29.08.2025
🎧: Sarlic Bliss, Departed Grace
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Madrigal, Sana Ait
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç geçmişin sandığın o karanlıkta, senin bile bilmediğin başka bir sırla karşılaştın ve karanlık birdenbire daha da derinleşti. Kâğıdın üzerinde yazanlara bakarken, bunun en basitinden beni kapana çekmek için kurgulanmış bir oyun olma ihtimalini düşündüm ama içgüdülerim tam tersini savunuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
X Çalıklı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kâğıdı masanın üzerine bırakıp, kafamın içinde çalkalanan ihtimallerin arasında kaybolduğumu saklayamayan bir yüz ifadesiyle Burhan’a doğru baktım. Yere yığılmış bedeni bir ölününki kadar hareketsiz olsa da nabzının hâlâ attığını, hâlâ hayatta olduğunu biliyordum. Gözlerimi tekrar masanın üzerine bıraktığım kâğıda indirdim ve kâğıdın üzerinde yazanlara uzun uzun bakarken kasılan çenemi gevşetmeye çalıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Burhan,” dediğimde cevap alamayacağımı biliyordum ama yine de şansımı denedim. Ağır adımlarla, postallarımın yerde bıraktığı gıcırtıları dinleyerek Burhan’a doğru ilerlemeye başladım. Tam önünde durduğumda, kafamı eğmeden, sadece gözlerimi indirerek yere serilmiş bedeni süzdüm ve botumun ucuyla herifin elini tekmeledim. “Ayılsan iyi edersin, soracaklarım var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Burhan’ın zar zor nefes aldığını görebiliyordum. Zayıf nefeslerdi, hissettiği acının onu ne kadar güçsüz düşürdüğünü fark ettim. Bu kez bu beni eğlendirmedi çünkü cevaplara ihtiyacım vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kafanı kaldırıp o çirkin suratınla bana bakmazsan şayet, sözleşmeye yeni bir madde eklemek zorunda kalacağım,” dediğimde, sesimdeki tehdidi sezmiş gibi yattığı yerde cenin pozisyonunda yavaşça kıvrandı. Botumun ucuyla bu kez karnına vurduğumda bedeni titredi. “Sana diyorum, prenses.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Acı dolu bir ses çıkardığında derin bir nefes alıp boynumu çıtlattım, ardından çömelip tek dizimi yere bastırdıktan sonra herifin saçlarından kavrayarak kafasını havaya kaldırmasını sağladım. Kaymış gözlerle yüzüme baktı, bilinci sürekli kapanıyor ve geri açılıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“X Çalıklı kim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevap vermedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O yanık suratındaki tüm deriyi yüzmemi istemiyorsan, söyle,” diyerek saçını daha sert asıldığımda yüzündeki erimiş deri kasıldı. “X Çalıklı kim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bi-bilmiyorum,” diyebildi. Korku böyleydi, öleceğini bilsen bile, belki öleceğinden emin olsan bile, yaşama isteği öyle kuvvetli olurdu ki, ölümü reddeder ve çabalamaya devam ederdin. O da tam şu an işte bunu yapıyordu. “Bana dosyaları..sadece…saklamam için verirler.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiçbir şey bilmiyorsun, öyle mi?” Sırıttım. “Amma da cesursun.” Aslında doğru söylediğini biliyordum. Yaşamak için çırpınan bir insanın, son anında elindeki tüm kartları masaya koyacağını ben çok iyi biliyordum. Saçını serbest bırakmamla kafası zemine düştü. Başımı geriye doğru atıp, gözlerimi yumarak derin bir nefes aldım ve pişmiş etin kokusu, kan ile karışarak boğazıma doldu. “Haşlanmış terörist kokusunu her zaman sevmişimdir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayağa kalkıp masaya yöneldim, dosyadaki o malum kâğıdı çıkarıp katlayarak arka cebime koyduktan sonra merdivenlere yöneldim. Herife dönüp ikinci kez bakmadım bile. Kafam yerinde değildi, tam olarak düşünemiyordum. Yine de üst kata çıktığımda, ilk işim onun telefonunu bulmak, aşağıya atmak ve aşağıya doğru eğilip, “Sürünür müsün ne yaparsın bilmem ama telefonu al ve yardım çağır, gelip bokunu temizlesin it dostların,” dedim. “İmzamı onlara iyice gösterdiğinden emin olmadan gebereyim deme. Görüşürüz şekerim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Oradan ayrılıp arabama bindiğimde yağmur dinmişti, toprağın kokusu bile üzerime sinen kanın kokusunu bastırmaya yetmemişti. Direksiyonun başında uzun süre oturup boşluğu izledim. Kafamın içinde büyük bir kaos hâlihazırda ortalığın anasını sikiyorken, şimdi o kaosun içinde piştiği yangına bir benzin de bu konu tarafından dökülmüştü. Doğruluk payı damağımın üzerinde bir çizik gibiydi, rahatsız edici bir şekilde varlığını belli ediyordu. X Çalıklı, diye düşündüm. Tüm nüfus kayıtlarına sahiptim, her şeyi biliyordum ya da bildiğimi sanıyordum; bildiklerimin içinde hayalet bir Çalıklı’nın olduğuna dair tek bir işaret bile yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabayı çalıştırırken, “Bir bu eksikti,” dedim sert bir sesle. “Kimsin ve neredesin, hayatta mısın amına koyayım?” diye sordum kendi kendime. Direksiyonu çevirip hızla oradan ayrılırken düşündüğüm tek şey alacağım intikam olsun istiyordum ama bir yerlerde zihnimi kurcalamaya devam eden X Çalıklı düşüncesini kafamdan söküp atamadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önceliğim kanın keskin kokusundan kurtulmak olmalıydı. Bu yüzden tesise geçtim ama ana kapıdan giremezdim, hâlimi gören herkesin beni sorguya çekeceğini biliyordum. Bu yüzden depo kapısından içeri girip, kimseye görünmeden tesisteki odama geçtim. Kapıyı kilitleyip kendimi küçük lavabonun içine tıktım. Büyük bedenim, bu küçücük alanda sırıtıyordu ve hareket alanım kısıtlıydı. Suyu açıp üzerimdekileri çıkartmaya başladım. Sabunla kanlı ellerimi ovuştururken aynaya bakıyordum. Gördüğüm adam bana benziyordu ama sanki aynanın öteki ucundan beni izleyen Zincir’in ta kendisiydi. Gözlerimi ellerime indirdim ve kuruyup avuç içi çizgilerime yapışmış kanı parmaklarımla ovmaya başladım. Çok uzun süre kanla uğraştım ve kanı izlerken biraz olsun düşüncelerimi susturmayı başarabildim. Ama nihayet kan lekeleri elimden çıktığında, fark ettiğim bir şey vardı ki, kan zihnime bulaşmıştı ve bu lekeleri zihnimden çıkarmak imkansızdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu girdiğim hale bak,” dedim öfkeyle ellerimi lavabonun tezgahına yaslayarak. “Sikeyim böyle işi. Düzelecekmişim, iyi bir adam, iyi bir baba olacakmışım, tabii ya olurum. Ben mi olacağım lan?” Kafamı kaldırıp aynaya baktığımda, canavarın hâlâ orada olduğunu, beni izlediğini gördüm. “Bak bana,” dedim aynadaki yansımaya. “Ben iyileşir miyim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zincir bile sessizdi, sanki sorduğum soru, bir an için onun bile benim kadar çaresiz hissetmesine neden olmuştu. Suyu kapatıp geri çekildim ve lavabodan çıkmadan önce son kez aynaya baktım. “Ne yarrak yiyorsan ye ama sonunda gebersen de daha iyi biri olmanın yolunu bulmak zorundasın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Odanın içinde ilerledim, kıyafetlerimi tıkıştırdığımız dolabın önünde durup dolabı açtım ve açtığım an, dolabın iç kısmına, kendi tarafıma yapıştırdığım fotoğraf ile göz göze geldim. Zeliha’nın doğrudan kadraja bakıp gülümsedi, çillerinin burnunun üzerindeki kırışıklıkta toplanarak daha yoğun bir renge döndüğü, güzel dişlerinin parladığı ve tıpkı güzel yüzü gibi gözlerinin de gülümsediği o fotoğraf… Dikdörtgen şeklindeki küçük fotoğraf karesi, benim bu dünyayı kaplayan koca bedenimi dizlerimin üzerine çöktürebilecek kadar çok derin bir hissin bana vurmasına neden oldu. Parmaklarımın tersiyle, eklemlerimle fotoğraftaki yüzünü okşadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benim küçük güzel leydim,” diye fısıldadım. “Sana neler yaşattım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben sana dokunmayı bu kadar çok seviyorken ve en büyük ihtiyacımken sana dokunmak, şimdi bu kadar çok kana bulanmış ve bulanmaya devam edecek olan ellerimle, seni nasıl okşayacağım? Kaşlarım çatıldı. Her şey dünkü kadar tazeyken, sanki o sokakta onu daha dün görmüşken, ona daha dün vurulmuş gibiyken, şimdi nasıl oluyordu da bu karmaşanın içinde bu kadar yaralı bir şekilde birbirimize koşmaya çalışır hale gelmiştik? Oysa o gece, o hayatıma bir yıldırım olup düştüğünde, daha o anda onun hayatımı kökten değiştirecek olan kadın olduğunu zaten biliyordum ama ona bu kadar zarar verecek olan adamın ben olacağımı tahmin edemezdim. Ona en acımasız tehditleri savururken bile ben, onun hayatında böylesine büyük bir karanlığa dönüşeceğimi hiç düşünmemiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başka bir evrende sana bu kadar zarar veren bir adamsam eğer, umarım bu kadar bencil götün teki değilimdir de seni köpek gibi seviyorsam bile senden kaçmayı becerebilecek kadar onurum haysiyetim vardır. Seni çok seviyorum, bensiz daha iyi olma ihtimalini de sık sık düşünüyorum ama bunu asla yapamayacak kadar bencil olduğum gerçeği bana çok ağır çarpıyor kızım.” Parmaklarım fotoğrafının üzerinde dolaştı. “Çok ağır çarpıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Düşündüm. Bir ihtimal daha varsa, bir yerlerde bir Gurur ve bir Zeliha daha varsa, o Gurur, Zeliha’ya bu kadar kötü geldiğini, bu kadar incittiğini, böylesine derin bir karanlığa sürüklediğini görüp ona sırtını dönmüşse, o Zeliha şimdi mutlu muydu acaba? Yoksa her şeye rağmen, belki ona verdiğim acılara ve kötü kadere rağmen, kasvete, karanlığa, çirkinliklere rağmen, ona yaşattıklarıma değil de ona sırtımı dönmüş olmama mı kızıyordu acaba?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarımı fotoğrafından çekerken, “Kesin diyorum bak, çok da eminim bundan, farklı versiyonlarımız bambaşka bir evrende yaşıyorsa ve hıyar Gurur senin için seni geride bıraktıysa, sen onun ağzına sıçmanın bir yolunu yine buluyorsundur,” diye homurdandım. “Böyle de bir baş belasısın işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu görme isteği, bir fotoğraf karesine dokunma durumunun ilerisine geçerek içimi deşince birkaç parça kıyafet çıkarıp, fotoğrafına, “Seviyorum lan seni,” dedim ve dolap kapağını kapattım. “Seviyorum amına koyayım,” diye söylenerek üzerimi giyinmeye başladım. Bir an önce takmam gereken maskeyi takmalı, onun yanına gitmeli, onu kollarıma almalı, kanın kokusunu unutana kadar onun kokusunu içime doldurmalıydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
X Çalıklı. Kaşlarım çatıldı. Çözülmesi gereken yeni bir düğüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve ben çoktan arap saçına döndüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ZELİHA ÖZDAĞ
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mesaj bildirimlerime düşen linke uzun uzun baktım, ardından sohbete girdim. Link Yener tarafından gönderildiği için tıklamaya korkuyordum açıkçası.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: ?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Beğenmedin mi?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Tedirgin etme beni.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: O niye
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Küçük mü görünüyor?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Dur daha büyüğünü bulayım
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: ÜZERİME İYİLİK SAĞLIK NE DİYORSUN BE
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere: AHSGHGASGHSJHASHGS
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: ?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan Bahtıvar: Bayan Yenge, merak etmeyin, o bir Trendyol linki.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan Bahtıvar: Kahverengi bir L koltuk linki, sanırım yeni eviniz için.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere: Bak Adnan’a, link görünce hemen nasıl tıklıyor ahshgahshs
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Konuyu hiç anlamadım
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit Erçetin: Onun insanlar üzerinde yarattığı güven <3
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan Bahtıvar: Sen benden önce tıklamış gibisin Devran
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere: Canım hiç ihtiyacım yok, umarım bir gün senin de hiç olmaz ya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Rezil erkekler
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere: İnanamıyorum, hem fesat düşünen kendisi hem de yine bizim ırkımıza giydirdi
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Sen sus
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Senin yaptıklarını unutmadım
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Ben acılar içinde domuzumu beklerken sen Biricik kızla pikniğe gittin
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran Soydere yazıyor…
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Sus, yazma.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Yanına kar kalır sanıyorsun ama kış soğuğu geçirir ama kurt
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Kurtlar
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Kurt kışı atlatır ama o soğuk algınlığını atlatır
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Kışın yediği karı ayazı kurdun
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran: Efendim?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Herkes yerini bilsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Sanırım bu kurt henüz kışı atlatamamış.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Sadece tepkiliyim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman Rant: Evet, çok tepkilisin şu an.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha: Evet.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Çok tepkiliyim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Özdağ: Ben hâlâ konuyu hiç anlamadım
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: İki uyuduk uyandık bıraktığımda olan Yener ile şimdi bulduğum Yener arasındaki farka bak. Vural bile anlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural Demirezen: Ben nr laka şimdi zlya
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Bu da ismini gördüğü an damlıyor
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural Demirezen: Aip edorausun
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Hayret linke senin de tıklaman gerekmez miydi
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer Örge: Yanındayım ben onun, bir saattir vpn indirmeye çalışıyor linke tıklamak için.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Lan siz porno mu attım zannettiniz
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tayfun Soydemir: Senin başka link attığın mı var gevşek herif
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Senin için Yandex diski oluşturmamı rica etmemiş miydin sen?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: İçeriği söylememe gerek var mı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: NE DİYORSUN BU DURUMA?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tayfun Soydemir: Bekle geliyorum oraya, yüzüme de öyle büyük harfle sor.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Yemin ederim Girdap aldı elimden telefonu yazdı, durduramadım da, Ecevit ile olan ilişkimi öğrendikten sonra Ferhunde şekli entrikalar çeviriyor bu çocuk hep
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener Açıkgöz: Gelme lütfen
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onlar atışırken linke tıkladım ve açılan sayfada beliren koltuk takımını incelemeye başladım. Kahverengi, büyük bir l koltuktu ve küçük bir tekli puf ile destekleniyordu. Gülümsedim. “Tam serserisin Yener,” diye mırıldandım çünkü beğeneceğim bir şey bulmuştu. Sayfayı kaydırıp diğer seçenekleri incelediğim sırada Simge içeri girdi. Hemen yanında Ayça ve annem de vardı. telefondan kafamı kaldırıp anneme baktım. Yorgun yüzünde, bir süredir görmediğim o sıcak tebessümle bana bakıyordu. Bu tebessümü görebildiğim için kendimi şanslı hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bugün nasıl hissediyorsun annem? Ağrın sızın var mı?” diye sordu annem avucunu alnıma koyup ateşimi ölçerken. Herhâlde, diye düşündüm, herhâlde annem elini alnıma değil, kalbime koysa, asıl ateşin orada olduğunu bilse, avucu cayır cayır yanardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyiyim ağrım yok, Simge prensesmişim gibi bakıyor bana.” Sırıttım. Annem uzun uzun yüzüme baktıktan sonra gözlerini telefonuma indirdi ve “Neye bakıyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener bana beğenebileceğim bir koltuk takımı linki göndermiş,” dediğimde annem kaşlarını kaldırıp gülümsedi. “Çok tuhaf, burada uzanmışım da çeyiz seçiyormuşum gibi.” Sırıtışım genişledi. “Fark ettiysen annesinin bir tanesini hor görmeden güzel bir şekilde gelin ediyorlar şu anda.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eşek sıpası seni,” diye söylendi annem. “Ben neyin derdine düşmüşüm, orada durmuş eğleniyor benle.” Annem ayakucuma oturdu. “Gurur ev almış dediler, doğru mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçime çöken kasvet yüzünden kaşlarımı çatarak ekrana baktım. “Öyleymiş. Gerçi aldı mı bilmiyorum, alacak sanırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ev ilanlarına birlikte mi bakıyorsunuz yoksa o ayı içinde yaşayacağın evi kendisi mi seçmeye karar vermiş?” diye söylendi Simge.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kafamı yormamı istemiyor herhâlde.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aksine bu seni oyalar, sana iyi gelir. Değişiklik olur,” dedi Simge, annem de buna hak vermiş gibi başını salladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Derin bir nefes aldım, tam bir kelime edecektim ki telefonuma bir bildirim daha düştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Yavrum uyanık mısın?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İti an çomağı hazırla, gördün mü yenge, bahsi geçtiği an antenlerini havaya dikip mesaj alıyor bu adam,” dedi Simge kıkırdayarak. Gülümsedim. Annem de gülüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Evet. Neredesin? Tesiste misin? İyi misin? Her şey yolunda mı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mesajımın çok endişe yüklü göründüğünü fark edince sildim. Tekrar yazdım, çünkü onu ruh hâlimle boğmak istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Evet. Tesiste misin?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki yazıp sildiklerimi görmüş veya belki de kalbinde beni hissetmiş, konuşmasam da aklımdan geçen her şeyi bilebilirmiş gibi bir cevap yolladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Hayır, yoldayım. İyiyim, her şey tıkırında şimdilik. Seni özledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Dışarı çıkabilecek kadar iyi hissediyor musun yoksa gelip seninle miskinlik mi yapayım?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Güneşi görmeyeli yüz yıl oldu ya.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Nasıl yani yüzüme her baktığında güneşi görmüyor musun?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Bu ilişkiyi gözden geçirme zamanım gelmiş benim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Yapma ya, geçirsene.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Çok güzel geçiririm, bilirsin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Köpeksin sen.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Hav.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay karşımda oturmuş sırıtarak mesajlaşıyor, tıpkı bir liseli gibi,” diye homurdandı Simge.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kıskanma, sana yazmak yerine Trendyol’da dolaşıp bana koltuk takımı aradığı için.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne diyon be?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem sırıtarak Simge’ye baktı. “Bene bak kız bastıbacak boncuk göz, Yener oğlanla mı fingirdiyon sen?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay ne münasebet yenge sen de of lütfen yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anne ona böyle sorular sorma, eğw eğw oluyor. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem, Simge’yi utandırmak ister gibi sesler çıkarırken tekrar mesaj ekranına baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: Yanıma mı geliyorsun?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Evet.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Senden başka gidecek yerim mi var benim?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Yerim de sensin, yurdum da sensin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Nasıl şiir?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Sevmediğim bir dosta yazdırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha Özdağ: ?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sevgilim: Geldiğimde sana sıcak bir duş aldıracağım, sonra da evimize bakmaya gideceğiz. Eğer onayını alabilirsem, yani evi beğenirsen, akşam tapuyu alacağım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir anda panikleyerek, “Ay ne diyor bu be?” diye bağırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ayıp mesajlar mı atıyorsunuz birbirinize yine?” diye sordu Simge çat diye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem, “Ayıp mesajlar mı?” diye sordu hayretle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay anne bu kız beni kendisi gibi sanıyor,” dediğimde Simge, “Ulan hamile olan sensin farkındaysan, pişti oynayarak mı yaptınız çocuğu?” diye karşılık verdi ve annem yastıkla Simge’ye bir tane çarptı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne ahlaksızsınız siz be!” diye çemkirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzüm kıpkırmızı oldu. Simge’ye kötü kötü bakarken, “Gurur geliyormuş,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne anlamda?” diye sordu Simge yine sırıtarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Allah’ın belası, amcamın karşısında sana edeceğim zulümlerden Allah seni korumasın inşallah!” diye bağırdım ama Allah’tan annem Simge’nin imasını anlamamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni tehdit etme, benim elimde daha fazla koz var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen şimdi naneyi yemedin mi?” diye karşılık verdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen yemişsin naneyi benden önce,” dedi bu kez, yüzündeki sırıtış yüzünden ona o kadar kinlendim ki orta parmağımı kaldırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Abbbboooo,” dedi annem parmağımı avucunun içine alarak. “Yeter kız, kardeşsiniz siz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anne, o uğraşıyor benle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yenge ağzımı açıp tek bir şey dedim mi? Kızın fesat senin, dediğim her şeyden erotik anlamlar çıkarıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kız ikinizin de bacağını kırarım yeter,” dedi annem öfkeyle. Oturduğu yerden kalktı. “Simge, Pazar alışverişi yapmaya gidelim mi yengem? Dolabını dolduralım biraz, meyve sebze alalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay yenge, ne iyi olur. Ben giyineyim, çıkalım istersen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur gelsin, öyle gideriz. Tek bırakmayalım,” dedi annem sessizce. Benden bahsettiğini bildiğimden sessiz kaldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Tabii ki ama korkma, kapıda nöbetçilerimiz var,” deyince tek kaşımı kaldırdım. “Birkaç asker, belli aralıklarla yer değiştirerek arabada nöbet tutuyor,” diye açıkladı. “Bence bu süreçte, bu verilen en akıllıca karardı Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sessiz kalmaya devam ettim ama Simge’nin haklı olduğunu biliyordum. Simge hazırlanmaya gittiğinde, annem, “Sana sıcak bir banyo yaptırayım mı?” diye sordu ama tek yaptığım gözlerinin içine bakmak oldu. Gurur yaptıracak diyemedim, yanaklarım kızardı. Annem çenemi okşadı. “İhtiyacın olunca de bana, tamam mı annem?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem ve Simge evden çıkmadan beş dakika öncesinde Gurur geldi. Annemle kapı eşiğinde sohbet ettiklerini duydum ama konuşmalara tam olarak kulak misafiri olamadım. Gurur içeri girdiğinde bakışlarım yüzünde toplandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kalk bakalım pasaklı,” diyerek beni kucaklamasını beklemiyordum. Bedenimi oldukça nazik bir şekilde kaldırmış olsa da panikleyerek kollarına tutundum. Beni kucağında banyoya taşıdığı sırada hiç konuşmadık. Aslında ona durmasını, bunu annemin yapabileceğini söylemek istedim ama fark ettiğim bir şey vardıysa, artık Gurur o kadar benim bir parçam olmuştu ki, annemin bile vücudumu görmesinden utanıyordum ama Gurur’un beni görmesinden utanmıyordum. Banyonun kapısını açıp beni küçük, eski küvetin içine bıraktı. Küvetteki kireç lekelerini izlediğim sırada eğildi ve tişörtümü yavaşça çıkardı. “Ağrın sızın var mı güzelim benim?” diye sorduğunda tek yaptığım başımı iki yana sallamak oldu. Gülümsedi ve “Güzel o zaman,” diyerek sütyenimin klipsini çözdü. Saçlarım göğüslerimin çıplaklığını örttü ama örtmeseydi de umursamazdım. Altımdaki taytı yavaşça çıkarıp bacaklarımdan ayırdı ve “İstersen iç çamaşırın kalabilir,” dedi. Kafamı kaldırıp ona sorgulayan gözlerle baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Utandığımı mı düşünüyorsun ki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tek kaşını kaldırdı. “Utanmıyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“I-ıh,” dedim başımı iki yana sallayarak. “Neden utanayım ki senden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bak sen,” dedi sırıtarak. “Doğru, sonuçta her yerini gördüm, değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Geri zekalı, böyle konuşursan işte o zaman utanırım,” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Utanman hoşuma gittiği için yapıyorum zaten.” Sırıtışı genişledi. “Hadi bakalım ufaklık, seni güzelce temizleyelim. Sıcak su sana iyi gelecek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaralarımı da saracak mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana dik dik baktı. “Telefonundan tüm sosyal medya uygulamalarını silmeme de ramak kaldı bu arada,” diye homurdandı. Suyu açtı ama vücuduma tutmadan önce kendi eliyle test etti. “Bu çok mu sıcak?” diye sordu yavaşça bacağımı ıslatırken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, gayet iyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzel.” Tamamen odaklanmış hâlde ellerini saçlarımdan geçirdi ve saçlarımı ıslatmaya başladı. Gözlerime değil, yüzümün her yerine bakıyordu; sadece gözlerime bakmıyordu. Sanki bakamıyordu. Saçlarımı şampuanladı, büyük parmaklarıyla saç diplerime masaj yapmaya başladı. Gözlerimi kapatıp başımı hafifçe geriye doğru attım ve bu huzurlu hissettiren dokunuşun tadını çıkarmaya başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Küçük bir kedi gibi mırlayacaksın sanırım birazdan,” diye fısıldadığı anda gözlerimi açtım ve “Açma açma,” dedi hızlıca. “Gözlerine köpük girecek. Yanarlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hızlıca gözlerimi yumdum. Gülümsediğini göremesem de hissettim. “Aptal seni,” diye mırıldandı. “Aferin sana.” Parmaklarını saçlarımın arasında kaydırdı. “Güzelce temizleyelim küçük leydimi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O vücudumu temizlerken, aramızda uzayıp giden sessizliği dinledim. Konuşmadı ama dokunuşlarıyla bana şefkatini aşıladı. Sonunda işimiz bittiğinde vücudumu kuruladı, ağrım olup olmadığını defalarca kez sorduktan sonra beni giydirip saçlarımı kuruladı. Saçlarımı taradı, hâlâ ıslak olan saç diplerimi kuruttu ve parmakları saçlarımda şekil verme isteğinden çok, şefkatini hissettirme isteğiyle dolaştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annem ve Simge eve döndüklerinde, annem beni temiz ve giyinmiş hâlde bulunca başta duraksasa da bir şey demedi. Kendimi mahcup hissettim ama bunu çaktırmamaya çalıştım. Gurur ile yakınlık derecemizin ne denli fazla olduğunu annemin fark etmesi beni utandırıyordu; öte yandan bu adamın çocuğunu taşıdığıma göre, annem yakınlık seviyemizi zaten biliyor demekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gezmeye mi çıkıyorsunuz?” diye sordu annem, Gurur’a bakarak. “Ne iyi olur. Hava alsın biraz Zeliha. Boğuldu bütün gün evde durmaktan.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aslında olduğum yerde hareketsizce kalmak istiyordum. Hareket edecek olursam düşük yaparım diye korkuyordum, çocukça bir korkuydu. Belki de doğru olan bu kadar dikkatli olmaktı, bilmiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Onu götürmek istediğim bir yer var,” deyince omzumun üstünden ona baktım. “Dikkatli olurum, gözümden bile sakınırım onu. Merak etmeyin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şüphem yok,” dedi annem gülümseyerek. “Gidin gezin, varının biraz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nereye götürecekmişsin beni?” diye sordum meraklı meraklı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ceketimi giydirirken, “Gidince görürsün,” dedi. Birlikte evden çıkarken koluma girmişti. Bana destek oluyordu ama kendimi kötü hissetmemem için çok da üzerime düşmemeye çalışıyordu. Kendimi daha kötü hissedemezdim, bunu bilmiyor muydu? Bilmese daha iyi olurdu. Arabanın önünde durduğumuzda bakışlarım uzun süre arabada asılı kaldı. Ne düşündüğümü biliyormuş gibi elini belime koyarak, “Taksiyle de gezebiliriz,” dedi ama başımı hızlıca iki yana salladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne gerek var deli?” Kapıyı zar zor açıp ön koltuğa oturduğumda eğilip kemerimi bağladı. Kemerimi bağlarken tedirgin görünüyordu. Yıllar da geçse üstünden, bu kemeri ne zaman bağlasa böyle tedirgin hissedeceğini biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her şeyi sileceğine inandıkları zaman, bazı şeyleri silmeyi bir türlü beceremiyordu. Ne kadar zaman geçerse geçsin, ben de bir şeylerin asla silinmeyeceğini öğrenmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yolcu kapısını kapatırken gözlerimin içine çok dikkatli baktı ve bunu fark etmediğimi sandı ama her şeyin farkındaydım. Aldığım nefesleri bile kontrol ediyordu, kirpiklerimin kaç kez birbirine vurduğunu dahi hesap eder olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben de farklı sayılmazdım esasında. Ben de artık ona dikkat ettiğim kadar, kendime dikkat ediyordum. Aldığım nefesleri sayıyor, içimde bir boşluk oluşacak korkusuyla sürekli avucumu karnımın biraz altına yerleştiriyordum. Korktuğum bir şeyi delice isterken bulmuştum kendimi. Hayatımın hiçbir bölümünde kendimi yerleştiremediğim o geleceği her şeyden çok arzular hale gelmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba, Simge’nin evinin olduğu sokaktan ayrılırken, “Kiralık ev ilanlarına baktım biraz,” dedim, bir an duraksadı, daha sonra, “Ya?” dedi sorar gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hıhım.” Profilini inceledim. “Birkaç tane güzel ev buldum. Leon ve Pars çok hareketli çocuklar, o yüzden salonu büyük olursa iyi olur diye düşündüm. Eski evimizin salonu büyüktü, merdivenleri vardı, enerji atabiliyordu çocuklar.” Bedenimi biraz daha rahat konumlandırıp, “Bu arada Leon ve Pars’ı çok özledim, onları ne zaman görebilirim?” diye sordum. Tedirgin olduğumda çok konuştuğumu biliyor olmalıydı, bu benim kendimi rahatlatma yöntemimdi çünkü. Tedirgin olduğumu fark etmesi canımı sıksa da başka çarem yoktu. Sık sık konuşursam kafamın içindeki seslere gömülmek zorunda kalmıyordum. Bir anlığına da olsa o mahşer alanındaki derin, boğucu uğultu susuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an tesisteler, güvende ve sağlıklılar. Yeni evimize taşındığımızda onları getireceğim,” dedi direksiyonu çevirirken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gerçekten iyiler değil mi? Bana yalan atmıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarını çattı. “Sana neden yalan söyleyeyim ki Zeliha?