05.06.2026

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bölüm Şarkıları: Gazapizm, Süzülerek
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Knock Out, Ne Tesadüf
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nymphrenia, Her Cold Hands
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yıldız Tilbe, Peşindeyim Koşa Koşa
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Doğu Marin, Yanarım
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
51. GÜL FIRTINASI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dışarıdan bakıldığında insanı yıkan şeyin hep başkaları olduğu sanılır, oysa bazı yıkımların faili bizzat insanın kendisidir. Ben Gurur Mert Çalıklı, kendi ruhumun celladı, Zincir’in faili olduğu cinayetin ilk kurbanıyım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Operasyondan dört buçuk saat önceydi, sigaramı dudaklarımın arasında dengeleyip çakmağımı çıkardığımda Eylül ve Cesur tesisteki toplantı odasının masasının iki farklı ucuna oturmuş beni izliyorlardı. Sigaranın ucunu tutuşturduktan sonra içime bir nefes çektim ve önce geleceğin askeri olmak için yola koyulan, kendi babasının kanıyla parmaklarını ve belki de ruhunu lekeleyen kız kardeşime baktım. Cesur parmaklarının arasındaki çakmağı döndürüp her seferinde taban kısmını masaya vuruyor, içerideki sessizliği bir tek bu takırtı sesi parçalıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onlara bir abimiz olduğunu söylememiştim, onlara Yener’i abimizin vurduğunu söylememiştim, onlara yine abimizin hayatımızı mahvetmeyi göze alarak o herifin yanında yer aldığını ve o herifin ona babamıza bile güvendiğinden daha çok güvendiğini söylememiştim. Eylül’e bakarken birdenbire her zaman gördüğüm o küçük, sevimli kız çocuğunu değil, birkaç ay içinde sanki on yaş almış, yaşadıkları yüzünden gülümsemeleri yüzünden silinerek yerine donuk bakışlar bırakılmış genç bir kadına bakıyormuşum gibi hissetmek kalbimi sıkıştırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu geceyi yengemle geçirmemizi istemenin nedenini merak ettim, neyin peşindesin?” diye soran Cesur’un sesi Eylül’e diktiğim gözlerimi erkek kardeşime çevirmeme neden oldu. Çakmağı sertçe masaya bıraktı ve “Neler olduğunu anlat abi,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gece bir operasyona katılacağım,” dediğimde Eylül de Cesur da duraksadılar, ardından birbirlerine baktılar. “Alaşafak’tan kimse etrafta olmayacak. Bu yüzden Zeliha’yı tesiste ağırlayacağız ve tesisteki personellerle tam tanışıklığı olmadığından sizin varlığınızın onu rahatlatacağını düşündüm.” Sigaradan bir duman daha alıp sandalyeyi çektim, ters çektiğim sandalyenin sırtına dirseklerimi koyarak oturdum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu senin bizi korumanın değişik bir yöntemi,” dedi Eylül gerçeği görüyormuş gibi. “Bir süredir izlendiğimin farkındayım abi, Cesur da ben de çocuk değiliz. Peşimize adamlarını takıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu öylesine bir sebepten yapmadığımı biliyorsun. Yakında bizden biri olacaksın, o zaman gerektiğinde sen de çevrendekileri korumak için etrafına etten bariyer örmen gerektiğini anlayacaksın,” dedim. “Burada hepiniz güvendesiniz. En azından biz ortalarda değilken burası en güvenli yer. Eymen’in Muğla’dan döndüğünü duydum, onu da çağırdım.” Eylül kaşlarını çattı. “Sen sormadan söyleyeyim, evet, Özdağ ailesinin de etrafına etten bariyer ördüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu daha ne kadar sürecek?” diye sordu Cesur, Eylül’ün konuşmasına fırsat vermeden. “O herifin hâlâ yakalanmamış olması skandal. Sizin için çocuk oyuncağı olmalıydı.” Beni yargılamıyordu, bunu biliyordum, sadece o herifin nasıl hâlâ elini kolunu sallayarak etrafta dolaşabildiğini aklı almıyordu hepsi buydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gece onun ayakta kalan son kalesini de yıkacağım,” dediğimde ikisinin de kaşları çatıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül, “Son kalesi olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordu dümdüz bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunca zaman ortada boş boş dolaştığıma inanıyor musun gerçekten?” Dudaklarım yukarı kıvrıldı, sigaradan bir duman daha çektim içime. Öldürüp geride bıraktığım her cesedin dilinden bir cümle koparıp almayı başarmış, sonunda birleştirdiğim cümleler bana bir roman yazmaya yetecek kadar çok kelime bahşetmişti. Artık gerçeği tamamen göremiyor olsam bile gerçeğin içinde olduğu kutuyu seçebiliyor, o kutunun içinde saklanan gerçeği elime almak üzere olduğumu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Halin hal değil,” dedi Eylül. “Sana bakarken başka birine bakıyormuşum gibi hissediyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cesur sadece, “Eylül,” dedi, sesi uyarıcıydı. Gözlerimi zemine indirdim, bir süredir elimde tuttuğum kimliğin Gurur Mert Çalıklı’ya değil, Zincir’e ait olduğunu bilmenin getirdiği iç sıkıntısıyla derin bir nefes aldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Geçen bir buçuk ay, Devran ve benim bildiğimiz şeyin ağırlığını da diğerlerinin yanına eklediğinden bu kadar durgundum belki de. Terörü dışarıda estiriyor, içeride yavaş yavaş tükeniyor, belki de ölüyordum. Birkaç seans sessizlikle devam eden o yarım saatlik buluşmalarımız yavaş yavaş sohbetlere dönüşmeye başlamıştı Barış’la. Bazen pencerenin önünde sessizce dikilirken, ellerim ceplerimde, birdenbire bahsetmeye başlıyordum kafamın içini yiyip bitiren o gürültüden. Sinyal sesini ilk duyduğu anı hatırlıyorum, ona, “Durmuyor,” demiştim, “durması için her şeyi denedim. Bazen ortadan kayboluyor ama ben kısa sürede geri döneceğini biliyor, farkında olmadan onu yeniden duymayı beklemeye başlıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül, “Abi,” diye fısıldadığında onu duydum ama cevap veremedim, sanki biri sayfaları geriye doğru çeviriyormuş da işlenen kaderimin içinde geçmişe doğru geri adımlar atarak o terapi seansına doğru gidiyormuşum gibi hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanıyorum beşinci seansımızdı. Kitaplığın üzerinden alınarak bu defa çalışma masasının üzerine yerleştiren kum saatini izlediğim sırada koltukta boş boş oturuyor, saatimin dolmasını bekliyordum. Barış, “Gurur,” demişti, “son üç seferdir olduğu gibi bugün de tek kelime etmeden oturacak mısın?” Bitmesine on bir dakika vardı, sadece on bir dakika kalmıştı ama o sükuneti çok nadir yakaladığım saniyelerde konuşarak sessizliği bölmüştü. Muazzam bir öfkeyle ona baktığımı hatırlıyorum. “Seninle bir doktor ve danışanı olarak değil, Gurur ve Barış olarak konuşmak istiyorum,” diye girmişti söze. “Çünkü bu sessizlik bana keyif vermiyor, epey sıkılıyorum doğrusu. Havadan sudan sohbet etmek de mi gelmiyor hiç içinden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O not defterini elinde tuttuğun sürece doktor, karşında oturmak bile hiç gelmiyor içimden.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümsemişti, sonra not defterini sehpanın üzerine bırakıp teslim oluyor gibi ellerini havaya kaldırarak, “O halde şimdi Doktor Barış değil de sadece Barış varmış gibi gibi düşün karşında, sıradan bir adam, sıradan bir insan, olmaz mı?” diye sormuştu. “Daha on bir dakikamız var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“On.” Yüzüne kısaca baktıktan sonra öne doğru eğildiğimi ve ona, “Teknik olarak bu benim görevim olsa da eline çokça kan bulaşmış biriyle yarım saat boyunca bu odada oturmak sana tekinsiz hissettirmiyor mu?” diye sorduğumu hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gerçekten korkmadığını gözlerinde gördüğüm ve beni incelenmesi gereken bir şey değil de gerçek bir insan yerine koyduğu o an, belki de sıradan sohbetlerimizin başladığı andı. “Hayır,” demişti. “Kendilerine dahi çılgınca gelen düşüncelere sahip binlerce insanla tanıştım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aralarında hiç aralıksız sinyal sesi duyduğunu söyleyenler olmuş muydu peki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İşte bu kendimi ona karşı açtığım ilk andı, gördü ama yargılamadı, hatta gördüğünü fark ettirmedi bile, fark etmediğimi sandı ama ben her şeyi fark edebilecek dikkate sahiptim. Hiç geçmeyen bir sinyal sesiyle yaşıyorken bile bu böyleydi. Ve o seanstan sonra, ona kendimi yavaş yavaş açmaya başladım. Bir hasta olarak değil, sıradan sohbet eden iki insanın paylaştığı o anlardan birinde, normal bir insan olarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül’ün uzaklardan gelen sesini bir kez daha duyduğumda parmaklarımda sıcaklık hissettim ve sigaranın izmaritine dek yandığını işte o zaman fark ettim. Kafamı kaldırıp kız kardeşimin gözlerinin içine baktım. Sessizce, “Yengem geldi,” dedi ve bakışlarım omzumun üzerinden açık duran kapının tam ortasında duran kadına tutundu. İki yandan örülmüş kahverengi saçları güneşe çok maruz kaldığından olsa gerek yer yer açık renge dönmüştü, altın yansımalar gibi duruyordu, ona da epey yakışıyordu. Ceylan gözlerinde durgun bir bakış yakaladım, beni sobelemiş gibi baktığı anlardan birindeydik. Gözlerim onu boydan boya süzdü. Karnının nasıl belirginleştiğini, içinde bize dair bir hayat taşıdığını gözler önüne serişini, üzerindeki siyah askılı elbisenin üstüne attığı beyaz gömleği, halka küpelerini, dudaklarına sürdüğü ruju her şeyi kafamın içine işledim. Yıkık dökük, yıkılması ve bir şeyleri unutturması güç hafızamın mükemmel şekilde içinde taşıdığı en kusursuz anı. En kusursuz hatıra. En kusursuz ezber. Her şeyin en kusursuzu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve hemen arkasında gerçeği sakladığım kardeşim, uygun görülmeme nedeni olduğum kardeşim, göğsünü delen kurşuna rağmen gökyüzüne kanatlarını açmaya hazır kardeşim. Yener.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener kapıya elini koyarak tıpkı bir kartal gibi Zeliha’nın arkasında durmuş, onu koruduğunu ve koruyacağını gösteren gözlerini yüzüme dikmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Göreve gidecekmişsiniz,” diyerek içeri bir adım attı Zeliha, yüzünden düşen bin parçaydı ve sebebini şimdi daha iyi anlıyordum; görevime duyduğu saygıya rağmen kalbine gölge gibi düşen korkuyu da göstermeden edemiyordu bana.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kötü bir koku yaymaya başlayan izmariti kül tablasına bastırıp masanın üzerindeki çiçek kokulu kolonyadan sıktım elime, çatık kaşlarla önce elime, sonra tekrar gözlerime baktı. Ellerimi ovuşturarak ona doğru yürürken, “Saçların ne güzel olmuş senin öyle,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne kadar sürecek?” diye sordu söylediğimi duymazdan gelerek ve kardeşlerimi yok sayıp kollarını belime sarıp yanağını göğsüme yerleştirdi. İşte o buradayken, kollarımın arasına girdiğinde ve kalbini sağ tarafımda hissettiğimde o vakit susuyor, uzaklaşıyordu sinyal sesi; yerini Zeliha’nın kalbinin muazzam çarpış sesi alıyordu. Hayattayım, diyordu o ses bana. Seninleyim, güvendeyim, hâlâ atıyorum, avucunun içinde durduğum ve yeniden atmaya başladığım o andaki gibi, bu kez durmadan kuş gibi atıyorum işte.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerimi omuzlarına yerleştirerek onu kendime tamamen bastırdıktan sonra kafasının üzerinden öptüm. “Bu gece halletmiş, yola koyulmuş oluruz,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O kadar kısa mı?” Sorusu kulağıma rahatlamış gibi geldiğinden tebessüm etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O kadar kısa.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hakan abi de gelecek mi sizle?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tüm Alaşafak orada olacağız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama Zaferler yok.” Kafasını kaldırıp çenesini göğsüme yaslayarak bana alttan alttan kalbimi eriten bir bakış gönderdi. “Aytekin, Kerim, Oğuz, Beyhan bunlar önemli isimler. Yanınızda olmalılar hep.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bizimkisi kısa görev yavrum, onlar kendi dertlerine yansınlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bizim terminatör Tayfun’umuz var, sadece düşmana değil dosta da korku salıyor kendisi,” diye alay etti Yener arkadan. Zeliha’yı rahatlatmak için söylediği şey beni de güldürdü, belki çok içten değildi ama yine de komik gelmişti kulağıma.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha’m biraz kırgın, biraz korkulu bir sesle, “Tamam o zaman,” dedi ama tamam dese de bir şeylerin onun açısından tamam olmadığını iyi biliyordum. Ceylan gözlerini kirpiklerinin altına gizleyerek zemine bakınca çenesini tutup kafasını kaldırdım ve o gözlerin beni iyileştirebilecek tek şey olduğunu göstermek için uzun uzun ona baktıktan sonra yavaşça tebessüm ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bayan hamile ve bir hayli güzel,” dediğimde dudaklarını büktü. “Aklımı almaya yemin etmişsiniz bakıyorum Bayan Çalıklı, saçlarınıza bayıldım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnsan içinde, sussana dana,” diye söylenerek gözlerini kaçırınca parmağımla çenesine biraz daha baskı uygulayıp, “Karım değil misin? İnsan içinde de överim, insanlıktan çıkıp da överim, her şekilde överim,” diye gevezelik ettim. “Bugün görümcen ve kayın biraderinle eğlenmene bak. Boydan alıp enden kaybetmiş kardeşin de gelecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Herkes senin gibi ayı olacaktı da sanki,” diye dudak büzdü. “Düzgün konuş kardeşim hakkında. O dilini koparıveririm valla.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalnız dilim sana lazım, epey iyi geçindiğin bir şeye nasıl olacak da kıyacaksın Zerda’m?” diye sordum kulağına eğilerek. Anında ürperdi, nadide bedeni o taptığım tepkilerinden birini sadece ve sadece benim için veriyorken kendimi yaşıyormuş, hayattaymış, yalnızca nefes alan boş bir bedenden ibaret değilmiş gibi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yenge,” dedi Cesur ayaklanarak. “Bu gece film gecesi yapalım, listemdeki filmlere bayılacağına da eminim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran, “Destan’la Biricik de size katılsın mı?” diye sordu Zeliha’ya bakarak. “Biricik’le oturup gurbetteki erinize akrostiş şiir yazardınız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen sus,” diye söylendi Zeliha, Devran’a kötü kötü bakarak. “Sinirim bir ayrı zıplıyor sana. Kocamla da pek yüz gözsünüz bu ara, gece uyurken yastığının altına bir tabanca koy bir gece ansızın gelebilirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırıtarak eğilip Zeliha’yı başının üzerinden öptüm, Devran dümenden korkmuş gibi Zeliha’ya baktıktan sonra gözlerini gözlerime çevirdi ve başını hafifçe aşağı yukarı sallayarak bana komut verdi. Zeliha’nın etrafı ne kadar kalabalık olursa o şiddetli yalnızlık ve korku duygusu o kadar zor vuracaktı kıyılarına, biliyordum, en kalabalıklarda bile kalbinden yükselen kötü bir hissin esiri olabiliyordu ama en azından biraz olsun sussun istiyordum kafasının içindeki zehir zindan düşünceler.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaşananların sarsıntısını hâlâ taşıyordu, kalbi de eminim ki onu o gecenin içinde hapseden zihni kadar bulanıktı ve ben onu kanatlarımın içinde tutsam bile dışarıdan bize isabet etmeye devam eden kurşunların yere düşen kovanlarının sesini duyuyor, ürküyordu. Belki de bu denli ıssızlaşmasının ardında, kanatlarımdan aktığını hissettiği kanı durduramanın ağırlığını taşıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece oradan ayrılması epey zaman aldı, biraz oyalandı, beni lafa tutmaya, ayrılık saatinden kaçmaya çalıştı. Sonunda tesisin kapısından çıkarken omzunun üzerinden bana uzun uzun baktığını hatırlıyorum, dudaklarının rengi bile küle dönmüş, gözlerinde büyüyen endişe gölgeleri tüm gece bana musallat olacak bir huzursuzluğun göğsüme çöreklenmesine neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha gittiğinde görev için hazırdık. Son kalesini yıkmak için yola çıkmadan hemen önce Devran’a döndüm ve “Şeytanı bataklığın içine çektim,” dedim. “Bataklığın içine girdiğini balçık boynuna kadar yükseldiğinde fark edecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
💀
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur sol elini kaldırdığı anda Alaşafak durdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarının küçük bir hareketiyle iki askeri doğu yamacına gönderdi, bir diğer işaretle keskin nişancıya -Devran’a- mevziyi doğrulattı. Telsizde yalnızca kısa nefesler vardı. Gurur aşağıdaki gözcünün sigarasından yükselen turuncu noktaya baktı. Sakin görünüyorlardı, burada bulunamayacaklarını ve her şey sonlansa da canlarını kurtardıklarını düşünüyorlardı. Lakin ölümün kendisine bu kadar yakın durduğunu bilse, sigarasını o kadar rahat içemezdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un kulaklığından merkezin sesi geçti. “Zincir, hava unsuru hatta.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zincir’in bakışı bir an göğe çevrildi, yukarıda hiçbir şey görünmüyordu, gökyüzü kapalıydı, bulutlar alçaktı, gece savaş uçağını kendi içine alıp adeta saklamıştı ama Gurur onun orada olduğunu biliyordu. Gündüzleri kartal, geceleri bir yarasa. Yener Açıkgöz. Ses birkaç saniye sonra kulaklığa düştü. Rahatsız edici bir alayla konuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çekiç dinlemede. Hedef bölge üzerindeyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in sesi göklerden geliyordu belki ama sahayı yukarıdan görünmez bir kalkan gibi kapatan bu adamın sesi yeryüzünde de yankılanıyordu. Uçağın kokpitinde, dar camın ardında, gecenin binlerce metre üstünde süzülmeye hazırdı. Önünde yeşil ve amber ışıklarla titreyen ekranlar vardı; harita çizgilerini izledi, termal izleri kontrol etti, irtifa verilerine baktı. Dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. “Kartal-1 hazır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alaşafak vadideydi. Yener ise o gece göğü yalnızca uçmak için değil, onların üzerine kapanacak her felaketi parçalamak için tutuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çekiç,” dedi Gurur, “gözün bizde olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in cevabı alay doluydu. “Yukarıdan hepinizi net görüyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un dudakları yukarı kıvrıldı. “Termal durum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ana binada dokuz sıcak temas. Avluda iki. Batı çıkışında çalışır durumda bir araç var, motor ısısı yüksek. Kaçış için her an hazırlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Batı çıkışı benim,” dedi Gurur.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener başıyla onayladı. “Dere yatağına kırarlarsa benden kaçamazlar. Aslında yerdeyken benden asla kaçamazlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur buna bir cevap vermedi, çünkü Yener’i iyi tanıyordu ve o gökyüzündeyken yeryüzünde hareket halinde olan ya da olmayan hiçbir şeyin ondan kurtulamayacağını biliyordu. Ela gözlerini kıstı ve eliyle son işareti verdi, bununla beraber halka hızla kapandı. Alaşafak karanlığın içine bir sis gibi sızdı, sinsice ilerledi. Çelik başlıkların kenarları gece merceklerinin paslı gümüş parıltısıyla sadece anlık olarak onları belirgin hale getirse de bu adamlar gizlenmek konusunda ustaydılar. Mükemmel bir uyum, ahenk, birbirlerine zincirlerle bağlılarmış gibi aynı ritme sahiptiler. Biri durunca diğeri duruyor, biri yön değiştirince öteki boşluğu kapatıyordu. Vural parmağını kulağına bastırıp, “Binbaşım,” dedi, “işaret bekliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Alanı daralt,” dedi Hakan Basri Şenkaya buz gibi bir sakinlikle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural’ın dudaklarında vahşi bir gülümseme belirdi, bakışlarını hedefe kitleyerek başını aşağı yukarı salladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur Mert Çalıklı ön hattaydı. Komutanlar çoğunlukla haritada kalırdı, Gurur kalmazdı, bu gece onların bir lideri varsa bu kişi Gurur Mert Çalıklı’ydı ve haritada kalmak yerine haritayı çizen yüzbaşı rolüyle sahadaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun varlığı timin üzerinde görünmez bir ağırlık gibi değildi, sırtlarında onları dik tutan omurgaydı. Hepsi biliyordu: Gurur yürüyorsa, geri dönmek ihtimal değildi, son seçenek bile olamazdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Depo olarak kullanmayı planladıkları eski püskü yapının kapısındaki iki gözcü hâlâ durumdan habersizdi. Zincir, Devran’a baktı, keskin nişancı hazırdı, kısa bir baş hareketiyle iki boğuk ses gecenin kara kumaşını yırttı. Gözcüler, sigaralarının dumanı daha dağılmadan yere serildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Temiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur gövdesini biraz öne verdi ve “Başlıyoruz,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk patlama sesi yükseldiğinde dışarıdan bakılınca yalnızca kısa, sert bir ışık çakması görüldü, içeriden bakıldığında ise her şey parçalara ayrılmaya başlamıştı. Alaşafak, iki koldan avluya kara bir su gibi aktı. İlk grupta Adnan, Vural ve Girdap vardı, ikinci grupta Yaman ile Tayfun sırt sırta vermişler diğerlerini güvenli bir şekilde kollayarak akışa ayak uyduruyordu. Gurur orta hatta kaldı, gözleri her yeri aynı anda görüyor gibiydi ve bu çok tehlikeliydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeriden silah sesleri yükselmeye başladı ama sıkılan silahların özünde panik vardı. Mermiler beton duvarlara çarpıp kıvılcımlar saçıyor, camlar patlıyordu ve projektörlerden biri titreyerek söndü. Karanlık bir anda çok daha büyüdü, yoğunlaştı ve her yanı sardı. Türk askeri karanlıktan korkmazdı, aksine o karanlığı sırtına alır ve bir örtüye çevirerek oyunu kimin yönettiğini karşısındakine gösterirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sağ pencere, Zincir!” diye bağırdı Vural ileriden, Gurur dönmedi, o yöne bakmadı, doğrudan emrederek, “Bastır. Sol kanat. İlerle,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener uçağı sert bir dönüşe aldı, kokpitin camından aşağıya baktığında vadinin siyah bir yarık gibi büyüdüğünü gördü. G kuvveti gövdesine bindiğinde nefesi bile değişmeyen bu yaralı asker, bu gece gökyüzünün kime ait olduğunu ikinci kez gösterecekti. Parmakları kumandada hesaplı bir şekilde sakince hareket ederken dudaklarında durumdan aldığı keyfin yansıması olan bir gülümseme belirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir örgüt üyesi ana binanın yan kapısından hızla dışarı savrulup ateş açmaya başladı, Gurur’un önünde duran Yaman refleksle yere çöktü ve kurşun arkasındaki paslı sac levhaya sertçe saplandı. Gurur bir an bile duraksamadı, namlusunu kaldırdı, iki kontrol atış yaptı ve adam geriye savularak beton zemine çarpıp yere yığıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bok çuvalı seni,” dedi Yaman kısık gözlerle. Gurur ise duygusuz gözlerle yere yığılan cesede bakıyordu. Yaman’ın bakışları kısaca Gurur’a dokundu, ardından gözlerini binaya çevirdi ve “Öfke hata yaptırır,” dedi. “Bulunmayacaklarına çok inandılar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telsiz tekrar cızırdadı ve Açıkgöz, “Gurur, batı aracında hareket var. Üç kişi çıkışa hazırlanıyor,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur bakışlarını batı hattına çevirirken, “Batı servisine kapanın,” dedi, Vural doğrudan söyleneni yaptı. “Araç dereye inmeden kesilecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlaşıldı,” dedi Vural.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in gözleri termal ekrandaki küçük ışık patlamaları gibi görünen çatışmada dolaştı. “Batı aracı hareket etti,” dedi. “Dere yatağına kırıyorlar. Zincir, on saniye içinde görüş dışına çıkabilirler.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman,” dedi Gurur binaya doğru ağır ağır yürürken. “Yarasanın çığlığını duyma zamanları geldi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener dilini dışarı çıkarıp keyifle güldü. “Hadi bakalım!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu kısa cümlenin ardından gökyüzü sadece birkaç saniyeliğine sustu. Öyle bir sustu ki bu vadinin ortasındaki herkes başını istemsizce havaya kaldırdı. Çatışmanın patırtısı, telsizlerin cızırtısı, taşlara çarpan mermilerin ince ıslığı bile bir anlığına karanlığın içine geri çekilmiş gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Leşler, ilk kez üzerlerindeki gecenin yalnızca gece olmadığını o an anladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir ses geldi. Önce çok uzaktan, sonra derinden, sonra toprağın altında uyanan eski bir yaratığın göğsünden… Dere yatağına doğru kaçan aracın içindekiler motorun gürültüsüne, lastiklerin taş üstündeki sekişine, kendi paniklerinin kulak zarlarını yırtan uğultusuna rağmen o sesi yakaladılar. Gökten inen o ses, hepsinin üzerine adeta çökmüştü. Önce bunu bir gök gürültüsü sandılar, sonra göğün insanı bağışlamayan metal bir hayvan doğurduğunu anladılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
F-16 bulutların ardında görünmeden geçti. Ve hücum etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vadinin iki yamacına çarparak katlanan o gürültü kayalarda sekip daha da çoğaldı, kutu otların arasına, beton duvarların çatlaklarına, leşlerin göğüs kafeslerine girdi. Karanlığın içinde tek bir uçak değil, sanki dişlerini bilemiş koca bir kurt sürüsü dolaşıyordu. Havada henüz hiçbir şey görünmüyordu, buna rağmen herkes onun orada olduğunu ve hücum etmek üzere olduğunu biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener kokpitte başını hafifçe yana eğdi, ekranların ışığı yüzünde vahşi, keskin çizgiler oluşturuyordu. O an savaş uçağının içinde oturan bir pilot değil, göğün karanlığını içinde barındıran bir bedenlenmiş bir delilik görünüyordu. Dudağının kenarında operasyondaki hiçbir makul adamın yüzünde bulunmaması gereken bir haz vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz ne yaptığını biliyordu. Uçak onun altında bir makine değil, eğitilmiş bir canavar gibiydi ve onu eğiten kişi Yener Açıkgöz’dü. Dizginin biraz gevşettiğinde gökyüzünü yırtıyor, avını gördüğünde burnunu indiriyor, sonra yeniden karanlığın içine tırmanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, “Çekiç, vuruş alanı açık,” dedi sabit bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener neredeyse neşeli bir sesle, “Rüyalarına gireceğim ve bu onların son rüyası olacak,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur binanın kırık kapısına yaklaşırken başını kaldırmadan dinledi, uçağın sesi ensesinden aşağı hoşnutluk yüklü bir ürperti indirdi. Yener şov yapıyordu, Gurur bundan çok memnundu. F-16 ikinci geçişte bu kez daha alçaktan indi. Ses bu kez daha sertti, avludaki paslı sac levhalar titremeye, cam kırıkları yerlerinden zıplayarak havalanmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dere yatağındaki araç sertçe savruldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhaba orospu çocukları!” diye bağırdı Yener. Şoför panikle direksiyonu kırdı, araç taşların üstünde yanlamasına kaymaya başladı ve bir kaya çıkıntısına sürterek kıvılcımlar çıkardı. Biri arka camdan dışarı bakmaya çalışırken tam da o anda göğün içinden geçen karanlık gövdenin silüetini gördü. Bir anlık görüntüydü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener burnunu hafifçe aşağı verdiği canavarına sevgiyle gülümsedi ve “Kaçmayın çocuklar,” diye mırıldandı kendi kendine. “Daha yeni ısınıyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve ateş başladı. Gökyüzünden yere inen ilk ölüm çizgisi vadinin karanlığını beyaz bir kaos gibi yırttı. Ateş toprağa dokunduğu yerde ışığın aniden patlamasına neden oldu ve taş parçaları şiddetle havaya kalktı. Açıkgöz, aracı hedef almıyordu, aracın önüne, kaçabileceği alanlara indiriyordu. Onları öldürmeden önce nereye giderlerse gitsinler o gökyüzünde olduğu sürece ondan kaçamayacaklarını göstermeyi planlıyordu. Şoför direksiyonu toparlamaya çalışsa da artık bunun bir yolu olmadığını kendi de içten içe biliyordu. Yol seçilemeyecek durumdaydı ve vurulmaları an meselesiydi; üstelik patlama öyle kuvvetliydi ki aracın tüm camları patlamış, araç yan yatmıştı. Yol, Açıkgöz’ün çizdiği korku çemberinin içinde daralarak tamamen yok olmuş durumdaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çekiç, temas panikte,” dedi Vural. “Araç kontrol kaybetti.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Panik değil o aşkım,” dedi Yener gözlerini ekrandan ayırmadan. “Korku.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, binanın girişinde durup dinledi, içeriden açılan kurşunların ritmi bozulmaya başlamıştı. Leşler artık düzenli sıkmıyordu, gökteki canavarın sesi yerdeki çatışmanın da matematiğini ciddi şekilde değiştirmişti. Adamlar yukarıya bakmakla önlerindeki askerlere karşılık vermek arasında kararsız kalmış, panik gitgide büyüyerek her yere dağılmıştı. İşte Zincir’in de beklediği buydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zincir,” dedi Muşta telsizde. “İşe yarayacağı sağ bırak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur Mert Çalıklı’nın dudağının kenarında ölümcül bir tebessüm ilk adımını attı. “Bakarız.” İşte bu, telsizin diğer ucundaki herkesin donup kalmasına neden olan umursamaz, tek kelimeden oluşan, baş kaldırmayla yüklü bir cümleydi. Hiç beklemeden içeri girdi. O içeri sızdığı anda Yener havada bir kez daha döndü, bu dönüş artık uçmaktan fazlasıydı, bu bir meydan okumaydı. Uçağın gövdesi gecenin içinde kavis çizdi, kanat ucundan kopan görünmez kuvvet bulutları bile keserek geçiyordu. Sanki Açıkgöz, o dev makineyi sadece kullanmıyor, onu bileğinden kavrayıp savaşa sürüklüyordu. Bir pilotun olması gerektiği şekilde hesaplı, bir delinin olabileceği kadar cesurdu. Kokpitte alarm ışıkları yanıp sönüyor, telsizden sesler yükseliyor, göstergelerdeki rakamlar şiddetle hareket ediyordu. Yener’in zihnindeki sessizlik kısa sürdü. F-16 bu kez aracın üzerinden öyle bir hızla geçti ki dere yatağındaki adamlar uçağın gölgesini üstlerinde hissetti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur önünde duran adamlara sırıtarak bakarken, “Hayatım,” dedi telsize, herkes bir an duraksadı ama seslendiği kişi mesajı almıştı. “Ben almam gerekeni aldım. Parlat geceyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İzle sevgilim, bu senin için,” dediği duyuldu Yener’in.