18

TETİKTE SEVDA

09.05.2026

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bölüm Şarkıları: Cem Adrian, Senden Gayrısına

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

EQurnaz, Bir Kar Yağar İnce İnce

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Anathema, Judgement

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

49. TETİKTE SEVDA

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir tabur askerin arasında ilerleyen uzun boylu, siyah bez maskenin ardından yalnızca mavi gözleri görünen adam, projeksiyon makinesinin yansıyarak görüntüleri ilettiği duvarın önünde durdu. Elindeki demir, uzun çubuğu görüntülerden birinin üzerinde sürükleyince duvar takırdadı. Bir oda dolusu askerin gözü çubuğun ucunda beliren görüntüye sabitlendi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Protokolleri biliyorsunuz,” diyen mavi gözlü adam.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı Şenkaya.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İntikam operasyonunu başlatıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mermer gibi sert sesinde bir istek yoktu, bir emir vardı ve emre uymak için bekleyen onlarca çift göz birbirine bakmak için odanın içinde dolaştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sunucuya bağlanıyorum, binbaşım,” diyen otoriter bir diğer ses Rant’a aitti. “Yayındayız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı Şenkaya gözlerini projeksiyon makinesinin ışığının hizasında yanan kırmızı noktaya çevirdi. Kameranın ardında onu izleyen başkaları olduğunu biliyordu. Çubuğu görüntünün üzerinde gezdirdi ve “Merkezin en üst noktasında Çalıklı’nın olduğuna inanmalarına izin vereceksiniz,” dedi. Çubuğu aşağı çekti, duvar bir kez daha takırdadı. “Fakat Yüzbaşı Çalıklı merkezin kalbinde.” Gözlerini kırmızı noktadan çekmedi. “Merkezin en üst noktasında ben yer alıyorum. Emirler benden alınacak, yerleştirdiğim pozisyonlar terk edilmeyecek ve bir sonraki emre kadar değişim söz konusu olmayacak.” Gözlerini görüntüye çevirdi. L şeklindeki binanın yukarıdan çekilmiş görüntüsüne uzun uzun baktı. “Fareler gemi battıktan sonra su almayacaklarını inandıkları küçük sandallara doluşmuşlar.” Dudakları yukarı kıvrıldı. Tekrar kameraya bakıp gülümsedi. “Vur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cızırtılı bir ses tüm salonu doldurdu: “Emredersiniz, Binbaşım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saniyeler içinde bir ses tüm odanın içindeki sinyalleri bozdu. Görüntü daha da yaklaştı, arkasında rüzgârın sesini odaya taşıdı ve önce tozları, sonra alevleri kadraja alan görüntüyü izleyen askerler alkışlamaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hedef temizlendi,” diyen askerin keyifli sesine uçağın uğultusu eklendi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Açıkgöz alçalabildiği kadar alçalır, yakından vururdu ve onun keyif dolu kahkahalarını dinlerdik,” diyen askerlerden biri, Binbaşı’nın da güldüğünü duyunca duruşunu dikleştirdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şenkaya konuştu: “En büyük sandalı ona bırakacağız.” Gözlerini tekrar görüntüde küle dönen binaya çevirdi. “Merkezin göğü ondan sorulur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başlıyoruz,” diye fısıldadı askerlerden biri, diğerine. “Alaşafak’a ait bir operasyonda ilk kez yer alacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazır ol,” dedi konuştuğu kişi keyifle. “Daha önce hiç bu kadar eğlenmediğine eminim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce, “Vuran kimdi?” diye sordu asker heyecanla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alaşafak’ın gölgelerinden biri.” Sessizce Binbaşı Şenkaya’yı izlerken sadece dudakları hareket ediyordu. “Ona Hayalet derler. Yerin ve göğün görünmez çocuğudur. Aytekin Kırsapan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yüzünü hiç göstermeyen miydi bu Hayalet?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, yüzünü Alaşafak’tan başka kimse görmedi.” Uzun uzun mavi gözleri izledi. “Tıpkı Binbaşı Şenkaya gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu tesistekiler çok şanslı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer emrine itaat edersen, sen de o şanslılardan biri olursun.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İçeri sızacaklardan birisin, değil mi?” diye sordu merakla asker.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları yukarı kıvrıldı. “Binbaşı Şenkaya’nın maskesini indirip bizzat tanıştığı askerlerden biri olmak için o dağ farelerin arasına sızmak gerekiyorsa, keyifle yapacağım.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzünde işler Hayalet’in istediği gibi gidiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayalet dinlemede.” Uçağı yan yatırarak hızlandı, düzledi ve daha hızlı ilerlemeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam mıdır?” diye soran Kerim’di.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hedef başarıyla temizlendi. Yaşam işareti yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üste dön.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aytekin’in gözleri kısıldı. “Hedefin yakınlarında araç tespit edildi,” diyerek uçağın burnuna eğim kazandırdı, hızını rüzgârdan alırken, “Vur,” emrinin gelmesini bekledi. Kerim, “Kay gitsin,” dediğinde Aytekin sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaydım gitti.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geriye alevler içinde patlayan bir araç kaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

