18

KARANLIKTA DÖNEN ATLI KARINCA

02.05.2026

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

5. KİTAP - ZİNCİR

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 GİRİŞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Giriş Şarkısı: Cumaovası Yörük Ali Zeybeği

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzünden, çok yükseklerden bakıldığında, kışla bir kılıç gibi duruyordu yeryüzünde; ucu kuzeye dönük, keskin ve kararlı, kabzası ovaya gömülü. Aralık ayının gri bulutları ağır bir kefen gibi serilmişti Manisa ovasına. Rüzgâr, ulu çamların arasından geçerken eski bir ilahi gibi inliyor, dalları kırbaçlıyordu. Aşağıda, insanlık tarihinin en eski ayinlerinden biri tekrarlanmak üzereydi: Bir ulusun evlatları, ölümü kucaklamaya ant içiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yedi yüz elli sekiz beden, tek bir ruh hâline gelmişti. Botlarının çamuru aynı karanlık toprağa aitti, nefesleri aynı buğuyla yükseliyordu göğe. Dualar gibi, duman gibi. Onlar artık birey değildi. Onlar, binlerce yıllık bir zincirin yeni halkalarıydı. Çanakkale’de donanlar, Sakarya’da yatanlar, Kore’de kar altında kalanlar, Kıbrıs’ta denize dökülenler... Hepsi bu genç omuzlarda yeniden diriliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tribünlerdeki kalabalık, karanlık bir deniz gibi dalgalanıyordu. Annelerin gözyaşları inci taneleri gibi parıldıyordu soğuk ışıkta. Babaların çeneleri kilitli, yumrukları sıkılıydı, içlerinde fırtınalar kopuyordu ama dışarıya tek bir çıtırtı sızmıyordu. Genç kızların ellerinde pankartlar titriyordu, aşk, gurur ve korku birbirine karışmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bayrak kıtası girdi alana. Kırmızı sancak, rüzgârda bir ejderha gibi kıvrıldı ve dimdik yükseldi. O an zaman durdu. İstiklal Marşı yükselirken gökyüzü bile sustu. Ses, yedi yüz elli sekiz göğüsten kopup geldi; taş gibi, çelik gibi, tunç gibi. Her hece, bir kurşun gibi çakılıyordu havaya:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkma...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dağlarda yankılandı. Bulutlar yarıldı sanki. Gökyüzünden bakan biri, o sesin ruhları titrettiğini görebilirdi. Şehitlerin kutsal kemikleri kıpırdıyordu toprağın altında.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemin vakti geldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı, kürsüde bir heykel gibi duruyordu. Sesi gök gürültüsü gibi indi meydana:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“And içmeye hazır mısınız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve cevap, bir kılıç gibi keskin, bir dua gibi kutsal yükseldi:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“AND İÇERİZ!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kur’an-ı Kerim’e dokunan eller, titremiyordu artık. Soğuk geçmişti. Korku geçmişti. Geriye sadece bir şey kalmıştı: Kutsal bir teslimiyet.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemin metni okunurken, her kelime bir çekiç gibi indi genç yüreklerin üzerine.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“...vatanımı, bayrağımı, milletimi canımdan aziz bileceğim...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzünden bakan biri, o anda bir mucizeye şahit olurdu. Yüzlerce genç adam, aynı anda eski benlerini öldürüyor, yeni bir varlık doğuruyordu. Gözlerinde ne korku vardı ne tereddüt. Sadece çelikten, tunçtan, şafak vakti dalgalanan al bayraktan bir kararlılık. Sadece sonsuz bir sadakat.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemin bittiğinde meydana derin bir sessizlik çöktü. Öyle bir sessizlik ki, iğne düşse duyulurdu. Öyle bir sessizlik ki, melekler bile nefeslerini tutmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra komutan haykırdı:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şehit niyetine... Dikkat!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve o ses, gökyüzünü delip geçti:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Huuuuuu!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dağlar titredi. Toprak inledi. Gökyüzündeki bulutlar dağıldı bir an, güneş meydana indi. O anlık ışıkta, yedi yüz elli sekiz yeni asker, tunç heykeller gibi parıldıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onlar artık ölümsüzdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onlar, Türk’tü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onlar, bayrağın kendisinin yürüyen hâliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve gökyüzü, sessizce selam durdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzü hâlâ o ağır, kurşuni örtüsünü kaldırmamıştı meydandan. Yemin yeni bitmiş, “Huuuu!” sesi dağların derinliklerinde kaybolmuştu. Sessizlik bir kılıç kadar keskindi ve hâlâ havada asılı duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saflar yavaşça dağılıyordu. Bot sesleri çamurda hafif bir ritim tutturmuştu. Ne aceleciydiler, ne gevşektiler. Her adım, yeni bir hayatın ilk adımıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O sırada Binbaşı Erol Kaplan kürsüden inmiş, safların arasından ağır ağır yürüyordu. Gözleri her askerin yüzünde bir an duruyor, sanki ruhunu tartıyordu. O adım attıkça genç bedenler istemsizce geriliyordu. O, bu kışlanın yaşayan efsanesiydi; Çukurca’da yaralanmış, Güneydoğu’da destan yazmış, sesi hâlâ dağlarda yankılanan bir adamdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden durdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karşısında, üçüncü sıranın en ucunda, uzun boylu, omuzları geniş ama henüz tam dolmamış bir delikanlı vardı. Gözleri çelik elası, çenesi yeni tıraşlı, dudakları dolgun bir çizgi gibi sıkılı. Bir ben, dudağının tam kenarında. Alnında ter yoktu. Sadece dimdik bir duruş vardı delikanlıda. Binbaşı, bir adım daha yaklaştı. Sesini alçalttı ama o alçak ses yine de etrafındaki herkesi susturdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Delikanlı gözlerini kırpmadan, net bir sesle cevap verdi:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Er Göktuğ Efe Çalıklı, komutanım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı Erol Kaplan, Göktuğ Efe’nin omzundaki elini çektiğinde, delikanlı hâlâ dimdik duruyordu. Saflar tamamen dağılmadan önce Binbaşı bir adım geri çekildi, gözlerini kısarak yeniden baktı gence.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey yakalamıştı bakışlarında. Tanıdık bir şey.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çalıklı...” dedi yavaşça, kendi kendine gibi. “Gurur Mert Çalıklı’nın oğlu musun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göktuğ Efe’nin çenesi hafifçe kımıldadı, ilk kez bir anlık tereddüt geçti yüzünden ama hemen toparlandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, komutanım. Babam Binbaşı Gurur Mert Çalıklı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı’nın yüzünde o nadir tebessüm yeniden belirdi, bu sefer daha derin, daha eski bir yerden gelen, anılarla yüklü bir gülümsemeydi. Gözleri uzaklara daldı bir an, sanki yılların ötesine, Isparta’ya, tozlu bir dağ tesisine, gece nöbetlerine, ortak bir sigara izmaritine bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vay be,” diye mırıldandı usulca. “Demek sen o ufaklıksın. En son gördüğümde daha bıyığın terlememişti. Tanırım babanı. Isparta’da tesiste günlerimiz geçti. Cudi Dağı’nda, o lanet operasyonda bir aradaydık.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sesinde hem gurur vardı hem eski bir yas. Elini yeniden Göktuğ Efe’nin omzuna koydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babanın selamı var mıydı bana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göktuğ Efe başını hafifçe eğdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Var, komutanım. O adamın önünde eğilme ama saygını da eksik etme, dedi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı güldü. Kısa, boğuk bir kahkahaydı bu. Soğuk havada buğu olup uçtu gitti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tipik Gurur... Hâlâ aynı herif. Emekli olmadı mı hâlâ o yaşlı baban? Burada mı şu an?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burada, komutanım. Hayır, komutanım, hâlâ görevde. Ama yaş haddi yaklaşıyor, dedi yakın zamanda bir konuşmamızda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı başını salladı yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O adamı emekliye ayırmak için tank lazım. Gurur Mert Çalıklı bu orduyu sırtında taşır.” Gözleri Gurur’u aradı. Sonra gözlerini Göktuğ Efe’nin gözlerine yeniden kilitledi. Sanki babasının ruhunu arıyordu oğlunda. “Peki ya sen, evlat? Baban gibi misin? Aynı ateş var mı içinde?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göktuğ Efe’nin sesi çelik gibi çıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kan, bu kandır komutanım!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı bir an sustu. Sonra sağ elini kaldırdı, yavaşça Göktuğ Efe’nin alnına dokundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur da bugün denk gelemezsek onunla, Gurur’a selam söyle benden. Söyle, ‘Oğlunu gördüm. Gözü kara, yüreği temiz. Bizim yolumuzu sürdürecek, geleceğin yaşayan efsanesi olacak,’ dedi de.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göktuğ Efe, ilk kez gözlerini kırptı. Boğazı düğümlendi ama sesi hâlâ netti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Emredersiniz, komutanım!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini delikanlıdan çekmeden, “Zincir’in oğlu, annen yörüktü, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, komutanım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zincir’in oğlu Mengi’sin bundan böyle öyleyse.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Delikanlı manasını bilmediği kelime karşısında uzun uzun komutanının gözlerinin içine baktı. “Ege ve Toros Türkmenlerinin halk oyunudur, aynı zamanda Türk edebiyatımızda da manası sonsuzluk, ebediyet demektir. Mengü’nün Oğuzca söyleniş biçimidir. Öncesizdir. Sen Zincir’in oğlu Mengi’sin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binbaşı uzaklaşırken gökyüzü yeniden yarıldı, güneş tam Göktuğ Efe’nin yüzüne vurdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Artık sadece bir er değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir mirasın taşıyıcısıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çalıklı soyunun yeni halkasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öncesizdi, ebediydi, sonsuzdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve bu kışla, babasının ayak izleriyle doluydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

🎠

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bölüm Şarkıları: Serdar Ortaç, En Büyük Aşkım

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ali Beykant, Anla Beni Kadın

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sezen Aksu, Firuze

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Grouper, Poison Tree

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

VANES, Kiss Me Slow 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Jiinzo, You Belong To Me

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Anathema, Suicide Veil

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

48. KARANLIKTA DÖNEN ATLI KARINCA

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İnsanın yüreğine çöken büyük acılar, aslında kaderin görünmez elleriyle tutulmuş bir terazidir; orada ruh terazinin bir kefesine konur, dengeyi bulabilmek için kendi ağırlığını, sabrını, dayanıklılığını sınar ve sonunda ya parçalanarak dağılır ya da ateşte dövülmüş bir çelik gibi yeniden şekillenip daha sağlam bir hâle gelir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ya dağılıp parçalanacaktım ya da şekillenip en sağlam şeklimi alacaktım. Bir yanım, en sağlam şeklimi aldığımı söylüyordu söylemesine ama diğer bir yanım vardı ki, o hâlâ parçalanabilecek bir şeylerin olduğuna beni inandırıp o küçük huzursuzluğu içimde gölge gibi büyütüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un değil, Zincir’in bakışları yüzüme dokunduğunda, o terazinin kefesine yeni bir şeyin yerleştirildiğini hissederek bocaladım. Kâğıdı zarfın içine geri koydu, ardından hiç beklemeden arabaya binip zarfı arabanın arka koltuğuna attı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yazıyor o kâğıtta?” diye sordum sırtımı koltuğa daha sert bastırarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur cevap vermeden emniyet kemerini bağladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yazıyordu o kâğıtta Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizliği devam etti, o sessizliği bozan arabanın motoru çalışırken çıkan kükremeydi. Tam arkaya doğru uzanacaktım ki “Simge’yi ara,” dedi ve bakışlarım omzumun üzerinden ona çevrildi. Kaşlarım anında çatıldı ve kalp atışlarım hızlanmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey oldu,” dedim. “Ne oldu, söyle bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge’yi ara ve planda bir değişiklik olduğunu, bize katılmalarını istediğini söyle,” dedi tekrardan, daha sonra direksiyonu yavaşça çevirerek arabayı park ettiği alandan çıkarmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizle gelmelerini istemiyor muydun? Gelsinler. Ara.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalnız kalmaktan vazgeçtin,” dedim sessizce, gözlerim tekrar arka koltuğa savrulan zarfa kaydı. Tam zarfı alacaktım ki, “Zeliha, Simge’yi ara,” dedi sadece. “Konuşacağız ama önce Simge’yi ara.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni erteleyip durma,” dedim sertçe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aramıyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zarfın içindeki kâğıtta bir şey yazıyor ve bunun neyle ilgili olduğunu söylemeyeceksen alıp okuyan ben olacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi değil yavrum.” Omzunun üstünden bana baktı. “Rica ediyorum, söylediğimi yapar mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinin içine o kadar uzun süre baktım ki sonunda telefonunu çıkarıp arabaya bağladı ve birini aradı. Gözlerimi gösterge ekranına çevirdiğimde aradığı kişinin Devran olduğunu fak ettim. Telefon çalmaya devam ederken, “Benden bir şeyleri saklamayı kes!” diye patladım. “Bunu yapamazsın!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, “Kardeşim?” diyerek telefonu açınca sesi arabanın içine tamamen dağıldı. Dişlerimi sıkarak gözlerimi Gurur’dan ayırmadan neler olduğunu anlamaya çalıştım ama kafamın içi bomboş kalmış gibi hissediyordum. O muydu? O adamdan bir not muydu? Nasıl mümkün olabilirdi ki? Bizi izliyor muydu? Buraya kadar gelmiş, bize yaklaşmış, biz içerideyken arabaya bir zarf bırakacak kadar gözü mü dönmüştü? Kulaklarım uğuldamaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Devran, planda değişiklik yaptık. Zeliha sizin de bize katılmanızı istiyor,” dedi Gurur tekdüze bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran bir an duraksadı, onu göremesem de duraksadığını hissettim. “Sorun ne?” diye sordu sonunda konuşabildiğinde. “Doktorda mı bir sorun çıktı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedi Gurur. “Çok iyiyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman bu nereden çıktı Zincir?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha sizi de istiyordu aslında, onu kırmak istemedim,” dedi Gurur gözlerini yoldan ayırmadan. “Gökova’da buluşalım mı? Siz toparlanıp çıkana kadar biz anca gelmiş oluruz zaten o tarafa.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsanları panikletmeden nasıl çıkacağız kardeşim?” Devran bu sorudan sonra bir süre sustu, ardından boğazını temizledi. “Gurur, bir şey mi oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor randevusunun müthiş geçtiğini söyle, kutlama yapacağımızı ilet ve Zeliha’nın sizi de yanında istediğini söyle insanlara,” dedi Gurur sakince. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam,” dedi Devran mesajı almış gibi. Arama sonlandığı anda, “Neler oluyor?” diye sordum kaskatı bir çeneyle. “Daha fazla erteleme. Bunu benim iyiliğim için yapıyorsun biliyorum ama durum buyken iyi hissetmiyorum, hatta çok daha kötü hissediyorum.” Tekrar ona baktım. “Söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur gözlerini yumup derin bir nefes alırken, “Özür dilerim,” diye fısıldadı. Ardından tekrar gözlerini açıp bakışlarını yoldan ayırmadan, “Sana söyleyeceğim bir şey vardı, söz vermiştim, hatırlıyor musun?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O herifi araştırırken bir şey öğrendim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırtımı dikleştirdim, ondan bahsetmek bile damarlarımdaki kanın uğuldamaya başlamasına neden olmuştu. “Ne öğrendin?” diye sorarken sesim kendime yabancı geldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur direksiyonu daha sıkı kavradı. Kararsızlığını, kafasının içindeki çatışmayı, saklamaya çalışıp başaramadığı belki başardığı ama onu tanıdığım için doğrudan gördüğüm her şeyi hissettim. “Babamın bir oğlu daha varmış,” dediği anda güneşin yüzüme vuran ışığına rağmen bir gölgenin içine girmişiz ve başımızın üzerinde bir şimşek patlamış gibi hissettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Efendim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi, “duydukların doğru. Bir Çalıklı daha var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu nasıl öğrendin? O adamı araştırırken nasıl öğrenebilirsin ki?” Kalbimin atışları ağırlaştı ama kanım hâlâ damarlarımın içinde savruluyormuş gibi hissediyordum. Bir anda gözlerim iri iri açıldı. “Yoksa o da…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedi sertçe, ardından, “bilmiyorum,” diye devam etti. “Bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başka bir kadından,” dediğimde, “Evet,” dedi, “dahası onunla ilgili tek bir kayıt dahi bulamadım. Emsal’in bir çocuğu daha olsaydı bunu görürdüm. Sistemde benden, Eylül’den ve Cesur’dan başka bir çocuğu yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerimi dizlerimin üzerine koyup avuç içlerime bakarken, “Zarfın içindeki kâğıtta yazan bununla ilgili miydi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Al zarfı, bak,” dedi sessizce. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kabullenişi kalbime ok gibi girdi. Yavaşça arkaya doğru uzanıp koltuğun üzerindeki zarfı aldığımda ellerimin titrediğini fark ettim ve bunu ondan gizlemeye çalıştım. Önüme dönüp zarfı dizlerimin üzerine bırakarak omzumun üstünden ona baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayatta mıymış?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle görünüyor, tabii biri benimle oyun oynamıyorsa,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zarfı yavaşça açtım, kâğıdı zarftan çıkarırken yüzümdeki ifade nasıldı bilmiyordum, sanırım bilmek de istemiyordum. Gurur’un özensizce dörde katladığı kağıdı açtım. Bilgisayarla yazıldığı belli olan yazıya baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babamızın aksine, sen iyi bir baba olacaksın değil mi kardeşim?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümdeki kan çekildi. “Yazısını analiz ettirmemi istemiyor olmalı, bilgisayarla yazdırmış,” dedi Gurur. “Yani ortada bulunmak isteyen bir abi var ya da bu abinin varlığını silah olarak kullanmaya çalışarak kafa karıştırmayı amaçlayan bir başkası var.” Bahsettiği ikinci ihtimaldeki o kişinin kim olduğunu tahmin edebiliyordum ama yorum yapmadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi bir niyeti olsaydı bu zarfı öylece arabanın önüne bırakıp gitmezdi,” dedim, “yazısını analiz ettirmenden çekinmezdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi sadece. “Çevredeki güvenlik kameralarına baktırılmasını isteyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yazısını analiz ettireceğini hesaba katan biri, bunu da hesaba katmıştır Gurur,” dedim kupkuru bir ağızla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine de her ihtimali düşünüp, her ihtimali değerlendireceğim.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Parmak izi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu da düşündüm ama eldiven takmıştır ya da bir başkasına bıraktırmıştır,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine de her ihtimali düşünüp, her ihtimali değerlendireceksin,” diyerek onu taklit ettiğimde tek yaptığı başını sallamak oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bunu benden gizlediği için ona kızamadım, neden gizlediğini biliyordum ama yine de içimde büyümeye başlayan gölgeyi durduramamıştı. En başında bilseydim ne değişirdi? Hiçbir şey. Benden sakladığı başka şeyler var mıydı? Bilmiyordum. Buna inanmak istemiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un telefonu hâlâ arabaya bağlı olduğu için telefon çalarken melodi arabanın içinde büyük bir yankı uyandırdı. Gurur ekrana baktı, arayan kişi babamdı. “Ona ne söyleyeceksin?” diye sorsam da buna cevap vermek yerine aramayı yanıtladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur,” dedi babam, “ne oluyor oğlum? İyi misiniz? Her şey yolunda mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur omzunun üzerinden bana bakarken kararı bana bırakmış gibiydi. Derin bir nefes alarak, “Baba,” dedim, sesimi neşeli tutmaya çalışmıştım ve işe yarayacağına emindim. “Doktor şu an bir düşük riski olmadığını söyledi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir patırtı duyuldu, babam, “Yemin et len!” diye bağırdığında, gülerek, “Yemin ederim,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocukları ondan mı alelacele çağırdınız? Ödümüz koptu bizim burada!” diye bağırıyordu babam, arkadan annemin ve Şebnem annenin de sesleri yükselmeye başlamıştı. Neler olduğunu sorup duruyorlardı. Babam, “Risk yokmuş, şu an her şey yolundaymış,” dedi hızlı hızlı. Arkada kıyamet gibi kopan gürültüyü duysam da buna tepki veremedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem, “Bebek de sen de iyi misiniz?” diye sordu heyecanla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet anne, iyiymişiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şükürler olsun Allah’ıma!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkada yükselen sesleri dinlerken Gurur’a bakmaya devam ettim. Sessizdi, düşüncelere kapılmış bir hâli vardı. Annem, “O zaman kutlayın tabii, hazırlanıyor sizinkiler. Dikkat edin kendinize anneciğim,” dediğinde sanki beni görebilirmiş gibi yavaşça başımı salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz de kendinize iyi bakın anne, ararız yine.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu kapandığında derin bir nefes aldım. Gurur’un bakışları omzunun üstünden bana çevrildi. “Günümüzün mahvolmasını istemiyorum,” dedi, “bunu sana daha önce söylemediğim için özür dilerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Özür dilemene gerek yok. Neden söylemediğini biliyorum,” dedim anlayışla. Bakışlarım ona döndü, bir yola bir bana bakıyordu. Gerçekten kızmadığımı fark ettiğinde bir nebze olsun rahatladığını fark ettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi ne olacak peki?” diye sordum. “Onu bulmaya çalışacak mısın? Görünen o ki o senin aksine, senin varlığından haberdar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bir oyun da olabilir. Onu öğrendiğimi fark ettiyseler beni yanlış yönlendirmek için bu yola da başvuruyor olabilirler. Her şeyi düşünmek gerek,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şebnem annenin bu diğer Çalıklı’dan haberi var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, yok,” dedi Gurur.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı sallayarak gözlerimi ellerime indirdim. “Peki o adamla ilgili bir gelişme var mı?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hepimiz çalışıyoruz,” diye cevapladı ama beklediğim bu cevap değildi. Net bir cevap alamadığım için kaşlarım çatılsa da detayları bilmek istediğimden emin değildim. “Bu süreçte seninle yalnız kalmak isterdim ama senin için kalabalık ortamın hem daha eğlenceli olacağını düşünüyorum hem de…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha güvenli olacağını düşünüyorsun,” diye tamamladım cümlesini. Gözlerinin tekrar bana çevrildiğini hissedince dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Sorun değil. Etrafımız kalabalık olursa sadece ben değil, sen de güvende olacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir müddet sustu, daha sonra bir şey söyleyecek gibi oldu ama doğru kelimeyi bulamamış olacak ki tekrar dudaklarını birbirine bastırarak gözlerini önüne çevirdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fethiye’ye gideriz, sonra Göcek’e, hatta bir sürü yer var aklımda,” dedim derin bir nefes alarak. “Kamp da yapar mıyız sence?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konuyu değiştirme çabamı gördü ama bunun ona ne hissettirdiğini çözümleyemedim. “Yaparız, benim de aklımda böyle bir şeyler vardı zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kampı da hiç sevmem aslında. Her yerimizi böcek yer,” dediğimde güldü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstemezsen yapmayız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu dünya üzerindeki her şeyi seninle yapmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne tesadüf,” dedi elini dizimin üzerine koyarken. “Ben de öyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir sürü fotoğraf da çekelim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çekeriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yola çevirip, “Her şeyi içinde yaşamana gerek yok Gurur,” dedim sonunda kendimi tutamadan. “Ben senin için her zaman buradayım. Zeliha olarak. Zerda olarak. Gelincik olarak.” Yutkunup omzumun üstünden bir defa daha ona baktım. “Karın olarak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir eli direksiyonda, diğer eli dizimdeyken ve güneş gözlerinin içindeki yeşil ormanı aydınlatırken bana nefesimi boğazıma dizecek derinlikle baktı. “Belki hemen geçmeyecek,” dedim sessizce. “Ama geçene kadar ve geçtikten sonra, bu dünyanın bize sunacağı her kederde, her üzüntüde, her dertte, hastalıkta, ölümde, doğumda, yaşamda, her birinde ben senin hemen yanında olacağım. Bana yüklediğin tüm anlamlarla. Tüm sıfatlarla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini yola çevirdiğinde dudaklarının kenarında küçücük bir tebessümün büyüdüğünü gördüm. Ufacıktı ama güneşten daha yakıcıydı; ufacıktı ama gölgeden daha serindi. Elimi dizimin üzerinden aldı, gözlerini yoldan ayırmadan dudaklarını elimin üstüne bastırıp parmaklarımı öptü. Gözlerini yumup geri açtığında o gözlerde gördüğüm şey aynı zamanda umuttu. Umudunu bana bağlıyordu ve umudu kopmasın diye ne gerekiyorsa yapabilecek biriydim, bunu biliyordu. Belki de onu en çok bu yanım korkutuyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Allah seni benim karşıma çıkarırken ben seni tek başına bu dünyaya gönderdim ama sen tek başına kendinle başa çıkamazsın mı demeye çalıştı acaba?” diye sordu gözleri yolda, dudakları hâlâ parmaklarımın üzerindeydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen kendi başına da çok güçlüydün. Tanıdığım en güçlü adamdın,” diye fısıldadım sessizce. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seninle daha güçlüyüm ama seninle aynı zamanda çocuğum da ben. İçimde bir gaddar var, yakar yıkar, yok eder, kül edene dek durmaz ama bir de çocuk var, senin tek bir bakışınla dizinin dibine gelir, çenesini dibine koyar, senden tek bir komut bekler işte o çocuk.” Parmaklarımı tekrar öptü. “O çocuğu uykusundan uyandırdın ve gitmeyeceğine öyle çok inandırdın ki, gitseydin şayet, beni bırakıp seninle gelmenin bir yolunu bulur, beni içimdeki o gaddarla baş başa bırakırdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendine gaddar deme,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konu senken ne kadar gaddar olabileceğimi bilmiyorsun. Bilme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konu benken ne kadar çocuk olabileceğini biliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir tek sana çocuğum, bunu da biliyorsun. Sen dışında herkese gaddar olabilirim. Fenalıklar, çirkinlikler, kötülükler yapabilirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarım anında çatıldı. “Öyle şeyler söyleme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları yukarı kıvrıldı. Elimi yavaşça bıraktığında yanağına dokundum. Gözlerini yoldan çekmedi ama yanağına dokunduğum an o yanağı parmaklarıma doğru iterek tenini parmaklarıma bastırdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerçekleri söyledim,” dedi, “canın sıkmanı istemiyorum. Bunu halledeceğim, tamam mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir cevap vermek yerine yanağını okşamaya devam ettim. Çünkü kelimelere değil, şefkate ihtiyacı vardı. Kolay bir şey değildi öğrendiği şey, üstelik bununla tek başına savaşmak, bunu tek başına sırtlanmak zorunda kalmıştı. Tüm bunlarla boğuşurken önceliğine de benim mutluluğumu koymuş, yüzümde küçücük bir tebessüm dahi görebilmek için canını dişine takmıştı. Gözlerim doldu, gözlerim sadece çok sevildiğimden değil, hissettiği her şeye rağmen karşımda dimdik durmaya çalıştığı için doldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde usul usul büyüyen huzursuzluk ve hissettiğim mutluluk birbirine çarparak birbirlerine savaş açarken Gökova’daydık, arkadaşlarımız bizden çok daha öncesinde gelmişlerdi. Simge ve Çolpan bana sımsıkı sarılırlarken, Ayça köşede dudak bükerek ağlamış, ağladığını benden saklamak için sırtını dönmüştü ve Biricik de beni kollarının arasına çekerek, “Biliyordum,” demişti, “ikinizin de çok iyi olduğunu biliyordum. Geçti, her şey geride kaldı.” Hiçbir şeyin geride kalmadığını bilsem de bebeğimin kalp atışlarını duyduğum an hayat sanki benim için yeniden başlamıştı. Yaşadığım her şeye rağmen, yaşanacak her şeye rağmen onun kalp atışlarını duymuştum ve bu her şeye bedel olmuştu benim için. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bin gözyaşına hazırdım, tek bir kalp atışı uğruna.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, “Kanamaların sona erdiğinde fark etmiştim ama erkenden söylemek istememiştim, dikkat etmeye devam etmen için,” demişti beni kollarının arasına çekerken. Hatta Adnan bile bana kocaman sarılmış, “Bunu da atlattın Zeliş,” demişti tüm içtenliğiyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ailemdi onlar. Arkadaşım değillerdi. Bu dünyada kendi seçtiğim ailemdi. Gözlerim Gaye’yi, Destan’ı, Cesur’u, Eylül’ü aramıştı ama burada değillerdi. Cenan abla da yoktu. Muşta da. Sorduğumda, “Geri dönmeleri gerekiyordu,” demişti Adnan. “Muşta tesisi boş bırakmak istemedi, Cenan’ın dosyaları vardı ve okula gitmesi gerekiyordu. Ben de size Muğla’ya kadar eşlik edip döneceğim sonra.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Keşke onlar da olsaydı, diye iç geçirsem de yanımda olanlarla da mutluydum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana en sıkı sarılan Yener olmuştu. Aramızdaki bağın ne kadar sağlam olduğunu her seferinde hissediyordum. Bu bağı ilk kez Gurur kaybolduğunda çok derinlerde hissetmiştim, sonra zaman bizi yavaş yavaş abi kardeşe dönüştürmüştü ve yaşananlar bizi birbirimize daha çok bağlamıştı. Kalbinden bir kurşun yiyen dostum, karnımdan bir bıçak yediğimde beni en çok anlayan insan olarak hemen yanı başımda duruyordu. Birimiz askerliğini, diğerimiz bebeğini yitirmek üzereydi. Birbirine yaslanan iki ruhtan ötesi olmuştuk Yener ile. Abim olmuştu ve biliyordum ki ben de onun kız kardeşi olmuştum. Biraz olsun şüphem yoktu bundan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeğenim geliyor!” diye bağırdığını hatırlıyorum Yener’in. Sonra kollarını boynuma sarıp bana gülümserken, “Gördün mü? Geçmez sandığımız ne varsa geçti,” dediğini.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana en çok sıcaklığını hissettiren, henüz yeni tanışmış olmamıza rağmen Sadullah’tı. Dudaklarında hep şefkatli bir tebessüm vardı Sadullah’ın, ağzından da hiç olumsuz bir şey çıktığı olmuyordu. Yıkıcı değil, yapıcı bir karakteri vardı. “Yengem, dikkat ediyoruz sağlığımıza, gözüm üstünde,” dediğinde de o şefkati hissettiğimi hatırlıyorum. Her evde o evdeki ruhları toparlayan bir başka ruh vardır, Sadullah o ruhtu. Toparlayıcı bir yanı olduğunu görebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman vardı bir de. En çok didiştiğim insandı ama nedense bir yanım beni çok anladığını söyleyip duruyordu. Hiçbir şey hissetmeyen biri gibi görünse de sanki onun göğsünde kimsenin bilmediği çok fazla şeyi içine attığı koca bir ateş yanıyordu. Bana sadece bakmıştı oysa. Tek bir kelime etmeden bakmıştı. Uzun uzun gözlerime bakan o koyu, gece gibi kara duran gözlerin aslında içinde bir mavilik olduğunu gözleri güneşin altında lacivert bir şekilde parladığında fark etmiştim; gülümsemişti sonra. Geçti, der gibi gülümsemişti. Nadiren görünen bir tebessümdü ve belki de nadiren göründüğünden bu denli güven veriyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural delinin tekiydi. En çok da o güldürüyordu beni. Aniden önümde tulumba çekmeye başladığında ruhuma çöken o ağırlık kalkıp gitmişti. Deli gibi gülmeye başlamıştım. Sonra doğrulup, hiç beklemediğim anda bana sıkıca sarılmış, “Nasıl dans etmeyi öğreteceğim ona izle,” demişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aslında tek tek her birinde o güveni, o derin bağı hissediyordum. Devran bana Gurur’dan sonra en çok güvende hissettiren adamdı mesela. Ecevit sessizdi ama oturup konuşsam saatlerce dinlerdi beni, Girdap ise benden büyük olmasına rağmen beni ablası gibi gördüğünü hissettirmişti her zaman, sanki abim değildi de ben onun ablasıydım. Tayfun abi ürkütücü görüntüsüne rağmen hem bilgeydi hem de koruyucuydu, o her şeyin en doğrusu bilirmiş gibi hissederdim hep. Kerim, Aytekin ve Oğuzhan ile çok konuşma şansımız olmamıştı belki ama o sıcaklığı onlardan da hissediyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer de yanlış kararlarında bile en doğrusunu yaptın diyerek yanında olabilecek kadar savunmacı bir karakterdi. Üstelik beni çok güldürüyordu. Çok güldüren insanların çok ağlatan bir hikayesi olduğunu bilmeme rağmen. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldı. Onlara bakarken kendimi korunaklı hissetmem kötü müydü? Onlar etraftayken Gurur’a hiçbir şey olmazmış gibi hissettiğim için bencil miydim? Onları da tehlikeye mi sürüklüyorduk? Herhâlde bu soruyu onlara sorsam, bana atabilecekleri en kötü bakışı atıp saçmaladığımı söyleyip dururlardı. Başımı önüme eğip Yener’in benim için aldığı meyve suyunu içtiğimi hatırlıyorum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki bunu gerçekten kutlamak istediğiniz için mi bizi çağırdınız? Balayı iki kişilik olur bildiğim kadarıyla,” dedi Girdap gözlerini kısıp, Gurur’a dik dik bakarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, Gökova’yı ayakları altına alan kafenin ahşap korkuluğuna yaslandı ve “Başka neden olacak? Zeliha en başından beri sizi de yanımızda istiyordu zaten,” dediyse de gözleri başka bir hikaye anlatıyordu ve Girdap da dahil diğer tüm askerlerin bunu anladığını hissedebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Plan ne o zaman? Balayı çıkıntıları olarak ben çok hazırım eğlenmeye,” dedi Yener beni neşelendirmek istiyormuş gibi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir otelde rezervasyonum var, bir geceyi orada geçirip tüm şehri gezecektik, daha sonra da tekne turuna katılırız ve Kabak koyunda kamp yaparız diye düşünüyorum,” dedi Gurur, bu ikimiz için hazırladığı bir plandı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İki kişilik rezervasyona yüz kişi giderken bizim arsızlık,” dedi Simge gözlerini devirerek. “Bari şöyle yapalım, birlikte vakit geçirelim ama biz başka bir otelde konaklayalım? Önceden rezervasyon yaptırdıysan sizin otelde yer bulamama ihtimalimiz çok yüksek çünkü.”  