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzülmeyeyim diye, dedim içimden ama dışım sessizdi. Omuz silktim, önüme dönüp yolu izlemeye başladım. “Saçmalıyorum bu aralar, değil mi?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saçmalamıyorsun. Ben bu hallerini seviyorum senin,” dedi dürüstçe. Ona göz ucuyla baktığımda çoktan merkezden ayrılmıştık. Ormanlık alanda ilerleyen arabanın içinde ormana değil, ona bakıyordum. Manzara umurumda değildi çünkü benim hayatımda ondan daha güzel bir manzara yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Temiz hava almaya mı götürüyorsun beni?” diye sordum merakla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben şimdi seni bu arabanın dışına çıkarsam, hava seninle temizlenir.” Bana yan gözle bakıp göz kırpınca kalbim yerinden oynadı. Yanaklarımın içini ısırarak gözlerimi dışarı çevirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salak salak konuşma,” diye mırıldandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Utandın mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç de bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Direksiyonu yavaşça çevirmeden önce elini uzattı, elimi avucunun içine alıp üst kısmını dudaklarına bastırarak öptü. Yanaklarımın daha da ısındığını, içimi yiyip bitiren huzursuzluğun geri çekilerek yerine huzurun yerleştiğini hissettim. Belki bu anlık bir huzurdu, karanlık beni yine kavrayıp altına alarak boğmaya başlayacaktı ama bir anlığına dahi olsa bunu hissetmek dünyalara bedeldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gölün uzandığı yolda ilerlemeye başladığımızda Eğirdir’in bana tıpkı Gurur gibi huzur veren bir yer olduğunu bir kez daha fark ettim. Gölü ufukta görür görmez arabanın camına sokulmuş, bir çocuk gibi meraklı gözlerle gölü izlemeye başlamıştım. Gurur’un ara sıra bana dokunan bakışlarını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçimdeki çocukça heyecan, ufka serilmiş maviliğe her yaklaştığımızda daha da artıyordu. Ama asıl şaşkınlığı, Gurur arabayı göl kıyısına kıvrılan dar bir yoldan çıkarıp yüksekçe ağaçların gölgelediği bir sokağa girdiğinde yaşadım. Yolun sonunda önü camlarla kaplı, beyaz boyalı, çift katlı dubleks bir ev belirdi. Bahçesi düzenlenmişti; taşlarla çevrili yürüyüş yolunun iki yanında lavantalar, güller ve henüz filizlenmemiş genç fidanlar vardı. Bahçenin köşesinde küçük bir ahşap salıncak hafifçe rüzgârla sallanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur beni bahçeden içeri sokunca şaşkınlıkla ona döndüm. “İzinsiz giremeyiz,” dediğimde sadece elini belime bastırıp, “Yürü Zerda,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göl kıyısına uzanan geniş bahçeye doğru yürürken kaşlarım çatıldı. Bahçenin tam ortasında kristal berraklığında parlayan bir yüzme havuzu vardı. Hemen önünde beyaz ketenden bahçe mobilyaları da havuza ait bir dinlenme alanı gibi görünüyordu. Havuzun kenarındaki taş zemin, yaz akşamlarında mumlarla süslenmeye hazır gibiydi. Mutfak olduğunu düşündüğüm camın önündeki ahşap yol da doğrudan göle uzanan bir iskeleye bağlanmıştı. Küçük, botanik bir bahçe gibi görünen ahşap iskele aynı zamanda mutfağa ait bir balkon görevini de görüyordu. Yine o ahşap iskeleye yerleştirilmiş sandalyeler ve masa da sanki gün batımında orada oturup sessizliği dinlemek için tasarlanmıştı. Gövdesi yaşlı çınarların arasından süzülen ışıkla aydınlanan bu manzara, evi yalnızca bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp bir rüyanın parçası hâline getiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Gel benimle,” diyerek beni tekrar belimden kavradı, yumuşak bir tutuşla bedenimi kendisine doğru çevirdiğinde, “Buranın kirası çok pahalıdır,” dedim sanki aklını okuyormuşum gibi. “Düşünme bile, deli.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gel benimle,” dedi tekrardan, tek fark bu kez sırıtarak söylemişti bunu. Elini elimin içine kaydırdı, parmaklarım onun büyük parmakları arasında kayboldu ve birlikte taş yoldan geçerek evin giriş kapısının önünde durduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Diğer elini cebine attı, cebinden bir anahtar çıkardı ve anahtar aramızda sallanırken, “Kapıyı sen aç istiyorum,” dedi, cümlesi bir an anıların saklandıkları o çukurdan yukarı taşarak etrafa yayılmasına neden oldu. Birbirimizin gözlerinin içine uzun uzun baktık. Ondan öte bir yer varsa da görmeyecek, bilmeyecek, gitmeyecektim ve parmaklarımın arasında duran her anahtar, daima onun için açılan kapıların deliğine yerleştirilecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elinden anahtarı aldığımda bile gözlerim onun buz sıcağı gözlerinden ayrılmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eğildi, anahtar parmaklarımın arasındayken dudaklarını alnıma bastırıp, kokumu içine çekerek beni alnımdan öptü. Aramızda dile getirilmemiş yeminlerin, asla bozulmayacak sözlerin varlığı o öpücükle daha da derinleşerek kendisini hatırlattı. Geri çekilip gözlerimin içine baktı ve “Anahtarım olsa da kapıyı daima sen açacaksın değil mi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daima ben açacağım,” diyerek gülümsedim, ardından omzumun üstünden kapıya baktım. Neler olduğunu kavramak çok güç gelse de benden istediğini yapıp anahtarı kapı deliğine sokarak çevirdim ve kapı yavaşça açılırken nefesimi tuttum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarını omzuma bastırdığında ben açılmış kapıdan içeriye şaşkınlıkla bakıyordum. Kapı eşiğinden adımımı atamayacağımı anlamış olacak ki gülerek, “Kız yürüsene ağır vasıta,” dedi ve büyük ellerini belimin iki yanına yerleştirerek beni içeri doğru yürüttü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı eşiğinden içeri adımımı attığımda burnuma taze boyanın ve yeni döşenmiş ahşabın kokusu çarptı. Antre, yukarıya doğru kıvrılan zarif beyaz merdivenle evin ferahlığını daha ilk saniyeden belli ediyordu. Duvarlar yumuşak gri tonlarında boyanmış, yerler açık meşe parkelerle kaplanmıştı. Etrafıma merakla bakındım. Salona doğru yürüyemeyeceğimi anlamış olacak ki elleri belimin iki yanında beni birkaç adım daha ilerletti. Tavandan yere kadar uzanan camlar gölü tam karşıdan görüyordu; manzara adeta evin bir parçası hâline gelmişti. Krem rengi koltukları görünce kaşlarım havaya kalktı, geçen gün Girdap’a çok beğendiğimi ama fiyatını görünce kalbime indiğini söylediğim koltuk takımıydı bu. Siyah metal ayaklı ince sehpalar da annemle beğendiğim sehpaların ta kendisiydi ve köşede yükselen modern kitaplık, salona zarif bir sadelik katıyordu. Kristal avize, gün ışığını yüzlerce parçaya bölerek odaya ışıltılı bir atmosfer yayıyordu. Salon hâlâ boş sayılırdı ama şimdiden yerleştirilmiş küçük parçalar her şeyi değiştirmeye ve eve ruhunu kazandırmaya yetmişti de artmıştı bile. Şaşkınlıkla Gurur’a doğru döndüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu ne demek oluyor?” diye sordum şaşkınlığımı gizleyemeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarını kaldırıp, “Beğenmedin mi?” diye sordu, gözümün içine çizdiği resmi annesine gösteren bir çocuk gibi bakıyordu ve cevabım onun için her şeyden daha önemli gibi görünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kekeleyerek, “Bu ne demek oluyor Gurur?” diye sordum bir kez daha.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ne hissettiğimi çözmeye çalışır gibi yüzüme bakarken ellerini yeniden belimin iki yanına yerleştirip, beni nazikçe kendine çekerek, “Beğenmedin mi yavrum?” diye sordu sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beğenmemek değil ama… aksine ben çok beğendim ama…” Etrafıma bir kez daha baktım, ardından gözlerimi beni ilgiyle izleyen ela gözlere çevirdim. “Gurur, bu ev çok fazla.” Duygularımı dizginlemeye çabalıyordum. Bu ev her şeyiyle bir rüya gibiydi ve her detaya bayılmıştım ama onu zora sokmak isteyeceğim son şey bile değildi. Her şeyi birlikte yapalım, geleceğimizi şekillendirirken ben de elimi taşın altına koyabileyim istiyordum. Yüzümü avuçlarının içine alarak, “Senin için az bile,” dedi, sesi bir ip gibi ruhuma dolanıp beni kendisine daha sıkı bağlanmış hale getirdi. Başımın döndüğünü hissettim, duygular ısrarcı ve gitgide daha da büyüyen bir dalga gibi zihnimin kıyılarını alabora ediyordu. “Allah şahit, içimi en iyi o biliyor, o görüyor, tüm bunlar senin için az bile.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi yanağımda duran avucunun üzerine koyup gözlerinin içine bakarken gözlerimin dolmasına engel olamadım. “Altından nasıl kalkarız ki?” diye sordum kırılgan bir sesle ama biliyordum, o kırılganlığın altında titreyen mutluluğu görebilecek kadar tanıyordu beni. Gurur beni, bu dünyada kimsenin tanımadığı ve tanıyamayacağı kadar iyi tanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şeyin altından kalkılacaksa, kalkan ben olurum. Bir şey düzeltilmesi gerekiyorsa, düzelten ben olurum. Sen bunları düşünme.” Yanağımı okşadı, kirpik diplerimde biriken gözyaşını parmağının ucuyla ezip sildi. “Sadece bir kez düşünme ve yaşa,” dedi. “Bırak senin yerine düşünen, halleden, düzelten, ne gerekiyorsa yapan kişi ben olayım. Ben bu hayatı senin için yaşıyorum, bilmiyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aması maması yok.” Alnını alnıma bastırınca yutkundum. “Burası artık bizim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaşkınlık biraz daha büyüdü ama verecek bir tepki bulamadım. Kendimi hem çok değerli hem de çok mahcup hissettim. Kendimi bu dünyadaki en değerli kadın gibi hissettim, yine kendimi bu dünyada onun omuzlarına bırakılmış bir yük gibi hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen benim için yük değilsin, hiçbir zaman da olmadın,” dediğinde zihnimin bu kadar derinlerine gelebiliyor olması, beni bu kadar çıplak görebiliyor olması beni şaşırttı. Alnını alnıma sürtüp yutkundu. “Sen olsan olsan ödül olursun benim için, bu hayatta bana verilmiş bir şans olursun. Benim için senin varlığın her zaman şanstı, sen benim gibi bir adamın bu dünyada sahip olabileceği en nadide şeysin. Ben hâlâ inanamıyorum, senin gibi birinin benim hayatıma girmiş olmasına, yaşanan onca şeyden sonra senin gibi biriyle ödülleniyor oluşuma inanamıyorum. Sen insanın içine o inancı ekiyorsun. Sen Allah’ın varlığını derinlerde, kalbimin içinde, çok içeride bir yerde en yalın hâliyle hissetmemi sağlıyorsun. Sen bana onun verdiği ödülsün. Kendini hiçbir zaman bir yük olarak, fazlalık olarak görme. Bırak da Allah’ın bana verdiği bu hediyeye gözüm gibi bakayım, onu gözümden sakınayım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söyledikleri kalbime öyle çok dokundu ki, tek yaptığım onun dudakları yeniden alnımdaki yerini aldığında hissettiğim mutluluğu ve huzuru gizlemeden ağlamak oldu. Gözyaşlarım acıdan, korkudan, çaresizlikten akardı genelde ama öyle bir an gelirdi ki, sadece acının bıçağıyla yoklayıp kanatarak akıttığı o gözyaşları, Gurur’un tek bir cümlesiyle mutluluğun akıntısına dönüşürdü. Beni mutluluktan ağlatan tek kişi Gurur’du ve biliyordum ki en büyük acıyı verebilecek, beni kederden öldürebilecek güçte olan tek insan da oydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve yine bildiğim bir şey varsa, kendini ateşin içine diri diri atardı da benim canımı acıtmazdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni çok seviyorum,” dedim, bilmesine rağmen bunu ona sürekli söylemek, sürekli hatırlatmak istiyordum. Dudakları alnımdayken gülümsedi, dudaklarının kıvrıldığını hissetmek beni de gülümsetti ama bir yandan gözyaşları da akmaya devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana çok aşığım,” diye cevapladı beni, dudaklarını saçlarıma bastırıp geri çekilirken, “Ağlıyor musun sen gelincik?” diye sordu. Kafamı farklı bir yöne çevirdim, beni ağlarken görsün istemedim. Çenemi yakaladı, yüzümü kendisine çevirerek kafamı havaya kaldırdı ve önce sol, sonra sağ gözüme bakarak derin bir nefes aldı. “O ceylan gözlerden ne zaman tek damla yaş düşse, ömrümden ömür gidiyor benim, canımdan can alıyorsun sen,” dedi sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Suçluluk duygusuyla kaşlarımı çattım, bu kez mutluluktan ağlıyordum ve onun da bunu bildiğini biliyordum ama yine de mutluluktan dahi olsa beni ağlarken görmekten hoşlanmadığının da farkındaydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi evimize bir bak,” diyerek bedenimi yavaşça çevirdi ve açık duran mutfak kapısından içeri baktım. İskeleye açılan balkon kapısı boydan camdı, mermer tezgâhı, ahşap dolapları ve paslanmaz çelik dokunuşlarla modern ama bir o kadar da sıcak bir görüntü elde edilmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni yormayalım,” diyerek beni aniden kucağına aldı. Çırpınmadım, sadece kolumu boynuna sardım ve bakışlarım evde dolaşmaya devam ederken Gurur merdivenlere yöneldi, basamakları kolaylıkla çıktı. Üst katta göle bakan balkonlu bir yatak odası vardı, oda boştu sadece ince, beyaz tüller camların önünde rüzgârla hafifçe dalgalanıyor, camın ötesinde gölün üzerinde yankılanan sessizlik odanın içine doluyordu. Beni kucağından indirmeden çenesiyle köşeyi işaret ederek, “Buraya kral boy bir yatak alırız,” dediğinde işaret ettiği yere baktım. Kucağında benimle yana döndü. “Buraya da istediğin gibi tasarlayacağın bir elbise dolabı yaparız, tüm duvarı kaplar hım? Ayça’nın işi ne, çizsin senin için. Bir işe yarasın Portakal Cin’i.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güldüm, başımı onun omzuna yasladım ve kucağında biraz daha küçüldüğümü hissettim. “Bu duvara da fotoğraflarımızı asar mıyız?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O duvara sarmaşık yapacağım, sarmaşıklara da fotoğraflarımızı asarız,” dediğinde gülümsemem daha da genişledi. “Bak, şu köşeye de sana güzel, aynaları ışıklı bir makyaj masası yaparız. Önüne oturur süslenirsin ama çilleri kapatmak yok, tamam mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tamam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Süse ihtiyacın yok da işte formaliteden yaparız bir masa,” diyerek benimle birlikte o da güldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay çok da sahtekarsın ya,” dediğimde gözlerini kıstı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şarlatan pembesi rujun geldi aklıma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O benim rujum değildi,” diye homurdandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yine kucağında benimle odanın içindeki ebeveyn banyosuna ilerledi, kapıyı açtı. Banyonun kapısı açıldığında içimdeki şaşkınlık bir kat daha büyüdü. Karşımda çok zarif, özenli bir tasarım vardı. Zemin gölün hava kapalıyken büründüğü gri rengi mermerle kaplanmıştı, damarlarında gümüşümsü beyaz çizgiler ışığa yakalandıkça ince bir ışıltı yayıyordu. Duvarlarda aynı tonlarda büyük porselen seramikler kullanılmış, aralara parlak siyah şeritler yerleştirilmişti. Sağ tarafta geniş bir duş alanı vardı; tavandan sarkar gibi duran bir yağmur duş başlığı göğe açılan pencere hissi uyandırıyordu. Duvarın içine gömülü raflara sabunlar, yağlar ve şampuanlar eklenebilirdi ama şimdilik orası boştu. Sol köşeye oval bir küvet yerleştirilmişti; pürüzsüz beyaz yüzeyi, üzerine düşen loş sarı ışıkla adeta parlıyordu. Küvetin hemen arkasında göle bakan uzun bir pencere vardı, ince tül perdeler ışığı süzüyor, içeriyi dışarıdan korurken göl manzarasını da gizlemiyordu. Suyun içinde uzanıp aynı anda gölü izleme fikri bile başımı döndürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Lavabo kısmı bile başlı başına tabloydu. Geniş, tek parça mermerden oyulmuş tezgâhın üzerinde çift lavabo vardı; her birinin üstünde altın tonlu armatürler, ışıkta hafifçe parıldıyordu. Aynaların etrafı ince LED şeritlerle çevrelenmişti, ışık çehremi yumuşakça aydınlatıyordu. Dolaplar ahşap görünümlü ama modern hatlarla tasarlanmıştı; kulpsuz düz yüzeyleri banyoya minimalist bir şıklık katıyordu. Ayça burayı kesinlikle çok beğenirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kısa sürede toparlayabildiğim kadar toparladım,” dedi. “Evi aldığımda biraz eski ve bakıma muhtaç durumdaydı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an duraksayıp, “Kısa sürede toparlanmış hâli bu mu?” diye sordum şaşkınlıkla. “Burası saray gibi domuzcuk.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur güldü, alnını şakağıma yaslayıp, “Elimden geleni yaptım yavrum,” dedi. “Burası evimiz. Senin evin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hem mahcubiyet hem de heyecanla gülümsedim ve “Sana diğer odaları da göstereyim,” diyerek beni kucağından indirmeden banyodan çıkardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kocaman, boydan camı ormana bakan bir çalışma odası vardı. Odanın bana ait olduğunu, burada hem dinlenip hem de ders çalışabileceğimi söylediğinde ona sarılıp binlerce kez teşekkür etmek istemiştim. Bir yandan da kızmak istemiştim. Kendini böylesi bir masrafın altına soktuğu, belki borçlandığı, belki de elindeki her şeyi satmak zorunda kaldığı için kendime gıcık oldum, onu da azarlamak istedim ama yapamadım. Tek amacı beni mutlu etmek olan bir adamı nasıl azarlardım ki?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Misafir odalarını da dolaştık, sonra beni ormana bakan balkonlardan birine çıkardı, kucağından yavaşça indirdi ve meraklı bir çocuk gibi korkuluklara doğru yürüyüp ormanı izlemeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beğendin mi?” diye sorduğunda başımı hızlıca salladım, verdiği onca emekten sonra canını sıkmak yerine ona beni ne kadar mutlu ettiğini göstermek istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beğenmek de kelime mi? Bayıldım,” dedim içtenlikle. Keşke daha uygun bir ev bulsaydık, keşke kendine bu kadar yüklenmeseydin, keşke kendini bir şeyler yapmaya mecbur hissetmeseydin, diye iç geçirsem de bunu asla dillendirip ona kendini rahatsız hissettirmedim. Huzur veren ormana baktım, burada en sancılı ruh bile iyileşmenin bir yolunu bulurmuş gibi duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Burada ulaşım çok sıkıntı olur ama,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çözeceğiz onu. Hem doğum yapana kadar her yere seninle geleceğim,” dediğinde doğum yapmamdan bahsediyor olması kalbimi hızlandırdı. Omzumun üstünden ona hevesli gözlerle baktım. Benim aksime o sakin gözlerle beni izliyordu. Bu hamileliğin onu korkuttuğunu hissedebiliyordum ama kabullendiğini ve hatta benim gibi onun da bu çocuğu istediğini görebiliyordum. İstemek bile bana yapılan bir haksızlıkmış gibi hissettiriyor olmalıydı ona.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzümü avuçlarının içine alıp, “Nikah tarihini de alalım, nasıl bir düğün var aklında?” diye sordu ilgiyle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarım anında çatıldı, kaşlarımın çatıldığını görünce duraksadı. “Ne düğünü? Nikah yeterli,” dediğimde bu kez kaşlarını çatma sırası onundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anlamadım?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sadece nikah yeterli, belki küçük bir kutlama yaparız ama düğüne gerek bile yok,” dedim hızlıca. Kaşlarının ortasındaki çukur daha da derinleşti. Gözlerinin içine dikkatle bakıp, “Çok masraf yapıyorsun Gurur,” dedim kendimi tutamadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu işin beni ilgilendiren tarafı. Bir daha mı geleceğiz dünyaya? Elbette düğünümüz olacak Zeliha,” dedi sertçe, ardından sesinin sert çıktığını fark etmiş olacak ki tonunu biraz daha düşük tutup, “Ben seni davulla zurnayla çıkaramayacak mıyım Muğla’daki evinizden?” diye sordu, sesi bu defa hem düşük hem de masumdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımıza neler geleceği belirsizken, içimde bana tutunmaya çalışan, benim de elimden kayıp gitmesin diye sıkıca tutmaya çalıştığım bir bebek varken, tüm bunları nasıl yapabilirdik ki? Gözlerimdeki soruları görmüş olacak ki, “Seni asla yormam,” dedi. “Tek istediğim seninle unutulmayacak bir anı daha yaratmak. İleride yaşlanıp buruştuğumuzda iskelede yan yana oturmak, sallanan sandalyelerimizde önümüzde göl uzanırken düğün fotoğraflarımıza bakmak istiyorum,” dedi. “Torunlarımızın sesini de duyarız belki, bahçede oyun oynuyor olurlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an kalbimin genişleyerek göğsümün içine yayıldığını hissettim. Bir hayalden ibaret dahi olsa, sanki gelecek orada bir yerde ona ulaşıp ulaşamayacağımızı merak ederek bizi bekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kendimi hem umutla dolu hissettim hem de o umudun sırtımdan koparılıp geriye kanayan bir yara bırakacakları kanatlar olmasından korktum. Boğulduğum karanlık sular çok derindi, bu doğruydu ama kıyıya ulaştığımda beni bekleyen güzel bir gelecek vardı. Kıyıya ulaşabilmek istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bırak seni gelinlikler içinde göreyim. Hak ettiğin bundan daha azı değil, sen sandığın her şeyin daha fazlasını hak ediyorsun.” Yanağımı parmak uçlarıyla okşarken, “Bir de bana bak, benim gibi bir adam senin gibi bir kızla ödüllendirildi. Üstelik seni hak etmiyorum bile,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saçmalama,” diye çıkıştım. “Bu dünyada beni senden başka kim hak edebilir? Seni benden çok kim hak edebilir? Hiç kimse.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman bırak da hayallerimiz olsun, sonra o hayalleri gerçeğe dönüştüreyim, kurduğumuz her hayal bizim gerçeğimiz olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman hiçbir şeyin abartılı olmayacağını, sade olacağını, kendini zora sokmayacağını söyle bana,” dedim, içimde bir yerlerde ben de onunla anılarım olsun istiyordum, tüm bu hayaller gerçeğe dönüşsün istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunun sözünü tutamam ama senden daha görkemli bir şey yapamayacağımı zaten biliyorsun. Benim hayatımdaki en görkemli şey sensin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salak,” diye söylendim, bu onu gülümsetti, gülümsediğinde yüzünde oluşan çizgiler bile kalbimi hızlandırmaya yetiyordu. Dudaklarını tekrar alnıma bastırdı ve “Muğla’da düğünümüz olsun mu?” diye sordu. “Seni yormadan gitmenin bir yolunu buluruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
En son Muğla’ya gittiğimizde nasıl da mutlu olduğumuzu hatırladım. Boğazım düğümlenirken, “Olur,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aklında bir tarih var mı?” diye sorarken parmakları saçlarımda dolaşıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayın hangi gününde olduğumuzu bile bilmediğim için kaybolmuş gözlerle onun gözlerinin içine baktım. Derin bir nefes aldı, parmaklarını yüzüme düşen saçlarda dolaştırıp, saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeyi arka arkaya sıraladığım için yoruldun değil mi?” diye sordu, gözlerimi kaçırdım. Gülümsediğini fark ettim ama ona değil, balkonun ardındaki ormana bakıyordum. “O zaman her şeyi ben halledeyim, sen dinlenmene bak.” Yanağımı aniden sertçe öpünce sırıttım, dudaklarını bir kez daha yanağıma bastırıp, yanağıma doğru konuştu: “Gül işte şöyle, göreyim yüzündeki çukurları, tüm çilleri, seni sen yapan tüm parçaları.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen güldürüyorsun beni zaten hep.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalan atma hiç, seni çok ağlattım ben,” dedi sessizce, bu sırada dudakları hâlâ yanağımdaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok konuşma,” diye homurdandım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biraz daha yeni evinde vakit geçirmek ister misin yoksa yoruldun mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sanırım dinlenmem daha iyi olur,” dedim, her ne kadar burada kalmak istiyor olsam da. Dinlenmek zorundaydım, yorgun hissetmesem de ve şu an ağrım olmasa da dinlenmeye mecbur hissediyordum kendimi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kucağıma gel bakalım,” deyince geri çekildim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yürüyebilirim, abartma,” dedim dalga geçer gibi ama öyle bir bakıyordu ki, reddetme şansımın olmadığını açıkça bakışlarıyla ifade ediyordu. Beni yavaşça kucağına aldığında yanaklarımın içini şişirip, “Öf ya,” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gitgide bana benzedin he.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gıcıklık konusunda benzemiyoruzdur umarım canım ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen daha gıcıksın, yarışamam bile seninle,” dediğinde ona dik dik bakıp tırnaklarımı ensesine bastırdım. Acıyla yüzünü buruşturup, “Şiddet yalnız bu,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus, gebertmeyeyim seni,” dediğimde tekrar sırıttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sandalyeye çıkarak mı döveceksin beni?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, efor sarf edemem o kadar, sen eğileceksin ben seni döveceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur, ayaklarının önüne yatayım, ırgat gibi kullan beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de amma meraklısın kullanılmaya he Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sırıttı. “Kullanacak kişi sensen, bayılırım kullanılmaya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şov yapma, yat yere de göster o zaman.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İndireyim seni kucağımdan, çökeyim, başla tekmelemeye o zaman,” dediğinde kıkırdadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kocaman herifi tekmelediğimi düşününce öyle bir keyiflendim ki,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kocaman olmam hoşuna gidiyor bence senin, sürekli bunu vurguluyorsun çünkü. Kaçmıyor gözümden.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet baya hoşuma gidiyor,” diyerek yanağından makas aldım, bana tuhaf tuhaf baktı. “Yavrum benim, aygırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bazen beni çok tedirgin ediyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yanağını okşarken kaşlarımı indirip kaldırdım, başını iki yana sallayarak güldü ve “Nazlanma hiç, hoşuna gidiyor senin de,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zafer’in açtığı kadın hesabından dolandırdığı dayılar gibi konuşuyorsun,” dediğinde ona dehşet içinde baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay bunu da mı yaptı ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi ve sesini inceltti: “Canim, sen bana bilet parası gönder canim, benim anne amiliyat olacak canim, amiliyat parası da gönder canim,” diyerek Zafer’i taklit etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Böyle şeyler mi söylüyor adamlara?