23.05.2026

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eypio, Sana Rağmen
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dutch Melrose, RUNRUNRUN
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gazapizm, Süzülerek
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
50. GAZAP TANRISI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tanrı Aengus, her gece rüyasında aynı kızı görüyordu. Kızın kim olduğunu bilmiyordu, bu dünyada yaşayıp yaşamadığından dahi bihaberdi. Sonra bir gün kızın adının Caer olduğunu öğrendi, Caer bir lanetin altında yaşıyor, insan ömrünün bir yılını insan, bir yılını kuğu olarak geçiriyordu. Aengus onu bulduğunda, Caer kuğu olarak yaşadığı yılın içindeydi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi zar zor aralarken Maria’nın sesi uzaklarda bir çınlama gibi duyulmaya devam etti. Büyükbabam öldüğünde, Maria’nın gözyaşları içinde saçımı okşarken anlattığı bu hikâyenin devamını unuttuğumu hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha.” Biri uzaklardan adımı seslendiğinde kirpiklerim yeniden birbirine yaslandı. Karanlığı gördüm, hissettim, ona dokundum ve onun tarafından kuşatıldım. Devamlı olarak kâbuslarımda konuk ettiğim görüntüler o karanlığın içinde açılan kapının ardında yeniden oynamaya başladı. Bedenimin dışında duruyor, kapının ardında karnına saplanmış bir bıçakla öylece dikilen bedenime bakıyordum. Yere sürekli damlayan kanın sesini duyuyordum, acıyı hatırlıyordum, hissettiklerimi hatırlıyordum, düşündüğüm her şeyi hatırlıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yirmi dört yaşında, kadın, bir ay önce bıçaklı saldırıya uğramış, düşük riskinin ardından gözetim altında bir gebelik yaşıyor,” diyen kadının sesi zihnime doldu. “Tansiyonunu ölçelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Travma sonrası bu tür sinir krizleri geçirmesi doğal,” diyen bir diğer sesi duydum ama tepki veremedim, hâlâ sırtıma aldığım karanlıkla o kapının eşiğinde durmuş karnına bıçak saplı olan bedenimi izliyordum. “Endişelenmeyin, durumu iyi. Birazdan kendine gelecektir. Bu durum için bir uzmandan destek alıyor mu?” Cevabı bekledi, ben de bekledim, duyamadım, bunun yerine yere damlayan kanın sesini duydum. “Anlıyorum. Yine de bir uzmandan yardım alması gerekebilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Soğuk bir el alnımda dokundu, babaannemin sesi yine zihnime doldu: “Tanrı Angeus...”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi araladığımda ne kadar süredir kendi zihnimin içinde dolaştığımı hatırlamıyordum ama bir çift ela göz doğrudan kadrajıma girince olduğum yeri inceleme gereği bile duymadan onun eline yapıştım. Parmaklarımız bir makinenin dişlileri gibi hızlıca birbirine geçti, avucu avucuma yaslandı ve sonunda etrafıma bakabildim. Beyaz bir paravanın örttüğü, yaklaşık dört metre karelik küçük bir alanda, beyaz bir yatağın üzerinde uzanıyordum. Damar yolumun açık olduğunu fark ettim, bileğime bağladıkları serum küçüktü, neredeyse bitmek üzereydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şşş,” diye fısıldadı Gurur, parmakları eklemlerimin üzerinde su gibi ilerledi, dokunuşuyla gözlerim serumdan ayrılarak ona çevrildi. “İyisin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben...” O bıçağı karanlıkta görmenin bana bunu yapacağını bilemezdim, belki tahmin edebilirdim ama yaşayana dek acı hafızasının geri gelebileceği yönünde hiçbir fikre sahip değildim. Gurur sessizliğe gömülen dudaklarıma, sonra da şaşkınlıkla onun yüzünde dolaşmayı sürdüren gözlerime baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne hissettirdiğini tahmin edemem,” dedi, “ama o an hissettiğin her şeyi senin yerine hisseden kişi olmak isterdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayak parmaklarımı içeri çekerek yutkunup, “Bülent Bey iyi mi?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sikimde bile değil Bülent falan,” dese de sonunda derin bir nefes verdi. “İyi, merak etme. Ona neden böyle bir tepki verdiğini anlatmadık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi Gurur’un yüzünde dolaştırırken her zaman olduğundan daha genç göründüğünü düşündüğüm bu adam birdenbire gözüme çok çökmüş göründü. Gurur elimin üzerini biraz daha okşadı, beni yatıştırmak ister gibi yaptığı bu hareket kalbimi ağrıttı. Verdiğim tepkinin ne denli büyük olduğunu fark etmek çok utandırıyordu beni ama elimde olmadığı için özür dilemeye bile takatim yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi cama çevirdim, acil servis olduğunu düşündüğüm bu yerin küçük penceresinden usul usul sökmeye başlayan şafağı görebiliyordum. Dışarıdaki ağaç dalları şafağın maviliği arasında ölü damarlar gibi hareketsiz ve renksiz görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gece neler olduğunu sormak istiyorum,” dedim. “Anlatmak istemediğini, beni bunun dışında tutmak istediğini, her şeyi biliyorum ama...”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İzleniyorduk,” diye itiraf etmesi duraksamama neden oldu. “Bu işi oldukça sessiz çözmeye çalıştım ama günün sonunda kulakları en ufak hareketimi bile duyan karımı hesaba katamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İzleniyorduk.” Bu kelimeyi tekrar ederken boğazımın acıdığını hissettim, ardından bu gece kopardığım feryatlar, yükselttiğim çığlıkları hatırlayarak bunun normal olduğunu düşündüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Herkes nerede?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener yakaladığımız adamları Isparta’ya göndermek için komutanla birlikte oradan ayrılmak zorunda kaldı. İyi haber, artık muhbir olarak kullanabileceğimiz bir iki oyuncağımız var.” Bunu beni rahatlatmak için söylediğini gördüm, o da gördüğümün farkındaydı. “Alaşafak harekete geçince biraz korkmuş olmalılar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta karargah adı verdikleri birkaç fare deliğini vurmuş,” dedi beni neşelendirmek istiyor gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O adam,” dedim sessizce. “Bir terörist, bunu biliyorum ama...” Durdum, gözlerinin içine bakıp sormakla sormamak arasında kaldım. Üstelik o adamdan bahsetmek dahi tüylerimi ürpertiyordu. “O adamı da yakaladınız mı peki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Henüz değil,” diye itiraf etti. “Ama az kaldı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben o bıçağı görünce birden korktum sadece,” diyerek ikinci itirafı ortaya bırakan ben oldum. Verdiğim tepkiyi aklamak değildi niyetim, sadece hissettiğim korkunun sebep olduğu bu karmaşadan kendisini sorumlu tutsun istemiyordum. Sebebini bilsin istiyordum, şayet sebebi o değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bugün Isparta’ya döneceğiz.” Söylediğim şeyi bilinçli olarak duymazdan gelmesi beni incitmedi, aksine, onun ne kadar incindiğini gördüğümden bu konuyu kapatması daha iyiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl olduğunu yani izlendiğimizi nasıl fark ettiğini anlatmayacaksın değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gereği yok.” Yorgun bir gülümsemeyle uzun uzun yüzümü izledi. “Biraz daha iyi hissediyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural ile Zafer perdenin arkasında belirdiler, Gurur’un bakışları hâlâ yüzümdeydi ama benim gözlerim ikiliye kaydı. Zafer uzunca bir süre yüzümü izledikten sonra, “İyi görünüyorsun hamile kadın,” diyerek beni güldürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teşekkür ederim, biliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur, sen bir sigara iç istersen, biz kalırız yanında,” diyen Vural’dı, sanırım Gurur’un ne kadar sarsıldığını görüyor, ona biraz alan yaratmak için çabalıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tereddütte bir bakışın ardından Gurur yerinden kalktı, titreyen elini cebine soktuğunu gördüm. “Birazdan dönerim,” diyerek paravanın arkasına geçip gözden kayboldu. Vural, Gurur’un kalktığı yere, ayakucuma oturduğunda Zafer kollarını göğsünün üzerinde toplayarak paravanın kenarına yaslandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hanginiz anlatmak ister?” diye sordum ağrıyan boğazımla zar zor yutkunarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural gülüp, “Ne kadar havalı olduğumu mu?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer de “Bu ele ne kadar yatırdığımı ve senin başında nöbet tutarken eli kaybetmek zorunda kaldığımı mı?” diye sorarak şakaya katıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İkiniz de hayatımda gördüğüm en gıcık adamlarsınız şu an.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur’dan daha gıcık biriysem, vay benim hikâyemin baş kahramanına o zaman,” diyen Zafer’e uyuz uyuz baktım. “Şaka yapıyorum, bekar öleceğim. Elin kızıyla kafayı bozup uykularımdan olamam ve başında her gece nöbet tutamam. Aşk biraz delilik işi, ben de deliyim ama o kadar değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnşallah senin kalbini evire çevire döver birinin varlığı ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tövbe der misin Yaman bitti beni mi beddua duvarı olarak kullanmaya başladın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanaklarımın içini şişirerek Vural’a melül melül baktım ama ondan duyduğum tek şey şu oldu:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Isparta’da daha güvende olacaksın, Zeliş,”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛓️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gölün ufuğunda usul usul aşağı doğru kayarak kaybolmaya hazırlanan güneş turuncu bir madalyon gibi parlıyordu. Gurur elinde bir şampanya şişesiyle mutfaktan çıkıp iskele gibi doğrudan göle bağlanan terasa çıktığında terastaki korkuluğa yaslanmış onu izliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerinde beyaz bir gömlek vardı, gömleğin düğmeleri göğsünün altına dek açılmıştı ve kumral saçları dağınıktı, turuncu gün batımı saç tellerinin daha sıcak bir tonla parlamasına neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yavrum, seni bekliyorlar,” deyince yavaşça korkuluktan ayrılıp ona doğru yürüdüm. Üzerimde toz mavisi, boyundan bağlamalı saten bir elbise vardı. Elbise üzerimde su gibi kayıyor, içinde hem rahat hem de güzel hissetmemi sağlıyordu. Isparta’ya dönüşümüzün ertesi gününde bizimkilerle evde toplanmıştık çünkü gençler olarak bir after parti yapma şansımız olmamıştı. Simge ile Nihan kolları sıvayıp parti için hazırlık yapmaya başladıklarında bu denli coşkulu olmaları benim de partiyi kabul etmeme neden olmuştu. Gurur beni süzdü, bir elinde şampanya şişesini tutarken diğer elini belime yerleştirip, “Mavi ve tonları sana çok yakışıyor,” dedi. “En çok da lacivert ama bu renge de bayıldım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi göğsüne koyarak gülümseyip ona baktıktan sonra adımlarına uyum sağladım. Mutfaktan büyük salona bağlandık, cam kapıdan geçerek ön bahçeye geçtik. Havuzun hemen çaprazındaki beyaz koltuklara dağılmış arkadaşlarımın kadehleri içkilerle doluydu, kızların hepsi beyaz elbise giymişti; bugün tek mavi olan bendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur şampanyayı patlattı, fışkıran alkolü izlerken gülümsüyordum. İlk kadehi uzatan Cenan oldu, Gurur onun kadehini doldurduktan sonra, “Ev sınırları içinde dilediğiniz kadar sarhoş olabilirsiniz ama kusan olursa kafasını kusmuğuna sokar, saçlarını bez gibi kullanarak bizzat kendisine temizletirim pisliğini,” diye alay etti. Sarhoşluktan bahsedildiği anda tüm gözler Yener’e çevrilmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir ben bir de Yener alkolden uzak durmak zorundayız. Ben malumunuz sebepten içemiyorum, Yener de içtiği vakit itiraf yapmak için peder arayışına giriyor, bulamayınca mikrofonu eline alıp yüksek sesle günah çıkartıyor,” dediğimde Yener’in oturuşu dikleşti, bana bu hayattaki en büyük düşmanıymışım gibi bakması sırıtmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, boşalan kadehleri şampanyalarla doldurduktan sonra Cenan kadehini kaldırıp, uzun beyaz eteğini düzelterek, “Kadehimi çiftimiz için kaldırıyorum,” dedi. “Bir ömür mutluluklar çocuklar.” Göz ucuyla Gurur’a baktı. “Her ne kadar benden ay olarak büyük olsan da çocuk olduğunu söylediğim için bana teşekkür etmek zorundasın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Abimi çaldın tek kelime etmedik, abartma istersen,” diye söylendi Gurur ama kadehini Cenan’ın kadehine vurmaktan geri durmadı. “Teşekkür ederiz yengeciğim, Dide yeterince büyümüşken bir tane de sizden bekliyoruz. Ama önce bırak da benimki doğsun, çeyrek yarışı için bir rakip kabul etmiyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un söylediği şey Cenan’ın donup kalmasına neden oldu ama Muşta’nın güldüğünü duydum, Muşta gülünce Cenan’ın boynuna dek bordoya döndüğünü gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, “Emin misin Nihan, rakibi biz yapmadık yani? Son kararın mı?” diye sorarken kadehiyle Nihan’ı dürtüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana şuradan gelişine bir çakarım görürsün rakip yapmayı,” diye söylendi Nihan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu hayatta en sevdiğim şey bir rakibim olmasıdır, Simge iyi bilir,” diyen Vural, Gurur’a baktı. “Yani dua et seninle yarışmak zorunda kalmayalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kadehler birbirine vurup tiz bir ses çıkarırken, “Allah sana da nasip etsin şekerim,” diye alay etti Gurur. Ardından, “Yanımızda olduğunuz için teşekkürler,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Havuzunuz ve sınırsız içkiniz olduğu için buradayım, bir de ev büyük, Zeliha olur da bir yerde uykuya dalarsa horultusunu duymamak için şehir değiştiriyor gibi oda değiştirmek yetecek. Tehlikede hissetmiyorum,” dedi Yaman kadehten bir yudum alırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayça hâlâ sessizdi, ara sıra Gurur’a dokunan bakışları birkaç gün öncesine göre daha normal görünse de hâlâ bir şeylerin anormal olduğunu hissedebiliyordum. Muşta, üstten birkaç düğme açtığı gömleğinin manşetlerini de dirseklerine kadar sıvayarak rahat bir pozisyonda oturdu, bir kolunu koltuğun sırt kısmına koyarken, “Ee?” diye sordu. “Bundan sonrası için bir planınız var mı? Zeliha yaz okuluna gelecekmişsin diye bir duyum aldım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedim hevesle. Koltuğun kolçağına oturup dirseğimi Yener’in omzuna yasladım. “Kaçırdığım çok fazla şey oldu, Cenan sağ olsun bu süreçte bana destek olacak. Geride kalmak istemiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Çek kolunu üzerimden hain ucube,” dese de ona yaslanmaya devam ettim, o da beni itmek için herhangi bir girişimde bulunmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in kulağına eğilip, “Ben oradaki yeşil gözlü kıza aşığım,” diye onu taklit ederek fısıldadığımda Yener başını birden önüne eğdi. “Ne oldu? Senin başın eğilmedi koptu mu yoksa?” dedim eğlenerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok, kafamı içine gömecek kum arıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahkaha attım, Muşta konuyu anlamasa da gülümseyerek bizi izliyordu. “Sevindim bu kararı vermene güzelim,” dedi sonunda konuştuğunda. “Kendini zorlamadığın sürece her kararında en büyük destekçin olduğumu sakın ha unutma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerimi kaldırıp parmaklarımı birleştirerek Muşta’ya kalp yaparak oluşan kalbin içinden ona baktım. Muşta bu hareketim karşısında neşeyle güldü. Bayıldığımı biliyordu, hatta Isparta’ya adım attığım an soluğu yanımda alıp iyi olup olmadığımı gözüyle görmek istemişti. Şimdi böyle neşeli olduğumu görmenin onu da rahatlattığını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Serseri,” dedi gülümsemeye devam ederken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır sadece şu sırığın aşkına eşkıya bir kızım hepsi bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan, “Seni tanıdığımda ne kadar nazik, hanımefendi bir kızdın, bir de şu anki haline bak,” dedi içler acısı durumuma üzülerek bakarken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni görünce ödüm bokuma karıştığı için tatlı kız maskesi takıyordum, özür dilerim,” dediğimde Cenan bana dik dik baktı ama bu söylediğim en çok Vural’ın gülmesine neden oldu. Pişmiş kelle gibi sırıttım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şampanya falan içiyoruz, havuzlu bahçede oturuyoruz ama düğünden ve tatilden sonra açıkçası ağzımız da açlıktan kokmaya epey meyilli,” dedi Devran. “Gurur’un de donu olmasa bizzat götü görünecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bakayım o göte ya,” dedi Yener başını eğip, Gurur’a alttan alttan bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dirseğimle kafasını iyice ezip kendi bacağının arasına sokana kadar baskıladım. Sırıtarak ama ölümcül bir sesle, “Ben oradaki yeşil gözlü kız-” diyecektim ki, “TAMAM DUR!” diyerek altımda çırpınmaya başladı. “Şakaydı sadece.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu yeşil gözlü kız meselesi ne? Ben neyi kaçırdım?” diye sordu Muşta merakla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aa, canlandırmalı anlatma hakkımı kullanıyorum!” diyerek aniden Yener’in üzerinden çekilip ortaya koştum. Gurur’a elimle işaret edince, köşede duran şampanya şişesini bana uzattı ve şişeyi ağzıma yaklaştırıp, Firuze melodisini mırıldanmaya başladım. Yener can çekişiyormuş gibi, “Ne olur dur artık,” diyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kıskanır rengini baharda yeşiller,” diyerek kırıtmaya başladığımda Yener aniden olduğu yerden fırladı, beni beklemediğim bir anda omuzladı ama hareketleri nazikti. Ayaklarım yerden kesilirken şişeyi mikrofon gibi kullanarak şarkıma kaldığım yerden devam ettim ama beni içeri doğru kaçırdığı için sesim gitgide ortamdan uzaklaşıyordu. Öyle çok gülmüştüm ki şarkıyı yanlış söylemeye başlamıştım, dahası Gurur da, “Bıraksana lan kızı!” diyerek arkamızdan koşuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, eliyle yüzünü örtmüş, oturduğu yere adeta sinmişti. Cam kapıya tutunup beni içeri sokmasına engel olmak için çırpınırken, “Ama şarkımı bölüyorsun!” diye bağırıyor, elimdeki şişeyle Yener’e vuracak gibi kafasını hedef alıyor, bir yandan da şarkıyı mırıldanıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne olur sus artık! Muşta bari bilmesin!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye?” Aniden durup kafamı indirerek ona baktım. “Tüm Fethiye biliyor zaten Yener.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur beklemediğim bir anda beni kucaklayıp Yener’in üzerinden alınca, Yener’in kurbanlık koyun gibi baktığını gördüm. “Üzülme, herkes hayatının bir döneminde ghostlanmıştır,” dedim sahteden dudak bükerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu kızcağızı oyuncak bebek gibi oradan oraya savurup durmayın andavallar!” diye bağırdı Muşta.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan, “O hamile bir bayan,” diyerek Muşta’ya arka çıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kızcağıza bak ama katil bebek Chucky,” diyen eski düşmanım Devran’a baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O tavuk bensiz gırtlağından geçti diye ben gece gelip senin boğazını bile kesmedim, nerem katil bebek Chucky benim?” diye sordum, Gurur’un omzuna dirseklerimi yaslayıp rahat bir pozisyon alarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Asla unutmuyor, asla,” diyerek önüne döndü Devran.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuyu dağıtarak Yener’e yardım ve yataklık ettiğini biliyorum Devran,” dedim Gurur’un kucağında sırıtarak. “Muşta, neler oldu neler, tüm Fethiye duydu da bir sana çok gördüler şu dedikoduyu. Yener’e on beş gün diliyle tuvalet taşı temizletsen haklısın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha çenen tutulsun,” dedi Yener isyan eder gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karına neler diyorlar, sen anca dinle,” diyerek aniden Gurur’un sırtını yumruklamaya başladım. “İndir lan beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, “Yener, anlat,” dedi ama Yener onu tamamen duymazdan gelmeyi seçti. Bu büyük bir hataydı. Bir ömür tuvalet taşı dillemesine neden olacak bir hata.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, “Efendim?” dediğinde Yener aniden parmağıyla Simge’yi işaret edip, “Buna şarkı söyledim, bu da beni görmezden geldi,” dedi çat diye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu senin ebendir.” Simge gözlerini Yener’e dikti. “Ayrıca sadece şarkı mı söyledin? Emin misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi Simge’ye de çenen tutulsun desene,” dediğimde, Gurur, “Ya ufacık bir şeysin ortalığı birbirine soktun,” diyerek kucağında benimle aniden havuza ilerlemeye başladı. Mutlak sonumu anlayarak hızla nefesimi tuttum, çok geçmeden havuzun içine düştük. Suyun içinden sıçan gibi kafamı çıkarıp hâlâ elimde olan şişeyi sallayarak, “Muşta bilmem farkında mısın az önce Yener sana duyuldu attı. Bunu Simge’den öğrendiğini düşünüyor ve cezasının on beş gün değil, iki buçuk aya yükseltilip iki buçuk ay tuvalet taşı dillemesini talep ediyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur ellerini belime koyup beni suyun içinde kendine çekerken, “Git patlatırım şunu kafanda senin de,” diye tehdit ettim onu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok geçmedi üzerinden, Muşta’ya bir süre daha duyuldu atan Yener, Simge ile ağız dalaşına girdi. Bir süredir görmezden gelindiği kızla kavga amaçlı olsa da etkileşim kurduğundan başı okşanmış köpek gibi göründüğünün farkında bile değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hamile biri yiyecek içecek aşerir, bu kaos aşeriyor,” diyen Gurur beni suyun derinliklerine çekerken çırpınmaya devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Ya kes sesini hadi,” diyerek oturduğu yerden kalktığı anda, Yener beklenmedik bir anda onu bileğinden yakaladı. Muşta tam müdahale etmek için ayaklanmıştı ki, “Kessene,” diyen Yener’in ciddi sesi hepimizi duraksattı. Simge öfkeyle bileğini kavrayan ele, ardından o elin sahibine baktıktan sonra, “Kesmenin bir yolunu biliyorum,” diye fısıldadı. Romantik bir sahne beklediğimi söylemem gerek, birden çekip öper, hepimiz öyle onlara bakakalırız sandım ama Simge aniden Yener’in karnına sertçe vurdu. Yener geriye doğru düşüp havuza düşmeden önce, “Ya?” diye fısıldamış, kavradığı bileği daha sıkı tutarak havuzun derinliklerine Simge’yi de beraberinde götürmüştü. Suyun içinde birkaç saniye kayboldular, dalgaların içinden çıkarlarken Simge ondan uzaklaşmaya çalıştı ama Yener onu kendine tekrar çekti. Boğuşup birbirlerine avuçlarını suya çarparak su sıçratırlarken şirin görünüyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben de kocamı kafasında şişe patlatmakla tehdit ediyordum işte.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Midem ağzıma geldi,” dedim elimde Gurur’un kafasına inmek için konumlandığından havada duran bir şişeye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, aniden ayaklanıp Cenan’ı bacaklarından yakalayarak sırtına atıp havuza atladı, Cenan için çığlık atacak vakit bile yoktu. Vural da aynısını yapmaya yeltendi ama Nihan ona kötü kötü bakınca Nihan’ın elini nazikçe tutup havuza girmeyi teklif etmekten başka çaresi kalmadı. Herkes bir bir havuza atlıyor, Mehtap ve Ayça dışındaki tüm bedenler havuzun içinde birbirine saçarak delice eğleniyordu. Yıldızlar gökyüzünde ateş topları gibi parlamaya başlayana dek buna devam ettik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ara ara Girdap havuzun kenarına gidip ellerini dışarı uzatmış, Mehtap eğilip ona gülümserken Mehtap’ı alnından öpmüştü. Ayça’nın ise yüzünde günlerdir asılı duran o ifadesizlik maskesi çatlamış, bizi izlerken kıkırdamaya, telefonunu çıkarıp videolarımızı çekmeye başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gecenin sonunda çoğu alkolden dolayı iyice salmıştı kendini, şakalar havada uçuşuyor, bazıları da koltuk köşelerinde uykuya dalmış gürültüden hiç etkilenmiyor gibi fosur fosur uyuyorlardı. Kurulanmış bir köşede oturmuş Pars, Kestane ile Leon’u okşadığım sırada bakışlarım havuz ışıklarının maviliğiyle yüzünün bir kısmı aydınlıkta kalan Gurur’a dokundu. Parmaklarının arasında bir sigara yanıyor, ensesinde bir havlu duran Zafer ile sohbet ediyordu. Nadiren maske takmadığı, dalıp gitmediği anlardan biriydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı, Leon’un kahverengi kulaklarıyla oynayarak, “Baba bu gece daha iyi görünüyor değil mi?” diye fısıldadım. Sanki beni anlıyormuş gibi iri gözleriyle uzun uzun yüzüme baktı. Çok tuhaftı, Leon ile Pars sanki yaşanan her şeyin farkındaydılar, gözlerimin içine hiç konuşamasalar da çok şey biliyor ve aynı zamanda bana çok şey söylüyor gibi bakıyorlardı. Kestane, Leon ile Pars’a adapte olmak konusunda çok zorlanmamıştı, Leon ile Pars da onu dışlamak yerine kolayca içlerine kabul etmişti. Gözlerimi Kestane’ye çevirdim. “Hikayemin başladığı günü hatırlıyor musun?” diye fısıldadım ve Kestane çenesini dizime yaslayıp uzun uzun gözlerimin içine baktı. “İkimiz için de ne kadar karanlık bir geceydi, değil mi?” Gözlerimi kaldırıp Gurur’a baktım. “Üçümüz için de,” diye düzelttim sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu, Gurur’un beni duymuyor oluşuna rağmen omzunun üzerinden usulca bana çevrilen buz sıcağı gözlerinin gözlerime takıldığı ilk andı. Dudaklarımdaki tebessümü de gördü, gözlerimden ona uzanan ifadeyi de. İki parmağının arasında gitgide küçülen sigarayı dudaklarının arasına alıp nikotini içine çekerken kısılan gözleri gözlerimden ayrılmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O gece,” diye fısıldadım Gurur’un duymayacağını bile. “Her şeye rağmen iyi ki yaşandı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛓️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
GURUR MERT ÇALIKLI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