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” dedi Gurur, diğerleri de bu konuda hemfikirdi. Her ne kadar onlarla olma fikri hoşuma gitse de bir noktada sanırım ben de balayımızı baş başa geçirmek istiyordum. Yine de çare yoktu ve midem bulanıyordu. Duyduğum şey, sindirmek konusunda oldukça zorluk çektiğim bir şeydi. Gurur’un bir kardeşi, bir abisi vardı ve ondan doğrudan bir kart almıştık. Bunun ne anlama geldiğini merak ediyordum. Niyeti neydi? Yoksa bu kartı bırakan, sadece onun varlığını bilen ve Gurur’u kandırmaya çalışan biri miydi? O kadar çok dalmıştım ki, arabaya bindiğim anı hatırlamıyordum ama Fethiye’nin giriş tabelasıyla göz göze geldiğim anı hatırlıyorum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde beni tüketmeye devam eden huzursuzluk hissinden nasıl kurtulacağımı bildiğim söylenemezdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fethiye’yi sever misin?” diye sordu Gurur, kafamı dağıtmak için sorduğu soruya karşılık tek yaptığım başımı olumlu anlamda sallamak oldu. Özellikle annem, Fethiye’yi pek severdi. “Bu kadar strese girme. Halledilmeyecek bir durum değil. Neleri hallettik.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aniden ortaya çıkan bir kardeş meselesi senin açından kolayca sindirilebilecek bir şey değil. Üstelik amacını bile bilmiyorsun, kim olduğunu bilmiyorsun,” dedim, endişelerimi doğrudan dile getirmek doğru değildi biliyordum ama bir şeylerle kendi içimde savaşmaktansa Gurur ile yan yana durup o düşüncelerle savaşmak daha mantıklı geliyordu artık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun varlığını öğrendiğim anda ondan bir mesaj almış olamam,” dedi Gurur gözünü yoldan ayırmadan. “Bunun bir oyun olduğu açıkça belli oluyor. Belgeleri ele geçirdiğimi biliyor olmalılar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimi kemiren o soruyu sormadan önce, ona kendini kötü hissettirmemek adına içten içe dua ettim. “Peki ya o zaten onlara tarafındaysa?” Sorum havada asılı kaldı. Devamında, tıpkı baban gibi, diyemedim ama bunu kastettiğimi biliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her ihtimali düşünüyorum elbette,” dedi sadece. Sonrası büyük bir sessizlikti. Merkezdeki otelin önünde durduğumuzda da sessizlik aramızda uzamaya devam etti. Aracın içinde oturmuş, önümden gelip geçen insanları izliyordum. Otelin park alanı yoktu, otelin önündeki kaldırıma birkaç butik kafe, bir kokoreç salonu ve bir de market yerleştirilmişti. Otelin arkası Amintas Kaya Mezarlarına bakıyordu, yükselen dağları görebiliyordum ama kaya mezarlarını görebilmem için yukarı giden yokuşu çıkmamız gerekecekti sanırım. Tüm bu salaş düzene rağmen, otel küçük ama yüksek, oldukça sofistike görünüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur telefonuna baktıktan sonra, “Bizimkiler birkaç kilometre uzaklıkta bir otel bulmuşlar,” dedi, “istersen biz de yerleşelim. Bir duş alırsın, sonra yemeğe çıkarız.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sakince kabul edip arabadan indim ve o elimi tutup beni kaldırıma çıkarırken bir an dönüp arkama baktım. Birinin bizi izlemediğini biliyor olsam da o tedirginlik hissi, uzun süre sonra yeniden gün yüzüne çıkmıştı. Gurur, tedirginliğimi hissetmiş olsa gerek, parmaklarını parmaklarıma sıkıca kenetledi ve resepsiyona girip, işlemler sona erene ve biz birlikte asansöre binene dek elimi bir an olsun bırakmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

902 numaralı oda, kalacağımız odaydı. Geniş, ışık alan, otelin yeniliğini vurgulayan modern bir odaydı. Gurur valizlerimizi yerleştirirken yatağın ucuna oturup bakışlarımı ona çevirdim. Aramızda hâlâ konuşulmamış şeyler vardı ve tüm bunların onu da huzursuz ettiğini görebiliyordum. Ona baktığımı fark edince yanıma ilerledi, tam önümde durup çenemi parmaklarının arasına aldı ve kafamı kaldırıp gözlerimin içine baktı. Bakışlarımız buluştuğunda hissettiğim huzursuzluk saklandı ama o, içimde saklanan huzursuzluğu gözlerimden görebiliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl hissettiğini biliyorum, belki de bana kızgınsın,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinin içine daha derin bakıp, “Sana neden kızayım?” diye sordum. Tüm bunları benden gizlemesine kızamıyordum, beni benden çok düşünmesinin ötesinde, artık tek düşündüğü ben değildim; bunu biliyordum. “Ben kızgın değilim,” dedim derin bir nefes alarak. “Ben endişeliyim. Bu ikisi aynı şeyler değil.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Endişeli olman, kızgın olmandan daha kötü,” dediğinde söylediğinin ne anlama geldiğini biliyordum. Büyük baş parmağıyla çenemi okşayıp buz sıcağı gözlerini kıstı. “Böyle bir huzursuzluğa neden olan yine ben olmak istemezdim. Bunu bir şekilde halledeceğim,” dedi, “söz veriyorum.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yumup, “Senin ellinde olmayan durumlar için benden özür dileme,” diye fısıldadım. “Bunu sevmiyorum, Gurur. Tamam, bu konuyu şimdilik kapatsak olmaz mı? Önemli biliyorum. Göz ardı edilmemesi gereken bir konu bunu da biliyorum ama şu an sadece…” Kaşlarımı çattığımda bana nasıl baktığını merak ettiğimden gözlerim yavaşça aralandı. “Sadece şimdi yapmak istemiyorum. Bencilce biliyorum ama şu an seninle eğlenmek istiyorum çünkü bunu hak ediyoruz. Hak ediyoruz, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eğildi, dudakları bir dua gibi alnımın üzerine yerleşti ve beni alnımdan öperken, “Hak ediyoruz, Zerda,” dedi. “Benden çok sen hak ediyorsun ama diyorsan ki sen de hak ediyorsun, o zaman hak etmediğimi düşünsem bile hak ettiğime inandıracağım kendimi.”  

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hak ediyorsun ve hak etmediğini düşündüğün anlarda sana çok öfkeleniyorum.” İki avucumu onun çenemde duran elinin etrafına yerleştirip gözlerinin içine tüm gerçekliğimle baktım. “Karının sözüne itimadın yok mu senin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güldü ama bu içten bir gülümseme değildi, yine de keyfi yerine bir nebze de olsa gelmiş gibiydi. “Duş al, sonra da şehir turuna çıkalım,” dedi, sonra eğilip dudaklarını elinin etrafını saran ellerime dokundurdu. “Ama yorgunsan önce dinlenebiliriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorgun değilim. Bir duş alayım sonra da dışarı çıkalım.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” diyerek başını sallayıp elini yavaşça çekti ama sonra bu anlık uzaklaşma hoşuna gitmemiş gibi beklemediğim anda eğilip dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Beni öpüşü aceleciydi, bir şeye yetişmeye çalışıyormuş, dudaklarım kayıp gidecekmiş ve sıkıca tutması gerekiyormuş gibiydi. Bedenim arkaya doğru meyletti, Gurur dizlerinden birini yatağa bastırdı ve ayak parmaklarımı içeri bükerek ellerimi güçsüzce onun omuzlarına yerleştirdim. Üzerime kapanmış beni ısrarla öperken, sadece saniyeler içinde başım dönmeye başlamıştı. Tırnaklarımı farkında olmadan omzuna daha sert bastırdım. İhtiyaç oradaydı, dudakları dudaklarımda fırtına gibi eserken tek düşündüğüm o fırtınanın içinde darmaduman olmaktı ama net olan bir şey vardıysa, bu da Gurur hayatıma girdiği o ilk geceden beri ben o fırtınanın içindeydim ve her gün bir önceki günden daha çok dağılıyordum ona. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Durdur beni,” dedi dudaklarıma doğru, soluk soluğa. “Beni durdurabilecek tek şeysin sen, o yüzden durdur beni.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biliyordum ve onu durdurabilecek olan tek şey olmama rağmen, durmasını istemiyordum. Dudaklarımı çenesine sürtüp ona alttan bir bakış attığımda, sabır dileniyor gibi gözlerini yumup derin, burun deliklerini genişletip boynunu kabartan bir nefes aldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sınavsın,” dedi, “geçemiyorum, geçesim de gelmiyor inan. Geceler boyu çalışıyorum, dirseklerimi seni yatırdığım masalarda çürütüyorum, sonra bile isteye, senin sınavında hep dibe çakılıyorum.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya?” dedim dudaklarımda küçük bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya,” diyerek doğruladı beni, gözlerini açtığında onun dünyasının benden ibaret olduğunu ela gözlerinde de gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim yavaşça omuzlarından yukarı kaydı, parmaklarımı ensesinde dokundurduğumda ürperdiğini gördüm. Gözlerimiz birbirine yaslı duruyorken iki bıçağın ucu gibi, ona kanayacağımı bilerek ve kanamaktan son derece memnun bir şekilde, kafamı kaldırıp bu kez öpüşmeyi başlatan ben oldum. Geri çekilmedi, başta karşılık veremeyip donup kaldığı öpücük, dilim ağzının içine girdiği anda bu kez ipleri eline almasına neden olan bir yangına dönüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni öyle bir öptü ki, yaşayan kimse, yaşayan başka birini böyle öpemezdi. Parmaklarımı ensesine tamamen bastırdığımda, diğer dizini de yatağa çektiğini yatağın ağırlığıyla tamamen çökmesiyle anladım. Dudaklarımız birbirine yaslı duruyorken tırnaklarımı derisine yavaşça sapladım, bunun hoşuna gittiğini biliyordum ve yine biliyordum ki bu onu çileden de çıkarıyordu. Eli bir an için tişörtümün içine girdi, çıplak belimi kavradı ve beni yavaşça yükselterek kendisine yaslarken dudaklarıma doğru kısık sesle inledi. İkimizin de sınırda dolaştığı kesindi, durmamız gerekiyordu ama duramayacak kadar da istiyorduk. Bir anda durması gerektiğini anlamış gibi geri çekilince nefes nefese ona bakakaldım. Yatağa dağılan saçlarımla ve sıyrılmış tişörtümle perişan hâlde görünüyor olmalıydım. Bana üstten uzun uzun baktıktan sonra kendini yana atıp oturdu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gidip duş alsan iyi olacak, Zerda,” dedi gözlerini bana dokundurmadan. Göz temasını bilerek kestiğinin farkındaydım. Duramamaktan korkuyordu. Tişörtümü düzeltip yavaşça doğruldum, banyoya giderken ben de ona doğru bakamadım. Üzerimdekileri çıkarıp suyun altına girene kadar karnımın altında yavaşça yanmaya devam eden o ateş beni terk etmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Suyun altında olduğum saniyelerde kapı yavaşça açıldı, Gurur’un büyük gölgesi banyoyu doldurdu. Cam kabinin içine bakmadan elindeki kıyafetleri tezgahın üzerine bıraktıktan sonra banyodan çıktı. Suyun altında durmuş, kirpiklerimden kayıp giden sularla kapanan banyo kapısına baktığımı hatırlıyorum. Kurulanıp kıyafetlerimi giydikten sonra banyodan çıktım ama Gurur orada değildi, saçlarımı küçük bir havluyla kurularken gözlerim etrafı taramaya devam ediyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur?” diye seslendiğimde, odanın cam balkon kapısı yavaşça aralandı. “Balkonda mıydın?” Havluyu berjerin üzerine bırakıp ona doğru ilerledim. Gergin göründüğünü fark edince duraksayıp, başımı sağ omzuma yatırarak onu süzdüm. “Ne oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri gözlerime adeta saplandı. Ardından beklemediğim bir anda elini belime koydu, büyük avucu belimin kavisine tamamen oturup belimin kavisini kaplarken aniden daralan mesafemiz yüzünden kafamı kaldırmak zorunda kaldım. Yüzü yüzüme yaklaşınca nabzımın derimin altındaki dalgalanışının şiddetlendiğini hissettim. Bu, çoktan alışılması gereken yakınlık, benimsenmesi gereken, normal karşılanması gereken, ezberlenmesi gereken yakınlık, nasıl oluyordu da tüm bedenime, ruhuma, kalbime böylesi hükmetmeye devam edebiliyordu? 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merak ediyordum, o da benim gibi hissediyor muydu? 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzü yüzümü teğet geçerek saçlarımın ıslattığı boynuma indi, sıcak nefesini ve burnunun ucunu boynumda hissedince sertçe yutkundum. Dudakları, boynuma sürtünürken şunları söyledi: “Canını yakmamak, seni incitmemek için uzak durmaya çalışıyorum,” dedi, “kolay olduğundan değil, seni istemediğimden hiç değil.” Nefesim kelimeleriyle hızlandı. “Yani salma kokunu, çelme aklımı, kırdırma bana dişimi, zaten ağrısısın kasıklarımın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenim, söylediklerine tepki veriyormuş gibi alev alev yanmaya başladı. Kalbim son sürat çarparken elimi güçsüzce onun omzuna koydum, burnunu boynuma daha sert bastırıp derin bir nefes alarak beni kokladığında sertçe yutkundum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana zarar vermezsin,” dediğimde, dudaklarının boynumun üzerinde yukarı kıvrıldığını hissettim. “Unuttuğun her şeyi hatırlatmak isterim ama zamanı değil,” diye fısıldadı. Bedeni bedenime yaslandığında sertleştiğini hissetmek dudaklarımın aralanmasına neden oldu. Kasıklarıma yaslanan sertlikle birlikte, sertçe yutkunuşunun sesi kulaklarıma doldu. Dudaklarını tenime sürttü, burnunu daha sert bastırdı ve kokumu içime çekerken, “Kedinin fareyle oynadığını gibi oynuyorsun benimle,” dedi, “oyna, elbet o kafese birlikte gireceğiz sonunda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kafese seninle girmekten korktuğumu falan mı sanıyorsun sen?” diye sordum kurumuş dudaklarımla. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkmuyorsun yani?” Dudaklarını boynuma sürttü, tenim ürperdi. Yüzünü yavaşça boynumun girintisinden çıkarıp gözlerimin içine baktı. Ela gözleri, şimdi gecenin en karanlık anındaymışız gibi koyuydu. Birbirimize uzun uzun baktık, ardından bel kavisimde duran avucunu tenime daha sert bastırıp beni kendine tam anlamıyla yasladı ve “Öp beni,” dedi, “öpebildiğin en çiğ şekilde.” Ne demek istediğini anlamadığım için gözlerinin içine şaşkınlıkla baktım, bu görüntüden memnun kalmış gibi gülümsedi ama gülümsemesi öyle sinsiydi ki kalbimin vuruşları yavaşladı. “Öpmeyecek misin?” diye sorarken başı sol omzunun üzerinde duruyor, bana benimle alay ediyormuş gibi bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dalga geçiyorsun benimle,” desem de kasıklarımı zorlayan sertliği, dalga geçmediğinin altını çiziyor gibiydi. Dudaklarındaki o sinsi kıvrım, biraz daha yukarı kalkınca nefesim göğsümün içine çöktü ve yutkunamadan sadece ona bakakaldım. Boşta duran eliyle çenemi kavradı, parmakları çenemin etrafına kenetlenirken yüzü yüzümün sınırlarına girdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim kimle dalga geçiyor yavrum?” Sorusunu taşıyan nefesi yüzüme yayılınca sonunda dayanamayıp yutkundum. Gözleri önce dudaklarıma kaydı, ardından gözlerimin içine baktı ve burun delikleri genişlerken dudaklarına yerleşen o sinsi tebessüm kaybolarak yerini düzlüğe bıraktı. “Canıma okuyorsun,” dedi ve beklemediğim bir anda dudaklarımızı birleştirdi. Benden beklediği o saf, çiğ öpücüğü bana veren o oldu ve ben kaçmadan, sadece kabullenerek ve hatta çok isteyerek, canımdan bile çok isteyerek bu öpücüğü kabullendim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dili ağzımın içine girdiğinde gözlerimin kapandığını hatırlıyorum, omzunu daha sert yakalamaya çalıştığımı ama başaramadığımı, uzun tırnaklarımın omzuna yavaşça saplandığını… Beni geriye doğru yürütüp arkamızdaki duvara sırtımı yasladığında dili ağzımın içinde kaymaya devam ediyordu. Tüm hisler beni fethetmek isteyen düşmanlar gibi içimi sardı, dört bir yandan beni sıkıştırdılar ve teslimiyetin zorunluluk değil, derin bir istek olduğunun farkındalığıyla onlara boyun eğdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları dudaklarımdan ayrıldığında aramızda kalan mesafe, bir anlığına dünyanın en acımasız boşluğu gibi hissettirdi. Nefeslerimiz birbirine karışmıştı; göğsü göğsüme çarpıyor, kalbimin ritmi onun kalbine çarpa çarpa çoğalıyordu. Alnını alnıma yasladı. Gözleri kapalıydı ama bakışlarını gözleri kapalıyken dahi hissediyordum; içimde bir yere, adını bile bilmediğim ama yıllardır orada olan bir yere bakıyordu sanki. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başparmağı çenemin altından dudaklarıma doğru yavaşça yükseldi. Dokunmadı, dokunmaması, dokunmasından çok daha ağırdı. Nefesini dudaklarımın üzerine bıraktı; sıcaktı, kararsızdı, beni bekletmeye yeminli gibiydi. Bu bekleyişin ikimizi de küle çevirdiğinden emin gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dur noktamız olmalı,” dedi fısıltıyla. Bu kendine bile zar zor geçiremediği bir sözken, bu yakınlıkta benden beklememesi gereken bir şeydi. Cevap vermedim, cevap vermek yerine kararını kabul etmediğimi belli edercesine dudaklarımı onun başparmağına doğru araladım. O anda nefesi boğazında takıldı kaldı. Gözleri gözlerime saplanmış hâldeyken başparmağını yavaşça ağzımın içine aldım. Dışarıda kalan parmaklarını içeri bükerek çenemi tekrar avuçladı. Sahiplenmekle kaybetme korkusu arasında titreyen bir sıkılık vardı dokunuşunda. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle yapma,” dediğinde sesi titriyordu, onun sesini birçok kez titrerken duymuştum ama tutkudan titrerkenki hâli, en sevdiğim hâliydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Baş parmağı hâlâ dudaklarımın arasındayken, “Nasıl?” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap vermedi, bunun yerine başparmağıyla ağzımı aşağıya doğru araladı, aniden eğildi ve dilini içeri etti. Bilinçli bir yavaşlıkla dilini ağzımın içine kaydırırken ellerim kendiliğinden omuzlarına çıktı. Parmaklarım, orada durmayı bilmeyen bir huzursuzlukla kaslarının üzerinden kaydı. Tırnaklarımın tenine bıraktığı izleri hissettim; hafifti, hatta neredeyse masumdu ama masumiyetin bu noktada ne kadar tehlikeli olabileceğini ikimiz de biliyorduk. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Acısını çıkaracağız yavrum,” diye inledi ağzımın içine doğru, bunu yaparken başparmağı da hâlâ ağzımın içindeydi. Beni duvara biraz daha bastırdı ve “Senin için sorun yaratmayacağından emin olduğumuz anda, istediğin her an, istediğin her şekilde, her yer yerde, her pozisyonda,” diye fısıldadı. Fısıltısı inilti gibiydi, sesinin tonu ve o tonla beraber söyledikleri başımı döndürüyordu. Gözlerimiz birbirine tutundu, başparmağını ağzımın içinden çıkarmadan alnını alnıma bastırdı ve “Şimdilik avucunu yala derdim ama parmağımı yalatmak daha çok hoşuma gitti,” dedi. Başparmağını ağzımın içine yavaşça sokup çıkarırken gözlerim kısıldı, neredeyse kapandı. Ağzımı başparmağının etrafına kapatıp, parmağını iştahla emmeye başladım. Bunu yaparken, bana yaslı olan bedeninin zonklamalarını hissediyordum. Gözlerini kapatıp derin bir nefes alırken dişlerini sıktı, parmağını ağzımın içinden çıkarmadan bekledi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda parmağımı dişlerime sürttü, bu beni bir an anlam veremediğim şekilde kızdırdı ve dişlerimi parmağına sertçe geçirdim. Gırtlağından yükselen iniltiyi duymak beni keyiflendirdi. Gözlerimiz birbirine saplandığında alt dudağını yalayarak gülümsedi. “İstediğini alamadığın için mi kızdın?” diye sordu. “O zaman benim ne kadar kızgın olduğumu biliyorsundur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap vermeden parmağını bir kez daha ısırdığımda gözleri kısıldı. “Başka bir şeyi mi böyle ısırmak istiyorsun?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanaklarım alev alev yansa da buna cevabım parmağının etrafını yavaşça yalayıp, tekrar hafifçe ısırmak oldu. Dudağı gülümsemekle gülümsememek arasında seğirirken bakışları daha da derinleşmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen ne istiyorsan ben de onu istiyorum şu an. Daha fazlası belki ama eksiği değil,” dedim sessizce. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle.” Nefesim hızlanmış hâlde ona baktığımda, dudaklarında büyüyen tebessüm kalbimin vuruşlarını daha da hızlandırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen benim istediğimden daha fazlasını isteyemezsin, orada anlaşalım,” dedi, sesinde alay yoktu. “Hazırsan çıkalım diyeceğim ama dağılmış görünüyorsun.” Beni süzdü. “Sana biraz alan vereyim.” Bunu istemiyordum, o da istemiyordu ama beklenti büyüdükçe, bir şeylere ulaşmanın daha büyük hazlar vereceğini bildiğimden karşı çıkmadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geri çekildiğinde tenimdeki sıcaklık aniden düştü, oysa oda ılıktı. Üzerindeki tişörtü sıyırdığında gözlerim belindeki kavise kaydı, ardından yükseldikçe irileşen omuzlarına baktım ve sertçe yutkundum. Banyonun kapısını açarken omzunun üzerinden bana baktı, dudaklarında hâlâ o tebessüm vardı ama gözlerindeki vaatler karanlıktı. Çok geçmeden içeri girdi ve suyun sesini duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonuma arka arkaya düşen bildirimler, sonunda durduğum yerden ayrılmama neden oldu. Telefonu elime aldığımda gruba düşen mesajları gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Sesiniz çıkmıyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Neden

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: :D

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Sesi çıkan tek kişi olduğun için mutsuzsun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Benim sesim öyle bir çıkar ki

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Susturulmam

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Eğw eğw diye mi

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Git sevgilinle ilgilen 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Senin aksine benim ilgileneceğim biri var

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Mutluyum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Gözümü hissettin mi

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Değmek üzere

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Bir sabah uyanacaksın ve Biricik’in artık Zeliha gibi horladığı gerçeğiyle yüzleşeceksin

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Hedef ben miyim Tayfun?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Anlamadım Zeliha 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Tayfun abi ben sana abi demeden Tayfun der miyim direkt

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Doğrudan Tayfun dedi 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Diyebilir, sorun değil

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Abi demedim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Evet işte biz de abi demediğini diyoruz, doğrudan Tayfun dedin koca adama

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz mesajınızı alıntıladı (Hedef ben miyim Tayfun?)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Gebelikte insan duvar bile aşerir

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Bunun canı yalan aşeriyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Sorun değil diyorum Tayfun diyebilir

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman Rant bir sticker yolladı:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Aniden anlık atmasını ben de beklemiyordum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: AKJDJKNSKJNDJKNAJKSNSJKN

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Çok benziyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: ASAGSAGGAGDGAHDGANSJNANJS

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Ne zaman çıkacaksınız ve nerede buluşalım?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Biricik kızla neredeyse piknik yaptıysan git orada bekle, gelmeyeceğiz biz 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Bunun bana kini öfkesi bitmiyor bitmiyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Unutmuyor 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Kurt unutmaz işte

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Fark ettiysen bu kez göze alıp uzun uzun yazmadım