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir tanesini iki gün boyunca havalimanında bekletti, biletim yandi canim, uçağa yetişemedim canim, bir bilet daha almalıyım para gönder canim,” diyerek güldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zafer her türlü dolandırıcılığı yapan bir abimiz galiba,” dediğimde sırıttı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“FaceApp’ten kendi fotoğrafını kadına dönüştürüp o şekilde kandırıyordu adamları,” deyince şok olmuş gözlerle Gurur’a bakakaldım. “Gideri de vardı hani, gayet güzel bir ablamız oluyordu. Yeşil gözlü, kumral bir afet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayırdır Gurur, Zafer’in kadın versiyonuna çok dikkatli baktın galiba. Afet falan da diyorsun. Yeşil gözlü dolandırıcı kadınlardan mı hoşlanıyorsun sen, söyle de bilelim,” dediğimde başını geriye atarak güldü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben çilli, inatçı, götü büyük kızlardan hoşlanıyorum, tercihen Muğlalı olmalılar ve babaları beni traktörle ezmek konusunda tehdit etmiş olmalı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen yine de Zafer’le öyle pek yalnız kalmamaya çalış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener daha tehlikeli,” dediğinde ona dik dik baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener bana ihanet etmez ama Zafer FaceApp’te kendini kadına dönüştürüp seni benden çalabilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener mi sana ihanet etmez? Yener, Zafer ona da para vereceğini söylediğinde ayaklarını çekip ayak fetişi adama attı, kırk dört numara ayağı bir Rus kadınının ayağı diye yedirdiler Manisalı bir dayıya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağzım açık kaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zafer’in bir onuru varmış, en azından ayağını atmamış ya. Ben Simge’ye şu konuyu bir anlatayım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de Yener’in dostu musun düşmanı mısın anlamadım,” dedi alayla. “Sürekli Simge’ye bir şeyler yetiştiriyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener dostum olabilir ama Simge benim kuzenim, öncelik tabii ki de Simge’nin,” dedim gözlerimi kısarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni kucağından indirmeden içeri girdi, merdivenleri ağır ağır indi ve bedenimi yere indirdi. Omzumun üstünden büyük salona baktıktan sonra gözlerimi yüzüne çevirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener de amma yalancı,” dedim. “Koltukları çoktan almışsın ama koltuk alternatiflerine bakmaya devam ediyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çalışma odan için o,” deyince kaşlarımı kaldırdım. “Rahat bir alanın olsun istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söyleyemedim, tek yaptığım ona dikkatlice bakmak oldu. “Hadi gidip bir şeyler yiyelim,” diyerek beni kolunun altına çekti, büyük kolunu bedenime sararak ona yaslanmamı sağladı ve birlikte evden çıktık. Arabanın önüne geldiğimizde elimde eve ait anahtarı tutuyordum. “Anahtarlığını takmayı unutma,” diyerek kapımı açıp arabaya binmem için bana yardımcı oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teşekkürler,” diyerek yerime yerleştirdim, eğilip yine aynı dikkat, nezaket ve saklayamadığı huzursuzlukla emniyet kemerimi bağladı. Sürücü koltuğuna bindiğinde anahtarı cebime sokup omzumun üstünden ona baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yiyelim yavrum?” diye sorarken arabayı çalıştırıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aniden, “Canım balık ekmek çekti,” dedim kaşlarımı çatarak. “Hiç de aramam normalde.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duraksayıp omzunun üstünden bana baktığında kaşlarım hâlâ çatıktı. “Balık ekmek yiyelim,” dedim hevesli bir sesle. “Birden canım çok istedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur yavrum,” derken tek kaşı havadaydı. “Yiyelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önümüzdeki günlerde sürekli balık ekmek yemek isteyeceğimden habersiz önümde akıp gitmeye başlayan yolu izlerken içimde tuhaf, huzurlu bir sıcaklık büyüyor, göğsüme yayılıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Göl kenarındaki restoranlarından biri günlük tutulan balıklarıyla meşhurdu, o gün hangi balık tutulursa genelde onu pişiriyorlardı. Günün balığı mezgitti. Gurur ekmeğimin içindeki balığı çatalla kontrol etmiş, büyük kılçık avını bitirdikten sonra temiz balığı tekrar ekmeğimin içine koyarak önüme bırakmıştı. İki yarım ekmek yemeyi ben de beklemiyordum ama uzun zaman sonra ilk kez yediğim balığın tadı o kadar güzel gelmişti ki, herhâlde Gurur’un dalga geçmeyeceğinden emin olsam üçüncü ekmeği de isterdim. Restorandan çıkarken karnım belirgin bir şekilde şişti ve balık beni o kadar susatmıştı ki iki pet şişeyi saniyeler içinde bitirmiştim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur gülerek, “Şifa olsun ceylanıma,” dediğinde, “Böyle giderse ceylan değil gergedan olacağım ama neyse ki sen benimle dalga geçmek konusunda zaten idmanlısın, ben de senin zorbalıklarına karşı idmanlıyım,” diye homurdanmıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Huzurlu bir andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Balık ekmeği gerçekten çok sevdiğimi keşfettiğim bir andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Keşke üçüncü ekmeği yeseydim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerindeki lensleri çıkarıp usulca kutusuna bıraktı. Ardından başını kaldırarak okyanusa açılan dev camın ardındaki manzaraya daldı. Geceden kalma yorgunluk, dışarıdaki sahnenin hedonist dağınıklığıyla birleşiyordu: hamağın üzerine birbirine dolanmış hâlde uyuyan iki kadın -biri badem gözlü Asyalı, diğeri sarı saçlı Fransız- derin uykularına gömülmüşlerdi. Yanlarında devrilmiş şişeler, kalan son damlalarını okyanusun berrak sularına damlatıyor, denizin tuzlu soluğu alkolle karışarak havayı ağırlaştırıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adam, bir an aynaya döndü. Yeşil ve mavi gözleri, ışığın altında birbirine zıt iki kıvılcım gibi parladı. Kendi yansımasına kısa bir bakıştan sonra ensesini ovuşturdu, dudaklarının arasına puroyu sıkıştırdı ve banyoya yöneldi. Kapsül biçimindeki banyo camdandı; suya açılmış bir akvaryumun içindeymiş hissi veriyordu. Musluğu açtığında camlara çarpan suyun sesiyle birlikte, kapıda tok bir tıklama duyuldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Purosunu banyodaki kül tablasına bırakıp yeniden aldı, dumanı ciğerlerine çekerken içgüdüleri harekete geçti. O, kalabalıkta bir fısıltıyı, kargaşada tek bir nefesi duyabilecek kadar keskin duyulara sahipti. Havluyu beline doladı ve kapıya yöneldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı açıldığında otelin iskelesinde duran silueti gördü: Siyah takım elbiseyle kaplanmış, güneşin kavurduğu tahtaların üzerinde bile bir gölge gibi dimdik duran bir adam. Siyah rugan ayakkabılarının tabanlarını ateşe verdiği kesindi ama en ufak bir kıpırtı yoktu yüzünde. Gözlerini gizleyen siyah camların ardından bakışlarını hissettirdi. Karşısındaki adamın havayı bile titreten sıcaklığa rağmen siyah takım elbisesinin içinde olması onu neredeyse güldürecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidip kendine bir şort al, biraz denize gir,” dedi adam soğuk bir sesle. “Yoksa eriyip gideceksin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevap gelmedi. Takım elbiseli, elindeki deri çantanın fermuarını açıp tableti çıkardı. “Efendim, haberlerim var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamın kaşı yükseldi, puro dumanını ağır ağır üfledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çalıklı cephesinde bir gelişme mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gelişmeden fazlası.” Tableti uzattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adam cihazı eline aldığında yüzünde neredeyse bir avcı iştahı belirdi; sanki kan kokusu burnuna çalınmıştı. Ama ekran ışığı yüzüne vurunca, iştah yerini derin bir gerilime bıraktı. Fotoğraf karşısında ter damlaları ensesinden süzülüp göğsüne indi. Yüzü parçalanmış, tanınmaz hâldeki adamın görüntüsüne bakarken dudaklarının arasındaki puro sertçe sıkıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu Çalıklı’nın işi mi?” diye sordu, sesindeki soğukluk bu kez tehlikeli bir titreşim taşıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşi değil,” dedi diğeri, gözlüğünün ardından ürkekçe. “İmzası.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmağını tabletin ekranında kaydırdı. İkinci fotoğraf belirdiğinde omurgasından yukarı, buz gibi bir ürperti tırmandı. Hoşuna giden bir hisle karışık belki biraz öfke… Karşısındakiyle aynı masada oturamayacak kadar tehlikeli, aynı zamanda kendisi kadar delice cesur birinin varlığıydı bu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Harekete geçemeyecek kadar güçsüz olduğunu sanıyordum,” dedi alaycı bir dinginlikle. “Ama şimdiden yeni şaheserlerini sergilemeye başlamış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi ne yapacağız? Er ya da geç daha fazla bilgiye ulaşacaktır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adam, ağır bir nefesle puroyu dudaklarının arasına çekti. “Kimden bilgi alabilecekse, ondan önce sen ulaşacaksın. Ve nefes almalarına izin vermeyeceksin. Bu kadar basit.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu hafife alıyorsunuz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an için gözlerinde tehlikeli bir parıltı çaktı. Karşısındaki adam, o ışığın kendi alnında bir delik açabileceğini fark edince kasıldı. Sessizlik, okyanusun uğultusundan daha ağır bir basınçla otel odasının içine çöktü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başka?” dedi sonunda, puroyu elinde öne doğru sallayarak. “Kayda değer bir şey söyleyecek misin, yoksa zamanımı mı çalıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Takım elbiseli adam yutkundu. “Büyük Çalıklı’yla ilgili dosyayı ele geçirmiş.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Puroyu tutan parmaklar o anda kaskatı kesildi. Gözleri kısıldı, bakışlarını yere indirdi. O an, okyanusun tuzlu rüzgârı bile gerilimi hafifletemedi. Bu haber farklıydı; beklenmedik, sinir bozucu ve bütün dengeleri değiştirecek kadar ağırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
GURUR MERT ÇALIKLI
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamı itmemle, ahşap kapıya çarpması ve kapıyı bedeniyle yarıp içeri düşmesi bir oldu. Bedeninin şeklini alan yarıktan içeri kafamı eğerek geçip odaya girdiğimde yerde geriye doğru sürünerek bana dehşet içinde baktı. Ağır adımlarla ona doğru yürürken sırtımdan vuran ışığın yarattığı gölgem adamın bedenine karanlık olarak düşüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gelme,” diyebildi. “Sana her şeyi söyledim. Bırak beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi yüzünden çekmeden ona bakarken yürümeye devam ettim ve o da üzerine düşen gölgemden kaçmaya çalışır gibi geriye doğru sürünmeyi sürdürdü. Sonunda sırtı beyaz duvara yaslandığında acıyla inledi ve eli dizinin altındaki bıçak yarasına gitti. Avucuna yayılan kanı gördüğünde acıyla inledi ve sonra kafasını kaldırıp korku dolu gözlerle yüzüme baktı. Zincirim bileğimden sarkıyordu, ucundan adama ait kan damlıyordu. Sırıttım. Yavaşça eğildim, bir elimi dizime koydum ve sırıtışım dişlerimi gösterene dek genişledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nerede kalmıştık?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deli herif,” diye sızlandı korkuyla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“E ama ben zaten dedim sana.” Omuz silktim. Durdum. “Aa sana değil, Burhan’a söylemiştim, doğru.” Gülümsemem hasta bir boyuta ulaştı. “O zaman sana da söyleyeyim.” Yüzüne doğru aniden yaklaşınca korkup kafasını duvara çarptı. “Evet, deliyim ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zincirimi boynuna bir idam ipi gibi doladığımda kaçmaya çalıştı ama boşuna olduğunu biliyordu. Zincirin iki ucunu birbirine yaklaştırdım, ardından herifin boğazını zincirle tamamen kıstırıp iki ucu birbirinden uzaklaştırdım. Sıkmanın etkisiyle herifin alnındaki tüm damarlar açığa çıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Söyleyecek misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Boğulur gibi bir ses çıkardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Doğru, ben senin gırtlağını sıkarken söyleyemezsin, değil mi?” Alnımı neredeyse alnına değecek kadar yakınına getirdim. “Hım?” Zinciri boynunun etrafında daha sıkı hale getirdiğimde dili dışarı fırladı, gözleri kaydı ve bunu izlemek bana hasta bir zevk verdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener arkamda derin bir nefes aldı. Ona aldırış etmedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Herifin dilinin ucundan akan salyayı izledim, zinciri biraz olsun gevşettiğimde öksürüp öğürdü ve yüzümü buruşturarak hızlıca geri çekilip ona alan tanıdım. Köşeye doğru yüzüstü eğildi, safra kustu ve biraz tükürdü. Zinciri boynunda kaydırdığımda, zincirin halkalarının tenine bıraktığı ölümcül izleri gördüm. Zincirimi avucumun içine topladım, aşağıda kalan ucunu havada şakıyacak kadar hızlı bir şekilde salladım ve adamın kaldırıp bana çevirdiği yüzüne sertçe indirdim. Çığlığıyla birlikte çarpmanın o etkileyici sesi boş odaya yayıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in elmasını ısırırken çıkardığı sesi duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen hiçbir şey ateş kadar kötü olamaz sanıyorsun, yanılıyorsun, bu zincir hiçbir ateşe benzemez,” diye tısladım ve avucumu tekrar yukarı kaldırıp, zincirimi sertçe kavrayarak sallayıp herifin yüzüne bir tane daha indirdim. Yüzündeki birkaç kemiğin çoktan kırıldığına emindim. Şişen elmacık kemiği bir diken gibi dışarı doğru uç verdiğine göre, evet, haklıydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur,” diyebildi, gözü darbelerden dolayı kapanmıştı, yüzü öyle şiş görünüyordu ki bu ona daha fazla vurma isteğimi körüklüyordu. “Ben sana bildiğim her şeyi anlattım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin bana verdiğini sandığın her şey zaten benim bildiklerim amına koyayım, ne anladım ben bu alışverişten. Elimde aynı mal ile önüne gelmişim, sen bana aynı fiyata aynı ürünü bir daha satmaya çalışıyorsun.” Adam söylediklerimden anlam çıkaramıyormuş gibi başını iki yana salladı, zar zor açılan tek gözüyle boşluğa baktı. Sessizliği beni daha da çıldırtınca dayanamayıp zinciri bir kez daha suratının ortasına daha sert geçirdim ve bununla birlikte kafası iki tarafa doğru sarsıldı, aldığı darbenin etkisiyle bilinci bir anlığına kapandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in elmasını bir kez daha ısırdığını duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yere çömeldim, bileğimden sarkan zincirle herifin bilinçsiz suratına baktım. Çenesini kavrayıp kafasını sağa sola çevirdim, ona birkaç tokat atıp ayılması için, “Şşş,” diye homurdandım. “Ilık götlü pezevenk.” Parmağımı şıklattım. “Bende kal. İşimiz bitmedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benim…” Herif tekrar sustu. Uzun süren sessizlik beni öfkelendirince yüzüne yaklaşıp çenesini sıkıca kavradım ve ağzını zorla açmasını sağladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuş sülaleni sikerim senin,” dedim sakin bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bildiklerim…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ha gayret yavrum, seneye tamamlayacaksın cümleni umarım,” dedi Yener köşeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuş!” diye bağırmamla, herif kafasını tekrar duvara yasladı ve “Bu kadar, bu kadar, bu kadar,” demeye başladı. Sürekli aynı iki kelime. Takılmış gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Reset at, reset, gitti kafa,” dedi Yener bu kez.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şart oldu,” dedikten sonra onu resetlemenin yolu olan çakıyı belimden çıkarıp tek seferde açtım ve herifin adeta ulumasına neden olacak bir ses çıkarmasını sağlayarak baldırındaki kas ağına sapladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oturumu bir kez daha yeniden başlatmama gerek var mı?” diye sorduğumda, zar zor açtığı tek gözünde gördüğüm tek şey korkuydu. Korku öyle büyüktü ki, küçük bir çocuk bile onun şu an benden korktuğu kadar, yatağının altındaki canavarlardan korkamazdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Komutanı tanımıyorum, yemin ederim. Onu bir kez bile görmedim.” Kekeliyor, ağzının kenarından salyaları akıyordu. Yutkundu, burnunu çekti ve kafasını iki yana salladı. “Rütbeliler bile onu göremez. O kendini sadece kendi yetiştirdiği askerlerine gösterir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendinize asker deyip bir de rütbe mi veriyorsunuz amına,” dedi Yener elindeki elmanın geride kalan sapını herifin suratına fırlatarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Herifin baldırında saplı duran çakının sapını tutup iki yana salladığımda ve kas kütlesinin içinde diri diri çevirdiğimde, duyduğum çığlık sesi kafamın içindeki çınlamayı anımsatan sinyal sesine karışarak boğuldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Küçük bir çocuk gibi çığlık atıyorsun,” dedi rahatsızlıkla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çakıyı kas dokusunun içinde çevirirken, “Söyle,” dedim mekanik bir sesle. “Kaç tane Çalıklı tanıyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni, bir seni,” dedi adam acıyla yılan gibi kıvrılırken. “Bildiğim tek Çalıklı sensin bir de babanı tanıyorum, hepsi bu, hepsi bu, hepsi bu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yine takılma yapıyor bu kanka,” dedi Yener, onu görmesem de sırıttığını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kardeşlerim hakkında ne biliyorsun?” diye sordum bu kez sakince. Sesim sakin çıksa da elim hâlâ çakının sapındaydı ve onu yavaşça çevirerek deşmeye devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İki kardeşin olduğunu biliyorum sadece ama isimlerini bile bilmiyorum bizim odak noktamız sendin.” Korkuyla titredi ve acıyla haykırdı. “Sadece sendin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hedefinde hiç başka bir Çalıklı olmadı mı yani?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen, sadece sen, baban kız kardeşine karşı her zaman korumacıydı ve onu her zaman olayın dışında tuttu,” dedi aceleyle, sonra yana doğru devrilip tekrar tükürdü. Yere tükürüğüyle yayılan kana baktım, ardından gözlerim tekrar yüzüne çevrildi. “Diğer erkek kardeşinin adını bile bilmiyorum. Bize emir sadece senin için verildi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başka?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başka ne?” diye sordu sitem eder gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Büyüğüm hakkında neden hiçbir şey bilmiyordu bu orospu çocukları? Öfkeyle çakıyı baldırından çıkarıp bu kez çenesinin altına dayadım. “Başka bir Çalıklı’dan bahsediyorum! Ben değil, Eylül değil, Cesur değil, başka bir Çalıklı! Söyle!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne?” diye sorabildi sadece ama nefesi kesilmişti, çakının ucu doğrudan derisini zorluyordu ve çok değil, tek bir hamlede onu öldürebileceğimi biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dosyada bir Çalıklı’dan daha bahsediliyordu,” dedim ama herif muhtemelen neyden bahsettiğimi bile bilmiyor, sadece canının derdine düşmüş titriyordu. “Dosyada başka bir Çalıklı’dan bahsediliyordu!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne-ne-neyden bahsettiğini bilmi-miyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öl o zaman.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“N-ne-” Bir sonraki kekeleyen kelimesini duymaya tahammülüm bile olmadığı için dağ faresinin boğazına çakıyı dik bir şekilde sapladım. Fışkıran kan yüzüme sıçradı, onu izlerken çakıyı daha derine ittim ve fışkıran kanın gözlerimin içine girdiğini hissettiğimde bile gözümü kırpmadım. Sadece izledim. Geberişini izledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sinyal sesi kafamın içinde büyüyordu, dalgalanıyor, zihnime çarpıyor ve düşüncelerimin yerini hızla değiştiriyordu. Sonuca yaklaşamadıkça, içimdeki öfke daha da büyüyor, ruhuma bir çukur kazıyordu. Sonunda Yener omzumu tutup bedenimi geriye doğru çekince çakıyı dağ faresinin gırtlağına saplı bırakarak geriye doğru devrildim ve yere oturdum. Gözümü bir an olsun ondan çekmedim. Aldığı her hayatın kan olup vücudundan çıkıp gidişini izledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Paket hazır,” dedi Yener donuk bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Makineyi ver.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Anlamasa da beni ikiletmedi. Polaroid makineyi elime verdiğinde, kanlı ellerimle makineyi sıkıca kavradım ve karşımdaki leşin fotoğraflarını çektim. Deklanşörün sesiyle birlikte ışık, üzerine imza attığım ikinci leşin üzerinde patladı. Makinenin alt kısmından inen fotoğrafı elime alıp yavaşça sallarken hâlâ yerimde oturuyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Fotoğraf karesini Yener’e uzattım. “Bunu imzamı görebilecekleri bir yere bırak. Sarı torbaya israfına gerek yok, burayı havaya uçuruyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener duraksar sandım ama tek yaptığı, “Olmuş bil, Yüzbaşım,” demek oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonrası kanın zeminde hareket edişi kadar ağırdı. O leşi orada bırakıp, bileğime sarılı zincirimle oradan ayrıldığımı hatırlıyorum. Yener bir adım arkamdan ilerliyordu. Ve her bir adımımızda, arkamızdaki binadan yükselen alevler etrafa savruluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bulana kadar durmayacaktım. Ne kadar dağ faresi varsa, hepsini bir varilin içine koyup suyun içinde boğacak, ateşin içinde küle çevirecek, bir değil bin kez ölmek nedir her birine öğretecektim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alevlere bakan Yener, “Bu bir oyun olabilir,” dedi, biliyordum ama şüphe şu an için tek gerçekti. Bedenini bana çevirip, “Gerçekten bir kardeşin daha olduğunu düşünüyor musun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şüphe tek gerçektir,” dedim. “En azından bir süreliğine benim için bu böyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini yüzümde gezdirip, “Dikkatini dağıtmalarına izin verme,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sıranın kendilerine geldiğini hissetmek, sıranın onlara gelmesinden daha korkutucu olacak,” dediğimde beni anladığını hissettim. Bir sigara çıkarıp dudaklarımın arasına sabitledim, sigarayı yaktıktan sonra, “Her gün, bir önceki günden daha tedirgin hissettikleri bir güne uyanacaklar. Ta ki enselerinde nefesimi gerçekten hissedecekleri an gelene kadar,” dedim. “Ölmeyi dilemek, ölümden korkmaktan daha acı vericidir. Önce ölümden korkacaklar, sonra da ölmeyi dileyecekler. Ben onlara bunu yaşatacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabanın kapısını açarken Yener hâlâ bana bakıyordu. Göz ucuyla ona bakıp, “Çocuklardan birkaçına haber uçur, patlama büyüyüp diğer canlılara zarar vermesin,” dediğimde başını salladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Planım buraya tek başıma gelmekken, Yener bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı; oysa kimsenin anlamayacağından çok emindim. Sadece gözlerimin içine bakmış, “Neler olduğunu anlat,” demişti, sesinde rica yoktu, emir vardı ve öğrenene dek durmayıp eşeleyeceğini biliyordum. Kolumu tutup beni kendine çevirdiği anı hatırladım, şafak söküyordu ve tesis her şafakta olduğu gibi bu şafakta da oldukça sessiz, tenhaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonunda ısrarlarına katlanamayıp, “Bir kardeşim daha olduğunu öğrendim,” dediğim anı hatırlıyorum. Yüzündeki kan doğrudan çekilmiş, buna inanmakta güçlük çekiyormuş gibi kaşlarını çatarak bana dikkatle bakmıştı. Sorular yoktu, yöneltebileceği hiçbir soruya net bir cevap alamayacağını o an için Yener de biliyordu. Ona yaşananları sakince, detaya girmeden, sadece vermek istediğim kadar bilgiyi aralara yerleştirerek anlatmıştım. Her kelimenin sonunda bakışlarının daha da ağırlaştığını görmüştüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana tek sorduğu soru, “Emin misin?” olmuştu. Çünkü bunun bir tuzak olabileceğini, tıpkı en başında düşündüğüm gibi, o da düşünüyordu. Şüphe şu an için tek gerçekti, o an ona verdiğim yanıt da bu olmuştu. Tüm bunları Muşta’ya anlatmamız gerektiğini, tek başıma hareket etmemin tehlikeli olduğunu söylediğinde, ona susması için tek bir bakış atmam yetmişti. İki kardeş arasında bir sır varsa, ucunda ölüm de olsa o sır mezara dek aramızda kalırdı; ben bu timdeki her üyeyle kardeştim ve Yener de ona bir sır verdiysem, ucunda ne olursa olsun mezara kadar o sırrı taşıması gerektiğini biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tek bir şartı vardı. Sahada beni yalnız bırakmamak. Parmaklarıma bulaşacak her kanda, işleyeceğim her suçta yanımda olmak istemişti. Zaten ipin ucunda olan mesleğini yakmak istemediğimden başta bunu reddetsem de yine iki kardeş arasında değişmeyen bir gerçek vardı ki, biri karanlığa yürürse, diğeri de onun arkasından hiç düşünmeden karanlığın içine koşmaya başlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener arabanın camını indirdiğinde içeri dolan rüzgârın uğultusu beni saatler önce yaşananların içinden sıyırıp olduğum anın içine çekti. Bir sigara yakıp, elini arabanın camından dışarı sarkıttıktan sonra, “Zeliha evi beğendi mi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Az önce yaşanan her şey doğalmış gibi devam edeceğimizi anlamak beni gevşetti. “Beğendi,” dedim. “Yaşanan onca şeyden sonra bir daha gözlerinde o parıltıyı göremem sanmıştım ama çok şükür ki görebildim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu mutlu eden ev değildi bence,” dediğinde omzumun üstünden ona baktım. “Zeliha seninle tek göz odada da mutlu olabilecek bir kız. Onu mutlu eden geleceğinizi planlıyor olman. Sana o kadar çok bağlı ki sensiz geçecek yarını, seninle geçen düne değişmez.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duygular hakkında pek konuşmazdın sen dilsiz. Bu aralar hiç susmuyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sigarayı dudaklarına götürürken, “Öğreniyoruz biz de bir şeyler,” diye dalga geçti. “Şu kardeş mevzusunu annenle konuştun mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O herifin başka birinden çocuğu varsa bile annemin bunu bileceğini sanmıyorum,” dedim. Yine de şansımı deneyecektim. Kayıtlarda o herifin sadece üç çocuğu vardı, onun soyadını taşıyan üç isim. Eylül, Cesur ve ben. Dördüncü yoktu ve gerçekten olup olmadığını öğrenebilmek için daha derinlere inmek zorunda olduğumu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Annene doğrudan bunu soramazsan, Emsal’in kendisinden önce bir birlikteliği olup olmadığını sor. Eğer bu lavuk senden daha büyükse, annen hayatında değilken hayatında olan birinden peydahlamıştır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benden kaç yaş büyük olduğunu bilmiyorum. Belki yaşlarımız yakındır ve annemle evliyken başka biriyle görüşmeye devam ediyordur, kim bilir?” Çevirmenin önünden geçtik, jandarma arabayı tanıdığı için bizi durdurmadı ama durdurduğu arabaların oluşturduğu kuyruk yavaşlamamıza neden olacak kadar uzundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha’ya bu konudan bahsettin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır. Kızın derdi başından aşkın, yaşanan onca şeyden sonra Zeliha otur sana sikik geçmişim hakkında yeni bir dramadan bahsedeceğim falan mı diyecektim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha bunu öğrenince, ona söylemediğin için kızar ama.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha hamile, Yener,” dedim doğrudan. “Ve düşük riskiyle her günü tedirgin, korku dolu, endişeyle kaplanmış hâlde geçiyor. Bir de ben mi strese sokayım kızı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Haklı olduğumu düşündüğünden olsa gerek sustu. Sigarasını içtiği sırada oluşan sessizlik, sonunda bana dönüp, “Doktoruyla görüştün mü?” diye sormasıyla son buldu. Sinyal sesi kafamın içinde bir halka çizdi, o halka genişleyerek tüm zihnime, bedenime, ruhuma yayıldı ve etkisinin çoğaldığını hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an için durumda değişen çok bir şey yok. Süreci dikkatli yönetmemiz gerekiyor,” dedim, bu cümleyi kurmak bile dudaklarımın kurumasına neden oldu. Yener’in sıkıntılı bir nefes verdiğini duydum, ardından, “Zeliha bebeği çok istiyor,” dedi, Yener’in kelimelerinin bana taşıyamayacağım kadar ağır geldiğini hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bebeği ben de çok istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir bebeğimiz olmasını gerçekten çok istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ama Zeliha’nın iyi olmasını, her şeyden çok istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zihnimin içinde çoktan uykusundan uyanmış, onun önüne atacağım avları bekleyen canavarın sert soluklarının düşüncelerimi ateş gibi yaktığını hissettim. O canavar durmamam için beni nefesiyle kamçılıyordu, gözlerini ruhuma dikiyor ve daha fazla kan dökmem için telkinlerde bulunuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Konuyu değiştirme ve kafamdaki yırtıcıdan uzaklaşma ihtiyacıyla, “Simge’yle nasıl gidiyor?” diye sorduğum anda kaşlarını çatarak gözlerini yola çevirdi. Göz ucuyla onu kontrol ettim, yüzünde sakin bir ifade olsa da kaşları hâlâ çatıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmiyorum.” Tek kelimelik cevabının beni tatmin etmeyeceğini aramızda uzayan sessizlikle anlamış olmalıydı. “Ne yapılır, nasıl ilerlenir, ne şekilde yaklaşılır bilmiyorum. Daha önce de söyledim, ben senin gibi ya da Devran gibi değilim. Bu yüzden nasıl hareket edilmesi gerektiğini hâlâ bilmiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçinden nasıl geliyorsa öyle hareket etmen daha hayırlı olur. İlişkiler strateji üzerine kurulmaz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçimden geldiği gibi davranırsam kızı korkuturum. Sen benim nasıl biri olduğumu bilmiyor musun? Bilmiyor gibi konuşma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge senin için sıradan bir kız değil, o yüzden içinden geldiği gibi davranırken bir çeşit dalyaraklık yapacağını düşünmüyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dalyaraklığı isteyerek yapmıyorum zaten,” dedi düşünceli bir sesle. “Mayam bozuk benim, normal iletişim nasıl kurulur bilmiyorum.” Sigarasının külünü dışarı silkti. “Beni siktir et şimdi. Bir sonraki durağımız neresi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabayı biraz daha hızlandırıp, “Bir sonraki durağa yalnız gideceğim,” dedim, bundan hoşlanmadığı için kaşlarını çatarak bana doğru döndü ve sadece, “Tek gideceğim dedim,” diye bastırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeyi tek başına halledemezsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her zaman tek başıma hallettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba tesisin büyük otoparkında durduğunda Yener homurdanarak arabadan indi. Camı indirip, “Muşta’ya hiçbir şey söyleme,” dedim. “Zamanı gelince kendim söylerim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zarar görmemeye bak, yoksa sözmüş yeminmiş bunlar sikimde olmaz. Muşta’yı da alır başına dikilirim,” diyerek sırtını dönüp tesise doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener,” diye seslendim arkasından.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durup omzunun üstünden bana baktı. “Söyle.