GURUR MERT ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avucumun içinde biriken teri ve kanı otel havlusuna silerek, “Peşime güvenlik için birini takıyorsan bunu bana söylemen gerekirdi,” dedim hışımla. “Onu öldürebilirdim. Bunu gözümü kırpmadan yapabilirdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’nın hattın öteki ucunda sert bir nefes verdiğini duydum. “Toplantıdayken beni yüz bin kez aramanın nedeni bu muydu? Ne bekliyordun, çocuklarımı orada öylece bırakacak mıydım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birilerine bizi gözletiyorsan bunu bana söylemek zorundaydın, Muşta!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O bu kadar kolay dikkatini çekecek biri değildi,” diyen Muşta’nın söylemi beni güldürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu ben değil, Ayça fark etti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzayan sessizlik, Muşta’nın şaşkınlığını ele veriyordu. “Başkaları var mı?” diye sorduğumda, “Üç kişiler,” diye devam etti. “Birini Zeliha’nın ailesinin güvenliği için Muğla’da görevlendirdik.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Diğeri nerede? Onu da yanlışlıkla öldürmeyeyim sonra,” dediğimde Muşta’nın, “Benimle üst perdeden konuşmayı kes, velet,” diye hırıldaması kaşlarımın çatılmasına neden oldu. Kana bulanan beyaz havluyu yere fırlatıp kapıyı çarparken, “Ayça’nın bile kolayca görebileceği birini başıma diken sensin,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir delilik yapmaman için bu en doğru karar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni izletecek misin?” diye bağırdım kendimi tutamadan. “Beni korumak değil, bir delilik yaparsam bunu önlemek için izletiyorsun yani? Bunu ağzınla söyledin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni korumak için etten bir duvar göndermeme gerek yok, kendini ve çevrendekileri koruyabileceğin şekilde yetiştirdim zaten seni ben!” diye bağırınca durup karşımda duran boy aynasına baktım. “Seni senden koruyorum, bir dur noktan olmadığını biliyorum ve bunu yapmak zorundayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni benden koruyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aynen öyle yapıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir sonraki adamın yine kızlardan birinin karşısına çıkıp onları korkutacak olursa, kim olduğunu umursamadan infazını gerçekleştiririm.” Tehdidim havada asılı kaldığında Muşta’nın öfkeyle bir şeyi tekmelediğini duydum. “Yaparım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sakın bir daha beni tehdit edeyim deme, Zincir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu an Zincir’le konuştuğunun farkındasın yani? Güzel.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşmanınla konuşmuyorsun, ses tonuna dikkat et yoksa o ses tellerini yerinden çıkarırım. Çıplak elle yaparım bunu. Biliyorsun Zincir, şakam yok ve bunu çok iyi biliyorsun oğlum.” Sesi her ne kadar sakin yükselse de kelimelerinin öylesine söylenmiş, altı boş tehditlerden ibaret olmadığını biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gölgeleri yanına çağırdın çünkü bir şey planlıyorsun, değil mi?” diye sordum sakince. Sakinleştiğimi fark edince boğazını temizledi ve “Bu planın bir parçasısın zaten,” dedi. “Balayını yap, işinin başına döndüğünde konuşuruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi konuşacağız. Ben her şeyi sana bildiriyorum, sen neden bana hiçbir siki söylemiyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O ağzını topla amına koydurtma!” Bu kez çizgiyi aştığımı sesinin tonundan anlamak mümkündü, yüzünü görmesem de öfkesini soludum, mavi gözlerine yerleşen ifadeyi bile hayal edebildim. “Kendi ağzınla söylemedin mi lan sen? Etrafınızda olduklarını söylemedin mi? Resepsiyona bırakılan zarfın fotoğrafını çekip kime yolladın? Bana. Durup bekleyecek miyim? Çevrenizi sardılar, Gurur! Ya evcilik oynamayı bırakıp Isparta’ya dön ya da aldığım önlemlere burnunu sokmadan adam gibi git kumunda oyna!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burada keyfimden durmadığımı iyi biliyorsun. O kıza bunu borçluyum. Karıma bunu borçluyum.” Dişlerimi sıkarken çenemin kitlendiğini hissedip kendimi ehlileştirmeyi denedim ama göğsüm gümbür gümbürdü. “Sadece biraz iyi hissetmesi için ona alan yaratmak zorundayım anlıyor musun beni? Bir kızın var, yakında benim de bir çocuğum olacak, anlıyor musun beni?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu tatil kana bulanmadan dönmeye bak,” diyerek telefonu yüzüme kapatınca telefonu tutan parmaklarım karıncalanana dek telefonu sıkıp, “Amına koyayım!” diye bağırmaya başladım. “Sikeyim böyle işi, böyle işin amına koyayım!” Telefonu fırlatıp büyük abajuru yere devirdim. Yere devrilmiş sandalyeye ve yarım saat önce adamı bağladığım kabloya baktıktan sonra burnumdan sert bir nefes verdim. Sikeyim ki Ayça görmüştü. Ayça dönüştüğüm adamın sadece yere düşen gölgesinin bir kısmını görmüştü ve gözlerindeki korkuyu birkaç saniye önce görmüşüm gibi net hatırlıyordum. “Siktir,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, Ayça’nın peşinden odadan fırlayıp çıktığında, kolumda hâlâ Ayça’nın omzuyla vurduğu o nokta sızlıyordu. Sorduğu soru kafamın içinde öyle çok döndü ki Yener adamı alıp odadan çıkarken kopacak kıyameti biliyor gibi yüzüme bakmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerimi yıkayıp eklerimde kurumaya başlayan kandan kurtulmak için banyoya geri döndüm. Suyun altında uzun uzun beklettiğim ellerimi sürttüm, tırnakladım, buruşana kadar suyun içinde beklettim. Nihayet suyu kapattığımda kafamı kaldırıp önümde duran aynaya baktım ve yabancıyla göz göze geldim. Zincir oradaydı, kırmızı ışıklı bir odanın içinde bir gölge gibi dikilmiş bana bakıyordu. Gözümün bebeğinde o kırmızı ışıklı odayı ve bana ait gölgeyi gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen beni ya çıkışa götüreceksin Zincir,” diye fısıldadım o yansımaya. “Ya da sonum olacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zincir sessizdi, sadece oradaydı, ara sıra kendini gösteren o gölge bir süredir hiç saklanmıyor, sürekli olarak beni izliyordu. Yumruğumu sıktım, ıslak elimi kaldırıp yumruğuma ardından aynadan beni izleyen yüze baktım. Vurma, dağıtma, parçalanan camların arasında onu da kendim gibi yıkma isteği yükseldi ama yapmadım. Gözlerimi yumarak içimden saymaya başladım. Kaça kadar saydım bilmiyordum ama sonunda mermer tezgâhın önünden ayrılıp hızla odayı terk ettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Havuzun önünde kimse yoktu, nerede olduklarını merak ederek etrafıma bakındım. Hepsinin açık barın önünde olduğunu görünce ağır adımlarla oraya yürüdüm. Zeliha beni fark ettiği anda el sallamaya başladı. Ağzının hareketlerinden, “Nereye kayboldun sen ya?” diye sorduğunu anlayabiliyordum. Ayça’nın bana dokunan gözlerini hissettim ama karşılık veremedim, pürdikkat beni izliyordu. Zeliha tam önümde durup yüksek sesle, “Neredesin? Rus kızlara ateş mi veriyordun yoksa?” diye sordu şakadan triplenerek. Sinyal sesinin Zeliha’nın sesi o sesi yırtıp geçene kadar zihnimi sardığının farkında dahi değildim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavaboya kadar gitmiştim,” dedim. Yener’i aradı gözlerim, ortalarda değildi, haşat ettiğim herifle ilgileniyor olmalıydı. Tekrar Ecevit’e baktım, Ayça’nın hiçbir şey söylemeyeceğini benim kadar iyi biliyor olmasına rağmen Ayça’nın hemen yanında duruyor, olası bir hareketlenmeyi durdurmak için hazır görünüyordu. Zeliha elini çıplak göğsüme yerleştirip, “Buz gibi olmuşsun,” deyince kafamı indirip güzel yüzüne, ceylan gözlerine baktım. Parmakları göğsüme daha sert baskı yaptı, ardından bakışları göğsüme indi ve güzel, biçimli kaşları birdenbire çatıldı. “Gurur,” diyerek parmağını aşağı kaydırarak bir noktada durdurdu. “Bu kan lekesi mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yukarı yükselen karnelyan taşı rengindeki gözleri gözlerime saplandığında zihnimin içinde fırtına gibi esen o sinyal sesi daha da yükseldi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zincir, “Gördün mü?” diye konuştu zihnimin içinden. “Beni istediğin kadar saklamaya çalış, ben buradayım ve o beni görüyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göğsümün üzerindeki kan lekesine bastırdığı elini avucumun içine alarak hızlıca, “Önemli bir şey değil,” dedim hızlıca. “Lavaboda oldu herhâlde.” İnanmadı, bunu gözlerinde gördüm, uzun uzun gözlerimin içine bakıp elini altına alan büyük elime indirdi bakışlarını.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım,” dediğinde Zincir’in gözleri yeniden göz çukurlarımın içine yerleşmiş, onu izliyordu. “Çıkacak mıyız?” diye sorarak konuyu değiştirmesi yararıma mıydı yoksa her şey yokuş aşağı gitmeye mi başlamıştı bilmiyordum. “Kamp için yola çıkmamız gerek.” Elini elimin altından kayıp çekince birden bomboş hissettim, elini tutmak, göğsüme geri yerleştirmek istedim ama garip görüneceğini bildiğimden bunu da yapamadım. Zerdali’nin gözlerinin Ayça’ya çevrildiğini gördüm, sorgulayan bir bakış uzun süre arkadaşının yüzünde dolandıktan sonra ifadesini toparlayarak bana döndü. “Odaya gidelim de toparlanayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça’ya baktım, gözlerinde bir belirsizlikle bana bakmaya devam ediyordu. Siktir. Siktir. Siktir. Gözlerimi ondan ayırıp Zeliha’nın omzuna dokunarak onu kendime çektim. “Hadi odamıza gidelim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odaya çıkana kadar konuşmadık, asansördeyken gerildiğimi hissedip elimi tuttu ama tek kelime etmedi. Odaya girdiğimizde ise “Gel yanıma,” diyerek makyaj masasının önünde dikildi. Makyajını sildiği ıslak mendilin kutusunu açtı. Tam yanında durdum, gözleri bana dokunmadı, ıslak mendili çıkarıp parmaklarıyla açarken işine oldukça odaklanmış görünüyordu. Bunu genelde bir düşünceden kaçmak istediğinde yapardı, onu tanıyordum ve tanımak ilk kez tanımamaktan daha korkutucu geliyordu. Elimi masaya koyup avucumu meşeye yaslayarak, “Bekliyorum,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri omzunun üzerinden bana çevrildi, yüzümü inceledikten sonra bana doğru dönüp küçük elinde tuttuğu ıslak mendille kan lekesi olan kısmı silmeye başladı. “Ayça hayalet görmüş gibiydi,” dedi parmaklarının arasında tuttuğu ıslak mendili göğsüme bastırarak. “Ecevit canını sıkacak bir şey söyledi herhâlde. Arkasından koşuyordu çünkü, gördüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya?” dedim ilgisiz görünmeye çalışarak. Gözlerini tekrar kaldırıp tam içine, göz bebeğimde onu izleyen Zincir’e baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle,” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey söylemek istemedim, nedense konu hemen kapansın istiyordum ama bunu fark etmesinden de korkuyordum. Birbirimize uzun süre baktık, sonunda bir adım geri çekilip ıslak mendili çöp kutusuna atmak için eğildi. “Valizi toparlamama yardım eder misin?” diye sordu hâlâ eğilmiş pozisyonda duruyorken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur. Hatta ben valizi toparlayayım, sen biraz balkonda otur istersen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini kaldırıp bana baktı. Bakışlarında yargılama yoktu, saf bir endişe vardı; bundan nefret ettiğim için yüzünü avuçlarımın içine alarak onu doğrulttum. “Ortadan kayboldum diye mi kızdın?” diye sordum dayanamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızgın mı görünüyorum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum, bozuk atıyorsun gibi geldi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır.” Elini elimin üzerine koyup beni rahatlatmak istiyormuş gibi elimin üzerini okşadı. “Yanlış gelmiş sana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Kamp için heyecanlı mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kıçımı böcekler yiyeceği için çok heyecanlıyım, Çalıklı,” diyerek burun kıvırdı ama o karnelyan gözler hâlâ aynı şeyi bağırıyordu: Seni görüyorum, Zincir. Oradasın, biliyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben valizleri toplamaya başladığımda balkonda duruyordu, balkonun cam kapısının yarısını örten tül perde rüzgârla uçuşuyor, Zeliha korkuluklara yaslanmış karşıdaki deniz manzarasını izliyordu. Valizin içini yavaş yavaş yerleştirirken gözlerimi onun sırtından ayırmadım. Yüzünü göremesem de ifadelerini tahmin edebiliyordum, bu içimde patlayıp duran endişenin katranlaşarak korkuya dönüşmesine neden oluyordu. Bir ara önüme döndüm, çok kısa bir andı, göz ucuyla tekrar ona baktığımda ise dirseğini korkuluğa yaslamış, dikkatli, bir şifreyi çözüyormuş gibi tamamen odaklanmış gözlerle beni izlediğini gördüm. Beni bakışlarıyla ürperttiği ilk an o andı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hayatımda ilk kez birinin bakışlarından ürperdiğim an, o andı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göz göze geldiğimiz o birkaç saniye içinde ifadesi hiç değişmedi, dikkatli gözleri ruhumu delip geçti ama sonunda küçük bir tebessüm göstererek önüne döndü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Valizin fermuarını çekerken alnımda biriken soğuk ter damlacıklarının şakaklarıma kaydığını hissettim. Ceketimin cebinden çaktırmadan ilaç şişesini alarak cebime attıktan sonra, “Ben bir lavaboya gireyim, çıkalım,” diye seslenerek hızla kendimi banyoya kapatıp kapıyı kilitledikten sonra klozetin kapağını indirip oturdum. Şortun cebinden ilaç şişesini çıkartırken sinyal sesi parazitlenerek çoğalıyor, kafamın içini patlatacak gibi zorluyordu. Dilimin ucuna bir hap koyup suya gerek duymadan yuttuktan sonra başımı geriye yaslayarak tavana baktım. Birkaç saniye içinde etki etmesini diledim, dakikalarca bekleyemezdim; patlayacak gibi hissettiren bir kafayla her şeyin yolunda olduğuna onu inandıramazdım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Otelden yarım saat içerisinde ayrılıp arabalara yerleştik. Simge bizim arabadaydı, telefonuyla ilgileniyordu. Çolpan da bizim arabaya binmişti ama Ayça gelmemişti. Devran ile Biricik’in olduğu arabaya binmeden önce güneşin altında durup uzun uzun arabaya baktığını hatırlıyorum, dikiz aynasından onu izlediğimi bilmeden içinde olduğum arabayı izlemişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu anlıyordum. Onu benden korktuğu için suçlayamıyordum. Alışkın olmadığı bir manzarayla karşı karşıya kalmıştı. Yine de benden korkmasın istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kabak Koyu bu mevsimde kamp yapmak için doğru adreslerden birisiydi. Araçları korulukta park için ayrılmış köşeye bırakıp kamp malzemelerini uygun bir yere taşımaya başladık. Zeliha arabanın kapısını açmış, bacaklarını dışarı çıkarmış beni izlerken ara sıra gözlerini telefonuna indiriyordu ama bakışlarındaki dikkat ona sırtımı döndüğüm anlarda bile sırtımı eşelemeye devam ediyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener gergin bir sesle, “Ayça’nın Zeliha’ya bir şey anlatacağını düşünmesem de buna maruz kalması hayrımıza olmadı,” demesi beni daldığım yerden çıkardı. Çadırları ayakta tutmak için yeri elindeki çakıyla eşeliyordu. Kafasını kaldırıp onu dinleyip dinlemediğimi anlamak için bana baktı. “Sen iyi misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, neden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yüzün ruh gibi.” Yener tek kaşını kaldırıp çakıyı toprağın daha derinine batırdı. “Muşta ile kavga mı ettiniz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz.” Göz ucuyla Zeliha’ya baktım, gözünü kırpmadan Yener ve beni izlediğini görünce fark etmeden yumruğumu sıkıp gözlerimi Yener’e çevirdim. “Herife ne yaptın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemşire gibi hizmet edip yaralarını saracak değildim, gazını alıp hastaneye yolladım. Görevin hassas olduğunun farkındaydı, büyük bir arıza çıkaracağını sanmam.” Çakıyı toprağın içinden çıkarıp sopaları sapladı. “Şu işin ucundan tutacak mısın yoksa dövüp sinir atman için yeni birini mi bulalım birader?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şunu hatırlatıp durma.” Yere çöküp sopalardan birini elime aldım. “Zeliha göğsümde kan lekesi gördü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyice temizlenmedin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle yaptım sanıyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sorguladı mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sence? Zeliha’dan bahsediyoruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener burnundan soluyarak çaktırmadan omzunun üzerinden Zeliha’ya baktı. “Yine de Ayça ile yalnız kalmalarına fırsat vermemek lazım,” dedi sessizce. “Zeliha onu da izliyor. Kızı sıkıştırabilir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça, durum böyleyken ona bir şey anlatmaz ama bana öyle bir bakışı vardı ki...” Sopayı toprağın içine sertçe çaktım. “Canavar görmüş gibiydi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok bir şey görmedi bile,” diyen Yener’e baktım. “Ne? Yalan mı? Asıl yüzünü görmüş olsaydı çoktan pılını pırtını toplamış Isparta’ya dönmüştü. Sen herkesi Zeliha sanıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kapat çeneni de işine bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça’yla konuşmaya çalışıp ipleri iyice germe, bırak kendi kendine atlatsın önce bunu. Bu kızların hayatındaki maksimum aksiyon girdikleri finallerdi düne kadar, Gurur. O yüzden biraz anlayışlı olmak gerek.” Ona hak versem de cevap vermedim, daha fazla konuşup canımı sıksın istemiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizlik içerisinde işimizi bitirdik. Çadırlardan birini ayağa diktiğimizde Ecevit ile Girdap’ın da diğer çadırı tamamladıklarını gördüm. Zeliha omzuna attığı küçük bir çantayla sallana sallana kamp alanına yürürken Ayça ile Çolpan’ın da ona doğru yaklaştıklarını gördüm. Gözümü bile kırpmadan onları izlemeye başladım. Ayça’nın ağzını bıçak açmıyor olabilirdi ama Zeliha o ağzı gerekirse elleriyle tutar zorla açardı. Bu beni daha da gerdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit ile göz göze geldik, başımı hafifçe sola yatırarak kızları işaret ettiğim anda başını sallayarak Girdap’ın yanından ayrılıp onların yanına yürüdü. Ayça, Ecevit’in onlara yaklaştığını görünce gergin bir şekilde kaşlarını çattı. Zeliha’nın bakışlarının Ayça’nın yüzünde toparlandığını fark edince, “Bir şey yap,” dedim Yener’e. Yener beni duymamıştı. Ona bir tekme atıp, “Bir şey yap ilgisini çek,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapayım amına koyayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dün geceki gibi Simge’yi işaret edip ben bu kıza âşığım diye bağır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana düz düz baktıktan sonra, “Kafamı kuma gömmek istiyorum,” dedi ciddi bir sesle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadisene lan. Ayça’ya bakıyor pürdikkat.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya siktir git Gurur,” diyerek bana sırtını dönüp çantasını karıştırmaya başladı. Kulaklarının kızardığını görünce gözlerim kısıldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge seni ret mi etti?