doğru baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elbette oluyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peki vicdan azabı çekmen gerektiğini biliyor olsan da çekmediğin oluyor mu? Kalbinin derin bir huzursuzluk içerisinde olduğu anlarda bile yanlış bir şey yapmadığını düşündüğün?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorduğum sorunun Beyhan’ın uzun uzun gözlerimin içine bakmasına neden oldu. “Oluyor,” dedi. “Bir yerlerde benim yüzümden birine çok yazık oluyor olabilir ama bunun sebebi sadece ben olmayabilirim.” Söylediği şeyi anlayamadım, sorar gibi baktığımda gülümsedi. “Yani bir yerlerde bir kelebek kanat çırpar ve sadece bunun yüzünden başka bir yerde fırtına kopar. Ne kelebeğin kanadını çırpmasına engel olabilirsiniz ne de çıkacak olan fırtına yüzünden hasar görecek olan o kasabanın yıkılmasına engel olabilirsiniz. Bazen vicdan azabı duymamız gereken şeyler yapmak zorunda bırakılsak da kalbimiz bunun yanlış olduğunu hissediyor olsa da yanlış bir şey yapmadığımızı düşünmeye kendimi inandırmak zorunda kalırız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı ağır ağır salladım. “Sanırım haklısın,” dedim. “Bir yerlerde bir kelebek kanadını çırptı ve bir yerlerde bir fırtına çıktı.” Gözlerimi önümde duran kahve fincanına indirip uzun süre bekledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Canınızı sıkan bir durum mu var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” diye yalan söyledim. “Bugün güzel bir gün, uzun zaman sonra yeniden beni mutlu edecek bir işim oldu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan kahvesinden bir yudum içtikten sonra, “Belki haddim değildir ama size bir sorum olacak,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni dinliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amcanızla aranızda bir problem mi var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksayarak ona baktım. “Bu da nereden çıktı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Haddim olmadığını biliyorum ama sanki aranızda bir sorun varmış gibi hissediyorum. Ne zaman onunla konuşsanız mutsuz görünüyorsunuz. Çiçeği gönderen adamla sizi zorla mı nişanlamaya çalışıyor kendisi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Keşke tek sebep bu olsaydı, diye iç geçirdim. Tartıştığımız, zıtlaştığımız, birbirimize meydan okuduğumuz konular sadece bununla sınırlı kalsaydı. Dünyam o kadar uzun zamandır karanlıktı ki artık aynaya baktığımda kendimi değil o karanlığın besleyip var ettiği bana çok benzeyen başka birini görüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her ailede olduğu gibi bizim de ailemizde sorunlar oluyor,” dedim sorusu beni rahatsız etmiş olmasına rağmen sakin bir ses tonu kullanarak. Kahvemden bir yudum içip Beyhan’a doğru döndüm. “Bana kendinle ilgili bir şeyler anlatsana.” Söylediğim şey onu şaşırttı, gözlerini yüzümde uzun uzun dolaştırdıktan sonra, “Merak ettiğiniz nedir?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu çocuğu olan adam,” dediğimde Beyhan birden bedenini dikleştirdi, bu konuyu açmamı beklemediği her halinden belli oluyordu. Onu rahatsız etmek istemiyordum ama Mehlika’sız geçen günlerimde sanırım sohbet edebileceğim birinin varlığına ihtiyaç duymaya başlamıştım. Belki bunu personel olarak işe aldığım biriyle yapmak etik değildi ama nedense Beyhan’la konuşmak bana oldukça kolay geliyordu. İletişim kurulması zor bir kadın olur diye düşünmüştüm, dışarıdan soğuk, ketum ve prensipleri olan biri gibiydi ama geçen kısıtlı zamanımızda onun aslında anaç tavra sahip, sıcak bir insan olduğunu keşfetmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sustu ama sonra her ne olduysa fikrini değiştirmiş gibi, “İş arkadaşımdı,” dedi, “yanınızda çalışmaya başlamadan önce onunla çalışıyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Artık görüşmüyor musunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İrtibat halindeyiz,” demekle yetindi, sanki ayrıntı vermemesi gerektiğini kendine hatırlatıp duruyor, bu yüzden de kelimeleri sınırlı kullanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafamı dağıtma isteğiyle, “Nasıl biri?” diye sordum gülümseyerek. Beyhan şaşkınlıkla gülümseyen yüzüme baktı, benden böylesi bir temas beklemediği kesindi, herhalde benim gibi birinden Darya bile böyle bir temas beklemezdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnsanlar onu korkutucu bulur,” dediğinde kaşlarımı kaldırdım. Herhalde güvenlik görevlisi, bir badigart ya da onun gibi bir şeydi, Beyhan gibi uzun boylu bir kadının yanında bile oldukça iri görüneceğine emin olduğum biri canlandı kafamda. “Ama ben onu hiçbir zaman korkutucu bulmadım.” Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme görür gibi oldum ama bunu hızlıca sakladı, profesyonel bir ifadeye bürünmek için kendisiyle verdiği o savaşı kısa süreliğine de olsa kazandığını gördüm. “Aksine, ben onu her zaman güvenli buldum. Sanki dara düşsem, sıkışsam kalsam, yolumu şaşırsam, önüme bir engel çıksa veya daha kötü fenalıklar gelse başıma, orada olacak ve beni kurtaracakmış gibi hissettim hep. O hayatında olduğu herkes için korkutucu ve ciddi biri gibi görünür ama aslında kalbi görüntüsünün aksine oldukça naziktir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birini bu şekilde anlatıyor olmanın, birini böyle görüp böyle anlatabilmenin imkansız olduğunu düşünerek kaşlarımı kaldırdım. Beyhan, “Güzel, küçük bir kızı var,” dedi. “Eşi yıllar önce onu terk edip gitmiş, çocuğunu tek başına büyütmüş bir adam.” Kahve fincanının kulpuna geçirdiği parmaklarının ne kadar uzun ve güzel göründüğünü fark ettim, Beyhan uzun boylu, atletik bir kadın olmasına rağmen oldukça narin ve feminendi de.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek başına bir çocuğu büyütmek zor olmuş olmalı,” diye mırıldandım, babamın annemin ölümünden sonra kaybolmuş bir şekilde devam ettirdiği hayatında ben hiçbir zaman başrol olamamıştım. O küçük kız çok şanslıydı, hayatında onun için devam eden bir babası vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O harika bir baba,” diye fısıldadı Beyhan, duvarları bir anlığına yıkılmış gibiydi, içli bir nefesi içine çekti. “Sadece kızı için devam edebilen harika bir baba.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peki aranızda bir şeyler var mı yoksa…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok,” dedi Beyhan hızlıca. Dudakları yukarı kıvrılırken, “Söyledim size, o benim sadece iş arkadaşım,” diye devam etti cümlesine. “Hayatı büyük bir belirsizlikle devam ediyor, yarını bile kesin değilken o kızı için bir gelecek inşa etmek için çok çabalıyor. Onun gibi birine ayak bağı olmaktan fazlası olmazdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu düşüncen çok yersiz,” dediğimde bana şaşırarak baktı. “Aşk denen şey, gerçekten anlatıldığı gibi bir şeyse, gerçekten insan kitaplara, filmlere, müziklere konu olan o duyguya erişebilecek kadar şanslıysa, ondan vazgeçmesi çok büyük bir trajedi. Hatta aptallığın ta kendisi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aması maması yok, Beyhan,” dedim. “İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin. Ne uğruna? İyi olması için mi? Sensiz daha iyi idare edebileceğine kendini inandırdığın için mi? Nereden biliyorsun? Neden onun ne hissettiğine kulak vermeyi denemeden sadece onun iyiliği için gerekçesinin arkasına bir ödlek gibi saklanarak ikiniz adına verilecek bir kararı kendi başına veriyorsun. Bu başlı başına haksızlık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Cesaret denen şey de bir anlık aptallıktan ibarettir kimi zaman,” dediğinde, “Ve cesaretsizlik de bir anlığına dahi olsa yaşanabilecek güzel bir şeyi bir ömür boyu hiç dokunamadan kaybetmektir,” diye cevapladım onu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Siz cesareti mi seçerdiniz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşanacak tek bir günü yaşamadığım için zehir olacak bir ömürdense, tek bir günü yaşar, gerekirse o bir günün bedelini bir ömür öderim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan yüzüme uzun uzun baktı. Ardından, “Daha önce hiç aşık oldunuz mu?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevabım basitti. “Hayır.” Gerçeğim ise değiştirilemezdi. “Lakin olsaydım aptallık adını verdiğin cesareti bir ömürlük esarete tercih ederdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu felaketiniz olacak olsa bile mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu yalnızca benim değil, tüm dünyanın felaketi olacak olsa bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karanlığın bir çığ gibi yıkılarak bedenleri altında bıraktığı o holde, sırtını soğuk duvara yaslamış Zafer’in aralık duran mutfak kapısından dışarı sızan seslere kulak verdiği o an, yaklaşmakta olan bir fırtınanın hafif meltemi yavaşça tenleri sıyırmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İşte bu sözler, Hazin’in dudaklarından dökülen, kulağa aptalca gelen ama bir sebepten kalbin içine batmış bir diken gibi hissettiren sözlerdi. Zafer, kaşlarının ortasında bir çukurla başını duvara yaslayıp gözlerini yukarı kaldırarak alabildiğine yayılan karanlığa baktı. Bir yerlerde bir kelebek yeniden kanatlarını açıyor, çırpmaya hazırlanıyordu ve bir yerlerde