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha için araba bakıyorum. Özellikle temiz kullanılmış, kilometresi az, mümkünse önceki sahibinin kadın olduğu bir araba bulmama yardım etsene,” dedim. “Kadınlar erkeklerden daha temiz, bakımlı kullanıyor arabalarını genelde. İçinde sigara bile içilmemiş arabalar var ya, onlardan istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in yüzündeki ifade yumuşadı. “Olur,” dedi, “Zeliha’nın da nasıl bir şey beğendiğini öğrenirim çaktırmadan.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eyvallah.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener otoparktan çıkarken telefonumu çıkarıp kilit ekranı kaldırdım. Zeliha’nın fotoğrafı ekranda belirince, elimde olmadan, kafamdaki kaosa ve hiç susmayan sinyal sesine rağmen dudaklarım yukarı kıvrıldı. Parmağımı fotoğrafın üzerinde dolaştırdıktan sonra onu görüntülü aradım. İkinci çalışta ekranda yüzü belirdi, yatakta uzanıyordu ve saçları yastığa yayılmıştı, uykudan yeni uyandığını ceylan gözleri daha kısık ve etrafı kızarık olduğu için anlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyandırdım mı yavrum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“I-ıh,” dedi ama sesinden bile yeni uyandığı belli oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalancı seni,” diye alay ettim. “Uyku akıyor gözünden. Hadi kapatayım da uyumaya kaldığın yerden devam et.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İri iri açılan gözlerini kameranın dibine soktu. “Hayır, uyumuyorum ya. Hem sen gelmeyecek misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu saatte gelmem ayıp olur,” dediğimde kaşlarını çattı. “Simge’ye ayıp olur, yarın sabah erkenden gelirim, olmaz mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama ben seninle uyumak istiyordum…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bensiz horlaya horlaya uyumuşsun gibi görünüyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kameraya dik dik baktı. “Ben horlamam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Haklısın, bunlar hep senin hakkında atılmış asılsız iftiralar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Elbette iftira, prenseslerin horladığı nerede görülmüş?” diye çemkirdi. Sesi bile bana huzur veriyordu ve bunu bildiğini biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İlla benimle uyumak istiyorsan, kamera açık kalsın birlikte uyuyalım,” dedim, çünkü yalan değildi, ben de şu an onun yanında olmak istiyordum ama kanın ve ateşin kokusu bedenime böylesine sinmişken, alacağım duş bile beni yapacaklarımdan arındıramayacakken, su işleyeceğim hiçbir günahı silemeyecekken şu an onun yanında olmayı kendimde hak göremiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bunun yerine yanıma gelsene, seni eve gizlice alırım,” dedi, beni yanında istemesi beni gülümsetti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sabah gözünü açar açmaz yanına geleceğim,” diye güvence verdim ona.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi bari, böyle uyuyalım o zaman,” diyerek telefonu yan tarafındaki yastığın üzerine koyup yan yattı. “Günün nasıl geçti? Hiç aramadın, mesaj yollamadın. Ne yapıyordun?” Arka arkaya sıraladığı sorular tedirginliğinin bir yansımasıydı, gördüğümü biliyor muydu bilmiyordum ama endişesini hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Halledilmesi gereken birkaç iş vardı,” dedim, bu yalan değildi, tam olarak gerçeği barındırmasa da gerçekten halletmem gereken şeyler vardı. Birçoğunu halletmiştim de. “Ağrın var mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu soruyu sorduğumda yüzü bir an düşer gibi oldu, içimde bir his büyüdü, bu hissin biraz daha büyürse beni tamamen yok edebilecek güce erişebileceğini hissedebiliyordum. “Bunu sorup durmasana,” dediğinde kaşlarım çatıldı. Yaramın yarası olan kadının yarasını bir de ben mi deşiyordum?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağrın olursa zaten bana söylersin, doğru,” diye fısıldadım onu sakinleştirmek ister gibi. Buna bir cevap vermek yerine, “Anneme evden bahsettim, çok güzel olduğunu söyledim. Keşke fotoğraflarını da çekseydim, annem çok merak etti,” dedi hevesli hevesli.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onu da götürürüz, görür evimizi,” diyerek güldüm, telefonu direksiyonun yan tarafına sabitleyip, bedenimi hafifçe çevirerek rahat bir pozisyon aldım. “Akşam yemeği yedin mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Götürelim, görsün. Kesin çok sever orayı. Hıhım yedim, Simge patates salatası yapmış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sadece patates salatası mı yedin?” diye sordum kaşlarımın ortasında bir çukur belirirken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Doydun mu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öküz müyüm ben Gurur? Doydum tabii ki,” deyince güldüm, gülmem onun kaşlarını çatıp, “O imalı gülüş, evet öküzsün manasına mı geliyor?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Saçmalama. Sadece iyi beslenmeni istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biraz daha iyi beslenirsem beni kaldırmak için vinç çağırmak zorunda kalırsın evin önüne, haberin olsun.” Sırıttı, beni neşelendirmek için rol yaptığını anlamak göğsümdeki sıcaklığı arttırdı, bu öyle bir sıcaklıktı ki sanki cehennemden çıkıp gelmiş bir ateş topuydu da göğsümün içinde kalp gibi atıyor, büyüdükçe beni daha derinden, daha çok yerimden yakıyordu. O böyleydi işte. Yarası kanarken kendi yarasına avucunu bastırmazdı, ellerinde daima başkasının yarasının kanı olurdu. Oysa biliyordum, korkuyordu, kaybetmekten, kaybolmaktan, düştüğü o derin o uçuruma en sevdiği parçasını bırakmaktan korkuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha,” dediğimde dalgın bir şekilde, “Hı?” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seni seviyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri ekrandaki yüzümde asılı kaldı, birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra, “Ben de seni seviyorum,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Vazgeçtim,” dediğim anda korkuyla doğrulduğunu görmek kalbimi ağrıttı. Neyden vazgeçtiğimi sanıyordu ki? “Duramayacağım böyle senden uzakta. Geliyorum oraya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzündeki korku yavaşça silindi, dudaklarında bir tebessüm belirirken, “Durduğun hata salak çocuk,” dedi. “Gel hemen.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
ZELİHA ÖZDAĞ
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her yükü dilimin ucunda pas tadı bırakan bir bıçak gibi ağzımın içinde evirip çevirmekten, hiçbir sokak köşesine içimdeki zehri tükürememekten, boğazımı lime lime edecek olsa da yutmaya mecbur kalmaktan yorulmuştum. Beni sıradan bir yara gibi değil, içimin en gizli köşelerini sessize çürüten bir ur gibi kemiriyordu zaman.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İç çamaşırıma yerleştirdiğim pede kan bulaşmış mı diye kontrol ederken sessizce ağladığım o tuvalet köşesinde, bir daha aynı kız olamayacağımı bilmenin ağırlığı canımı acıtıyordu. Kan yoktu, sevinmeli miydim yoksa daha da mı korkmalıydım, içime ekilen umut bir kibritle yok olacakmış endişesi beni kemirmeye devam mı edecekti sürekli böyle?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ellerimi yıkayıp kafamı kaldırarak karşımda duran lavabo aynasına baktığımda yüzümün ne kadar değiştiğini fark ettim. Gözlerimin altındaki halkalar genişlemiş, yüzüm bir ölünün yüzü kadar beyazlamıştı ve ten rengim açıldığından olsa gerek çillerim soluk renk görünse de daha belirgin hale gelmişti. Dudaklarım kuruydu, ortasında bir yarık vardı, acımıyordu ama gerginliğini hissedebiliyordum. Dilimi o yarıkta dolaştırıp kendimi gülmeye zorladım. Gülümsemek zorunda hissediyordum. Etrafımdaki insanları da düştüğüm kuyunun içine çekmemek, o kuyunun dibinde çığlık atarak yardım isteyip yardım edemeyeceklerini bile bile onları da üzmek istemiyordum. Bazen karşındaki insan seni o kadar çok severdi ki, sana yardım edememek onu tüketirdi. Öyle çaresizdim ki bana yardım edemeyeceğini bildiğim insanların göğsündeki ağrı olmak istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aynaya bakıp gülümserken dudağımın titrediğini fark ettim. Kaşlarımı çattım, bana daha gerçek bir gülümseme gerekiyordu. Evet, yaşananlar ağır ama bakın, ben hâlâ yaşıyorum, hâlâ umut doluyum, hâlâ gülümsüyorum, iyileşiyorum, yaralarımdan akan kan çoktan durdu, deme şekliydi gülümsemek ver her ne kadar nasıl gülümsemem gerektiğini unutsam da gülümsemek zorunda olduğumu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gülümse,” diye fısıldadım, çenem titredi, gözlerime biriken yaşlar tekrar hızla aktılar ve lavabonun tezgahının kenarına parmaklarımı sertçe geçirdim. “Kanamıyorsun işte. Gülümseyebilirsin. O hâlâ orada, Gurur da birazdan burada olacak.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunları sesli ifade etmek beni biraz daha sarstı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Her insanın bir eşiği vardı, damla damla biriken acının sonunda bardağı değil, tüm bedeni taşırdığı o an. İçinden gözyaşları değil yalnızca, acı ve çürük irin gibi sızardı, gözlerinin beyazına kadar hissettiklerinin karanlığı çökerdi. Bazen acı öyle büyük olurdu ki insanın eline geçen her şey bir silaha dönüşürdü; bakışı bile kurşun, nefesi bile bıçak olurdu. O eşiğin kıyısına defalarca sürüklenmiştim ama o kıyıya vuran dalgalar hiç böyle şiddetli bir şekilde bedenime vurarak beni içine çekmemişti. Şimdi o dalgalar tarafından çekildiğimi, yutulduğumu, boğulduğumu hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı yavaşça tıklatılınca doğruldum, zili çalmamıştı çünkü herkes uyuyordu ama ben geleceğini bildiğimden kulağım kapıdaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O eşiğin kıyısında değil, artık o eşiğin dalgalarının içinde olmama rağmen o banyodan çıktım, kapıyı açtım ve ona gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İşin tuhafı buydu ya işte, tam da kendi gölgem bile bir tabut kapağı gibi üzerime kapanmışken, ellerim titrerken, içimdeki acıyı durduramadığım için aynaya bakan yorgun yüzümü bile parçalamak isterken, onun bir bakışıyla gülümseyebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Geldin,” dedim kısık bir sesle. Geceyi arkasına almış tam karşımda duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Döner dolaşır sonunda ben yine hep sana gelirim,” diyerek başını omzuna yatırıp gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç düşünmeden kollarının arasına girdim çünkü kollarının arasına girmesem dağılıp düşecek, kaybolup küle dönecek gibi hissediyordum. Kollarının arasına girdiğim anda dudaklarını saçlarıma bastırıp beni sıkıca sardı. Güvenli yerimdi, benim bölgemdi burası, limanımdı, sığınağımdı. “Tüm dünya dillerinde, okyanusların tuzu kadar, çöllerin susuzluğu, gökyüzünün sonsuzluğu kadar haykırabilirim sana bunu,” diye fısıldadı dudakları saçlarımdayken, “çok aşığım sana, çok seviyorum seni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktığımda kollarını boynuma sarmış, gözlerini indirmiş yüzümü izliyordu. “Şu güzelliğe bak,” dedi yüzünü yüzüme doğru indirerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çirkin görünüyorum şu an,” diyerek bakışlarımı kaçırdığımda çenesini alnıma sürttü, sonra boynumdaki elini çekip çenemi kavrayarak kafamı kaldırdı ve “Kendini en güzel sanana bile şu hâlinle el etek öptürürsün,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Utanıp yüzümü göğsüne gömerek onun beline sıkıca sarıldım. Gecenin içinde fısıltı gibi yükselen rüzgâr sesi kulaklarıma doldu, bu ses ilk kez bana huzursuz hissettirmek yerine huzurlu hissettirdi. Geçmişin içindeki yaralar onun kollarındayken kabuk bağlıyordu. Bağlıyordu bağlamasına ama peki ya şimdiki yaralar da bağlar mıydı bir gün? Kabuk bağlasın istiyordum, kabuk kaşınsın, izi bir ömür kalsın ama şu kan artık akmasın, dursun istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi içeri girelim,” dedi saçlarımı okşayarak. “Dışarısı serin yavrum, üşüteceksin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söylemedim sadece geri çekilip kafamı kaldırarak gözlerinin içine baktım. Elimi tuttu, içeri girerken kapıyı yavaşça kapattı. Karanlık koridordan geçip salondaki yatağıma doğru yürüdük. Lambanın zar zor aydınlattığı loş odada elimi bırakmadan yatağın ucuna oturdu. Yatağı toplama şansım olmadığı için kendimi kötü hissettim. Pasaklı ve dağınık göründüğüme emindim, yine emin olduğum bir şey vardıysa bu da Gurur’un beni asla öyle görmediğiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok yorgunum,” dediğinde duraksadım, yanına oturup omzumun üstünden ona baktım. Yavaşça yana devrilip yanağını omzuma yasladı, ben de başımı onun başının üzerine devirdim. Bir süre loş odanın içinde öylece oturduk, birbirimizin nefes alıp verişini sanki bir nimetmiş gibi dinledik, birbirimizi hissettik ve bu sırada ellerimiz hiç ayrılmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birinin yanında güvende, hiçbir şeyin sana dokunmayacağını, seni üzemeyeceğini, senden bir parça daha koparıp götüremeyeceğini hissetmek çok tuhaftı. Gurur yanağını omzumdan çekmeden derin bir nefes aldı, kokumu içine çektiğini fark edince duraksayıp kafamı indirerek ona baktım ama yüzü görünmüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok yorulduysan seni uyutmamı ister misin?” diye sorduğumda, belli belirsiz bir onay mırıltısı çıkardı. Bir anlığına bu öyle tatlı geldi ki farkında olmadan gülümserken buldum kendimi. Neden bu kadar yorgundu? Ağır bir süreçten geçerken Muşta’nın da diğerlerinin de ona çok yüklenmeyeceğini biliyordum, büyük ihtimalle zihnini meşgul edebilmek için kendine onu oyalayacak işler yaratıyordu. Bu yorgunluğun başka bir açıklaması olabilir miydi ki?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gel bakalım,” diyerek onu yatağa çektim, dikkatlice, özellikle de beni incitmemeye ekstra özen göstererek yavaşça yatağa uzandı. Ben de yanına uzanıp onu göğsüme doğru çektim. Koca cüssesiyle göğsüme sığındığında parmaklarım kumral saçlarında dolaşmaya başlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neler yaptın bugün?” diye sordum, bununla ilgili konuşmak istemiyormuş gibi burnundan sert bir nefes vererek yüzünü göğsüme daha sert gömdü. Bir kolunu belime sarıp, avucunu belimin kavisine bastırdıktan sonra, “Yatak odasını ne renk istiyorsun?” diye sordu. Bu soru karşısında şaşırdım, parmaklarım bir süreliğine saçlarında donup kaldı ama sonra tekrar saçlarını okşamaya başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmem ama açık tonlar olabilir,” dedim düşüncelere dalmış bir sesle. “Hem ferah görünür hem de ortamı daha geniş gösterir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Krem ve bej tonları gibi mi yoksa direkt beyaz mı?” Sorusu uykulu sesi tarafından taşındığından mıdır bilinmez kulağıma çok tatlı geldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yine de beyaz istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beyaz, kanı en çok gösteren renkti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarım çatıldı, sakince, “Krem ya da bej kulağa hoş geliyor,” dedim. “Belki biraz mint yeşili, ne dersin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlgisini çeken bir şey duymuş gibi kafasını göğsümden çıkarıp gözlerini kaldırarak bana baktı. “Mint yeşili nasıl oluyor ki?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oldukça açık, şeffaf bir yeşil,” diyerek parmaklarımı alnına doğru eğilmiş kumral saç tellerinde dolaştırıp saç tellerini arkaya doğru ittim. “Krem ve mint yeşili birbirlerine yakışırlar diye düşünüyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen yakışır diyorsan kesin yakışır,” diyerek yüzünü tekrar göğsüme gömdü, belime sarılı hâlde duran kolunu biraz daha sıkılaştırıp beni tamamen kendine çekti. Büsbütün, tek parça olalım, ruhlarımız gibi bedenlerimiz de birbirine karışsın istiyor gibi bir hâli vardı. “Nevresimleri o dediğin yeşilden alırız, hatta o renk tablolar da alırız,” diye mırıldandı, sesi şimdi daha ağırdı, uykunun kollarına çekilmesine az kaldığını anlayıp gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur, öyle yaparız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağrın yok değil mi?” Soruyu boşta bulunarak sorduğunu, uykuya teslim olmak üzereyken bile önceliğinin ben olduğunu fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, endişelenme. Kendimi daha iyi hissediyorum,” dedim, kanamam ve ağrım yoktu bu doğruydu ama kendimi daha iyi hissettiğim konusunda yalan söylüyordum. Yine de o kollarımdayken her şey daha kolaydı. Eminim kollarımda olmasının veya kollarında olmamın bana bu denli iyi hissettirdiğini bilseydi, yanımdan hiç ayrılmazdı. “Biliyor musun hiç kanamam olmadı bugün,” derken buldum kendimi, parmaklarının belimdeki duruşunun sertleştiğini, baskının arttığını hissettim. Keşke söylemeseydim, diye kızdım içten içe kendime.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gün içinde doktorunla konuşuyor musunuz?” Bu soruyu sorarken sesi uykudan sıyrılmış gibi düşünceli duyuldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Benden güncellemeler alıyor. Gerçekten çok ilgili.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiçbir detayı atlama, gün içinde en küçük bir ağrı, yolunda gitmeyen herhangi bir şey hissedersen bunu ona da bana da bildir,” dedi yüzünü göğsümden çekmeden. Yüzünde nasıl bir ifade olduğunu göremesem de tahmin edebiliyordum. Bu konuyu açtığım için kendime kızmadan edemedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur, hiçbir detayı atlamam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yarın babanla düğün konusunu konuşacağım,” dedi, şimdi sesi daha sakindi ya da sadece beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Başarıyordu da.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Normal şartlarda bu kabul edeceği bir şey olmasa da durumu göz önünde bulundurarak rahatlıkla onun bunu kabul edeceğini söyleyebilirim,” dedim, babamın önceliği okulumu bitirmemdi, okul bitene dek nişanlı kalmamı istiyordu ama ne ben ne Gurur ne babam bu olanları tahmin edemezdik. Korunuyor olmama rağmen hamile kalmış olmam ne benim ne de Gurur’un suçuydu, yaşananlarda da ikimizin suçu olmadığı kesindi ama yine de kendimi aileme karşı çok mahcup olmuş hissediyordum. Eminim Gurur da öyle hissediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düğün konusundan emin misin?” Sorum havada asılı kaldı, çünkü bu sorudan sonra derin, sabır dilenen bir nefes aldığını duydum. “Boğa gibi nefes verme hemen, ciddi bir şey sordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ciddi olmasam gündeme getirir miydim?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buna bir yorum yapmadım. Masraf yapmayalım desem yine köpürecek, küplere binecekti ve yorgunluğu havayı bile ağırlaştırmışken onu yoran kişi bir de ben olmak istemiyordum. Cevapsızlığım üzerine, “Seni gelinlikle görmek istiyorum,” diye fısıldadı, söylediği şey kalbimin şiddetle çarpmaya başlamasına neden oldu çünkü ben de onu damatlıkla görmek istiyordum. “Tüm bunları seni en az yoracak şekilde halletmenin bir yolunu bulacağım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben yorgun değilim,” dedim, evet yorgun değildim, sadece korkuyordum ve kaybolmuş hissediyordum. Buna bir yorum yapmadı, göğsümde saklanırken sessizliğini giyindi ve üzerimize yağan huzurun altında gözlerimi duvara düşen ışığa sabitleyerek saçlarını okşamaya kaldığım yerden devam ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana daha sıkı sarıldı. Bir gün biri size o kadar sıkı sarılırdı ki, kırılmış tüm parçalarınız birleşirdi. O beni bulduğunda bu kadar parçalanmış değildim ama parçalanmaya başladığımda yanımdaydı ve her seferinde bana sarılıp o parçaları birleştirmenin bir yolunu bulmuştu. Şimdi bana sadece sarılmıyor, aynı zamanda beni tutuyordu ve tüm keskin parçalarımın yeniden birleştiğini, bunun canımı acıttığını ama yine de bir bütün hâline geldiğimi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un kolları bedenime sarılıyken yüzüme vuran güneşin ışığını ve sıcaklığını hissedebiliyordum. Boğucu bir hisle gözlerimi araladığımda, perdenin açık olduğunu, ışığın hemen önünde Muşta’nın sırtı dönük bir şekilde durduğunu fark ettim. Uykulu bir sesle, “Hakan abi,” dediğimde çekingen bir şekilde omzunun üstünden bana baktı, bizi rahatsız etmek istemiyor gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oda çok ışıksızdı, biraz güneş ışığı alın istemiştim. Uyandırdım mı Zeliş?” diye sordu zarif bir sesle. Elini ensesine attı. “Simge salona girebilirsin abi deyince girdim ben, sizi rahatsız ettim gibi oldu değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümseyip Gurur’un kolunu yavaşça kaldırarak kollarından çıkıp doğrulduğumda, “Kıpırdama, yat sen yat, ben mutfakta beklerim,” diyerek çıkışa yöneldi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dur abi,” dedim gülerek. “Bu ilk horultumu duyuşun muydu yoksa? Sarstım mı seni?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Durdu, bir an kendini tutamayıp gülmeye başladı. Çivit mavisi gözleri gülerken kısılmış, gözlerinin etrafı çizgilerle dolmuştu. “İlahi deli kız,” dedi gülmeye devam ederken, “güldürdün beni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur’u uyandırayım mı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok bırak uyusun eşek,” diyerek elini takım elbisesinin ütülü pantolonuna attı, parmaklarını cebine soktuktan sonra, “İyisin değil mi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyiyim valla, çok iyiyim,” dedim gülümseyerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bugün dışarı çıkabilecek kadar iyi misin peki?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorusu karşısında şaşırarak kaşlarımı kaldırdım. “Evet ama neden? Bir şey mi oldu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok güzelim, bir şey olmadı. Dün akşam çocuklarla oturuyorduk, sonra Vural aniden hava yarın güzel olacak pikniğe mi gitsek dedi,” diye mırıldandı. “Ne dersin, pikniğe gitmek ister misin? Sana da değişiklik olurdu hem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge aniden içeri girerek, “İster ister,” dedi hızlıca. “Ben çoktan piknik sepeti hazırlamaya başladım Zeliha!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaşkınlıkla kafamı kaşırken, “Saat kaç ki?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yedi,” dedi Muşta, kaşlarım havalandı. “Hazırlanırsanız bir saate kalmaz yola çıkarız, size de değişiklik olur hem.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Cenan abla da gelecek mi?” diye sorduğumda Muşta’nın mavi gözleri farklı bir yöne kaydı, dilini ağzının içinde dolaştırıp, “Yani tabii ki Dide’yi de götüreceğimizden o da gelecek,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karın olarak yani,” diyerek sırıttığımda Muşta bana dik dik baktı. Sırıtışım daha da büyüdü. “Ben kendimi çok iyi hissediyorum, üstelik pikniğe gitmeyi de çok isterim. Ama Ayça ve Çolpan’a da haber versek olur mu? Onlar da eğlensin, yanımda olsunlar istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oho, Basri abi onları aradı bile,” dedi Simge, gülümsemem daha huzurlu bir şekilde yüzümü aydınlattığında Muşta’nın da gülümsediğini gördüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Annenleri de haberdar ettik ama siz gençler gezin tozun dediler, hoş ben genç değilim ama,” dedi Muşta gülerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aynı Muğla’daki gibi bir arada mı olacağız?” diye sorarken kalbimin heyecanla çarptığını hissettim. Belime sarılan kolun varlığıyla irkildim, Gurur uykulu gözlerle yüzünü karnıma yaslayıp bana alttan alttan baktı, uyanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pikniğe gidecekmişiz,” dedim kafamı indirip onun uykulu ela gözlerine bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hıhı, duydum,” diyerek yüzünü karnıma sakladı. “Yorulmam diyorsan gidelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç yorulmam,” dedim hızlıca.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta gülerek, “İyi siz hazırlanın o zaman, ben de gidip Cenan ve Dide’yi alayım,” diyerek salonun kapısına yöneldi. “Buluşuruz bir saate.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta’yı geçirmek için kapıya yönelen Simge, “Sen hiç yorma kendini Zelluş, ben senin kıyafetlerini hazırlarım,” dedi ve gözden kayboldu. Gurur, karnıma sakladığı yüzünü kaldırıp bana alttan alttan bakarak, “Çocuk gibi heyecanlandın bakıyorum,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir arada olmayı seviyorum,” diye itiraf ettiğimde gözleri yüzümde uzun uzun asılı kaldı, ardından dudaklarında küçük, huzurlu bir tebessüm belirdi ve belime daha sıkı sarılıp yüzünü yeniden karnıma gömdü. Gurur’un sıcak nefesi karnımda gezinirken gülümsememi gizleyemedim. Onun kolları hâlâ belimde sımsıkıydı ama içimdeki heyecan çoktan beni yataktan kaldırmak için harekete geçmişti. Elimi saçlarının arasına kaydırıp, “Hadi kalk, hazırlanmalıyız,” dedim. Yüzünü karnımdan çekmek istemiyor gibi homurdandı ama sonunda kalkıp bir süredir yatak olarak kullandığım koltuğun kenarına oturdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge’nin benim için getirdiği kıyafetleri yatağın üzerine bıraktığını gördüm. Renkler, kumaşlar gözüme çarptığında içimde tatlı bir telaş hissettim. Krem keten bir gömlek elbise seçmişti; hafif ve uçuş uçuştu. Elbiseyi giydiğim sırada Gurur aynı yerde oturmuş beni izliyordu, başını yaa eğmişti ve gözlerinde sabırlı, hatta hayranlık dolu bir ifade vardı. Bel kısmıma kahverengi, ince bir kemer bağladım ve ayaklarıma da rahat bir sandalet giydim; deri kayışları bileğime dolanıyordu. Gurur gerinerek daha rahat bir pozisyona geçti, ardından, “Gel saçlarını öreyim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Orta sehpanın üzerinde duran tarağı ve topuz yapmak için kullandığım tokayı alıp yavaşça onun önüne oturdum, iki bacağının arasına yerleştiğimde beni belimden kavrayıp nazikçe kendine doğru çekti ve bedenim bedenine yaslandı. Tarak saçlarımda dolaşmaya başladığında, “Yorgun değilsin değil mi? Gece çok yorgundun. Eğer yorgunsan gitmesek de olur,” dedim sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin kollarında birkaç saat uyumak, günlerce uyumuş olmakla aynı etkiye sahip. Hiç olmadığım kadar dinlenmiş hissediyorum,” diye fısıldadı, tarağı kenara bıraktı ve saçımı üç eşit parçaya böldü. “Eylül’ün saçlarını örmek konusunda çok kötüydüm, kendimi geliştirmeye çalıştım ama umarım saçlarını düğümlemem,” dedi arkamda keyifli bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düğümlesen bile sorun değil.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?” dedi sorar gibi. Dudaklarını enseme bastırıp ensemi yavaşça öptü, ardından saçımı örmeye başladı. “Eylül’ün saçlarını genelde Yener örer, ben epey beceriksizim,” dedi, eli yavaşça hareket ediyordu ve yanlış bir şey yapmamak için ekstra çaba sarf ettiğini hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül’den bahsetmesi sessiz bir iç çekmeme neden oldu. Sormakla sormamak arasında kalsam da sonunda dayanamayıp, “Eylül nasıl?” diye sordum. Yaşadığı travmanın izlerinin kolayca silinmeyeceğini, hatta tüm geleceğini şekillendireceğini biliyordum ama yine de iyi olması tek temennimdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi,” dedi sakince. “Sınavlara çalışıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gerçekten bir asker olacak hm?” Gülümsedim, gülümsemem bu defa zayıftı. Kendimi strese sokmamam gerektiğini biliyordum ama Eylül’ün gözyaşlarını, küvetin içinde bana sığınışını, haykırışlarını hatırladım ve bu midemin düğümlenmesine neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saçımı örmeyi bitirdikten ve tokayı saçımın ucuna bağladıktan sonra açıkta kalan omzumu öptü ve “Bence gayet güzel bir iş çıkardım,” diyerek örgümü parmaklarının arasına alarak salladı. “Gerçi saçların o kadar güzel ki, düğüm atsam bile göz alıcı görünürdü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?” diyerek ona dönme sırası benimdi. Bedenimi kendine doğru çekti, ben de hiç düşünmeden yüzümü onun buz ve yasemini hatırlatan kokusunun yoğun geldiği boynuna gömdüm. Dudaklarımı boynuna bastırdığımda bedeni bir an gerildi, parmaklarını belimden yukarı kaydırıp sırtıma dokundu ve bir öpücüğün bile onun üzerindeki etkisini hissetmemi sağladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle öpme işte Allahsız,” diye fısıldadı, sesi normalden daha boğuk çıkınca yüzümü boynundan çıkarıp gözlerinin içine baktım. Gözleri gözlerimde oyalandı, ardından dudaklarıma kaydı ve düşüncelerini toparlamaya çalışıyormuş gibi hızlıca yeniden gözlerimin içine baktı. Gözlerimi kaçırıp yavaşça doğruldum ve “Sen böyle mi geleceksin?” diye sordum konuyu değiştirmek ister gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Arabada yedek tişörtüm var, onu giyerim,” dedi, gözlerinin hâlâ yüzümde dolaştığını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aynı ortamdayken aramızdaki o gerilimin tırmandığını hissettiğimden hızla salonun çıkışına yöneldim ve “Ben bir Simge’ye bakayım,” diyerek salondan çıktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaklaşık bir saat sonra, arka arkaya dizilmiş arabalardan birindeydim, direksiyon başında Gurur vardı, hemen arkamızda Ayça ve Çolpan oturuyorlar, sohbet ediyorlardı. Ecevit’in direksiyon başında olduğu arabada Simge ve Yener olduğunu gördüm, hemen arkasındaki arabada da Devran, Biricik, Eylül ve Destan vardı. Vural’ın arabasında Nihan, Adnan ve Bora’yı gördüm, gölgeler de Vural’ın arabasının arkasındaki büyük cipteydiler. Maske takan, yüzünü sadece Muğla’dayken gördüğüm Aytekin motosikletine binmişti, yüzünde yine maske vardı ama herhâlde piknik alanına gittiğimizde maskesini çıkarırdı. Keşke Eymen de olsaydı, diye iç geçirmeden edemedim ama son olaylardan sonra bir süre bu kalabalığa girmek istemediğini anlayabiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok geçmeden araç kalabalığının içinde bir araç daha belirdi, Muşta, Cenan ve Dide o arabadaydılar. “Cesur nerede?” diye sordum Gurur’a dönerek. “Girdap ve Mehtap’ı da göremedim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teslim etmesi gereken bir belge varmış, birkaç saate gelir. Girdap ve Mehtap da biraz geç kalacaklar,” diyerek direksiyonu çevirdi. Nereye gideceğimizi bilmiyordum ama arabalar arka arkaya ilerlemeye başladığında, yolun bizi Eğirdir yakınlarına götüreceğini anlamıştım. Yol boyunca edilen sohbetlere katılamamıştım, çünkü uykulu hissediyordum ve başımı cama yaslayıp gözlerimi yumarak seslere kulak kesilmiş, ara sıra da uyuklamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arabalar yavaşlamaya başlayıp ormanlık yolun içinden kıvrılarak ilerlemeye başladığında gözlerimi araladım. Cama vuran güneş ışığı, ağaçların arasından süzülerek içeri sızıyor, kucağıma altın rengi gölgeler düşürüyordu. Yolun sonunda geniş bir açıklık belirdi; yemyeşil bir düzlük, kenarında çam ağaçlarının gölgesine yaslanmıştı. Çamların arasında açılmış dar bir patika doğrudan göl kıyısına iniyordu. Piknik alanına vardığımızda ilk fark ettiğim şey gölün sessizliği oldu. Su, sabah güneşiyle birlikte pırıl pırıl parlıyor, ufukta ince bir sis tabakası gölü çok daha gizemli kılıyordu. Kıyıya kadar uzanan otların arasından uçuşan kelebekleri gördüm, çok geçmeden dallardaki kuşların sesleri arabanın içinde olmama rağmen kulaklarıma çalındı. Çimenlerin ortasında büyükçe bir düzlüğe arabalar peş peşe park edildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ortada dalları yere kadar sarkan yaşlı bir söğüt vardı. Söğüdün gölgesi yere serilecek örtüler için adeta biçilmiş kaftandı. Simge’nin arabadan indirdiği sepetlerden kırmızı-beyaz kareli örtüler çıkarıldı, örtüler çimenlere serildiğinde göl manzarasının huzuru daha da yakına taşınmış oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta arabadan katlanan sandalyeleri çıkardı ve sandalyelerden birini açarak, “Zeliha, sen böyle otur abim,” dedi ilgiyle. Dide de “Ben de Zeliha ablam gibi sandalyede oturacağım, yerde böcekler yer beni,” demişti yere serilen örtülere sanki düşmanıymış gibi bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben, Dide ile sandalyede otururken, Çolpan ve Simge’nin koşarak gölün önüne gittiklerini, ayakkabılarını çıkarıp ayaklarını suya soktuklarını gördüm. Ayça ise huzursuz bir şekilde suya bakmaktan başka bir şey yapmıyordu. Hatta öyle ki suya yaklaşmıyordu bile.