11.09.2026

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Fairuz – Konna Netlaka
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
12.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
❝ A T E Ş K A H V E S İ ❞
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaos kuramı der ki, dünyanın en büyük kırılmaları bazen gözle görülmeyecek kadar küçük bir sapmadan doğar. Bir kelebeğin kanadı havayı yalnızca titretiyor sanılır, oysa o küçük titreşim dünyanın başka bir ucunda fırtınaya dönüşebilir. İnsan hayatı da biraz böyledir, bir felaket ufacık bir titreşime sığabilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her şey, bir gün kalbin yanlış yerinde kıpırdayan ufacık bir şeyle başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Pastanenin kapısı kapandığı an kapının üzerine yerleştirilmiş rüzgar çanları tıpkı içeri girdiğim andaki gibi ses çıkardı. Krem rengi kalın poşetin kulpunu parmaklarımın ucunda tutarken kafamı kaldırıp turuncuya çalan gökyüzüne baktım. Henüz sokak lambaları yanmaya başlamamıştı ama çok değil, belki on beş dakika sonra yanmaya başlayacaklardı. Kaldırımın kenarında park halinde duran siyah arabaya doğru yürümeye başladığımda dikiz aynasından beni izleyen yeşil gözleri hissedebiliyordum. Kapıyı açıp ön yolcu koltuğuna bindikten sonra elimdeki poşeti arka koltuğa bıraktım ve bunu yaparken kolum onun omzuna sürtündü. Önüme dönüp emniyet kemerimi bağladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer arabayı çalıştırmadan hemen öncesinde, “Ne aldınız?” diye sordu gözlerini bana değdirmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnce bademli kruvasan, ahududulu tart ve pasta,” dedim gözlerimi önümden ayırmadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şeker bağımlılığınız olduğunu bilmiyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunları kendim için almadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya kimin için aldınız öyleyse?” Omzunun üzerinden bana çevirdiği bakışlarına karşılık vermeden, “Çalışanlarım için,” dedim. Bu cevaba şaşırdığını hissetsem de başta hiçbir şey söylemedi. Araç ara sokaklarından birine girdi, bir süre daha sessizce sürmeye devam etti. Sokak lambalarından birinin titreyerek yandığını gördüm, çok geçmeden Zafer, “Neden?” diye sordu, başta sorusunu anlayamasam da sonra neyden bahsettiğini anlayarak, “Aldığım işi birlikte kutlamamız için,” diye cevapladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tek kaşını kaldırdığını görmek için ona bakmama gerek yoktu ama bunu yaptığını fark eder fark etmez gözlerim ona çevrildi. “Ne?” diye sorduğumda, “Hiç,” dedi ama hala kaşı havada duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Söylesene.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Darya dışında hiçbir çalışanınızla temas haline geçtiğinizi görmemiştim,” demesi beni duraksattı. Bunun bana çok mu aykırı bir hareket olduğunu düşünmeden edemedim. Hayatımın büyük bir kısmını insanları dışarıda tutarak ve bu şekilde kendimi daha güvende hissederek yaşamıştım. Şimdiyse evdeki neredeyse herkesin birbirini tanıyor oluşundan mı bilmiyordum ama ben de yakınlık kurabileceğim birilerine ihtiyaç duyuyordum. Zafer hepsiyle arkadaştı, tanımadığı diğer iki çalışanla bile çok kısada arkadaşlık kurmuştu ama ben onun aksine çok yalnızdım, yalnızlık hiçbir zaman sorun haline gelmemişti aslında, şimdi neden birdenbire bunu sorun etmeye başladığımı ben de anlayamıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kendimi tutamadan, “Bunda bir sakınca mı var?” diye sordum, bu öfkeyle sorulmuş bir soru değildi, daha çok gerçekten bir sakınca olup olmadığını anlamaya çalışıyordum. Gözlerini bana çevirdiğinde bakışlarında yakaladığım karmaşa uzun süredir aklına takılan bir şey varmış gibi hissettirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu bana yerimi hatırlatan bir soru muydu yoksa gerçekten fikrimi merak ettiğiniz için mi sordunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım ve şu ana dek sürekli ona yerini gösterdiğim anları düşünmemeye çalıştım. “Ciddi bir soru sordum,” dedim. “Çalışanlarımla aramdaki mesafeyi açık tutmam gerektiğini mi düşünüyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunun karar mercii ben değilim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi açtım ama hemen ona bakmadım, önce aracın tavanını izledim, gözlerim usulca omzumun üzerinden ona çevrildiğinde onun da bana baktığını gördüm. “Seninle aramdaki mesafeyi de açık tutmam gerekecek o halde.” Hiç düşünmeden kurduğum cümleyi beklemediğini kaşlarının ortasında oluşan çukurdan ve bir anda gömüldüğü ölüm sessizliğinden anlamak mümkündü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle bir şey ne yazık ki mümkün değil, Hazin Hanım. Olmayacak şeyleri boşuna gündeme getirmeyelim,” dedi, cümlesini tamamladığı an araba biraz daha hızlandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım profilinde dolaşırken kaşlarımı kaldırdım. Ona baktığımı hissediyordu ama bu kez bana bakmadı, bunun yerine, “Ben sizin yakın korumanızım,” dedi, “işte o yüzden çok yakınınızda durmak zorundayım. Bu benim işim ve işime engel olacak kararlar vermezseniz sevinirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini gözlerimden çekmeden cevap bekler gibi bakması yutkunmama neden oldu. Bir itiraz beklemiyordu, beklediği bir onaydı bunu biliyordum ama o an bunu ona vermek istemedim ve kafamı çevirip önümde akıp giden yola baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yoksa kararınız beni de mi kapsıyor?” diye sordu bu defa, bakışlarını hala bir bıçak gibi hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Diyelim ki kapsıyor,” dedim tek kaşımı kaldırıp ona bakmak yerine inatla yola bakmaya devam ederek. “Ne olacak?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olmaz öyle şey,” dedi. “Benim görevimle onların görevleri aynı değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birden kendimi tutamayarak, “Arkadaşlarınla arkadaş olmamdan korkuyorsan diye söylüyorum, zaten çalışanlarımla arkadaş olacak değilim,” diye çıkıştım ona doğru dönerek. Bir an duraksadı, gözlerimin içine uzun uzun baktıktan sonra, “Neden bundan korkayım?” diye cevap verdi sakince. “Sen…” Durdu. “Yani siz… Yalnız mı hissediyorsunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorusuna öyle çok öfkelendim gözlerimi yüzüne adeta mıhlarken, “Ne?” Diye sordum sertçe. “Bu da nereden çıktı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba boş bir sokakta ani bir frenle durduğunda bu kadar ileri gitmez diye düşündüğümden şaşkınlığımı gizleyemeden ona bakakaldım. Bir eli hala direksiyonun üzerindeyken bedenini bana doğru çevirerek, “Ben size kendinizi yalnız mı hissettirdim?” diye sordu, sesindeki anlamların altında kaldım, sanki bundan dolayı büyük bir suçluluk duyuyormuş gibi doğrudan gözlerimin içine bakarak sorduğu sorudan kaçamayacağımı anladığımda yüz ifadem elimde olmadan yumuşadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni yalnız hissettirmemek değil senin görevin,” dedim sakince. “Aptalca fikirlere kapılma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını sağ omzuna yatırarak, “Ya?” diye sordu. “Sizi yalnız hissettirdiğimi düşünmüştüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yanlış düşünmüşsün. Arabayı çalıştırır mısın artık?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana karşı da bir sınır belirleyip belirlemeyeceğinizi söylemediniz henüz,” dedi, “yani konu burada kapanmadığına göre hala konuşulması gereken şeyler var demektir. Bir cevabı hak ediyorum bana kalırsa.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neden bu kadar büyüttüğünü hiç anlamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksayarak, “Büyüttüm mü?” diye sordu, bunu alayla değil, daha çok bir şeyi fark ediyor gibi sormuş olması kaşlarımı kaldırarak ona alayla bakmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, büyütüp devlet meselesi haline getirdin. Sana sınır çizmemem için yakama yapışacak gibi bir halin var. İnsan hayret ediyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yeşil gözleri bir ustura gibi yüzümde kaydı, ifademin üzerinde tehditkar bir biçimde dolaştığını hissettiğim bakışlarını tekrar gözlerime odaklandıktan sonra ağır ağır gözlerini kırpıp geri açtı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşimden olmak istemediğim için,” dedi. “Başka bir sebebi yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye işinden olasın ki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Size yeterince yakın olmama izin vermezseniz yakın korumanız sıfatının altında barındırılmam,” dedi bariton bir sesle, gözlerim direksiyonu sıkıca kavramaya devam eden eline kaydı, parmaklarını direksiyonun siyah dokusuna gömer gibi saplamıştı ve zaten açık olan teni çok daha açık, solgun bir tona bürünmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sadece işinden olmak istemediğinden yani?” Kaşlarımı kaldırarak başımı salladım. “Anlıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi anlıyorsunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Söylediğin şeyi.” Gözlerimiz birbirine kilitlendi. Tek nefeslik bir duraklayışın hemen arkasından bakışlarının esaretinden kurtularak, “Bizim seninle aramızda her zaman bir sınır var zaten,” dedim. “Bu işini yapmana engel olmuyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aranızda sınır olan herkesin elini tutup yaktığınız ateşleri mi izlersiniz?” Diye sordu beklemeden, sesindeki imadan daha farklı bir şeydi, sanki söylediğim şeyden hiç hoşlanmamıştı ve birdenbire içinde oldum olası var olan zehir taşarak sesine de yayılmıştı. Bana tokat atmış gibi irkilerek hızla ona doğru döndüğümde arabanın içinde bana doğru eğildiğini fark ettim ama geri çekilmedim. Birbirimize yüzlerimizin çok yakın olduğu bir çerçevenin içinde iki ayrı fotoğraf gibi tam odak bakarken, “Beni seni böyle bir işe karıştırdığıma pişman etme,” dedim sertçe. “Bu konuyu açmayacaktık. O gece yaşandı ve bitti, bir daha konuşulmayacak. Senin de Kerim’in de iyiliği için bunu unutman şart. Olur da bu ortaya çıkacak olursa başınıza gelebileceklerin sen de farkındasın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni susmam için tehdit etmenize gerek yok Hazin Hanım, ben o gece o eli isteyerek tuttum, o avuca isteyerek ateşi bıraktım, o benzini isteyerek boşalttım, her şey isteğim dahilinde gerçekleşti.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman neden bu imayı yaptın?” diye sordum sertçe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İma değildi bu. Elinizi tuttuğumu ve o ateşleri benimle el eleyken izlediğinizi hatırlatmak istedim. Elimi tuttuğunuzu hatırlamanızı istedim. Sizin sınırınız nerede başlıyor nerede bitiyor bilmiyorum ama elimi tuttunuz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
"Elimi tuttun diye aramızdaki sınır kalktı mı sanıyorsun?" diye sordum, ne niyetle sorduğumu kendim bile bilmeden. Böylesi yersiz bir diyalogun içerisinde olmak şaşırtıyordu beni. Sorduğum soruyu cevapsız bırakmayı seçti, gözünü bile kırpmadan bana bakıyordu. "Seni hiç anlamıyorum," deyip önüme döndüğümde, "Ben de beni hiç anlamıyorum," dedi sakinliğini koruyarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
"Bir şey kafanı kurcalıyor belli ki ama sesini çıkarmıyorsun hiç," dedim. "Gerginsin, huysuzsun, bir tuhafsın günlerdir. Ne zamanki o tırı yaktık, halin tavrın değişiverdi birdenbire." Ağzıma geleni söylüyormuşum gibi hissedince bir saniyeliğine durup kendime zaman tanıdım ama içimi dürtüp duran, konuşulsa da kafamda tamama ermemiş o konuyu açtım birdenbire. "Erkekliğine toz konduramadığından endişelerini dile getiremiyorsun belki de. Amcam öğrenirse seni mahveder, mahvetmekle de kalmaz, kafana sıkar, cesedini bir dağın başına atar, bunu sen de biliyorsun. Yapan ben olduğum halde yanan sen olursun. Bunu bildiğinden böylesin, değil mi? Bu dengesiz hallerinin altında en çok da bu sebep var."