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uçak birden alçaldı, gürültü öyle kuvvetliydi ki ardından yükselecek patlama sesini herkes tahmin edebiliyordu. Araç, Yener Açıkgöz tarafından kusursuz bir vuruşla imha edildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Işığım gözünüzü alabilir!” diye bağırdı Yener keyif dolu bir kahkahanın ardından.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok kısa süre sonra ip gibi dizilmiş adamların her biri enselerinden yedikleri darbeyle moloz yığınının içine düştüler, Binbaşı Şenkaya elinde telsizi ve yere düşen sağlam adımlarıyla gecenin içinden bir gölge gibi geçti, adamlar kafalarını kaldıramadan sadece gözlerini kaldırarak botun sahibine bakmaya çalışırken korku yüklüydüler.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi,” dedi telsizini aşağı indirip, maskenin ardından görünen mavi gözlerini leş olmaya hazır bedenlerde dolaştırarak. “Aranızda Cengiz’i tanıyan var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüreklerin buz tuttuğu bu kısacık anda, adamlar sadece ismini duyduğu ama yüzünü bir defa bile görmediği liderlerinin gölgesi bu karanlık gecede üzerlerine çökmüş gibi ürperdiler. Gerçek ismi miydi? Bunu asla bilemeyeceklerini başından beri biliyorlardı, sadece ona Cengiz deniyordu işte, kim bilir, belki de gerçek ismiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aralarından biri sızlanarak, “Yüzünü bilmeyiz,” dedi, “yüzünü sadece üç kişi bilir. Biri Emsal Komutandır, diğeri yakın adamıdır, sonuncu da onun yeryüzündeki gölgesidir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Komutan mı?” Gurur boğazından yükselen bir kahkahayı bastırma gereği duymadı, konuşan adam bu korkutucu kahkaha karşısında endişe duymadan edemedi çünkü o kahkahada deliliği duymak çok basitti; bir aptal bile duyabilirdi. “Senin komutanının mezarına işedim.” Yerdeki yüzün sahibi kafasını kaldırıp Gurur’a bakmaya çalıştı ama buna yüreği olduğu söylenemezdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen onun oğlu değil misin?” diye sordu sonunda korkusunu bir köşeye bırakarak. “Sesiniz bile benziyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un kaşlarının ortasında oluşan çukurda öfkeyi görebilirlerdi, alayı görebilirlerdi, mutlak surette karanlığı görebilirlerdi ama görülmeyen, bilinmeyen, anlaşılmayan bir şey vardıysa bu da orada delilik vardı. Botu zemindeki toprağı ve taşları ezdi, her bir adımda karanlık daha da büyüyor gibiydi. Leş gözlerini sıkıca yumdu, gelecek darbeye hazır hissediyordu ama beklediği darbe gelmeyince gözlerini aralayıp kafasını kaldırmadan önünde duran postallara baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben onun hiçbir şeyiyim lâkin bilmelisin ki senin ecelinin ta kendisiyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ZELİHA ÖZDAĞ ÇALIKLI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Destan’ın önüme bıraktığı meyve suyu bardağına dakikalardır baktığımı, Eymen bir anda kolunu omzuma atıp beni göğsüne çekerek bardakla aramızda uzayan göz kontağını kestiğinde fark etmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl özledim onu ya,” dedi dudaklarını saçlarıma bastırıp koklayarak. “Evde kocan yokken ev gözüme daha güzel göründü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dirseğimle boşluğuna vurup, “Ne istiyorsun sen benim kocamdan?” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben ondan bir şey istemedim, o geldi ablamı götürdü,” diye homurdandı. Derin bir sessizliği terk etmek için uzun uğraşlar vermem gerekti. Başımı Eymen’in omzuna bastırıp gözlerimi televizyonda oynamaya devam eden filme çevirdim, konuşacak halim yoktu, bu gece bir an evvel bitsin istiyordum. Destan hemen çaprazımdaki koltuğa oturduğunda Cesur’un gözleri ona dokundu, kızın filmden hoşlanmadığını düşünmüş olacak ki, “Seni sarmıyor mu bu tür?” diye sordu. Bakışlarım Cesur’dan ayrılarak utangaç bir şekilde oturduğu yere sinen, Devran’ın küçük bir minyatürü gibi görünen Destan’a çevrildi. Saçlarıyla oynarken, “Ben aksiyon filmlerini pek sevmem,” dedi açıkça.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cesur tek kaşını kaldırıp, “Hangi türü seviyorsun peki?” diye sorduğunda Destan konuşmanın bitmemesinden, daha da uzamasından duyduğu gerginliği saklamadan gözlerini kaçırıp, “Romantik filmleri seviyorum. Genelde eski olanları,” diye mırıldandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eski olanlar mı?” Eylül sonunda kafasını çevirip filmden kopmayı başarmış olmalıydı. Üzerinde abisine ait bir tişört ve bana ait bir eşofmanla, saçlarını topuz yapmış, Çalıklı genetiğinin güzelliğini sergiler gibi oturuyordu. Onun salonun ortasında olması büyük haksızlıktı, yeri podyumlar gibi görünüyordu. “Yeşilçam filmlerini mi seviyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yani evet, seviyorum ama genelde yabancı filmleri daha çok severim, siyah beyaz çekilmiş olanları özellikle,” dedi Destan, Eylül ile konuşurken daha girişken görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaz sinemasına gidelim o zaman seninle,” dedi Eylül. “Her hafta başka eski bir filmi vizyona sokuyorlar. Bayılırsın eminim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur,” dedi Destan hevesle, Eylül yavaşça gülümsedi, Cesur’un ise abisinin bir kopyası gibi bakan gözleri hâlâ Destan’ın üzerindeydi. Herhalde kızın Eylül ile rahatça diyalog kurup kendisiyle pek de diyalog kuramaması garibine gidiyordu. “Bu arada eğitimler nasıl gidiyor?” Bu soru da Destan’dan çıkmıştı, Cesur’un kaşları bir anlığına çatıldı. Meraklı gözlerimi Eylül’e çevirdim, son birkaç ay içinde onlarca yaş almış gibi sessiz bir olgunlukla taçlanan bakışlarında bir ateş gördüm. Azim, istek ve belki de adını koyamadığım çok daha derin bir şeyin ateşiydi bu. Bedenini dik konuma getirdi, ardından bağdaş kurdu ve süreçle alakalı hevesli ama alçak bir ses tonu kullanarak konuşmaya başladı. Eymen saçlarımı okşarken tıpkı benim gibi pürdikkat Eylül’ü dinliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonunda vitaminlerimi almak için ayaklanıp mutfağa geçtiğimde Eymen de arkamdan ayaklanarak benimle mutfağa geldi. Suyu doldurup kapsülleri çıkarırken omzumun üzerinden ona baktım. Tezgaha yaslanmış enerji içeceğini yudumlarken tepkilerimi ölçüyor gibi dikkatle bana bakıyordu. Tek kaşım havaya kalktı. “Ne izliyorsun beni?” diye sorup dilimin üzerine kapsülleri yerleştirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hamileliğin birine nasıl bu kadar yakışabileceğini düşünüyordum,” dedi alayla, gözlerimi devirerek kapsülleri yutarken kıkırdadı. “Abla.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Özür dilerim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği şey karşısında parmaklarımın arasında tuttuğum bardağı daha sıkı kavramam gerekti, omzumun üzerinden yeniden ona bakarken kaşlarımın ortasında bir çukur belirmişti. Dudaklarına bir tebessüm yerleşti, bu kederli bir tebessümdü, neredeyse mahcup göründüğünü bile söyleyebilirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne için?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana onu istemediğimi hissettirdiğim için.” Gözlerini karnıma indirip uzun uzun karnıma bakarken sessizlik onunlaydı. Kalbimin atışları bir anlığına ağırlaştı, yaşananlar bir sis gibi yavaşça mutfağa sızıp etrafımı kapladığında anıların beni boğduğunu hissederek gözlerimi yumup birkaç saniye bekledim. “Onu istedim, elbette istedim, istemedim değil,” derken gözleri hâlâ karnımdaydı, gözlerimi açtığımda bakışlarını oradan ayırmadığını görmüştüm. “Ama seni ondan daha çok istedim.” Gözlerini kaldırıp babamın yansıması olan mavi gözleriyle uzun uzun bana baktı. “O bizim kanımızdan canımızdan, onu elbette herkesten çok seveceğim ama senden daha çok değil. Ben seni bu dünyadaki herkesten daha çok seviyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zihnimin derinliklerinden yükselen sesler bir anlığına kesildi. Kardeşimin gözlerinin içine bakarken ağlama hissinin boğazımı saran eller olduğunu hissettim. Ağlamak istemedim, oysa gözyaşları gözlerime kirpiklerimin harelerime düşen gölgesinden bile yakındı. Yaslandığı yerden ayrılarak birkaç küçük adım atıp önümde durdu. Büyük avucunu yanağıma koyup, “Birbirimizi yiyerek büyüdük seninle ama bir kez olsun birbirimizi bir başkasına yedirmedik,” dedi, “sen abla, bir ablanın sadece abla olmayacağının, annenin yeryüzüne düşen en berrak yansıması olacağının kanıtısın benim için. Bu yüzden bil diye söylüyorum, yeğenim için kendi canımı bile verebilirim ama senin için, değil sadece can vermek, hiç tanımadığım birinin canını dahi düşünmeksizin alabilirim. Sen işte benim için bu demeksin. Annem desen değilsin, babam desen değilsin ama gel gör ki sadece ablam da değilsin. Sen ailemdeki herkesten alınmış bir rolün yansıması gibisin. Bir abla, anne, baba, abi, öğretmen, dost, suç ortağı, yoldaş, bazen düşman ama her zaman koruyucumsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin dolmasına engel olamadım, dokunuşundan kurtulmak için kafamı çevirmeye çalıştığımda parmaklarını yanağımda gezdirerek, “Ağlatmak için demiyom,” dedi ve Muğla ağzı beni gülümsetti. “Özür dilerim,” diye fısıldadı. “Eğer o süreçte sana istemediğimin oğlun olduğunu düşündürdüysem, çok özür dilerim. Ben sadece ablamı istiyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok salaksın,” diye fısıldadım elimdeki bardağı tezgahın üzerine koyarken. “O kadar salaksın ki.” Kollarımı onun ince beline sardım. “Aptal.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarını boynuma sarıp büyük ellerini kafamın üzerine yerleştirirken, “Ablasını çok seven bir salak,” dedi, “söylemediği zamanlarda bile, herkesten çok seven bir salak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ablan ölsün sana, laflara bak ya, Allah boyla birlikte iki metre dil de mi vermiş sana? Salak biri.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus,” diyerek güldü. “Bu hayattaki ilk rakibin bendim. Ve yine bil, beni hiç doğurmadın ama ilk doğurduğun oğlan çocuğu da benim senin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni ben doğurmadım belki ama evet,” dedim, “ilk doğurduğum oğlan çocuğu sensin benim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana daha sıkı sarıldı, benden boyca oldukça uzun bu adamın, gözlerimin önünde büyüyen bu çocuğun kollarımda yine eskiden olduğu gibi küçücük kaldığını hissettim. Boyuna rağmen, yaşına rağmen, kollarında küçücük kalan kişi ben olmama rağmen.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana bak,” diye fısıldadığımda bana daha sıkı sarılarak, “Hım?” diye mırıldandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen kocamın kardeşinden mi hoşlanıyon?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an bedenimi saran kollarının kaskatı kesildiğini hissettim. Çenemi göğsüne sürterek kafamı kaldırmaya çalıştığımda beni daha sıkı kavrayarak durdurdu, ona bakmamı istemediğini anlayıp kaşlarımı kaldırdım. “Ay ben bir tek öleceğim günü bilmiyor olabilir miyim ya?” diye sordum yüksek sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne diyon ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Doğru anladım değil mi?” Çenemi tekrar göğsüne bastırıp kafamı kaldırmaya çalıştım ve bir kez daha buna engel olarak beni durdurdu. “Resmen gözümün içine bakmaya utanıyor olabilir misin şu an?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saçmalama,” diye söylendi. “Yaptığın çıkarımı hazmetmeye çalışıyorum şu an.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Doğru bir çıkarım olduğu için mi yoksa şaşırdığın için mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sustu bir süre, sonra, “Abla saçmalama bence,” dedi beni sıkıca tutmaya devam ederek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana öyle gelmedi bence, basbaya hoşlanıyorsun, değil mi?” diye sormamla, “Duyan yanlış anlayacak sessiz ol biraz ya!” diye çemkirmesi bir oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu kez kafamı kaldırıp nihayet ona bakabildim. “Ondan hoşlanıyor musun?” diye sordum sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri yüzümde dolaşırken, “Seni bunu düşündürmeye iten hangi davranışımdı?” diye sordu sessizce, sanki bu konuyu yüksek sesle dillendirmek bile yasaktı, korktuğu belki de saklandığı bir şeyin önünde dikiliyormuş gibi hissettiğini anladım çünkü ben kardeşimin ne hissettiğini her zaman bir bakışı, bir göz süzüşü, değişen bir ses tonundan anlardım. Belki de abla olmanın meziyetlerinden biriydi bu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gözlem ve seni tanımak. Abla radarlarımı üzerinde kullandım biraz,” dedim gözlerim yüzünde dolaşırken. “Yanıldığımı mı söyleyeceksin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız kolay şeyler yaşamadı,” dedi sorduğum soruyu es geçerek. “Yaşadığı şeyi ben yaşasaydım toparlanamazdım.” Eylül’ün o gece maruz kaldığı şeyi hatırlamak dilimin damağımın kurumasına neden oldu. Parmaklarına bulaşan ilk kanın, öz babasının kanı olması, taparcasına sevdiği adamın gerçek yüzünü görmesi ve verilmiş bir karar doğrultusunda onun canını kendi elleriyle almış olmasının tahribatı bir ömür boyu peşini bırakmayacaktı. Ruhunda bir ur gibi taşıyacaktı yaşanan her şeyi. “Böyle bir şey yaşamış bir kızın başını ağrıtacak şeyler yapmam,” demesi bir an beni duraksattı. “O şu an abisinin yolunda ilerliyor, hayatını buna bağlamış gibi davranıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sanırım cevabımı aldım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana tamamen eminim, diyemem,” dedi dürüstçe. “Ama ona acıdığımı düşünmeni de istemem. O gece yaşanmadan öncesinde de içimde ona karşı belirsiz bir şeyin varlığını hissetmiştim. Bak belirsiz diyorum, hemen isim koyma, imalar da yapma. Anlasın istemiyorum, rahatsız olsun hiç istemiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Suyu bulandıracak bir şey yapmam ablam, merak etme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O da beni taklit ederek gülümsedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama Gurur seni fazlalığından tavana tersten asar,” diyerek sinir bozucu bir sırıtış takındığımda bir an duraksadı. “Bu yaz tavan vantilatörü diye kardeşimi kullanacak olma düşüncesi nasıl sarstı beni şu an ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kalkıp o yaşlı bunağa bunu söylemeyeceksin değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok gençsin, sana kıyar mıyım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana dik dik baktı. “Korktuğumdan demedim onu yalnız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl ya? Korku yok mu şu an? Yokla bir kendini, bir yerlere sinmiş saklanıyor olabilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne korkacağım o muşmuladan,” diyerek benden ayrılıp enerji içeceğini eline aldı. “Sadece bu konu hiç açılmamış gibi kapansın bu gece burada. Bir şey olacağı yok, konusu da olmasın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şeylerden ne kadar saklanırsan o kadar kolay sobeleneceğini ona söylemedim, bunu zaman ona zaten öğretecekti. Umuyordum ki acı bir şekilde öğretmesindi. “Anlaştık,” diyerek önüme döndüm. Tam o sırada mutfağa Eylül girince ve “Ne yapıyorsunuz burada?” diye sorunca Eymen irkildi, elindeki enerji içeceği tezgaha düştü, yayılan içeceğe ve Eylül’e bakarken afallamış görünüyordu. Eylül’ün de sakin gözlerle tezgaha yayılan içeceği izlediğini gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aman ya ödünü kopardın kardeşimin,” diyerek gülüp bezi daha da yayılmasın diye sıvının üzerine atarken Eylül’e baktım. “Eymen bana beni ne kadar sevdiğiyle ilgili bir şiir yazmış, onu okuyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül gözlerinin kenarları kırışana kadar güldüğünde Eymen ellerini kotunun kenarlarına silerek bana dik dik baktı. “Merak ettim şiirini,” dedi Eylül, gözlerini Eymen’e çevirerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ablama özeldi o,” dedi Eymen, Eylül’e bakmadan. “Ben bir babamı arayayım,” diyerek çıkışa ilerledi. “Merak etmiştir, haber et demişti.” Eylül’ün yanından geçerken ikisi de bir an duraksayarak birbirlerine omuzlarının üzerinden baktılar ama bu bakışma kısa sürdü, Eymen mutfaktan çıktığı an tuhaf bir sessizlik içeriye çöktü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bezi sıvının üzerinde dolaştırarak kabasını alırken Eylül, “Nasılsın?” diye sordu sessizce. Göz ucuyla ona baktım ve “Hamileyim,” dedim, bir an ciddiyetle söylediğim şey gülerek başını iki yana sallamasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gitgide birbirinize benziyorsunuz. Abim ve sen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Birdi, iki olduk, üçüncü de yolda,” diye alay ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üç tane Gurur Mert Çalıklı bana biraz fazla gibi geldi,” dedi ürpererek. “Bırak ben temizleyeyim.” Elimdeki beze davranınca ona dik dik baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız niye sakat mıyım ben?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hamilesin altı üstü,” dedi omuz silkerek, bu kez gülme sırası benimdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzel, beğendim. Şakaların abininkilere yakın güzelliğe erişmiş ama hiçbiri sanılmasın ki benim koca danamınki kadar güzel olabilsin, komik olabilsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül sesli gülüyordu ama ben geceden beri içimde taşıdığım o huzursuzluğun varlığını örtbas etmek için konuşup duruyordum aslında, bunu da Gurur’dan başka kimsenin anlayamayacağını biliyordum. Bir de Yener anlardı. Eğer burada olsaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gecenin devamında Biricik kafamı dağıtmak için -ve kendi kafasını da dağıtmak için- kağıt oynamayı teklif etmişti, kağıt oynama konusunda iyiydim çünkü babaannem süslü Maria’ydı ve çocukluğum onunla kağıt oynamakla geçmişti. Saatler bir türlü ilerlemiyordu, ne kadar vakit öldürürsek öldürelim sanki akrep aynı sayının üzerinde nöbet tutmaya yemin etmişti. Gurur şafak sökerken gelmedi, öğlen oldu gelmedi, akşam oldu gelmedi ve bir sonraki geceyi tıpkı aynı geceyi bir kez daha yaşıyor gibi yaşarken Muşta’nın, “Yakında evde olacağız,” telefonuyla biraz olsun rahatladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saatler yeminlerini bozmuş gibi zincirlerinden salındıklarında şafak gökyüzünü kanatmaya başlamıştı. Yaz yağmuru camlara vurmaya başlamıştı, o sırada çalışma odasında oturmuş sessizce boşluğu izliyordum ve herkes uyuduğu için eve çöken sessizliği yok edecek bir ses arıyordum, telefon çalmaya başlasın, arayan kişi Gurur olsun istiyordum. Ama şafak çoktan gökyüzünü terk ettiğinde ve geriye yağmurun gölgesi olan grilik kaldığında o sessizlik gitgide daha da büyüyerek beni içine aldı. Yakında evde olacak, dedim kendime. Sonunda huzursuzlukla yerimden kalkıp telefonu elime aldım ama kimi arayacağımı bilemediğimden tekrar masanın üzerine telefonu bırakmak zorunda kaldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım sadece bir anlığına o dolabın arkasında olduğunu bildiğim odaya kaydı. Tek bir bakıştı ama uzundu, sanki içimdeki huzursuzluğu yine içimdeki merakla bastırabilirmişim gibi hissetmiştim. Derin bir nefes aldığımı hatırlıyorum, ardından adımlarım yavaşça dolabın önüne düşmeye başladı. Bir süre önünde dikilsem de içeri girmenin bir yolunu aramadım ama sonunda oraya girmem, orayı görmem gerektiğine dair duyduğum o durdurulamaz istek beni içine çekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Korku oradaydı, onu kontrol etmeye çalışarak düşüncelerimi ve hislerimin geri kalanını diri tutmaya çalıştım. Elim yavaşça düzeneği bulma ihtiyacıyla kitaplığın hatlarında dolaşmaya başladı, büyük dolabın neresine dokunursam gerçeğe ulaşırdım bilmiyordum ama parmaklarım ahşabın yüzeyinde dolaşırken kalbimin vuruş seslerini duyabiliyordum. Gözlerimi kapatarak, “Görmem gereken bir şey varsa, göreyim,” diye fısıldadım, parmaklarım ağır ağır yüzeyde dolaşırken tekrar konuştum: “Bilmem gereken bir şeyt varsa bileyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tam da o noktada bir sürgünün çekilirken çıkardığı o kalın sesi duyup gözlerimi aniden araladım. Avucum tam olarak neredeydi bilmiyordum, nereye dokunmuştum bilmiyordum, sanki Tanrı bir kez görebileceğimi söylüyordu, sadece bir kez şahit olacaktım ve sonra sonsuza dek unutmam gerekecekti. Avucumu yavaşça bastırmamla mekanizmanın kalktığını anlamamı sağlayan şey ahşabın arkaya doğru aralanmaya başlaması oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir adım geri çekilip uzaklaşmakla, kalıp yüzleşmek arasındaki o ince çizgide kapana kısıldığımı, geri de adım atsam ileri de adımlasam düşeceğimi hissediyordum. Başta basit bir kararsızlıktan ibaret sandığım bu bekleyişin sonrasında kararsızlıktan ziyade, büyük bir korku olduğunu keşfettim. Yine de durmadım ve içeri girdim. Büyük mantar pano hemen karşımdaki duvarda duruyordu, karanlığa rağmen mantar panonun üzerine asılmış fotoğraf karelerini ve kağıtları seçebiliyordum. Elim duvarda dolaştı, ışık kaynağına gittiğine emin olduğum anahtarı aşağı indirmemle içerisi birdenbire kanlı bir dolunay başımın üzerinde dikilmiş gibi kızıla boyandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bununla beraber gözlerimin kadrajına girmeye başlayan görüntülerin beni sarstığını hatırlıyorum. Bir adım daha atıp mantar panonun önünde dikilip kafamı kaldırdım ve yükseğe asılmış, üzerine muhtemelen kırmızıyla çarpılar çizilmiş fotoğraflara baktım. İlk fotoğraftaki esmer, kirli sakallı adamın zayıf bir yüzü, düşük göz kapakları vardı normal bir fotoğraf karesiydi ama sonraki fotoğraf kareleri ürpermeme neden oldu. Çünkü adamlardan birinin hırpalandığı açıkça görünüyordu, gözleri şişmiş, dudağı yarılmış, baygın bir şekilde tek gözü zar zor açıkken kadraja bakmıştı. Üzerine çarpı çizilmişti. Bir sonraki adamın da yüzünde anlam veremediğim kabuklar vardı, sanki üzerine bir şey eriyip damlamış ve tüm suratını kaplayarak kabuklanmıştı. Onun da üzerinde aynı çarpıdan vardı. Bir adım geri gidip derin bir nefes aldım, çok dikkatli bakmak, çözmek istemedim, üstünkörü dokunsun istedim gözlerim tüm bu vahşete. Çünkü bir diğer fotoğraf karesindeki adamın yüzü tanınmaz haldeydi, eminim ki onu yakinen tanıyan biri bile bu yüzle teşhis edemezdi. Mantar panonun neredeyse her noktasına bir adam fotoğrafı yerleştirilmişti, neredeyse hepsinin üzerinde çarpı vardı ama iki tanesinde yoktu. Adamların yüzleri daire içine alınmış, yanlarına soru işareti çizilmişti. Kağıtlardan birine dokunmak için elimi uzatırken bedenimin buz kestiğini hatırlıyorum, ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum, düşüncelerim birbirine girmiş zincirleme bir kaza görüntüsünü anımsatıyordu. Sonunda panoya iğnelenmiş kağıdı çıkarıp aldım ve okumaya başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Selçuk Demirci, elle tutulur bilgi alınamadı, kırk beş dakikalık sorgunun sonunda hedef temizlendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adil S. Karargahlardan birinin daha ifşasını yaptı, işbirliğine teşekkür amacıyla sorgusu diğerlerinden kısa sürdü, hedef temizlendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim aşağıya indi. X kim? Durdum, soru işaretini çizerken elleri titremiş olmalıydı, normalde hoş görünen el yazısı burada zihnindeki karmaşayı ele verircesine bozulmuş, dalgalanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Terörle bağlantısı ne? Rolü ne? Hayatta mı? Her sorunun sonuna çizilmiş soru işaretleri bozuk ve dalgalıydı. Emsal ile bağlantısı ne? Emsal ile görüşüyor muydu? Kimsin? Neredesin? Yaşıyor musun? Gerçekten var mısın? Çizgiler, daireler, içi karalanmış kareler, spiraller. Çizdiği karmaşalara bakarken zar zor yutkundum. Zihninde yaşadığı karmaşayı en net gördüğüm an, belki de bu andı. Kırmızısı bordoya dönen ışığın altında durmuş onun çizdiklerini, yazdıklarını, kaosunu izlerken sessizce kağıdı sıktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hedef belirlendi, hedef yok edildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hedef izlendi, hedef yok edildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hedef... Hedef... Hedef... Gözlerimi yumup derin bir nefes aldım, önümdeki masaya bıraktım elimdeki kağıdı ve yeni bir kağıda uzandı buz kesen parmaklarım. Çizilen büyük spiralin ortasında bir isim yazıyordu: Cengiz.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Altında bir şey daha yazıyordu. Yaklaştığımı hissedebiliyor musun?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Daha fazla detay okumak istemedim, oysa mantar panonun üzerinde yaşadığı yıkımın ne kadar büyük olduğunu, yarattığı yıkımın ise kendisini bile yok edebilecek güçte olduğunu görebilirdim ama kaçtım, bunu görmekten kaçtım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Taklitçi katil aslında kimdi?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu soruyu okuyunca bir anda donup kaldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O Emsal değildi, o Emsal’in gizlediği biriydi, o aslında kimdi?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