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım Gurur’un yüzüne çevrildi. Diğerleriyle birlikte etrafı yerleştiriyordu. Destan, Eylül ve Cenan abla birlikte kahvaltı sofrasını hazırlamaya başladıklarında ben hâlâ Gurur’u izliyordum. Kalkıp onlara yardım edemediğimden kendimi aşırı mahcup hissediyordum. Oysa ben de kalkıp onlara yardım edebilsem ne iyi olurdu, hiç değilse bu kadar işe yaramaz hissetmezdim kendimi. Kahvaltı sofrası kurulduğunda Gurur benim için hazırladığı tabağı kapıp önüme geldi, tabağı elime bırakıp, “Sen şimdi yerlerde sürünme, böyle ye,” deyince ona sakin gözlerle baktım. Beni düşündüğünden yaptığını bilsem de kendimi baş belası gibi hissetmeden edemedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Keşke ben de yardım edebilseydim,” dediğimde gözlerini indirip yüzüme baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eylül çatık kaşlarla, “Sen buraya mini tatile geldin, bunu kabul etsen iyi edersin,” diye homurdandı. Onu her zaman canlı görmeye alışkındım, şimdi ise eskiden ruhunun olduğu yerde koca bir boşluk varmış gibi duruyordu. Ona çok uzun süre bakmak, tanıdığım birinin varlığının silinişini ve yerine bir yabancının gelmiş olmasını hissettirdiğinden gözlerimi kaçırdım. Onun yerinde bir başkası olsa, kesinlikle hayatına kaldığı yerden devam etmek konusunda çok zorlanırdı ama her şeye rağmen Eylül deniyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahvaltı yapmaya başladığımız sırada Girdap ve Mehtap’ın içinde oldukları araba da park hâlinde duran araçların yanına yaklaşıp durdu, arabadan indiler ve oturduğumuz alana doğru yürümeye başladılar. Kızlar, kahvaltı yapıldığı gibi yine koşa koşa göl kenarına gitmişlerdi, sadece Ayça olduğu yerden kıpırdamadan az ilerideki göle düşmanına bakıyormuş gibi bakıyordu. Aslında manzarayı sevdiğini biliyordum, sadece yaklaşmak onu korkutuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biraz ileride, taşlarla çevrilmiş küçük bir ocak yeri vardı; belli ki daha önce piknik yapanların bıraktığı, ateş için hazırlanmış bir alandı. Vural oraya yönelmiş, henüz yeni kahvaltı etmiş olmamıza rağmen arabasından çıkardığı mangal kömürlerini taşların içine boşaltmaya başlamıştı. Nihan kucağında Simi ile hemen Vural’ın önünde duruyor, sinirli sinirli bir şeyler söyleniyordu ama aramızdaki mesafeden dolayı onları duyamıyordum. Birden Kestane’yi özlediğimi fark ettim. Simi’yi görmek, Kestane ile geçirdiğim zamanları hatırlamama neden olmuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener yavaşça yanıma yaklaşınca kafamı kaldırdım ve ona baktım. “Karmaya inanır mısın?” diye sordu imalı bir sesle, tek kaşımı kaldırıp ona dik dik baktım. “Daha dün beni Ali Rıza Bey gibi tekerlekli sandalyeyle ağacın önüne park etmenin hayalini kuruyordun, şimdi ben seni bu sandalyeyle ağacın önüne park ettim. Hayat işte,” diye alay edince elimdeki pet şişeyi ona fırlattım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen gidip ayağının fotoğraflarını amcalara satsana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in gözleri iri iri açıldı, hızla omzunun üstünden göl kenarına baktı, Simge onu duyamayacak kadar uzakta olduğundan rahatlamış gibi derin bir nefes alarak bana doğru döndü. “Bu pusuyu bana kim kurdu ve beni sırtımdan vururken hiç vicdanın sızlamadı mı senin ya?” diye sordu kaşlarını çatarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Valla ben Gurur’un yalancısıyım şekerim, ayaklarını satıyormuşsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapmadım öyle bir şey,” dedi beni susturmak ister gibi önüme geçip tekrar omzunun üstünden göl kenarına bakarak. Gözlerini tekrar bana çevirdiğinde yüzümdeki sırıtış sinirlerini bozmuş gibi gözlerini kıstı. “Tamam sadece bir kere yaptım. Herkes bir kez şeytana uyar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay inanamıyorum Zafer bu boysuz komando sana şeytan dedi az önce!” diye bağırmaya başladığımda Yener birden daha da panikledi. “Sus kız,” diyerek avucunu ağzıma kapattı. “Sus bağırma, herkes öğrenecek şimdi!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neyi öğrenecekler?” diye bağırdım eline doğru. “Kırk dört numara ayağının fotoğrafını çekip Manisalı bir dayıya gönderdiğini mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elini ağzıma tekrar koyarak, “Manisalı değildi salak, Aydınlıydı,” deyince başımı geriye atarak kahkaha atmaya başladım. Zafer merakla bize doğru geliyor, Simge de kafasını çevirmiş omzunun üstünden olduğumuz yöne bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Niye bana şeytan diyor bu?” diye sordu, elinde telefonu vardı, telefon ekranında da Zeus elinde şimşekle ekrana vuruyordu. “Çüş!” diye bağırdı. “Yüz çarpan attı!” Hızla gözünü telefona indirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Anlamadığım için ona tuhaf tuhaf baktım, sonra da “Yener’in aklını çelip onun ayağını bir dayıya satmışsın,” dediğimde gözleri hâlâ telefon ekranındaydı, asla gözünü ayırmadan ekrana bakıyordu. “He, yaptım öyle,” dedi normal bir şeymiş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O da şeytana uydum dedi, şeytan senmişsin işte.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya boşver şimdi onun ayağını Zeliha, hesabıma beş yüz lira atsana bir el de senin için oynayayım, ne kadar kazanırsam kazanayım yüzde ellisi senin,” diyerek kafasını kaldırıp bana baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay inanamıyorum Yener, şeytan tam şu an benim de aklımı çelmek üzere,” dedim şokla Zafer’e bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Ya gördün mü?” Diye sorduktan sonra bakışlarını Zafer’e çevirdi. “Ben atayım mı beş yüz?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İkinci kez inanamıyorum Yener, gözümün önünde şeytan ikinci kez aklını çeldi,” dediğimde Gurur gülerek eğilip başımın üstünü öptü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kızımı kumara alıştırmayın, gidin ötede oynayın zibidiler,” dedi dudakları hâlâ saçlarımdayken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Iy, kızım ne be?” diye çemkirdim içten içe ufaktan hoşuma gitse de.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de hep bir şov peşindesin Zeliha, hoşuna gitmediğini bilmesem neyse de…” dedi Yener içimi okumuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“En azından ben Gurur’a ayağımın fotoğraflarını atmıyorum Yener.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben de Simge’ye ayağımın fotoğrafını atmış değilim Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aydınlı dayıya attın ama Yener.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Maddi beklentilerle yapılmış bir yanlıştı Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur aniden araya girip, “Kaç para verirsem ayağının fotoğrafını bana satarsın?” diye sordu ve kafamı kaldırıp ona, “O soruyu umarım bana değil, Yener’e sormuşsundur Gurur,” dedim dehşet içinde.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Zeliha, senin ayaklarını istiyor ama ben Vural’ı kandırır ondan ayak fotoğrafı alırım, sen Gurur’a benim ayağım diyerek atarsın ama parayı kırışırız, uyar mı sana?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’e dik dik baktım. “Benim ayağım kırk yedi numara mı Zafer?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur zamanında Yener’in kıllı parmaklarını senin parmakların sanmış, bence bu soruyu bana değil Gurur’a sor Zeliha,” dedi Zafer.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi Gurur’a çevirmemle, Gurur ellerini havaya kaldırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Müşkül durumdaydım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yener’in kıllı parmaklarını benim ince, narin, zarif, güzel parmaklarımla karıştırmıştın sen, doğru,” dedim ona alttan alttan bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Satır aralarında kendini bin kez öven kitap karakteri gibi konuşmadı mı?” diye soran Zafer’di. “Hani şu ben farklıydım, güzel gözlerim, ince bir belim, aile sorunlarım, acılarım, kalkık burnum, mesafeli bir karakterim vardı diyen, sorunları anlatırken bile aralarda kendini öven kitap karakterleri gibi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aniden örgülerimi savurup Zafer’e döndüm. “Ben okulun popüler ve bir o kadar da çalışkan, onur öğrencisi olan kızdım. İnsanlar bana yaklaşmaya korkar ama gözlerini de benden ayıramazdı. O kadar ana karakterdim ki diğer kızlar yoktu, hepsi figürandı, dünya benim etrafımda dönüyordu ve okuldaki tüm yakışıklı mafyalar bana aşıktı. Turnuvalar yapılıyor, okulun bahçesinde kılıçlarını çeken yakuza liseliler benim için savaşıyordu,” dedim abartılı bir şekilde, sanki kitap okuyormuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer bir noktaya kadar ciddi olduğumu düşünmüş gibiydi, sonrasında alay ettiğimi anlamış olacak ki başını iki yana sallayarak güldü. Yener de “Liseli yakuzalar,” dedi düşünceli bir sesle. “30 yaşından büyük adamların Türk dizilerinde 16 yaşındaki liselileri oynaması gibi hissettirdi bana bu anılar. Gurur’u liseli olarak düşünün, beni anlayacaksınız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“30 yaş deyince neden örnek olarak benim ismimi atılıyor ortada,” dedi Gurur tek kaşını kaldırarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“32 yaşında olduğun için olabilir,” dedi Yener.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aslında 33,” diye düzelttim Yener’i.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur kollarını boynuma sarıp yavaşça bedenini aşağı indirerek yanağını yanağıma yasladı ve “Tüh,” dedi. “Gördün mü? 33 yaşında bir dede olarak seni nasıl da aşık ettim kendime.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O kadar midemi bulandırdılar ki az önce yediğim açmayı kusmak üzereyim,” dedi Zafer sırtını bize dönüp, kafasını tekrar telefonuna gömerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aşkta kazanamamışsın, kumarda kazanıyorsun işte,” diye dalga geçtiğimde, “Aşk bana 100 çarpan atıp paramı 100’e katlamayacak zaten,” diye homurdandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerimi Yener’e çevirdim. “Neden sen Simge’den yüz elli beş metre uzak duruyorsun?” diye sordum tek kaşımı kaldırarak. “Göldeki balıklarla bile daha yakın şu an bilmem farkında mısın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur’la beni baş başa bırak seni lanet olası demenin yeni yolu da bu herhâlde, neyse gidip şu benimkiyle yakın duran balıklara birkaç el ateş edeyim,” diyerek sırtını dönüp göl kenarına doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benimki mi dedi o?” diye sordu Gurur, yanağı hâlâ yanağıma yaslıyken.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ay öf sen de ya, bunlar karşımıza üçüncü çocuklarıyla çıkıp geldiğinde mi anlayacaksın aralarında olanı?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Flörtten bir adım ileri gittiler çocuk kaldı,” dedi Gurur gülerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Valla Gururcum sen de en son benim sahte sevgilimdin, sonra ne ara oldu anlamadım,” diyerek elimi karnıma koyarak ona dik dik baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kulağıma yaklaşıp, “Ben hangi ara olduğunu anlatayım mı sana?” diye sordu neredeyse ahlaksız bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Koluna vurup, “Köpeksin,” diyerek gözlerimi kaçırdım ama gülümsemeden de edemedim. Her şeyin eskiye dönmesi belki zaman alacaktı ama bir anlığına da olsa eskiden olduğumuz gibi hissettim, sanki kara bulutlar hayatımızın üzerine yayılıp bizi esareti altına almamış, o acılar bize hiç uğramamış gibi. Ama öte yandan biliyordum, Gurur’un da benim kalbimde saklanan acıların bir benzerini taşıdığını, en az benim kadar korktuğunu, henüz hiçbir şeyi geride bırakamadığımızı çok iyi biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hatta bazen öyle bir an geliyordu ki, evin duvarları beni içinde tutup korurken bile o duvarlara sinmiş tehlikenin üzerime diktiği gözleri hissediyordum. Sanki biri, her an, aldığım her nefeste, gözümü her kırpıp geri açışımda, her saniye orada duruyor ve gizlice beni izliyor, beni zayıf düşürüp yeniden parçalara ayırmak için orada öylece bekliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Düşünceler tekrar saklandığı yerden bir uğultu olarak çıkıp kulaklarıma dolduğunda yüzümdeki gülümseme silinmesin diye çabalayarak bakışlarımı arkadaşlarıma çevirdim. İnsanları izlerken, onların dünyasına kısa süreliğine çekiliyor, kendi zihnimin kaosundan uzaklaşabiliyordum. Ben insanları izlerken Gurur da beni izliyordu. Aslında bir enkazı izlediğini biliyordum, bana bakarken bir enkaz gördüğünün farkındaydım ama yine de gülümsemeye devam ediyordum ve bu enkazın hâlâ burada yıkık bir hâlde durduğunu Gurur’dan başka kimsenin bilmediğini hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Keşke annemler de gelseydi,” diye fısıldadığımda Gurur sessizce uzanıp yanağımı öptü, bir şey söylemedi, insanları izleyerek zihnimin içinden bir anlığına çıkıp gitmemi o da istiyor gibiydi ve belki de bu yüzden sessizliğini koruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bize çok yakın dostlarımız da görüyor muydu? İkimizin de gülümsemelerinin birbirimizi kandırmak için dudaklarımızda yer aldığının farkında mıydılar? Ben farkındaydım. Gurur’un gözlerinin eskisi kadar parlak bakmadığını, çocuksu kelimelerinin eskisi kadar neşeli olmadığının, her şeyin farkındaydım; bazen tek bir noktaya sabitlenen gözlerinde acıyı ve öfkeyi görüyordum. Belki görmediğimi sanıyordu ama artık onun eskiden olduğu adam olmadığını biliyordum; onu her hâliyle sevebilirdim ama keşke iyileştirebilmemin bir yolu olsaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarımı Ayça’ya çevirdim, üzerinde boyundan bağlamalı yeşil bir elbise vardı, dizlerini karnına çekmiş, uzun elbisesinin eteğini düzeltmiş sırtı ağaca yaslı öylece oturuyor, az ilerideki gölü izlemeye devam ediyordu. Hemen çaprazında elinde bir oyuncakla Bora’nın yanındaki kişi Çolpan’dı, beyaz keten pantolonu ve beyaz tişörtüyle bir melek gibi görünüyordu ve eminim Bora için de bir melekten farkı yoktu. Herkese karşı şüphe ve sessizlikle yaklaşan Bora, Çolpan’a yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, savunmasız yanlarını ona göstermekten korkmadan doğrudan onun gözlerinin içine bakıyordu. Adnan ikisinin eğlencesini bölmek istemiyor gibi az uzakta oturmuş onları izliyordu, yüzünde onda çok sık rastlamadığım bir tebessüm büyümüştü. Destan ile Eylül sohbet ediyorlar, Eylül sohbete pek katılmasa da nadiren gülümseyip başını sallayarak Destan’ın anlattıklarını onaylıyordu. Dide’yi omuzlarına alan Muşta, kızının ellerini de tutarak destek olduktan sonra göl kenarına doğru yürümeye başladı. Cenan huzursuzca, “Suya girmeyin sakın,” diye seslendi ama ikisi de onu duymazdan geldiler. “Dide, hasta olursun!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Havalar ısındı,” dedi Muşta, omuzlarında oturan kızıyla, Cenan ablaya doğru dönerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gölün soğuğunu bilmiyor gibi konuşma, Basri,” dedi Cenan kaşlarını çatarak. Çok kısa bir an için, aralarında metrelerce mesafe açılmış olmasına rağmen birbirlerinin gözlerinin içine bakakaldılar. Cenan abla, pot kırmış gibi gözlerini farklı bir yöne çevirdiğinde, Muşta, “Bilmez miyim?” diye sormakla yetindi, bu Cenan ablanın yüzündeki ifadenin daha da gerilmesine neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bakışlarım bir pusulanın ibresi gibi yine döndü ve bu kez görüş alanıma Yaman ile Aytekin girdi. Aytekin maskesini çıkarmıştı, sırtını bize dönmüş ilerideki bankta oturuyordu, hemen önünde oturan kişi Yaman’dı. Sadullah elinde karton bardağa dökülmüş çayla onlara yaklaşıp, Yaman’ın yanına oturdu ve konuşmaya başladılar, gözlerimin ibresi tekrar hareket etti ve piknik alanına giren arabaya baktım. Arabanın içinde Girdap ve Mehtap vardı, diğer arabaların hizasında park ettikleri arabaya bir süre baktım, ardından ibre tekrar döndü ve şimdi bakışlarım Ecevit’teydi, elleri kot pantolonunun ceplerinde, yüzünde sakin bir ifadeyle kalabalığı izliyordu, Girdap ve Mehtap’ın arabadan indiğini fark ettiği anda bakışları yan tarafa kaydı ve ağacın önünde oturan Ayça’ya kısaca baktığını gördüm, bu bakış çok kısaydı, sanki Ayça’nın onların geldiğini fark edip etmediğini kontrol ediyor gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesler uğultulara dönüştü, sohbetlerin hiçbirine tutunamadım ama herkesi izlemeye devam ettim. Elim farkında olmadan karnıma kaydı, karnımın alt kısmını tutup orada olup olmadığını kontrol ediyor gibi parmaklarımı derime bastırdım. Merak ettim, bir gün bu kalabalığın içinde tıpkı Dide ve Bora’nın kahkahâlârını duyduğum gibi, onun da kahkahâlârını duyabilecek miydim? Bu düşünce beni hem heyecanlandırdı hem de içimde büyüyen o derin korkunun gölgesini üzerimde daha ağır, daha karanlık bir şekilde hissetmeme neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu düşünceleri bölen, havada hızla ilerleyen kırmızı topun rüzgârın içinden geçerken çıkardığı ıslıklı ses oldu. Yener, havada duran topu bileğinin içiyle karşılayıp Simge’ye geri gönderdi ve Vural ile Nihan’ın da yerlerini alarak topu karşılamaya başladıklarını gördüm. “Yakar top oynayalım,” diyen Yener’in Simge’ye doğru yürüdüğünü gördüm, Simge’nin hemen yanında durdu, elini kuzenimin ince beline yerleştirip onu kendine doğru çekerek, “Simge ve ben takımız,” dedi, Simge’nin esmer teni, tıpkı üzerindeki kırmızı tulum gibi kızardı ama yüzündeki ifadeyi sabit tutmaya çalıştı. Girdap ve Mehtap da aralarına katıldı. Kahkahâlâr etrafa yayıldığında, ortalarında duran Simge ile Yener hızla toptan kaçıyorlar, onlara fırlatılan toptan her kurtulduklarında kahkaha atarak birbirlerine bir beşlik çakıyorlardı. Komik olan, Nihan ve Vural ortaya alındıkları an Vural’ın top tarafından arka arkaya vurulmaya başlamasıydı. Nihan, “Geri zekalı!” diye bağırarak Vural’ı itiyor, Vural’ı adeta dart tahtası hâline getiren Yener’e tehditler savuruyordu. Gerçekten eğlendikleri bir andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayça’nın gözleri de sonunda gölden ayrılarak top oynayan arkadaşlarına çevrilmişti. Çok değil, birkaç saniye sonunda Ecevit’in Ayça’nın yanına gittiğini gördüm, ona her ne dediyse Ayça kafasını kaldırıp Ecevit’e uzun uzun bakmış, sonra ellerini yere bastırarak doğrulup ayağa kalkmıştı ve top oynayan arkadaşlarımızın olduğu yöne doğru yürümeye başlamışlardı. Gruba onların da dahil olduğunu gördüm, oysa Ecevit pek sosyal biri değildi, onu yakar top oynarken görmek, Yener ve Simge’nin oynaşıp durduklarını görmekten daha tuhaftı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanırım Ayça’nın yalnız başına oturup top oynayanları izlemesinden rahatsız olmuş, onu oyuna dahil etme gereği duymuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen de oynamak istiyor musun?” Gurur’un sorusu, onun yanımdaki varlığını hatırlamama neden oldu. Oysa benim elim karnımda sabit duruyorken, onun parmakları da elimin hemen üzerindeki yerini almıştı. Sanki bu dünyadan korumaya çalıştığımız şey ortaktı ve ikimiz de karnımdaki dünyayı parmaklarımızın ucunda tutarak tehlikelerden koruyabileceğimize inanıyorduk.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sanırım bu kadar efor sarf edilen bir oyunu oynamamam daha doğru olur, değil mi?” diye sordum gözlerimi arkadaşlarımdan ayırmadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sanırım,” diye cevapladı, parmakları eklem kemiklerimin üzerinde tüy gibi dolaştığında ürperdim. “Biz de seninle tavla oynayalım istersen?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şaşırarak omzumun üstünden ona baktım. “Gerçekten mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Bekle,” diyerek gidip arabalardan birinin bagajını açtı, bagajdan deri kaplı bir tavla kutusu çıkardı. Elinde kutuyla geri gelirken yüzünde öyle rahat, öyle muzip bir gülümseme vardı ki, sanki bu pikniğin asıl amacı tavla oynamakmış da biz şimdi nihayete asıl meseleye gelmişiz gibi bir havası vardı. Kolumdan hafifçe tutup, “Hadi bakalım yavrum, Yamanların yanına gidelim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bankların olduğu kısma vardığımızda, Aytekin hâlâ sırtını dönmüş oturuyordu, yüzüne düşen gölgeler maskesiz hâlini daha sert gösteriyordu. Sadullah çay bardağını sallayarak konuşuyor, Yaman da ona katılmış ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Bizi fark ettiklerinde Yaman, “Sensiz araba yolculuğu huzurlu ve sessizdi,” diye takıldı bana.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Huzurun kısa sürdü, şimdi kafamı masaya yaslayıp horlamaya başlayacağım çünkü,” dediğimde gözlerini kıstı ama yüzündeki ifade daha dost canlısıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur tavlayı masanın üzerine bıraktı, tahtanın kapağını açıp zarları yuvarladığında o tanıdık “tak tak” sesi bir anda çocukluğumu sakladığım odanın ışıklarını açtı, anılar bir anda gözlerini açtı; yaz akşamlarında kahvehanede oturan babamın dostlarıyla zar sesleri arasından yükselen kahkahâlârını duyar gibi oldum. Kahvehanenin bahçesindeki ağacın önündeki bankta oturur, babamı izlerdim o zamanlar. Şimdi o ses, göl kenarında, kuş cıvıltılarının arasında yankılanıyordu. Çocukluğum yanımda sessizce durup o anının içinde ne kadar huzurlu hissettiğimi hatırlatmak ister gibi yüzüme baktı, onu kimse göremedi ama ben her zaman varlığını hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen beyaz taşları al,” dedi Gurur göz kırparak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Siyah taşlar sana uğurlu mu geliyor yoksa?” diye sordum alayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Taşın rengi önemli bile değil, ben her zaman kazanırım Madam Zeka Küpü,” dedi buz sıcağı gözlerini yüzümde gezdirip, ukala bir gülümsemeyi dudaklarına yerleştirerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı kaldırıp, “Ya?” dediğimde, “Ya,” diyerek başını salladı. Taşları dizerken parmaklarının ustaca hareketlerini izledim; belli ki bu oyunun yabancısı değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman, “Kahvede oturan amcalardan farkları yokken bile flört ediyorlar, midem ağzıma geldi,” diye homurdandı ama onu duymazdan geldim. Sadullah omzuyla Yaman’a vurup güldü ama Yaman omuz silkerek farklı bir yöne baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İlk zar benden geldi. Zarların yuvarlanışı, tahtanın üzerine düşüp sekmesi, çıkan rakamın heyecanını yüzüme taşıdı. Gurur’un gözleri zarların üzerinde gezindi, ardından bana öyle bir bakış attı ki, sanki oyunun sonucu şimdiden belliymiş de ben farkında değilmişim gibi. Ona gıcık oldum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Oyun ilerledikçe kahkahâlârım duyulmaya başladı. Gurur her taşımı sıkıştırdığında masanın üzerinde parmağını gezdiriyor, “Bak gördün mü? Buraya böyle çivi çakılır,” diye böbürleniyordu. Ben ise her fırsatta zarları daha sert sallayıp, taşını kırdığımda sevinç çığlıkları atıyordum. Gerçi o taşları kırmama yardım eden Aytekin’di. Aytekin kutuya bakıyor, ardından sessizce başını bana yaklaştırarak, “O taşı kullanma, bence şunu kullan,” diyerek bana yardımcı oluyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir ara öyle bir zar attım ki, taşım doğrudan Gurur’un taşını kırdı ve yerine geçti. O an yüzüne bakıp kahkahayı bastım, ardından avucumu açıp yumruğumun üzerine sertçe vurdum. Yaptığım kapak hareketine karşılık Gurur donup kaldı, Yaman başını yana çevirip gülmeye başladı ve Sadullah da gülerken çayını döktü… Aytekin bile gülmüş, kahkahasını tutmak ister gibi dudaklarını birbirine bastırarak başını önüne eğmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şans meleği bugün senin yanında belli ki,” dedi Gurur, dik dik Aytekin’e bakarak. “Kıracağım o meleğin kanatlarını.