05.09.2025
🎧: Gökhan Kırdar, Aşkın Olmasa
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Sezen Aksu, Rakkas
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanın bazen içini susturmak için kendini uzaklara atası gelir; yüksek dağların ardına, rüzgârın bile uğramadığı bir boşluğa. Kalbinin tüm yükünü oraya bırakıp geri dönmek ister, sanki sırtından düşen taşlarla biraz olsun hafifleyebilecekmiş gibi. Ama içinde o yükün tekrar peşinden geleceğini bilmenin korkusu doğar, kıpırdayamaz yerinden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece, Yener beni banyonun bir köşesinde ağlarken bulduğunda bütün sığınaklarım çöktü. Ne duvarlarım kaldı ne de üstünü örterek var olmadıklarına kendimi inandırmaya çalıştığım sırlarım. Geride sadece yanık kokusu ve küle karışan bir sessizlik vardı ve o sessizlik, benden çok daha canlıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O geceden sonraki her gece, Gurur’un hiç uyumadığını hissettim. Gözlerini yumuyor, beni kollarının arasına çekiyordu ama nefesi asla düzene girmiyor, beni uyuduğuna inandırmaya çalışırken aslında hiç uyumadan şafak sökene dek benim başımda bekliyordu. Kaçtığı kâbuslar elbette vardı ama uyumamasının nedeni kâbuslar değildi, uyumamasının asıl nedeni ellerinden kayıp gidecek olmama karşı duyduğu o derin korkuydu. Beni koruyamamaktan çok korkuyordu. Bunu görüyordum ama gördüğümü fark edecek olursa bocalayacağından, bunu gördüğümü ona asla belli etmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annemin parmakları saçlarımda dolaşıyordu, yüzüme renk gelmişti, bir iki kilo almıştım ve kanamalar, Nihan’ın da söylediği gibi en az seviyeye inmişti. Doktorum iyi ilerlediğimi söylemiş, kramplarla başa çıkmak için bana birkaç egzersiz önermişti. Hepsi basit, kaslarımı biraz yakmayan, beni zorlamayan ama yaptığımda bedenimi gevşeten egzersizlerdi. Gurur’u gün içinde pek göremez olmuştum, sürekli bir koşuşturmaca hâlindeydi ama yalnız kalmadığımdan emin oluyordu, akşam çöktüğünde ve gecenin şafağı söktüğünde soluğu yanımda alıyordu. Tüm gece beni izliyor, bana şefkatini veriyor, beni kollarının arasında tutarak tüm kötülüklerden korumaya çalışıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O adam hakkında kimse konuşmadı. Ama arkada ilerleyen o şeyin, sessizliğini bir maske gibi takarak gitgide büyüdüğünü hissedebiliyordum. Onun peşindeydiler. Biri değil, hepsi öyleydi. Sık sık ortadan kaybolan arkadaşlarımın oyunu adil oynamadıklarını biliyordum, nefesleri bana dokunan karanlığın ensesindeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tansiyonum düştükten ve bilincim kısa süreliğine kapandıktan sonraki iki günü dinlenerek geçirmiştim, bu Gurur’un kesin kararıydı ve yataktan çıkmama izin vermemişti. Bu iki günün her saati yanımdaydı, sonrası ise ziyaretleri geceye düşmüştü, onu görebilmek için gündüzün rahmine gecenin yayılmasını bekler olmuştum. Bir haftanın sonunda beyaz eşya beğenmek için gitmiştik, yanımızda Muşta vardı, pahalı olmayan şeylerin önüne ne zaman yürüsem kapüşonlumun şapkasını tutarak beni çekiyor ve daha pahalı, lüks markaların önüne çekiyordu beni mavi gözlü dev. Çift kapılı, gri, Gurur ile aynı boyda bir buzdolabım olmuştu, buzdolabım Muşta’nın hediyesiydi ama ona eş olacak aynı marka bulaşık makinesini alan kişi Gurur olmuş, Muşta’nın ısrarlarını duymazdan gelmişti. Muşta da Gurur’un tüm itirazlarını duymazdan gelerek çamaşır makinesi, kurutma makinesi ve sadece kısaca göz süzdüğüm için beğendiğimi düşündüğü mikrodalga fırını almıştı. Bir sonraki günkü alışverişimizde babam yanımdaydı, Muğla’daki işlerini halletmiş, Isparta’da birkaç gün geçirip beni görmek için gelmişti. Babam ünlü bir markadan elektrik süpürgesi almıştı, mutfakta kullanabileceğim ne kadar pahalı ıvır zıvır varsa, onları da almış, annemle ortaklaşa beğendiğimiz nevresim takımlarının parasını da ödemişti. Tüm bunlar olurken Gurur köşede kendini boğuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam ona, “Sen de bir kız babası ol, görürüm seni,” diye homurdanmış, elini cebine atmasına izin vermemişti. “Sen yapacağının en iyisini yaptın, şimdi bir dur, köşene geç, yerini bil de büyüklerin yapsın yapacağını.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un tek yaptığı babama dik dik bakıp, yüzünü buruşturmaktı. Babam ona, “Süsecek dana gibi bakma bana, kavak ağacı,” diye tehditler savurmuş, aslında onun keyfini yerine getirmek için bir süre ona takılmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir sonraki gün, Şebnem teyze -ya da anne- benim için buradaydı. Yorgun düştüğüm için tüm günü evde benimle ilgilenerek, bana yaptığı kıymalı patatesli börekten yedirerek ve saçma sapan bir evlilik programının ilk 10 bölümünü benimle internetten izleyerek geçirmiş, ertesi gün beni koluna takarak kuyumcular sokağına götürmüştü. Kuyumcunun önünde kasıla kasıla, “En güzel, en nadide, kimsede olmayan ne varsa koy önümüze,” demişti, gösterişten hoşlandığından değildi ama beni mutlu etmek ve en güzel şeylerle süslemek istiyordu. Ellerini tutmuş, yapmaması gerektiğini ısrarla söylemiştim ama dinleyen kimdi ki? Gurur’un kime çektiği belli oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göl kıyısındaki evin hazırlıkları son sürat devam ediyordu. Arkadaşlarımızın da yardımıyla aldığımız eşyalar, her gün yine onların yardımıyla eve yerleştiriliyordu. İkinci haftanın başında sonunda gücümü toplamış, ağrım sızım olmadan gayet hızlı yürüyebilir hâle gelmiştim. Kramplar neredeyse yoktu, egzersizlerim işe yarıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener ve Vural’a sürekli olarak bir şeylerin yerini değiştirtiyordum, sonunda Vural çığlık atarak -gerçekten çığlık atarak- koşup benden uzaklaşmış, Yener de “Bir gün Muşta gerçekten ağzıma sıçacak diye bekliyordum, ağzıma sıçan sen oldun Zeliş,” diyerek kan ter içinde köşeye oturmuştu. Yaman evin mutfağına sipariş ettiği tavuklu pilavı plastik kaşıkla yerken etliye sütlüye hiç karışmamıştı, ta ki ağrım var gibi yapıp onu panikleterek önümde duran üç koliyi üst kata ırgat gibi taşımasını sağlayana kadar… Sonra kendini birdenbire o hengamenin içinde bulmuştu. Saatlerce bir hamal gibi çalışmış, işi bittiğindeyse, “Horlama büyüsü yaptı bana,” demişti. “Horlaması beyni etkileyen dalgalar yayarak insanı etkisi altına alıyor, köleleştiriyor bunun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit ve Ayça, duvarlardan birinin rengi daha farklı olsun istedim diye kollarını sıvamışlardı, ellerinde birer fırça, üzerlerinde boyayla kirlenmiş tişört ve kot pantolonlar, birbirlerine yardım ediyorlardı. Ayça ölçüm yapıyor, kesişme noktalarını işaretliyor, Ecevit uzun boyunun avantajını kullanarak Ayça’nın işaret ettiği yerleri boyuyordu. Ayça’yı uzun sürenin ardından ilk kez birinin yanında karnı ağrıyana, gözlerinden yaş gelene dek gülerken görmüştüm. Ve yine ilk kez Ecevit’in dudaklarında yer alan tebessümle o gün tanışmıştım. Ayça kahkaha atarken, o da burnuna bulaşmış boyayla Ayça’ya bakmış, aniden varlığından şüphe duyduğum dişlerini göstererek genişçe tebessüm etmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanlara eziyet ettiğimi gören Cenan, önüme Gurur’un pazuları kalınlığında bir defter koyarak, “Notlar tatlım,” demişti, ona sorguyla baktığımda da, “Kaçırdığın sınavlar var, avukat hanım. Tabanları yağlama, oturup tüm bunlara çalışacaksın,” diye dalga geçmişti. “O okul bitecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dide büyüdüğünde senden çok çekecek kötü kadın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hıhı, en azından ayakları üzerine basan bir genç kadın olacak ama değil mi? Tıpkı senin gibi.” Çenesiyle defteri işaret ederken bir an o güzel yüzü benim için bir cadının yüzüne dönüşmüştü. “Çalışmaya başla.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Belki ben ayaklarımın üzerinde durmak değil devrilip yatmak, götümü büyütmek istiyorum ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Terbiyesiz. Daha ne kadar büyüteceksin o totoyu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Toto mu? Ay aynı kötü örnek olmaktan korkan anneler gibi konuşuyorsun ya,” dediğimde gülmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yakında anlarsın beni. Hadi. Çalış şimdi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annemin parmakları saçlarımda dolaşırken aniden tebessüm ettim, olan biteni düşünmek kafamın üzerinde toplanan fırtına bulutlarının bir anlığına dağılmasına neden oldu. “Ne gülüyorsun?” diye sordu annem, kafamı kaldırıp annemin yüzüne baktığımda güneşin ışıkları asma dallarından sızarak parçalanıp annemin yüzüne güzel, sarmaşıkları hatırlatan desenler çizdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Evet, Muğla’daydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Akşam da kına gecem vardı bu arada.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hehe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buraya yaklaşık altı arabayla gelmiştik, belki yediydi, bilmiyordum. Yol boyunca uyumuş, sadece çişim geldiği anlarda herkesin sinirlerini tepesine toplayarak her petrol ofisinde mola verilmesini talep etmiştim. Kendimi aşırı heyecanlı hissediyordum ama bu kadar heyecanın bünyeme iyi gelmeyeceğini de biliyordum, o yüzden gevşemek için annemin dizine yatmış, asma dallarını izlerken annemin anlattıklarını can kulağıyla dinliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem, “Gelinliğinin son provası yapıldı mı?” diye sorduğunda dudaklarımda yer alan gülümseme daha da derinleşti ve anıların içinden bana doğru dönen bedenimle göz göze geldik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafamı kaldırıp büyük gelinlik mağazasının vitrinindeki yansımama baktığımı hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk denediğim gelinlik, ince askılarıyla omuzlarımdan hafifçe süzülen ipek bir nehir gibiydi. Kumaşı o kadar akışkandı ki, yürüdükçe dalgalanıyor, sanki üzerinde bir suyun yansımasını taşıyordum. Göğüs kısmındaki dantel işlemeler, narin bir baharın dallarını hatırlatıyordu. Aynanın karşısında dönünce annemin gözlerinde beliren o yaşları gördüm, dudaklarım yukarı kıvrıldı. Annemin hemen yanında Simge, Çolpan ve Gaye vardı. Nihan ile Ayça ayaktaydılar, Biricik de gelinliğimin etek kısmını düzeltiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şebnem anne, “Daha ilk gelinlikten gönlümüzü çalmayı başardın,” dedi dudaklarında gitgide daha da büyüyen bir tebessümle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk kez gelinlik giydiğim için kalbimin atışlarının hızlandığını hissedebiliyordum. Üzerimdeki gelinliğin eteklerini yavaşça toparlayarak aynaya doğru döndüm ve yansımama baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İlk giydiğine âşık olup hemen ona takılı kalma,” dedi Simge. “Farklı modeller de dene. Aklında kalacağına üstünde kalsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Haklıydı, bugün kendimi yorabileceğim kadar güzel bir gündü. Giydiğim ikinci gelinlik, bambaşka bir masaldı. Bu defa kolları uzun, tülün şeffaflığıyla tenime yaslanmış, üzerine işlenmiş gümüş iplikler yıldız haritaları gibi omuzlarımdan bileklerime kadar iniyordu. Etek kısmı genişti, her adımda katman katman açılan tüller, bir prenses balosuna aitmişim duygusuyla dolmama neden oldu. İçinde yürürken, mağazanın sessizliğinde bile eteğin hışırtısı kulaklarımda kendi müziğini yaratıyordu. Gurur eminim ki bunu çok beğenirdi, üzerimde göremediği için dudak büktüm ama Nihan inatla, “Gelinliği düğünden önce görmesi uğursuzluk getirir,” diyerek Gurur’un mağazanın yakınlarında beklemesine bile izin vermemişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Bunun bir fotoğrafını çekelim, aklımızda olsun,” diyerek etrafımda dolaşarak birkaç fotoğraf çekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem gözyaşları arasından, “Giydiği her gelinliğin içinde peri gibi görünüyor, hepsi çok yakışıyor benim kızıma,” dedi, biliyordum ki buradaki tüm gelinlikleri denesem de hepsiyle ilgili aynı düşünceye sahip olacaktı. Her birinin bana çok yakıştığını düşünecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üçüncü gelinlik, sadeliğin ne kadar ihtişamlı olabileceğinin kanıtıydı. Kayık yaka, omuzlarımı çerçeveleyen zarif bir çizgiyle açılıyor, belden aşağı doğru hiç bozulmadan inen saten kumaş, duruluğuyla göz kamaştırıyordu. Hiç taş yoktu, hiç işleme yoktu ama aynaya baktığımda ona duyduğum hayranlığı saklayamamıştım. Annem, “Bu o kadar sen ki,” dediğinde kalbimin bir köşesi sanki bu gelinliği hafızama mühürledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Metrelerce uzayan bir duvakla, eşsiz görünür,” diyen kişi Biricik’ti. “Çok duru, çok güzel görünüyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Değil mi?” diye sorarak parmaklarımı satende gezdirdim. “Benim de çok hoşuma gitti.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Denemeye devam et,” dedi Nihan. “Bu senin en özel günlerinden biri olacak, o yüzden bu mükemmel görünse de birkaç alternatife daha bakmamızda fayda var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama bunu çok beğendim,” dedim dudak bükerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan ve Simge birbirlerine sırıtarak baktılar, ardından Simge, “Hadi hadi,” dedi. “Sen birkaç tane daha dene.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni dördüncüyü denemek için ikna ettiler. Gövdesi incelikle işlenmiş, Fransız danteliyle kaplıydı. Arkadan uzun bir kuyruk gibi süzülen tül, ardımda bir hikaye barındırır gibi yerde sürünüyordu. İncecik boncuklar ışığı yakalayıp yanıp sönerken, kendimi yıldızların içinden düşmüş bir gelin gibi hissettim. Her aynanın karşısına geçtiğimde, farklı bir Zeliha’yla göz göze geldim. Bazen masal prensesi, bazen dingin bir su, bazen yıldızlardan düşmüş bir hayal… Hepsi bendim, hepsi bana aitti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Orada geçirdiğim saatlerin ardından seçimimi yapmıştım. Denediğim on beşe yakın gelinlikten biri, o gece üzerimde taşıyacağım gelinlik olacaktı. Kınada bindallı dışında giyeceğim iki elbise daha vardı, ben sadece bindallı giymeyi istesem de ne annem ne de Şebnem anne bu isteğimi yerine getirmekten yana olmadılar. Elbiselerimden biri şafak mavisi gibiydi, lacivertin en eşsiz tonuydu ve bir diğeri de kan kırmızısıydı. Bindallı da tıpkı elbiselerimden biri gibi maviydi, mavinin koyu bir tonuydu ama gümüş rengi işlemeleriyle aynı yıldızlı bir geceyi anımsatıyordu; onu gördüğüm an benim olmasını istemiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gelinliğimi koydukları büyük, beyaz kurdeleli paketi Gurur’un arabasının bagajına yerleştiren yine Gurur olmuştu, nasıl bir gelinlik seçtiğimi merak ettiğine emindim ama ona ser vermiş, sır vermemiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni belimden tutup kendine çekerek şakağımdan öpmeden önce Nihan’ın ona işaret yaptığını gördüm, ne anlama geldiğini anlamadığım bu işaret karşısında kaşlarım çatıldı ama yine de bozuntuya vermeden kollarımı onun beline sardım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karnım acıktı benim,” dedim dudaklarımı bükerek. “Bu kötü kadınlar bütün gün bir sürü elbise denettiler bana. Ayaklarıma da kara sular indi hep. Bence bir balık ekmeği hak ettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çocuğumuz yanlışlıkla balık olarak doğacak,” dedi Gurur kulağıma eğilerek. “Suyun içinde çok yakınlaştık biz seninle galiba.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annemin uzakta olduğunu fark edince derin bir nefes alıp duymadığı için rahatlayarak Gurur’a kötü kötü baktım. “Edepsiz edepsiz konuşma, annelerimiz burada.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oysa sen pek seversin benim edepsiz ağzımı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Balık ekmek istiyorum hemen şimdi şu anda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tamam,” diyerek güldü. “Gelinliğini Simge’nin evine bırakalım, sonra gidip balık ekmek yedirelim sana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur beni belimden tutarak arabanın ön koltuğuna yönlendirirken, durup omzumun üstünden arkama baktım, geleceğin içindeki gözlerim gözlerimle buluştu ve annemin parmaklarını yeniden saçlarımda hissettiğimde hızla içinde olduğum ana çekildiğimi fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, son provası yapıldı,” diyerek doğrulup kalktım. Evimizin bahçesinin dışında, hemen dış kapının önünde yükselen gürültüyü duyabiliyordum. Kına gecesinden önce tüm mahalleye yemek dağıtılacaktı ve babamın ayarladığı yemek şirketi gelmiş, çoktan düzeni kurarak yemekleri yapmaya başlamışlardı. Annem doğrulup, oyalı tülbentini uzun saçlarını içeri alacak şekilde başına bağlayıp, “Ben gidip keşkeği yapayım,” dedi, “baban keşkeği benim yapmamı istedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O kadar işinin içinde keşkekle mi uğraşacaksın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Keşkeksiz düğün yemeği mi olur kız?” diye söylendi annem. “Eymen masa ve sandalyeleri getirmeleri için haber vermeye gitmişti. Yemekler oldu olacak, ortada hâlâ masa sandalye yok. Hüsnügile de müzik için haber yollatmıştım, bak hâlâ gelmediler. Düğün evi dediğin böyle sessiz mi olurmuş? Davul zurna sabahtan başlar çalmaya,” diye söylendi annem. “Gidip şu işleri bir halledeyim, bizim heriflerin bir şeyi halledeceği yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana mı kaldı bir ton dana gibi herif varken,” dedi babaannem, kapıdan çıkarak. Saçının önüne sardığı bigudi alnına düşüyordu. “Ne diye sizi yoruyor bunlar?