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ret mi edildin lan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha kötüsü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ghostlandım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ghostlandın mı?” diye bağırdığımda tüm gözlerin bize döndüğüne emindim. Bunun için Yener’den sonra özür dileyecektim. Zeliha anında bize doğru baktı, tıpkı yanındaki diğer isimler gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener ne diyeceğini bilemeyerek aniden ayaklanıp, “Apo piçtir piç kalacak!” diye bağırarak yanımdan uzaklaşmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne alaka bilmiyorum ama hak verdim,” dedi Zeliha, Yener’in arkasından bakarken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça ne yapmaya çalıştığımızı mutlaka anlamıştı, tepkisizce Yener’in arkasından bakarken kollarını göğsünün üzerinde toparladı. Zeliha yanıma eğilip, “Simge’den ghost mu yemiş o cidden?” diye sordu fısıldayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, hayatında ilk kez ghostlanıyor. Atlatacak.” Gözlerim Ayça’ya kaydı, bana bakmadığını görünce derin bir nefes aldım. “Çadırları kurduk, Yener projeksiyon makinesi almış küçüklerden. Görüntü kalitesi pek iyi değil ama akşam film izleriz diye düşündüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok iyi düşünmüşsün,” dedi Zeliha hevesli geliyordu sesi ama bir şeylerden şüphe duyarken veya endişe içinde kavruluyorken, korkuyorken, üzgünken de hevesli görünmeyi başarabilen bir kadındı o. Bu yüzden olsa gerek içimde yerleşen o duygu bir türlü kaybolmak nedir bilmiyordu. Çift sayısı kadar çadırın yanında bir de kızların birlikte kalabileceği büyük bir çadır vardı, erkekler için de küçük bir alan yaratmıştık. Öğle güneşi yakıcı değildi, çünkü akşama çok da bir şey kalmamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Denize girmek için soyunma kabinlerine giden kızları beklerken bir sigara yakıp sırtımı çam ağacına yasladım. Burayı tercih etmemin nedeni yalnızca kamp için oldukça güzel manzaraya ve kumsala sahip olmasından değildi, içeriye girerken ücret ödeniyor, içeriye herkes alınmıyordu. Önceden yetkilerle görüşmüş, içeri giren her aile hakkında bilgi sahibi olmak istemiştim. Elbette normal bir insan için bu bilgilere sahip olmak kolay olmayabilirdi ama bir askeri personel için sanıldığı kadar güç de değildi. Bu yüzden biliyordum ki burası güvenlik açısından bir otelden bile daha iyi hükmedebileceğim bir yerdi, çünkü içeriye giren insan sayısını da bilecektim, içeri girenlerin ne ayarda insan olduklarını da. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göcek’e de küçük bir tur yaptıktan sonra Isparta’ya dönmeyi planlıyordum. Zeliha bu tatilin kısa sürmesinden dolayı üzülür müydü acaba? Belki de o da güvende hissetmediği için bir an evvel gitmek istiyor, sadece eğleniyormuş gibi görünüyordu. Bunu düşünmek bile ağzımda kekremsi bir tat bıraktı. Zeliha’nın kontrollerini sağlayan doktor ile sık sık iletişim hâlindeydim, Zeliha’yı strese sokmak istemediğimden önemli bir şey görürsem ya da sormam gereken bir şey olduğunu hissedersem onunla doğrudan irtibata geçiyordum. Zeliha’nın günlük durumunu, ne yediğini, ne içtiğini, ne kadar hareket hâlinde olup olabileceğini, her şeyi detaylıca görüşebildiğim biri olduğu için biraz da olsa huzurlu hissediyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge ile Zeliha’nın kumsala doğru yürüdüklerini görünce sigarayı söndürüp metal çöp kovasına attım ve giriş yapan bir aile aracının park edişini izlemeye başladım. Dört kişilik bir aile bizden biraz uzağa çadırlarını kurdular, hazırlıkları devam ederken Zafer ile Yener’in suya girdiklerini gördüm. Kızlar da gecikmeden suya girdiler ama Zeliha kıyıda kalıp kumlara oturarak kitabını çıkarıp okumaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda üzerime geçirdiğim tişörtü sıyırıp kumsala yürüdüm, Zeliha’nın yanına tişörtümü bıraktıktan sonra, “Suya girelim mi?” diye sordum. Bir an elindeki kitabın sayfasına sonra bana baktı ve kitabı kapatıp hevesle pareosunu çıkardı. El ele suya doğru yürürken göz ucuyla onu süzüyordum. Ruh hâli sabahı göz önünde bulundurunca şimdi daha iyi gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural topu havaya fırlatıp, “Bize katılın,” diye seslenince Zeliha birden elimi bırakıp hevesle suyun içine attı kendini. Güldüm, arkasından suya atladım ve bacaklarının arasından kayarak geçip tam karşısında suyun içinden çıktım. Başta korktu, sonra korkusu kahkahalara dönüştü, eliyle vurup püskürttüğü sularla bana zarar verebileceğini düşünmesi çok tatlıydı. Suyun içinde pek de voleybola benzemeyen ama ellerimizi kullanarak kuralları kendi kafamıza göre koyduğumuz bir oyun oynamaya başladık. Top oradan oraya uçuşuyor, havada dönerek suyun içine düşüyordu. Zerdali’nin güvenliği açısından fazla açılmasına engel oluyordum, olabildiğince yakınındaydım, en ufak bir kramp girmesi durumunda doğrudan müdahale edebilirdim böylece. O da doyasıya, kendini yormadan ama eğlencesini de bölmeden oyuna kaldığı yerden devam edebilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha topu Ayça’ya doğru attı, top suyun içine düşünce Ayça korkarak, “O kadar ileri gidemem ben,” diye çemkirdi. Bir barış bayrağı olarak algılamasını isteyerek topu alıp ona doğru yüzdüm, neredeyse kıyıda duran Ayça’ya topu uzattığımda önce topu tutan elime, sonra gözlerimin içine baktı. Çekingen bir şekilde topu elimden aldığı sırada benden gerçekten korktuğunu hissetmek duvara çarpmak gibiydi, şaşırmamalıydım ama yine de beton etkisini hissetmek benim için beklenmedikti. Topu elimden aldığı gibi suyun içinde sekerek benden uzaklaştı. Yüzüme bakmadan, “Sağ ol,” dedi. Genelde bana salça olurdu, kötü de olsa bir şeyler söyler, şakayla karışık hakaretlerini sıralardı ama bunu yapmadı; biliyordum ki bu benim için ne kadar şaşırtıcı değilse Zeliha için bir o kadar şaşırtıcı ve yeni bir şeydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça topu Simge’ye fırlattı, Simge bileğinin içiyle topu karşılayıp Vural’a geri gönderdiğinde Yener’in tüm dikkatiyle Simge’yi izlediğini gördüm, Simge pek oralı görünmüyordu, bakışlarına karşılık vermedi. Oyuna odaklanmıştı. Bir süre kahkahalar içinde top oynamaya devam ettik. Vural, Nihan’ı, Devran da Biricik’i omuzlarına alıp güreşmeleri için suyun içinde birbirlerine sokulduklarında Zeliha’ya isteyip istemediğini sormayı düşündüm ama bir yanım bunu yapmamam için beni durdurdu. Henüz yeni yeni iyileşen bedenini bu kadar çok zorlamak doğru değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener beklenmedik bir şekilde Simge’ye doğru kaydı suyun içinde, bedenleri arasına bir kafa mesafesi koyduktan sonra, “Biz de yapalım mı?” diye sordu. Yener’in bu sessizliğin ardından Simge’ye tekrar yaklaşıyor olması bile büyük bir adımdı ve Simge bu adımı doğrudan görmezden gelerek, “Hayır, ben yoruldum,” diyerek kıyıya yüzmeye başladı. Yener, Simge’nin arkasından bakakaldı, gözlerinde gördüğüm kaybetmenin üzüntüsünden çok içinde çoğalan hırstı. Öğrenecekti. Öyle ya da böyle, bir kadın için savaşmayı, savaşmadığı bir şeyi elde edemeyeceğini, âşık olmanın sadece kalbin çarpmasıyla olmadığını öğrenecekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emindim ki başladıkları gün, her şey onlar için kaçınılmaz şekilde hem zor hem de eşsiz olacaktı ve başlamalarına çok az kalmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Havlunun altına aldığım Zeliha’yı kollarımın arasına çekerken, Zeliha birdenbire, “Gurur,” diyerek kafasını küçük bir ördek yavrusu gibi havlunun içinden çıkardı. Kalbimi yerinden çıkaracak gibi çarptıran görüntüsüne bakarken içimin gitmemesi elbette mümkün değildi. Ona hiçbir zaman kayıtsız kalamazdım, kalabileceğimi sandığım zamanlar olmuştu ama bilakis kalamadığımı fark edip kafayı yemiştim sonunda. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söyle yavrum,” dedim, arkasına sıralamak istedim. Gözümün nuru, canımın canı, kalbimin içi, Zerda’m, Zerdali’m, seçtiği yüreğimin, her birini söylemek istedim ama dudaklarımdan sadece yavrum döküldü. Ne zaman ona yavrum desem oysa, peşi sıra bu kelimeler de dökülüyordu yüreğimden. Belki duyuyor belki hiç duymuyordu ama muhakkak içimde bunlar yankılanıyor duruyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça ve senin aranda bir gerginlik mi var?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yalan söylememi gerektirecek sorular sorması kalbimi bulandırıyor, kendimle olan bağlantıyı kesip nefret kılıcını Zincir’e çekmeme neden oluyordu. “O nereden çıktı?” diye sordum ve sonra ekledim hemen: “Sen ezelden beri Ayça’nın beni sevmediğini bilmiyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça seni sevmiyor değil, seviyor. Ayça bir tek sevdiği insanlarla uğraşır öyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği şey zoruma gitti, bugün olanlar yaşanmamış sayılsaydı ve hatta yaşanmamış olsaydı beni mutlu edecek gerçeğin kalbimi istemsizce kırdığını hissettim. Sustum, sessizliğim Zeliha’yı anında rahatsız etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Didiştiniz mi yoksa?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep didişiyoruz zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru. Ama şimdi de hiç didişmiyorsunuz. Ondan aklım takıldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Takılmasın aklın öyle her şeye. O portakal cini benimle alay edecek bir şey bulur, yine başlar zorbalamalarına yakında,” diye geçiştirmeyi denedim, bunun olmayacağını söyleyen yanımı da susturdum. Hiç değilse kendi söylediğim yalana kendim de inanayım istedim ki Zeliha’mı kandırmış gibi hissetmeyeyim böylece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canım ne çekti biliyor musun?” diye sordu yorum yapmaksızın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni mi?” diyerek yüzüne eğilip havluyla kıstırdığım suratının ortasında büyüyen dudaklarına iştahla baktım. Aklım anında başka yöne kaydı, bacaklarımın arasından kasıklarıma yükselen ateşi bir bilse, Zincir’i gördüğünde korktuğundan daha çok korkardı benden. Kan anında sikime toplanıyorsa bunun da nedeni bir bakışı, bir göz süzüşüydü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayı,” diyerek dudaklarını iyice büzdü. “Mangal çekti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mangala izin veriyorlarmış, yelleriz karımız için, ayıp ediyorsun ya. Sen iste Kabak Koyu’nu yakar, o ateşte sucuk kızartırım sana. Öyle biriyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıkırdadı, göğsüm hafifledi. Ne iyi geldi gülüşünü duymak. O kafamın içinde ara ara öne çıkıp fokurdayan sinyal sesi bir daha hiç duyulmayacakmış gibi kıkırtısı aldı yerini. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yak bir mangal keyfimiz yerine gelsin oğlum,” dedi boyundan büyük laflar eder gibi kabararak. Güldüm, işte bu içtendi, onun da bunu bilmesini, inanmasını istedim çünkü yemin ederim ki içtendi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mangalda özel olarak pişirmemi istediğin bir şey var mı yoksa senin için çoktan alev almış bir şeyin tadına bakmak ister misin?” diye sordum gözlerimi kısarak. Şaka sanabilirdi, sıfır şakaydı. Alev alevdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini kıstı. “Oynama benimle hadi yürü, bırak beni.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Belinden kavrayıp onu kendime çekerek ereksiyonumu hissetmesini sağladığımda gözleri irileşti, küçük ağzı aralandı ve dudaklarının yarattığı o küçük boşluk kulaklarımı uğuldatıp göğsümü daralttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ağzını açacaktı ki, dikilmiş kendini kurulayan Simge’ye yaklaşan Yener’i fark edip dikkat kesildi. Yüzü kızarmıştı, aklı illaki alttan ona baskı yapan yerdeydi. Sırıtarak onun tepkilerini izledim. İlgilenmiyor gibi yaparken zonklayışlarımı hissetmek aklını başından alıyor muydu? Benim ona yaslanmak bile başımı döndürüp kanımı kaynatıyordu çünkü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, “Simge,” dediğinde Simge havlusunu sarıp kumların içinde bata çıka Yener’den uzaklaşmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha, “Simge’den duyuldu yedi,” dedi şaşkınlıkla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu kendime bastırmaya devam ederken elimde olmadan gülmeye başladım. Gülerken baskı arttığından şaşkınlıkla bir bana, bir de kumların ortasında köpek yavrusu gibi Simge’nin arkasından bakan Yener’e baktı. Kafası muhakkak şaşırmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alttan da bir cisim bana yaklaşıyor şu an,” dedi yine şaşkınlıkla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kulağına eğilip fısıldadım: “Ortamdaki tek çadır, kurduklarımız değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bakayım o çadıra,” dediğinde, “Ama bu çadır senin içine girebileceğin bir çadır değil, senin içine girecek bir çadır,” diye karşılık verdim. Anın verdiği ayılıkla söylediğim şey karşısında bozardı, bordoya dönen yüzüyle bana dehşet içinde bakıp beni itti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çüş lan oradan ayı oğlu ayı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Özür dilerim azgınlıkla oldu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülmeye başladı, eliyle yüzünü kapatıp öyle yüksek sesli kahkaha attı ki söylediğime, kendimi Cem Yılmaz’dan daha komik ve önemli biri gibi hissettim. Evet. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bileğinden yakaladım onu, yüzünü açmasını istedim, benden saklamasın gülüşünü, kahkahasını, gülünce kısılan gözlerini, gerilen dudaklarını, görünen o tatlı tavşan dişlerini. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saklama,” dediğimde ciddileşen sesime karşı gözlerini kırpıştırarak bana baktı. “Görmek istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umarım görmek istediğin sadece gülüşümdür.” Gözlerini şüpheyle kıstı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok,” dedim açıkça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“En azından dürüst, niyetini açıkça belirtiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu kolumun altına çekerek, “Mangalda ne yemek istiyorsun? Köle Yener’i gönderip aldıralım,” dediğimde, “Günah üzerine varma, zaten sürekli görüldüye ve duyulduya maruz kalıyor,” dedi sahte bir üzüntüyle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Akşama doğru mangalı yakmıştım, birkaç ailenin de mangalı yanıyordu ama duman yoktu, elektrikle çalışan mangallara izin veriliyordu sadece. Yangın çıkmaması için alınan bu önlemin doğru ve yerinde olduğu bir gerçekti. Katlanan sandalyelere oturmuş tabaklara doldurduğumuz etleri, sebzeleri yerken sohbet sohbeti açtı ama Ayça sohbete pek katılmadı. Ara sıra tuhaf görünmemek adına konuşsa da konuşması iki üç kelimeden ibaretti. Cırcır böceklerinin sesi özellikle akşam vakti çoğaldı, deniz çarşaf gibi uzanarak dinginleşti ve güneş yükselen dağların ardından yavaş yavaş kayarak gözden kaybolmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Özür dileyen gözlerle Ayça’ya baktığımı hatırlıyorum. Sessizce bana bakarken sanırım o da içten içe beni aklayabilecek bir sebep arıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un iki ağacın arasına kurduğu hamakta uzanmış batan güneşi izlerken yeni yemek yememişiz gibi hunharca ip atlayan ve bundan çok eğlenen Nihan ile Vural çiftini izliyordum. Böceklerin sesi bana çocukluğumu, Muğla’daki evimizin bahçesindeki çardakta uyuduğum geceleri hatırlattığından uykum gelmeye başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur hakkında hiç durmayan düşüncelerim vardı. Ona aşık olduğumu fark etmeden öncesinde de sık sık onun hakkında düşünürdüm ama aşık olduğumu kabullendikten sonra o düşünceleri hiç durdurmaya çalışmamıştım. Şimdi ise durdurmak için savaşıyordum çünkü düşüncelerin çoğu aynı yere çıkmaya başlamıştı: Bugün bir şey oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bugün bir şey oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bugün kesinlikle bir şey oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karnımın üzerine koyduğum açık duran kitabı kaldırıp kelimelere baktım, sevdiğim bir romandı ve devamını dört gözle beklemiştim ama ona bile odaklanamıyordum. Kitabı tekrar açık bir şekilde karnıma koyup, “Sen oku bari anneciğim,” diye söylendim kendi kendime. Bakışlarım ağacın kenarında sigara içen Zafer ve Gurur’a kaydı, sessizce sohbet ediyorlardı, hararetli ya da dikkat çekici bir sohbet olmadığı belliydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bugün kesinlikle bir şey oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merak ediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öğrenmek istiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bilmemem gereken bir şey olduğu söylemedikleri için açıkça belliydi ama içimde büyüyen merakı durdurmak ne mümkündü? Önce Ayça’nın bara doğru yürüyüşünü hatırladım, bir şeyden, bir gerçekten, bir insandan kaçar gibi hızlıydı adımları. Sonra palmiye ağaçlarının ardından jet gibi çıkan Ecevit’i görmüştüm. Ayça’nın arkasından hızla ilerliyor, belli ki ona yetişmeye çalışıyordu. Yetiştiğinde aralarında gergin bir sohbet yaşandı, kısaydı, tek kelimelikti hatta ama hiçbirini duyamadım. Çok sonrasında Gurur çıkıp geldi ama Yener hâlâ ortalarda yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra kan lekesini gördüğüm anı hatırladım. Gurur’un gözlerinden bir süredir beni izleyen Zincir’e bakıp bir cevap beklemiştim; cevaplar kaçamaktı, elle tutulur değildi, bir gerçeğe dayanmadığı da alenen ortadaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Midemde rahatsızlık hissiyle gözlerimi yumup derin bir nefes aldım. Valizi topladığı o anı hatırladım, beni izlediğini hissettiğim için dönüp ona bir an olsun bakmamış, dikkatini tamamen dağıtmaktan kaçınmıştım ama sonunda gözlerinin benden ayrıldığı o kısa sürede gözlerim istemsizce bir refleksle ona dokunmuştu. Onu izlerken benden sakladığı bir şey olduğunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bugün bir şey olmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve bir aptal olmadığımı bildiği gibi, gözlerimde de gerçeği bilmesem de sorguladığımı görüyor, bir şey olduğunu bildiğimi biliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi geri açıp tekrar Gurur’a baktığımda bana baktığını gördüm, göz göze geldiğimiz o kısa an her zaman bir tebessümle bürünürdü ama bu kez ikimiz de bir gerçeğin varlığının farkında iki insan olarak uzun uzun baktık birbirimize. Rahatsız olduğunu hissettim, ela gözleri bir soğuk bakıyordu; o anlarda biliyordum ki gözleri gözlerime değen Gurur değil, Zincir oluyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İlk göz temasını kesen Gurur oldu, Zincir’i gördüğümü biliyordu; Zincir görülmekten rahatsız değildi ama belli ki Gurur onu görmemden rahatsız oluyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tepeden aşağı inmeye başlayan siyah, üzerinde sarı papatya desenlerinin olduğu bir karavan dikkatimi çekti. Öyle güzeldi ki anında doğrulup onu izlemeye başladım. Yamaçta durdu, park alanının üst kısmına yaklaştı ama tamamen içeri girmedi. Karavanın ön kapısından aşağı inen heybetli, uzun boylu bir adam arkaya dolaştı, kapıyı açtı ve yedi, sekiz yaşlarında iki çocuk arabadan indiler. Çok geçmeden otuzlarında bir kadın da arabadan indi. Gülüşerek etrafa bakıyorlar, kadın çocuklardan birinin saçlarını okşuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldı. Bir gün biz de böyle aile olabilecek miydik? Olur muyduk? Bir karavanla tatil yaptığımızı düşünmek bile çok uzak, imkansız geliyordu ama ne imkansızdı ki? Adam, kafasına taktığı güneş gözlüklerini yüzüne indirip etrafa baktığı sırada bakışlarım adamın yüzüne odaklandı. Birden bir tanıdıklık hissettim, ona daha dikkatli baktım ve bir askeri personel olup olamayacağı hakkında düşündüm. Cüssesi bana bizimkileri hatırlatıyor gibiydi. Gurur’un da tıpkı benim gibi karavanlı aileye baktığını fark ettiğimde acaba onun da bir anlığına benim gibi hayallere dalıp dalmadığını merak ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hamaktan inip arkadaşlarımın yanına gittiğimi hatırlıyorum, Gurur beyaz bir çarşafı geriyor, iki ağaç arasına bağlıyordu. Film izleyeceğimizi hatırlattı bu bana. Duyuldu yiyen Yener homurdanarak küçük projeksiyon aletiyle oyalanırken ara ara gözlerini kaldırıp Simge’yi kontrol ediyor ama bir karşılık bulamayınca daha çok homurdanır oluyordu. Öyle ki dikkat çekmek için kendi kendine, “Eh yeter be!” diyerek rolleniyor, projeksiyona birkaç tane yapıştırıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bakar mısınız?” Ses birden tüylerimi diken diken etti. Bakışlarım omzumun üzerinden sesin geldiği yöne kaydığında elimde tuttuğum kitabı buruşturacak kadar kavradığımı fark etmem uzun sürdü. Adam, gözlüğünü yine başının üzerine takmış, yanında çocuklarından biriyle hemen önümüzde duruyordu. Kahverengi gözleri sevecen bir şekilde bakıyor olsa da sert sesi beni olduğum yere mıhlamıştı. “Acaba mangalınızı ödünç alabilir miyiz? Burada kömür ateşi yakmak yasakmış, bilmiyorduk.” Küçük çocuk babasının bacağına sıkıca sarılarak bana baktı, meraklı gözleri tıpkı babasınınki gibi kahverengi ve kocamandı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Tabii,” diyerek mangala yöneldiğinde adam mahcup bir şekilde, “Sağ olun gençler, rahatsızlık verdik kusura bakmayın,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kitabı daha da sıkı kavradım. Sert ve boğuk seslerden hoşlanmadığımı fark ettim, üstelik adamın görüntüsüne de hiç uymayan bir ses tonuydu bu. Oysa ki Gurur’un sert, kalın sesini pek seviyordum. Adam, ona dikkatle baktığımı fark edince çekinerek bana baktı, ondan duyduğum rahatsızlığı fark edince afalladığını gördüm ve yaptığım şeyden utandım. Normalde de soğuk tavırlarım olurdu, birini tanımıyorsam ona buz gibi gözlerle bakardım ama yine de yaptığım oldukça kabaydı. Adam beni rahatsız ettiğini fark edip oğlunun omzunu tutarak, “Annen sorsaydı keşke,” diye fısıldadı duymayacağımı düşünerek. Bu beni daha da pişman etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce çocuğa bakıp sonra gülümsedim, pek şirin bir oğlan çocuğuydu. “Merhaba,” dedim ona, babasına karşı yeterince mahcup olmuştum ve bir bağlantı kurmam gerektiğini düşünmüştüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çocuk başını salladı sadece, tek kelime etmedi, babasına çok düşkün olduğundan olsa gerek sıkıca bacağına sarılmaya devam ediyordu. “Yabancılarla pek konuşmaz benim utangaç oğlan,” dedi babası çocuğun saçlarını karıştırarak. “Güzel ablalar sana merhaba dediğinde merhaba demelisin, Can.