X, sen aslında kimsin?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Spiraller, karalanmış kutucuklar, kalemi ne kadar bastırdığını belli eden yayılmış mürekkep lekeleri. Elimi masaya yaslayıp kağıdı indirip tekrar panoya baktım. Ardından masanın çekmecesine gitti elim, kulpu tutup çekerken bir şıngırtı duydum. Bakışlarım çekmecenin içine kaydığında, birbirine dolanmış onlarca zincirin parladığını gördüm. Çekmece açık kaldı, bir alttaki çekmecenin kulpunu kavradım bu defa, çektim ve açılan çekmecede bu kez kan lekelerinin olduğu başka zincirler gördüm. İlk çekmecedekinin aksine bu çekmecede sakladığı zincirler kullanılmıştı ve kanın tek bir kişiye değil, birçok kişiye ait olduğuna emindim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yağmurun sesi çok uzaklardan geliyordu ve kendi nefesimin sesini çok net duyuyordum. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum, bir şeyleri çok şiddetli hissediyor olsam da adını koyamıyordum. Yazılan her şeyi okumak, her detayı bilmek istedim ama bunu kendim için değil, karnımda büyüyen bebek için yapmadım. Kaldıramayacağım detaylar varsa bile bunu bebeğimi doğurduktan sonra bilmek istiyordum. Onu yaşatabilmek için verdiğim o mücadelenin ardından onu tekrar tehlikeye atacak bir şey yapamazdım. Bunun yerine zaten okuduğum kağıtlardan birini alıp aynı cümlelerin üzerinden belki de on binlerce kez geçtim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ta ki, “Sen burada ne yapıyorsun?” sorusunu duyana kadar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerim masaya yaslı, omzumun üzerinden ona çevirdiğim bakışlarımı sabit tutmaya çalışarak, “Dönmüşsün,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerinde iki gecedir giydiğine emin olduğum kan, çamur ve toprağa bulanmış kamuflajıyla, bir kolunu kaldırıp elini duvara yaslamış merakla yüzüme bakıyordu. Gözlerinde bir duygu aradım, küçücük bir endişe, çehresine mürekkep gibi yayılmak için an kollayan panik... Ama bulamadım. Dudakları düz bir çizgi gibi gerilmiş, gevşemiş kaşlarının altında duran gözleri doğrudan yüzüme odaklanmıştı. Ona doğru dönerken sertçe yutkunduğumu hatırlıyorum, ne söylemem gerektiğini bilmiyordum ama evde olduğu için mutluydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İki gecedir yoksun,” dediğimde bakışları bir anlığına yüzümden ayrılarak masada duran kağıda dokundu, tekrar bana baktığında hâlâ ifadesiz görünüyordu. “Buraya girdiğim için kızdın mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorum onu duraksattı, bir an bakışları yumuşar gibi oldu ama bu sadece anlıktı, tekrar dikkatle gözlerimin içine baktı ve “Neden buradasın?” diye sordu sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sakinliğimi koruyarak, “Merak ettim,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne halt yediğimi mi merak ettin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorusu birdenbire çok ters gelince kaşlarım istemsizce çatıldı. “Hayır ama hani burası bizim evimiz ya, bize ait odalardan birine girip bakabilirim diye düşündüm, Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görmeyi beklediğin bir şey mi vardı?” diye sordu ve kaşları ilk kez o anda çatıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, bu odayı görmek istiyordum ve gördüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışları yüzümde fırtına toplayan bulutlar gibi yoğunlaştığında tek kaşımı kaldırarak ona doğru yürümeye başladım. Tam önünde durduğumda kafasını indirip gözlerimin içine baktı, ben de kafamı kaldırıp yüzlerimizi aynı hizaya getirmeye çalıştım. “Yapmamalı mıydım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne gördün?” diye sordu soğuk bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni iki gecedir görmüyorsun ve ilk sorduğun şey ne gördüğüm mü? Bana böyle soğuk mu konuşacaksın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana soğuk konuşmuyorum ama buraya ben yokken girmen merak etmeme neden oldu, ne görmeyi umuyordun?” diye sordu bir kez daha alçak perdeden konuşarak. Gözlerimiz birbirine tutundu, birbirimize uzun uzun baktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görmemem gereken bir şey mi vardı da böyle gerildin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu konuda yorum yapar sandım ama tek yaptığı aniden yüzüme doğru eğilmek oldu, birdenbire alanımı işgal ettiği için afallasam da geri çekilmedim. “Sen neden gerildin?” diye sordu. “Görmek istemediğin bir şey görmüşsün gibi gerginsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İki gecenin ardından konuştuğumuz ilk şeyin bu olduğuna inanamıyorum sadece,” dediğimde tek kaşını kaldırdı. Sonunda kendimi tutamadım ve “O adamlar,” diyerek omzumun üzerinden mantar panonun üzerine sabitlenmiş fotoğraf karelerine baktım. “Terör örgütü üyesi mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aksi olduğunu mu düşündün?” diye sorması beni şaşırttı, bakışlarım aniden ona çevrildi ve “Anlamadım?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dedim ki.” Bana doğru bir adım attı. “Onların sivil olduğunu mu düşündün?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır sadece doğrulamanı bekliyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Doğrulama bekliyorsan bir anlığına bile olsa düşünmüş olmalısın,” dedi, bakışlarındaki sarsılmaz ifade söylediği şeylerin gerçek olduğuna ne denli inandığını gösteriyordu. Çok kısa bir an için durup düşündüm, böyle bir şeye ihtimal vermiş miydim? Hayır, vermemiştim ama konu bana zarar veren birine ulaşmak olduğunda ayağının altına dolanacak herkesi hedef olarak görebileceğini de bilecek kadar tanıyordum onu. Sessizliğimin başını sol omzuna yatırmasına ve yüzüne sinmiş toz lekeleriyle, “Cevap vermeyecek misin?” diye sormasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aptalca düşüncelerine verecek bir cevabım yok. Görüyorum ki beni özlememişsin.” Yanından kayıp geçecekken beni belimden kavrayarak durdurup önüne çekti. Kafamı kaldırıp son zamanlarda hassaslaşan duygularımı kontrol etmek için ekstra çaba sarf ederek gözlerinin içine dik dik baktım. “Her şeyi ince eleyip sık dokuyarak incelediğimi düşünüyorsan diye söylüyorum, sadece birazına baktım. Detaya inmek istemedim. Benim bilmemi istemediğin şeylerin olduğunu görebilecek kadar tanıyorum seni. Sanıyorsun ki arkanda iz bırakmadan ilerliyorsun ama kim bilir belki de attığın her adımdan sonra silindiğinden emin olduğun o adımları zaten ben siliyorumdur, Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki de buraya gireceğini zaten tahmin ettiğimden her şeyi ortada bırakmamışımdır, düşün bunu,” demesi duraksamama neden oldu. Ona ne söylemeye çalıştığını sormak istedim, gerçekten gizleyip gizlemediği bir şey olup olmadığını merak ettim ama tek yaptığım gözlerinin içine öylece bakakalmaktı. “Yine de buraya girmeden önce bana haber vermeni ummuştum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evimin herhangi bir odasına girerken senden izin almayacağım,” dedim sertçe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana aldırış etmeden elini belimin kavisine yerleştirip bedenlerimizi birleştirince afalladım. “Her biri amaca hizmet eden araç, fazlası değil,” dedi. “İçini rahatlatacaksa diye söylüyorum, her biri dağ faresi. Dağ fareliğinden vazgeçmiş olanları var belki de aralarında ama bu bir zamanlar fare oldukları gerçeğini değiştirmez. Değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim yüzünde dolanırken, “Neden onları listeledin?” diye sordum, sonra dayanamadım ve bir diğer soruyu yönelttim ona: “Hedef yok edildi ne demek oluyor? Yani fotoğraflardakiler öldü mü?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çünkü amaca giden araçlardı,” dedi, “bir leşi yok etmenin benim kutsal görevim olduğunu bilmiyor gibi mi konuşacaksın? Elbette geberip gittiler.” Kaşlarını çattı ama yüzü hâlâ tam olarak ifadelerini geri kazanmış değildi. Belimin kavisinde duran parmaklarının kaskatı kesildiğini hissettim, buna rağmen dokunuşu hâlâ hassastı. “Bunun içinde olmanı istemediğim için bu odaya girmeni istemiyordum. Tamamı görev.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şahsi görevin olarak gördüğünü düşünüyorum,” dediğimde, “Bir askerin de şahsi meseleleri olabiliyor tabii,” diye cevap verdi. “Yine de günün sonunda onlar gibilerin sonu budur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarımı tekrar omzumun üzerinden mantar panoya çevirecektim ki çenemi tutup hafifçe kendisine çevirdi, gözlerimiz birbiriyle bir kez daha buluştu. “Tek başıma yapıp yapmadığımı merak ettiğinden inceliyorsan, tek değildim,” dedi beni rahatlatmak istediğini gösteren bir sesle. Bir görev olmadan bunu yapıp yapamayacağını bilmiyordum, o kadarına hakim değildim, belki de bu yüzden yok edilen hedeflere aldırış etmeden sadece onun geleceği hakkında düşünürken buldum kendimi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek değildin.” Tek kaşımı kaldırıp ona baktım. “Kimle yaptın? Ekibinle mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin içine uzun uzun susarak bakınca, “Gurur,” dedim, “bu görev için izin aldın mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizliği katlanarak çoğalıyor, bir şeyler tam da şu an da gürültüyle çatlayarak kırılmaya, büyük kırıklar üzerime yıkılmaya başlıyordu. “Gurur,” dedim bir defa daha, gerçeği bilme ihtiyacıyla ve korkusuyla. “Bu görevden Hakan abinin haberi var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İntikam operasyonunu başlatan isim oydu,” dedi ama bu bir cevap değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana diyorum ki, bu tablodan...” Arkama dönmeye çalıştım ama beni omuzlarımdan yakaladı bu defa, bakışlarımı ondan ayırmama izin vermedi. “Bundan Hakan abinin haberi var mı?” diye sordum bastıra bastıra. “Bunun için iznin var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zer-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben eksik ve alakasız bir cevap değil, tam ve doğrudan bir cevap istiyorum!” Gözlerim iri iri açıldı, yüzünde değişime girerek kendini ele verecek bir duygu kırıntısı aradım ama sadece gözlerimin içine bakmakla yetindi. “Haberi yok,” diye fısıldadım şaşkınlıkla. “Haberi yok değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümden ayırıp çenesini kaldırarak odanın başka bir ucuna baktığında çatık kaşlarla ona bakmaya devam ediyordum. Gözleri öyle ruhsuz, öyle yorgun bakıyordu ki belki de bunu konuşmanın zamanı değildi ama şimdi değilse zamanı ne zaman gelecekti? “Gurur,” dedim sakince. “Bana bak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakmadı, aynı noktaya bakarken dilini ağzının içinde döndürdüğünü gördüm, çenesi kasılmıştı ama yüzü hâlâ ifadesizdi. “Bana bakmanı istiyorum,” dedim sakince. “Çünkü şu an bir şey konuşuyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen konuşuyorsun, ben dinliyorum,” dedi gözlerini o noktadan çekmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hakan abinin operasyonunun dışına çıktın ve kendi kafana göre hareket etmeye başladın, öyle mi?” diye sorarken sesimin titrediğini fark ettim, bu duyguların kırılmaya başladığının bir kanıtıydı ve öyle çok duyguya sahiptim ki kırıklardan sızmaya başladığı takdirde önü alınamaz bir taşma yaşayacağımı biliyordum. “Öyle mi diyorum sana!” diye bağırdım birden ve Gurur ilk kez o an irkildi, gözlerini ağır ağır yüzüme indirdi ama çenesi hâlâ havada duruyor, kafasını milim oynatmıyordu. “Bunu yapamazsın,” dediğimde çenesinin öne doğru seğirdiğini gördüm, yüzü ifadesizlik maskesi sanki tenine ikinci bir deri olup sinmiş gibi sabitti. “Bunu yapamazsın,” dedim başımı öne uzatıp ona erişmeye çalışıyormuş gibi. “Bu senin başına bela açmayacak mı? Bu senin başına bela aça-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur bence,” dedi buz gibi bir sesle, yüksek bir duvara çarpmışım gibi afallayarak gözlerinin içine bakakaldığımda saniyeler saatten bile daha ağır ilerliyor, zemine düşemeden havada asılı kalarak zamanı donduruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur bence mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi hiç düşünmeden, “durmalısın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen bu yaptığın için bir izin bile al-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını önce sağa sonra sola çevirdi ve gözlerini yumup derin bir nefes aldıktan sonra kelimemin havada asılı kalmasına neden olacak bir hızla gözlerini aralayıp dudaklarıma yapıştı. Başta anlam veremediğim bu hareket donup kalmama neden oldu. Gurur’un eli yüzüm boyunca kaydı, kan ve toprak kokusunu aldım, yanağımdan kayan büyük avucunun kulağımın boşluğundan geçip saçlarıma daldığını hissettim. Dili ağzımın içindeki kelimeleri yok etmek ister gibi içeri girdiğinde bir adım geri çekilmeyi denedim ama belimden omzuma yükselen büyük kolu beni sararak hareketimi engelledi. Durması gerekiyordu, konuşulacak şeyler vardı, nabzımı bu denli yükselttikten sonra kelimelerimin önüne dudaklarıyla set öremezdi. Elimi onun göğsüne koyup uzaklaştırmaya çalıştım ama durmadı, beni kendine omuzlarımdan daha sert bastırdı ve dilini ağzımın içinde daha derinlere soktu. Bir adım geriledim, iki adım geriledim ve üç adım gerilediğimde onun büyük bedeni de beni takip ederek üzerime gelmeye devam etti. Nihayet kalçam arkamda kalan masaya yaslandığında dudaklarımız ayrıldı. Bana üstten üstten bakarak, “Senin için neler yapabileceğimi hâlâ anlayamadın mı sen?” diye sordu tok bir sesle. Tam ağzımı açacaktım ki itirazlarımın faydasız olacağını bana kanıtlamak ister gibi bu defa iki avucunu da yüzümün kenarlarına yerleştirdi ve bir kez daha eğilip dudaklarımızı şiddetle birleştirdi. Beni öpüşü telaşlı ve aceleci değildi, aksine can çekiştirecek ızdırap duymama neden olacak kadar ağır, derin, içtendi. Gücümü alıyordu elimden, doğru bildiğim her şeyi yakıp yıkıyor, yerine kendi doğrularını yerleştiriyordu; daha acısı hayır da diyemiyordum buna, karşı çıkamıyor, durduramıyordum. Sadece kabul ediyordum. Sanki onu ve ona dair diğer her şeyi kabul etmezsem ölecekmişim gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu itmeye çalışan ellerim, birden ona tutunmazsam düşüp parçalara ayrılacakmışım gibi ona dokundu. Tırnaklarımı göğsüne bastırıp yakasından yakalayarak onu kendime çektiğimde kaşlarını çatarak ağzımın içine doğru hırıltılı bir nefes bıraktı ve beni çok daha yıkıcı bir şekilde öpmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur,” diye inledim ağzının içine, dur, diyemedim, konuşmamız gerek, diyemedim. Sadece adını zikrettim, bundan aldığı keyfin ne kadar fazla olduğunu beni tutuşunun sertleşmesinden anlamak mümkündü. Dudakları ağzımın içini talan ederken parmakları boynuma kaydı, büyük avuçları arasında küçücük kalan boynumu avucunun içinde tutarken gözlerimi kısıp inlememek için kendimi tuttum. Ufacık bir dokunuşun binlerce anlamı olabiliyorken, böylesi bir dokunuşa romanlar yazılabilirdi, belki de bu dokunuş uğruna nice savaşlar çıkabilir, şehirler düşebilir, tahtlar ateşe verilebilirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımı parmaklarının arasında sıkıştırarak özgür bırakınca aralık dudaklarla ona baktım. Büzüşen dudaklarıma, ardından gözlerimin içine baktı. Tekrar öpmeden hemen öncesinde, “Sana neler yapabileceğimi biliyor musun?” diye sorduğunu hatırlıyorum. Sonra dudaklarımız cehennemden taşan alevler gibi birbirine taştı, karıştı, nefes nefese öpüşmeye başladık. Öfkem hâlâ oradaydı, uzanıp parçalayacağı bir şeyin varlığına muhtaçlık hissediyordu ama yine dudaklarına duyduğum bir arzu vardı ki o beni her şeyden alıkoyuyordu. Boynumu saran parmakları başımı yana yatırmamı sağladı, dudaklarımdan ayrılan dudakları yanağım boyunca kayıp ıslak öpücük izleri bıraktı ve çene kemiğimi dişlerinin arasına aldığını hissettim. Çok geçmeden dudaklarını boynuma indirip öptü, yaladı, emdi ve ısırdı. Tekrar dudaklarıma tırmanmadan önce az önce kayıp geçtiği yerlerde bir kez daha yükselerek ilerlediğini hissettim. Dudaklarımız yeniden birleşmeden öncesinde, “Dur,” diyebildim ama bedenim tam tersini istediğini çoktan gözler önüne sermişti. Gurur durmadı. Farkında olmadan ayak parmaklarımı bükerek uzun uzun inledim. Dudakları dudaklarımdayken, “Bana kızgın mısın?” diye sordu. “Umurumda bile değil.” Bir kez daha öptü beni, bu kısaydı, dudakları dudaklarıma yaslı kaldı ve kelimeler yeniden sahnedeydi. “Yanlış mı yaptığımı düşünüyorsun? Bu da umurumda değil.” Dudaklarını dudaklarıma sürttü ama beni öpmedi, ıslaklığımızı birbirine bulaştırıp sıcak nefesiyle ıslattığı dudaklarımı serinletti, serinlik anlıktı çünkü hemen ardından daha fazlasına duyduğum isteğin yarattığı yangın geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonunda başımı yana çevirerek sert soluklar almaya başladım, dudakları yanağıma sürtünürken onun da benim gibi sık soluduğunu hissedebiliyordum. “Konuşmak yerine öpüşmek mi?” diye sordum zar zor konuşarak. “Bu yaptığına manipüle derler, Çalıklı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öpmek istiyordum, soruların bahaneydi,” dedi sıcak nefesini yanağıma bıraka bıraka. Dudaklarını bir defa daha yanağıma sürtüp küçük bir öpücük bıraktı oraya. “Bunların açıklamasını beklediğini biliyorum, açıklamasını sana söyleyemem ama gösterebilirim.” Ne söylemeye çalıştığını anlamak ister gibi ona çevirdim yüzümü. Elini belimden çekip öne getirdi, karnıma dokundu ve zaman bir kez daha ikimiz için durdu. Bıçağın girdiği yeri işaret ediyor gibiydi eli, yine eli bebeğimizin hemen elinin olduğu yerin arkasında büyüdüğünü söylüyor gibiydi. Birbirimize o kadar uzun süre baktık ki kelimeler artık kullanılmayacağına inanarak kendi kendilerini rafa kaldırmıştı sanki. Sadece gözlerimizle konuşuyorduk. “Sana iyi biri olacağım dedim, duracağım demedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Haber vermeden hareket etmen sonunda başına gelebileceklerin farkında mısın?” diye sordum. “Senin durmayacağını zaten biliyordum ama bu tek başına yapabileceğin bir şey değil. Özellikle de olduğun yerdeyken. Bu rütbeye sahipken. Kimliğin buyken. Bunu kişisel bulduğunu biliyorum ama-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kişiseldi. Bulmak değildi. Kişiseldi,” dedi üzerine basarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kişisel olduğunu biliyorum ama bu-”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarını dudaklarıma sürterek beni susturunca kaşlarım çatıldı. “Bu odaya girmemeliydin,” dedi dudaklarıma doğru konuşarak. “Bana güvenmeyi deneyemez misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana güvenmiyor değilim.” Alnımı alnına bastırdım. “Ama... Kendi kafana göre hareket etmen etik değil. Günün sonunda başına neler gelebileceğini tahmin etmek istemiyorum. Bu tek başına yapabileceğin bir şey değil, Gurur.” Üstelik kendini iyileştirmek için çabalayan birinin belki de bir başına çıkarsa içinde kaybolacağı bir yol bu, demek istedim ama dilim o kadarına varmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kişisel,” dedi tekrardan, başka hiçbir cümle bilmiyormuş gibi. Elimi göğsüne koyup onu kendimden yavaşça uzaklaştırırken gözlerinin içine önleyemediğim bir korkuyla baktım. “Kişisel olması senin başını belaya sokman için yeterli bir sebep mi?” diye bağırdım birden kendimi tutamadan. Gurur’un duraksadığını gördüm ama bu çok uzun sürmedi, çatılan kaşlarının altındaki boşlukla bakan gözleri ne dersem diyeyim kendisini haklı bulmaya devam edeceğinin kanıtı gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tüm bunlardan Muşta’nın haberi olmalı ki seni koruyabilsin,” dediğim anda bomboş baktığını düşündüğüm gözlerinde uzun zaman sonra ilk defa öfke denen duyguya rastladım. Gözlerini yüzüme dikti, ruhuma bakıyormuş gibi hissettirdiği sırada, “Benim korunmaya ihtiyacım mı var?” diye sordu, sesi kulağıma hem çok soğuk hem de neredeyse tehditkar geldi. “Burada korunmaya ihtiyacı olanın sen olduğunu, seni koruyamadığım için tüm bunları yapmak zorunda kaldığımı anlayamıyor musun sen? Burada senden başka korunmaya ihtiyacı olan biri mi var sanıyorsun sen Zeliha?” Bana doğru bir adım atınca masanın önünden ayrılmak için öne doğru eğildim ama ellerini masanın kenarlarına koyarak yüzüme doğru eğilip beni masayla arasında sıkıştırdı. “Gerçekleri duyunca kaçmaya mı karar verdin? Bu gerçek seni sinirlendirdi mi? Seni koruyamadığım gerçeği?” diye sordu, sesinde bana değil, kendine duyduğu öfke vardı, pişmanlığını bir yılanın dilinin ucundaki zehir gibi dışarı bıraktığının belki de farkında dahi değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni koruyamadığını hissettiğim tek bir an bile olmadı, Gurur!” dedim sertçe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi? Bense her gün bu gerçekle yaşıyorum. Senin aksine. Sen gerçeğin farkındasın ama kabul etmenin beni kıracağından korkuyorsun, kabul etmek istemiyorsun ve gözlerini bu gerçeğe yumuyorsun. Gerçek ne biliyor musun Zeliha? Ben seni koruyamadım. İşte amına koyduğumun gerçeği bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediklerine verebileceğim tüm tepkilerin abartılı olacağını keşfederek sessizce gözlerinin içine baktım ama sessizliğimin onu daha da yıktığını anlamam çok da uzun sürmedi. Dişlerini her nasıl sıktıysa yüzünde kemikten bir vadi oluştu, çenesinin çukurlaştığını ve boynundaki kemiğin belirginleştiğini gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle susarsın işte. Öyle cevap bile veremezsin. Çünkü bal gibi de biliyorsun, çok iyi biliyorsun, seni koruyamayanın kim olduğunu, tüm bu yaşadıklarının sebebinin kim olduğunu sen çok iyi biliyorsun.” Yüzü yüzüme yaklaşınca kaşlarım daha da çatıldı. “Görmekten kaçıp durduğun şeyi gözünün önüne koydum diye sinirleniyor musun şimdi bana? Sinirlen. Bana yönelttiğin hiçbir öfke, benim kendime duyduğum öfkeyle mukayese edilemez.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saçmalama,” diye fısıldadım. “Ben... Bir kez olsun seni suçlamamışken... Sen nasıl karşıma geçmiş her şey için kendini suçlarsın?” Sorum bana bile saçma geldi, ne bekliyordum ki? Elbette kendisini suçlayacaktı. Oysa beni korumak için ne kadar ileri gittiğini, bunun evhamdan daha fazlası, takıntı olduğunu düşündüğümüz için onu durdurmaya çalıştığımızı hatırladım. “En başından beri kendini bir kez olsun düşünmeden benim için hareket ettin,” diye devam ettim cümleme. “Hislerini görmezden gelen bendim, içine düşen kurdu görmezden gelen bendim, abarttığını düşünen bendim, gördüğün şeyi aslında görmediğine inandıran seni... Bendim.” Gözlerim dolmasın diye çenemi kasarak ona bakarken elim hâlâ göğsünün üzerindeydi. “Neden suçluyorsun kendini bu kadar? Senin bir yanlışın olmuşsa bu hayatta, o da tutup birini bu kadar çok sevmekten başka değilse nedir?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duyduğu şey karşısında kaşları çatıldı, gözlerimin içine ne söylemeye çalıştığımı sorgular gibi uzun uzun baktı. “Kızma,” dedim, “kötülükçesine söylemiyorum bunu. Başımıza türlü kötülükler gelebilir, olabilir, dememiş miydik biz? Bunun bahsini çok uzun zaman önce geçirmemiş miydik aramızda? Sen beni sevmeyi kabul ettiğin gün bir yanlış yaptın, senin gibi bir adamın ayağına dolanacak bir sevdaydı bu ama durdurdu mu seni bana karşı? Durdum mu ben sana karşı? Şimdi ne yaşandıysa ikimiz de birbirimizi sevdik diyeydi. Ne yapsaydık Gurur? Sevmese miydik birbirimizi?” Avucum yüzüne gittiğinde gözünü bile kırpmadan bana bakmaya devam ediyordu. “Bir kere pişman olmadım seni sevmekten, bin kere karşıma geç, bin birinci kez de aynını yapacağımı bilerek bir daha seveceğim seni. Biz yaşayacağımız her şeye hazır bir şekilde sevdik birbirimizi, bu yüzden her şeyin suçunu bir başına omzuna alarak ne yapmaya çalışıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hafifletmeye çalışıyorsun suçumu, sen benim günahlarımı hep silebileceğine inanıyorsun.” Başını iki yana salladı ama yanağını avucumdan ayırmadı. “Görmüyorsun diye çocukça bir umutla sevinmiştim bile, bencilce ama beni suçlamıyorsun diye, körsün diye sebep olduğum her şeye, ben sevinmiştim bile.” Dişlerini sıkınca avucumun içindeki yanağı içeri çöktü. “Meğer sen en başından beri her şeyi görüyormuşsun. Beni aklamak için benimle verdiğin savaştan daha kaç kez yaralı çıkaracağım seni ben? Bilmiyorum.” Geri çekilecekti ki hızlı davranarak onu kamuflajından kavrayıp kendime çektim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaçma,” dedim kendimi tutamadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaçtığım falan yok,” dese de yaptığı tam olarak buydu. “Yorgunum, duş almam gerek, kirliyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuşmamız bitmedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sürekli beni aklamaya çalışmanı dinlemenin bana ne yaptığını bilseydin aksine karşıma geçer beni suçlamaya başlardın. En azından kafam dursun diye, belki de bunu yapardın,” demesi donup kalmama neden oldu. Elim göğsünden kayıp boşluğa düştüğünde başımı önüme eğip çatık kaşlarla sertçe yutkundum. Çeneme dokundu önce, parmaklarının ucunda tuttuğu çenemi yavaşça havaya kaldırdı ama gözlerimiz birleşmedi. “Bak bana,” diye fısıldadı, keşke kaçmanın bir yolu olsaydı, kaçamadım ve gözlerinin içine baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kızıyor musun bana?” diye sorduğunda gözlerimiz birbirine saplanıp kalmıştı. “Söylediklerim ağır mı geldi? Susmayı öğretmiştim kendime aslında ama görüyorum ki sen konuşmadığım her an sanıyorsun ki benim içimde biraz olsun pişmanlık yok. Köpek gibi pişmanım Zeliha. Bir an olsun yanından ayrılmamaya yemin ettikten sonra yanından ayrıldığım için. Yürüyüp yoluna gidebilirdin, belki bensiz çok da mutlu olabilirdin, o gece senin hayatına bir karanlık gibi çökmeseydim belki şakalar komiklikler yaparken bile korku dolu gözlerle insanların tepkilerini izlemeyebilir, her şakanın ardından titreyen ellerini dizlerine avucundaki teri siliyormuşsun gibi yaparak bastırıp sakinleştirmeye çalışmayabilirdin. Neler olabilirdi başka biliyor musun?” Alnını alnıma bastırdı. “Sürekli defolup gitmem için yalvaran o dudakların, bu kez kalıp seni kurtarmam için bükülmek zorunda kalmazdı. Üstelik kurtarılmak zorunda hissetmene neden olan tek kişi olmama rağmen. Ben senin hayatına güzellikler getiremeyeceğimin zaten farkındaydım ama keşke bu denli büyük kötülükler de getirmemiş olsaydım. Ben seni sonsuza dek mutlu edemeyeceğimi, güldüremeyeceğimi biliyordum zaten ama en azından gözlerindeki o hayat ışığını da silen kişi olmasaydım. Şimdi bana başım belaya girecek diye kızıyorsun, başım belaya girecekse yalnızca senin için girsin. Benim boynum altımda kalacaksa, kopacaksa, rütbem elimden alınacaksa, apoletim sökülecekse, tüm bunlar yalnızca senin yüzü suyun hürmetine yaşansın. Kişisel amına koyayım, ayağımın altındaki yer yerinden oynayacak da olsa bundan sonra yapacağım her şey kişisel. Kızıyor musun bana? Kız. Ama beni korumaya kalkışma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neredeyse birbirimizi sevdiğimize pişmanmışsın gibi konuşup durma,” diye mırıldandım diğer söylediği her şeyi kalbimle sindirmekte güçlük çekerken. Hissettiği her şeyi böylesine duru dışarı vurması beni derinden sarsmıştı ama anlıyordum ki uzun zamandır onun da böyle bir şeye ihtiyacı vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Asla,” dedi, “sen bin dedin ya, ben arttırıyorum, sen benim karşıma milyon kere de çıksan, ben her seferinde, hikaye nasıl ilerlerse ilerlesin, başımıza ne tür bir felaket, nasıl kötülükler gelirse gelsin yine seni severken bulacağım kendimi. Belki güllük gülistanlık olmayacak hiçbir seferinde, belki bir konser çıkışında rastlamayacağız birbirimize, bir markette denk gelmeyeceğiz, bir kafede bakışmayacağız hiçbir zaman, belki ihtimaller arasında şu an bulunduğumuz durumdan bile kötüleri olacak ama ben her defasında biliyorum ki kendimi sana aşıkken bulacağım.” Alnını alnıma sürterek yavaşça fısıldadı: “Ama seni koruyamadım Zeliha. Seni koruyamadım. Bu gerçek, milyon ihtimalin içinde bile kafama sıktırabilecek güçte bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim güçsüzce onun yanağına dokundu, alnım alnındayken ağır ağır soluyarak, “Seni seviyorum,” dedim, “inansan da inanmasan da en büyük yalancı da desen bana, sen beni korudun. Bu hayatta beni beş kez korumuşlarsa, üçü babamdır, ikisi sensindir. Bu hayatta beni babam kadar korudun.” İnanmadı biliyordum ama kalbimdeki saf gerçeği söylüyordum ona. İnanmasındı, sorun değildi, o inanmadı diye kalbimin içine oyduğum bu gerçeği değiştirebilecek miydi? Değiştiremezdi. Ama keşke ben onun kafasının içine kazınmış bu gerçeği değiştirebilseydim, yerinden oynatabilseydim, yerine kendi gerçeğimi bir anlığına bile koyabilseydim. Bunun en azından şu an için imkansız olduğunu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salak,” dediğinde, “Senin kadar değil,” diye cevap verdim ve burnundan sert bir nefes vererek güldü. “Hakan abi konusunda ciddiyim. Yalnız hareket etmeni istemiyorum,” dedim sertçe. Buna cevap vermedi, sanki bana yalan söylemeyi istemiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu odaya gireceğini bildiğim için her şeyi ortada bırakmadığımı söylesem bana ne kadar kızardın?” diye sordu nefesi dudaklarıma yayılırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu az önce itiraf ettin sanıyorum,” dediğimde derin bir nefes aldı, nefesi geri bırakırken sıcak nefesi burnundan yayılarak sus çizgimin üzerini örttü. “Daha bilmediğim başka şeyler de var biliyorum. Suçlu hissettiğini görebiliyorum,” dedim, sesim suçlayıcı değildi ama dikenlerim de vardı. Gurur kaşlarını çattı, alnı alnımdayken kırışan alnının derisinin altında çarpan damarı hissettim. Tam ağzımı açıp bir şey daha söyleyecektim ki daha fazla konuşursam ifşa olacağını hissediyormuş gibi, “Dur,” diye mırıldanarak dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bu kez ona karşı koymadım, ellerim saçlarının arasına tırmanırken beni öpüşüne karşılık vermeye başladım. “Kirliyim,” diye fısıldadı ağzımın içine doğru ama bunu umursamadığımı belli ederek tek kelime etmeden tekrar dudaklarını öptüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eli önce bacaklarıma kaydı, ardından beklemediğim anda beni tutup kaldırarak masanın üzerine oturttu. Kağıtların yere süzüldüklerini hatırlıyorum, Gurur’un ise bacaklarımın arasında devleştiğini. Kırmızı ışığın bordo gölgeler halinde çizdiği yüz hatlarına bakarken kalbimin içinde büyüyen duygulardan birinin adı korkuydu. Ela gözleri kızıl ışığın altında o ışığın rengini alarak şeffaflaşmış gibiydi, bacaklarımı biraz daha aralayarak tamamen bana yaslandığında büyük elleri masanın üzerinde dolaştı ve masanın üzerinde ne var ne yoksa hepsi yere düşmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin için neler yapabileceğimi aklın almaz,” diye fısıldadı, bu kez konuşanın Gurur değil, Zincir olduğunu hissettim ve yeniden onun varlığıyla karşılaşmak göğsümün sıkışmasına kalbimin çırpınmaya başlamasına neden oldu. “Senin için ne kadar ileri gidebileceğimi aklın asla almaz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacaklarımın arasında sertleştiğini hissetmek kulaklarımın uğuldamaya başlamasına neden oldu. Gurur aniden boynuma indirdi başını, dudakları boynumdaki deriyi içine toplayarak emmeye başladığında dudaklarımın arasından ıslıklı bir nefes döküldü ve kızıl ışığın altında rengi değişen kumral saçlarını çekiştirerek tavana baktım. Dudaklarının saldırısı görüş alanımın puslanmasına neden oluyordu. Üzerimdeki tişörtü etek kısmından kavrayıp yukarı çektiğinde bedenim yay gibi gerildi, açılan ve sütyenden taşan göğüslerimin üzerlerini öptü ve bunu yaparken gözlerini kaldırarak bana alttan alttan baktı. Bakışlarında Zincir vardı, gecenin karanlığını arkasına almış, benim tarafımdan keşfedilmeyeceğinden emin bir şekilde beni izliyordu ama yanılıyordu çünkü onu görüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Buraya beni görmek için girdiğini biliyorum,” demesi birden buz gibi bir ürpertinin sırtımdan aşağı inmeye başlamasına neden oldu. “Neyi merak ediyorsun ceylan yavrusu?” Bu sorunun hemen ardından bu kez dudakları iki göğsümün arasından aşağı indi, dudaklarının her bir teması ateş gibiydi, geride külden lekeler bırakıyordu. Karnıma ulaşan öpücüklerine karşılık tek yapabildiğim soluk soluğa ona bakmak oldu. Gözlerini yukarı kaldırmış, göz temasını kesmeden belirginleşen karnımı öptükten sonra dizini tamamen yere bastırdı ve o koca beden önümde çökmüş oldu. “Benim aslında nasıl bir adam olduğumu mu?” Dudakları daha aşağı inince duraksadım, elim saçlarına gitti ama onu durdurmaya çalışmadım. “Ayır bacaklarını. O güzel bacaklarınla buraya girmeyi biliyorsun madem, ben de sana bazı yerlere nasıl girilirmiş hatırlatayım.” Nefesimi kesen cümlesi karşısında sis çökmüş bir beyinle öylece ona bakakaldım, söylediği şeyi yapamayacağımı anlayınca gözlerini kıstı. Az önce pişmanlıkla bakan o adam şimdi bana bambaşka gözlerle bakıyordu. Kirliydi. Toz, kan, çamur ve toprağa bulanmıştı ve bacaklarımın arasında Zincir olarak duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
(Bu kısımdan itibaren oldukça yoğun, açık dille kaleme alınmış bir seks sahnesi var. Rahatsız oluyorsanız işaretli alana dek kaydırabilir, güvenli alandan devam edebilirsiniz.)