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Maria’m hazırlıklara başlamış, akşama kınası yakılacak,” diye sırıttığımda babaannem ayağındaki pembe parmak arası terliği çıkarıp bana fırlattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pasaklı!” diye bağırdı. “Hala yan gelmiş yatıyorsun, kalksana sen! Gelinsin sen, hazırlanman gerek senin! Altınlarını takıp salına salına yemek dağıtman lazım!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kim koyuyo’ bu kuralları ya?” diye çemkirdim kaşlarımı çatarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kalk bak valla dağ gibi kocanı çalarlar yoksa,” diye tehdit etti babaannem eline diğer terliğini alırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok,” dedim dalga geçerek, “tapusu bende.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babaannem terliğin diğer eşini de fırlatınca kahkahamı zor tuttum, onun hiddetinin bile altına gizlenmiş tatlı bir telaş vardı. İçeri girmeden önce, “Gidip gelin nasıl olurmuş göstereyim ya tüm Akyaka’ya,” dedim saçlarımı sallayarak. Bu hâlim annemi de babaannemi de güldürdü. Üst kata çıkarken kızların mutfakta toplaştıklarını, telaşlı telaşlı bir şeyler hazırladıklarını görmüştüm. Odama çıkıp kapıyı kapattığımda açık pencereden içeri dolan davul ve zurna sesiyle birlikte Hüsnü abilerin geldiğini anladım. Akyaka’da özellikle bizim mahallenin düğün yemeklerinde davul ve zurnayı genelde Hüsnü abi ve yeğenleri çalardı. Hüsnü abinin annesi de elinde derbeği şarkılar söyler, derbekle şarkılarına eşlik ederdi; yöreye ait türküler, uzun havalar yemek boyunca çalınır söylenir dururdu. Bu bir tür yörük geleneğiydi esasında.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elbise dolabımın kapağını açtığımda annemin daha önce hazırladığı ütülü kıyafetler dikkatimi çekti. Bindallı ve gece giyeceğim elbiseler de kumaş kılıfın içindeydiler. En üste bırakılan beyaz, işlemeli bir bluz vardı; yakası hafif dantelli, kolları dirseğe kadar iniyordu. Altına uçuş uçuş, belden sıkıca oturan ama dizlerimden sonra genişleyen şampanya rengi saten bir etek seçtim. Kumaşı her adımda ışığı yakalayıp bırakıyor, sanki gövdemin etrafında parlayan bir ay halesi dolaşıyordu. Gaye ve Çolpan kapıyı tıklatıp içeri girdiklerinde saçlarımı tarıyordum. “Sis, etek çok güzel!” dedi Gaye heyecanla. Makyaj masasının önündeki takıları istemeyerek de olsa bileklerime ve kulaklarıma takarken, “En gelin kim yarışmasına katıldın ama rakibin benim,” dedim ve bileğimdeki altınları şıngırdattım. “Bu şart mı ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şebnem ablanın gönlü olsun,” dedi Çolpan gülümseyerek. “Saçlarını maşalayayım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Akşam zaten bir sürü şey yapacaksınız kafama, şimdiden maşanın sıcağıyla boğuşmak zorunda bırakma beni ne olur,” dedim dudak bükerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman örüp topuz yapalım, bana bırak, çok güzel olacak,” dedi Çolpan, hemen arkama geçip tarağı bıraktığım yerden aldı ve saçlarımı yapmaya başladı. Ensemde gevşek bir topuz yapan Çolpan, ördüğü küçük parçayı topuzun etrafına sardı ve incilerle işlenmiş tarif bir tokayla alttan tutturdu. Ayağıma alçak topuklu zarif bir ayakkabı geçirdim, hem rahattı hem de eteğim ve bluzuma uyuyordu. Mahalleliye yemek dağıtırken sendelemeye gerek yoktu. Sadece kirpiklerimi maskaraladım, biraz allıkla çillerimin üzerinden geçtim, bir de açık tonlarda kendini çok da belli etmeyen bir ruj sürdüm dudaklarıma. Ne hasta gibi görünmek istiyordum ne de gecenin önüne geçecek bir makyaj yapıp abartmak istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Odadan çıkarken Biricik elinde iki büyük makyaj çantasıyla önümde belirdi. Aceleyle, “Çekil çekil,” dedi, “bunları içeri koyup her şey göz önünde olacak şekilde masaya yerleştirmeliyim. Akşama doğru bir de malzeme aramakla uğraşmayalım, bu çantaların içine ben düşsem ben kaybolurum!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne bu telaş ya?” diyerek güldüm, Biricik bana dik dik baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Telaşı akşama doğru görürsün sen, şimdi böyle rahat görünüyorsun tabii,” diye tehdit etti beni, tedirgin bir şekilde gözlerimi kıstım. Sakinliğimi korumak için bütün gece dua edip, gözüme bir damla uyku girmeden yatakta dönüp durduğumu bilmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sıra sana gelince aynı mobingi sana uygulamak için orada olacağım,” dedim sırıtarak. Biricik’in yanakları anında al al oldu, gözlerini kaçırıp hızla odaya girdiğinde hâlâ gülümsüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıdan çıktığımda avluya alınan kazanları gördüm, dumanları tütüyordu. Baharat kokusu midemi bulandırdı, davulun gür sesini göğsümün derinliklerinde hissettim hem rahatsız ediciydi hem de tanıdık ve evimde hissettiriyordu. Büyük bir kamyonun avlunun açık kapısının önünde belirdiğini gördüm, kamyonetin arkası masa ve sandalyelerle doluydu, kardeşim kamyonun üstünde durmuş, masaları ve sandalyeleri indirmelerine yardımcı oluyordu. Şebnem anne birden kapıdan çıktı, içeride olduğunu fark etmemiştim bile, elini belime koyarak, “İyisin değil mi?” diye sordu ilgiyle. “Çok yorma kendini. Şöyle bir görünsen yeter.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur mu öyle şey? Adettendir, benim de masalara yemek taşımam lazım, Şebnem anne,” dememle, gözlerinin kenarı kırışana dek gülümsemesi bir oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anne diyen dillerine kurban olurum annem senin,” diyerek beni aniden kendine çekti, yüzümde bir şaşkınlık oluşmasına neden olacak şekilde beni sıkı sıkı sarıp sırtımı okşadı. Dudaklarını saçlarıma bastırdıktan sonra geri çekildi. “Sen yine de kendini çok yorma, bak akşam eğlencemiz var, enerjin kalsın kuzum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur,” dedim gülümseyerek. “Gurur’u gördün mü?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kurbanlıkları almaya gittiydi, yemek için de taze et getirdi çocuklar,” diyerek avlunun çıkışındaki Yener’i gösterdi, üzerinde beyaz bir tişört, altında bir eşofmanla tepsiye koyulmuş çiğ etleri taşıyordu. “Payları ihtiyaç sahiplerine dağıtıyordur herhalde, çıkar gelir çok geç olmadan. Hadi sen de şöyle bir dışarı çık bakalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı salladım. Bahçenin kapıları ardına kadar açıldığında, kalabalık adım adım büyümeye başladı. Sokak boyunca evlerin pencerelerinden sarkan çocuklar, elinde telefonlarla videoya alan genç kızlar, bir köşede sigaralarını tüttüren ihtiyarlar… Ne zaman bir düğün yemeği olsa, mahalle nasıl görünüyorsa, şimdi yine öyle görünüyordu ve bu görüntü beni çocukluğuma götürmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Derbeği çalan yaşlı kadın oturduğu yerden bana bakınca, gülerek daha içli bir şeyler söylemeye, derbeğiyle ritim tutmaya başladı. Yaşlı kadınlardan biri, “Ah Zeliha, az kırmadın gül fidanlarımı,” diyerek dudaklarını bükerek bana baktı. “Şimdi kocaman oldun da gelin gidiyorsun ha? Dün gibi hatırlıyorum şu kadarcıktın,” diyerek eliyle beni hatırladığı zamanlardaki boyumu göstermek ister gibi işarette bulundu. Ona doğru gidip elini öptüm, o da beni yanaklarımdan öperek, “Çok yaşa güzelciğim benim, ne de güzel olmuşsun,” dedi içli içli. Ellerimi kınalı avuçlarının içine alıp, “Akşama bu güzel ellerde de kına göreceğiz,” diyerek elimi yanındaki kadına gösterdi. Kadın gülerek, “Gülbahar’ın gençliğini hatırlattı bana,” dedi. “Aynı annesi gibi, pek güzel maşallah. Gözlerini de anasından almış. Kocaman kocaman.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tüh ya babamın geni çalamamışım,” diyerek sırıttığımda kadınlar kıkırdadılar. Hiçbiri hamile olduğumu bilmiyordu ama bilseydiler de dedikodumu yapacak insanlar değillerdi, büyüdüğüm mahalledeki kadınların her biri birbirini koruyan, kollayan, birbirlerinin arkasından söz ettirmeyen kadınlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Damat nerede?” diye soran başka bir kadındı, ismini bilmesem de ona göz aşinalığım vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pay dağıtmaya çıkmış,” diyerek gülümsedim. “Bir isteğiniz var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Canının sağlığı güzelim, yorma hiç kendini. Akşam kınan var senin,” dedi elimi tutan kadın.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur mu hiç öyle şey, Pınar teyze,” dedim. “Bir isteğiniz olursa söyleyin bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kazanların başında bir koşuşturma başlamıştı. Kadınlardan müsade isteyerek o tarafa yöneldim. Yaman pürdikkat pilav kazanının içine bakıyordu, onu öyle görünce yanından geçerken gülerek omzumla ona vurdum, yine de gözlerini pilav kazanından çekmedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gülbahar keşkeğin başında,” dedi babaannem üst üste dizilmiş tepsilerden birini alırken. “Gidip bir bakın bakayım, yardım lazım mı, olmazsa ben geçeyim başına o buraya gelsin. Gelin anası dediğin ortada olur.” Maria becerikli ve bir o kadar da sevimli ve ojeli parmaklarıyla çalışmaya devam ederken bir yandan da annemi düşünüyordu. “Zeliş, kızlara söylesene ayranları ve suları masalara bıraksınlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Destan ve Eylül kutulardaki ayran ve suları benim söylememi beklemeden masalara taşıyıp tek tek bırakmaya başladılar. Çok geçmeden tepsiler yemeklerle dolmaya başladı ve bahçe kapısında onu gördüm. Tüm gözler onun üzerindeydi, siyah bir gömlek, altında da siyah kumaş pantolon vardı ve gömleğin ilk iki düğmesini açmıştı, yeni tıraş olduğundan saçları intizamlı duruyor, yüzü de her zamankinden daha parlak görünüyordu. Simge’nin elindeki tepsiyi alarak, “Hangi masaya götüreyim?” diye sorarken gözleri insanları yararak bana dokundu. Ela gözlerine uzun uzun baktım. Bana göz kırpıp, elindeki yemek tepsisini Simge’nin işaret ettiği masaya götürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem tepsilerden birini elime tutuşturup, “Duriye ablaların masasına götür annem,” dedi ve omzumu sıvazlayarak hızla işine döndü. Elimde tepsiyle bahçeden çıkıp Duriye teyzelerin olduğu masaya yürümeye başladım, Gurur aniden elimdeki tepsiyi alarak, “Nereye götüreyim yavrum?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İşaret ettiğim masaya tepsiyi bıraktı, kadınlara ve küçük çocuklara gülümsedikten sonra boş tepsiyle doğrulup bana baktı, ardından tekrar onlara dönerek, “Bir eksiğiniz var mı?” diye sordu ilgiyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok yok,” dedi Duriye teyze. “Sağol evladım. Pek de yakışıklısın, maşallah. Allah tamamına erdirsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok sağolun,” dedi Gurur gülümseyerek, ardından bana doğru döndü ve kalabalığın gözleri üzerimizdeyken elimi tutup beni bahçenin girişine doğru yürütmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahçeden girdiğimiz an, “Sen neden kıpır kıpır durmuyorsun?” diye sorarak yanağımı okşadı, teninden bana sertçe çarpan kolonya kokusunu soludum, ardından gözlerinin içine baktım. “Adettendir, gelin de yemek dağıtır,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bak sen benim gelinime, takmış takıştırmış yemek dağıtıyor yani,” diyerek yanağımdan makas aldı. “Çok yorma kendini.” Gözlerini üzerimde gezdirdi, beğenisini hiç gizlemeden alt dudağını ısırdı. “Etek çok yakışmış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzele ne yakışmaz şekerim,” dediğimde gülümsemesi tüm yüzüne yayıldı ve yüzünü saran çizgileri görmek beni hiç olmadığım kadar huzurlu hissettirdi. Günümü öyle çok güzelleştirdi ki, hiçbir şey onun bir gülüşüyle dahi boy ölçüşemezdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oynaşmayın da yemekleri taşıyın,” dedi Simge bize dik dik bakarak. “Canım çıktı. Komşunun çocuğu bacağıma sarılıp etli pilav diye ağladı az önce, yapıştıracak gibi oldum zaten kan ter içindeyim ya!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener gülerek, “Ben götürürüm ona etli pilavı, git biraz klimanın önünde serinle sen,” deyince Simge ona göz ucuyla baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen çıkma şimdi böyle beyaz tişörtün, dağılmış saçlarınla falan, mahallenin tüm kızları dışarıda, akşam TikTok’ta video kaydırırken bu adamı bulun bana yazılı bir videoda seni görmek istemiyorum,” diye homurdandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çolpan bir köşede Bora’ya yapılan yemeklerden yediriyor, Ayça ve Gaye de tepsilerde yemek taşıyarak oluşan kalabalığı bekletmemek için uğraşıyorlardı. Cesur ile Eymen’in de onlara katıldığını gördüğümde, “Hadi yardım edelim, çok kalabalık dışarısı,” dedim. “Sonra fingirdeşirsiniz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, onu taklit ettiğim için bana dik dik baktı, ona dilimi çıkarıp bir tepsi aldım ve boş masalardan birine doğru yürümeye başladım. Yemek öğle güneşi göğün tam ortasına madalyon gibi asıldığında kaldığı yerden devam ediyordu, insanlar sıcaktan etkilenmesin diye babam ve Adnan birlik olarak masaların üzerine bir çadır çekmişler, çadırların iplerini karşı karşıya duran iki evin çatısına bağlamışlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bizi gören herkes dua okuyor, nasıl tanıştığımızı soruyor, hep mutlu olmamızı diliyorlardı. Bir süre sonra yorulduğumu fark eden askerlerin tamamı ellerinde tepsilerle kalabalığın masalarına gidiyorlar, bana iş bırakmıyorlardı. Öğle güneşinin sıcağı el ayak çektiğinde, masalar toparlanmaya başlamış, kazanlarda hâlâ taze bir şekilde kaynayan yemekler de büyük kaplara doldurularak komşuların kapıları çalınarak onlara dağıtılmaya başlanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kızlar beni alel acele içeri götürdüklerinde, daha öğlen vakti yemeklerin yendiği o sokak şimdi süsleniyor, masaların yerleri değiştiriliyor, ortada bir alan bırakılarak kına gecesi için uygun bir hâle getiriliyordu. Duş alırken zorlanmamam için annem içeri dalmış, çığırınarak onu kovsam da gitmemişti ve sonunda tazelenmiş bir hâlde kendimi odamdaki makyaj masasının önünde bulmuştum. Bindallı ve giyeceğim elbiseler, kumaşların içinden çıkarılarak yatağıma serilmişti ve Cenan’ın aceleyle üzerime giydirdiği pembe sabahlıkla sandalyeye oturtulmuştum. Çolpan saçlarımı kuruluyor, Simge de makyaj malzemelerini kutularından çıkarıyordu. Hepsi yeniydi, bu kadar çok malzeme olması gereksizdi çünkü çok bir şey kullanılsın istemiyordum ama Şebnem anne tüm bunları alırken beni düşündüğü ve çok heyecanlı göründüğü için ona yapma diyememiştim. Gönül koyacağını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aynada gördüğüm yüz, telaştan ve yorgunluktan biraz solgun görünüyordu ama kalbimdeki heyecan gözlerime çoktan yansımıştı. Çolpğan saç kurutma makinesini kapatıp Dyson Airwap’ı kutusundan çıkardı. “Bugün seni prenses yapacağım,” diye fısıldadı gülümseyerek. Saçlarımı geriye doğru tarayıp nemini yeniden aldıktan sonra, Airwrap’ın fırça başlığıyla bukleler yaratmaya başladı. Simge masaya yaydığı malzemelerden birini seçti. Önce Laura Mercier’in saf ipeksi bazıyla yüzümü hazırladı, ardından Armani’nin fondötenlerinden biriyle yüzümü eşitledi. Allıkla elmacık kemiklerimi yükseğe çıkardı ve aynaya baktığımda çillerimin hâlâ göründüğünü görmek hoşuma gitti. Göz kapaklarıma şampanya tonlarını kullandı, dış köşelere ise lacivert ama geçişleri siyah gibi görünen bir ton kullanmayı seçti. Eyeliner ile gözümü olduğundan daha çekik gösterecek bir kuyruk yarattıktan sonra yüzüme, omuzlarıma ve belirgin olmasını istediği her yere şampanya tonlarında bir aydınlatıcı uyguladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kuaför de makyaj sanatçısı da istemeyen bendim, çünkü Simge en iyi makyaj artistlerine bile taş çıkarırdı ve Çolpan saçlarımı emanet ederken ikinci kez düşünmeyeceğim bir isimdi. Simge, “Dudaklarını arala,” dediğinde bunu yaptım, Charlotte Tilbury’nin Pillow Talk kalemi ile dudaklarıma düzgün bir çerçeve çizgi, ardından Dior’un şeftali, nude tonlarında bir rujunu hafif hafif dudaklarıma sürdü. Dudaklarım sanki gün ışığından yapılmış bir damla gibi parlıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aynada kendime baktığımda saçlarım serbestçe omuzlarıma dökülüyor, buklelerim kalın bir şekilde ışıldıyordu. Makyajım abartısızdı ama büyüleyiciydi, hep yaptığım makyajdan daha farklı olduğundan beni biraz daha farklı gösteriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İlk önce kırmızı elbiseyi giysin bence,” dedi Biricik parfümü beni rahatsız etmeyecek şekilde tenime uzaktan sıkarken. “Danstan sonra bindallısını giyer, en son da mavi elbiseyi giyer. Hım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mantıklı,” dedi Cenan, “senin fikrin ne Zeliş? Bindallı kına yakılacağı vakit giyilirse daha güzel görünür bence.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur,” dedim, kendimi tamamen onların eline bırakmıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çolpan saçlarımın son buklesini parmaklarıyla düzeltti, arından Ayça ile ikisi birden yatağın üzerine serilmiş kıyafetlere döndüler. “Ay oldu olacak hepiniz soyun beni şu an,” dedim dehşet içinde. “Kızım çıksanıza, kendim giyerim ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salak, en azından birimiz kalalım da giymene yardımcı olalım. Korkma yemeyiz seni,” diye söylendi Ayça.