TERAPİ SEANSI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Oda şaşırtıcı derecede sessizdi. Sessizlik ofis sessizliği gibi değildi. Duvarların rengi hastanede olduğu gibi kırık beyaz değil, sıcak bir kum tonuydu. Pencerenin önündeki ince tüller rüzgârla çok hafif hareket ediyor, güneş ışığını keskin değil yumuşak bir şekilde içeri yayıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir köşede duran küçük kitaplığın üzerinde kum saati vardı, kum yavaş yavaş aşağı akıyordu. Odaya ilk girdiğim andan itibaren her detayı fark etmiştim zaten. Kapının menteşesi, pencerenin kilidi, odanın tek çıkışı, terapistin masasının üzerindeki kalemlerin dizilişi... Refleksti bu farkındalık. Bir alışkanlıktı benim için gözlemlemek. Hayatta kalma içgüdüsü olarak kullanmamıştım, benim için mesleki bir deformasyondu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Terapistin masasının karşısında yan duran koltuğa oturduğumda omuzlarım gevşek görünüyordu, bacaklarımı rahat bir açıyla öne uzatmıştım ve ellerim de dizlerimin üzerinde duruyordu. Sanki buraya gerçekten iyileşmek için gelmişim gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Terapistin ismi Barış’tı. Sesi yumuşak, rahatlatıcıydı ama bunun markalaşmak için üzerine bastığı sahte bir etiket olduğunu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hoş geldin, Gurur,” dedi. Kırklı yaşlarının sonlarında görünüyordu, masasının arkasına saklanmak yerine tam karşımdaki koltuğa oturmuştu. Yakınlık kurmadan derinlere inemeyeceğini biliyor gibiydi, bana dikkatle bakan profesyonel bir göz kolayca içeri sızamayacağını zaten bilirdi. Yani bu tercih, görüyordum ki bilinçli bir tercihti. Hireyarşi kuracak olursa içeri sızma şansı olsa da bir duvara toslayacağını biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu başımla selamladım ama karşılık vermedim. Barış başını hafifçe eğdi. “İlk seanslarımız genelde biraz tuhaf olur,” dedi. “İki yabancı insan bir odada oturup çok kişisel şeyler konuşmaya başlar. Bu senin için rahatsız edici mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Omuz silktim. “Benim adıma problem yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Barış gülümsedi. “İnsanlar genelde böyle söyler.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kısa bir sessizlik oldu. Zincir’in bakışları tıpkı benim gibi odada dolaşıyordu. Barış not defterini açarken gözlerini benden ayırmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Buraya gelmene sebep olan şey hakkında biraz konuşabilir miyiz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha’yı iyi olduğuma inandırmak için, diyemezdim. Uzun uzun adamın gözlerinin içine baktıktan sonra, bildiğini biliyor olmama rağmen, “Yakın zamanda eşim bıçaklı bir saldırıya uğradı,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Barış bir süre gözlerimin içine baktı, ardından gözlerini not defterine indirip kaleminin ucunu oynatarak bir şeyler karaladı. Sonra kafasını kaldırıp tekrar gözlerimin içine baktı. “Bildiğimi düşünüyor olmana rağmen yeniden sormam seni rahatsız etti mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Fazlasıyla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri yüzümde gezindi. “Bu olay tam olarak ne zaman yaşandı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı, bunu tutamadım; Barış duraksadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bildiğinizi biliyor olmama rağmen neden üsteliyorsunuz?” diye sordum sessizce, dudaklarımda hâlâ yer verdiğim o gülümsemenin ortamı buz kestirdiğini hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana rahatsız olmadığını söylemiştin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zincir başını kaldırıp adamı süzdü, benim dudaklarımın kenarında hâlâ bir tebessüm asılı duruyordu: “Fikrimi değiştirdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir bilinmeze bakıyor, bir kuyunun içinde bir şey görebilme umuduyla aşağıya eğiliyordu. “Pekala. Ve o zamandan beri?” diye sorarak tamamlamamı bekledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Travma sonrası stres bozukluğu yaşadığım düşünülüyor,” dedim sanki çok normal bir şeyden bahsediyormuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düşünülüyor, dedin,” diyerek kaşını kaldırdı. “Sen ne düşünüyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerimi karnımın üzerine yerleştirip birleştirdim, parmaklarımı yukarı kaldırıp indirirken, “Bunun cevabını bulması gereken sen değil misin?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durdu, gözlerini not defterine indirirken, “Demeye çalıştığım, sen kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin karşında oturduğuma göre, sanırım pek iyi değilim,” diye açık uçlu bir cevap bıraktım masaya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Boğazını temizlemek için öksürdü. Kolay olmayacağını zaten biliyor gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyku düzenin nasıl?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dürüst olursam, buraya uzun süre uğramam gerekecek, diye düşündüm. Karnımın üzerinde duran elime bakıp, “Normal,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gece uyanmalar?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eh, herkes kadar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Herkes kadar? Bu insandan insana değişkenlik gösterir. Ne sıklıkla?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Haftada iki üç,” diye yalan söyledim. Kalemi not defterinin ortasına bırakıp, “Rüyalar görüyor musun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım ilk kez sabit durduğu yüzden ayrılıp adamın arkasındaki pencereye kaydı. “Her insan rüya görür,” dedim ama gözlerim sallanan tül perdeden ayrılmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin rüyaların ne hakkında?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uykular onu koruyamadığımı hissettiğim için kaybolmuştu belki ama kaybolmasının bir nedeni daha vardı. Gözlerimi yumup derin bir suyun içine batıyormuş gibi boğuluyor, boğulurken görüntüler suyun akslerinde beliriyordu. Zeliha’nın sırtı bana dönük duran silüeti. Bıçak. Kan. Asansör. Hastane duvarları. Monitörler. Sesler. Sinyal sesi. Birden kulağım çınlayınca uzun süre konuşmadığımı hissederek adama baktım ve maruz kaldığım bakışlar karşısında sinyal sesi dalgalanarak aniden yükseldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rüyaların Gurur,” dedi tekrardan. “Ne hakkında?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşananlar hakkında,” dedim, yalan değildi ama tamamen açık da değildi; üzerine çarşaf gibi örtülmüş sırlar vardı. Barış, “Eşinin saldırıya uğradığı anları mı görüyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenem seğirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşananlar hakkında dediğime göre unicornları görüyor olmalıyım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öfkelendiğimi görmüştü, dudaklarım dümdüz gergin duruyor, doğrudan gözlerinin içine bakıyordum. Baş parmağım sürekli olarak birleşmiş ellerimin eklemlerine sürtünüyordu, böyle giderse aşınacak, kanayacaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rüyaların genelde olayın kendisini mi içeriyor yoksa başka şeyler de dahil oluyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sürekli,” diyerek öne doğru eğildim aniden, refleksle geriye yaslanarak gözlerimin içine baktı. Birbirimize o kadar uzun baktık ki birden gerçek beni göreceğinden endişelendim. “Sürekli karımla alakalı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu anda,” diyerek beklemediğim bir anda o da öne doğru eğildi. “O anı düşündüğünde bedeninde bir şey hissediyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenem kasılırken alnımda atmaya başlayan damarı hissettim, sinyal sesi adamın sesiyle doğru orantılı artıp azalıyor, bazen tekdüze ilerliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu önemli mi doktor?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümden ayırmadan, “Travma sadece zihinde değil, bedende de saklanır,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sinyal sesinin varlığını bana bu kadar net hatırlatan başka bir cümle olmamıştı. Bir saniye geçti, sonra iki. Üç. Dokuz. On yedi ve sonra saymayı bıraktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir...” Durdum söylemekten vazgeçtim ve “Göğsüm sıkışıyor,” diyerek belirtilerimden sadece birini ona sundum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu anda mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır. Hatırladığımda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını salladı, dahası olduğunu bilen gözleri canımı sıkıyordu. “Bu çok tipik bir travma tepkisi,” diye başladı cümlesine. Kum saatindeki kum biraz daha aşağı indi. “Sana bir şey sormak istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gönder.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durdu, mizacımı çözme isteğiyle beni süzdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu kurtaramadığını düşünüyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yerimden fırlayıp onu yakasından tutmak, kaldırıp masaya yasladıktan sonra kafasını arka arkaya masanın yüzeyine geçirmek istesem de yapmadım. Sadece keskinleşen bakışlarımı tutmak güçsüzleşti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” diye yalan söyledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zihnin buna inanıyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bence sus.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Travma bazen insanların zihinlerinde şu cümleyi bırakır.” Kalemini eline alıp deftere küçük bir daire çizdi. Daireyi izledim. “Eğer daha hızlı olsaydım...” Bir çizgi çekti. “Eğer orada olsaydım...” Kalem durdu. “...bu olmazdı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu düşünceler sana tanıdık mı geldi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok mu?” diye sorduğu anda yerimden fırlayıp adamı yakasından yakalayarak ayaklarını yerden kestim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Korkunun kokusunu aldım ama hiçbiri hissettiğim ızdıraptan daha büyük değildi. Karşımda durmuş kalbimi okuyormuş gibi yönelttiği her cümle içimde gitgide daha da büyüyen o yok etme isteğini körüklüyordu. Yok etmek istediğim neydi? Yok etmek istediğim kimdi? Kendimi yok etmek istediğimi fark ettiğimde adamın yakası hâlâ parmaklarımın arasında duruyor, ayakları yerden kesilmiş bedenin sahibi bana dehşet içinde bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir anlaşma yapacağız,” dedim hiç düşünmeden. Barış’ın gözleri gözlerimden ayrılmadı, çırpınmıyor, sanki yırtıcı bir hayvanın önünde yaşamı için pozisyon almış sakinliğini korumaya çalışıyordu. “Nasıl ki özel olan her şey bu odada kalacaksa, bu anlaşma da tüm şartlarıyla birlikte ikimizin arasında kalacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni anlamıyorum,” dedi sadece.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu yere indirirken, “Kural basit,” dedim. “Bana uyacaksın. Senden tek talebim bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benden iyi hissetmek dışında bir talebin olamaz.” Geriledi, yakasını düzeltirken tekrar saldırıya geçmemden çekiniyormuş gibi beni süzüyordu ama ölçülü hareketleri korktuğunu gizlemek için şu ana dek geliştirdiği tüm yöntemleri açığa çıkarıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu iyi hissetmem için yapılmış bir talep,” diyerek ona doğru bir adım attım. “Bana söylediğin günlerde burada olacağım, oturup senin saçma sapan anılarını dinlerim ya da susarız ama buradan her çıkışımda çevremdeki herkesi daha iyi olduğuma inandıracaksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaşkınlıkla, “Ne?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu seansların tamamı formaliteden olacak diyorum, ben senden beni anlamanı beklemeyeceğim, sen de beni anlıyormuş gibi dalkavuk sözler etmeyi bir köşeye bırakacaksın. Bunu ücretli mola gibi düşün. Paranı alacaksın ve işini yapmana gerek kalmadan yarım saat dinleneceksin. Kimsenin derdini dinlemeden, dağılmış bir zihni toparlama girişiminde bulunmadan. Bu senin için bir fırsat. Geri tepme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerime öyle uzun baktı ki ruhumu görüyormuş gibi hissettirmesi öfkeyle dişlerimi sıkmama neden oldu. “Gurur, senin yardıma ihtiyacın var,” dedi gerçeği saklama gereği duymadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tırnaklarım avuç içime saplanırken yumruğumu geçirecek bir yer bulamamanın verdiği sıkıntıyla gözlerimi yumdum. “Evet,” dedim, “bana yardım edecek misin?” Gözlerimi açtığımda bir bilinmezliğe değil bir harabeye baktığını sonunda o da fark etmişti. “Karım için bunu yapabilir misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni anlamakta güçlük çekiyorum.” Elini beni sakinleştirmek ister gibi kaldırıp avucunun içini yere doğru usul usul salladı. Bir hayvanı sakinleştirmek ister gibi yaptığı bu hareketi karşısında duraksayıp derin bir nefes aldım. “Benden istediğin tam olarak nedir?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlaşmaya varalım istiyorum.” Söylediğim şey kafa karıştırıcı değildi, gerçeği görüyor ama reddederek daha fazla derine inmeye çalışıyordu. Bu hareketimden bile sonuçlar çıkardığını fark etmek beni deliye çevirdi. Gözlerimi yumup dişlerimi birbirine bastırarak, “Bana incelenmesi gereken bir hayvanmışım gibi bakıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, hayır elbette sana öyle bakmıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman benimle bir anlaşmaya varman gerek. Sana ne kadar istiyorsan o kadar öderim, sadece her hafta yarım saat şu koltukta oturacağım ve sonra siktir olup gideceğim. Hiçbir şey duymak istemiyorum, bana sorular sorulmasını istemiyorum. Sadece ben bir şey sorarsam cevap almak istiyorum, hepsi bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu etik bile değil,” derken sesinde şaşkınlık vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Etikliği metikliği sikimde değil doktor, bunlar benim hiç sikimde değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Barış, “Sen iyileşmek istemiyorsun,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Ben iyileştiğime inandırmak istiyorum.” Ona doğru bir adım attığımda benden korkmadı, sadece orada durup bir sonraki hamlemi merak eder gibi gözlerimin içine baktı. “Şu an iyileşemem anlıyor musun? Şu an iğnelerle sakinleştirilen bir aslan olamam, şu an o kafesin dışında tüm öfkemle, hiddetimle çıkmak zorundayım. Şu an ehlileşemem bunu anlıyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu yapamam, ben bir uzmanım ve bu etik değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapacak başka birini bulamam mı sanıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu kimse kabul etmez,” dedi. “Karını kandırdığında ve iyileştiğine onu inandırdığında daha büyük bir yıkım yaşamayacağını nereden biliyorsun? Ya rol yapamayacak noktaya gelirsen? Ya seni iyileştiremeyeceğim bir seviyeye ulaşırsan?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman bırakırsın beni, siktir olur giderim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bak, rapor yazmak zorundayım anladın mı? Her şey aramızda kalacak elbette, özel hiçbir bilgini paylaşmayacağım fakat raporlamak durumundayım. Sen devletin askerisin, ben de bu devletin hizmetinde çalışan bir doktorum. İkimizin de vazifeleri var. Senin bu durumunu çözmek zorundayım, bunu yaparken her bir aşamadan devleti haberdar etmek zorundayım. Evrakta sahtecilik yapmaktan ne farkı var tüm bu söylediklerinin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben terapiyi kendi isteğimle kabul ettim, raporlamak zorunda falan değilsin. Bu benim daha iyi bir baba olabilmek için seçtiğim şeydi, kendi isteğimle verdiğim bir karardı.” Dudaklarımdan dökülen şey, Barış’tan önce beni aydınlattı. İyi bir baba olmak için buradaysam, neden daha kötü bir adam olabilmek için zaman istiyordum? Barış karmaşayı görmüş olmalı ki elini aşağıya indirip derin bir nefesin ardından konuşmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öncelikle sen bir Yüzbaşı’sın, girişi özelden sağlamadığın müddetçe benimle görüşmelerine ulaşmaları kolay olacaktır,” dediğinde, “Sana ne kadar istersen o kadar öderim, özelden giriş sağlıyorum zaten,” diye böldüm ama umursamadı, söyleyecekleri bitmemiş gibiydi. “Sonrasındaysa, madem iyi bir baba olmak için buradasın, o hâlde neden iyi bir baba olma şansını reddediyorsun? Neden böyle bir oyun oynama gereği duyuyorsun? İntikam alma arzusunu gözlerinde bu odaya girdiğin ilk andan beri görüyorum, kör değilim, işinde iyi bir hekimden fazlasıyım, bir gözlemciyim. İntikam sana anlık tatmin duygusu yaşatacak yaşatmasına fakat sonra ne olacak Gurur? Evine döndüğünde, elini yıkadığında, üzerindeki izlerden kurtulduğunda ve koltuğuna oturup normal bir aile babasıymışsın gibi davranmaya başladığında, bu seni yeterince iyi bir baba yapmaya yetecek mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söyledikleri bir kurşun gibi deliyor, kurşunun girdiği yerden kan değil keder akıyordu. “Damarımın üzerinde gezinme,” dedim dişlerimin arasından. “Bana beni zaten uyutmamaya devam eden şeyleri tekrar söylediğinde o şeyleri ilk kez görmüş gibi şaşırmıyorum, sadece daha büyük bir öfke duyuyorum. Çünkü ben zaten bu gerçekle çok uzun zamandır yaşıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu iyileşmek için bir adım değil, sen kendinle beraber herkesi kandırmak istiyorsun. Uçurumun önündesin, sana elimi uzatıyorum ve tutup bana doğru gelmek senin elinde ama uçurumdan aşağıya bakmak, aşağıya sarkmak, kendini o boşluğa bırakmak daha çekici geliyor sana.” Söyledikleri kaşlarımın üzerindeki damarın sertçe atmaya başlamasına neden oldu. “Ben görüşme sağladığım birinin uçurumdan düşmesine yardım ve yataklık edebilecek türden gri bir ahlaka sahip değilim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gri değil kömür karası ahlaka sahip olan benim, olur da işler söylediğin gibi giderse, seni silahla tehdit ettiğimi ve hayatını mahvedebilecek kapasitede biri olduğumu söylersin,” dedim, bu bir tehdit değildi ama sanki yapmışım gibi, onu tehdit etmişim gibi baktı gözlerime.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu anlaşmayı kabul etmezsem bir başkasını tehdit ederek istediğini yaptıracağını mı düşünmeliyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben-” Duraksayıp gözlerinin içine baktım ve bir yalan söyledim: “Yaparım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorumluluğu üstlenecek misin?” diye sorarken birden gözleri farklı bakmaya başlamıştı, sanki kabul ettiği bir anlaşma değildi, bir deneyi gözlemlemeyi kabul ediyordu ve denek olmak o an için umurumda bile değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu zaten söyledim. Sen akıllı bir adamsın. Tekrara düşürme beni doktor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sessiz kalacağımı düşündüren nedir?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen gri bir ahlaka sahip değilsin,” dediğimde duraksadı. “Birine bir söz verirsen tutabilecek bir adamsın, değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başına bir şey gelirse çalacakları ilk kapı benim kapım olacak,” dedi başını iki yana sallayarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim arka cebime gittiğinde gerildiğini gördüm. Arka cebimden ince bir zincir çıkardım, zincir avucumun içinde çözülerek aşağıya sarktığında gözlerimiz hâlâ birbirine dayanmış bıçak ve kemik gibi görünüyordu. “Al bunu,” dedim. “Olur da başıma bir iş gelirse, boynuna bunu sar, yirmişer saniye arayla şiddetini arttırarak dört, beş kez sık boynunu. Bu zincir diğerlerine benzemez ve herkes erişemez. İzi, üç dört gün kalır. Başıma bir şey gelirse ve bundan sorumlu tutulursan, izi göstermen kafi olacaktır. Ne şartlar altında çalışmak zorunda kaldığını görürler ve aklanırsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O an, Doktor Barış gözlerimde ne görmüştü bilmiyordum, bu zincir, adımı aldığım demir parçası ona ne hissettirmişti bilmiyordum, ondan istediğim şeyin onun için ne anlama geldiğini dahi bilmiyordum ama bakışları birdenbire tüm iradesini yitirmiş, profesyonelliğini kapı dışarı etmiş gibi derinleşmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kadar çok mu?” diye sordu. “Kandırmayı göze alacak, yaratma ihtimalin olan sonundan korkmayacak, bu kadar ileri gidecek kadar... O kadını bu kadar çok mu seviyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soru mu bu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uzun süren sessizliğin ardından, “Bu teklifi tek bir şartla kabul edeceğim Gurur,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dinliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zamanı geldiğinde uçurumdan aşağı kaymadan önce seni yakalamama izin vereceksin. İyi bir baba, iyi bir eş olabilmen için değil çünkü bana kalırsa sen zaten öylesin. İzin vereceksin. İyileşmeyi hak eden bir adam olduğun için.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biri omzuma yumruğuyla vurmuş gibi sendelememek için ayaklarımı yere daha sağlam bastım. Zincir parmaklarımın arasından sarkmaya devam ediyordu. Sinyal sesi yavaşladı, sonra bir anlığına perdeden içeri dolan rüzgârın sesi sinyal sesinin yerini aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlaştık doktor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve böylece, her perşembe saat 14.15’teki randevularımızın ilkini tamamladığımızı hatırlıyorum. O zaman, Barış’ın hayatımda önemli bir yere sahip olacağını bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve Barış da o gün onun yanından ayrıldıktan hemen sonra birini öldürmeye gideceğimi bilmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Barış’ın odasından çıktığımda şık bekleme salonundaki portatif koltuğa yayılmış duvara monteli televizyonu izleyen Zeliha’nın yüzünde görülmeye değer bir heyecan vardı. Eşinin ilk seansı sona ermişti, merak dolu olduğunu biliyordum fakat Zerdali içini kemiren tüm sorulara rağmen üzerime gelmedi, tek kelime etmeden yerinden kalkıp elini bana uzattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elini tutup oradan çıkmadan önce omzumun üzerinden ona bakıp gülümsediğimi hatırlıyorum. Ne yazık ki bu dünyadaki en sevdiğim insan, elini tutan parmakların birkaç saat sonra kana bulanacağından bihaberdi. Mutlu görünüyordu ve bu bana yetti de arttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıda bizi bekleyen araç Yener’e aitti, Zeliha aracı görünce bana çevirdiği bakışlarının üzerinde yay gibi duran güzel kaşlarını çattı. Anlamıştı, onunla yollarımız birkaç saatliğine ayrılacaktı ve eminim ki bu onu epey rahatsız etmişti. Beni de ediyordu. Yanağından bir makas alıp, “Yener seni eve bırakacak, yanında kalacak. Kızları da alırsınız istersen,” dediğimde duraksadı. Evin etrafı güvenlikle örülmüş görünmez bir duvardı, o yüzden şu an tesisten bile daha güvenli olan eve gitmesini daha doğru buluyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen nereye?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tesise gitmeliyim yavrum,” dedim. “İşimin başına dönmem gerek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri bedenimde dolaşıp tekrar yüzümün ortasına toplandı. “Sivil mi gideceksin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Araçta,” diyerek çenemle arabamı işaret ettim. “Tesise varır varmaz giyinirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu yanımdan ayırıyor olmamdan bir şeyler çıkarmak istiyormuş gibi yüzümü izledi uzunca bir süre. Şükür ki Yener kafasını camdan çıkarıp, “Kız,” diye ona seslenerek dikkatini dağıttı. “Hadi seni mi bekleyeceğim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bekleyeceksin, bugün şahsi kölem senmişsin,” diyen Zeliha bir defa daha bana baktı. “Ara beni tamam mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur.” Eğilip yanağından sertçe öptüm. “Git bakalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arkasına bakmamak için çokça mücadele ettiğini fark ettim. Arabaya binmeden önce sonunda mücadelesini bir kenara bırakıp bana baktı, biraz kırılgan biraz da meraklı gözleri yüzümde dolaşırken gülümsedi. Ondan bir şeyler gizliyor olduğumun gayet farkındaydı lakin ağzını açıp tek kelime edemiyordu. Sanki gerçeği duymaktan değil de ona bir yalan söyleyecek olmamdan korkuyordu. Aramıza yalanları sokmadan onu bu ateş hattından nasıl çıkaracağımı bilemeyerek ve bana sormadığı her soru, söyletmediği her yalan için ona minnet duyarak gülümsedim. Araç hareket ederek uzaklaşana dek bana bakmaya devam etti. Ne zaman ki Yener’in aracı köşeyi döndü, işte o zaman gevşeyen yüz hatlarım asıl olduğum kimliğe büründü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim pantolonumun cebine gitti, odadan çıkarken cebime geri soktuğum zincirin soğuk halkalarını avucumun içine alırken telefonumu çıkarıp Devran’ı aradım. İkinci çalışta telefon açılınca, “Tesiste misin?” diye sordum, cevabın ardından, “Geliyorum, Muşta’ya görünmemeye bak,” dedim ve telefonu kapattım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zerdalime yalan söylememiştim, gideceğim ilk yer tesisti ve elbette görevimin başına geçtiğim de doğruydu. Çarpıtılmış gerçekler bir noktada yalana dönüşür müydü bilmiyordum. Mecburiyetin sırtımda bir kambur yarattığını hissediyordum, işte olan buydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefondaki not uygulamasına girip yanına çarpı atılan isimleri okudum, aralarından bir isim dikkatimi çekti. Çarpı atılan isimlerin altında kalmıştı, sonunda bir çarpı yoktu; temizlenmemiş yeni bir hedef. Alınacak cevaplar olsun ya da olmasın, sonu diğerleriyle aynı olacaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabama binip direksiyonu hızla çevirerek beklenmedik bir hızla park alanından çıktım, yaşlı bir kadın, “Yavaş be!” diye bağırıyordu arkamdan amna umursamadım. Sıkılı bir çeneyle tesise sürdüğümü hatırlıyorum, yol normalden iki kat hızlı katedildi, Devran araca binmeden önce siyah kamuflajlara bürünmüştü. Maskesini arka koltuğa atarak, “Hızlı uç çünkü Muşta gördüğü her kuşu sapanla kovalıyor bugün,” dedi. “Yokluğumuzu fark ederse yeriz naneyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Emin misin buna karışmak istediğine?” diye sorarken direksiyonu sertçe çevirip toprak yola sarsılarak girdim. Devran’ın bakışlarının yüzümde dolandığını hissedebiliyordum; görmeye alışkın olduğu bir kimliği daha önce böylesi kana susamış hâldeyken görmüş müydü orası muammaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Siyah cicilerimi giydim ya daha önce hiç bu kadar istekli gördün mü beni? İstekli hallerimi tek bir kişiye saklarım oysa, sen bir istisnasın bugün,” diye alay etti ama kemik gibi çıkan sesi ve ifadesiz siyah gözlerinden dolayı genelde onun şaka yaptığını kimse anlamazdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman sana sağlam bir eğlence borçluyum,” dedim ifadesizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biz Fethiye’deyken kaçırdığım eğlencenin yerini doldursa iyi olur. Aytekin her birini sivilce gibi patlatmış. Havada uçan uzuvları izlerken çok keyif duyduğunu söyledi,” dedi Devran, camı indirip bir sigara yaktı. “Kime gidiyoruz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saadettin,” dedim. “Hurdacılık yapıyormuş. Yersen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Adını hangi ara öğrendin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ver bir sigara,” diyerek elimi ona uzatırken gözlerimi dağ yolundan ayırmadım ve sigaramı yaktıktan sonra son kurbanlarımdan birinin evinde ele geçirdiğim isimlerden bahsetmeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Isparta’nın merkezinin epey dışında kalan, insanların kasaba olarak gördüğü ama yüzölçümü bir kasabadan dahi küçük olan, sadece üç mahalleli o yerleşim alanına gitmemiz çok uzun sürmedi ama arabayı kenara çekip izbe mahallelerin birinin ara sokağında beklemek zorundaydık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Motor stop ettiğinde içine girdiğimiz dünyanın sesi arabanın içine dolmuştu. Az önce tekerleklerin altında ezilen taşların motorun kaputunun altından gelen titrek uğultunun doldurduğu boşluğu şimdi mahallenin çürük uğultusu dolduruyordu. Uzakta bir köpek havlıyor, bir evin açık penceresinden televizyon sesi taşıyordu sokağa. Bir yerde de metal sürtünmesine benzeyen boğuk bir ses vardı, rüzgârın tenekelere çarpıp geri geldiği o rahatsız edici tınıydı sanırım bu. Havada hurdalık kokusu vardı. Pas, mazot, çamur ve uzun zamandır güneş görmemiş yoksulluğun ağır kokusunu soluyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Farları söndüreli çok olmuştu, aracın içi loştu. Devran sigarasını camdan dışarı doğru tutarken kor gibi yanan ucu yüzünün bir kısmını aralıklarla görünür kılıyordu. O anlarda onun da tıpkı benim gibi insan postunu bir kenara bırakıp karanlıkta bekleyen bir şeye dönüştüğünü fark ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sokağın ucundaki tek katlı yapıya baktım. Dışarıdan bakınca yarı depo, yarı gecekonduydu. Ön tarafında paslı demirler, üst üste yığılmış kaportalar, kırılmış buzdolabı kapakları, içi boş yağ tenekeleri vardı. Sağ tarafa çekilmiş brandanın ardında daha büyük bir alan olduğu belliydi. Hurdacılık yapıyormuş. Yersen.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu Bülent Aksoy’u araştırdın mı?” diye sordu Devran evi tıpkı benim gibi gözlerken. “Zeliha’nın gönlü rahat etsin diye araştıracağını söylemiştin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Sahiden de üniversitede görev yapıyor, karısından tut ailesinin diğer üyelerine kadar hepsinin bilgilerini aldım,” dedim gözlerimi gecekonduya dikerek. “Zeliha’nın bu süreçte kimseye güven duymaması ve etrafımızda rüzgâr esse bunu fırtına zannetmesi doğal geliyor bana. Öyle çok yara aldı ki hangi kesiği tedavi edeyim, hangi yırtığı dikeyim, hangi zedeye merhem olup hangi yanığa üfleyeyim şaştım kaldım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bıçak görünce böyle bir tepki vermesi de psikolojisinin ne durumda olduğunu gösteriyor Gurur,” dedi Devran düşünceli bir sesle. “Çok hırpalandı kız. O bıçağı bizden birinin elinde görse belki vermezdi o tepkiyi ama bir yabancının elinde görmek tüm o kötü anları baştan yaşamasına sebep olmuştur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yine de bu Bülent meselesini araştırıp bir köşeye bırakmam için yeterli bir sebep değildi. Zeliha’yı huzursuz eden herkese karşımda içimde durduramadığım bir öfke, önleyemediğim bir yok etme arzusu duyuyordum. Bunun nereden bakarsan bak hastalıklı olduğunun farkındaydım ve önlem almazsam daha da kötü boyutlara ulaşacağını ön görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizliğim Devran’ın konuyu kapatmasına neden oldu. Bir müddet sustuktan sonra, “İçeride tek kişi olma ihtimali?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok denecek kadar az.” Başımı hafifçe eğip sokaktaki kör noktaları süzdüm. “Bu fareler yalnız dolaşmayı sevmez. Korkak adam kalabalıkta cesaret arar.” Çenemi sıktım. Zeliha’nın yüzü bir anlığına gözümün önüne geldi ve sonra o yüzün aslında hiçbir zaman gözümün önünden ayrılmadığı gerçeğiyle yüzleştim. O gece yine kafamın içindeydi, sırtı bana dönük Zeliha’nın sırtına bakmak bir gün beni terk edeceği korkusundan daha büyüğünü, onun tamamen yok olma ihtimalini hatırlatmıştı bana. Bıçağın açtığı yara yalnız etinde değildi, o günden beri içinde de kapanmayan bir yer vardı. Birlikte kurduğumuz hayatın içinde el ele durmuş, birlikte kanıyorduk. Bazı anlar olurdu, insanı değiştirecek kadar güçlü şeyler hissettirirdi ve içindeki bir şeyi dürtüp uyandırırdı ama biliyordum ki ben o gün değişmemiştim. Sadece aslında ne olduğumu daha net görme şansı bulmuştum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran sigarasını söndürüp dışarı attıktan sonra, “Plan?