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duymuyor musun beni?” diye sordu neredeyse tehditkar bir sesle. “Seni benim ayırmamı mı istiyorsun Zeliha?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dikkatimi dağıtmaya çalışıyorsun,” dediğimde, “Dikkatin...” diyerek gözlerini kısıp nefesini şortumun açıkta bıraktığı bacak arama bıraktı ve ürperdim, “nefesimi hissettiğin andan beri sandığın yerde değil. Kontrol et beynini, düşünme yetisi hâlâ orada mı? Eğer oradaysa diye söylüyorum, seni beynin kapanana kadar sikeceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?” diye sorabildim, dilim damağım anında kurumuştu, bir an doğrulup bacaklarımı kapatmak ve konuşmanın devam etmesi gerektiğini söylemek istedim ama gözleri bunu şiddetle reddedeceğini belli edercesine bakıyordu. Dudaklarını bacağımın iç kısmına bastırıp, gözlerini yüzümden çekmeden bacağımın iç kısmını öperken burnundan verdiği sert nefes cildime yayılıyordu. Gözlerimin kaymaması için kendimi tuttum, bu kadar hızlı etki altına girdiğim için utanmalıydım, konuşması gereken her şeyi sadece nefesini hissettiğim an rafa kaldırdığımdan utanmalıydım. Dilini dışarı bıraktığını hissettim ama bunu görmedim, ağzı doğrudan cildime yapışmış durumda olduğundan görmek imkansızdı ama dilinin bir yılan gibi kayışını hissediyordum. Bacağım titremeye başlayınca gözlerini daha da kıstı, bundan keyif mi alıyordu yoksa daha fazlasını görebilmek için mi beni inceliyordu anlamak imkansızdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayağın omzuma,” dedi ağzını cildimden çekmeden. Karşı çıkma ihtimalime karşı da birden ayak bileğimi kavrayıp ayak tabanımı omzuna koymamı sağladı. Gözlerimi iri iri açarak ona bakakaldım ama o durmadı, cevap veremiyor oluşum her şeyin dozunu biraz daha arttırmaya başlamasına neden oluyordu. “Şortunu o güzel götünden aşağı sıyırmana hiç gerek yok, yeterince geniş bir kumaş,” demesi afallamama neden oldu. Ben daha neyi kastettiğini anlamadan şortun kenarını ayırdı ve gerçekten oldukça bol olan şortum külotumu gözler önüne serdi. Ağzını sürterek şortun açıkta bıraktığı yere taşıdı, dudaklarını külotumun üzerinde hissettiğim an ayak parmaklarımı kıvırdım ve kızıl ışığın altında ağzı kadınlığımın üzerine kapanmış şekilde duran adama büyülenmiş gözlerle bakakaldım. Burnunu külotuma bastırıp kokumu içine çekti, gözlerini yumup sert nefesini külotumun üzerine bıraktı; kokumdan ne kadar hoşlandığını fark etmek hastalıklı bir tatmin hissiyle yutkunmama neden oldu. Çok geçmeden büyük dili kumaşın üzerine yaslandı. Gözlerimin kaymasına neden olan hareketinin büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Belim kavislenirken kalçamı öne kaydırdığımı hatırlıyorum, kendimi onun ağzına yasladığımı ve kumaşı ıslatarak neredeyse ağını parçalayacak kadar yoğun bir şekilde ıslak ıslak yalamaya başladığını... Aşağıdan yukarı ağır ağır hareket eden dili o kadar güçlü bir baskı uyguluyordu ki kumaşa rağmen dilini çıplak tenimde hissediyormuş gibi dağılıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur,” diye inlediğimde dilini doğrudan kumaşın altında sızlamaya başlayan, çakıl taşı gibi şiştiğini hissettiğim klitorisime bastırdı. Gözlerim bu kez gerçekten geriye kaydı ve bir şeye tutunmaya ihtiyacıyla onun yoğun saçlarını avuçladım. Saçlarını çekiştirip onu daha da fazlasını verme arzusuyla kadınlığıma bastırdığımda dudaklarının tam da orada yukarı kıvrıldığını hissettim. Sıcak nefesini ve dilinin ıslaklığını bıraktığı kumaşa doğru konuştu: “Seni dilimle sikmemi mi istiyorsun yani?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hayır, diyebilirdim, konuşmamız bitmedi diye sızlanabilirdim ama sadece bulanmış bir zihinle zar zor bacaklarımın arasında duran yüzüne baktım. Muhtaçlığın harelerime çöktüğünü görmek dişlerini kumaşa geçirip kumaşı ileri doğru çekmesine neden oldu. Bunu yaparken dişlerinin baskısını anlık olarak kadınlığımda da hissetmek beni sıçrattı. Dişiyle asıldığı kumaşı yavaşça yana doğru bıraktı ve açıldığımı fark etmenin getirdiği yoğunlukla inledim. Soğuk hava anlık olarak ıslanan vajinama çarptı, çok geçmeden yerini onun sıcak nefesi aldı; gözlerini ağır ağır yüzümden çekerek oraya indirdiğinde ifadesine çöken beğeniyi görmek beni daha da azdırdı. Yemekten çok hoşlandığı bir şeye, gerçekten açlıktan deliye dönüyormuş gibi bakıyordu. Beklemediğim bir anda ağzını doğrudan oraya yasladı ve başım geriye giderken yüksek sesle inledim. Ağzını çok kısa bir an geri çekti, oraya tükürdü ve ağzını bir kez daha kapatıp mırıldanır gibi sesler çıkararak beni açlıkla yalamaya başladı. Ayağım omzundayken dizimin, baldırlarımın ve bacağımın üst kısmının titrediğini hayal meyal de olsa görebiliyordum. Kirli yüzünü tamamen oraya bastırıp kalp gibi çarpan vajinamın dudaklarının ayrılmasına neden oldu, şişen klitorisimin baskıyla onun burnuna doğru çarptığını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sikeyim o güzel amcığını,” diyerek tekrar vajinamın içine tükürdüğünü hatırlıyorum, sonra aç kalmış bir kurdun önüne fırlatılmış kanlı etmişim gibi beni delice yemeye başladığını. Bunu yaparken inliyordu, yüzünü tamamen her yerime sürüyor, aralanan vajinamın dudaklarının içinde burnunu gezdiriyor ve klitorisimi ağzının içinde çevirebileceği küçük bir parçaymış gibi dilini etrafında döndürerek dağıtıyordu. Salyalarının çenesinden aktığını hissedebiliyordum, yere damlıyordu ama asla durmuyordu, Zincir ağzının sularını sadece zemine değil, zaten ıslanmış vajinama yayarak beni adeta yiyordu. Kendi iniltilerim kulaklarıma bir yabancıya aitmiş gibi uzaklardan gelirken tek yapabildiğim saçlarını çekiştirmekti. Nasıl oluyordu da beni ağzıyla dağıtırken bundan böylesi keyif alıyormuş gibi uzun uzun inleyebiliyordu?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne olur dur,” diyebildim zar zor, nefes nefese, iniltilerimin sesimi yutmaya devam ettiğini hissedebiliyordum. “Öldürsen durmam,” dedi vajinama doğru konuşarak. “Ayır şunu.” Büyük elleri masanın üzerinde duran kalçamın altına yerleşti ve beni adeta yerimden kaldırarak ağzına yasladı. Büyük elleriyle kalçalarımı kavrayarak beni yüzüne oturturken artık beni yalamıyordu, doğrudan orayla öpüşüyordu. Kalçalarımı daha sıkı kavrayarak masayla bağlantımı keserek beni avuçlarının içinde alenen havaya kaldırıp vajinamı yüzüne bastı. “Gurur,” diye inledim korkuyla, ellerim kafasını tamamen kavradı ve korkuyla ona tutunurken ağzı orada keyifli bir ses çıkardığını duydum. Dili çok kısa bir an için girişime yaslandı, burnu klitorisimi ezerken dilini içime kayırdı; ıslak, sıcak ve neredeyse kalın dili içime girdiğinde, “Siktir!” diye haykırdım. Durmadı, dili içime büyük, kalın aleti gibi girip çıkmaya başladı. “Parmakların,” diye inlediğimi hatırlıyorum, ihtiyacım olan içime parmaklarını da kaydırmasıydı ama yapmadı. Salyalarının akmaya devam ettiğini hissettiğim o saniyelerde dili sürekli olarak deliğime girip çıkmaya devam ediyordu. Boşalacaktım, midemle karnım arasında girdap gibi dönmeye başlayan orgazmın bir sis gibi yükselerek tıpkı onun da istediği gibi beynimi sardığını hissediyordum. Ama beklemediğim bir şey yaparak dilini içimden çıkardı, bunun yerine klitorisimi dilinin altına alarak zikzaklar çizmeye, klitorisimi adeta diliyle ezmeye başladı. Vuruşlar o kadar kuvvetliydi ki orgazm gitgide yükseliyor ama Gurur onu almama izin vermeden dilini geri çekerek beni boşluğun kollarına bırakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tekrar klitorisime küçük bir fiske vurmasıyla bedenim arkaya doğru devrildi, büyük avuçlarını kalçalarımın altında ezerek başımı mantar panoya yasladım ve sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Dili durmadı, ben kasıla kasıla boşalırken klitorisime fiskeler vurmaya, fiskeden fazlasını yaparak alenen klitorisimi şiddetle dövmeye devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki az önce boşalmamışım gibi spazmlar halinde kasılmaya devam eden vajinamla işi bitmemişti, gözlerim tamamen kararmış halde, “Ne olursun dur,” diye fısıldadığımı hatırlıyorum, sonra birdenbire durmasından korkarak, “Parmaklarını istiyorum, ne olursun,” diye yalvardığımı. Ağzını doğrudan girişime yaslayıp beni içine çekecekmiş gibi emmeye başladığında kulaklarım uğulduyordu. Doğrudan emiyordu ve gerçekten ruhumun da aldığım zevke ayak uydurarak içimden çıkıp gideceğini hissetmeme neden oluyordu. “İçime gir,” dedim kulaklarımda basınçla. “Ne olur parmaklarını içime sok, Gurur, lütfen!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gece amcığının içine sikimden başka hiçbir şeyi almayacaksın,” diye konuştu emmeyi bıraktığı hâlâ kasılıp gevşeyen vajinama doğru. “Kalk.” Kalkamadım, bacaklarım ayrılmış halde ona öylece bakarken masanın üzerinde resmen uzanıyordum. “Kalk.” Doğrulup kalktı, çenesinden salyalarıyla karışmış zevkim akarken, “Titriyorsun ceylan gibi,” dedi bundan keyif alıyormuş gibi. “Ayaklarını yere basmaya bile halin kalmadı mı? Şimdiden mi?” Elleri kamuflaj ceketine gitti, ceketi yavaşça çıkarmaya başladığında gözümü bile kırpmadan ona bakıyor, titremeye devam ediyordum. “Duş almadım, kusura bakma,” derken alayla güldü, gözleri öyle sinsi bakıyordu ki kalbim deli gibi çarpmaya başladı. “Çok kirliyim.” Ceket yere düştüğünde yuvarlak yaka yeşil tişörtün terden göğsüne yapıştığını gördüm. Tüm kasları, onu o yapan, büyük cüssesini gözler önüne seren parçaları görünüyordu. Eli kamuflaj pantolonunu sabit tutan kemere gittiğinde gözleri doğrudan gözlerimdeydi. “Kan, toz, toprak içindeyim,” diye konuştu, bu kez sesinde alay yoktu ve gözleri saf tehditle bakıyordu. “Terliyim ve iki gündür kamuflajlarımın içindeyim.” Kemeri çektiği anda havada şakıyan kemerin sesi omurgamın titremesine neden oldu. “Ve hayvan gibi azdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her söylediği şeyin ardından kalbimle eş zamanlı olarak bedenim de çınlıyordu. Pantolonun düğmesini açarken yüzüme doğru eğildi. “Sikimin ne hale geldiğini görmek ister misin?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı hızlıca salladığımda alt dudağını ısırarak güldü, alayla dolu bu gülüş beni öfkelendirirdi belki ama şu an sadece heyecandan bayılacak gibi hissediyordum. Pantolonun fermuar boşluğundan dışarı çıkardığı aletini gördüğümde gözlerim iri iri açıldı. Zonklayan, damarlarla sarılmış büyük aletinin ihtiyaçla kasıldığını görebiliyordum. Avucuyla kavrayıp hafifçe salladı ve “Bak,” dedi, “amını yediğim için bu hale geldi.” Gözlerimi zar zor o koca görüntüden ayırıp ona baktığımda sırıttığını gördüm. “Nasıl yapalım?” diye sordu alayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl istersen,” dedim kendimi tutamadan. Sırıttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim tekrar avucunun içindeki devasa aletine indiğinde zar zor yutkunduğumu hatırlıyorum. “Daha ayağa bile kalkamıyorsun ama nasıl istersem öyle mi?” diye sorduğunda bakışlarımı kaldırıp gözlerinin içine baktım. “Dizlerinin üzerine.” Diğer elini kaldırıp parmağıyla dönmemi işaret etti. “Masadan inmeden. En azından bunu yapabilir misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben...”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yap şunu.” Parmağını bir kez daha dönmem için salladı. “Bunu istemiyor musun?” Diğer eliyle kavradığı aletini bir defa daha sallayınca bacaklarımı masanın üzerine çekerek yavaşça sırtımı döndüm. “Çok ağırkanlısın,” diye söylenip aniden belimden kavradı, bedenim anlık havalandı. “Dizlerini kır.” Dediğini yaptım ve beni yavaşça masaya geri koydu. “Çok güzel.” Avucunun içini belime hafifçe bastırınca kalçalarım arkaya doğru kavislendi. “Bayılıyorum şu götüne amına koyayım,” diye fısıldadı enseme doğru.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şortum,” diye fısıldadığımda, “Konuşmayı mı unuttun?” diye sordu alayla. “Şortun ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O hâlâ üzerimde.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi ya?” diyerek gülüp ensemi yalayınca başımı geriye atıp gözlerimi yumdum. Dizlerimin üzerinde durmak rahatsız edici değildi ama bir masanın üzerinde dizlerimin üzerinde durmak biraz tuhaftı. “Hiç de fark etmemişim.” Şortumu beklemediğim bir anda külotumla birlikte aşağı sıyırınca gözlerimi kapatıp, “Gıcık,” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerime abandığında göğsünü sırtımda hissettim, elini karnıma koyarak bedenimi doğru konuma getirdikten sonra bacaklarımın arasına kaydırdı kendini. Aletini bacaklarımın arasına sürterek ıslak vajinamla alay ettiği sırada, “Ne yapıyorsun?” diye fısıldadım, sesim titriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Titreme,” diye emretti cevap vermek yerine. Dilini ensemde gezdirdi, dişlerini enseme geçirdi ve aletini çok daha sert bir şekilde kaydırıp vajinamın ıslak dudakları arasında sürtmeye başladı. “İstiyor musun yavrum?” Enseme doğru hırıltılı bir sesle konuştu. “Ne yapmamı istediğini söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçime gir,” diye mırladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha açık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sik beni,” dedim kalçalarımı arkaya doğru iterek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle mi?” Aletinin başı beklemediğim bir anda içime kaydı, gözlerimin önünde şimşekler çakmış gibi başımı geriye atarak onun çenesine yasladığımda, “Offf,” diye tısladı dişlerinin arasından. “Hiçbir zaman tam olarak sığdıramayacağım bu yarrağı içine, biliyorsun değil mi?” Sorduğu soruya karşı ne hissetmem gerektiğine karar vermeme izin vermeden aniden aletini yarısına kadar içime soktu. Dudaklarımdan haykırışa benzer bir ses döküldüğünde bir elinin ağzımı kapattığını hissettim. Gözlerim geriye kaymış, avucu ağzımı kapatırken burnumdan sert nefesler veriyor, avucunun içine doğru inliyordum. “O küçük deliğine sana çığlıklar attırarak girmek istiyor olsam da alt katta birileri var, bunu unutma,” diye fısıldadı şeytani bir sesle. “Kasma şu amını, aklımı kaçıracağım. Gevşet.” Nefesim titreyerek avucunun içine doldu, tıpkı onun içime milim milim dolduğu gibi. Yüzünü saçlarımın arasına gömerek uzun uzun inlediğinde ikimiz de hareketsizdik. Çok geçmeden avucunu ağzıma daha sert bastırıp dudaklarını alnıma bastırarak beni sertçe doldurmaya başladı. Her çarpışında toplarının aşağıdan klitorisime vurduğunu hissediyordum, içime girip çıkarken masa sallanıyor, iniltilerimiz etin ete ıslak bir biçimde vurmasının sesiyle birbirine karışıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dilim dışarı çıkmış, avucunun içinde açlıkla tur bindirirken bunun onu daha da sertleştirdiğini hissettim. Beklemediğim anda beni daha da öne itti, ağzımda duran avucunu çekmeden yanağımı mantar panonun altında kalan soğuk duvara yasladı ve bir dizini masaya bastırarak adeta beni masanın üzerinde altına alarak eze eze becermeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanağım duvara yaslıyken soğukluğu bile hissedemeyecek kadar yandığımı hissediyordum, gözlerim geriye kaymış avucu iniltilerimi bastırmak ister gibi beni kapatırken tek düşündüğüm aldığım zevkti. Beynimi kapatmıştı, bu konuda çok iyiydi, gözlerimi dolduracak, beni ağlatacak, yalvartacak kadar iyiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni çok daha rahat bir pozisyona getirip avucuyla karnımdan destekledi, dizlerimden yükü tamamen aldığını hissettim. Bir eli boğazıma kaydı ve kafamı kaldırmama neden olan bu hareketiyle beraber dudaklarını alnımda hissettim. İçime girip çıkan uzunluğuyla aklımı kaybediyormuş gibi inlerken dudaklarının baskısını da alnımda hissetmek tüm hislerin arşa yükselmesine neden oluyordu. Boynumda hissettiğim nabzına nefes nefese eşlik eden hırıltılı iniltileri etin ete çarpma sesiyle birbirine karışıyordu. Gözlerim aldığım hazzın etkisiyle geriye doğru kaydı, tam da söylediği gibi, beni beynimi kapatmış halde beceriyordu. Vücudumun ihtiyacı olanı verirken zihnimin içinde dolaşıp duran düşünceleri tam anlamıyla kapı dışarı etmeyi başarmıştı. Hissettiklerim o kadar önlenemez derecede büyüdü ki onun kalın aletinin etrafında defalarca kez boşaldığımı hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Meraklı küçük amın bundan hoşlandı mı?” diye sorduğunu duydum, sinsi yükselen sesi nefesiyle karışarak boyun boşluğuma yayıldığında, “Evet,” dediğimi hayal meyal hatırlıyorum, tek düşündüğüm onu daha fazla hissetmeyi istemekti ama daha fazla nasıl hissedilirdi bilmiyordum. Onu zaten derinlerde, diplerde, çığın altında kalmışım ve ateşler tarafından yutulmuşum gibi saf ve diri bir gerçeklikle hissediyordum. “Yüzünü görmek istiyorum,” dedi burnundan sert bir nefes bırakarak. “Seni sikerken o güzel suratını görmek istiyorum amına koyayım.” Çenemi avucunun içinde ezdi ve kafamı yana doğru çevirerek ona bakmamı sağladı. Gözleri beni kadrajına aldığı anda bakışlarındaki yoğunluğa eklenen kızıl ışığın onu olduğundan çok daha tehlikeli gösterdiğini fark ettim. İşte buradaydı, aynı bedenin içinde hem Gurur gibi bakıyordu hem de Zincir gibi bakıyordu; tek bir ruh giyinmiş tehlikeli bir şeytan ve bir meleğin zıt uyumu oradaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimiz birbirine dokunduğu anda aletinin içimde biraz daha büyüdüğünü, tıpkı nabız gibi ve hatta büyük bir kalp gibi vurmaya başladığını hissettim. Duvarlarımı esneterek içimin tüm hatlarına olduğu gibi yaslanan büyüklüğü ve zonklamaları karşısında dudaklarım aralandı, pervasızca inlemeye başladım. Bu kez kendimi tutmadım. Her seferinde daha yakıcı gelen ateşinde kavrulmaktan korkmadım. “Özledin mi beni?” diye sorarken nefes nefese olması gözlerimin kısılmasına neden oldu, kısılan gözlerim onu şimdi sislerin içinden görüyor gibiydi. Cevap vermediğimde içime biraz daha itti ve “Beni özledin mi?” diye sordu bir defa daha. “İçinden çıkarayım mı istiyorsun? İçinde hissetmek istemiyor musun? İstiyorsan bana cevap vereceksin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstiyorum,” dedim söylediğini yapacağından korkarak. “Seni çok özledim. Lütfen geri çekilme.” Dudaklarımdan yalvarış gibi dökülen cümlelerin onu ne kadar etkilediğini görmek, bu cümleleri istediğimi almak uğruna daha sık kullanmam gerektiğini düşündürdü. Dudaklarıma aldığım zevki de ekleyerek şeytani bir gülümseme ekledim ve onu her karşılayışımda, “Çok özlemişim,” diye inlemeye başladım. “Kocamansın. Çok güzel.” Her kelimeden sonra gülümsemem daha da büyüyor, dudaklarım neredeyse kulaklarıma varıyordu. “Durma, lütfen, karına daha fazlasını ver.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sessiz olmalısın, daha sessiz, o arsız gülümsemeyle bakmaya devam edersen seni öyle çok bağırtırım ki herkes burada ne haltlar yediğimizi anlar. Sırıtma.” Çenemi kavrayıp dudaklarıma yapıştı ve içimde seğirdi, ağzına doğru güldüğümde, “Sırıtma,” diye inledi ama aslında bunun onu ne kadar azdırdığını hissedebiliyordum. İçimde şiddetli bir nabız gibi çarpan aletinin çok yakın olduğunu anlamak mümkündü. Artık bedenim onun bedeninin tepkilerini neredeyse tamamen çözmüştü. “Boşalacağım,” diye inledi ağzıma doğru. “Beni yine içine boşaltacaksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği şeyle beraber ben de dağılmaya başladım, sanki sözleşmişiz gibi aynı anda şiddetle kasılarak boşalmaya başladığımızda dudak dudağaydık, dili doğrudan ağzımın içindeydi ve bedenim onun hükmü altında yay gibi gerilmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçime kaç kez boşaldığını hatırlamıyorum ama her şey bittiğinde bacaklarımdan aşağı akan sıvılar ona aitti, onun kollarındaydım ve titremelerim geçene kadar beni sıkıca sarmaya devam etmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun kollarında banyoya taşındığımı hatırlıyorum. Kendi üzerindeki kıyafetleri sıyırırken beni sadece birkaç dakikalığına köşeye bırakmıştı ve aldığım zevkten olsa gerek bacaklarım titremeye devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
(Yetişkin içerik burada sona ermiştir.)