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge gülerek, “Bırakın ben kalayım, çiçikleri kıymetlidir onun,” diye alay ettiğinde Simge ve Ayça’ya düz düz bakıp elbiseye yöneldim. Simge hariç herkes dışarı çıktığında, Simge kan kırmızısı elbiseyi giymem için bana yardım etmeye başladı. Elbise, kan kırmızı bir ipek satenin üzerine işlenmiş, neredeyse siyaha çalan bordo tonlarıyla gölgelenmişti. Kumaşı ışıkla oynuyor, hareket ettikçe kırmızının tonları alev gibi yanıp sönüyordu. Gövdesi bedeni saracak şekilde dikilmişti; ince korse kısmı belimi olduğundan daha ince gösteriyor, kalçalarımdan aşağı doğru dalga dalga açılarak yere süzülüyordu. Elbisenin eteğinde gizli bir yarık vardı, yürüdüğümde sağ bacağım dizin üstünden belirecek şekilde tasarlanmıştı. Kolları yoktu, omuzları açıkta bırakan tasarımıyla boynumun ve omuz çizgilerimin bütün zarafetini ortaya çıkarıyordu. Dekoltesi derin değildi ama yuvarlak yaka kısmı göğsümü zarifçe çerçevelemişti, sanki tenimin üzerine parlayan kırmızı bir taç oturtulmuş gibiydi. Kumaşın dokusu o kadar pürüzsüzdü ki ellerimle üzerinden geçtiğimde serinliği parmak uçlarımı ürpertti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge fermuarı çektiğinde elbisenin bedene oturuşu bir tabloyu çerçeveye oturtmak gibiydi; her kıvrım, her çizgi olması gerektiği gibi yerine yerleşmişti. Simge eteğin ucunu düzelterek geriye çekildiğinde gözlerindeki ışıltıyı fark ettim. “Alev gibi oldun,” dedi hayranlıkla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Keşke sadece bindallı giyseydim, bu gece iki kez daha üstümü değişecek olduğumu bilmek beni aşırı gerdi şu an,” diye söylendim dudaklarımı bükerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay bir şey yaptın sanki Zeliha, durdun öyle ben giydirdim seni,” diye çemkirdi. “Neyse hadi şimdi oturup burada Gurur’u bekle, o geldiğinde ineceksiniz aşağıya. Ben de gidip üzerime başıma bir şeyler giyeyim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hızlıca odadan çıktı, açık pencerenin kenarından sokağa baktım. Küçük lambalar takıldıkları iplerin ucundan sarkıyor, gecenin içinde ateşböceği gibi parlıyorlardı. Müziğin sesi yükselmiş, konukların oturacakları masalar tıpkı öğlen vakti olduğu gibi şimdi de dolmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça aynanın önüne yürüdüm, gerçekten güzel hissettiğim ve kendime alıcı gözle baktığım bir andı. Parmaklarım karnımın üzerine kaydı ve “Annesinin kınasını görmek herkese nasip olmaz haberin olsun,” diye alay ettim, ardından alt dudağım titredi ve rujumu bozmamak için dudaklarımı sıkmak yerine gözlerimi kaldırıp havaya bakarak ağlamamak için kendimi sıktım. “Geleceksin değil mi?” Parmaklarım karnımdayken gözlerimi yumup derin bir nefes aldım. “Ben geleceğine çok inanıyorum. İnancımın altında kalmama neden olan bir kişi de sen olma.” Gözlerimi açıp aynaya bakarak gülümserken elim hâlâ karnımdaydı. “Evet, bu bir tehdit.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Geleceksin biliyorum, geleceğimin içinde seni görebiliyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kör bir yaşam sürmemi istemiyorsan, gelmek zorundasın, içinde seni hayal ettiğim geleceğe tek başıma yürümek istemiyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı yavaşça tıklatılınca bedenimi dikleştirdim, gözlerimi hızla kapıya çevirip derin bir nefes aldım. “Gel,” dediğim anda kapı yavaşça aralandı ve simsiyah takımının içinde lacivert gömleğiyle o belirdi. Bir an beni baştan ayağa süzdü, ardından, “Lacivert giyeceksin sanmıştım,” diye fısıldadı ve dudakları yukarı kıvrıldı. “Ama bu da ateşimi fena harladı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu daha sonra giyeceğim,” diyerek gülümsedim, gözlerimi ondan ayıramadım. Bu herife lacivert kesinlikle çok yakışıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kırmızı bir gömlek giymemi bekleme ama,” dediğinde kıkırdadım, ona doğru bir adım atacaktım ki ayaklarımda ayakkabılar olmadığını fark edip, “Aa,” dedim. “Yalınayağım ya ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Cazibem karşısında umarım külotun da ayakkabın gibi birdenbire seni terk eder şu an.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çüş hayvan,” dedim abartılı bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülerek içeri girip kapıyı kapattı. Beni kollarının arasına çekip, “Kaç santimlik bir ayakkabı giyersen giy, şöyle alttan alttan bakmak zorunda kalıyorsun ya bana, içim gidiyor içim,” dedi son kelimeyi uzata uzata. Gözlerimi kaçırıp kollarımı beline sardım. “Çok güzel olmuşsun, neyse ki bu gece gelin rolüyle yanımda olacağından birilerinin topuğuna sıkmama hiç gerek yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mafya birisi,” diye dalga geçtim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalnızca aşkına eşkıya birisi,” diye bana karşılık verdi ve gülüştük. Eğilip dudaklarını burnuma sürttü, ardından, “Nerede benim yavrumun ayakkabıları?” diye sordu. Çenemle yatağın kenarında duran kutuyu işaret ettiğimde istemeyerek de olsa benden ayırıp yatağın kenarındaki kutuyu alarak önüme geldi. Tek dizini yere bastırarak önümde diz çöktüğünde kalbim pır pır etti, gözümü bile kırpmadan ona bakıyordum. Kutuyu açtı, gümüş rengi incili stilettoları kutusundan çıkardıktan sonra, “Bakın şuna,” dedi, “minicik ayaklara göre tam.” Kıkırdayarak omzuna tutundum, ayakkabıları özenle ayaklarıma giydirdikten sonra kafasını kaldırıp gözlerimin içine baktı. “Bana bak, bu bir rüyaysa, beni uyandıran kişinin bir ömür kabusu olurum, ona göre.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şiir yazan arkadaşına söyle, şiirleri çok kıro ya, okutmasın sana şöyle şiirler,” dedim ama yanaklarım kıpkırmızı olmuştu bile.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi avucunun içine aldı, avucumun içini açarak öptükten sonra, “Yarın gece rüya gibi bir düğünle karım olacaksın,” dediğinde kalbim bir kez daha hopladı. “Bu gece yastığa başını son kez Özdağ olarak koyuyorsun, son bekar gecenin tadını çıkar sevgilim,” diyerek doğruldu ve beni belimden kavrayarak kendisine çekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimiz birbirine tutundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin de son bekar gecen, Çalıklı. Yarın karın oluyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sabırsızlanıyorum,” dedi başını iki yana sallayıp, yüzünü yüzümün hizasına getirerek. “İçim içime sığmıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hımm?” Parmaklarımı yüzünde dolaştırıp gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen benim kadar heyecanlı değil misin yoksa?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“En son bu kadar heyecanlandığımda seni çıplak görmüştüm,” dedi ve kendimi tutamayıp bağırarak kahkaha attım. “Prenses gibi görünen ama cadı gibi kahkaha atan o kız,” diye dalga geçerek beni aniden kendine çekti ve sıkıca sarıldı. “Nasıl aşığım bak kafayı yerim şimdi koşarak pencereden aşağı atarım kendimi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Delisin,” diye fısıldadım ama bunu utancımdan, söyleyecek bir şey bulamadığımdan diyordum. Her bir kelimesiyle beni hem dünyanın en mutlu kadını yapıyor hem de delice utandırıyor, küçük bir kız gibi paniklememe neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi hemen koşarak kınanı yakıyoruz ve hemen sabah oluyor,” diyerek bana daha sıkı sarıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne evlenme meraklısıymışsın sen de Gurur,” dedim dehşet içinde. “Evde kalmışsın da son anda beni bulmuşsun gibi davranıyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok mu belli ettim ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ha ben olmasam başkasıyla evlenecektin yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen olmasan bir aile nedir bilmeyecektim,” dedi ve geri çekilip gözlerimin içine baktı. “Kendimi hiç bir ailenin içinde hayal etmeyecektim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sadece gözlerinin içine baktım. O da uzun uzun benim gözlerimin içine baktı. Düşündüm, eğer birbirimizin hayatında olmasaydık, şu an nerede olurduk? Ben bir kampüs bahçesinde, elimde çıktılarla son otobüse yetişmek için koşar adımlarla yürüyor mu olurdum? O bir dağın manzarasını karşısına almış, göğsünde koca bir hiçlikle sigarasını mı içiyor olurdu? Birbirimize öyle bir karışmıştık ki, birbirimizin olmadığı hiçbir geleceğin içine bizi bırakamıyordum, o geleceğin içinde birbirimiz olmadan var olduğumuzu düşünmek dahi istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Allah’ın ikimiz için bir planı vardı,” diyerek yanağına dokundum, yüzünü avucuma yaslayıp gözlerini yumarak derin bir nefes aldı. “O gece olmasa bile başka bir gece bana yazdığı seni illaki karşıma çıkaracaktı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İllaki çıkaracaktı,” dedi beni doğrular gibi başını sallayarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidelim mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seninle ölüme bile,” dedi gözlerini gözlerimden çekmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedim, “ölüme değil, Gurur. Geleceğimize.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudakları yukarı kıvrıldı. “Geleceğimize.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim onun elinin içinde o merdivenleri indiğim anı hatırlıyorum. Süslenmiş bahçenin içinden yavaşça geçtiğimizi, elbisemin yavaşça dalgalandığını, omuzlarımızın üzerinden birbirine dokunan gözlerimize sinmiş o bakışları…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O bahçe kapısından çıktığımız an, hemen iki yandan fırlayan fişekleri, yanmaya başlayan fişeklerin arasında el ele yürürken insanların avuçlarının içinde patlayan alkışları… Gözlerimiz bir an olsun birbirinden ayrılmamıştı. Herkes bize, biz ise sadece birbirimize bakıyorduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur ile Zeliha.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zerda ile Mert.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dağın aslanı ve dağ gelinciği.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tam ortaya geldiğimizde bedenimi yavaşça kendine çevirdi ve o gecenin ilk dansını, gözlerimiz bir an olsun birbirimizden ayrılmadan yapmaya başladık. Başımızın üzerinde yanan lambaların ışıkları onun ela gözlerindeki yeşilleri ele veriyordu, öyle bir bakıyordu ki, kaderim onun gözlerinde baştan yazılıyordu. Birbirimize bakmayı bir olsun bırakmadan, tüm kameralar, tüm gözler, tüm dikkat üzerimizdeyken dans etmeye devam ettik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi havaya kaldırıp yavaşça kendi etrafımda dönmemi sağladığı anı hatırlıyorum, ardından bir eli belimdeyken diğer eli hâlâ parmaklarımı kavrıyordu ve birbirimize gülümsüyorduk. Deklanşör sesini duyduğumda, bu anın fotoğrafını görmek için sabırsızlandığımı hissettiğim bir andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Daha sonra tüm çiftler dansa kalktı, ortalarında biz vardık, dans edenler arasında sadece çiftler yoktu ama dans etmesine en çok şaşırdığım isim kesinlikle Ayça ve Ecevit’ti. Birbirlerine değil, etrafa bakarak sessizce dans ediyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ne kadar geçmişti bilmiyordum, tek hatırladığım geçen zamanın ortasında durmuş, üzerimde lacivert bindallı, başıma örtülmüş lacivert işlemeli bir duvakla sandalyenin üzerinde oturuyordum ve hemen yanımdaki sandalyede oturan Gurur’du. Benim yüzümü örten işlemeli lacivert kumaş, onun da omuzlarında asılı duruyordu. Annem, Gurur’un avucunu açıp serçe parmağına kına yakıyor, Şebnem anne de avucumun ortasına bir büyük altın bastırmadan hemen öncesinde kınaya şekil veriyordu. Gözyaşlarının sıcaklığını en çok da annem omzuma dokunup ağlayarak, “Güzel kızım benim,” dediğinde hissetmiştim. Tüm hisler bir ateş topu gibi göğsümün tam ortasında birikmişti tam da o an.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağıt yakıldı, yöremin en güzel şarkıları söylendi, sonunda başımdakini aldılar ve en son hatırladığım elimde bir testiyle Gurur’un önünde dikildiğimdi. Bu kimin fikriydi bilmiyordum ama Yener sırıtarak kenardan beni izliyor, hareket etmemi istiyormuş gibi omuzlarını oynatıyordu. Gözlerimi devirerek bakışlarımı Gurur’a çevirdim ve birden dünyanın en komik şarkısı olduğunu düşündüğüm bir şarkı çalmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Seni anan benim için doğurmuş.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kendimi boğazlayacaktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu yapmak zorunda mıyım der gibi kurban bakışları atarken, Gurur merakla beni izliyor, bir sonraki hamlemi bekliyordu. Kural bir, bir sonraki hamleni asla belli etme.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Utanacağımı sanıyorsa, yanılıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başladım oynamaya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur başta donup kaldı ama ritme ayak uydurup onun önünde döndüm, hareketsizdi ama gözleriyle beni takip ediyordu, testiyi sallayarak şarkıya eşlik etmeye başladım. Yener’in elindeki telefonu düşürecek kadar hızla cebinden çıkarıp kamerayı açtığını anladım, kameraya doğru omuz attım, ardından Gurur’a cilve yaparak ona doğru eğildim, “Bana senden başka çare bulunmaz!” diye bağırdım ve Gurur birden gülmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam eliyle yüzünü kapatmış, izlememeyi tercih etmişti ama herkes eğleniyordu. Babam dışında. Kızının elin oğluna kırıtmasından pek hoşlanmamıştı tabii…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şebnem anneye baktım, testiyle onu işaret edip, şarkının vurucu noktasına eşlik etmeye başladım. Gözlerimi Gurur’a çevirdim. “Seni anan benim için doğurmuş, canım, hamurunu benim için yoğurmuş!” diye bağırdım. Şebnem annenin yüksek sesli kahkahalarını duyabiliyordum. Gurur artık sadece sırıtarak beni izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şimdi beni kameraya kaydeden tek kişi Yener değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman da bunu yapıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimdeki testiyi havaya kaldırdım, şarkı bittiği anda testiyi ayaklarının önüne attım ve testi parçalandı. Herkes kahkaha atıyordu ve ben de birden kahkahalara boğulmuştum. Gurur aniden yerinden fırladı, beni belimden kavrayıp yavaşça döndürdü ve gülerek kollarımı onun boynuna sardım. Yine oldukça komik bir şarkı çalıyordu, şimdi tüm arkadaşlarım ayaktaydı, mahallenin genç kızları ve oğlanları da göbek atıyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir sonraki elbisemi giymek için içeri giderken hâlâ sırıttığımı hatırlıyorum. Hiç yorulmamıştım, kramplarım yoktu, sanki bu gece eğlenen sadece ben değildim; benimle birlikte biri daha eğleniyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir sonraki elbisem, tıpkı bindallı gibi lacivertti ve Gurur’un gömleğiyle doğrudan uyum sağlamıştı. Elbise, göğün en koyu vaktini andırıyordu; yıldızsız, bulutsuz saf sonsuz lacivert. Satendi, sağ omzum açıkta kalıyordu, sol omzumdan ise uzun, ince bir kumaş şeridi zarifçe aşağıya süzülüyordu. Bel kısmında inceliği vurgulayan gümüşi işlemeli bir kuşak vardı, incecik işlenmiş motifler, gökyüzünde parlayan yıldız kümeleri gibi belimde toparlanıyordu. Arkasında derin ama zarif, V kesim bir dekolte vardı; sırtımda omuzdan bele kadar inen bu çizgi ilk gördüğüm anda da çok hoşuma gitmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur bu elbiseyi gördüğü an, “Bu gece gökyüzü senin üzerine inmiş gibi,” demişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eğlence son sürat devam etti. Vural bir kadehten sonra Yener’i karşısına çekmiş, birlikte ağır roman oynamışlardı; Yener’in tek derdi eğlencenin dozunu arttırmaktı ama Vural bunu oldukça ciddi bir olay gibi görüyor, yine tüm ciddiyetiyle oynuyordu. Takı merasiminin ardından da eğlence kaldığı yerden devam etti ama artık mecalim kalmadığından bir köşede oturtmuş, otuz iki diş sırıtarak arkadaşlarımı izlemiştim. Muşta’yı babamla karşılıklı çiftetelli oynarken görmek benim için beklenmedikti ama ellerinde birer kadeh rakı olduğundan olsa gerek, bu çok da garip değildi aslında.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucumun içindeki kınayı duruladığım anı hatırlıyorum. Tam ortada, turuncu bir şekil duruyordu, kanlı dolunayı hatırlatıyordu. Öyle yorgundum ki, yüzümdeki makyajla kızlarla serdiğimiz yer yatağına girmiş, kızlar çektikleri fotoğrafları gösterirken uyuklamaya başlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Telefonuma düşen bir mesajla uykuya yenik düşmek üzere olan gözlerimi araladığımı hatırlıyorum. Mesaj ondandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Yarın karım oluyorsun.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Teknik olarak bugün.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Anam beni senin için gerçekten de çok güzel doğurmuş.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kıkırdadım. Mesajına cevap vermek yerine ona bir domuzcuk stickerı atıp Cenan ablaya doğru döndüm. “O testi kırma sahnesi yüzünden seninle en az on bir yıl dalga geçecekler,” dediğinde Ayça, “Abla seni on birde durduran neydi, ben yirmi bir yıl dalga geçeceğim çünkü,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yastığımı Ayça’ya fırlatıp yan dönerek kıkırdadım. “Hiç uğraşmayın utandıramazsınız beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anın mutluluğuyla utanmaz tabii, hele birkaç gün geçsin, Yener o görüntüleri Isparta şehir merkezindeki tüm bildboarjlarda oynatsın, o zaman saklanacak delik arar,” diyerek güldü Nihan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapar mı?” diye sordum, yapabilecek kapasitede biriydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
WhatsApp grubuna bir mesaj geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Zeliha
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: ??