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aytekin, “Beceriksizliğine kulp takma hiç,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Meleğe baksana ama,” diyen Yaman’dı, Aytekin gözlerini devirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir sonraki elde ise zar Gurur’dan yana döndü. Arka arkaya gelen ikililerle taşlarımı kırdıkça keyiften dört köşe oluyordu. Taşımı tantanın yan tarafına atıp başını yana eğerek gözlerime baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gelincik, tavlada yenilmek aşk hayatında uğur getirir haberin olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman, “Götünden uydurduğun bilgiye lafım yok ama yenilmesi ona aşk hayatında uğur getirse yine bunun balını kaymağını yiyen sen olacaksın, ne sahtekar adamsın ya,” dedi sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Sen kıskanıyor musun benim mutluluğumu?” diye sordu, tüm bu sohbetin amacının benim neşemi yerine getirmek olduğunu biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nasıl anladın ya?” diye sordu Yaman. “Geceleri yatağıma girip yorganı kafama kadar çekerek ağlaya ağlaya uykuya dalıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Üzülme her körün bir topal alıcısı vardır, seni de illaki alır biri,” dediğimde, Yaman, “Öncelikle tövbe de,” diyerek ayağa kalktı. “Seninlen Gurur’un bu hallerinizi gördükten sonra benim için romantizm başlamadan bitti.” Yaman banktan uzaklaşırken arkasından kaşlarımı kaldırarak baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir gün bu enayiyi biri öyle bir aşık edecek ki, izlemesi aşırı zevkli olacak,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadullah’ın derin bir nefes aldığını fark ettim, bakışlarım onun yüzüne çevrildi, kıvırcık saçları biraz uzamıştı, kara gözlerine çöken ifadeyi ona baktığımı fark ettiği anda gizleyerek gülümsedi. “De haydi,” diyerek beni gaza getirdi. “Devam edin oynamaya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur zarı eline aldı, avucunun içinde sallayıp kendi elini öperken göz temasını hiç kesmedi. Ardından zarları attı ve yuvarlanan zarları izledim. Oyun uzadıkça masanın etrafında küçük bir kalabalık toplandı. Simge ile Yener de oyuna bakmaya gelmişlerdi, Zafer de kimin kazanacağına dair bahisleri toplamaya çalışıyordu. Simge bana taktik vermeye çalışıyor, Yener ise Gurur’u destekliyordu. Her zar atılışında tezahüratlar yükseliyor, kahkahâlâr göl kenarında yankılanıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Son ele geldiğimizde, zarlar avucumun içindeyken kalbimin hızla çarptığını hissettim. İhtiyacım olan sayı gelince Vural, “Tüh be!” diye haykırdı çünkü Zafer’in bahis yapmaya ikna ettiği tek kişi oydu, Gurur’u destekliyordu ve kazanan bendim; ihtiyacım olan sayı gelmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Taşımı tahtadan çıkarıp sevinçle havaya kaldırdım ve “Naber?” diye sordum. Avucumu yeniden yumruğuma vurarak ona hareket çektim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur taşları toplamaya başladı ama gözlerini hiç benden ayırmıyordu. Yüzünde ukala bir tebessüm vardı, sanki oyunu kaybettiğini değil de beni izlemeyi kazandığını söylüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben kazanman için oynadım zaten,” dedi Gurur ama bu sefer sesi normalden daha kısık, daha boğuktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tabii canım tabii, kesin öyledir,” derken gülmeye devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kalabalık dağılırken oturduğu yerden kalkıp benim yanıma eğildi, elleriyle tavlanın kenarını kavradı ve vücudunun büyük gölgesi üstüme düştü. Dudakları neredeyse kulağıma değecek kadar yakındaydı, nefesini ensemde ve boynumda hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zerda,” diye fısıldadı, “senin kazanman zaten benim planımın bir parçasıydı. Çünkü sen ne zaman kazansan… gözlerin böyle parlıyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zarların hâlâ masada yuvarlanır gibi çıkan sesi, içimdeki çarpıntıya karıştı. Onun sesinde dalga geçen bir şefkat, boğazında gizlenen bir tutku vardı. Yüzümü ona çevirdiğimde göz göze geldik; bakışlarındaki o ışık, oyunun en gerçek ödülünün taşlar değil, ben olduğumu hissettirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bahane yaratma hiç,” dedim nefesimi düzene sokmaya çalışarak. “Bal gibi de yendim işte seni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sen beni her zaman yeniyorsun,” diyerek dudaklarını kulağıma sürttü, ardından hızla geri çekildi ve gölgesi de bedenimin üzerinden silindi. Yutkundum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kerim ve Vural mangalı yakmak için ocak başına gittiklerinde öğlen güneşi yakıcı bir şekilde olmasa da ensemde teri hissetmemi sağlayacak kadar güçlü ve ılıktı. Gurur elimi bir an olsun bırakmadan beni göl kenarına götürmüş, ayaklarımı gölün buz gibi sularına soktuğumda telefonunu çıkarıp birkaç fotoğrafımızı çekmişti. Fotoğraflardan birinde gülümsüyordum ve çenem onun omzundaydı, boylarımızı eşitlemek için dizlerini kırarak epey aşağı çökmek zorunda kalmıştı. Bir diğer karede Gurur yanağımı öpüyor, ben de yüzüme vuran güneşten korunmak ister gibi gözlerimi kısmış, ışıktan dolayı neredeyse hiç görünmeyen ekrana bakmaya çalışıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arkamda bir kıpırtı hissedince, Gurur’un elini bırakmadan omzumun üstünden arkama baktım. Gölün içinde duran Adnan ve Ecevit’i gördüm, sadece ayakları suyun içindeydi ama bizden daha uzakta duruyorlardı. Gurur telefonunu Adnan’a uzatarak, “Şş, işe yara bizim fotoğrafımızı çek,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan söylenerek telefonu aldı, biraz daha uzaklaştı ve Gurur göğsünü sırtıma bastırıp, ellerini belime sararak eğilip yüzünü boynuma soktu. Kadraja bakarken ikimiz de gülümsüyorduk. Adnan birkaç kare arka arkaya çektikten sonra Gurur’un telefonunu geri verdi ve bir arabanın piknik alnına girdiğini görüp merakla arabaya doğru baktım. Uzakta olduğu için arabanın direksiyonunda kim vardı göremiyordum ama çok değil, birkaç saniye sonra kapı açıldı, sürücü kapısından inen isim Cesur’du. Yolcu kapısını açtığında kaşlarım çatıldı, biriyle mi gelmişti? Sonra onları gördüm. Önce Pars, ardından Leon ve Kestane arabadan indiler ve Cesur’un bacaklarına dolanarak heyecanla zıpladılar. Kalbim göğsümden atacakmış gibi çarparken, “Çocuklar!” diye bağırdım elimde olmadan. Sesimi duydukları anda duraksadılar, ardından Cesur’dan uzaklaşıp beni arar gibi etrafa bakmaya başladılar. Eğer hâlim olsaydı sudan çıkar, son sürat onlara doğru koşardım ama onlar beni gördükleri an bunu yapmama gerek bile kalmadı, hızla bana doğru koşmaya başladılar. Kestane daha bakımlı görünüyordu, kilo almıştı ve tüyleri temiz, düzgün bir şekilde parlıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tek sorun, Simi, Kestane’yi gördüğü anda piknik alanını inletecek kadar çok havlamaya başlamıştı… Ondan hoşlanmıyordu. Nihan, Simi’nin küçük bedenini kucağında zaptetmeye çalışırken, Kestane ona öfkeyle havlayan Simi’ye aldırış etmeden Leon ve Pars ile birlikte suya doğru koşmaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önce Pars’ın büyük siyah bedeni yükseldi, patilerini neredeyse göğsüme kadar uzatarak ayaklanıp beni yalamaya başladı. Çok geçmeden Leon da yanıma vardı, tıpkı Pars gibi o da ayaklanarak üzerime çullandı. Gurur onları benden uzaklaştırmasa da bedenime arkadan destek olarak çocukların beni yıkıp geçmesine engel olmaya çalışıyordu. İkisini doyasıya okşadım, tüylerini sevdim, yüzlerine sayısız öpücük kondurdum. İyiydiler, iyi olduklarını görmek benim de iyi hissetmeme el ayak oldu. Sonunda sakinleştiklerinde, hikayem başladığında hemen yanımda olan Kestane’yi gördüm. Sabırla ve bir o kadar da heyecanla sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Ve nihayet sıra ona geldiğinde kuyruğunu hızlıca sallayıp, başını eğerek bana yaklaştı, sudan korkmadı, patileri suya temas ettiğinde titredi ama geri çekilmedi. Onu büyük bir özlem, derin bir sevgiyle okşamaya başladığımda o kalın pati hızla hareket ediyor, sevincini yansıtırken bir yandan da kuyruğuyla bacağıma çarpıp duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur kulağıma eğilip, “Bu seni mutlu etti mi?” diye sordu, başımı hızlıca sallarken bir Kestane’yi, bir Pars’ı, bir Leon’u üçüne de doyamıyormuş gibi sırayla sevmeye, öpmeye, okşamaya devam ediyordum. Cesur’un geç kalma nedeni onları almaya gitmiş olmasıydı, şimdi anlıyordum. Doğrulup Gurur’a doğru döndüm ve kollarımı onun boynuna sarıp ona sıkıca sarıldım. Bu sırada çocuklar etrafımızda zıplayıp, sevilmek için arsızca bize sürtünmeye devam ediyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Onları çok özlemişim!” Gurur’a daha sıkı sarıldım. Gurur gülerek kollarını belime sardı, dudaklarını saçlarıma bastırdı ve “Kestane’nin yeri de senin yanın, belki de en başında yapmamız gerekeni yapacağım,” dediğinde kafamı kaldırıp Gurur’un gözlerinin içine baktım. “Yeni evimizde Kestane de bizimle olmalı,” deyince gözlerim iri iri açıldı. “Onun da ailemizde yeri var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gerçekten mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet yavrum, gerçekten.” Parmaklarını yanaklarımda dolaştırdı. “Leon ve Pars huysuz çocuklardır ama Kestane’yi dışlamadılar gibi görünüyor. Sanırım burada Kestane’nin varlığından memnun olmayan tek kişi Simi…”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kıkırdadım. Adnan, “Telefonu verin de aile fotoğrafı çekeyim,” deyince başta anlayamadım ama Adnan telefonu aldığında ve kadraja Kestane, Pars, Leon da girdiğinde neyi kastettiğini anladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bu onlarla bir arada olduğum ilk fotoğraftı ve yanımda Gurur, karnımda Gurur’la ikimizin bebeği vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Mangal yakıldığında, öğle yemeği için toplandığımızı hatırlıyorum. Kestane, sürekli ona doğru havlayan Simi’ye bakmadan ayağımın dibine yatmış, çenesini ayağıma yaslamıştı. Pars ve Leon da sanki hâlâ tehlikenin pençeleri arasındaymışım ve beni korumaları gerekiyormuş gibi sağıma ve soluma geçerek etrafı dikkatle inceliyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan abla yanan ateşin başına elinde boş bir tabakla gitti, Vural’ın pişirdiği etleri tabağa almak için maşayı eline alınca boğazından tiz bir çığlık yükseldi ve Muşta sadece birkaç saniye içinde inanılmaz bir hızla Cenan ablanın yanında belirdi. Elini tutup avucunun içine aldığında maşa yere düşmüştü, Cenan abla yüzünü buruşturarak Muşta’nın avucunda duran eline bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaktın mı kendini?” diye sordu Muşta öfkeyle, ardından gözlerini Vural’a çevirdi ve eşinin elini bırakmadan, “Lan sığır, o maşayı ateşin o kadar yakınında bırakırsan demirin ne hale geleceğini akıl edemedin mi?” diye kükredi. Vural korkuyla Muşta’ya bakarken tek kelime edememişti. Dide, “Anne, çok acıdı mı?” diye sordu ama Muşta o an kızının sesini bile duymadı. Tek gördüğü, tek önemsediği Cenan gibi bakıyordu. Karısının elini dudaklarına yaklaştırıp üflerken kaşlarının ortasında derin bir yarık oluştu, içten içe neden bunu bu kadar önemsediğini kendine soruyor ama cevap alamıyor gibi bir hâli vardı. Ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, Cenan onun için her zaman bu hayattaki en önemli şey miydi? İkisini izlerken düşüncelerim bunlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Acımıyor,” dedi Cenan çatık kaşlarla. “Adama bağırmana gerek yok, benim hatam. Dalgınlığıma denk geldi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Maşayı ateşe o kadar yakın bir yere koyarlarsa kullanılmaz hale gelir,” dedi Muşta dişlerinin arasından, büyük eli, Cenan’ın küçük elini içinde tutmaya devam ediyordu. Cenan elini geri çekmeye çalıştı ama Muşta izin vermedi, elini sıkıca kavrayarak, “Buz getir,” diye emretti, emri herhangi birine yöneltilmemiş olsa da Vural da Adnan da hızla buz bulmak için ateşin başından ayrıldılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan, “Acısı geçti bile,” diyerek elini bir kez daha çekmeye çalıştı ama Muşta gözünü bile kırpmadan onun eline bakarken tutuşunu gevşetmemişti bile. Cenan abla sonunda savaşmayı bıraktı, muhtemelen canı da yandığı için kavga edecek hâli kalmamıştı. “Hakan, büyütüyorsun,” dedi sonunda derin, bıkkıntı dolu bir nefesi dışarı bırakarak. O ana kadar, Muşta büyüttüğünün farkında bile değilmiş gibi afallayarak kafasını kaldırıp ona baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural içi buzla dolu poşeti Muşta’ya uzattı ama Muşta, Cenan’ın gözlerinin içine bakarken Vural’ı fark etmedi. Vural öksürerek boğazını temizledikten sonra, “Muşta,” dedi ve Muşta’nın bakışları yavaşça Cenan’dan ayrılarak Vural’a çevrildi. Poşeti diğer eliyle aldı, ardından Cenan’ın elini bırakmadan onu ateşin başından uzaklaştırıp bir köşeye çekti ve yanan parmaklarına poşetle buzlu kompres yapmaya başladı. Aralarında büyüyen ölüm sessizliği, piknik alanındaki tüm seslerin de onların sesleriyle birlikte yok olmasına, etrafa derin bir sessizliğin çökmesine neden olmuştu. Herkes kendi işiyle ilgileniyor gibi olsa da tıpkı benim gibi onlara kaçamak bakışlar atmaya devam ettiklerini görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, “Sen hep böyle sakardın,” dedi sonunda konuştuğunda, tüm dikkatimi onlara verdiğimden olsa gerek, sessizce kurulmuş bu cümleyi sanki yanlarındaymışım gibi rahatlıkla duyabildim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan cevap vermedi, gözleri ikisinin birleşen ellerindeydi ama buz dolu poşet ne zaman tenine temas etse irkiliyor, kaşlarının ortasındaki çukur daha da derinleşiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bok vardı da ateşin önündeki maşayı alıyorsun değil mi?” Muşta’nın neredeyse azarlar tonda sorduğu soru karşısında Cenan kafasını kaldırıp Muşta’nın gözlerinin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Düzgün konuş. Çocuk yok senin karşında.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pervasızlığının bir çocuğunkinden farkı ne?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Birbirlerine uzun uzun, meydan okuyan gözlerle baktılar. Dide’nin meraklı bakışları hâlâ onlardaydı ama Yener’in kucağında olduğu için inip onlara doğru gitmeye çalışmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kadar önemsemene gerek yok,” dedi sonunda Cenan. Sesi imalıydı, Muşta kelimelerinin ve sesinin altında gizlenen imayı sezmiş gibi tek kaşını kaldırdı. Yalanlamadı ama doğrulamadı da sadece onun gözlerinin içine bakmaya devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şeyi önemserken senden izin almam gerektiğini bilmiyordum,” dedi sonunda Muşta, Yener onu duymuş gibi göz ucuyla o tarafa baktı, yüzünde neredeyse komik bir ifade oluşmuştu ve bu Dide’yi kıkırdattı. Cenan’ın yüzündeki sert ifade bir anlığına sekteye uğradı, bakışlarında savunmasız bir duygu yakalar gibi oldum ama çok geçmeden ifadesini toparlayarak elini geri çekip, “Yeterli, teşekkürler,” dedi, beyaz teni onu çabucak ele veriyordu ve boynunun çoktan pembeden kırmızıya döndüğünü görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta tam onun elini yakalayacaktı ki Cenan daha fazla utanmak istemiyormuş gibi hızla geri çekilip sırtını dönerek ondan uzaklaşmaya başladı. Muşta’nın elindeki buz dolu poşet havada kaldı, bir süre çatık kaşlarla Cenan’ın arkasından baktı, ardından Yener’in onları izlediğini fark etmiş olacak ki gözlerini Yener’e çevirip ‘ne bakıyorsun lan’ der gibi kafasını sallayıp elini indirdi. Yener hızla başını farklı bir yöne çevirince elimde olmadan gülümsedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öğlen yemeği için banklara yöneldik, çünkü sabah kahvaltısını yerde yapmış olmak herkesi rahatsız etmişti, zemin taşlıydı ve muhtemelen rahatsız ediciydi. Ben sandalyeme kurulmuş hiçbir şeye elimi sürmeden keyfime baktığım için taşlar ne kadar rahatsız ediciydi bilmiyordum tabii. Pek iştahım yoktu ama etin kokusu cazip geldiğinden birkaç parça pirzola yedim, daha çok salatayla ilgilendim ve herkes yemeğini yedikten sonra sepetteki meyveleri önüme çekerek sofrayı kaldıran arkadaşlarıma üstünlük taslayarak baktım. Yardım etmek istediğim doğruydu ama bana hizmet ediyor gibi görünmeleri keyfimi de yerine getirmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öğlen güneşi yön değiştirince gölgeler biraz daha büyüdü ve boğucu seviyeye yükselen sıcaklık yerini daha serin bir havaya terk etti. Cesur’un arabadan getirdiği ödül mamalarını Kestane, Pars ve Leon’a sırayla yedirirken Muşta ve Yener bankta oturmuşlar tavla oynuyorlardı, aramızda sadece birkaç metre vardı ve Yener’in korktuğu için hamle yapmaktan kaçınarak bilinçli olarak Muşta’ya yenildiği anları görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilerek mi yeniliyorsun lan sen bana?” diye sordu Muşta aniden öfkeyle, işlerin kızışacağını anlayınca bağdaş kurarak onlara doğru dönüp meyvemden bir ısırık aldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Hayır Muşta, o nasıl söz şu an? Senin gibi yetenekli bir adamı benim gibi yeteneksiz bir adamın yenmesi mümkün mü sence ya?” diye sordu. “Şu an resmen kendine hakaret ediyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kerim, “Yapılabilecek tüm hamleleri yapmak yerine korkudan kedi gibi suratına bakıyorsun adamın. O kadar çok bilinçli hamle kaçırdın ki Dide otursa sıfır bilgiyle şimdiye tavlayı babasının kolunun altına vermişti,” deyince, Muşta’nın ölümcül mavi gözleri ağır çekimde Kerim’e çevrildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oradan konuşması kolay Kerim, Muşta sana hiç boyun kilidi attı mı?” diye sordu Yener sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kerim gözlerini Muşta’dan çekmeden, “Tam şu an boyun kilidi atıyor olsaydı hiç değilse göz göze olmazdık ve gözümü bir an olsun ondan ayıracak olursam selâm okunacakmış gibi hissetmezdim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gölün kıyıya vuran sularını izlerken batmaya başlayan güneş gölün diğer ucunda bir madalyon gibi parlayarak son kez ışığını sergiliyordu. Yalan değildi, çok eğlenmiştim, uzun zaman sonra ilk kez yüzüm bu kadar içten gülmüştü, ilk kez maske takmadan gerçekçi kahkahâlâr atmış, gözlerimde parıltılarla arkadaşlarımı izlemiştim. Kıyıya yakın bir yere koyduğum sandalyenin üzerinde oturmuş gölü izlemeye devam ediyordum. Bakışlarım az ileride mangal ateşini söndüren Gurur’a takıldı, etrafını saran arkadaşlarına rağmen bir anlığına gözüme öyle yalnız göründü ki boğazımın düğümlendiğini hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerini kaldırıp olduğum yöne baktığında göz göze geldik ve onun buz sıcağı gözlerinde bir kez daha bir yabancıyla karşılaştım. Yaşananlardan sonra o yabancı hep oradaymış, onun gözlerinin ardına saklanmış beni izliyormuş gibi hissediyordum. Terapiye gideceğinden söz etmişti, terapiye gittikten sonra ruhuna açılan yaralar kapanmasa bile kabuk bağlar mıydı? Çocukluğunda açılan, gençliğinde büyüyerek kanının son damlasına kadar akıtmayı kafaya koyan o yaranın bir gün kapanacağından şüpheliydim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana gülümsedi ama o gülümseme gözlerine ulaşmadı. Boğazımın düğümlendiğini hissetsem de ben de onun gülümsemesine karşılık verdim. Gurur gülümsememe baktı, sanki o da benim onda gördüklerimi bende görüyormuş gibi bakışları yüzümde donuklaştı, beni uzun uzun izledikten sonra gözlerini önündeki ocağa indirdi. Kafamı önüme eğip kaşlarımı çattım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerinin içine bakmak beni bu kadar yaralıyorsa, o her şeyi ben derin bir uykudayken tek başına yaşadığında neler hissetmişti? Bir an bedenimin içinden yükselen ruhumun o hastane koridorlarında ilerlediğini düşündüm, Gurur’un hissettiklerinin sindiği duvarlara dokunduğunu, parmak uçlarına Gurur’un hislerinin bulaştığını… Düşüncesi bile bu denli ağırken, merak ediyordum, tüm bunları düşünmekten ileri gidip tüm bunlara şahit olsaydım nasıl olurdu?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan sandalyesini hemen yanıma koyduğunda omzumun üstünden ona baktım. Sırtını sandalyesine yaslayıp bacaklarını yukarı çekerek bağdaş kurdu ve “Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hım? Hiç,” diye yalan söyledim, gözlerimi göle çevirdim ve keşke bugün bitmemiş olsaydı, diye iç geçirdim. Keşke güneşin ışığı yeniden gökyüzüne yayılsa ve ben tekrar bugünü yaşasam, bugünün içinde esir kalsam ama yarının bana ne getireceğinden korkarak beklemek zorunda kalmasam.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç iyi bir yalancı değilsin,” dedi Nihan, gülümsediğini hissetsem de gözlerimi çevirip ona bakmadım. Onun bakışları yüzümü eşelemeye, benden bir parça gerçek koparmaya çalışmaya devam ediyordu. Ona veremezdim, beni acıtan gerçekler kaderimin olduğu sayfalara kanla yazılmıştı ve kimse benim kanımla yazılmış kelimeleri okusun istemiyordum. “Herkesin dönüp dolaşıp aynı soruyu sorduğunu biliyorum ama ben kişisel hemşiren olarak bunu sana sormak zorundayım. Kendini nasıl hissediyorsun? Ağrın ve bulantıların ne durumda?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kanamam olup olmadığını sormayacak mısın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorum karşısında sessiz kaldı bir süre, ardından, “Evet, onu da soracaktım,” dedi sakince.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kanamam yok ama olmasından çok korkuyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bazen kanaman olacak, çok fazla olmadığı sürece ciddi bir durum yok demektir ama takip etmeye ve dikkatli olmaya devam etmelisin,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle yaparım.” Bu konu hakkında konuşmak istemiyordum, bu konu ruhumu sıkıyordu. “Kramplarım oluyor, bu normal mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok fazla olmadığı sürece, evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Anladım. Çok fazla olmuyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Stres kontrolünü sağlaman gerek. Çok stres olmamaya çalış.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sence bu bebeği doğurabilecek miyim?” diye sordum açıkça, çünkü birinin bana umut kırıntısından daha fazlasını vermeye ihtiyacım vardı. Alacağım cevaptan her ne kadar korkuyor olsam da bilmek istiyordum. Bilmeye ihtiyacım vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Riskli,” dedi, en azından dürüsttü ama bu cevap yeterli değildi. “Ama her gebelik risklidir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benimki daha riskli ama değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi hiç lafı çevirmeden. “Bunu sen de biliyorsun. İçinde bulunduğun durumdan dolayı gebeliği sonlandırmak en sağlıklı olandı ama sen savaşmayı seçtin, bu yüzden sürekli yüzleşmek zorunda kalacağın ağır şeyler olacak. Bunlara gerçekten hazır mısın Zeliha?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Değildim, kaçmak istiyordum, gözyaşlarım yüzümden özgürce akarken ve rüzgâr saçlarımı savururken öylece koşmak, içinde olduğum tüm gerçekleri arkada bırakarak hayallerime yetişmek için hiç durmadan koşmaya devam etmek istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uzun süre cevap vermediğimde, “Hayatın kökünden değişecek,” dedi, bunu beni kötü hissettirmek için değil, içine girmeyi kendi isteğimle seçtiğim duruma hazırlıklı olmam için söylüyordu. Yine de bunun bana iyi hissettirdiğini söyleyemezdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayatım çok uzun zaman önce kökünden değişmişti zaten. Bir kez daha değişmesini kaldırabilirim,” dedim ve o gecenin silik izleri bana yerlerini hatırlattı. Gurur hayatıma girdiğinde ne kadar korku doluysam, zaman o korkudan bir aşk doğurmuştu. Şimdi yine aynı korkuyu, belki daha büyüğünü içimde taşıyordum ve Gurur’un çocuğunu doğurmayı her şeyden çok istiyordum. Aşkı doğuran korku, bebeğimizin de doğumuyla son bulmaz mıydı sahiden?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir askerin sevgilisi olmak zordur,” dedi, “ama bir askerin eşi olmak, sevgilisi olmaktan daha zordur.” Söyledikleri karşısında gözlerimi yüzünde dolaştırıp kaşlarımı çattım. “Hele bir askerin çocuğu olmak…” Gülümsedi ve gözlerini önce Yener’e, ardından da Zafer’e dokundurduğunu gördüm. “İşte bu en zor olandır.” Bana baktığında gözlerinde korkuyu gördüm. Yakında bir askerin eşi olacaktı, uzun yıllardır bir askerin nişanlısıydı, belki sandığımdan çok daha uzun süredir bir askerin sevdiği kadındı ve kalbimde taşıdığım korkuların benzerlerini o da kalbinin derinliklerinde gizliyordu. “Hayatımız zaten korkunun üzerine kuruluyken, belki de şu an içinde olduğun durum sandığın kadar korkutucu değildir. Ben senin her şeyi kaldırabilecek güce sahip olduğunu gördüm. Yaşadıklarını düşünüyorum da Zeliha, ben senin yaşadıklarını yaşasaydım, senin kadar sağlam durabilir miydim? Bunu bilmiyorum. Hayat beni her zaman güçlü olmakla sınadı, her zaman ayağa kalkmak için bir koltuk değneğine ihtiyaç duydum ve o anlarda yanımda olan tek kişi Vural’dı. Benim koltuk değneğim olmuştu. Olur da benim koltuk değneğimi kolumun altından alırlarsa, yıkılırım, ayakta duramam. Bundan hep çok korktum, bazı geceler gözüme uyku girmeme nedeni de bu korkudandı. Ama sen… Gurur’a sadece sığınan taraf olmadın, sen yeri geldi Gurur’un sığındığı taraf oldun. Şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki, sen benden daha cesur bir asker eşi olacaksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha önce Vural ve sen… Büyük bir şey yaşamadınız mı? İllaki yaşamışsınızdır,” dediğimde gözlerini ellerine indirdi, kucağında duran elleriyle oynarken yüzündeki rengin yavaşça solduğunu gördüm. “Bundan iki yıl önceydi,” dediğinde kaşlarımı kaldırarak onu dikkatle dinlemeye başladım, “bir görev için gitmişlerdi. Ekipte Vural, Gurur, Muşta ve Zafer vardı, timin geri kalanı tesiste kalmıştı. Gölgeler de buradaydı. İlk birkaç gün ondan haber alamayacağımı bildiğim için rahattım, sonraki geceler habersizlik öyle çok büyüdü ki baktığım yerde gördüğüm Vural’dı, duyduğum tüm sesler beni yiyip bitiren büyük bir sessizlikten ve uğultudan ibaretti. Bitmesini, bir an önce dönmesini diliyordum. Bana gelmesini istiyordum çünkü onun tesisten içeri adım attığını görmezsem, biliyordum ki sonunda delirecektim. Kendi hikayemin içinden silinecektim.” Parmaklarıyla oynamaya devam ediyordu. “Sonra bir telefon geldi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yutkundum, bakışlarımı Vural’a çevirdim. Yüzünde şirin bir tebessümle Adnan’a bakıyor, onun anlattıklarını dinliyordu. Adnan’ın kucağında Bora vardı ve Vural ara sıra eğilip Bora’nın saçlarını okşuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pusu yediklerini öğrendim,” dedi Nihan, bu sessiz cümleyi taşıyan sesi titredi. “Aralarından birinin ağır yaralandığı söyleniyordu ama kimse hangisinin yaralı olduğunu söylemiyordu. Gurur benim kardeşim, Zafer kardeşim, Muşta abim ama anla beni Vural da sevdiğimdi. Tek dileğim, o ismin Vural olmamasıydı. Kim olursa olsun dediğim ilk andı, yeter ki benim Vural’ım olmasın dediğim ilk andı. Kendimden nefret etsem de sonralarında bunu dilediğim için kendimden iğrensem de o an kalbimin haykırdığı tek şey Vural’ın sağ ve iyi olması için herkesi tek kalemde silip atabileceğimdi. Kimse hiçbir şey söylemiyordu. Arabalarına ulaşılamıyordu, tek bildiğim askerlerden biri ağır yaralıydı, kan kaybediyordu ve yardım çağırıyorlardı ama yerleri bir türlü tespit edilemiyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kalbim sıkışsa da elimi onun omzuna koyarak ona destek oldum çünkü kelimeler dudaklarından kayıp giderken Nihan gibi ketum bir kadını ilk kez dağılmış hâlde görüyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simi, kızımız gibi gördüğümüz köpeğimizin havlamalarını hatırlıyorum. Vural’ın odasının kapısına gidiyor, onu arıyor gibi bağırıyor, havlıyor, asla sakinleşemiyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sustu, bir süre sessiz kaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sonra saatler geçti, ölüm gibi gelen o saatlerin ardından onu gördüm. Göğsü kana bulanmış hâlde bir sedyede tesise sokuluyordu, tesisin doktoru İhsan abinin ameliyathaneyi hazırlamamız gerektiğini söylediğini hatırlıyorum. Tesiste benim gibi üç hemşire daha vardı, sadece önemli görevlerde gelirlerdi. Gözümü ayırıp ondan, çekip ondan gözlerimi, olduğum yerden bir adım hareket edemeden ben öylece durdum. Sedyeyle yanımdan geçip giden adam sevdiğim adamdı, sedyeden yere damlayan kan onun kanıydı. Yolda, demişti hemşirelerden biri, tam iki kez ex olmuş, kalp masajıyla onu hayata bağlayan kişi Muşta’ymış demişti. Acil şehir hastanesine götürmemiz gerek, demişlerdi. Muşta’yı gördüm kapıda, eli kolu yüzü, her yeri kan içindeydi. Gözlerimin içine baktı ve sanki son der gibiydi, burası son, buradan sonrası yok, şimdi ne yapacaksın Nihan, şimdi ne yapacağız, der gibiydi. Belki de bunu söyleyen bana… Muşta’nın gözleri değildi. Belki de bunu kendime sürekli söyleyen bendim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi Nihan’ın omzundan çekmedim, sessizce onu dinlemeye devam ediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Koltuk değneğimin kolumun altından çekilip alındığını hissettim biliyor musun? Dizlerimin üzerine düştüm çünkü beni tutan bir Vural yoktu o an. Olacak mıydı, bilmiyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ama o iyi, hâlâ seninle,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gözümü açtığımda yanımda olan kişi Zafer’di. Üstü başı kan içinde, kollarının arasında beni tutuyordu, bembeyaz bir odanın ortasındaydım ve Zafer’in üzerindeki kan biliyordum ki Vural’ın kanıydı. Sevdiğim adamın kanıydı. Zafer’e öldürürüm kendimi dediğimde, bana bakıp ben öldüm mü diye sormuştu.” Kaşlarımı çattım. “Bak bana, ben öldüm mü demişti bana. Benim babamın haberi geldiğinde on altı yaşındaydım ben, bak bana Nihan, ben öldüm mü.” Gülümserken çenesi titredi. “O an anladım, evet zordu, sevdiğin adamı kaybetmek çok zordu ama bir babayı kaybetmek kadar zor muydu? Karşımda on altısında babasının üzerine örtülmüş bayrağı gören bir adam duruyordu, kollarının arasında beni tutuyordu ve beni bir gerçekle yüzleştiriyordu.” Gözlerimin içine baktı. “Asker eşi olmak zordu, bir askerin sevdiği olmak çok zordu ama en zoru, bir askerin evladı olmaktı. Buna rağmen Zafer oradaydı, gözlerimin içine bakıyordu ve beni bir gerçekle yüzleştiriyordu. Zafer’den nefret ettiğim tek an o andı. Beni anlayan tek kişinin Zafer olduğunu anladığım tek an da o andı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim karnımın üzerine gitti ve bakışlarımı Gurur’a çevirdim. Ocağı söndürmüş, bir sigara yakmış sessizce içiyordu. Bakışlarımı yavaşça Zafer’e çevirdim, sessizce telefonuna bakarken hiç olmadığı kadar yalnız göründü gözüme.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sonra ne oldu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İki hafta boyunca uyanmadı Vural, ben de iki hafta boyunca koltuk değneksiz kaldım,” diye fısıldadı. “Koltuk değneğim orada uzanırken bir kolumun altında Yener’i, diğerinde Zafer’i hissettim. Hep orada oldular. Hep oradaydılar. Kendimden tekrar iğrendim çünkü Vural yerine Zafer olsun istemiştim, Muşta olsun, Gurur olsun, benim Vural’ım olmasın. Ama ben koltuk değneğimsiz kaldığımda orada benim için olan ilk kişi Zafer olmuştu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer’e baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bakma onun böyle hiçbir şeyi umursamıyor gibi durduğuna,” dedi. “İçinde bir gün olsun yanmayı bırakmamış bir ateşle onlarca yıl yaşadı. Dumanı görmüyorsun diye, yanmıyor mu sandın?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Parmaklarım karnımda dolaşırken ben de Nihan gibi Zafer’e bakıyordum. “Onun da babası askerdi değil mi?” diye sordum sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet. Korkunç bir şekilde babasına çok benziyor, ikizi gibi,” dedi Nihan gülümseyerek. “Vural duymasın ama bence aralarında en yakışıklı da Zafer.” Kıkırdadı. “Babası daha yakışıklı bir adammış. Fotoğraflarda gördüm sadece.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sadece on altı yaşında babasını kaybetti demek,” dediğimde başını salladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Babasının da arabasına pusu kurulmuş, bu yüzden o gece Vural’ı o hâlde görmek, beni yıktığı kadar onu da yıkmıştı ama hiç belli etmemişti. Bu adamların şöyle bir huyu vardır…” Gözlerini tekrar onlara doğru çevirdi. “Canları çıkar, sesleri çıkmaz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok zor olmuş olmalı onun için. Vural’ı o hâlde görmek.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi. “Hiç söylemedi ama biliyorum. Zaten Zafer hiçbir şey söylemez, kimsenin onu anlamasını beklemez. Tüm bunları ablasından öğrenmiştim, Zafer ağzını açıp tek kelime edecek kul değil. İnatçıdır, içinde yaşar her şeyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ablası mı var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, Zuhal abla, Zafer’in hayatındaki tek insan. Bir de yeğeni var, Doğu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek insan mı?” Kaşlarımı çattım. “Annesiyle sorunları mı var yani?” Soruyu sorduğuma pişman oldum, dilimi ısırıp bakışlarımı kaçırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan sessizce, “Annesi yok,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir an Gurur’un, Zafer’le ilgili söyledikleri aklıma geldi, annesini kaybetmişti ama bununla ilgili çok konuşmamıştık. Sessizce, “Annesini de kaybetmiş demek,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet, babası şehit olduktan sonra annesi dayanamayıp hasta olmuş. Öyle bir sevgi işte,” dediğinde gözlerimi ellerime indirdim. Bir an karnımdakine söz vermek istedim, senin için yaşayacağım, seni asla bırakmayacağım, diye yalvarmak ve kalması için ona sıkıca sarılmak istedim. Zafer’e bakamadım. Zafer’e bakarsam ağlamaya başlarmışım gibi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok büyük şeyler bunlar,” diye fısıldadım, evet, benim yaşadıklarım kolay değildi belki ama etrafımda nefes alan herkesin cehennem ateşinden en az bir kez geçtiği gerçeği çok şiddetli vurdu. “Yine de hiç belli etmiyorlar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dedim ya,” diyerek güldü Nihan. “Canları çıkar, sesleri çıkmaz bunların.