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
"Çözdük sanıyordum bu mevzuyu," dedi sakince. "Sen hala kafanda kurduklarına inanıyorsun. Amcandan biraz olsun korksam seni o dağın başına götüren arabanın direksiyonunda oturan ben mi olurdum? Sen hep böyle peşin hükümlü müsündür? Kafanda beliren her fikri gerçek sayacaksan seninle daha çok işimiz var demektir."
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
"Yine başladın senli benli münasebetlere," diye çıkıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
"Siz de derim, demem değil ama ben belki de istiyorum ki en azından yalnızken benim için siz değil, tek olun."
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İkimiz de aynı anda irkildik, başlarımız aynı anda yana doğru giderken birbirimize tuhaf tuhaf baktığımızı hatırlıyorum. Bana söylememesi gerektiğini düşündüğü, kendi kulağına bile garip gelen bir şey söylemişti, en azından gözlerine bakınca ifadesinden bu hisse kapıldığını anlayabiliyordum. Birden yükselen korna sesiyle ikimiz de gözlerimizi hızla birbirimizden ayırdık. Dar bir sokakta olduğumuzdan, aynadan gördüğüm kadarıyla oldukça da büyük bir araç olduğundan yolu açmamız için sürekli olarak bastığı kornaya Zafer'in tepkisi, "Patlama piç kurusu," oldu. Arabayı çalıştırıp direksiyonu hızla kırarak yokuş aşağı sürmeye başladığında göz ucuyla ona baktım. Sonra hiç konuşmadık, malikanenin bahçesinden içeri girene dek ikimiz de sessizdik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kutu biçimindeki poşeti benim için alıp arkamdan eve girdi. Mısra’nın mutfaktan çıktığını gördüm, Zafer’in elindeki poşeti alırken ona tebessüm etti ama Zafer bunu görmezden gelerek omzunun üzerinden bana baktı. Gözlerimizin uzun süre birbirimiz üzerinde kalmasına izin vermeden bakışlarımı Mısra’ya çevirerek, “Onları sizin için aldım,” dedim, “keyfini çıkarın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırtımı dönüp hole doğru ilerleyecektim ki Mısra, “Peki siz?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksadım, bakışlarım omzumun üzerinden Mısra’ya çevrildi. “Teşekkür ederim, onlar sizin için. Ben istemiyorum.” Önüme döndüğümde Mısra’nın sırtımda asılı kalan bakışlarını hissettim ama ona karşılık vermedim. Şimdiye dek ihlal edilmesine şiddetle karşı olduğum sınırlarımı şu an kendi isteğimle ihlal etmemeliydim, belki de Zafer de bunu düşünüyordu, onların yanında yerim yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Odama gitmek için merdivenlerin önüne geldiğimde Beyhan, “Hazin Hanım, dönmüşsünüz,” diyerek odalardan birinin kapısını kapattı. “Ben de size bir şey danışacaktım, eğer müsaitseniz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Müsaidim.” Elimi korkuluğun topuzuna koyup Beyhan’a doğru döndüm. “Konu nedir?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Temizlik için uygun bir şirket aramamı rica etmiştiniz ama vazgeçmişsiniz, geçen sefer temizliği yapan kadınları çağıracakmışız, Zafer’ öyle söylemişsiniz,” dediğinde tek kaşımı kaldırdım, temizlik şirketi mevzusundan vazgeçtiğim falan yoktu. “Yarın uygunsa kadınları çağırıyorum diyorum, Mısra ile el birliğiyle altından kalkabiliriz sanmıştık ama ev oldukça büyük.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elbette, sizin işiniz temizlik değil, Beyhan,” dedim başımı sallayarak. “Eğer müsaitlerse kadınları yarın çağırabilirsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ziynet eşyalarınızı kontrol edin lütfen, bu devirde kimseye güven olmaz,” dediğinde güldüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu önünde soyunduğum yabancı kadın söylüyor,” demem onu da güldürdü. “Başka bir şey var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını iki yana salladı, ben de onu arkamda bırakarak üst kata çıktım. Eğer hızlı bir duş almak ve rahat bir şeyler giymek istemiyor olsaydım ilk işim Zafer’in yanına dönmek, kararımdan vazgeçtiğimi söyleyerek neden kendi istediğini yaptırdığını sorardım ama arabadaki gerilimden sonra biraz uzak durmak istiyordum. Herhalde bu da onun güvenlik önlemlerinden biri, diye düşündüğüm sırada kafamda yeni bir soru daha belirdi: Ben neden onun önlemlerine haberdar edilmeden uymak zorundaydım?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini indirip yüzüme sakince baktıktan sonra, “Aşağıda sizi bekliyorlar,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kim bekliyor beni?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çalışanlarınız.” Gözlerini yüzümde dolaştırıp başını sağ omzuna yatırarak, “Müsait değil miydiniz Hazin Hanım?” diye sordu içinde karanlığın da olduğunu hissettiğim imasıyla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı kaldırıp, “Evet?” dedim. “Çalışanlarım mı? Neden beni bekliyorlar, anlamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yeşil gözlerini yüzümden ayırmadan, “Çünkü sizinle birlikte yemek istiyorlar. Onlar için aldığınız şeyleri,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir adım geri gitme isteğine rağmen kapının kulpunu daha sıkı kavrayıp, “Nasıl yani?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Patronlarıyla.” Öne doğru eğildi. “Paylaşmak istiyorlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu öneriyi onlara sen mi yaptın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedi doğrudan. “Gelecek misiniz? Yoksa sizi boşuna beklememeleri gerektiğini mi söyleyeyim onlara?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karar vermek için hiç zamanım olmadığını farz ederek, “Geliyorum,” dediğimde Zafer’in bakışlarının yumuşadığını fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıyı kapatacaktım ki, “Üzeriniz müsait değilken kapıyı açmamalısınız,” demesi beni duraksattı, gözlerim tekrar gözlerine dokundu. Manalı bakışlarından kaçınma isteğiyle kaşlarımı çattım ama gözlerimi kaçırmadım, tüm o kaçınma isteğine rağmen ona dik dik bakmayı sürdürdüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kapıma dayanmamayı ve konuyu uzatmamayı öğrenmen gerekiyordur belki de,” dediğimde dudaklarında küçük bir tebessümün oynadığını gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sizin kapıyı açasınız varmış bana,” dedi bu kez imayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Densiz. Git sen, geliyorum ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Size eşlik etmek isterim, gelirken,” dedi ve bir an ikimiz de duraksadık, onun gözleri benim aksime duygularını profesyonellikle saklar gibi bakıyor olsa da ben şaşkınlığımı gizlemekte zorlandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elini dudaklarına götürüp hafifçe öksürdükten sonra, “Bazen manasına erişmesinin imkansız olduğunu bildiğim şeyler söylüyorsam kusura bakmayın,” dedi, kurduğu cümlenin anlamı altında kalmış gibi ona bakakaldım ama artık o bana bakmıyordu, gözleri kapının kenarını kavrayan parmaklarıma çevrilmişti. “Öyle sıkı kavramayın, parmak boğumlarınız kıpkırmızı olmuş,” dedi gözlerini parmaklarımdan çekmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarımı farkında olmadan kapıya daha sert bastırdığımda gözlerini kıstı, bakışlarını parmaklarımdan ayırarak yüzüme çevirdi. “Ne hassas bir ten,” dedikten hemen sonra bir adım daha geri çekilip başını hafifçe aşağı eğdi ama gözleri hareketsizce bana bakmaya devam ediyordu. Beni selamlarken göz temasımızı bir an olsun kesmedi. “Sizi bekliyorum.” Sırtını bana döndü ve merdivenlere doğru ilerlemeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Merdivenlerden inişini izlerken buldum kendimi. Her bir adımda daha da uzaklaşan vücudunun nasıl bu kadar uzun olabildiğini, uzun olmasına rağmen nasıl bu kadar orantılı bir dağılımla şekillendiğini merak ettim. Kapıyı kapatıp sırtımı kapattığım kapıya yasladıktan sonra çatık kaşlarla karşımda duran cama, camın uçuşturduğu perdenin sallanan kumaşına baktım. Üzerime rahat bir şeyler geçirirken neden avuç içlerim kan ter içinde kalmıştı bilmiyordum, neden derimin altında ilerlediğini hissettiğim bir iğne varmış gibi hissediyordum, bilmiyordum. Odadan çıkarken ellerimin üzerime öylesine geçirdiğim askılı elbisenin kumaşında dolaştığını hatırlıyorum, basamakları inerken yüzümde her zaman orada durduğuna emin olduğum donuk bir ifade vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mutfaktan yükselen sohbetin seslerini duyabiliyordum. Holde ilerlerken adımlarım yavaştı, topuklu terliklerimin arkada bıraktığı sesler olmasa tamamen sessiz olduğumu bile söyleyebilirdim. Mutfağın aralık kapısından içeri baktığımda Zafer’in kalçasını ada tezgaha yaslamış, ince belli çay bardağını dudaklarına götürdüğünü gördüm. Mısra hemen önünde duruyor, neşeli bir şekilde ona bir şeyler anlatıyordu, Zafer’in yüzünde sakin bir ifade vardı ama çok geçmeden Mısra’nın hevesi kaçtı ve bakışlarını Kerim’e çevirerek bu kez onunla konuşmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapının eşiğinde durduğumu ilk fark eden Beyhan oldu. “Hazin Hanım,” diyerek oturduğu tabureden kalktı. Diğer tüm gözler bana döndü ama Zafer’in bakışları yüzüme değmedi, ince belli bardağı dudaklarına götürürken kısa bir süreliğine kaşlarını kaldırdığını fark ettim, sonra gözleri omzunun üzerinden ağır ağır, tenin üzerinde kayan bir ustura gibi bana doğru kaydı. Sesler birden boğuldu, mutfağın içinde anlamsız bir uğultuya dönüştü ve birbirimize uzun uzun baktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeriye doğru bir adım atarken gözlerimi ondan ayıran ben oldum, hala bende olduğunu hissettiğim yeşil gözlerini görmezden gelerek, “Merhaba,” dedim. Beyhan benim için bir çay bardağı çıkarırken Mısra’nın mavi gözlerinin üzerimde dolaştığını hissettim. Zafer’e bakmamak için Mısra’ya döndüm ve gülümsedim, Mısra gülümsememe şaşırmış gibi şaşkın bir şekilde başını sallayarak bana gülümsedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kerim tam, “Valla Hazin Hanım, Mısra kaç gündür kursağımızdan ecnebi yemekleri geçiriyordu, şu hamur işlerinin bünyede yarattığı orgazm etkis-” diyecekti ki Zafer ona çay kaşığının ucuna doldurduğu sıvıyı fırlattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Höst ayı,” dedi donuk bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Özür dilerim ya,” dedi Kerim önündeki tabakta duran çöreği eline alarak. “Tamamen beğenimi dile getirme amacıyla kurulmuş bir cümleydi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beğenmene sevindim, Kerim,” diyerek Beyhan’ın yanına dikildim, bana çay doldurup altlığa koyduğu çay bardağını uzatınca ona başımı sallayarak teşekkür ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşi almanıza sevindim,” dedi Oğuzhan, hemen Kerim’in yanında oturuyordu. “Ne zaman başlayacaksınız?