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerindekileri tamamen çıkarıp bana dönünce bedeninin bazı noktalarında çizik ve kesik izleri olduğunu gördüm. Endişeyle ona yaklaştığım anda, “Önemli bir şey değil bunlar,” diyerek beni kollarının arasına çekip onları incelememe izin vermeden başımın üzerini öptü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl geçti?” diye sordum dudaklarımı çıplak göğsüne bastırırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sustuktan sonra, “Artık kimin kazandığını biliyorum,” dedi sadece. “Oda konusuna gelince…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başın belaya girecek mi?” diye sorarak onu durdurdum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her zaman kurtulmanın bir yolunu bulurum, öğrenemedin mi bunu?” Dudaklarını saçlarımın üzerinde gezdirdi. “Neredeyse bitti. Sadece bir anlığına beni görmezden gel, olur mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımı göğsünden çekmeden düşünceli bir sesle, “Ayça ne gördü?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bedeninin gerildiğini hissettim. Bir müddet süren sessizliğin ardından, “Ayrıntıları vermek zorunda mıyım?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yorgun olduğunu biliyorum ama ayrıntıları bilmem iyi olurdu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur bir süre daha sustuktan sonra, “Otelde birinin bizi izlediğini fark ettiler,” dedi, kimden bahsettiğini anlayamadığım için kafamı kaldırmaya çalıştım ama çenesini başımın üzerine yaslayarak buna engel oldu. “Ayça ve Ecevit’ten söz ediyorum. Biz havuzda eğlenirken aniden ortadan kaybolmuşlardı, fark etmiştim ama belki konuşmak için bir yere gitmişlerdir diye düşünmüştüm.” Bir süre sustu. “Sonra da birinin bizi izlediğini öğrendim onlardan. Ayça’nın önünde kontrolümü kaybettim. Bunu bilmeni istemedim ama sana yalan söylemek istediğimden ya da bunu alışkanlık haline getirdiğimden değil, endişe duymanı istemediğimden. Endişen kabarmadan söyleyeyim, izleyen kişi kötü niyetli biri değildi ama benim gözüm dönmüştü ve onun kim olduğu ortaya çıkana kadar ben çoktan kendimi kaybedip ona saldırmıştım.” Söylediği şey duraksamama neden oldu. Kan lekesini gördüğüm anı hatırladım, kaşlarımın ortasında bir çukurla sessizce aynı pozisyonda durdum ve anlattığı şeyi bitirmesini bekledim. “Paniktendi, bir şeydendi, bilmiyorum, duramadım. Ayça’nın orada olduğu gerçeğini kendime hatırlatamadım. Sadece bilmiyorum. Sanırım çok tetiklenmiştim. Sanırım çok sınırlarda dolaşıyordum. Adamı çok tartakladığım için Ayça benden korktu.” Son cümlesi kalbimi o kadar acıttı ki kendimi tutamayıp kafamı kaldırdım ve ona baktım. Gözlerinde pişmanlıkla, “Korkunç biri olduğum için özür dilerim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucum vücudunun üzerinde su gibi kayıp yüzüne gitti. Yanağına dokunurken, “Değilsin,” dedim, “öyleysen bile, hepimiz bazen korkunç birileri olabiliyoruz.” Söylediğim şeye ikna olmadığını ela gözlerine düşen gölgelerden, umutsuzluk ve kahırdan görebiliyordum. “Ayça’nın gördüğü şeyler onun dünyasında olmayan şeyler, Gurur. Onun ait olmadığı şeyler, içinde bulunmak istemeyeceği şeyler. O sevdiği insanları öyle görmeye alışkın değil. Eğer senden korktuysa bil ki bu seni sevdiğindendi. Kontrolünü kaybetmen onu da çok üzdüğündendi.” Söylediklerim yalan değildi. Ayça’nın maruz kaldığı şeyin boyutunu tahmin etmek bile midemin burkulmasına neden oluyordu. Gözlerimi Gurur’un yüzünde dolaştırdım. “Benden bir şeyleri saklamana o kadar alışkın değilim ki, birine zarar vermenden çok, benden saklamana kızıyorum. Bu çok korkunç bir şey, yani söylediğim şey çok korkunç biliyorum ama bir şeyleri benden saklama çaban daha çok kızmama neden oldu. Birine zarar verdiğin için kızmalıydım oysa.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümden çekmeden, “Özür dilerim,” dedi tekrardan. “Odada gördüklerin için, Ayça’ya yaşattığım şey için, söylemek isteyip sustuklarım için. hâlâ sustuğum bir şeyler olabilir, bu seni kızdıracak mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı aşağı yukarı sallarken ağlama isteği boğazımı saran bir el gibiydi. “Kızdıracak,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Özür dilerim,” dedi yine sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Önemli ama ben yine de önemli değil diyeceğim,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu seni de yalancı yapmaz mı?” diye sordu çocuk gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir süre yalancı olsak olmaz mı?” diye sordum onun gibi, sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir süre.” Elini karnıma koyunca ikimiz de buruk bir şekilde gülümsedik. “Biraz mecburiyetten.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biraz mecburiyetten.” Gözlerinin içine bakarken zar zor yutkundum. “Ama ne olursun kendine zarar verme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin içine o kadar uzun süre baktı ki tek bir yalana daha yer olmadığını dilinde, söylerse şayet, benden daha çok parçalanacağını anladım gözlerinde. Alnını alnıma bastırmadan öncesinde, “Ne yapıyorsam şu hayatta bir tek senin içindi,” dedi, “artık bir sebebim daha var.” Parmakları hâlâ karnımda dolaşıyordu. “Durdurulması imkansız bir adamdım seninle. Şimdi yok edilmediği sürece asla durmayacak bir adamım. Beni yok edebilecek olan da henüz doğmadı anasının karnından.” Dudakları yukarı kıvrılıp parmaklarını imayla karnımda dolaştırdı bir defa daha.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üzerinden o kadar zaman geçti, şimdi itiraf ediyorsun. Eşeksin ki.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayça patlar diye beklemiştim ama patlamadı,” dediğinde tek kaşımı kaldırdım. “Seni korumak istiyor. Gerektiğinde benden bile korur seni. O iyi bir kız. Onu seviyorum. Eylül’ü sevdiğim gibi.” Gözlerini yüzümde dolaştırdı. “Korkmasın benden.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanağını okşayıp, “Arayı düzeltmişsiniz gibi duruyordu,” dediğimde, “Olsun,” dedi, “içinde bana karşı hiç korku kalmasa olmaz mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kalmamıştır,” dedim üzerine basa basa. “Gurur, benim arkadaşlarım da ailem de seni çok seviyor. Sen arkadaşlarımın arkadaşısın, ailemin oğlusun. Sen o kadar önemlisin ki…” Şakağını okşadım. “Benim koca danam, sen çok önemli birisin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yutkundu, gözlerimin içine uzun uzun, Zincir gibi değil, Gurur gibi baktı, Mert gibi hatta. Zerda ile temas kurmaya muhtaç Mert gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir gül fırtınası gibi baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin için önemli biri olmam yeterdi. Sonra senin varlığın bana bir armağan verdi.” Yüzünü yüzümün hizasına getirdi. “Sen önce bana bir aşk verdin. Sonra bir aile verdin. Bu da yetmedi. Bir de sıfırdan bir aile yaratabilme şansı verdin. Ben bir baba olmayı hayal etmeyi kendimde hiç hak görmedim, çünkü bilmediğim bir şeyi istemeye, beceremeyeceğim bir şeyi arzu etmeye hakkım yoktu benim. Sen sıfırdan her şeyi öğrettiğin bir adama baba olma hakkı verdin. Muhteşem bir baba olabilir miyim bilmiyorum Zeliha, muhteşem bir koca olabilir miyim onu da bilmiyorum ama her günüm bir önceki günden daha iyisi olabilmek için çırpınarak geçecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle konuşma ben hamile bir bayanım,” dedim Adnan’ı taklit ederek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de önemlisin falan dedin azdırdın beni zaten, ortamı yumuşatma amaçlı mazlum şiirimi okuyordum,” diye dalga geçti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yıka beni hadi çok konuşma ya,” diyerek elini tutup onu duş kabinine doğru çektim. Küvette uzun uzun vakit geçirmek istiyor olsam da ev ağzına kadar insan doluydu ve uyanmalarına da çok bir şey kalmadığına emindim. Tabii yarattığımız zelzeleden dolayı çoktan uyanmamışlarsa… Suyun altında geçirdiğimiz dakikaların sonunda yatağın ucuna oturup önümde dikilen koca cüsseli kocamın çiziklerine pansuman yaptığımı hatırlıyorum. Kesiklerin üzerine ayıcıklı yara bandı yapıştırdığımda, “Boy 2 metre ve biraz tehlikeli,” diyerek beni güldürmüş ve ayıcıklı yara bantlarını bana gösterip omzunu yukarı doğru sektirmişti. Birkaç dakika nefes almadan güldüğüm bu olayın sonunda onu kollarımın arasına çektiğimi de hatırlıyorum, biraz duş jeli, şampuan ve o sevdiğim buzu anımsatan kokusuyla kollarımda uykuya daldığında sonunda onu uyutabildiğim için biraz olsun huzurluydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gördüklerim kafamın içinde çark gibi dönüyor olsa da.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi, “Abi bırak!” diye bağıran tanıdık bir sesin algılarıma anında saplanmasıyla açtım. Bir bedenin suya çarpma sesi de bu sese eşlik edince yattığım yerden doğrulup kalktım. Gurur yatakta değildi, boydan cama ilerleyip perdeyi aralayarak aşağıya baktığımda Eymen’in havuzun içinde olduğunu, Gurur’un da sırıtarak havuzun dışında durmuş onu izlediğini gördüm. Eymen havuzun mermerine yaklaşıp tutunurken, “Ne bu enerji ya?” diye sordu bağırarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşının adamı ol, bak bana zıpkın gibiyim,” dedi Gurur ellerini dizlerine koyup öne doğru eğilerek. “Reflekslerin rezalet. Elimden kurtulmayı beceremiyorsun bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşının adamı olmayan sensin, dede gibisin amına koyayım bu ne enerji ya.” Eymen havuzun kenarlarına tutunarak kendini yukarı çekecekti ki Gurur onu ensesinden kavrayıp ıslak tişörtünü yukarı çekerek havaya kaldırdı ve sanki koca cüsseli bir oğlanı suya çarpmıyormuş da bir taşı suya atıyormuş gibi kolaylıkla onu havuzun derinlerine fırlattı. Eymen suyun içinden çırpınarak çıkarken, “Bir şey söylesenize şuna!” diye bağırmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bağırma lan karım uyuyor yukarıda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne istiyorsun çocuktan ya?” diye sordu Eylül, abisine yaklaşarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çocuk mu?” diye sordu Eymen suyun içinde elinde çiçekle ortada kalmış Kuzey Tekinoğlu gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni de havuza atardım ama sana kıyamıyorum. Cesur nerede?” Gurur etrafına baktı. “Saklanma şaşkın. Bulurum seni.” Sinsi bir şekilde mutfağın cam kapısına doğru yürümeye başladı. Elimde olmadan gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cesur içeriden, “Ya abi ben ne yaptım?” diye bağırmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dişlerimi fırçalamak için banyoya girdim, yüzümü yıkadıktan sonra dişlerimi fırçaladım ve aç karnında içmem gereken ilaçları içtikten sonra alt kata indim. Hava bugün ekstra sıcaktı ya da bedenimdeki baskı usul usul artmaya başladığından böyle sıcaklamış hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mutfağa girdiğimde ıslak iki köpek yavrusu gibi oturan Cesur ile Eymen’i görünce, “Ay etrafı ıslatmayın sakın!” diye cırladım. Buzdolabının kapağını açıp soğuk su şişesini çıkardığım sırada söylenerek birbirlerinin enselerine havlu bastırıyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karımı uyandırmışsınız.” Gurur’un sesiyle irkilip omzumun üzerinden ona baktım. Ensesinde bir havlu, altında gri eşofmanı ve beyaz, yuvarlak yaka tişörtüyle mutfak kapının eşiğinde dikiliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dolaylı yoldan ablamı uyandıran sendin,” diye söylendi Eymen.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karımı uyandıran senin ciyak ciyak bağırmandı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ablamı uyandıran senin bana bulaşmandı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karımı uyandıran senin reflekslerinin zayıflığı ve hâlâ oturmamış cırtlak sesindi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öncelikle genç ve zıpkın delikanlıların sesi böyle olur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sonralıkla da ablan benim karım,” dedi Gurur sırıtarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hatırlatıp durma şunu, tetikleniyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her sabah kulağına günaydın bitanem, bugün de eniştenim, diye fısıldayarak uyandıracağım seni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eymen, “Abi ben hayatımda bu kızı ilk kez şu an görüyorum,” diyerek Gurur’u taklit edince, Gurur ensesindeki havluyu alıp dolayarak inceltti ve kırbaç gibi Eymen’e doğru sallamaya başladı. “Şaka yaptım! Islak o havlu, sakın! Bak sakın!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duracak mısınız artık yerinizde?” diye sordum ters bir sesle. “Yeter.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eymen de Gurur da sakin gözlerle bana doğru döndüler, Gurur elindeki havluyu bana bakarak yavaşça kardeşimin suratına şaplatınca Eymen, “Ya abla!” diye bağırmaya başladı birden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya hadi o gencecik adam, sana ne oluyor?” diye sordum elimi belime koyarak. “Kazık kadar adamsın, neden zulmediyorsun sen bu çocuklara?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yengem konuş,” dedi Cesur başını sallayarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kazık kadar adam mıyım?” diye sordu Gurur.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kocaman yaşını başını almış adamsın ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşımı başımı mı almışım?” diye sordu bir kez daha, sanki her cümlem bir kurşundu ve sürekli vuruluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşını başını almışsın ve karını okula bırakacaksın. Hadi, çolukla çocukla uğraşma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çoluk çocuk dedi bize,” dedi Eymen omzunun üzerinden Cesur’a bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olsun yaşını başını almış adamsın da diyebilirdi,” diye cevap verdi Cesur, tıpkı Eymen gibi omzunun üzerinden ona bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur dişlerini sıkıp bana bakarken elini arkaya doğru uzatıp havluyla bir kez daha vurdu, bu kez vurduğu kişi Cesur’du. Acı dolu bir inilti yükselirken, “Olur yavrum,” dedi, “okula götüreyim seni ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛓️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeceğimden bir yudum daha alıp ilerideki kalabalığı izlemeye devam ettim. Birkaç öğrenci, Bülent’in etrafında toplanmış, adamın ona anlattığı her neyse bundan keyif alıyormuş gibi kahkaha atıyordu. İçeceğimi karnımın üzerine koyduktan sonra yan tarafıma bıraktığım defteri elime aldım, katladım ve notları okumaya başladım. Hava boğucu şekilde sıcaktı, alnımın üzerinde oluşan ter damlalarını hissedebiliyordum ama buna rağmen gökyüzü griydi, sanki bulutlar içlerine yağacak yağmurları gizlemişti. Biri aniden yanımdaki boşluğa oturunca irkilerek omzumun üzerinden gelen kişiye baktım. Yener yanağımdan bir makas aldıktan sonra gözlerini defterime indirip, “Ne yapıyorsun kız deli hamile?” diye sordu meraklı meraklı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çalışıyorum, umarım deli hamilenin yanına bir de deli avukatı eklemeyi başarırım,” dedim huysuz bir şekilde dudaklarımı bükerek. Yener göz ucuyla beni süzdükten sonra, “Yapamayacağını düşündüren neymiş?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Geride kaldım çok, hayvan gibi çalışmak zorundayım.” Bedenimi ona çevirip içeceğimden bir yudum aldım. “Bugünün fedaisi sensin herhalde şekerim. Simge’nin peşinden koşmaların bitti herhalde, sıra benim peşimde koşmada mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge ismini duyunca tetiklenmiş gibi gözlerini kısıp, “Seninle de oturup iki sohbetin dizini kıramaz olduk. Daha çok sen benim kolumu kanadımı kırmaya meyillisin bu aralar,” diye söylendi. “Ayrıca söylemek isterim ki,” diyerek büyüklük taslar gibi omuzlarını kabarttı. “Sabaha kadar mesajlaştık. Bana şirinlikler yaptı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şirinlikler yaptı? Sana?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“He. Yapamaz mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin şirinlik yaptığın şey seninle ölümüne geçilmiş bir dalga değildir umarım ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen beni artık sevmiyorsun. Hamilelik hormonuyla alakalı değil bu. Bir beni sevmiyorsun,” dedi sahte bir alınganlıkla kaşlarını çatarken. “Flört ettik diyorum ya, flört etmek konusunda elime su dökülmez sanıyordum ama senin kuzenin bildiğin elinde tasla beni hamam taşına yatırıp kafama vura vura yıkadı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ee peki randevuya çıkacak mısınız? Muhallebici köşelerinde oturup fingirdeşecek misiniz söyle bakalım, bana bunlardan haber ver.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener yan gözle bana bakıp yavaşça sırıttı. “Anlatmamı ister misin sana?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek patavatsız kelimende başını gövdenden ayırırım ama.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayatım ben patavatsızlığın sözlükte denk düştüğü anlamım bu arada.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kıkırdadım. “Bak bunu doğru dedin, deli asker.” Omzumla omzuna vurup gözlerimi kıstım. “Nasıl flörtleştiniz, anlat. Uyudun mu yazdın mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şarkı falan dinledik öyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aynı liseliler gibiydiniz yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seksenlerde yaşanan bir aşk gibiydi daha çok. O vatkalı, puantiyeli elbisesiyle kasetçinin arkasında beni bekliyordu, ben de Şahin model arabam ve parlak takım elbisemle son ses arabesk açıp onun sokağından geçiyordum ve arabamdan inip kasetçinin arkasına onun yanına gidiyordum falan. Öyle bir romantizmdi kızım. Geceleri falan düğünlere piyanist şantörlüğe falan gidiyordum. Hatta o gece evlenip çoluk çocuğa karıştık biz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an tek kaşımı kaldırarak Yener’e bakmak için geri çekildim, bakışlarımdaki karmaşayı görmüş olacak ki gülmeye başladı. “Ay arkadaşım kafayı yedin resmen aşktan sen,” dedim abartılı bir tonlamayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yedim galiba,” diyerek elini dizime koyup başıyla beni onayladı. “Yedim arkadaşım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorgun gözlerle tebessüm edip bakışlarımı önüme çevirdim. Yener bir süre sessiz kalsa da sonunda, “Gurur ile aranız nasıl?” diye sordu. Sorusu afallamama neden olduğunda ifademde şaşkınlığı gördüğünü biliyordum. “Kötü anlamda sormadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neden kötü anlamda sorasın zaten,” dedim sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evdeki hallerini merak ediyorum sadece.” Yener bunu bir gerçeğin üstünü kapatmak ister gibi büyük bir özenle sorunca aslında Gurur’un durumunu bana belli etmemeye çalışarak da olsa anlamaya çalıştığını anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeceğimi karnıma bastırıp soğukluğuyla serinlerken sessizce konuştum. “Gurur’un iyi olmadığını biliyoruz, Yener. Bilmediğim bir şeyi benden saklayabilirsin ama bildiğim bir şeyi benden gizleyebilmenin imkanı yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener dudaklarının arasına bir sigara yerleştirdikten sonra, dudaklarının arasındaki sigaraya aldırış etmeden, “Kızıyorum ona,” dedi, “ve bir o kadar da kızamıyorum. Anlıyorum onu ve bir o kadar da anlayamıyorum. Hiç Gurur olmadık ki Zeliha, nereden bileceğiz içinde savaştıklarını? Dışarıdan gördüklerimiz bizi bile bu denli yıkıyorken, kendi kafasının içinde kim bilir kaç zelzele yaşayan bir adamı nasıl haksız sayacağız?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım titremesin diye onları ağzımın içine çektim, ısırdım ve yavaşça yalarken boşluğa baktım. Gurur gözlerimin önünde günden güne toparlanacağına daha da dağılıyormuş gibi geliyordu, oysa terapilerini aksatmıyordu ve artık daha sık gülümsüyordu. Yine de içimdeki o huzursuzluk hissi bir türlü sesini kapatıp göğsümün derinliklerinde kaybolmuyor, aksine sürekli olarak, her kalp atışımda kendisini hatırlatıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bazı şeyler onu çok yordu, ruhu yoruldu, fiziksel bir yorgunluk olsa dinlenir ve geçer ama ruhunu dinlendirerek dindiremiyorsun,” dedim. Ağzımın içine acı bir tat bırakan kelimelerin Yener’in de tıpkı benim gibi canını sıktığını hissettim. Yener bir kolunu omzuma attı, beni kendine çekip göğsüne bastırırken, “Geçmeyecek şeyler değil, güzelim. Evet, uzun sürdü bu sefer ama bak sen buradasın, yeğenim burada, Gurur burada, her gün bir önceki günden daha yakınız huzura,” dedi beni yatıştırmak ister gibi. Bir an buna tutunmak, inanmak istedim. Yener’in tüm bunları inanarak söylediğini hissettiğimdeyse o tutunma isteği büyüyerek tamamen içimi kapladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener başını başımın üzerine koyduktan sonra, “Bence ne yapalım biliyor musun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Boş ver şimdi okulu falan. Gidelim, sana tatlı ısmarlayayım. Bardak waffle yapmaya başlamışlar, dondurmalı. Tam senlik çılgın hamile poke topu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl canımı çektirdin şu an ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çeksin diye ballandıra ballandıra anlattım. Hadi gidelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nilü’den not alacaktım. Bugün burada olacağını söylemişti, geride kaldığımı bildiğinden not veriyor bana,” dedim başımı doğrultarak. “Notu alıp geleyim, gidelim sonra. Ayrıca sen ödeyeceksen geliyorum. Yeni evliyim ben, borcumuz var bizim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gölden ev alırken bana mı sordunuz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her gün salonumda götünü devirip yatmayı biliyon ama.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kapıya bağla istersen beni ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay günah o kadarını yapmam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teşekkür ederim, çok iyi bir kadınsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biliyorum.” Yerimden kalkıp içeceğimi ona uzattım. “İçebilirsin, korkma içine tükürmedim. Geliyorum hemen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeceğe baktıktan sonra gözlerini bana çevirdi. “Seninle gelmemi ister misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayaklarım var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ve görüyorum ki poke topu karnını taşımak konusunda biraz zorlanıyorlar,” dedi tatlı tatlı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Poke topu deyip durma karnıma sansar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Poke topu tabii, Pikaçu içeride kalmaya tahammül edemiyordur yakında dışarı zıplar ve bir daha asla poke topuna hapsedemezsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elektrik ürettiği ve bizi elektrik faturalarından koruduğu için Gurur küçük Pikaçumuzu çok sevecek o zaman ya,” diyerek sırıtıp iki parmağımı havaya kaldırdım ve poz verdim, Yener başını geriye atarak kahkaha attığında ben de sırıtıyordum. Neredeyse seke seke, keyif dolu büyük adımlarla binaya doğru yürümeye başladığımda Yener elinde içeceğimle gülmeye devam ediyor, beni izliyordu. Binadan içeri girdiğim anda dudaklarıma çizilen o gülümseme usulca silindi, klimaların açık olduğu soğuk koridorda ilerlemeye başladım ve omuzlarım her bir adımda daha da aşağı çöktü. Maske bazen yüzümdeyken, çıkarmaya fırsat bırakmadan parçalanmaya başlıyor ve asıl suretim hislerimle birbirine karışarak yüzüme çizilmeye başlıyordu. Böyle anlardan nefret ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İleride öğrencilerin lafladıklarını gördüm, hepsi yaz tatilinin tadını çıkarmak yerine binaya tıkılı kalmaktan son derece mutsuz görünüyorlardı. Cenan burada değildi, sabah da yalnızca Bülent Bey’i görmüştüm, sohbet etme şansımız olmamıştı çünkü başında bu aralar favori hoca olduğu için öğrencilerle doluydu. Tam köşeyi dönüyordum ki Nilüfer benden önce davranarak pat diye önüme çıktı, kalbim göğsümün içinde gürültüyle zıpladı ama sakin kalmayı başardım. Nilü yüzünde geniş bir gülümsemeyle, “Seni özledim!” diye bağırdı ve gözleri hızlıca karnıma kaydı. “Oha, büyümüş!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her gün biraz daha büyüyor, fıçısal hisler içerisindeyim,” dediğimde şen bir kahkaha attı. Eli omzuna astığı tek kollu çantaya kaydı, kargocu çantasının fermuarını açıp bana fotokopi kağıtları uzatırken, “Bunlar işini görecektir,” dedi. “Senin için daha fazlasını yapmak isterdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeterince şey yapıyorsun. Çok mahcubum,” dedim utangaç bir tavırla. Kağıtları Nilü’nün elinden aldıktan sonra, “Sana kahve ısmarlayabilir miyim?” diye sordum, Yener beklemeye Simge sayesinde alışmıştı, biraz da benim için ağaç olmasında sorun görmüyordum. Gerçek bir dost olarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nilü, “Kafeteryaya gidelim, ben sana meyve suyu ısmarlayayım,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben ısmarlayacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tamam, sen bana, ben de sana,” diyerek koluma girdi ve birlikte koridorun sonuna doğru yürümeye başladık. Kafeteryadan alacaklarımızı aldıktan sonra bahçedeki banklara doğru yürüdük, çok fazla sıvı almak istemiyordum çünkü mesanem bu aralar hemen doluyordu ve evim dışında bir yerde lavaboya gitmekten pek hoşlanmıyordum. Yine de Nilüfer’i kırmamak için bana aldığı soğuk vişne suyundan birkaç damla içmeye zorladım kendimi. Her ne kadar bedenim alarmda olsa ve her an altıma işiyorum diye koşmaya başlayacakmışım gibi hissetsem de...