muhakkak bir fırtına kopmak üzereydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O uzun cümlenin içinde sürekli olarak yankılanan tek bir kelime vardı. Cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan’ın, Hazin’e yönelttiği soru o yankı yapmaya devam eden kelimeyi bir anda silikleştirdi. “Daha önce hiç aşık oldunuz mu?” Zafer farkında olmadan sırtını dikleştirip başını omuz hizasına indirdi ve gözlerini kısarak gelecek cevabı beklemeye başladı. Belki oynayıp duran borsayı merak etmeliydi, şarjı bitmek üzere olan telefonunu düşünmeliydi, bir sonraki maçın getirilerini düşünmeliydi, Zeus’un vuracağı şimşeğin kaç çarpan getireceğini düşünmeliydi, Muşta’ya ileteceği gün sonu bilgilerini düşünmeliydi ama hiçbirini düşünemedi. Duymak istedi. Bilmek istedi. Duymak istemedi. Bilmek istemedi. İstemek ve istememek hissi zıt olan iki kutup birbirine hızla çekilerek çarptı ve cevabı duydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır. Lakin olsaydım aptallık adını verdiğin cesareti bir ömürlük esarete tercih ederdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer başını omzunun üzerinden aralık duran mutfak kapısından hafifçe sızan ışığın devrildiği zemine çevirdi. Gözleri ışığı yakaladı, bakışlarında belirsizlik kol geziyor, düşünceler kafasının içinde aynı anda binlerce farklı çarkın dönmesine neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyhan, “Bu felaketiniz olacak olsa bile mi?” diye sorduğunda, bu soru sadece Hazin’e yöneltilmemişti sanki, Tanrı da şahitti, bir yerlerde kanatlarını açıp fırtınayı başlatacak olan kelebek de şahitti, kasabayı yerle bir etmek için gökyüzünde dönmeye başlayan kasırga da şahitti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer gözlerini kıstı, içindeki rahatsızlığın nedenini aradı, bulamadı. On yedi yaşından otuz iki yaşına dek peşini bir gün olsun bırakmayan huzursuzluğun son günlerde daha da arttığını hissediyordu. Nedendi? Niçindi? Niye kalbi tıpkı on yedi yaşında ilk kez yere serildiği gibi yere serilmeye hazırmış gibi göğüs kafesine doğru meylediyor, düşecek gibi yalpalıyordu? Bir pişmanlık bıçak olmuş içinde dolaşmaya başlamıştı ama o bıçak hala kalıcı bir kesik atmadığından Zafer kanamaya başladığının henüz farkına bile varmamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kızın cevabı asırlar sonra verilmiş gibi kulaklarına dolduğunda kaşlarının ortasındaki çukur büyüdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu yalnızca benim değil, tüm dünyanın felaketi olacak olsa bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durdu, gözlerini bir anlığına zemine düşen ışıktan kaldırıp yan tarafındaki karanlığa çevirdi ve allak bullak bir ifadeyle, “Deli mi bu amına koyayım,” diye mırıldandı sessizce. “Hangi deli böyle bir şeyi ister ki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hazin’in dakikalar önce kurduğu cümle bir kez daha yankıyla kafasının içine dolduğunda hızla sırtını duvardan çekti, uzaklaşmak istediğini ilk kez o zaman hissetti. Burada ne işi vardı? Neden durmuş iki kadının sohbetini karanlık bir duvara sırtını vermiş, hiç işi yokmuş gibi dinliyordu? Ellerini ceplerine sokarak hızla açık sokak kapısından dışarı çıktı. Karanlık gece başının üzerine gerildiğinde kafasını kaldırıp yıldızlara baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pişman olacağın bir şey yok,” dedi kendi kendine. “Görevin bu senin, Zafer Örge.” Cebinden sigara paketini çıkarıp paketi sallayarak dudaklarının arasına bir sigara aldı. Paketi cebine geri teptikten sonra çakmağını çıkarıp bir elini ateşe siper ederek sigarasını yaktı. Kafasını kaldırıp çektiği sigaranın dumanını dışarı bırakırken kaşları iyiden iyiye çatılmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu yalnızca benim değil, tüm dünyanın felaketi olacak olsa bile,” diye fısıldadı Hazin zihninin içinde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deli mi ne?” diye sordu Zafer gökyüzüne bakarak. “Bu kız kafayı yemiş, anne.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir yıldız, son kelimesiyle eş zamanlı olarak gökyüzünden kayıp gittiğinde Zafer yıldızın arkasında bıraktığı ize son kez gördüğü güzel bir yüzü yeniden görüyormuş gibi uzun uzun baktı. Belki bilmiyordu ama geldiğimiz yer olan yıldızlara geri dönen her ruh gibi, annesinin ruhu da bir yıldız olmuş kayıp geçerken gözlerinin önünden, aslında ona cevap veriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki bu cevap, “İnsanların kolaylıkla erişemeyeceği bir şeye erişmişsin ama uzanıp ona dokunmaya korkacak kadar cesaretsizsin,” der gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...