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba,” dedi Can isteksizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Masada duran meyvelerden birini alıp ona uzattım. Çocuk çekinerek babasına baktı, onay istiyor gibiydi. Babası başını sallayarak onu onaylayınca elimdeki meyveyi alan çocuk, “Teşekkürler,” dedi sessizce. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam mangalı aldıktan sonra, “Çok sağ olun gençler,” diyerek oğlunun elini tutup yamaca park ettikleri karavanına doğru yürümeye başladı. Arkalarından bakarken sessizleşmiştim, kendimi kötü hissediyordum, yaşananlardan sonra yabancılara verdiğim tepkiler iyiden iyiye dengesizleşmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuğu ne kadar şirin yetiştirmişler,” dedi Biricik arkalarından bakarken. “Çekingen ve kibardı, izin ister gözlerle bakması çok şirin geldi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otoriteden kaynaklı,” dedi Nihan. “Çocuklara şımarmaları için alan tanınmalı bazen.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur aniden omzuma dokununca irkilerek ona döndüm. İrkildiğimi fark eden Gurur, yabancılara karşı olan değişken tavrımı yadırgamak yerine sorgulayan gözlerle bana baktı. Daha sonra travmayla alakalı bir şeyler olabileceğini görmüş gibi derin bir nefes alıp, “Film izleyelim mi?” diye sordu beni sakinleştirmek ister gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur.” Gülümsedim. “Karavanları çok şekerdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle,” dedi Gurur, pek yorum yapmadı, bunun yerine beni hamağa doğru yürüttü. Herkes katlanır sandalyesine oturduğunda biz ikimiz hamaktaydık, onun kollarında uzanıyordum. Gece çöktüğü için ilerideki lambalar yanmıştı ama burası oldukça loştu, bu yüzden projeksiyon aleti kumaşın üzerinde kusursuz çalışıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlıkta yüzümüze sadece projeksiyonun kumaşa vuran ışığı yansıyordu, Gurur’un parmakları kollarımda, omuzlarımda dolaşıyor, ara sıra dudakları alnımdaki ve saçlarımın üzerindeki yerini alıyordu. Titanik’i izlemek aklımızda olan bir şey değildi, sahnelerinden dolayı da Ayça’yı her izlediğinde travmatize edip su korkusunu ayyuka çıkaran bir filmdi ama nedense ortak kararımız Titanik’ten yana olmuştu. Sonunu bile bile her seferinde Jack sanki yaşayacakmış, gemi hiç batmayacakmış, Rose sevdiği adamla mutlu bir gelecek için karaya onun elini tutarak ayak basacakmış gibi ümitle izlediğimiz film, gecenin ilerleyen saatlerinde yine bir ölümle sona erdiğinde yüzümü Gurur’un göğsüne yaslamış, fark etmeden ağlamaya başlamıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunu bildiğin bir şeye ağlamak çılgınlığın ta kendisiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biricik yine filmin sonunu göremeden uyuyakaldığı ve Devran tarafından çadırlarına taşındığı için şanslıydı, şayet biliyordum ki sonunu biliyor olmasına rağmen o benden daha dramatikti bir kızdı eminim saatlerce buna ağlardı. Civciv yüzü kırmızıya dönene kadar... Bir sonraki filmin korku olmasını teklif eden Yener’di, her tuşa basan ve bu aralar oldukça etkisiz olan bu eleman yine bir şeyler deniyordu. Simge’yi korkutup çadırında sakinleştirebileceğini sanıyorsa, yeni bir duyulduya hazır olsa iyi olurdu. Ghosting konusunda Simge gelişiyordu, öyle hayaletler falan korkutmazdı bu kızı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korku filminin başlangıç jeneriğinin müziği ürpertici bir şekilde çalmaya başladığında karanlığa düşen adım seslerini duyup Gurur’un göğsüne yasladığım başımı kaldırdım. Karanlıktan çıkıp gelen silüet bir an donup kalmama neden oldu, sonra projeksiyon ışığı bedeni aydınlattı ve iki kişi olduklarını gördüm. Karanlıkta beliren bedenlerin beni etkilemesi daha ne kadar sürecekti merak ediyordum. Kahverengi saçları kulak hizasında kesilmiş kadın ve kocasını görünce onların bugün karavanla gelen çift olduğunu anladım. Adam elindeki mangalı yere bıraktı. Kadın da gülümseyerek elinde tuttuğu meyve sepetini Nihan’a uzattı. Korku filminin jenerik müziği gitgide yükselirken kadın, “Teşekkür olarak kabul edin lütfen,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, “Teşekkürler,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Çocukları uyuttunuz herhâlde?” diye sorduğunda adam güldü. “Erkenden uyuyorlar, yol yorgunu oldukları için bu gece daha hızlı sona erdi onlar için,” diye yanıtladı Vural’ı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Nereden geliyorsunuz ki? Uzun yoldan mı?” diye sorduğunda konuştuğu için sesi göğsünden daha derin yükselmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam ışığın yansıdığı yüzünü bize çevirip, “Ankara’dan geliyoruz, tahinim çıktığı için şehir değiştirmeden önce bir tatil yapalım, çocukları yeni düzene alıştıralım dedik,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tahininiz mi?” diye sordum merakla, gerçekten askeri personel olabilir miydi?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Adam daha geniş gülümsedi. “Eşim de ben de öğretim görevlisiyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya?” diye sordu Nihan. “Buradan sonra rota neresi o hâlde?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kısmetse Isparta,” diyen kadındı. “Ben Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi’nde göreve başlayacağım, eşim de Süleyman Demirel Üniversite’sinde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Hadi be?” diye sordu. “Biz de Isparta’dan geliyoruz. Daha doğrusu düğünümüz vardı, Muğla’dan geliyoruz ama Ispartalıyız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam, “Hayırlı olsun,” dedi Vural’a gülümseyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düğün bizim değildi, arkadaşlarımızındı. Bizimki de Eylül’de inşallah. Eylül ayını sever benimki.” Nihan’ın yanağına bir öpücük kondurdu. “Değil mi güllerin gülü?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sululaşma,” diye söylendi Nihan ama kızarmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayırlı olsun çocuklar, Allah bir yastıkta kocatsın.” Adam karısını kolunun altına çekip saçlarının üzerinden öptü. “Evlenin, ruh eşinizi bulduğunuz an bir an olsun beklemeden evlenin. Biz de üniversitede tanışmıştık Emine ile. O gün bugündür ayrılmak ne mümkün daha da bağlandık birbirimize. Değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle öyle,” diye geçiştirdi Emine, utanmış gibi gülüyordu. “Çocuklara hayat hikayemizi anlatmayı bırak da gidelim hadi. Rahatsızlık vermeyelim daha fazla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz öğrenci misiniz Isparta’da?” diye sordu adam karısını duymazdan gelerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bülent, amma meraklı adamsın yahu!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dur sen de, iki sohbet ettirmiyorsun he.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kusuruna bakmayın, öğretmenliğin okulda kaldığını unutuyor, soruyor da soruyor. Bu yaz ne yaptıklarını da sor istersen hayatım.” Gülüştüler. “Hadi daha fazla rahatsızlık vermeden gidelim de filmlerini izlesinler. Tekrar teşekkür ederiz, iyi geceler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Huzursuzluğuma bir anlam arayarak çiftin arkasından bakakaldım. Tatlı insanlara benziyorlardı ama yabancılara karşı tutumum en azından şu anlık bariz ortadaydı. Kadın ve adamın az ileride kavga eder gibi konuştuklarını fark ettim, uzaklaştıkça küçülen bedenleri karanlığın içinde kayboluyordu. “Kavga mı ediyor onlar?” diye sordum Gurur’a.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adam çok baş ağrıttı, kadını utandırmıştır bu,” diye geçiştirdi Gurur, gözlerini filmden ayırmadan. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu meyvelerden yiyelim kız,” diyen Vural’ın söylediği Nihan tarafından duymazdan gelindi. Nihan, meyveleri bir poşete doldurup kenara bırakınca Vural, “Neden yemiyoruz?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan sadece, “Başkalarının getirdiği şeyleri yemekten hoşlanmıyorum,” dedi. “Hijyen meselesi. Siz de yemeyin. Kendi meyvelerimiz var zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Görseler çok ayıp olur,” dedi Vural utangaç bir tavırla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana ne,” diyerek omuz silken Nihan’ın tavrı beni güldürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Filmin ilk dakikaları ne kadar saçmaysa, ortaları o kadar gerici ve ürperticiydi. Rahatsız olarak, “Gurur, ben izlemek istemiyorum,” dedim ve hamaktan kalktım. Gurur da arkamdan kalktı, gerim gerim gerilerek filmi izleyen arkadaşlarımızı arkamızda bırakarak çadıra yürüdük.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çadıra girer girmez kendimi uyku tulumunun içine soktum. Gurur bir patates çuvalı gibi yerde debelenmemden keyif alıyor gibi beni izledi uzun süre. Sonunda uyku saklandığı karanlığın içinden çıktı, gözlerimi yumup beni ele geçirmesine izin verdim. Gözümü kapattığım ve uyku alemine adımımı attığım an kâbus peşimden geldi, uykuda olduğumu biliyordum, yönetebildiğim bir rüyanın içinde kaybolmuş hissediyordum. Kâbusumda eski evimizin salonundaydım, tekrardan. Gölgelerin içinden bana yaklaşan yabancı bedenin sesini hayal meyal de olsa duyuyordum, tekrardan. Bir bıçak parlıyor, o bıçağı biri mavi, diğeri yeşil olan gözler takip ediyor, karanlığın içinde yalnızca ürpertici gözleri seçiliyordu, tekrardan. Tekrardan. Tekrardan. Tekrardan. Tekrardan. Acıyı hissediyordum, derimi yırtmadan önce sözcüklerinin yarattığı tahribat ruhumda bir kez daha korkuyla uluyordu, ardından derimin katmanlarını aşarak içime saplanan bıçağın soğukluğunu öyle derinlerimde hissediyordum ki sanki tenimi değil, ruhumu kesiyordu. Yere akan kanımdan fazlasıydı. Yere akan ruhumdan parçalardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnımda hissettiğim soğuklukla soluk soluğa açtım gözlerimi. Çadırın üzerine düşen dalların gölgelerini gördüm önce, sonra ay ışığının gümüş dokunuşlarını fark edip sakinleşmeye çalıştım bir süre. Bakışlarım dalların yarattığı gölgelerden, gümüş rengi ayın ışığından fazlasını aradı. Gurur’u aradı. İhtiyaç duyduğum tek insanı aradım yanı başımda. Uyku tulumundan çıktığımda çadırda yalnız olduğumu fark etmek ürpermeme neden oldu. Kalbim öyle şiddetli çarpıyordu ki sanki yine o gecenin içindeydim, Gurur’u bekliyordum, gelirken ekmek almasını istiyordum, Gurur gelmiyordu ve bir bıçak içimi deşip geleceğin içine kanımı akıtıyordu. Göğsüm panikle inip kalkarken kendimi sakinleştirmek için derin nefesler aldım, sonunda çadırın fermuarını yukarı çekip küçük bir aralık yaratarak dışarı baktım. Gümüş rengi ay ışığının aydınlattığı beden bir silüetten ibaret olsa da onu anında tanıdım. Gurur katlanan sandalyelerden birini açmış, bacaklarını öne doğru iyice uzatmış, sessizce gökyüzünü izliyordu. Parmaklarının arasında yanan sigaranın turuncu ateşi parlamasaydı elinin aşağı sarktığını fark etmem bile zaman alırdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dikkatiyle beni en başından beri korkutan adamın fermuarı açtığımda çıkan küçük sesi bile duymuyor oluşu olduğum yere sinmeme neden oldu. Çadırın arkasından onu izlemeye devam ettim. Herkes uykuya çekilmişti, kumlara vuran dalgaların sesi dışında neredeyse hiçbir şey duyulmuyordu. Gece böcekleri bile susmuştu. Gurur’un kafası neden susmuyordu? 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sigarayı dudaklarına götürürken turuncu ateş sanki onu tutan eller yokmuş gibi havada süzüldü, dudaklarının yakınında durdu. İzmariti dudaklarının arasında ezdiğini işittim, ateşin harlanırken çıkardığı sesi duydum ama her şey bu denli berrakken, duyuluyorken en ufak kalp çarpıntısı, Gurur beni fark etmedi bile. Bu gece de uyumuyordu. Tıpkı son iki gecedir olduğu gibi. Ve biliyordum, sabah gözlerimi açtığımda onu yanımda bulacaktım, biraz bile uyumamış olmasına rağmen beni uyandığına inandırmak için esneyecekti belki de, uykusuzluktan çökmüş gözlerini uykudan o hâle gelmiş gibi ovuşturacaktı illaki.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni yaydığı oksijenle iyileştirirken yavaş yavaş ölen bir ağacı izliyor gibi hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne yazık ki sırtımı yasladığım bu büyük ağacı nasıl hayata döndüreceğimi bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çadırlardan birinin fermuarının açılırken çıkardığı sesi duyunca aralığı yavaşça örttüm ama dışarıyı görebileceğim kadar küçük bir boşluk da bıraktım. Birinin yere düşen adım seslerini ben duydum, Gurur duymadı. Kafasının içinde neyin sesi böylesine baskındı da o etrafındaki hiçbir şeyi duymaz olmuştu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran yarı uykulu bir sesle, “Gurur?” diye seslendi, Gurur’dan bir tepki bekledim, irkilmesini, dönüp Devran’a bakmasını, hiç değilse pozisyonunda küçücük bir değişiklik görmeyi... Bu olmadı. Gurur, Devran’ı duymadı. Sigarası parmaklarının arasında öldü ölecekti, külü uzuyor uzuyor, belki de karanlıktan dolayı ben göremesem de kırılıp yere düşüyordu. “Zincir?” diye daha yüksek sesle konuşan Devran’ın sesi nihayet Gurur’un bakışlarının omzunun üzerinden usulca ona çevrilmesine neden oldu. “Ne yapıyorsun sen burada bu saatte?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur parmaklarının arasında tuttuğu sigarayı havaya kaldırdı ama hiçbir şey söylemedi, sadece sigarasını gösterdi; yüzündeki ifadeyi görmekten korktum, çöken karanlığa, uzayan geceye, yüzünü aydınlatmaya yetmeyen ay ışığına minnettar hissettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Uyku mu tutmadı?” Devran’ın adımları çadırıma doğru yaklaştı, gerilerek biraz geri çekildim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur buna da bir cevap vermeyince, “X Çalıklı mevzusunu mu düşünüyorsun?” diye sordu Devran. O da mı biliyordu? Gurur’un bu iki gün içerisinde Devran ile de fısır fısır konuştuğunu hatırlayınca bilmesine şaşırmadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sikmişim X’ni Y’sini,” dedi Gurur, sesi öyle yabancı yükseldi ki afalladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran’ın da afalladığını hissettim. Bir süre olduğu yerde hareketsizce bekledikten sonra, “Ayça meselesini mi taktın bu kadar kafaya? Yener anlattı,” deyince parmaklarım çadırın kumaşında asılı kaldı. Biliyordum. Ayça ile ilgili bir şey yaşandığını biliyordum işte. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafaya takılacak çok şey var,” dedi Gurur bir müddet bekledikten sonra. “Hangi birini takayım Devran?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta bugün ava çıkmış,” diyen Devran’ın çakmağının çıkardığı sesi duydum, çok geçmeden görüş alanıma sırtı girdi. Sigara içmeye başlamıştı. “O herifle bağlantısı olan herkesi bir bir avlayacak. Geri dönünce biz de eğlenceye katılırız Merdo.” Bir adım yaklaşıp elini Gurur’un omzuna koydu, Gurur söylediklerine de dokunuşuna da kayıtsız kaldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben o kafanın üzerinde dolaşan bitleri öldürmek istemiyorum,” dedi, “ben o kafayı koparıp ateşin içine atmak istiyorum.” Tüylerim diken diken oldu, buna rağmen kalbimde ona karşı durduramadığım bir anlayış zincirden kollarıyla beni sararak bunun normal olduğunu bana anlatmaya çalıştı. Koy, dedi, kendini onun yerine koy, eline bir kez silah almamış sen, çıplak ellerinle öldürmez miydin karşındakini?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun da zamanı gelecek, kardeşim. Az kaldı. Yaklaşıyoruz,” diyen Devran’ın söylediği şey beni ürpertti. Kimdi bu adam? Hiç sormadığımı fark ettim, dudaklarım onun varlığına dair bir cümle ya da soru için hiç aralamamıştı. Evime öylesine giren bir yabancı değildi elbette ama tanıdığım biri de değildi. Durgun bakışlarım Devran’ın sırtında asılı kaldı. Onun kim olduğunu biliyorlar mıydı? Benden ne istediğini biliyorlar mıydı? Elim bilinçsizce karnımın üzerine gitti, parmaklarımı araladım ve mümkünmüş gibi dokunmak, tutmak, korumak istedim yıldızımı. Gökyüzü başlarını kaldırıp gördükleri yer sanıyorduysa insanlar, bilmeliydiler ki Zeliha Çalıklı’nın göğü karnının içindeydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bir sırrı benden sakladığı gibi Devran’dan da saklıyormuş gibi uzun uzun susunca, Devran rahatsızlıkla, “Merdo,” diye üsteledi. “Bilmediğim başka bir şey mi var benim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bu soruyu tamamen duymazdan gelerek uzun zamandır farkında olduğum fakat kendime bile yalan söyleyerek kendimden sakladığım o gerçeği söyledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kayboldum, Devran.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran’ı bile uzun uzun susturan, izleten Gurur’u, çaresizce belki, uzatamadığı eli için kendine kızarak muhakkak ve bilemeyerek ne diyeceğini bu cümleydi. Kısacık bir cümleydi ama anlamı çok derindi. Gurur Mert Çalıklı kaybolmuştu, bir labirentse kafasının içi, tüm çıkışlar birbirinin üzerine yıkılmış ve sonunda kapanmıştı; içeride sıkışıp kalmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nerede kaybolduysan seni bulacağım,” diyen Devran’ı dinlerken gözlerimin dolduğunu fark ettim. “Koordinatları vermediğinde bile bana ben seni üç dağın arkasında kan, toz, kirden görünmezken bulmadım mı zamanında? Buldum. Sen bana yolu bilmediğini söylesen de ben seni yine bulacağım, Merdo.” Gurur’un omzunu daha sıkı kavradı. “Sana yemin olsun, seni oradan çıkaracağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur uzun uzun sustu, sonra kafasını kaldırıp dostunun yüzüne baktı. Bulunmak istiyordu. Bulunmak için yalvarıyordu. Bulunmamaktan korkuyordu. En acısı da bulunmaktan da korkuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben benlikten çıkmadan bul beni,” dedi, “çünkü çıktım gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran’ın benim kadar sarsılıp sarsılmadığını bilmiyordum. Bir nedenden aralarında derin bir bağ olduğunu her zaman hissettiğim bu iki adamı birbirlerine karşı bu denli çıplak konuşurken ilk kez görüyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kazırım içinden Gurur’u, çıkarırım geri. Sen istediğin kadar senlikten çık, seninle yanacağımı da bilsem orada seninle olacağım. Yalnız hissetme, Merdo. Çünkü ben buradayım.” Daha sert sıktı Gurur’un omzunu, öyle ki Devran’ın elini kendi omzumda hissedeceğim kadar sert, sıkı, güven vericiydi. “En önemlisi de kim burada biliyor musun?” diye sordu. “Zeliha burada.