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elimizdeki ismi doğruladıktan sonra konuşursa ne biliyorsa alırız.” Kısacık bir an duraksadım. Sesim kendi kulağıma bile fazla yabancı, fazla farklı geldi. “Konuşmazsa zaman kaybetmeyiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran hafifçe bana dönerken, “Bugün sende konuşma sabrı yok,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona bakmadan ön camı izlemeye devam ettim. “Bende bir süredir hiçbir şeye sabır yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu söylerken sesimdeki şey öfke değildi, öfke daha sıcak bir şeydi ve benim içimde dolaşan şey ölüm kadar soğuktu; damarları terk eden kanın ardında bıraktığı kuruluktu. Keskin bir niyet gibi kaburgalarımın arkasına yerleşmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sokağın başından iki çocuk bisikletiyle aşağı doğru indi, biri bize dönüp baktı ama diğerinin umurunda olmadık. Anlıyordum ki bu mahallede insanlar görmezden gelmeyi küçük yaşlarda öğreniyordu, hayatta kalmanın en ucuz yolu bu olsa gerekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çıkalım Devo,” diyerek kapıyı sessizce açtım ve arabadan indim. Gevşek toprak ayağımın altında hafifçe kaydı. Belimdeki silahın ağırlığı tanıdıktı, çok değil, araçtan inmeden birkaç saniye önce onu yerine sokmuştum. Zincirin soğuk halkalarıysa hâlâ cebimdeydi, bir hatırlatma gibi, kimliğimin bir kart olarak değil, soğuk bir materyal olduğunu söyler gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran benimle aynı anda inip maskesini yüzüne çekmeden etrafı kolaçan etti. Birlikte yürümeye başladık, her kontrollü adımın ardından gözlerimiz gece görüşü açık bir dürbün gibi etrafı bıçağından geçirmeye devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hurdalığın önüne geldiğimizde içeriden bir radyo sesi duyuldu, arabesk bir türkü, boğuk bir hoparlörden taşıyor, teneke yığınlarının arasında ezilir gibi şekilsizleşiyordu. Kapının yanında yarısı kopmuş zil vardı ama kullanmadım, parmamak eklemlerimi büküp kapıya tam tamına üç kez vurdum. Sesin içeride yankılandığını duydum, türkü bir anda sustu. Ardından birkaç saniyelik o gergin sessizlik geldi. Bu sessizliğin şeklini tanıyordum, sıradan bir bekleme değildi, bu içeride birilerinin birbirlerine bakıp karar vereceği türden bir sessizlikti. Devran’ın da fark ettiğini bedeninin çok hafif gerilerek pozisyon alışından anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeriden bir ses, “Kimsin?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı büküldü. Zincir yeniden benim adıma gülümsüyordu. “Hurda satacağız,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevap gelmedi, sonra içeriden bir sürtünme sesi duyuldu ama bu ses bir metala ait değildi, daha çok bir ayakkabının betona sürtünmesinin sesi gibiydi. Çok geçmeden kapının yanında sac levhanın arasına açılmış küçük göz hizasındaki açıklığın arkasında bir gölge belirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gece vakti mi?” diye sorarken sesinde tereddüt vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bizim işin vakti olmaz,” dedim rahatça.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an daha sürecek gibi oldu o bekleyiş, sonra sürgü sesi geldi ama kapı tamamen açılmadı; yalnızca bir karış aralandı. Aralıkta beliren adam otuzlarının sonlarında ya vardı ya yoktu. Zayıf, kirli yüzlüydü, sol yanağında eski bir kesik izi uzanıyordu. Bize değil, önce omuzlarımızın ardına baktı ve sokağı kontrol etti. Sonra yeniden yüzüme döndü ve Devran’ın geceye karışan kamuflajını fark etmediğini anlayarak ona dostça gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne hurdası bu?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımdaki dostça tebessüm hızla yerini Zincir’in ölüm soğukluğuna baktı. “Canlı hurda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamın küçülen göz bebeklerini karanlığa rağmen gördüm, kapıyı kapatmaya çalıştığı an elimi aralığa sokup çok da güç uygulamadan sakince ittim. Sac kapı duvara çarparak vurdu, aynı anda Devran içeri siyah bir gölge gibi süzüldü. Adam beline davrandı ama geç kalmıştı, Devran onun bileğini öyle sert kıvırdı ki kemikten gelen tok sesi ben bile duydum. Adamın ağzından boğuk bir haykırış çıktı, ben de yakasından tutup onu içeri, yağ lekeli zemine doğru savurdum. Kapıyı ayağımla iterek kapatırken içerinin görüntüsü bir anda netleşti. Burası dükkândan çok mezbahaya benziyordu. Tavandan sarkan tek floresan lamba titriyordu. Işık beyaz değil, hastalıklı bir sarıydı, bir köşede kaynak makinesi, diğer tarafta sökülmüş motor parçaları, aküler, sac levhalar, demir yığınları vardı. Brandayla ayrılmış arka bölümde üç kişi daha olduğu o ilk saniyede anlaşıldı; çünkü biri küfretti, biri sandalyesini devirdi, biri de doğrudan silahına uzandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sağa!” diye bağırdı Devran.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben zaten hareket etmiştim. İlk patlama kapalı alanda kulağımın içinde parçalara bölündü, kurşun omzumun yanından geçip arkadaki metal yığına çarparak kıvılcımlar saçılmasına neden oldu. Sola kırılıp motor boluğunun arkasına sığındım, pas kokusuna bir anda barut kokusu karışmıştı. Devran kapının dibine çökmüş ilk adamı dizinin üzerine bastırıp kendine siper etmişti ve küfürler savuran ses arka taraftan geliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran’a doğru bir ateş daha saçıldı ama Devran etten bariyerini yukarı çekerek kurşunun ona isabet etmesini sağladı. Adamın haykırış sesi kulaklarıma sinyal sesiyle birlikte doldu. Sağ taraftan bir hareket daha olduğunu gözlemledim, elinde av tüfeğiyle geniş omuzlu bir adam brandanın yanından çıktı. Tetiğe basmasına fırsat bulamadan kamuflaj pantolonumun alt cebine yerleştirdiğim komando bıçağını savurdum; bıçağın saplanma sesini duymadım ama adamın yüzünde oluşan o kısacık donma tam isabet ettiğini anlatmaya yetiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bıçağın saplandığı beden, “Siz kimsiniz amına koyayım?” diye bağırıyor acıyla tüfeğini doğrultmaya çalışıyordu. Siperin kenarından uzanıp karanlıkta hareket eden yaralı piç kurusuna iki el sıktım, ikinci kurşundan sonra bir şeyin devrildiğini duydum ve görüş alanıma koluna saplanmış bıçakla birlikte göğsüne açılmış iki delikle boylu boyunda uzanan adam girdi. Biri daha içeriden hızla süzüldü, ateş alan silahların sesi kulaklarımda basınç oluşturdu. Saçmalar tavana ve metal raflara dağılıyor, ortalık çığlık atan demirlerle inliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Siperin önünden hızla çıktığımda Devran da silahını adama uzatmıştı, sırtımı brandaya vererek yavaşça, sesimi bile duyamayacağı, gölgemi bile göremeyeceği bir şekilde ona sokuldum. Elim cebime gitti, beklemediği bir anda arkasından saldırıp boynuna zincirimi dolayarak onu hapsettiğimde elindeki silahın hakimiyetini kaybetti ve kurşunlar sağa sola çarparak patlamaya başladı. Yüzü saniyeler içinde bordoya, koyu bir mora dönerken nefesimi ensesine verdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ölüm ensemde derler sözünü hissettirdi mi bu sana?” diye sorduğumda elindeki silah düşmüş, bedeni titremeye başlamış, tüm vücudu alarma geçmiş gibi yaşam için savaşa girişmişti. Zinciri biraz daha sıkılaştırarak, “Saadettin,” diye fısıldadım ve adam birden acıyla inledi. “Beni tanıyorsun değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur,” dediğini duydum Devran’ın ama tepki vermedim, zinciri hızla adamın boğazında sıkılaştırıp renk değiştirişini yakından izlemeye devam ediyordum. “Merdo!” Buna da kayıtsız kaldım. Adamın çırpınışları ritmini kaybetmeye başladı, bir eli boşluğa düştü ama diğer eli hâlâ zinciri boynundan uzaklaştırma güdüsüyle halkaları eşeliyordu. “Zincir!” Bu beni birdenbire yaşadığım keyiften çekip aldı, gözlerimde ecel ve durdurulmanın getirdiği öfkeyle Devran’a baktığımda, Devran’ın silahını beline yerleştirip bana doğru yürüdüğünü gördüm. “Konuşmak için geldik, sakinleş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Burnumdan sert bir nefes vererek zinciri gevşettim, ardından adamın dizinin arkasına bir tekme atarak onu yüzüstü yere düşürdüm. Adam kıvranarak yan yattı, soluk almaya çalışırken eliyle tişörtünü aşağıya doğru çekiştiriyordu. Gözlerimi hedefimden ayırmadan, “Bunun nefesinin yerine gelmesini mi bekleyeceğim?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nefesini kesen sensin amına koyayım.” Devran botunun tabanıyla adamın omzuna basıp, “Dön lan bana doğru yavşak,” diye hırladı. Adamı botunun tabanıyla ezerek sırtüstü yatak pozisyona sokup eğildi. “Şu an ölemezsin. Hurda vermeye geldik, hurda almaya değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamın öksürdüğünü gördüm, elini yere bastırıp arkadaşının kanıyla ıslanmış zeminde kıvrandı ama kalkamadı, Devran tekrar botunun tabanıyla bu kez boğazına bastırarak onu yere çiviledi. “Şşt,” dedi buz gibi bir sesle. “Zincirin yarım bıraktığını bir postal tamamlamasın. Sakin dur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Odaksız gözler bir süre kir pas içindeki tavanda dolandı, çok geçmeden tekrar gözlerini Devran’a çevirerek, “Benden ne istiyorsunuz?” diye sordu. “Ben o işlerden elimi ayağımı kestim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elini ayağını diri diri koparırım senin,” diyerek ağır adımlarla ona yaklaştım. Yere çöktüm, adamın yüzüne eğilirken, “Kimi aradığımı biliyorsun, illaki haberi uçmuştur sana,” dedim. “Var mı bana satabileceğin güzel bir hurda, yoksa seni mi bu hurdalığın etten hurdasına çevireyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmiyorum,” dedi, “benimle irtibat sağlanmayalı aylar oluyor.” Öksürdü ve tükürüğüyle birlikte saçılan yalanı gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin belgelerin hâlâ onlarda, ne iş yaptığın biliniyor, sana destek sağlanıyor ama onlarla irtibata geçmediğini söylüyorsun öyle mi?” diye sorduğumda yüzündeki ifade korkuyla beyaza döndü. “Ammmına koduğumun oğlu, konuşsana,” diyerek yüzüne eğilip bomboş gözlerle baktığımda Devran’ın da bakışlarını profilimde hissediyordum. “Konuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Babanı tanırdım,” dedi öksürerek. “Bizim başımız oydu. Onun başıyla ise hiç iletişimim olmadı benim.” Eskiden olsa canımı acıtacak olan şey dudaklarımda akli dengemi çoktan kaybettiğimi gösteren bir sırıtışa yer vermeme neden oldu. İrkildiğini gördüm, sorgulayan ve korkan gözleri yüzümde dolaştı. “Ekibin karargahlarımızı vurup duruyor, siz de gözünüzü kırpmadan bizi vurduğunuza göre onunla bizzat tanışmadığımızı çok iyi biliyorsunuz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karargah mı?” Sırıtışım büyüdü. “Yarrağımın kafasına bak, sıçan deliği gibi eşeleyip yaptıkları dandik beton yığınlarını karargah sanıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benden sana bilgi çıkmaz, sen benden fazlasını biliyorsundur,” dedi yakarır gibi. “Cezamı keseceksen buyur kes ama ben aradığın adamı hayatımda bir kez olsun görmedim. Bizim onunla görüşme yetkimiz yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yetkili birinden bahset.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Baban onu tanırdı,” dediğinde “Babamın kemikleriyle böcekler sikişiyor amcık,” dedim kendimi durduramadan. “Senin kemiklerini de itlere siktireyim mi istiyorsun? Bilerek mi yapıyorsun?” Kafasını tutup Devran’ın müdahale etmesine fırsat vermeden sertçe yere geri vurdum. “Öldüreyim mi istiyorsun?” Bir kez daha kafasını tutup aynı hızla yere vurduğumda gözünün beyazını gördüm, bilinci kaydı ama kısa süre sonra gözleri yerine koydu. “Söyle,” diyerek bir kez daha vurdum. “Söyle lan.” Bir kez daha vuracaktım ki Devran elimi havada yakaladı ve “Söyle!” diye bağırmaya başladım öfkeyle. “Söyle amına koyduğumun oğlu söyle! Söyle!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sakin,” dedi Devran buz gibi bir sesle beni ehlileştirme çabasına girmeden ama o sakince bunu söylediği anda ortamı birdenbire domine etmiş gibi duraksadım. “Söyleyebilmesi için beyninin yerinde durması gerek kardeşim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gözlerini yerinden oyar, parmaklarımı göz çukurlarından beyninin içine sokarım,” dediğimde adam odaksız gözlerle yüzüme bakıyordu. “Yaparım. Senin o vıcık vıcık beyninle oyun hamuru gibi oynarım. Öyle keyif alırım ki bunu yaparken. Konuşmaya başla. Başka birini biliyor musun? Ona ulaşabilecek başka birini biliyor musun? Yetkisi olan birini biliyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arka arkaya sıraladığım sorular adamın odaksız gözlerle yüzüme sığır gibi bakmaya devam etmesiyle öfke dolu küfürlere dönüştü. “Bakmasana öyle sikeceğim sülaleni şimdi!” diye bağırarak yakasından kavrayıp kafasını kaldırdığımda başı boşluğa düştü. “Bozuldu bu,” dedim kafamı kaldırıp Devran’a bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“E vurursan öyle kafasını bozulur tabi,” dedi Devran elini beline koyarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendine gel lan!” diyerek onu sarsmaya başladım. “Konuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Herifin beynini sümüğe çevirdin, bir dur!” diyen Devran omzumdan tutarak beni adamdan uzaklaştırınca adam geriye doğru devrilip nefes nefese tavana bakmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tavana bakıyor. Aklımı sikeceğim şimdi öyle mal gibi tavana bakıyor.” Elimi alnıma vurup etrafta volta atmaya başladım. “Sikeceğim şimdi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran elini adamın boynunda bir yere bastırdı, ardından yanağına iki tokat vurup, “Bak lan buraya,” dedi. “Söyleyecek bir şeyin yoksa bırakırım seni bu delinin eline. Ecelinle de değil bambaşka şekillerde ölürsün.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zar zor nefes alarak, “Biri var,” dediğinde birden ikimizin de gözleri adamın yüzüne yoğunlaştı. “Onu hiç görmedim. Emsal’den bile daha çok güvendiği, Emsal’e bir şey olması durumunda orduyu komuta etmesini istediği kişi oydu.” Odağı tekrar kayarken hızla yere eğildiğimi ve adamın her kelimesini yakınen takip etmek için gözümü yüzüne diktiğimi hatırlıyorum. “Bazı geceler özel uçağıyla o adamı aldırıyor, Şanlıurfa’ya getirtiyordu. O zamanlar Urfa’da kalıyordu. Lüks bir otelde süresiz oda almıştı kendine. O otel odasında uzun ve gizli toplantılar yapılıyordu. Odaya Emsal’in bile girmesi yasaktı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Herifin doğumundan başla mı dedim sana götlek,” dedim dişlerimin arasından.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamın odaksız gözleri yüzüme dokundu. “Açıkgöz’ün infazı için görevlendirdiği adam, o adamdı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cümle birden öyle hızlı çarptı ki Devran’ın bir adım geri gittiğini gördüm, gözlerim doğrudan adamın yüzüne sabitlenmişken ve sinyal sesi gitgide daha da yükselirken sordum. “Açıkgöz’ü o adam mı vurdu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi gözleri bir kez daha kaymadan önce. “Onun adını bilmiyorum.” Gözlerini tekrar zar zor açıp gözlerimin içine uzun uzun baktığını hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek bildiğim ona X dedikleri ve Emsal Çalıklı’nın oğlu olduğu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tepkiler birdenbire çekildi ve geriye sadece sık soluyan adamın nefes sesini bile gölgeleyen o yoğun sinyal sesi kaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Geriye doğru devrilen bedenimi tutan ipler yere düşmüş, kıçımın üzerine oturur vaziyette, ellerim bacaklarımın arasında öylece adama bakakaldığımı hatırlıyorum. Bir de Devran’ın bir şeyler daha sorduğunu, cevapları da soruları da duymadığımı ve sonunda Devran’ın adamın kafasına üç el sıktığını.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
X Çalıklı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Emsal’in oğlu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Benim abim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kardeşimi öldürmek için o tetiği çeken kişiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛓️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir buçuk ay sonra.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ZELİHA ÇALIKLI ÖZDAĞ
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tek kulağımda kulaklık direksiyonu çevirirken hattın öteki ucundaki kadın son bir aydır gebeliğimi yakından takip eden Sibel Tansu’ydu. Gölü arkamda bırakarak dağlık alandan çıktığımda, “Dün karpuz için az daha Gurur’u bıçaklayacaktım,” dedim hayretler içerisinde. “Bu normal mi? Gecenin üçünde üç farklı mahalle gezip karpuz satan bir yer aramak zorunda kaldı. Başıma da Yener’i dikti, Yener ayakta uyuyordu. Yarattığım arbedelerin sayısı gün geçtikçe çoğalıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aşermelerin geç bile başladı diyebilirim,” diyerek güldü Sibel, başta ne kadar resmiysek, şimdilerde bir o kadar yakın hissediyordum ona. Duygusal dalgalanmalarım sırasında ona o kadar çok mesaj yollamıştım ki bir süre sonra ister istemez arkadaş olmak zorunda kalmıştık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üniversitenin yaz okuluna gitmek verilmiş en doğru karardı, kaçırdığım her şeyin üzerinden geçebiliyor, bu süreçte yorulmadığım gibi vakit öldürecek bir şey bulduğumdan kendimi daha iyi hissediyordum. Kulaklığı düzeltip sinyal verdim ve dönüş yaptım, merkeze az bir vakit kala bir süredir kafamı kurcalayan soruyu nihayet gündeme getirmem gerekiyormuş gibi, “Bir şey soracağım,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dinliyorum canım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biz...” Gözümü yoldan ayırmadan derin bir nefes bıraktım dışarı. “Yani şey. Sence artık daha iyi miyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne sormak istiyorsan doğrudan sorabilirsin Zeliha, eminim hiçbiri iki gece önce duvarı lezzetli bulup birkaç parça boya kırmandan ve onu yediğin için zehirlendim mi diye ağlayarak beni aramandan daha absürt gelmeyecek kulağıma,” diyerek gülmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanaklarım ısınırken, “Sence cinsellik için çok mu erken ve bedenim böyle bir duruma uygun mu?” diye sordum çat diye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sibel’in telefonun arkasındaki anlık sessizliği, “Kudurmuş bu kız diye düşünüyorsun şu an!” diye bağırmama neden oldu. Sibel birden kahkaha attı, ardından öksürüp, “Bir sakınca olsaydı seni zaten uyarırdım,” diyerek söze girdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yani ben boşu boşuna mı onca zamandır pastanenin vitrinindeki baklavaları izleyen şeker hastası teyzeler gibi vejetaryen besleniyorum ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duyduğu şey onu daha da eğlendirmişe benziyordu. Artık çok daha belirgin duruma gelmiş karnımın elbiseme yaptığı baskıya kısaca baktım, kemerimi düzeltip, “O hâlde bir sakınca yok olarak alıyorum ben bu cevabı,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elbette.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sabah vitaminleri anlamsızca bulantı yapıyor, normal mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Normal,” dedi. “Demir ilacını kullanıyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedim. “Şimdi kapatmam gerek, okula geçiyorum. Seni günün herhangi bir saatinde taciz edersem diye şimdiden özür diliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendini çok strese sokma tamam mı?” diye sordu, ardından iyi günler dileyerek telefonu kapattı. Kulaklığı kulağımdan çekip trafiğe karışmış bir kaplumbağa gibi yavaşça sürmeye devam ettim. Beni kaplumbağadan ayıran tek şey evimi sırtımda değil karnımda taşıyordum ve evim gitgide büyüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Baby Shower falan bunlar da hikâyeydi, sürprizimin içine Vural tarafından edilmişti çünkü, “Ben oğlanın amcasıyım, erkek hissediyorum,” diyerek Gurur’a da bana da zaten hissettiğimiz gibi bir oğlumuz olacağını söyleme gafletinde bulunmuştu. Zaten içten içe emin olduğumuz ama kız olsaydı da heyecandan bayılma garantili olduğum cinsiyet öğrenme partim, Gurur’un Vural’ı havuzda boğmadan önce kırk araba dayak atmasıyla sona ermişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyse ki rüyamda bize kendini gösterdin, senin geleceğinden emindim yoksa tesiste Vural’a bir de hamile kadından dayak yedi diye nam saldırırdım,” diye mırıldandım ıslık çalarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba park etmek konusunda epey kötüydüm, bu yüzden aracım okul sınırlarına girdiği anda özellikle arabasına neredeyse üç böbrek parası yatırmış üniversite öğrencileri ekstra gergin bir bekleyişle ben park edene dek köşeden beni izliyorlardı. Geçen hafta Cenan’ın arabasına sürttüğümden beri Muşta ile de biraz limoniydik zaten. Beni görünce, “Trafik canavarı,” diyor, sevgisini artık canavar yönümü trafikle taçlandırarak gösteriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabadan inip yakıcı seviyede sıcak olan güneşe düşmanıma bakıyormuş gibi baktım. İki hafta önce nihayete eren boşanma davasının ardından artık bekar bir kadın olan Mehtap ile artık nişanlısı kabul edebileceğimiz Girdap’ın bana hediye ettikleri beyaz keten elbise bu hava için doğru seçim değildi. Saç diplerim anında terlemiş, dilim damağım kurumuştu. Girdap’ın köşe bucak aradığı o herifi bulduğunu, komalık ettiğini biliyordum, adamın elinden zor kurtulduğunu ve bir süredir Girdap’tan saklanarak yaşamına devam etmesi de keyiflendirmiyor değildi. Bu da Girap’ın hikayesinin konusuydu herhâlde, bana pek detay verilmemiş, strese girmemden korktuklarından tam bir hafta alarmda geziyor olmalarına rağmen bu konudan uzak durmamı sağlamışlardı. Ekip epey gergindi, çünkü bu işin Girdap’ın herifi öldürmesiyle sonuçlanacağından korkuyorlardı. Herif ölümle yüz yüze geldiği dayağın ardından çok geçmeden karşılıklı boşanma kağıtlarını imzalamıştı ama ondan önceki duruşmalara bir türlü katılmadığından boşanma davası süreci uzamıştı da uzamıştı. Girdap onu ikinci kez ele geçirirse yaşanacakları düşününce bile tüylerim ürpermiyor diyemezdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Merdivenleri ağır ağır çıkıp arkama baktım, gözlerim bir an bahçenin o köhne ucuna dokununca dudaklarımda belirsiz bir tebessüm oluştu. Gurur’un beni o duvara yasladığı anı hatırladım, gözlerimdeki nefretin koca bir karmaşaya dönüştüğü an o an mıydı? Onu uyutmayan kelimeler söylediğimi itiraf edip, zehirli dudaklarını bir defa daha benimkilerle buluştururken acaba o zaman ne düşünüyordu? Geçmişin içindeki Zeliha oradaydı, işte tam orada sırtı duvara yaslı, gözlerini ondan oldukça uzun adama dikmiş hesap soruyor, o adam da tüm dikkatiyle onu izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neye daldın öyle?” diye soran Cenan aniden sıçramama neden oldu. Beni korkuttuğu için anında pişman olduğunu gördüm, beyaz ince kumaş etek gömlek takımının içinde tanrıça gibi görünen sarışına dik dik baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen arabanı çizdim diye böyle ödümü koparıp duracak mısın benim ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan sırıttı: “Dua et Gurur’a öde demedim, deseydim o da artık kendini nerelere sürterdi bilemiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayranımız yok içmeye ama göl evinde birtakım aşklar yaşanmıyor diyemem,” diyerek göz kırptım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çenen de maşallah bir açıldı pir açıldı senin. Notlarını getirdin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Omzuma attığım bez çantayı işaret ettim. “Dersime çalıştım. Mallar yanımda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne malı?” diye gülen kişi Bülent abiydi, yaz okuluna başladığımdan beri onu daha sık görür olmuştum. Elindeki karton kahve bardağını Cenan’a uzatıp gülümseyerek bana baktı. O geceden beri onu ne zaman görsem içimde ona karşı duyduğum mahcubiyet ve durduramadığım bir sıkışma hissi dolaşıp duruyordu. Yine de ona zar zor gülümsedim ve “Malları Arap Faik’ten alıyorduk,” diye şaka yaptım ama repliği anlamadığı için bana boş boş baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan, “Teşekkür ederim Bülent Bey,” diyerek kahve bardağını adamın elinden aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rica ederim, ne demek.” Gözlerini bana çevirdi tekrardan, karnıma bakıp eliyle kendi karnını işaret etti. “Büyüyoruz bakıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göbeğime yaptığı yorum karşısında kaşlarım çatıldı. “Hiç çekilmezsin şu an ya biraz olsun sempati beslemiyorum sana,” dediğimde bir an bana şok olmuş gözlerle baktı. “Şaka şaka, gül geç.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bakmayın buna Allah aşkına, dün derste de hocalardan biriyle çene yarışına girmiş. Başımı belaya sokacak benim,” dedi Cenan derin bir nefes alarak. “Dide’ye hamileyken sürekli ağlıyordum, bu sürekli bir şakalar espriler ve gerginlikler... Düş önüme hadi. Bulaşmak yok bugün kimseye.