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Tamam kurt o zaman biz merkeze yemek yemeye iniyoruz, siz bize katılırsınız. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer Örge: Ne yazık ki gölge kurtlar size eşlik edemeyecek, Isparta yolundayız biz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Neden? Adnan dönecekti onu biliyordum da siz neden dönüyorsunuz?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer Örge: Muşta beni acil yanına çağırdı, önemli biri olduğum için. Diğerlerini bilmiyorum, onlar benim kadar önemli değil.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Gel gel, geleceğin varsa göreceklerin de var senin Zafer Efendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu kenara bırakıp saçlarımı düzleştirdikten sonra valizden dışarıda giyebileceğim bir şeyler çıkardım. Gözlerimin altını biraz kapattım ve parfümümü nabız bölgelerime sıktıktan sonra oturup Gurur’u beklemeye başladım. Üzerimde kırmızı boyundan bağlamalı, beyaz puantiyeleri olan bir elbise vardı ve bu elbiseyi giydiğim anda aklıma Gurur geldiği için gülmeye başlamıştım. Gurur banyodan sadece bacaklarına sarılı bir havluyla neredeyse ıslak şekilde çıkarken, “Ne gülüyorsun kendi kendine deli?” diye sormuş, puantiyeli elbiseyi üzerimde görünce neden güldüğümü anlamış olacak ki o da gülmeye başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl olmuşum?” diye döndüm kendi etrafımda, elbisemin etekleri de havalanarak döndü ve gülerek Gurur’a baktı. “Beğendin mi puantiyeli Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana daha çok yakışırdı ama sana da fena olmamış,” diyerek elimi tutup beni kendi etrafımda bir kez daha döndürdü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu senin üzerinde görmem için ne kadar istiyorsun?” diye sordum gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Para teklif etmene gerek yok, giymemi istersen senin için giyerim,” deyince duraksayıp ona bakakaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ciddi misin sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları yukarı kıvrıldı. “Gayet.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aniden elim elbisenin boynuna gidince, “Dur dur,” dedi ve beni belimden kavrayarak kendine çekti. “Sokağa çıkarken giyerim demedim lan deli, geldiğimizde giyerim senin için.” Bunu söylerken gülmeye devam ediyordu. “Amma da meraklısın sen beni madara etmeye.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir ara kesin giyeceksin, tamam mı? Giyeceğine söz verdin bak, unutma,” dedim ona alttan bir bakış atarken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Büyük eliyle yanağımı kavradı, iki parmağının arasında yanağımı sıkıp uzatırken, “Sözüm söz benim, sana verip de tutmadığım bir söz oldu mu hiç cüce?” diye sordu. Ela gözleri, otelin camlarından içeri sızan güneşin ışığıyla şimdi yeşil görünüyordu. Dudaklarım yukarı kıvrıldı, kollarımı onun beline sarıp çenemi göğsünün ortasına bastırarak gözlerinin içine alttan alttan bakmaya devam ettim. “Bak bozdurma bana kafayı, şimdi üzerinden çıkarır, kendi üzerime geçiririm yanında CD Gamze gibi gezdirmek zorunda kalırsın beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Defol git, salak,” diyerek yüzümü göğsüne gömmeye başladım ve bu kez gerçekten içten kahkaha atmaya başladım. Büyük elleri az önce düzleştirdiğim saçların arasından kayıp saç diplerime ulaştığında, “Bozacaksın saçımı dana,” diye söylensem de geri çekilmeye çalışmadım çünkü dokunuşundan çok hoşlanıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bozacağımı söylüyorsun ama asla geri de çekilmiyorsun, çok büyük sahtekarsın Zeliha,” dedi, ardından parmaklarını saç diplerime daha sert bastırıp saç diplerimi okşamaya devam etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sahtekarım doğru, senin benden farkın var da sanki. Dokunmayacak gibi davranıyorsun ama dokunmak için için gidiyor, görmediğimi sanma,” diyerek onu yavaşça itip göz kırptım. “Hadi gidelim, kurt acıktı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kurt diye kendinden mi bahsettin, yoksa içerideki zattan mı bahsettin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anne kurt aç, bezelye kadar olan yavru kurda da içeri ne yollarsam o artık. Ama lahmacun akar.” Başımı hızlıca salladım. “Lahmacun akar ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin canın lahmacun mu çekti?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çekti, gerçi burada Ege mutfağı hakim, bilemedim Gurur, belki de biz balayına Şanlıurfa’ya, Adana’ya, Gaziantep’e, Hatay’a falan gitmeliydik. Kilis tava bile çekti canım ve ben hayatımda hiç Kilis tava görmedim. Kilis’i de görmedim.” Düşünmek için bir süre durup boşluğa baktım. “Görmediği bir şeyi canı çekebilir mi bir insanın ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Annem bana hamileyken bizzat duvar yemiş,” deyince bir an şokla ona baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kız sen ondan mı böyle duvar gibi biri oldun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur gözlerini devirerek, “Duvarı soyup, kireç yiyormuş işte Zeliha. Hamile bu, neyi canı çekecek bilemiyorsun ki,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç kez hamile kaldın da bana ders veriyorsun? Buradaki en hamile zat benim.” Karnımı tutup Gurur’a cins cins baktım. “Şebnem anne de o duvarı nasıl yediyse, mesela sana laf anlatmak, duvara anlatmakla eş değer hissettiriyor bana bazı zamanlar. Çocuklar yediğimiz şey oluyor demek ki. Umarım canım mesir macunu falan çekmez de çocuğum Yener gibi ırz düşmanı olmaz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Velev ki içeride bir oğlan var, diye söylüyorum. Senin erkek versiyonun bizzat ırz düşmanına tekabül ediyor zaten, Zeliha.” Gurur bu cümleden hemen sonra gülmeye başladı, ona dik dik bakarken elim hâlâ karnımın üzerinde duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bak ikidir bana Zeliha diyorsun, boşanacaksak haber ver, Cenan’a bir telefon çakıp senin donuna kadar alayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir daha boşanmak falan öyle şeyler söyleme bana. Ağzından yel, kasırga, çığ, tipi, toprak kayması, ne tür doğal afet varsa hepsi alsın götürsün. Ayrıca yavrum benim götümdeki don bile bizzat delik, benim verebileceğim tek mal varlığım kaldı onu da sana sürekli veriyorum za-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sözünü keserek, “Fakir olduk biz Gurur,” dedim şok içinde. “Ayrıca, teyit adına rica ediyorum, dön de göster şu yırtığı ya.” Kafamı eğip bacaklarını süzmeye başladığımda gerçekten içten bir kahkaha attı. Gözlerimi yavaşça kaldırıp gülen yüzüne hayranlıkla bakarken tebessüm ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gül şöyle,” diyerek doğrulduğumda, dudaklarındaki sırıtış yerini derin ama küçük bir gülümsemeye bıraktı ve gözlerimin içine uzun uzun baktı. Güldüğü anlarda mutluluk karnıma sıcacık bir his gibi yayılırdı ama birden gözlerimin içine o ifadeyle bakması kalbimde önlenemez bir ağrıya neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı’nın iyi olmadığını görebilecek kadar tanıyordum onu, hatta görmediğimi sandığı çoğu şeyin farkında olduğumu bile bilmeyeceği kadar çok tanıyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı iyi değildi ve bu uzun süredir farkında olduğum bir şeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merak içimde bana o geceyi hatırlatan soğuk bir bıçak gibi dolaştı. Gurur’un gerçekten bir abisi var mıydı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona sorular sormadım, onu köşeye sıkıştırmaya çalışmadım. Sadece sevdiğim adamın tam karşısında dururken ve gözlerim gözlerindeyken onun hissettiklerinin tamamını sırtlanamasam bile bazılarını ondan alıp yükünü hafifletebileceğimi ona göstermek istedim. Ama biliyordum ki Gurur buna izin verecek bir adam değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Otel odasından el ele çıktık, araca gitmeden önce Gurur resepsiyonda duran genç adama bir şeyler söyledi ama kulak kesilmedim, gözüm camın dışındaki şehir manzarasındaydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bizimkilerin gittiği restorana varmamız on beş dakikadan kısa sürdü, Fethiye küçük bir sahil kasabasıydı ve çoğunlukla her yer birbirine yakındı. Henüz siparişlerini vermemişlerdi ve terastaki masada oturmuş lafladıkları sırada içeri girdiğimizi fark edip bakışlarını bize çevirmişlerdi. Durgun görünmemeye çalıştım, yeni ve inanılması güç bir şeyi öğrendiğimi anlamalarını istemedim. Benim için yeterince endişelenmişlerdi, bizim için çok fazla şey yapmışlardı ve yeniden paniğe kapılmalarını istemiyordum. Eğer bir şeyleri anlatması gereken biri varsa bu kişi Gurur’du ve ben arkadaşlarıyla onun arasına girmeyecektim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Keşke kışın evlenseydiniz, kar tatili yapmaya giderdik,” diye homurdandı Ayça yüzünü bir hasır şapkanın altında gizlerken. Güneşi pek sevmezdi, çünkü güneş için fazla hassas bir teni vardı ve çilleri güneşten dolayı artıyordu. Hemen onun karşısına otururken sırıtıp elimi karnıma koydum ve “Ne yazık ki dokuz aylıkken balayı yapabileceğimi hiç sanmıyorum,” diyerek güldüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha’nın da çilleri var ama senin kadar söylenmiyor, hiçbir şeyden memnun edemiyoruz seni Portakal Cini,” dedi Gurur hemen yanımdaki sandalyeye oturup kolunu omzuma atarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizim yanımızda senin gibi bir gölgeliğimiz yok sırık.” Ayça homurdanarak yerinde kıpırdandı. “Şuraya bak, kızın yanına oturduğu anda kepenk gibi kapandı üzerine. Güneş falan hak getire, Zeliha senin yanındayken kafasını kaldırıp gökyüzünü bile göremiyordur. Deve.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gördünüz mü? Yine bana karşı sevgi dolu,” dedi Gurur, ardından eğilip, “Lahmacun yiyecek misin?” diye sordu. Az evvel kulağa çok çekici gelen bu teklif, bir an yüzümü buruşturup, “Hayır,” dememe neden oldu, tiksinti hissi boğazıma yükselmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önce canının istediğini söylemiştin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O az önceydi, şimdi bırak lahmacunu yemeyi, kokusunu alacak olursam kusarım şuraya.” Söylediğim şey bir an beni utandırdı, gözlerimi kaçırdım. Onun yanında ilk kez yapacağım bir şey olmasa da beni istifra ederken görmesini istemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzerine gitme, ilk aylar bulantısı olacak bu çok normal. Bazı kokulara karşı hassasiyet de gösteriyor olmalısın, Zeliha,” diyen kişi Nihan’dı, yüzünde sıcak bir tebessümle beni izliyordu ve en az benim kadar mutlu olduğunu hissedebiliyordum. Umudu belki de yoktu, bu bebeği kaybedeceğimi tıpkı diğerleri gibi o da düşünüyor, hatta bir ihtimal bu hamileliğin beni öldürebileceği ihtimalinden korkuyordu. Şimdi her şey daha yolundaydı, tamamen geçmemişti belki ama birçok şeyi geride bıraktık sayılırdı, bu yüzden Nihan’ın da mutlu olduğunu hissedebiliyordum; biri adına mutlu olabilmek çok büyük bir şeydi ve Nihan büyük, güzel bir kalbe sahipti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemeklerimizi yedikten sonra soğuk bir şeyler içmiştik, annem ve babam iki üç defa daha görüntülü aramış, daha fazla ayrıntı öğrenmeye çalışmışlardı. Öğlen sonu sahile indik, deniz kıyısına yerleştirilmiş kafelerden birinde tavla oynadığımızı hatırlıyorum. Karanlık çökmeye başladığında ise sahildeki banklardan birine oturmuş, arkamda kalan kafede hâlâ eğlenmeye devam eden arkadaşlarıma aldırış etmeden denizi izlemeye başlamıştım. Gurur’un o kâğıdı eline aldığı anda değişen ifadesini hatırlamak kaşlarımın ortasında bir çukur oluşturdu, denizin üzerinde çalışan motorla birlikte usulca suyu yararak ilerlemeye başlayan yolcu teknesini izlerken o kâğıdın hayatımızda bir şeyleri değiştireceğini hissedebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafenin camının önünde durmuş beni izleyen Gurur’un bakışlarını hissettim ama arkamı dönüp ona doğru bakmadım. Parmaklarım karnımın üzerinde dolaşırken içimde çağlamasını beklediğim huzur orada değildi, olması gerektiği yerde dizlerinden vurulmuş bir huzursuzluk vardı sadece. Telefonum çalmaya başlayınca elimi istemeden de olsa karnımdan uzaklaştırıp cebimden telefonumu çıkardım. Arayan numarayı tanımıyordum, bu aniden kaşlarımın daha da çatılmasına neden oldu. İçimi kemiren huzursuz bir duyguyla telefonu açıp kulağıma götürdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha?” Ses bir an çok tanıdık geldi, bir süre daha sessiz kaldığımda hattın öteki ucundaki isim kendini tanıttı: “Benim Onur. Güzel haberi aldım, tebrik etmek ve nasıl olduğunu sormak için aradım.” Sesinde bariz bir yakınlık vardı, soğuk ses tonuna ve hatıralarımdaki mesafeli duruşuna rağmen ondan kötü bir enerji almadığım için gevşediğimi hissettim. “Haber vermeden telefon numaranı almak terbiyesizlikti, kusura bakma lütfen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önemli değil. Teşekkür ederim, iyiyim ve evet, bugün iyi haberler aldık.” Bir süre sustum, ne söyleyeceğimi bilmez bir hâlim vardı. Yaşananlardan, yaşadıklarımdan sonra insanlarla diyalog kurmak benim için biraz daha zor hâle gelmişti ama bunu kimseye çaktırmıyordum. Sürekli içimde gözlerini açıp bana bakmaya başlayan ve ona bakmam için beni zorlayan bir panik duygusu bir daha beni hiç terk etmeyecekmiş, bir ömür içimde yaşayacakmış gibiydi. “Sen nasılsın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de iyiyim. Gurur’u aradım ama telefonuna ulaşamadım, o yüzden şansımı senden yana denedim.” Bir süre tıpkı benim gibi o da sustu. Doğru kelimeleri arıyor gibiydi. Beni incitmekten ziyade, beni korkutmaktan çekinir bir hâli vardı. Yaşadıklarımın kolay şeyler olmadığını düşünüyor olmalıydı, aslında kolay şeyler olmadığını en başından beri ben de biliyordum. “Bunu seninle konuşmak istemiyorum fakat konuşmadığımız müddetçe kalbinin rahatlamayacağını da biliyorum,” diyerek söze girdiğinde ensesinden bir damla terin kayıp gittiğini sesindeki endişeden anlamak mümkündü. “Bu işin peşini bıraktığımızı düşünmemeni rica edecektim senden. Bu olay öylece üstü kapanacak, unutulacak veya bir gün yeniden tekrarlanacak bir olay değil. Güven bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum,” diyebildim ama emin değildim, her nedense sırtımda beni izleyen güven verici ela gözlere rağmen yine sırtımda üzerime çökmek için bekleyen bir gölgenin varlığını hissediyordum. Bu korku bir gün beni terk eder miydi? Bilmiyordum. Umut etmekten başka bir çarem yoktu. Bir gelişme olup olmadığını sormak istedim ama alacağım cevabı az çok biliyordum, aksi bir cevap olsa dahi duymaya hazır mıydım işte bunu da tam olarak kestiremiyordum. İçimde mütemadiyen parçalanmış bir güven duygusu vardı, artık yere düşen adımımdan bile bir sonraki adımım sonum olur mu endişesiyle korkacakmışım gibi geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onur sanki kafamın içinde oluşan soruları görüyormuş ve bunlara bir cevap almam gerektiğinin farkındaymış gibi, “Henüz bir gelişme yok,” dedi, içimdeki sıkışıklık hissi birdenbire göğsüme doğru ilerleyip kalbimi kanlı elleriyle sardı. “Ama için rahat olsun diye söylüyorum, bir tehlike de yok. Güvendesin.” Son söyledikleri kafamın içinde kendini makul bir zemine yerleştiremedi. Sadece sessizlik vardı, o adamın boğuk gelen sesi vardı, metalin soğukluğu vardı, kan vardı, her yere yayılan kanın ortasında dikilmiş Gurur’un canı için verdiğim bir savaş vardı; üstelik içimde Gurur’a ait bir can varken ve o canı taşıdığımı dahi bilmiyorken vermiştim bu savaşı. Gurur’a bir şey olacağı düşüncesi her nasıl kanımda uçları zehirli iğneler gibi hızla yüzerek tehdidin ruhumda alevlenmesine neden oluyorsa, artık içimde taşıdığım cana bir şey olacağı düşüncesi de aynı şekilde omurgamı ağrıtıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki Gurur?” Bu soru dudaklarımdan çıkıp gittiğinde geri alamayacağımı fark ettim, alacağım cevaba hazır olmak zorundaydım ama ruhum artık ne kadarına göğüs gerebilirdi yemin ederim bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onur bir süre sustuktan sonra, “O da güvende,” dedi, buna inanmadım, çünkü sesindeki tereddüdü duyabilecek, anlayabilecek, anlamlandırabilecek ve ihtimaller denizinde boğulmaya başlayabilecek kadar tanımaya başlamıştım insanları. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Boğazımdan zar zor inen bir yutkunuşun hemen ardından, “Yalan söylemek konusunda çok kötüsün, Onur,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güvende olmayan Gurur değil, güven bana,” dedi Onur bu defa düşünme payı bırakmadan kendine. “Güvende olmayan birileri varsa eğer, şayet onlar da Gurur’un peşinde olduğu insanlardır.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Son cümle hiçbir şey söylemeden birçok şeyi söyleyebilen bir insana ait gibiydi. Duraksadım, gözlerim denizin üzerine yansıyan ayın gümüş ışıltısına takılıp kaldı ama ağzımı açıp tek kelime edemedim. Zincir’i gördüğüm ânı hatırladım. Gözleri bir kâğıdın üzerinde takip ederken kelimeleri, Zincir’i sadece görmemiş, ruhumun derinliklerinde o zincirin yerde sürünürken çıkardığı tehditkâr sesi duymuştum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi kapatmam gerek. Aklına takılan bir şey olursa veya aklına gelen… Söylemen gereken bir şey olursa, beni istediğin zaman arayabilirsin.” Son kelimeleri, o geceye dair anılarında elle tutulur bir şey olursa bize söyle demenin kibar bir şekilde dökülüşünden ibaretti. O geceye dair hatırladıklarım sınırlıydı. Acıyı hatırlıyordum, korkuyu hatırlıyordum, savaştığımı hatırlıyordum ve çok kan vardı, bunu hatırlıyordum. Bunlar o adamı bulmak için yeterli ayrıntılar değildi, bu yüzden tekrar etmenin manası da yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederim, Onur. İyi akşamlar,” diyerek telefonu kapatıp kucağıma koyduğum anda başımın üzerinde büyüyen gölgeyi hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Kimle konuşuyorsun?” diye sorarak elini boynuma yerleştirdi, büyük avucuyla ense kökümü yavaşça sıkıp bedenimin ihtiyaç duyduğu gevşemeyi bana verdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı geriye doğru atıp ona tersten baktım. “Onur aradı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ela gözlerine düşen gölgeleri gördüm, çenesinde bir kas yavaşça seğirdi ama soğukkanlılık hızla geri geldi. “Nereden bulmuş senin telefon numaranı?” diye sordu bariton bir sesle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni aramış ama ulaşamamış, o yüzden benim numaramı almış. İfade verdiğim memurlardan almış olabilir,” dedim omuz silkerek. Bakışlarımı önüme indirdiğimde Gurur’un yüzüne sinen ifadeyi merak etmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini boynumdan çekti, yanımdaki boşluğa oturup bankın neredeyse tüm boşluklarını büyük bedeniyle kapladı. “Bana ulaşamadıysa ulaşabildiği ânı bekleseymiş, ne diye seni arıyor?” diye sorarken omzunun üzerinden bana bakıyordu. Gözlerim hâlâ denizdeydi, bakışlarımı ona değdirmedim çünkü tartışmak istemiyordum. Aniden cebinden telefonunu çıkardığını fark edince sonunda ona doğru döndüm. Ekranı açtı, ekranda beliren telefon numarasına, ardından Gurur’un profiline baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapıyorsun sen?” diye sordum sertçe. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir daha seni aramamasını söyleyeceğim,” dedi hiç düşünmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yardımcı olmaya çalışıyor, Gurur. Farkındasın bunun değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri kısaca bana kaydı. “Ne konuşacaksa benimle konuşacak. Seni bu işin içine çekmemesi gerektiğini ona söyledim, buna rağmen seni arıyorsa benim yapacaklarımdan biraz olsun çekinmiyor demektir.” Ne söylemeye çalıştığını anlamadığımdan Gurur’un bileğini kavradım ve “Sadece yardımcı olmaya çalışıyor,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana yine bu konuyla alakalı sorular mı sordu?” diye sorarken Gurur’un sesindeki öfke duraksamama neden oldu. Gerilmemi istemiyordu biliyordum ama beni bunun içine çekmemeye çalışırken asıl kendisi endişelendiriyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni korumaya çalıştığının ben de farkındayım ama yöntemin yanlış,” dedim sakince. “Beni bu şekilde koruyamazsın. Böyle aniden öfkelenerek ya da başkalarından öfkeni çıkartarak değil. Onur’un kötü bir niyeti yoktu, bence bunu sen de biliyorsun. Bana hâlâ onu kıskandığını söyleme, bu kıskançlıkla verilen bir tepki değildi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni aklının alamayacağı her şekilde kıskanabilirim. İhtimal dahi vermeyeceğin şekillerde belki çocukça, belki hasta bir adamın zihniyle kıskanabilirim ama evet, haklısın, bu sadece bir kıskançlık değil.” Sözleri kılıç kadar keskin yükselse de gözlerindeki sakinlik kavga istemediğini alenen gösteriyordu bana. “Sen kolay bir şey yaşamadın ve yaşadığın şeyin sürekli olarak önüne çıkartılmasını istemiyorum. Özellikle de her şeyi yoluna sokmak için gerekirse tüm yollara sokmaya hazırken.” Gözlerimin içine öyle dikkatli baktı ki ruhumda onun ellerini hissettim, beni korkutmadan, incitmeden, güven vererek ruhuma dokunmaya çalışıyordu. Belki yöntemleri yanlıştı ama deniyordu. “Bunun içinde olmanı istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dangalak,” dedim kendimi tutamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an gözleri şokla irileşti, sonra ifadesi yumuşadı ve dudaklarında belli belirsiz de olsa bir tebessüm gördü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Ben tam olarak söylediğin gibi biriyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi haberi almış ve bizi tebrik etmek için aramış,” dediğimde yüzünde şaşkınlığı görür gibi oldum. “              Beni sıkıştırmadı, bir şeyler öğrenmeye çalışmadı, aksine güven vermeye çalıştı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman şimdi biraz kıskanabilir miyim?” diye sormasını beklemediğimden kaşlarım havaya kalktı. “Ne? Sen benim karımsın. Ben senin nikahlı kocanım. Benim hayatımdaki kadınsın. Benim sevdiğim kadınsın. Yabancı bir erkeğin karımın telefon numarasını bulup onu aramasını kıskanabilirim sanırım makul ölçülerde.” Gözlerini yüzümde gezdirirken şaka mı yapıyordu yoksa ciddi miydi anlamak güçtü. “Eskiden olsa onu şişlemeyi, zincirle dağın ortasında bir ağaca çıplak bağlamayı ya da alnına silah yaslamayı düşünebilirdim tabii,” diyerek sırtını banka yaslayıp kollarını açarak bankın sırt kısmına yerleştirdi. Rahat bir pozisyona soktuğu vücudunu bana çevirmeden sadece omzunun üzerinden bana bakarak konuşmaya devam etti: “Ama artık onu eskisi kadar sinir bozucu bulmuyorum. Niyetinin farklı olduğunu düşündüğüm bir an bile olursa, bu yeniden onun alnına bir silah yaslamayacağım anlamına gelmez tabii.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fikrini ne değiştirdi peki dağ ayısı adam?” Tek kaşımı kaldırıp kollarımı göğsümün üzerinde toplayarak cevabını bekledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü yanımdaydı,” dediğinde duraksadım. Gurur gözlerini denize çevirdi, gözlerinde denizin yansımaları parlarken profilinin ne kadar büyüleyici göründüğünü düşünmeden edemedim. “Çünkü bir koridorda, bir asansör kabininde, yalnız olsaydım ne yapacağımı bilemeyeceğim bir ambulansın önünde, o yanımdaydı.” Sustu, söylediği şeylerden pişman olmuş gibi kaşlarını çatıp derin bir nefes aldı. Elimi onun dizine koydum, parmaklarım dizini yavaşça kavradığında gözlerini yumduğunu gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Belki hiçbir anlamı yoktu ve gerçek bile değildi ama yine de sessizce, “Geçti,” diye fısıldadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa geçmemişti. Geçmediğini biliyordum ve yine ben, onun hiçbir şeyin. geçmediğini benden bile önce bildiğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kolay olmayacaktı ama hiçbir zaman bizim için çok kolay olduğunu söyleyemezdim. Ona âşık olmak, sadece sevmeyi öğrenmek değildi benim için; Gurur Mert Çalıklı’ya âşık olmak, sevmeyi öğrendiğim gibi savaşmayı da öğretmişti bana. Ben Muğla’dan çıkıp Isparta’ya gelen o küçük, her şeyden habersiz kız çocuğu değildim artık. Bir Dağcı Komando’nun sevdiği kadın, güçlü bir Yüzbaşı’nın eşi, Gurur Mert Çalıklı’nın savaşçısıydım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Çalıklı. Kimliğim buydu artık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunları konuşmayalım.” Gözlerini açıp, usulca bana doğru çevirdi. “Artık bunları konuşmak değil, seni yaşamak istiyorum. Çok şey yaşadık Zeliha, her birinde sen vardın, her biri kötü şeylerdi diyemiyorsam eğer, bil ki bu içinde sen vardın, seninle yaşadım diyeydi. Ben artık kötü şeyleri değil, sadece seni yaşamak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Huzur kayboldu sanmıştım, bunu sanmak bir hataydı çünkü huzur sadece kurduğu birkaç kelimeye tutunarak saklandığı yerden yeniden çıkıp kalbimin tüm odalarına elinde bir kandille dalmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsan içinde olduğumuza dua et, yoksa dudaklarına yapışırdım şuracıkta,” diye alay ettiğimde, “Salak, buna neden dua edeyim? Etsem etsem buna sitem ederim, siktirin gidin lan diye elimde bir değnekle bana insan kovalatacaksın bak şimdi,” diye cevap verdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yapsana ya, çok gülerdik.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Deliye postaki saydırma şimdi,” diyerek kolunu omzuma attı ve beni kendisine çekip göğsüne yasladı. “Bu gece otele erken dönelim, dinlenme şansın olmadı pek. Dinlen. Yarın bir şeyler yaparız, ne dersin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur. Hem bir benim değil, herkesin dinlenmeye ihtiyacı var. Tatilden verim almak adına,” dedim başım hâlâ göğsündeyken. O kâğıttan, bana söylediği şeyden ve diğer ihtimallerden hiç bahsetmedim. Her ne kadar tüm bunlar kafamda hiç susmayan seslere dönüşüyor olsa da.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yarını şimdiden planladım,” dedi Gurur parmakları omzumda tüy gibi dolaşırken ve izlediğim manzarayı varlığıyla çok daha anlamlı, huzurlu, güzel bir şeye dönüştürürken. “İçeride bizimkilerle de konuştum. Ayça dışında herkesi heyecanlandırdı bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapacağız peki Bay Organizatör?” Çenemi göğsüne yaslayarak ona alttan bir bakış attım. “Ayça’dan ret aldığınıza göre, suyla alakalı bir plan, hım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tekne turuna çıkacağız. Ölüdeniz’den kalkan teknelere binersek daha fazla koy görebilirmişiz, bunu araştırıyordum kafede otururken.” Çenemi parmaklarının arasına alıp gözlerimin içine baktı. “Baş başa olmak isterdim, bunu gerçekten çok isterdim. Bu yüzden demir attığımız her koyda seninle baş başa kalacağım anlar yaratacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsedim. “Etrafımızda bin kişi varken bile sadece birbirimize baktığımız sürece daima birbirimizi görecek, daima baş başa olacağız. Sen etrafımdayken herkes puslu bir camın ardında kalıyor,” diye fısıldadım. Söylediğim şey beni utandırdı, onun ela gözlerinde ise bir an olsun benden saklama gereği duymadığı o yoğun duyguların alevlendiğini gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muazzam bir şeydi sevmek ve daha muazzamı vardıysa eğer, bu da sevdiğin kişi tarafından sevilmek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapıyorsunuz bakayım?” Sesin geldiği yöne bakmak için kafamı Gurur’un göğsünden kaldırdım. Yener elinde külah dondurmayla bize bakıyordu, bir eli kot pantolonunun cebindeydi ve boynunda Simge’nin ona verdiği kolye vardı. Dondurmayı sinir bozucu bir şekilde yalayarak Gurur’a baktı. “Aldatıyor musun yoksa beni?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi lan düdük,” diyerek ayaklanan Gurur elini bana uzattı. Elini tutup ayağa kalktığım sırada Yener, “Dondurma ısmarlayayım mı size? Tam ortanızda kara kedi gibi duracağım ama ona göre,” dedi ve bu beni güldürdü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin ilgilenmen gereken birin yok mu ya?” diye soran Gurur, Yener’in kötü bakışlarına maruz kaldı. Yener bir kez daha dondurmayı ağzına yaklaştırmadan önce, “Bu dondurma bile ondan daha sıcak davranıyor bana bugün,” diye söylendi. Ağzının içinde konuşuyor olmasına rağmen ne söylediğini duymuştum, dikkatim birden Yener’e çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim bilir ne yaptın kıza,” dedi Gurur, bu bir sorudan çok, kendinden emin şekilde kurduğu bir cümleydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener buna cevap vermek yerine sırtını bize dönüp dondurmacıya doğru yürümeye başladı. Gurur, “Dondurma ister misin?” diye sorarken elimi sıkıca kavramış Yener’in arkasından ilerlemeye başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge buna yine neden kuruldu acaba?” diye sordum Yener’in ensesini izlerken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kadarına Yener kafa yorsun, sen değil. Dondurma ister misin diye sormuştum Güzin abla…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Soruya bak? İsterim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dondurmacının önünde duran Yener’e, “Ben vişneli limonlu istiyorum,” diye seslendim. Ardından Gurur’un elini bırakıp, “Ben Simge’yi alıp geliyorum,” dedim ve Gurur’un sorgulamasına fırsat bırakmadan hızla kafeye doğru yürümeye başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafedeki cam kenarında duran masada oturan arkadaşlarımız sohbet etmeye devam ediyorlardı, hava sıcak olmasına rağmen Nihan omuzlarına bir şal atmıştı ve Vural’a sokulup başını omzuna koymuştu; uykulu görünüyordu. Devran ve Adnan tavla oynuyorlar, diğerlerinin konuştukları konu her ne ise ara sıra oyundan kopup sohbete katılıyorlardı. Sandalyesini tamamen cama çevirip kollarını göğsünün üzerinde toplamış Simge’nin muhabbetten kopuk olduğunu, sadece sessizce manzarayı izlediğini gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni fark ettiği anda kafamla kapıyı işaret ettim, başta anlam verememiş gibi yüzüme baksa da sonunda oturduğu yerden kalkıp çantasını sandalyenin üzerinde bırakarak yanıma geldi ve birlikte kafeden çıktık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ağzımı açacaktım ki, “Sana bir şey mi söyledi?” diye sordu durgun bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Bir süre sustu, cevap vermediğimi fark edince omzunun üzerinden bana baktı. “Ne söyledi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aslında hiçbir şey. Bir şey mi oldu? İyi görünüyordunuz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Boş ver, her şey bitti bir de benim dertlerimle mi uğraşacaksın? Aptal saptal şeyler işte,” diyerek ellerini pantolonunun ceplerine soktu. Bakışlarının az ileride dondurmacının önünde duran Yener ve Gurur’a kaydığını gördüm. “Bir şey sorayım mı sana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hım? Sor,” dedim merakla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben Isparta’ya geçiş yapmadan önce Yener’in burada görüştüğü biri var mıydı?” Soruyu sorarken ses tonu ne kadar sakin olsa da bakışlarındaki kırgınlığı görmek beni duraksattı. “Soru saçma oldu, değil mi? Birçok kişi varmış, onu biliyorum zaten ama özel olarak görüştüğü, önemsediği ya da sık sık bir araya geldiği biri var mıydı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yoktu,” dedim, bu konuda kendimden emindim ama Simge bu cevaptan pek de memnun kalmışa benzemiyordu. Elleri ceplerindeyken, “Telefonuna bir mesaj geldi,” dedi sessizce. “Mesajı görünce nedense yüzü düştü, gerildiğini hissettim. Görmemi istemediği bir şeydi sanırım, panikledi de.” Gözlerini denize çevirip derin bir nefes aldı. “Sonra telefonu çaldı, o da telefonu masanın üzerinde ters duracak şekilde çevirdi ve sessize aldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belki eskiden görüştüğü biridir, bu yüzden rahatsız olmuştur,” dedim bunun bile sinir bozucu bir ihtimal olduğunu biliyor olmama rağmen.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tepkisi daha önemli biriymiş gibi hissettirdi. Sadece kafamda kuruyor da olabilirim. Geçmişi kalabalık birinden çok fazla şey beklediğimin farkındayım ama yine de sinirlerime dokunmasına engel olamadım. Ne diye sinirleniyorsam? Aramızda bir şey var gibi görünüyor mu onu bile bilmiyorum, aramızda bir şey var mı bunu bile bilmiyorum.” Uzun uzun sustu, ben de söyleyecek bir şey bulamadım ama onun içini kemiren bu şeyin eğer benim yaşadığım bir şey olsaydı nasıl hissettireceğini az çok tahmin edebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu konu canını sıkıyorsa ve bir şeyler netleşsin istiyorsan bunu onunla konuşmalısın Simge.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle değil Zelluş,” dedi. “Öyle kolay değil. Gurur gibi bir adamla birliktesin ve eminim ki ilk adımı ondan aldın, eminim ki aranızdaki şeyin adını koyan da Gurur’du. Karşımda belirsiz bir adam var, konuşmak konusunda pek de iyi olmayan, susarak çözebileceğini sanan bir adam var. İlk adımı her zaman kadın atmalı demiyorum tabii ama…” Sustu, o sessizlikte aslında ne kadar hassas bir noktada durduğumuzu fark ettim. “Bir şey var biliyorum ama adı ne bilmiyorum. Bir şey var sanıyor olmaktan korkuyorum. Çekip gidebilecek, arkasına bakmayacak biriyim ama bunun için bile netliğe ihtiyacım var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu konuşmadan çözemezsiniz,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve o konuşmuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buna diyecek bir şey bulamadığımdan sessizce ona bakmakla yetindim. Gurur ile Yener ellerinde külahlarla geri döndüklerinde Simge’nin Yener’e bakmak istemediğini değil, bakmamak için direndiğini fark ettim. Yener baktığı yerden görüyorsa bile gördüğü şey yanlıştı. Karşısında onu reddeden ve ondan uzak duran bir kız yoktu, karşısında sadece açıklama ve netlik bekleyen bir kız vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un elinde duran külahlardan birini alırken, “Simge’ye de aldınız mı?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, elindeki külahı Simge’ye uzatırken Simge göz ucuyla ona baktı. Elindeki dondurmayı almadan önce, “Külahıma bile bir şey anlatmıyorsun,” diye söylenen Simge, Yener’in şaşkın bakışlarına aldırış etmeden sırtını ona dönüp yavaşça uzaklaşmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu neydi şimdi?” diye soran Yener bir bana bir Gurur’a baktı. “Anladınız mı siz? Anlıyorsanız bana da anlatın. Ben bir sik anlamıyorum çünkü. Kafam almıyor benim. Ben mi salağım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim dürüstçe ve dondurmamı yaladım. “Öylesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener duraksadı, ardından bakışları uzaklaşan Simge’nin sırtına kaydı. Simge banka oturunca, “Böyle karın ağrısı çekeceğine gidip derdi neymiş sor,” dedi Gurur omzuyla Yener’in omzuna vurarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona bir şey yapmadım ki.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya siktir git sor işte, yapmışsın demek ki, ne mal herifsin,” diye homurdandı Gurur. “Hadi yavrum, biz de bizimkilere haber verip otele geçelim. Dinlen sen biraz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, tedirgin bir şekilde Simge’nin yanına doğru giderken kafeye girdiğimizi hatırlıyorum. Kısa vedanın ardından otele gitmek için yola çıkarken Simge ile Yener’in bu konuyu çözüme ulaştırıp ulaştıramayacağı konusunda tedirginliklerim vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