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gözünün içine baka baka rol yaptığım Zeliha mı?” diye sordu Gurur, sesi bir çocuk gibi yükseldiğinden midir bilinmez çıkmak istedim çadırın içinden, ona koşmak istedim, kollarımı boynuna sarmak ve geçeceğini söyleyerek biraz da ben ona yalan söylemek istedim. Yapamadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gözünün içine baka baka yaşasın diye kendinden verdiğin Zeliha,” dedi Devran. “Ve en önemlisi de yaşamayı ona borçlu olduğun için, onun için, yaşamak zorunda olduğun Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu sana en son ne zaman söyledim hatırlamıyorum,” dedi Gurur sonunda konuştuğunda, saniyelerce süren sessizliği bozan cümlesinin devamını merak ettiğimi hissettim. “Ama iyi ki varsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran’ın gülümsediğini hissettim, bir kez olsun çekmedi elini Gurur’un omzundan. “Bitti mi sigaran?” diye sordu sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çoktan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi o zaman, git Zeliha’nın yanına. Uyu biraz. Nöbeti ben devralıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siktirme lan amanı, kalk git zıbar yat işte. Ben beklerim burada.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen uyumayacak mısın?” diye sordu Gurur sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen gecelerce uykusuz kalmışsın, ben senin için iki saat uykusuz kalmışım, lafı mı olur Merdo?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, elini omzunda duran dost elinin üzerine kapatmadan önce üç kez o elin üzerine vurdu. “Sağ ol,” diyerek yavaşça doğrulunca hızla geri çekilip uyku tulumunun içine döndüm. Gözlerimde parlayan yaşları hızlıca omzuma sildim, çok geçmedi, çadırın fermuarı yavaşça açıldı, içeriye ay ışığından önce Gurur’un karanlık gölgesi devrildi. Üzerime çöken gölgesinin bile güven verdiğini hissettiğim adamla göz göze geldim. Buz sıcağı gözleri yüzümde dolaştı, uyanık olduğum için şaşkındı, duyup duymadığım konusunda da elbette endişeleri vardı. Tek yaptığım kollarımı tulumun içinden çıkarıp ona açmak oldu. Durdu önce, bekledi, ona uzanan kollara baktı ve daha fazla bekletmenin anlamsız olduğuna karar vermiş olacak ki hiç düşünmeden atıldı kollarıma. Koca cüssesi olan, iki metreden uzun bir adamı kollarımın arasına alıp göğsüme çektiğimde fark ettim: O beni dünyadan koruyorsa şayet, ben de onu kendinden koruyabilen biriydim. Kollarımda kocaman, kollarımda küçücük, kollarımda bir çocuk, kollarımda yetişkin, kollarımda bir Dağcı Komando, Yüzbaşı, mertebesi en yükseği kalbimin ve yine kollarımda kaybolmuş bir adamdan ibaretti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buz gibi olmuşsun, üşümüşsün hep,” diye fısıldadım, dudaklarım alnına değiyordu, biraz daha aşağı kayarak yüzünü boynuma soktuğunda olduğundan daha küçük bir bedeni varmış gibi hissettirmesi gülümsetti beni. Gözlerimde parlayan gözyaşlarını görmüş müydü bilmiyordum, görmemiş olmasını diledim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Isıtırsın, geçer,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Isıtırım tabii.” Daha sıkı sardım onu kollarımla. Sıkıca. Bırakmayacağımı onu, gitmeyeceğimi asla, öleceksek birlikte öleceğimizi, yaşayacaksak bunun da birlikteyken olacağını hissetmesini istedim. Öyle sıkı sardım işte. “Uyu biraz, lütfen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Son söylediğim şeyden sonra yutkundu, bildiğimi biliyor gibi bir yutkunuştu bu ama ona bildiğimden bahsetmedim hiç. Parmaklarım kumral saçlarında dolaştı, ay ışığı düşen saçları buzun saçakları gibi parlıyordu ama yumuşaktı ipekten, pamuktan. Çok geçmedi, gecelerdir gözüne uyku girmeyen o adam, parmaklarım saçlarına masallar sürerken daldı uykuya.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Belki en tatlısı olmayacaktı uyuduğu uykuların ama hiçbir kâbusun dokunmasına izin vermeyecektim bu gece ona.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛈️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çadırın üzerine devrilen bir bedeni yuvamı başıma yıkmasıyla uyanmayı ben de beklemiyordum. “Höh ayı!” diye bağıran tanıdık ses duydum, sonra o sesin sahibi beni kolunun altına alarak üzerimize yıkılan ayıdan korudu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni kaldırır mısınız Gurur’u, Zeliha’yı ve bebeklerini eziyorum galiba şu an!” diye bağıran Yener’di, panikle tepinmeye başladı, o tepindikçe üzerimizdeki çadır sağa sola yatıyor, Gurur beni altına almış korurken kolunu geriye atmış çadır kumaşında şekli çıkan geri zekalıya kumaşın altından vuruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kalksana amına koyduğum! Ezdin lan çocuğumu ezdin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeğenimi eziyorum!” Yener yuvarlandı, çadır yukarı büküldü ve yana yuvarlanan Yener’in toprağın içinde çıkardığı sesi duydum. Gülmekle homurdanmak arasında bir çizgide gözlerimi ovuştururken, “Simge’ye şov yapacağım diye üç metre atlayarak topu yakalama girişiminde bulunursan öyle olur sığır,” diyen Devran’dı. “Senin cürmün ne o kadar yükselerek smaç vurmaya çalışıyorsun amına koyayım ya! Ezdin milleti!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir el atsaydınız ezmezdim!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Havada seni yakalayıp prenses gibi tutsaydım imajın açısından çok iyi olurdu Özdağlar açısından,” dedi Devran bayık bir sesle. Topun vurma sesini duydum, sonra top bir şeye -Yener’e- çarpmış olacak ki Yener acıyla bağırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Bir yerine bir şey oldu mu yavrum?” diyerek doğruldu, cevap beklemeden yıkılan çadırın kumaşının altından emekleyerek kafasını kumaştan dışarı çıkardı. Biricik’in yükselen kahkahalarını o an duydum. “Nerede o götlek?” diye bağırıyordu. “Nerede o?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yan tarafındayım ne şov yapıyorsun,” diyen Yener’in yerde yatan gölgesini görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni oraya gömerim,” diyen Gurur çadırdan çıkmaya çalışarak tepinmeye başlayınca beni bir gülme tuttu. Çadırın kumaşı kafasının üzerine devrildi, çadırı dik tutan sopa da tam tepesine küt diye vurdu. “Yener, amına koydum senin! Senin amına koydum!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan sopayı ben mi vurdum kafana, piknik alanını birbirine katan ayı gibi çırpınan sensin!” diye bağırdı Yener.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaldırsanıza lan kafamdan şunu!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahkahalarım şiddetlenince işeyecek gibi oldum, birden gözlerim iri iri açıldı ve “Altıma işiyorum!” diye bağırarak Gurur gibi kumaşın içinde tepinmeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha, Zeliha!” diye bağırıyordu Gurur ama onu görmediğim için çırpınmaya devam ediyordum. “Zeliha şeyime vuruyor-Zel-Zeliha!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur çekil, altıma işiyorum!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ze-Ah.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, “Tepinmesenize bir durun!” diye bağırarak kumaşı yukarı çekince, ayağımın Gurur’un iki bacağının arasında olduğunu gördüm; herkes bize bakıyordu ve Gurur acıdan bordoya dönmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha,” diye fısıldadı Gurur acıdan çatallı bir sesle. “Dur demiştim yavrum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İkinci çocuk hayalleri hep iptal ya,” diyen kişi Simge’ydi, tam karşımızda durmuş kahkahalara boğulmuş hâldeydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Altıma i-” Durdum, mesanem patlayacak gibi hissedince aniden ayaklanıp paytak paytak ve yalın ayak kabinlere doğru koşmaya başladım. Kendimi kabine nasıl attığımı hatırlamıyorum ama rahatlamanın ardından kahkahalar geldi. Kabinin içinde deli gibi kendi kendime gülerken dışarıda birileri varsa beni duyduğundan emindim. Üstelik güldükçe fark etmiştim ki benim hâlâ çişim vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay annem Eymen’e hamileyken hep böyle altına kaçırırmış benim,” dedim kendi kendime. “Erkek olacaksın bak buradan belli bence.” Durdum. “Ama kardeşi falan unutalım ya, babanda kalıcı hasar bırakmadık inşallah.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birinin kabinin dışında güldüğünü duyunca utanarak sustum. İşimi bitirip kabinden çıkarken gülen kişiyi görmeyi hiç istemiyordum. Lavabonun önünde dikilmiş kahkahalara boğulmuş kadını gördüğüm an tanıdım. Öğretmen Emine Hanım’dı, bozarmış bir hâlde lavaboya ilerlerken, “Günaydın,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neşen daim olsun, kuzum. Günaydınlar,” diyerek ellerini yıkamaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gergin bir şekilde ellerimi yıkarken kadınla yan yanaydık, omzum omzuna temas ediyordu. “Gebesin demek, hiç fark etmemiştim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle,” demekle yetindim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep böyle heleşenlik içinde misinizdir?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlamadım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önce sizi gördüm, Bülent abinle gül gül öldük vallahi,” diyerek peçeteyle ellerini kurulamaya başladı. İçten bir gülümsemeyle bana bakınca, bir yabancı olduğu için ona yönelttiğim donuk bakışları yumuşatmaya çalıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Genelde öyleyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Allah neşenizi bozmasın.” Gülümsedi, kot şortunun cebinden naneli sakız kutusu çıkarıp bana uzattı. “Sabah bulantılarına birebir bu sakızlar. İster misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece, “Hayır, teşekkürler,” dedim, kadını gücendirmemek için kıçımdan bir yalan uydurdum: “Sabahları kahvaltı yapmadan sakız çiğneyemiyorum, midemi bulandırır bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadın sakız kutusunu cebine geri sokup, “Anlıyorum. Bulantıların şiddetli olduğu zamanlardır herhâlde. Kaç aylık?” diye sordu ama onu duymazdan gelerek, “Gitsem iyi olacak, orada bir kaos beni bekliyor,” dedim, gülümsedim ve kadının yanından geçip gittim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda rahatladığım için sallana sallana kamp alanına yürümeye başladım. Gurur, elinde bir çift terlikle hızlı adımlarla bana doğru geliyordu. “Yalın ayak gidilir mi öyle? Ayağına bir şey batacak!” diye söylenerek eğilip terlikleri ayağıma geçirmem için bileğimi hafifçe kaldırdı. “Deli kadın, sikimi taşşağımı hedef almak nedir ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay seni terbiyesiz, gördük sanki seni, sen önümüze çıktın, biz işemeye gidecektik.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz mi?” Bana aşağıdan ürpermiş gözlerle baktı. “Bana bak deli, cinlerin mi var senin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradaki zattan bahsediyorum,” diyerek karnımı tuttum. “Onun varlığı yüzünden çişimi tutamadım ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Suçu fasulye kadar bebeğe atma, sen ezelden sidiklisin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Horladığımı bir yere kadar kabul edebilirim ama sidikli olduğumu asla,” diyerek kafasına bir tane indirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vur vur, her şeyin kafasına vur bu sabah.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başka neyin kafasına vurdum be?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana dik dik baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Acıdı mı çok?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Acıdı, öpersen geçecekmiş ve eğer öpmek istersen şöyle koruluğa doğru yürürüz.” Sırıtışı birden şeytani bir hâl alınca terliklerimi şaklatarak yanından geçip, “Avucunu yala sapık,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkamdan gelirken ıslık çalmaya başlayınca omzumun üzerinden ona gıcık gıcık baktım. Gözlerini kalçamdan ayırıp yüzüme bakarken pişmiş kelle gibi sırıtıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Götüme mi bakıyorsun sen benim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ağzımı açıp şaka yapacaktım ki Emine Hanım’ın kabinlerden çıkıp bize doğru yürümeye başladığını görüp suspus oldum. Gurur sessizliğimin nedenini merak ederek omzunun üzerinden arkasına baktı, kadını görünce gözlerini bana çevirdi. “Duymamıştır, utanma bu kadar,” dedi. “Karımla şakalaşırım istediğim gibi, ona ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, ayı gibi davrandım kadına. Ondan üzüldüm biraz,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden ayı gibi davrandın? Sen birine boşuna öyle davranmazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha ben ayı gibi davranırım yani Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gene başladı,” dedi elini alnına götürerek. “Gene başladı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırıttım ama kadına bakarken yüzüme çizilen gülümseme yine kayboldu. Ayıp etmiş gibi hissediyordum kendimi, üstelik nezaketsizliğime rağmen bana gülümseyerek başıyla selam verdi ve karavanlarına gitmek için yamaca kayan yola saptı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un koluna girip, “Hadi kaos alanına gidelim, canım biraz kargaşa çekti benim,” dediğimde bana yan gözle baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşerdiğin ilk şeyin kaos olması hiç enteresan gelmedi bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çadırımız ne olacak Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener’e yenisini yaptırıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıkırdadım. “Salak, nasıl düştü ama güm diye.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tepiniyor bir de kalkacağına, andaval.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge gördüyse yaşadığı utanç patlamasını hayal edemiyorum, Yener olmak istemezdim,” dedim dudak bükerek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya düşene kadar neler var daha utanacağı. Kız dün alenen görmezden geldi. Aşk itirafı havada kaldı, bir de üzerine yok sayılmaya başlandı. Kafasını kuma gömecek yer arıyordu en son, neyine senin birden utancını unutup artistlik hareketler sergilemek falan. Sığır ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur uzun uzun konuşurken yüzümde huzurlu bir tebessümle onu izliyordum. Kafamı kaldırmış onu izlediğimi fark ettiğinde gözlerini indirerek yüzümü seyretti, sonra can alıcı bir şekilde göz kırptı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Uykunu almış ve dinlenmiş görünüyorsun, bu çok hoşuma gitti. Uykusunu almış Gurur çok daha çekici geliyor insanın gözüne. Maşallah gerçekten.” Sululuk yapışımdan hoşlandığını bildiğimdendi bu tavırlarım. Gülümsemesi yamuktu, insanın içini hoş eden cinstendi. “Bu gece burada son gecemiz mi peki?” diye sorduğumda bu sorunun aynısını bana sormayı bekliyormuş gibi yüzüme daha dikkatli baktı. “Isparta’ya mı dönsek artık?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dönmek mi istiyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gezdik, eğlendik, yedik, içtik. E artık evli evine köylü köyüne tabii Gururcuğum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evliyiz biz değil mi? Çok keyiflendim, bir daha söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evliyiz, evimize de gidelim artık tam olsun.” Yanağımı koluna yaslayarak ilerideki kalabalığa baktım. İnsanlar erken saatlerde denize girmeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Göcek’e gideriz diye düşünmüştüm,” diyen Gurur’a yarım yamalak gülümsedim. Gönlümden onunla tüm diyarı gezmek geliyorsa da başımı iki yana salladım. “Yoruldum,” dedim. “Evimize dönelim. Bu gece de eğlenelim, sonra yola koyuluruz. Olmaz mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu onun içini hem rahatlatmış hem de daha da sıkmış gibiydi. Burun kemerini sıkarak, “Madem yoruldun, dönelim öyleyse,” dedi, yorulmadığımı biliyordu; aramızda dile getirilmeyen sözcükler vardı ama ikimiz de dudaklarımızdan kopmayan sözcükleri duyuyor, anlıyor, anladığımızı belli etmemeye çalışıyorduk. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener çoktan çadırı tamir etmişti, Vural karpuz kesiyor, Nihan ve Biricik de kahvaltı hazırlıyorlardı. Çayın başında duran Ayça’yı gördüm, Çolpan da telefondaydı, biriyle görüntülü konuştuğu belli oluyordu. Yanlarına vardığım anda görüntülü konuştuğu kişinin Bora olduğunu görünce yüzümde güller açtı. Bora utangaç, konuşmakta biraz zorlanarak biraz da hevesle Çolpan’ın sorularını yanıtlıyordu. Adnan’ın kucağındaydı, Adnan’ın sadece çenesi görünüyordu. Çolpan, “Zeliha ablan geldi bak,” diyerek telefonu bana çevirince Bora’ya el salladım. Bora çekingen bir şekilde babasının göğsüne saklansa da küçük bir gülümseme bahşetti bana. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan, “Bayan Yenge,” diye alay etti böyle seslenmesini sevmediğimi bilerek. “Keyifler nasıl?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz olsaydınız daha da güzel olurdu,” dedim dudak bükerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eh, görev bizi bekler. Siz eğlenmenize bakın. Aman ha, kendini yorayım deme. Güzel baksınlar sana orada, döndükleri vakit kemiklerini tuz buz ederim yoksa.” Bora’nın saçlarını okşadı. “Zeliha ablana el sallasana paşam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bora bana gülümsemeye devam etti ama el sallamayı kati suretle reddetti. Bora’ya öpücük atıp, “Döndüğümüzde görüşürüz, Adnan,” diye şakıdım ve telefonu Çolpan’a bırakıp ona göz kırptım. Yüzü saniyeler içinde kızardı, gözlerini benden kaçırarak telefona indirdi ve Bora ile olan muhabbetine devam etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça’ya, “Günaydın,” dediğimde her sabah uyanınca sergilediği meymenetsiz suratını buruşturarak, “Günaydın günaydın, gevezeliklerine maruz kalarak uyandığım için hepsinin yüzünü haşlak çayla yıkamak istiyorum bu sabah,” diye söylendi. Keyfi düne göre biraz daha yerindeydi çünkü insanlara nefret kusmaya başladıysa, keyfi yerinde demekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi sandalyeye bastırıp, “Düne göre daha iyi görünüyorsun. Haşlayacak insan grubunu da bulduğuna göre, keyfine diyecek yok,” dediğimde bana yandan bir bakış attı. Sonra gözlerini hızlıca kaçırıp eğildi ve sepetin içinden sallama çay çıkardı. Kendine yeşil çay yapacağını anlayınca, “Ben de içebilir miyim?” diye sordum. Hiç de sevmezdim yeşil çayı, bildiğinden bana tuhaf tuhaf baktı önce, sonra, “Tansiyonunu düşürür, doktora sormadan veremem,” dedi. “Nihan’a sor gel, belki bir fikri vardır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça, dün bir şey mi oldu?” Cevabını vermeyeceğini bildiğim soruyu masaya yatırdığım için anında pişman oldum. Ayça birden buz kesti, gözlerini hızla bana çevirdi ve “Ne?” diye sordu. “Dün bir şey mi olmuş?