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben buna söz veremem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yürü Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bülent’i arkamızda bırakarak koridora girdiğimizde Cenan beklenmedik bir şekilde kahve bardağını çöpe attı. Şok olmuş gözlerle ona baktığımı görünce, “Sıcak kafama geçmiş, kaynar kahve getiriyor bana,” diye çıkıştı. “Çok da geveze biri. Aynı evin ayarsız eniştesi gibi sürekli bir şeylere yorumu var. Sinir ediyor beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Değil mi ya?” diye çıkıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arkasına bakıp biri geliyor mu diye kontrol ettikten sonra bana sokuldu. “Evli olduğunu bilmesem bana askıntı oluyor diyeceğim, öyle laubali. Hakan’a şu boş boş konuşmalarından birini anlatsam götüne dinamit koyar patlatır onu,” diye adamı bana şikayet etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aa nasıl dolmuş adama,” dedim şokla. “Bir de bana kızıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadsizliğe hiç gelemem,” dedi omuz silkerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her gün geliyor mu bu böyle? Tatili yok mu bunun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeni başladı, yaz okuluna gelenlerle kaynaşmaya çalışıyor. Millet de bunu öyle bir sevdi ki her köşe başında biriyle muhabbet ediyor. Çene suyuna çorba bir adam gerçekten,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok keyif alıyorum şu an biraz da Şerif Hoca hakkında dedikodu yapabilir miyiz?” diye sordum hevesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şerif’i severim,” dedi bana yan yan bakarak. “Ayrıca şu an ablan değil, hocanım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hocam az önce diğer hocaya ejderha gibi ateş attınız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hoşlanmıyorum zevzek heriften,” dedi. “Sen de öyle çok yüz göz olma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sessizce Cenan’ın gözlerinin içine baktıktan sonra, “Esasında ben de ondan hiç hoşlanmıyorum,” diye itiraf ettim ama benimkisi Bülent’in konuşkan ve zevzek olmasından değildi, o geceden sonra ister istemez ona karşı bir duvar örmüştüm. Gurur onun sicilinin temiz olduğunu söylediğinde içime bir suçluluk duygusu çökmüş olsa da hâlâ ruhumda ur gibi taşıdığım travma yüzünden birilerine hoşgörü gösterebilecek kadar iyileşmiş hissetmiyordum kendimi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Koyda yaşananlar yüzünden mi?” diye sordu sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buna cevap vermedim, bildiğini zaten bilsem de bunun hakkında konuşmak istemiyordum. Birkaç derse girdim, notlarımı düzgün bir şekilde aldığımdan emin olup bende olmayan notları da Nilüfer’den rica ederek fotokopi çektirdim. Öğle sonuna doğru Cenan bir duruşma için Süleyman Demirel’den ayrılmıştı, Gurur’a bir mesaj gönderdikten sonra otoparkta beni bekleyen Yaman’ın yanına gittim. Arabamın hemen arka tarafına park etmiş, ellerini göğsünün üzerinde toparlamış beni bekliyordu. Eskisi kadar sık kontrol edilmesem de özellikle yalnız kaldığım anlarda bana eşlik edecek biri illaki beliriyor ve bunun güvenliğim için olmadığına beni inandırmaya çalışıyordu. Ama ben bunun güvenliğim için olduğunu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tavuklu pilav gömer miyiz?” diye sormuştu bana sanki buraya geliş amacı tavuklu pilavdan ibaretmiş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hangi dağda kurda kötü şeyler yapıldı?” diye sorduğumda omuz silkmiş, “Benimle kimse tavuklu pilav yemek istemedi, sen önüne gelen her şeyi yeme potansiyeline sahip olduğundan seni seçtim,” demişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabamı otoparkta bırakmam için beni ikna etmesi çok da zor olmamıştı Yaman’ın, tavuk pilavdan sonra tesise gideceğimizden bahsetmişti ve arabayı sonra birine aldırabileceğinden bahsederek beni kolayca kandırmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman ile tavuk pilav yedikten hemen sonra tesise gitmek için yola koyulduk. Güneş usulca batmaya başladığından şehre turuncu ile mavinin tonları eşlik eder olmuştu. Emniyet kemerinin tokasıyla oynarken ve bunun travma sonrası vücudumda kalan bir tepki olduğunu bilerek önümde akıp giden yolu izlerken Yaman tıpkı yemek yerken olduğu gibi yine oldukça sessizdi. Her ne kadar yazın ortasında olsak da akşam çökmeye başladığında Isparta birdenbire serinliyor, ağaçların dalları kopup gidecekmiş gibi sallanırken rüzgarın şiddetini aracın içinde bile tenimdeymiş gibi net hissetmemi sağlıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zaferlerden bir haber var mı?” diye sordum konu açılsın diye, böylesi sessizlik belli anlarda beni yakalayınca ruh durumumu kalıcı şekilde etkiliyordu. Zafer, Isparta’ya döndükten birkaç gün sonra görev için Türkiye’den ayrılarak İran’a doğru yola koyulmuştu. Zafer’in gidişinin bir ay sonrasında ise Beyhan, Aytekin, Kerim ve Oğuzhan da aynı görev için ortadan kaybolmuşlardı ama görev hakkında tek kelime edilmediğinden ne durumda olduklarına dair hiçbir şey bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta gün aşırı telefonla bilgi alıyor,” dedi Yaman yolu kontrol ederek. “Şu an İran’da değiller, bu sıcak havada İran’da olsalardı hallerine acırdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neredeler ki?” diye sordum merakla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bizimkiler tesisten İstanbul’a gitmek için ayrıldılar. Birkaç hafta sonra bir fırsat yakalarlarsa eminim buralara uğrarlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen neden gitmedin?” diye sorduğumda, “Bu görev için uygun olmadığıma karar verildi,” dedi dürüstçe. “Ben aksiyon alma konusunda iyiyim, rol yapma konusunda değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacaklarımı öne doğru uzatarak gerip kendimi gevşetirken, “Peki Gurur tesisteyken genelde nasıl?” diye sordum, dudaklarımdan kayıp giden bu soruyu tutamamış olmak, soruyu ortaya bıraktıktan hemen sonra pişmanlıkla kavrulmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman bir süre yola baktı, dilini ağzının içinde çevirdiğini içeri çöküp dışarı şişen yanaklarından anlaması çok kolaydı. “Gurur her zaman bildiğimiz Gurur işte,” demekle yetindi, Yaman ağzından laf alınması en zor eleman olduğundan yanaklarımı şişirerek hiçbir şey koparamayacağımı bildiğim bu adama dik dik bakmaktan ileri gidemedim. “Sen bunlara pek kafa yorma Dino, bak keyfine.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bakmaya çalışırım,” dedim ama neler olduğuyla alakalı sorular dilimin altında bir cevap isteğiyle kıvranıp duruyordu. Bir şeyler oluyordu ama son bir buçuk aydır her şeyin dışında, bana kurdukları sahte bir dünyada yaşıyormuşum gibi hissediyordum. Sık sık yapılan operasyonlardan haberim yok sanılıyordu sanırım, Gurur’un her hafta gittiği terapi seanslarının işe yaramadığını söyleyemezdim ama bazen onun gözlerine bakınca yine o ürpertici boşluğu görüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un gözlerine yerleşen boşluğu hatırlamak birdenbire takvim yaprakları koparıldıkları köklere geri yapışıyormuş, saatin kadranının ortasında duran akrep ile yelkovan ileri değil de geriye doğru dönüyormuş gibi hissettirdi. Yaklaşık bir buçuk ay öncesini, yağmurun yavaşça atıştırmaya başladığı karanlık ve bir o kadar da boğucu hissettiren o geceyi hatırladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerimde bir tayt, Gurur’a ait büyük bir tişört ve saçlarımda topuzumla Gurur’un benim için özenle hazırladığı çalışma odasında oturmuş, karanlığın içinde hareket eden ağaç dallarını izliyordum o gece. Çalışma masamın üzerindeki ışık açıktı, doğrudan kitabımı aydınlatıyordu. Gurur ilk seansının ardından görevinin başına dönmek için tesise gittikten sonra Yener bana eşlik etmek için benimle eve dönmüştü. Hemen aşağıdaydı, alt kattan gelen televizyonun sesini duyduğumu hatırlıyorum. Gurur bana seans hakkında fikirlerini söylememiş, ben de onu rahatsız etmemek için seansın nasıl geçtiğini sormamıştım. Çıktığında iyi görünüyordu, belki de bu seans onu daha ilk seferden biraz daha iyi hissettirmişti bilmiyordum. Düşünmekten kafam kazan gibiydi o gece. Muhtemelen gece yarısından sonra saat iki sularında bahçeye giren aracın sesini duydum ve pencerenin ardındaki karanlıkta farın ışıkları parladı. Yerimden kalkıp ağır adımlarla basamakları inmeye başladığımı hatırlıyorum, Kestane aşağı indiğimi görünce kuyruğunu hızlı hızlı sallamaya başlamıştı. Bakışlarım salona çevrildiğinde Yener’in koltuğun üzerinde uyuyakaldığını görüp pelüş battaniyeyle üzerini örttüm ve hâlâ açılmayan dış kapının önüne yürüdüm yavaşça. Gelenin Gurur olduğunu biliyor olmama rağmen sanki hâlâ o geceye dair bir an yaşıyormuşum gibi gerilmeden edemediğimi de hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapının deliğine sokulan anahtarın sesini duyunca kaşlarım çatıldı. Kapıyı çalanın o, açanın ben olduğum o nadide evrende bu defa kapıyı kendi anahtarıyla açıyor oluşu anlamsızca ve belki de çocukça kalbimi kırmıştı. Beni karşısında görünce ürker sandım ama sanki zaten orada olduğumun farkındaymış gibi bana sakin gözlerle baktı ve “Sen uyumadın mı?” diye sordu, sesi bir yabancıya ait gibiydi, oysa yüzü sevdiğim adamın yüzü, gözleri sevdiğim adamın gözleriydi. O gözlerden bana uzanan bakışların ise bir yabancıya ait olduğuna dair korkunç bir hisle sarsılmıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kitap okuyordum,” diye yalan söyledim, sadece üç sayfa ilerleme kaydettiğim romana atarak tüm suçu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur o kapının eşiğinde durup uzun uzun, sanki karşısında bir boşluk varmış, beni değil baktığı yerde bambaşka bir şey görüyormuş gibi öylece yüzümü izledi. Sonunda içeri doğru bir adım attığında tenine boca edilmiş parfümün kokusunu soludum. Bu ona ait bir kokuydu ama kasıtlı olarak bol bol sıkılmış gibiydi, üstelik teninden tıraş kolonyası kokusu da yayılıyordu. Tesisten çıkmadan önce duş alıp üzerini değiştirmiş olmalıydı, üzerinde siyah bir tişört, altında da siyah eşofmanı vardı. Yanımdan geçerken, “Yener nerede?” diye sorduğunu hatırlıyorum, sesi ürpertici bir şekilde donuktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyuyakaldı, salonda,” diyerek arkasından ilerledim. “Çok mu yoruldun? İş mi yığılmış yoksa tesiste?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok ama evet yorgunum biraz,” dedi, sonra salonun girişinde durup içeri girmeden salona doğru baktı. Oturur pozisyonda, çenesini avucuna koymuş uyuyan ve benim pelüş battaniyemin içinde aykırı görünen Yener’e uzun uzun baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karnın aç mı?” diye fısıldadım arkasından ona sokularak. “Yener’le pizza sipariş etmiştik, pizza kaldı ama istersen makarna da yapabilirim. Sen salçalı makarna seversin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aç değilim yavrum,” demesi için saniyeler geçmesi gerekiyordu. Gecikmeli cevabın ardından yavaşça salona girdi, tekli koltuğa oturup loş bir şekilde aydınlatılmış salonda uzayıp giden sessizlikle beraber uyuyan Yener’i izlemeye başladı. Yener, izlendiğini sonunda sezmiş gibi aniden gözlerini açtığında ve çaprazında oturmuş onu izleyen Gurur’u fark ettiğinde, “Gelmişsin,” dedi esneyerek. “Orada durmuş güzelliğimden mest mi oluyorsun yoksa? Olmaz, evlisin sen.” Gevşek gevşek sırıtarak bacaklarını koltuğun üzerine çekti. “Ben burada uyusam nasıl olur ya? Bu saatte kalkıp tesise gitmekle uğraşamam, uykum var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kal istediğin kadar,” dedi Gurur diğer tüm kelimeleri yok sayarak. “Burası senin de evin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha kız duydun mu kocan bana aşık,” diyerek battaniyeyi omuzlarına çekerek yan yattı ve anında uyku pozisyonunu aldı. “Giderken ışıkları kapatın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Emredersin,” diye homurdandım, Yener gözleri kapalıyken sırıtmaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur bir süre daha oturduğu yerden kalkmadan dikkatle Yener’i izledi, yerinden kalkarken bir an sendelediğini görür gibi olunca ona doğru atıldım. Yener de aniden gözlerini açıp kaşlarını çatarak, “İyi misin?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyiyim,” dedi Gurur elini sallayarak. “Yat uyu sen. Ben de yoruldum, uyuyacağım.” Kolunu omzuma atarak beni kendine çekip göğsüne bastırdı. “İyi geceler, kardeşim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi geceler,” dedi Yener olanlara bir anlam yükleyemiyormuş gibi bir süre Gurur’a baktıktan sonra. Ardından gözlerini yumdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur yukarı yöneldiğinde arkasından gitmeden önce bir an durup bekledim. Yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyor olabilirdi ya da gerçekten yorgun olduğundandı bu halleri, bilemiyordum. Ağır ağır basamakları çıkarken çalışma odasının kapanıp açıldığını duydum, neden benim odama girdiğini merak etsem de irdelemek yerine sessizce yatak odasına geçerek beklemeye başladım. Onu beklediğim süre boyunca Gurur çalışma odamdan hiç çıkmayınca huzursuz bir şekilde yatak odasından çıkarak çalışma odasının önüne geldim. İçerisi o kadar sessizdi ki sanki odada kimse yoktu. Çatık kaşlarla odanın kapısını yavaşça açıp içeri girdim ve beni koyu bir karanlık karşıladı. Masa lambasını kapatmıştı ama kendisi burada değildi. Herhâlde çıktı, diye düşünecekken gözlerim kızıl bir ışığın yavaşça yayılarak devrildiği zemine dokundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım ışığın çıkış noktasını çözme isteğiyle hızla hareket etti ve ışığın gömme dolap sandığım yerden sızdığını fark ettim. Ağır adımlarla oraya yaklaşırken göğsüm aldığım nefesin şiddetiyle hızla inip kalkmaya başlamıştı. Dar aralıktan içeri doğru baktığımda gözümü alan ilk şey kırmızı ışığın yoğunluğu oldu, ardından kırmızı ışığın altında sırtı bana dönük duran Gurur’u gördüm. Varlığımı fark etmesinden çekinerek bir adım geri çekilerek bu odanın nereden çıktığını düşünmeye başladım. Gördüğüm şeyin şaşkınlığıyla kendimi hızla çalışma odasından dışarı attığımda kaşlarımın ortasında büyük bir çukur oluşmuştu. O odadan haberimin olmadığını, bana o odanın varlığından bir kez olsun bahsetmediğini hatırlamak karmaşanın daha da büyümesine neden olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kendine ait bir çalışma alanı mı hazırlamıştı? Öyle olsaydı bundan bana söz etmez miydi? Benden saklayacağı bir şey olsaydı bu odayı benim odamın içine mi yerleştirirdi? Anlayamamanın getirdiği gerginlikle sessizce yatak odasına girdim ve o gelene kadar hareket bile etmeden yatağın ucunda oturup onu bekledim. Gurur’un koridorda yürüdüğünü duyduğumu hatırlıyorum, yatak odasına girip ışığı yaktığı anda beni yatağın ucunda oturur hâlde görünce duraksadı. Ne zamandan beri burada olduğumu anlamaya çalışıyor gibi uzun uzun yüzüme baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki hiçbir şey görmemişim gibi, “Nereye kayboldun?” diye sordum merakla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birkaç saniye yüzümde oyalanan gözlerini kırpıp geri açtıktan sonra üzerindeki tişörtü yakasından yakalayarak yukarı çekti ve üzerinden çıkardı. “Bir şeye bakıyordum,” demesi kafamdaki olasılıkların tekrardan çarklar gibi dönerek işlemeye başlamasına neden oldu. “Sen neden hiç dinlenmedin? Beni mi bekledin bütün gece?” diye sordu bu onu rahatsız ediyormuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyku tutmadı, kitap okuyordum dedim ya,” dedim sadece. “Birlikte uyuruz diye düşünmüştüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yatağın ucuna hemen yanıma oturdu, omzu omzuma değerken gözlerini omzunun üzerinden bana çevirdi. “Biraz yoruldum,” diye itiraf etti, sesi kulağıma normalden daha nazik geldiğinden olsa gerek duraksadım. “Ama seninle uyursam yorgunluğum geçer.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman birlikte uyuyalım.” Gülümsedim ama gülümsemem gözlerime ulaşmadı. O oda hakkında soracak birkaç sorum vardı, soracak olursam ne olurdu, nasıl bir tepki verir ne hissederdi kestiremiyordum. İkimiz de birbirimizin iyiliğini gözeterek birbirimizden bir şeyler gizleme telaşı içerisine düşmüş gibiydik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece beni kollarının arasına çekip üzerime yorganı örttü ama uyuduğuma inandığı anda yatağı terk eden yine o oldu. Tüm geceyi cam balkonun ardında gökyüzünü izleyerek ve sigara içerek geçirdiğini hatırlıyorum. O geceden sonra her şey normale dönüyormuş gibi davranmaya başlamış olsa da o gece onun hayatında bir şeyler sanki bir defa daha raydan çıkmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman, muhtemelen üçüncü kez, “Zeliha,” dediğinde daldığım hatıra okyanusundaki bir dalga beni şimdinin kıyısına vurdu. Bakışlarımı Yaman’a çevirip bir an için ona kaybolmuş gözlerle baktım. Yaman’ın neredeyse siyah gibi görünen koyu lacivert gözleri bir müddet yüzümde dolaştıktan sonra oldukça sakin bir edayla, “Geldik,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anladım.” Başımı hızlıca salladım, neden anladım dediğimi tıpkı onun gibi ben de bilmediğimden bir anllığına bocaladım. Tesise girip beyaz koridorlarda yürümeye başladığımızda Yaman da ben de sessizdik. Az ilerideki koridorda Adnan’ın elleri ceplerinde dikilmiş camdan dışarıyı izlediğini gördüm, dağ manzarasını büyük bir dikkatle izlerken ona doğru yürüdüğümüzü fark etmemişti bile. Yaman beni sık sık vakit geçirdikleri toplantı salonlarından birine soktuktan sonra, “Gurur birazdan yanına gelir, sana bir şeyler getireyim mi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok, teşekkürler. Beklerim ben onu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman çıkıp giderken portatif sandalyeye çoktan kurulmuş, notlarımı çıkarıp üzerlerinden geçme niyetiyle sayfaları çevirmeye başlamıştım. O günden sonra o oda hakkında sorular sormamış olsam da o odanın kapısını açmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Bir girişi dahi yoktu, vardıysa bile bunu sadece Gurur’un çözebileceği şekilde dizayn ettiklerini fark edip denemelerden kısa süre içinde vazgeçmek zorunda kalmıştım. O odanın varlığını tekrar hatırlamak notların üzerinde dolaşan gözlerimin birden hareketsizleşmesine, boş bir noktada sabit kalırcasına tek bir kelimede sabitlenmesine neden olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Belki de, diye düşündüm, neredeyse hiç konusunu açmadığı ve sürekli olarak hakkında konuşmaktan kaçındığı X Çalıklı ile ilgili bilgileri tuttuğu bir yerdir orası.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beklemek sıkıcı bir seviyeye ulaşınca defterin kapağını kapatarak yerimden kalktım. Toplantı salonundan dışarı kafamı uzatıp koridoru kontrol ettim, hiç kimse yoktu. Yavaşça salondan çıkarak koridorda yürümeye başladım. Belki Gurur beni bulmaya gelene kadar Nihan’ı görür, hazır onu görmüşken Simi’yi de severdim. Ağır ağır koridorda yürüdüğüm esnada yüksek cam panelin arkasında Gurur’u görünce adımlarım yavaşladı, dikdörtgen şeklindeki cam panelin arkasındaki odada üzerinde kamuflajıyla kollarını göğsünün üzerinde toparlamış karşısındaki her kimse onu dinliyordu. Elimi kaldırıp ona doğru sallamak istedim ama beni göremeyeceği şekilde konumlanan bedeninin dikkatini çekmek için içeri dalmaktan başka çarem yoktu. Kapıyı tıklatmak için kapıya yaklaştığım anda Devran’ın, “Tamam o söylediğini anladım da bunun sonuçlarına katlanabilecek mi ya da katlanabilecek misin?” diye sorması olduğum yerde duraksamama neden oldu. Yumruğumu indirdim, bir adım geri çekilip sırtımı döndüm ve tam oradan uzaklaşacakken, “Yener’in şu an böyle bir şeyden haberdar olması demek içeriden kırılmalar yaşamamız demek olacak. Sana karşı değişen bir tutumu olmayacak ama o da bunu mesele haline getirerek tıpkı senin gibi onun peşine düşecek. Bu uğurda gözünü ne kadar karartabileceğini ikimiz de biliyoruz, ikimiz de Yener’i tanıyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırtım kapıya dönükken kaşlarımın ortasındaki çukurun derinleştiğini hissettim, bakışlarım usulca omzumun üzerinden kapıya doğru döndü. Konu neydi ve Yener ile ne gibi bir alakası vardı? İlk soru cümlesini duyana dek Gurur ve benden bahsettiğini düşünerek uzaklaşma gereği duymuştum ama şimdi anlıyordum ki Gurur ve benden değil, Yener ile Gurur’dan bahsediliyordu. Gurur’un o gece Yener’i uzun uzun izlediği anları hatırladım, son bir buçuk ay içinde Yener’e karşı hiç değişmemiş, aralarındaki diyalog hep aynı seyretmişti ama o gece Gurur’un Yener’e yönelttiği bakışlar ve şimdi Devran’ın sarfettiği anlaması güç kelimeler birbirlerini tamamlıyormuş gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Daha fazla kalabilir, hiç de hoş olmayacak bir davranış sergileyerek onları dinlemeye devam edebilirdim ama bunu yapmamam gerektiğini biliyordum. Hızlı adımlarla oradan uzaklaşırken kafamın içindeki etrafa dağılmış yapboz parçalarını birleştirmeye çalıştığımı fark etmek beni ürpertti. Kendimi bir şeylerin dışında tutacağıma dair Gurur’a verdiğim gibi kendime de bir söz vermiştim ama bir süredir o sözü çiğnemek için sürekli olarak düşünüp gözlemlemeye devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener ve Vural’ın bana doğru yürüdüklerini gördüm hemen arkalarında tanımadığım iki er daha vardı, erler saygıyla onları dinliyor, Vural ciddi bir yüz ifadesiyle konuşuyordu ama Yener’in elleri kamuflaj pantolonun cebinde, gözleri dalgın ve dudakları düz bir çizgi şeklindeydi. Oralı olmadığı her halinden belliydi. Beni ilk fark eden konuşmasını bitirip erlere gidebileceklerini söyleyen Vural oldu, genç askerler arkalarını dönüp koridorun diğer tarafına yürürlerken Vural elini kaldırıp bana selam verdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur’u mu arıyorsun?” diye sordu Vural ilgiyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok, onu beklerken sıkıldım. Nihan’ın yanına gidecektim.” Bakışlarım Yener’in yüzüne dokundu, dudaklarında alaycı bir tebessümle bana baktığını gördüm. Son bir buçuk ayın bir ayını part time çalışarak geçiren Simge’yle son durumları neydi hiç bilmiyordum çünkü Simge çalışmaktan kafasını kaşıyacak zaman bulamıyor, bulduğu kısıtlı zamanlarda da genelde benimle ilgilenmeyi tercih ederek kendisiyle alakalı konuları pek açmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener aniden koluma girip, “Ben götürürüm onu Nihan’a, sen Muşta’nın söylediği şeyi yaparsın,” diyerek beni koridorun diğer ucuna doğru yürütmeye başladı. “Ne oluyor yahu?” diye sordum omzumun üzerinden Yener’e bön bön bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus, konuşacaklarımız var. Yürü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Merakla, “Önemli bir şey mi oldu? Söyle,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni cam duvarın önüne kadar getirdikten sonra, “Benim için önemli,” dedi. “Simge’nin çalıştığı kafedeki sarı kafalı oğlanla ilgili ne biliyorsan dökül.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sarı kafalı oğlan mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri kısıldı. “He,” dedi. “Sarı kafalı, kakalak bir tipti.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç anlamıyorum seni şu an.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dün Simge part time olmasına rağmen fazla mesai yaptı, gece kafeden birlikte çıktılar ve çocuk onu arabasıyla eve bıraktı,” deyince, “Ay bir de röntgenciliğe mi başladın?” diye sordum dehşet içinde. “İş arkadaşıdır, hem niye ona sormuyorsun da beni sıkıştırıyorsun sen? O kafanı karpuz gibi patlatırım senin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Son bir aydır anca muhabbet kurmaya başladı benimle, çat diye o çocuk kim diye hesap sorayım da profil fotoğrafının yerine hayalet kafa mı gelsin?” diye sorarken kaşlarını çatmıştı. “Seni iş çıkışı alayım mı diye sorduğum an lafı ağzıma tıkayıp fazladan mesaiye kalacağını yazdı. Aradım açmadı, tekrar mesaj yolladım ve başka zamana plan yapabileceğimizi söyledi ama ne zaman olacağını söylemedi. Ben de sürpriz yapmak için kafenin önüne çektim arabayı, bekledim mal oğlu mal gibi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ee?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sarı kafayla ondan başka çalışan kimse yoktu kafede. Temizliği bile birlikte yaptılar, gecenin ikisinde çıktılar oradan. Konuşmalarını duymak için duvar boşluklarında dolanan kertenkeleye döndüm. Sarı kafalı böyle avam avam konuşuyordu, boş boş şakalar, bir komiklikler falan yaptı Simge’ye. Dahası ben yapınca gülmeyen Simge onun şakalara baya bir güldü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Emin ol kibarlık olsun diye gülmüştür.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana da kibarlık olmasın diye öyle yapıyor herhâlde,” diye çemkirdi. “Ona durmadan atak yapıyorum, yapmakta sorun yok, geç sonuç almaktan da korkuyor değilim ama o sarı kafaya fena ayar oldum. Yersiz bir münasebet içerisindeydiler, iş arkadaşıysa iş arkadaşlığını bilsin. Ne münasebet?” Ciddi bir yüz ifadesi ve aceleci bir ses tonuyla söyledikleri karşısında gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. “Benim telefonuma bir mesaj geldi diye yazın başından beri yapmadığını bırakmadı, doğrudan görmezden, duymazdan gelmeye başladı ama o sarı kafalı oğlanın dediklerine gülüyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dağ ayısı gibi konuşma be,” dedim. “Senin telefonuna mesaj yazan senin kırıklarındı. Onun iş arkadaşına gülmesi mi sorun olmuş? Eşkıyaya bak, kıza soramadıklarını köşeye beni çekmiş bana soruyor. Gidip ona sormadan gazını almak mümkün değil senin, sor, kim bu diye. Korkma dayak yemezsin Simge’den.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerini ceplerinin içine sokup, “Bu kızın bende gönlü olduğuna emin misin?” diye sordu, bunu sorgulaması beni şaşırttı ama bir yandan da Simge’nin ona bunu boşuna yapmadığını, sadece emin olmak istediğini bildiğimden omuz silktim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu ona sorman lazım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu sevdiğimi söylediğimi bile duymazdan geldi, sanki öyle bir şey olmamış gibi davranıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çünkü bunu söylediğinde sarhoştun. Ayrıca farkındaysan eline geçen tüm fırsatları değerlendiremeyen de sendin. Ne yapacaktı kız? Ay beni seviyormuş diyerek kendini senin kucağına mı atacaktı? Delinin zoruna bak.” Kolunu tutup onu aniden kendime çekince gözleri iri iri açıldı. “Söyle bakayım bana, sen Simge’nin arkasında kapı gibi duracak mısın? Yarın kafan bir şeye atınca herkese o küçük kıçını döndüğün gibi Simge’ye dönecek misin yoksa?” Onu süzdüm. “Simge’yi istiyor, seviyorsun ama onu hiç görmüyorsun. Biraz daha yakından bak, daha iyi görmeye çalış, kıskanarak ya da sabırsızlanarak bir yere varamazsın. Varılmaz. Önce görmek gerek, anlamak gerek. Şimdi ben sana neyi görmediğini söylersem bunun bir anlamı da kalmaz. Kendin görmelisin. Simge’yi bu denli uzaklaştıran ne? Simge’ye geri adım attıran ne? Bunları düşün. Çuvaldızı kendine sürekli batırabilen birisin sen, bunu da yapabilir, onu görebilirsin. Kaçma, gerçeğe bak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu sevdiğime inanmıyor değil mi?” diye sordu dirseğinin içi hâlâ parmaklarımın arasındayken. “Ondan mı bana böyle uzak davranıyor?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu soruyu bana değil, kendine sor. Sevmek zor şey ama inanılması güç bir şey değil. İnanılması güç olan başka şeyler var bu hayatta. Sen bunu göremeyecek biri değilsin. Senin bende kredin bitmez ama Simge senin en yakın arkadaşın değil, kız kardeşin değil, omuz omuza savaşa girdiğin kardeşlerinden biri de değil. Sevdiğin kız. Öyle diyorsun yani. O zaman aşkın krediyle çalışmayacağını anlaman gerek. Biz senin her hatandan sonra senin yanında olabiliriz ama aşk hatayı bir noktaya kadar affeder. Düne kadar neyden korkuyordun bunu bir hatırla.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin içine aydınlanmış gibi bakması dudaklarımın yukarı kıvrılmasına neden oldu. “Bak en azından gözlerinde o kıvılcımı gördüm, bence bundan sonrasını daha rahat çözersin. Bu benden sana son kıyak. Günün sonunda sen abim gibiysen, o da kız kardeşim.” Sırıttım. “Özdağların kalbini çalarsın çalmasına ama o kalbi avucunun içine alana kadar daha çok ateşte yanman gerek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri yüzümde dolaşırken, “Bana güveniyor musun?” diye sordu, sorduğu soru kulağıma öyle kırılgan geldi ki onu kollarımın arasına çekip sarılmak istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben sana bir dost olarak sonsuz güveniyorum ama bir dostun güveniyle bir aşığın güveni aynı şekilde olmaz. İkisinin de güvendiği yerler farklıdır, ikisinin de güvendiği şekiller farklıdır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama düne kadar aramızdakinin ne olduğunu bilmek isteyen oyken şimdi aramızdaki şeyden kaçar gibi davranıyor Zeliha, ne yapacağımı şaşırdım ki ben. Bir mesaj. Tek bir mesaj sebep oldu bunlara.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir de arama var tabii. Ayrıca senin telefonu masaya ters çevirip koymaların da var Yener.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizleşti, elimi üzerinden çekerken, “Gönlü sende diye, o gönle zulmedilmesine izin verecek değil. Yener tarafından görmeye öyle alışmışsın ki Simge tarafından nasıl görünüyor diye merak edip bakmaya çalışmıyorsun bile.” Ona şefkatle gülümsedim. “Ayrıca birinin varlığı nasıl ki seni şu an böylesi öfkelendirmiş, inan bana Simge’yi de tam olarak böyle, hatta bundan daha fazla öfkelendirmiştir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Merakla, “Beni mi kıskandı yani? Ondan mı bu halleri?” diye sorunca, “Kıskanmak bir yere kadar, belki de onu insan yapan korkuları vardır,” dedim. “Ama her kalp, uğruna attığı diğer kalbi kıskanır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir eli cebindeyken bakışları boydan camdan dışarıya çevrildi. Dağ manzarasını seyre dalmadan önce, “Hattımı değiştirsem de bir şekilde numaramı yeniden bulmuş,” dedi dalgın bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kimden bahsediyorsun sen?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini manzaradan çekmeden, “Fethiye’deyken arayıp mesaj atan, Simge’nin görüp küplere bindiği kadın,” diye mırıldandı. Sesinden anladığım kadarıyla bu durumdan derin bir utanç duyuyordu. “Ona beni aramamasını söylemek için onunla konuşmak zorunda kaldım. Görüşmek istemediğimi de söyledim ama o diğerleri gibi değil. Görüştük bitti kafasında olmadı hiç ya da artık görüşmeyelim kararı alındığında diğerleri gibi bunu normal karşılayıp uzaklaşmadı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçimde sanki Simge’ye ait bir kalp atıyormuş gibi öfkeyle doldum, günün sonunda bu konunun muhatabının Simge olacağını bildiğimdendi bu his, Simge’nin oldukça canını sıkacağını bildiğimdendi. “Kim bu kadın?” diye sordum bir defa daha.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Önemli biri değil. Sadece kurtulması biraz güç biri.