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu hafta,” dedim, “teşekkür ederim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hanidir soracağım soramıyorum,” diyen Kerim’di, bedenini yavaşça bana çevirdi. “Siz gerçekten Türk müsünüz?” Sorusu karşısında kaşlarım çatıldı. “Aksanınız var, yani güzel Türkçe konuşuyorsunuz ama kulağa yabancıymışsınız gibi geliyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’in bakışlarının önce Kerim’e, ardından bana dokunduğunu hissettim. Çayımdan bir yudum alırken başımı salladım. “Türk’üm ama uzun zamandır İran’da yaşadığım için ister istemez Türkçe telaffuzum kulağa biraz daha farklı geliyor olabilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bence şirin ya,” dedi Kerim sırıtarak, duraksadım, ne tepki vereceğimi bilemediğimden kaşlarımı kaldırarak, “Teşekkürler,” diyebildim, çalışanlarımla bu kadar diyalog kurmaya alışkın olmadığımdandı belki de nasıl tepki vermem gerektiğini bilemeyişim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kulağa Slav kadınıymış gibi geliyor, değil mi?” diye sordu Beyhan, Kerim’e. Gözlerim Beyhan’a çevrildi, konu neden birdenbire konuşma şeklime gelmişti bilmiyordum, tepki vermemem gerektiğini düşünerek onu izlemeye başladım. Gözlerini bana çevirip, “Yani... Çekici geliyor kulağa, bunu söylemeye çalışıyorum. Harfleri baskılı kullanıyorsunuz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düzeltmeye çalışacağım,” dediğimde Beyhan hızla ellerini kaldırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle demeye çalışmadım!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk kez içten gülümsedim. “Bu kadar paniklemesene, sadece çalışanlarım Türkçe konuşsun diye amcama bir ton kafa ütüledikten sonra asıl yabancı gibi konuşan ben olduğumdan düzeltmem gerektiğini düşündüm sadece.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Gayet güzel geliyor kulağa,” dedi çay kaşığını çay bardağının içine sokup tüm dikkatini bardağa vererek karıştırmaya başladığında. Mısra’nın gözlerinin tıpkı benimkiler gibi ona döndüğünü fark ettim. Kerim ile Oğuz kısaca birbirlerine baktılar, göz ucuyla da olsa gördüğüm bu tepkiye anlam yüklememeye çalıştım. Zafer kaşığı bardağın içine bırakıp tekrar omzunun üzerinden bana baktı. “Düzeltilecek bir şey yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çayımdan bir yudum almak için başımı hafifçe eğip ona alttan alttan baktığımda gözlerini kıstı. Mısra bana doğru dönerek, “Evet bence de kulağa hoş geliyor,” deyince gözlerimi ona çevirmek zorunda kaldım. “Ayrıca teşekkür ederiz. Bizi düşünüp pastaneye uğramış, bunları almışsınız. Size de ikram edeyim hemen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendim alabilirim,” dedim çay bardağını kenara bırakarak. Kutuya doğru yürüdüğüm sırada Mısra’nın bakışlarının yeniden Zafer’e yöneldiğini hissetmiştim ama onları takip etmek yerine başka şeylere odaklanmaya çalıştım. Mısra birdenbire, “Nişanlınızın gönderdiği çiçekler çok güzellerdi,” deyince kafamı kaldırıp önümde duran duvara buz gibi gözlerle baktım, çok geçmeden bakışlarım omzumun üzerinden Mısra’ya çevrildi ve “Anlamadım?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aytekin’in ilk kez güldüğünü duydum, daha çok bir şeye tepki veriyor gibi gülmüştü ama kafamı çevirip ona bakmadım, bakışlarım Mısra’ya sabitlenmişti. Mavi saçlarının ortasında duran kalp şeklindeki yüzüne sevimli bir tebessüm yayıldı. “Geçen günkü güllerden bahsediyorum. Nişanlınızdan değil miydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarımı bedenime sararak tek kaşımı kaldırdım ve vücudumu tamamen Mısra’ya çevirdim. “Kim söyledi sana bunu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mısra duraksadı, yüzüne çizilen o gülümseme hızla soldu ve bakışlarının Zafer’e dokunduğunu gördüm. Zafer mi söylemişti? Gözlerimi Mısra’dan çekmeden, “Cevap Zafer’in suratında yazmıyor, Mısra. Bir soru sordum sana,” dedim dümdüz bir sesle. “Kimden duydun bu zırvalığı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zafer söyledi herhalde?” diye sormamla, Mısra put kesip yüzüme ne diyeceğini bilemiyormuş gibi bakakaldı. Zafer’in tepkisizliği benim tepkimin aniden büyümesine neden oldu. “Neden benim nişanım hakkında konuştunuz anlayamadım.” Bedenimi Zafer’e çevirdiğimde gözlerini bana dikmiş olduğunu görmek beni şaşırtmadı. Tüm dikkatini bana vermiş, yeşil gözlerinde büyüyen bir sessizlikle beni izliyordu. “Neden,” parmaklarımla parantez işareti yaptım, “nişanlı olduğumu Mısra’ya anlatma gereği duyduğunu anlayamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevap vermedi, sessizce gözlerimin içine bakmaya devam ediyor, yüzündeki ifadesizlik öfkemin gitgide büyüyerek göğsümü baskılamaya başlamasına neden oluyordu. Ona doğru bir adım atarken kollarım hala göğsümün üzerinde bağlı duruyordu, başımı sağa omzuma yatırıp neredeyse alaycı bir sesle, “Boş zamanlarında koruman gereken kadının dedikodusunu mu yapıyorsun?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mısra, “Ben ona sorduğum için anlattı,” dedi hızlıca. Kaşlarım havaya kalkmış halde Mısra’ya uyaran bir bakış attım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben de Zafer’e soruyorum. Sana değil,” dedim, buzuma çarptığı anda su almaya başlayacağını biliyor gibi bir adım gerileyip bana dikkatle baktı. Tekrar Zafer’e baktım. “Mısra, Zafer sana her nedense bir yalan söylemiş. Asrın ve ben nişanlı değiliz.” Zafer’in gözleri kısıldı. “Henüz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’in gerilen çenesinin hareket ettiğini dili alt dudağının üzerinde gezmek için dışarı çıktığında anladım. Alt dudağını yalarken kaşlarının hafifçe çatıldığını gördüm, çok net değildi ama bakışlarının birdenbire daha gaddar bir tona bürünmesine neden olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Size afiyet olsun, beni de çağırdığınız için teşekkür ederim,” dedim Zafer’den gözlerimi ayırmadan, ardından topuklarımın üzerinde kapıya doğru döndüm. “İyi akşamlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hışımla mutfaktan çıktığımda Beyhan’ın, “Boşboğazlık etmeyi bırakacak mısın, Mısra?” diye sinirle soluduğunu duydum ama sonrasında yükselecek tüm sesleri geride bırakmak istedim, duymak istediğim hiçbir şey yoktu, ilgilenmiyordum. Üst katın merdivenlerini çıkıp odamın kapısına geldiğimde birinin basamakları sertçe tırmanmaya başladığını duydum. Elim tam kapının kulpuna gidiyordu ki tek adımda üç, beş basamak birden çıkan kişinin sesi kulağıma doldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni bir dinler misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım kapının kulpunda sabit kaldı. Sakince, “Konu ne?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yanlış anladın,” dediğinde tek kaşımı kaldırdım ama dönüp ona bakmadım. Birkaç adım daha attığını duydum ama aramızdaki mesafeyi kapatmak için uğraşmadı, aksine bilinçli olarak bedenlerimiz arasına bir mesafe yerleştirdi. “Mısra konusu-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mısra konusu.” Başımı sallayarak ona doğru dönmemle göz göze gelmemiz bir oldu. Yüzümde bomboş bir ifadeyle, “Konu Mısra değil, konu benim,” dedim yalın bir sesle. “Biriyle nişanlı olduğumu ona söylerken ne düşünüyordun? Neden ona böyle bir şey söyleme gereği duydun?” Bu soruların temelinde aslında tek bir düşünce uzanıyordu, Mısra onu kıskanmıştı ve kızı sakinleştirmek için böyle bir şey söyleme gereği duymuştu belki de. Bu düşünce kaşlarımın ortasında derin bir yarık oluşmasına neden oldu ama benim aksime Zafer çok sakin görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana doğru bir adım atma gafletine düştüğü anda elimi kaldırıp avucumun içini yüzüne doğrultarak, “Mesafeni koru,” dedim, kendi sesim kulağıma bana ait olmayan, yabancı bir kadının dudaklarından çıkıp giden belirsizlikle doldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aldırış etmedi, çok kısa süren duraksaması sonunda o adımı bana doğru atmasıyla sonuçlandı. “Beni sıkıştırdığı için ağzımdan çıkıp gitti işte,” dedi sonunda soğukkanlılık paltosunu omuzlarından aşağı bırakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni sıkıştırdı mı? Neden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yakınlığımızdan dolayı,” demesi anlayamayarak başımı yana çevirip ona kuşkuyla bakmama neden oldu. “Onun ve benim arasındaki yakınlığı değil, seninle benim aramdaki yakınlığı kast ediyorum, banu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seninle benim mi?” Bu soru dudaklarımdan çıkıp giderken kafamın içinde bir uğultunun yükselerek kulaklarıma basınç yaptığını hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana doğru bir adım daha atarken ne kadar ciddi olduğunu gözlerinde görmemi sağladı. “Evet,” dedi üzerine basa basa. “Senin ve benim.” Tam önümde durduğunda kapıyla onun arasında kalmanın getirdiği tuhaf gerilimle kafamı kaldırıp ona baktım. Üzerimde tüm hayatımı altına alıp içinde büyüdüğümü sandığım karanlığın bile onun yanında ne kadar aydınlık kaldığını hissetmemi sağlayacak kadar koyu olan gölgesini hissettim. Kafasını eğmedi, yalnızca gözlerini indirdi, kirpiklerinin arasında olduğundan daha koyu görünen gözlerinde kendi yansımamı gördüğümde sırtımı kapıya yasladım. “Aramızda bir şey olduğunu düşünmesinde senin için sakınca yok muydu yoksa? Hata mı ettim?” diye sordu, sesi fısıltı gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha çok senin için sakınca vardı herhalde,” çıkıverdi dudaklarımdan, bu cümleyi tutamadığımdan kaşlarım çatıldı, kendime duyduğum kızgınlıkla bakışlarımı farklı bir yöne çevirdiğimde, “Benim için neden sakıncası olsun?” diye sordu ve nefesi sıcak bir şekilde yanağıma yayıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nihayetinde Mısra senden epey etkileniyor, belki de âşık sana,” dedim gözlerimi ona çevirerek. Söylediğim şeyin onu şaşırttığını gördüm, göz bebekleri ışığa maruz kalmış gibi büyüyüp küçüldü. “Böyle bir düşünceye kapılırsa kötü olurdu senin için.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mısra dedin,” diye bastırdı. “Benden bahsetmedin. Böyle bir düşünceye kapılması benim için değil, onun için kötü olurdu yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kabul ediyorsun en azından.