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, sana sordum öyle. Biraz tuhaftın da gün boyu. Bir şey ya da biri canını mı sıktı diye düşündüm durdum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen kendini düşünsene önce,” diye çıkıştı birdenbire. “Kendini önceliğin yapmayı öğrenemedin gitti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona dikkatli gözlerle baktım, gözlerimde her ne gördüyse ifadesi yumuşadı. Elini elimin üzerine koyarak, “Kuruntu yapma kafanda,” dedi. “İllaki canımı sıkacak bir şey bulmuşumdur, unuttum bile, beni bilmiyor musun? Her şeye sıkarım bir canımı, asarım yüzümü. Eşref saatime denk gelmiştir, yanlış anlamışsındır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eğer dün gece Devran’ın söylediği şeye kulak kesilmemiş olsaydım Ayça’ya inanır mıydım? İçimden bir ses, hayır, diyordu. Sorgulamaya, içimde bir şüphe büyütmeye devam ederdim. Gözlerimi Ayça’dan ayırmadım, bir şey söylemem onu rahatsız etmiş gibi saçlarını düzeltip çay yapmaya devam etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahvaltıdan sonra arkadaşlarımın birçoğu denize girdi, ben romanımı okumak için hamağın tepesine geri döndüm. Romanımı okurken kulağımda kulaklık vardı, Lana Del Rey’den sevdiğim bir şarkıyı açmıştım ama sesi çok arttırmadığım için cırcır böceklerinin de seslerini duyabiliyordum. Tek başımayken yaşadığım kısıtlı huzurlu anlardan biriydi. Gerçi tek başıma sayılmazdım, hemen çadırın önünde duruyordu Gurur, gözlerinin ara ara bana değdiğini hissediyordum. Kontrol ediyordu herhâlde. Simge’nin pareosuyla kabinlerden çıkıp kumsala gittiğini gördüm, neredeyse kumlara basmıştı ki durdu, gözlerimi kitabıma geri indirdim ama içimden bir ses Simge’nin yanıma geleceğini söylüyordu. Kafası son derece karışık olmalıydı, hoş tepkisizliğinin nedenini tam olarak anlayabilmiş değildim. Sanırım kafamı şişirmek istemediğinden de kendini bana pek açmıyordu ama aslında onun sorunlarını dinlemeyi seviyordum. Eğer bu sorunlar onu derinden üzmüyorsa elbette. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşündüğüm gibi oldu, hamağın ucu bir ağırlıkla çökünce Simge’nin geldiğini anlayıp kulaklığın birini kulağımdan çıkardım. “Rahatını bozmuyorum ya?” diye sordu Simge.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, açıkçası yanıma geleceğini de hissetmiştim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geriye doğru yaslanıp hamağın tamamen içine girdi. “Yener’in orada olduğunu görünce senin yanına gelesim geldi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz sorunlarınızı çözemediniz mi hâlâ? O şeyden sonra özellikle...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge gözlerini benden kaçırıp, “Sorunlarımızı çözmedik evet,” dedi diğer söylediğim şeyi tamamen duymazdan gelerek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstediğin net olması değil miydi? Bence Yener o gece oldukça netti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle değil.” Durdu, hatırlamak onu sarsıyor ya da utandırıyordu bilmiyordum ama bir süre sessiz kaldı. Sonrasında, “Zeliha ayık kafayla söylemedi bir, ikincisi de bana o kadından bahsetmedi, sorularımı duymazdan geldi ve bambaşka şeyler sıraladı,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kadın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana bahsettiğim telefon olayı var ya, biri arayıp duruyordu onu. O kadının kim olduğunu sordum, yani birileri illaki olacaktır ama bu kadar ısrarcı mı olacak tamamı? İnsanı düşüncelere itiyor bu. Bugün beni sevdiğini söylüyor ama ya yarın yine eskiden olduğu insan olmayı seçerse? Eskiden yaşadığı gibi yaşamaya devam etmek ona daha kolay gelirse? Ya bir gün telefonunda onu rahatsız eden kadınlardan birinin numarası da bana ait olursa? Kızıyorsun belki bana ama düşüncelerimi saçma bulmamanı rica edeceğim. Yener gibi biriyle birlikte değilsin, Yener gibi biri derken onu örselemiyor yargılamıyorum fakat hayatının uzun bir dönemini bu düzenle sürdürmüş birinin aniden değişeceğine, bu hayatı geride bırakıp bir daha özlemeyeceğine inanabilir misin? Bak, onu seviyorum. Bunu açıkça söylüyorum, ona karşı gerçekten duygularım var ama önce kendimi düşünmek zorundayım. Beni anlıyorsun değil mi? Önce kendimi düşünmeliyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama çocuğun net olmasını istedin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstedim ama yüzüme vuran gerçekleri de görmezden gelemezdim. Bugün biri oldu, yarın bir başkası olacak. Belki diğer gün yine birisi rahatsız edecek onu. Telefonunu değiştirse neye yarar? Isparta küçük bir şehir, biri illa çıkacak karşısına, karşımıza. Hem dedim sana, o kadar çok alışmış ki o düzene şimdi ben o düzeni bozsam, yarın Yener’in bu düzeni bozduğum için beni suçlamayacağı ne malum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorduğu sorular mantık çerçevesinden bakılınca haklı olduğunu yüzüne vuran cinstendi insanın. Lakin Yener’i de tanıyordum, abim gibi benimsemiştim, bir yanım bunun asla olmayacağını söylüyordu öte yandan bir yanım sessizdi çünkü insanlar değiştiklerini söyledikleri anlardan birinde aniden eskiden oldukları insanı özleyebiliyorlardı. Yener o insanla gurur duymuyor olsa da bir gün yeniden o insan olmayı özler miydi? Bilmiyordum. Yener kendisine işkence eden biriydi, ruhuna kötü gelecek şeyleri bilmesine rağmen yapmış, yaparken keyiften çok pişmanlık ve tiksinti duymuştu ama yine de yapmıştı. Üstelik bazen kaçma eğilimi gösteriyordu, bunu Simge’nin de gördüğünü bildiğimden yorum yapamıyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine de seni seviyor,” dedim aptalca olduğunu bile bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine de kaçması gerektiğinde arkasına bile bakmadan kaçabilecek biri,” dedi Simge sessizce. Sanki Yener’in geçmişinden değil de Yener’in kendisinden korkuyordu. Bunca yıllık hayatımda Simge’yi ilk defa bir şeyden korkarken görüyordum. “Onu seviyorum diye ona koşulsuz şartsız güvenecek değilim ki Zelluş, bir gün yarım yamalak bırakmasından beni, belki de söylediğim gibi o rahatsız eden kadın numaralarından biri olmaktan rehberinde, elimde olmadan korkuyorum işte.” Omuz silkti. “İzlemek istiyorum, benim için ne kadar ileri gidebilecek? Dönüp gidecek mi arkasına bakmadan? Ufak bir zorlukta beni gözden çıkaracak mı? Tüm bunları merak ediyorum. Belki şımarıklık ediyorum, çocukluk bu yaptığım ama kendimi güvende hissetmediğim bir yerde olgun olmanın ne mantığı var? Önce kendimi düşünmek zorundayım. Kalbim tam tersini söylüyor olsa bile ben önceliğim yapmalıyım kendimi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle kolay gözden çıkarılacak bir kız değilsin sen.” Doğrulup elimi elinin üzerine koydum. “Ve seni çok iyi anlıyorum. Savaşılsın istiyorsun senin için. Her kadın ister bunu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonunda onu bıktırıp tüketmek değil niyetim ama madem seviyor beni, görmek istiyorum bunu. Duymaktan öte, içimde, en derinlerimde hissetmek, ona güvenmek istiyorum. Belki dışarıdan çok sinir bozucu görünüyorum ama bunu yapmayı en çok da kendime borçluyum.” Bana özür dileyen gözlerle baktı. “Gerçekten şımarıklık yapmıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şımarıklık yapıyorsun diyen yok, delirme,” dedim elinin üzerine vurarak. “Bu kadarına da katlansın bir zahmet. Hanidir onu arkasından iten sendin, şimdi kendi ayağıyla sana gelmeyi öğrenecek. Öğrenmek zorunda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni anlayacağını biliyordum. Beni her zaman anlarsın. En çok sen anlarsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama çocuğun kalbine de indirip durma. Kız evi naz evi tamam da ağzına da sıçmayalım o kadar.” Kıkırdadım. “Kayırdığımdan değil. Ya da evet, azıcık ucundan kayırıyorum Yener’i.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aman anladık, pek seviyorsun abini.” Simge bana cins cins baktı. “Bakalım o da söylediği gibi gerçekten seviyor muymuş beni, göreceğiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sevdiğine tüm kalbimle inanıyorum. Yener’i ilk kez böyle görüyorum,” dediğimde Simge gözlerini kaçırdı, duyduklarından hoşlandığı, kalbinin pır pır ettiği anlaşılıyordu ama ketum davranmak için ekstra çaba gösteriyordu. Korkularını anlıyordum, Yener’in hayatındaki yerinin birdenbire değişmesinden korkmasını anlıyordum; Yener’in eskiden yediği hurmalar kıçını fena tırmalıyordu şu anda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha az görmezden gelirim ama nah öper beni kuytu köşede sıkıştırıp.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kuytu köşede sıkıştırıp seni mi öpüyor?” Sedat Peker bakışlarım devreye girince Simge kahkaha atmaya başladı. “Sanırım Gurur’dan bana bir asker eşi tabancası temin etmesini isteyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Asker eşlerinin tabancası mı oluyor salak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl olmaz? Asker eşiyim bugüne bugün, bu önemli bir pozisyon ve görev,” diye alay ederek kıkırdadım. “Hadi git biraz pareonu çıkar, kavruk teninle güneşi selamla, yeşil bikininle Yener’in aklını başından al, ara sıra göz süz, katiyen yüz verme ama gönlün de var gibi olsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Göster ama elletme diyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin de göstermeye niyetin var gibi zaten Simge, aç göster ya. Aç göster bitsin çocuğun bu çilesi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge elleriyle ağzını kapatarak gülerken ben de huzurla gülümseyerek onu izledim. Çevremdeki birinin attığı kahkahanın sebebi olmak beni her zaman mutlu ederdi, bu aralar daha bir ediyordu. Herhâlde hepsini çok endişelendirdim diye bu kahkahaları onlara borç biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne diyeceğim sana, Mehtap şu şeytan şebeleği kılıklı herife boşanma davası açmış ya Cenan abla sayesinde, bu herif yine sosyal medyada saçma sapan şeyler paylaşıyormuş. Girdap götünün içine Yılbaşı hindisi hazırlıyor gibi mermi doldurup dikiş atacak bana kalırsa.” Hamaktan inip omzunun üzerinden denize doğru baktı. “Çabuk doğur kızım ya, sen hamilesin diye rahat rahat dedikodu da yapamaz oldum ama Girdap’ın ne yapacağıyla ilgili oturup uzun uzun istişare etmek istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapacağını bilmem ama durmayacağı kesin. Son olaylar onu durdurdu sanıyorsak da olduğu yerde yavaş yavaş gerilen bir bomba olduğunu, patlamasının da an meselesi olduğunu görebiliyorum,” dedim. “Ama korkmuyorum biliyor musun? Girdap en başında her şeyi bilseydi Mehtap bu eziyete maruz kalmazdı. Yaşamazdı bu korkunç kaderi. Bu senaryoyu daha önce de yaşadık biz, o herifin sonu berbat olacak, bu kadarını söylüyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnşallah son nefesinde bile huzur bulmaz o canavar,” dedi Simge, detayları bildiğini gözlerinde gördüm. Son zamanlarda Mehtap ile daha yakın bir ilişki kurmuştu, belki şu an benim bile bilmediğim birçok şeye hakimdi. Mehtap hakkında uzun uzadıya düşünmemeye çalışıyordum, çünkü detaylar karnıma kramplar girmesine neden olacak, midemi altüst edecek kadar korkunçtu. Tek istediğim yaşadığı korkunç olayların ardından mutlu bir hayatı olmasıydı, izler asla silinmeyecekti ama Girdap’ın sevdası biliyordum ki o izlerin üzerine çiçekler çizecekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi kalk birlikte denize girelim,” dedi Simge, bu konuyu açtığına pişman olmuş gibi. O kadar uzun zamandır oturup dertleşemiyor, sıkıntıları önümüze alıp konuşamıyorduk ki... Başımı iki yana salladım ağır ağır.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kitabın en heyecanlı bölümündeyim. Oğlan kızı mutfakta kıstırdı, elektrikler gitti,” dedim gözlerimi kitaba indirerek. “Beni romantik sahnemle baş başa bırak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bana erotik geldi biraz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erotik falan deme, kafamı çevirip öyle bir bakıyorum, Gurur sadece nefes alıyor, ben bunu bile erotik buluyorum. Sapık gibi bir şey oldum,” dedim kulaklarım varmış da onları geriye yatırıyormuşum gibi masum gözlerle Simge’ye bakarken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktorunla konuş şekerim,” dedi Simge göz süzüp kaşlarını indirip kaldırarak. “Perhizin ne zaman sona eriyormuş öğren.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne perhizi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur perhizin,” diyerek sırıtması ona dehşetle bakmama neden oldu. Onu tekmeleyecektim ama çoktan ayaklandığından o kadar uzağa tekme savuramadım. Kahkaha atarak benden uzaklaşıp kumsala ilerlemeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göz ucuyla Gurur’a baktım, telefonuyla ilgileniyordu, elimde olmadan onu baştan ayağa süzdüm. “Öf ya,” diyerek kitabı yüzüme kapatıp ahlaksız düşüncelerden uzaklaşmaya çalıştım. “Siz de öpüşecekseniz öpüşün artık, kaç sayfa oldu!” diye bağırdım kitabın içine doğru. Keşke bağırdığımızda bizi duysalardı şu kitap karakterleri. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim yavaş yavaş kapandı, uyku tatlı bir esintiyle birlikte üzerime devrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüme düşen bir gölgenin varlığıyla aniden gözlerimi açmadan önce soğuk metali yeniden karnımın içinde hissettiğim için kalbim deli gibi çarpıyordu. Aniden Emine Hanım’ın yüzünü karşımda görünce neredeyse çığlık atacaktım, Emine Hanım ellerini kaldırarak, “Özür dilerim!” dedi panikle. “Korkutmak istemedim canım seni!” Bir adım geri çekildi. Gurur hızla kadının arkasında bitti, uyku sersemi gözlerle bir kadına, bir arkasında hızla soluyan Gurur’a baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Öyle aniden yaklaşmayın, o bu konularda hassastır,” dedi neredeyse dikenli bir sesle. “Size ben yardımcı olayım, söyleyin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadın elinde tuttuğu tabağı işaret ederek, “Ev yapımı bisküvi getirmiştim, bu kadar derin uyuduğunu fark etmedim. Bulantılarına iyi gelir diye düşünmüştüm elmalı bisküvinin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sorun yok,” dedim derin bir nefes alarak. “Kusura bakmayın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadın ne diyeceğini bilemiyormuş gibi bir bana bir Gurur’a bakıyordu, geldiğine geleceğine pişman olmuş gibiydi. Gurur’un kadına öfkelendiğini yüzünü bağlayan soğukluktan anlayabiliyordum. Muhtemelen bunu kadın da fark etmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederiz bisküviler için,” dedi Gurur birden elini uzatarak. Kadın çekingen bir şekilde tabağı Gurur’a uzattıktan sonra bana pişmanlıkla baktı. “Seni korkutmak istememiştim canım,” dedi, sesi içtendi. “Az evvel gördüğümde kitap okuyordun, bisküviyi seversin diye düşünmüştüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederim gerçekten hiç önemli değil.” Gurur’a ters bir bakış attım, sonra tekrar kadının yüzüne çevrildi bakışlarım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadın, “Ben gideyim,” diyerek gülümsedi, Gurur’dan korktuğunu fark etmek beni duraksattı ama Gurur’a bakınca onu tanımayan birini bırak, onu yakinen tanıyan birinin bile ondan korkabileceğini fark ettim; bakışları düşmancaydı. Tıpkı kulüp kapısında o Rus kıza baktığı gibi, ölümcül, donuk, tehditkâr.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emine Hanım uzaklaşırken, “Kadını boğacak gibi bakman hoş değil,” dedim sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur öfkeli gözlerini bana çevirdi. “Orada huzur içinde uyuyordun, sana yöneldiğini görünce uyuduğunu fark edip çekilir sandım ama kafana dikildi Azrail gibi. Dua etsin ağır konuşmadım. Öyle bir sıçradın ki bu kötü bir şeye yol açabilirdi.” Gözlerini tekrar uzaklaşan kadına çevirdi. “Aklı varsa bir daha bu gedene uğramasın. Onlardan ikram isteyen olmadı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uykulu gözlerimi ovuşturup, “Sen bir şeye mi sinirlisin?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur gözlerini yüzüme çevirip, “Az önce olan şey sinirlenmem için yeterliydi,” dedi. “O panikle hamaktan düşebilirdin, daha kötü bir şey olabilirdi. Her şey olabilirdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abartma, ben iyiyim.” Kaşlarım çatıldı. “Ayıp oldu kadıncağıza. Korktu senden, görmedin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorum birden Gurur’un donup kalmasına neden oldu, şaşkınlıkla yüzüne çöken belirsizliğe baktım. Gurur elinde bisküvi tabağıyla sırtını bana dönüp yürümeye başlayınca içimde aniden yükselen bir sinirle, “Arkanı dönüp gideceğin ne söyledim?” diye bağırdım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yat uyu, dinlen Zeliha,” dedi bana bakmadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hamaktan kalkıp terliklerimi ayağıma geçirdim, arkasından yürürken, “Bana neden sinirleniyorsun şimdi Gurur?” diye üsteledim, aniden korktuğum için yükselen tansiyonumdan mıydı bu tavrım, durduramadığım bu öfke anlayamadım. Gurur durdu, geniş sırtı aldığı nefesle şişip inerken, “Sinirlenen sensin şu an, ben sakinim,” dedi ama bunu söylerken yüzüme bakmamıştı. Nedenini merak ettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayıp oldu kadıncağıza,” dedim ama şu an umurumda olan kadın değildi, anlamsızca inat etmekten vazgeçip susarak Gurur’un yanından geçtim. Akşam yemeği için kızlara yardım etmeye karar vermiştim, denizden çıktıkları için hepsi yorgun argınlardı ve epey de yanmışlardı. Etler pişerken, “Bir tabak alabilir miyim?” diye sordum Vural’a, mangalın başında o vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne ister benim yengem?” diye sordu maşayla etleri çevirip bana beyaz bir tabak uzatarak. “Sucuk koyayım mı tabağına?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Etlerden ve sucuktan, evet, biraz da sebze koysana.” Doldurmaya başladı, her seferinde durayım mı der gibi bakıyor, ben çenemle koymaya devam etmesi için işaret yapıyordum. Sonunda Vural durup, “Kız Zeliş, hepsini yiyebilecek misin?” diye sordu dayanamayarak. “Çatlarsın ha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırıttım. “Bunları ben yemeyeceğim Vural, karavanlı aileye götüreceğim. Onlar ikidir bize bir şeyler ikram ediyorlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ödüm koptu, titan doğuracaksın ve o yüzden bu kadar çok acıkmaya başladın diye düşündüm,” dedi dehşet içinde. “Hoş...” Gözleri Gurur’a kaydı. “Titan doğuracaksın bence de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nihan da bir titan doğuracak o zaman,” dediğimde söylediğimi yanlış anlamasını beklemiyordum. Maşanın ucundaki köfte yere düştü ve “Nihan hamile mi?” diye bağırmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, “Ne diyorsun be deli?” diye karşılık verdi ıslak ellerini şortuyla kurularken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çıkardığım karmaşadan sıyrılmak için et dolu tabakla hızla oradan uzaklaşmaya başladım. Vural’ın bunu yanlış anlamasını beklemiyordum, Nihan’a şimdiden Allah sabır vermeye başlasa iyi olacaktı çünkü tüm gece Nihan’ın hamile olduğuna inanıp bunu ondan sakladığımızı düşünen Vural’ı dinleyecektik. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yamaca giden küçük yokuşu tırmanıp karavana doğru yürüdüm. Bülent Bey merkeze inip bir mangal edinmişti, taksiyle gidip döndüğünü hamaktayken gördüğümü hatırlıyorum. Mangalı yakmış, başında etleri çeviriyor, çocuklar ve Emine Hanım ortalarda görünmüyordu. Herhâlde karavanın içinde istirahat ediyorlardı. Bülent Bey yerde duran bira şişesini eline alıp bir yudum içmek için kafasını kaldırdığı an göz göze geldik. Gergin bir gülümsemeyle, “Merhaba,” dedim, bir süre kahverengi gözleri neden burada olduğuma anlam veremiyormuş gibi şaşkınlıkla yüzümde asılı kaldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Rahatsız ettiğim için üzgünüm,” dediğimde, “Ne rahatsızlığı Zelihacığım, buyur gel,” diyerek yanını işaret etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimdeki tabağı ona uzatıp, “Siz zaten mangal yakmışsınız ama biz de ikramda bulunmak istedik,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun uzun elime baktı, ardından dudaklarında beliren tebessümü izledim, gözlerimiz tekrar birbirine dokundu. Elimden tabağı alırken, “Teşekkür ederim, çok naziksiniz,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Emine Hanım ve çocuklara selamımı iletirsiniz,” diyerek sırtımı döndüğümde, “Elbette,” dediğini duydum ama dönüp ona bakmadım. Yokuş aşağı inerken bir an için adımlarımın yavaşlamaya başladığını hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerim soğumaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dönüp arkama bakamadım, bakmamam gerektiğini sürekli olarak kendime hatırlattım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu adam benim ismimi nereden biliyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