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nilü, “Düğüne gelemedim, özür dilerim,” dedi üzgün gözlerle. “Muğla yakın yakın olmasına ama okulla alakalı durumlar vardı, mesaj yollamıştım sana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sağlık olsun,” dedim. “Üzülme ya senin için de bir düğün yaparız artık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nilüfer, “Cıvıl cıvıl olduğunu görmek güzel,” diye mırıldandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizce gülümsedim, bir süre laflamaya devam ettik. Bir öğrenci kafilesiyle olduğumuz yöne doğru gelen Bülent Bey’i görünce elimdeki vişne suyunu kenara bırakıp ona gülümsedim, beni ne zaman görse tebessüm takınan bu adama en azından kibarlık olsun diye gülümsemem gerekiyormuş gibi hissediyordum. Bülent, avucunu uzun boylu çocuklardan birinin omzuna vurduktan sonra onların yanlarından ayrılarak bize doğru yürümeye başladı. Gençler kendi aralarında şakalaşırken Bülent’in onlardan ayrıldığını fark etmemişlerdi bile.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bülent, “Zeliha, sabah selam veremedim,” diyerek başıyla beni selamladı, sonra kahverengi gözlerini Nilüfer’e çevirdi. “Merhaba.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhaba hocam,” dedi Nilüfer gülümseyerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç önemli değil, başınız epey kalabalıktı, gördüm,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bülent sırıtarak hemen köşedeki boş banka oturdu, sigara paketini cebinden çıkarırken, “Onur nasıl?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur mu demek istediniz?” diye sorduğumda omuzlarını suçlu bir ifade takınarak kaldırıp, “Gurur ismi çok duyduğum bir isim değil, ara sıra aklım karışıyor,” dedi mahcup bir sesle. “Göremedim onu iki üç gündür.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Arkadaşımla geliyorum, Gurur çalışıyor ama iyi, her şey yolunda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bülent bir şey soracak gibi oldu ama o soruyu sormaktan Nilüfer ile göz göze geldiği anda vazgeçmiş gibi dudaklarına asma bir kilit vurdu. O geceyle alakalı bir soru yöneltileceğini anında anladım ve yine Nilüfer’in olanları bilmediğini düşünmüş olmalıydı ki susmayı seçmişti. Ona minnettar gözlerle bakıp başımı aşağı yukarı salladığımda ne demek istediğimi anlamış gibi yavaşça tebessüm etti. Nilüfer kahvesinden bir yudum daha içtikten sonra, “Zel, gitmem gerek,” diyerek oturduğu yerden kalktı. “Seni ararım, mutlaka görüşelim tamam mı?” Bileğindeki saate baktıktan sonra özür dileyen gözlerini bana yöneltti. “Daha fazla vakit geçirmek isterdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Önemi yok, sonra da görüşebiliriz. Zaten Yener beni bekliyor,” dedim sakince. Nilüfer bir şeyler daha söyledi ama odaklanamadım, tek yapabildiğim arkadaşıma içten olduğuna inanması için dua ettiğim bir tebessümle bakmak oldu. Nilü uzaklaştığında, Bülent, “Her şey yolundadır umarım,” deyince gözlerimi ona çevirdim. “Arkadaşının yanında konuyu açmak istemedim ama...”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şey yolunda, endişe etmeyin ve teşekkür ederim, açmadığınız iyi oldu. Arkadaşlarımın endişelenmesinden hiç hoşlanmıyorum,” diyerek Nilüfer’in verdiği fotokopileri çantamın ön gözüne yerleştirmeye başladım. Meşgul görünürsem bu konunun üzerinde durmamıza gerek kalmaz diye düşünmüştüm, Bülent de bunu anlamış olmalıydı ki konuyu dallandırıp budaklandırmak yerine sustu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi gitsem iyi olacak, Yener ağaç olmuştur,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bülent’in gözleri bahçenin diğer ucuna kaydı, ardından dudakları yukarı kıvrıldı ve “Ağaçların yürüyebildiğine dair bir efsane duymuştum,” dedi sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Baktığı yöne gözlerimi çevirir çevirmez Yener’in elleri ceplerinde bize doğru yürüdüğünü gördüm, sakin gözleri Bülent’in yüzünde dolaştı, ardından bana baktı ve başıyla yan tarafını işaret ederek yürümemi istediğini adeta belirtti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tam bir abi gibi davranıyor. Kardeşin var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, abim gibidir. Bazen ben de onun ablası gibiyim.” Gülümseyerek Yener’e uzun uzun baktım. “Bir erkek kardeşim var. Abla olmak nedir biliyorum yani ama ilk kez abim oluyor.” Çantamı omzuma atarken, “Ben gideyim. Görüşürüz,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Koşar adımlarla Yener’in yanına gidip sertçe koluna girdiğimde, “Yavaş kız deli,” diye söylenen Yener kolunu tutuşumdan kurtarıp omzuma atarak beni kendine çekti. “Hadi gidip seninle waffle date yapalım.” Dudaklarını şefkatle saçlarımın üzerine bastırırken bir yanım yan gözle arkamızda kalan Bülent’e baktığını biliyor gibiydi. “Seni Nihan’ın yanına bırakacağım sonra, haberin olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye ki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gelinliğini teslim alacaktı bugün, kız neşesi yaparsınız diye. İsterseniz ben de gelirim, bir kahve koyarsınız da gelmişinizi geçmişinizi anlatırım size fincandan. Biliyorsun ki dün Simge tarafından göğe yükseltildim, erdim, geri indim, üçüncü gözüm açıldı ve inan dördüncü gözümün bile açıldığını hissediyorum ama yerini söyleyemem tabii ki.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahkaha atmamak için dudaklarımı birbirine bastırınca burnumdan komik bir ses çıkardım. Yener, “Haberlerde gördüğüm şehre inen domuz ailesi siz misiniz o nasıl ses ya,” diye alay etti. Arabaya kadar sohbet etmeye devam ettik, daha doğrusu o benimle alay etti ve ben de belli ölçüde buna izin versem de sonrasında hormonlarımın arkasına gizlenerek biraz şiddet gösterdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bardak waffle yediğimiz küçük butik kafenin önündeki küçük iskemlede oturmuş dondurmanın dibini sıyırdığım sırada Yener’in elinin bir anlığına göğsünün altına gittiğini hatırlıyorum, avucunu göğsüne yavaşça bastırıp zar zor yutkunuyormuş gibi kaşlarını çattıktan sonra başını havaya kaldırdı ve gökyüzüne baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Endişeyle yerimden kayıp ona doğru uzanırken, “Yener?” diye sordum tereddütte kalmış bir sesle. Tereddüdümü duyunca başta duraksar gibi oldu ama sonra gözlerini tekrar gökyüzüne dikip avucunu göğsünün altına biraz daha sert bastırdı ve “Kramp gibi bir şey. Bu aralar çok zorladım herhalde bu hasarlı bedeni,” dedi sakince, sesi öyle durgundu ki sanki bir göldü ama o göl buz tutmuştu ve bir kaya bile o buzları kırıp gölün dalgalanmasını sağlayamazdı. Ne yapmam gerektiğini bilemediğimden avucumu elinin üzerine kapatıp, “Hastaneye gidelim mi?” diye sordum, bu sorunun onu gerdiğini avucumun altında taş kesilen parmaklarını hissettiğimde anladım. Gözlerini ağır ağır bana doğru indirdi ve “Hayır,” dedi, “büyütülecek bir mesele değil bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Değil mi? Bu büyütülecek bir mesele.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in kaşları beklenmedik bir anda çatıldı. “Bunu kimseye söyleyemezsin,” demesi duraksamama neden oldu, gözlerini hızlıca yüzümden çevirip sokağın öteki ucuna bakarken, “Yoksa yine uygun olmadığımı söylerler,” diye mırıldandı. “Görevlere yeni adapte oluyorum. Bedenimin alışması için biraz zamana ihtiyacı var. Uygun olmadığımdan değil.” Gözlerini tekrar bana çevirdiğinde orada daha önce görmediğim kadar gerçekçi bir ızdırap duygusu gördüm. “Ben uygunum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kimseye söylemem,” desem de içime çöreklenen huzursuzluğu görmüştü bir kere. Bana bir söz bekliyor, yemin istiyor gibi bakınca kaşlarım çatıldı. “Bu ne sıklıkla oluyor, Yener?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uzun zaman sonra ilk kez oldu,” dedi, bu bir yalan mıydı yoksa söylerken sıkıntı çektiği bir gerçek miydi anlamak ister gibi ona çok daha dikkatli baktım. Kafasını yana çevirip, “Yemin ederim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görevden sonra mı oldu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yani,” diyerek açık uçlu bir cevap bıraktı masaya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok yükleniyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu benim görevim,” dedi ve boğazını temizleyip konuyu kapatmak istiyormuş gibi gözlerini bana dikti. “Kırılan bir ayağın kaynadığını üzerine basmadan anlayamazsın. Bir ömür üzerine basmaktan korkulan bir ayak olarak devam edemem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen çok büyük bir şey yaşadın,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet ve bunu atlattım,” demekle yetindi. Gözlerindeki o yaralı ve vahşi kırılganlığı görmeseydim biraz daha üzerine giderdim ama onu inciten bir kişi de ben olayım istemiyordum. Yerinden kalkmadan önce, “Ben seni tesise Nihan’ın yanına bırakayım,” dediğini hatırlıyorum, sonrasında geçen zaman, yolda olduğumuz anlar, aramızda uzayıp giden o kırılgan sessizlik kafamın içinde bir hayalden ibaret gibi ve pusluydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba durduğunda neredeyse akşam olmuş, güneş dağların arasına doğru kayıp kaybolmaya başlamıştı. Yener sessizlik içerisinde bir süre direksiyon başında bekledi, sonunda ona dönüp, “İçeri gelecek misin?” diye sordum bu sessizliği dağıtmazsam ikimiz de altında kalacakmışız gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizce, “Yok,” derken gözleri ön camdan dışarıyı izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Emniyet kemerini çözerken ona bakmaya devam ettiğimi hatırlıyorum. Profilinden görünen gözüne düşen yansımayı bile net olarak görebiliyordum, kirpikleri gözünün üzerine eğilmek ister gibi bekliyordu. Uzanıp ona dokunmak, bir şeyler söylemesem de kız kardeşi olarak yanında olduğumu hissettirmek istedim ama sanki şu an kendisine bile tahammülü yoktu. Sessizce kapıyı açmadan önce bir anlığına durdum, dudaklarıma biriken kelimeleri durdurdum, kısaca ona baktım ve sonra kendimi dışarı bıraktım. Kapıyı kapatmadan önce, “Dikkatli ol,” dedim, bunu söylememle kafasını omzunun üzerinden bana çevirip gözlerime uzun uzun bakması bir oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Efendim?” Kafamı eğip ona dikkatle baktım, söylediği her şeyin benim nezdimde ne denli önemli olduğunu anlasın istedim. Görsün, hissetsin, duymasın belki ama bilsin. Uzun uzun gözlerimin içine baktı ve sonra, “Gurur’a bile söylemesen olur mu?” diye fısıldadı. “Bir sen, bir ben, bir Allah bilse.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerinin içine bir süre çaresizlikle baktıktan sonra, “Göreve alınmazsın diye mi endişen?” diye sordum, aslında sorumun amacı farklıydı, bunun sürekli olup olmadığını anlama telaşesi içine düşmüştüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını sallamadı, sadece çenesini aşağı eğdi ve bu bir onaydı, bu Eymen’den görsem nasıl beni şiddetle ağlatacaksa, işte aynen öyle şiddetli ağlama hissiyle dolduran bir ifadeydi. “Sağlığına dikkat et,” dedim, “gerisi sen, ben, Allah arasında. Ama ne olursun dikkat et.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimin içine o kadar uzun baktı ki kelimeleri duyamadım, sesinden dinleyemedim ama her birini gözlerinden okudum. Bir kez daha çenesini aşağı doğru indirip kaldırdı, bu onay o yakıcı ağlama isteğinin boğazına bilenmiş bir bıçak dayadı da ses etmedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görüşürüz deli,” diyerek geri çekildim ve kapıyı aramıza örttüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hızlı adımlarla tesise doğru yürürken arabanın hâlâ olduğu yerde hareketsizce durduğunu biliyordum. Tesisin girişinin önünde durup omzumun üzerinden araca doğru bakınca, Yener’in camdan görünen yansıması duraksamama neden oldu. Büyük bir tepkisizlik, belki de kalbinde şimdiye dek görülmemiş büyüklükte bir tepkiyle batmakta olan güneşi izliyordu. Benim ona baktığımı biliyordum ki hissetmedi, çünkü hissettikleri birinin ona dokunan gözlerini algılamayacak kadar onu derinlere hapsetmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tesisin otomatik kapısı birden aralanınca gözlerimi hızlıca Yener’den ayırdım. Vural ve Adnan, kapının hemen diğer ucunda dikilmiş bana bakıyorlardı. Vural sivil giyinmişti, Adnan her zamanki gibi kamuflajlarının içindeydi ve beni gördükleri an ikisinin de yüzünde genişçe bir tebessüm oluşmuştu. Sanki Yener’i küçücük cüssemle arkama saklamak istiyormuş gibi adamların üzerine yürüyerek, “Selam ya,” deyip içeri girdiğimde Yener’in o halini görmelerini neden istemediğimi ben de bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oy amcasının bal bebeği büyümüş gördünüz mü?” diye sordu Vural karnıma doğru eğilip gülümseyerek. “Merak etme, sana hemen oyun arkadaşı yapacağım ben. Tek büyümeyeceksin aslan parçam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kandırabilirsen Nihan’ı, bir oyun arkadaşı güzel olur oğluma,” diyerek karnımı okşadım ve tesisin kapıları kapanırken Yener’in gizlendiğini düşünüp derin bir nefes alabildim. “Nihan’ın gelinliğini almışsınız,” dedim heyecanla. “Görmeye geldim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi yaptın,” dedi Vural, dudaklarına derin bir gülümseme yerleşti. “Öyle çok arkadaşı yok, o yüzden sizlere göstermek istiyor ama dili varmıyor. Benimki öyle çat diye söyleyemez istediklerini. İçinde yaşar, ses etmez hiç.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“E biz arkadaşıyız,” dedim sırıtarak. “Hadi hadi tutmayın beni, arkadaşımın gelinliğine bakmaya gideceğim.” Gözlerim Adnan’a kaydı. “Gurur nerede bu arada?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta ile toplantıdalar,” dedi Adnan, ardından gözleri bileğindeki siyah kordonlu saate kaydı. “Çıkmam gerek. Seni gördüğüme sevindim Zeliha, yeğenimi de öyle.” Gülümseyerek karnıma, sonra da gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nereye gidiyon?” diye sordu Vural imalı bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin linklere tıklamadığın bir yere. İlgilendirmez yani seni. İlgi alanın dışındaki şeylerle alakalı çok konuşma,” dedi Adnan gözlerini kısıp, Vural’a uyarıcı bir bakış atarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural’ın yüzünde sinsi bir sırıtış oluştu. “Allah Allah, buluşmaya mı gidiyon?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne diyorsun be sen münasebetsiz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarımı bedenime sarıp ilgiyle onları izlerken sırıtıyordum. Vural’ın gülümsemesi tamamen çekilmez seviyede büyüdü, sinir bozucu bir sesle, “Buluşmaya giderken mor sümbüller, beyaz kasımpatıları falan da toplayacak mısın dağlardan, Heidi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her sabah temizlediğin arama geçmişin hakkında sorular almayalı uzun zaman oldu herhalde.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dağlarda çiçek toplamıyorum en azından ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“He?” dedi Adnan kaşlarını kaldırarak. “Ama arama geçmişini siliyorsun. Doğru mu? Nihan!” diye bağırarak arkasına dönünce, Vural hızla Adnan’ın kolunu kavrayıp, “Sus!” diye bağırdı. “Ciddiye alıyor ya. Valla inanıyor. Yapmıyorum ben öyle bir şey. Bir gün yakacaksınız başımı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen çok tepki veriyorsun Vural, sadece suçlular tepki verir bu kadar,” diyerek onu baştan aşağı süzdüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural bana kötü kötü baktı. “Sen benim ne kadar havalı göründüğümü Nihan’a anlattın mı bakayım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kafamı karıştırarak konuyu değiştirmeye de çalışıyorsun, mesela bu da profesyonel bir suçlu izlenimi veriyor şu an bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzeller güzeli karım gelmiş ulan!” diye bağıran Gurur, Vural’ın yaptığından daha profesyonel bir şekilde kafamı dağıttı. Gözlerimi hızlıca sesin geldiği yöne çevirdiğimde Gurur kollarını açmış, dizlerinin üzerine hafifçe çökmüştü ve yüzünde büyük bir sırıtışla beni kollarının arasına bekliyor gibi bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay koşayım mı?” diye sordum panikle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Koşmadan gel, gerekirse yüz yıl böyle durur beklerim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur’un arama geçmişinde de aşk şiirlerine rastlanabilir,” dedi Vural arkadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural’a doğru saçlarımı savurup, “Benimle rakip olamayacağın tek konu bu,” dedim ve Gurur’a doğru koşmaya başladım. Kollarının arasına girdiğim an doğruldu, karnım aramızda küçük bir küre gibi gerilirken ayaklarım yerden kesildi ve Gurur beni kendi etrafımızda iki tam tur döndürdü. Dudaklarını saçlarıma gömüp saçlarımı koklayarak öpmeden önce, “Güneşin batışını az önce camdan izlemiştim ben, hangi ara yeniden doğdu?” diye sordu beni daha sıkı sararken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay deme öyle deli ya,” diye cilvelenerek omzuna vurduğumda Vural’ın da Adnan’ın da güldüklerini duyabiliyordum. Gurur da çenesindeki gamzenin ve dudak kenarlarındaki gülümseme çizgilerinin derinleşmesine neden olacak bir tebessümle gözlerimin içine bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin delinim, sana deliyim.” Burnunu burnuma sürttü. “Gelinlik bakmaya mı geldin sen?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” diyerek kollarımı boynuna sardım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, “Zeliha hoş geldin,” dediğinde Gurur’un omzunun üzerinden hemen koridorun diğer ucunda duran Nihan’a baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural hızlıca, “Hemen orada dizlerinin üzerine çöküp kollarını bana açıyorsun ve müstakbel kocam buradaymış ulan diye bağırıyorsun,” deyince Nihan duraksayarak Vural’a baktı, ben de omzumun üzerinden bakışlarımı Vural’a çevirip sırıttım. “Zeliha, bu meydan okumayı kabul ediyorum.” Vural tekrar Nihan’a baktı. “Hadisene kız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deli deli konuşma, istersen prenses gibi kucaklayayım seni bir de Vural.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur. Tek bacağımı kaldır, ben bir bacağımı yerde tutarım, çok ağırlık vermem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur gülerek başını iki yana salladıktan sonra eğilip dudaklarını alnıma bastırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural bu kez, “Bari alnımı öp, Nihan,” deyince, Gurur’un dudakları alnımda baskı halindeyken o dudaklardan kopan kahkahayı duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur, gelinliğimi de giymek ister misin?” diye homurdandı Nihan. “Gurur, sonra öpersin koklarsın karını, bıraksana arkadaşımı ya, gelinliğimi göstereceğim ona ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur dudaklarını alnıma sürterek geri çekilip gözlerimin içine baktı. “Öpmelere koklamalara doyabiliyorum da sanki ben bu kızı,” dedi içli içli. “Hadi git, gelinliğe bak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gideyim.” Parmak uçlarımda yükselmemle yavaşça eğilmesi bir oldu, dudaklarımı çenesine bastırıp küçük bir öpücük kondurduktan sonra, “Görüşürüz sonra, Yüzbaşım,” dedim cilveli bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural beni taklit ederek, “Görüşürüz sonra, Hemşirem,” dedi cilveli cilveli.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan gözlerini devirdi ama Gurur gülüyordu ve Gurur’u güldürdüğü için bugün en çok Vural’ı seviyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan’ın kaldığı odaya yürüdüğümüz süre boyunca Gurur’un göz hapsinde olduğunu hissettim, tam köşeyi kıvrıldığımızda ve artık onun gözlerinin merceğinde olmadığımda bile sanki o gözler hâlâ üzerimdeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan’ın odasına girdiğim anda o tanıdık heyecan hissi çok ani vurdu. Tıpkı kendi gelinliğimi ilk gördüğüm andaki gibi onun gelinliğini gördüğümde de içimde durdurulamaz bir huzur hissi dolanmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarımı gelinliğin üzerinde gezdirip işlemeleri parmaklarımın altında hissettim ve gülümsedim. “Nihan, bu çok güzel,” dedim parlayan gözlerimi kaldırıp arkadaşıma bakarken. Nihan gelinliğin askısını tutup zorlanarak gelinliği kaldırdı ve “Ağırmış,” dedi. “Vural bir sürü işleme istedi. Bana kalsa daha sade bir şey seçerdim ama deli İzmirliyi buna ikna edemedim.” Dudaklarında küçük bir tebessümle gelinliğe uzun uzun baktı. “Aslında hoşuma gitmedi diyemem. Onun beğendiği her şeyi beğeniyorum, sadece uyuzluk yapmayı seviyorum ve o, bunun benim sevgi dilim olduğunu biliyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucumu karnıma koyup tekli koltuğa yayılarak Nihan’a baktım. “Evi ne yaptınız?” diye sordum. “Artık tesiste kalmayacaksınız diye biliyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yani bir ayağımız hep burada olacak.” Nihan gelinliği zar zor taşıyıp dolabın üzerine astı. “Hakan abi bizim için güzel bir daire ayarlamıştı. Öyle çok gezip tozma, soruşturma şansımız olmadı ama ilk gördüğüm anda orası bizim evimiz olmalıymış gibi hissettim.” Nihan bedenini bana doğru çevirip gözlerini karnıma indirdi. “Tekmeliyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, özellikle şafak vakitlerinde.” Parmaklarım karnımda tüy gibi dolaşırken başımı yana çevirip aynaya düşen yansımama baktım. “Ne yalan söyleyeyim, her şeyin bu kadar sessizce ilerliyor olması bazen korkutuyor beni, Nihan.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediğim şeyin Nihan’ın yüzüme daha dikkatli bakmasına neden olduğunu fark ettim. Bana doğru geldi, tam önümde durup dizlerinin üzerine çöktü ve avucunu dizimin üzerine koyarken, “Terapiye girmen gerek biliyorsun, Gurur ne güzel düzenli gidiyor. Sen neden erteleyip duruyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an kafamın içinde bu durumu tamamen baskıladım, tekrar açığa çıkmasından korkuyorum çünkü artık bu bedenin içinde yalnız değilim. Benimle birlikte biri daha yaşıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan gülümsedi. “Evet, onun için zihnini de temizlemen gerek. İyi hissetmeyi hak ediyorsun, Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bundan sonra hep birlikte iyi hissetsek olur mu?” diye sordum gülümserken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan eğildi, bir abla gibi, bir kız kardeş gibi, bir arkadaş ve dost gibi avucunu omzuma koyup bastırdı. “Bu tesis tek parça durduğu sürece, biz iyi hissetmenin bir yolunu hep bulacağız, Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
⛈️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
YENER AÇIKGÖZ
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabanın kapısı aniden açıldığında, motor hâlâ çalışıyordu. Kaybolan güneşin ufukta bıraktığı silik turuncu alev çizgisini izlerken irkildim ama gelen kişinin kim olduğunu sanki biliyordum. Sadullah bir sigara yaktıktan sonra, “Ne yapıyorsun burada bir başına?” diye sordu ve artık onun da tıpkı benim gibi ön camdan dışarıya, tıpkı şu an bana verdiği ağırlık hissini belki de bin yıldır onun göğsüne bıraktığı güneşe baktığını anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigaramı dudaklarımın arasına götürmeden önce, “Gidecektim aslında. Gitmeye çok yakındım. Bassam giderdim. Gidemedim. Ben yine burada kaldım,” dedim bilinçsizce konuşuyormuş gibi. “Sado ben neden hep böyle kaldım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidemiyoz bazen Yener’im,” dedi Sadullah, gülümseyerek kurduğunu bu cümleyi ama yine de acıdığını içinin benden katbekat fazlasıyla, biliyordum aslında. Düşüyordu tüm cümlelerin anlamları ve yine biliyordum ki Sadullah herkesten fazla kalıyordu o cümlelerin altında.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigarasından bir duman çekti, uzunca bir dumandı, sustu sonra, konuşmadı. Bekledi. Anlatayım istedi. O anlatmazdı hiç, hep dinlerdi, yine öyle olacak zannetti. Bu kez istedim ki içimdeki yangının Sadullah’ın alevleri karşısında bir sigaranın ucunda yanan alevden daha küçük olduğunu fark edeyim. Utanayım biraz. Şükredeyim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sado,” dedim, “bir gece kırk derece ateşle yanıyordun sen revirde, bildin mi o geceyi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigarası dudaklarının arasında asılı kaldı. Sustu. Öyle bir susuştu ki sanki o ateş yeniden derisini sardı, derisini kapladı, Sado yanmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen o geceden sağ çıkacaktın biliyorduk da sen sanki bildiğimiz bu gerçeği hiç sevmiyordun o gece. Derdin ne ateşinin düşmesiydi ne de iyileşmekti belki de.” Sigarayı dudaklarımın arasına götürdüm, çekmedim dumanı içime, uzaklaştırdım ağzımdan izmariti. “O gece dedin ki, hatırlıyorum çünkü dün gibi bunu, böyle kaldırdın kafanı kardeşim,” kafamı kaldırıp arabanın tavanına baktım, “dedin ki ey güneşi gönlümün, parlayan sultanı gecemin, şafağımın yangını, bir ben bilirim seni, senden ileri, bir sen istemedin de yanında, bıraktın gittin beni.” Kafamı indirip usulca ona doğru çevirdim. “Tam da böyle dedin. Ezberim de ne kötüdür amına koyayım ama ben o dediğini hiç unutamadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kurbane, derdin ne?” diye sorduğunda sesi belki de ilk kez titredi. “Geldim de rahatını bozdum, ondan mı kalbimi bozmak istersin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dinlemek seni, bilmek istiyorum,” dedim. “Derdim seni yakmak değil ama benim ateşimin bir köz parçası olduğunu, senden utanmam gerektiğini, başımı eğmem, ellerimi açmam, Allah’a şükredip yalvarmam gerektiğini görmek istiyorum. Sen hep dinliyorsun da bizi, birimize açmıyorsun ya kendini, ben bugün senin kendini açtığın adam olmak istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadullah uzun uzun gözlerime baktı, Zifir derdik ona, gözleri harbiden de öyle bakardı ama şimdi sanki güneşin boynunu büktüğü bu akşam vaktinde gözleri zifir değil, başka bir tondaydı. Sigarasını dudaklarına götürdü, bir nefes aldı, bir duman bıraktı ve kafasını çevirip ufukta silikleşen kızıl ize baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deşme içimdeki saksıyı, gülüm soldu diye kökümde o yok sanıp,” dedi. “Kurumuş, yaprakları düşen bir güle su veriyorum sanırsınız da ben gülümün yapraklarından geçtim, kökünü yaşatıyorum. Bin derdim var Yener’im, yok değil, bin derdimin de oku çevrilmiş ona, bin derdimin bin birincisi olmuş sanki, binini de almış sırtına, yaşa diyor bana ama sesini bile duymuyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşa,” dedim sessizce. “Gülün için yaşa. Bir gün döneceksin onun toprağına, bunu bil de yaşa kardeşim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşarım.” Başını ağır ağır sallayıp ufuğa baktı. “Yaşarım gülüm.” Çenesi titredi gülümserken. “Sen beni koydun gittin diye kızar mıyım sana? Senin için yaşarım gülüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tutunduğu bir aşkın böylesi bir yangınken, öldürüyorken onu içten içe, nasıl hâlâ hayatta tutabilecek güce de dönüşebiliyordu, anlaması nasıl da güçtü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kanser önce onun saçlarına bulaştı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sado bir nefes aldı, içine çektiği anılar ciğerine battı. Bir hastalık gibi ve bir ağrı, katiyen geçmeyecek bir sızı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Avuç avuç dolardı parmaklarıma onun güneşinde yandığım saçları. Sonra bir gün, gözlerimi ayırmadan izlediğim o güneş, parmak uçlarımda battı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle bir bakardı,” dedi parmağının ucunda eğreti tuttuğu sigarayı ileriye doğru uzatıp, ufukta kaybolan kızıl tanrıçayı işaret ederek, “güneş bile şaşardı. Belki de derdi, orada bir gezegen var, o gezegende küçücük bir beden, benden daha ışıltılı ve daha zarif, daha yakıcı bir de. Rezil rüsva o gezegende, bir zat-ı şahane. Ben batıyorum her gece, bu kız şafakta, gecenin koynunda, yağmur bulutlarının altında bile yanıyor, parlıyor, sönmüyor, bak işte bu delice.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi dizine sertçe vurduğumda gülümsedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nokta kadar bir karalık geldi vurdu güneşime, büyüdü içinde, karadelik oldu, yuttu onu ama benim gülüm, güneşim benim, kalbimin altın tahtı, göğsümün içinde kalp sandıkları o nadide bronş, o karadelik onu yutarken bile güneşten daha parlaktı, Yener. Söndü parmak uçlarımda diyorum da...” Elini kaldırıp avucunun içine baktı. “O zaman neden hâlâ ışığı burada?” Avucu titrerken gözleri hâlâ avucunun içine çizilmiş derin çizgilerdeydi. “Sesini duyamıyorum, yüzünü göremiyorum, dokunamıyorum ki dokunmadan bir ömüre razıyım yeter ki göreyim. Buna rağmen şu kader çizgilerine bakan bir yabancı bile onu görüyor işte.” Kafasını çevirip gözlerimin içine baktı. “Düş Simge’nin peşine Yener. Düş yengenin peşine. Bir karadelik büyümeden hayatınızda, güneşi kıskandıran bir sevda bulduysan, diktirdiyse sana gözlerini güneşe, çıplak gözle izlettiyse sana güneşi, ki görüyorum, bu kız sana bunu yaptı. Düş peşine kurbane. Kalbin bir saksıysa, korkma, tek bir gül yetiştirmek uğruna bir gül bahçesine sırt döndün sanacaksın belki ama bin gül getirseler karşına, tek bir gülün etmeyecek bir daha. Anlayacaksın. Geç olmadan anla. Geç olduğunda anlasan da olmaz. Olduramazsın. Bir gülü soldurduğunda bin gül dolu bahçe koysalar önüne, sen bir daha hiçbir güle dokunamayacaksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güllerim soldu, diye fısıldadı Simge bir an kafamın içinde. Göğsümde bugün dolaşan o sancı, bir daha, bir defa daha, çok sert bir köşeye vurmuşum gibi ruhumu ve ilk kez ruhumun acısıyla yüzleşiyormuşum gibi yayıldı sınırlarıma. Vurdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadullah dizinde duran elimin üzerine avucunu sertçe vurdu. “Üç günlük dünyanın iki gününü onunla savaşacam diye harcama, kurbane. Kalan bir gün ne sana yeter ne ona. Bırak o üç gün, sizin bir ömrünüz olsun.” Sigarasını dudaklarına götürmeden öncesinde güldü, sesi buruktu. Çok buruktu. “Şimdi bak bana, ben o üç günün değil bir gününe, bir saniyesine razıyım. Ve razı olmak, sahip olmaya yetmiyormuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir kez daha elimin üzerine vurdu. “Göğsünün ağrısını da öyle saklama bizden. Gördüm.” Gülümsedi. Duraksadım. “Delik bir kalple yiğit gibi uçtun ya o gökyüzünde, sana bu saatten itibaren, babası gelsin, uygun olmayan Yener diyemez. Uygunsun. Gökyüzüne en çok sen uygunsun.” Kapıyı açtı, hiç beklemeden kendini dışarı atıp kapıyı kapattı ve camdan içeri bakarken bana gülümsedi. “Soldurma gülünü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gidişini izledim. Tesise girene kadar arkasından baktım ve kapı kapandığı an bir şey vurdu. “Vurdun lan bana,” diye fısıldadığımı hatırlıyorum. “Vurdun oğlum. Kırdın lan ağzımı yüzümü.” Sigarayı tutan elimi alnıma götürürken uzayan kül kırılıp üzerime düştü. “Kırdın kırmasına ama açtın da lan gözümü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vitesi nasıl asıldığımı, direksiyonu nasıl çevirdiğimi hatırlamıyorum ama dünya üç tam turu üç saniyede arabamla birlikte döndü. Patikayı hızla indim, dağ yolunun kıvrımlarından belki de jetten daha hızlı geçtim. Öyle hızlı sürüyordum ki belki de yuvarlanmak bir yerden, çarpmak bir ağaca veya kayaya an meselesiydi ama içimde ölmeyeceğime dair büyüyen bir his, beraberinde onu görme isteğini körükleyerek beni yaşama kördüğüm yapıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu görmek istiyordum. Başlardım flörtüne, başlardım korkulara, başlardım her şeye, deler geçerdim tüm korkularını, söndürürdüm içinde yanan şüphe ateşini, ne olacaksa olsundu, olsundu amına koyayım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O da benim olsundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Belki de onlarca dakikaya mal olacak o yolu, tekli rakamlara indirerek aşıp geçtiğimde ve şehre girdiğimde kendime değil, birine hasar veririm düşüncesiyle nihayet yavaşladığımda arabanın camını açtığımı ve şarkıyı köklediğimi hatırlıyorum. Isparta dinlesin istedim. Bu hasarlı, bozuk, kurum lekesi askerin, bu delinin göğsünden kopanları tamamen göremeyeceklerdi belki ama duysunlar istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yıldız Tilbe’nin sesi arabanın gürültüsüne karışarak sokaklarda dolaşmaya başladı. Geçtiğim her yolda bir kelime yankılandı, bazen kelime tamamlanamadı bile.