GURUR MERT ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babamızın aksine, sen iyi bir baba olacaksın değil mi kardeşim?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim tavandayken sürekli bir sesi ve yüzü olmayan bir adamın kafamın içinde bana bunu sorup durduğunu hatırlıyorum. Kâğıtta yazmıyordu da biri bana bunu fısıldayıp duruyordu sanki. Zeliha kollarımdaydı, derin bir uykuda olduğunu aldığı sakin nefeslerden anlayabiliyordum ama benim gözüme uyku girmiyordu. Oysa Zeliha kollarımdayken uyumak benim için her zaman çok kolay olmuştu. Ama sanki bir anlığına gözümü kapatsam, binlerce yıl sürüp toza dönen kemiklerimin kalıntılarında bile hissedeceğim bir pişmanlık hissetmekten korkuyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her zaman gözlerim açık olmalıydı, bilincimde bulanıklığa yer olmamalıydı, ellerim hep onun üzerinde olmalı, varlığım ona korunaklı bir yuva olmalıydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Terleyen alnına düşen saçları parmaklarımla geriye tarayıp uyuyan yüzüne baktım. Yanakları onu ilk tanıdığım zamanlarda olduğu gibi yavaşça dolgunlaşmaya başlayacak mıydı? Bir gün tekrar onu tanıdığım zamanlar olduğu gibi sağlıklı görünecek miydi? Birden kollarımda önceden olduğundan çok daha küçük göründüğünü fark etmek boğazımdan yükselen bir hissin genzime dolmasına neden oldu. Öksürme isteği oradaydı, belki de bu eğilip bir köşeye, başımda onu koparmak isteyeceğim kadar şiddetli bir ağrıyla kusma isteğiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi bir anlığına yumdum ve kanı gördüm. Evin salonunda dikilen silüetini hatırladım. Oradaydı, hareketsizce duruyor, acıdan bükülen bedenine rağmen dizlerinin üzerine düşmemek için çabalıyordu. Zemine bakıyordum, zemine yayılıp ayaklarını içine alan kan gölünü görüyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur,” diyordu zayıf sesiyle, “çok kan var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aniden gözlerimi açtım. Bulantı hissi büyüdü, boğazıma yükselen bir çığlık mıydı bastırdığım yoksa kusma isteği miydi bilmiyordum ama sinyal sesi bu hissi çok hızlı bir şekilde takip ederek zihnime doluştu. Nefesimin boğazımda düğümlendiğini hissederek yavaşça döndüm, onu kolumdan uzaklaştırıp yumuşak yastığa yattığından emin oldum. Doğrulup yatağın kenarına oturduğumda sırtım aldığım nefeslerin hızından olsa gerek hızla inip kalkıyor, kalbim yine yerinden çıkıp gidecekmiş gibi şiddetle çarpıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babamızın aksine, sen iyi bir baba olacaksın değil mi kardeşim?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi hızla göğsüme götürdüm, kalbimin atışlarını avucumda hissettim, derimi parçalayıp avucuma düşecekmiş gibi şiddetle vuruyordu. Sinyal sesi dışarıdan içeri dolmuyordu da kafamın içinden kulaklarıma doğru yayılıyordu. Sırtımdan inen soğuk teri hissettim, aynı ter damlaları hızla alnımdan kaymaya başladı ve zorlanarak ayaklanıp omzumun üzerinden yatakta uzanan bedene baktım. Uyurken bile bir elini karnındaydı, bilinçsizce yaptığı bu hareketin aslında içindeki korkunun ve koruma isteğinin dışarıya düşen bir yansıması olduğunu biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babamızın aksine, sen iyi bir baba olacaksın değil mi kardeşim?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kusma isteği öyle çoğaldı ki elim farkında olmadan ağzıma gitti, avucumu dudaklarıma bastırırken ona bakmaya devam ediyordum. Karanlığın içinde mavi bir ışık huzmesi güzel bedenini içine almış gibiydi, dokunsam dağılacak korkusuyla bir adım geri çekildim ve önüme döndüm. Nefesimin hızlandığını hatırlıyorum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Banyonun kapısını gürültü çıkarmadan açabilmek çok zordu ama içeri girip karanlık banyoda dizlerimin üzerine düştüğüm ânı çok net hatırlıyorum. Dizim acımadı ama klozetin kenarlarını kavrayan parmaklarım, nasıl bir baskı uyguladıysam acımıştı. Kusmaya başladım. Her öğürmenin ardından susuyor, yükselen kusma isteğine rağmen sessizliği dinleyerek onun uykuda olduğundan emin olmaya çalışıyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur,” dedi zihnimdeki sinyal sesine karışan sesiyle, “çok kan var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Klozete doğru eğildim, bir kez daha öğürdüm ve sonra kendimi yere bırakıp sırtımı klozete yaslayarak dizlerimi karnıma çekip bir süre karanlığın içinde oturdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sinyal sesi azalarak yavaşladı ama kaybolmadı, kısık bir frekansa dönüştü. Kusma isteği kaybolmadı ama artık çıkaracak bir şeyim kalmamıştı, boğazım acıyordu. Avuç içlerimi dua eder gibi açtığımı hatırlıyorum, ardından yüzüme bastırıp boynuma kadar sertçe kaydırdığımı. Elim boynumdayken bir süre kapalı kapıya baktım sonra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Artık kapıya bakan Gurur Mert Çalıklı değil, Zincir’di. Gözlerinde korku değil öfke vardı. Hissediyordum. Kendi bedenimin içine çekilmiş, gözlerimden dışarıyı izleyen Zincir’in düşüncelerime karışan sesini duyuyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yerimden kalkarken daha iyi hissediyordum ama kalbimin vuruşunu hâlâ hissedebiliyordum, hâlâ hızla vuruyordu ama bu kez bunun sebebinin öfke olduğunu biliyordum. Sifona basıp elimi yüzümü yıkadım, kurulamadım, su damlaları tenimden hızla kayıp çıplak göğsüme düşerken banyodan çıkıp karanlık odanın içinde ilerledim. Berjere fırlattığım pantolonumun ceplerini karıştırdığım sırada gözlerim uyuyan yüzüne bir kez daha dokundu. Huzurlu olduğu tek yerin uykuları olup olmadığını merak ettim. Yoksa kâbuslar onu orada da rahatsız etmeye devam mı ediyordu? 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda aradığımı bulduğumda avucumda duran ilaç şişesine düşen bakışlarım donuktu. Hüsrev anılarımın içinde konuştu: “Çarpıntın çoğaldığında biraz olsun işe yarayacaktır.” Kapağı yavaşça açtım, dilimin üzerine bir hap bırakıp yuttuktan sonra köşede duran bardağın içindeki suyu kafaya diktim. Ne kadar sürede etki ederdi bilmiyordum, sabaha ne kadar vardı bunu da bilmiyordum ama uyuyamayacağımı biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şafak gelene dek berjerin üzerinde oturduğumu hatırlıyorum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir ara kıpırdanan Zerda neredeyse uyanacaktı ama bedeni nasıl yorulmuşsa yastığa sarılıp uykusuna kaldığı yerden devam etti. Uyuduğu odada sigara içmek istemediğimden üzerime bir tişört geçirip sigara paketimi eşofmanımın cebine soktum ve odadan çıktım. Sadece sigara içmek için bile olsa onu arkamda bırakma düşüncesi ilacın biraz olsun yavaşlattığı kalp atışlarımı yine önü alınamaz şekilde hızlandırmaya yetmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansöre binmedim, binemedim, merdivenleri kullanıp alt kata indim ve kahvaltı hazırlığında olan personellerin selamlamasına nezaket olsun diye başımı sallamaktan ileri tepki veremedim. Dışarıda bir sigara içip içeri girdiğim sırada güneş çoktan doğmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeri girdiğim anda resepsiyondaki genç delikanlı, “Gurur Bey?” diye seslenince omzumun üzerinden ona baktım. Elinde bir zarf tuttuğunu görmek aniden ona doğru fırlamama neden oldu. “Üzerinde isminiz yazıyor efendim,” derken tepkimden dolayı şaşkın görünüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elinden zarfı koparır gibi çekip alırken sinyal sesi sandığımdan daha hızlı hücum etti. Elimde zarfla merdivenlere doğru koşmaya başladığımı hatırlıyorum. Üçerli beşerli adımlarla koşarak tırmandığım merdivenlerin sonunu gördüğümde kaç saniye geçmişti bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı kaldırıp karanlık koridora baktım, sonra koşmaya başladım. Tam kapının önüne geldiğimde korku içimde daha da büyüdü ve kapı beklemediğim bir şekilde açıldı. Bir adım geri çekilip duraksayarak kapının önünde duran Zeliha’ya baktım. Hâlim onu şaşırtmış gibi beni süzdükten sonra uykulu gözlerini ovuşturup, “Ne oldu?” diye sordu pürüzlü bir sesle. Elimdeki zarfı arkama doğru sakladığımı fark etmedi, sadece gözlerinin içine uzun uzun baktığımı hatırlıyorum. Onu tutup kollarımın arasına çekmek istedim ama korkacağını, yüreğinin endişeyle dolacağını biliyordum. Sırf bu yüzden tepkisiz görünmek için çabalayarak, “Sigara içmeye çıkmıştım,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimin içine uzun uzun baktığında, uykulu olmasına rağmen bendeki tuhaflığı gördüğünü hissedebiliyordum. Ona hiçbir şey söylemesem de beni görebilen bir kadın olması her ne kadar hoşuma gidiyor dahi olsa böyle anlarda bu işleri zorlaştırıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sigarayı odada da içebilirsin deli,” dediğinde dudaklarım yukarı kıvrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biz hamileyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman ne diye sigara içiyorsun hamile adam?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerek eğilip alnına dudaklarımı sürttüm. “Sen bir duş al,” dedim dudaklarım hâlâ alnındayken. “Sonra da kahvaltı yaparız, olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” diyerek bana alttan alttan baktı. Bir şey gizlediğimi görüyor muydu yoksa tüm saflığıyla mı bakıyordu gözlerime? Kapıyı kapatmadan önce, “Gurur,” dedi ve duraksayıp ona baktım. “Her şey yolunda mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre sessizce gözlerinin içine bakıp, “Evet, duştan çıktığında konuşuruz,” dedim ve kapıyı kapatması için çenemle işaret yaptım. “Hadi, kahvaltıyı kaçırmayalım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha kapıyı kapattığında zarfa baktığımı hatırlıyorum. Zarfın üzerinde adım soyadım yazıyordu, bunun dışında yazan hiçbir şey yoktu. Bir süre bekledikten sonra sırtımı duvara yaslayıp zarfı açtım ve içindeki kâğıdı okumaya başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tatilinizin keyfini çıkarıyor musun Zincir? Nereye kadar gerçek yüzünü Sevgili Zeliha’dan gizleyeceğini merak ediyorum. Askerlerimden birinin yüzünü erittiğini biliyor mu? Eminim bu fotoğraflardan etkilenirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümde sabit bir ifadeyle kâğıdın arkasında duran fotoğraf karesine baktım, mide bulandırıcı görseli gördüğüm anda başımı yana doğru çevirip burnumdan sert bir nefes verdim. Yüzü perişan hâlde kadraja bakmaya zorlanan adamın fotoğrafını Zeliha görecek olsa, nasıl bir tepki verirdi kestiremiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İzleniyorduk, bunu zaten hissetmiştim ama bu kadar içeri girebileceklerini, bu kadar yakınıma gelebileceklerini düşünmemiştim. X’ten geldiğini düşünmemi istedikleri zarfı da onların bıraktığına artık neredeyse emindim. Fotoğrafı zarfın içine soktuktan sonra koridoru kontrol edip hızlı adımlarla aşağıya indim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Resepsiyonda duran genç delikanlı yüzümdeki ifadeden dolayı olsa gerek köşeye sinerek bana baktı ve “Bir sorun mu var, efendim?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güvenlik kameraları 7/24 kayıt alıyor değil mi?” Dirseğimi tezgaha koyup gözlerimi genç adama diktim. “Beni kayıtların tutulduğu odaya götür, derhâl.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre yüzüme, ardından elimde tuttuğum zarfa baktı ve “Elbette,” diyerek eliyle arka taraftaki kapıyı işaret etti. “Benimle gelin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eşim hâlâ odada,” dediğimde tekrar duraksayıp omzunun üzerinden bana baktı. “Güvenlik görevlisinin özellikle onun bulunduğu katta beklemesini rica edeceğim sizden.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Resepsiyon görevlisi, “Bir sorun olduğunu düşünüyorsanız bunu benimle paylaşın lütfen, Gurur Bey,” dedi dikkatle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece önlem,” dedim. “Devletin askeri personeliyim.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam başını salladı. Telsizine basıp oda numaramızı söyledikten sonra, “Katın güvenliğini sıkı tutalım,” diyerek gözlerini bana çevirdi. “Benimle gelin, efendim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ekranların açık olduğu güvenlik odasına girdiğimizde bilgisayarın başında duran adamın gözleri bana çevrildi. Ardından soran gözlerle resepsiyon görevlisine baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimdeki zarfı kaldırarak, “Bu zarfı resepsiyona kimin bıraktığını görmem gerekiyor,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Resepsiyon görevlisi, “Resepsiyonun boş olduğu bir anda bırakılmış. Kişi veya kişiler içeriye nasıl girdi bilmiyorum, o yüzden bakılmasında fayda var. Beyefendi askeri personel,” diye açıklamada bulundu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç sularında bırakıldı?” Sorunun ardından birkaç tuşa tıkladı ve ekranlar bölünerek çoğaldı. Hızlandırarak geriye sardığı görüntüleri izlerken, resepsiyon görevlisi, “Bilemiyorum, Altuğ Bey’in görev saatlerinde olmalı. Saat 3 ve 4 arası kaydedilen görüntülere bakabilir miyiz?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen,” diyen adam klavyeye hızlıca bir şeyler yazdı, ardından görüntüler çok daha hızlı geriye sarmaya başladı. İnsanların geriye doğru hızlanan hareketlerini izledim, bir boşluk oluştu, derin bir sessizlik dakikalarca devam etti ve güvenlik görevlisi ile resepsiyon görevlisinin birlikte asansörlere doğru yürüdüklerini gördüm. “Giriş ekranını ve resepsiyona bakan ekranı büyütelim,” diyerek elimi masaya bastırıp gözlerimi ekrana sabitledim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlığı kadrajına alan kamera hareketsizdi, bir sokak köpeğinin otelin önünden geçip gidişini izledim ve çok geçmeden kapüşonlusunun şapkasını kafasına takmış bir yabancı kadrajdaki yerini aldı. Ellerini kapüşonlusunun önündeki ceplere sokmuştu, adımları hızlıydı. Otelin önünde durdu, şapkanın örttüğü yüzü kadraja takılmıyordu, sadece köşeli bir çenesi olduğunu görebiliyordum. Bir süre otelin önünde bekledi, sırtını kameralara dönerek bir sigara içti ve ardından başını önüne eğerek otele girdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yakınlaştıralım,” dediğimde görevli söyleneni yaptı. Görüntü yakınlaştı ama kalite kötüydü ve kişi kayıtta olduğunun farkında olduğundan olsa gerek kafasını kaldırıp etrafa bakmıyor, sürekli olarak önüne bakıyordu. “Resepsiyon önünü yakınlaştıralım,” dediğimde yeni bir ekran büyüdü, cebinden çıkardığı zarfı resepsiyon bankosunun üzerine bırakırken elinde siyah bir eldiven olduğunu fark ettim. “Orospu çocuğu, yüzünü göster bana,” diye fısıldadığımda ekranın önünde oturan görevli şaşırarak bana kısa bir bakış attı ama ona karşılık vermedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değişim saatini beklemiş, sadece birkaç dakika içinde işini halletmiş olmalı,” diyen resepsiyon görevlisine yandan ölümcül bir bakış attığımda büyük bir sessizlik odaya çöktü. “Dış görüntüyü tekrar alalım,” diyerek masaya doğru biraz daha eğildim. Sırtını gördüm, hızlı adımlarla otelin çıkışına ilerledi, bir an için durdu. “Yakınlaştıralım,” dediğimde ekran biraz daha büyüdü ve tam da o anda kapüşonlu bedenin sahibi bakışlarını yavaşça omzunun üzerinden kameraya doğru çevirdi. Dudaklarında görüntüsünün yakalandığının farkında, hatta görüntüyü bilerek veriyormuş gibi alaycı bir gülümsemeyle kameranın merceğine baktığı an, elimi sertçe masaya vurduğum andı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ekran görüntüsü al,” dedim sertçe. Bu yabancı yüzü daha önce görmemiştim ama eğer cehennemin dibine inmek için bir merdiven çakacak ve inmeye başlayacaksa dibe doğru, bilmeliydi ki ondan önce dibi bulup onu cehennemin dibinin girişinde karşılayan ben olacaktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İşlem başlatmamızı ve polise haber vermemizi ister misiniz?” diye soran resepsiyon görevlisini elimi kaldırarak susturup, “Görüntüyü yazdırın,” dedim. “Şahsın yüzünün olduğu görüntünün çözünürlüğünü arttırabildiğiniz kadar arttırın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen hallediyorum,” diyen adama başımı sallayarak teşekkür edip bedenimi resepsiyon görevlisine doğru çevirdim. “Görünen o ki sanıldığı kadar güvenli bir aile oteli değilsiniz. Biri elini kolunu sallayarak içeri giriyor, kapıda bir güvenlik görevlisi yok ve resepsiyon da boş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değişim saatiydi,” diye açıklama yapmaya çalışan adama bomboş gözlerle baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu mevzudan eşimin haberi olmayacak. Bugün buradan çıkışımızı yapıyorum. Ayrıca gerekli mercilere de bu konuyla ilgili gereken bilgilendirmeyi yapacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adama cevap verme fırsatı bırakmadan odadan çıkıp artan nabzımı sakinleştirmek için gözlerimi yumup derin nefesler aldım. Çok değil, on beş dakika sonra adam elinde netleştirilmiş görüntüyle odadan çıkıp elindeki kâğıdı bana uzatırken, “Yaşanan sorumsuzluk adına özür diliyoruz, Gurur Bey,” dedi ama elindekini alırken onu duymazdan geldim. Dışarı çıkıp bir sigara içmem gerekiyordu, patlayacakmış gibi zonklayan kafamı sakinleştirmeye ihtiyacım vardı ama bunu nasıl yapacağımı artık ben de bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dışarı çıkıp bir sigara yakmadan önce zarfın içindeki fotoğraf karesinin ucunu ateşe verdim, fotoğraf karesi ağır ağır yanarken sigaramı içiyor, bir yandan da bir sonraki adımımın ne yöne düşmesi gerektiğini düşünüyordum. Bu fotoğraf karesi Zeliha tarafından görülmemeliydi, Zeliha bir şeyler yaptığımı hissedebilirdi ama ne yaptığımı asla bilmemeliydi. Fotoğraf karesi küle dönene kadar sigaramı içmeye devam ettim ve nihayet geriye küller kaldığında sigaramı kenara fırlatıp içeri girdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıdan içeri girerken Devran’ı aradığımı hatırlıyorum. Üçüncü çalışta telefonu uykulu sesiyle Biricik açtı. “Telefonu Devran’a verebilir misin yenge?” diye sorarken elimi cebime atıp merdivenlere yöneldim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, “Söyle Merdo,” dediği anda, “Peşimizdeler,” dedim ve hattın öteki ucunda uzamaya başlayan sessizlikte yükselen kanın kokusunu aldım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya?” diye sordu Devran sonunda. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatacaklarım var ama önce sizin otelde Zeliha ve benim için bir oda ayırt.” Basamakları çıkmaya başladım. “Bugün biraz eğleneceğiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ölüdeniz’in rengi turkuaza dönmüştü. Ellerim kot elbisemin ceplerinde, başımda hasır bir şapkayla kıyıya çarpan dalgaları izlerken ayağımdaki parmak arası terliklerin içine giren kumlar parmaklarımı yakmaya başlamıştı. Su bir kez daha geri çekilip tüm görkemiyle yükselerek gelmeye başladığında Yener ile Girdap’ın bileklerine kadar suyun içinde durmuş dövüştüklerini gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran ile Gurur, biraz ileride durmuş bir şey konuşuyorlardı. Ayça sudan olabildiğince uzak duruyor, Simge ile Mehtap da kumları ayaklarıyla eşelerlerken gülüşüyorlardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, hiçbir gerekçe sunmadan otelden çıkışımızı yapmış, bizi diğerlerinin kaldığı otele taşımıştı ve sonra da tekne turu için Ölüdeniz’e doğru yola koyulmuştuk. Yarın yapmayı planladığımız kampın detaylarını arabada konuştuğumuzu hatırlıyorum, turdan sonra Yener ve Girdap gidip kamp malzemeleri alacaklardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, Cenan, Adnan, Tayfun abi ve gölgelerin birçoğu burada değildi ama en çok da Cenan’ın yokluğunu hissediyordum. Eğer burada olsaydı, daha çok eğlenirmişim gibi geliyordu. Zafer bir sebepten erken saatlerde Fethiye’ye gelmek için yola çıkmıştı, tura yetişebilmişti çok şükür ama geldiğinde yüzündeki ifade neredeyse endişe verecek şekilde karmaşıktı. İleride Zafer ile Ecevit’in sohbet ettiklerini gördüm, Zafer memnuniyetsiz bir suratla bir şeyler anlatıyor, Ecevit sessizce onu dinlerken ara sıra başını sallıyordu. Çolpan elini omzuma koyunca irkilerek ona doğru döndüm. Biricik ile ellerine birer dondurma almışlardı, Biricik hâlâ uyukluyor gibi görünüyordu ve Çolpan da burada olmaktan pek mutlu değildi bana kalırsa.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan’ın burada olmaması da bu mutsuzluğun ana nedeniymiş gibi geliyordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dondurmalardan birini bana uzatırken, “Kendini daha iyi hissediyor musun?” diye sordu, her zamanki şefkatli sesiyle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı kurcalayan her şeye rağmen bir yanımın belki de tanrıya duyduğu sonsuz minnettarlıktan olsa gerek gülümsedim ve “Hiç olmadığım kadar,” dedim, bu yalan değildi, sadece eksiltilmiş bir doğruydu. Endişelerim vardı ama artık bunları dile getirmek istemiyordum. Endişelerimle insanları endişelendirmek istemiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan, “Bebeğin ve senin iyi olacağınızı kalpten hissedebiliyordum,” diye fısıldadığında karnımın altında, derinlerimde, bir yıldızın arkada bıraktığı gibi parlak bir izle bana dolanan ve içimde parlayan o gök adayı hissetmek gülümsememe neden oldu. Elindeki dondurmayı alırken gözlerimin içinin güldüğünü biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biricik, “Sabah Gurur bizi aradı,” dedi esneyerek. “Otelden rahatsız mı oldun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, Gurur çıkış yapmak istedi. Devran’a haber verdiğini, sizin otelden bir oda ayarlandığını söyledi.” Devran’ı sabahın köründe arayıp otel değişikliği yapması her ne kadar tuhaf geliyorsa da bugün bunun üzerine düşünmek istemiyordum. Üstelik gözümü kırptığım o küçücük anlarda bile kâğıda düşen ela gözleri, Zincir’e dönüşen o adamı ve kâğıdın üzerinde yazan şeyi hatırlıyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizim kaldığımız otel çok güzel, sabah kahvaltısına bayıldım,” dedi Biricik koluma girerek. “Yarın sabah orada kahvaltı yapalım. Krepleri mükemmeldi!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hamile olan Zeliş ama bu gidişle kiloyu alan biz olacağız. Sabah Biricik tabağıma tam tamına yedi tane krep koydu,” diye hayıflandı Çolpan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de hepsini afiyetle mideye indirdin ama!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan ve Biricik krep hakkında konuşurlarken bakışlarım Ayça’ya dokundu. Denize bakışları o kadar iç kapatıcıydı ki, endişesini ve korkusunu net bir şekilde görmek ağzımın tadını kaçırdı. Sudan gerçekten korkuyordu ve keyif almayacağı bir aktiviteye sırf oyunbozan görünmemek için evet zorunda kalmıştı, bu canımı sıkıyordu. Elimde dondurmayla ona yaklaşıp, omzuna omzumla vurarak, “Bakayım turuncu bikinine,” dediğimde, “Yeşil giydim,” diye söylenerek kollarını bedenine sarıp teknelere doğru baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkuyorsan iptal edelim, plajda takılalım,” dedim, bu söylediğimde çok ciddiydim ama sakince, “Hayır, aslında tekne turuna katılmayı çok istiyorum,” demesi beni şaşırttı. “Sadece biraz endişeli hissettiriyor, hepsi bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elini tutarım,” dediğimde, “Benim hikâyemin havalı çocuğu olman için çok geç, sen artık evlisin,” diye alay etmesi beni güldürdü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana en bekarından havalı bir çocuk bulmamızın zamanı geldi o zaman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evde kalmış kızına koca bakan anneler gibi konuşma be,” diye çemkirerek kollarını bedenine daha sıkı sardı. “Ben böyle iyiyim. Erkeklerle uğraşamam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuş böyle üstten üstten, sonra biri gelip dilini yutturur ama sana. Benden söylemesi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana öyle oldu, doğru,” dedi bana yan yan bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hâlimden çok memnunum.” Elimi göbeğime koydum. “Şu göbeği eritmek için nelere katlandım, şimdi şişirmek için nelere katlanıyorum ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça gözlerini karnıma indirdi, hiç yorum yapmadı ama gülümseyişi bile binlerce kelimeden daha sıcak, daha gerçekçi hissettirdi. Tekrar gözlerime bakarken kızarmış burnunun etrafını saran çillere dokunmak için parmağımı burnuna sürttüm. Temastan pek hoşlanmasa da bu onu daha içten gülümsetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Koca meraklısı biri olman benim için de beklenmedikti,” diye takıldı bana. “Hani biz erkeklerden nefret eden ve sonsuza dek genç kız olarak takılıp kitap karakterlerine hayranlık besleyecek altın kızlardık ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben hâlâ genç bir kızım,” dedim omuz silkerek. “Geceleri Gurur’u uyutup en sevdiğim kitabın bölümünü okuyacağım ve ağzımın suyunun aktığı erkek karaktere kocam ya diye yorum gireceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur da duyup boşasın sonra seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni boşamaz da yazarın adresini bulup bilgisayarına el koyarak karakteri sonsuza dek çöp kutusuna gönderebilir.” Tüylerim dikilmiş gibi irkilerek Ayça’ya baktım. “Kitabın hayranları da sonsuza dek lanetlenmemiz için beddua zinciri oluşturur bize.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay kocanı sevdiğim kitaplardan uzak tutarsan sevinirim ya,” dedi Ayça iğreniyormuş gibi yüzünü buruşturarak. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’a yakalanmadan kitap karakterlerine kocam ya diye yorum atma işi beni çok heyecanlandırdı. Otele dönünce ilk işim yeni bir kitap crushı bulacağım kendime.” Ecevit ve Zafer’e doğru baktım. “Zafer neden burnundan soluyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta iş kilitlemiş galiba ona,” dedi omuz silkerek. “Köprüyü dönmeden önce son bir tatil yapayım dedi herhâlde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne işi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç anlamadım, sadece soyadı Gümüş olan bir adamdan bahsediyorlardı. Muşta’nın yeni takıntısıymış,” dediğinde bir an bizle bağlantılı olup olmadığını düşündüm ama içimden bir ses, bu işin bizle alakalı olmadığını söylüyordu. “Sanırım Zafer o adamla ilgili bir durumu ele alacak. Pek anlamadım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ecevit’le birlikte mi göreve gidecekler yoksa?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça duraksadı. “Göreve gitmek mi? Ecevit’te mi göreve gidecek?” Soruyu ona sormama rağmen sorunun bana yöneltilmiş olması şaşırarak ona bakakalmama neden oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne bileyim, Zafer’e görev kilitlenmişse, illaki bir yere gidecek demektir. Ecevit’le konuştuğuna göre belki birlikte gideceklerdir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça hiçbir şey söylemedi. Sadece bakışlarını Ecevit ile Zafer’in olduğu yöne çevirip onları izlemeye başladı. Belimde bir el hissedince irkildim, büyük el belimden kayarak karnıma doğru uzanıp beni sardı ve elin sahibi beni büyük vücuduna yasladı. Kafamı kaldırıp Gurur’a baktığımda güneşin ela gözlerini tamamen orman yeşiline çevirdiğini gördüm. Cam kırıkları gibi parlayan gözlerine öyle hayran baktım ki sonunda kafasını eğip bana baktığında yüzümde her nasıl bir ifade görmüşse dudakları anında yukarı kıvrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gördüklerinden hoşlanmışa benziyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim hiç düşünmeden. “Gözlerin çok güzel görünüyor. Yeşil yeşil oldular.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeşil yeşil mi oldular?” Eğilip burnunu burnuma sürttü. “Yerim senin o ağzını ben. Yeşil yeşil diyor bir de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Iyyy,” diyen Ayça, Gurur’un gözlerini yukarı kaydırarak devirmesine neden oldu. Bakışlarını Ayça’ya çeviren Gurur dudaklarında sinsi bir tebessümle, “Tekne hazırmış Ayçacığım, sizi şöyle tekneye doğru alalım,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi git oradan be,” diyerek Gurur’un yanından tüm cesaretiyle geçen Ayça tekneye doğru yürümeye başladı. Gurur sırıtarak arkasından bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok gıcıksın,” dediğimde gözlerini bana çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama gözlerim güneşte yeşil yeşil, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge’nin gözleri daha yeşil ve ben de sana küsmeye karar verdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapayım Simge’nin gözleri daha yeşilse, hedefim Yener mi benim? Hedefim sensin.” Sırıtarak eğilip burnumun üzerini öptü. “Küsmek yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilemeyeceğim, Yener’in kıllı parmaklarını büyük bir şevkle okşadığın dedikoduları kulak arkası edilecek türden değildi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin elin sanmıştım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu açıklama yüzünden daha çok küsesim geldi. Benim parmaklarımda öbek öbek kıl mı var Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öbek öbek kıl falan, bunlar hiç hoş söylemler değil Zeliha! Ayı mıyım sanki ben?” diye bağırdı Yener az ileriden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay nasıl bir kulağın var senin, şoktayım resmen,” dediğimde Gurur, “Bu küçük diye her deliğe bunu sokuyoruz sanıyorsan, biraz da duyma becerilerinden dolayı önce bunu yolluyoruz biz,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya hadi gidin emekli hayatınızı yaşayın,” diye söylenen Yener homurdanarak tekneye doğru yürümeye başladı. “Küçük diyeymiş. Benim boyum Türkiye standartlarında ne kadar uzun haberiniz var mı sizin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küçük diye sinirleri de tepesine kolay toplanıyor gördüğün gibi,” diye alay etti Gurur, Yener’in arkasından. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge’yle arayı düzeltebildi mi diye soracaktım da küçük enişte ateş topu saldırısı yaparak yürüdüğüne göre, sanıyorum ki düzeltememiş,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bir kahkaha atmadan hemen önce yüksek sesle, “Küçük enişte mi?” diye sordu ve Yener’in tekneye binerken bize doğru orta parmak yaptığını gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekneye binmek Ayça için kolaydı ama tekne kıyıdan uzaklaşmak için motorlarını çalıştırdığında Ayça hemen yanında oturan Zafer’in koluna yapışmış, Zafer ona tuhaf tuhaf baktıktan sonra gözlerini telefona indirip, “Ayça,” demişti, “beş yüz liranı beş bin lira yapmamı ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay kes sesini, kullanıyorum şu an seni,” demişti Ayça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beş yüzünü beş bin yaparım, iki binini alırım ama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bin beş yüzünü alayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus!” Zafer’in koluna tamamen yapışıp hareket eden tekne yüzünden ikiye yarılarak genişleyen suya iri gözlerle baktı. Hemen karşılarında oturan Ecevit, gözlerini Ayça’ya dikmiş, tek kelime etmeden Ayça’ya bakıyordu ve Zafer’in ona yönelttiği soruları duymazdan geliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hemen çaprazlarındaki masada Devran ve Biricik’i karşımıza almış biz oturuyorduk, omzumun üzerinden Ayça’ya bakıyor, endişeden bayılmasından korktuğumdan onu kontrol ediyordum. Zafer, Ayça’nın ona yapışmasına aldırış etmeden, “Birkaç aya kalmaz gideceğim,” deyince Ayça gözlerini sudan ayırıp omzunun üzerinden ona baktı. Ecevit şimdi Ayça’ya değil, Ayça’nın ellerini sardığı kaslı kola bakıyordu ve o kolun sahibi Zafer’di. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Duydum meseleyi,” dediğinde bakışlarımı Ecevit’ten ayırmadan, “Ne meselesi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zafer bir görev için İran’a gidecek, Muşta bu görev için uzun zamandır araştırma yapıyordu ve görevin başına Zafer’i geçirmeye karar verdi,” dedi Devran. Ecevit gözlerini kısaca Ayça’nın yüzüne dokundurdu, bir şeyi ölçmeye çalışıyor gibiydi. Ayça, “Tek mi gidiyorsun?” diye sorunca Ecevit sırtını bank formundaki koltuğa yaslayarak gözlerini tekrardan Zafer’in koluna indirdi. Ölçülü hareketlerine rağmen dikkat kesildiği ve kafasında bir şeylerin dolaştığı gözlerinden okunuyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Evet,” deyince Ayça’nın gözleri yavaşça Zafer’den ayrıldı, bakmak istediği yere değil de denize bakmak daha doğruymuş gibi bakışlarını yavaşça suya çevirdi. Suyun onu panikletmediği ilk an belki de o andı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, “Uzun süre buralarda olmayacak,” dedi bir anda. Ayça’nın bakışları suyun üzerinden yavaşça çekilip Ecevit’in yüzüne dokundu. Birbirlerinin gözlerinin içine uzun uzun baktılar. Ecevit gözlerini Ayça’nın güneşin etkisiyle kızıla dönen gözlerinden çekmeden, “Değil mi Zafer?” diye sorunca, Ayça’nın kaşları çatıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle görünüyor,” dedi Zafer havayı çatırdatan gerginlikten bihaber şekilde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kadar sürer ki?” Biricik merakla bu soruyu sorarken çenesini Devran’ın omzuna yaslamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Henüz araştırmalara devam ediyoruz, oraya gittiğimde ne kadar kalacağım belli olur herhâlde,” dedi Zafer. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, “Umarım her şey umduğunuz gibi gider,” diyerek elini yavaşça Zafer’in kolundan çekerek masanın üzerine koydu. Ecevit’in bakışlarının Ayça’nın ellerine dokunduğunu gördüm, ardından gözlerini kaldırıp tekrar Ayça’ya baktı ama Ayça bu bakışlara karşılık vermedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta kafayı ona taktıysa, vay Gümüş’ün hâline,” diyerek gülen Devran’ın söylediği şey Gurur’un da gülmesine neden oldu. “Herif bir kumarhane işletiyor olsaydı Zafer’in işi daha kolay olurdu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya kapatın şu konuyu, hiç tadım yok zaten,” dedi Zafer, ardından Ayça’ya doğru döndü. “Kız, geçti mi korkun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hı, geçti,” dedi Ayça sessizce ama kafasını çevirip Zafer’e bakmak yerine masanın üzerinde duran ellerine bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Koylardan birine yaklaştık,” diyen Yener’in üst kata giden merdivenleri tırmandığını gördüm. “Kıyıya demir atmayacakmış bu koyda, kim benimle çivileme atlayacak?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap, “Ben ben,” diyerek arkasından tırmanmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Girelim mi? Bu koy epey güzel diyorlar,” diyen Gurur’a başımı iki yana sallayarak, “Yok,” diye cevap verdim. “Su soğuktur bu saatlerde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O bir ana, yeri geldiğinde termometreye dönüşerek denizin derecesini ölçer,” dedi Devran ama ona dik dik baktığımda şaka yapmayı bırakıp ellerini havaya kaldırdı. “Sensiz o pikniğe gitmemeliydim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir ana yeri gelince deve kadar da kindar olabiliyor gördüğünüz gibi,” dedim Devran’a dik dik bakmaya devam ederken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekne açıklarda duraksadı, koya yaklaştı ama tamamen değil, bu yüzden demir de atmadı. Kalabalık olmasa da tanımadığımız insanlar da yok değildi. Girdap ile Yener kendilerini koyun serin sularına bırakırlarken korkuluklara tutunmuş onları izliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener teknenin kenarlarına tutunarak, “Su çok güzel,” diye seslendiğinde Girdap aniden omuzlarına tutunarak onu dibe çekti ve suyun altında kayboldular. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge memnuniyetsiz bir ifadeyle onları izliyordu. Mehtap, “Aranızda bir sorun yok inşallah?” diye sorunca Simge sadece başını iki yana salladı ve “Aramızda da pek ilerleyen bir şey yok,” diye mırıldandı kendi kendine.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir sonraki durakta yine kıyıya yaklaşmadık, bizimkiler yüzdü ama ben sadece korkuluklara yaslanıp suyu izledim. Bir diğer durak ise Kelebekler Vadisi’ydi. Tekne kıyıya yaklaştı, tahta geçiş yolu dışarı doğru uzandı ve insanlar Kelebekler Vadisi’ni keşfetmek için aşağı inip dizlerine kadar battıkları suya atladılar. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur benden önce atladı, su bileklerini ıslatırken kollarını bana açarak, “Gel,” dedi ve hiç düşünmeden kollarımı onun boynuna sarıp kendimi cüsseli bedeninin üzerine bıraktım. Sadece sandaletlerim suya değiyordu, Gurur beni berrak suyun içinde taşıyarak kıyıya kadar götürüp kucağından indirdi, belime sarılıp yanağıma sert bir öpücük kondurdu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi tekneye çevirdim. Arkadaşlarım bir bir indiler ve en sona Ayça’nın kaldığını gördüm. Tekne hafifçe sallandığından olsa gerek tedirgin bir şekilde kenardaki korkuluğa tutunmuş suya bakıyor, suya doğrudan temas eden merdivenleri kullanmaktan kaçınıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam Zafer tekneye doğru geri dönecekti ki Ecevit beklenmedik bir şekilde avucunu Zafer’in karnına bastırarak onu durdurdu. Zafer’in şaşkınlıkla ona çevrilen bakışlarını gördüm ama Ecevit bu bakışlara karşılık vermedi. Suyu bacaklarıyla yararak ilerlemeye başladı. O, teknenin önünde durana dek Ayça onun varlığını fark etmemişti bile. Kafasını eğip aşağıya baktığında ve Ecevit’in kafasını kaldırmış ona baktığını gördüğünde duraksadı, eliyle başındaki hasır şapkayı düzeltti ve Ecevit ona her ne söylediyse kaşlarını havaya kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Tepeye kadar çıkmayız ama istersen vadiyi biraz keşfedebiliriz,” dediğinde başımı salladım. Endişeden dolayı gözlerimi Ayça’dan ayırmıyordum. Sonunda Ayça çiçekli elbisesinin eteğini bir eliyle toparlayıp avucunun içine aldı ve Ecevit de elini ona doğru uzattı. Ayça, elini Ecevit’e doğru uzatırken hâlâ tedirgin görünüyordu. Ta ki Ecevit elleri birleştiği anda diğer elini kaldırıp yukarı abanana ve kolunu Ayça’nın beline sarana kadar. Ayça duraksadı, başındaki şapka turuncu saçlarından kayıp suya düştü, suyun üzerinde yüzmeye başladığında artık Ayça da Ecevit’in kollarının arasında, ayakları yerden kesilmiş bir şekilde havadaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, Ecevit’in elini bırakıp iki kolunu da Ecevit’in boynuna sardı. Ecevit, kollarında Ayça ile suyun içinde ilerledi, suyun git gelleriyle hareket eden şapkayı yakaladı, ıslak şapkayı Ayça’nın başının üzerine yerleştirdi ve kucağında Ayça ile kıyıya doğru yürümeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıyıdaki kumlara ayakları temas eden Ayça hızlıca Ecevit’in kollarından kurtulup elbisesini düzeltirken, “Teşekkür ederim,” dedi Ecevit’e doğru bakmadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, bir gölge gibi Ayça’nın önünde durmuş güneşi keserken, “Rica ederim,” dedi, Ayça’nın aksine o doğrudan ona bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça gözlerini bana çevirdi, ona dikkatle baktığımı görünce kaşları anında çatıldı. Elimde olmadan, refleks olarak sırıttım ve Ayça’nın kaşları daha da çatıldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur elimi kavrayarak, “Yürü bakalım mobese kameram,” dediğinde sırıtıp kumların içine batıp çıkarak yürümeye başladım. Yüksek çalıların arasından yeşil bir alana geçiliyor, ardından yeşillik yerini dört bir yanını saran yüksek dağlara bırakıyordu. Kafamı kaldırıp yükselen keskin kaya parçalarına baktığım sırada Gurur, “Güneş kremi sürdün mü sen?