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzüme bakmadan söylediği bu cümlenin içine yerleştirdiği huzursuzluğu gördüğüme yemin edebilirdim. “Seni sık sık rahatsız ediyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir süredir yapmıyordu. Belli aralıklarla ortadan kaybolur, onu özleyeceğime inanarak yapıyor sanırım bunu. Benden bir adım göremeyince yeniden ortaya çıkıyor,” dedi düz bir sesle. “O gün telefonu ters çevirmemin nedeni buydu. O olduğunu fark ettiğim anda duyduğum rahatsızlığın büyüklüğünü açıklayamıyorum bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki de niyetini daha sert ifade etmelisin, hatta seni bu kadar rahatsız ediyorsa onu dava bile edebilirsin,” dediğimde burnundan sert bir nefes vererek güldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Babası albay, eski eşi de başçavuş olan birini mi?” diye sormasıyla tüylerim diken diken olmuş hâlde yüzüne bakakaldım. Yener’in geçmişte yaşadığı çarpık ilişkilerden biri olduğunu anlamam çok uzun sürmedi, ne diyeceğimi bilemeyerek gözlerimi camdan dışarıya, manzaraya çevirdim. Söyleyecek bir şeyim olmadığını anlayınca, “Onunla olan ilişkimi sonlandıralı neredeyse üç yıl oluyor,” dedi. “Üstelik görüştüğümüz süreçte boşanma aşamasındaydı. Yani düşündüğün niyetle ona yaklaşmamıştım, bana yaklaşan ve boşanma aşamasında olduğu yerine doğrudan boşanmış bir kadın olduğunu söyleyen oydu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta bu durumla alakalı bir şey yapar belki. Ona söyle,” dedim. “Ya da hattını kendi üzerine değil bizim üzerimize çıkar. Etrafında bir sürü arkadaşın var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İki yıl önce Devran’ın üzerine çıkarılmış bir hat kullanıyordum ama çevremdeki herkesi tanıdığı için o isimleri de denemekten çekinmiyordu. Bir süredir ortada görünmediği için bu anlamsız takıntısından kurtulduğunu düşünüp rahatlamıştım ama sonra birden yeniden ortaya çıktı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sapıklık bu kadarı. Onunla ilişkin ne düzeydeydi? Sevgilin miydi? Ona bir şeyler vadettin mi? Kalbini kıracak bir şey yaptın mı?” Sorularım belki kadını aklayabilirim düşüncesiyle çıkıp gitmişti dudaklarımdan ama Yener’in cevabı, “İkimiz de en başında buna başlarken aramızdakinin sadece fiziksel kalacağını konuşmuştuk zaten. Kurala uymayan oydu. Hiçbir şekilde ona hiçbir şey vadetmedim, fazlası olmadı,” oldu. “Beni düzeltmek istiyordu. Bunu hissediyordum. Tek bildiğim buydu. Beni düzeltebileceğine ve onu sevebileceğime inanıyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buz kesmiş gözlerle, “Hattını bir daha değiştirelim,” dediğimde, “Bir kez başladığında canı sıkılana dek durmaz. Yakında sıkılır umarım,” demekle yetindi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge’ye bu durumdan bahsettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu denli bir takıntıya sahip oluşundan bahsetmedim elbette ama mesajı atanın o olduğunu biliyor. Yani bunu o gece bankta otururken anlatmıştım. Midesini bulandırmaktan çekindiğim ve sinirlerini daha da bozmak istemediğimden çok fazla detay vermedim. O da detayları duymak istemiyordu zaten.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlıyorum,” diyebildim, başka ne söylenirdi bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bundan kurtulmanın bir çaresine bakarım. Lütfen beni yanlış anlama, onunla görüşecek ya da tekrar konuşacak değilim, sadece durum bu. Ben istemesem ve bunun önüne geçmeye çalışsam da geçmişim bir şekilde önüme çıkmaya devam ediyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey diyemedim, ilerleyen süreçte başka kadınların da temasa geçme isteğiyle tekrar ilişkilerinin bozulabileceğinden bahsedecek olursam şayet onun canını epey sıkacağımı bildiğimden sustum belki de.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un, “Yavrum,” diye seslendiğini duymamla ona doğru dönmem bir oldu. Arkasında Devran vardı, Biricik de Devran’ın koluna girmiş bize doğru bakıyordu. “Küçük bir işim vardı, toplantı salonunda olduğunu söylediler ama yoktun. Ne kaynatıyorsunuz orada?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sohbet ediyorduk öyle. Yener bana tuvalet taşlarını nasıl dillediğini anlatıyordu,” dediğimde Yener keyifsizce de olsa güldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Umarım canın tuvalet taşı falan da çekmez o zaman,” diyen Gurur birkaç adımda önümde bitti, büyük elini belime yerleştirip beni kendine çekerken, “Öyle detaylı detaylı tuvalet taşı anlatma benim bebeğime, aşerirse sıkıntı yaşarız,” dedi Yener’e alayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un ilk kez bana çok da geçmeyen, içtenliğini sorgulamak zorunda kaldığım, mutluluğundan emin olamadığım şakasına karşı tebessüm etmekten ileri gidemediğim an belki de o andı. Neredeyse ilk terapi seansının ardından geçen bu bir buçuk ayın içinde güldüğü, şakalar yaptığı, bir şeylerin normal seyrinde ilerliyormuş izlenimine kapılmam için uğraştığı her anın koca bir yalandan ibaret olabileceği düşüncesi birdenbire korkunç bir kabusun uykuma zuhur edişi gibi zihnime zuhur etmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni tutan kollarında sevgi, şefkat, tutku ve aşk vardı ama yine beni tutan kollarında beni korumak ve belki de uzak tutmak uğruna yüklendiği her duygunun ağırlığı da vardı; göremiyordum belki fakat içimde, kalbimin derinliklerinde önlenemez bir şekilde hissediyordum bunu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne zaman eve gideriz?” sorusu işte o anda döküldü dudaklarımdan. Bakışları usulca yüzüme aktı, tıpkı bir su gibi ve gözlerimde bir tutarsızlıkla karşılaşınca buz sıcağı gözlerinin derinlerindeki şüpheyi görür gibi oldum. Çok sürmedi, bu şüphe yerini şefkatli bir bakışa bıraktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bugün yoruldun mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok,” dedim. “Aksine bugün güzel bir gündü.” Ben iyiydim ve bence konuşulması gereken şeyler vardı. Tamamen konuyu açıp ortamı germek değildi niyetim ama tamamen çocuk yerine koyulup oyun dışı bırakılmaktan da pek hoşnut değildim. Üstelik hormonlardan mıdır yoksa içimde sürekli susturduğum seslerden midir bilinmez bir gün fena hâlde patlayacakmışım gibi de hissediyor, bunu nasıl durdurabilirimin yollarını arıyordum yana yakıla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biricik birden söze atılarak, “Madem bugün iyisin hep beraber kafeler caddesine gidelim mi?” diye sordu heyecanla. “Simge’nin çalıştığı kafenin canlı müziği çok güzel diyorlar. Daha önce oraya hiç gitmedim. Yeni açıldı sanırım. Aslında kafeler caddesinde eğlenmeyeli hayli zaman oluyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öğrencilerin de çoğu memleketlerine döndüğünden aylaktır ortam,” dedi Devran, sevgilisine arka çıkarak. Yener, Simge’nin çalıştığı kafeye gidileceğini duyar duymaz beklentiyle dikmişti gözlerini bana, hadi gidelim der gibi yönelttiği bakışlarına anında yumuşayan çehrem. Bir de üzerine gerginliğimin birden katlanarak çoğalıp Gurur’un üzerine yıkılmasına duyduğum korkudan olsa gerek bu planı çok sorgulamadan kabul ettim. Gurur ise pek istekli değildi, hâlâ kalabalığa öylece girmemden korkuyor, olası bir durumda alınacak önlemleri düşünmekten odaklanma güçlüğü çekiyordu. Anlıyordum, anlamadığımı sandığı anlarda bile bunu anlayabiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Toparlanıp kafeler caddesinde Simge’nin çalışmaya başladığı kafeye doğru yola çıkmamız çok uzun sürmedi. Tesise girerken çökmeye başlayan akşam, ben tesisten çıkarken görevi tamamen geceye devretmişti. Tesisin ilerisinde uzayan dağlar öylesi karanlıktı ki tek ışık kaynağı olan tesis, oldukça büyük bir yapı olmasına rağmen bu karanlıkta ufacık görünüyordu. Gurur’un arabasına doğru yürürken elim avucunun içine yerleşti ve elimin onun büyük elinin içindeyken ne kadar küçük olduğunu bir kere daha deneyimleme fırsatı bulmuş oldum. Arabanın kapısını açarken, “Senin araba okulun otoparkında kalmış,” dedi. “Yarın sabah aldırırım onu yavrum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey demeden başımı sallayıp ön yolcu koltuğuna yerleştirdim kendimi, emniyet kemerini taktığım sırada artık alışkanlık edindiğimden herhâlde gözüm bir ara ona kaydı, şaşırtmadı beni, tam da düşündüğüm gibi emniyet kemerine dikkatle bakıyordu. Yaşananların izlerinin yıllar geçse bile silinmeyeceğini o bakıştan anlıyordum. Üzerine binlerce şey yaşadığımız olayı bile hâlâ dünmüş gibi tazelikle hatırlayan zihni eminim ki son olaylardan sonra ona işkence ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabayı çalıştırırken ve tesisin olduğu patikadan aşağı inerken hiç konuşmadı. Sonunda ortamın tadını kaçıracağımı bilsem de konuşmam gerektiği düşüncesine yenilerek, “X konusunda bir gelişme var mı?” diye sordum, gözlerim yoldaydı ama bakışlarının bana dokunduğunu hissedebiliyordum. “Konuyu ne zaman açacak olsam apar topar kapattığından bir türlü sormaya fırsat bulamadım. Seni suçluyor değilim ama bilmek de istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Durumu Muşta ile paylaştım,” demekle yetindi, bir an Hakan abinin buna nasıl bir tepki verdiğini, neler yaşandığını, arka planda X hakkında bilgi toplanırken yaşanması ihtimal dahilindeki tüm kaosu düşünürken buldum kendimi. “Düşüncelere dalma diye söylüyorum, bir gelişme yok. Belki de öyle biri yoktur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olmayanı bulmak olanı bulmaktan daha kolaydır Gurur,” dedim. “Öyle biri olmasaydı eminim şimdiye ortaya çıkardı bu.” Bakışlarım ona kaydı, gözleri yoldaydı ama ona baktığımı biliyor, bilmesine rağmen karşılık vermiyordu. “Değil mi ama?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bulunmak istemiyor o hâlde. Bulunmak istemeyeni neden bulmaya çalışayım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama çalışıyorsun değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, çalıştım, sonra saldım bu mevzuyu. Altından bir şey çıkacağını sanmıyorum çünkü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O notu bırakan birinin bulunmak istemeyeceğini mi düşünüyorsun gerçekten?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorum kaşlarını çatmasına neden oldu. Derin bir nefesin ardından, “O notu onun bıraktığı ne malum?” diye sordu. “Peşimizde bin türlü it var, kimin ne çeşit bir oyun oynadığını bilemeyiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gösterge ekranında birden Onur’un ismi belirdi ve melodinin sesi cipin içine doldu. Gurur göstergeye uzun uzun bakınca, “Açmayacak mısın?” diye sordum sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buna cevap vermedi, aramayı cevapladı ve “Söyle,” dedi ama sonrasında kurduğu cümle beynime kanın sıçramasına neden olacak türdendi: “Zeliha yanımda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet Onur,” dedim beni duyduğunu bilerek. Gözlerim Gurur’un profiline saplanmış vaziyetteydi. “Ben yanındayım, hiçbir şeyi bilmemesi gereken karısı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur şaşkınlıkla yüzüme bakınca kaşlarımı kaldırarak sorarcasına yüzüne baktım. Başta ne diyeceğini bilemiyor gibi yüzümü izlese de sonunda Onur’un, “Tartışmanın ortasında bölmemişimdir umarım,” demesi ikimizin de dikkatini dağıttı. “Ben seni sonra arayayım Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur,” dedi Gurur sadece, söylemesini istemedi, duymamı istemedi, buna ettiğim sitemi duyduğu hâlde beni yine oyun dışı bırakmayı tercih etti. Arama sonlandırıldığında gergin bir sesle, “Dosya ile ilgili,” dedi. “Şu an yaşananlarla ilgili konuşmaları duymak istemediğini düşündüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bıçağın sızısı o gece olduğu kadar keskin bir şekilde karnıma yayılınca gözlerimi camdan dışarıya çevirerek derin bir nefes aldım. “Anlaşmamızın bu olduğunu, kendi sağlığımı, bebeğimizin sağlığını düşünmemi istediğini, tüm bunlardan uzak durmamı istediğini biliyorum ama zaten her şeyin yeterince içindeyim. Tamamen yok sayılmak istememem normal değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorumdaki sitemi göz ardı ederek, “Seni yok saydığım yok benim,” dedi. “Her şey tıkırında gidiyor, farkında değil misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şey tıkırında gidiyor?” Kaşlarım çatıldı ve tekrar ona baktım. “Operasyona giden Alaşafak’tan haberim olduğunu biliyorsun ama operasyonda neler olduğunu bana hiç anlatmadın. Güzel bir şey olsaydı anlatırdın. Son bir buçuk ay içinde kaç kez operasyona gidildi? Ben her birinin farkındayım. Ortadan kaybolduğunuz anlarda tesiste oturup satranç oynamadığını iyi biliyorum. Araştırdığın her iki konuyla alakalı da ağzını bıçak açmıyor. Bu bile durup bir şeyler oluyor diye düşünmeme neden oluyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şey olsaydı görürdün,” dedi hiç düşünmeden. “Bunu Fethiye’de gördün zaten.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendiliğimden uyanmasam görür müydüm? Bilir miydim?” diye sorduğumda uzunca bir süre sustu. “Sana kızmıyorum, kavga etmeye çalışmıyorum ama karşında çocuk varmış gibi de davranma lütfen. Bir sorun olduğunda kendimi yerden yere vuracak değilim, içim içimi yiyeceğine ne olduğunu bilmeyi tercih ederim. En kötüsünü zaten yaşadık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an iyisin diye mi böyle konuşuyorsun?” diye sorması duraksamama neden oldu. “Eğer bebeğimiz şu an iyi olmasaydı, sen olmasaydın, bunları söylemeye cesaretin olacak mıydı? Bunu canını acıtmak için sormuyorum. Bunu neden soruyorum biliyor musun? Bir şey oluyorsa bile oturup benim çözmeme göz yum diye. Yumabil diye. Bana çözebileceğime dair büyük bir güven duy diye.” Araba hafifçe hızlandı, bakışlarımı ön camdan dışarı çevirirken dişlerimi sıktım. “Rahatlamana neden olacaksa diye söylüyorum, ben iyiyim. Seansların her birine katılıyorum, bunu sen de biliyorsun. Bu olay çözülene kadar hop oturup hop kalktığım anlar elbette olacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rahatladığım falan yok benim,” diye çıkıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bak işte gördün mü? Bilsen de rahatlamıyorsun bilmesen de rahatlamıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benimle böyle üst perdeden konuşma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle konuşmuyorum,” derken sesi hafifçe yükseldi ama hızla toparladı. “Anlamak istediğin şekillerde anlıyorsun çünkü şu an canın sıkıldı ve kavga etmek istiyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kavga mı etmek istiyorum?” Hayretler içerisinde güldüm. “Ben mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Sen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Durdursana sen bir şu arabayı,” dediğimde, “Ne saçmalıyorsun?” diye sordu, şoke olduğu kesindi. “Durdur,” dedim sertçe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zerda, ciddi misin? Neden bu kadar öfkeleniyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Durdur.” Eğilip kornaya bastım, kornanın sesini duyan Devran arabasını yavaşlattı. Gurur arabayı durdurduğunda bana beklentiyle bakan ela gözlerine karşılık vermeden emniyet kemerimi çözdüm ve aracın kapısını açıp bacağımı dışarı attım. Yaz ayında olmamıza rağmen dağ yolu öyle soğuktu ki birden yaptığıma pişman oldum, çıplak bacağımı saran keskin soğuk saniyeler içinde tırmanıp tüm bedenimi kapladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bin şu arabaya,” dedi sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kavga etmek istemediğimi anla diye indim,” diyerek kapıyı sertçe kapatıp Devran’ın arabasına doğru yürümeye başladım. Gurur camı indirerek, “Neden böyle yapıyorsun?” diye sordu arkamdan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sakin sakin sorular sorup cevaplar vererek kavga etmediğini düşünüyorsun ama o arabanın içinde gerilen ben değilim, sensin. Sen sakin sakin konuşarak kavga ediyor, sonra da insanı kavga etmek istediği gerekçesiyle suçluyorsun. Hadi oradan sen de!” diye bağırdım öfkeyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran camını indirip, “Ne oluyor?” diye sorduğunda, “Sizle geleceğim,” dedim sadece.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yavrum, kavga falan ettiğim yok benim seninle,” dedi Gurur yine sakince. “Gel şu arabaya, indirme beni hadi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevap vermeden Devran’ın cipinin arka kapısını açıp bindim. Gurur birkaç kez kornaya basınca Devran, “Bırak bizle gelsin, aynı yere gidiyoruz zaten,” diye seslendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bırak ne laf anlatıyorsun o danaya,” diyerek öne doğru eğildim. Biricik ne olduğunu anlayamamış gibi bir bana bir de hemen direksiyon başındaki Devran’a bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliş, ne oldu şimdi?” diye sordu Devran arabayı tekrar hareket ettirirken. “Neden birbirinizi yediniz iki dakika içinde?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yemedik, yürü hadi,” dediğimde Biricik gülmeye başladı. Devran şaşkın şaşkın bana bakarak, “Son zamanlarda dehşet saçtığın dedikodularına aldırış etmemiştim oysa,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben göstereceğim dehşeti bir gün size,” dediğimde Biricik’in kahkahaları daha da yükseldi ve araç gitgide hızlandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafeler caddesi Devran’ın da dediği gibi aylaktı, neredeyse terk edilmiş gibi görünüyordu çünkü kış ve bahar aylarında tıklım tıklım olan sokaklarda şimdi hepi topu yirmi, yirmi beş kişi görmüştüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafenin verandasında durup Gurur’u arayan gözlerle etrafıma bakındım. Az ileride sigara içerek bize doğru geliyordu. Biricik koluma dokunarak, “Gerilmeyin bu kadar,” diye fısıldadığında sadece başımı salladım ama gözlerimi Gurur’dan ayırmadım. Dışı taş, içi ve verandası ahşaptan yapılma kafenin dışından duyulan gitar sesini dinleyerek onun sigara içişini izlediğim sırada Yener’in gergin bir şekilde yanımdan geçerek kafeye girdiğini fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur birkaç adım sonra verandanın basamaklarının önündeydi, bir adım sonraysa tam karşımda duruyordu. Parmaklarının arasındaki sigarayı arkaya doğru atıp verandanın dışında kalan taş zemine düşürdü. “Ben senin kalbini kıracak bir kelamda mı bulundum?” diye sorarken beni değil de kendisini sorguluyormuş gibi geldi sesi kulağıma. “Yaptıysam söyle, hatam nerede göster bana. Görmediğim, anlamadığım bir şey bu, görmek ve anlamak istiyorum. Seni kıracak kadar ileri gitmişsem bunu da düzeltebilmek istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
X’in ona kağıtta bıraktığı notu hatırlayınca söylediği şeyler o kadar ağır geldi ki dolan gözlerimi saklamak için bakışlarımı yana çevirdim. Durmadı, çenemi tutup kafamı ona doğru çevirerek havaya kaldırırken, “Doldurma gözlerini de söyle,” dedi yalvarır gibi. “Bana bir daha şöyle davranma de, davranmayayım. Bana bir daha bu kelimeyi söyleme de, o kelimeyi lügatımdan silip atayım. Ama susma, söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sızlayan burnumla, “Abartan bendim,” dedim. “Ama sen de öyle çok susuyorsun ki seni konuşturmak için böyle yollara başvurmak zorunda kalıyorum. Senin bir hatan yok.” Söylediğim şey onu kahretmiş gibi bakması duraksattı beni. Sanki tüm hatayı kendisinden biliyormuş, ben hatamı kabul etsem dahi o kabul etmiyormuş ve her şeyin suçlusu olarak kendisini görüyormuş gibiydi. Bu hem canımı çok acıttı hem de kendime öfkelenmeme neden oldu. “Benim sağlığımı düşündüğünden böyle susuyorsun. Girdap o adamın ağzını burnunu kırdı, az daha öldürüyordu belki de adamı ama bana hiçbir şey anlatmadın, bunu bile benden gizledin. Ortalık yangın yerine dönmese öğrenemezdim. Sanıyorsun ki ben çevremdeki her şeye karşı hassasım artık, her şey kırar döker beni ama bu da tam olarak korumak değil ki. Beni koru, koruma demiyorum ama aptal yerine de koyma lütfen. Ben buna darılıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaskatı kesildiğinde parmakları çenemin üzerinde kaldı ve saniyeler boyunca gözlerimin içine bakmaya devam ederken tek kelime edemedi. Gözlerinin içine bakarken ilk kez zihnine uzanamadığımı hissetmek beni kollarıma en ihtiyaç duyduğum anda ellerimden etmişler gibi hissettirdi; muhtaç olduğum kollarımı düşünürken kopmuş parmaklarıma bakıyormuşum gibi. Nihayet, “Peki,” diye söze girdi ama devamı beklediğim kadar uzun olmadı. “Bundan sonra darılacağın bir şey yapmayacağım.” Parmaklarını çenemden uzaklaştırıp omzuma dokundu. “İçeri geçelim mi yavrum? Geceleri hava serinliyor, üşüteceksin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söylememe fırsat vermeden bedenimi çevirip yürüttü ve kafenin kapısından içeri soktu. Simge bar tezgahının arkasında durmuş, sırtını bize, yüzünü içki raflarına dönmüş pozisyondaydı ve Yener’in bahsettiği sarışın da hemen onun arkasında durmuş tezgahın önünde dikilen adamla konuşuyordu. Simge raftan bir şişe alıp önüne döndüğü anda beni gördü, dudaklarına büyük bir tebessüm yerleşti. Ona el sallayarak verandaya bakan boydan camın önündeki masaya ilerledim. Devran ile Biricik hemen karşımıza, Yener onların çaprazına, Vural ile Nihan camın karşısına bakacak şekilde ortaya oturdular. Gurur ile yan yana Devranların karşısında oturduğumuzda Yener’in aceleci bakışlarının bar bölümüne kaydığını gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Siparişleri almak için diğer çalışan arkadaşının omzuna dokunarak müsaade isteyen ve masamıza gelen kişi Simge’ydi. “Geleceğinize haber vermediniz,” derken not defterini önlüğünün ön cebinden çıkarıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener ağzının içinden, “Tüh, basmış gibi olduk tabii,” dedi ama Simge belki gürültüden belki de tamamen umursamadığından onu duymadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni görelim dedik, yüzüne hasret kalıyoruz bu aralar. Bu arada ben buz gibi kocaman bir limonata istiyorum,” dedim kare kodu okutma gereği bile duymadan. Siparişleri aldıktan sonra uzaklaşan Simge gitmeden önce bana bir öpücük atmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran dirseklerini masaya bastırarak, “Yener, çek şu gözlerini bardan. Olay çıkarmaya değil muhabbet edip vakit geçirmeye geldik,” dedi sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener gözünü bile kırpmadan bardaki sarışın çocuğu dikizlemeye devam ediyordu. Devran’ı doğrudan duymazdan gelmişti. Kısa bir an Gurur ile Devran’ın birbirlerine dokunan bakışlarını gördüm, manalı olduğunu bildiğim ama anlamını bir türlü çözemediğim o bakışlar çok kısa sürede birbirlerinden koparak farklı yönlere çevrildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural merakla, “Ne oldu ki? Yener neden bara bakıyor öyle?” diye sordu çaktırmadan arkasına bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İmalı gözlerle Yener’e baktım, bana sus der gibi bir bakış attıktan sonra bakışlarını Vural’a çevirdi. “Sizin düğün ne zaman?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasipse eylülün yedisinde,” dedi Vural bu konudan duyduğu memnuniyeti sırıtarak gösterirken. “Eylülün yedisine kadar Simge’yle aranızı düzeltmeye bak, düğünümde onunla karşılıklı tulumba çekerken yenildiği için yine çok ağlayacak, avunacağı bir omza ihtiyaç duyacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“He Vural he yaparım,” dedi Yener başını sallayıp gözlerini sıkıca yumup yumup geri açarak. Ardından gözlerini Nihan’a çevirdi. “Nihan senin canın ne çekti biliyor musun? Sufle çekti. Şimdi o sarışına bir el yapıp çağıracaksın ve sufle sipariş edeceksin. Öyle hissettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne diyor bu be?” diye sordu Nihan şaşırarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hissettim, bak yokla bir kendini, midene bir sor, bence sufle istiyor şu an.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir zamanlar Simge de bu enayiyi işte böyle kandırıyordu ama en azından kandırabiliyordu, bunun yapabildiği tek şey kandırabileceğini düşünmek,” diyerek güldüğümde Gurur aramızdaki buzları eritmek istiyormuş gibi avucunu dizime koydu, elbisemin açıkta bıraktığı çıplak dizimde büyük parmaklarının baskısını hisseder hissetmez göz ucuyla ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadisene Nihan,” diye üsteledi Yener. “Çağırsana şu herifi bir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nihan neden elin herifini çağıracakmış gevşek,” dedi Vural.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yemin olsun tıkladığın tüm linkleri açık ederim. Arama geçmişinin ekran fotoğrafları var elimde, her birini tek tek gösteririm Nihan’a. En çok hangi kategoride dolaştığını bilmesini ister misin? Bence istemezsin ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan bir an durdu, Vural’a çevrilen bakışlarında bıçakları görünce dudaklarımı birbirine bastırıp elimi dizimin üzerinde duran büyük elin üstüne yerleştirdim. Gurur ağır ağır dizimi sıkıp bırakıyor, beni rahatlattığını sandığı hareketi aslında beni cinsel olarak uyarıyordu. Tabii bundan hiç haberi yoktu şu an.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlamadım Yener?” Nihan masaya doğru eğildi. “Daha açık konuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuşmasın aşkım neden konuşuyor?” Vural hızla Nihan’a sarılıp onu kendine çekti ve Yener’e eğer durmazsa karşı atağının pis olacağına dair uyarıcı bir bakış gönderdi. “Konuşunca da zaten bomboş konuşuyor. Hayatı yalan bunun, bilmiyorsun da sanki. Çekemiyor bizi. Yakında evleneceğimiz için bu kadar kuduruyor, kendisi evde kaldı çünkü. Bak bu masada iki aşık çift, bir evli çift var ve bir de sap var. Sap kendisi oluyor. Siktir git başka yerde afkur lan.