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi ediyorum? Bu senin çıkarımın,” dedi başını sağa doğru yatırıp tek kaşını kaldırarak. “Çıkarımın benimle ilgili değil, Mısra ile ilgili. Yani kabul ettiğim bir şey yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kelime oyunlarına gerek yok. Beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tam olarak nedir biliyor musun? Başka bir çalışanımla oturup benim dedikodumu yapman.” Sinirden olsa gerek kulaklarım uğulduyordu, bu yüzden kendi sesimi bile boğuk duyuyordum ama onun sürekli olarak yüzüme akan nefesinin içine dolarken ki sesini duyabiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer beklenmedik bir şekilde elini yüzüme uzatınca, ani bir refleksle elimi kaldırıp avucunun içine vurarak dokunuşundan kaçındım. Eli yana doğru savrulurken gözleri kendi eline çevrildi, çok geçmeden tekrar gözlerimin içine anlam veremediğim bir ifadesizlikle baktı. “Saçında bir şey vardı,” dedi sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dedikodunu yapmadım bile diyemiyorsun.” Ona sırtımı dönüp kapıyı açtım, tam odama girmiş kapıyı kapatıyordum ki ayağını kapının arasına koyarak kapıyı kapatmama engel oldu. Gözlerimi hızla yüzüne çıkarıp, “Ne yaptığını sanıyorsun?” diye sordum sertçe. Cevap vermedi, ayağını oradan çekmeden gözlerimin içine bakmaya devam etti. “Haddini aşıyorsun,” dedim, sesim kulağa buz gibi geliyor olabilirdi ama aslında ateş gibi yanıyordum ve bunun nedeni içimi hıncahınç dolduran öfkeydi. Ayağına aldırış etmeden kapıyı bir kez daha kapatmaya çalıştığımda, “Hiç böyle tepki verdiğini görmemiştim,” demesi duraksayıp kafamı kaldırmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne tepkisinden söz ediyorsun sen?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu anki tepkinden bahsediyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dedikoducu herifin teki olmanla alakalı tepkim mi? Çek şu ayağını.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Açıklamamı dinlemedin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Açıklama yapmadın,” diye karşılık verdim. Bu kez elini de kapının kenarına koydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bırak da yapayım o zaman.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstemiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birden içeri dalmasıyla birkaç adım gerilemek zorunda kaldım. Şaşkınlığımı gizleyemeden, iri iri açılmış kahverengi gözlerle ona baktığımda gölgesi üzerimde gece gibi büyüdü. Dudaklarımı aralamak için fırsatım olmadı, aniden yüzüme doğru eğilerek, “Ama,” dedi, “beni istiyorum, Hazin.” Gözlerimiz birbirine saplanıp kaldığında aramızda tek bir nefeslik mesafe vardı şimdi. “Senin beni yanlış anlamanın bu kadar sikindirik hissettireceğini düşünmemiştim çünkü. Ben açıklamak istiyorum. Anlıyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen ne-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben ne?” Yüzüme doğru eğildi. “Kendimi sana açıklamak istediğim için hadsiz mi diyeceksin bana? Diyebilirsin. De hadi. Ama beni dinleyeceksin, Hazin. Çünkü benim açıklamam bitmedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ne söyleyeceğimi bilemediğim için mi sessizdim yoksa konuşmaya devam etmesini arzuladığımdan mıydı bu sessizliğim, bilmiyordum. “Hadsiz demeyecek misin?” Başını sol omzuna eğip gözlerimin içine beni tartıyor gibi baktı. “Bağırıp çağırıp odandan çıkmamı istemeyecek misin?” Bir uçurumun kenarında olduğumu hissediyordum ve ben uçuruma döndüğüm yüzümde rüzgârı hissederken Zafer hemen arkamdaydı, sanki elini uzatsa bana dokunabilecekti ama dokunmuyordu, bir adım atsa düşecektim, atmıyordu. Beni itebilirdi ya da rüzgârı tersine çevirip beni kendine çekebilirdi, bir ihtimal belki de o uçurumdan birlikte düşebilirdik. Tüm bu hislerin nedenini çözemedim ama anlam veremediğim o huzursuzluk duygusu gitgide büyüdü, göğsümün içini yakında yıkılacak bir binanın içinde öylece duruyor, o binadan çıkmayı reddediyormuşum gibi aptalca hissettiren bir duygu kapladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mısra’nın duygularını önemsediğimden demedim onu, o gerekçeyi sunmak zorunda kaldım çünkü ilk kez kendimi sıkıştırılmış hissettim,” dedi. Kaşlarımı hafifçe çattığımda, “Ben de anlıyor değilim nedenini. Soracaksan da sorma. Gerekçem bu ama. Ben de meraklı değilim senin bir başkasıyla nişanını duyurmaya. Dillendirmeye meraklı değilim bunu. Köşeye sıkışmış hissettim. Öyle tak diye sana ilgi duyup duymadığımı sorunca ne söylemem gerektiğini bilemedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana ilgi duyduğunu mu düşündü?” diye sordum duraksayarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.” Gözleri yüzümün her köşesinde dolaştı. “Sana ilgim varmış benim.” Gözleri dudaklarımda duraksadı. “Öyle söyledi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu düşünceye ne diye kapılıyormuş?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini dudaklarımdan çekmeden, “Bilmem,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarıma böyle dikkatli baktığından olsa gerek kurudu ağzım dilim, yalamak istedim, ıslatmak istedim dudaklarımı ama yakışıksız görüneceğini düşündüğüm bu eylemi durdurmam gerektiğini de biliyordum. “Ne saçma düşünceler,” diye geçiştirmeye çalıştım. “Kıskanmış işte seni. Ben işin bahanesiyim tamamen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle misin?” Gözlerini yavaşça dudaklarımdan ayırıp gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Değil miyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben de sana sordum aslında,” derken gözlerini ayırmıyor, ayırmadığı gibi kırpmıyordu da.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mısra’nın sana ilgisi olduğunu anlayacak kadar zekiyim diye tüm soruların cevaplarını bende arayacak değilsin ya,” diye karşılık verdim aniden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini kıstığını gördüm, düşüncelere dalmış bir hali vardı, sanki bir tek ben değil, o da içinde bulunduğu durumu tıpkı benim gibi sorguluyordu. “Sen nasıl anladın onu?” diye sordu dudaklarını zar zor aralıyormuş gibi, ağır ağır konuşarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Havuzun başında konuşmalarınızı duydum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İtirafım dudağının kenarının yukarı çekilmesine neden oldu, alay mıydı gördüğüm yoksa saklamakta güçlük çektiği bir tatmin duygusu muydu anlaması epey güçtü. “Ne?” diye çemkirdim gülüşüne duyduğum öfkeyi gizleyemeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye öyle gizlice bizi dinliyorsunuz Hazin Hanım? Allah muhafaza, sonra sizin de bana ilginiz olduğuna dair dedikodular çıkacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biri omuzlarımdan tutup o uçurumdan aşağı sarkıttı beni ama mütemadiyen bildiğim bir şey vardıysa bunu yapan Zafer değildi, adını bilmediğim biriydi, belki de biri bile değildi, köşe bucak arasam da yerini bulamayacağım bir duyguydu ama içeride bir yerdeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üstüme iyilik sağlık,” dedim şok içinde ama dilim öyle bir yalpaladı ki üstüme değil, üzdüme dediğimi fark edip duraksadım. Dudağının kenarındaki o kıvrım biraz daha yukarı çekildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sizi,” dedi alanımı işgal etmekten vazgeçmeden, “geriyor muyum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Varlığım sizi geriyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O da nereden çıktı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üzdünüze çok geldiğimi düşünmüyor musunuz yani?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Alay mı ediyorsun sen benimle?” diye telaşla elimi onun göğsüne koyup onu itmemle, imalı gözlerini göğsüne koyduğum elime indirdi, dudağında varlığını koruyamaya devam eden tebessümle tekrar gözlerime bakarken, “Ne haddime?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mezeleme bir daha beni,” diye çemkirip elimi çekmeye çalıştığımda bileğimi saran büyük parmakları kaşlarımın havalanmasına neden oldu. Elimi uzaklaştırmama engel olmasına şaşıramadan, kurduğu cümleyle alaşağı oldum: “Hoşuma gidiyor bazı kelimeleri yanlış telaffuz etmeniz, o yüzden mezeledim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bileğimde duran parmaklarında atan nabzı hissederken bu kez dayanamayıp alt dudağımı yaladım, yoksa bu susuzluk hissi bir çöl gibi kurutacaktı dudaklarımı, sesimi, kelimelerimi. Bileğimi böyle kavrayabilecek bir erkek annesinin karnından doğmamış zannederdim önceden, bir silahım olsa belki alnına yaslar, onu bu hareketine pişman ederdim ama silahım da yoktu karşısında; böylesi savunmasızlığı reddediyordu ruhum. Bir yandan da içimde bir şeyler durdurulamaz şekilde kabul ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senden iyi Türkçe biliyorum ben,” diye fısıldadım, neden fısıldadığımı kavrayamadım ama onun fısıltımı duyduğu anda yüzünün gevşediğini gördüm. Bakışları onu ilk gördüğüm andaki kalıcı olduğunu düşündüğüm alaydan çok uzak bir ifadeye büründü. O gözlerde gördüğüm şey merhamet miydi? Daha da korkuncu, şefkat miydi? Kendimi çok savunmasız hissederek bileğimi geri asıldığımda parmakları tenimi sarmayı bırakmadı ve eli bileğimi sarmış şekilde göğsüme yaslandı. Göğsümün yumuşak dokusunda sert eklemlerini hissettiğim anda o gözlerdeki şefkat birdenbire koyu bir tona büründü. Burnundan verdiği nefesin sesini duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana sabır,” dedi, “size de biraz merhamet, Hazin Hanım,” diye fısıldadığında sesi öyle yabancı geldi ki sanki karşımda konuşan başka biriydi. Zafer Yıldırım değildi, başka biriydi, tanımadığım biriydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhametsiz miyim ben?” döküldü dudaklarımdan, eklemlerinin baskısını hala göğsümde hissediyor, bu yakınlıktan mana veremediğim bir haz duyuyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gördüğüm en merhametsiz kadınsınız.” Parmakları bileğimde gevşedi, yavaşça bileğimi serbest bıraktı ve parmaklarının baskısını göğsümde daha sert hissettim; bu sadece anlıktı. Eklemlerini göğsüme sürterek elini üzerimden çektiğinde hala göz gözeydik. “Ben de gördüğünüz en sabırlı adamımdır aslında ama yine de bana daha fazla sabır. İhtiyacım olacak.” Bir adım geri çekilip gözlerini üzerimde dolaştırdı. “Sizi hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim. Mısra’ya ilgim yok, ona kendimi açıklamaya hele? Hiç ihtiyacım yok. Açıkladıysam, nedeni Mısra değildi, Mısra’nın hissettiklerini önemsemem hiç değildi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sıkışmış hissettiğindendi,” dediğimde başıyla beni onayladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlamana sevindim.” Bir adım daha geri çekilerek aramızdaki mesafeyi arttırdı. “Bu akşam bir daha gözlerinde hayal kırıklığını görmeye tahammül edemeyeceğimi de fark ettim. Bu da benim için yeniydi.” Bunu duyana kadar nasıl ki ben de karşımda bir yabancı varmış gibi hissediyorsam onun da kendine yabancı hissettiğini fark etmemiştim. Gözlerinde kendine yabancılaştığına dair bir ifade yakaladım, kelimeleri de ilk kez gözleri gibi kendisini ele vererek dökülmüştü dudaklarından.