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an duraksadım, ardından, “Yok, unuttum,” dedim, oysa yarım saatte bir güneş kremimi tazelemem gerekiyordu yoksa bu gece yoğurt dolu bir küvetin içinde uyumam gerekebilirdi. Gurur, gitgide bozularak sırtını kayalıklara ve dağlara veren yola doğru yürümeye devam etti, ağaçların yükselerek gölgeler oluşturduğu bir kayalığın önünde durduğumuzda çantamın içinden güneş kremini çıkardı ve “Gel şöyle,” diyerek beni alçak bir kayanın üzerine oturttu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkama geçtiğinde ağaçların arkasında yürüyen silüetleri görebiliyordum. Devran ve Biricik gülüşüyorlar, Yener ile Zafer sohbet ederek önden gidiyorlardı. Görüş alanının dışında olsak da onların etrafta olduğunu bilmek dahi huzur vericiydi. Gurur soğuk güneş kremini omuzlarıma sürmeye başladı, eli askının içine girdi, yavaşça gerdanıma süzüldü ve büyük avucunun tüm gerdanımı kapladığını fark etmek ürpermeme neden oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizliğin büyüdüğünü hissettim, insanların ayak sesleri kayboldu, böceklerin uğultusu bile kesildi. Tek duyduğum kendi kalp atışlarımın sesiydi. Gurur’un nefesini ensemde hissediyordum, ensemde yoğunlaşarak boynuma doğru yayılıyordu. Bir süre sonra o büyük eller yavaşça bikinimin içine girdi, sırtım anında dikleşirken sertçe yutkundum. Gurur hiçbir şey söylemeden göğüslerimi avucunun içine alınca alt dudağımı ısırdım, tek kelime edemedim, ona ne yaptığını soramadım; kulaklarım beni sağır edecek yoğunlukta bir uğultuyla çınlamaya başladı. Avucunun içinin göğüs uçlarıma yaptığı baskının tüm bedenimde bir çınlamaya yol açtığını hissettim. Arzu çok keskindi, köşeleri sivriydi ve içimdeki açlık o köşelere çarparak tutkuyla kanıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu sevdin gibi görünüyor,” diye fısıldadı dudaklarını ensemde hissettirerek. Avucunu geri çektiğinde dokunuşunun boşluğuyla ayak parmaklarımı içeri çektim. Birden parmakları göğüs uçlarımı yakaladı, parmaklarının arasında yuvarlanan göğüslerimin uçlarının çakıl taşları gibi sertleştiğini fark ettim; bu beni utandırdı ama onun genizden gelen bir kıkırtı çıkarmasına neden oldu. “Sevdin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” diyebildim, dokunuşunu daha fazla hissetmeyi arzuluyordum, parmakları üzerimden ayrılmasın istiyordum ama daha ileri gitmeyeceğini biliyor olmak da gerginliğin artmasına neden oluyordu. Parmak uçlarında yuvarlanan göğüs uçlarımı hafifçe sıkınca ellerimi hızlıca ağzıma götürüp bir hıçkırık gibi yükselen iniltimi bastırmaya çalıştım. Dudaklarını nazikçe enseme bastırdı ama bir müddet sonra o nazik temasın bana yetmediğini fark edip kendi parmağımı dişledim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küçük meme uçlarına güneş değmiyor diye yanmaz sanma, güneş benim avuçlarımda, ateş benim parmaklarımda,” diye fısıldadı dudakları hâlâ ense köküme yaslı duruyorken. “O yüzden pek tabii güzel memelerini de kremlemem gerekiyor, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç adil değil,” diye fısıldadım, sesim öyle kısık yükselmişti ki kendimi muhtaç ve çaresiz hissettim; bu histen hiç hoşlanmasam da o onun dokunuşu için bu hâle geliyor olmamdan oldukça keyif alıyora benziyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne zaman adil oynadım ki?” Sinsi yükselen sesinin taşıdığı soru tüylerimi ürpertti. Dudaklarını enseme sürtüp bir kez daha öptü, ardından nefesini enseme bırakarak konuşmaya devam etti. “Benim için ne kadar çaresiz hâle gelebileceğini gözlerimle görmek istiyorum. Bunu izlemesi hem çok acı verici hem de tadına doyamayacağım kadar keyifli olacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu adilik,” diye çıkıştım ama çıkışmış olmama rağmen sesim yüksek çıkmadı. Bedenimin bana sadece onun bir dokunuşuyla ihanet ediyor oluşuna öfkelendim. Bir yandan da bundan keyif aldım. Bedenim sahibini tanıyor, ona ihtiyaç duyuyor, onun uğruna beni bile hiçe sayan tepkiler veriyordu. Parmakları göğüs uçlarımı serbest bıraktığı anda karıncalanma hissi uçlardan tüm göğsüme yayıldı. Bununla beraber sıcaklığın gerdanıma, oradan boynuma ve tüm yüzüme saçıldığını hissettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana doğru dön Zerda,” dediğinde bedenim sanki ipleri onun parmaklarına asılı bir kukla gibi söylenene itaat etti. Ona doğru döndüğüm anda yüzlerimizin bu denli yakın olması kalbimin heyecanla çarpmasına neden oldu. Etkisi azalacağına çoğalan duyguların bir gün bana aklımı kaçırtacağını düşünmeye başlamıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim uslu bebeğim,” dediğinde ela gözlerinde çakan ateşleri görebiliyordum, bunu görmek bana keyif veriyordu çünkü çaresiz ve muhtaç olan tek kişinin ben olmadığımı daha iyi anlamamı sağlıyordu. Avuçlarını omuz başlarımdan dirseklerime, oradan da el bileklerime indirerek avucunda kalan kremin tenime karışmasını sağlarken göz temasını kesmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle bakma,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana dokunmak için çıldırıyor gibi,” diyerek ateşinin üzerine elimde benzinle yürüdüm ve bu dudaklarının kenarının yukarı kıvrılmasına neden oldu. Uzun, saçlarının renginin aksine oldukça koyu renk olan kirpiklerinin gözlerinin üzerini gölgelendirmesine neden olan bakışlarını izlerken yutkundum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana dokunmam için çıldıran ve karşımda çırpınan sensin gibi görünüyor ama…” Yüzünü aniden yüzümün çerçevesine sokunca nefesim kesildi. Burnunun ucu burnuma temas etti. “Bilemeyeceğim Zelihacığım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yangına körükle gidiyorsun, sonra neden yandım diye zırlama ama,” dedim nefes nefese.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden yandım diye inim inim inlesem hoşuna gider miydi peki?” Burnunu burnuma sürterek sorduğu soru zaten sıcak olan havanın cehennem ızdırabına dönmesine neden oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok hoşuma giderdi,” dedim onu taklit ederek burnumu burnuna sürterken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Acele et de doğur o zaman,” diyerek aniden ayaklanınca ağzım beş karış açık hâlde kafamı kaldırıp ona bakakaldım. Alay eder gibi sırıtıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğurana kadar aramıza yastık da koyacak mısın namus timsali Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşünürüz bunu,” dedikten sonra daha geniş sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şaka ediyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kudurdun mu Zelihacığım neden birden sinirlendin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Köpeksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Köpeğin olarak düzeltelim mi bunu? Doğrudur, köpeğinim.” Eğildi, avuçlarını dizlerine koyup dudaklarını alnıma bastırdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şakaydı değil mi?” diye sordum masum masum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aa, resmen kudurmuş gibi soruyor bir de. Hiç utanman arlanman da kalmadı Zeliha.” Bana sahte bir şokla baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay Gurur senin evlenince libido ömrü rafa mı kalktı ya?” Aniden ayaklanıp ona dik dik baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediğim şey ona bir kahkaha attırdı. Elini boynuma atıp beni kendine doğru çekerken, “Açık konuşmak gerekirse seni şu kayalığa yaslayıp arkana geçmemek ve eteğini yukarı kaldırıp…” diyecekti ki göğsüne sertçe vurup geri çekildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi bari, libido yerli yerinde duruyormuş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Libido yerli yerinde de durmuyor, tam gaz yükseldikçe yükseliyor,” diye alay ettiğinde ona cins cins baktım. “Biraz daha yürümek ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, iyiyim merak etme. Tekne ne zaman kalkacak?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tüm yolcular dönmeden kaldırmazlar, merak etme.” Sırıttı. “Gerçi ben kaldırdım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pislik!” Bir an için duraksayıp gözlerinin içine baktım. “Gurur, belki sadece öylesine verilmiş bir karardı bilmiyorum ama merak ediyorum, neden oteli bir anda terk ettik?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzünü saran o ifade saniyeler içinde kayboldu, yerini daha donuk bir ifade aldı ve belki de bu değişimi fark ettiğimi bile anlamadı. Elimi yavaşça uzatıp bileğine dokunduğumda sertçe yutkunup gözlerimin içine dikkatle baktı. “Bir şey oldu değil mi?” diye sordum sessizce. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bir söz vermeni istiyorum, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İsmimle hitap etmesi midemde bir yumru varmış gibi hissettirse de “Ne hakkında?” diye sordum yorum yapmadan. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana her şeyi söylemediğim için bana kızmayacak, beni suçlamayacaksın ve her şeyi yoluna gerekirse o yolu sike sike sokacağımı bileceksin, olur mu?” Sorusu gözlerimi yere indirip bir müddet sessiz kalmama neden oldu. Çenemi kavradı yavaşça, kafamı kaldırdı sonra ve bana uzun uzun baktıktan sonra, “Kötü giden bir şey yok, her şey belirli bir düzlükte ilerliyor şimdilik, elbet dalgalandığı, kötüye gittiği de olacak ama bil ki eşin olarak söz veriyorum sana, her şeyin iyiye gittiği bir an da gelecek. Şimdi yapman gereken verdiğimiz kararın arkasında durmak, verdiğimiz karara sadık kalmak, önce kendin için sonra da karnında büyüttüğümüz dünya için, dünyamız için, yeri geldiğinde her şeyden bir adım geride durmak,” dedi. Mantık yüklü kelimelerini kalbimde mantıklı bir yere oturtabilmek ne zordu o bile anlayamazdı. “Söz mü?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kar… Kardeşinle alakalı bir şey daha mı oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana bunu söylediğime gönlümü pişman etme benim,” diyerek çenemi okşadı. “Sadece bir defa olsun bencil biri olamaz mısın sen? Kendin için olamıyorsan şayet, o hâlde bebeğimiz için olamaz mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bebeği ikimiz de istiyoruz,” dediğinde gözlerinin içine bakıp sustum, dudakları usulca yukarı kıvrıldı. “O yüzden hiç değilse onun için bencil olmayı öğrenmeni istiyorum. Bir kez olsun her şeyi bana bıraktığın için kimse seni suçlamayacak. Sen de kendini suçlama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her şey zaten senin omuzlarında hanidir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Omuzlarıma bir de sizin acınızı yükleme o zaman, olmaz mı?” Bu soruyu sorarken gözlerinde gördüğüm bir istek değildi, bir yalvarıştı. Birbirimize o kadar uzun süre baktık ki sonunda gözlerimi yumarken tek yapabildiğim başımı aşağı yukarı sallamak oldu. Dudaklarını alnıma bastırıp derin bir nefes alırken, “Teşekkür ederim, yavrum,” diye fısıldadı. Kollarımı güçsüzce onun beline sarıp öylece durdum, dudakları uzun süre alnımda kaldı ve sonunda ayrıldığımızda elimi bir ömür hiçbir şeyin o elleri ayıramayacağını hissettirerek kavradı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre Kelebekler Vadisi’ni keşfetmeye devam ettik, kalan kısa sürede de üzerimdeki elbiseden kurtuldum ve kendimi duru suyun içine attım. Yener’in nereden çalıp getirdiğini kestiremediğim top, Yener’in sertçe yukarı fırlatmasıyla güneşin önünde durdu ve Simge’nin eline çarptı. Suyun içinde çocuklar gibi eğlenerek top oynamaya başladığımızı hatırlıyorum. Top ne zaman derinlere doğru kaçsa Vural’ı oraya yolluyorduk, topu alıp geri gelirken söylenip duruyordu ama yine de topu almaya giden kişi olmaktan vazgeçmiyordu. Sonunda tekne hareket edeceğinde merdivenleri Gurur’un kalçamdan itmesiyle rahatça tırmanıp teknenin üzerine çıktım. Ayça’yı bileğinden tutup tekneye yürüten ve onun da merdivenlerden çıkmasına yardım eden yine Ecevit olmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir sonraki durağımıza kadar teknenin terasında dans ettiğimizi hatırlıyorum. Güneş artık daha az yakıcıydı ve çalan Serdar Ortaç şarkısı hepimizin keyfini yerine getirmişti. Akşama kadar denizin tadını çıkardık, tekne yeniden Ölüdeniz’in kıyısına yaklaşana dek uğradığımız her koyda denize girdik. Hatta koylardan birinde sonunda Ayça’yı beline kadar olsa da suya sokmayı başarmıştık, bir süre sonra suda olduğunu unutup Yener’in Kelebekler Vadisi’nde hangi çocuğun elinden çaldığını bilmediğimiz o topun peşinde koşmaya başlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ölüdeniz’de tekneden ayrıldığımızda güneş usulca ufukta batmaya başlamış, denizin yüzeyinde sadece yarısı seçilir olmuştu. Kıyıya vuran dalgaları izlerken kumların içinde oturuyordum. Tenimin üzerini kaplayan tuzun altında çillerim daha belirgin hâle gelmişti. Ücretli duşları kullanmak için ortadan kaybolan arkadaşlarımdan geriye sadece birkaç kişi kalmıştı. Bu birkaç kişinin içinde Gurur da vardı. O kadar yorulmuştum ki kulaç atmaktan kollarım, dans etmekten de baldırlarım ağrıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur az ileride sigara içiyor, telefonla konuşuyordu. Yener hemen yanıma kendini atıp dizlerini karnına çekerek, “Yeğenim bayılmış uyuyordur şimdi he,” dedi ve omzuyla omzuma vurdu. Tüm bu eğlencenin ortasında bir şeylerin benim açımdan ters gittiğini hissetmiş olmalıydı, Yener zaten her zaman hissederdi. Gurur’un abisi olduğunu öğrendiğimden beri kafamda dönen sayısız senaryoyu Gurur’a bir söz vermiş olsam dahi bastırıp susturamıyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek bir an bunu Yener’e sorup bilip bilmediğini sormak istedim ama bir şey beni durdurdu, geride durmam gerektiğini söyleyen Gurur’a ihanet edecekmişim gibi hissettirendi belki de beni durduran. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düzelttin mi Simge’yle aranı?” diye sordum ve parmaklarımı kumların içine soktum, kumların içindeki serin hissin parmaklarıma yayıldığını hissettim, bu beni biraz olsun gevşetti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kelebekler Vadisi’ndeyken peşinde fino köpeği gibi dolaştım ama dönüp bakmadı bile,” diye homurdandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki o gece? Kordonda konuşmuş olmalısınız, biz gittiğimizde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona gereken açıklamayı yaptım,” dedi sakince.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söyledi yani sana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi ve çıplak ayaklarını kumların içine sokarak gergin çenesini sağa sola oynattı. Duraksadım, bakışlarım profilinde dolaştı ve “Arayan kişi kimdi?” diye sordum kendimi tutamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Delinin teki,” demekle yetindi, uzun cümlelerden ve açıklamalardan kaçıyor oluşu dikkatimi daha çok çektiğinden omzuna omzumla vurdum. Göz ucuyla bana baktı. “Görüştüğüm biri değil Zeliha, yemin ederim. Simge’ye de söyledim, kimseyle görüşmediğimi, arayan ya da yazan olursa doğrudan engellediğimi anlattım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Engelleseydin ya arayan kişiyi o zaman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu çok önceden engelledim zaten, yeni bir numaradan yazmış, o numarayı da engelledim,” dediğinde kaşlarım hayretle havalandı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin takıntılı aşıkların falan da var yani.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırıtarak, “Biz de boş adam değiliz,” dese de bunu durumun onu rahatsız ettiğini görebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge’ye onu zaten engellediğini söyledin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Ama Simge’yi rahatsız eden birinin beni ısrarla arıyor oluşu değildi.” Gözlerini batmakta olan güneşe çevirip uzun uzun sustu ama hâlâ söyleyecek bir şeyi olduğunu hissettiğimden sessizce cümlesine devam etmesini bekledim. “Simge’yi rahatsız eden benim bir zamanlar böyle biri olmamdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsanlar geçmişlerini değiştiremez, Yener. Sen neyi yanlış yaptığını bilen ve bununla gurur duymayan birisin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hiçbir şeyi değiştirmiyor. En başta da benim bir zamanlar olduğum kişiyi değiştirmiyor. Pişman olabilirsin ama bu yaptıklarını yapmamış saymaları için yeterli değildir.” Kırgın yükselen sesine rağmen Simge’yi suçlamadığını, suçu daha çok kendisinde aradığını hissedebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge senin geçmişte olduğun kişiyi yargılıyor diyemem, elbette bunu sorun eder, açık konuşmalıyım ki bunu her kadın sorun ederdi. Simge’yi rahatsız eden daha başka şeyler. Senin yeterince açık olmaman, bir şeyler için belki de savaşmaman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Savaşmamam mı?” Bana şaşkın gözlerle baktı. “Ben buna savaşmamak demezdim, Zeliş. Elimden geleni yapıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıkıyor musunuz siz şu an? Bir ismi var mı aranızdaki şeyin? Bunun cevabını açık ve net verebiliyorsan seni haklı bulacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediğim şey kafasını karıştırmış, kendisini sorgulamasına neden olmuştu. Bunu gözlerinde görmek mümkündü. Dudaklarım yukarı kıvrılırken, “Ben de bundan bahsediyorum işte,” dedim. “Kadınlar karşılarında onlar için savaşan ve her şeyi netleştiren erkekleri görmek isterler. Birini tutup öpmek bir ilişkiyi başlatıyor olsaydı Gurur beni ilk kez öptüğü gün düşmanım değil âşığım olurdu.” Homurdanarak önüme döndüm. “Ayı oğlu ayı, yine yaptığı dürzülük geldi aklıma bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Iyy,” diyerek önüne döndü. “Öpüşen Gurur ve Zeliha’yı hayal ettirme bana şimdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen söylediğimi anladın mı peki, bana bundan haber ver. Konuyu değiştirmeye çalışma hiç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne diyeceğim kıza? Karşıma alıp benimle sevgili olur musun mu diyeceğim, benimle çıkar mısın mı diyeceğim, bunlar çok tuhaf şeyler. Ne bileyim, dile getirmesi falan…” Elleriyle oynamaya başladı. “Bence ne hissettiğimi, ne istediğimi kendisi biliyor zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geri zekalı, bilmek yetseydi…” Gözlerimi devirdim. “Duymak ister insan, harekete geçip aksiyon alan birini görmek ister… Nato kafa nato mermersin yemin ediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Azarlayıp duruyorsun, annelik sana biraz da terlikle hiç şaşmayan atışlar getirdi.” Gülümsedi ama bu tebessüm gözlerine ulaşmadı. “Hislerimi fark ettirince her şey çözülüyor sanmıştım ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Salak,” diye homurdandım. “Ayrıca bana kalırsa o telefon numaranı değiştir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle yaparım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre sustuk. Gözlerim omzumun üzerinden Gurur’a döndü, hâlâ telefonda konuştuğunu görünce kaşlarım çatıldı. “Muşta ile konuşuyor sanırım,” diye mırıldandım, bu daha çok kendi kendime söylediğim bir şeydi ama Yener, “Evet,” deyince bakışlarımı ona çevirdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey mi biliyorsun sen Yalı Çapkını?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çapkın deyip durma bana ya,” diye çemkirdi ve hızla oturduğu yerden kalktı. “Bir şey bildiğim yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalancı domuz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kalk bir duş al, tuzdan boğulacak yavrucak,” diye geçiştirdi beni Yener.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi uzattım, “Anne danaya bir el atar mısın?” diye sordum sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yakında seni kaldırırken vince ihtiyaç duyacağız,” diye karşılık vererek elimi tutup beni yerimden nazikçe kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bana bir şey mi söylemeye çalıştın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge diyorum, çok güzel kız, değil mi?” Dudakları yukarı kıvrılırken elimi yavaşça bıraktı ve kaşlarımı çattım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana resmen yakında vinçle kaldıracağız seni dedin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok,” dedi, “Simge çok güzel bir kız değil mi dedim, hamilelikten mi kulakların tıkandı senin yoksa yüzerken kulağına su mu kaçırdın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Köpeksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve kuzenin aşırı güzel.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Azmışsın da üstelik.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kuzenini yerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yürü lan ahlaksız,” diyerek kıçına bir tekme atıp arkasından yürümeye başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener kahkaha atarak önümden yürüyor, belli aralıklarla kumlara vurarak ona tekme savururken onu takip ediyordum. Gurur, bizim duş alanına yürüdüğümüzü görmüş olacak ki telefonu kulağından indirmeden peşimizden gelmeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzeller güzeli kuzenin nerede ya?” diye soran Yener etrafı kolaçan ediyor bir yandan da tekmelerimden kurtulmaya çalışıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de amcama yumurtlamazsam tüm bunları!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bu aralar yumurtlamaya pek meraklısın zaten,” deyince durdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalnız bu kaliteli ve ince bir şakaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener de durup bana ciddiyetle baktı. “Şakalarımdan anlayan nadide bir zevkin var.” Birbirimize ellerimizi uzatıp tokalaştık. “Kuzenin de yumurtlasın ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kısıp ellerimiz hâlâ birbirine kenetli hâldeyken ona bir tekme daha indirdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya Gurur!” diye bağırdı Yener elini hızla çekip kıvranırken. “Yılan öldürür gibi vuruyor ya bu bana!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senden ala yılan mı var koynumuzdaki yılan!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnşallah kuzeninin koynundaki yılan olurum!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur bu ne diyor ya?” diye bağırarak ona arka arkaya vurmaya başladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur telefonu kapatıp şortunun cebine sokarken, “Sinir etme karımı hayvan herif,” diye bağırdı bize doğru. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Karım dedi,” diyerek saçımı parmağıma doladım ve etrafımda sallandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnşallah ben de kuzenine karım derim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge,” diyerek Yener’in omzunun üzerinden arkaya baktığımda Yener aniden donup kaldı. Tam arkasına dönüyordu ki beklemediği anda ona bir tekme daha atıp, “Sen önce Simge’nin karşısında jöle gibi titremeden dur, sonra yaparsın onu karın enayi!” diye söylenerek yanından geçip gittim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un güldüğünü, Yener’in söylendiğini duyuyordum ama aldırış etmedim. Kabinlerin önüne geldiğimde dönüp Yener’e orta parmak yaparken diğer avucumla karnımı örttüm ki bebeğim kötü örnek almasın. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Karnını mı kapattı o?” diye sorduğunu duydum Yener’in.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuğum senin gibi ahlaksız mı olsun hıyar” diye soran Gurur, Yener’i ensesinden kavrayıp sarsmaya başlamıştı. Biricik’in çıktığı kabine girmeden önce, “Biricik benim çantamı getirebilir misin?” diye sordum, “Yener’i pataklarken çantayı orada unuttum da.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biricik kıkırdadı. “Olur getiririm.” Tam kabinin kapısını açıyordum ki Devran aynı kabinin içinden çıktı, beni görünce sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Diğer kabine giriyorum,” dedim hızlıca.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kız neden ki?” diye sordu Biricik arkamdan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Orada ne yaşandığını biliyorum çünkü,” dediğimde Devran kahkaha attı. Deveye dik dik baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru,” dedi Biricik beklemediğim anda. “Karnındakinin bir açıklaması olmalı elbette.” Genişçe sırıtarak bitirdiği cümlesi karşısında elimi ağzıma götürüp, “Çok ahlaksız gördüm hiçbiri senin kadar iyi kamufle olmuyordu,” dedim şokla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge’nin çıktığı kabinin kapısını açarken, “Çantanla birlikte Gurur’u da yollayayım ister misin?” diye sordu Biricik. Simge hiçbir şey anlamadığından saçını sıkarken ikimize tuhaf tuhaf bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi git oradan kız zilli,” diyerek kabine girip kapıyı sertçe kapattım. Üzerimdekileri çıkarmama fırsat vermeden kabinin kapısı tıklatıldı, Biricik’in çantamı getirdiğini düşünerek kapıyı açtım ama karşımda elinde çantayla duran Gurur’u görmeyi beklemediğimden gözlerim iri iri açıldı. Gurur, buyur beklemeden içeri girip kabin kapısını kapatarak sürgüledikten sonra çantayı köşeye bıraktı ve “Soyun yavrum,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bak sen de azdırıp azdırıp yarım bırakacaksan böyle cümleler kurup eşeğin aklına karpuz kabuğu bırakma boşuna,” diye çıkıştım. Gurur donup kaldı, eli şortunun iplerinde asılı kaldı ve birden başını geriye atarak içten bir kahkaha attı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Azdığını bu kadar açık dile getirme,” dedi gülüşü solarken ve bakışları keskin, koyu bir kıvama bürünürken. Bir an durup onu süzdüm, ardından omuz silkerek ona sırtımı dönüp önce üzerimdekini sıyırdım, ardından bikinimin iplerini çözmeye başladım. “Yap bakalım,” dediğini duydum hemen arkamdan. “Oyna ayarlarımla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cilveli bir ses tonuyla, “Gelmeseydin içeri,” dediğimde, “Keşke gelsem içeri,” diye cevap verdi. Beklemediğim bir anda çıplak belime yerleşen büyük elleri kalbimin anında pır pır etmesine neden oldu. Parmak boğumlarına hücum eden kanın uğultusunu dahi hissediyordum cildimin altında. Bu beni yutkundurdu. Onunla bu denli yakın olmak her zaman aklımı karıştırıyordu ama istediğim zaman dokunamamak zulümdü büsbütün. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bir elini belimden çekip vanayı çevirdi, başta soğuk akan su yavaşça ısındı ve elini tekrar belime yerleştirdiğinde sertçe yutkundum. Parmak uçlarında vuran nabzın cildimin altında, derinlerimde vuruşunu hatırlamak dilimi damağımı kuruttu. Bir adım daha geldiğinde alanıma girdiğinden midir bilinmez suyun sıcağından daha yoğun bir sıcaklık vücudumu sardı. Gölgesi bile güneşten sıcaktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarını omzumun baş kısmına bastırdı, öptü, ardından dişlerini derime geçirip beni yavaşça işaretledi. Ayakta duruyordum ama dengemi yitirdiğimi hissettim, sanki ayağımın altındaki zemin kayıyor, dalgalanıyordu. Elimi kaldırıp avucumu soğuk mermer duvara bastırdığımda dişleri hâlâ omzumdayken güldüğünü duydum kısık kısık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İzin ver de seni temizleyeyim yavrum,” dedi ama ses tonu beni temizlemek değil daha da kirletmek istediğinin apaçık göstergesiymiş gibi derin, sert, boğuktu. Gurur’un büyük eli belimden karnıma doğru geldi, yukarı tırmanıp göğüslerime ulaştı. Suyun akarak üzerinden geçtiği çıplak göğsümü avucunun içine alarak, “Büyümüşler,” diye fısıldadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hıhım.” Dudaklarını omzuma bastırıp az önce ısırdığı yeri uzun uzun öptü, bu ayak parmaklarımın içeri bükülmesine neden oldu. Parmakları göğsümün etrafında kenetlenince başımı geriye atarak onun göğsüne yasladım. Bana tersten bir bakış gönderdi, kirpiklerinin gölgesinde alev gibi yanan ela gözlerine çöken karanlık tenimin altındaki tüm arzuların uyanışa geçmesini sağladı. “Daha da büyüyecekler, değil mi?” diye sorarken bu kez göz göze olmamız işlerin çığırından çıkmasına neden yakın olduğunun bir göstergesiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım,” dedim, sesim mırıltı gibi çıktı ve eminim bu onu da onun beni etkilediği kadar etkiledi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen böyle deyince ağzımın içine alıp uzun uzun emesim geldi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanaklarımın içini ısırdım, utanç bir anda yükseldi ama buna rağmen gözlerimi gözlerinden ayıramadım. “Emersin,” demeyi ben de beklemiyordum, onun da beklemediğini irkilmesinden anlayabiliyordum. “İstediğin zaman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstediğim zaman?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Kafamı eğip göz temasını kestim yoksa göz teması daha fazla temas için yükselen yalvarışlara dönüşecekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi istiyorsam ya? Acıkmışsam çok fazla?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gıcıklık yapıyorsun,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle mi yapıyorum?” Eli göğsümden ayrıldı, karnıma oradan da kasıklarıma indi ve parmakları tüy gibi tenimde dolaşmaya devam ederken ılık su da ona eşlik etti. “Sanırım ben kötü bir adamım. Değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öylesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, öyleyim.” Parmakları bacaklarımın iç kısmına inince yutkunup gözlerimi kıstım, su hızla tenime çarparken nefes almak için kafamı suyun altından çıkarıp duvara yaklaştırdım. Bacak içlerimdeki deriyi yavaşça sıktı, ardından okşayarak suya eşlik etti ama istediğim noktalara dokunmadı. Eziyet ediyordu ve bu eziyetten aldığım keyfin haddi hesabı yoktu. “Muhtaç Zerda’ya bayıldım,” dedi elini bacak içimden ayırıp bacağımın ön kısmına taşıyarak. “Bana yüzünü göster.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstemiyorum göstermek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama görmek istiyorum,” diyerek beni yavaşça kendine çevirdi, sırtım duvara yaslandığında kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktım. “İşte böyle yavrum,” dedi, sonra yüzü yüzümün sınırlarına girdi ama bunu beni öpmek için değil, daha çok muhtaçlık duymam için yaptı. Dudaklarımız birbirimizin nefeslerini cehennem ateşi gibi hissedeceğimiz kadar yakındı ama birbirlerine temas etmiyorlardı. Çenemi yavaşça kavradı, kafamı havaya kaldırıp yüzünü boynuma sokarak dudaklarını boynumda dolaştırmaya başladı. Ellerim benden bağımsız hareketlendi, onun omuzlarını tutup parmaklarımı ensesine kaydırarak yutkundum. Bir süre boynumu öpüp kokladıktan sonra kafasını oradan çıkarıp bana aşağıdan baş döndüren bir bakış attı. “Şu yüzünün hâline bak. Kocasının dokunuşlarına muhtaç küçük bir gelincik yavrusu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kötü bir kocasın,” diye fısıldadım ve bu onu güldürdü ama gülüşü bile bedenimi tetikleyecek kadar tehditkâr ve arzuluydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yangını izliyorum yalnızca.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yangına körükle gidiyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Körükle gidiyor olsaydım konuşabilecek hâlde olmazdın oysa,” diye fısıldayarak geniş göğsünü bana bastırdı, göğüslerimin ikimizin arasında ezildiğini hissettim. Temasın derinliği öyle muazzamdı ki geri çekilmemesi için onu omuzlarından kavrayarak kendime bastırmaya çalıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun süre birbirimizin temasıyla alevlerin içinde yandık, su hiçbir işe yaramadı; öyle ki sanki su benzindi, yaktığımız ateşin üzerine aktıkça alevler her yanı sarıyordu. Benimle böyle oynamanın bir bedeli olacaktı, elbet ödeyecekti, elbet muhtaç bakışların sahibi ben değil, o olacaktı. Bu, elbet olacaktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kabul edilmesi gereken bir gerçek varsa, bu da bizimkilerin kaldığı otelin bizim kaldığımız otelden çok daha büyük, konforlu ve gösterişli olduğuydu. Yine de ilk kaldığımız otelin konumu ve küçük bir aile oteli oluşu benim daha çok hoşuma gitmişti. Neredeyse bir ev büyüklüğündeki lüks odanın makyaj masasına oturmuş saçlarıma maşa yaptığım sırada Gurur resepsiyondan rica ettiği ütü elinde beyaz gömleğini şekillendirmekle uğraşıyordu. Hamilelik kartını kullanmama gerek olmasa da sırf biraz şaka yapmış olmak için hamilelik kartını masaya vurarak makyaj yapmaya kaçmış, ütü işini ona kitlemiştim ama o normalde de ütülerini kendisi yapıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tuzdan ve güneşten sertleşmiş saçlarımı şekillendirmek normalde olduğundan daha kolay oldu, yumuşak saçların maşayla şekil alması bu kadar kolay olmuyordu çünkü. Dalgaları parmaklarımla çözüp saçlarımı düzelttiğim sırada gömleği çıplak vücuduna geçirip önünü iliklemeden yatağa doğru ilerledi, yatağın üzerine bıraktığı pantolonu alırken kayıtsız kalmayacağımdan emin bir şekilde bana yandan bir bakış attı. Odanın içinde iki metre boyunda, kaymak ve baklava aşermeme neden olacak vücuduyla dolaşıyor olması yeterince dikkat çekici değilmiş gibi bir de bakışlarıyla cezbetmesi onu saç fırçasıyla evire çevire dövmek istememe neden oluyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Atlarım üzerine,” dedim maşayı ona doğru sallayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hayattaki tek gayem,” diyerek sırıtıp pantolonu alarak doğruldu, gömleğin açıkta bıraktığı bronzlaşmış göğsüne, taş gibi karnına ve sonra güneşten dolayı rengi açılmış saçlarına baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hayattaki tek gayen hamile karın tarafından cinsel saldırıya uğramak mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalandan iki çırpınır, kurtulmaya çalışırız ya,” diye alay edip bana göz kırptı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gömleğin önünü ilikleyişini izlerken bu kez odak büyük ellerindeydi. “İlikleme ya,” dediğimde, “Hı?” diye sordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aç göğsünü, sıcak hava.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baldırı çıplak mı ineyim aşağıya kızım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayırdır Gurur, millete kaslarını baldırlarını mı sergilemek niyetindesin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen dedin ya deli.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok konuşma hadi, ilikle önünü.” Önüme dönüp maşayı masaya bıraktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kırıksın sen ha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az daha bana deli, kırık falan dersen kıracağım harbiden bir yerini,” diyerek ona yan yan baktım. “Şakayla karışık kafanda benimle alakalı ne kadar düşünce varsa söyler oldun sen Gurur. Deli olduğum falan hepsi çıktı ortaya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafamda seninle alakalı düşünceleri döküyor olsaydım gerçekten cinsel saldırıya uğrardım,” dedi ve tam arkamda dikilip aynadan yüzüme baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Döksene bir,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus, sapık kadın.” Eğilip saçımın üzerini öptü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bozma saçımı!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir anı bir anına uymuyor amına koyayım,” diyerek doğrulup bana aynanın yüzeyinden tuhaf tuhaf baktı. “Sonra deli dediğimde kızıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızmadım hadi yürü yürü,” diyerek onu kovaladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçten gülümsedi, gömleğini düzelttikten sonra pantolonunu bacaklarından geçirdi. O giyinirken hafif bir makyaj yaptım, sonra da yatağın üzerine bıraktığım toz pembe elbiseyi giyip bağcıklarını boynumdan geçirerek bağladım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bizimkiler otelin açık büfesinde değil, deniz kenarındaki restoranında bizi bekliyorlardı. El ele asansörlere yürüdüğümüz sırada Gurur’un çenesinin kaskatı kesildiğini fark edip elini daha sıkı kavradım. Asansörün düğmesine basıp omzumu onun omzuna yaslayarak ona yandan bir bakış attım. Bakışlarımı fark edince yüzünün kasları gevşedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biliyorum Gurur, bilmiyorum mu sanıyorsun, bir kutunun içinde, kollarında senin, ölüm en çok bana yakındı belki ama benden önce sen ölmedin mi?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimin içine kafamın içinden geçen, kalbimden çıkanları görüyormuş gibi bakarken parmakları parmaklarımı daha da sıkı kavradı. Asansörün kapıları açılırken, “Hadi daha fazla bekletmeyelim bizimkileri. Hem ben çok acıktım,” diyerek onu içeri çektim. Asansörün kapıları kapandı, bakışlarını yavaşça bana çevirip ışıkların altında parlayan gözlerini yüzümde dolaştırdı. Elimi öyle sıkı tutuyordu ki o an fark ettiğim bir şey varsa o da Gurur şu an yanımda ve şu anın içinde duruyor olsa da ruhu geçmişin içinde hâlâ o ânı yaşıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sustuk, konuşulacak bir şey yokmuş gibi. Oysa konuşulacak çok şey vardı ama konuşamayacak kadar yorgunduk. Asansör nihayet durunca elimi tutuşu bir anlığına da olsa gevşedi. Birlikte otelin ışıklı yolunda yürüyüp deniz kenarına vardık, çitlerin arkası denize bakıyor, plajda gündüz insanların doldurduğu beyaz şezlonglar bomboş kalmış ay ışığıyla parlıyordu. İki masayı birleştirip daha büyük bir masaya dönüştüren arkadaşlarımızın sipariş verdiklerini gördüm. Masaya yerleşip siparişlerimizi verdik, herkes yemeğin yanında içki tercih etti ama Gurur bana uyup meyve suyu içmek istedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemekler masaya geldiğinde çoktan içkiler içilmeye başlamıştı. Deniz mahsulleriyle doldurduğum tabağımla ilgilenirken masada edilen sohbete kulak versem de pek katılmıyordum. Gurur’a söz vermiş olsam da aklım sürekli olarak bir abisi olduğu gerçeğinde dolaşıp duruyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıyıya çarpan dalgalara bakmak için kafamı çevirdiğim anda, “Birkaç saat sonra şu gece kulübünde eğlence başlayacakmış,” diyen Biricik’in sesiyle irkildim. Kıyıdan başlayıp denizin içine doğru uzanan taş yolun sonundaki yapıyı gösterdi, yapının içinden dışarıya ışıklar sızıyor, denizin içinde dolaşan lazer ışıkları ara sıra sönerek denizin karanlığında kayboluyordu. “Eğer Zeliha yorgun olmazsa oraya gidelim diyoruz, siz gelmeyecekseniz hayatta gitmeyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorgun değilim,” dediğim anda Gurur bana yandan bir bakış attı. Sırıtarak ona baktım, belki bu onun da havasını değiştirirdi. “Gideriz değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alkollü mekânda da oturup meyve suyu içeceksen olur.” Elinin tersiyle yanağımı okşadı. “Gitmek istiyorsan gideriz tabii. Ama çok oynayıp zıplamak yok, yeni yeni iyileşiyoruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Serdar ortaç şarkısı çalarsa beni kimse tutamaz,” diyerek dudak büzdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Gurur istersen Zeliha’ya bir meydan okuyayım da korkup yerinden kalkmasın. Biliyorsun, Simge’yi bile mort ettim düğünde,” deyince Simge, “Deli mi ne?” diye çemkirdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalan mı kız? Asla başa çıkamadın benimle. Yanlarına ağrılar girdi, kan ter içinde bayıldın mahvoldun, dişimin kovuğuna yetmedi seninle yaptığım yarış.” Vural önündeki kalamarlardan birini alıp Simge’ye fırlatarak genişçe gülümsedi. “Mekân pistinde de ağlatayım seni istiyorsan Yener’in ceketini bağla beline, seni orada bekliyor olacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendi ceketimi bağlarım, sağ ol.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, Simge’nin cevabı karşısında göz ucuyla ona baktı ama bir şey söylemeden şarabından bir yudum daha içerek gözlerini farklı yöne çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural’ın bakışları Yener’e kaydı, bir şey söyleyecek oldu ama Nihan masanın altından diziyle Vural’a vurmuş olacak ki Vural’ın gözleri bu kez Nihan’a çevrildi ve susup yemeğiyle ilgilenmeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yemekler yendikten sonra tatlılar sipariş edildi ama yiyecek yerim kalmadığından meyveli soda rica edip elimde sodayla çitlere yaslandım ve denizi izlemeye başladım. Bulantım ve ağrım yoktu, bedenim daha iyi hissediyordu ama içime çöken, çöktüğü yerden kafasını kaldırıp benimle göz teması kurmaya çalışan o huzursuzluğu bir türlü yok sayamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Toparlanıp mekânın olduğu taş yola doğru yürümeye başlayana dek denizi izlemeye devam ettiğimi hatırlıyorum. Taş yolda yürürken Vural’ın kamerasının flaşı sürekli patlamıştı, her anı ölümsüzleştirmek istiyor gibi bizi çekip duruyordu ve kimsenin bundan rahatsız değildi. Bir süre sonra birbirlerinin üzerine zıplayarak poz veren arkadaşlarımı yüzümde kocaman bir sırıtışla izlemiştim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Zeliş, kocaman gülümse ve karnını tut,” deyince Gurur aniden beni belimden yakaladı, sırtımı onun geniş göğsüne yaslamamı sağladı; büyük, güven veren avuçları karnımdaki yerini aldığında hemen arkamızda kayalıklara vuran dalgalar yükseliyor, tuzlu su damlaları tenime düşüyordu. Kadraja gülümseyerek baktığımı hatırlıyorum ve deklanşörün sesinin gecenin içine bir çizik attığını. Flaş gözlerimi acıttığı için mi gözlerim dolmuştu yoksa Gurur’un ellerini karnımda hissettiğimden mi bilmiyordum ama ağlama isteği öyle fazlaydı ki fotoğrafa bakmak için Vural’ın yanına gidemedim bile. Herkesi geride bıraktım, her biri yanımdan kayıp geçti, gece kulübüne doğru yürüdüler ve ben yavaşça dönüp kollarımı Gurur’un beline sararak kulağımı eşsiz kalbine yasladım. Kalbinin atış sesleri bu dünyada bana verilmiş en büyük armağandı, o armağanın sesini bir daha, bir daha, defalarca, sonsuza dek duymak istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzaklaştıkça küçülen bedenleri onun kollarının arasına sığınmış izlerken, “Senin kalp atışların beni çok sakinleştiriyor,” diye fısıldadım, rüzgâr saçlarımı usul usul uçuşturuyor, Gurur beni rüzgârdan dahi korumak istiyor gibi sıkıca tutuyordu. “Belki de kalbinin atışları sadece beni değil, bebeğimizi de iyileştiriyordur.