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evli çift dedi bize, biz aşık çift değil miyiz yani Vural anlamadım ben? Grupta bana atılan mobilya linkine tıklayabilmek için saniyesinde AppStore’dan vpn indirdiğini falan her şeyi anlatabilirim şu an Nihan’a, bilemiyorum, gebeyim ve stres altında hissediyorum,” dedim ciddiyetle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu yıkılası kulaklarım evlenme arifesinde olduğum bu terliksi hayvan hakkında daha neler duyacak?” diye sordu Nihan dehşet içinde. “Vural sen böyle bir adam mıydın? Ya sen klavyeyi kullanarak kendi adını doğru yazamıyorsun da tarayıcılara onca ahlaksız şeyi yazıp nasıl girebiliyorsun o sitelere? Zafer’e dolandırıcı diyoruz, sen misin bunca zamandır içimizdeki dolandırıcı?” Nihan doğrulup Vural’ın omzuna iki tane yapıştırdı. “Ne kategorisine bakıyorsun lan söyle bana, erkek gibi söyle, mertçe söyle, delikanlı ol söyle!” Arka arkaya yapıştırmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Erkek gibi mi dedi o? Delikanlı gibi mi? Mertçe mi? Ay resmen ataerkil konuşmalarınla beni dehşetten dehşete sürükledin Nihan hiç yakıştıramadım seni Twitter’da linç edilmeye davet ediyorum şu an,” dedim keyifle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ortalığı kızıştırma,” dedi Gurur dudağını kulağıma sürterek, bir an sertçe yutkunmak zorunda kaldım ve dizime baskı yapan parmakları yüzünden gitgide hızlanan kalbimin atışları dudağının, nefesinin ve fısıltısının da etkisiyle göğsümün içinde bir ralliye tutuldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle sinsi sinsi yaklaşma, intikam mı alıyorsun?” diye sordum omzumla omzuna hafifçe vurarak. Yine konuşulacak ne varsa halının altına süpürmüştük sanırım. Güldü ama yorum yapmadı. Nihan ile Vural’ın düğününden konuştuğumuz sırada siparişlerimiz gelmişti ama siparişleri masaya getiren ne Simge’ydi ne de Yener’in sinir bozucu bir dikkatle izlediği sarışın adamdı. Başka bir çalışan yardımcı olmuş, masaya istediklerimizi bıraktıktan sonra gözden kaybolmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buz gibi limonatamdan bir yudum alırken nihayet Simge izin alabilmiş olacak ki önlüğünü çıkarıp bankonun üzerine bıraktı ve saçlarını salıp parmaklarıyla taradıktan sonra bizim masaya geldi. Simge hemen Yener’in yanındaki boş sandalyeye otururken, “Naber?” diye sordu ona. Bu küçük temas, Yener’in bir anlığına da olsa sakinleşmesini sağladı. Aralarında başlayan diyalogdan uzaklaşarak Nihan’a döndüm. “Davetiyelere karar verdiniz mi?” diye sordum. “Geçen hafta bana gösterdiğin üzerinde dantel işleme olan çok güzeldi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bütçemize uymuyor, biraz fazla,” dedi Nihan. “Üstelik daha sade bir şey istiyoruz. Bana kalsa bir davetiyeye ihtiyaç yok, zaten küçük bir düğün olacak ve gelecek kişiler de belli ama Vural davetiye diye tutturdu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“En iyisini en güzelini hak ediyor benim yaslandığım ve nihayet birlikte yaşlandığım,” diyerek Nihan’ın yanağından makas aldı Vural. “Eğer o davetiyeyi beğendiysen işin maddiyatını kafana takma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biricik dirseğiyle Devran’a vurup, “Duydun mu ne söyledi?” diye sordu. “Yaslandığım ve yaşlandığım dedi. Sen de böyle şeyler söyle bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaslandığım ve umuyorum ki yaşlandığım cümlesini bana yıllardır kuruyor, tek bildiği güzel söz bu inan,” dedi Nihan. “Adını zor yazan birinden şiir yazmasını beklemeyi bırakalı çok uzun zaman oluyor.” Gülerek Vural’ın omzuna yaslandı. “Neyse ki onun yazamadıklarını okumak konusunda benden iyisi yok. O da benim konuşamadıklarımı anlamak konusunda en iyisi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran, “Ben sana neler neler söylüyorum, açmayalım istersen konusunu, utanırsın sonra,” dediği anda Biricik kulaklarına kadar kızarıp gözlerini panikle dışarı çevirdi. “Hadi oradan münasebetsiz sen de,” diye çemkirdi. Devran eğilip Biricik’in kulağına bir şey söyledi ve her ne söylediyse Biricik adeta yerinden zıpladı, yüzü tamamen bordoya dönmüş hâlde Devran’a kocaman gözlerle bakınca Devran başını arkaya atarak bir kahkaha koyverdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ee Simge?” dedi aceleyle Devran’dan uzaklaşarak. “İş nasıl gidiyor? Sevdin mi burayı? Epey şık bir mekanmış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge bordo ojeli tırnaklarını masaya vurarak ritim tutarken, “Valla çok sevdim, iyi para veriyorlar, eşek gibi çalıştırıp yetmezmiş gibi daha fazla yük bindirmeye çalışmıyorlar ve iş arkadaşlarım da epey kibar insanlar,” dedi hevesle. Simge tırnaklarını masaya her çarpışında Yener gözünü bile ayırmadan onun parmaklarına bakıyor, onun sözlerine kulak kesilse de güzel ellerini izlemekten vazgeçmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İş arkadaşlarınla iyi anlaştığını fark ettik zaten,” dedi Yener birdenbire, gözleri hâlâ masaya çarpan bordo ojeli narin parmaklardaydı. Simge’nin masaya çarpan parmakları bir an için hareketi kesince Yener’in gözleri ellerinden ayrılarak kuzenimin yüzüne çevrildi. “Arkadaş oldunuz mu şimdiden?” diye sordu, sorusunu taşıyan sesi ne kadar düzse bakışları bir o kadar imalıydı Yener’in. Simge’nin saniyeler içinde rahatsızlığını dışa vuruşunu, çatılan biçimli kaşlarını ve sorgulayan gözlerinin kısılışını gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir aydır burada çalışıyorum Yener, bir ay içinde elbette arkadaşlık kuruyor insan karşısındakilerle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ha?” dedi Yener kaşlarını kaldırıp ellerini karnının üzerinde birleştirerek sırtını sandalyeye yaslarken. “Öyle mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“En çok kimle samimi oldun?” diye sordu gözlerini Simge’den ayırmadan ve aldığı pozisyonda bir santimlik bile değişim sağlamadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hepimiz suspus olmuş onları izliyorduk, biz yokmuşuz gibi birbirlerine diktikleri bakışlarından kıvılcımlar çakarak ortada çarpışıyor gibiydi. Simge tek kaşını kaldırarak, “Samimi olmaktan hiç hoşlanmam,” dedi. “Samimiyet kurmak senin hoşlandığın bir şey. Benim değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in bakışları Simge’nin yüzünde derinleşti, bu cümle onu kırmamış sadece öfkelendirmiş gibiydi ama öfkesini dışarı vurmak yerine sadece Simge’nin gözlerinin içine bakıyordu. “Haklısın,” dedi. “Ben samimi olmak konusunda epey iyiyimdir ama gözlemlediğim kadarıyla sen de fena değilsin, Ahdar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlayamadım?” diye sordu Simge beklenmedik bir şekilde Yener’in yüzüne yaklaşarak. “Tekrar söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener aniden doğrulunca yüzlerindeki mesafe öyle çok kısaldı ki gözlerim irileşti. Bakışlarımı onlardan anlık olarak çekip masadakilere çevirdim, her biri merakla onlara bakarken bu yakınlığı beklemediklerinden şaşkın görünüyorlardı. Tekrar göz ucuyla Simge ile Yener’e baktığımda bizi umursamadıklarını, hatta şu an kafedeki kimseyi umursamadıklarını gördüm. Burunları birbirine değdi değecekti, iki çift göz de birbirine öyle keskin bakıyordu ki sanki keskin bir şeye ihtiyaç duymadan birbirlerini yaralayabilmenin yolunu kirpiklerini kullanarak bulmuşlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Diyorum ki,” dedi Yener, Simge’ye bir nefes kadar yakınken, “sen de insanlarla samimi olma konusunda fena değilsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu çıkarımı neye dayanarak yaptığını merak ettim,” dedi Simge geri çekilmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir Türk askerinin gözlerinin ne denli keskin olabileceğine imkanı yok seni inandıramam, oldukça ütopik gelir kulağına.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yanlış yere bakıyorsa yanlış şeyler de görebilir o asker, bunu da göz önünde bulundursun öyleyse.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O asker tam olarak bakması gereken yere bakıyor şu an,” dedi Yener, ardından elini birden aşağı attı ve Simge’nin sandalyesinin bacağını kavrayıp kendine çekmesiyle bedenleri tamamen birleşti. Kafasını kaldırırken alnı Simge’nin çenesine sürttü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi hızla kaçırıp anı bozmamak adına tek kelime etmeyen arkadaşlarıma baktım. Onlar da hemen dibimizde olup biteni görmezden gelerek başka şeylerle ilgilenmeye başlamışlardı. Simge’nin, “Sen benimle bir dışarı gelsene asker,” dediğini duydum, sonra ayaklandı ve hızla dışarı çıkıp verandanın merdivenlerini inmeye başladı. Yener derin bir nefes verdi dışarı, bir süre oturduğu yerden kalkmadan bekledi ve sonunda kalktığında, “Tarih yazsın,” diye mırıldandı kendi kendine. “Yener Açıkgöz’ü köpek edecek bir kız da varmış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran’ın güldüğünü duydum, Gurur bacağımı daha sıkı kavrarken alaycı gözlerle Yener’e baktı ve Yener başka hiçbir şey söylemeden kafenin kapısından çıkıp gitti. Uzun uzun sohbet ettiğimizi ama Yener ile Simge’nin kafeye hiç geri dönmediklerini hatırlıyorum. Hesabı istediğimizde elinde post cihazıyla hesabı getiren kişi o sarışın adamdı, ödemeyi alana kadar hiçbir şey söylemese de sonunda, “Simge’nin arkadaşlarısınız sanırım,” dedi. “Nereye gitti acaba?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran, Vural ve Gurur’un sanki sözleşmişler gibi doğrudan adama çevrilen tehditkâr bakışlarını fark edince afalladım ve hızla, “Mesaisi bitmişti sanırım, eve gitmiştir,” dedim kibarca.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adam bana yavaşça gülümsedi. “Anlıyorum, sizle devam eder sanmıştım,” dedi, bir cevap beklemedi, hatta bizim saldırmaya hazır kurt sürüsüne bakmadı bile hızlıca sırtını dönüp kasaya doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafeden çıkarken Gurur üzerindeki ceketi omuzlarımın üzerine bıraktı, onun kokusunun ve sıcaklığının sindiği o koca cekete iyice sarılırken, “Gaye işi bırakmamış olsaydı ona da bir uğrardık,” dedim. Gaye kafedeki işini bırakalı birkaç hafta oluyordu. O sırada Gurur bir sigara yakmış, sigara kokusundan rahatsız olmamam için benden birkaç metre uzaklaşarak yanımda dikilmeye başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Memleketine mi gitti o?” diye sordu Biricik merakla. “Çeyiz alışverişi için ailesinin yanına gideceğini duymuştum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.” Güldüm ve Nihan’a baktım. “Bu yaz çok fazla gelin çıkarıyoruz.” Bakışlarım tekrar Biricik’e kaydı. “Sıra kimde acaba ya?” diye sordum pis pis sırıtarak. Biricik anında kızardı, Devran’ın dudaklarında sinsi bir tebessümle göz ucuyla da olsa Biricik’i süzdüğünü fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur sigarasını bitirene kadar kafenin verandasında dikildik, o hemen basamakların aşağısında duruyor, sigarasının dumanını üflerken ara sıra kafasını kaldırıp gökyüzüne bakıyordu. Yıldızların bu gece diğer gecelerden daha parlak göründüğünü ilk kez o an, Gurur çenesini kaldırıp ela gözlerini ışıltılı gökyüzü taşlarına çevirdiğinde fark etmiştim. Nihayet sigarasını bitirdiğinde herkesle vedalaştık ve onun ceketine daha sıkı sarıldım, büyük ceketinin içinde kaybolan elimi tıpkı ceketi gibi büyük olan avucunun içinde kaybettiğinde arabasına doğru yürüyorduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yokuşu inip caddeyi gördüğümüz anda, “Hatırlıyor musun?” diye fısıldadım tenhalaşan yola uzun uzun bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışları önce bana, ardından gözlerimin takılı kaldığı yola dokundu. “O geceyi mi?” diye sordu sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O geceyi.” Dudaklarım yukarı kıvrıldı, buruk bir tebessümün arkasına gizlediğim ne kadar çok anı varsa şimdi orada, o boş yolda tekrardan sahneleniyordu sanki. Geçmişteki o anın aksine yağmurla ıslanmamıştı bu defa yol, kuruydu ve her ne kadar hava serin olsa da mevsim yazdı. O gecenin karanlığının aksine şimdi ilerideki ağaçlara takılmış peri ışıkları uzakta parlarken çok daha aydınlık, çok daha güzel görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O geceyi hatırlıyorum.” Bana baktığını hissedince ben de ona baktım. “Ondan önceki tüm geceleri unutmaya yemin etmiş, hatırlamadan ve anmadan geçiren ben, o geceden sonra yaşadığımız her geceyi tek bir an olsun unutmadım. İçinde senin olduğun anıların hepsi o geceden beri tüm tazeliğiyle hâlâ zihnimde.” Söyledikleri beni daha derin, daha gerçekçi gülümsetti. Gözlerinin içinde parlayan peri ışıklarının sarı parıltılarını izlerken ela gözlerinin o gece ne kadar karanlıksa, şimdi bir o kadar aydınlık olduğunu gördüm. “O gece iyi ki yaşandı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeye rağmen mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeye rağmen,” dedi başını aşağı yukarı ağır ağır sallarken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki gözleri, sana rağmen beni içten içe öldüren çok fazla şey var ama yine de her şeye rağmen o gece iyi ki yaşandı, diyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elini daha sıkı kavrayıp, “Hadi evimize gidelim,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabada yol boyu neredeyse hiç konuşmadık, bir şarkı dinledik, her sözü kalbime dokunan ve bana onu, onunla yaşadıklarımı, yaşama ihtimalimiz olan geleceği hatırlatan bir şarkıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yıldız Tilbe, Dillere Destan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şarkı ne zaman yükselse diğer şeritten gelen araçların farlarının aydınlattığı ela gözleri bana dönüyor, beni gözlerini ağır ağır kırpıp geri açarak hafızasına kaybetmek istercesine izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Evin bahçesinde uzun süre arabanın içinde oturduğumuzu hatırlıyorum. Hava sanki yarım saat önce çok güzel değilmiş gibi birden kapatmış, gecenin içinde kafileler halinde ilerleyen bulutlar yağmak için fırsat kollayan yaz yağmurunu şehre taşımaya başlamıştı. Ön cama düşen ilk damlayı gördüğümde, “Hava belki de bu yüzden bu kadar sıcaktı bugün,” dedim. “Gündüz çok boğucuydu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç yağmur yağarken arabada vakit geçirmedik değil mi?” diye sorması beni şaşırttı, gözlerimi yüzüne çevirip onu izlemeye başladığımda yağmur damlaları şimdi çok daha hızlı çarpıyordu ön cama. “Bir battaniye alıp, cam tavana düşen yağmuru izlerken seninle burada şekerleme yapmak güzel olurdu. Sonbaharda bunu yapalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği şey kalbimi ısıttı, dudaklarım anında yukarı kıvrıldı. “Olur.” Aslında şimdi yapmak istiyordum. Bakışlarım Gurur’un yüzünde dolaştı, ardından ön cama düşen yağmur damlalarının çizdiği su patikalarını izlemeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi mi istiyorsun yoksa?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok mu belli ettim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları yukarı kıvrıldı, bir süre sustuktan sonra, “Hava battaniye için oldukça sıcak,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama kucağına gelmem için de oldukça serin bence.” Dudaklarımdan kayıp giden cümleden sonra tek kaşını kaldırıp omzunun üzerinden bana baktı. Bakışı anında yanaklarıma ısı toplanmasına neden oldu. “Olmaz mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri çeneme, oradan dudaklarıma, sonrasında da gözlerime değdi. Ardından beklenmedik bir şekilde sürücü koltuğunu arkaya aldı, önündeki alan açılırken gözlerini benden ayırmadan, “Gel kucağıma öyleyse,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an sadece gözlerinin içine baktım, bana yönelttiği bakışlarında görmeye alışkın olduğum şefkat ve hiç dinmediğini bildiğim o tutku vardı. Yavaşça ona doğru kaydım, kollarının arasına çıkıp direksiyona kalçamı sürterek kucağına uzandım. Parmakları sırtımı kaplayan kamuflaj montunun üzerinde dolaştı, ardından montun içine girdi ve çıplak omuzlarıma temas etti. Çenesini başımın üzerine yasladığında benim de yanağım onun göğsüne yaslanmıştı, kalbinin ne kadar hızlı çarptığını fark edince dudaklarım yukarı kıvrıldı. Yaz yağmurunun şiddetle vurduğu camdan gelen sesi bile bastıracak kuvvette çarpan kalbini öpme isteğiyle yanağımı göğsüne daha sert bastırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zor oluyor mu böyle?” diye sorduğumda neyi sorduğumu anlayamamış gibi parmaklarını omuzlarıma sürterek tenime bir soru işareti çizdi. Yaptığı şey beni güldürdü. “Konuşamayacak kadar zorlanıyorsun demek oluyor bu.” Bu kez çıplak omzuma bir gülümseme çizdi. Kıkırdadım. Çenemi göğsüne sürterek kafamı kaldırıp ona baktığımda başını oynatmadan gözlerini indirip gözlerimin içine baktı. “Beni kollarında tutmak zor mu?” diye sordum. “Beni kollarında istediğin pozisyonlara sokamadan tutmak, yeterince zor mu?” Kısık sesle sorduğum soruyu duyduğu anda çenesi kasıldı, bakışları gözlerimden dudaklarıma indi. “Özlemiyor musun beni?” diye sordum bu defa, sesim yine bir fısıltıdan ibaretti. “Dokunmak istemiyor musun? Dizlerimi tutup neredeyse başımın yanına koyduğun anları düşünüyor musun?” Her konuştuğumda hareket eden dudaklarıma öyle bir açlıkla bakıyordu ki kalbimin atışları kulaklarımı tırmalayarak çoğaldı. Gözleri dudaklarımdan yukarı, gözlerime tırmandığında sertçe yutkundum. “Bana tüm bunları özlediğini söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
-Bu kısımdan sonrası yoğun cinsellik + argo içermektedir. 18 yaş ve üzeri için uygundur. Argo sevişme sahnesi sevmeyenlerin atlamasını ve bitiş noktasına yerleştirdiğim işarete dek kaydırması ÖNEMLE RİCA ediyorum-
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi?” Zincir’in gözleri yeniden oradaydı ama bu kez öfkeyle değil ateşle dövülmüştü. “Seni sikmeyi özleyip özlemediğimi mi soruyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kasıklarım söylediği şey karşısında anında tepki vererek ısındı. Yüzümüz birbirine çok yakındı, bahçenin kısıtlı ışıklandırması yüzünü hafifçe aydınlattığından olsa gerek o loşlukta teninden kayıp giden yağmur damlalarını görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedim. “Beni sikmek mi istiyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duyduğu şey karşısında gözleri bir an için kısıldı, ardından beklemediğim bir şekilde tüm avucunu kullanarak çenemi ve yanaklarımı avucunun içine alıp sıktı. Dudaklarım büzülürken ve gözlerim böyle kavranmak karşısında iri iri açılırken dudaklarına yerleşen o alaycı ama bir o kadar da ürkütücü tebessümü izledim. Büzülen dudaklarıma davrandı, onları dişleriyle yakalayıp uzatarak çekerken, “Her an düşünüyorum,” dedi, dudaklarımı serbest bırakan dişlerinin geride bıraktığı sızıyla hipnotize olmuş gibi gözlerinin içine bakakaldım. Bana bir nefes kadar yakınken, “Önümde eğildiğinde, sarılırken o gitgide irileşen memelerini göğsüme yasladığında, uyumadan önce sırtını göğsüme yerleştirmek için o koca götünü sikime bastırdığında, tek düşündüğümün saçlarını avucumun içine alıp bir bacağını hafifçe yukarı kaldırmak ve taşaklarımı klitorisine çarpmaktan küçük amcığını bordoya çevirene dek seni sikmek olduğunu bilmiyorsun, ne tatlı. Sen kollarımda uykuya dalana kadar bunu düşünüyorum, sonra da sana kıyamayıp bütün gece altımda sikilirken kendinden geçmiş gibi inlediğin anları düşünerek kan toplanan sikimi sakinleştirmeye çalışıyorum.” Burnunu burnuma sürttü. “Bunları duymak hoşuna gitti mi?” Böyle açıkça düşüncelerini ifade etmesi bacaklarımın arasında başlayarak göğüslerime kadar uzanan bir sızının tüm bedenimi felç etmesine neden olmuştu. Ellerimi yüzünün kenarlarına bastırıp tırnaklarım kulaklarının alt kısmına denk gelecek şekilde onu kavradım ve dişlerim dişlerine çarpacak şekilde onu öpmeye başladım. Dili ağzımın içine girdi ve bunun ne denli edepsiz bir dürtüyle yapıldığını aşağı kayıp kalçalarıma yerleşen ellerinin sıkılaşmasından anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarının içine doğru inleyerek, “Dokunmak istiyorum,” dedim. “Sikini avucuma almak, o damarlarının atışını, benim için çırpınışını avucumun içinde hissetmek istiyorum.” Dudaklarının içine bıraktığım cümleler kalçalarımı daha sert kavrayıp sıkmasına neden oldu. Dilini tekrar ağzımın içine sokuşu biraz daha konuşacak olursam ağzımı başka bir şeyle dolduracağına dair bir tehdit gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu düşünmenin beni heyecanlandırdığını hissettim. Dilini sanki ağzımda iri, benim için kan toplanmış aleti var gibi emerken bunun onu inlettiğini fark ettim. Dili ağzımın içinde dolaşarak dışarı çıktı, salyalarının çeneme aktığını hissettim ve “Ne?” diye sordu. “O küçük ağzını amcığını siktiğim gibi sikmemi mi istiyorsun yoksa?” Sorduğu soru karşısında afallayarak ama bir o kadar da tahrik olarak gözlerinin içine baktım. Zincir’in dudağının kenarı yukarı kaydı. Parmaklarını gırtlağıma indirip boğazımdaki kısımları kademe kademe işaretledi. “Başı buraya geldiğinde henüz yarısını bile ağzına almış sayılmayacaksın, ne acı,” diye fısıldadı. “Ne küçük bir boğaz.” Gözlerimin içine bakıp parmaklarını soluk borumun en altına indirdi. “Buraya kadar sokarsam bu seni kustururdu.” Gözlerimin içine zehir gibi kaynayan ölümcül gözlerle baktı. “Oysa ağzına tamamını sokup bana yalvaran ve açlıkla dilenen güzel kahverengi gözlerine bakarken boşalmaktan çok hoşlanırdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye yapmıyorsun?” diye sordum cesurca. “Bebeğimizi taşıdığım için sık sık kustum zaten. Alıştım buna. Bir kez de senin için kusmamda bir sakınca mı var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları neredeyse psikopat bir gülümsemeyle kıvrıldı, parmakları hâlâ boğazımın sınırlarında dolaşıyor, tüy gibi geziniyordu. “Ne kadar da açık konuşuyorsun. Hormonların mı yaptırıyor sana bunu?” Bir eli aşağı kaydı, tekrar kalçamı sıktı ve daha içeri gelerek kalçamı kaldırmam için bir komut verdi, hafifçe yukarı kaldırdım kendimi, parmakları bacak içimde dolaşırken elbise giydiğim için şanslı hissettim. O büyük parmaklar çıplak bacaklarımın içinde dolanırken, “Yoksa konuşan sen değilsin de arsız amın mı?” diye sordu. “Şimdiden ıslandın mı?” Parmağıyla külotuma hafifçe dokununca yüzüne doğru inledim. “Kasılıp gevşemelerini kumaşa rağmen hissediyorum, yavrum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman bir şey yap,” diye fısıldadım ve çenesini öptüm. “Lütfen.” Tekrar öptüm. “Kendini de beni de rahatlatmanın yolunu en iyi sen biliyorsun.” Çenesini dişlerimin arasına alıp ısırdım. “Lütfen bizi rahatlat.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenemi avucunun içinde tutarken boynumu açıp beklenmedik bir şekilde boynuma yapıştı, ağzının tüm köşelerini boynumun derisinde hissederken inledim. Diğer eli bacağımın arasında, kasılıp gevşeyen vajinamın yakınlarında dolaşıyor ama kati suretle bana istediğim zevki vermiyordu. Derimi ağzının içine aldı, neredeyse homurdanarak ve ıslak sesler çıkararak emmeye başladı. Burnundan verdiği her nefesi cildimde hissediyor, hissettikçe önlenemez bir dürtüyle belimi kıvırıyordum. “Yapma,” diye inledi emiş seslerinin arasından, nefesi boynuma yayıldı. “Yanacağız yoksa.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yanıyoruz zaten,” diye inledim ve saçlarını kavradım ve başını boynumdan uzaklaştırarak dudaklarına açlıkla yapıştım. İnleyerek öpüşürken eli bacağımın iç kısmını sıkmaya başlamıştı. Saçlarını sıkıca kavradım, kumral telleri parmaklarımın içine hapsedip çekiştirirken, “Gurur,” diye inledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amına koyacağım,” diye inledi dudaklarıma doğru. “Eğer durmazsan olacak olan bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstiyorum,” diye inledim ve dilimi dudaklarında boydan boya gezdirdim. “Koy.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne dedin sen?” diyerek aniden elbisemi bel boşluğuma kadar çekip külotumu yana sıyırdı ve çıplak kalçamı avucunun içine alarak sıktı. “Tekrarla onu. Ne yapmamı istiyorsun?” Konuşmadan sadece inledim, tekrar boynuma, oradan da açıkta kalan göğüs dekolteme aktı dudakları, dili öyle çok yerde kaydı ki artık onu takip edemiyordum. “Amına koymamı mı istiyorsun, bir daha söyle şunu,” derken konuşanın Zincir olduğunu hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güvenliymiş,” diye inledim, duyduğu şey bir anda altımda kaskatı kesilmesine neden oldu. Bir an gözlerimiz birleşti, göz bebeklerinin içinde yükselen alevleri gördüğüme yemin edebilirdim; üzerime yıkılmaya hazır bir çığ gibi, ayaklarımı yerden kesecek bir deprem gibi bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?” diye fısıldadı karanlık bir sesle. “O zaman amına koymama kim engel olabilecek söylesene sen bana.” İşte bu, Gurur’un beklemediğim bir anda külotumun kenarını koparıp uzun yüzük ve orta parmağını birleştirerek çoktan ıslanmış deliğimin içine aniden soktuğu andı. Gözlerim iri iri açıldı ve kafamı geriye atarak gözlerimi indirmiş ona bakarken gözlerinde ilk kez hiç görmediğim türden bir açlıkla karşılaştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu güvenli mi?” diye sorarken parmağının içimde daha da ileri gittiğini hissettim, gözlerim iri iri açılırken ve istekle sızı birbirine karışırken, “Güvenli,” diye inledim. “Peki bu?” Soruyu anlamama fırsat tanımadan aniden belimi kavrayarak beni kucağına yapıştırdı, kalçalarım havaya dikildi ve dişlerimi çenesine saplamamla eş zamanlı olarak parmaklarını içime sokup çıkarmaya başladı. Açlığın bir sesi olsaydı, özellikle de fiziksel açlığın, bu kesinlikle parmaklarımı kavrayan vajinamdan duyulan ıslak sesler olurdu. Parmağını içime sokup sokup çıkarırken başparmağıyla klitorisime dokundu ve bu titreyerek, “Gurur,” diye inlememe neden oldu. “Güvenli mi?” diye sordu bir kez daha, ardından parmağını içeri iterken aynı hızla klitorisimi parmağının altına alarak sertçe daire çizmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gü-güven-li,” diyerek zar zor konuşmamdan keyif duyuyor gibiydi, kalçamı fark etmeden hareket ettiriyor, uzun zamandır yokluğunu çektiğim o zevk duygusunun bir elektrik akımı gibi vücuduma yayılışını hazla karşılıyordum. Zevkle kasılıp gevşeyen girişimin parmağını her yutuşunda bedenime gönderdiği kıvılcımlar beynimde de çakmaya başlamıştı. Dişlerimi omzuna daha sert bastırıp bilinçsizce inliyor, Gurur’un parmakları ıslak bir şekilde içime girip çıkarken kalçamı hareket ettiriyordum. “Nasıl sulanmış amına koyduğum,” diye fısıldadı, sesinin tınısı bile içimde bir şeylerin çalkalanlamasına neden oldu. “Vıcık vıcık olmuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha çok,” diyebildim bilinçsizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha çok ne? Delirdin mi istekten?” Sorusunun ardından parmağını deliğimden çıkarıp beni bomboş bıraktı. İstekten kasılan deliğimdeki boşlukla tırnaklarımı boynuna bastırıp, “Yapma şunu,” diye inledim ama onun başka bir fikri vardı. “Geç arkaya,” dedi koltuğu kenara çekerek. “Arkaya geç, ayır bacaklarını.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Geç.” İki koltuk arasındaki boşluktan yavaşça geçip arka koltuğa uzandım, başım kapının camına yaslanırken karanlık aracın kapısı açılıp kapandı, soğuk ve yağmurun sesi birden içeri doldu, ardından arka kapı açıldı ve ereksiyonu pantolonundan oldukça net belli olan Gurur bir gölge gibi içeri girdi. Kapıyı açık bıraktı, aksi hâlde büyük vücudu içeri sığmazdı. Dizini koltuğa bastırıp, “Ayır yavrum,” diyerek büktüğüm dizimi tutup ayağımı koltuğun baş kısmına koydu ve gördüğü manzara karşısında dişlerini sıkarak inledi. “Şu amcığının güzelliğine bak, aklımı oynatacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eğildi, bacaklarımın iç kısımlarına öpücükler kondururken karanlığın içinden beni izleyen gözlerine büyülenmiş hâlde baktım. Bacakları dışarıda kalıyordu büyük ölçüde, bu yüzden pantolonunun ıslandığına emindim. Yağmurun sesi onun nefes seslerine ve dudaklarının tenime bıraktığı öpücük seslerine karışıyordu. Beni kalçalarımın altından kavradı, aşağı doğru çekti ve başım camdan kayarak koltuğa yaslandı. Karnımın hafif şişkinliğinden onu göremedim ama ellerim hızlıca saçlarına gitti ve nabız gibi atan vajinama nefesi çarptığı anda kaskatı kesildim. Önce kokladı, bu utanç verici, oldukça vahşi bir şeydi, burnunun klitorisimi ittiğini hissettiğimde bir kez daha inledim, bu inilti daha uzun sürdü ve sanki aç bir hayvanmış gibi beklemediğim bir anda ağzını genişçe açarak vajinamın tamamını ağzının içine aldı. Gözlerimin önünde şimşekler çaktı önce, sonra uzun zamandır arzu ettiğim şeye sonunda ulaşmanın getirdiği bir heyecanla saçlarını çekip, ismini uzun uzun inledim. İniltime aldırış etmedi, belki de bu onu daha da ateşledi. Dili, vajinam tamamen ağzının içindeyken vajinamın yanaklarında dolaştı, aralıktan içeri sızdı ve şişmiş klitorisimi altına alarak ezip etrafına fiskeler vurdu. Öyle bir emmeye başlamıştı ki sanki orayı yerinden çıkarıp almak istiyor, beni komple yutmayı arzuluyordu. Daha önce de diliyle parçalanmış olmama rağmen hiç bu kadar baş döndürücü bir şey yapmış mıydı? Hatırlamıyordum. Her zaman baş döndürücüydü ama bu kez oraya yığılan hisler anlatılmaz seviyedeydi, sanki ağzının içinde parçalanarak eriyor, kayboluyor, bitiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağzının içinden bir anda özgür bıraktığında beni saldırısı sona erdi sandım ama bu kez parmakları birdenbire beni araladı, aralanan ıslak vajinama bir kez daha açlıkla yapıştı. Dilinin hareketleri yüzünden başım dönüyor, gözlerim kararıyor, boşalma ihtiyacı başımın üzerinde pervane gibi dönüyordu. Eğer kendimi bıraksam o saniye boşalabilirdim ama duyduğum haz beni durdurmaya çalışıyor, bu anın uzaması için bana alenen yalvarıyordu. “Şu amının haline bak, delir, çıldır bana,” diyerek klitorisimi ağzına alıp uzatır gibi çekiştirdi, gözlerimin kenarları aldığım zevkin yaşlarıyla doldu. “Domal.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Domal,” diyerek belimi kavrayıp beni doğrulttu, ağzının zaten ıslak olan vajinamı daha da ıslatması yüzünden bacak içlerimden sıvılar akıyordu. Dudaklarıma yapıştı birden, dizlerimin üzerinde dururken onunla delice öpüşmeye başladım. Islak dudaklarının, beni içme isteğiyle bana yaslanan ağzının her yerinde dolandı ağzım. Sonunda beni çevirdi, sırtımı öptü ve “Yüzünü koltuğa koy,” diyerek kalçalarımdan tutup beni havaya dikti. Bedenim tuhaf bir şekilde oldukça rahat bir pozisyon almıştı. Yüzünü tekrar orada hissetmek beni dehşete sürükledi çünkü arkamda dağ gibi yükselir ve beni doldurmaya başlar sanıyordum. Bir elimi kapının camına koyup camdan destek almaya çalışırken yeniden vajinama dayanan ağzının yarattığı hislerle deli gibi inlemeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kemerinin sesini duydum, ardından fermuarının. Bir an ağzını vajinamdan uzaklaştırdı, bir an sonra parmaklarını vajinama sürterek sularımı toparladı ve avucuna tükürdü. Kendine dokunacağını anladığımda ona bakma isteğiyle omzumun üzerinden bakışlarımı arkaya çevirdim. Dışarı uzanmış ve bir gölge gibi karnına dayanmış sikinin etrafına sardığı avucunu gördüğümde dizlerimin içi bile kasılıyordu. Yanağımı koltuğa yaslamış kaymış gözlerle dikiz aynasından ona bakmaya çalıştım. Kendini avucunun içine iterek sertçe sıvazlarken eğilmiş bir eliyle kalçamı ayırarak ağzını yeniden oraya, onun için sızlayan yere dayamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sevdin mi?” diye sordu ağzı oradayken. “Amcığını yedirmek hoşuna gidiyor değil mi? Nasıl kasılıp gevşiyor görsen utanır mısın sanmam.” Kalçamı sertçe kavradı, hafifçe tokatladı ve ayırdı. “Bu deliği bir gün benim yapacağım,” diyerek burnunu deliğime yasladı, yanağım koltuğa yaslı dikiz aynasından onu izlerken dili sürekli içime girip çıkıyor, sanki aleti gibi deliğimin içini dolduruyor, burnu da yasak bir yere yaslanmış orayı baskılıyordu. “Senin şu güzel koca götünü sikeceğim,” diye inledi, ardından burnunu oradan çekip dilini vajinamdan yukarı, o deliğe doğru kaydırdı. Arka deliğimde dilini hissettiğim an, “Gurur!” diye inledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kocana bu güzel götünü siktireceksin değil mi?” diye sorarken sırıttığını hissedebiliyordum. Parmağının içime kaydığını hissettim, vajinamın duvarları açlıkla parmaklarının etrafına kapanırken Zincir’in edepsiz dili arka deliğimde kayıyor, beni türlü deliliklere sürüklüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmağı öyle bir yere baskı uyguladı ki bir süredir tutmak için çırpındığım o şey artık tutamayacağım seviyeye ulaştı. “Boşalacağım,” dediğimi hatırlıyorum, sayıklar gibi konuşuyor, küçücük aynaya sığmayan silüetini izlemeye çabalıyordum. Parmağını daha derine kaydırıp, “Akıt deliğini ağzıma yüzüme amına koyayım!” diye hırladı. Sanki bir emirdi bu, içimi deşer gibi girip çıkan parmaklarının etrafında kasılan deliğimi uyarmıştı doğrudan ve dili arka deliğimden kayarak çoktan infilak etmenin eşiğindeki klitorisime dokunduğunda dizlerim tutmamış, doğrudan koltuğa yığılmıştım. Akıyor, titriyor, küçük küçük fışkırıyor, titreyen bedenimi durduramıyor ve sadece inliyordum. Parmağı hâlâ içimdeydi, aracın koltuğuna yapıştığım anda bileği altımda kaldı ama umursamadı ve benim sıkılaşarak onu yutmaya çalışan vajinamı parmaklarıyla doldurmaya devam ediyordu; bense durmuyordum, çığlıklar atıyor, elimde olmaksızın sıçratmaya devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne kadar da azgınsın,” dedi, sesi kulağıma alay gibi geldi ama aldırış edemedim, titremeye devam ediyordum. Beni belimden kavradı, karnıma baskı yapmadan doğrulttu ve “Önüne dön,” diyerek kendine çevirdi. Dudaklarımız birleşmeden önce, “Sikişirken yüzünü görmek istiyorum,” dedi ve dilini boğazıma kadar soktuğunu hissettim. Aramızda seğiren büyük aletini avucumun içine alıp sıvazlarken titremeye devam ediyordum, kulaklarım uğulduyordu ve bedenim istekle yaprak gibi titremeye devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarına doğru, “Sik beni,” diye inledim, bunu duymayı beklediğini biliyordum. Gurur bu cümleden eminim ki çok hoşlanmıştı ama Zincir bu cümle yüzünden gerçek manada zincirlerini kırarak üzerime atılmaya hazırdı. Sikini avucuma iterken, “Sikeceğim,” dedi. “Karımın güzel amcığına evin de arabanın da her köşesinde koyacağım.” Bu cümlenin hemen ardından beni yavaşça geriye yatırdı, bacaklarıma pençe gibi geçirdiği büyük ellerinin iz bırakacağına emindim. Bedenimi aşağı doğru çekince ayaklarım aracın dışına çıktı, yağmurun şiddetli vuruşlarını dizlerime kadar hissettim ve Gurur bir elini aracın tavanına koyarak kendini dışarı itip sadece kafasını arabanın içinde tutarak, “Biraz daha kaydır şu götünü yavrum,” dedi. “Gel bana doğru.