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Pilav kaldı mı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Yo
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Tüh acıkmıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Şebnem teyze belki hamur yoğuruyordur
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Ben bir de ona sorayım o zaman
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Defol
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere: Şebnem annenin yoğurduğu hamur bizzat yanımda uzanıyor şu an
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: DEFOL
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Sor bakalım Umay ablanın yoğurduğu hamur napıyormuş şu an
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aniden Simge’ye doğru döndüm, elinde ıslak mendil, yer yatağında oturmuş yüzünde komik bir ifadeyle makyajını siliyordu. “Gülümse,” dememle, hızla kameraya uzanması ve aşırı komik bir fotoğraf karesine imza atmama sebep olması bir oldu. Yener’e özelden fotoğrafı tek seferlik attım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in diğer evden attığı kahkaha öyle yüksek sesliydi ki, bizim evden bile duyuldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge bağırdı: “Su testisi su yolunda kırılır Zeliha!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve bu, kızlar arasında çıkan yastık savaşını başlatan cümleydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O sabah, Muğla biraz Zerdali, biraz portakal çiçeği, biraz tuz ve bir ömür bronş gibi göğsümde taşıyacağım türden bir mutluluk gibi kokuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kızlar o sabah benden daha erken uyanmışlar, annemin bahçeye kahvaltı sofrası kurmasına yardım etmişlerdi. Kavurucu bir sıcak vardı, sabahları genelde nemli olurdu ama buna rağmen zinde uyanmıştım. Dişlerimi fırçalayıp, geceden kalma makyajı kara zorla çıkardıktan sonra saçlarımı kafamın üzerinde kuş yuvası gibi görünecek bir topuz şeklinde bağlamıştım. Altımda ince gri bir eşofman, üzerimde askılı siyah bluzla alt kata indiğimde burnuma dolan ilk koku, annemin yaptığı gözlemenin kokusuydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Günaydın Ebru Yaşar, bugün de senden bir Aşkın Ateşten Gömlek performansı bekliyorum,” dedi Yener aniden yanımda belirerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi lan,” diyerek kahvaltı masasına doğru ilerledim, gözlerim Gurur’u aradı ama burada değildi. Vural, Yaman ve Kerim nefessiz kalmış hâlde gözleme yiyorlardı, Ayça kendine çay doldururken avucunun içindeki kalp dikkatimi çekti. Geceyi hatırladım. Nihan, Vural’ın baş harfini, Biricik, Devran’ın, Gaye de Hüsrev’in baş harfini kınayla avucuna çizmişti. Çolpan ve Ayça sadece kalp çizmişlerdi, Simge Yener’in baş harfini çizdiğinde amcam fark etmiş gibi ona bakmış, o da hızla kınayla bir çizik daha atarak Y harfini komik bir ağaca çevirmişti. Bodur, böyle kısa, tıknaz bir ağaç.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bodur zeytin ağacı, bir çay doldur bana,” diyerek Yener’e döndüğümde, Yener ne demek istediğimi anlamış gibi bana dik dik baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bardakla mı testiyle mi istersin?” diye sordu Yener, yüzüne sahte bir gülümseme çizerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eymen hiç beklemediğim bir anda eğilip kafamın üstünü öptü, ardından yanımdaki sandalyeyi çekerek hemen dibime oturup önüne bir gözleme aldı. Bakışlarımı Eymen’in yüzünde dolaştırdım, Yener de yan yan ona bakıyordu. Sonunda Yener çaydanlığı eline aldı, Eymen’in önündeki bardağa çay doldurmaya başladı. Eymen kafasını kaldırıp Yener’e baktı, bir süre birbirlerine dik dik baktılar, sonra Yener, ‘ne var’ der gibi kafasını sallayıp göz kırpınca, Eymen gülerek önüne döndü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sağ ol Yener abi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener bıyıkaltından gülerek bu kez bana doğru dönüp benim de bardağıma çay doldurdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem, “Hadi soğutmayın kuzum,” diyerek bir tepsi dolusu daha gözlemeyi önümüze bıraktı. Maria da ocak başında durmuş, annemin yaptığı börekleri çeviriyordu. Kızlar yardım teklif etmişlerdi etmesine ama aralarında otlu börek ve gözleme yapmayı bilen olmadığından, annem onları kibarca reddetmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam, elinde bir gazeteyle bahçe kapısında belirdi, hemen yanında da Gurur vardı. Birlikte içeri girerlerken, babam rulo şekline soktuğu gazeteyle Gurur’un kafasına vurdu ve aralarında bir şakalaşma dönüyormuş gibi gülüştüler. Gurur’un üzerinde ona biraz dar gelen tişörtün babama ait olduğunu fark ettim, beyaz polo yaka bir tişörttü ve Gurur’a çok yakışmıştı. Muşta, erkeklerin kaldığı evden çıkıp kapıyı çekti, bahçeye dolandı ve “Günaydın,” diyerek sandalyesinde oturan Dide’yi öpmek için eğildi. “Uzun bir gün olacak, yakıtlarınızı doldurun,” dedi gözlerini askerlere çevirerek. “Kaytardığınızı görmeyeyim, canınıza okurum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Komtan,” dedi babam, “rahat bırak çocukları, yesinler içsinler, burnundan getiriyo’n sabilerin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta babama sakince baktı ama gözleri askerlere döndüğünde yine bir şahinin gözleri gibi keskinleşmişti. “Nesi sabi bunların, eşek kadarlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benim çatımın altında her biri sabidir,” dedi babam, gazeteyi masaya koyup oturdu. “Hoca ile konuştuk, oğlanla,” dedi babam çayını doldurup Gurur’u işaret ederek. “Birkaç saate gelir imiş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hocayla mı?” diye sordum gözlemeden bir parça koparırken. “Hangi hoca baba?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İmam bizim, Şeriflerin Osman,” dediğinde bir an duraksadım. “E benim saf salak kızım, dün testileri kırarken bugün nikahın olacağını bilmiyordun herhalde?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunlar ciddi ciddi evleniyor,” dedi Eymen bir anda, güncelleme alıyormuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Apple’ın yeni sürümünü en geç gönderdiği eskimiş iPhone modeller gibi değil mi şu an? Dün ablası testi kırdı, bugün diyor ki bunlar evleniyor. Ya senin dokuz değil sekiz ay sonra yeğenin olacak. Farkındaysan sekiz dedim hatta yedi bile olabilir.” Yener’in bu söylediği karşısında Şebnem anne gülerek masadan kalktı, annemlerin yanına gidip yardım için yanlarına çöktü ama daha önce hiç yapmadığından olsa gerek, sadece bakmakla kaldı…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İmam nikahı nasıl kıyılıyor?” diye sordum sessizce, hiç bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her gün imam nikahı kıydırıyoruz Zeliha biz, hobi olarak,” dedi Yener.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge ona dik dik baktı. Yener hızla, “O kadarını yapmadım ama artık,” diye isyan etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Bana ne be,” diyerek gözlerini kaçırdı. Babamların yanında pot kırmak istemediği kesindi ama o giderken babam dönüyordu, çoktan bu konuyu çözdüğüne emindim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hoca geldiği vakit anlatır. Hepimiz anasının karnından bu bilgiyle doğmuyoz ya kız,” diye güldü annem çöktüğü yerden bana bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O günün devamında sanki bilincim bir sis perdesiyle örtülmüştü. Her şey çok hızlı ilerliyordu ve bu bir rüya falan da değildi. Sabah kahvaltısından sonra hep birlikte sofrayı toparladık, askerler de yardım ettikten sonra çardağa gidip gölgede çaylarını yudumlamaya başladılar. Ben de bir köşeye tünemiş, sürekli göz ucuyla kapıdan girecek hocayı bekliyordum. İçimde bir titreme vardı, ne zaman adımlar bahçe taşlarında yankılansa geldiler sandığımdan kalbim göğsümden fırlayacak gibi oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve sonra hoca geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Osman Hoca, babamın yanında ağır adımlarla bahçeye girdiğinde herkes ayağa kalktı. Üzerinde beyaz bir gömlek, başında takkesi vardı; yüzünde yılların getirdiği bir ciddiyet, gözlerinde ise şefkatli bir sıcaklık görür gibi oldum. Çocukluğumu bilen isimlerden biriydi. Elinde küçük deri kaplı bir dua kitabı vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahçede birden sessizlik oldu; biraz önce kahkahaların yükseldiği masa sanki bir anda mabede dönüşmüştü. Hoca sandalyeye oturdu, bizleri süzdü, sesi hem tok hem de yumuşaktı: “Evvela istiğfar ile başlayalım. Gelin ve damat, herkesle birlikte kalplerimizi temizleyelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerime buz gibi bir serinlik indi. Hep bir ağızdan hocanın söylediklerini tekrarladık. Dilimden dökülen sözlerin ardından içimde sanki paslı bir kapı açıldı, kapı açılırken yıllardır üzerine çökmüş ne kadar toz varsa silkeledi, içimde bir ferahlık hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoca, “Kelime-i Şehadet’i getirelim,” dediğinde bahçeyi dolduran sesler, aynı anda söylenen tek bir cümlenin gücüyle büyük bir uğultu yarattı. Gözlerini bana çeviren Osman Hoca’nın bakışları yavaşça benden koparak Gurur’a çevrildi. Ardından, “Bugün burada Allah’ın emri, Peygamber’in sünneti üzere bir nikâh akdedeceğiz. Bunun üç şartı vardır: Mehir, icap ve kabul, şahitlerin huzuru. Evvela mehri soracağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahçede çıt çıkmadı. Gözlerim Gurur’a kaydı, bakışları doğrudan hocaydı. Yüzündeki ciddiyetin ardında kalbinin benimki kadar hızlı attığını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoca, Gurur’a döndü. “Şebnem oğlu Gurur Mert, Gülbahar kızı Zeliha için ne mehir veriyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur hiç tereddüt etmedi. “Zeliha ne isterse odur hocam,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hocanın bakışları şimdi benim üzerimdeydi. “Kızım, mehir senin hakkın. Ne istersin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yalıyı, diyemezdim ortam çok ciddiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Derin bir nefes alıp göz ucuyla Gurur’a baktım. Onun gözlerinde bana verebileceği bütün altınlardan, bütün servetlerden daha büyük, daha kıymetli bir şey vardı: Ömür boyu sürecek sadakat.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben ondan altın da mal mülk de istemiyorum hocam,” dedim. “Ben ondan ömrü boyunca sözünü, sadakatini ve kalbini istiyorum. Bana bu üçü yeter.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un bakışlarının bana çevrildiğini hissettim ama bu kez kafamı çevirip ona bakamadım, yanaklarım kıpkırmızı olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoca başını salladı. “Sadakat en büyük mehirdir. Sen ne diyorsun oğlum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur gözlerini hiç ayırmadan bana bakıyordu, hissedebiliyordum. “Kabul ettim,” dedi sakince. O anda içimde öyle bir sükunet doğdu ki sanki göğsümün ortasında sıcacık bir güneş yerleşti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Osman Hoca babama döndü. “Kahraman, kızın Zeliha’nın oğlumuz Gurur’la evlenmesine rızan var mı?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam hiç düşünmeden, tok bir sesle, “Rızam var hocam,” dedi. Hoca soruyu babama tam tamına üç kez sordu, üç kez aynı cevabı aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ardından Osman Hoca’nın gözleri anneme çevrildi. “Anne rızası var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem gözlerinden akan yaşları silerek, “Var,” dedi başını sallayarak. Hoca soruyu üçledi, üç onay cevabı aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra gözleri yavaşça bana çevrildi. Bütün bahçe sessizleşmişti, hoca tane tane sordu: “Gülbahar kızı Zeliha, Şebnem oğlu Gurur Mert’i helalliğe, zevcliğe kabul ettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dilimin damağıma yapıştığını hissettim. Kalbim kaburgalarımı parçalayıp dışarı fırlayacak gibiydi. Dudaklarım aralandı. “Ettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tekrar soruyorum,” dedi hoca. “Şebnem oğlu Gurur Mert’i helalliğe, zevcliğe kabul ettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesim bu kez titremedi. “Ettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir kez daha soruyorum. Şebnem oğlu Gurur Mert’i helalliğe, zevcliğe kabul ettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Neredeyse gülümseyecektim. Daha yüksek bir sesle, “Ettim,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoca gözlerini Muşta ve Tayfun abiye çevirdi. “Şahitler siz misiniz?” diye sordu, babam başıyla onayladığında Muşta ve Tayfun abi de aynı şekilde onayladılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sizler, şahitlik ettiniz mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ettik,” dediler aynı anda, bu soru üç kez soruldu, üç kez onay cevabı alındı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hocanın gözleri yavaşça Gurur’a çevrildiğinde nefesimi tuttum. Hoca, “Şebnem oğlu Gurur Mert,” dedi. “Gülbahar kızı Zeliha'yı helalliğe, zevceliğe kabul ettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Kabul ettim,” dedi hiç düşünmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoca tam üç kez bu soruyu sordu ve üç kez bir an olsun duraksamadan aynı cevabı verdi. Yeniden şahitlerden üç kez onay alan hoca, “Ben de bu nikâhı akdeyledim, amin,” dedi ve ellerini kaldırıp duaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dualar sona erdiğinde fark ettiğim bir şey daha vardı. Artık sadece Zeliha Özdağ değildim. Artık Gurur’un karısıydım. Artık biz herkesin önünde mühürlenmiş, şahitlerin huzurunda birbirimize bir söz vermiştik. Geriye sadece bir kağıda atılacak imzalar kalmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam hocayı uğurlarken, Gurur’un gözleri gözlerime dokundu ve bir an birbirimizin gözlerinin içine baktık. Kalbimin atışları değişti, içinde olduğumuz kalıp bile değişmiş gibi hissediyordum. Kabuğumuz değişiyordu sanki. Karşımdaki adam beni yaratan ilahi gücün, Allah’ın huzurunda artık eşimdi. Sanki bunu fark etmek sadece benim değil, onun için de sarsıcı bir şeydi ve durup birbirimizin gözlerinin içine uzun süre bakmaya devam ettik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi bakalım,” dedi babam bize doğru yürürken. “Ben düğün mekânını kontrol etmeye gideyim, Gurur sen de yine bir tıraşa git oğlum.” Bakışlarını bana çevirdi. Yüzüme bir süre baktıktan sonra gülümsedi. “Özdağ soyadını bırakıp gidiyon öyle mi?” diye sordu ve sorusu bir an duraksayarak yutkunmama neden oldu. Aniden hızlı adımlarla bana doğru yürüdü, tam önümde durup elini belime atarak beni kendine çekti ve alnımı öperken, “Bırakmam,” dedi, “kal böyle dizimin dibinde sen benim. Yollayalım herkesi evine, çekelim kapımızı oturalım babam olmaz mı?” Gülerek sorduğu bu sorunun aslında onu her an ağlatacağını hissedebiliyordum. Yanağımı okşadı, geri çekilirken, “Kendini yormadan güzelce süslen,” dedi. “Küçükken pek severdin süslenmeyi, düğünleri. Boncukları taşları çok severdin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soyadım nüfus kağıdında değişecek, ben hâlâ kızınım senin, hâlâ Özdağ’ım baba,” dediğimde, “Öylesin tabii, esti mi sana deli rüzgâr, kimsecikleri umursamadan çekip kapıyı çıkıp gelebileceğin, istersen bir ömür kalabileceğin ev burası. Senin evin,” dedi. Yanağımı okşadı. “Hadi bakalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam ağlayacaktı ya da ağlamamak için kaçıyordu bilmiyordum ama eve girip gözden kayboldu. Herkes yavaşça dağıldığında artık bahçede Gurur ile yalnızdım. Bana doğru yürüdü, tam önümde durup kafasını eğmeden, sadece gözlerini indirerek gözlerimin içine baktı ve çenemi parmağının arasına alarak, “Şimdi sen benim karım mısın?” diye sordu, kalbim delice çarparken gözlerinin içine baktım ve başımı yavaşça salladığımda çenem parmaklarının arasında hareket etti. Gözlerinde daha önce eşine rastlamadığım bir ışık görür gibi oldum, parmağını çenemden çekmeden eğildi, gözlerini yumup dudaklarını alnıma bastırdı ve “Tepinmiyorsam, çığlık falan atıp koşarak mahalledeki tüm kapıları çalmıyorsam mahalleli bir deliyle evlendiğini düşünmesin diye,” dedi fısıldar gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapsan çok komik olurdu,” dedim dudaklarımı birbirine bastırarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dilediğin buysa.” Dudaklarını alnımdan çekip gözlerinin içine baktı. “Biraz tuhaf hissediyorum, normal mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarım çatıldı. “Ne o? Evlenmekten vazgeçmek üzere falan mısın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır,” dedi, “karnım sıkışıyor, damarlarım çekiliyor gibi oldum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amca, kalp krizi geçirmiyorsundur değil mi şu an?” Dedim şok içinde, birden gözlerini yumup genişçe gülümsedi ama kıkırdamadı. Derin bir nefes alırken gözleri hâlâ kapalıydı. Tekrar gözlerini açtığında gözünün beyazının kıpkırmızı olduğunu fark ettim, bir an donup kaldım ve sadece gözlerine sinen kızıllığa bakarken ne diyeceğimi bilemedim. “Güneş,” diyerek bakışlarını farklı yöne çevirdi, “güneş gözümü aldı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yalanı beni gülümsetirken, “Güzelliğimdir gözünü alan,” diye alay ettim ama ben de biri bana dokunsa hüngür hüngür ağlayacakmışım gibi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ona ne şüphe?” Alnını alnıma bastırıp yanağımı parmağının altında yavaşça okşayıp yutkundu. “Bir doktorunu arayalım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarım çatıldı ama tepki vermek yerine sakince, “Neden?