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu cümle dudaklarımdan kayıp gittikten hemen sonra yanaklarım bir itirafta bulunmanın etkisinden olsa gerek karıncalanarak ısındı. Gurur’un tepkisini, ne düşündüğünü merak ediyordum. Bunun onu mutlu ettiğini biliyordum ama aynı zamanda bunun onun omuzlarındaki sorumluluk hissini de daha arttırıyor, yüküne yük bindiriyor muydu bilmek istiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarını saçlarımın üzerine bastırarak, “Bir gün kalbimin atış sesleri senin için duyulmayacak kadar zayıf bir tona bürünürse şayet, yemin olsun, yeniden kalbimin atışlarını tüm şiddetiyle duyman için geri kalan tüm kalplerin sesini keseceğim,” diye fısıldadı. Öylesine söylenmiş olsun ya da olmasın, söylediği söz bilmediğim, içeride olduğunun farkında dahi olmadığım bir yere dokundu. Ona daha sıkı tutunup parmaklarımı adeta teninin altına gömüyormuş gibi derisine bastırdım. Kalp atışları şiddetle kulağıma vuruyor, bana onun yaşadığını, hayatta olduğunu, tüm kudretiyle karşımda olduğunu, kocaman elleriyle beni tuttuğunu hissettiriyordu. Bir gün bu kalbin sessizliğe gömüldüğünü düşünmek durduramadığım bir korkunun tüm bedenimi ürpertmesine neden oldu; mümkünmüş gibi onun kollarında daha da küçüldüğümde düşüncelerimi görüyormuş gibi beni sıkıca göğsüne bastırdı. “Bak,” dedi, “atıyor. Sadece sen olmazsan susacak, sen duymak istediğin müddetçe her zaman atacak.” Çenemi tutup kafamı kaldırdığında gözlerimiz karanlığın içinde buluştu. “Bana çok kızdığın anlar olacak belki, insanız ya Zeliha, ölmemi bile dilediğin anlar kim bilir belki de olacak ama sana yemin olsun, sen bu kalbe dur emri vermediğin müddetçe bu kalp senin için daima çarpacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden ölmeni dileyeceğim? O nasıl söz?” diye öfkelenerek kollarından çıkmak istediğimde beni kollarımdan yakalayıp göğsüne geri çekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur ya insanız,” dedi, “bir an olsun istemesen bile ağzından çıkıp gider, tutamazsın, ölmemi istediğinden değil, kaldıramadığından zikredersin işte. O zaman bile sen dur emrini vermediğin müddetçe senin için çarpmaktan bir an olsun bıkmayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok öfkelensem dahi sana öyle kelimeler etmem ben, Gurur,” diyerek alnımı göğsüne sertçe vurdum. “Deli deli, mantıksız mantıksız konuşma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demezsin değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şüphen varsa söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben kendimden bile şüpheye düştüğüm anlarda bir tek sana inandım, Zerda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnımı göğsüne sürterek, “O zaman bir daha böyle manasız laflar ettiğini duymayayım,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” dedi sessizce. “Etmem o hâlde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi gidelim de eğlenelim,” diyerek geri çekilince Gurur’un bir bakışını yakaladım. Mütemadiyen göğsümde bir zelzele, bir ihtilal, bir yıkım yaşatan bakışları bir anlığına donup kalmama neden oldu. Ona öylece bakakaldığımı fark eder fark etmez bakışlarını apar topar benden kaçırdı, birkaç saniye içinde ifadesi değişti ve bana sahte olduğunu hissettiğim bir tebessümle baktı. Gözlerine ulaşmayan bu tebessümün ardında gizlenen yıkıntıyı merak etmedim diyemem, tahminlerim elbette vardı fakat içimden bir ses bildiklerimin bilmediklerim yanında bir köz parçası olduğunu düşündürdü. Elini uzatarak, “Hadi eğlenelim,” demesi kalbime ilk kez ulaşmadı, sanki bu bir şeye edilen vedaydı. Fakat neye vedaydı? Bir daha gülmeyecek olan talihimizin adım sesleri miydi duyduğum ve böylesi titreten yüreğimi? O an, bunu bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne yazık ki bilmiyordum ve içime düşen şüpheye rağmen çok mutlu hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne yazık ki, çok mutlu hissediyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne yazık ki… 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gece kulübünde çalan doksanlar ve iki binlerin başına ait pop parçalar bu gece beni en çok mutlu eden ikinci şeydi. Birincisi locada ayağımı kucağına almış bileklerime masaj yapan ve Rus çıtırların gözünü alamadığı eşimdi. Keyfime diyecek yoktu çünkü bana yapılan hizmeti gördüklerinde Gurur’a sadece bakmakla yetinmek zorunda olduklarını anlamış, bir süre sonra ümidi ondan tamamen kesmişlerdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’e gelecek olursak, sarhoştu ve sarhoşluğu komik olur sanmıştım ama sarhoşluğu korkunçtu. Doksanlar müziğiyle büyük hoparlörün üzerine çıkmış, nereden dızladığı konusunda bir fikrim olmadığı iki binlerden kalma güneş gözlüğünü burnuna indirmiş, elini kaldırarak tek tek insanları işaret ediyor ve kendini George Michael zannediyordu. Dansı da erotik falan değildi, en azından George klipte beyaz bir direğin o köşesinden bir bu köşesinden kafasını çıkarırken bir seksapaliteye sahipti. Yener, Simge’sini etkilemeye çalışan, kafeste uzun süre yalnız kaldığı için kızgınlıktan ağaçlara, taşlara sürtünen bir orangutana benziyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan olmayınca onu durduran biri de olmuyordu hâliyle. Muşta olsaydı hiç değilse onu boyun kilidine alarak indirirdi o hoparlörün üzerinden. Tanımıyormuş gibi yapıyordum kendisini. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran ile Biricik hangi kayalığın üzerinde birbirlerine kur yapıyordu bilmiyordum ama burada olmadıkları kesindi. Ecevit ile Zafer bar bankosunun önünde duran uzun sandalyelere oturmuş, ara sıra Yener’e onun büyük bir hata olduğunu hissettiren bakışlarını ona değdiriyorlardı. Gurur ayağımı kucağından yavaşça indirip, “Ben kapıda bir sigara içip geleyim mi yavrum?” diye sorunca süslü pipetimi çevirip onu başımla onaylayarak içeceğimi yudumladım. Gurur kalkıp gittiği anda Mehtap oturduğu yerde kayarak bana sokuldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu köşedeki Rus kız var ya,” diyerek gözlerini kısarak karşı masaya baktı. Kızın pullu çantasını aldığını ve ayaklandığını gördüm. Bacak boyu çok uzundu, giydiği mini elbisenin içinde bir süper model gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erik gibiymiş,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur ayaklanınca hemen o da ayaklandı,” dedi Mehtap burnundan boğa gibi soluyarak. “Teftişe çıkayım mı? Baktım yaklaşıyor, voltajı yüksek elektrik kablosu gibi dolanırım onun güzel bacaklarına.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden bedenimi dikleştirip elimdeki içeceği masaya bırakarak gözlerimi kıza diktim. Gerçekten de arkadaşlarına bir şeyler söyledikten sonra yüksek topuklularının üzerinde salınarak çıkışa yöneldi. “Belki hava almaya çıkıyordur,” desem de içimden kapıya koşup Gurur’un koluna maymun yavrusu gibi sarılmak geçiyordu. Yine de kıskançlığın dozunu kaçırasım hiç yoktu, üstelik kız öylesine eğlenmeye gelmiş olabilirdi ve kapıya çıkmasının iki metrelik katır gibi bir Yüzbaşı ile alakası elbette olmayabilirdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mehtap’ın da aynı benim gibi kıza diktiği bakışlarını görmesem de hissedebiliyordum. “Yanındaki kızlardan biri Girdap’a telefon numarasını vermeye çalışmasaydı bu kadar çok gözüme batmazlardı,” diye söylendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay oldu mu öyle bir şey gerçekten Mehtap?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mehtap gözlerini kızdan ayırmadan, “Evet,” dedi. “Sonra beni görünce özür diledi ama o yüzden şimdilik onu affediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hormonlarım mı çok dengesiz ben mi çok dengesizim bilmiyorum, o yüzden beni doldurma Mehtap,” diye söylenerek tekrar içeceğime uzanacaktım ki birden tepemde bir tas attı, aniden doğrulup ayaklandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vallahi Gurur’a güvenmediğimden ya da elin kızına bulaşmak istediğimden değil ama içimdeki yanına gitme istediğini de durduramıyorum,” dediğimde Mehtap başladı gülmeye. Ona aldırış etmeden hızlı adımlarla insanların içinden geçerek çıkışa yürüdüm. Kapıda dikilen arkadaş grubunun yanından sıyrılıp geçtim, kendimi taş yola attım ve sağa sola baktım. İki yanım da denizdi, dikilmiş lambalardan birinin altında sigara içen Gurur’u gördüm, kulağına bir telefon yaslı olduğundan beni fark etmedi. Az evvelki kızın Gurur’u izlediğini fark edince kaşlarım çatıldı, bir süre Gurur’u süzdü, sonra pullu güzel çantasını açıp çantadan bir paket sigara çıkararak Gurur’a doğru yürümeye başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İnsanlar pek tabii birbirlerinden çakmak isteyebilirlerdi ama etrafta bir sürü insan varken ve her biri sigara içiyorken özellikle birinden mi isterlerdi? Özellikle de süzdükten sonra onu uzunca bir süre. Saçmalama, dedim içimden kendime. Elbette olabilir. Yine de tam onlara doğru yürüyecektim ki kız Gurur’a seslendiği anda Gurur’un kıza çevrilen bakışları beni bile olduğum yere mıhladı. Kıza hayatının hatasını yapan birine bakıyormuş gibi soğuk gözlerle baktı, tıpkı onu yakinen tanıyan bende olduğu gibi, bu görüyordum ki kızda da büyük bir şaşkınlığa neden olmuştu. Az önce bileklerimi ovup gülücükler saçan bu adam şimdi bir seri katilin gözleriyle bakıyordu karşısındaki insana. Kız bir adım geri çekilip bir şeyler söyledi, hâlâ sohbet kurma isteği içerisinde olduğunu fark ettim fakat Gurur’un bakışları beni durdurdu ve sadece izlemek istedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur telefonu kulağından indirip boynuna yaslarken, “Kaybol,” dedi, bunu sadece dudaklarını okuyarak bile anlamak mümkündü, öyle mümkündü ki sesini duymasam da sesi de dudaklarına eşlik ederek zihnime doluşuvermişti birdenbire.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızın Türkçe bildiğini zaten biliyordum, bu yüzden Gurur’un söylediği şeyi anlamış olmalıydı. Duraksadı, sonra hızla arkasını dönüp çantasını göğsüne çekerek Gurur’dan uzaklaşmaya başladı. Uzaklaşırken mavi gözleri kısaca bana dokundu, beni görünce adımları normalden daha da hızlı düşmeye başladı yere. Gurur telefonu kulağına geri yaslarken denize doğru döndü, bir elini pantolonunun cebine sokmuş denizi izlerken kimle konuşuyordu? Muşta’yla konuştuğunu düşündüm. Benim yanımdayken olduğunun tam tersi bir insan olması, bakışlarındaki boşluk, etrafta olmadığımı düşündüğü anlardaki duruşu beni bambaşka hislere sürüklemişti. Bir şeylerin eskisi gibi olmadığını biliyordum ama eskisi gibi olmayanın Gurur olduğunu fark etmek sarsıcıydı. Onu her hâliyle sevmeyeceğimden değildi bu, bu hâlinin nedeninin ne olduğunu biliyor olmamdandı belki de. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yeniden eskisi gibi içten, beni kandırmadan, yüreğinden kopup gelen bir kahkaha duyacak mıyım senin sesinden Gurur? Gözlerin bana aşkla bakarken, yabancılara ölüm mü saçacak bundan sonra? Seninle benden aşkı çıkarsak geriye acıdan başka bir şey kalmaz biliyorum ama göğsünün derinliklerinde bir parça bile huzur da mı kalmadı yoksa?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim, ben etrafta yokken bir yabancıya dönüşen, bana baktığındaysa tanıdığım adamın gözlerini giyinen o adamda uzun uzun bekledi. Yaşanan her şeyden sonra ona eskisi gibi devam etmesini söyleyemezdim, çünkü ben eskisi gibi devam edemeyecek, bir ömür uğraşsam da yaşadıklarımın izlerini ruhumdan silemeyecektim. Yine de çocukça bir istek, onun tarafından görülme değil, benim tarafımdan görüldüğünü ona göstererek onu mutlu etmek istiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adımlarım birdenbire ona doğru çözüldü, denizi önüne, beni arkasına alan adama yürüdüm. Kollarım beklemediği bir anda onun belini sardığında ve yanağımı onun geniş sırtına yasladığımda vücudu gerilmedi, avcı kimliğini bir kenara bıraktı; tanıdığı bir şeyin dokunuşunu istekle kabul etti. Yanağım onun sırtındayken, “Sonra konuşuruz, Muşta,” diyerek telefonu kapatıp cebine soktu. Bana doğru dönmeden önce parmaklarının arasında yanan sigarayı atmıştı çoktan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim bebeğime de bakın, bensiz bir dakika olsun yapamıyor. Bayıldım buna,” dedi ama sesi yüreğime ulaşsa da mantığıma ulaşamadı, bir şeyler yerli yerine bir türlü oturmadı. Onu daha sıkı kavramak, bana dönmesine engel olmak istedim ama güçlüydü ve tek seferde önüne dönüp beni göğsüne çekmişti bile. Kafamı kaldırmadım, bu defa yanağım göğsünde, az ileride parlayan tekne ışıklarını izlerken öylece bekledim. “Bulantın mı var? Yoksa yoruldun mu? Odamıza dönelim mi yavrum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok,” dedim. “Kalalım böyle. Olmaz mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hissettiklerimi görmesinden korkarak önüne bırakıyor, görülmekten korkarken dahi görmesini istiyor gibi yüzünü izliyordum sanki. Görüyordu da, biliyordum bunu. O beni hep görüyordu, ben bazen onu hiç göremiyordum; bu ne kötüydü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kalalım,” dediğinde sesindeki durgunluk bu kez saklayamadığı gerçeklerin yankısı gibiydi. Elleri şefkatle omuzlarımda dolaştı, sırtıma kaydı ve büyük avucu sırtımı kapladığında usulca yutkundum. Güvende hissettiğim adamın belki de en büyük güvensizliğimin sebebi olduğunu düşünmesinden korktuğumdan olsa gerek ona duyduğum güveni iliklerinde hissetsin istedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalnız da kalamadık zaten. Bu nasıl balayı değil mi? Oysa birlikte bir şeyler yapalım çok istemiştim,” dediğinde bunun kalbinden kopanlar olduğunu bilmek canımı acıttı. Çevremiz etten duvarlarla kaplıyken de onunla yalnız kalabiliyordum oysa, arkadaşlarımızın varlığı biraz olsun sıkmamıştı canımı, aksine eğlencenin üzerine eğlence katmıştı fakat Gurur’un ne söylemeye çalıştığının da farkındaydım. Yaşananların faturasını ben ödüyormuşum gibi hissediyordu, elbette bedeller ödemiştim, ödememiş değildim ama bedel ödeyenin bir ben olmadığımı bilecek kadar da olgunlaşmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak, şimdi yalnızız. Balayında bir çift gibi. Bebek bekleyen, yeni evli bir çift. Bu dünyanın en güzel balayı. Üstelik balayımızda bize eşlik eden biri var, tam burada,” diyerek elimi karnıma koyup yutkundum. “Hangi çocuk babası ve annesinin balayına onlarla katılacak kadar şanslı oluyor ki? Bizimki epey şanslı birisi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçmaladığımı biliyordum, saçmalıyorsam yüzünde biraz olsun güller açsın diyeydi aslında. Güldüğünü işittim, gerçek miydi diye sorgulamak canımı yaksa da gülümsemesi hoşuma gitti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbet acısını çıkardığımız anlar gelecek,” dedi sadece, inanarak mı söyledi bilmiyordum ama o inanmasa bile sırf o söyledi diye sanırım ben inanacaktım. Her şeye inanacaktım. O söyleyecek, belki kendisi bile söylediği şeye inanmayacak ama ben tek gerçeğimmiş gibi sıkı sıkıya sarılacaktım buna.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kardeş konusuna mı canın-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Açmayacaktık hani bu konuyu?” diye durdurdu beni. “Ben her şeyin akını karasını öğreneyim bir hele, sonra konuşulacak bir şey kalırsa geriye, konuşuruz elbet, Zerdali.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızmış mıydı bana yoksa sadece beni strese sokacak bir konudan olabildiğince uzağa mı itiyordu ruhumu anlaması tam da şu an güçtü. Kafamı kaldırıp yüzüne bakmak istedim ama izin vermedi, sanki yüzüne yayılan ifade görmekten pek de hoşnut olmayacağım bir ifadeydi ve bunu biliyor, engelliyordu. Beni kendine iyice bastırarak gözlerimin ona değmesine mani olurken, “Ne konuştuk? Önce sen,” dedi, “sonra bebeğimiz. Sonrasının da sonra gerekirse koyarız amına.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Küfrü daha çok ortamı yumuşatmak için ettiğini anladım. Tepkisiz bir şekilde kollarında durdum öyle. Sorular sormak, öğrenmek, ne tür bir yol izleyeceğini bilmek istiyor olsam da ağzımı açıp tek kelime etmedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İçeri geçelim mi? Dışarısı serinledi. Müzikten başın ağrıdıysa eğer odamıza da gidebiliriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, biraz daha kalalım. Odaya gidesim yok hiç,” dedim. Sonra da ortamı yumuşatma sırası bana geldiğinden, “Odaya gidersek atlayıveririm üzerine, tut tutabilirsen beni. Gerçi tutmazsın sen. Benden de kuduruksun nihayetinde,” diye alay ettim. Güldü, bak bu içtendi işte. Beni de gülümsetti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben üzerine atlamak neymiş göstereceğim sana fındık faresi,” derken sırtımı okşuyordu. “Zamanı var, yeri var, anını kollamıyorum sanma, benim senden daha sabırsız arzularım var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aman aman Gurur Bey, neler diyorsunuz öyle ya?” diye cıvıklaşarak kafamı kaldırıp ona bakınca eğilip birdenbire burnumun ucundan öptü. Gözlerimi kaçırdım, utanılacak bir şey değildi ama bazı temaslar vardı işte, sanki ilk anımıza dönmüşüz gibi hissettiriyordu; onu sevdiğimi ilk fark ettiğim, telaştan öleceğimi düşündüğüm, korktuğum, savunmasız hissettiğim, bir o kadar da ona doğru çekildiğim anlara.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben en çok da bu huyunu seviyorum biliyor musun?” Söylediği şey karşısında gözlerimi kırpıştırdım. Beklemediğimi anladığından yavaşça çenemi okşayıp tebessümünü sundu bana. “Bir orman yanıyor olsa ve söndürmeyecek olsa elinde tuttuğun bir yudum su, boğazın da kurumuş olsa üstelik, sen içeceğin suyu sönmeyeceğini bildiğin bir ateşe döküyorsun. Öyle bir kızsın sen Zerda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu da nereden çıktı şimdi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle, söyleyesim geldi ve söyledim işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hımm.” Gözlerinin içine baktım uzun uzun, o hâlâ çenemi okşamaya devam ediyordu. “Sen galiba bana baya aşıksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyleyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatsana ya, tam olarak ne zaman aşık oldun bana?” diye alay ettiğimde, “Seni ilk gördüğüm anda bile sana aşıktım,” diye cevap vermesini beklemediğimden sadece gözlerinin içine bakakaldım. “Ya işte böyle.” Eğilip tekrar burnumdan öptü. “Böyle mala çevirirler adamı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni mala çeviren bendim bu arada, haberin olsun diye söylüyorum. Zehir zıkkım gibi bir şeydin, böyle baya gıcığın tekiydin, sinsinin önde gideniydin, evirip çevirip seni önce muma sonra da yetmedi mala çevirdim. Teşekkürler, sunumum bu kadardı,” diyerek arkamı dönüyordum ki beni belimden kavrayıp tekrar kendisine yasladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bıcır bıcır konuşuyorsun ya böyle, içim gidiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önce o güzel Rus gacısı gelip sana ne dedi de öyle domuz gibi baktın kıza?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bakmadım bile,” deyince, “Ay bir de baksaydın Gurur!” diye çemkirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl da anladım ama tuzaklı bir soru sorduğunu, gördün mü?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona gözlerimi kıstım. “Çakmak mı istedi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu da tuzaklı bir soru mu acaba diye ödüm kopuyor şu an Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mesela az önce çakmak kelimesini oraya çektiğin için doğrudan mayına bastın sen oğlum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tüh be,” dedi yalandan yakalanmış gibi yaparak. Omzuna sert bir tane geçirip geri çekildiğim sırada kulübün girişinde bir gürültü yükseldi. Gurur beni önüne çekerek kolunun altına aldığında neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibi mekânın kapısına bakıyordu. Simge’nin hışımla kapıdan çıktığını gördüm önce, sonra Yener arkasından çıkıp onu bileğinden yakaladı ve gürültü daha da alevlendi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kavga mı ediyor onlar?” Gurur’un sorusunu duymazdan geldim, onun kolundan çıkarak hızla oraya doğru yürümeye başladım. Tam onlara yaklaşmıştım ki Yener aniden Simge’yi bileğinden kendine çekti, bedenleri birbirine çarptığında yabancı bedenlerden onlara uzanan şaşkın bakışların bir benzeri de benim yüzüme yerleşti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge, Yener’i itmek için hazırlanıyorken, Yener aniden insanları önemsemeden, “Bana kaçma diyorsun, sen kaçıyorsun! Bana susma diyorsun, sen susuyorsun! Ben seninle ne olmak istediğimi biliyorum lan biliyorum ama sen hiçbir bok bilmiyorsun!” diye bağırdı. Simge’nin onu itmek için kalkan eli havada kaldı ve sadece Yener’in gözlerinin içine baktı. Yener burnundan sert nefesler verirken göğsü hızla inip kalkıyordu. Simge’nin uzayıp giden sessizliği Yener’in sonunda onun bileğini bırakmasına neden oldu, bir adım geri çekilip Simge’nin gözlerinin içine baktı. “Ne istediğimi anlamıyorsun ya hani, ben seni istiyorum Ahdar. Peki ya sen ne istiyorsun?” Sırtını dönmeden önce son kez konuştu: “Bunu bir düşün bence.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir adım atmakla bir adım geri çekilmek arasında kalmış hâlde Yener’in gidişini izledim. Simge hâlâ aynı yerde durmuş, tıpkı benim gibi Yener’in uzaklaşan bedenini izliyordu. Kuzenimin yanına gitmek istedim, bir o kadar da ondan uzak durmam gerektiğini düşündüm çünkü bir destekten çok, bir cevaba ihtiyaç duyuyormuş gibi görünüyordu. Dahası bu cevabı Yener’den değil, kendisinden bekliyor gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanına git,” dedi Gurur, bunu söyleyene dek Gurur’un arkamda olduğunu fark etmemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedim sakince Simge’yi izlerken. “Çünkü şu an beni değil, kendisinden bir cevap almayı bekliyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İnsanların Simge’deki bakışları kısa süre sonra geri çekildi, herkes kendi işiyle ilgilenmeye başladığında Simge ağır adımlarla mekâna yürümeye başladı ama bundan önce belki de dakikalarca orada durup cevabı beklemişti. Kendisinden almayı beklediği cevaptan korktuğunu en çok da o zaman fark etmiştim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeri girdiğimizde Türkçe pop yerini daha ağır, Türkçe slow parçalara bırakmıştı. Dans pistinde ağır ağır dans eden çiftleri gördüm, bir de köşesine çekilip içkisini yudumlayan insanlar vardı. Gecenin devamı renklenecekti, bu belliydi ve bu kısa bir moladan ibaretti; molayı fırsat bilen çiftler dans etmeye başlamıştı. Gözlerim Yener’i aradı, onu bar bankosunun önünde bir şeyler içerken gördüm. Sağlığı açısından bu kadar içmesi ne kadar doğruydu bilmiyordum ama tüm gece eğlendikten sonra birden ağırlaşan ruh hâlinin sanırım birkaç kadehe daha ihtiyacı vardı. Simge’nin locada olduğunu gördüm, Yener’in olduğu yöne bakmıyor, sadece elindeki birayı içip Ayça ile laflıyordu. Sahnenin ışıkları altında gitarının akorunu yapan genç adamın önünde duran bir diğer adam mikrofonu ayarlayınca yüksek bir sinyal sesi çıktı, Gurur bu sesi duyunca öyle bir irkildi ki el ele olduğumuz için benim bedenim de titredi. Omzumun üzerinden Gurur’a baktığımı hatırlıyorum, gözünü bile kırpmadan yere düşen kızıl, yeşil ışıkları izliyor, elimi sıkı sıkı tutmaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canlı müzik,” dedim sessizce. “Kalalım mı yoksa gidelim mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur beni duymadı, sadece zemine bakıyor, elimi sıkı sıkıya tutuyordu. Parmaklarımı hafifçe elinin üzerine bastırıp, “Sevgilim,” dediğimde gözlerini yavaşça zeminden kaldırdı, omzunun üzerinden ağır ağır bana çevirdi. İlk şarkı çalmaya başladığında çiftlerin dansı bitmişti, eski bir pop parçayı canlı söylemeye başlayan adamın sesi kulaklarıma dolarken hâlâ Gurur’la göz gözeydik. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey mi söyledin yavrum?” Bu soru, üç dakika boyunca sessizce birbirimize baktıktan sonra döküldü dudaklarından. İçimden buz gibi bir ürperti geçti, korku saklandığı o karanlığın içinden bir adım öne çıkarak geri gelmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demiştim ki...” Elini daha sıkı kavradım. “Odamıza dönelim mi yorulduysan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yoruldun mu?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır. Ama sen yorulduysan...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de yorulmadım,” diyerek gözlerini şarkıyı söyleyen yabancıya çevirdi. Öylece durup onun profiline bakakaldığımı hatırlıyorum. İrkildiğini, dakikalarca cevap vermeden gözlerimin içine baktığını ve sonrasında sanki dakikalar geçmemiş gibi konuştuğunu düşünmek midemin bulanmaya başlamasına neden oldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni locaya kadar yürütürken sessizdi, masadaki yerini aldığımızda sessizliğim onu ilk kez endişelendirmedi çünkü sanki burada bile değildi. Bedeni buradaydı, bakışları şarkıyı söyleyen adamdaydı ama ruhunun da aklının da çok uzaklarda olduğunu biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener bar bankosunun önünden ayrılıp sahneye yürürken, “Nereye gidiyor o?” diye sordu Ayça merakla. Sorusu cevapsız kaldı çünkü hiç kimse anlayamamış olmalıydı, Simge gözlerini kaldırıp o yöne bakmayan tek kişiydi. Yener, şarkısını bitiren adamın kulağına bir şey söyledi, adam olumsuz anlamda başını iki yana sallayınca, sessizliğin içinde, “Nasıl yani?” dediği duyuldu. “O şarkıyı bilmiyor musun?” Sonra yine gitarın akordunun sesi yükseldi ve konuşmalar bölündü. İnsanların sohbet ederken çıkardığı uğultu da seslere karışarak Yener’in sesini tamamen duyulmaz duruma getirdi. Yener, adama her ne söylediyse adam gülümseyerek başını sallayıp geri çekildi ve bu, Yener’i mikrofonun önünde gördüğüm ilk andı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mikrofonu Yener’e bırakan adam gitaristin kulağına eğildi ve elektro gitarın sesi duyuldu. Yener iki elini de mikrofonun üzerine koyup gözlerini yumdu; sağa sola hafifçe sallanarak melodiyi hissetmeye başladı. Çok geçmeden diğer enstrümanlar da notaları bel kemiğinden kavrayarak büyü gibi bir melodinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Firuze, diye düşündüm. Bu melodiyi nerede duysam tanırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge de tanıyordu. Kafasını aniden kaldırıp küçük bir platformdan ibaret olan sahneye baktığında yanıp sönen ışıklar güzel yeşil gözlerinin rengini çok daha esrarengiz bir tona çevirdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni şaşırtan şey, ilk kez Yener’in sesini duymuyor olmama rağmen, ilk kez onun güzel bir sese sahip olduğunu fark ediyor oluşumdu. Yener gözleri kapalı bir şekilde dudaklarını mikrofona yaslayarak boğuk, çatallı ama büyü gibi yükselen sesiyle, ”Bir gün dönüp bakınca düşler, içmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını,” diyerek şarkıya başladığında Simge elindeki bira şişesini yavaşça dudaklarına yaklaştırdı. Gözünü bile ayırmadan Yener’i izliyordu. ”Ağla Firuze, ağla Firuze, ağla. Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu.” Gözlerini yavaşça açıp doğrudan Simge’nin olduğu locaya baktı. ”Kıskanır rengini baharda yeşiller, sevda büyüsü gibisin sen Firuze. Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu, üzüm buğusu gibisin sen Firuze.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap’ın dudaklarında beliren bir gülümsemeyle Simge’ye baktığını gördüm, Simge ise Yener’e toparlanan diğer tüm bakışlar gibi dikkatini tamamen Yener’e vermiş, gözünü bile kırpmıyordu. Yener’in ise gözleri, ona toplanan diğer tüm gözleri hiçe sayarak sadece Simge’ye saplı bir bıçak gibi duruyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Özellikle, ”Acılı bir bakış yerleşirse eğer, kirpiğinin ucundan göz bebeğine,” dediğinde ve ”Her şeyin bedeli var, güzelliğinin de. Bir gün gelir ödenir, öde Firuze,” diye devam ettiğinde birbirlerinden başka kimse yoktu sanki burada. “Duru bir su gibi, bazen volkan gibi, bazen bir deli rüzgâr gibi... Gözlerinde telaş, yıllar sence yavaş. Acelen ne? Bekle, Firuze.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodi bir dalga gibi yükselerek Yener’in sesini altına aldığında sözler kayboldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sesinin bu kadar güzel olmasını beklemiyordum,” diyen kişi şaşkına dönmüş Ayça’ydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Eskiden kafelerde şarkı söylerdi,” dedi, “harçlık çıkarmak için.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge tüm bunları duyduysa da tepkisizdi, mikrofonu iki eliyle tutmuş melodiyi dinleyen Yener’i izliyor, Yener de gözünü bile ayırmadan onun bakışlarına karşılık veriyordu. Sözler bir kez daha yükseldi, Yener’in sesi gecenin içine yayıldığı gibi biliyordum ki Simge’nin de içine yayıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şarkı bitene dek gözleri birbirlerinde kalmaya devam etti. Ne zaman şarkı bitti, o zaman Yener gözlerini yumup aralarında uzayan bakışmayı sona erdirdi. İnsanlar coşkuyla alkışlıyor, şarkıyı bir daha duymak istiyor gibi görünüyorlardı. Yener ellerini mikrofonun üzerinden çekip bir adım gerilerken omzunun üzerinden diğer sanatçıya bakıp onu selamladı. Adam gülümsedi, onu tebrik etti ve Yener tam sahneden inecekken bir anda durup omzunun üzerinden Simge’nin oturduğu locaya doğru baktı. Birden mikrofona doğru döndü, tekrar mikrofonu tutmadan önce çıkan sinyal sesinin yeniden Gurur’a bir şey hissettirip hissettirmediğinden merak ederek Gurur’a baktım. Yüzü sakindi, Yener’in ne yapacağını merak ediyor gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mikrofona yeniden dudaklarını yaslayan sarhoş Yener’in ağzından duymayı beklemediğim şey, tüm gece kulübü tarafından duyuldu:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben oradaki yeşil gözlü kıza âşığım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmağıyla Simge’yi işaret ediyordu, birden tüm gözler olduğumuz locaya döndü ve insanlar tezahürat yaparak Yener’in itirafını alkışlamaya başladı. Simge’nin yeşil gözleri iri iri açılmış, elindeki bira şişesi parmaklarının arasından kayıp yere düşmüştü; ışıklar yüzünde yanıp sönerken ne tepki vereceğini bilmediği doğruydu ama ne hissettiği çok belliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener yavaşça mikrofonun önünden çekildi, bir cevap beklemediği kesindi, tepki görmese de olurdu ama artık içinde büyüyen bu duyguyu özgürce haykırmak istediğini görebiliyordum. Şarkılar yükselmeye devam etti gecenin içinde ama hiçbiri Yener’in şarkısı kadar dokunmadı kimsenin yüreğine. Yener, şarkıdan sonra olduğumuz masaya dönmedi, çok değil birkaç dakika sonra Simge de masadan ayrıldı ama o gece tekrar bir araya gelip konuştular mı işte bunu bilmiyorum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur ile odaya döndüğümüzü hatırlıyorum. Yener’in itirafı, hatta insan içindeki aşk ilanının ardından Gurur’un bile şaşırdığını hissetmiştim, evet Yener’in hisleri belliydi ama insan içinde bunu haykıracak kadar korkusuz olmasını sanırım Gurur da beklemiyordu. Sarhoşken yaptığı bir hata değildi bu, sarhoşken haykırdığı bir doğruydu ve onu biraz tanıyorsam, bunu yapmayı uzun zamandır istiyordu kesin. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sabah kahvaltısından sonra biraz havuzda takılıp otelden ayrılacağız,” dedi Gurur gömleğinin düğmelerini çözerken. “Kamp için heyecanlı mısın küçük izci?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi otelin boydan camından dışarıya, gecenin içinde parlayan deniz manzarasına çevirdim. “Böcekler yiyecek hep bizi,” diye söylendim. “Simge ve Yener konuşmuşlar mıdır sence?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener’in dili geç çözüldü, şimdi Simge ona inadından dilsiz taklidi yapmaya başlasa Simge’ye kimse kızamazdı açıkçası,” diyen Gurur’a şaşkınlıkla baktım. Bu elbette bir savaş değildi, bir aşktı ama Gurur tıpkı bir savaşı gözetiyor gibi tarafını seçmişti. Simge’yi destekliyordu. “İnsan uğruna savaşmadığı bir şeyi çabuk gözden çıkarabilir, Zeliş. Uzun süre Simge’ye olan hislerini gizledi, kendisinden bile sakladı, susup konuşmak yerine durup bekledi. Şimdi götünü kaldırdı diye Simge ona hemen oturacak bir yer sunarsa eğer Yener bir kadın için savaşmayı nasıl öğrenecek?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısın,” desem de Yener’e kıyamıyordum. Yine de Simge’nin benim için ne kadar kıymetli olduğu ortadaydı, Yener’in savaşmayı öğrenmesi gerekiyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bunları çok düşünme. Koskoca insan ikisi de. Bırak birlikte çözsünler, bir yola gireceklerse birbirlerinin elinden tutup girsinler. Bizim arkalarından itmelerimizde girdikleri yola elleri birleşip girse bile yine o yolun diğer ucundan elleri ayrılmış çıkarlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur cümlesini bitirip banyonun kapısına ilerledi. “Duşa gireceğim, bana katılmak ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldı. “O tehlikeyi hiç göze alamıyorum şekerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni baştan ayağa süzdü, ardından tekrar gözlerimizi birbiriyle buluşturdu. “Ne cesaretsiz birisin öyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cesur olmama değecek şeyler yaşanacaksa geleyim ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi oradan, bacaksız.” Kapıdan içeri girmeden önce son kez anlam veremediğim bir dikkatle gözlerimin içine baktı, ardından kapıyı aramıza kapattı. Kapanan kapıya bakakaldığımı hatırlıyorum ve Gurur’un bana öyle dikkatli baktığını kendisinin bile dahi fark etmediğini hissedişimi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yatağın ortasına uzanıp cenin pozisyonu alırken birkaç saatliğine de olsa uzaklaştığım tüm düşünceler birer birer karanlığın içinden çıkarak üzerime gölge gibi çöktüler. Yatağın üzerinde hem bir o kadar hafif hem de bir o kadar ağırlaşmış hissederek gözlerimi yumdum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlık bir lunaparkın önünde durduğumu hatırlıyorum. Birdenbire atlı karıncaların ışığı yandı, karanlığın içinde bir tek atlı karıncaların olduğu alan parlıyordu ve atlı karıncalar hoş bir melodi eşliğinde dönmeye başlamışlardı. Bir rüzgâr saçlarımı yana doğru uçuşturuyor, saçlarım hücre parmaklıkları gibi yüzümün önüne ağ örerek görüşümü kısıtlıyordu. Uzun uzun o atlı karıncaları izlediğimi hatırlıyorum. Rüzgârın cildimi keser gibi dokunuşu, tenimi ürpertişi çok gerçekçiydi; üşüdüğümü hissetmeye başladım ve kollarımı güçsüzce bedenime sardım. Altın rengi ışıkların parladığı oyuncak şimdi daha hızlı dönüyordu, demirlerinden yükselen gıcırtılar karanlık ve oldukça sessiz lunaparkın içinde rahatsız edici bir sesin yankılanmaya başlamasına neden oldu. Neredeyse korkuya benzer bir his kalbime doldu, yürümek ve uzaklaşmak istedim, lunaparkı geride bırakmak istedim ama bunu yapmama engel olan bir başka his de beni olduğum yere adeta mıhlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Demirlerin gıcırtısı sanki yerlerinden sökülüp gideceklermiş gibi şiddetlenmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda bir adım geri çekilebildim, sanki bedenimi görünmeyen bir güçten korumaya çalışıyordum ve bu gücün beni yok etmek için gitgide daha da yaklaştığını hissedebiliyordum; tuhaftı, gözümle gördüğüm hiçbir şey olmasa da kalbim her şeyi duyuyor, ruhum her tehlikeyi benim aksime görüyor gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un atlı karıncaların ortasındaki boşlukta durduğunu fark etmek beni şaşkına çevirdi. Geriye düşen adımım öne meyletti, sonra durup çatık kaşlarla ona bakmaya başladım. Atlı karıncalar hızla etrafında duruyor, Gurur sarı ışığın altında hareketsizce dikiliyordu; sanki beni görmüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur?” diye seslendiğimde sesim çok uzaklardan yükseldi sanki, ağzımın içinden çıkan kelimeler ve bana ait olan sesin bir yabancıya aitmiş gibi, kuyunun dibindeymiş gibi kulaklarıma dolması tüylerimi diken diken etti. Gurur beni duymadı, tam karşıya bakıyordu oysa tam karşısında duran bendim ama gözleri bende değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden atlı karıncanın ışıkları söndü. Melodi bozulmaya başladı, takılan bir CD gibi bozuk gelen ses kulaklarımda uğuldarken Gurur’un bedeni artık o atlı karıncanın ortasında bir gölgeden ibaret gibi görünüyordu. Demirlerin gıcırtı sesi çoğaldı, ışık sadece bir kez yanıp saniyeler içinde yeniden söndü ve atlı karıncalar karanlığın içinde bozuk melodi ve gıcırdayan demir sesleriyle dönmeye devam etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Normalde beni korkutan ve kendimi koruma arzusuyla geride durmama neden olacak bu görüntüye doğru koşar adımlarla yürürken buldum kendimi. Atlı karıncanın önüne varmamla Gurur’un gölgeden ibaret bedeninin geriye doğru devrilmesi bir oldu. Hızla oyuncağın platformuna çıktığımı hatırlıyorum ve bunun öncesinde boğazımı acıtan bir çığlık kopardığımı. Karanlıkta hızla dönen atlı karıncalar bedenime çarpmasın diye uğraş bile vermedim, kendimi doğrudan platformun ortasına attım. Yere yığılan Gurur’un karanlık bedeninin etrafını saran diğer gölgenin kan olduğunu fark etmek çığlıklarımın önü alınamaz şekilde yükselmeye başlamasına neden oldu. Öyle çok bağırıyordum ki göğüs kafesim baskıdan dolayı acıyor, bedenim bir kabukmuş da o kabuk çoğu yerinden çatlayıp yırtılıyormuş gibi hissediyordum. İçimden bir şey çıkacaktı sanki, bu şeyin acı olduğuna dair hiçbir şüphe de barındırmıyordum içimde. Dizlerimin üzerine bıraktım kendimi, sonra Gurur’un başını kucağıma alarak, “Gurur?” diye sordum sadece. Kanın çıkış noktası neresiydi bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama çoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok kan vardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimi aniden bir panik kapladı, bedenimin altında büyüyerek derimi daha da geren bu paniğin bir an cildimi parçalayıp dışarı uzanacağını düşündüm. Göğsümdeki ağrı onun güçsüz, inlemeye benzer bir nefesi dışarı bırakmasıyla katlanarak çoğaldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiçbir şey söyleyemiyor, sadece onu kollarımda tutuyor, kanın çıkış noktasını bulmaya çalışırken boşlukta sallanıyormuş gibi hissediyordum. Düşüyordum ama dip henüz bulamayacağım kadar derindeydi, tutunmaya çalışıyordum ama etrafımda tutunacağım acıdan başka somut hiçbir şey bulamıyordum; acı öyle somuttu ki dikenli dallar gibiydi, içinden geçerek düşüyor, sıyrılıyor, kanıyor, parçalanıyor, buna rağmen onu tutup avuçlarımda kırılmasına izin veriyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un gözlerini karanlığın içinde gördüm. İçinde yeşil kristaller parlayan ela gözleri usulca çamur gibi bir sarıya dönmeye başlamış, ölüm sanki önce onun gözlerine bulaşmıştı. Soğuğu hissettim. Teni buz gibiydi, beni izleyen gözleri ise sonda olduğumuzu tek kelime etmesine gerek kalmadan avaz avaz bağırıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Atlı karıncaların yavaşlamaya başladığını hissettim. Sonunda durdular, melodi kesildi, rüzgârın uğultusuna Gurur’un acıyla alıp verdiği soluk sesleri karıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur,” dediğimi hatırlıyorum karanlık atlı karıncaların tam ortasında ona son kez sesimi duyuruyor olduğumu bilmenin getirdiği çıldırtıcı acıyla. “Ne olur bırakma beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra soğuduğunu Gurur’un. Buz gibi olduğunu. Artık akacak tek bir damla kanı dahi kalmamış gibi kanamasının durduğunu, kanın bile donduğunu sonra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir hıçkırık boğazımdan koparken dibe çakılmak üzere olduğumu hissederek aniden gözlerimi açtım. Yatağın ortasında küçücük, kan ter içinde kalmıştım. İçerisi öyle karanlıktı ki yatakta olduğumu fark etmemi sağlayan kendi terimin ve gözyaşımın yastıkla aramda soğuk bir köprü kuruşuydu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözüm komodindeki dijital saate dokundu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