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana sürekli hanım demene gerek yok,” demem onu şaşırttı, hatta neredeyse irkildiğini gözlemledim. “Diğer çalışanların yanında hanım diyebilirsin ama yalnızken Hazin demende bir sakınca görmüyorum. Zaten görünen o ki sen de bana Hazin demekten epey keyif alıyorsun.” Gözlerinin içine bir tepki arar gibi baktım ama tepkilerini benden ustalıkla gizledi. Sadece uzun uzun yüzüme baktı. “Tabi hanım demek istiyorsan...”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Demeyeceğim,” diyerek sözümü buldu. “Sana yalnızken adınla sesleneceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzel,” dedim yan dönüp ona bakmamak için gözlerimi pencereden dışarı çevirirken. “Madem yakın korumamsın, bu kadarlık yakınlıkta sorun görmüyorum. Şimdi çıkacak mısın?” Omzumun üzerinden ona baktım. “Duş alacağım. Hava çok sıcak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, çok sıcak.” Başını aşağı yukarı sallarken yeşil gözlerini kıstı. “Çıkayım tabii.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O çıkana kadar olduğum yerde durup pozisyon değiştirmeden onu izledim. Kapıyı kapatmadan önce son kez gözlerimin içine baktı ve kapı yavaş yavaş kapanıp gözlerimizi ayırana dek bakışlarını benden uzaklaştırmadı. Kapı kapandığındaysa dizlerimin bağı çözülmüş gibi hissetmek beni sarstı. Ellerimi dizlerime bastırıp öne doğru eğilirken, “Salak mı bu adam?” diye sordum kendi kendime. “Bu ne cüret böyle?” Çatık kaşlarla pencereden dışarı bakarken avuç içlerim hala dizlerimdeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Anlaması güç bir insandı, ben de birini anlayamadığımı hissedince onu daha çok incelerken bulurdum kendimi; çünkü hayatım boyunca anlayamadığım biri nadir olmuştu. Duşa girdikten sonra birkaç saatimi yatakta bornozla uzanarak geçirdim, amcam aradı ama açmadım, içime küçük de olsa bir suçluluk yerleşsin istemiyordum. çözmeye çalıştığı, araştırmaya devam ettiği bir ihanet vardı ortada ve ihanetin faili bendim; haberi olmasa da her şeyi ben yapmıştım. Henüz biraz bile pişman olmasam da zamanın beni pişmanlık denen canavarla tanıştırmasını istemiyordum. Bu yüzden en azından bu gecelik meşgul olduğumu düşünerek yakamdan düşmesi daha iyiydi. Hoş, Beyhan’ın numarasını aldığı için emin olduğum bir şey varsa benden sonra Beyhan’ı da arayacağıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uyku birdenbire değil, yavaş yavaş, tıpkı kafamın içini usul usul ele geçiren ve benden bir parça haline gelmeye başlayan düşünceler gibi çöktü üzerime. Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladığında bileğimde varlığını ilk andaki gibi korumaya devam eden o uyuşma hissine aldırış etmemek çok güçtü. Gözlerim tamamen kapandığında sanki odanın içinde yalnız değildim, kapalı kapılara ve çekili perdelere rağmen, Zafer duvarların ya da pencerenin ardından değil, doğrudan odanın içinden, merkezinden bana bakıyormuş gibi hissetmiştim. Oysa burada değildi ve burada olmayan birinin varlığını böyle yakıcı hissetmek delilik alametiydi. Hiç hayrı yoktu bu konunun. Musibetin alasıydı. Kurtulmak gerekiyordu en kısa zamanda.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birkaç saat sürdüğünü tahmin ettiğim uykudan kan ter içinde uyandığımı hatırlıyorum. Saat on ikiyi çoktan geçmiş, gece tıpkı karanlık bir alamet gibi gökyüzünü ele geçirmiş, akrep iki rakamının üzerine yaslanıp yelkovanın yolunu gözlemeye başlamıştı. alnımda biriken ter damlacıklarının getirdiği bunalmışlık hissiyle üzerime çektiğim çarşafı itekledim önce, sonra yavaşça yan dönüp cep telefonuma baktım. Amcamdan tam tamına üç cevapsız çağrı vardı, mesaj yoktu ve Beyhan odama gelmediğine göre Beyhan’ı da aramış olamazdı. İçimde dolaşmaya başlayan şüpheyi susturdum, öğrenmesinin imkanı olmadığı konusunda kendimi telkin edip durdum. Aksi durumda ne yaşanırdı kestirmesi güçtü. beni elbette affederdi, dünyayı yaksam neden yaktın diye sormazdı ama Zafer ile Kerim için aynısını söyleyemezdim. Biletleri anında kesilir, infaz emirleri verilir, yerin dibine de girseler amcam tarafından saklandıkları yerden ölü ya da diri fark etmeden çıkarılırlardı. Telefona bakarken neden böyle bir endişeye kapıldığımı düşündüm, ne diye böylesi önemli, böylesi mühim bir mesele haline getiriyordum bunu? Bu adamlar, alt tarafı çalışanım, emrimde olan, ücretini ödediğim, söylediğimi yapmak zorunda olan adamlar değil miydi? Pek tabii benim söylediklerimi yapacaklardı. Ne zaman önceliğim kendi düşüncelerim değil, başkalarının düşünceleri olmuştu benim? Ne zaman verdiğim bir kararın etkileyebileceği hayatlar hakkında uzun uzadıya düşünmüştüm? Çatık kaşlarımın ve dalgın bakışlarımın yansımasını, telefonun ekranı karardığı anda görmüş bulundum. Sıkıntılı bir nefes vererek yattığım yerden kalktım ve hala bornozun içindeki çıplak vücudumun ne kadar sıcak olduğunu fark ettim. Klimayı çalıştırmayı düşündüm ama terin üzerine bir de klimanın soğuğunu yiyecek olursam kemiklerimde oluşacak ağrıyı tahmin edebiliyordum. çekilecek dert değildi doğrusu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birdenbire temizlenen havuzu hatırladım, bakımı tamamlanmıştı ve bu yaz sıcağıyla kavrulan gecenin ortasında beni davet eden bir günah gibi belirmişti zihnimin içinde. Herkesin uyuduğu saatlerde yakışıksız olarak adlandırılacağını bildiğim ama keyfini düşününce de içine dalmayı istemeden edemediğim havuza girmek için bikinilerimi aramaya başlarken buldum kendimi. Gönderilen kıyafetlerimin içinde bikini bulmak çok zordu, Darya bikinilerimi koymayı akıl etmemiş olmalıydı, herhalde etmezdi, nihayetinde kaçar gibi geldiğim İstanbul’da tatil yapacağımı düşünecek hali yoktu. Yine de arayışlarım tamamen boş bir çabadan ibaret olarak kalmadı, beyaz bir mayokini geçti elime. Bu mayokiniyi özellikle siyah, üstü transparan elbisemi giyeceğim zamanlar giydiğimden, yine kullanabilmem için göndermiş olmalıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deli kadın, kırk yılın başında deliliğin bir işe yaradı,” diye mırıldandım mayokiniyi kontrol ederken. İnsanları kolay beri özleyen biri olmasam da Darya’yı özlediğimi hissedebiliyordum, gözüm onu arıyordu ve bazen çekingen, bazen de iğneleyici ses tonunu arıyordum. Bornozu çıkardığım gibi ortasında metal, içi boş bir dairenin olduğu şık mayokiniyi üzerime geçirdim. bronz tenim, havaların ısınmasıyla biraz daha koyulaşmıştı, belki de bu yüzden banyonun aynasından kendime baktığımda normalden biraz daha alımlı görünmüştüm gözüme. Kendi halinde kurumaya bıraktığım saçlarım kalın bukleler halinde göğüslerimden aşağı, karın boşluğuma dek salınıyor, bakımsızlıktan uzak, özensiz ama bir o kadar da güzel görünüyordu. Üzerime bedenimi içinde gizleyeceğim bir sabahlık geçirdikten sonra odamdan yalın ayak çıktım ve elin ayağın çoktan çekildiği malikanenin merdivenlerini sessizlikle indim. Bahçede in cin top oynuyordu, ışıklandırmaların ışıkları kısılmıştı, ortam çok loştu ve gece böceklerinin sesi yazı tenimde buğulanan sıcaklıkla eş zamanlı olarak daha net hissettiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Havuzun önüne geldiğimde üzerimdeki sabahlığı çıkarıp, telefonumla birlikte şezlongun üzerine bıraktım. Saçlarımı avucumun içine toplayıp hafifçe sallayarak ensemde biriken o sıcaklığı serinletmeye çalışırken havuzun içinde yanan mavi-gümüş tonlarındaki ışığı izlemeye başladım. Geceyi severdim, karanlığı ve yalnızlığı, büyüyen sessizliği derinden severdim bu yüzden uçsuz bucaksız bahçede, bir havuzun önünde tek başıma olmak tekinsiz hissettirmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayak parmaklarımı suyun üzerinde gezdirip küçük bir dalga oluşmasına sebep verirken bir elimle saçlarımı kavramış sallamaya devam ediyor, yarattığım o küçük pervane etkisiyle az da olsa serinlemiş hissediyordum. Ayak parmaklarıma temas eden suyun soğuğu da bu pervane etkisine eşlik ettiğinden olsa gerek kendimi uzun zaman sonra ilk kez huzurlu hissettim. Çok geçmeden oturup bacaklarımı dizlerime kadar suyun içine bıraktım ve avuçlarımı mermere yasladığımda zihnimin içine o geceye dair görüntüler akın etmeye başladı. Tırı saran alevleri, patlama sesini, patlamanın baskısıyla birlikte ileri savrulan ve yere düşen bedenlerimizi hatırladım. Zafer beni havada ani bir manevrayla çevirerek kendi bedenini aşağıya alıp kendini bana siper ederken o saniyelik anda gözleri gözlerime tutunmuştu. Sanki sadece toprak yola düşmüyorduk, aynı zamanda yüksek bir binanın tepesinden düşüyor, bir uçurumdan aşağı salınıyor, bir gölün içine birlikte dalıyor, dibe iniyor, kırılan camların içinden geçiyorduk; oysa o an sadece düşüyorduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göğsümde çığ gibi büyüyen ve gitgide genişlediği için alanımı daraltarak beni boğan baskıdan kurtulmak ister gibi kendimi havuzun serin sularına bıraktım. Su önce bedenimi, sonra saçlarımı içine aldı ve kafamı dışarı çıkarmadan, kulaç atma gereği duymadan suyun içinde öne doğru süzülerek uzun uzun ilerledim. Kafamı çıkardığımda artık havuzun diğer ucundaydım, bedenimi geriye doğru atıp ayaklarımı oynatarak geriye doğru yüzmeye başladığım sırada gözlerim gökyüzüne çevrildi. Gökyüzü öyle berraktı ki, sanki yıldızlar gümüş mücevherler gibi üzerime yağıyordu. Venüs’ün bu gece en tepede olduğunu fark ettim, keskin uçlarıyla bir hançeri anımsatan hilal de ona eşlik ediyordu. Tekrar suyun içine bıraktım kendimi, saçlarımın yüzeyde dalgalanarak ilerlediğini hissettim ve gözlerimi suyun içinde açıp mavi-gümüş yansımalarla bir gümüşün içine kısılmışım gibi hissettiren suyu izledim. Tekrar suyun içinden kafamı çıkarmadan süzülerek yüzmeye başladığımda nefesimin gitgide azalarak ciğerlerimi yoksunlukla ağrıtmaya başladığını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafamı tekrar yukarı kaldırmamla suyun yüzümden sicimle indiğini hissettim ve kirpiklerim aralandı. Gözlerimi açtığımda havuzun ucunda dikilen bedeni görmek gözlerimin irileşmesine neden oldu. Zafer, altında yalnızca kot pantolonuyla hemen orada dikiliyor, gözlerini indirmiş havuzun içindeki bedenimi izliyordu. Göz göze geldiğimiz anda irkildiğimi fark etti ama beni sakinleştirmek için herhangi bir harekette bulunmadı, sadece pürdikkat bana bakmaya devam ediyordu. Havuzun kenarına yaklaşıp, ellerimi mermere koydum ve kafamı kaldırıp ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ödümü patlattın,” dedim çatık kaşlarla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümden çekmeden, tek eli pantolonunun cebindeyken, “Burada ne yapıyorsun bu saatte?