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dün gece kıpır kıpırdın, bu gece de öyle olacak. O yüzden önlem amaçlı arar bir danışırdık.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuştuk ki doktorla,” dedim sakinliğimi korumaya devam ederek. “Kramplarım, ağrım ve kanamam olmadığı sürece bir sorun olmayacağını söylemişti. Ağrım olsa senden saklarım diye mi düşünüyorsun?” Haksız da sayılmazdı ama en azından bilmeliydi ki, onun tehlikede olduğunu düşünecek olursam asla durmazdım, ruhum parçalanacak ve hatta Gurur’un da ruhunu parçalayacak olsam bile onu korumak için harekete geçerdim. Kendimi gerçekten iyi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eğer sen iyiyim diyorsan,” diyerek tekrar eğilip alnımı öptü. “O zaman hazırlanmaya başlasak iyi olur, Zeliha Özdağ. Seni Çalıklı yapmak için sabırsızlanmaya başladım çünkü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidip damat tıraşını ol bakalım, Çalıklı,” dedim onu taklit ederek. “Kim bilir, belki bu akşam ben seni Özdağ yaparım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam tekrar kapıyı açıp dışarı çıkınca yavaşça birbirimizden ayrıldık. Babam bilerek bizden tarafa bakmamış gibiydi. Bahçenin çıkışına yürürken, “Damatlığını al da gidelim Gurur,” diye seslendi ve Gurur hızla yanağımdan öpüp, “Akşamüstü görüşürüz karıcığım,” diyerek hızla benden uzaklaştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biricik, üst katın penceresini açıp, “Zeliha, hadi, saçlarını saralım da akşama doğru açar şekillendirmeye başlarız. Çok işimiz var!” diye seslendi. Devran’ın erkeklerin kaldığı evden, “Civcivim,” diye şakıyınca Biricik utanarak hızla pencereyi kapattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay bugünlük Biri Bizi Gözetliyor Zeliha görevini bir köşeye bırakayım, düğünüm var benim,” dedim kendi kendime gülerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve koşar adımlarla son kez Özdağ soyadının gölgesi altında büyüdüğüm evin kapısından içeri girdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Akşamüstünün kızıllığı bahçeden içeri süzülüyor, duvarlarda ince gölgeler bırakıyordu. Gün boyunca kahkahalar ve tatlı bir telaşla dolan ev, şimdi ağır bir sessizliğe bürünmüştü; sanki herkes nefesini tutmuş, beni bu anın içine saklamıştı. Su dalgaları üzerinde oldukça uğraşılmış bir şekilde çıplak omuzlarımdan aşağı dökülüyordu. Omuzlarım açıktı, fildişi dantelin ince yaprakları, sanki derimin üstünde kendi gölgelerini taşıyormuş gibi çıplak omuz çizgime tutunuyordu. Göğüste gizli bir kalp kıvrımı vardı, derin değildi, sadece nefesimin yükselip alçalışıyla kendini gösteriyordu. Omuzlarım açıktı ama kollarım bile kadar tamamen şeffaf tülün içindeydi; tülün üstüne serpilen dantel çiçekler, bileğe yaklaşınca sıklaşıp manşette küçük bir dantel dalgaya dönüşüyordu. Sanki tüller omzumdan düşüp kolumun kıvrımına kendi isteğiyle kaymış gibi duruyordu. Kumaş, içten sıcak bir şampanya astarla yumuşatılmıştı, onun üstünde fildişi tonunda ince Fransız danteli tüm bedeni sarıyor, bende inceliyor, kalçamın çizgisini usulca takip edip dizin biraz altında açılarak denizkızına dönüşüyordu. Aslında ne tam denizkızı ne de sırf düz bir sütundan ibaretti; tam kararında fit and flare modeliydi. Adım attığımda etek yerde sessiz bir fısıltıya dönüşerek açılıyor, uçtaki dantel bordür zeminde ince bir iz bırakıyordu. Arkada kısa bir kuyruk vardı, gösteriş için değil, yürüdükçe peşimden gelen bir cümle sonu gibiydi. Sanki bir roman sayfasına işlenmiş kelimelerdim ve duvağım arkamda ilerleyen son cümlemdi. İri, parlak dalgalar omuzlarımdan aşağı süzülüyor, başımdan tek kat inen uzun duvak o dalgaların üstünden, sırtıma ve çok daha öteye akıp gidiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duvak katedral boyundaydı; kenarlarında genişleyen dantel yapraklar yere serildiğinde zemine ay ışığı gibi beyaz bir sınır çiziyordu. Yürürken duvağın en uç kısmı, rüzgârın hafif bir hamlesiyle kesin açılır, sonra bir su dalgası tekrar kapanırdı; düşüncesi bile kalbimi hızlandırmıştı. Boynumda bir şey yoktu; bu yakanın yukarı doğru kalp gibi kıvrılan dantel yakası tek başına bir kolye gibiydi zaten. Kulaklarımda ise küçük, kıpırtıda parlayıp sönen kibar taş küpeler vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım tam aynanın önünde durduğum esnada yavaşça iki elimle sıkıca tuttuğum çiçek buketine kaydı. Beyazın en temiz tonlarınca iri gonca güller, iki zambak, aralarına serpiştirilmiş narin çiçekler ve tam ortasında da beyaz bir gelincik vardı; gelincik küçüktü ve buketin kalbi gibi duruyordu. Tüm çiçekleri ince, uçları püsküllü bir tül sargı tutuyordu. Buketin beyazlığı, fildişiyle kavga etmiyor, tam tersine, gelinlikle doğrudan bağlantı kuruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir hayalin içinde gibiydim ve sanki o an, hayalin ta kendisiydim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki o an, Gurur Mert Çalıklı’nın tek hayali bendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aynaya o kadar uzun süre baktım ki… Gözlerim sonunda gelinliğimden ayrılarak yüzüme çevrildi. Çillerimi kapatmamıştım, çünkü çillerim Gurur’un en sevdiği aksesuarımdı. Kirpiklerim güçlü bir şekilde kıvrılmış, takma kirpiklerle güçlendirilmişti. Burnum ve elmacık kemiği çizgimde belirgin bir şekilde şampanya rengi aydınlatıcı parlıyordu. Doğal geçişlerle, aydınlık ve parlak bir makyaj yapılmıştı yüzüme. Dudaklarımda yine bu geçişleri oldukça zarif kılacak nude görünse de tatlı bir renk veren saten bitişli, gloss gibi görünen bir ruj vardı. Daha çok kahverengi gözlerim ön plana çıkarılmıştı ve siyah kirpikler ile yumuşak geçişli gibi dursa da yoğun görünen göz makyajım gözlerimin içindeki turuncu yansımaları açığa çıkarmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şampanya tonlarına boyanmış uzun tırnaklarımı çiçeğin tüllerine bastırarak derin bir nefes aldım ve Simge omzumu yavaşça öpüp duvağımı düzelterek aynadaki yansımama baktı. “Daha iyi bir gelinlik varsa bile, senin üstünde bu gelinliği gören herkes, yine de dünya üzerindeki en iyi gelinliğin bu olduğunu düşünürdü,” diye fısıldadı. Yeşil, simsiyah makyajıyla belirginleştirilmiş gözlerinin beyazı saniyeler içinde kıpkırmızı olmuştu. Üzerinde gözlerinin yeşilinin aksine bebek mavisi, esmer tenini ve oldukça göz alıcı fiziğini ortaya seren saten bir elbise vardı. Nedimelerimin ortak kararıyla hepsi bu dokunsam uçup gidecekmiş gibi görünen, göğün en tatlı rengini giymişlerdi; ince askıları olan, tenlerini saran saten elbiseler. Nedime elbisesi giymeyi seçen arkadaşlarımdı, benim bile son anda haberim olmuştu bu durumdan ama öyle uyumlu ve güzel görünüyorlardı ki, sanki bir gelin buketinin içindeki çiçekler gibi görünüyorlardı. Hepsi saçlarını dümdüz, keskin bir fönle şekillendirmiş, ardından da sıkı, oldukça vamp görünen bir atkuyruğu şeklinde toplamışlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve yine bildiğim bir şey varsa, tüm askerler siyah takımlarının içine beyaz gömlek giyip, kızların elbisesiyle aynı renk olan o tatlı, bebek mavisi kravattan takmışlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dışarıdaki davul zurna seslerini duyabiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çiçeğimi daha sıkı kavradım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hazır mısın?” diye sordu Simge gözlerini gözlerimden çekmeden, ağlamamak için kendini tutuyor gibiydi ama o siyah göz makyajını bozmak istemeyeceğinden emindim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı yavaşça sallayıp, “Hazırım ama düşüp bayılacak gibi hissediyorum,” dedim derin bir nefes alarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne? İyi misin? Biraz dinlenmek ister misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır deli, o anlamda değil.” Derin bir nefes aldım. “Yani biz iyiyiz. Ben sadece… Öf ya çok heyecanlıyım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge sırıttı. “Dur daha, hele bir gece çöksün…” deyince ona dehşet içinde baktım. “Ay şaka yaptım be. Aman sanki daha önce bin kez o haltı yememişsiniz gibi sen de…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aniden çiçeği tek elime alıp Simge’ye nah çektim. “Bak bunu gördün mü? Hamileyim ben, erkek sinek yaklaşamaz şu an bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahkaha attıktan sonra, “Her şeyin bir sırası var, hele bir iyi ol da, balayını sonra yaparsınız,” diyerek omzuyla omzuma vurdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şekerim ben balayını yaptım kadar oldu, sen daha kesme şeker ayı bile yapamadın ona yan,” dediğimde Simge birden gözlerini kaçırdı ve bu şüpheli hareket karşısında radarlarım anında olaya tepki vererek dönmeye başladı. “Bana baksana bir sen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi git be.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi düşüp bayılırım,” dedim şok içinde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya olmadı öyle bir şey! Salak mısın?” Korkuyla kapıya doğru baktı. “Babamın yanında falan öyle deli deli imalar yapma sakın boşboğaz. Hamile kaldın kalalı daha boşboğaz oldun zaten sen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yo, ben hep böyleydim,” dedim ona düz düz bakarak. “Anlat, ne oldu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha, üzerinde gelinlik var ve bu akşam evleniyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl yani üzerimde gelinlik varken seks hikayesi dinleyemezsin diye bir kural mı var ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya ne seksi!” Tekrar irkilerek kapıya doğru baktı, ardından derin bir nefes aldı. “Hiçbir şey olmadı. Yani o tür bir şey olmadı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama bir şeyler oldu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi çiçeği yiyeceğim, kızım söylesene!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya ne meraklısın be, ben sana nasıl çocuk yaptın diye soruyor muyum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorsan anlatırdım kız, aramızda sır mı var?” diye alay ettiğimde başını iki yana sallayarak gülmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öpüştük falan.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona sırıtarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biraz fazla öpüştük işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona sırıtarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biraz fazla işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona sırıtarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kıyafetlerimiz üzerimizdeydi Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona tekrar sırıtarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sonra aniden yanıma uzandı ve hiçbir şey yapmadık, uyuduk.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an yüzümdeki sırıtış silindi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay resmen âşık,” dediğimde Simge hiçbir şey söylemeden gözlerini kaçırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi geveze, artık kocanın koluna girme vakti,” diyerek beni kapıya doğru itekledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya dur be, heyecanım geçsin diye sorular soruyorum sana, yoksa bana ne mart ayındaki kediler gibi birbirinize mavlamanızdan?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana bak kusmaya falan kalkışma sakın,” dedi ve eğilip karnımı tuttu. “Anneyi kusturmak yok teyzecim, tamam mı? Bu makyajı yapana kadar anam ağladı benim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çocuğuma duygusal baskı kurma,” diyerek elini ittim. “Kusmak istersen düğün pistinin ortasına bırakırız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yerim seni de çocuğunu da,” dedi saldırgan bir şefkatle. “Yürü hadi konuşan katır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dönüp kapıyı açacaktı ki aniden irkilerek derin bir nefes aldım. Birden o kadar heyecanlandım ki gerçekten eğilip kusmaya başlayacağımı sandım ama çok şükür ki böyle bir şey olmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve Simge kapıyı açtı. Dönüp odama son kez bakmadan önce ağır adımlarla yürüdüm, ayağımdaki stilettolar çok rahat ve yumuşaklardı ama bu kez de ayak tabanlarımın uyuştuğunu hissettim, öyle heyecanlıydım ki vücudum rahatsızlık duyabileceği her şeyi bana gösteriyordu. Odamın kapısında durup omzumun üstünden odama bakarken iki elimle gelin çiçeğimi sıkıca kavradım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Merdivenleri inmeye başladığımda kalbimin nasıl delice çarptığını duyabiliyordum, dışarıda çalan davullardan bile daha gürültülüydü; baskısıyla tüm ruhumu titretiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben evin çıkış kapısına yaklaştıkça davulların sesi daha yakından gelmeye başladı, kulaklarımdaki uğultu çoğaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve kapı yavaşça açıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahçedeki ağaçlara takılı lambalar, çöken akşama eşlik ederek ateş böcekleri gibi yanıyordu. Oradaydı. Sırtı bana dönük, bahçenin ortasında duruyordu ve onu gördüğüm anda derin bir nefesle omuzları şişmişti. Kapının açıldığını duymuş muydu?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dide, üzerinde nedimelerimin giydiği elbisenin daha şirin bir versiyonuyla hemen bahçedeydi. Beni gördüğü anda, “Zeliha abla!” diye bağırdı coşkuyla ve Gurur bunu duyduğu an olduğu yerde daha da dikleşti, nefesini dahi tutmuş olmalıydı. Bakışlarım bahçede hızla dolaştı ve bana gülümseyerek bakan, uyumlu kıyafetler içindeki arkadaşlarıma sırayla göz gezdirdim. Bakışlarım tekrar sırtı bana dönük olan Gurur’a çevrildiğinde yutkundum ve elimdeki gelin çiçeğini daha sıkı kavradım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona doğru yürümeye başlarken iki elimle gelin çiçeğimi düşürmekten korkar gibi sıkı sıkı kavramaya devam ediyordum. Her bir adımda, hikayemin son sayfasına yaklaşmışım gibi değil de yeni bir sayfanın üzerine yazılmaya hazırmışım gibi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir elimi çiçeğimden çektim ve yavaşça onun omzuna dokundum. Sırtına çarpan sıcak nefesim doğrudan yüzüme geri döndü, tüm duyguları daha net hissettiğim bir andı ve bu beni yutkundurdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona dokunduğumda bedeninin nasıl ürperdiğini hatırlıyorum. Yavaşça bana doğru dönerken zamanın nasıl yavaşladığını… Yakınlarda çalan davulun sesinin bile aslında ne kadar uzaklardan geldiğini fark ettiğimi…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimiz birleştiğinde orası kıyametim değildi, hiç olmamıştı; orası aslında doğduğum günden bu yana içine girmemi bekleyen cennetimdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ela gözler, güneşin solmak üzere olan ışığının son kez gözlerine dokunmasıyla yanan bir orman gibi alev alarak parladı. Gözlerimin içine öyle bir baktı ki, sonda değil, her şeyin başlangıcında olduğumuzu anlamamı sağladı. Bir adım geri çekilip, ona bana baştan aşağı bakması için alan tanıdığımda uzun süre gözlerini gözlerimden ayıramadı ve bunu yapamadı ama sonunda o gözler gözlerimden ayrılmayı başardı. Beni baştan aşağı süzdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu, onun ilk kırılma anıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarını burun kemerine götürüp sıktığını gördüm, adem elması boğazının içinde titredi; yukarı ve aşağı sallanan adem elmasını gördüm ve Gurur’un titreyen çenesi de bu görüntüye eşlik etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağlıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur Mert Çalıklı, beni gelinlikler içinde gördüğü anda ağlamaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi havaya kaldırdım, sonra indirdim ve tekrar kaldırdım; hissettiğim şaşkınlık yerini bambaşka bir duyguya bıraktığında benim de çenem titremeye başladı. Bahçedeki herkesin şaşkınlıkla Gurur’a baktığını hissedebiliyordum ama o, bunu biraz olsun umursamıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağladığını benden saklamak ister gibi kafasını yana çevirdiğinde yüzünün saniyeler içinde kıpkırmızı olduğunu fark ettim. Çenesi titremeye devam ediyordu, dişlerini sıkıp tekrar bana baktığında, elini aniden yakalayıp onu kendime doğru çektim ve kollarımı boynuna sararak ona sıkıca sarıldım. “Neden ağlıyorsun?” diye fısıldadım titreyen sesimle ama buna cevap vermek yerine kollarını belime sarıp nefesini boynuma vererek beni daha sıkı kucakladı. Ayaklarım yerden kesildi, sonra eteğimin yavaşça dönmesine, uzun duvağımın etrafımızda bir dalga oluşturmasına neden olacak şekilde beni yavaşça döndürdü. Göz göze geldiğimizde hâlâ onun kollarının arasındaydım, ayaklarım yerden kesilmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ela gözleri ağladığı için şimdi camın ardında görünen keskin bir orman gibi yeşildi. Çenesi titrerken gülümsedi ve gülümsemesi içimde göğün koynunda batan o güneşin doğmasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir kızımız olana kadar,” dedi, “bir kızımız olana ve onu gelinlikle görene kadar, sen gördüğüm en güzel gelinsin.” Gözlerini gözlerimden çekmedi, bir damla gözyaşı burun kıvrımından akarak dudağının arasına aktı. “Hatta kızımız bile bu dünya üzerindeki ikinci en güzel gelin olacak. Öyle güzelsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de gördüğüm en yakışıklı damatsın,” dedim hâlâ kucağındayken. “Ama kötü bir haberim var, bir oğlumuz olduğunda onu damatlıkla gördüğümde, sen bu dünyadaki en yakışıklı ikinci damat olacaksın.” Gözlerimin kenarları kırışana ve yine gözlerim küçücük çizgiler hâlinde kalana dek gülümsediğimde, o da benim gibi gülümsüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımı alnına bastırıp onu öpmek istedim, rujumu bulaştırmak istemediğimden bunun yerine burnumu alnına sürterek gülümsedim. “İndir beni deli, kendi düğünüme mi geç kalayım?” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur beni indirdiğinde, Eymen elinde bir kırmızı kuşakla bana yaklaştı. Gözlerimi kırmızı kuşağa indirdim, bu adeti hiç sevmezdim, ailem de bunu çok iyi bilirdi. Gurur gözlerini ayırmadan beni izliyordu ama benim gözlerim kardeşimdeydi. Eymen gülümseyerek, “İznin var mı?” diye sordu. Burun kıvırdım. Eymen gülerek elindeki kırmızı kuşağı üç kez belimden geçirdi, ardından kırmızı kuşağı yere attı ve “Yere batsın örfü adeti,” dedi, “sen beyazlar içinde en güzelisin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eymen bunu söylediği anda, bahçedeki tüm arkadaşlarımızın, annem ve babam da dahil olmak üzere avuçları birbirine vurmaya başladı. Yere düşen kuşağa, sonra da dolmuş boncuk gözleriyle bana bakan kardeşime baktım ve dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Seni çok seviyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin için bu dünyayı yakarım,” dedi Eymen gözünü bile kırpmadan. “Çok mutlu ol abla. Bu dünyada senden daha çok mutluluğu hak eden kimseyi tanımadım.” Eğildi, alnını alnıma dayadı ve gülümsedi. “Hiç kimse olmadığında dahi, dönüp baktığında birini göremediğinde dahi, kardeşin olarak senin için her zaman orada olacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben de öyle ablam,” diyerek yanağını avucumun içiyle sevdim. “Kafanı çevirdiğin her yerde, her an, tek bir gün yalnız kalmana izin vermeden, ben her zaman orada olacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Cin gibi de musallat olma ama ya,” diye dalga geçip burnunu çekerek bu duygusal havayı dağıtmaya çalıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Eşimi alabilir miyim?” diye sorduğunda, Eymen ona dik dik bakarak, “Al bari,” dedi. Gurur bu tepkiye gülümsedi, elinin tersiyle gözlerini sildikten sonra beni yavaşça belimden kavrayıp bahçede bizi izleyen aile büyüklerimize doğru ilerletti. Babamın o deniz mavisi gözleri tüm dalgalarını kıyısına bırakmıştı, Kahraman Özdağ kızının gelinlikle karşısında duran suretine bakarken özgürce ağlıyordu. Beni yakaladı, elini omzuma koyarak kendine çekti ve ben daha onun elini öpemeden bana sıkı sıkı sarıldı. Hiçbir şey söylemedi ama hüngür hüngür ağlarken bana sıkıca sarılması, kurabileceği binlerce cümleden daha ağır geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihayet beni bırakınca elini öpüp kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktım. “İki gözüm,” dedi birden deniz gözlüm, sonra beni tutup yine çekti ve göğsüne bastı; herhalde ayıp olmayacağını düşünse beni tutar eve götürür kapıları kilitler, Gurur’u da kovalardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rabbim mutluluğunu daim kılsın babam, gözüne bir damla yaş, gönlüne bir damla yas koymasın,” dedi babam bana sıkı sıkı sarılırken. “İki gözüm benim, can parçam, ay parçam benim, Zeliha’m benim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim doldu ama geri çekilmeye çalışmadım, babama sıkı sıkı sarılıp kelimelerinin kalbime sıcacık akmasına izin verdim. Nihayet beni bıraktığında hıçkırarak gözlerimin içine baktı, yanağımı sevdi ve sonra ağzını bıçak açmadı. Ben babaannemin, gözyaşları içindeki annemin, Şebnem annenin ellerini öptüm, onlara sıkıca sarıldım; Gurur ise babam ile uzun uzun bakıştı ve babam sonunda elini Gurur’un ensesine atarak, “Gel bakalım kavak ağacı,” diyerek onu da beni bastığı gibi bağrına bastı. Onu benden ayırmadı, onu aldı, ailenin ortasına koydu; kalbinde onun için de bir yer açtı. Bunu ondan saklamadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bil ki sana kalbimi emanet ettim, canımı emanet ettim, kanımı emanet ettim,” diyerek Gurur’un sırtına her kelimesinden sonra avucunu vurdu. “Ama yine bil ki Allah da seni bana emanet etti, oğlum. Allah da seni bana emanet etti.” Gurur hiçbir şey söylemeden babama sarılmaya devam ediyordu, babam, Gurur’un sırtına indirdiği darbelerin ardından yavaşça Gurur’un sırtını okşadı. “Hoş geldin ailemize oğlum. Ben senin babanım bundan sonra.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur geri çekilirken gözyaşlarını babamdan saklamadı. Babam da kendi gözyaşlarını oğlundan saklamadı. Babamın elini tuttu, öptü, alnına koydu, tekrar öptü, sonra tekrar alnını o ele yasladı ve “Hoş buldum baba,” dedi sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam eğilip Gurur’un kafasının üstünü öptü, sonra diğer elini omzuna koyarak omzuna vurup, “Hadi bakalım,” dedi ve gülümsedi. Gurur, annelerimizin ve babaannemin elini öptükten sonra elimi kavradı; bu dünyada hiçbir kuvvetin bu eli bırakmasına yetmeyeceğine bana tüm kalbimle hissettirerek beni tuttu ve çıkışa doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bahçe kapısından el ele çıktığımız anı hatırlıyorum. Davulların daha gürültülü çalmaya başladığı, zurnanın davula eşlik ettiği an, tam da o andı. Tam önünde koca bir taş bebeğin olduğu, beyaz tüllerle süslü açık mavi, üstü açık bir arabanın önünde durduk. Hiç sorgulamadım ve Gurur’un benim için açtığı kapıdan geçerek yolcu koltuğuna oturdum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muğla’nın çocukluğuma ait anılarıyla dolu yollarında önünde bizim ilerlediğimiz gelin konvoyu tüm şehri dolaşmaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir ara konvoydan ayrıldığımızı hatırlıyorum, dedemin uyuduğu mezarlığın önünde duran o açık mavi gelin arabasından indiğimi ve düğünüme gitmek için yola koyulmadan önce Gurur ile dedemi tanıştırdığım o kısacık anı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babaannem benden önce davranmış, sabahtan gelmiş olmalıydı çünkü dedemin mezarının üzerinde benim dantelden yapılmış düğün davetiyem, nikah şekerim ve bir tane de beyaz gelincik duruyordu. Dedemin mezar taşına dokunduğum an, sıcak bir meltem sanki dedemin kollarıymış gibi bedenimi sarmış, içim titrerken, “Sana damadını getirdim, dede,” diye fısıldamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un o anlarda kurduğu tek bir cümle olmuştu:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhaba dede, seninle tanıştığıma memnun oldum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Son kez dedemin sonsuz uykusuna devam ettiği mezarın üzerindeki davetiyeye baktım. Davetiyenin üzerindeki cümleyi Gurur yazdırmıştı. Şöyle yazıyordu:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Anahtarım vardı ama her akşam kapıyı açan kişi o olsun istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Akyaka’nın akşamüstü rüzgârı, denizin kokusunu dalgaların köpüğünden alıp düğün salonuna taşıyordu. Gökyüzü lacivertin en berrak tonuna dönmüş, ufukta pembe turuncu çizgiler yerini yavaş yavaş geceye bırakmaya başlamıştı. Sahilin hemen kenarında, bembeyaz mermerden döşenmiş geniş bir alan yükseliyordu. Bu alan, sanki deniz ve dağlarla bütünleşmişti; bir adım daha atsan ayağın doğrudan köpüren dalgalara değecek, sırtını geriye versen sırtın dağın taşlarına değecekti. Masalar boydan boya dizilmişti; her biri bembeyaz örtülerle örtülü, kenarlarında inci şeritler işlenmişti. Çiçekler masaların üzerinde gümüş vazolarda açmıştı: Beyaz güller, zambaklar, ortancalar… Her masanın ortasına asılmış gibi duran zarif can fanusların içinde ince ince titreyen mum ışıkları vardı. Mumların alevleri rüzgârla hafifçe dans ediyor, denizden gelen iyot kokusu mumların kokusuna karışıyordu. Tavan yoktu; gökyüzü düğün salonunun en geniş kubbesiydi. Yukarıda iki yıldız yan ya yanmaya başlamıştı. Birkaç metre ötede kurulan sahnede orkestranın enstrümanları hazırdı. Sahnenin köşesinde bembeyaz bir piyano vardı; üzerine serpiştirilmiş inci taneleri gibi parıldayan küçük ışıklar piyanonun kapağında titreşiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben içeride, beyaz odanın bir köşesinde nefesimi tutarak bekliyordum. Tırnaklarım gelin buketimin tülüne sıkıca bastırılmıştı ve ellerim titriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mermer zeminin iki yanına dizilmiş uzun ince sütunlar vardı. Bu sütunların tepesine yerleştirilmiş ateş şelaleleri, birazdan yanmaya hazır bekliyordu. O ateşler yanacak, biz o ateşlerin arasından geçerek geleceğimize yürüyecektik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur odaya girmemişti, o beni girişte karşılayacaktı ve bana o yolda eşlik edecek ilk kişi babam olacaktı. Ayça elindeki beyaz yelpazeyle yüzümü serinlettikten sonra, “Hazır mısın?” diye sordu, bebek mavisi saten elbisenin içinde ateşe ait bir tanrıça gibi görünen arkadaşıma neredeyse ağlayacak gibi baktım. Sırıttı. “Gelinliğine takılıp düşmemeye çalış, olur mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç yardımcı olmuyorsun,” diye inledim başımı geriye atarak. “Ya düşersem?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hepimiz seni kaldırmak için orada oluruz,” dedi Ayça aniden, gözlerimi kaldırıp gözlerinin içine uzun uzun baktım. Dudakları yukarı kıvrıldı. “Daima,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biliyorum,” dediğimde gülümsemesi daha da genişledi. Bu bana güç verdi, panik hâlâ içimde kalp gibi atıyor olsa da kapıya yöneldim ve beyaz odanın kapısını açtığımda, babam kapının önünde durmuş, takım elbisesinin içinde yüzünde derin bir gülümsemeyle beni bekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam elimi tutup beni çıkardı, girişe doğru yönlendirdi ve çiçeklerden yapılmış, yaklaşık beş metre uzunluğundaki demirden beyaz tavanın altında yürümeye başlamadan önce babamın koluna girdim. Ayça ile Çolpan hemen arkamda, uzayan duvağımı düzelttiler ve yürümeye başladık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk adımımda, kalabalık alkışlarla ayağa kalktı. Gurur, ateş şelalesinin önünde beni bekliyordu, ela gözleri doğrudan bendeydi ve dudaklarında yaşanan hiçbir şeyin gölgesinin bu gece hissettiği mutluluğu silemeyeceği kadar büyük bir mutlulukla perçinlenmiş o tebessüm vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayaklarım yerden kesilmiş gibiydi, her adımda eteğim dalgalandı ve babam beni yavaşça bıraktığında iki elimle buketimi kavrayarak Gurur’a doğru yürüdüm, Gurur’un tam önünde durduğumda, Gurur kolunu dirseğinden kırarak bana, “Çok beklettin beni karıcığım,” diye fısıldadı. Etrafımızdaki ateş şelalesi yukarı doğru fırlayarak yanmaya başladı; eşimin koluna girip yürümeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sahnenin ortasına gelene dek kalbimin atış seslerinden müziğin sesine kulak kesilemedim. Karşı karşıya durup, birbirimize yavaşça sokulduğumuzda ilk dansımızı edeceğimiz şarkının melodisi etrafa yayıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kulaklarımın duyup anladığı tek cümle şuydu:
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aşkın olmasa güneş donar, ay söner…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimiz birbirine tutunduğunda ona o kadar uzun süre baktım ki, artık duyduğum sadece şarkı sözleriydi ve içimde büyüyerek yıkıcı bir etki yaratan o heyecan yerini huzura devretmişti. İki eli de nazikçe belimde duruyordu, benim ellerim de onun boynundaydı ve parmaklarım ensesinin hemen üzerinde birleşmişti. Her kadının sevdiği adamı düşündüğünde belki de bir kez olsun aklına gelen bu şey, şu an içinde olduğum şeydi. Gözlerini gözlerimden çekmeden eğildi, sonunda gözlerini yumdu ve alnını alnıma yasladı ve birbirimize sığınmış hâlde dans etmeye devam ettik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk dansımız sona erene kadar binlerce fotoğraf çekildiğini hissettim, bu anının içine binlerce farklı şekilde hapsedildik. Gözlerim gözlerine tutunduğunda şarkı sona eriyordu, şarkıya onun gözlerinde veda ettiğimi hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şarkı sona erdiğinde parmağını çeneme koydu, dudakları yukarı kıvrıldı ve alkış sesleri eşliğinde birbirimize çok uzun süre baktık. Ateş şelalesi sönmüş, yerlerini sahnenin yanlarına dizilmiş cam fenerlerin yumuşak ışığına bırakmıştı. Gurur elimi sımsıkı tuttu, parmaklarının arasına sıkıştırdığı elim yine onun elleri arasında küçücük kalmıştı. Simsiyah damatlığının içinde beyaza hiç yer yoktu, onunla yan yana gece ve gündüz gibi görünüyorduk. Güneş ve ay gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hemen ileride beliren nikah memuru, siyah takımının içinde oldukça ciddi görünüyordu. Masaya doğru yürürken kalabalık alkışlarla ayağa kalktı, ben eteğimi toplamaya çalışıyor, Çolpan ile Ayça arkamdan koşarak duvağımı düzeltiyorlardı. Görkemli, yüksek nikâh masasının önünde durduk. Geniş, beyaz mermerden yapılmıştı masa; kenarlarına ince inci işlemeler dizilmişti, masa örtüsü dantel gibi zarifçe dökülüyordu. Masanın ortasındaki kristal vazonun içinde beyaz gelincikler vardı, arka fonda deniz bütün ihtişamıyla uzanıyor, dalgaların üstünde ay ışığı gümüş bir yol çiziyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Oturmadık, hepimiz ayaktaydık, Gurur elimi sıkıca kavramaya devam ediyordu. Gözlerim masanın üzerindeki küçük deftere kaydı. İnce, krem rengi sayfaları vardı; kapağının üstünde altın harflerle Aile Cüzdanı yazıyordu. O an içim ürperdi; çünkü o cüzdan, bir ömürlük yolculuğu başlatacak bir bilet gibi hissettirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nikah memuru tok sesiyle konuşmaya başladı: “Sayın misafirler, değerli aileler. Bugün burada Gurur Mert Çalıklı ve Zeliha Özdağ çiftimizin nikahını kıymak üzere toplandık.” Kalabalık, bu sözlere alkışlarla karşılık verdi. Babam, ön sırada annemin elini tutmuştu, ikisinin de gözleri doğrudan bendeydi. Şebnem anne ellerini çırpıyor, babaannem hemen onun yanında durmuş gösterişli elbisesi ve elinde tuttuğu elbisesiyle uyumlu yelpazesiyle bize bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nikah memuru önce bana, sonra Gurur’a baktı. “Evlilik birliği karşılıklı sevgi, saygı ve sadakat üzerine kurulur. Hayat boyu sürecek bir yolculuktur. Sizler de bu yolculukta el ele, gönül gönüle yürümeye karar verdiniz. Şimdi huzurumda ve sevdiklerinizin önünde birbirinize söz vereceksiniz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kalbim hızla çarpmaya başladı, eğilip kusmamak için Gurur’un elini daha sıkı kavradım ve o da baş parmağıyla elimin üstünü okşayarak beni sakinleştirdi. Gurur’un gözlerinin bana çevrildiğini hissedince hızla ona doğru çevirdim bakışlarımı, dudaklarının kenarında ince bir tebessüm belirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nikah memuru önce Gurur’a sordu. “Gurur Mert Çalıklı, hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradenle Zeliha Özdağ’ı eş olarak kabul ediyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O an kalabalıkla birlikte ben de nefesimi tuttum. Gurur’un ela gözleri gözlerimden bir an olsun ayrılmadı, yavaşça masanın üzerindeki mikrofona eğilirken de bana bakmaya devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alkışlar yükseldi ama benim kalbimdeki o ses, dışarıdan yükselen tüm seslerden daha gürdü. Gurur’un o kelimeyi söylerken yüzünde, özellikle de beni izleyen gözlerinde beliren kararlılık geçmişte kalan tüm karanlığı alıp götürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nikah memuru bu kez bana döndü, bunu hissettim ama gözlerimi Gurur’un ela gözlerinden ayırıp ona bakamadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha Özdağ… Hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradenle Gurur Mert Çalıklı’yı eş olarak kabul ediyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç düşünmedim, düşünmeye gerek bile yoktu. Gözlerimi gözlerinden ayırmadan mikrofona doğru