03.03

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlık yatağın içinde yavaşça döndüğümde yanımdaki boşluğun soğukluğu bedenimi üşüttü. Uzun süredir yatakta olmadığını fark edip, “Gurur,” diye fısıldadım ama ses gelmedi. Bunun yerine kulaklarıma dolan bir patırtı oldu, bununla beraber öğürme sesini de duyup hızla doğrulup yatağın ortasında oturarak banyo kapısına baktım. Sıkıca kapatılmış kapının ardında Gurur’un olduğunu fark etmem çok uzun sürmedi, yine fark ettiğim bir şey vardıysa bu da Gurur’un kustuğuydu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kâbusun izleri hâlâ bedenimin üzerinde elektrik kıvılcımları gibi dolaşarak beni ürpertmeye devam ediyordu etmesine ama hissettiğim endişe birdenbire rota değiştirmişti. Yataktan aşağı ayaklarımı sarkıtırken sesleri dinlemeye devam ettim. Birkaç kez daha öğürdüğünü duydum, ardından sifonu çekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşananların etkisini hâlâ taşıyan ruhun acısı bir noktadan sonra bedeni de etkilemeye başlardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yerimden kalkıp içeri gitmek, yanında olmak ve sorunun ne olduğunu anlamak istesem de bir yanım beni olduğum yerde kalmaya ikna etmeye çalışıyordu. Endişelendiğimi görecek olursa işler onun için sarpa sarabilirdi. Beni endişelendirdiği için kendisine dahi kızabilirdi ki bu çok saçma olsa da Gurur göz önünde bulundurulunca çok olası geliyordu. Endişeden çatılmış kaşlarla karar vermeye çalışırken suyun açıldığını duydum. Yerimden kalkıp ağır adımlarla banyo kapısının önüne geldim. Duşa mı girmişti? Kapının kolunu çevirip içeri girerken kendime ikinci kez düşünme fırsatı tanımadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cam kabinin arkasında, suyun altında durmuş, elini duvara yaslamış bekliyordu. Saçlarından sırtına, sırtından beline akan suyu izlerken derin bir nefes aldım. İçeri girdiğimi normalde hemen fark edebilecek Gurur, varlığımdan bihaber, suyun altında düşüncelere dalmıştı. Bir müddet daha o köşede durup onu izleyerek iyi olduğundan emin olduktan sonra kapıyı yavaşça kapattım. Yatağa dönerken dolan gözlerimi avucumun içiyle silerek derin bir nefes aldım. Geçecek, diye hatırlattım kendime. Hiçbir kâbus sonsuza dek sürmez. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur duştan çıktığında, havluyu ensesine atmış uzun uzun camdan dışarıyı izlediğinde, belki de saatlerce berjerin üzerinde sessizce karanlıkta oturduğunda uyuduğumu düşünüyordu ama uyanıktım. Gözlerim kapalıydı, zihnim durmaksızın işlemeye devam ediyordu ve Gurur’un ne zaman yatağa gireceğini merak ediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gün doğup yeni uyanıyormuş numarası yaparak gözlerimi araladığımda hâlâ berjerin üzerinde oturuyor, zemine bakıyordu. Kesinlikle yatağa dönmemişti. Kesinlikle gözüne bir gram uyku girmemişti. Ve yine kesinlikle bunu bilmemi asla istemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Pürüzlü gelen bir sesle, “Günaydın,” dediğimde kafasını öyle hızlı kaldırdı ki manevrasının hızı kalbimin ürpertiyle çarpmasına neden oldu. Yüzündeki gergin ifade saniyeler içerisinde gevşedi. “Günaydın yavrum, ben de uyanmanı bekliyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne zaman uyandın?” diye sordum bir yalan duyacağımı bile bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önce,” diyerek o yalanı bana verdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce gözlerinin içine baktım, her nasıl baktıysam, “Ne oldu?” diye sordu merakla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorgun görünüyorsun, çok mu horladım yoksa?” diye şaka yapmaya çalıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedi benim gibi gülerek ama gülüşü gözlerine ulaşmadı. “Aksine çok dinç hissediyorum. İyi uyudum, merak etme. Kahvaltıya inelim mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun uzun yüzüne baktıktan sonra, “Olur tabii,” dedim. Ayaklandı, boynunu esnetip üzerine lacivert bir tişört geçirdi. Dişlerini fırçalamak için banyoya girdiği sırada arkasından uzun uzun baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok uzun süre öylece baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