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yapıyor gibi görünüyorum?” Ellerimi havuzun kenarlarından çekerek geriye doğru süzülüp biraz alan yarattıktan sonra tekrar ona baktım. “Seni uyandırdım mı? Aslında oldukça sessizdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyumuyordum,” dedi doğrudan. “Ama uyusaydım da uyanırdım. Tilki gibiyimdir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim yüzünde dolandı, ardından bakışlarımı çıplak göğsüne indirdim. Gözlerim çıplak göğsündeyken, “Hiç uyku uyumaz mısın sen? Ne zaman görsem ayaktasın,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uykuyla pek aram yoktur.” Anlam veremediğim sakinlikteki bakışlarını üzerimden çekmeden yavaşça dizlerinin üzerine çöktü ama dizleri zemine değmedi. “Neden gecenin bu saatinde yüzmeye karar verdin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aramızdaki sınırları özellikle yalnızken kaldıracağımızı hatırladığımdan senli benli konuşması bu defa beni biraz olsun dahi rahatsız etmedi. “Çok sıcaktı,” dediğimde kaşlarını kaldırdı ama yüzündeki ifadesizlik tam olarak bozulmuş sayılmazdı. “Uykuyla neden aran yok?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendimi bildim bileli böyle, meslekten herhalde,” dediğinde, “Doğru, eskiden bir polistin,” dedim ama buna bir cevap vermedi. Bunun yerine, “Su güzel mi?” diye sordu. Ona sakin gözlerle bakıp başımı salladım. “Ya?” diye sorarken aklından ne geçiyordu tahmin etmesi zordu, sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı ve altında kot pantolonu olmasına aldırış etmeden tıpkı az evvel benim yaptığım gibi ayaklarını suyun içine soktu. “Evet,” dedi gözleri hala üzerimdeyken. “Su güzelmiş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O an havuzun içinde birdenbire değişen şey suyun sıcaklığı değildi. Değişen bana ait bir şeydi. Bazı anlar olurdu, insan o anın tam ortasında dururken bile bunun sıradan bir an olmadığını bilirdi, hayatı kökünden değiştirecek çoğu şey böyle anlarda gelirdi. Bakışlarımı bir nedenden yüzünden çekemedim, belki aynı nedenden, belki bilmemi istemediği bambaşka bir nedenden o da bakışlarını benim yüzümden çekmedi. Suyun içindeki bedenim yavaşça geriye doğru salınırken onun havuz kenarında bacaklarını suya bırakmış halde bana bakışında tuhaf bir dinginlik yakaladım. Fakat o dinginliğin altında gizleneni anlamak oldukça zordu. Zafer’in yüzünde insanı rahatlatan değil, insanı dikkat kesilmeye mecbur bırakan, karanlık, ölçülü ve tehditkâr hissettiren bir hâkimiyet vardı. Bir ormanın gece yarısı sunduğu o sessiz, ürkütücü ama bir o kadar da merak uyandırıcı görüntüsü gibi. Sessizlik o kadar derindi ki bu tehlikeyi daha da öngörülemez ve büyük hale getiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pantolonla mı yüzeceksin?” diye sordum sonunda, sesim alaycı çıkmıştı ama o alayın altında ince bir tedirginliğin dolaştığını ben bile duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudağının bir kenarı gülümsemeden uzak bir kıpırtıyla oynayarak yukarı kalktı. “Deneyelim,” dedi. Ardından ufak bir hazırlık emaresi göstermeden güçlü, akıcı bir hamleyle kendini suyun derinliklerine bıraktı. Sıçrayan su bedenimi bir anlığına sardı, damlalar boynumdan göğüslerime oradan da zaten suyun içinde olan karnımın çukuruna yuvarlanırken tenimde karıncalanmalar bıraktı. Suyun altında bir gölge gibi kayboldu, sonra birdenbire yüzeye fırladı. Kısa saçlarından sular akıyordu, omuzları ıslak ve parlak, gece de dahil olmak üzere önüne çıkan her şeye meydan okurcasına dimdikti. Omuzlarından aşağı çizgiler halinde inen sulara baktım, mavi-gümüş ışığın tenine vuruşunu gördüm, su teninin üzerinde parçalanarak onu olduğundan daha uzak, daha yabancı, daha tehlikeli gösteriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçimde sebepsizce hızlanan şeyi kalbim sanmak kolay olandı, asıl zor olan bunun yalnızca kalbim olmadığını anlamaktı. Zor olanı başarmanın getireceği hazzı tadamadım, sadece içime bunu fark etmenin getirdiği önlenemez bir tedirginlik yayıldı. Havuz genişti ama birden daralmış gibi gelmişti bana.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aramızda yalnızca bir kulaçlık mesafe varken birbirimizin gözlerinin içine baktık, onun da tıpkı benim onun gözlerinde gördüğüm gibi ışıkların çizdiği yakamozları harelerimde gördüğünü biliyordum. Yeşil dehlizlerinde karanlık bir okyanus görmek benim için beklenmedikti, böylesi güzel gözleri olduğunu ilk fark edişim değildi ama güzel olduğunu ilk kez kabul ettiğimi söyleyebilirdim. Yüzlerimiz birbirine son derece yakınmış gibi hissetsem de aramızdaki mesafeyi hala dalgalanmaya devam eden suyun ortamızda çizdiği akislerden anlayabiliyordum. Sadece omuzlarımız suyun dışındayken birbirimize bakmaya devam ettik, bu anlamsız gelmesi adına dua edilecek türden derin bakışmanın kelimelerle bölünmesini sağlayan yine kendisi oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Burada olmamın senin için bir sakıncası yok, değil mi?” diye sordum dudaklarının da ıslak olduğunu o konuşmaya başladığı anda gözlerinden koparak dudaklarına bakınca fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sakınca olup olmadığını sormadan doğrudan atladığına göre, sakınca olsaydı da umurunda olmazdı sanıyorum, zevzek,” diye mırıldandığımda dudağının kenarında her zaman gördüğüm o alaycı gülüşün aksine bu kez tuhaf şekilde sempatik gelen bir gülümseme büyüdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana zevzek demekten hoşlanıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“S bundan hoşlanmıyorsan bile umurumda değil açıkçası,” dediğimde güldü, bu kez gerçek bir gülüştü, burnundan verdiği sert nefesi duydum ve gülücük çizgilerinin derinleştiğini gözlemledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle hiç adil olmuyor, banu,” dedi suyun içinde bana doğru hareketlenerek. Yaklaşan bedeninden kaçma isteği orada duruyordu, sırtımda bir bıçak gibiydi, geri gitsem o bıçak bana saplanacaktı ama gitmesem de zafer bir bıçak olup göğsüme girecekmiş gibi hissediyordum. “Hiç adil oynamıyorsun oyunu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oyun mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi “oyun. Seninle benim aramızda bir süredir devam eden bir oyun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarım çatıldı, anlamadığımı göstermek ister gibi kirpiklerimin altından ona uzun uzun baktığımda, “Anlarsın bir gün,” dedi, “O gece, bu gece değil sadece.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmece gibi konuştuğunda gözümde zevzeklikte mertebe atlıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Madem sen bana zevzek diyorsun, benim de sana bir lakap takmam gerekecek,” dedi. “Olur mu?” Suyun içinde bir defa daha kayınca aramızdaki mesafe öyle çok kapandı ki, şimdi bir kafa mesafesi uzağımdaydı ve havuz sanki ikimizin bedeninden ibaretti; küçücük bir kutunun içinde birbirimize yaslanmaktan korkar gibi sınırlara yaslanmış nefes almaya çalışıyorduk sanki.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düşünmem gerekecek bunu,” dediğimde, “acele etsen olmaz mı?” diye sordu ve ne denli yakın olduğunu nefesi ıslak yüzüme çarpınca daha iyi anladım. Anlamak tedirginliğin bir bıçak kaldırıp kendini savunma isteğiyle ona doğrultmasına neden oldu ve eminim ki gözlerime bakınca o tedirgin savunucunun bıçağını gördü. Gözleri yüzümün her zerresinde dolaşarak, “Ne dikenli kadınsın,” dedi, “Parmağına batan nar dikeninden ne farkın var senin, banu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği şey karşısında bir çukur oluştu alnımın ortasında, gözlerini gözlerimden ayırmadı ama o çukuru gördü, biliyordum. Bakışlarımı gözlerinden ayırıp ıslak, ışıklarla parlayan omuzlarına indirdim. Uzun bacaklarının suyun içindeki bacaklarıma temasını hissedince kafamı aniden kaldırıp yeniden gözlerinin içine baktım. Bu temas karşısında şaşkına dönmüş ifademi görünce gözlerine çöken o tehditkar ifade birdenbire yumuşadı, bakışları daha çok bir şeyi çözmek istiyormuş gibi tuhaf ve yadsınacak bir merakla yüzümde dolaşmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merak ettim,” dedim konuyu değiştirmek, bacaklarının bacaklarıma anlık da olsa bıraktığı teması düşünmekten kurtulmak adına. “Bana nasıl bir lakap takacakmışsın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İran gülü gibi oldukça klişe şeyler söyleyecek olursam işten atılma oranım nedir?” diye sorarken sesi keyifli geliyordu ama gözleri o keyiften payına düşeni alamamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Burnumdan sert bir nefes vererek gülüp, “Epey iğrenç olurdu,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok daha klişe bir tanesine sahibim,” demesi duraksamama neden oldu. Gözlerinin içine saf bir merakla bakmak benim için de beklenmedikti, onun için de beklenmedik olduğunu bir an gözlerini kıstığında anladım. Bana akıl sır erdiremiyormuş gibi bir hali vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neymiş o?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gerçekten merak ettiğinden mi soruyorsun yoksa bacaklarım bacaklarına temas etti diye mi konuyu değiştirme çabası içerisindesin?” diye sorması şaşkınlıkla ona bakakalmama neden oldu. Dudağının kenarı tekrar yukarı bükülürken, “Gören de daha önce birinin bacağı bacağına hiç temas etmedi sanacak, banu,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne edepsiz sözler,” diye çemkirdiğim an, “Yaptığımız şey edepsiz mi geliyor sana?” diye sordu kaşlarını imayla kaldırıp, sahte bir şaşkınlık takınarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacaklarım sanki bu soruya tepki veriyormuş gibi onunkilere çarpınca bedenim gerildi, gözlerini yüzümden ayırıp suyun yüzeyine indirdi; sanki bacaklarımızı görebilirmiş gibi suyun içine baktı ve sanıyorum ki gördü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Altımda kot pantolon var,” dedi gözlerini suyun yüzeyinden çekmeden. “Yani telaşa mahal yok.” Gözlerini aniden kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. “Henüz birbirine giren hiçbir uzvumuz yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“bacaklarım çıplakken senin bacaklarına dolanmadı diyorum,” dedi sakince, böylesi bir cümleyi sakince söylemesine şaşırmam anlamsızdı ama aramızdaki durumu düşününce, elbette normal de sayılmazdı. Baş başa olduğumuz anlarda bana ismimle hitap ediyor olması onun benim korumam, benim onun patronu olduğum gerçeğini kenara bırakmamıza yeter miydi? Yetseydi bile ben bunu ister miydim?