eğildim ve “Evet,” dedim. Bizim birbirimizden başka bir yolumuz, kaderimiz yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tezahürat gibi yükselen sesleri, alkışları, ıslık seslerini her şeyi duydum ama hiçbiri kalbimin önlenemez gürültüsünün önüne geçmeyi başaramadı. Bana öyle bir baktı ki, daha önce hiç elde edemediği bir zaferi benim tek kelimemle elde etmiş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nikah memuru tebessüm ederek defteri kapattı, ardından Muşta ve Cenan’a da şahitlik edip etmediklerini sordu ve cevabın hemen ardından defterin önümde durduğunu gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben de Akyaka Belediye’sinin bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk önce kalem Gurur’un eline geldi, ela gözleri bir an bana kaydı, gülümsemesinde hem şaka hem ciddiyet vardı: “Artık kaçışın yok,” der gibi bakıyordu. İmzasını atıp, kalemi bana uzatırken yutkundum. Kalemi elinden alırken parmaklarım buz gibi olmuştu. İmzayı attım, ardından kafamı kaldırıp anneme ve babama baktım; gülümsüyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan ile Muşta da imzasını atmışlar, bize şahitlik etmişlerdi. Her şey sona erdiğinde, şimdi bedenim masaya değil, Gurur’a doğru dönüktü. Gurur, kollarını belime koyup beni tamamen kendine çektikten sonra ellerini belimden yukarı kaydırdı. Yüzümü iki avucunun içine aldı ve hiçbir şey söylemeden dudaklarını alnıma bastırdı. Ateş şelalelerinin yeniden şiddetle yukarı fırladıklarını hissettim, hışırtılarını duydum ve ateşin ışığı yüzlerimizi aydınlatırken birbirimizin gözlerinin içine baktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Resmi olarak artık Gurur Mert Çalıklı’nın karısıydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ Çalıklı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O bir anlık sessizlikte, sanki büyük bir şey gizleniyordu. Elimi tuttu, havaya kaldırıp dudaklarına götürdü ve parmak uçlarımı öperken gözlerimin içine bakmaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Merhaba, Zeliha Çalıklı,” diye fısıldadı dudakları hâlâ parmak uçlarımdayken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç beklemediği anda, “Merhaba, Gurur Mert Çalıklı,” diyerek ayağının üstünde bastım ve o acıyla kafasını geriye atarken elimdeki çiçeği havaya fırlattım. Deklanşör sesini duydum, dünyanın en ikonik fotoğrafının çekildiği an, o andı; Gurur acıyla başını geriye atıyor, Ayça eline düşen nikah çiçeğiyle şaşkınlıkla bize bakıyor, aynı karede ben de başımı geriye atmış kahkaha atıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Işıklar bir anda kapanınca kalbim korkuyla yerinden oynadı. Etrafıma, sonra da Gurur’a dehşet içinde baktım ama o sadece gülümseyerek bir kez daha parmaklarımı öpüp beni masadan uzaklaştırarak sahneye doğru yürüttü. Karanlıkta bir uğultu oluştu, tüm misafirlerin merakla etrafa baktığını ve ışıkların neden kapandığını sorguladıklarını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur aniden elimi bırakınca, “Gurur,” diye fısıldadım ama sırtını bana dönerek salonun ortasına doğru yürümeye başladı. Birden dört bir yandan gölge gibi çıkan silüetleri gördüm, çok geçmeden bu silüetlerin tamamının arkadaşlarıma ait olduğunu fark ettim. Askerler dört farklı noktadan gölge gibi çıkarak karanlık sahnenin ortasını sardılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur dimdik durdu, ardından yavaşça bana doğru döndü ve davulun ritmini duydum. Kollarını havaya kaldırarak bana doğru ağır ağır döndüğü sırada ışıklar yavaşça yanmaya başladı. Askerlerin hepsi tek dizini yere koydular, ışık sadece Gurur’u aydınlatıyordu ama diğerlerini de görebiliyordum. Davulun her bir gürleyişi dağdan yükselen bir emir gibiydi. Gurur sol ayağını yere sertçe vurdu, sağ ayağını hafifçe geriye çekti. Gövdesi dikti, kollarını iki yana ağır ağır açmaya başladı; yırtıcı bir kuşun kanatlarını germesi gibiydi. Başını hafifçe sağa emdi, bakışları yüzümden ayrılmadan aşağı doğru indi, ardından askerler birden ayaklanarak onunla aynı pozisyonu aldı ve salon ışıkla yıkandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözümü bile kırpmadan ona bakıyordum. Gördüğüm, hissettiğim, duyduğum sadece oydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sağ dizini yere indirirken gözlerini gözlerimden ayırmadı, sol ayağı dimdik yere basarken sağ dizini mermer zemine vurdu. Bir an için zaman dondu. Bedenindeki tüm ağırlığın zemine yayılarak benim bile ayaklarımın altındaki zeminin titremesine neden olmuş gibiydi. Sonra yavaşça doğruldu, kollarını göğe kaldırdı. Hiç ummadığım anda sanki yıllardır topraklarımda yaşamış, bu topraklarda büyümüş bir efe gibi dizlerini kırarak yere çöktü; başını öne eğdi, davulların sesiyle birlikte hızla doğruldu. Kollarını tekrar açarken arkadaşları da aynı anda doğrulmuş, tüm kollar açılmıştı ve görsel bir şölen oluşmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Davul ve zurna sesi toklaştı, Gurur ağır ağır üç adım attı. Her bir adımında sol ayağı yere sert vuruyor, sağ ayağı öne kayıyordu. Adımlar ağırdı ama sarsıcıydı; dağların yankısı onun bedeninden salona düşüyordu. Onun arkasındaki askerler de aynı anda yürüdü; bir ordu gibiydiler.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tüm askerler hızla yanından geçmeye başladı, her biri geçerken onun omzuna dokundu ve Gurur dimdik durup bana gülümsedi. Babam ve Eymen’in iki farklı noktadan yürümeye başladıklarını gördüm, davulun ritmi ağırlaştı ve babam ve ile Eymen birbirlerinin karşısında durarak kollarını açtılar, birbirlerinin etrafında yavaşça vurup yere dizlerini vurdular; Gurur gözlerini benden çekmeden bedenini geriye doğru götürdü, geri adımları tam babam ile Eymen’in ortasında durdu ve Gurur da onlar gibi dizini yere vurup bana yamuk bir şekilde gülümsedi. Cesur’un abisine doğru yürüdüğünü gördüm, abisinin arkasında durdu ve Eymen ona başıyla komuta verdiği anda dizini yavaşça yere vurmak için çökmeye başladı. O kadar güzel ve senkronize görünüyorlardı ki gözlerimi onlardan ayırmak mümkün bile değildi. Eymen ile Cesur aynı anda kalktılar, yan yana durup iki farklı yöne doğru kollarını açarak ilerlediler, bu sırada babam ve Gurur birbirlerine sırtlarını verip, sırt sırta yavaşça kalkarken kollarını açmaya başladılar. Cesur ve Eymen ortadan kaybolduklarında, babam ve Gurur sırt sırta vermişler, tıpkı o gece başka birinin düğününde olduğu gibi, şimdi benim düğünümde aynı şekilde zeybek oynuyorlardı ve bu kez Gurur, en az babam kadar iyiydi. İkisi de tek kolunu birer kürek gibi kullanarak boşlukta kaydırdı, sırtları birbirinden ayrılmadan döndüler ve şimdi göz göze olduğum kişi babamdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam bana gülümsedi, aniden önümde dizini kırdı, yere vurdu ve Gurur da sırtı babamın sırtına yaslı aynısını yaptı. Babam elini yere koydu, avucuyla zemine vurup avucunu başına sürdü ve bana göz kırptı; tekrar döndüklerinde şimdi Gurur ile göz gözeydim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur ve babamın sırtları bir anda ayrıldı. Gurur bana doğru yürümeye başladı. Ritim şimdi daha yavaştı, melodiler kalbime dokunuyor, Gurur’un gözleri gözlerimden ayrılmıyordu. Tam önümde durdu, yavaşça diz çöktü, bir dizi zeminde, bir ayağı yerdeyken avucunu mermere sürtüp dudağına götürdü, ardından başının üzerine koydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Müziğin değiştiği an o andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birden ayağa kalktı, ağır ağır bana yürürken, melodiler etrafa dağılıyordu. Ağır, zarif bir zeybekti bu; çocukluğumdan tanıdığım hoş bir melodiydi. Benden beklediği şeyi gördüm, dudaklarım yukarı kıvrıldı; o ise sadece gözlerimin içine bakıyor, bir sonraki hareketimi bekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerimi yavaşça kaldırıp, göğüs hizama getirdiğimde ve birbirimizin gözlerine bakarak yavaşça birbirimizin etrafında dönmeye başladığımızda, ışıkların gösterdiği iki bedendik; geri kalan her şey karanlıktı. Ortaya gelene kadar, ağır ağır, ellerim göğüs hizamda, birbirimizin etrafında döndük. Sonunda birbirimizin karşısında durduk. Bu anlıktı, çok geçmeden yükselen melodiyle o kollarını iki yana açtı, ben de omzumu yavaşça çevirip onun önünde kendi etrafımda döndüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Müziğin ritmi ağır ağır yükselirken, Gurur’un gözleri bir an bile benden ayrılmadı. Dizlerini kırarak yavaşça önümde çöktü, kollarını iki yana açtı ve tüm korkularım susarken onun etrafında bir daire çizerek süzüldüm. Tekrar ayağa kalktığında göğsünü sırtımda hissettim, güven böyle bir şeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarını omzuma bastırdı. Çok geçmeden kollarını belime sardı ve ışıklar açılırken ben de ellerimi karnımın üzerinde duran ellerinin üzerine koyarak ona biraz daha yaslandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni daha mutlu edemezdin,” diye fısıldadım nefes nefese.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“En normal gününün böyle olması için elimden geleni yapacağımı bil bundan böyle,” dedi dudakları kulağıma temas ederken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çiftlerin de bize eşlik edeceği dans müziği yeniden çalmaya başladığında bedenimi kendisine çevirdiğini hatırlıyorum, üç şarkı boyunca birbirimize sarıldığımız ve dans ettiğimiz o anı…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Takı merasimi boyunca yorulmamak için ara sıra süslü bir sandalyeye oturmuştum ve üzerimdeki takıları taşıyamayacak kadar ağırlaştığımda, annem takıların olduğu kurdeleyi boynumdan alarak beni hafifletmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bembeyaz, inciler ve çiçeklerle kaplı, büyük bir gelin pastası kesmiştik, öyle büyüktü ki, koca bıçağı kaldırmak çok zor geldiğinden Gurur elimi sıkıca kavrayarak tüm yükü kendisine almıştı. Pastanın ilk lokmasını Gurur’a yedirmem gerekiyordu, çünkü o öyle yapıp bana yedirmişti ama ben sırıtmış, ardından ilk lokmayı tek seferde yutmuştum. Kahkaha atıp bana sarıldığında, “Ne yapayım ya, canım çekti,” diye homurdanmıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener ve Simge’nin dans ettiğini gören amcam, tüm gece radarlarını açıp ikisini izlemişti. Bir kez olsun Yener’den ayrılmayan mavi gözler, Yener’in poposuna dokunulmuş bir köpek gibi tetikte ve tedirgin dolaşmasına neden olmuştu. Çok değil, iki kadeh rakıdan sonra eğlencenin dibine vurmaya başlayan dostlarımı izlerken elimde Maria’nın süslü yelpazesi vardı, sandalyemde oturmuş pasta yerken sırıtarak onları izliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, ceketini çıkarıp pantolonunun önüne kıstırmış, tek başına, evet, tek başına dans pistinin ortasında durmuş, ileride onu izleyen Nihan’a sert mafyatik âşık bakışlarını atarken ciddi ve öfkeli görünmeye dikkat ederek ağır roman oynamaya başlamıştı. Pastayı yerken boğulacaktım. Gülmekten. Çok yemekten değil.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam, elindeki rakı kadehini Gurur’a uzattığında, “Yok,” demişti Gurur, “biz hamileyiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam ona tuhaf tuhaf bakmış, Gurur önüne dönüp pasta tabağını önüne çekmişti. Babamın bakışlarından kaçtığını fark etmiş, fark etmeden sırıtarak Gurur’a bakmaya başlamıştım. Gurur omzunun üzerinden bana bakıp, “Ne?” diye sormuştum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hamile miyiz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” demişti. “Hamileyiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aşerme de başladı mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ara sıra balık ekmek. Ariel’i ya da Aquaman’i doğuracağım,” diye cevaplamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birkaç saat sonunda, artık herkes havaya girmişti. Rakı kadehleri birbirine çarpıyor, birbirinden eğlenceli oyun havaları çalıyor, gayet gösterişli başlayan düğünümüz olaylı ve bol göbek atmalı bir kaosa dönüşmeye başlıyordu. Kendimi iyi hissettiğim bir anda dans etmek için ayaklandığımı hatırlıyorum, Gurur hemen arkamdan ayaklanarak bir koruma gibi beni takip etmeye başlamıştı. Arkadaşlarımın arasına girerek yelpazemi sallayarak kendimi çok zorlamadan göbek atmaya başladığımda, on kızın arasında tek iki metrelik kocam hemen arkamda durmuş, göbek atamadığı için eli belimde öylece durmuştu. Vural herhalde onu yalnız bırakmak istemediğinden ya da göbek atıldığını görünce kendini tutamadığından olsa gerek, Nihan’ın kara zorla pantolonundan çıkardığı ceketini tekrar pantolonunun önüne sıkıştırarak aramıza dalmış, Simge’den bile daha iyi kırıtmaya, Gaye ile karşılıklı tulumba çekmeye başlamıştı. Aslında bakılacak olursa, Gaye’ye tulumba çekmeyi öğreten kişi bizzat Vural’dı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi olur be ya?” diye sorduğunu hatırlıyorum abartıyla, sonra Gaye’yi itip aniden belini kırıp eğilerek, “sol ayak bak böyle, aha, aha aha aha!” diyerek her aha da ritim tutmaya başlamıştı. “Aha! Aha! Aha!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, “Ya yine ne yapıyorsun sen?” diyerek onu gömleğinden çekse de çabası boşaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur aşkım, öğreteyim ona, günah mahvetti kendini, yapamıyor zaten,” diyen Vural tekrar eğilmiş, bir elini dizine koyarak, “Aha, aha, aha!” diyerek ritim tutmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural çok geçmeden kendine bir koloni kurdu. Simge, Ayça ve Biricik de onun gibi eğilmiş, onu taklit ederek kendilerince tulumba çekmeye başlamışlardı. En iyi tulumbayı çeken Vural’dı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ta ki Zafer elindeki rakı kadehini kafasının üzerinde çevirip dökmemeyi başararak önünü ata ata Vural’a doğru yürümeye başlayana kadar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aralarında kıran kırana bir mücadele başladı. İzmir’in sokaklarında büyümüş bir ağır roman kralıyla, Bursa’nın sokaklarında ayak izlerini bırakmış bir gayda imparatoru.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
En son alınları birbirine değerken her an kavga edecek iki horoz gibi birbirlerinin etrafında dönerek gayda oynuyorlar, kızlar da etraflarında bir çember oluşturmuş alkışla ritim tutuyorlardı. Sonunda Zafer, “Çift ayak oynayabiliyor musun?” diye sorarak yeni bir meydan okumada bulundu. Vural bir an durdu, bilmediği kesindi ama bok sürdürmek istemediğinden, “Her şeyi oynarım ben,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra karşılıklı çift ayak roman havası oynamaya başladılar. Kazanan Zafer’di.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural ona ağır roman ile meydan okudu. Kazanan Vural’dı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer ona Bursa gaydası ile savaş açtı, Vural’ın bunda pek şansı yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Neredeyse birbirlerine gireceklerdi ki onları ayıran Yaman oldu, kameraya yansıyan o yılmış bakışlarıyla ikisinin ortasında durmuş, bir eliyle Zafer’i diğer eliyle Vural’ı itiyor, kameraman da tüm dikkatiyle onları çekiyordu. Yaman’ın bomboş bakışları kameraya takıldı. Yelpazemle onu dürtüp, “Dik dik bakmasına kameramana,” dediğimde Yener aniden kameramanın önüne geçip yüzyıllardır tabutunda bekleyen ve sonunda uyanan vampir bir popstar gibi dans edip, kameraya doğru şarkıya eşlik etmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcamın ona tuhaf tuhaf baktığını fark ettiği an hareketleri yavaşladı, Zafer’in koluna girerek onu oradan uzaklaştırmaya, uzaklaştığı süre boyunca omzunun üstünden amcama bakmaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hepsi sarhoş oldu bunların,” dedim Gurur’un kulağına yaklaşarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pistten çocukları aldırırlar, ben şimdi pistten askerleri toplayın diye anons geçtireceğim, sinirlerimi zıplattılar. Yener’i gördün mü? Boş mermere kuma tekme atan Tarkan gibi tekme atarak kameramana doğru omuzlarını sağa sola sallıyordu. Amcan gördü hep bunları.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen içseydin, seni de görürdük,” dediğimde tekrardan, “Biz hamileyiz,” diyerek omuzlarını havaya dikip bana doğru kırıttı. Birden bu hareketi o kadar komik geldi ki yüzümü göğsüne saklayarak gülmeye başladım. O da gülüyordu, güldüğünü duyabiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hamile olduğunu iddia eden kocam, çok değil, on beş dakika sonra rakı masasının önünde üçüncü rakısını kafaya dikiyor, babam gülerek onun kadehini doldururken omuzlarını kaldırmış bu kez babama doğru kırıtıyordu. Onlardan uzak olsam da “Eşek,” dediğini duydum babamın ve gülerek ona yeni bir kadeh uzattığını. Neredeyse tüm askerler ceketlerini çıkarmış, gömleklerinin birkaç düğmesini açmış, saniyede bir yanıp sönmeye başlayan ışıkların altında delice dans etmeye başlamışlardı. Aralarında oturan tek kişi Yaman’dı, elinde bir rakı kadehi, kafasının üzerinde sürekli patlayan konfetilerden kalan renkli parçalarla, öylece dans eden arkadaşlarını izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu ayağa kaldırmanın bir yolu vardı, o yolu çok iyi biliyordum. Elimdeki yelpazeyi köşeye bıraktığımı, gelinliğimi eteklerinden kavrayarak müzikle ilgilenen ekibe yürüdüğümü hatırlıyorum. Mikrofonu ve Dj düdüğünü rica ettiğimde hiç düşünmeden bana vermişler, mikrofon açılırken bir an kulakları sağır eden bir ses duyulmuş, ardından elimde mikrofonla nikahın kıyıldığı platforma çıkarak, “Oturmaya mı geldiniz?” diye bağırdım. Tek oturan kişi Yaman’dı, herkes dans pistinde deli gibi dans ediyordu ama yine de bana doğru dönüp kollarını havaya kaldırdılar. “Güzel, herkes ayakta.” Yaman’a baktım. “Oturan kişi de oturduğu yerden kalkmazsa tez günde öyle bir âşık olsun ki baktığı her yerde elin kızını görsün inşallah!