AYCA SARIHAN

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzumdaki çiller çoğalmadan önce güneş kremini omuzlarımın baş kısımlarına sıkıp ovalamaya başladım. Gölgedeydim ama sıcaklık arttığında, çillerim güneş tenime değmese bile artıyordu. Avucumun içindeki kremi omzuma yedirmeye devam ederken bakışlarım karşımda duran havuza çevrildi. Herkes yemekten sonra, güneşe aldırmadan kendini havuzun içine bırakmıştı. Zeliha’nın poposu hava yastığı gibi suyun yüzeyine çıkıyor, Gurur sırıtarak poposuna bastırıp onu suyun içine geri itiyordu. Gülmeye başladım, o esnada bir çift gözün ağırlığını hissettim. Biri sana baktığında, o tarafa bakmasan da bunu hissedersin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Önümdeki havuzun diğer tarafında duran boş şezlonga atılan havluyu fark ettim önce, sonra bakışlar yüzümde derinleşti ve havlunun sahibine bakmak için kafamı kaldırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dağınık ve gür saçları, güneşin altında çok daha açık bir renkte parlıyordu. Gözlerim uzun süre saçlarında bekledi, yüzüne bakmak için neden o kadar uzun süre beklediğimi ben de bilmiyordum. Sonunda bakışlarım yüzüne dokundu ve güneşin altında kısılan gözleri gözlerimle buluştu. Ayakta duruyordu, dövmelerle kaplı vücudu çıplaktı ve altında siyah bir yüzme şortu vardı. Orada öylece dikilmiş bana dik dik bakması bir an beni rahatsız etti. Kaşlarım ben farkına varmadan çatılınca, başını sol omzuna yatırıp bunun nedenini merak ediyor gibi daha derin bakmaya başladı. Gülüşüm yüzümde aniden solmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzünde sakin bir maske vardı ve çoğunlukla ne hissettiğini anlamak imkansızdı. Onun öfkeli biri olabileceğini ön görmüştüm ama değildi; sadece dışarıya ördüğü sert bir duvar vardı ve o duvarın arkasında oturan adamın neye benzediğini merak etmek benim için beklenmedikti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Diğerlerine sataşmak hep daha kolay geliyordu. Gurur’un sinirlerini zıplatabilirdim, Yener’e boomer bir amcaya bakıyormuş gibi bakabilirdim, Adnan’a bile şaka yapmak daha kolaydı ama bu sırığa şaka yaparsam yanlış anlaşılırmışım hissi çok ağır basıyordu. Elim omzumun üzerinde donmuş hâlde gözlerimi farklı bir yöne çevirdim; insanların gözlerini kaçırmasını bekleyen ve dikkatle bakan taraf olan ben için, bu beklenmedikti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar ona baktığımda artık bana bakmıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim kısa bir anlığına büyük ellerine dokununca tekneden beni indirdiği anı hatırlayıp kaşlarımı çattım. Çolpan beni aniden dürtünce olduğum yerde sıçrayıp ona baktım. “Zeliha ve Gurur’da bir tuhaflık fark ettin mi?” diye sorması beni duraksattı, bakışlarım Çolpan’ın kahverengi gözlerinde asılı kaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne gibi bir tuhaflık?” Gözlerimi havuzda eğlenen arkadaşıma ve eşine çevirdim. “Eğleniyora benziyorlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İkisi de birbirini kandırmak için eğleniyor gibi davranıyor,” dedi Çolpan çat diye, gerçekleri gevelemeden, aklına geleni de sakınmadan söylemek gibi huyları vardı. Lakin bu saf bir gerçek olmayabilirdi. Yaşananların ardından hepimiz gergindik, endişelerle kaplıydık ve Zeliha’nın başına bir şey gelmesinden korktuğumuz için ekstra dikkatli davranıyorduk; bu yüzden Çolpan sadece kuruntu yapıyor olabilirdi. Çok uzun zaman önce Gurur’u Zeliha’nın yanında ilk gördüğümüzde nasıl sorgulayıp bir şeylerden rahatsız olmuşsak Çolpan o zamanları hatırlatan bakışlarını yüzümden çekmeden bekledi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şezlongun kenarına oturup havlunun ucuyla oynarken, “Kolay şeyler yaşamadılar,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan kokteylinden bir yudum içip, “Bu onlar için özel bir hafta olmalıydı, balayında eğlenmeliler, baş başa vakit geçirmeliydiler ama Gurur, Zeliha’nın etrafına etten duvar örmek istiyor gibi bir anda hepimizi buraya davet etti,” dedi, şimdi dikkatimi çekmişti işte. Evet, bu beni de en başında endişelendirmişti ama Zeliha’nın bizi yanında istediğini düşünerek çağırdığına kendimi inandırmaya çalışmıştım. “Ve bilmem fark ettin mi ama Gurur hep diken üstünde. Sürekli etrafı inceliyor, bir şey arıyor gibi bakınıyor, bir şey görmeye hazır gibi tetikte.” Bu cümleden sonra kokteylinden bir yudum daha içerek gözlerini havuzun içinde oynaşan çifte çevirdi. “Üstelik telefonuna yapışmış durumda, sürekli biriyle irtibat hâlinde. Bana kalırsa irtibat hâlinde olduğu kişi de Hakan abi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonuçta araştırmalar sürüyor,” dedim Çolpan’ı rahatlatmaya çalışarak. “İletişimde olmaları doğal değil mi? Zeliha’ya saldıran zanlıyı bulmak için polisle birlikte hareket ediyorlar. Eminim Zeliha’yı korkutmamak için çaktırmamaya çalışıyor ama arka planda bu durumla ilgileniyordur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur, Zeliha’nın hâlâ tehlikede olduğunu düşünmeseydi balayı planlarını birdenbire bir grup toplanmasına çevirmezdi, Ayça. Polyanna’yı oynayacak son insansın ama şu an tam olarak bunu yapıyorsun.” Çolpan kollarını göğsünün üzerinde toparladı. “Kim bilir belki şu an bile izleniyoruzdur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Rahatsız bir şekilde kıpırdandım. “Gurur yanındayken Zeliha’ya bir şey olmayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umalım da öyle olsun.” Sesi keskindi. “Gurur’u çok severim ama günün sonunda benim dostum Zeliha, onun saçının teline tek bir zarar daha gelecek olursa bu kez bu affedilemez olacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’u suçlayacak değiliz,” dediğimde Gurur’u savunuyor olmak beni de şaşırttı ama Zeliha’nın hastanede yaşam savaşı verdiği o süreçte canlı, ayakta ve sağlıklı olmasına rağmen ölüm döşeğinde gibi geçiren Gurur’du. Ne hâle geldiğini gözlerimle görmüştüm. Bir insanın bir diğer insanı böylesi sevebileceğine inanmazdım. Ta ki buna gözlerimle şahit olana dek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette ama suçlayacak kişiler olacak,” dedi Çolpan ciddiyetle. “Seçimi Zeliha yapmış olsa da başına gelenleri kabullenecek değil. Kimse değil. Hele Kahraman amca? Hiç değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey söyleyemedim. Sadece sustum. “Üstelik Gurur ve Devran’ın kahvaltıdan sonra bir köşeye çekilip hararetli bir şekilde konuştuklarını gördüm, Yener de onlara katıldı, çok gergin görünüyorlardı. Bir şey var, bize söylemiyorlar, her şey yolundaymış gibi göstermeye çalışıyorlar ama bir şeyler oluyor Ayça,” dedi Çolpan. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen yine de Zeliha’ya renk vermemeye çalış,” dedim endişeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Renk verecek değilim ama Zeliha’nın hiçbir şeyin farkında olmadığını düşünmek büyük aptallık olur. Bizim bile göremediğimiz büyük resmi gördüğünü düşünüyorum. Belli etmese de endişeli, hatta öyle ürkek görünüyor ki dokunsam kırılacakmış gibi geliyor bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Suyun içinde kıkırdayıp kollarını sevdiği adamın boynuna saran arkadaşıma uzun uzun baktım. Tek istediği okulundan mezun olmak, cübbesini omuzlarında gururla taşımak, sevdiği adamla birlikte olmak, o adamın çocuğunu doğurmak ve geri kalan hayatını huzurla geçirmek isteyen yetişkin görüntüsüne sahip küçük bir kızdan fazlası değildi Zeliha. Güçlüydü, kırılgan görünse de ve bazen çocuk gibi ağlayıp mızmızlansa da her zaman güçlüydü. Sırtına bırakılmış onlarca yük, karnında bir bebek, belirsiz bir gelecek ve ruhuna işlenmiş korkularla, travmalarla hayatta kalmak için müthiş bir mücadeleye tutulmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun uzun onu izledikten sonra, “Onu desteklemekten ve korumaktan başka seçeneğimiz yok gibi görünüyor Çolpan,” dedim. “Baksana, her şeye rağmen o adamı çok seviyor ve onunla kalmak istiyor. Bize o adamı kabul edip sevmekten başka bir çare bırakmadı.” Gülümsedim. “Üstelik sevdik de o adamı, başta hiç haz etmesek de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha Gurur’un bebeğini taşıyor olabilir ama günün sonunda o da bizim bebeğimiz,” dedi Çolpan gülümseyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Koca bir bebek.” Derin bir nefes alarak yerimden kalktım. “Kendime içecek bir şeyler alacağım, sen de ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kokteylini kaldırıp, “Hâlâ bitirmedim, teşekkür ederim,” diyerek önüne dönüp kulaklığının tekini kulağına taktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adnan yok diye mi suratın sirke satıyor acaba?” diye fısıldasam da bunu duymadı, belki de duydu ama karşılık vermedi. Sırıttım. Açık bara yürürken otelin diğer ucunda dikilen bir adam dikkatimi çekti, gözlerim refleks olarak adama dikildi ve attığım her adımda adamı izlemeye devam ettim. Tatile gelmiş birinin neden takım giydiğini merak etmeden duramadım, otelin çalışanı olabilir miydi? Ceketinin herhangi bir yerinde otele ait bir rozet göremedim. Kuruntu yapıyor olabilirdim, yine de Çolpan’ın söyledikleri kafama takıldığından adamı incelemeden edemedim. Adamın bir eli cebindeydi, uzun uzun toplanma alanındaki kalabalığı izledikten sonra sırtını dönüp otelden içeri girdi. Bar bankosunun önüne geldiğimde bile gözlerim hâlâ o noktadaydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Büyük bir el önümdeki bankoya yerleşti, o elin sahibinin gölgesi bedenimin üzerine çöktü. İrkilerek kafamı çevirip bedenin sahibine bakınca afalladım. Ecevit, “Merhaba,” dedi gözlerini yüzümden ayırmadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba?” Sorar gibi verdiğim cevap bir müddet havada asılı kaldı. Kalbim anlam veremediğim şekilde sıkıştı çünkü o sessizliğin içinde gözünü bile kırpmadan bana bakmayı sürdürdü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne içeceksin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem.” Önüme döndüm, gözüm hâlâ bankoda duran büyük eline dokundu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Portakal mangoyu öneririm, ekşi ve tatlıyı aynı anda seviyorsan eğer,” dedi sakince. Nefesi ense köküme çarptığından ve hava da ekstra sıcak olduğundan gergin hissettim. Midem bir çamaşır makinesinin kazanı gibi dönüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alkol?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, düz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam.” Sırtı bize dönük barmene seslendi, siparişleri verdikten sonra hemen yanımda geçip sırtını bankoya yaslayarak kollarını göğsünün üzerine topladı. Bana yandan bir bakış attı. “Zafer görünürlerde yok,” demesi beni şaşırtsa da bunu belli etmeden etrafıma bakındım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, nerede acaba?” İlgilendiğim falan yoktu, öylesine sorulmuş bir soruydu. Hem zaten onun neden Zafer’den bahsettiğini de kavrayabilmiş değildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit cevapsız kalınca gözlerim ona döndü. Pürdikkat bana bakması, bunu düşük göz kapaklarının altında duran kısık ve dikkatli gözlerle yapıyor olması gerginliğimin dozunu arttırdı. Bir adım geri çekilip tıpkı onun gibi sırtımı bankoya yaslayıp önümde uzanan manzaraya baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zafer göreve gidince herhâlde beş altı ay kadar geri dönmez,” dedi birdenbire. Dikkatimi çekmeyen bu konu karşısında kayıtsız kalmakla dönüp sohbete katılmak arasında kaldım. Sessizliğimin onu benden uzaklaştıracağı düşüncesi beni nedense rahatsız etti. Bu yüzden, “Bir görev o kadar uzun sürüyor mu?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi bana değil, ileriye bakarak. “Baya bir süre gelmez o.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım.” Konuşmak için konuşuyordu herhâlde, ayıp olmasın diye bir şeyler zırvalıyordu işte. Karşılık alınca da bir sonraki cevabı sus dercesine daha soğuk oluyordu. Değişik herif, diye iç geçirerek bankoya bırakılan kokteylimi almak için önüme döndüm. Ecevit, barmene bahşiş bırakıp kendi içeceğini aldı ve birlikte ana havuza giden patika yolda yürümeye başladık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit’e bakmak için başımı omzumun üzerine çevirmemle, az önceki herifin otelin girişinin cam kapısından dışarı, havuza doğru baktığını gördüm. Adımlarım yavaşladı, sonra durdu. Ecevit fark edince o da durup bana döndürdü bedenini.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu?” diye sormadan önce birkaç saniye yüzüme bakmıştı. Daha sonra gözlerimin takıldığı yere bakmak için o da omzunun üzerinden otelin girişine çevirdi bakışlarını. “Sorun ne?” diye sorarken benimle aynı yere, hatta aynı kişiye baktığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O bir otel çalışanı mı yoksa sadece bizi mi izliyor anlamaya çalışıyorum,” dedim tereddütte kalmış bir sesle. Ecevit’in birdenbire donuklaştığını, omuzlarının gerginlikle yükseldiğini gördüğümde tekrardan ona bakıyordum. “Açıkçası yaşananlardan sonra biraz evham yapar oldum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gidip öğrenirim kimmiş,” diyen Ecevit’in cevabı benim için beklenmedikti. “Sen burada kal.” Elindeki içeceği bana uzatınca ona çatık kaşlarla baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir çalışan da olabilir, bu denli dikkate almana gerek var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni huzursuz ettiğine göre evet, var,” diye karşılık verdiğinde bana bakmıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O hâlde bırak da seninle geleyim. Tehlikeli biri olduğunu sanmıyorum, olsa bile kalabalığın içinde en fazla ne yapabilir ki?” Sorumu duymazdan geldi, elindeki içeceği bana uzatmaya devam ediyordu. Elimi beklemediği bir anda dirseğinin içine koymamla gözleri hızla bana çevrildi, dokunuşumun onu rahatsız etmesinden çekinsem de geri çekilmedim. “Ben de geleyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre düşündü ya da sadece yüzüme baktı, bilmiyorum. Sonunda, “Tamam,” diyerek önüme geçip o yöne yürümeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Otelin girişine yürüdüğümüzü fark eden adamın bakışları ikimiz de dolaştı, ardından bir adım geri çekilip tıpkı bir gölge gibi gözden kayboldu. Tekinsiz hareketi karşısında, “Benim gördüğümü sen de gördün değil mi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit cevap vermedi, sakin adımlarla yanımda yürümeye devam etti. Bu onu harekete geçirir, birden adamın olduğu yöne atılarak onu yakalamak için atakta bulunur diye düşünmüştüm ama öyle olmamıştı. Ecevit kayarak açılan cam kapıdan içeri girdi, elindeki bardağı köşede duran yüksek cam masaya bıraktı. Ben de elimdeki bardağı masaya bırakarak adımlarımı hızlandırdım. Uzun bacakları yüzünden ona yetişmek zordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beklesene, gidip diğerlerine haber vermeli miyiz?” diye sorarak arkasından adeta koşar adımlarla ilerledim. Asansörlerin önüne gelip önce solda kalan koridora, ardından asansörün gösterge paneline baktı. Üst kısımdaki panelde yukarı çıkan asansörün uğradığı kat sayıları belirip kayboluyordu. Anında bir denklem kurmuş, adamın asansöre bindiğini anlamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Telaş yaratmanın lüzumu yok,” diyerek merdivenlere doğru ilerledi, daha cevap vermemi beklemeden merdivenleri koşarak tırmanmaya başladı. O kadar hızlıydı ki ona yetişme imkânım yoktu, hele ayaklarımda parmak arası plaj terlikleri varken. Dönüp asansörlere yöneldim, adamın asansörünün 8. katta durduğunu beliren rakamdan anladım. Hızla diğer asansöre binerek 8. katın düğmesine bastım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansörün içindeyken sakindim ama asansörden indiğim anda sessiz ve karanlık katı ürpermeme neden oldu. Etraf boştu, herkes ya plajı ya da havuzu kullanıyor olmalıydı. Etrafı taradım, ardından ikiye ayrılan koridorlardan birine saparak sıralanmış odaların kapılarının önünden ilerlemeye başladım. Koridorun öteki ucunda boğuk bir ses duyuldu, temizlik arabasının yanından sıyrılarak geçip sesin geldiği yöne saptığımda gözlerim iri iri açıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, çıplak kolunu o adamın boynuna sarmış, adamın arkasında yüksek ve cüsseli bir duvar gibi duruyor, adam paniklemiş gözlerle hemen karşısında duran bana bakıyordu. Kalbim korkuyla çarptı, dilimin damağımın kuruduğunu hissederek bir adım gerileyip büyüyen gözlerimle Ecevit’e baktım. Ecevit, kolunu adamın boğazına sarmaya devam ederken sakince, “Kimsin?” diye sordu, bu soruyu ilk kez sormadığını anında fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birilerini çağıracağım,” diyerek bir adım geri gittiğimde Ecevit aniden adamı çevirdi, yüzünü duvara yaslayıp kollarını profesyonel bir pürüzsüzlükle arkaya aldı. Adam çırpındı ama kurtulamadı. Sonunda, “Sizi tanımıyorum,” dedi üstüne basa basa. “Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Dağ başı mı burası?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenim anında alarma geçti, tam arkamı dönüp koşmaya başlayacaktım ki Ecevit adamın ceketini yukarı itip belindeki silahı çıkararak, “Bizi tanımıyorsun öyle mi?” diye sordu. Silahın parlayan yüzeyine bakınca tüylerim diken diken oldu. Adam kurtulmak için çırpındı ama nafileydi, Ecevit silahın sapıyla adamın ensesine vurup onu afallattı. “Neden bir silah taşıyorsun? Güvenlik görevlisi olmadığın fiyakandan belli oluyor. Otelle bağlantın da yok. Kimsin ve neden buradasın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam, “Güvenliğim açısından ruhsatlı silah taşımamın nesi tuhaf?” diye sorarken bana baktı. “Hanımefendi, güvenliğe haber verin lütfen!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun benimle olduğunu kendi gözlerinle gördün ama ondan yardım mı istiyorsun?” diye soran Ecevit namluyu adamın ensesine bastırıp ıslıklı bir nefes vererek konuştu: “Kavurucu sıcakta bu kılıkta otelde dolaşıyor, bir de üzerine belinde bir silah taşıyorsun sonra da bunu güvenliğin için yaptığını söylüyorsun. Sen çocuk mu kandırıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Diğerlerine haber vereceğim!” dediğimde Ecevit adamın cebinden giriş kartını çıkardı, tek eliyle adamı tutarken silahı ve giriş kartını tuttuğu elini bana uzatarak, “Önce odanın kapısını aç,” dedi. Ürkek adımlarla yaklaşıp Ecevit’in elinden giriş kartını aldım, üzerinde yazan oda numarasına ve etrafıma bakındım. Sol taraftan üçüncü oda adamın odası olmalıydı. Hızla odanın önüne yürüdüm, giriş kartını okuttuğum anda kapı açıldı ve Ecevit adamı sürüyerek odaya götürürken, “Gurur ve Yener’e haber ver, hepsine haber verirsen kızları da korkutursun. Panik yapma,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neredeyse kekeleyerek, “Onunla yalnız kalman güvenli mi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben bir Dağcı Komando’yum,” dediğinde ilk kez dudağının kenarında serseri bir kıvrımın oluştuğunu görmüştüm. Adamı sertçe içeri soktu, kapıyı kapatmadan önce gözlerimin içine bakıp, “Panik yapıp suyu bulandırma, Hibiskus,” dedi. Panik içimde patlamıştı, koşa koşa asansöre binip kendimi otelin dışına attım. Gözlerim hızla etrafı taradı, az ileride Gurur’un Zeliha’nın omuzlarına havlu yerleştirdiğini gördüm. Simge’den bir türlü yüz bulamadığı için tüm sabahını havuzun en ucundaki şezlongda yalnız başına geçiren Yener ise ileri geri yaptığımı fark etmiş olacak ki bana bakmaya başlamıştı. Hızlıca Gurur’u işaret edip Yener’e buraya gelmesi için elimi salladım. Oturduğu yerden sakince kalktı, tişörtünü kafasından geçirdi ve Zeliha’yı gerçeğe uyandırmadan yavaşça Gurur’a dokunarak yanından geçti. Gurur, bir mesaj taşıdığını anladığı dokunuşun ardından Yener’e baktı, kısa göz temasından sonra ikisi de yavaşça havuz kenarından ayrılarak bana doğru gelmeye başladılar. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanıma önce ulaşan Yener oldu. “Ne oldu?” diye sorduğu sırada Gurur da hemen arkasında belirmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ecevit birini odaya kapattı,” dedim çünkü bunu nasıl açıklardım bilemiyordum, böylesi şeylere alışkın bile değildim; benim için en büyük aksiyon otobüsü kaçırmamak için durağa doğru koşmaya başlamaktı. Gurur aniden Yener’in kolunu tutup önüne geçerek, “Ne?” diye sorunca şaşırarak ona baktım. Fazla zamanım olmadığı düşüncesine kapılarak hızlıca olanları onlara anlatıp otele doğru yürüdüm. Arkamdan geliyorlardı, ta ki Gurur birden önüme geçerek, “Bundan Zeliha’nın haberi olmasın Ayça,” diyene ve otelden içeri hışımla girene kadar. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, “Arkada kal,” diyerek yanımdan geçip asansöre yönelince bir an durup çatık kaşlarla arkalarından baktım. Geride kalmak istemiyordum, bir sıkıntı çıkarsa diğerlerini başımıza toplamak için orada olmalı ve uzaktan da olsa ne olduğunu görmeliydim. Arkalarından asansöre bindim, o kata çıktım, Gurur ile Yener’in o odanın kapısında olduğunu görünce koşar adımlarla onlara yetişmeye çalıştım. Açılan oda kapısından içeri giren Yener ile Gurur’un arkasından kapı neredeyse kapanıyordu ki avuç içlerimi kapıya bastırarak buna engel olup kendimi içeri attım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tüylerimi diken diken eden, beni şaşkına çeviren şey Ecevit’in adamı telefon kablosuyla bir sandalyeye bağlamış olması oldu. Hemen yanındaki sehpanın üzerine oturmuş, yarı çıplak olmayı umursamadan pürdikkat adamı izliyordu. Gurur içeri girdiği anda adamın üzerine taarruza geçti ve onu durduran kimse olmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimin korkuyla sıkıştığını hissettim. Bir yumrukla beraber kemiğin kırılma sesini ardından da acı dolu iniltiyi duydum. Daha konuyu anlamamış, dinlememiş, öğrenmemişlerdi bile. Adamı hedef hâline getirdiğim için kendime karşı önlenemez bir öfke duymaktan kaçınamadım. Tek istediğim arkadaşımın güvenliğini sağlamakken suçsuz bir adamın darp edilmesine sebep oluyor olabilirdim ve bu ahlaki açıdan da vicdani açıdan da benim için affedilemez bir gaftı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur yumruğunun arkasından adamı yakasından tutarak kendine çektiğinde adamın bedeninin bağlı olduğu sandalyeyle birlikte havalandığına yemin edebilirdim. Görüntü öyle korkutucu ve hayvaniydi ki kafamı çevirip korku dolu bir nefes alırken buldum kendimi. Adama her bir harfin üzerine basa basa şöyle sordu: “Sen kimsin ve neden bizi izliyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam belki de hayatının en büyük hatasını yediği yumruğa ve ayaklarının sandalyeyle beraber yerden kesilmiş olmasına aldırış etmeden şu cevabı vererek yaptı: “Sizi tanıdığım falan yok benim, üstelik sizi izlemiyordum! Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Bunun bir bedeli olacak, biliyorsunuz değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belinde bir silah vardı,” diyen Gurur’un sesi tüylerimi ürpertti, tanıdığım birinin sesi değildi bu, başka birinin sesiydi; tanıdığım birinin bedenini konak yapmış bir şeytanın sesiydi belki de. “Sik gibi yanan havada takım giyiyorsun, otel personeli değilsin, Ayça ve Ecevit’i gördüğün anda izlemeyi bırakıp odana kaçmaya çalıştın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korkarak Gurur’a baktım, yüzünü göremem sanmıştım ama karşıdaki makyaj aynası o korkunç ifadeyle burun buruna kalmama neden oldu. Nevrimin döndüğünü söylemem gerekirdi çünkü Gurur’u üzgünken, aşıkken, komikken, komik olduğunu zannederken ve bir aptalken görmüştüm ama bir ölüm makinesiyken ilk defa görüyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buz gibi bakan gözlerine rağmen dudaklarında gergin bir çizgi yoktu, merhametten yoksun, ürkütücü, bir profesyonelin gördüğünde belki de ne anlama geldiğini söyleyebileceği çözülmesi güç bir tebessüm vardı. Buna tebessüm demek bile garip geliyordu. Çünkü iki yana hafifçe kıvrılmış dudaklarının tebessümden daha uzak, ölüme daha yakın bir şey sergilediğini düşünmüştüm. Aynadaki yansımadan hızlıca çektim gözlerimi, daha fazla bakacak olursam, uzun zamandır arkadaşım olarak gördüğüm bu insandan korkmaya başlayacakmışım gibi hissetmiştim çünkü ve ben dostlarımdan korkmak istemezdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam acıyla, “Bu tabanca ruhsatlı, yasal! Üstelik buraya bir iş toplantısı için geldim. Her şeyi yanlış anladınız. Bu yaptığınız muamele insanlık dışı!” diye haykırdı ama bu da beni şaşırtan bir diğer ayrıntıydı. Şu an önünde üç tane çam yarması vardı, bir tanesi onu yakasından tutup sandalyeyle birlikte havaya kaldırmıştı ve hiç de akli dengesi yerinde gibi görünmüyordu ama adam hâlâ korkup sinmek yerine bahaneler öne sürüyor, yalvarmıyordu. Normal bir insanın, en azından psikolojisi normal bir bireyin böyle bir durumda yaşama tutunmak için alarma geçen korkusunu görürdünüz, insani tepkiler ve hayatta kalmak için devreye giren kelimeler... Onda bu yoktu. Ezberlenmiş bir metni okuyordan halliceydi, hatta aldığı hasara rağmen rolünü benimsemiş ve rolünden vazgeçmeyen bir oyuncu gibiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur açıklamaların birini bile duymadı, duyduysa da umursamadı, umursadıysa da sanırım benim düşündüklerimi düşündü. Adamı sandalyeyle birlikte bir kez daha havalandırdı, ayakları yerden kesilen adamın yakası sıkışınca nefesi de kesildi ve adam çırpınmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ezberlemiş gibi aynı şeyleri söylemeye zorlandın demek,” dedi Gurur, benim fark ettiğim şeyi o da fark etmiş gibiydi. “İyi o zaman. Madem sen konuşmuyorsun, ben seni konuşturmasını bilirim.” Yener ve Ecevit’in birbirlerine kısa bir bakış attıklarını gördüm, Gurur’un aksine onlar adamın gerçekten bir sivil olabileceği ihtimali üzerinde duruyor gibiydiler ama bunu dillendirmiyorlardı. Gurur’un birdenbire başka bir maske takması bir tek benim için beklenmedikti sanırım, onlar bu hâlini hep görüyormuş ya da bir süredir bu hâliyle yaşıyorlarmış gibi sakinlerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur adamın yüzünü burnunun dibine kadar soktu, ardından adamı bıraktı ve adam sandalyesiyle birlikte yere düşüp yana devrildi. Bedeni yana devrilmenin şiddetiyle gürültülü bir ses çıkarırken Gurur’un duracağını sanmak büyük bir hataydı. Birdenbire adama var gücüyle tekmeler savurmaya başladı. “Konuşacaksın,” diyordu. “Ağzının içindeki dili çekip tüm organlarını peşine takarak dışarı çıkarmamı istemiyorsan konuşacaksın.” İşte bunlar bağırmadan söylenen sakinlik yüklü kelimelerdi ama her bir kelimeden sonra yeni bir tekme tüm şiddetiyle adamın vücuduna düşüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir adım geri çekilince sırtım duvara yaslandı. Kaçıp gitmek, yardım çağırmak ve durup izlemek arasında yaşadığım gidip gelmeler Ecevit’in önümde dikilip manzarayı görmeme engel olmasıyla daha büyük bir karmaşaya dönüştü. Ecevit’in gözlerinin içine nasıl baktıysam aniden eğildi, yüzü yüzüme çok yakınken, “O sıradan bir sivil değil, güven bana,” döküldü dudaklarından. Ecevit’e bakmaya devam ettim ama vuruş seslerini, acıyla yükselen iniltileri ve Gurur’un yarattığı kaosa rağmen sakince duyulan kelimelerini duyabiliyordum. Ellerim buz kesmiş, ayağımın altındaki zemin kaymaya başlamıştı; eğer Ecevit’in gözlerinden başka bir yere bakacak olursam kusacakmışım gibi hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanın yere püskürdüğünü kızıllığı görmeden önce çıkan tazyikli sesten anladım. İrkilerek sırtımı tamamen duvara yasladım. Yener, Gurur’u omzundan yakalayıp geri çekerken Gurur yabani bir hayvan gibi öne atıldı, Yener’i adeta üzerinden fırlatıp attı ve adama çok daha korkutucu, hayvani bir şekilde saldırmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur, bu konuşturmak değil!” diye bağırdım sonunda kendimi tutamadan. “Onu öldüreceksin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıkarın şu kızı,” diyen Gurur’un bedeninin içinden başka birinin konuştuğunu hissettiğim o an, sırtımı tamamen duvara yaslayarak Ecevit’e baktım. Gurur’u durdurması gerektiğini söyler gözlerle ona adeta yalvarırcasına bakarken Ecevit elinden bir şey gelmeyeceğini belli eder gibi gözlerini kısıp, “Kızı çıkaramam, gürültüye herkes toplanır, kapı kapalı kalmalı,” dedi ama sesi benden özür diler gibi alçak çıkıyordu. Kapıdan çıktığım an herkesi buraya toplayacağımı anlamış olmalıydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur kanlı eliyle bir yumruk daha atmadan önce, “Söylemezsen,” dedi, “kızın dediği olacak ve seni konuşturmaktan vazgeçip bir diğer evreye geçeceğim. Söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam sonunda, “Dur,” diyebildi, Gurur’un kanlı yumruğu havada duruyor, ıslak saçları ve teri yüzünden aşağı gözyaşı gibi bir yol çiziyordu. Aynanın diğer ucundan bana bakınca Ecevit’in bedenini önüme alarak o bakışlardan saklandım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuş,” diyen Gurur’un sesi biraz daha sakindi, korktuğumu anlamış, bunu gözlerimde görmüş, ondan saklandığımı fark etmişti ama sakinleşmesi korkumun hafiflemesini sağlamadı. Kafam allak bullaktı, bu adamı tanımadığıma yemin edebilirdim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güvenliğiniz adına buradayım,” diyen adamın sesi birden ortamın buz kesmesine neden oldu. “Size bunu bildiremez, söyleyemezdim, kesin emir almıştım. Lütfen artık dur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baştan neden söylemiyorsun amına koyayım?” diye bağırmaya başladı Yener birden öfkelenerek. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden inanayım sana?” diye soran Gurur, Yener’in aksine yine sakindi; sakinliği daha ürkütücü geliyordu kulağa.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni buraya Onur Bey ve Hakan Basri Bey yönlendirdi, birlikte aldıkları bir karar sonucu gönderildim,” diyen adam kan öksürdü. “Arayın. Af dilediğimi iletin fakat söylemeseydim aksi takdirde beni öldüreceğinizi de bildirirseniz iyi olur, Yüzbaşım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ara Muşta’yı,” diyen Gurur yere çöktü. “Yakalandığın anda bilgilendirme yapmak zorundaydın. Bu inadın nedeni nedir?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Görevim bu yöndeydi. Hiçbirinize bilgi veremezdim,” diyen adamın yüzü şu an olayın tazeliğiyle tam olarak şişmemiş olsa da birkaç saat sonra gözlerini bile açamayacağı bir şişlikle başa çıkmak zorunda olacağını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çekil,” diye fısıldadım önüme geçerek görüntüyü blurlamaya çalışan Ecevit’e. Ecevit önümde dikilmeye devam edince, “Çekil!” diye bağırdım öfkeyle. Bir an afallasa da söyleneni yaptı, o sırada Yener de Hakan abiyi arıyordu. Sesim Gurur’un ayağa kalkıp bana dönmesine neden oldu. Çıkışa ilerleyecektim ki Gurur birden önüme geçti. Kafamı kaldırıp ona hayatında görebileceği, maruz kalabileceği en soğuk bakışları verdim. Kafasını eğmiş bana bakarken ona yönelttiğim bakışlardan çok, bir sonraki hareketimden çekiniyormuş gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayça,” dedi, sonra sustu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha’ya söyleme diyeceksin, değil mi?” diye sordum buz gibi gözlerle ona bakmaya devam ederken. “Zeliha’ya senin bu hâle geldiğini söyleyebilecek cesarete benim gibi biri bile sahip olamaz.” Gurur irkildi, gözlerini farklı bir yöne çevirirken çenesini öyle bir sıktı ki yüzünde çukurlar oluştu. “Yine de Gurur, Zeliha az önceki yüz ifadeni ve yaptıklarını görseydi, ne hissederdi diye düşün olur mu?” Omzumla omzuna çarparak yanından kayıp geçtiğimde beni durdurmaya çalışmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Fark ettiğim bir şey vardı. Bu da Gurur’un artık tanıdığımız adam olmadığıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️‍

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bölümde favori karakterin kimdi? :d

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Favori sahnen?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sence bizi bekleyen ne? Balayı bu kadar sorunsuz mu devam edecek, emin miyiz? Emin olmalı mıyız? Hepsi ve daha fazlası için, haftaya yeni bölümde görüşünceye dek, hoşça kalın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Instagram: binnurnigiz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.