GURUR MERT ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sinyal sesi aniden yükseldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi diktiğim beyaz tabağın içindeki yansımamı az çok seçebiliyordum. Birden ses doruk noktasına ulaştı, kafamı parçalayacak kadar büyük bir şiddetle kulaklarımı baskıladı. Aniden kafamı kaldırıp masanın diğer ucuna baktığımı hatırlıyorum. Ses birden kesildi ve Zeliha’yı göremediğim için göğsüm sıkıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha nerede?” diye sordum, sesim kulaklarım tıkanmış gibi boğuk döndü zihnimin içine. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Karavanlı çifte et ikram etmeye gitti,” deyince katlanan sandalyenin düşmesine neden olacak bir hızla yerimden fırladım. Tüm bakışlar bir anlığına bana çevrildi. Aldırış etmedim. Gözlerim hızla yamaca uzanan yokuşa gitti, onu çam ağaçlarının altında gördüğümde kalbimin atışları hafifledi. Dikilmiş duruyordu, hareket etmediğini fark edince hızla olduğu yöne yürümeye başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan’ın arkamdan gelmeye kalkıştığını Vural, “Dur yavrum, yalnız bırak insanları,” dediğinde anladım ama aldırmadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yokuşun başlangıcına vardığımda Zeliha’nın yere düşmeye başlayan ağır adımlarını gördüm, sonra kafasını kaldırıp gözlerimin içine baktı. Yüzündeki ifade hiçbir şeyi ele vermiyordu. Anlayamadım, ilk kez yüzüne baktım ve hiçbir şey anlayamadım. Tartıştığımız için mi böyle, diye düşünerek ona doğru büyük adımlar atmaya başladığımda tekrar olduğu yerde durdu. Dönüp arkasına bakmak istiyor gibi çenesini omzuna kaydırdığında ve fikri hızla değişerek gözleri yeniden beni bulduğunda bir şeylerin yolunda gitmediğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşkım,” çıktı dudaklarımdan, duyduğu kelime karşısında bir an şaşkınlıkla yüzüme baktı. Ben de bunu öyle dal düz söylediğim için kendime şaşırdım. Elimi belinin kenarına yerleştirerek, “Neden bana haber vermeden gözümün önünden kayboluyorsun ceylanım?” diye sordum, sesim olabildiğince nazikti, çünkü bir yanım onun nezakete ihtiyaç duyduğunu hatırlatmak için en çok da Zincir’i hedef aldığı bir bıçağı havaya kaldırmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda elini göğsümün üzerine koydu, ikilemde kalmış bir şekilde gözlerimin içine baktı. Bakışlarım onun omzunun arkasında kalan yere çevrildiğinde Bülent denen herifin mangalın başında bira içtiğini gördüm. Bize bakmıyordu ama içimden bir ses bizi gördüğünü söylüyordu. Gözlerimi tekrar Zerda’nın yüzüne indirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey mi oldu?” diye sorarken sesime yerleşen soğukluğu durdurmak güçtü. O heriften de karısından da hoşlanmadığını görebilecek tanıyordum karımı. Yaşananlardan sonra tüm yabancılara karşı geliştirdiği bir mekanizmaydı belki de bu, bedeni kendisini korumaya almak için tanımadığı herkesi tehlike olarak algılıyor ve savunma moduna geçiyordu. Yine de Zeliha en yakınımdan bile hoşlanmasa ben de hoşlanmamaya başlarım gibi hissettiğimden duygularımız karşılıklıydı bu süreçte. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biz bunlarla bizzat tanışmış mıydık Gurur?” diye sorması beni şaşırttı, bir bağlantı kurmaya çalışarak, “Dün gece film izlerken geldiler ya, öğretmen olduklarını falan zırvaladılar,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok yok, onu demiyorum.” Durdu, emin olmaya çalışır bir hâli vardı. “Biz bu kadına ve adama isimlerimizi söyledik mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zincir aniden gözlerini araladı. Bakışları gözlerimden Zeliha’ya uzandı. Çenemin kasıldığını hissederek, “Bizzat değil,” dedim. “Neden bunu soruyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önce bana ismimle seslendi o adam, Gurur,” dedi Zeliha lafı evirip çevirmeden, doğrudan gözlerimin içine bakarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Olabilirdi, eğlenirken birçok kez birbirimize ismimizle seslenmiştik, sabahki çadır faciasında karavanının önünde durmuş gülerek bizi izlediğini hatırlayabiliyordum. Zeliha lavaboyu kullanmak için koşarak uzaklaşırken bizimkiler birçok kez onun ismini zikrederek gülmüşlerdi. Yine de Zincir’in gözleri açılmıştı bir kere, kızıl ışıklı odayı sırtına almış, karanlığın içinde bir şeyi bulmaya çalışıyormuş gibi Zeliha’nın gözlerinin içine bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öte yandan sinyal sesiyle çalkalanan kafamın içine ve beni bazen tuşuma basılmış gibi durduran karmaşama rağmen, artık yabancılardan ben de hazzetmiyordum. Onlardan ilk andan beri hoşlanmamıştım. Normalde de kimseden hoşlanmadığım için bu kulağa çok farklı gelmiyordu ama Zeliha’nın gözlerinde tek bir anlığına olsun şüphe görmek yetmişti. Yüzünü avuçlarımın içine almamı beklemediği kesindi, eğilip alnını öptüm ve öperken, “Sabah sen altıma işeyeceğim nidalarıyla uzaklaşırken o da bizi izliyordu, arkandan Zeliha diye seslendiklerini duydu,” dedim. Önceliğim onu sakinleştirmek, içine yerleşen karanlığı bir odanın içine tıkıp o odaya kilitlemekti. Sonrasında o odaya girip karanlığı kontrol ederdim, onun bunu bilmesine gerek yoktu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya?” dedi Zeliha sorar gibi, şimdiden adamdan şüphe duyduğuna pişman mı olmuştu? Kollarımda biraz olsun gevşediğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu gece Zeliha uyuduktan sonra ziyaretçi kabul etseler iyi olacaktı. Çenemi Zerdali’nin kafasının üzerine dayayıp gözlerimi adama diktim. Kafasını kaldırıp bana bakarken dudaklarına yerleştirdiği bira şişesini parçalayıp boynuna saplamamı istemiyorsa, söylediği gibi sıradan, sıkıcı, geveze bir öğretim görevlisi olsa iyi ederdi. Gözlerimde her ne gördüyse, bira şişesi dudaklarına yaslıyken uzun uzun gözlerimin içine baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldı, adama gülümsedim. Ölümü gördü mü gözlerimde, soğuğu, gökyüzünden yağan külleri, zihnimden dışarı şiddetle taşan cızırtılı sinyal sesini bilmiyordum ama Zincir’i gördüğünü biliyordum. Zincir orada durmuş, yeni bir kurban bulup bulmadığını merak ederken dudaklarımı ödünç almış, benim adıma yeni hedefine gülümsüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent’in duraksadığını gördüm, herkes Zincir’le ilk karşılaşmasında duraksardı. Elindeki bira şişesini kaldırıp başını sallayarak bana gülümserken zihninden benimle ilgili geçen düşüncelerin ne yöne savrulduğunu merak ettim. Keşfedilmesi gereken yeni bir beyin, kafatasının içinde kalacak mı yoksa onu ellerimle dışarı çıkarıp parmaklarımın arasında tutarak incelemem gerekecek mi? Buna o karar verecekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha’yı kolumun altına alarak yokuştan inmeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine bir üniversiteyi arar sorar soruştururuz, Cenan yardımcı olacaktır. Gerçekten oradan biri mi değil mi öğrenirim,” diyerek onu biraz daha rahatlattım. “Hiç gereği yok ama yapacağım, tamam mı?” Gereği olmadığından değildi, sadece bu mesele kafasındaki diğer meselelerin yanına yerleşip onu diken üzerinde oturmaya zorlasın istemiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Deli olduğumu düşünmüyorsun değil mi?” diye sorarak yanağını göğsüme yasladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Deli olan benim,” diye fısıldadım saçına doğru eğilerek, şakağından öptüm sonra. “Sana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Takıntılı olduğumu düşünme diye söylemeyecektim ama her ihtimale karşı artık fark ettiğim ve beni rahatsız eden her şeyi önce sana söylemeye karar verdim,” dedi bir çocuk gibi. Güveniyordu bana, bu güven mi daha ağır geliyordu yoksa bir gün güvenmediğini düşünme ihtimali mi bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her şeyi anlat bana. En saçma şeyi bile duymak istiyorum. Çözümü bende olsun ya da olmasın. Çözümü yoksa da illaki yaratırım,” diye güvence verdim ona. Bu onu mutlu mu etti yoksa yük gibi mi hissettirdi bilmiyordum. Yük değildi ve mümkün değildi bir ömür onu sırtımda taşısam da yük olarak görmeyecektim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan’ın yüz dördüncü kez -evet saydım- “Hamile falan değilim Vural, neden bunu sana söylemeyeyim ya?” diye sorduğunu hatırlıyorum. O sıra Vural her yerde gebelik testi arıyor, sırıtarak Nihan’a bakıp duruyordu. Muşta’yı arayıp Nihan’ın hamile olduğunu söylediğinde sonunda sandalyeyi katlayıp dövmeye başlamıştı onu Nihan.  