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman aniden rakı kadehini elinden bırakıp hızlıca yerinden kalktı ve piste doğru ilerlemeye başladı, bana bakmadan yaptığı bu şey kahkaha atmama neden olurken, “O zaman,” diyerek müziği domine eden ekibe doğru döndüm, DJ düdüğüne üfledim ve bununla beraber göğüs kafesimizi bile titretecek kuvvette bir Türkçe pop şarkının remiksi çalmaya başladı. Gurur, gömleği neredeyse göğsünün üzerine dek açılmış hâlde platformun önüne gelerek beni kucakladı, ayaklarım yerden kesilirken mikrofonu elimden düşürdüm ve eşimin kucağında piste götürülürken kollarımı kaldırıp şarkıya bağırarak eşlik etmeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, tüm askerlere taş çıkarırdı. Kollarını kaldırmış, ağır ama bir o kadar da karizmatik dans ediyor, parmaklarıyla şarkıya eşlik ediyor ve tüm bunları yaparken olduğundan çok daha genç, hepimizden daha dinç görünüyordu. Cenan’ın tüm dikkatiyle onu izlediğini, muhtemelen farkında olmasa da gülümsediğini gördüm. Gurur beni kucağından indirmeden döndü, kollarım havada bağırarak şarkılara eşlik ettiğim sırada yüzünde kocaman bir sırıtışla beni izlediğini hissedebiliyordum. Muşta eğilip kızını kucakladı, Dide kollarını babasının boynuna sardı ve babasıyla zıplayarak dans etmeye başladı, Muşta şarkıya eşlik ederken sık sık kızının yanaklarını öpüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur beni nihayet indirdiğinde sırtımı onun göğsüne yasladım ve şarkıya eşlik ederek kollarımı arkaya atıp onun boynuna sardım. Olduğumuz yerde birbirimize yaslı dans ederken artık sırıtmaktan dudaklarım ve yanaklarım ağrıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gel yabani, gör hâlimi!” diye bağırdı Simge ellerini havaya kaldırıp Yener’e doğru yürüyerek. Yener onun havaya kaldıran elini yakaladı, kendi etrafında dönmesini sağladı ve Simge’nin elbisesi uçuşurken Yener de ona doğru bağırdı: “El bana, ben sana deli!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birbirlerinin karşısında durup öyle tatlı dans etmeye başladılar ki, insan gözlerini ondan ayıramıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcamın onları gördüğünü hissettim ama o noktadan sonra sanırım görmezden gelmeyi seçmişti… Eylül ve Cesur sarılıp dans ediyorlar, şarkının ritmi yükseldikçe birbirlerine doğru sözleri bağırıyorlar, Biricik ve Devran birbirlerine kur yapıyorlar, Biricik kendini Devran’a bastırınca Devran kafasını havaya kaldırıp ulur gibi yapıyor, bu da diğer askerlerin iğrenerek yüzlerini buruşturmasına neden oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben sana deli!” diye bağırdılar aynı anda tüm askerler kollarını kaldırıp ve ritim bir anda hızlanınca eşler değişti, şimdi Yener ile Girdap dans ediyor, Mehtap ve Simge de birbirlerine doğru yürüyerek gülüşüyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babamın müzik ekibine yürüdüğünü gördüm, çok geçmeden Sezen Aksu’nun Rakkas’ı tüm salonu doldurdu. Gurur aniden beni kendine çevirdi, şarkıya eşlik ederek diğer eliyle beni boydan boya işaret etti. “Böyle dilber gördün mü?” diye bağırdı ve gülerek utanıyor gibi yaparak başımı yana çevirdim. Beni kendine çekip dudaklarını yanağıma bastırdı. Hızla ondan kaçarak omuzlarımı sallayarak arkadaşlarıma doğru yürüyünce bana hayran hayran bakıp başını iki yana salladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yelpazemi sertçe açıp sallayarak kırıta kırıta kızların arasına girdim. Kendimi çok zorlamadım ama içimden dışıma akan o enerjiyi de saklamadım. Çolpan ile karşılıklı oynuyordum, Ayça ara sıra eğilip duvağımı ve gelinliğimi düzeltiyor aniden doğrularak bize eşlik etmeye başlıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Darbuka ritim çalmaya başladığında, o sakin görünen Cenan ablanın içinden çıkanı görmek benim için şok ediciydi. Sarı saçlarını elinin içine toplamış, sarı saçlarını sallaya sallaya dans etmeye başlamıştı. Muşta gözünü ondan ayıramıyordu, o sarı saç elinin altında döndükçe, Cenan ablanın beli de dönüyor, tuttuğu ritim kusursuz görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan ablanın saçıyla yaptığı şovu kıskanan Vural, ceketinin kolunu saç gibi tutup çevirerek Cenan ablanın karşısına geçti ve birlikte mezdeke oynamaya başladılar…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural sağa, Cenan abla sola doğru sallıyorlar, Cenan ablanın saçı ve ceketin kolu bir o yana bir bu yana savruluyordu. Muşta aniden cebindeki banknotları çıkardı ve paralar havada uçuşmaya başladı, Cenan’ın başından aşağı dökülen paraları gören Vural kendini öne atarak paralara doğru oynamaya çalışıyor, gözlerini Nihan’a çevirip adeta para savurmasını bekler gibi göz kaş yapıyordu…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Paralardan birini alıp Cenan ablanın kafasının üzerinde gezdirdim ardından oynayarak Vural’a doğru yaklaşıp paraya tükürdüm ve Vural’ın alnına yapıştırdım. Vural önümde bayılır gibi yaptı, ardından daha hızlı, istekle dans etmeye başladı. Zafer, Vural’a para yapıştırdığımı gördü anda damladı, önümde bayılıyor gibi yaparak kollarını uzun yollarda kenarlara koyulmuş gel gel yapan şişme balon adamlar gibi sallamaya başladı. Gurur gülerek cebinden banknotları çıkarıp bana uzattı, hiç düşünmeden parayı avucuma alıp, diğer elimle paraları savurmaya başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer aniden oynamayı bırakıp yere eğildi ve paraları toplamaya başladı ve dans ederken ona çarpıp sürekli onu oradan oraya savuran bedenleri hiç umursamadı…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman oynamak konusunda isteksiz olsa da sonunda bize uyum sağlamış, o da cebindeki paraları dans eden herkesin başından aşağı savurmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadullah’ın elinde bir darbukayla geldiğini gördüm, tam ortamızda durdu, dizini yere bastırdı ve müziğin sesi kesildiği anda, usta bir müzisyen gibi darbukayla şovunu yapmaya başladı. O darbukaya vurdukça, babam mikrofonu darbukaya doğru tutuyor, ritim gitgide kızışarak etrafta yankı uyandırıyordu. Muşta ve amcam yan yana durmuşlar, Sadullah’a para yağdırıyor, yukarıdan süzülen paralar yere ulaşmadan Zafer tarafından yakalanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ritim hızlandıkça hepimiz daha da coşuyorduk, herkes oynamayı bırakmış darbuka şovunu izliyor, para yukarıdan yağmur gibi yağmaya devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Madem böyle yeteneklerin vardı neden söylemiyorsun köpek?” diye sordu Yener bağırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge, hadi ama,” dediğimde Simge bana baktı, darbuka şimdi çok daha hızlı çalınıyordu. Simge bir an tereddütte kalsa da sonunda eğilip topuklu ayakkabılarını çıkardı, elbisesinin kumaşını içe doğru kavurup ritme uygun bir şekilde kalçalarını sallamaya başladı, Cenan abla hemen yanında belirdi, onun topukluları hâlâ ayağındaydı ama çok değil, birkaç saniye sonra onun da ayakkabıları farklı bir yöne savruldu. Ayakkabı çıkarma akımına katılan üçüncü isim bendim, ayaklarım öyle rahatlamıştı ki şimdi ben de yavaş olsa da dans edebiliyordum. Çok geçmeden kızların tamamının ayakkabıları ayaklarından çıktı ve Yener kravatını Simge’nin beline bağladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural bu kez gözlerini Simge’nin beline bağlanan kravata dikti, hırsla koşarak masalardan birine doğru gittiğini gördüm, çoktan çıkardığı kravatı kaptığını gördüm ve kravatı beline bağlayarak tekrar bize doğru koşmaya başladı…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya ne yapıyorsun ne yapıyorsun?” diye bağırdı Nihan yalın ayak, oynamayı keserek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural aniden parmaklarını Nihan’ın dudaklarına bastırdı ve seksi olması için oldukça ıkındığı bir sesle, “İzle,” dedi ve aniden deli gibi mezdeke oynamaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülmekten alnımdaki damarlar patlayacakmış gibi hissediyordum, o kadar gülmüştüm ki artık öksürmeye başlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kul kınadığını yaşamadan ölmez.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un alnına bağladığı siyah kravatı gördüğümde bunu anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mezdeke olmadığına emin olduğum figürler eşliğinde Vural’a doğru gittiğini gördüm, hızlı ve öfkeliydi ve Nihan ile öylece durmuş onları izliyordum. Darbukanın hızlı ritmi eşliğinde ikisi birbirlerinin etrafında döndüler, Gurur pek kıvıramıyordu ama deniyordu, Vural ise bu işin kitabını yazmıştı ve Gurur’a karşı üstünlük kurmaktan epey keyif almış gibiydi; elbette yüzünde yine o ciddi, hatta hırslı ifade vardı. Oynarken neden hep böyle bir ifade takındığını merak etmeye başlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur, hamileyiz, çok kıvırtma,” dediğimde Yaman kendini tutamayıp elini ağzına götürerek kahkahasını durdurmaya çalıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, “Benim hâlâ vazgeçme şansım var, sen ise Asena ile evlisin şu an,” dedi dehşet içinde ikisini izlerken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yılan yap kendini,” diyen Yener onlara eşlik ederek Gurur’a figür öğretmeye çalışıyordu. “Böyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen ne anlarsın?” diye sordu Vural öfkelenerek. “Ben öğretirim ona.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne olur öğretmeseniz olur mu?” diye sordum tüm çaresizliğimle. “Babam izliyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Baban izliyor mu?” Yener bana omzunun üstünden baktı. “Bak bakalım ne yapıyor baban.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çenesiyle işaret ettiği yere baktığımda, babamın Muşta ile sadece omuzlarını hafifçe öne arkaya atıp, ellerini kaldırarak da olsa dans ettiklerini gördüm. Arada eliyle havada yuvarlak çiziyor, diğer elindeki kadehi dudaklarına götürüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur Asena’nın eline su dökemez ama baban Sibel Can’la sağlam kapışır,” dedi Yener.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, “Benimle kapışamaz ama,” dediğinde, Yener, “Senin bu sinirin öfken ne bugün biradere, oynayan herkesle bir rekabet içindesin,” dedi. “Beline neden kravat bağladın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge’den daha iyi oynadığım için.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oğlum diyelim ki Simge’den iyi oynuyorsun, eline ne geçecek? Bana mı beğendirmeye çalışıyorsun kendini?” diye sordu Yener dehşet içinde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Ben sana beğendirmek için mi oynadım da sanki?” diye sordu bağırarak, sesini duyurmak için.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya sen bana kızıyorsun da, bu bir saattir seninle kapıştığı için dans ediyor, eğlendiği için değil. Az önce saçı yok diye ceketinin koluyla saç yaptı kendine, Cenan’dan aşağı kalmamak için.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, Vural’a baktı. “Kapışmak mı istiyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kapışamazsın benle,” dedi Vural ciddiyetle. “Sende olmayan şeyler bunlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi kapışalım o hâlde,” dedi Simge, Vural ona küçümseyici bir bakış atarak, “Bekle,” dedi ve sırtını dönüp müzik ekibine doğru yürümeye başladı. Çok geçmeden şarkı değişti ve bir ağır roman notası duyuldu. Simge kollarını göğüsünde birleştirerek Vural’ın ona üstten üstten bakarak yürüyüşünü izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aman düşmanlarım, bakıyorlar bana,” dedi Vural şarkıya eşlik ederek, eliyle kendini baştan aşağıya gösterdi, “baştan aşşağa, baştan aşşşaağaa, aman çekemeyenlerim, süzüyorlar beni, kaşımı gözünü, ağzımı burnumu,” yüzünü gösterdi ve aniden Simge’ye doğru eğildi, “yılansuu, yılan yılan, izle güzelliğimi. İzle asaletimi, asaletimi izle. Sende olmayan şeyler bunlar…” Simge kaşlarını kaldırdı. “Kaymaklığımı görmüyon mu? Abe üstümden bal akıyor. Tabiii… Sende olmayan şeyler bunlar…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural kollarını kaldırıp ciddiyetle oynamaya başladı, gözünü Simge’den ayırmıyor, sanki kan davalısına bakıyordu. Simge de kollarını kaldırdı ve ona eşlik etmeye başladı; birbirlerine doğru iki ileri, iki geri sallanarak dans ediyorlar, Simge gözlerini kısmış ona dik dik bakıyor, Vural ise ona küçümseyici gözlerle bakmayı sürdürüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benimki alır,” dedi Yener, Nihan’a doğru eğilerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Vural’ın bunu ne kadar ciddiye aldığını bilsen, böyle demezdin Yener,” dedi Nihan derin bir nefes alarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İkisi de farklı yöne doğru eğildiler, tulumba çeker gibi pozisyon aldılar ama müzik çok ağırdı, bu yüzden sadece ikisinin de beli hareket ediyordu. Vural omzunun üstünden Simge’ye tekrar küçümseyici bir bakış atıp doğruldu, Simge de doğruldu ve ağır ağır birbirlerine doğru hünerlerini göstermeye başladılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre sonra Simge o kadar yorulmuştu ki Vural ile başa çıkamıyordu, Vural neredeyse iki metre bedeniyle hiç zorlanmadan yılan gibi kıvrılıyor, sürekli farklı bir figür göstererek Simge’nin adeta canına okuyordu. Yener bile kaşlarını çatmış, sadece ciddiyetle onları izlemeye başlamıştı. Gurur ise sadece sırıtarak kafalarından aşağı para atıyor, neredeyse birbirine girecek gibi bakışan Vural ve Simge’nin kavga arifesinde olduğunu asla anlamıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Simge, çift ayak yap, onu afallat!” diye bağırınca, Vural aniden kötü kötü baktı Zafer’e, Simge ise Vural’ı neyle vuracağını anlamış gibi çift ayak oynamaya başladı. Sinirlenen Vural dudaklarını içeri çekti, komik bir ifadeyle, burnundan sert nefesler vererek tulumba çekmeye başladı. Belini silah gibi kullanarak çift ayak figürünü ezmeye çalışıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Yedik mi seni?” diye bağırınca Vural daha hızlı belini kırmaya başladı, Zafer, “Geliyor bel fıtığı,” diye dalga geçti. Simge ellerini birleştirdi, parmaklarını şaklatarak oynamaya başladığında Vural doğrulup o da ellerini birleştirip aynı şekilde karşılık vermeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Ya bu yorulmuyor mu?” diye bağırıyordu bir yandan oynarken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan omuz silkerek, “Sabaha kadar durmaz, sen pes edene kadar yakalarını yırtacak,” dedi umutsuzca.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“1000 kalori yaktı,” dedim dehşet içinde Vural’ı izlerken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şarkı şimdi çok daha hareketliydi, Simge boşluğuna ağrı girmiş gibi doğrulunca Vural kahkaha atarak dizlerinin üzerine çöktü ve ceketini çitilemeye başladı. Bir yandan elini alnına götürüyor ter atıyor, bir yandan zaferini kutlar gibi ceketini çitileyerek sağa sola sallanıyordu…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yenemezsiniz beni! Aha! Aha!” Sallandı. “Yenilmem ben.” Sallandı. “Aha! Ahha!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mezdekede yenerdim,” dedi Simge ona dik dik bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural aniden dudaklarını yine içeri çekip komik ve hırslı bir ifadeyle Simge’ye baktı. “Sadullah. Çal.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge korkuyla ellerini kaldırıp, “Yok yok, tamam, yok!” diye bağırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece, kendi küllerimle bir dua yazmıştım, duam kabul olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece, hayatımın hiçbir bölümünde eğlenmediğim kadar eğlendiğimi hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hayatımın en eğlendiğim günü, Zeliha Çalıklı olduğum gündü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve bu eğlence, ışıklar söndüğünde, sandalyeler toplanırken bile rakı kadehlerinin birbirine vurmasıyla, gülüşmelerle, bu kez telefondan açılan oyun havalarına ayak uydurup karanlığa gömülen salonda bile oynamayı elden bırakmadığımızda devam etmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Katıldığım en eğlenceli düğündü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Benim düğünümdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...