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kendimi kapıya doğru kaydırdım, eğildi, ön taraftan çoktan üzerimden kayıp gitmiş kamuflaj montunu alarak kafamın altına koydu ve içeri sığamadığı için bir dizi koltuktayken dışarı doğru abandı. Eli hâlâ cipin tavanındaydı, aracı üstten kavrıyordu ve her hareketinde araba sallanıyordu. Avucunun içinde birkaç kez sıvazladığı büyük aletini bacağımın iç kısmına vurunca zevk sıvısı tenime yayıldı. “Ağlatıyorsun sikimi,” dedi karanlık bir sesle. “İçine almadığın sürece böyle ağlamaya devam edecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başına dokundum, ardından onu bacaklarımın arasına konumlandırıp, “Güvenli,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucunu tavana daha çok bastırdığını kendini yukarı itince anladım, başını eğerek arabanın içine soktu ve bununla beraber büyük aletinin başı da çoktan hazır olan ıslak deliğimin girişinden içeri kaydı. Başını geriye atarak inlerken kafası yine dışarı çıkmış, yağmur damlaları yüzüne düşmeye başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim geriye kayarken, “Çok büyük,” diye bağırdım. “Hatırladığımdan daha büyük.” Bu onun alayla gülmesine neden oldu ama bu çok kısa sürdü, birden aletini yarısına kadar içime soktu ve ikimiz de aynı anda hırsla inledik. Aracın tavanından kayıp içeri gelen eli karnıma, oradan memelerime kaydı ve memelerimi avucunun içine alarken belini sertçe bana doğru vurmaya başladı. İçimi aralayarak yerini bulan aletinin hissettirdiği zevkle başımı yana çevirip kamuflajındaki kokuyu içime çeke çeke uzun uzun inledim. İçeri abandı, dudaklarını boynuma sürttü, yanaklarıma sürttü ve kafamı çevirip onu öpmem için emretti. “Öp kocanı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öp karını,” diyerek yüzünü avuçladım, büyüklüğünün içimde kalp gibi attığını hissedebiliyordum. Bir eli dizime kaydı, beni ayırıp katlar pozisyona getirirken içime daha sert itti ve tenin tene çarpa sesine ıslaklığımın onu kavrarken yankı gibi büyüyen sesleri karıştı. Dili ağzımın içine giriyor, büyük eli vücudumun her yerine dokunuyor, bedeni hâlâ dışarıda olmasına rağmen hepsini içime sokmak istiyormuş gibi içeri doğru abanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ohh,” diye inledi ağzıma doğru, ona baktım, alnını saran damarları gördüm ve yüzünü ıslatan yağmur damlaları yüzüme düşmeye başladı. “Daracıksın amına koyayım,” diyerek daha derine itti. “Amcığın sikimi yutuyor, emiyor. İşte bu kadar arsızsın sen. Bu kadar açsın bana.” Dizlerimin içini tutup bacaklarımı yukarı çekince toplarının çıplak kalçama çarptığını hissettim. O pozisyonda öyle delirmiş gibi sokmaya başladı ki topları da kalçama her çarpışında tokat sesi çıkarmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaplak sesleri gitgide çoğaldıkça hızlandığını anlıyordum ama zevk beni öyle bir duruma getirmişti ki zaman ve mekan algım eğer o sesleri duymuyor olsaydım tamamen kaybolurdu. “Kimsin sen?” diye sordu çenemi kavrayıp ağzıma doğru konuşarak. O sırada beli durmuyor, mükemmel büyüklükteki kan toplamış aleti içimi tüm heybetiyle doldurmaya devam ediyordu. “Neyimsin benim, söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karınım,” diye inledim, iniltilerim yükseliyor, alçalıyor, belirsiz bir ritimle oradan oraya çarparak kulaklarıma geri dönüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soyadın ne senin, söyle,” derken parmaklarını yalamamı sağladı ve elini aşağı indirdi, içimi deşer gibi ilerleyen aletinin hareketlerine bir de klitorisimi altına alan büyük parmağı eklenince gözlerim geriye kaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Özdağ,” diye inledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yanlış,” diyerek butona basar gibi klitorisime bastı, daha derine itti ve içime daha ne kadarını sokabileceğini düşünürken puslu gözlerin arkasından ona baktım. “Söyle yavrum, soyadın ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öz…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Klitorisimi parmaklarının arasında sertçe sıkıp aletinin yarısından fazlasını içime itmesiyle hazla çığlık attım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amına koyarım doğruyu söylemezsen diyecektim de, bunu zaten yapıyorum hım?” Yüzüme eğildi ve tehditle sordu. “Soyadın ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ah-ahlaksız,” dediğimde başını geriye atarak baş döndürücü bir kahkaha attı. Boynunu saran damarlar teninin altından fışkıracak kalın kablolar gibi görünüyordu. “Çalıklı. Benim soyadım Çalıklı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşte bu,” diyerek aniden daha derine itti koca aletini. “Evet, senin soyadın bu. Sen benim karımsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Klitorisimi daha sert sıkarken kafası tavana vurmasın diye başını tekrar eğdi, sığamayacağını hissedince anlık kafasını arabadan çıkarıp tekrar avucunu aracın dışına, tavanına bastırdı. “Gel,” dedi ve beni bacağımdan tutup biraz daha aşağı çekti; bununla beraber aleti içimde zonkladı. İki elimle onun tek elini kavradığımda ve beni kendine çeke çeke becermeye başladığında her çarpışmamızda öyle sesler çıkıyordu ki yağmurun sesi bile kaybolmuştu. Araç, Gurur’un avucu altında un ufak olmaya hazırmış gibi delice sallanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun böylesi ahlaksız halinin bana özel oluşu, beni yerle bir edişi ve bana böylesi bir zevk sunuyor oluşu beni deliye çevirmişti. Onun bu halini seviyordum. İçindeki vahşiyi görmeyi seviyordum. Dahası, o vahşiyle ilk kez temas ediyormuşum gibi hissediyordum. Ellerim terden kayıyor, yine de onun elini sıkıca kavrayarak bana çarpışlarını karşılamaya devam ediyordum. Gözlerim geriye kayarken bedenim zevkle çınladı, bakışlarım puslandı ve aleti içimde daha da büyümüş durumdayken fışkırarak boşalmaya başladım. “Akıt yavrum,” diyerek içime dibini bulmak ister gibi girmeye devam ediyordu. O içime her girişinde gevşemenin etkisiyle daha çok fışkırmak bir an beynimin sis dolmasına neden oldu. Durmadı, beni ikinci kez aynı pozisyonda delirtene kadar içime girdi ve sonra beklemediğim bir anda bedenimi dışarıda buldum. Evin karanlık bahçesinde beni arabayla arasına alarak gizledi ve bir bacağımı beline dolarken diğer ayağımın yere basmasını sağladı. Bu çok daha rahat bir pozisyondu, belim bir şeyden güç alıyordu ve ağırlığımı kendi üzerine aldığı için içime daha rahat alıyordum. Üstelik yağmur durmaksızın üzerimize yağıyordu. Sırılsıklam olmuştuk. Her anlamda.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kucağıma gel, daha güvenli olacak,” dedi o ahlaksız iniltileri arasından. Ardından harekete geçmemi beklemeden kalçalarımı avuçlayarak beni bir çırpıda kucağına aldı. Aleti bir an için içimden çıksa da sonunda tutup onu tekrar içime yerleştirmişti. Dudaklarımız birleşmeden önce, “Boşalacağım,” diye inledi. “Amının içini dölleyeceğim, tıpkı her defasında yaptığım gibi, tıpkı seni sikerken bir kez olsun içinden çıkarmadan sürekli bana ait deliğine akıttığım gibi.” Bunlar arka arkaya söylenen sözler gibi geliyor olabilirdi kulağa fakat Gurur her kelimenin sonunda boğazından gelen gür bir inilti çıkarıyor, nefes nefese konuşuyordu. Onun kucağında sanki kaldırılması çok kolay bir şeymişim, bir tüymüşüm gibi beni doldururken hiç zorlanmaması beni daha da çileden çıkarıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dişlerini omzuma bastırdı ve birden sırtımın arabanın kapalı camına yaslandığını hissettim. Sırtımda soğuğu hissettim, çok geçmeden yükselen iniltilere küfürler karıştı ve içime sıcaklığı yayıldı. Durmadı, mümkün gelmiyordu oysa kulağa, durmalıydı belki de ama içime volkan gibi patlarken belinin hareketleri sadece bir anlığına sekteye uğradı. Beni arabayla arasına alıp içime sanki az önce tohumlarını bırakmamış gibi çok daha hızlı sokup çıkarmaya başladı. Üstelik boşaldığından olsa gerek şimdi daha ıslak, daha kaygan, daha sıcak ve daha akıl karıştırıcı seviyede zevkliydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yağmurun tenime düşen damlaları bile çoktan ateşten yanmaya başlamış derimi serinletmeye yetmiyordu. Sürekli olarak ıslak saçlarını avuçluyor, dişlerimi omuzlarına geçiriyor, tırnaklarımı ıslak tişörtüne geçiriyordum. Sonunda aleti içimden çıktı ve sıvıları da onunla beraber dışarı aktı. Ben daha ne olduğunu kavrayamamışken beni arabanın kapısından içeri sokarak oturttu. Bacaklarım hâlâ dışarıdayken ıslanıp tenine yapışmış beyaz tişörtü kafasından tutup çekerek yana attı ve arabanın içine doğru yılan gibi kayarak üzerime kapandı. İçime tekrar gireceğini sandığım o koca cüsseli adamın birden arkamdaki kamuflajı üzerime geçirip beni kucaklamasını ve bedenim kamuflajın altına saklanmış hâldeyken o zonklayan büyük aleti tekrar içime sokarak eve doğru yürümeye başlamasını beklemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her adımında içime girip çıkıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durmuyorduk üstelik. Onun kollarında, kucağında, içimde seğiren aleti varken ve bir kamuflaj ceketi beni tamamen örtüyorken yağmurun altında delice öpüşüyorduk. Her bir adımından sonra inliyordu, buna rağmen çevik bedeni titreyip yalpalamıyordu bile. “Tutun bana,” diye inledi, uzun uzun inledi, elleri kamuflajın örttüğü çıplak kalçalarımı ayırıyor, beni daha derine alabilir miyim diye yokluyordu sanki. Tutundum, boynuna var gücümle sarıldım ve anahtarın kapının deliğine girdiğini duydum; çevirip kapıyı açtı, açılan kapı duvara çarparken artık yağmur damlalarını tenimde hissetmediğimden içeri girdiğimizi anladım ve bir kez daha dudaklarımız açlıkla birbirine kenetlendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önce vestiyere yaslandık, bir süre içimde git gellerine devam etti ve elimde olmadan, tutamadan kendimi, belki çığlık çığlığa belki de hıçkıra hıçkıra ağlayarak üçüncü kez oracıkta boşaldım. Kapıyı ayağıyla itip kapattığında ev kapının sesiyle titredi. Kamuflaj ceketi ilk kez kapı kapandığında tenimden kayıp onun ayaklarının dibine düştü. Köpeklerin seslerini duydum ama ortaya çıkmadılar, bir karmaşadan haberdar gibi evin bir köşesine sinmiş olmalıydılar. Merdivenleri çıkarken de hiç zorlanmadı, içime girip çıkmaya devam eden aleti bazen bir adım sonrası daha derine giriyor, gözlerim geriye doğru kayarken düşeceğimi anlıyormuş gibi belimi destekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yatak odasına giremeyecek halimiz olduğunu üst katın karanlık koridorunda aniden dizlerinin üzerine çöktüğünde anladım. Kucağındaydım, o da dizlerinin üzerindeydi ve kalçalarımı sıkıca kavrayıp ayırmış kendini bana çarpa çarpa aşağı yukarı yükselerek bana alttan yerleştiriyordu kendini. “Gurur!” diye inledim, inlemedim, bağırdım, havuzun mavi ışığının duvara yansıdığını, ışığın içinden kayıp giden yağmur damlalarını gördüğümde anlayabildim. Birden sırtımı halıda hissettim, daha sonra üzerime bir gölge gibi kapanarak bir bacağımı yukarı çekti, dizimi öperken, “Amcığını o kadar özlemişim ki,” diye fısıldadı vahşi bir sesle. “Seni dölleye dölleye sikmeyi o kadar özlemişim ki. Dokun amcığına.” Elimi tutup aşağı götürdü ve dirseğini yere bastırırken parmaklarını yüzümde dolaştırarak içime sertçe sokmaya devam etti. İkimiz arasında ezilen koluma aldırış etmeden klitorisime dokundum, yerde büsbütün beni doldurmaya ne kadar devam ettiğini hatırlamıyorum; tek hatırladığım tekrar kucağında yatak odasının kapısını kırar gibi içeri girdiğimizdi. Çarpan kapı üç kez daha duvara çarpıp ancak öyle durabildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tam ikinci kez içime geldiğinde dizlerimin üzerinde yataktaydım, boynumu tutarak başımı geriye doğru almış, alnımı ve yüzümü öperken, arsız dili yüzümde, özellikle de zevkten akan gözyaşlarında dolaşırken artık çırılçıplaktık ve içime her vuruşunda toplarının klitorisime yaptığı baskıyla zevkim katlanarak artıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir köpek gibi azdırdığın için beni, böyle iki köpek gibi birleşiyoruz,” diye inlemişti çenemi daha da geriye çekip onu tersten görmemi sağlarken. Çok değil, birkaç vuruş sonrasında toplarının klitorisimin üzerindeki kasılmalarını hissetmiştim ve Gurur hayatımda duymadığım türden küfürleri savurarak içime akmaya başlamıştı. Öyle çok boşalmıştı ki içimden çıkmadığı hâlde dışarı taşan menilerin çarşafları nasıl ıslattığını hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biter sanmıştı, tükeniriz, güvenli bölgede kalırız ama sanki kıtlıktan çıkmıştık ve bitmediğini, boşaldıktan sadece on beş dakika sonra arabada bahsettiği şeyi yaptığımızda anlamıştım. Sırtım onun göğsüne yaslı, bir dizim havada, büyük elleri memelerimde dolaşırken ve okşarken rahatlatmak istiyor gibi karnımı, beni arkamda durup öyle büyük bir açlıkla becermişti ki söylediği gibi olmuş, toplarının vura vura kızarttığı vajinam belki de bordoya dönmüştü. Saçlarım onun büyük avuçları arasında toplanmış, gözlerim de tıpkı başım gibi geriye kaymış hâlde onu içime alırken, şu ana kadar hiç görmediğim bir yönüyle tanışmanın heyecanı ve aldığım zevkin ütopikliğiyle kendimi kaybetmiş durumdaydım. Her vuruşunda, “Benimsin,” diyordu. “Benim karımsın, kocanın büyük sikini o küçücük deliğinle çok güzel kavrıyorsun, beni çok güzel doyuruyorsun.” Ve ara sıra kulak mememi dişlerinin ağzına alıp ıslıklı sesler çıkararak fısıldıyordu: “Nasıl? Amcığın bundan hoşlandı mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun benim için ne kadar acıktığını, boşalmanın eşiğindeyken aniden beni yüzüstü döndürüp üzerime çıktığında ve içimden çıkmadan kalçalarımı havaya kaldırıp kendine çeke çeke, derimi sıkıp avucunun içine tenimi toplaya toplaya ve beni bilmem kaçıncı kez boşaltırken adeta bağırır gibi inleyerek boşaldığında anlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İkimiz de perişan hâldeydik. Dağılmış, kirli, soluk soluğa, belki doyuma ulaşmış, belki birbirimize karşı olan açlığımızın son kilidini de kırarak birbirimize dokunamadan bir gün bile geçiremeyecek hale gelmiştik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu, beni duşa sokup parmaklarıyla içimi temizlediğinde ve temizlendiğine yalnızca beni duşun altında ayak tabanım omzuna yaslı hâldeyken yaladığında inanınca fark etmiştim belki de.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ya da tekrar yatağa döndüğümüzde saçlarımı kurutmak bahanesiyle beni önüne çekip birdenbire göğüslerimin uçlarıyla oynamaya başladığında…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bilmiyorum, ne zaman fark ettiğimi gerçekten hatırlamıyorum. Ama bunun son olmadığını biliyordum. Bu sadece bir başlangıçtı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
-Yetişkin içerikli sahne burada sona erdi. Devam edebilirsiniz.-
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarında daldığım uykudan şafak sökerken uyandığımı hatırlıyorum. Gurur derin bir uykudaydı ama ben kollarında kıpırdanınca gözlerini araladı. Çıplak vücudum çıplak vücuduna tamamen karışmış gibiydi, bacaklarımız birbirine dolanmıştı. Uykulu gözler ve uykulu bir sesle, “Ağrın mı var yavrum?” diye sorduğunda dudaklarımı omzuna sürttüm, ısırıp izlerle donattığım omzunun bozduğum dokusunu dudaklarımda hissetmek tuhaftı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, hiç de bile. Uzun süredir bu kadar iyi hissetmemiştim,” dedim, bu yalan değildi, evet, normalde bu denli şiddetli birleşmenin ardından biraz olsun sızı hissedebilir ya da kas ağrısı çekebilirdim ama zincirlerini koparıp üzerime gelirken sanki konforumu da düşünmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güldü, uykulu gülüşü beni de gülümsetti. Dudaklarını saçlarıma sürterek, “Bir şeyler yiyelim mi?” diye sordu. “Ben hazırlayacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen hazırlayacaksan hayır demem.” Dudaklarımı bir kez daha omzuna oyduğum ısırık izlerine bastırdım. “Canım petso soslu makarna istiyor, bu küçük bir spoiler olsun sana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülerek yavaşça doğruldu, altına boxerını giydikten sonra üzerine başka bir şey geçirmeden odadan çıktı. Soğuk yorganı göğüslerimin üzerine çekerken sırtımı yatak başlığına yasladım ve hâlâ yağmaya devam eden yaz yağmurunun içeriye düşürdüğü gölgeleri izlemeye başladım. Nihayet yataktan kalkıp mavi sabahlığımı üzerime geçirerek kuşağı bağladım ve alt kata indim. Evde gürültü olsun diye olsa gerek salondaki televizyonu açmış, köpeklerin mamalarını ve sularını yenilemişti. Gölü hemen omzunun sağ köşesine alan mutfağa girdiğimde makarna haşladığını gördüm. Ayağının tabanını diğer ayağının dizinin altına yaslamış, tek ayağının üzerinde duruyor, bir yandan da haşladığı makarna için kullanacağı sebzeleri doğruyordu. İçeri girdiğimi fark ettiği anda sapını sıkıca kavradığı bıçağa indirdi gözlerini. Bundan rahatsız olup olmadığımı sorgular bir hali vardı. Oysa bilmiyordu ki bir tek onun elindeki bıçaktan korkmazdım. Buzdolabından cam şişe suyumu çıkarıp küçük yudumlarla içtiğim sırada rahatsız olmadığımı anlamış olacak ki sebzeleri doğramaya kaldığı yerden devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bugün protein aldın mı?” Sorusu beni neredeyse kahkahalara boğacaktı ama ona imalı bir bakış atmaktan ileri gitmedim. Duraksadı, kaşları hayretle kaldırırken, “Ondan bahsetmiyordum edepsiz kadın,” diye alay etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aldığım en sağlıklı protein değilse ben de hiçbir şey bilmiyorum,” diyerek şişenin kapağını kapatarak buzdolabına geri yerleştirdim. “Ama yine de protein alalım diyorsan tavuk var. Makarnanın yanına yapabiliriz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu kez ima sırası onundu. “Sen seversin beyaz eti,” dediğinde ona, “Şakalarını yiyeceklerime dahil etme,” diye çıkıştım ama gülmeden edemedim söylediğine. Tavuğun kokusu bana ağır geldiğinden tavuğu benim için jülyen şekilde doğradı. Bir tavada tavukları çevirmeye başladı, tavuğun üzerine baharatları koyarken yüksek tabureye oturmuş büyük bir dikkatle onu izliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yemeği çok kısa sürede hazırladı, büyük bir porsiyonu önüme bıraktığında hepsini yiyemeyeceğimi bile bile bir şey söylemeden yemeğin tadına baktım. Her şeyde iyi olduğu gibi yemekte de oldukça iyiydi. Dudağımın kenarına bulaşan petso sosu parmağıyla alıp parmağını yalarken, “Sanıyorum bu şafak vaktinde hâlâ tükenmemiş bir enerji var üzerinde,” dedim gözlerimi dudaklarına dikerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne o?” diye sordu yüzüme doğru eğilmeden önce dirseğini yüksek masaya yaslarken. “Bir kez tadını alınca yine bağımlısı olduğunu mu hatırladın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ahlaksızsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ve bundan çok hoşlanıyorsun,” diyerek burnumun ucunu öptü. “Seni ne kadar özlediğimi tam olarak göstermedim, tam olarak gösterseydim bu kadar çok konuşabilecek hali kendinde bulamazdın.” Şaşkınlığımı gizleyemeden ona bön bön baktığımda gerçekten içten gülümsedi. “Güvenli dedin, sınırsız demedin.” Göz kırptı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O senin güvenli ve sınırsız olmayan halin miydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorum dudaklarının alayla bükülmesine neden oldu, gülmemek için dudaklarını ağzının içine çekerek emdikten sonra, “Hadi yemeğini soğutma. Bu gece seni her anlamda doyurmuş olmak istiyorum,” diye alay etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak çatalımı makarnanın içinde dolaştırırken, “Ne kadar ileri gidebileceğini merak ettiğimi söylesem tepkin ne olurdu acaba?” diye sordum sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu zamanla görürsün.” Çenemi tutup kafamı kaldırdı ve ona bakmamı sağlarken dudaklarındaki tebessümü bana sunmaktan da çekinmedi. “Her geçen gün sana olan özlemim, isteğim, arzum, aşkım ve aklına gelebilecek her duygum artmaya devam ediyor. Her sevişmemizin bir öncekinden daha akılda kalıcı olmasının nedeni içimde durmaksızın büyüttüğün bu duygular. Sana bir sonraki için de güvenli olacağının teminatını vermekte bile zorlanıyorum ama elbette ki benim için öncelik senin konforun ve rahatın.” Gözleri keskin bir şekilde yüzümde turlayınca Zincir’le konuştuğumu fark ettim. “Yoksa senin için o kadar çıldırıyorum ki şu an tek düşündüğüm seni bu masanın üzerine oturtup içini kökleye kökleye doldurmak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göz bebeklerimin genişleyişini hissettiğime yemin edebilirim, kahverengi gözlerimi bir çukur gibi kapladı ve eminim ki gözlerime bakarken yarattığı karanlığı gördü. Çenemi parmaklarının arasında neredeyse sert bir şekilde ezerek okşarken, “Uysal bir kedi gibi bir sonraki sefer için kapımı çok tırmalama,” dedi, “yoksa zincirimden boşalabilirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Lokmamı zor yuttum ve bunun onu eğlendirdiğini fark ettim. Parmağını geri çektikten sonra beklenmedik bir hızla eğilip dudaklarıma sert bir öpücük kondurdu. Aralanmış dudaklarımla hipnotize olmuş hâlde ona bakakaldım ama buna aldırış etmedi, bunun yerine yemeğiyle ilgilenmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kapını tırmalamak üzereyim,” diye homurdanmama neden olan petso sosu karıştırdığı kaşığı ağzına sokup uzun uzun yalaması ve kaşık ağzının içindeyken gözlerimin içine, tam dibine bakması oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uslu dur.” Kaşığı ağzından çıkarıp göz kırptı, kalbim yerinden hopladı. Bir bacağını diğerinin üzerine atarak rahat bir pozisyonda oturmasının hemen ardından, “Merak ettiğin bir şey mi var? Sormaktan korktuğun?” diye sordu, ciddi sesi bedenimi dikleştirmeme neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sormamda bir sakınca yok mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksadı, elini yanağıma uzatıp büyük avucunun içine aldığı yanağımı uzun parmaklarıyla hafifçe okşarken, “Böyle olma,” dedi. “Sormak istediğin bir şey varsa sor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süredir aklımı kurcalayan o şeyi sonunda beni neyin beklediği hakkında çok da fazla düşünmemeye çalışarak, “Benim çalışma odama neden giriyorsun?” diye sordum. Bir an duraksadı, parmakları hâlâ yanağımdaydı ama hareketleri yavaşlamıştı. “Ve neden çalışma odamın içinden başka bir odaya gizli bir kapı açılıyor?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elini yavaşça geri çekerken bedenini tıpkı benimki gibi dikleştirdi. “Bunu ne zaman fark ettin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Orada depo gibi, kiler gibi küçük bir oda var mı yok mu?” diye sordum. Gözümle gördüğüm bir şeyi bile onun doğrulamasını bekliyor olmak saçmalıktı oysa.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Var,” dedi. “O odaya girdin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır ama denedim. Kapının nasıl açıldığını bilmiyorum,” diye itiraf ettim dürüstçe. “Açıkçası varlığını seni orada görene dek fark etmemiştim bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gördüğünü fark etmemiştim,” demesini beklemiyordum, başka bir açıklama yapar diye düşünmüştüm ama söylediği tek şey buydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görmemem gereken bir şeyin bana ait bir odada olması tuhaf değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana varlığını söylemedim diye kızgın mısın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim. “Senin bir şeyi boşuna saklamayacağını bilecek kadar seni tanıyorum.” Elim karnıma gitti. “Hem durumum malum. Ama merak etmeden edemiyorum Gurur, o odada ne var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini makarna tabağına çevirip, “X Çalıklı hakkında topladığım bilgiler, daha doğrusu toplayamadıklarım,” dedi, sesi donuktu. “Bir de şu mesele işte.” Bahsettiği meselenin ne olduğunu bildiğimden önüme dönüp parmaklarımla oynamaya başladım. Gergin bir sessizliğin ardından, “O odanın varlığını bilmeni istemedim bu yüzden,” dedi. “Sen gözünün önünde olanı görmeyip en uzaktaki şeyi anında fark edebilen bir kızsın, Gelincik. Bu yüzden burnunun dibinde araştırma yapmak daha kolay olur sanmıştım ama yanılmışım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O odayla ilgili söylemediği başka şeyler de olduğunu hissediyordum ama ağzımı açıp daha fazlasını sormadım, çünkü çarpıtarak dahi olsa gerçeği söylüyor oluşu, bir sonraki cümlesinin mecbur bıraktığım bir yalana gebe olmayacağı anlamına gelmezdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kızgın mısın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Söylemediğin başka şeyler de var değil mi?” diye sordum sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu süreçte her şeyi bilmemenin daha doğru olacağını önceden konuşmuştuk,” diye karşılık verirken onun da sesi benimkisi kadar sakindi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başını belaya sokuyor musun?” Omzumun üzerinden ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları yukarı kıvrıldı. “Sana aşık olduğum gün başım büyük bir belaya girmişti zaten,” dedi şefkatle. “Sevmeyi bilmeyen ve mümkün olduğu sürece bilmek de istemeyen biri için bir vurgundun sen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Romantik sözcüklerle aklımı karıştırmaya çalışıyorsun,” dedim çatalımın ucuyla onu işaret ederek. “Haksızlık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi havada yakaladı, eklemlerimin üzerini öperken gözlerini gözlerimden ayırmadı. “Güven bana,” dedi, konuşanın Zincir olduğunu iliklerimde hissettirdi sonra: “Ben sahnede olduğum sürece her şey yolunda gidecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu konuşmanın ne yeri ne de zamanı biliyorum fakat o adamla ilgili... Bir şeylere hâlâ ulaşamadınız mı?” Soruyu sorduğum anda pişman oldum çünkü keyifli ruh halim birdenbire parçalara ayrılmış, gri bir tona bürünmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ensesindeyim,” demesi gözlerimi kaçırmama ve bedenimin olduğum yerde küçülmesine neden oldu. “Nefesimi hissedeceği kadar yakınındayım. Az kaldı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu adalete teslim etmeyeceğini hissediyorum,” dediğimde, “Benden bunu mu bekliyordun ki?” diye sorması afallamama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana zarar-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Veremez,” diyerek keskin bir şekilde böldü cümlemi. Gözlerimin içine devam etmemin ikimiz için de pek iyi bir fikir olmadığını hissettiren gözlerle baktığında başımı önüme eğip sessizce yutkundum. “Düşünme bunları, ne olursun,” diye yalvarması ve eğilip çenemi tutarak kafamı kaldırıp yüzlerimizi aynı hizaya sokması benim için beklenmedikti. “Seninleyim, benimlesin, güvendesin ve nihayet bizi bekleyen güzel bir hayat var önümüzde. İyi olacağız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrılırken, “Ben de terapiye başlamayı düşünüyorum,” dedim, “bunun şart olduğunu söylemişti zaten doktorum. Belki de ben de Barış Bey ile görüşmeye başlarım. Söylesene, nasıl biri?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur gözlerimin içine uzun uzun baktıktan sonra çenemi yavaşça bırakarak, “Çok soru soruyor,” dedi, ilk kez seansları hakkında konuşuyor olmamızın gerginliğini hissediyor muydu merak ederek ona sokulup başımı omzuna yasladım. “Sizin mahalledeki geveze taksiciden daha geveze biri,” demesi beni gülümsetti. “Ama tuhaftır ki beni anlayacakmış gibi hissetmeye başladım.” Bu cümle kafamı kaldırıp yüzüne bakakalmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefonu aniden çalmaya başlayınca dilimin ucuna gelen bir diğer soru orada hapsoldu ve asla soramadım. Üst kata uzanan merdivenlere baktı açık kapıdan sonra gözlerini bana çevirdi. “Ben hemen geliyorum. İstersen sen de gel, biraz daha uyu. Bulaşıkları ben hallederim,” diyerek mutfaktan çıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tabakları üst üste koymadan önce artıkları çöp kutusuna sıyırarak üst kata çıktım. Gurur’un Muşta’yla konuştuğunu, “Bir saate evden çıkarım Muşta,” dediğinde anladım. Dişlerimi fırçalamak için banyoya girdiğimde Gurur Muşta ile sohbet etmeye devam ediyordu. Dolap kapaklarının açılıp kapandığını, Gurur’un yatak odasının zeminine düşen adımlarının sesini duyuyordum. Naneli gargaradan sonra ferahlamış nefesim ama yanan damaklarımla huysuz bir şekilde yatak odasına girdim. Gurur, yeni kamuflaj pantolonunu yatağın üzerine bırakmış, yeniden dolabın kapağını açmış yeşil tişörtlerinin olduğu bölümü karıştırıyordu. Beni fark edince telefonu kulağıyla omzu arasına alarak havaya öpücük attı. “Neden ki?” diye sordu sonra. “Hayır, benim o timdekilerle pek bir muhabbetim yok ama Zafer ile Yener onlarla görüşüyordu.” Tişörtlerden birini alıp yatağa doğru döndü, yatağın ucuna oturup yine omzuyla kulağı arasına telefonu sıkıştırarak kamuflaj pantolonunu bacaklarından yukarı çekti. “Hee, yok bilmiyorum valla.” Muşta’yı dinlemeye devam ederken anlık kalçasını kaldırıp pantolonu oturttu, tekrar yerine oturup kemerini bağlamaya başladı. “O timden biri de mi Zafer’in yanındaymış? Bilmiyordum. Emirleri senden almıyorlar mı? Senin haberin olmadan nasıl yapıyor ki?” Çenesini kaşıdı, tişörte uzandığı sırada beklemediği bir şey yaparak aniden iki bacağının arasında durup dizlerimin üzerine oturdum ve yanağımı dizine bastırıp ona alttan alttan baktım. Gözleri bir an gözlerimde takılı kaldı. O kadar uzun süre baktı ki sonunda, “He?” diye sordu, “evet evet, duyuyorum seni ben. Giyiniyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