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peşindeyim koşa koşa, kaç amına koyayım,” dedim arabayı biraz daha hızlandırıp Kafeler Caddesi’ne sürerken. “Yakalayacağım seni. Yakalayana kadar durursam namerdim.” Araba ani bir manevrayla köşeyi döndü ve gözlerimi içeri doğru yükselen yokuşa çevirirken sert bir frenle durdum. Arabanın kapısını koparır gibi açarken göğsüm aldığım nefeslerle şiddetle şişip iniyordu. Şarkı araba durduğunda bile çalmaya devam etti çünkü motoru kapatmadım. Şarkı neredeyse tüm caddeye yayılmaya devam ederken koşar adımlarla yokuşu tırmanmaya başladım. Sokağın sonunu gördüğümde kafamı çevirip kafenin olduğu yöne baktım, saçakların altında sohbet eden gençler müziğin nereden geldiğini anlamaya çalışıyor gibi etraflarına bakındılar ama aldırış etmedim. Nefes nefese kafenin önüne doğru yürümeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kara bir delik olacaksa eğer bizi içine yutacak olan, birbirimizin karadeliği biz olacaktık, başka bir şeyin bizi yutmasına izin vermeyecektim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Verandanın önünde durup cam duvardan içeri baktığımda onu gördüğümü hatırlıyorum. Elindeki not defterine bir şeyler karalarken omzunu kolona yaslamıştı, çok kısa bir an için siyah saçlarının yüzünün kıvrımına düşüşünü izledim, ucu kalkık burnunu çektiğini gördüm ve uzun kirpiklerinin örttüğü gözleri ağır ağır yukarı doğru kalktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göz göze geldik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şarkı artık çok uzaklarda çalıyordu ama ben hâlâ arabanın içindeymişim gibi çok net duyuyordum her melodiyi, her kelimeyi, her notayı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim beyaz tişörtümün içine gitti, kolyenin içeride kalan ucunu dışarı çıkardığımda şaşkın bakışları yüzümden ayrılarak onun boynuma astığı kolyeye dokundu. Hiçbir şey konuşmadık, zaten konuşamazdık, bizi ayıran bir cam vardı. Bizi ayıran şey artık şeffaftı. Bir kapı değildi ve ben o camı kırıp içeri girmesini öğrenmiştim. Bu kez öğrenmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kolondan yavaşça çekildi ve temkinli bir adım attı, ben de adım atmak, camı kırıp geçmek istedim ama durdum, bana gelmesini bekledim. O temkinli adım, birden çözüldü, bağları çözüldü, ipleri çözüldü; beni kendisinden önce ruhu anladı. Beni kendisinden önce kalbi anladı. Ne yaşıyordum şu an? Allah’ım, tam şu an ben, senin kulun, ne yaşıyordum? Nasıl bir histi bu? Nasıl böyle deliceydi? Cam kapı aralandığı ve dışarı adımını attığı anda artık durdurulamaz olduğumu biliyordum ama o henüz bilmiyordu. O bilmiyordu ama ruhu da kalbi de bu gerçeği biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener,” dedi sadece, başka hiçbir şey söylemedi. Önce elim ona uzandı, tutamadım elimi, tutamadım düşüncelerimi, kalbimi tutamadım; her şeyim onu seçti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bin gülün olduğu bahçeye sırtımı döndüm, saksımın içindeki güle çevirdim gözlerimi; gözlerim diğer tüm güllere kör oldu ve onun taç yapraklarına gözüm gibi bakacağımı anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri bir an elime dokundu, çok kısaydı, bir nefeslikti belki bu süre, belki daha kısaydı ama bana bir şekilde bir ömürden uzun geldi. Onun dirseğinin altını kavradığımda dokunuşumun ürperttiği güzel teninde bir ömür yaşamak istediğimi anladım. Başkası yoktu ve olmayacaktı, başkasını düşünmeyecektim bile, değil düşünmek, gözüm bile değmeyecekti, kirpiğim bile dokunmayacaktı. Esmer yüzünün ortasında bir çift zümrüt gibi parlayan yeşil dolunaya bakarken onu kendime doğru çektiğimi hatırlıyorum. Bedeni çok kısa bir anlığına bedenime değdi ve çağ yangını başladı. Kafasını kaldırıp şaşkınlığını yitirmeyen o güzel gözlerini yüzüme sabitlediğinde, “Yapamam,” dedim ve bu kelimenin onu ürperttiğini, korkuttuğunu, titrettiğini deneyimledim. Allah’ım affet beni, bu korkudan haz aldım, neyi yapamayacağımı düşünmesinden ve kötü ihtimalleri bir anlığına düşünmesinden haz duydum. Beni çok istesin istedim, benim için onun uğruna delirdiğim gibi delirsin istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi?” diyebildi, korkuyordu bu cevaptan ama korkuları boşaydı, onunla yapamam sanıyorsa yanılıyordu, ben artık onsuz yapamazdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunu,” dediğimde biraz daha korktu. Allah’ım beni affet. Onu korkutmaktan duyduğum az korkusunu istediğimden değildi, sevildiğimi hissetme isteğimdendi. Birkaç saniye sürecek korkusunun kalbimi mutlu etmesini istedim. Hasta bir duyguyla, eriştiğim en yüce hisle. Gözlerimin içine öyle bir bakıyordu ki bir sonraki soruyu sormaya nasıl korktuğunu, cevabımdan kaçmak istediğini gördüm ama yine o güzel dehlizlerde merak vardı; onu korkutsa da alması gereken bir cevap olduğunu biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi?” dedi tekrardan, şimdi sesinde o korku vardı ama gözleri meydan okur gibi bakıyor, korkusunu görmemi kati suretle istemiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu biraz daha çektim kendime, yaslandık birbirimize, öyle kalalım istedim, hep birbirimize yaslanalım istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Allah’ım beni affet. Senden kaçtığım yıllar adına affet. Beni sana yaklaştıran bu kızı senden istiyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım sertçe yanağına kapandığında ruhu sanki dudaklarımın altında titredi. Geri çekilip gözlerinin içine baktım ve hâlâ onu kavrıyorken ondan başka hiçbir şeyim yokmuş gibi, “Sensiz yapamıyorum. Uzak tutma beni kendinden ne olursun. Silemem belki yüzümdeki kurum lekesini ama içimde senden başka hiçbir şeyin izi kalmadı benim,” dedim tüm içtenliğimle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göz bebekleri öyle büyüdü ki yeşillerini kapattı neredeyse. O karanlık çukurun içinde kendimi gördüm ve kendimi onun gözlerinden sevdim. Oysa ben kendimi sevmezdim, o bana kendimi gözlerinin içinde sevdirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnanmıyorsun bana belki, yapamam sanıyorsun, ben de öyle sandım. Sandım ki Simge... Ben senin hayatını mahvederim sandım. Ama sensiz hayatı kayan benim. Sensiz bir saniye daha kalırsam kayacak gidecek bu hayat ellerimden.” Göz bebekleri biraz daha büyüdü. “Geçmişimi değiştirme şansım olsa, dönsem başa, bir kişinin bile eline değmez elim, senin kadar saf kalamam belki ama bir kişi bile değmez bana. Kirpiğim bile dokunmaz başka göze. Dönemem işte. Dönülse keşke. Dönerdim. Senin için her şeyi baştan yaşamaya razı bir adam olduğumu anladım. Her acının içinden senin için bin defa geçer, kurum lekesi olmadan çıkardım o geçmişten. Sana tertemiz gelmek isterdim. El değmemiş gelmek isterdim. DNA sarmalımda senden başka hiçbir bedenin izi olmasın isterdim.” Yutkundu, ben de yutkundum ve durmadım, konuştum, dilimin bağı çözüldü, korkmadım, tek korktuğum susmaktı ve gitmesiydi. Soldurmaktı gülümü. “Aşığım sana Simge. Biri şakağıma silah dayamış gibi, kurşun mevziden fırlayıp kafamın içini delecekmiş de delinmesinden değil seni parçalamasından korkuyormuş gibi, ölümden değil, seninle olamamaktan, senden bir saniye dahi ayrı kalmaktan korkuyormuş gibi. Kızım kalbimin içinden bir dalga yükseldi, daha önce kıpırdamayan o kalp alabora oldu. Sen yaptın bunu. Aşığım ben sana. Simge ben sana çok aşığım. Simge senin için değil geçmişimi, kendimi yok ederim. Simge. Ben. Çok aşığım sana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Neredeyse bir adım geri kaçacaktı ki elim beline kaydı, diğer elimle dirseğini daha sıkı kavradım ama asla acıtmadım canımı. Biliyordum ki acısa canı, acıyacak olan en çok ben olacaktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Artık sensiz yapamam,” dediğimde bir kez daha yutkunup titreyen göz bebekleriyle tam gözümün çapasına baktı. Çapa onun gözlerine saplanalı bir hayli zaman oluyordu ama o çapayı şimdi fark ediyordu sanki.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tam ağzını açacaktı ki, “Senle ben deney ve kontrol grubuyuz lan. Seninle beraber olmadığımız her ihtimal bilimsel olarak geçersiz,” dedim hiç düşünmeden. “Aynı denklemin iki tarafıyız kızım, eşitlenmeden huzur bulamam. Bulamayız. Bulama lan bulama. Bensiz huzur bulma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sokağın sonundaki sokak lambası birden yandı ve yüzünün yarısına biraz aydınlık çizdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Solsun diğer tüm güller, benim gülüm sensin, soldurmayacağım seni,” dedim ve hiç beklemediği anda dirseğinde duran elimi yanağına kaydırıp yüzünü avucumun içinde hissederek onu çaresizce öpmeye başladım. Karşılık bulmamasından korktuğum öpücüğe saniyeler içinde yanıt buldum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Allah’ım baktın yüzüme.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Baktın yüzüme Allah’ım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı senden ve yarattığın bu kızdan gayrısına çevirirsem namert olayım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öyle bir öptüm ki onu, başım ne zaman sağa gitse, bir uyum yakalıyor ve onun başı sola kayıyordu. Sağ ve sol kavramı birbirine karıştığında artık sağ göğsümün altında da bir kalp taşıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım dudaklarında asılı kaldı ve gözlerimi açtığımda bir nefeslik mesafenin bile aramıza girmesine izin vermedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sevgili olalım mı?” diye sordum hiç düşünmeden, tartmadan, hiçbir şeyi umursamadan. Tek umursadığım buydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları dudaklarımın üzerinde yukarı kıvrıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alnımı alnına bastırıp kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarparken, “Benimle çıkar mısın?” diye sordum ciddi bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hıhı,” diye onayladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sevgili miyiz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyleyiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birilerinin alkışladığını duydum ama alnım alnındayken ve gülümsüyorken, adeta dokuz yaşındayken, bir balkonda karanlıkta durmuş titremek yerine güm güm yanan sobanın önünde uzanıyormuşum gibi hissederken diğer hiçbir şey umurumda değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
☀️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bölüm bitmedi, aşağıda Ayça Ecevit ve Gurur Zeliha için iki özel sahne var, devam eeeet.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ÖZEL SAHNELER RESİTALİ :))
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ÖZEL SAHNE 1
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
AYÇA SARIHAN
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sabah ezanını dinlerken içime dolan huzur duygusunu hatırlıyorum, Zeliha ise bazı geceler şafak güneşe devrilmek için hazırlanırken uyanır, odamın kapısını tıklatır ve sabah ezanından korktuğu için bir çocuk gibi yanıma sığınırdı. Ona sabah ezanının onu neden korkuttuğunu hiç sormamıştım. Karanlıkta, büyük bir sessizliğin içinde yükselen sesin onu korkutması bazen bana sevimli bile gelirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sabah ezanından bile ürperen o kızın, Gurur’u o halde gördüğünde hissedeceklerinden korkuyordum belki de. Gurur’u seviyordum, sevmiyor değildim, bir kardeş gibi benimsemeseydim şayet onu, asla onunla uğraşmaz, sataşmaz, hatta onu doğrudan görmezden gelirdim. Ama abim gibi sevdiğim birini o halde görmek benim için sarsıcıydı. Ona kızmıyordum, aksine onu anlıyordum. Sevdiği kadına yaşatılanlardan sonra bir canavara dönüşme isteği kabul edilebilirdi ama yaşananların sonunda kendini mahvetmesinden korkuyordum. Üstelik bunu yaparken yanında Zeliha da olacaktı. Huzursuz bir şekilde yataktan kalktığım o sabah alnımda biriken ter damlalarını tişörtüme silmiş, sonra da duşa girmek için odadan çıkmıştım. Çolpan salonda oturmuş, Süslü Maria ile Kanıt izliyordu, bu saatte televizyon izlemelerine şaşırarak, “Ne yapıyorsunuz kız siz?” diye sordum uykulu bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Süslü Maria manikürlü, pembeye boyanmış tırnaklarını havaya doğru sallayarak, “Sus, en heyecanlı yerindeyim turuncu kafa,” dediğinde güldüm. Bir an durdu, omzunun üzerinden bana baktı. Son zamanlarda onu gülerken görmek pek nadirdi, bakım yapmak için kendine ayırdığı kısıtlı zamanlarda bile elinde ojesi ve törpüsüyle boşluğa bakarken yakalıyordum onu. Zeliha’nın yaşadıkları, kendi ismiyle dünyaya gelen torununun başına gelenler belli ki yaşlı kalbinde bir yara açılmasına neden olmuştu. Onun bu evdeki varlığı Çolpan’a da bana da iyi geliyordu, üstelik masraflarımıza ortak olmuştu ve genç bir kızdan bile daha canlı olan kişiliğiyle eve renk getirmişti. Belki de Maria’nın varlığı sayesinde Zeliha’nın evde oluşan boşluğunu doldurmayı başarmıştık. Zeliha’yı özlüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zelluş’um aradı mı seni?” diye sordu diziyi bir anlığına boş vererek. “Dünden beri aramadı beni. Ağrıları sancıları yok değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi, torunun da, torununun karnındaki küçük torunun da iyiler. Bu aralar okula çok gidip geliyor, zaman bulamamıştır.” Gülümsedim, gözlerim Çolpan’a kaydı. Dalgın gözlerle telefonunun ekranına baktığını gördüm, bir şey bekliyor gibi bir hâli vardı. Şafakta uyanmasının nedeninin, tıpkı kendisi gibi şafakta gözlerini aralayan biri olduğuna bağlıyordum da ses etmiyordum pek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu evin deli kızlarının yolu tesise düşmüştü bir kere. Gönülleri de düşüyordu herhalde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an düşündüğüm şeye duraksadım, ardından hızlıca zihnimi toparlayıp duşa girdim. Duşta geçirdiğim uzunca vaktin ardından saçlarımı kurutup düzleştirdim ve ojelerimi yeniledikten sonra boyundan bağlamalı yeşil elbisemi giydim, belime tam oturup kalçalarıma doğru genişleyerek inen elbisenin sert bir kumaşı vardı. Çantama laptobumu ve çizim tabletimi koyduktan sonra fermuarı çektim, sandaletlerimin etiketini çıkarıp ayağıma geçirdim ve odadan çıktım. Maria sessizce dizi izlemeye devam ediyordu, Çolpan ise koltuğa kıvrılmış, uykuya dalmıştı ve iki eliyle telefonu sıkıca kavramaya devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Maria’m, ben çıkıyorum,” dediğimde bakışları beni buldu. “Hava bugün çok güzel, biraz çizim yapacağım ve kahve içeceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kahvaltı yapmadın bebeğim,” dedi Maria endişeli gözlerle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dışarıda bir şeyler atıştırırım.” Ona öpücük atarken dış kapıyı açtım. “Akşam görüşürüz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dikkatli ol, turuncu kafam,” dedi ve kapı aramıza kapandığında apartman boşluğuna sakin gözlerle baktım. Güneş ışıkları kapının camından içeri belli belirsiz sütunlar şeklinde düşerek zemine yayılıyordu. Ağır ağır merdivenleri inip dışarı çıktım, yaz ayında olmamıza rağmen tenime akın eden soğuk bir an şaşırmama neden olsa da ürpermenin aslında ne kadar hoşuma gittiğini fark ettim. Yola çıkıp kayan çantamı düzelterek yürümeye başladığımda az ileride duran cip kaşlarımı kaldırmama neden oldu. Bir süredir evin izlendiğini biliyordum, bunun güvenliğimiz için sağlandığından da haberim vardı aslında ama yine de etrafımızda sürekli bizi izleyen gözlerin olması rahatsız ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu sabah nöbeti kim devraldı acaba?” diye söylenerek adımlarımı hızlandırdım ve tam aracın önünden geçiyordum ki aracın kapısı açıldı. Yabancı bir askeri görmeyi beklediğim aracın içinden inen dövmeli deli asker omzumun üzerinden ona çevirdiğim bakışlarımın radarına girdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu görünce içimde seken o tuhaf dürtüyü hissetmemiş gibi davranarak kaşlarımı kaldırıp, “Günaydın. Normalde başkaları beklerdi. Sana mı kakaladılar devriyeyi?” diye sordum. İşi gücü yok muydu bu adamın?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Günaydın.” Söylediğim diğer hiçbir şeye cevap vermeden kapıyı sertçe kapatıp bana doğru yürümeye başladı. Üzerinde beyaz, yuvarlak yaka bir tişört, altında kamuflaj pantolonu vardı ve botlarının gevşek bağcıkları bir o yana bir bu yana sallanıyordu. Gözlerimiz birbirine saplanmış haldeyken tam önümde durdu, kafasını indirmiş beni izlemeye devam etti ve bunun nedenini anlayamadığımdan kaşlarım havaya kalktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuşamadık,” demesini beklemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Normalde konuşuyor muyduk?” diye sormam onu duraksattı ama bu anlıktı, ifadesi hızlıca toparlandı ve o poker ifade tekrar yüzündeki yerini aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O günden sonra konuşamadık demek istedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sessizce Ecevit’in gözlerinin içine baktım ve “Evet,” dedim, “kötü bir gündü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu, son söylediğimi duymazdan gelerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzüme düşen turuncu saç telini kulağımın arkasına iterken, “Çizim yapacağım biraz. Hava bugün güzel,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerinde merakı ilk kez görüyordum, normalde her ifadesini gizleyen bu adam, şimdi kayda değer, incelenmesi gereken bir şey görmüş gibi dikkatle bana bakıyordu. “Çizim mi yapıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dijital mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yani bugünlük dijital evet,” dedim çantamı işaret ederek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nereyi resmedeceksin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İnsanları.” Durup düşündüm. “Belki gökyüzünü ya da etrafımda gördüğüm herhangi ilgi çekici bir şeyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre konuşmadı, yüzü yüzümün sınırlarında olmasa da gözleri öyle derinlere bakıyordu ki sanki yüzlerimiz birbirine son derece yakındı ve yine sanki onun nefesini kendi dudaklarımın üzerinde hissediyordum. Başımı yana çevirip bakışlarından kaçındığımda kafasının içindeki düşünceleri merak ettiğimi fark ettim, insanların düşüncelerini çok merak etmeyen biri için sanırım bu biraz tuhaftı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni güzel bir yere götürmemi ister misin?” Sorusu beni şaşkına çevirdi, oysa onun ses tonunda, bu soruyu sorduğu süre zarfı boyunca tek bir çatlama, farklı bir ima, bir frekans değişikliği olmamıştı. Sanki dümdüz bir şey söylüyormuş gibi bir hali vardı ama bana kalırsa bu düz bir şeyden oldukça fazlasıydı; çetrefilliydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarımı ona çevirip, “Nereye?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağaçları sever misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksadım. “Yani.” Etrafıma bakındım, ilerideki ağaca bakarken, “Kim sevmez ki?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşlı ağaçları. Oldukça yaşlı, büyük ve kadim ağaçları.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediği şey anında dikkatimi çekince başımı hızlıca ona çevirip, “Elbette severim, hatta bayılırım!” dedim heyecanla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman seni bir yere götüreceğim.” Bir cevap beklemeksizin bedenini arabaya çevirdi ve yürümeye başladı. Arkasından bir süre çatık kaşlarımın ortasında durduramadığım bir merakla baktım, sonunda adım atmaya başladım. Yolcu kapısını açmadan önce gözleri yüzüme kaydı, çok kısa bir an için gözlerimin içine bakarken dudağının kenarında büyüyen o tebessümü gördüm. Arkasından gelmiş olmam ona keyif vermiş gibiydi. Tek kaşımı kaldırıp çantamı biraz daha yukarı çekerken, “Nerede bu ağaç?” diye sordum merakla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görünce anlarsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu ne biçim cevap?” diye çemkirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk kez oyunbaz gözlerle bana bakarak, “Yeterli bir cevap,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımın ortasında bir çukurla, “Seninle konuşmak kapalı bir cephanelik kapısıyla sohbet etmeye benziyor, farkında mısın?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıyı benim için açık tutmaya devam ederken yüzünde yine hiçbir şey kıpırdamadı fakat gözlerinin içinde belli belirsiz bir parıltı vardı, söylediğimin onu eğlendirdiğini ele veriyordu bu parıltı. Ecevit’in gülüşü dudaklarında değil, çoğu zaman gözlerinin ardında gerçekleşiyordu. Yani anladığım buydu. İnsan o gözlere dikkatle bakmazsa hiçbir şey göremezdi, belki de bu yüzden onu tanımak, gece karanlığında siyah mürekkeple yazılmış bir mektubu okumaya benziyordu. Harfler oradaydı ama onları görmek için kağıdı ışığa doğru tutmak gerekiyordu. Ecevit’i ışığa tutmak mümkün müydü diye düşündüm çocukça.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabaya bindim, çantamı dizlerimin üzerine yerleştirirken o da kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna oturdu. Motor çalıştığında cipin içindeki sessizlik kaybolmalıydı ama sanki biraz daha ağırlaştı. Emniyet kemerimi takıp başımı cama yasladım, Ecevit hiçbir şey söylemeden arabayı kullanmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nereye gittiğimizi söylemeyeceksin değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona takılma isteğiyle, “Beni kaçırıyor olabilirsin,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaçırıyor olsaydım söylemezdim,” dedi muzip bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı çevirip birkaç saniye profiline baktım, direksiyonu tek eliyle tutuyor, diğer elini vitesin yanında dinlendiriyordu. Sağ kolunu kaplayan dövmeler tişörtünün kısa kolundan başlayarak bileğine kadar iniyor, güneş camdan vurdukça tenindeki siyah-mavi çizgiler hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Bazı dövmeler birbirinin içine giriyor, bazılarıysa tek başına, sanki ait oldukları hikayeden koparılmış cümleler gibi duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç rahatlatıcı olmadı o söylediğin,” dedim alayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rahat görünüyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben tehlike karşısında da rahat görünebilirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudağının kenarı anlık olarak yukarı kalkıp indi ve “Biliyorum,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şehir arkamızdan ağır ağır çekilirken binaların yerini önce seyrek evler, ardından geniş tarlalar almaya başladı. Yol daraldı, asfaltın iki yanında uzanan otlar cipin oluşturduğu rüzgârla eğilip doğruluyordu. Sabah henüz yaş almaya başlamamıştı, güneş yüksekte olmasına rağmen ışığı hâlâ yumuşak, henüz yakmayı öğrenmemiş bir çocuğun eli kadar nazikti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Radyoyu açmak için elimi uzatacak oldum, ardından Ecevit’in sessizliğinin radyodaki herhangi bir sesten daha çok şey söyleyebileceğini düşünerek vazgeçtim. Garipti. İnsanların susması genellikle beni rahatsız ederdi. Bir süre sonra aramızdaki boşluğu kelimelerle doldurma ihtiyacı hissederdim ama onun yanında sessizlik boşluk gibi durmuyordu, sanki görünmeyen bir şey sürekli konuşuyor ama kullandığı dili ikimizden başka kimse bilmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Camı yarım şekilde aşağı indirdim, içeri toprak, kuru ot ve güneşte ısınmaya başlayan yaprakların kokusu doldu. Rüzgar saçlarımı yüzüme savurunca onları kulağımın arkasına sıkıştırdım ve aptalca olduğunu bildiğim o soru dudaklarımdan dışarı döküldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha önce birini oraya götürdün mü?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Direksiyondaki parmaklarının hafifçe gerildiği anı izledim. “Hayır,” dedi, cevabı fazla hızlı gelmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu oldukça hızlı ve kesin bir cevaptı,” diyerek tek kaşımı kaldırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hatırlaması zor bir şey değildi çünkü,” dedi. “Kimseyi götürmedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçimde anlamsız, gereksiz ve biraz da utanç verici bir memnuniyet kabarınca bunu belli etmemek için yüzümü cama çevirdim. Dışarıda uzanan tarlaların sarı, yeşil ve toprağın türlü tonlarının karışarak oluşturduğu ahenkli görüntüyü izlemeye başladım. Yeryüzü kendi üzerine serilmiş devasa bir kumaş gibi görünüyordu. Uzakta görünen tepelerin üstüne ince bir sis çökmüştü, güneş o sise değdikçe dağların çizgileri siliniyor, dünya henüz tamamlanmamış bir resim gibi görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni neden götürüyorsun o zaman diye sorsam, çok mu konuşmuş olurdum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu defa cevap vermeden önce uzun süre susması beklenmedikti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çizeceğin bir şey arıyordun,” dedi sonunda ama sanki vermeye niyetlendiği ilk cevap bu değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu tek sebep yani,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek sebep yetmiyor mu sana?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeter tabii. Ama senin gibi birinin, sabahın köründe devriyesini bırakıp bir kadının çizim yapma ihtiyacını düşünmesi ve onu kimseyi götürmediği kadim bir ağaca götürmesi biraz şüpheli.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benim gibi mi? Nasıl biriymişim ben?” Bu soruyu sorarken sesinde öfke yoktu ama içinde ince, görünmez bir bıçak vardı. Yanlış bir yere dokunduğumu düşünsem de geri çekilmek hiç de bana göre değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sürekli tetikte. Sessiz ama bir şeye kızgın gibi görünen. Konuşurken sanki birazdan birine ateş edecekmiş gibi duran biri.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarını kaldırıp indirdiğini gördüm. “Bu kadar mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.” Başımı koltuğa yaslayıp onu izledim. “Kendini çok iyi sakladığını düşünen biri.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksadı ve bakışları bir anlığına bana kaydı. Gözlerimin içine uzun süre baktıktan sonra, “Öyle değil miyim?” diye sordu sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı ret ile kaldırıp indirdim. “Değilsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudağının kenarı küçücük de olsa yukarı kıvrıldı. “Beni çözdüğünü mü sanıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Henüz değil.” Gülümsedim. Bu kez gerçekten şaşırmış gibi bir hâli vardı. “Ama kilit zor diye kapıyı açmaktan vazgeçecek değilim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söylemedi ama bakışları bir hikaye anlattı, o hikayeyi duyamadım ve merak içimi kan çukuru gibi doldurdu. Cip bir çukura girip bedenim hafifçe ona doğru savrulduğunda sağ eli istemsizce vitesin üzerinden kalkarak önümde durdu. Bana değmedi, yalnızca düşmemi engelleyebilecekmiş gibi havada, göğsümle ön konsolun arasında kaldı. Emniyet kemerimin takılı olduğunu biliyordu ama yine de bunu yapmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim eline indi, parmaklarının üzerinde ince çizikler, eski yaraların soluk izleri ve dövmeler vardı. Elini hemen geri çekmesi kulaklarımın çınlamasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yol bozuk,” dedi boğazını temizleyerek. “Kusura bakma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorun yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessizliğin içinde sadece aracın ve rüzgârın uğultusuyla ilerlerken yine içimde yükselerek boğazıma tırmanan o tuhaf hisle dolduğumu hatırlıyorum. Yaklaşık yarım saat sonra ana yoldan ayrıldık, iki tarafı yabani çalılarla örtülü dar bir patikaya girdik. Cip ilerledikçe tekerleklerin altında ezilen taşların sesi yükseliyor, dallar zaman zaman aracın yan tarafına sürtünüyordu. Yol öylesine tenha görünüyordu ki burada kaybolsak kimsenin bizi günlerce bulamayacağını düşündüm. Bu fikir beni başta korkutsa da onun yanımda olduğunu düşünmek garip bir biçimde içimi rahatlattı. İnsan bazen bulunamayacağı yerlere gitmek istiyordu, çünkü bulunmak her zaman kurtarılmak anlamına gelmiyordu, gitmek bazen dünyaya teslim olmak demekti. Bu düşünce kafamın içinde bir kaşıntı yarattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaklaştık mı?” diye sordum kafamın içindeki kaşıntı dinsin istediğimden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaklaştık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beş dakikadır bunu söylüyorsun,” dediğimde hayrete düştüğünü fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İlk kez söyledim ki,” dedi şaşkınlıkla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçimden beş kez söyledin,” demem onu bu kez açıkça güldürmeye başlamıştı. O kısa süren gülümseme tüm yüzünü bütünüyle değiştirdi, sert çizgileri gevşedi, gözlerinin kenarlarında belli belirsiz izler oluştu. Onu o şekilde görmek yıkılmış bir evin duvarında ansızın açan bir çiçeği görmek gibiydi; ne oraya aitti ne de başka bir yerde bu kadar güzel görünebilirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarımı gülüşünde gereğinden uzun süre tuttuğumu fark edince karıncalanma hissiyle başımı cama çevirdim. Yol nihayet genişledi, Ecevit aracı uzun otların başladığı bir yerde durdurdu. Motor sustuğunda sessizlik bir anda etrafa ağır bir madde gibi oturdu. Fakat bu şehrin içinde rastlanan yapay sessizliklerden değildi, kuşların, böceklerin, rüzgarın ve uzakta akan suyun sesini taşıyan, kendi içinde binlerce küçük canlılık barındıran bir sessizlikti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit araçtan indiğinde ben de kapıyı açıp dışarı çıktım, ayaklarımın altındaki toprağın yumuşaklığı sandaletimin içine kadar ulaştı. Etrafımıza baktım ama büyük bir ağaç göremedim, önümüzde omuz hizasına kadar yükselen otların arasından geçen belli belirsiz bir yol uzanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni buraya kadar getirip ağacın yerini kaybettiğini söyleme sakın,” dedim kaşlarımı çatarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaybetmedim. Onu kaybetmek mümkün değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çantamı omzuma geçirip yürümeye başladım. Otlar çıplak kollarıma, dizlerime dokunuyor, aralarında sıçrayan küçük çekirgeler adımlarımızdan kaçıyordu. Kır, güneşin altında upuzun uzanıyordu. Yabani papatyalar yer yer beyaz kümeler halinde toplanmış, sanki toprağın üzerine küçük yıldızlar dökülmüştü. Mor çiçeklerin arasından geçen rüzgar renkleri birbirinin üzerine yatırıyor, sonra hepsini yeniden ayağa kaldırıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit birkaç adım önümde yürüyordu, geniş omuzları zaman zaman yolu bütünüyle kapatıyor, ardından otlar arasındaki kıvrımda bedeninin yarısı gözden kayboluyordu. Botlarının altında ezilen kuru dalların sesini dinliyordum, bu adamın sessizliği bile yürürken ağırlık taşıyordu. Enteresandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Buraları nereden biliyorsun?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çocukken gelirdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun çocukluğuna ait bir cümle duyduğum için istemsizce duraksadım. Ecevit’i çocuk olarak düşünmek zordu. Sanki dünyaya doğrudan bu yüzle, bu bakışlarla ve her an savaşmaya hazır bedenle gelmiş gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek başına mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çoğunlukla.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ailenle gelmez miydin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Omzunun üzerinden bana baktı. Gözlerindeki perde yeniden kapanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pek sayılmaz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ispartalı olduğunu bilmiyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ispartalı değilim, sadece buralara yolum çocukken de düştü işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sormaya devam etmedim, bazı yaraların üzerinde kapı yoktu, insan içeri girmek için zorladığında yalnızca duvarı yıkardı ve duvar yıkmak istemiyordum. Merak ediyordum ama meraka yenik düşüp patavatsızlık etmeyecek kadar da olgunlaşmıştım sanırım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yol hafifçe yükselmeye başladı, tepeye doğru yürürken rüzgar sertleşti, elbisemin eteklerini bacaklarımın etrafında dolaştırdı. Saçlarımı tutmak için elimle başımın üstüne bastırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha ne kadar yürüyeceğiz Allah aşkına?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit durdu. Bana değil, önümüzdeki yükseltinin ardına baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Birkaç adım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanına ulaştığımda eliyle hiçbir yeri işaret etmedi. Yalnızca bakışlarını önümdeki yamaca çevirdi. Beraber son birkaç adımı attık. Sonra kır önümüzde açıldı ve nefesim, göğsümün tam ortasında bir yere takıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yeryüzü bir anda genişlemişti, tepeciğin ötesinde uzanan kır, dünyanın geri kalanından koparılmış gibi duruyordu. Dizlere kadar yükselen otlar güneşin altında sarıdan yeşile, yeşilden gümüşe dönen dalgalar halinde hareket ediyor, rüzgâr geçtiği her yerde kendine görünmez yollar açıyordu. Kırın çevresini uzak tepeler sarıyor, tepelerin üzerinde beyaz bulutlar ağır ağır ilerliyordu. Gökyüzü öylesine mavi, öylesine derin görünüyordu ki yukarı bakarken insan başının üstünde boşluk değil, sonsuz bir deniz taşıdığını sanabilirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ama bütün bu güzelliğin tam ortasında o vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağaç.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir ağaca baktığımı anlamam birkaç saniye sürdü. Çünkü gördüğüm şey yalnızca toprağa kök salmış bir canlıdan daha büyüktü. Kırın ortasında tek başına yükseliyor, dalları neredeyse küçük bir koruluk kadar geniş bir alanı kaplıyordu. Gövdesi birkaç insanın el ele tutuşarak ancak sarabileceği kadar kalın, kabukları derin yarıklarla bölünmüş, koyu kahverengi ve yer yer griydi. Köklerinin bir kısmı toprağın dışına çıkmış, devasa damarlar gibi çimenlerin arasında ilerlemişti. Dalları gökyüzüne uzanmıyor, onu tutuyordu sanki. Yapraklarının arasından süzülen ışık yere parçalanarak düşüyor, ağacın altında titreşen altın lekeler oluşturuyordu. Yutkunma ihtiyacıyla ve nefes nefese kalmışım gibi hissettiren bir heyecanla gözlerimi büyüttüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Olduğum yerde kaldım. Ecevit hiçbir şey söylemedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu…” dedim ama devamını getiremedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça yürümeye başladım, ağaç uzaktan büyük görünmüştü ama yaklaştıkça büyüklüğü insanın kavrayabileceği sınırların dışına çıkıyordu. Yanına vardığımda başımı geriye yatırdım, en yüksek dallarına bakmaya çalışırken güneş gözlerimi aldı. Yapraklar rüzgarla birbirine sürtünüyor, binlerce küçük ağız aynı anda fısıldıyormuş gibi bir ses çıkarıyordu. Eşsiz bir tabloydu bu, bir sanat eseriydi; tanrının mükemmel dokunuşlarını kanıtlar cinstendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi gövdesine koydum, kabukları avucuma sertçe battı, sıcak olmasını beklemiştim ama serindi. İçinde toprağın en karanlık yerlerinden göğe kadar uzanan ağır bir hayat taşıyordu. O an ağacın yaşını düşünmedim, onun gördüğü insanları düşündüm, altına sığınanları, gövdesine yaslanıp ağlayanları, dallarına ip bağlayan çocukları, ona isimlerini kazıyan aşıkları, geri dönmek üzere ayrılıp bir daha dönemeyenleri… İnsan ömrü böyle bir ağacın yanında kibrit alevi kadardı. Bir an parlar, kendini güneş zanneder, sonra küçücük bir duman bırakarak sönerdi. Ağaç ise hepsini görür, hiçbiri hakkında konuşmazdı. Bizi de görüyordu. Yok olduğumuzda bile bir anı olarak onun önünde yaşayacağımızı hissetmek nefesimi kesti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaç yaşında?” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kimse tam bilmiyor. Civardakiler bin yıldan yaşlı olduğunu söylüyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bin yıl…” Hayretle kaşlarımı kaldırdım. Parmaklarımı kabuğundaki yarıklarda gezdirdim. “Bunca zaman burada durmuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeyi görmüş olmalı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit yanıma geldi, gövdenin diğer tarafına değil, hemen benim yanıma durdu. Omzu omzuma değmiyordu ama aramızda yalnızca rüzgarın geçebileceği kadar bir mesafe vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki de bu yüzden bu kadar susuyordur,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı ona çevirdim. Bu cümleyi ondan beklemiyordum. Onun gövdesindeki dövmeler, sert elleri ve sürekli donuk duran yüzüyle bu kadim ağaç arasında görünmeyen bir benzerlik kuruldu zihnimde. İkisi de yaralarla kaplıydı. İkisi de gölgesine girene serinlik veriyor ama bunu neden yaptığını açıklamıyordu. İkisi de bunca zamandır ayakta kalmanın marifet değil, bazen yalnızca başka seçenek bulunmaması olduğunu biliyor gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de bu yüzden mi susuyorsun?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışları yüzümde donuklaştı. Rüzgar yaprakları yeniden hareketlendirdi, güneş dalların arasından geçerek yüzünün bir yarısını aydınlatırken diğer yarısını karanlıkta bıraktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben her şeyi görmedim ama görmeyi çok istediğim bir şey var sanırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Son söylediğini duymazdan gelerek, “Gördüğün kadarı yetmiş olabilir,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri gözlerimde uzun süre kaldı. Bir insanın bakışları bu kadar ağır olmamalıydı. Beni izlemiyor, sanki içimde yıllardır kapalı duran odaların kapılarını tek tek yokluyordu. Dudakları aralandı fakat söyleyeceği şeyden vazgeçti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çantamı omzumdan indirerek köklerden birinin üzerine bıraktım. “Çizeceğim,” dedim sesimi normal tutmaya çalışarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit başını ağaca doğru kaldırdı. “Tamamını çizebilir misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşları hafifçe çatıldı. Gülümsedim. “Bazı şeyler bir resme bütünüyle sığmaz. Sığarsa zaten yeterince büyük değildir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tabletimi çıkarırken ağacın gölgesinde kendime uygun bir yer aradım. Köklerinden biri toprağın üstünde geniş bir çıkıntı oluşturmuştu. Oraya oturup elbisemin eteğini dizlerimin üzerine topladım. Ecevit birkaç adım ötede duruyor, ne yapacağını bilmiyormuş gibi etrafa bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de oturabilirsin,” diye mırıldandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rahatsız etmeyeyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başımda nöbet tutar gibi dikilmen daha rahatsız edici.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birkaç saniye beni izledi, ardından ağacın gövdesine yaslanıp yere oturdu. Bir dizini kaldırdı, kolunu üzerine bıraktı. Beyaz tişörtü ağacın karanlık gövdesinin önünde fazla aydınlık kalıyordu. Kamuflaj pantolonu otların içinde kaybolurken yüzü yaprakların gölgesinde yarı görünür hale geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tabletin ekranını açtım. Kalemi elime aldım ve ağaca bakmaya çalıştım. Fakat gözlerim sürekli ona kayıyordu. Ecevit başını geriye yaslamış, dalların arasından gökyüzüne bakıyordu. O an yüzünde ilk kez tetikte olmayan bir ifade vardı. Çenesi gevşemiş, omuzları düşmüş, elleri kendi sessizliği içinde dinlenmişti. Sanki onu buraya getiren benmişim gibi görünüyordu. Sanki bu ağacın altında biraz olsun savaşmayı bırakabiliyor, silahlarını görünmez bir yere koyup kendisini yalnızca rüzgâra teslim edebiliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kalemim ekranın üzerinde hareket etti. Önce gövdenin ana hatlarını çizdim, ardından dalları. Fakat birkaç çizgi sonra ağacın yanına, gövdesine yaslanmış bir insan silueti eklediğimi fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit başını çevirmeden, “Ağacı mı çiziyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bakmadan mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim durdu. Gözlerimin onda olduğunu fark etmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi bir ressam baktığını belli etmez.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi bir asker de izlendiğini anlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümsedim. “O zaman ikimiz de işimizi yapıyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını bana çevirince göz göze geldik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni çizme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sevmem,” dedi ama sanki altında başka bir neden vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi? Resmedilmeyi mi, görülmeyi mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzündeki huzur bir anlığına çekildi, sorunun hedefini bulduğunu anlamıştım. Kalemi parmaklarımın arasında çevirirken onu izledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İkisi aynı şey değil,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bence hemen hemen öyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni çizdiğinde gördüğünü sanacaksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki de çizdiğim şey, senin göstermediğin olur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit ayağa kalktı. Ani hareketiyle irkilmedim ama kalemi ekrandan çektim. Bana doğru yürüdü, botları otların arasında ağır sesler çıkarıyordu. Önümde durduğunda güneş bütünüyle arkasında kaldı ve gölgesi üzerime düştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tableti kapatmadım, eğilip ekrana baktı. Henüz yalnızca birkaç çizgi vardı, ağacın geniş gövdesi, dalların kaba taslağı ve altında oturan, yüzü çizilmemiş bir adam.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu ben değilim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha bitmedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yüzü yok,” diye fısıldadı daha çok kendisiyle konuşuyormuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı kaldırıp ona baktım. “Yüzünü göstermedin,” diye fısıldadım sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sözlerim aramızda asma bir kilit gibi asılı kaldı. Ecevit’in gözleri bir anlığına karardı, sonra dizlerinin üzerine çöktü. Yüzü benimle aynı hizaya geldiğinde nefes almayı unuttum. Bir eli, otların üzerinde, çıplak dizimin hemen yanında duruyordu. Bana dokunmuyordu ama tenimin bütün dikkati o ele yönelmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yüzümü görmek istediğinden emin misin?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesi öylesine alçaktı ki ağacın yaprakları biraz daha sert hışırdasa onu duyamazdım. Fakat duydum. Üstelik yalnızca kulaklarımla değil, karnımın içinde, kaburgalarımın arasında, yıllardır kimsenin uğramadığı karanlık bir yerde duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarımı kaçırmadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görmek istemediğim şeyleri de çizebilirim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu cevap değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne güzel işte, desene senin sorularına benzemeye başlamış cevaplarım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarının kenarı belli belirsiz hareket etti fakat gülmedi. Bakışları yüzümden aşağı kaydı, burnumun ucunda, dudaklarımda, çenemin altında kısa ve yakıcı duraklamalar yaptı. Rüzgar saçlarımı yüzüme savurduğunda elini kaldırdı, bir an saç telini kulağımın arkasına itecek sandım. Ama eli havada durdu. Sonra parmaklarını yavaşça kapatıp elini geri çekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O küçücük vazgeçiş, bana dokunmasından daha çok şey yaptı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit ayağa kalkıp birkaç adım uzaklaştı. Sırtını bana dönerek kırın ilerisine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çizimini bitir,” dedi. “Ama eğer beni çizeceksen, yanıma kendini de eklemeyi unutma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesindeki bütün kapılar yeniden kapanmıştı ve söylediği şeyle baş başa kalmanın sancısıyla yutkunmuştum. Tablete baktım. Yüzü olmayan adam, ağacın gölgesinde oturuyordu. Onun yüzünü çizmek için artık daha çok şey biliyordum fakat elim eskisinden daha kararsızdı. Benim için birini çizmek, onun biçimini kopyalamak değildi, insan bazen karşısındaki yüzü kusursuzca resmederdi elbette ama içindeki tek bir karanlığa ulaşamazdı. Bazen de yalnızca omuzlarının duruşunu çizer, onun bütün geçmişini istemeden kağıda dökerdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kalemi yeniden ekrana değdirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu kez Ecevit’in yüzünü değil, ağacın altındaki gölgesini çizdim ve yanına kendi gölgemi ekledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gölgesi kendisinden daha uzundu, dalların arasından kırılarak düşen ışık, onu yer yer parçalıyor ama bütünüyle silemiyordu. Ne kadar zaman geçtiğini anlamadım. Güneş biraz daha yükselmiş, ağacın gölgesi yön değiştirmişti, Ecevit kırın içinde birkaç metre ileride durmuş, ellerini ceplerine sokmuştu. Uzakta, sarı otların arasında tek başına duran bedeni manzaraya aitmiş gibi görünüyordu. Sanki bu kırı, ağacı ve onu ayrı ayrı çizmek mümkün değildi. Biri eksik olduğunda diğerlerinin anlamı bozulacaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ecevit,” diye seslendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını çevirip bana baktı ama hiçbir şey söylemedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Orada kal.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarını çattı. “Neden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çünkü şu an güzelsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söz ağzımdan çıktıktan sonra ikimiz de hareketsiz kaldık. Ne ben geri alabildim ne o duymamış gibi yapabildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzündeki ifade yavaşça değişti. Şaşırmıştı. Belki de ona uzun zamandır kimse böyle bir kelime söylememişti. Erkeklere güçlü, cesur, korkunç, tehlikeli denirdi. Güzel kelimesiyse onlardan esirgenirdi, sanki güzellik yalnızca kırılgan şeylerin hakkıymış gibi. Oysa bazı erkekler bir yaraya benzerdi. Bakması acıtırdı ama insan yine de gözlerini çeviremezdi. Çeviremedim gözlerimi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit’in bakışları yüzüme saplandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman,” dedi, “bana tarçınlı kurabiye yapman gerek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Neredeyse gülecektim ama bunun yerine, “Buna sen karar veremezsin,” dedim. “İçimden gelirse yaparım zaten.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç gelmiyor mu içinden? Senin elinden bir şey yemeyeyim mi ben?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorduğu soru karşısında donup kaldım, gözlerim gözlerinde asılı kaldı ama dudaklarıma kelimeler uğramadı. Cevapsızlığım onda ne gibi bir etki yaratmıştı bilmiyordum ama sorduğu soru benim içimde bir şeyleri devirmişti muhakkak. Bir süre bana baktı. Ardından yüzünü tekrar kırın ilerisine çevirdi ama başını hafifçe eğdiğini gördüm. Gülümsüyor olabilirdi. Belki de yalnızca alacağı cevaptan kaçıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu çizmeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önce omuzlarını. Sonra rüzgârla hafifçe kıpırdayan tişörtünü, kollarındaki dövmeleri, ellerini sakladığı ceplerini… Yüzünü bütünüyle çizmedim. Yalnızca çenesinin keskin çizgisini ve yanağında güneşin bıraktığı ışığı ekledim. Resmin içine bakan herkes onu merak etmeli ama hiç kimse bütünüyle tanıyamamalıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Benden başka.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu düşüncenin içimde belirdiği anda kalemim durdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ne zamandan beri onu tanımak istiyordum? Bunu kendime sormaktan hoşlanmadım. Cevabı verecek kadar dürüst olmaktan ise daha az hoşlandım. Ecevit yanıma döndüğünde ekranı kapatmaya çalıştım ama benden hızlı davranarak eğilip bileğimi tuttu. Parmakları tenimin etrafına bütünüyle kapanmadı, sert değildi, canımı acıtmıyordu. Yine de dokunuşu bedenimde kilitli kalmış bütün sesleri aynı anda uyandırdı ve duymamı sağladı. Korkunç bir gürültüyle zihnime dolan seslerden mi korktum yoksa Ecevit’ten mi? Bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Göstersene,” dedi sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bitmedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Az önce bitiriyordun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ressama karışılmaz,” diye aptalca bir bahane sundum ortaya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayça.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adımı ağzından ilk kez böyle duyuyordum. Yalnızca Ayça. Sanki iki hecelik ismim onun sesinde başka bir şeye dönüşmüş, bana ait olmaktan çıkıp onun bildiği bir yere yerleşmişti. Bileğimi bırakmadı. Ladeslenmişim gibi hissederek ekranı ona çevirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uzun süre konuşmadan baktı. Gözleri önce ağacın dallarında, ardından kendi siluetinde dolaştı. Yüzündeki eksik çizgilere baktığında kaşlarının arasındaki kas gevşedi. Sonra resmin alt kısmına indirdiğim küçük ayrıntıyı fark etti. Ağacın köklerinin arasında, neredeyse görünmeyecek kadar küçük iki figür çizmiştim. Biri oturuyor, diğeri yanında diz çökmüş ona bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu ne?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben orada ne yapıyorum peki?” diye sorarken bir çocuk gibi ilgiyle bakıyordu gözleri.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana yüzünü gösterip göstermemeye karar veriyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını ekrandan kaldırdı. Bakışları benimkileri buldu. “Karar vermiş miyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Henüz değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmakları bileğimin üzerinde hafifçe hareket etti. Bu bir okşama değildi. Belki kendisi de hareket ettiğinin farkında değildi. Başparmağı nabzımın attığı yere denk gelmişti. Kalbimin ne kadar hızlı vurduğunu anlamaması mümkün değildi. Utandım ve utanmaktan nefret ettim, kalbimin böyle atmasından da nefret ettim. Basit bir denklem kurup durduramaz mıydım şu nabzımı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Resmi bitirdiğinde?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki o zaman yüzünü görürüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Rüzgar birden sertleşti, ağacın bütün yaprakları üstümüzde uğuldadı, kırdaki otlar aynı yöne yattı. Gökyüzünde güneşin önüne geçen bulut, bizi birkaç saniyeliğine gölgede bıraktı. Dünya renklerini kaybedip soluk bir resme dönüştüğünde Ecevit biraz daha yaklaştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya gördüğünü sevmezsen?” diye sordu, sanki bundan korkan daha çok kendisiymiş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bileğimi onun elinde hafifçe çevirdim, parmaklarımız neredeyse birbirine değecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben güzel şeyler çizmek için çizmeye başlamadım,” dedim. “Baktığım şeyin gerçeğini görmek için çizmeye başladım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duyduğu şeyin yarattığı bir huzur muydu yoksa tahribat mıydı? Gözlerinin içindeki perde ilk kez bütünüyle aralanmıştı. Uzun zamandır kimseye gösterilmemiş, gösterildiği takdirde sahibini küçük düşüreceğini sanan bir keder vardı orada. Fakat bunların arkasında, sanki bütün karanlığının ortasında yanlışlıkla hayatta kalmış küçücük bir çocuk da vardı. Ecevit elimi bıraktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayağa kalkıp ağacın gövdesine doğru yürüdü. Avucunu kabuğun üzerine koydu. Benim biraz önce dokunduğum yere mi, bilmiyordum. “Bu ağaca çocukken isim vermiştim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tabletimi dizlerimin üzerine bıraktım. “Neydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nefes.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümsedim. “Oldukça yaratıcıymışsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana yan yan baktı. “Sekiz yaşındaydım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sekiz yaşındaki Ecevit’i görmek isterdim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstemezdin,” derken dudaklarındaki gülümseme bir şeyleri ele verdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yine benim yerime karar veriyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzünü bana çevirmeden başını hafifçe eğdi. “Buraya geldiğimde,” dedi, “ağacın beni sakladığını düşünürdüm. Gövdesinin arkasına geçersem kimse beni bulamaz sanırdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesindeki donukluk, anlattığı şeyin çocukça masumiyetinden daha farklıydı. Sekiz yaşındaki bir çocuğun bulunmamayı istemesi için dünyanın ona ne yaptığını sormadım. İçimde yükselen bütün soruları sessizce boğdum. Ayağa kalktım, tabletimi kökün üzerine bırakıp yanına yürüdüm. Ağacın gövdesi ikimizin önünde bir duvar gibi yükseliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peki bulurlar mıydı?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uzun süre cevap vermedi, sonunda konuştuğundaysa keşke o cevabı duymasaydım diye düşündüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her zaman.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi gövdenin üzerine, onunkinin birkaç santim yanına koydum. Parmaklarımız değmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi bulamazlar,” dedim bir cesaret.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını bana çevirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Niye?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağacın gölgesinin içinde duruyor, kırın tamamından saklanıyorduk. Rüzgâr saçlarımı yüzümden çekiyor, güneş dalların arasından parçalanarak ikimizin ellerinin üzerine düşüyordu. Ecevit’in yüzü hâlâ bana bütünüyle açık değildi. Belki uzun zaman da olmayacaktı. Ama bazı insanlar kapılarını açmazdı; yalnızca yanında durmanıza izin verirlerdi. Bazen bu, içeri girmekten daha değerliydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çünkü bu kez yalnız değilsin,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri önce yüzümde, sonra ağacın üzerindeki elime indi, parmaklarını yavaşça yana kaydırdı ve serçe parmağı benimkine değdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yalnızca küçücük bir temas.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Fakat o anda ağacın bin yıllık kökleri toprağın altında yerinden oynamış gibi hissettim. Kır, rüzgar, gökyüzü ve bütün dünya bir anlığına sustu. İçimde seken o tuhaf dürtü bu kez kendini saklamadı. Kaburgalarımın arasından geçip boğazıma kadar yükseldi. Ecevit parmağını çekmedi. Ben de elimi kaçırmadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımızın üzerinde kadim ağacın dalları birbirine sürtünürken çıkardığı ses, uzaktan gelen bir alkışı andırıyordu. Belki de ağaç bizi tanımıyordu. Belki bin yıl boyunca gölgesinde birbirine yaklaşan binlerce insan görmüştü ve bizim hikayemiz onun için yapraklarından birinin düşüşü kadar önemsizdi. Yine de o sabah, koca kırın ortasında yalnızca ikimize gölge veriyormuş gibi geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şeyi anladım o anda. Ecevit bana ağacı göstermemişti. Kendisini sakladığı yeri göstermişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yarın sana tarçınlı kurabiye yapacağım,” dedim ve gözleri gözlerimde saplı kaldı. “Ayrıca Gurur denen elektrik direğine de portakallı tart yapmaya karar verdim.” Gözlerimi ağaca çevirip gülümsedim. “Barış ilanı olarak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit’in içten bir kıkırtı çıkardığını ilk kez, o zaman duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
☀️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ÖZEL SAHNE 2
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ZELİHA ÖZDAĞ ÇALIKLI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsan hamileyken canının ekşi erik, çilek, turşu ya da gecenin üçünde bulunması imkansız bir tatlı isteyeceğini düşünürdü. Ben de öyle düşünmüştüm. Hatta hamile olduğumu öğrendiğim zamanlarda Gurur’un başının etini yiyip yaz ortasında kestane, kışın ortasında karpuz bulduracağımı, sonra da sırf beni delice sevdiğini kanıtlaması için başka bir şehirden belli bir yemeği getirmesini isteyeceğimi hayal etmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunların hiçbiri olmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben duvar aşerdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üstelik herhangi bir duvarı değil.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yatak odamızdaki, pencerenin sağ yanında kalan, açık krem rengine boyanmış duvarı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk başta bunun bir istek olduğunu anlamamıştım, sabahları uyandığımda gözüm oraya kayıyor, duvarın köşesindeki hafif kabarmış boyaya uzun uzun bakıyordum. O kabarıklık, her geçen gün daha dikkat çekici görünmeye başlamıştı. Sanki duvarın üzerinde küçük bir kabuk oluşmuş, altından başka bir şey doğmaya hazırlanıyordu. Gurur odada olmadığında elim istemsizce oraya gidiyor, tırnağımın ucuyla boyayı hafifçe yokluyordum. Deliriyordum. DELİRİYORDUM.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsan genelde yaptığı bir şeyin saçma olduğunu, tam da onu yaparken anlardı ya hani... Ben de boyadan ilk parçayı kopardığımda anlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucumda duran küçücük, ince parçaya baktım, tebeşir gibi solgun, bir tarafı pütürlü, diğer tarafı düzdü. Onu ağzıma atmak gibi korkunç bir düşünce zihnimden geçtiğinde kendi kendime, “Sakın,” dedim. “Dellendin mi deli yörük? Sakın!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre elimde tuttum, sonra kokladım, bir şey kokmuyordu. Parçayı tekrar duvara yapıştırmayı denedim ama yapışmadı tabii. Avucumda sessizce durmaya devam etti. Günaha davet. Bana meydan okuyor gibiydi. Sanki bu odada asıl iradesiz olanın ben olduğumu biliyor, bunu yüzüme vurmak için küçücük beyaz bedeniyle bekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yemeyeceğim seni,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duvar parçası cevap vermedi. Vermesindi zaten, o kadar da delirmemiştim henüz. Bu sessizliği kabul olarak değerlendirdim ve parçayı dilimin üzerine koydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk hissettiğim şey dilimi kurutan yoğun bir tozdu, dişimin arasına geldiğinde hemen dağıldı. Bir tadı yoktu ya da vardı da ben onu tarif edemiyordum. Tebeşir, toprak ve çocukken okul sıralarının kenarından kazıdığımız eski boya parçalarının hatırasını bir araya getiren bir şeydi. Yutmamam gerektiğini biliyordum. Yuttum. Sonra duvara baktım. Duvar da bana baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kadar,” dedim kesin bir sesle. “Bir daha yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaklaşık üç dakika sonra aynı yerden biraz daha boya kopardım, ikinci parça ilkinden daha büyüktü. “Şebnem anne kadın seninle biraz fazla alay geçtik galiba,” dedim ağlak bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu defa çiğnemedim ve dilimin üzerinde eritmeye çalıştım. İnsanlık tarihinin geldiği noktayı düşündüğümde utanmam gerekiyordu, insanlar uzaya çıkıyor, bazıları hastalıklara çare buluyor, bazıları devlet yönetiyordu. Ben duvar yiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir parça daha kopardığımda kapının açıldığını duymamıştım, Gurur’un odaya ne zaman girdiğini, kapının önünde kaç saniye durup beni izlediğini de bilmiyordum. Büyük bir dikkatle tırnağımı boyanın altına geçirip yeni bir parça çıkarmaya çalışırken arkamdan gelen sesi duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yapıyorsun kız sen orada deli?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öyle bir irkildim ki elimdeki parça yere düştü. Hızla ona doğru dönerken nasıl bir açıklama yapmam gerektiğini bilmiyordum. Gurur kapının önünde durmuş, bir elinde telefonunu tutuyor, diğerini kapı koluna dayamıştı. Yüzünde önce anlayamadığım bir ifade vardı, kaşları çatılmış ama dudakları kıpırdamıyordu. Gözleri önce bana, sonra duvardaki açılmış küçük yere, ardından dudaklarımın kenarında kalmış beyaz toza kaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiçbir şey,” dedim hızlıca.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un bakışları yüzümde durdu. “Dudağında duvar kırıntısı var, Zelya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi hızla ağzıma götürüp sildim. “Nerede?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Az önce yedin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yemedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gördüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görmedin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız duvar yedin,” dedi dehşetle bana bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesindeki şaşkınlık bana kendi ismimle suçüstü yakalanmış bir suçlu gibi hissettirdi. Yere düşen parçayı ayağımla halının altına itmeye çalıştım. Gurur’un gözleri hareketimi takip etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Görüyorum ulan gözümün önünde delil karartmaya çalışıyorsun,” dedi hayret içerisinde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı yavaşça kaldırıp, “Ne zamandır oradasın?” diye sordum ağlamaya çok yakın bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülmekle sorgulamak arasında bir ifade takınırken, “Yeterince uzun zamandır,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yeterince uzun ne demek?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duvarla konuştuğunu duydum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi kapatıp yüzümü ellerimin arasına aldım. “Allah’ım, canımı al!” diye dramatik bir şekilde bağırmaya başladım. Gurur’un birkaç saniye süren sessizliği, burnundan tuhaf bir ses çıkarmasıyla bozuldu ve ellerimin yarattığı parmaklıklar arasından ona utanarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmış, omuzları hafifçe sarsılıyordu. Gözlerini benden kaçırıp tavana baktı, fakat artık çok geçti. Yüzündeki bütün ciddiyet parçalanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gülme,” dedim tehditkâr bir sesle. “Gülme dana, ne olursun gülme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur başını iki yana salladı. “Gülmüyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gülüyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Omuzların oynuyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üşüdüm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hava otuz derece.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu kez dayanamadı domuzcuk. Başını geriye atıp öyle yüksek sesle güldü ki, odanın içindeki bütün utancım duvarlardan sekerek tekrar üzerime döndü. Gurur gülerken gözlerini kapatıyor, bir eliyle karnını tutuyor, diğerini yatağın kenarına dayıyordu. Onu uzun zamandır bu kadar içten gülerken görmemiştim. Gülüşü odanın içini doldurmuş, duvarın üzerindeki eksik parçayı bile önemsizleştirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yine de sinirlenmem gerekiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok komik,” dedim. “Karın karnında bebenle zehirleniyor, sen gülüyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un gülüşü aniden kesildi, yüzüme şok edici bir dikkatle baktı. “Ne zehirlenmesi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duvar yedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, onu fark ettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Boya zehirli olabilir,” dediğimde yüzündeki eğlence bir anda silindi. Telefonunu yatağın üzerine bırakıp hızla yanıma geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne kadar yedin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmiyorum,” dedim çirkin bir ağlama ifadesi ve tuhaf çıkan sesimle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl bilmiyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağzım daha da açıldı, o çirkin ağlamaya aldırış etmemesinden midir bilinmez şimdi daha çirkin ağlıyordum. “Saymadım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yavrum, ne kadar yedin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesindeki panik beni de paniğe sürükledi. Az önce yalnızca utandığım şeyi şimdi hayatımı tehdit eden büyük bir felaket gibi görmeye başladım, karnımı tutup duvara baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üç parça olabilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne kadar büyüktü?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“El kadar değildi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“El kadar mı olacaktı zaten lan deli?” diye bağırdı Gurur şok içinde, bir an bu haline gülmek istesem de çenem gitgide aşağı doğru ayrılıyor, dişlerimi göstererek daha çok ağlıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmiyom diyom bağırma bana!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur iki eliyle yüzümü tuttu. Gözlerime, ağzıma, sonra tekrar gözlerime baktı. Sanki zehirlenme belirtileri alnımda yazacakmış gibi beni inceliyordu. Bir an ağlamayı bırakıp ona bön bön baktım. Ciddiyetle beni incelemesi o kadar komik geldi ki, altıma işemeyeceğimi bilsem gülmeye başlardım ama çişim vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başın dönüyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim sabit bir ifadeyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Miden bulanıyor mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an biraz bulanıyor olabilir galiba ya emin değilim,” dediğimde duraksadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Az önce bulanmıyor muydu? Kusma isteğinden mi bulanıyor? Anlamaya çalışıyorum, yardımcı ol,” dedi ciddiyetle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen zehir dedin, ondan bulandı.” Bir kez daha ağzımı açıp garip bir uğultu çıkararak ağlamaya başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zehri sen dedin lan deli yörük!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben dedim değil mi? Doğru,” diyerek bir kez daha susup ona baktım. Elini alnına götürürken, “Ya zehirlendiğin falan yok, benim de kafamı karıştırdın. Zehirlense zamanında anam zehirlenirdi,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız zehirlenmiş işte kadın, baksana sana, toksik adam, zehir olarak doğmuşsun resmen,” diyerek çenemi titrettim. “Resmen zehirleniyorum ve senin tarafından umursanmıyorum şu an. Ayrıca bana deli yörük diye bağırdın az önce. Galiba boşanıyoruz Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duvar yediğini tüm tesise anlatmamı istemiyorsan bir de boşanmaktan falan bahsetme bana. Kul kınadığını yaşamadan nasıl da ölmüyormuş ya. Duvar dedin bana, evin duvarını oyup yedin. Allah’tır bu. Büyük Allah’ımın işi işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya Allah’ı karıştırma bari çarpılacaksın ha,” diyerek yatağın kenarına oturup tırnaklarımın içine dolan duvar kırıntılarına baktım. “Deli yörük dedin bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen kendine deli yörük diyordun, ondan dedim ben de.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben kendime kendimi hiç sevmiyorum desem, sen bana seni hiç sevmiyorum mu diyeceksin Gurur? Papağana benzeyen tek şey saçların sanıyordum. Hayırdır ya?” Bir kez daha çenemi aşağı indirip ağzımı büyükçe açtım ve kendimi bile rahatsız eden o ağlama sesi kulaklarıma doldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zerda, çok çirkin ağlıyorsun şu an yapma şunu,” dedi gülerek dizinin üzerine çöküp elini elimin üzerine koyarken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çirkin mi ağlıyom?” diye sorarken gözyaşlarımın oktavı biraz daha yükseldi. Gurur, ciddi olduğumu fark etmiş olacak ki avuçlarını yanaklarıma bastırıp kafamı kaldırarak, “Şaka yaptım, ağlama, ne olursun,” dedi ne yapacağını bilemiyormuş gibi. “Dayanamadım ağlamana, ondan hep.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalancı köpek seni ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yaparsam keyfin yerine gelir?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalan demiyom bile diyemedin, Allah seni çarpar diye nasıl korktun ama. Git hadi, ben çirkin çirkin ağlayıp zehirleneceğim burada. Kaybol.” Elini itmeye çalışmamla, elimi sıkıca kavrayıp beni durdurması bir oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öleyim yoluna, şaka yaptım, keyiflen diye.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çirkin diyerek mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok güzelsin,” diye fısıldadı başparmağıyla yanağımı hafifçe okşarken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalan demiyon değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Demiyom,” dedi bir Muğlalı gibi. Dudaklarını alnıma bastırdı sonra ve beni kollarının arasına çekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman puantiyeli elbiseyi giymeye ne dersin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Giyeyim,” diyerek dudaklarını çeneme sürtüp aşağı indirdi ve tişörtüm yukarı sıyrıldığı için açık kalan belirgin karnımı öptü. Alnını karnıma bastırdı ve “Sizin için yaşamayı göze almışım, puantiyeli elbise giymişim çok mu?” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İşte tam o an, Göktuğ Efe’nin ilk tekmesini karnımın derisini gererek babasının alnına attığı ilk andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un kafasını kaldırdığını hatırlıyorum. Ela gözlerinde yeşil hareler ve biraz da gözyaşları vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
☀️
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Pimi çektim, bekliyoruz :d
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yarın Zafer Örge’nin hikayesinde görüşürüz (:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
SEVİLİYORSUNUZ!
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...