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir kadınla konuşurken adabı muaşeret kurallarından nasıl da bihabersin. Bir zevzeği yakışacak şekilde.” Bedenimi hızla geri itecektim ki beklenmedik bir şekilde bacakları birden bacaklarıma yılan gibi dolandı ve suyun içinde çırpınır gibi göründüğümü umursayamadan bu temasın derinliği karşısında irkildim. Ensemdeki derinin kabardığını, vücudumda şayet varsa küçük, büyük tüm tüylerin havaya dikildiğini hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur şurada,” dedi baskın bir sesle. “nereye kaçıyorsun şimdi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacaklarının baskısını hissederken, “Yılan gibi dolanmasana bana,” dedim, ağzımdan çıkıp giden cümlenin onun zaten kısık bakan yıldız ışığı taşıyan gözlerinin daha da kısılmasına neden oldu. Ok gibi uzun, keskin duran kirpiklerinin altında kaybolan gözlerinin rengini görememek ne zamandan beri benim için sorun teşkil eder olmuştu? Sorun teşkil ettiği falan yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç olmazsa yılan olduğumun farkına varmışsın bak,” dedi alayla, kısık sesi gecenin karanlığında kulağıma daha baskın hissedilen bir imayla doldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu ilk fark edişim değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuyu dağıtma,” dedim hızlıca. “neymiş o lakap, söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bacaklarım yeterince dikkatini dağıtır sanmıştım aslında,” dedi pişkin pişkin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Söylemeyeceksin işte, uyuzluk yapıyorsun,” diyerek uzaklaşmak istediğimde bacakları beni daha sıkı kavradı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri gözlerimdeyken, “Zamanı gelince söylerim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zamanı şimdi değil yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi, yapışma bana o zaman,” diyerek avuç içlerimi yarısı suyun içinde, yarısı da dışında duran kaslı göğsüne koyup onu itmeye çalıştım. Sert, geniş göğsüne gösterdiğim güç anlamsızdı, onu biraz bile itekleyemedim. Ellerim göğsünün üzerindeyken gözlerimiz bir kez daha çakıştı, öyle bir bakışmaydı ki bu kıvılcımları tıpkı benim gibi onun da gördüğünü hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yarışalım mı?” Diye sorması duraksamama neden oldu. Ellerim hala göğsündeydi ve sanırım bunu benim kadar umursamıyordu. Oysa benim kulaklarım uğulduyordu ama bunu ona göstermemek konusunda epey iyiydim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yarışmak mı?” Tek kaşımı kaldırdım. “Nasıl yani?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi yüzüyorsun, gördüm,” dedi. “Suyun altında ne kadar süre kalabiliyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendimi hiç sonuna kadar zorlamadım, bu yüzden bilmiyorum ama çok kalabileceğimi sanmam.” Ellerimi göğsünden yavaşça kaydırarak suyun içine indirdiğimde boğazında büyüyüp adem elmasını oynatan yutkunuşunu gördüm. Ellerim suyun içinde de ona temas etti, bu isteğim dışı gerçekleşmiş bir eylem olsa da ifadesini sabit tutamayışına neden olmak anlık da olsa keyif vericiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman şu uçtan, diğerine kadar suyun altında ilerleyelim. En hızlı ilerleyen kazansın, olur mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç düşünmeden, “Olur,” demem onu şaşırttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman buyurun,” diyerek eliyle yanı işaret ettiğinde havuzun ucuna baktım. Yanından kayarak geçtiğimde o da beni takip etti. Sırtlarımız havuzun duvarına yaslandığında birbirimize omzumuzun üzerinden baktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Altında kot pantolon varken kolay olmaz ama,” dediğimde, “Senin için şartları eşitliyorum, ben merhametli bir adamım,” dedi alayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni bu söylediğine pişman edeceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya? Nasıl olacakmış o?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı kaldırdım. “Bittiğinde kot pantolonunu bahane etme olur mu zevzek?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarının bir kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı, o kıvrımda gülümseme değil meydan okuma vardı ve bu meydan okuma insanı sinir etmiyordu, daha çok insanın içinde bir ateş yanmaya başlamış gibi hissettiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Göreceğiz,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi devirip önüme döndüm, çok kısa bir an sonra ikimiz de aynı anda derin birer nefes aldık. Kendimi suya bıraktığım anda dünya ikiye ayrıldı; üstte yıldızlar, altta derin bir sessizlik. Havuzun ışıkları suyun içinde kırılarak çoğalıyor, her şeyi olduğundan daha uzak, daha düş gibi gösteriyordu. Kollarımı ileri uzatıp kendimi dipten ittim, su bedenimi bir kılıf gibi sararken kulaç atmadım, sadece kaydım. Suyun altındayken kendi kalbimin sesini bile yabancı birinin göğsünden geliyormuş gibi duyuyordum. Yanımda bir gölge gibi ilerlediğini hissedebiliyordum. Başımı yana çevirip suyun içinde kayan bedenine baktığımda o da gözlerini bana çevirdi ve suyun altında bir an için göz göze geldik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bedeni suyu yararken çıkardığı o boğuk akıntı kulağıma bir ses değil bir varlık gibi doluyordu. Başımı çok az çevirip ona tekrar baktığımda güçlü omuzları, keskin yüz hattını ve beni izleyen gözlerini bir kez daha gördüm. Gözlerimi kısıp öne doğru kulaç attığımda gülümsediğini hissettim. Kollarımı daha sert savurup bacaklarımla suyu yardım, saçlarım ardımda karanlık bir iz gibi dalgalanıyordu. Ciğerlerim şimdiden ağırlaşmaya başlamıştı. Bir anda kolum onun koluna suyun altında hafifçe sürtündü. Bu küçücük temas bütün bedenimde gereğinden büyük bir etki yarattı. Sanki suyun içindeki serinlik bir anlığına çekilmiş, yerini daha koyu, daha yakıcı bir şey almıştı. Başımı çevirdiğimde o da bana baktı ve beni geçmeye çalıştı. Bunu hissettiğim an inatla kaynayan damarım sertçe vurmaya başladı. Omzumu yana yatırıp hızla süzüldüm ve elim duvara temas ettiği an kafamı yukarı kaldırıp suyun dışına çıkardım. Hemen benim arkamdan o da kafasını çıkardı ve “Bitmedi,” diyerek başıyla suyu işaret etti. Nefeslenecek zamanım kalmadığı için afallasam da ona uydum, hızla kafamı suyun içine soktum ve bu kez havuzun diğer ucuna doğru kulaç atmaya başladım. O benim aksime kulaç atmıyordu, hızla kayarak ilerliyordu ve beni çoktan geçmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Haksızlık diyemezdim, altındaki kot pantolonuna rağmen oldukça hızlıydı. Yine de kendime onun gerisinde kalmayı yediremedim ve daha hızlı kulaç atmaya çabaladım. Ben bunu yaptıkça ciğerlerim daha da sıkışmaya, karın boşluğum ile göğüs kafesim arasında müthiş bir baskıyla birlikte derinden yükselen bir ağrının varlığını hissettim. Kafamı bir an evvel suyun dışına çıkarmak, nefes almak istiyordum ama benimle alay edeceği gerçeğini düşününce de bu istekten hızla vazgeçerken buluyordum kendimi. Odağımı kaybetmeye başlasam da kulaklarım deli gibi uğulduyor olsam da suyun içinde kaymaya devam ettim. Alnım sonunda sert bir yere çarptığında bedenim süzülmeyi bıraktı, biri beni omuzlarımdan tutup suyun yüzeyine çektiğinde çarptığım sert yerin duvar değil, Zafer’in karnı olduğunu anladım. Yüzümden sicimle akan sular ve aralık duran dudaklarımdan içime çekmeye çalıştığım büyük nefeslerle soluk soluğa ona bakakaldım. Bir kolunu havuzun kenarına koymuş, sırtını havuz duvarına yaslamıştı ve bedenlerimiz neredeyse iç içe geçmişti. Burnunun ucundan dudağına akan su damlasını gördüm, ardından aynı su damlası dudaklarının arasındaki engebeli yoldan geçerek çenesine düştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Soluk soluğa ona bakmaya devam ettiğim sırada büyük avucunu belimde hissettim, avucunun içindeki çizgileri bile hissetmeme neden olacak bir sıkılıkla beni kavrayıp göğsüne yasladığında çenem havada duracak şekilde onun göğsünün ortasına yaslandı ve ona alttan alttan baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağzından nefes alma, bu seni daha da yoracak,” dedi kısık bir sesle. Su yeşili gözleri havuzun ışıklarıyla şimdi şeffaf bir cam gibi parlıyordu. “Burnundan çek, ağzından ver.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu duydum ama söylediğini yapamadım, basınçtan çınlayan kulaklarımdaki ağırlıktan rahatsız olarak yüzümü buruşturup ağzımdan sert nefesler çekmeye devam ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Havuz kenarında duran kolunu geri çekip aniden bana uzattı, dudaklarımı iki parmağının arasına alarak sıkıştırdı ve kapatmamı sağladı. “Burnundan,” dedi derinden gelen sesiyle. “Ağzından değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımda parmaklarının baskısını hissetmek o uğultunun birdenbire kaybolmasına neden oldu. Göğüslerimin onun karnına tam olarak yaslandığını hissedebiliyordum, bacaklarım bacaklarına dolanmıştı, çenem göğsüne yaslı duruyordu ve büyük elleriyle dudaklarımı sıkıca kavramıştı. Bir an zihnim tüm bu olanları anlamakta güçlük çekti, kafamın içinde pervane gibi dönmeye başlayan bir hisle beraber kelimelerin etrafa savrulmaya başladıklarını hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Burnumdan içeri derin bir nefes çektiğim anda parmakları gevşedi ama dudaklarımın üzerini terk etmedi. Bunun yerine başparmağıyla dudaklarımı araladı ve o küçücük aralıktan dışarı burnumdan çektiğim nefes dökülmeye başladı. Nefesimi parmağında hissedince gözlerinin biraz daha kısıldığını gördüm. Dudaklarımı tekrar parmaklarıyla kapatırken bu kez gözlerime değil parmaklarının ucunda duran dudaklarıma bakıyordu. Bir kez daha burnumdan içeri nefes çekerken gözlerim kısıldı, nefes uzun süre içimde bekledi ve Zafer başparmağını alt dudağıma bastırarak dudaklarımı aralarken göz göze geldik. Dişime sürten parmağını hissetmek içimde yüzlerce yıl uyuması gerektiğini düşündüğüm bir duygunun gözlerini aralamasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sakinleştin mi?” diye fısıldadı sessizce. Başparmağı hala dudağımı kavrıyor, alta doğru çekiyordu ve parmağının benim salyamla ıslandığını düşünmek bile başımı döndürüyordu. Utançla karışık uygunsuz bir hissin bedenimi karıncalandırmasıyla kaşlarımı çattım. Zafer alt dudağımı biraz daha aşağı çekince alt dişim tekrar parmağına sürtündü ve Zafer’in burnundan sert bir nefes verdiğini duydum; çok geçmeden o nefesi yüzümün sınırlarında da hissettim. “Ne kadar