-2. Yetişkin içerik uyarısı. İçeriği atlamak için işaretli bitiş noktasına kaydırabilirsiniz. :D-
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenemi dizine bastırıp ona alttan alttan büyük gözlerle baktığım sırada sadece dudaklarını oynatarak, “Ne yapıyorsun?” diye sordu ama gözleri tıpkı benimkiler gibi oyunlarla doluydu. Dudaklarımı bükerek ona bakıp yanağımı tekrar dizine sürttüğümde sertçe yutkunduğunu gördüm. Dudaklarım şeytani bir kıvrımla yukarı büküldü, Muşta her ne söylediyse Gurur gözlerini gülümsememden çekmeden sakin cevaplar verdi. Bacaklarının biraz daha arasına girip iki elimi de iki dizine koydum, avuç içlerimi kamuflaja sürterek yukarı kaydırırken Gurur’un gözleri kısıldı. “Evet,” dedi zehir gibi bir sesle. “Konuşurum tabii ki.” Gözünü bile ayırmıyordu yüzümden, bu beni daha da heyecanlandırıyordu. Dudaklarım yukarı büküldü, ardından beklemediği bir şekilde dilimi kamuflajının iç kısmına sürterek bacağının iç kısmından ereksiyon bölgesine kadar sürükledim. Çıplak karnı içeri çöktü, bir kez daha sertçe yutkundu. Elim kemerine gittiğinde ereksiyonunun nasıl bu kadar hızlı büyüdüğüne akıl sır erdiremiyordum. Kemerin tokasından gelen sesin ardından bir kez daha yutkunuşunun sesini duydum. Kemeri iki yana açıp, fermuarı indirirken göz temasımızı kesmedim. “Zafer senin planına sadık kalacaktır,” dedi çok ciddi bir sesle, öyle bir yükseliyordu ki sesi, duyan da bir şeye öfkelenmiş zannedecekti ama hissettiği tutkuyu gizlemek için ördüğü bir duvardı bu sesine.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiçbir şey söylemeden dilimi bu kez siyah boxerına sürttüğümde kumaşa rağmen zonklayan aletinin nasıl kan dolduğunu fark ettim. Bu beni çok heyecanlandırdı, onunla oynayabileceğim düşüncesi kanımı saniyesinde kaynatmıştı. Sınırlar mı demişti? Sınırları ben belirlerdim. Dişlerimi boxerının lastiğine geçirip kumaşı aşağı sıyırmamla büyük aleti tüm görkemiyle dışarı fırlayıp yüzüme çarptı. Gözlerimde gizlemediğim bir açlıkla büyük aletine baktım, aleti yüzümün tam ortasına uzandığında aletinin hemen arkasından ona dokunan gözlerimde gördüğü şeyin ne olduğunu ikimiz de iyi biliyorduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi kaşlarını çatarak, bacaklarını biraz daha ayırdı. “Sana dedim Muşta, seni onayladığımı anlatmaya çalışmak için.” Karın kasları seğirdi, ileri geri hareket eden kas kütlesini göz ucuyla da olsa görmüştüm ama gözlerimin merceğinde doğrudan onun ela gözleri vardı. Aletinin köküne temas eden dilim sıcaklığı karşısında karıncalandı, aleti yüzüme yaslı hâlde seğirdi ve dilimi yukarı doğru kaydırırken başımı da yavaşça yukarı kaldırmaya başladım. Başına geldiğimde şişmiş, zonklayan ucunda dilimi gezdirdim. Gözlerinin geriye kaydığı ve ela gözleri ortadan kaybolurken sahneyi gözünün beyazına bıraktığı an, işte tam da o andı. Tekrar gözlerini açtığında bana düşmanca bakıyordu, bu ben iri başını ağzımın içine alıp damağıma yaslayana dek devam etti. Gözleri kayarken, “Evet,” diye fısıldadı zayıf bir sesle. Kaşları çatılmış, gözleri birden kısık bakmaya başlamıştı. “Yaparım Muşta.” Başını büyük bir istekle emmeye başladım, çıkan şapırtı seslerini hattın öteki ucundaki kişi duyamazdı ama Gurur yine de gerilmişti. Bacaklarını kasınca kamuflajın altındaki kaslı bacakları kumaşı gerdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir eli telefondayken diğer elini başımın üzerine yerleştirdi, saçlarımı avucuna dolamadan önce uysal bir kediymişim gibi başımı okşadı ve sonra uzun parmaklarına sarılmış saçlarımın diplerinde hafif bir sızı hissettim. Salyalarım başından aşağı akarak damarlı gövdesini gözyaşları gibi ıslatırken ağzımı daha fazla açtım, çenemin gerildiğini hissettim ve onu daha derine, içeri aldım. Aletinin ağzımın içinde zonkladığını hissetmek olağanüstüydü, ona böyle hükmedebilecek tek kişinin ben olduğumu bilmek beni daha fazlasını yapmaya zorluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saçlarımı asılarak, “Al,” dediğinde bir an ikimiz de duraksadık. “Yani bu işin ipini eline al diyorum Muşta,” diye düzeltti sert gelen cümlesini yumuşatarak. Ben bana söyleneni harfiyen yerine getirdim, aletini dibine kadar alabilmem mümkünmüş gibi daha da aşağı kaydım ama sadece yarısının bile boğazımı tıkaması gözlerimin kenarlarını doldurmaya yetmişti. Gövdesinin açıkta kalan kısmını sıkarak sıvazlarken alabildiğim kadarını boğazımda misafir etmeye başladım. Her seferinde başım aşağı iniyor, yukarı çıkıyor, çıkan şapırtı seslerine onun hızlanan nefesinin sesi ekleniyordu. Sonunda telefonda bir tuşa bastı ve sessize aldığını anladım. “Ağzını mı sikmemi istiyorsun?” diye sordu dişlerinin arasından, ardından uzun uzun inledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim, “açıkçası şu an seni ağzımla siken benim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta’nın, “Gurur?” diye seslendiğini ben bile duydum ama Gurur sesi açmadı, başını geriye atarak uzun uzun inlerken, “Sana kim kimi sikiyormuş öğrettiğimi sanıyordum amına koyduğum,” diye tısladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Telefonunu aç,” dedim ve aletini avucumun içinde sallayarak yüzüme sürttükten sonra beklemediği bir anda onu tekrar gırtlağımın içine aldım. Karnı içeri çöktü, alnındaki tüm damarlar yerinden fışkıracak gibi belirginleşti ve kısık kısık inledikten sonra zar zor telefonun sesini açarak, “Ayağımı vurdum amına koyayım,” diye inledi, sesi acıyla inliyor gibi değildi ve dilim, aleti boğazımda olmasına rağmen dışarı uzanarak köküne ulaşma ihtiyacıyla gövdesinde yılan gibi sürtünürken kendini kaybetmek üzere olduğunu biliyordum. “Evet,” diye inledi. “Kötü vurdum, çarpa çarpa sikeceğim şimdi amına koyduğumun sehpasını.” Muşta’nın güldüğünü duydum, zavallı abimin onun gerçekten ayak parmağını sehpaya vurduğunu düşünmesi mi trajikti yoksa Gurur’un inlememek için aniden telefonu yanağıyla omzu arasına koyup yumruğunu dişlerine geçirmesi mi bilmiyordum. İnlememek için yumruğunu dişlerken kalçasını indirip kaldırmaya başlamıştı, dahasını istiyordu, boğazıma tam olarak yerleşmek istiyordu ama onun büyüklüğünde biri için bu imkansıza yakındı. Çırpınışını izlemek de en az büyük siki kadar lezzetliydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hayalarını avucumun içine alarak sıkıp onu tekrar boğazıma ittiğimde, “Acıdan,” dedi yumruğunu ısırmayı anlık bırakarak. “O yüzden nefes nefese kaldım. Sen anlat, dinliyorum.” Gözleri kaydı, yumruğunu tekrar ağzının içine alıp dişlerini derisini parçalamak ister gibi kendi tenine gömdüğünde ve karnı tüm o kas kütlesine rağmen oyuk gibi açılırcasına içeri çökerken öyle seksi görünüyordu ki aklımı başımdan almıştı. Burnundan sert nefesler veriyor, çatık kaşlarının altından öfke dolu gözlerle beni izliyor, kalçasını kaldırıp indirerek ağzımla onu becermeme muhtaçmış gibi kendini bana itiyor ve ıslıklı nefesler veriyordu. Muşta’nın uzaklardan gelen sesini duyuyordum, herhâlde ona uzun uzun bir meseleden söz ediyordu ama ne Gurur onu duyuyordu ne de ben.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Geldiğimde...” dedi zar zor. “Konuşalım mı bunları?” İlk kelime beni neredeyse güldürecekti. Toplarının avucumda kasılıp gevşediğini hissediyordum, aleti ağzımın içinde çırpınır gibi zonkluyordu. Telefonu kapatıp yatağın öteki ucuna fırlattığı gibi iki elini de kafamın kenarlarına koydu ve bel vura vura kalçasını indirip kaldırırken ağzımı becermeye başladı. Öyle çok inliyordu ki şapırtı sesleri bile onun erkeksi, kalın ve çatlayan sesinin altında kayboluyordu. “Siktir bana böyle, evet,” diyerek başını geriye attı, boğazını kaplayan kablo gibi damarların derisini gerçekten zorladığını gördüm; bu iş bittiğinde tüm gün kas ağrısı çekeceği kadar çok kasıyordu kendine. Uzun uzun inliyor, birilerinin duymasını bile umursamadığını gösterir gibi ahlaksız kelimeleri sıralıyordu. Parmakları yüzümün sınırlarında dolaşarak dudaklarıma kaydı, dudaklarımı tutup mümkünmüş gibi ayırmaya çalışırken dudakları küçük bir o şeklini almış, çatık kaşları yüzünden yüzü öfke dolu bir ifadeye bürünmüştü. “Siktir evet, al, böyle,” diyerek itiyordu. “Yut sikimi, evet böyle. Aferin karıma.” Ve hemen her cümlesinin sonunda iniltileri yükseliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çeneme çarpmaya başlayan toplarının kasılarak vurduğu yerde bıraktığı darbe sesleri çok erotikti ama en erotiği onun bu hale gelişini izlemekti. “Aç ağzını,” diyerek daha fazlasını soktu. “Güzel amını siktirdiğin gibi, ağzını da siktir böyle. Nasıl da salya akıtıyorsun, küçük deliğin de böyle akıtıyor senin, işte böyle köpürüyorsun benim için.” Topları daha sert vurmaya başladı. Başımı eliyle sabitlerken hırsla kendini yukarı çarpmaya devam etti. “Gözlerime bak,” dedi. “Gırtlağını siktirirken göz temasını kesmeyeceksin.” Söyledikleri sadece böyle anlarda kullandığı cümlelerdi ve böyle anlarda yarattığı etki inanılmazdı. En azından benim için öyleydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenem neredeyse uyuşmuştu, bacaklarımın arası aldığım keyiften olsa gerek sırılsıklamdı ve ihtiyaçla kasılıp gevşiyordum. Gurur’un gözlerinin bir kez daha kaydığını gördüm, “Sevgilim,” diye inledi aklını yitiriyormuş gibi. “Dişlerini sürt. Sıyır derisini.” Bu istek karşısında şaşırsam da söylenileni harfiyen uyguladım, dişimin sıyırdığı yerden dilim geçiyor, anlık acıyla kaskatı kesilen vücudu kendini yukarıda sabit tutmasına ve bir anlığına titremesine neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Boşalacağım,” dediğinde nefesi bir dolu iniltiyle birlikte dudaklarının arasından çıkıp gitti. Hareketlerim onu zirveye getirme isteğiyle daha da hızlandı, ağzımın her hareketinden sonra bedeni bir anlığına yukarı kalkıyor, kas dolu bacakları kendini nasıl sıkıyorsa titriyordu. “Dur,” diye inledi ama durmadım, “dur diyorum yavrum,” diyerek beklemediğim bir anda sikini boğazımdan çıkardı. Zonklayışları ilk kez o kadar net gördüm, içimdeyken de mi böyle zonkluyordu? Menileri yüzüme, saçlarıma ve göğüslerime fışkırmaya başladığında kendini sıvazlamıyordu bile, dokunmuyordu, sadece belini yukarı kaldırıp kasıla kasıla boşalırken doğrudan gözlerimin içine bakıyor ve beni kendisiyle boyuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Buraya gel,” diyerek beni kollarımın altından kavradığı gibi ayaklarımı yerden kesmesini ve kucağında benimle birlikte yatağa devrilmesini beklemiyordum. Onunla boyanmış hâlde nefes nefese altında durmuş ona bakarken, “Çoktan vıcık vıcık oldun değil mi?” diye sordu ve daha cevap vermeme fırsat vermeden parmakları sabahlığın içine kaydı. Bana dokunduğunda öyle ıslaktım ki bu beni utandırdı, böyle çok ıslanmamın onu ne kadar etkilediğini gözlerini kapatıp uzun uzun inlediğinde anladım. “Buna bayılıyorum,” dediğini hatırlıyorum ve bir saat içinde evden çıkmak zorunda olan kocamın biraz evvel boşalmamış gibi hâlâ istekle zonklayan aletini içimde hissettiğim anı... Bacaklarım omzunda, sırtım göğsünde, göğsüm göğsüne yaslı kucağında, sırtım göğsüne yaslı kucağında ve adımı anlık unuttuğum gibi diğer tüm pozisyonları da unutmama neden olacak şekilde beni doldurmadan önce ondan duyduğum tek ahlaklı sözcük belki de buydu: “Buna bayılıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
-Devam edebilirsiniz.-
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛈️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karanlık, dağın omzuna çökmüş eski bir lanet gibi ağır hissettiriyordu bu gece. Ay, bulutların arasında zaman zaman görünen solgun bir yara misali göğün tenini yarıyor, ışığını ne toprağa tam bırakıyor ne de karanlığı büsbütün geri çekiyordu. Ufuk çizgisi boyunca yükselen kayalıklar, susturulmuş devler gibi birbirine yaslanmış, rüzgar çıplak taşların arasında dolaşırken sanki yüzyıllardır aynı ağıtı tekrarlıyordu. Aşağıda, vadinin içine gömülmüş terör yuvası ise gecenin kalbinde çürüyen bir irin gibi bekliyordu, dışarıdan bakıldığında birkaç yapı, birkaç nöbet noktası, paslı tel örgüler ve karanlığa serpiştirilmiş zayıf ışıklardan ibaret sanılabilirdi, oysa hakikat hiçbir zaman uzaktan görünen kadar sade değildi. O kampın çevresinde sadece silahlı adamlar değil, korku, nefret, kör bir inanç ve kana alışmış bir vicdansızlık da nöbet tutuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dağın yüksek sırtlarından birinde, rüzgârı bile bölmeden duran adamlar vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini az ileride durmuş kalabalığın ortasında duran bedenden çekmeyen Hakan Basri Şenkaya telsizine konuştu:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gazap Tanrısı sahada.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahsettiği kişi Gurur Mert Çalıklı’nın ta kendisiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerlerindeki teçhizat ay ışığını yutmaktan başka bir şey bilmiyor, yüzlerine çöken gölge, onları insan suretinde dolaşan birer hükme çeviriyordu adeta. Ne aceleleri vardı ne de gösterişe ihtiyaçları. Çünkü ölüm, gerçekten mahir ellerde olduğunda hiçbir zaman bağırmazdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gazap Tanrısı en önde duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzü kayalığın sert çizgileriyle aynı soğukluğu taşıyor, bakışları aşağıdaki kampın üzerine öyle bir sabitleniyordu ki insan onun baktığı yerde yalnızca bir hedef değil, çoktan verilmiş bir karar bulunduğunu sanırdı. O, bu toprağın bağrından çıkmış bütün sert gerçekler gibi suskun görünürdü önce fakat onu tanıyan herkes bilirdi ki Gurur’un sessizliği boşluk değildi; yaklaşan fırtınanın, tam kopmadan önceki o korkunç sükunetiydi. Parmakları silahının gövdesinde gevşek görünse de içindeki dikkat, yaya çekilmiş bir ok misali gergindi. Etrafındaki adamlar onun tek kelimesine bakmıyordu yalnızca, nefes alışındaki ölçüye, başını çevirişindeki zamana, gözlerini bir noktadan ötekine kaydırışındaki niyete kadar ayarlanmıştı hepsi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu, sıradan bir baskın değildi. Bu intikam operasyonunun sondan bir önceki vuruşuydu, çok daha kanlı olacaktı, çok daha fazla gerçeği avucunun içine almalarını sağlayacaktı, son vuruşun öldürücü olması için belki de bu gece yeryüzü haddinden fazla kana boğulacaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aşağıda kampın çevresinde dolaşan nöbetçiler yaklaşan sonu bilmeksizin sigara dumanını karanlığa savuruyor, şakalaşıyor, gülüşüyorlardı. Küller toprağa dökülüyor, kahkahalar yükseliyor, ayakkabılar çamura gömülüyor, bir yerlerde metal bir kapının gevşek menteşesi arada sırada inliyordu. İçlerinden bazıları sessizdi, bazıları yarım kalmış cümlelerle birbirine bir şeyler anlatıyor, bazılarıysa gözlerini dağın karanlığına çevirip hiçbir şey görememenin verdiği sahte güvenle yeniden başlarını çeviriyordu. İnsan göremediği şeyi yok sanmaya pek hevesliydi, oysa karanlık çoğu zaman saklamak için değil, doğru vakti kollamak için örterdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göğün daha yüksek bir yerinde başka bir gölge dönüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaralı bir kartal, gökyüzünden men edilmiş kanatların sahibi, uçuş izni almadan yükselmiş bir uçak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsan biçiminden sıyrılmış, geceye kartal suretiyle karışmıştı. Kanatları açıldığında göğün altında bir anlığına karanlık büyüyor sanılırdı. O kadar yüksekten süzülüyordu ki aşağıdan bakan biri onu ayın önünden geçen sıradan bir leke sanabilirdi. Fakat bu, sıradan bir kuşun uçuşu değildi. O rüzgarı yaran değil, rüzgarın bile yol verdiği bir kuvvet gibi hareket ediyordu. Pençelerinde vahşetin körlüğü değil, seçilmiş bir hedefe yönelmiş disiplin vardı. Gözleri yukarıdan kampı tararken nöbet kulelerinin açılarını, devriye rotalarını, zayıf halkaları ve en doğru anı hesaplıyordu. İnsan aklıyla yırtıcı içgüdünün birleştiği yerde ortaya çıkan şey, tabiatın kendisinden bile ürkebileceği bir kudretti. Kulaklıklardaki cızırtı bile neredeyse bir ritüelin parçası kadar ölçülüydü. Kimse yüksek sesle konuşmadı. Kimse kahramanlık cümlesi kurmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çünkü bu adamlar ölümün eşiğine yürürken dahi gösterişli sözler söylemezlerdi. Gurur sonunda başını çok hafif eğdi. İşaret buydu. Tim birdenbire bölündü. Biri sağ yamacın sert taşlarına gölge gibi yaslandı, diğeri aşağı doğru sarkan kuru ardıçların arasından süzüldü, bir başkası tel örgü hattına giden kör noktayı aldı. Ayaklar taşların üzerinde yankı yapmıyor, eller tetiklere değil, kadere dokunuyormuş gibi sakin duruyordu. Onların inişi bir koşu değil, karanlığın yeryüzüne ağır ağır yer değiştirmesiydi. İlk sessizlik bozulduğunda bunu yalnızca gece fark etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kulenin dibindeki nöbetçi, ensesinde ölümün soğuk nefesini hissetmeye bile fırsat bulamadan yere serildi. Bir başkası dönmeye çalıştı, boğazında kalan yarım ses göğsünden sökülüp alınmış gibi havada dağıldı. Dipçik sesi, bastırılmış bir çığlık, metalin taşa sürtünmesi... Hepsi birbirine karıştı ama hiçbirisi düzensiz değildi. Alaşafak timi, çatışmanın ortasında bile bir koro disipliniyle hareket ediyordu. Her biri kendi hattını biliyor, diğerinin açtığı boşluğu görüyor, saldırıyı ayrı ayrı değil tek bir bedenin parçalarıymış gibi yürütüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra gök yarıldı. Yener Açıkgöz, ayın önünden geçen kara bir alamet gibi daldı aşağıya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Binbaşı Şenkaya konuştu ve onu duyan Açıkgöz’ün başını aşağı yukarı salladığını belki de sadece yaratıcı gördü. “Vur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir kartalın çığlık sesi gibiydi, uçağın kanatları yan döndü, gökyüzünde yan yatan uçak tekrar doğrularak atış için doğru pozisyonu aldı ve arkadaşlarından kilometrelerce uzaktaki son silah barınağı da Yener Açıkgöz tarafından imha edildi. Silah barınağının bulunduğu hattın bir anlığına gündüze dönmesiyle birlikte vadi sarsıldı. Patlamanın ışığı gecenin karnını yaran bir bıçak gibi kayalıkların yüzüne vurdu. Tel örgüler, gözetleme direkleri, barakaların sac yüzeyleri ve yerdeki çamur bile o kızıl parıltının içinde bir anlığına çıplak kaldı. Ardından gelen basınç dalgası taşlara çarpıp geri döndü. Vadi kendi bağrında kopan bu öfkeyi birkaç saniye boyunca yankılayarak taşıdı. Sonra cehennem başladı. İlk bağıran nöbetçi ne olduğunu anlayamamıştı bile. Işığın ardından gözleri kör olmuş, kulakları uğultuyla dolmuş, refleksle silahına sarılmıştı. Fakat karşısında anlık baskın yiyen bir kamp değildi. Önceden hesaplanmış, kademeli ve çok yönlü bir taarruz planının içindelerdi. Alaşafak timi o ilk patlamayı bir karmaşa anı olarak değil, saldırının ikinci safhasına geçiş emri gibi kullandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Birinci kol, kuzey hattı baskılasın.” Yüzbaşı Gurur Mert Çalıklı’nın sesi telsizden kusursuzca duyuldu. ”İkinci kol, iç telden sız. Üçüncü kol, doğu kuleyi düşür. Temas serbest.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Binbaşı Şenkaya, “Zincir,” dedi, sesi sadece Zincir aldı ve telsizini kaldırdı. “Harekete geçecekler. İnfaz’ı da yanına al ve ekipten ayrı hareket et.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman ve Gurur’un bakışları birbirine dokundu. Yaman başını aşağı doğru eğip kafasını tekrar kaldırdığında maskenin ardından sadece gece laciverti gözleri göründü. Bu bir onaydı, emirleri Gurur’dan almaya hazırdı, Binbaşı Şenkaya’nın halkasından çıkacak ve Zincir ile devam edecekti. Gurur başını sağa yatırıp maskesine sert bir nefes verdi. “Beni takip et. İçeri sızıyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur ile İnfaz ilk patlamanın ardından yükselen dumanı ve ışık kirliliğini kendilerine perde etmiş, kayalıkların arasından kampın kuzeybatı cephesine inmişlerdi. Üç kişilik grup onunla aynı ritimde ama farklı yönde yürüyor, hiçbiri diğerinin görüş hattını kapatmıyor, hiçbiri gereksiz kahramanlık gösterisine kalkışmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karşı taraftan ilk derli toplu ateş kuzey kule altından geldi. Üç kısa seri. Sonra iki tek atım. Gurur, mermilerin kayaya vuruş açısını dinledi. Gözleri görmeden önce kulakları mükemmel şekilde hesapladı mevziyi. Kule dibi değil, kulenin sağındaki kum torbası setinin arkasında iki kişi vardı. Birinin nefesi düzensizdi, ateş ritmi panik taşıyordu. Diğeri daha kontrollüydü. Omzunu kayanın kenarına dayayıp namlusunu kaldırdı. İnfaz sağdan bastırma ateşi açarken Gurur yalnızca iki kez tetiğe dokundu. İlki setin üstünü susturdu, ikincisi sağa kaçmaya çalışan gölgeyi yere serdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Temiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnfaz, “Temiz,” diyerek onayladı onu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu sırada doğu hattında iç tel kesilmiş, Vural, Adnan ve Girdap’tan oluşan sızma ekibi kampın ikinci çevresine girmişti. Tel örgüden açılan boşluktan kayan siluetler karanlıkla neredeyse aynı renkteydi. Önce güvenlik jeneratörüne giden kablo hattı kesildi. Ardından kampın doğusundaki projektörlerden ikisi titreyip söndü. Işığın azalması teröristlerin lehine değil, arazide gece görüş üstünlüğüne sahip olan timin lehineydi. Kampın içinde panik büyüdükçe kontrol azalıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir barakanın kapısı tekmeyle açıldı. İçeriden rastgele ateş çıktı. Mermiler kapı pervazını, sac yüzeyi ve çamuru biçerek dışarı taştı. Alaşafak’tan iki kişi hemen yan duvara yayıldı. Biri çöktü, diğeri ayakta kaldı ve çapraz baskı kurdular. İçerideki silah sesi yarım saniye duraksayınca üçüncü adam flaş kesiciyle girişe yüklendi. İçeri giren ilk gölge insan değil, eğitimdi. Ardından ikinci, sonra üçüncü. Kısa boğuşma sesleri, boğuk bir çarpışma, birinin nefesinin ansızın kesilmesi… Sonra barakaya sessizlik çöktü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telsizden Vural’a ait cümle geçti. “Bir numara yapı temiz. Doküman taraması sonra.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vadinin merkezindeki açık alanda ise kampın geri kalanı nihayet saldırının ölçeğini kavramaya başlamıştı. Oradan oraya koşan silahlı adamlar mevzi tutmaya çalışıyor, ancak her yeni pozisyon bir öncekinden daha kısa ömürlü oluyordu. Nereye yığılacaklarını bilmiyorlar, hangi eksenden darbe yiyeceklerini kestiremiyorlardı. Çünkü karşılarında tek bir yönden gelen kaba kuvvet değil, bütün unsurları birbiriyle konuşan profesyonel bir yapı vardı. Havadan Yener’in açtığı yarık, karadan Tayfun’un grubu tarafından genişletiliyor, içerden sızan üçlü de savunmanın sinir uçlarını kesiyordu. Gökyüzünden bir ses daha yükseldi. Bu ses, kartal çığlığını andıran o tuhaf metal uğultunun ikinci kez karanlığı yarışıydı. Yener Açıkgöz bu kez alçalmadı, yüksekten döndü. Uçağın burnunu hafifçe kaldırıp batı sırtına paralel geçti. Aşağıda, kampın kuzey ucundan kaçmaya çalışan iki pikap karanlıkta yön arıyordu. Patlamanın ardından alev almayan ve motorları hâlâ çalışan bu araçlar muhtemelen personel tahliyesi ya da mühimmat kaçırma girişimindeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaçış araçları, kuzeybatı patikası,” dedi Şenkaya. Ardından tek kelimelik bir emir verdi: “Kes.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener cevap vermedi. Onun cevabı manevraydı. Uçak gecenin içinde büyük bir yırtıcı gibi sola yattı, kanat ucundan ay ışığı keskince parladı. Birkaç saniye sonra ilk pikabın önü toprağı ve taşı birlikte havaya kaldıran bir isabetle parçalandı. Araç kendi ekseninde savrulup yan yattı. İkinci araç sürücüsü kaçmaya çalıştı, yön değiştirdi ama patikanın darlığıyla arazinin sertliği arasında sıkıştı. İkinci vuruş daha geriye düştü, doğrudan araca değil, önündeki geçiş hattına çarptı. Bu bile yetmişti, pikap kontrolünü kaybedip kayanın dibine oturdu. İçinden fırlayan iki gölge daha kapıyı tam açamadan aşağıdan gelen tim ateşiyle yere serildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
En sağlam karşılık, telsiz odasıyla komuta barakası arasındaki koridordan geldi. Burayı ellerinde tutan grup, belli ki diğerlerinden daha eğitimliydi. Ateş disiplini vardı. Mermi boşa harcamıyor, alan taraması yerine seçerek vuruyorlardı. Gurur bunu ilk iki seriden anladı. Önündeki beton su oluğunun arkasına çökerken solunda kalan Yaman’a el işareti verdi ve Yaman hemen mevzi değiştirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, Yaman’a sadece, “Duman,” dedi, bu kısa komutu duyan Yaman pimi çekip duman kapsülünü koridor girişine fırlattı. Beyaz yoğunluk birkaç saniye içinde her yana çarparak yayıldı. Düşman içeride sağ köşeden baskı beklerken Gurur ve Yaman sola doğru dolaştılar. Arka duvarın birleşim noktasına ulaşmaları on saniyeden az sürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçerideyiz,” dedi Yaman telsize. “Bizi koruyun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur bedenini dikleştirdi, etrafını kolaçan ederken, “Bu son kalesiydi,” dedi ve onunla eş zamanlı olarak bir yerlerde arabasının içinde oturmuş bu saldırıyı beklemeyen ama haberini anında alan o adam kafasını kaldırıp fısıldadı: “Bu son kalemdi seni orospu çocuğu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛓️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gelecek bölüm süzülerek süzülerek süzülerek :)))
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dipnot: Mehtap ile Girdap'ın sahnesi ayrıntılı olarak özel yazılacak. Yani bu eski eş çözüm sürecinden bahsediyorum. Bu süreci özel bir parça olarak paylaşacağım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
SEVİLİYORSUNUZ!
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...