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemekten sonra karanlığın çökmesi sadece yarım saat sürdü, gökyüzü lacivertten siyaha geçti ve yıldızlar gökyüzünde gümüş rengi alevler gibi parlamaya başladı. Şehir merkezinden uzakta olduğumuz için yıldızlar daha parlaktı, gökyüzündeki küçücük bir yıldızı bile görebiliyorduk böylece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gölgeler içimdeydi, dışarı çıkmak için biraz ışığa değil, daha büyük bir karanlığa ihtiyaçları vardı. Bu yüzden gecenin tamamen gelmesini, el ayağın çekilmesini, herkesin çadırlarına girmesini bekledim. Zeliha normalden daha hızlı yoruluyordu, biliyordum ki ilerleyen aylar da bu daha artacak, uyku ihtiyacı çoğalacaktı. Uyuması yarım saatten kısa sürdü ama uykusunun derinleşmesini beklerken bir saat kadar daha çadırda oyalandım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çadırdan çıkarken bu kez onu uyandırmamak için ekstra dikkatliydim, onu rahatlatmak için Cenan’a bir mesaj göndermiş olmam ve adamın ismini bizden duyduğuna onu inandırmam rahat bir uykuya dalmasına yetmişti yetmesine ama kabusların peşini bırakmayacağını biliyordum. Bazı geceler kan ter içinde gözlerini açıyor, karanlıkta ona saldıracak birinin varlığını ararken yaralı bir av gibi görünüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eşofmanımın cebinden sigara paketimi ve çakmağımı çıkarıp bir sigara yaktım, alevin turuncu rengini izledim bir süre, sonra gözlerimi çarşaf gibi uzanan denize, kıyıya çarpan dalgalara çevirdim. Dalgaların sesi öyle yüksek geliyordu ki el ayağın çekildiğini en çok da her an sahile çarpan dalgaların sesi böylesi yüksek duyulunca anlıyordun. Bakışlarım yavaşça karavana döndü, karavanın dışında karı koca oturuyorlar, adam bira içmeye devam ediyordu. Çocuklarını uyutup nihayet sessizlikle kendini ödüllendiren sıradan bir çifte benzeyen bu iki kişiyi bir süre izledim. Beni fark etmediler, belki ettiler ama aldırış etmediler. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizdiler, konuşsalardı seslerini duyardım; sinyal sesi bir anlığına kesildiği vakit bu evrende yaşayan en keskin duyulu yaratığa dönüşüyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda Bülent olduğum yöne baktı, beni fark edince elini kaldırıp beni selamladı. Yakınlık kurmak konusunda çok zorlanan biri olmadığı belliydi, herhâlde sosyal kelebek tiplerdendi. Karısını utandıran, geveze enişte modeli. Kayıtsızlıkla izlediğim adama sigarayı tutan elimi kaldırarak karşılık verdim. Cenan’a yolladığım mesajı hatırladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üniversitede Bülent isminde yeni gelen bir hoca var mı bir öğrenebilir misin? Bu kısa mesaja kısa sürede olumlu dönüş aldım, sisteme erişimi var mıydı ya da işler orada nasıl ilerliyordu bilmiyordum ama Zeliha uykuya daldıktan beş dakika sonra cevap gelmişti. Bülent adında biri üniversitede eğitim vermeye başlayacaktı, üstelik yeni tayin edilmişti ama bu Zincir’in ağzını kapatmaya yetmiyordu; Zincir dişlerinin arasına alıp oynayacağı bir kemik bulmadan rahatlamayacak gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent Aksoy. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun uzun adamın ve kadının olduğu yamaca baktım. Nihayet sigarayı dudaklarımın arasına yerleştirip yürümeye başladım. Adımlarım sessizliğe rağmen duyulmayacak kadar dikkatliydi, bu bana doğal geliyordu çünkü ben her yeri dolduracak kadar büyük görünmeme rağmen görünmez olmayı öğrenerek tehlikenin ensesine çökebilecek şekilde eğitilmiştim. Ten kesen ama ılık bir rüzgâr vardı havada. Omzumun üzerinden çadıra baktım, çadır görüş alanımda olduğu sürece bu denli uzaklaşmak sorun olmazdı herhâlde. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler,” derken yokuşu tırmanıyordum, ayağımın altında ezilen dalların çatırtısıyla beraber sesimi işiten ikilinin bakışları bana çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hoş geldin,” dedi Bülent. “Uyku tutmadı mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, hava bir hayli sıcak.” Kadına baktım, ismi Emine olmalıydı, öyle hatırlıyordum. Kadın beni görünce hayalet görmüş gibi baktı, bugün olanları hatırladım ve Zeliha’nın kadını korkuttuğumu söylerken bana çatılan biçimli kaşlarını. Belli ki kadın hâlâ çekiniyordu benden. Dudaklarımın arasına bir kez daha sigaramı götürmeden önce, “Sizi uyanık görünce biraz rahatsızlık vereyim dedim,” diye alay ettim. Rahatsız edici cümlem ortamda buz gibi bir rüzgâr estirir sansam da tam tersine ikisinin de yüzü güldü. Emine’nin ifadesi biraz olsun yumuşamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emine ayaklanıp, “Sana bir sandalye getireyim,” diyerek karavana yürüdü. Arkasından bakarken sigarayı parmaklarımın arasına kıstırdım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent, “Bira içer misin?” diye sorduğunda, “Buz gibiyse,” dedim. Güldü, eğilip buz dolu fıçının içinden bir şişe bira çıkarıp bana uzattı. Birayı elinden alırken, “Süleyman Demirel’de çalışacaktın değil mi?” diye sordum, dişimi kapağa takıp yukarı kıvırdım, biradan bir tıs sesi çıktı ve soğuk buhar yüzüme yayıldı. Ben yudumumu alırken Bülent, “Evet,” diyerek bir bacağını diğerinin üzerine attı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abimin eşi de orada görev yapıyor,” diyerek ortaya açması için bir kumaş parçası attım, o açmaya başlarsa benim de makasım kumaşın üzerinde hareket etmeye başlayabilirdi. “Ayrıca eşim de orada Hukuk okuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha değil mi?” diye sorunca bira şişesi dudaklarımdayken gülümsedim, buz gibi gülümseyişimde kimi gördüğünü söylememe gerek yoktu. “Zeliha, hamile olan kız, o senin eşindi. Yanlışım varsa düzelt.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğrusun, o benim eşim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bugün bize ikramlık getirdi,” diyerek gülümsedi, babacan tavrına verdiğim tepkisizlik uzayıp gidince, “Hamileliğinde Emine de böyleydi, ne lavabo hikayelerimiz var bilsen,” diye devam etti konuşmasına. “Sabah beni bir hayli güldürdünüz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İsmini sabahki karmaşayı izlerken öğrendiği şimdi açıkça belli oluyordu. Emine elinde sandalyeyle karavandan inerken, “Oğlanın birinin hafif ateşi var gibi Bülent,” diye hayıflandı. “Bir bakalım, olmazsa sabah doktora götürelim. Havası mı çarptı ki buranın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadının elinden sandalyeyi aldığım sırada Bülent’in hızla yerinden kalktığını gördüm, bir gün benim de sahip olacağımı fark ettiğim bir baba telaşıyla, “Uraz’ın mı?” diye sordu. “Pek bir şey de geçmedi kursağından akşam onun. Ben bir bakayım şuna.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dur dur, uyandırma çocuğu,” dedi Emine telaşla. “Olmazsa sabah bir sağlık ocağına gideriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sandalyeye otururken gözlerim boşluğa takıldı. Gün gelecek, Zeliha ile böyle telaşlanacak, sabahlara dek onun başında nöbet duracak mıydık? Düşüncelere daldığımı fark eden Bülent yerine oturup, “Hazırlan,” dedi bana. “Uykusuz çok gecen olacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sağlıkla gelsin de gerisi mühim değil.” Biramdan bir yudum alıp Bülent’in yüzüne diktim gözlerimi. Birinin ruhunu görmek çok zor değildi benim için, bu yüzden belki de bir ruh kırıntısı arayarak uzun uzun izledim onu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İsmin Onur muydu?” diye sordu Bülent. “Yener de şu sabah çadırınızı yıkan delikanlıydı değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İsmim Gurur,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Memnun oldum. Sana bir şeyler ikram edelim,” dediğinde elimle onu durdurdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gereği yok, bira yeterli bir ikram oldu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ee?” diye sordu Bülent. “Hep gelir misiniz buralara? Bence ara sıra denk geleceğiz, eşin de göreve başlayacağım üniversitedeymiş hem.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buraya ilk gelişimiz ama son olmayacak, sevdik epey.” Biradan bir yudum daha alıp adama laf arasında, “Soyadın ne?” diye sordum. “Olur da Zeliha SDÜ’de bir sorun yaşarsa, senin kapını çalarız artık.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aksoy,” dedi neden sorduğumu pek de umursamıyor gibi. Tepkisini ölçtüm, gayet doğaldı. Pusuya yatmış Zincir’i baskılamaya çalıştım, olur da beni ele geçirmesine tam olarak izin verirsem durumun çirkin bir yöne sapacağını hissedebiliyordum. Adamı korkutmak istemiyordum, sıradan bir vatandaş olabilirdi, çok fazla ince eleyip sık dokuduğumu düşünerek biramdan bir yudum daha içtim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir parıltı çok kısa süreliğine dikkatimi dağıttı, adamın yüzünü izleyen gözlerim yukarı kaydı ve yamacın köşesinden yükselen ağaçların en arkasında, koya gelmek için kullanılan yola dokundu gözlerim. Yaklaşık otuz beş, kırk metre yüksekte kalan yol karanlıktı ama gözümü alan parıltının oradan geldiğine emindim. Yabani otların arasında bir parıltı daha fark edince gözlerim kısıldı. Bülent bir noktaya baktığımı fark etmiş gibi, “Hayrola?” diye sordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi Bülent’in yüzüne indirip sakince tebessüm ettim. “İzleniyoruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emine hiçbir şey anlayamamış gibi bir bana bir kocasına bakıyordu, Bülent ise bir anlığına kaşlarını çatsa da ifadesi tekrar düzeldi. “Ne demek istiyorsun?” diye sordu, sesinde şüphe vardı, bir şeyleri anlamlandırmaya çalışıyor gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim tekrar yukarı kaydı, bunu yaparken kafamı hakaret ettirmedim. Karanlık ağaçların arasında bir kıpırtı aradım. İlk parıltıyı gördüğüm yerde şimdi hiçbir şey yoktu. Gece beni yanıltıyor olamazdı ama illaki bir şeyleri saklayabilecek güçteydi. Yabani otların arasında üçüncü bir parıltı daha gördüm. Çok kısa, bir saniyeden bile kısa. Metal, diye düşündüm. Dürbün camı. Ya da silahın namlusuna çarpan ay ışığı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent’e bakmadan dudaklarım neredeyse hiç kıpırdamadan konuştum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafanızı çevirmeyin ve sabit kalın.” Sesim alçak, sakin ve sıradandı. Sanki havadan sudan konuşuyorduk. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent, elini Emine’nin dizine koyarak, “Sakin ol,” dediğinde kimliğimi görmüş gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimdeki hesap makinesi çalışmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mesafe: Yaklaşık kırk metre. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yükseklik avantajı: Onlarda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Silah ihtimali: Yüksek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha ve diğerleri: Çadırlarda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Emine Hanım,” dedim, “sakince kalkıp karavana gidin.” Gözlerim Bülent’e dokundu. “Silahlı olabilirler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emine telaşlanmamak için çok uğraştı, sakin kalmaya çalışarak ayaklanıp karavana giderken ellerinin titrediğini fark ettim. Neler olduğunu anlayamıyor gibiydi ama şaka yapmadığımın farkındaydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent fısıltıyla, “Avcı falan olamaz mı? Buralarda normaldir,” dediğinde gözlerim hâlâ yamacı tarıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Avcılar dürbünle insan izlemez.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen kimsin?” diye sordu birden Bülent, gözlerim yüzüne dokundu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yüzbaşı Gurur Mert Çalıklı. Memnun oldum.” Tekrar gözlerim yukarı kaydı. “Şimdi bana oldukça keskin bir bıçağın olduğunu söyle. Çünkü silahım yanımda değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent’e şaşırmak için vakit tanımadığımdan adam hızlıca, “Silahlı olduğunu söyledin, bıçakla silahlı birine mi saldıracaksın? Kafayı mı yedin?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Var mı yok mu?” Telefonu cebimden çıkarırken bakışlarım hâlâ yamaçtaydı, ekranı yukarı kaydırıp hızlı aramalara girdim ve aramayı başlattım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette var,” diyerek yerinden kalktı. Görüş alanlarında olmadığımızı, çadırları gözlediklerini bilsem de dikkatli olması için Bülent’e çenemle komut verdim. Bülent komuta uydu, karavanın arkasına dolaşırken hattın öteki ucundan uykulu bir ses duyuldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne var?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Devo,” dedim telefonu yüzüme yaklaştırmadan aşağıda tutarak. “İzleniyoruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve bunun Muşta’nın işi olduğunu düşünmüyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran’ın doğrulduğunu duydum, ölçülü bir sesle, “Konum,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saat on iki yönündeler, ben yamaçtayım,” dedim sakindi, başımı eğdiğim için beni fark etseler bile dudaklarımı seçemezlerdi. “Dürbünleri var. Gece görüşlü olduğuna şüphe yok. O yüzden hazırlanıyorsan bile hazırlığını dışarıdan görünmeyecek şekilde yap ve yamaca gel. Karavanlı aileyleyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çantasının fermuarının sertçe açıldığını duydum. “Tamamdır.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve telefonu kapattı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karavanın arkasından çıkan Bülent elindeki bıçağı karnının önüne saklamıştı, bir diğer bıçağı da eğilip ayağına geçirdiği botun içine sakladı. Kaşlarımı kaldırarak onu izledim, karavanı arkasına aldığı için onların görüş alanında değildi. “Sadece öğretmen olmadığına eminim,” dediğimde dudakları yukarı kıvrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oldukça iyi bir avcıyımdır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Karının ve çocuklarının güvende kalmasını sağlayacağız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu yapsan iyi edersin,” diyerek yanımdan geçerken bıçağı çaktırmadan elime bıraktı. Bıçağın gerçekten de bir av bıçağı olduğunu görünce şaşırdım, genelde avda kullanılan modellerdendi ama halat kesmek konusunda da iyiydi. Sık sık karavanla seyahat eden birinin kullanması garip gelmese de onu süzmeden edemedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Emine, karavanda kal,” diye seslendi Bülent karavanın camına hafifçe tıklatarak. Karanlık çadırlardan önce Devran çıktı, gerindi ve bir sigara yakıp etrafına bakındı. Hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi davranarak, “Pişt, buradayım!” diye seslendim Devran’a. Karanlıkta sesimi hemen duyup olduğum yöne baktı. “Bira içiyoruz, gelsene.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran bir süre yeni uyanmış bir insanın sakinliğiyle olduğumuz yere baktı, sonra yamaca doğru yürümeye başladı. Çok geçmeden çadırlardan birinin daha fermuarı indi, çadırdan Yener’in çıktığını gördüm. Yener, uykulu bir şekilde saçlarını karıştırıp tuvalet kabinlerine doğru yürümeye başladı. Bunun planın bir parçası olduğunu bilecek kadar tanıyordum onları. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, “Uyku tutmadı mı?” diye sorarken göz ucuyla eşofmanının diz tarafında duran yan cebini işaret etti. Gözlerimi kısarak onu onayladım, “Sıcaktan uyuyamadım,” dedim. “Tut şu birayı, ben de bir işeyip geliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran elimden birayı alır almaz yamaçtan aşağı salındım, hızlı adımlarla yokuşu inip tuvalet kabinlerine yöneldim. İçeri girdiğim anda kabinin kapısı açıldı, Yener’in eşofmanın içinden çıkardığı SAR B6 tabancayı ıslak tezgâhın üzerine bıraktı, ardından komando bıçağının sapını dişlerinin arasına alarak eğilip eşofmanın alt cebinden bir silah daha çıkardı. Güldüm, Bülent’in verdiği avcı bıçağını çıkarıp ona göstererek, “Bu da işe yarar,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ava mı çıkıyorsun pezevenk?” diyerek gülmeden önce dişlerinin arasında duran bıçağı çıkarıp tekrar yerine soktu. “Tabancayı al,” diyerek çıkışa baktı. “Arkadan dolanacağız, gece görüşleri varsa tespit yapmaları kolay olur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dün biraz keşif yaptım, üst yoldan gideceğiz hem üst yolu gözlemiyorlar hem de üst yola varana kadar sık çam ağaçları var, fark edilmeyiz.” Tuvaletin ormanın arkasına açılan küçük penceresine baktım. “Hadi yine iyisin, küçük deliklerden geçme konusunda benden daha avantajlısın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bayılırım dar deliklere,” diyerek ellerini duvarın kenarına koymadan önce pencereyi ardına kadar açtı. Kendini yukarı itip kusursuzca pencereden dışarı süzüldü, bir bacağı içeride kalırken kendini arkada kalan duvara yaslayıp yukarı çekti. Tok bir sesle yere atladığını duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Silahı belime yerleştirmeden önce son kez dar pencereye baktım. “Keşke senin kadar küçük olsaydım gevşek,” diyerek silahı yerleştirdim. Belimde soğuk sapını hissetmek keyif almama neden oldu ama çadırlardan birinde Zeliha’nın uyuduğunu düşünmek bile anlık olarak endişemi körükledi. Öte yandan Devran’ın diğerlerini uyandırdığını biliyordum, çadırların içinde her an taarruza geçmeye hazır Alaşafak Timi vardı. Bu beni biraz olsun sakinleştirdi ve ellerimi duvarın kenarlarına koyup kendimi yukarı çektim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Paparazzilere tuvalet penceresine sıkışmış durumda yakalanan Hande Ataizi gibi görünüyorsun,” diyen Yener sırıtıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta’dan haber aldınız mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Devran durumu anında bildirdi beni uyandırmadan önce,” dedi. “Onunla bağlantısı yokmuş. Destek ekibinin yola çıkacağını söyledi ama bana kalırsa, hiç gereği yok.” Sırıttı. “Tek başıma bile hallederim. Git çadırına dinlen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi lan.” Zıplayıp yere atladım, gözlerimi sağa çevirip etrafı kolaçan ettikten sonra, “Çamlara yürü,” diyerek ilerlemeye başladım. “Ve mümkün olduğunca silah kullanmamaya çalış, Yener.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İhtiyacım kalmaz,” diyerek peşimden geldi. Çamların arasında gölge gibi ilerleyerek üst yola çıktık. Bir yanı koruluk, bir yanı uçurum ve koyları altına alan dar yolda ilerlemeye başladık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, “Sessiz,” diyerek etrafını gözlüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu taraftan ilerle,” diyerek çalıların arkasına geçtim, dikenler tenimi sıyırırken gece iyi gören gözlerime minnettardım, keskinleşen duyularımı tek bir yöne toparladım ve ilk parıltıyı gördüğüm noktayı anında saptadım. Az ileride bir Mercedes Vito duruyordu, bu da yalnız olmadığının, birkaç kişi olduklarının kanıtıydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aov.” Yener’in sesi aniden irkilmeme neden oldu. Silahın güvenliğinin kaldırılırken horozunun çıkardığı sesi duymak hızla arkama dönmeme neden oldu. Yüzü bir maskenin arkasına gizlenmiş, siyahların içindeki adam tuttuğu silahı Yener’in ensesine bastırmış, doğrudan bana bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ortadan kaybolduğunda bir şeyleri anlamayacağımızı düşünmen saçma olmuş, Yüzbaşı,” dedi silahı tutan elin sahibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim büyük bir sakinlikle Yener’in gözlerine çevrildi. Yener, ensesinde bir silah duruyorken dudaklarına arkasında duran kişinin asla göremeyeceği bir tebessüm yerleştirmiş, benden bir işaret bekliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çenemi aşağı indirerek, “Tüh,” dediğimde Yener istediği işareti çoktan almış olmalıydı. Dirseğini arkaya doğru akıl almaz bir hızla götürdü, adamın boşluğuna sertçe indirdi. Silah havaya kalktı, neredeyse patlayacakken Yener adamın elinden silahı kapıp adamı geriye doğru devirdi ve birlikte çalıların içine düştüler. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalnız bana silah çekmek büzük ister,” diyen Yener’in ardı arkası kesilmeyen yumrukları adamın yüzüne indirmeye başladığını gördüm, yumrukların birçoğunu ona doğrultulmuş silahın sapıyla atıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana ihtiyaç kalmadığı için önüme dönüyordum ki iki kişinin Vito’ya doğru koşmaya başladığını gördüm. Silahı çıkarıp, “Dur!” diye bağırsam da durmadılar, silahı patlatmayı göze alamadım ama arkalarından koşmaya başladım. Aniden çalıların arasından önüme atlayan herif bir an algılarımın körelmesine neden oldu, ben daha ne olduğunu anlamadan adam üzerime atlayarak beni geriye doğru itti. Düşmedim ama geriye savrulan bedenim sersemledi. Silahı adama doğrulttuğumda, “Patlatmaya cesaretin var mı?” diye sordu. “Birinin daha leşini yere serdiğinde burada yaratacağın tahribatın sen de farkındasın.” Yüzündeki maskeye her konuştuğunda nefesi çarpıyor, maske dudaklarının içine doğru çekiliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’la konuştuğunu sanıyorsun değil mi?” diye sorduğumda bir an duraksadı. Dilimi şaklattım. Ve ıslıklı ses dağın derinliklerinde rüzgâr gibi eserek çınladı. Sırtından vurulan adam acı bir ses çıkararak öne doğru yere devrildiğinde hemen arkasında dimdik duran ve susturucu takılmış silahı elinde tutan kişi Devran’dı. Yamaçtan yukarı tırmanırken üzeri toprak ve kuru dallarla kaplanmıştı ve yüzünde ölümcül bir ifade taşıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözüm yere yayılan kanda takılı kalırken, “Gurur’a ulaşamıyoruz, Zincir verelim,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Susturucumu yanıma almadığımı düşünmüş olamazsın.” Devran yerde yatan bedene bakarken dudaklarına bir gülümseme yayılmıştı.  Çok geçmedi, ”Gurur, arkanda!” diyen Devran silahıyla adamı hedef aldı ama adam sırtıma atıldığı anda tetiği çekme cesareti bir anlığına kayboldu. Devran’ın arkasında beliren bir diğer adam da Devran’a bir çelme taktı, Devran arkasından bu denli sessiz yaklaşabilen adamın varlığına duyduğu şaşkınlığı gösteremeden yamaçtan aşağı kaydı ama ona el uzatan adamı bırakmadı ve birlikte yamaçtan aşağı yuvarlanmaya başladılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenim geriye çekildi, elimdeki silah fırlayıp yere savruldu ve adamın tekrar sırtıma atılmasıyla gözlerim yamaca dokundu. Yuvarlanmak için güzel bir gece, diye düşünerek adamın arkamda duran bedenine dokunmadan sadece kolunu kavradım, adamı kolundan çekerek omzumun üzerinden uçmasını sağlarken gözlerim hedefe kilitlenmişti. Adam yamaçtan aşağı yuvarlanmaya başladı, bir ağaca çarptı ve dallara takıldı. Durmadım, arkasından yamacı koşarak inmeye başladım, susturucunun sesini bir defa duyduğumda Devran’ın çoktan birlikte devrildiği adamı ortadan kaldırdığını biliyordum. Kaydım, tam adamın önünde durup onu yakasından kavrayarak toprağın içinde sürüye sürüye düzlüğe çıkardım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Debelendi, küfürler savurdu, kurtulmak için her şeyi yaptı ama kurtulamadı. Onu açıklığa savurup üzerine gece gibi çökmeden önce, “Ben sizi saklandığınız delikten çıkarmaya gelmek için yormadığın için sana bir teşekkür ederim,” dediğimde avuçlarını toprağa basmış, kalçasının üzerinde geriye doğru sürünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüne eğilerek, “Senin cürmün ne lan amcık?” diye sordum. “Değil sen, senin gibi on tanesi arkamdan aynı anda atılsa, beni durdurabilir mi?” Eğildim, av bıçağını çıkarıp herifi kafasından kavradım, saçlarını parmaklarımın arasına alıp çekerek bıçağı yüzündeki maskenin başlangıç noktasından aşağı kaydırdım. Maskenin beziyle beraber açılan yüzünden akmaya başlayan kanı izlerken, “O korkak sahibin senin gibi işlevsizleri neden yolluyor bana biliyor musun?” diye sorduğumda karanlığa rağmen adamın yüzünde kendi silüetimi görüyordum. “Deliliğimi beslemek için.” Sırıttım, bıçağı boynuna kadar indirdiğimde yarası öyle çok kanıyordu ki maskenin yırtılarak açıkta bıraktığı çirkin suratı bile kandan görünmüyordu. “Senin gibiler, benim gibi büyük yılanların gece atıştırmalığı. Gözden çıkarılacak bir bedensin, bir oyuncaktan ibaretsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayatın çoktan mahvedildi, Yüzbaşı,” diye fısıldadı çektiği ızdıraba rağmen.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve mahvedilmiş bir hayatın içine piyon olarak gönderildin. Ne yazık, mahvedilmiş bir adamın ellerinde öleceksin.” Bıçağı boynuna bastırdım. “Ama belki şansın bir geceliğine yaver gider ve sana bir gece daha yaşama hakkı tanırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözünü bile kırpmadan bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu tanıyor musun?” diye sordum. “İplerini elinde tutan herifi tanıyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevgili karın çadırında güvende mi, Yüzbaşım?” diye sorarken canı acıdığı için sesi pürüzlü çıkıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zincirin sesini benimle beraber eminim ki o an, o da duydu. Hiç düşünmedim, bıçağı soluk borusuna sapına dek soktuğumda öyle çok kan fışkırdı ki yüzüm saniyeler içinde onun tiksinç kanının rengine boyandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güvende ama sen güvende değilsin,” diye fısıldarken fışkırmaya devam eden kanı izliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Doğrulup yamacın diğer ucuna baktım, yukarıda sessizlik büyüyordu; el ayak birden çekilmişti. Yerdeki cesede ikinci kez bakmadan sırtımı döndüm, kana bulanmış elimi cebime atıp telefonu çıkarmadan gözlerim yavaşça odağına çevrildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aşağıya baktım, otuz metre kadar aşağıda son yamaç başlıyor, onun beş metre aşağısında da çadırların olduğu alan genişliyordu. Gölge gibi çadırın etrafını saran Alaşafak Timi’ni gördüm. Öyle sessizlerdi ki, onları şeytan bile duyamazdı ama öyle büyük gölgeleri vardı ki eminim şeytanın biat etmesine yeterdi de artardı. Zeliha’nın çadırının etrafını beşer metre arayla sarmışlardı, tam teçhizat geldiğinden zaten emin olduğum ekibin başında Girdap vardı, Ecevit uzun namlusunu yere yaslamış yamaçları seyrediyordu. Açık hedef hâlinde olmaları umurlarında değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgili karım güvendeydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzumun üzerinden cesede bakıp, “Ne diyorduk?” diye sordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden bir patırtı yükseldi, bakışlarım hızla yana çevrildi ve yamaçtan aşağı yuvarlanan bedeni gördüm. Bedenin altında tanıdık bir yüz görmek duraksamama neden oldu. Bülent adamın altında kalmıştı, hızla düşüyorlar, toprak onlar sürüklendikçe havalanıyordu. Devran yukarıdan, “Araca yetişemedim ama burası temiz!” diye seslendiği anda hızla harekete geçtim, Bülent’in üzerindeki herife atılacaktım ki herif elindeki bıçağı Bülent’in sağ dizine sertçe geçirdi. Bülent acı bir haykırışın ardından kafasını zemindeki taşa vurdu. Adamı üzerinden almak uzun sürmedi, adamı şaşırtan bir diğer darbe Bülent’ten gelmişti çünkü Bülent avucuna topladığı kumu adamın gözlerine fırlatarak onu tamamen savunmasız hâle getirmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adamı boyun kilidine alarak, “Hareketi kes,” dediğimde bedeni kaskatı kesildi, sırtı göğsümde yay gibi gerilmişti ama nefes bile almıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ekip yolda,” diyerek bir diğer yamaçtan kaya kaya inen Yener’i gördüm. Yener’in paket ettiği herifin hemen yanında Devran dikiliyor, komando bıçağıyla deşilmiş ağır yaralı adamı ensesinden kavramış bekliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çevrede aile sayısı az, koydaki insanlar uyanmadan şunları şuradan sepetlemek lazım,” dedi Yener boyun kilidine aldığım herife kafa atmadan hemen öncesinde. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sorgu için hayatta olanları Isparta’ya gönder,” dedim Yener’e, kolumu sıkılaştırıp herifin nefes almasını engellerken. “Bülent, iyi misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent yerde uzanmış hayatı sorgular gibi, “Harikayım,” diyerek baş parmağıyla onay işareti yaptı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ekip nereden geliyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fethiye merkezden bir ekip yollandı, on beş yirmi dakikaya gelirler.” Yener kana bulanmış komando bıçağını eşofmanının üzerine silip omzunun üzerinden yukarıya baktı. “Devo, sen karşılar mısın yoksa geleyim mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burası temiz, orada kal,” dedi Devran.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bülent yerde yatmaya devam ederken, “Bu herifler neden peşinizde?” diye sordu nefes nefese. “Dahası, sivil durumdayken nasıl bu kadar sessiz operasyon yürütebiliyorsunuz lan siz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu biliyor mu bizim kimliğimizi?” diye sordu Yener, yerde debelenen Bülent’e aldırış etmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çadırlarda bir hareketlenme başladığını önce Devran fark etti, en yukarıda, yol tarafında olduğu için kuşbakışı hepimizi görüyordu. “Gurur,” diye seslendi. “Sanırım birileri uyandı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir hışırtı sesi. Gece böceklerinin sesi o hışırtı sesini yuttu. Ardından bir hışırtı sesi daha ve çadırın dışında yükselen uzun gölgeler. Gözlerimi araladığımı hatırlıyorum, başımda müthiş bir ağrı vardı ve uyku beni içeride tutmaya çalışan bir gardiyan gibi kollarımdan kavramış dışarı bırakmıyordu. Gözlerim yeniden kapandı, çok geçmeden bir kez daha kirpiklerimin arasından hareket eden gölgelere baktım. Sesler çok sonradan geldi, fısıltıyı anımsatan sesler, üst yolda ara sıra ilerleyen arabalardan gelen motor sesi, sonrasında derin bir sessizlik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şeyin çarpma sesini duyduğum anda gözlerim sonuna kadar aralandı. Uzaklardan gelen çarpma sesi bana çok kısa anlığına hatırlamak istemediğim bir şeyi hatırlattığından kalbim öyle hızlı çarptı ki birdenbire doğruldum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonuma bir bildirim düştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan: Zeliha, dışarıda bir şeyler oluyor. Kavga mı çıktı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mesajı görüldüde bırakarak dizlerimin üzerinde doğruldum, kalbim deli gibi çarparken bir çarpma sesi daha duydum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eğilirken titreyen ellerimi yumruk yaptığımı hatırlıyorum, kulaklarım birdenbire uğuldamaya başladı. Gurur içeride değildi, dışarıda bir çarpma sesi daha duyup kumaşın kenarındaki fermuara dokundum. Fermuarı yukarı hafifçe çekerken titriyordum ve bunun nedeninin soğuk olmadığını biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural’ın sesini duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha, içeride kal.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kulaklarımdaki uğultunun yerini göğsümü dağıtmak ister gibi yumruklayan kalbimin sesi aldı. Küçük boşluktan dışarı bakmak istesem de beni görmeden sadece hisseden Vural’ın söylediği şey olduğum yerde çakılıp kalmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu elime alıp hızlıca Çolpan’a yazdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sakın dışarı çıkma.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mesaj anında görüntülendi, tekrar boşluğa yaklaşırken kendimi sakinleştirmek zorunda olduğumu biliyordum. Bir elim karnımda, usulca kumaşı kenara çektim ve hemen birkaç adım ötede dikilen Vural’ı gördüm. Çadırın önünde duruyordu, sırtı bana dönüktü, elinde tuttuğu silahın sapı karanlığın içinde gümüş rengi parladı. Hareket etmiyor, nefes dahi almıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrardan hareketsizce, “Zeliş,” dedi. “İçeride kal. Her şey yolunda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tetikte ol Alaşafak,” diyen Girdap’ın kısık sesi neredeyse duyamayacağım kadardı. Dışarı çıkmamam gerektiğini biliyordum ama neler olduğunu bilmemek içimdeki korkuyu daha da körüklemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vural,” diye fısıldadım, beni duyamayacağı kadar kısık çıkan sesimi bir komandonun kulaklarıyla kabul etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece önlem,” dedi beni sakinleştirmek ister gibi. “Her şey yolunda Zeliş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur nerede?” diye fısıldadım beni duyması için içten içe dua ederek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küçük bir kontrole çıktı.” Söylediği şey yüzünden neredeyse kumaşı tamamen açıp dışarı çıkacaktım ki, “Kulakların ne iyi duyuyormuş kız senin,” diye alay ederek beni yatıştırdı. “Hayran oldum doğrusu.” Bunları söylerken vücudu öyle hareketsizdi ki sanki konuşan Vural değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir çarpma sesi daha duydum, uzaklardan geliyor gibiydi, duyulması çok güçtü; fısıltıyı anımsatan sesler de buna eşlik ediyordu. Biri, “Devran,” diye seslenince sesi yankı uyandırdı, sesin Yener’e ait olduğunu anında anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vural! Güvende misiniz?” diye sordum panikle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural’ın hareket ettiği ilk an o andı, omzunun üzerinden bana dönen gözleri gecenin içinde değerli bir taş gibi parladı ve bana bir abinin gülümsemesini takınarak baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen güvendesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap, “Genişleyin,” dediğinde Vural bir adım öne çıktı, diğer çadırları da içeri alacak şekilde bir üçgen çizen gölgeleri çadırın içinden seçebildim. “Fişek,” dedi Girdap, Vural’a. “Zeliha’ya duvar olmayı bırakma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlaşıldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vural,” diye fısıldayabildim, titremelerim artmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “İçinden yüze kadar say, doksan dokuza geldiğinde bitecek,” dedi sakince. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sayamazdım, aklını mı kaçırmıştı? Çok değil, bir süre sonra, “Temiz,” diyen Ecevit’in sesini uzaklardan geliyormuş gibi olsa da duydum. “Ekip geldi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fareleri taşıyorlar,” dedi Girdap. “Siz yine de üçgeni bozmayın. Ben gidip bir bakayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Koyun güvenliğiyle de görüşecek,” dedi Vural beni sakinleştirmek için. “Biraz patırtı çıkardık da. Benden dolayı göremiyor olabilirsin ama Gurur’u görebiliyorum.” Silahını kaldırıp tetikte bekledi. “Merak etme, onu kolluyorum. Şu an iyi. Birini keyifle dövdü, çok havalıydı, görsen kesin bir daha aşık olurdun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimi dövdü?” diye sordum çocuk gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Röntgencilik yapan bir sapığı diyelim ama iyi dövdü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Silahı hâlâ havadaydı, Gurur’u kolladığını anlıyordum ve gözlerimi Vural’ın ensesinden çekemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geçti mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geçti. Her yer asker dolu. Endişe etme. Çişin gelse bile orada kal, olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zar zor yutkunup, “Kalırım,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ağrın var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kasılmalar veya kramp?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzel. Yeğenimin keyfini bozmayacak bir pozisyon alıp uzanır mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediğini yapamadım çünkü kalbim çok hızlı çarpıyordu, uzansam boğazıma yükselecekmiş gibiydi hızı. “Uzanmasam olur mu?” diye sorabildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Havalı göründüğümü söylersen bir düşünürüz bunu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok havalısın şu an,” diye fısıldadım kumaşı kavrayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sabah Nihan’a anlat bunu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu çalmaya başladı. Telefonu kulağına götürüp bir süre karşı tarafı dinledi, ardından, “Anlaşıldı,” diyerek telefonu kapatıp bana doğru döndü, diz çöküp çadırın fermuarını yukarı kaldırdı. Yüzünde tanıdık bir tebessümle bana bakıp, “Geçti gitti,” diye fısıldadı. “Şimdi seni arabaya götüreceğiz, olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü burada işimiz bitti,” diyerek elini bana uzattı. Ecevit, Vural’ın arkasına bir adım atarak her ihtimale karşı onu kollarken yavaşça ayaklandım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural korumacı bir tavırla elini omzuma atıp beni kolunun altına çekerek ilerlemeye başladı. Ecevit, geri adımlar atarak bizi takip ediyor, gelecek bir saldırıyı şimdiden önlemenin planlarını kuruyor gibi görünüyordu. Girdap’ın çadırlara yürüdüğünü gördüm, Zafer ile Girdap diğer kızları korumaya alarak çadırları tahliye etmeye başladılar. Park alanına kadar güvenle taşındık, kızları ve beni araçlara yerleştirirlerken etrafı saran askerleri görebiliyordum. Bir süre sonra koydaki herkes uyanmaya başlamış, meraklı gözler çadırlarından dışarı uzanarak neler olduğunu anlamaya çalışır gibi etrafı taramaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir ambulansın yokuş aşağı inmeye başladığını görünce, “Vural!” diyerek oturduğum koltuktan kalkmaya çalışıp ayağımı dışarı attım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Şşşt,” diyerek beni yerime geri oturttu. “Bülent Bey düştü, onun için buradalar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalan söyleme!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yalanı kız? Ben sana yalan der miyim hiç?” Beni omuzlarımdan daha sıkı kavrayıp yüzüme eğildi. “Zeliha, gözlerimin içine bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur nerede?” diye sayıkladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gözlerime bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vural, Gurur nerede?” diye sordum titreyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak, orada,” diyerek önümden çekildi, rütbeli olduğu giyiminden belli bir adamın önünde, tişörtünü çıkarmış, ıslak yüzünü tişörtüyle kurulayan Gurur’u gördüğüm anda panik bir dalga geri gibi geri çekildi. Gurur, karşısındaki adama bir şeyler söyledi, ardından ambulans köşeye kıvrılarak park alanına.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, “Sakinleş, bak orada,” diye fısıldayana kadar onun arka koltukta olduğunu fark etmemiştim bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanına gidelim,” dedim hızlıca.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O gelecek.” Vural silahını cebine koyup omzunun üzerinden Gurur’a baktı. Gurur bir an tüm gözlerin, özellikle de benim gözlerimin onda olduğunu hissedince bakışlarını omzunun üzerinden olduğum yere çevirdi; gözleri herkesten önce beni merceğine kabul etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudağının kenarı yukarı kıvrılırken o gözlere bulaşmayan tebessümün beni paramparça ettiğini hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine, diyor gibi bakıyordu bana. Yine senin kalbindeki en büyük korkunun sebebi oldum, affetme beni.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir yandan da o gözler, affedilmek için yalvarıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızların birbirlerine ne olduğunu sorarken çıkardıkları uğultular kayboldu, geriye sadece kalbimin atış sesleri kaldı; bir adama koşup çarpmak ona vücudumla, devirmek hatta, sarılmak, ağlamak istedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ambulansın kapıları açılırken, “Yaralı nerede?” diye soran hemşirenin sesi kulağıma doldu, bakışlarım Gurur’un gözlerinden ayrılmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradayım,” diyen acı dolu sesi duyana dek Gurur’a bakmaya devam ettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarımın omzumun üzerinden sesin geldiği yöne kaydığını hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elinde bir bıçakla orada dikilen gövde tamamen karanlıktaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bıçağı gördüğüm anda boğazım yırtılana kadar çığlık atmaya başladığımı ve bilincimin Vural’ın kolları arasında kaybolduğunu hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çıldırmış gibi attığım çığlıklar bir travmanın bende bıraktığı izden miydi yoksa saklanan acı hafızasının bir anda bıçağın kanla parladığı gibi kafamın içinde parlamasından mıydı bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bıçağı tutan gövdenin bile çığlığımdan korktuğunu hatırlıyorum, Gurur’un birden bana doğru fırladığını, Vural’ın korkuyla omuzlarımı yakaladığını, tüm gözlerin bana çevrildiğini...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vücudum Vural’ın kollarına yığılana dek çığlık atmaya devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

bizim tramvaylarımız hep böyle tetiklenecek mi ya?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

bir de gelecek bölümde, bir şeyler olmaya başlayacak, bir şeyler, bir şeyler, vın vın. hehe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

23 mayıs cumartesi günü yeni bölümde görüşürüz cnm, bir hafta mola bys

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

instagram: binnurnigiz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

bys

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.