hırslısın, yenilmekten bu kadar mı korkuyorsun?” Bu soruyu sorarken dudağımı hala aşağı doğru çekiyor olması kafamı karman çorman ettiğinden hiçbir şey söyleyemeden gözlerinin içine baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başparmağı alt dudağıma daha sert baskı uygulayınca birden elimi göğsüne koyup ondan ayrılmaya çalıştım, başta beni durdurur sandım ama kısa bir duraksamanın ardından geri çekilmeme izin verdi. Bedenimi yana kaydırarak kollarımı havuzun kenarlarına yaslayarak şezlonga doğru bakarken derin bir nefes daha aldım. Hiç konuşmadı, ben de konuşmadım, ikimiz de sessizdik ve gece böceklerinin sesleri bu sessizliğe eşlik ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kazanan sensin,” dediğinde dirseklerimi havuzun dışına bastırarak omzumun üzerinden ona bakmak için dönüyordum ki sırtımda birdenbire onun göğsünü hissettim. “Yenilmeyi bu kadar kaldıramıyorsan, senin yerine yenilmeyi öğrenirim.” Ellerini havuzun dışında duran ellerimin üzerine koydu ve büyük cüssesi beni havuzun duvarıyla arasına alarak tamamen örttü. Sırtımda onun göğsünün baskısını hissetmenin şaşkınlığıyla hareketsizce durdum. Büyük kolları beni adeta sarıp içine almış, cüsseli bedeni bana ait bir tabutmuş da kolları da o tabutun kapağıymış gibi üzerime kapanmıştı. “Hemen gitme.” Fısıltıyla söylediği şey başımı kaldırıp onun boynuna yaslamama neden oldu. İleride uzayan karanlığın içine aldığı bahçeye bakarken kalbimin vuruşları önlenemez bir taşkınlıkla göğsümü yumruklamaya başlamıştı. “Nabzın düşmeden havuzdan çıkarsan başın döner, o yüzden söylüyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen-“
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı zar zor yana çevirip ona yandan baktığımda o kadar yakındık ki çenem neredeyse omzuna dokunacaktı. Gözlerimiz birbiriyle birleşti, çıplak teni neredeyse çıplak olan tenimin üzerini bana aitmiş gibi kapladığı için düşünmek çok zor geliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen resmiyeti bıraktığın herkese karşı böyle misindir?” diye sordum zar zor konuşarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni havuzla arasında biraz daha sıkıştırmasına neden olan bu sorunun onu gerçekten kızdırdığını hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzünü yüzümün sınırlarına indirdiğinden kafamı önüme çevirmek istedim ama yapamadım, bir yanım kendine ihanet etmeye hazır gibiydi, diğer yanımsa bu ihanete şiddetle karşı çıkıyor ve beni durdurmaya çalışıyordu. Dudakları alnımın hizasındayken, “Nasılmışım ben?” diye sordu genizden gelen bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle,” dedim üzerini basa basa.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle mi?” diye sorarak sanki nasıl olduğunu göstermek istiyor gibi yüzünü biraz daha aşağı konumlandırıp bedenini bedenime tamamen yasladığında nabzım damarlarımın içinde fokurduyordu. Çıplak göğsü sırtıma öyle sert yapıştı ki sol göğsünün altında çırpınan kalbin derisini nasıl gerdiğini bile kendi tenimde hissettim. Mucizevi bir olaya tanıklık ediyormuşum gibi kısılan kirpiklerim gözlerimi örtmüş olacak ki bakışlarımdan mahrum kalmanın şiddetiyle, “Yüzüme bak,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soruma cevap ver önce,” dedim sertçe ama aklım hala sırtıma vuran kalbinin atışındaydı. Erkeklerin kalbi her zaman böyle bir kuşun kanadı gibi aceleci ve sert mi çarpardı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen önce yüzüme bak,” dedi keskin bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen önce cevap ver,” diye bastırdım başımı kaldırmadan, kirpiklerimi yukarı biraz olsun kaydırmadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yüzüme bakarsan verecekmişim,” dedi, bu alay mıydı yoksa başka bir şey miydi anlayamadım, sesi alaydan uzaktı ama cümlesi alaycı hissettiriyordu. Kafamı bu denli karıştırdığı için kendime ona kızdığımdan daha çok kızarak nihayet kirpiklerimi yukarı ittim ve gözlerimiz birleşti. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki kafamı öne çevirmemem delilikti. Bu derhal yapmam gerekiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerine baktım ve yemin ederim, suyun içinde olmamıza rağmen, yandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hangi insan, yeryüzünde yaşayan bir başka insana böyle, bu gözlerle, böylesi bir derinlikle bakardı? Anlamadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok,” dedi çenesini hafifçe yukarı kaldırıp indirerek. “Herkese karşı böyle değilim ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çekil,” diyebildim, on beş saniye sessizce birbirimize baktıktan sonra söyleyebildiğim tek şey bu olmuştu ve içimden on beşe kadar saydığımı asla bilmemesi gerekiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeterli bir cevap değil miydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeterliydi. Çekil o yüzden.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Geriye doğru kayıp aramıza sadece bir karışlık mesafe ekleyince bedenimi ona doğru çevirip sırtımı havuzun duvarına yaslayarak gözlerinin içine baktım. Ardından gözlerim boynuna indi, boynundaki zincirin ucunda benim gümüş küpem asılı duruyordu. Tekrar gözlerinin içine bakarken kendimi durdurmadım. Doğrudan, “Mısra’ya karşı da böyle misin?” diye sordum çat diye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok,” dedi tekrar çenesini kaldırıp indirerek. “Bir sana öyleyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi?” Soruyu sorarken sesim titremedi ama içimde bir şeyler titredi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle,” dedi aynı ifadesizlikle gözlerimin içine bakarken. “Anlamadın mı hala?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sustuk. Söylediği şeyi hazmetmek için mi sustum yoksa sadece kelimeler dilimin altında kaybolmuştu da onları bulamadığımdan mı susmuştum bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlamadım,” dediğimde başımı omzuma doğru yatırmıştım. “Hem de hiç anlamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini kısarak, “Ben de anlamıyorum, siktir et o zaman,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi yapayım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç beklemediği anda boynundaki zincir kolyeyi kavrayıp onu kendime çektiğimde gözbebeklerinin genişlediğini gördüm. Yüzü neredeyse yüzümün sınırına girdiğinde, “Etmiyorum,” dedim. “Ya açıklayacaksın ya da…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya da ne?” diye sorarken göğsünün genişçe inip kalktığını gördüm, kolyesinin zinciri hala avucumun içindeyken ve yüzlerimiz arasında kısacık bir mesafe varken gözünü bile kırpmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Siktir falan etmiyorum,” dedim üzerine basa basa. “Ettirebiliyorsan ettir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç beklemediğim bir anda kolu yanımdan geçti, avucunu havuzun duvarına yaslarken yüzünü yüzüme eğdi. Kolyesi hala avucumun içindeyken alnı alnıma sürttü, çok geçmedi üzerinden, burunlarımız birbirine sürtündüğünde içimde durmadan çığlık atan bir şey susmuş, yerini sadece kalbimin atışlarının sesi almıştı. Nefesi sus çizgime dökülürken can çekişiyor gibi kaşlarını çattığını hissettim, burnunu burnuma sürtünce bedenim gerildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Neredeyse birbirine temas etmek üzere olan dudaklarımızın acıyla sızladığını hissedebiliyordum. Benim dudaklarım sızlıyorsa, onunkiler de sızlamak zorundaydı. “Bu saçmalık,” diye fısıldadım, “Daniskası,” diye cevap verdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımız neredeyse birleşiyordu ki telefonumun melodisi yükselmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an duraksayarak kafamı yana çevirdiğimde dudakları beklenmedik bir şekilde yanağıma yaslandı. Bedenim kaskatı kesildi, burnundan verdiği sıcak nefesin hırsla yanağıma yayıldığını hissettim. Dudaklarını yanağımdan bir süre hiç çekmedi, kalbimin vuruşları bir an olsun ehlileşmedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefon ısrarla çalmaya devam ediyor, Zafer’in dudağı yanağıma yaslı, ikimiz de hareketsiz öylece duruyorduk. Zaman ilerlemeye devam etse de sanki biz o anın için de donup kalmıştık. Havuzun içi takvim yapraklarıyla dahi de dolsa, yıllar da geçse, binlerce nesil de değişse sanki ikimiz sonsuza dek burada, bu anın içinde kalacaktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zafer,” diye fısıldadım sonunda, sesim öyle kısık çıktı ki kendim bile buna şaşırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarını yanağımdan çekti ama milim bir uzaklaşmaydı bu, hala dudaklarının esaretini tenimin üzerinde hissedebiliyordum. Bir şey söylemek istiyordu ama söyleyebileceği her şey kaybolmuştu, arıyordu ama bir türlü bulamıyordu. Tıpkı benim gibi o da tüm bu olanlara anlam yüklemek konusunda zorlanıyordu. Belki de korkuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefon sustu. Bir an bakışlarımı yavaşça Zafer’e çevirmek istedim ama “Bakma,” diyerek beni durdurdu. Sesi can çekişiyor gibi çıktığından mı yoksa bakacak olursam gerçekten parçalanma ihtimalimizi gördüğünden mi bilinmez dediğini yapıp bakışlarımı ona çevirmedim. Telefon bir defa daha çalmaya başladığında bedenlerimiz birbirinden yavaşça ayrıldı. Kolyesini kavrayan parmaklarım boşluğa düştüğünde bir şeye tutunamamanın verdiği kaybolmuşlukla yalpaladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Havuzdan çıkıp, üzerimden akan sularla şezlonga doğru yürürken attığım her adım boşluğa düşüyormuş gibi hissediyordum. Gözlerinin bende olduğunu, her bir adımımı izlediğini biliyordum ama ben bakışlarına karşılık verebilecek halde değildim. Veremedim. Şezlongun önünde durup eğildiğim sırada bir an gözlerim onunkileri buldu, gözlerini dikmiş bana bakan yüzünde çözülmesi imkansız, bir bilmece gibi hissettiren, labirent gibi hissettiren derin bir ifade vardı. Odaklanmamaya çalıştım, gözlerinde çok oyalanmamaya çalıştım ama bakışlarımı da bir sebepten ondan bir türlü ayıramadım. Havuzun içindeydi, dirseklerini mermere yaslamış beni izliyordu ve göz temasımızı kesmediğim sürece onun da kesmeyeceğini bana bakışlarıyla belli ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefonu elime aldığımda arama durdu, çok geçmeden bir kez daha başladı ve arayanın yabancı bir numara olduğunu gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefonu açıp kulağıma götürdüğüm anda hıçkıra hıçkıra ağlayan o tanıdık sesi duydum ve yavaşça, “Mehlika?” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gelecek bölümde görüşürüz <3
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...