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana bunları beni üzmek için değil, beni bir gerçeğe uyandırmak için anlattın değil mi?” Ona baktığımda sessizce o da bana baktı. “Çok büyük bir acı çektim, çok büyük şeyler yaşadım ama yalnız değilim, değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümsedi. “Asla değilsin. Biz gerektiğinde sana koltuk değneği de olabilecek kadar seni anlayabilecek insanlarız Zeliha. Sadece zor olacak, bunu unutma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Nihan daha önce hiç söylemedim biliyorum ama iyi ki varsın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aa deli mi ne?” Bakışlarını kaçırdı. “Aniden öyle şeyler söyleme valla kucaklarım seni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kaldırabilir misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne sandın?” diyerek yanağımdan makas alınca kıkırdadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yapalım biliyor musun?” diye sorunca ona merakla baktım. “Geleneksel klişe oyunumuzu oynayalım, hepsini şişe çevirmece oynamaya davet ediyorum. Belki Muşta ve Cenan’a gelir de öpüşmelerini isteriz, Dide uyudu zaten arabada. Travmaya uğrayacak tek kişi biz olacağız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kahkaha attığımda yerinden kalkarak elini bana uzattı. “Hadi gel. Çok şeytani planlarım var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öpüşen Muşta ve Cenan görmeye hiç hazır değilim ya.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öpüşen Yener ve Simge de alternatifler arasında ama öpüşecek olan çift umarım Girdap ile Yener olmaz,” dedi gülerek, ardından uzanıp elini tuttum ve yavaşça ayağa kalktım. “Bırakalım sandalyeleri, taşısın iri köleler,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan’ın koluna girdim ve kalabalığa doğru yürümeye başladık. Büyük söğüt ağacının altında Ecevit’in oturduğunu gördüm, hemen yanında Ayça oturuyordu ve Ecevit elinde tuttuğu mangayı ona uzatıyordu, Ayça ona dik dik baksa da uzattığı mangayı aldı ve meraklı gözlerle sayfaları karıştırmaya başladı. Ecevit gibi kocaman ve korkutucu görünen birinin elinde manga görmek başkalarının yadırgayacağı bir şey olsa da ben onun bu hâline alıştığımı söyleyebilirdim. Sonuçta hangimiz göründüğümüz gibiydi? Neyi sevdiğimizin, görüntümüzle ilgisi neydi?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, “Toparlanın!” diye bağırınca tüm gözler bize çevrildi. “Yediniz içtiniz yan geçtiniz, eğlenmek için gelmedik mi buraya? Emekli memurlar gibi oturup tavla oynamaktan başka bir şey yapmadınız. Hadi oyun oynayalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne oyunu be? Akşam oluyor, çekirdeğimizi kolamızı alalım gölü izleyerek içelim çitleyelim, sonra da defolup gidelim,” dedi Yener, yorgunluktan ölmüş gibi görünüyordu ve kan ter içindeydi. Muşta kasıtlı bir şekilde ona yenilen Yener ve Kerim’e gölün etrafını temizletmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Mızıkçılık yapma da oyun oynayalım işte,” diye söylenince, Yener elinde tuttuğu çöp poşetiyle omzunun üstünden Simge’ye baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmem farkında mısın ama Erkin Koray Çöpçüler şarkısını bana yazdı,” diye sitem etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge ona sinir bozucu bir şeye bakar gibi bakıp, “Bok yiyen,” deyince, yine aralarında bir anlaşmazlık olduğunu anladım. Yener, elinde çiçekle kapıda kalmış Kuzey Tekinoğlu gibi elinde çöp poşetiyle öylece Simge’ye bakakaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne bakıyon?” diye sordu Simge ona kıl olmuş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç,” dedi Yener sessizce. Ardından Nihan’a çevirdi bakışlarını. “Olur o zaman oynayalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oynamayalım deseydi bu gece çok ağlayacaktı ve kör olası çöpçüler aşkını süpüreceklerdi,” dediğimde Nihan kahkaha attı ama Yener soğuk esprime yüzünü buruşturarak bakmakla yetindi. “Yürü hadi Kuzey Tekinoğlu, Muşta’dan üç beş şamar ye de keyfimiz yerine gelsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha dost musun düşman mısın ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta!” diye seslendim. “Yener bana kötü kötü şeyler diyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağzına sıçarım onun,” dedi Muşta uzaktan Yener’e kötü bir bakış atarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir o kaldı zaten, onu da yapsan şaşıracağım da sanki,” diye söylendi Yener ağzının içinden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şey mi dedin Yener?” diye sordu Muşta.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok bir şey demedim Muşta.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sanki bir şey dedin gibi geldi bana.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu da karısından yüz alamadıkça bana sarıyor,” dedi Yener yine ağzının içinden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne geveliyorsun lan sen ağzının içinden gevşek herif?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Demedim bir şey ya demedim!” diye bağırdı birden Yener, o kadar çok güldüm ki Nihan’ın koluna girmesem gülmekten hareket edemezdim. Muşta, bu tepki karşısında tek kaşını kaldırdı, ardından Simge’nin Yener’e boka bakıyormuş gibi baktığını görünce güldü, tepkinin sebebini Muşta da anlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ah canım ya,” dedim. “Senin Simge’den yüz alamadıkça sarabileceğin biri de yok değil mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus be,” diye çemkirerek çöp poşetinin ağzını bağlayıp yere fırlattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne oynayacağız bakalım?” diye sordu Vural heyecanlı heyecanlı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir türlü evlenemeyen nişanlılıkta master yapmış geri zekalı askerlerin oynayamayacağı bir oyun, seni ilgilendirmiyor,” diye söylendi Nihan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, “Yener, yardım edeyim mi?” diye sordu Nihan’dan kaçmak ister gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Siktir git lan. Tek başıma koca göleti temizledim, neredeydin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne yaptım ki şimdi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi yürü git nişanlının yanına.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Canı nişanlılık çekti,” diye dalga geçtiğimde, Simge, “Görücü usulü birini bulun o zaman arkadaşınıza Zeliha,” deyince, Yener, “Ne yaptım ben sana bugün?” diye sordu Simge’ye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kes be.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener donup kaldı, ardından, “Sana da bir şey denmiyor, sabahtan beri dinliyoruz,” diye yükseldi Simge’ye.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorun bir şey diyememen zaten,” diye homurdandı Simge, Yener yine olduğu yerde Kuzey Tekinoğlu gibi donup kaldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Anlaşılan Yener yine sohbet kuramama tutukluğu yaşıyordu ve Simge de ona fena hâlde kurulmuştu. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım çünkü dalga geçecek olursam Simge bu kez bana da patlayacaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, niyetinin şişe çevirmece oynamak olduğunu söyleyince itiraz sesleri yükseldi. Normalde uyum sağlamaktan hoşlanan ve çoğunlukla oyunlardan keyif alanlar bile, “Oynayacaksak başka bir oyun oynayalım,” diye çıkıştılar. Bu noktada Nihan oyunu farklı bir şekilde geliştirmeye karar verdi. “O zaman,” dedi, “sorular hazırlayacağız, şişe on kez dönecek, şişenin önü kime gelirse o soruyu yanıtlayacak. Soruları belirleyen ilk şişeyi çeviren kişi olacak. Sonra şişe on kez daha dönecek ve her dönüşünde çıkan kişi, o kişinin sorduğu soruyu yanıtlayacak. Her on cevaptan sonra şişe bir kez daha dönecek, yeni birine gelecek, o kişi on kez cevaplanacak olan soruyu değiştirecek, nasıl olur?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başta kimse onun ne demeye çalıştığını anlamamıştı. Fakat Nihan aptala anlatır gibi anlatınca herkes durumu kavradı. Tuhaf olan aralarında bir dil geliştirmişler gibi, genelde insanları anlamamayı seçen Vural’ın Nihan’ı ilk seferde anlatıp, onun anlatmaya yardım etmesini sağlamasıydı. Nihan cam su şişesini bankın üzerine koydu ve “Alan küçük biliyorum, o yüzden birbirinize yakın dursanız iyi edersiniz,” dedi. Gurur beni neredeyse önüne çekerek banka oturttu, kolunu belime sardı ve diğerleri de bankın etrafını çevreledi. Sürekli birbirine kötü kötü bakışlar atan Yener ve Simge omuz omuza duruyorlardı, Adnan ve Çolpan yan yanaydılar, Bora’nın uykusu geldiği için onu da arabaya, Dide’nin yanına bırakmışlardı. Destan, Eylül ve Cesur da yan yanaydılar. Ayça elindeki mangayı Ecevit’e geri verdikten sonra banka doğru eğilip oyunun başlayacağı anı beklemeye koyulmuştu. Akşam karanlığı hâlâ çökmüş değildi ama yine de gaz lambasını yakmıştık; Muşta geç saatlere kadar piknik alanında kalacağımızı hesaba katıp arabasının bagajına bir gaz lambası atmış olmalıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hazırsanız,” dedi Nihan, ardından elinin altındaki şişeyi döndürdü ve kısa süre kendi etrafında dönen cam şişenin mavi ucu Nihan’ın önünde durdu. “Hile yapmadım!” dedi Nihan ellerini havaya kaldırarak. “Peki… öyleyse sorumuz şu. Askerler arasından en çok kimi yakışıklı ya da daha karizmatik buluyorsunuz? Kendimi diyen elenir,” diyerek askerlere dik dik baktı. Ardından cevabı alacağı kişiyi seçmek için şişeyi bir kez daha döndürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin mavi ucu, Destan’ın önünde durduğunda, Destan gülerek, “Tabii ki de abimi,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Biricik kıkırdayarak Devran’a baktı, Devran kız kardeşine göz kırptı ve Nihan, “O zaman çevir bakalım şişeyi Destan,” dedi. Destan şişeyi çevirdi ve şişenin mavi ucu bu kez Ecevit’in önünde durdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ecevit, “Girdap,” diye cevapladı ve yoruma mahal bırakmadan şişeye uzanıp şişeyi çevirdi. Girdap sırıtarak Ecevit’e bakıyor, Yener ihanete uğramış gibi elini ağzına götürmüş, Girdap gibi o da Ecevit’e bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sana yorum bile yapmayacağım,” dedi Yener, Girdap’a bakarak, şişe dönmeye devam ediyordu, “o kadar yoksun benim için bundan sonra.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benim cevabım senden yana olurdu bitanem,” dedi Girdap, Yener’e göz kırparak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener sırıttı. “Duydun mu Mehtap?” Ecevit’e baktı. “Umarım sen de duymuşsundur geceleri hentai okuyan çocuk.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin ucu bu kez Ecevit’in hemen yanında duran Ayça’nın önünde durunca, Ayça kaşlarını çattı. Ecevit’in gözleri doğrudan şişenin ucundaydı ve şişenin ucunun kimi gösterdiğini çok iyi biliyordu. Ayça’nın bakışları bir anlığına hemen yanında duran Ecevit’e kaydı, ardından gözlerini askerlerde dolaştırıp tekrar şişenin ucuna baktı ve “E…” durdu, “ehmm. Yani.” Ecevit’in gözleri Ayça’nın profiline çevrildi, ardından yavaşça Girdap’a baktığını gördüm. Ayça tekrar, “E,” dedi ve hızlıca, “Zafer olabilir,” diye tamamladı cümlesini ama içinden geçen isim bence Zafer değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer, “Sana söz, çok kral bir kupon yapacağım sana turuncu kız,” dediğinde Ayça bir şey söylemeden şişeye uzanıp şişeyi çevirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin ucu şimdi Simge’ye bakıyordu. Yener hevesli gözlerini Simge’ye çevirdi ama Simge ona göz ucuyla bile bakmadan doğrudan, “Hakan abi,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne alaka ya?” diye sordu Yener aniden yükselerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, “Hayırdır Yener, sen aksini mi düşünüyorsun?” diye sorunca, Yener yine ağzının içinde söylenerek önüne döndü ama Muşta’ya bir cevap vermedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben hiç düşünmeden Gurur demiştim, Sadullah’ın cevabı da Muşta’dan yana olmuştu, şişenin ucu Cenan’ı gösterdiğinde, Cenan yan gözle Muşta’ya bakmış, Muşta merakla onun yüzünü incelerken, büyük bir keyifle “Yener,” demişti. Muşta’nın yüzü donarken, Yener, “Bugün,” demişti, “yenge bugün en çok seni seviyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta’nın cevabı klasikti. Gözlerini Cenan’dan çekmeden, “Yener,” demişti. “Bir hafta boyunca tuvaletleri sen temizleyeceksin. Beğenmediğim tek bir nokta görürsem, kafanı yere bastırır, dilinle üstünden geçiririm.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener, “Olur Muşta,” diye kabullendi sakince ama sonra o fitili ateşledi. “Sünger Boblu çoraplarını da yıkamam gerekecek mi? Ya da Pikachulu?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cenan, “Hâlâ o çoraplardan mı giyiyorsun sen?” diye sordu şaşkınlıkla. “Eve hiç onlarla gelmedin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hâlâ derken?” Simge, şok içinde Muşta’ya baktı. Muşta kitlenmiş hâlde Yener’e bakıyordu. “Muşta’nın bu tür zevkleri mi var?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Var,” dedi Vural, muhtemelen dalgınlığına gelmişti. “İzmir’e özel olarak ona çorap almaya gidiyorum ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Muşta, “Vural,” dedi, “Tesisin on günlük nöbeti sende.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural, “Efendim?” diye sorunca, “On beş gün,” diye ekledi Muşta.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kimse yorum yapmaya cüret edemedi, Muşta sinirlenip önündeki şişeyi çevirirken konunun dağılmasını istiyor olmalıydı ama kimsenin konuyu uzatmaya cesareti kalmamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin ucu Çolpan’ı gösterdiğinde, Çolpan’ın bakışlarının hızla bana çevrildiğini gördüm. Ne zaman başı sıkışsa, küçük bir karaca yavrusu gibi öylece gözlerimin içine bakar, koyu renk gözlerini irileştirirdi. Dudaklarımdaki gülümsemeyi gizleyemedim, bu gülümsemeyi görünce daha da paniklemiş gibi gözlerini ucu ona dönmüş şişeye indirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Adnan,” dedi gözlerini şişeden çekmeden.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adnan anlamamış olmalıydı ki, “Efendim?” diyerek Çolpan’a doğru döndü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hıyar,” diye fısıldadı Yener.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çolpan kafasını çevirip Adnan’a bakamadı, sadece önünde duran şişeye bakıyordu. Adnan ise ona seslenildiğini düşünmüş olacak ki gözlerini Çolpan’dan çekmeden onun ne söyleyeceğini bekliyordu. Bankın etrafına toplanan herkesin gözleri birbirine çevrildi, herkes kısaca birbirine, sonra Adnan ile Çolpan’a baktılar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şey mi söyleyecektin?” diye sorarak yavaşça Çolpan’a doğru eğildi, Çolpan panikle şişeye uzandı ve “Yok yok,” diyerek şişeyi çevirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Soruyu belirleyecek olan isim Simge’ydi. Şişenin ucu Simge’de durduğu anda, o yeşil güzel gözler Yener’e çevrildi ve yüzünde sakin bir ifadeyle ama sesine eklediği ölümle, “Askerler arasında en çapkın olanın kim olduğunu düşünüyorsunuz? Sizce en çok kim ilişki yaşadı?” diye sordu. “Sorum bu. Başlayalım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ortama çöken sessizlik, ikisinin birbirine uzanan delici bakışları arasında daha da büyüyerek hepimizi yuttuğunda, Yener kaşlarını çatarak bakışlarını bankın yüzeyine indirdi. Bunun bir savaş ilanı olduğunu mu düşünüyordu?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin ucunun durduğu üç isim de onun ismini verdi… Yaman, Nihan ve Vural… Yener her bir cevap sonrasında kaşlarını biraz daha sert çatmaya başlamıştı. Ardından Gurur, Kerim ve Ayça da Yener cevabını verdiler ve şişenin ucu Zafer’in önünde durduğunda Yener aniden kafasını kaldırıp bize baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tek bir kişi daha Yener derse, Muşta’nın belinden silahı kapar kafama sıkarım,” diye tehdit etti bizi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zafer gülerek, “Benim olduğum yerde esamen okunmaz şekerim,” diyerek Simge’ye doğru döndü. “Ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge gözlerini devirdi. Zafer şişeyi çevirdi ve şişenin ucu bana geldi. Ben de hiç düşünmeden, “Hiç bilmemekle birlikte benim de cevabım Zafer,” diyerek Yener’i korumaya alan taraf oldum. Yener bana öpücük gönderdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir sonraki soru, “Bu masada toplananlar arasından birbirine en çok yakıştırdığın çift kim?” olmuştu, sorunun sahibi Biricik’ti. Ve şişenin ucunun gösterdiği ilk isim, Eylül olmuştu. Eylül, “Abi, abla kusura bakmayın ama benim favori çiftim Muşta ve Cenan,” demişti, Cenan ablanın gözlerini kaçırıp başka bir şeyle ilgileniyor gibi yaptığını, Muşta’nın da bakışlarının Cenan ablaya çevrildiğini görmüştüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şahsen benim de öyle,” dediğimde, Cenan abla kafasını kaldırıp kaşlarını çatarak bana baktı, dudaklarım muzip bir tebessümle yukarı kıvrıldı. Şişe bir defa daha döndü, şimdi cevap sırası Girdap’ındı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Girdap, hiç beklenmedik bir hamle yaparak, “Çift olmak zorunda mı? Bekar olup yakıştırdığımız insanları da söyleyebiliyor muyuz?” diye sordu, bu soru birkaç kişinin gerilmesine neden olsa da Biricik, “Elbette,” deyince, Girdap hiç düşünmeden, “Ecevit ve Ayça’nın yan yana güzel göründüklerini düşünüyorum, sadece görüntü olarak, beni yanlış anlamayın,” dedi ve Ayça’nın gözlerini iri iri açarak Girdap’a baktığını gördüm. Girdap, teslim oluyormuş ellerini kaldırdı. “Sadece fikir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayça gözlerini kaçırdı, Ecevit’in bakışları sabitti, sadece masanın ortasında duran şişeye takılı kalmıştı. Ayça, tek bir anlığına omzunun üstünden Ecevit’e baktı, ardından Ecevit de bu bakışları hissetmiş gibi gözlerini Ayça’ya kaydırdı. Birkaç saniye bile sürmeyen bu bakışma, Ecevit’in şişeyi çevirmesiyle hızlıca sonlandı. Sanırım bunun üstüne daha fazla konuşulmasını istemiyordu ya da sadece Ayça’nın rahatsız olmasından endişe duymuştu. Nereden bakılırsa bakılsın, bu hem çok tatlı hem de çok centilmen bir hareketti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şişenin ucunun bir sonraki kurbanı Yaman’dı, ne kadar keyifsiz, isteksiz göründüğünü kelimelere sığdıramazdım, şişenin ucu kendine çevrildiği anda, “Ben oyuna katılmadım ki,” dedi ama Biricik, “Mızıkçılık yok,” diye çemkirince mecburiyetten olsa gerek başını sallayarak derin bir nefes aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur ve Zeliha.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı kaldırdım. “Ya?” dedim. “Neredeyse benimle bir problemin olduğuna inanmıştım oysa.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senlen bir problemim yok zaten, horlamanla limoniyiz,” dediğinde Gurur’un gülmesi, dirseğimle boşluğuna vurmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir gün bu oyunu tekrar oynadığımızda umarım masada içini titreten bir kız olur,” diyerek sırıttım, sırıtışım öyle sinir bozucuydu ki Yaman gözlerini kısarak, “Çok beklersin,” diye homurdanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu gözler kimlerin kimlere içinin titrediğini gördü, seninkini de görür elbet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yaman gözlerini devirdi ama cevap vermedi. En çok yakıştırılan çitler için alınan cevapların bizden yana olmuştu. Bizi Biricik ve Devran takip ediyordu, Muşta ve Cenan da cevaplar arasındaydı. Yener ve Simge hâlâ çift mertebesine yükselmediklerinden olsa gerek, kimse cüret edip onları söylememişti. Vural ve Nihan da listedeki yerini almıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saat ilerledikçe sorular daha da komik, absürt bir hal almaya başlamıştı. Sonunda oyun sona erdiğinde, gece çoktan kabuğundan çıkarak gökyüzüne serilmişti. Termostaki çaydan içerken sohbetin derinliklerine inilmeye başlanmış, anılar anlatılmış, gülünmüş, bazen sessizliğin çökmesine neden olan cümleler kurulmuştu. Sonunda Muşta, “Aslında bunu daha erken söylemeyi düşünüyordum ama vakit olmadı,” diyerek konuya girdiğinde tüm gözler ona çevrildi. “Gurur, Zeliha, yakında evleneceğinizi biliyoruz. Bir düzen kurmanın arifesindesiniz ve sizin yaşınızda insanlar için düzen kurmak öyle kolay değildir. Her şeye sıfırdan başlamak çok zordur.” Gergin bir şekilde sırtımı Gurur’un göğsüne yaslayarak Muşta’nın yüzüme çevrilen çivit mavisi gözlerine baktım. Suyun kıyıya hafifçe vururken çıkardığı ses gecenin derinliklerinde esen rüzgâra karışıyor, etrafa yayılıyordu. “Biz de bize düşeni yapmak istedik. Madem siz bir gelecek kurmak, her şeye sıfırdan başlamak için kollarınızı sıvadınız, bu çorbada bizim de tuzumuz olsun istiyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur, “Nasıl yani?” diye sordu, sesi öyle sakindi ki kendimi göğsüne biraz daha rahat yaslanırken buldum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Seçtiğiniz beyaz eşyaların küçük bir kısmını ben almak isterim,” dedi Muşta, Gurur neredeyse buna karşı çıkacaktı ki, “Bunu senin abin olarak yapmak istiyorum. Ailenizin bir parçası olarak,” dedi Muşta, Gurur sessizleşti, şimdi sadece Muşta’nın gözlerinin içine bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Devran, “Ve ben de yine ailenizin bir üyesi, hem Zeliha’nın hem de senin erkek kardeşin olarak, hâlâ alınmamış mobilyalarınıza talibim,” dediğinde Biricik gülümseyerek Devran’ın koluna yanağını yasladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nihan, Vural’ın koluna girip, “Biz de Vural ile birlikte size dünyanın en güzel gelin pastasını yaptırmak istiyoruz. Sizi düşündüğümden değil, tüm gece pasta yemek istediğimden,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başta bir sessizlik çöktü, Gurur tüm bunları reddetmek istiyor dahi olsa karşısındaki insanları ailesi olarak görüyordu ve kalplerini kırmak istemiyordu. Ve biliyordum ki, iki insan bir yola çıkacağında, ailelerinden de destek görürlerdi. Adnan, “Ben evinize güvenilir bir alarm sistemi taktırmak isterim,” dedi. “Aynı zamanda evin tüm dış cephesinin 7/24 sizin tarafınızdan izleneceği bir güvenlik kamerası sistemi kurdurtmak istiyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayça gülerek, “Ben de tabak çanak alırım, fazlasını alamam valla,” dediğinde Gurur burnundan sert bir nefes vererek güldü. Çolpan, “Misafir odanızın nevresimleri ve perdeleri benden bu arada,” diye araya girdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Boğazımın düğümlendiğini hissettim. Ev neredeyse kullanıma hazır hâldeydi ama küçük eksikleri vardı ve şimdi tam karşımda duran bu insanlar, kollarını tıpkı uzun, güven verici kanatlar gibi açarak bizi o kanatların içine almaya çalışıyorlardı. Yener ve Girdap’ın birbirlerine baktıklarını gördüm, ardından Yener, “Girdap, Ecevit ve ben de evinize bir kış bahçesi yaptırmak istiyoruz. Bir keresinde Zeliha bana kış bahçelerini çok sevdiğini söylemişti. Göle bakan cepheye bir kış bahçesi çok yakışır, o kış bahçesinin içini de sizin istediğiniz gibi dekore etmek isteriz,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu tamamen lüks olur,” diye araya girdiğimde, “Kız kardeşimizin lüksünü bırak da biz düşünelim,” dedi Girdap bana dik dik bakarak.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gölgeler de dahil olmak üzere, herkes küçük büyük bir şeye yardım etmek istediğini dile getirmeye başladı. Arkadaşlarım ve kuzenim de onlara katılmıştı. Konuşma sona erdiğinde gözlerim dolduğu ve bunu onlara göstermek istemediğim için gözlerimi yere indirmiş, ellerimle oynamaya başlamıştım. Muşta, “Bir düğün olacağı vakit, tüm aile kendine düşeni yapar, biz hem erkek hem de kız tarafı olarak bize düşeni yapmak istiyoruz çocuklar,” dedi babacan bir tavırla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sağ olun,” dedi Gurur, bir yanı bundan emin değildi, yük olmak istemiyor, her şeyi tek başına sırtlamak istiyordu ama bir yanı da burada olan herkesin ailemiz olduğunu biliyordu. “Hakkınızı ödeyemeyiz. Kendinizi çok zora sokmadığınız müddetçe, istediğinizi yapabilirsiniz. Ama benim halletmem gereken şeyleri hallettiğim zaman bana kızmayın. Bunun dışında her şey kabulüm, her şey için size minnettar olmaya devam ederim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aile bugünler içindir,” dedi Muşta. “Özelinize, isteklerinize burnumuzu sokmadan, sizin izin verdiğiniz kadar yanınızdayız. Bunu unutmayın. İkiniz de yalnız değilsiniz. Sen benim için hem bir kardeş hem de evlatsın.” Gözleri bana çevrildi. “Ve sen de öyle çitlembik.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söyleyecek belki de çok şey vardı ama benim tek yaptığım çenem titrerken gülümsemeye çalışmak ve “Teşekkür ederiz,” diye fısıldamak oldu. Minnettarlığımı kalplerinde hissettiklerini biliyordum, birkaçı beni tam olarak tanımıyor dahi olsa, çoğunluğunun beni çok iyi tanıdığını, neler hissettiğimi bildiklerini biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hadi bakalım,” diyerek ayaklandı Muşta. “Toparlanalım da saat iyice geç olmadan gidelim. Dide ve Bora birazdan uyanırlar, çocukların uyku düzenleri mahvolmasın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Etrafı toparlayıp arabalara taşımaya başladıklarında bankta Gurur ile yalnız kalmıştık. Gurur, bedenimi kendisine doğru çevirip, yüzümü avuçlarının içine alarak doğrudan gözlerimin içine baktı ve “Sümüklü, ağlıyor musun sen?” diye sordu. Dudaklarım yukarı kıvrılırken yeniden titredi, gözlerimi en uzağa kaçırmak, gözyaşlarımı ondan saklamak istedim ama Gurur bana bakmıyorken bile, yanımda değilken bile beni en çok görendi. Gördüğünü biliyordum, bu yüzden ondan kaçıp saklanmak yerine ona sobelenerek gözlerinin içine baktım. Bakışları yüzümde uzun uzun dolaştı, ardından dudaklarını alnıma bastırıp, “Yavrum benim,” dedi, “ağlayacak ne var bunda?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle oldu birden. Hormonlardandır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdiden doğmamış bebeğe suçu atmaya başladı, inanılmaz bir analık,” diye dalga geçti çenesini saçlarımın üzerine bastırarak. “Hele bir doğsun, ilk işim bunu ona anlatmak olacak. Anan her şeyin suçunu sürekli sana atıyordu diyeceğim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yapmıyorum öyle bir şey,” dedim dudak büke büke.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şaka yapıyorum, bir de buna mı ağlayacaksın şimdi sen ceylan gözlüm?” diye sordu Gurur, dudaklarını alnıma sürttü, ardından burnumun ucunu öptü ve gözlerimin içine bakarken yanağımı okşadı. “Çok işim var seninle Zeliha, çok işim var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Memnun değilsen söyle de bilelim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şeyin başım üstüne, yatır beni tekmele, tek yapacağım kalın kafama vururken ayağı acıdı mı acaba diye düşünmek olur.” Burnumun ucunu bir kez daha öptü. “Hadi gidelim, bugün çok yoruldun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Keşke bugün hiç bitmeseydi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha önümüzde bugüne benzer on binlerce, yüz binlerce gün olacak,” dediğinde, buna kendisi inanmış mıydı merak ediyordum. Gözlerinin içine öyle uzun baktım ki, bunu merak ettiğimi anlamıştı, bu meraka bir cevap vermek yerine avucunu enseme bastırıp beni yeniden kendine çekerek alnımı uzun uzun öptü. Alnımı öperken gözlerine yayılan ifadeyi çok merak ettim. O ela gözler, içinde yeşil bir göl, kahverengi sonbaharlar olan gözlerinde tam şu an nasıl bir bakış yer alıyordu?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saçlarım yatağa yayıldığında Gurur’un büyük cüssesinin gölgesi üzerime devrilerek beni altında bıraktı. Günün yorgunluğu eve girdiğim, sandaletlerimi çıkardığım anda zuhur etmiş, duş alacak bile hâlim olmadığından doğrudan yatağa gitmek istemiştim. Gurur, ılık bir duşun iyi geleceğini söylese de benim tek istediğim uzanmak, o yanımdayken derin bir uykuya dalmaktı. Yener elindeki poşetleri salonun kenarına bırakırken omzunun üstünden bize doğru baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bir şey lazım mı? Karnınız açsa bir şeyler yaptırıp bırakırım,” dedi sakince. Uykulu olduğumu gördüğünden olabildiğince sessiz konuştuğunu fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un elleri ayak bileklerimdeydi, ayak bileklerimi yavaşça ovalarken, “Yok kardeşim, olur da uyanıp acıktığını söylerse ben gidip bir şeyler alırım,” dedi. “Sağ ol.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener başını sallayarak salonun çıkışına yöneldi, gölgelerin içinden çıkan Simge’yi hayal meyal görür gibi oldum. Sakince, “Gidiyor musun?” diye sordu Yener’e, Yener ise tüm gün Simge’nin gazabına uğradığından olsa gerek, neredeyse soğuk bir ses tonuyla, “Evet,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge bir süre sessiz kalınca, Yener bir şey söylemeyeceğini düşünmüş olacak ki Simge’nin yanından geçerek koridora yöneldi ama Simge son anda onun kolunu tutup durdurdu. “Kalsana,” demesini beklemiyordum, Yener’in de beklemediği kesindi. “Diğer koltukta uyursun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener’in salona baktığını hissettim, ardından sorguyla, “Diğer koltuk?” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Odamdaki,” dedi Simge sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur yüzünde komik bir ifadeyle bana baktı, ben de sırıtıp yan dönerek yastığıma sarıldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yener sessizce, “Olur,” dediğinde Simge’nin sessizliği büyüdü, çok geçmeden koridora girip o karanlıkta kayboldular.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge’den bir adım geldi,” diye fısıldadı Gurur kulağıma eğilerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Birbirlerini yemezler umarım,” dediğimde, “Ne açıdan?” diye sorunca kahkaha atıp, “Çok adisin!” diye bağırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Simge artık benim de kız kardeşim, Yener’in dişlerini kırmayayım şimdi,” diye takıldı Gurur gülerek, ardından yanıma devrilip ona bıraktığım küçük boşluğa koca cüssesiyle sığmaya çalıştı. “Yarın kahvaltıya götüreyim mi seni?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır ya, dinlencem ben,” dedim, Muğlalı gibi konuşmaya başladığımda yüzündeki gülümseme hep daha da büyüyor, derinleşerek gözlerine ulaşıyordu. Yüz yüze yattığımız sırada o eşsiz gülümsemenin tekrardan büyüyerek gözlerine ulaştığını gördüm. Kalbim göğsümün içinde takla attı. Bu etki hiç değişmeyecek olan şeydi işte.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Az önce uyukluyordun, şimdi gözlerin yine fıldır fıldır dönmeye başladı,” dedi elini uzatıp dağılan örgümden dışarı çıkan saç tellerini kulağımın arkasına iterek. “Hadi biraz uyuma zamanı. Gözünden uyku akıyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yatakta biraz daha kayıp, sanki ona küçücük bir alan vermemişim gibi o alanı da işgal ederek göğsüne sokuldum. Kokusu daha ağır, daha çarpıcı bir şekilde ciğerlerime dolarken gözlerimi yumup ellerimi birleştirerek ikimizin arasına soktum. “Patilere bak,” diye fısıldadı ellerimi kastederek, ardından o da bana sokulup kafasını eğdi ve çenesini saçlarımın arasında hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim onun göğsüyle kendi göğsüm arasında duran ellerime bakmak için aralandı, parmağımdaki yüzüğe bakarken dudaklarımda büyüyen gülümsemeyi engelleyemedim. Sanki yüzümü görüyormuş gibi, “Niye sırıtıyorsun?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Götünde bile gözün var değil mi dana?” diye söylendim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her yerimde var, seni daha iyi görebilmek için,” diye dalga geçti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evlenecek miyiz biz şimdi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sorum onu bir an duraksattı, ardından boğazından gelen bir kıkırtıyla, “Evet,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Karı koca olacağız yani.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şimdi de pek farkımız yok ama yasal olarak evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha Özdağ Çalıklı olacağım yani?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben Gurur Özdağ olayım istiyorsan, ona da çok tamamım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soyadımı almaya meraklıysan, vereyim şekerim,” diye dalga geçtim, uyku şimdi daha ağır bir şekilde üzerime çökmüştü, her an dalabilirdim ama son ana kadar onunla konuşmaya çalışıyordum. Varlığı bana kendimi güvende hissettiriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senden gelecek her şeyi istediğimi biliyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soyadımı çok sevsem de senin soyadını da taşımak istiyorum,” dedim, ardından gözlerimi yumup göğsüne kafamı gömdüm. “Uyuyacağım ben, kapat çeneni.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Aa deliye bak,” diyerek bir kolunu üzerime atarak beni kendine tamamen yasladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sus, dikkatimi dağıtma.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben senin dikkatini bir güzel dağıtırdım da dua et yorgunsun şekerim,” diyerek beni taklit etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne güzel olurdu ya,” dedim arsız arsız.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salak seni, uyu hadi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Adamsan uyutmazsın,” diye tekrar dalga geçtim, bu onun kafasını geriye atarak gerçekten içten bir kahkaha atmasına neden oldu. Çenemi göğsüne sürtüp kafamı kaldırarak o eşsiz gülümseyişe baktım, o da gözlerini indirerek yüzüme bakıp derin bir nefes aldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok güzelsin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şımarırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şımar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzümü göğsüne gömüp ondan sakladım. “Hadi kardeşim, icraat yoksa uyuyorum ben.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre dudaklarını saçlarımdan çekmedi, sonra nefes alıp verişlerinin düzene girmesiyle benim de bedenim kendini tamamen saldı ve gevşemiş bir hâlde onun göğsünde derin, huzurlu bir uykuya daldım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
YENER AÇIKGÖZ
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eğer elim titreyerek dahi olsa şu hayatın ipini kesmiyorsam, tüm köprüleri yakıp ardımda yalnızca duman bırakmıyorsam, göğsüme oturan her şeyi bağıra çağıra taşırmıyorsam ve eğer ömrümü, denizin tek hamlede yuttuğu bir kumdan kale gibi darmaduman etmiyorsam, bilmeliydi ki bunun sebebi yaşamaya olan inancım ve isteğimden değildi. Bütün bu suskunluğun, bütün bu geri duruşun tek bir adı vardı. O adın sahibine baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eğer bu trajedinin içinde hâlâ varlığımı koruyorsam, bu sadece onun içindi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yeşil gözleri karanlığın içinde bile oldukça parlaktı, firuze taşı gibi parlıyordu. Elindeki çantayı kenara bırakıp omzunun üstünden kapının önünde dikilmiş onu izleyen bedenime baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Orada öylece duracak mısın?” diye sordu, biçimli ve dolgun kaşlarını kaldırıp bana daha dikkatli baktığında gözlerimi gözlerine mıhladım. Odasından içeri bir adım attığımda bakışlarını benden kaçırarak ayaklı lambanın önüne yürüdü, ayaklı lambanın ipini çekti ve lambadan yayılan turuncu ışık solgun bir şekilde odasının duvarlarını aydınlattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ona, neden kalmamı istiyorsun, diye sormak istesem de herkese açılan çenem, onun karşısında yine tutuldu. Sessizce hareketlerini izlemeye başladım. Bana doğru dönmeden elbise dolabına yöneldi, elbise dolabını açtı ve muhtemelen ona elbiseden bile daha büyük olacak beyaz bir tişört çıkarıp bana doğru döndü. “Bu olur mu sana?” diye sordu sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözlerim tişörtü tutan narin ellerine kaydı, ojesiz tırnakları kısa ve temiz görünüyordu, bakışlarım uzun süre ellerinde dolaştı, ardından kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktım. “Evet, olur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Duş almak ister misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Normalde bana normal gelmesi gereken bu soru gerginliğimi arttırdı. “Yok,” dedim, “ama kıyafetini temiz bir şekilde kullanayım istiyorsan, alırım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Deli,” dedi kaşlarını daha da çatarak, “o yüzden demedim ki. Rahat edersin diye dedim.” Bana doğru yürüdü, bana yaklaştıkça aramızdaki boy farkı daha da belirginleşti. Kafasını kaldırıp bana alttan bir bakış attığında, ellerimi uzatıp yüzünü avuçlarımın içine almamak için yumruklarımı sıktım. Ona dokunmamak çok zordu, ona dokunmanın ise geri kalan, yaşanmış, yaşanmamış her şeyden daha zor olacağını kavradım. Kırılgan görüntüsüne rağmen bakışları karşısındakini hiç düşünmeden kırabilecek kadar sertti ama öyle bir an geliyordu ki o bakışlarda, lütfen beni kırma, der gibi bir yalvarış görür gibi oluyordum. Belki de ona dokunmaktan en çok bu yüzden korkuyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hayatımın hiçbir döneminde Vural’ı, Muşta’yı, Devran’ı, Gurur’u ve Girdap’ı anlayamayacağımı düşünmüştüm, hiçbir zaman onların hissettiklerini hissedemeyeceğimi, daima göğsümün ortasında bir boşlukla yaşayacağıma inanmıştım. Şimdi fark ediyordum. Anlamak çok acıydı ve onları anlıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tişörtü bana uzatırken göz temasımızı bilerek kesmediğini biliyordum, oysa benim kadar, hatta benden daha çok gergindi ama inadı yüzünden göz temasını önce benim kesmemi istiyordu. Mümkünmüş gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elindeki tişörtü alırken uzun, kalın parmaklarım onun narin parmaklarına sürtündü. Gözlerini kaçırdı, bunu kendisi de beklemiyordu ama sonunda buna engel olamamış olmalıydı. Elimde tişörtle ona bakmaya devam ettim, geri zekalı olduğumu düşünmemesi için hareket etmem gerekirdi ama ona bakarken bazen donup kalıyordum; zaman akıyordu ama ben geçen zamanın içinde hareket edip devam edebilmenin bir yolunu bulamıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonunda, “Neden kalmamı istedin?” diye sorabildim, alacağım cevaplara olan korkum muydu beni durduran yoksa başka bir şey miydi bu çözemediğim bir şeydi ama çözdüğüm gün geldiğinde, onu kaybetmiş olmaktan korkuyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yorulmuşsundur diye.” Gözlerimin içine yeniden baktı. “Sen başka bir sebebi olsun mu istiyordun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İstemeyeyim mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorularıma soruyla cevap verme, ben senin cevabını duymak istediğimden soruyorum,” dedi sertçe.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarım yukarı kıvrılınca duraksadı, bunu beklemiyormuş gibi afallasa da sonunda kaşlarını çattı. “Ben duş alacağım,” diyerek elbise dolabına döndü, hızlıca kıyafetlerini aldı ve odadan çıkarken bana ikinci kez bakmadı. Onun gerginliği öyle sevimli geldi ki kendimi sırıtırken buldum. Odanın içinde ilerledim. Bu odayı ilk görüşüm değildi ama onu uyurken izlediğim o gece odayı inceleme şansım olmamıştı, gözümün gördüğü tek oydu ve o etraftayken her şey silikleşiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yatağı duvara yaslıydı, ne çok büyüktü ne de çok küçüktü, nevresimleri yeşilin hoş bir tonuydu, komodinin üzerinde en son okuduğu roman ve bir kutu ağrı kesici vardı. Bakışlarım yana kaydı, yatağın ayak ucunda bir koltuk vardı, büyük değildi ama kendimi zar zor da olsa o koltuğa sığdırabilirdim herhâlde. Oda onun gibi kokuyordu, parfümünün kokusu çarşaflarına ve duvarlara dahi sinmişti. Yasemini hatırlatan ama yasemin çiçeği kadar keskin olmayan, biraz daha duru bir koku kullanıyordu. Belki içinde biraz portakal çiçeği vardı, bilmiyordum, sevdiğim bir şey olduğu kesindi ve genelde çiçek kokularından hoşlanırdım. O da benzediği çiçekler gibi kokuyordu. Kaç dakika içeride volta attım hatırlamıyorum ama suyun sesini duyduğumda bedenimin kaskatı kesildiği anı hatırlıyorum. Kaşlarımı çatıp kendime kızdığım ilk an o andı, yalnızken kendime kızacak bir sürü sebep bulurdum ama hiçbiri şu an olduğu kadar belirgin bir kızgınlıkla perçinlenmezdi. Tenine çarpan suyu düşünmek dalkavukluktu. Yine de düşünmeden edemedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onun tenini düşünmek doğru değildi, hayvanlığın sırası değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yine de düşündüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kaşlarımı çatarak, “Sik kırığı,” dedim kendi kendime. “Bok var senin kafanın içinde.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Suyun sesi kesildi, çok geçmeden üzerimdeki tişörtü yakasından kavrayarak çıkardım ve bedenim gerildiğinde artık üstüm çıplaktı. Tişörtü avucumun içinde topladım, derin bir nefes alıp koltuğun ucuna bıraktım ve sonra onun varlığını sırtımda hissettim. Kokusu kendisinden önce gelmişti. Duş jelinin ve şampuanın kokusu öyle yoğundu ki, beraberinde nemin kokusunu da içeri dağıtmıştı. Bedenim kaskatı kesildi, omzumun üstünden ona baktığımda, ıslak saçlarıyla hemen kapının önünde duruyordu ve onun da benim gibi kaskatı kesildiğini görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Üzerinde pembe bir tişört, altında beyaz ve kısa bir şort vardı. Biçimli, uzun ve dolgun sayılabilecek güzel bacakları vardı. Gözlerim bacaklarına kayınca yüzümdeki kan çekildi, ardından hızla onun gözlerinin içine baktım. O da benim karnıma bakıyordu, ona baktığımı hissedince bakışlarını hızla yüzüme çevirdi ve birbirimize iki geri zekalı gibi uzun uzun baktık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçeri bir adım atarken tişörte uzandım, hızla giymem gerektiğini düşünmüştüm ama tam önümde durup, “Kolyeyi çıkartmamışsın,” dedi, bakışlarım boynumdan aşağı salınan kolyenin ucuna dokundu, sonra tekrar onun gözlerinin içine baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çıkarttığımı düşündüren neydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya bir kere de soru sorma, dümdüz cevaplar ver be adam!” diye çemkirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avucum kadar kızdan yediğim bin birinci azar karşısında sinirlerim bozulmuş gibi güldüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne gülüyorsun?” Bir adım daha yaklaştı, elini uzattığını hissettim, sıcaklığı tenime vurdu ve afalladım. Kolyenin ucunu parmaklarının arasına alırken o parmaklar tenime de sürtünmüştü. Sürtündüğü yerden kıvılcım çıktığına yemin edebilirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Parmağım kadarsın ama ağzıma yüzüme sıçıyorsun,” diye fısıldadığımda parmaklarının arasında tuttuğu kolye ucunu bırakmadan gözlerini kaldırıp bana baktı. Çenesini kavramak, hiç düşünmeden dudaklarına yapışmak, onu çaprazımızdaki duvara yaslayarak her şeyi siktir edip çıldırmış gibi öpmek istedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öyle mi yapıyorum?” diye sorarak bir nevi beni taklit etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Oh, ne güzel yapıyorum. Az bile yapıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ya?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedi, gözlerini kolyenin ucuna indirdi, ardından göğsümdeki yaraya baktığını hissedip rahatsızlıkla kaşlarımı çattım ama ona engel olmadım. “Aferin, çıkarma kolyeyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çıkarmam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzel,” diyerek kolyenin ucunu bıraktı, parmakları tekrar göğsüme sürtününce sertçe yutkundum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzel mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gözleri tekrar göğsüme, oradan karnıma kaydı ve “Evet,” dedi karşısında bir avcı olduğunun farkında olmadan. “Çok güzel.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O bunu söylediği anda karnım içeri çöktü, bunu fark ettiğini biliyordum ama verdiğim reaksiyon elimde olmadan verilmişti. Gözlerini karnımdan ağır ağır yukarı kaldırıp gözlerimin içine baktı. “Giysene sen tişörtünü.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Olur giyeyim.” Bir adım geri çekilip tişörtü kafamdan geçirdiğimde bakışlarını hâlâ üzerimde hissedebiliyordum. Yavaşça sırtını döndü, gözlerim sırtına yayılan saçlarına, ince beline, belinin kıvrımının bittiği noktada dolgunlaşan kalçalarına ve uzun dolgun bacaklarına kaydı. Bakışlarımı hızla kaçırdım, burnumu kaşıyarak, “Bana bir yastık verebilir misin?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıyı kapatırken omzunun üstünden bana baktı, ardından gözleri arkamda kalan koltuğa kaydı ve “Vereyim,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı kapandığında artık bu küçücük odada tamamen yalnız olduğumuzu hissettim. Kalbimin göğsümün altında yavaşça hızlandığını hissettim. Gerinerek yatağına ilerledi, yastıklarından birini alıp bana döndü ve uzattı. Elinden yastığı alırken onu çok incelememeye çalıştım, her an üzerine atlayacak gibi görünmek istemiyordum. Koltuğa yöneldim, bu kez arkamdan bakma sırası onun olmalıydı ve gözlerinin ağırlığını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Koltuğa oturdum, yastığı köşeye koyup yavaşça uzandım. O da yatağının ucuna oturmuş, ıslak saçlarını sırtına doğru atmıştı. “Saçlarını kurutmazsan başın ağrıyacak,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hava sıcak,” dedi sessizce. “Böyle daha iyi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça yana devrildi, bacaklarını yukarı alıp yatağın üzerine uzattı. Yan yatıp gözlerini yüzüme çevirdi, neredeyse ayakucunda olmama rağmen bana bakmaya devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Teşekkür ederim,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tişörtünü bana verdiğin için.” Yanağımı yastığına bastırdığımda kokusu derinden içimi yokladı. Yastığı o kadar yoğun bir şekilde onun gibi kokuyordu ki bu başımı döndürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Rica ederim,” dedi, ardından, “Orada rahat mısın?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacaklarımı dizlerimden kırarak karnıma çekmiş olsam da “Evet,” dedim. “Rahat.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hım. Güzel o zaman.” Bir süre sustu. Sonra, “Bugün sana çok mu yüklendim?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Alıştım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorununu cevabı bu değil. Ağzından zorla mı çıkaracağım ben senin kelimeleri sürekli olarak?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gel de çıkar, demek istesem de “Benden nasıl bir cevap beklediğini merak ediyorum,” dedim yanağımı yastığa iyice gömerek.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha net cevaplar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aklımı manyak gibi karıştırıyorsun, bildiğim, doğduğumdan beri kullandığım dili bana unutturuyorsun diyemediğimden, “Daha net cevaplar istiyorsan, daha net sorular sor bana, Ahdar,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ahdar dediğimde yüzünün gevşediğini görmek içime tanıdık olmayan, hayatımın hiçbir noktasında tam olarak hissetmediğim türden bir huzurun göğsüme yayılmasına neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çok gıcıksın.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senin kadar gıcık olamam,” diyerek gülümsediğimde, gözlerinin yüzümde takılı kaldığını hissettim. Birinin gülüşümü böyle dikkatlice inceleyeceği aklımın ucundan dahi geçmezdi. Birileri hayatımın her anında beni çok sevdiğini, benim için gerekirse ölebileceğini bile söylemişti ama tüm bunların ya görüntüm için ya da onlara verdiğim tatmin duygusu için olduğunu biliyordum; basit takıntılı duygulardan ötesi değildi ve geçmeden önce her zaman bana saldırganlık olarak geri dönerdi. Genelde istediğini alamayan herkesin bir süre sonra bana bu dünyadaki en kötü adammışım gibi davrandığı bir evre oluyordu. Hiç kimse gülümsememe böyle uzun uzun bakmamıştı, kimse benden kelimeleri koparıp almak için çabalamamıştı. O bakıyordu, çabalıyordu, öfkesini bana beni sadece istediği için değil, beni hissetmek istediği için yansıtıyordu. Bunun için ona hiç kızamıyordum. Bu çoğunlukla hoşuma da gidiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Işığı kapatsana,” dedi yatakta iyice küçülürken. “Unuttum kapatmayı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça doğrulup kalkarken yastıktan ayrıldığım için hayal kırıklığı hissettim, kokusunu daha derin solumak istiyordum, yastıktaki kokudan ayrılmak hiç hoşuma gitmemişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ayaklı lambanın ipini çekecektim ki, “Yener,” dedi ve bakışlarım omzumun üstünden yatakta uzanan bedenine çevrildi. Bir an, ipi tutan elim sıkılaştı, gözlerimiz birbirine bıçak gibi dayandığında kaçacak bir yer aramadım, çünkü kaçmak bir an için öyle saçma geldi ki, sadece ona koşma arzusu içimde alev gibi büyüyerek parladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir anda tüm bedenimi ona doğru çevirdim, dizimi yatağa bastırdığım anı hatırlıyorum ve gölgem üzerine yayıldığında yatakta sırtüstü dönerek bana beklentiyle baktığını. “Ne yapacağım ben seninle?” diye sordum, sesim kendime yabancı gelmişti, uzaklardan yükselen kısık bir feryattan farksızdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bilmem,” diye fısıldarken sanki yapmamı istediği her şeyi bana gözleriyle söylüyordu. Yatağın üzerine çıktığım, onun üzerine abandığım, bedenlerimiz arasında santimler varken ona üstten baktığımı hatırlıyorum. Gözlerimiz birbirinden bir an olsun ayrılmadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Soruyu tekrar cevaplayacağım,” dedim hiç düşünmeden, gözlerini kıstı, cevabı bekliyor gibi. “Koltuk hiç rahat değil, Ahdar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biliyorum,” diye fısıldadı, “yanıma gelmen için koltuğu bahane ettim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Biliyorum,” dedim hiç düşünmeden, biliyordum, görmemeye çalışıp kafamı çevirdiğimde bile bu ortada duran, cayır cayır yanan bir gerçekti. “Ben de yanında biraz daha kalabilmek için, koltuğa bile razı geldim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Mecbur değilsin,” dedi gözlerini gözlerimden ayırmadan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“O zaman burada, yanında yatacağım,” dedim, ikinci kez düşünürsem söylemeye korkacağım her şeyi bir kez daha düşünmemek için doğrudan ona söylerken bulmuştum kendimi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sertçe yutkunup, “Makul,” diye fısıldadı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ne o?” diye sorarken biraz daha eğildim ve kokusu daha sert vurdu. “Bana diyorsun ama sen de kelimelerin yerini mi kaybettin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiçbir şey söylemeden sadece gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Konuşmadığımda seni görmediğimi mi sanıyorsun?” diye sordum, bir kez daha yutkundu, bir süre sustu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gardını indirmen için illa ağzına sıçmam mı gerek?” diye sordu sonunda konuşabilecek gücü kendisinde bulduğunda.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gardımı indirirsem ne olur biliyor musun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Göster, ne olur?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hiç düşünmeden dudaklarına kapandığım an, o andı. O narin eller saçlarımın arasına kaydı, çekilmemden korkuyormuş gibi saçlarımı kavradı ve ben onu daha derin, daha istekli öpmeye başladım. Ağzımı daha derin açtım, buna karşılık verirken heyecanını hissedebiliyordum. Bir buz küpünün eriyip su damlasına dönüştüğü gibi, dudaklarımın altında su damlalarına dönüşen dudaklarını adeta içiyordum. Bir elini sırtıma kaydırdı, tişörtün eteğini kavradı ve parmaklarını bel kavisimde hissedip ağzının içine doğru inledim. Bu onun için beklenmedikti, başta duraksadı ama sonra dilini yavaşça uzatarak bana sundu ve dilini damağıma yapıştırıp emdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu kimseyi öpmediğim gibi öptüm. Onu kimseyi öpmeyeceğim gibi öptüm. Onu bir daha kimseyi öpemeyeceğimi bilerek, sadece onu istediğimi belli ederek öptüm. Tırnaklarını sanki bu gerçeği tenime kazımak istiyormuş gibi bel kavisime bastırdı, kısa olmasına rağmen keskin tırnakları beni onun ağzına doğru bir kez daha dağılmış hâlde inletti. Elini belimden çekmek için bileğinden kavradım, afalladı ama dudakları hâlâ dudaklarımdaydı, elini hızla yatağa bastırıp bileğini daha sert kavrayarak ona ağırlığımı verdim ve uzun dilim ağzının içine girdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Direnmedi, başta direnir, tekrar bana dokunmak için atak yapar sandım ama ince bileği avucumun içine hapsolduğunda durdu ve bunu kabullendi. Nefes nefese ayrılan dudaklarımız, burunlarımız birbirine değdiğinde şişmiş olmalıydı. Gözlerimi kıstım, ardından yumdum ve “Tüm öfkeni alabilirim,” dedim, sesimdeki karanlığı hissetti ama o karanlıktan kaçmak yerine tekrar kafasını kaldıran ve dudaklarını dudaklarıma çarpan o oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bacağını yavaşça kaldırıp belime sardı, topuğunu kalçama bastırarak bedenlerimizi birleştirmek için tatlı bir çaba verdi. Bu hem çok seksi hem de dokunursam dağılacak diye korkacağım kadar masumdu. Beni içten parçaladı, dıştan dağıttı. Sertleştiğimi hissediyordum, pantolonu zorlayan, sınırlarımdan çıkıp gitmek isteyen bir istek beni deliye çeviriyordu ama öte yandan onu sadece öperek bile hayatımda yaşamadığım türden bir tatmin duygusunu yaşayabilirmişim gibi hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımız tekrar ayrıldı ama beklemedim, bu kez dudaklarım çenesine, oradan boynuna kaydı. Başını geriye atarak boynunu bana sundu, dilimi ince deriye sürttüm, yaladım ve ardından o deriyi ağzımın içine toplayarak emmeye başladım. Kısık, ince sesinin taşıdığı inilti kulaklarıma doldu. Başım dönmeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kanın tadını alan bir vampir gibiydim, durdurulamaz şekilde vahşi bir isteğin kasıklarımdan göğsüme hücum ettiğini hissettim. Onu sadece bedenimle değil, tüm kalbimle ve ruhumla istiyordum. Öyle çiğ bir istekti ki anlam veremiyordum. Daha önce eşine benzerine rastlamadığım kadar sakıncalıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dilimi emdiğim deride dolaştırdım, tekrar dudaklarımı dayadım ve boynunu emdiğim sırada, “Yener,” diye inledi, ismimi inlemesi kulaklarımın uğuldamaya, göğsüm başta olmak üzere tüm bedenimin çınlamaya başlamasına neden oldu. Mırıltı gibi yükselen bir inilti ismimi takip etti, dişlerimi boynunun derisine sürtüp bir elimi tişörtünün üzerinden beline yerleştirerek belini sıktım, sıktığımda tekrar inledi, diğer elim bileğini avucumun içinde gizlemeye devam ediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Duramayacağımı anlamıştı ama durdurmaya da yeltenmiyordu. Benim gibi, benim onu istediğim gibi, o da beni çılgınca istiyordu. Delilikti, istediğimi alamazsam, onu tüm ruhumla kendime bağlayamazsam parçalanıp dağılacak gibi hissediyordum ve onun da aynı hislerle dağıldığını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımı boynundan çekip nefes nefese ona baktığımda yeşil gözlerinin ortasında duran siyah göz bebeklerinin büyüdüğünü gördüm, genişleyerek tüm yeşilliği örtbas etmişti; öyle karanlıktı ki beni içine çekiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bana, niye durdun, der gibi bakması aşağı doğru kaymadan önce son kez dudaklarına yapışıp dişlerimi geçirerek ve hatta dilimi ağzının içine sokarak onu kirli, belki de vahşi bir şekilde öpmeme neden oldu. Dudaklarımız ayrıldığında ağzımızı birleştiren o ip gibi tükürüğün uzadığını gördüm. Sonunda yavaşça aşağı kaydığımda aralanmış ıslak dudaklarıyla beni izliyordu. Dişlerimi tişörtünün eteğine sapladım, tişörtü dişlerimle yukarı kaldırıp karnını açığa çıkardım. Karnı hissettikleriyle içeri çöktü, özgür duran bir eli saçlarıma kaydı ve sertçe yutkundu. Göğsü körük gibi inip kalkıyordu. Dudaklarımı karnına bastırırken gözlerimiz yeniden birbirine dayandı. Küçük öpücükler karnının üstünden göbek deliğine, oradan biraz daha aşağı bir yol çizmeye başladı. Tüm bunlar olurken hâlâ göz gözeydik.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şortunun lastiğine kadar indirdiğim dudaklarım tekrar yukarı çıkmadan önce dilimi dışarı bıraktım, uzun dilim şortunun lastiğinin çizgisinden başlayarak yukarı doğru hareket etti, göbeğinin halkasını yaladım ve biraz daha üste çıkardım. Beli bir yay gibi yukarı gerildi, nefes nefese, “Yener,” diye inledi ve gözlerinin ortasındaki karanlık boşluğun biraz daha derinleşerek harelerine yayılışını izledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dilimin ıslattığı karnına sıcak nefesimi bırakırken, “Her noktanı yalamak istiyorum,” dedim, gözlerini kıstı, bunu onun da istediğini biliyordum. “Dilimin temas etmediği sana ait tek bir nokta dahi kalmasın istiyorum.” Bu fısıltının hemen ardından dudaklarımı ıslak karnına bastırdım, karnı bir kez daha içeri çöktüğünde dudaklarım karnındayken gülümsedim. “Şimdi yeterince sesim çıkıyor mu?” diye sorarken bir elimi tişörtünün altına soktum, sütyeninin üzerinden göğsünü kavradığımda gözleri geriye doğru kaydı ve başını yukarı gerip iz kalan boynunu görmemi sağladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dilim karnına değdiğinde bu kez kendini tutamayıp daha şiddetli inledi ve sesini bir başkasının duyacak olması düşüncesi kaşlarımı çatarak doğrulup ona bakmama neden oldu. Kafasını indirdiğinde aklı karışmış gibi bana bakıyordu, durmamı istemediğini görüyordum ama devam edersek, sesinin daha çok çıkmasına neden olacağımı iyi biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adımı yalvarır gibi haykırdığını, titreyişleri arasından çığlık çığlığa dağıldığını görmek istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Pantolonumu patlatacak gibi hissettiren ereksiyonuma, onun istekle bana bakan gözlerine rağmen tekrar yukarı çıkarak dudaklarımı dudaklarına yasladım. Ağzının içine doğru inleyerek, “Şimdi olmaz yavrum,” diye fısıldadım, dilimi ağzının içine alıp kararımı sorgular gibi hırsla emmesi işleri hiç de kolaylaştırmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ağzımı şu an kasıldığını bildiğim her noktasına dayamak, o benim için dağılıp parçalanarak akarken onu kana kana içmek istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ama sesini duyan kişi sadece ben olmalıydım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımız birbirine yaptığı işkenceyi sonlandırana kadar kendimi tuttum, sonunda yan tarafa devrildiğimde nefes nefeseydi. Görüş alanıma tavan girdi, göğsüm körük gibi inip kalkıyordu ve dur noktasını kaybettiğim için yana yakıla aramaya başlamıştım. Bir süre ikimiz de nefes nefese tavana baktık, başlarsam asla durmayacağını bildiğim her şey tam önümde duruyorken durmak işkenceden farksızdı. Ruhumun tıpkı bedenim gibi cayır cayır yandığını hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça göğsüme sokulunca sertçe yutkunup gözlerimi yüzüne indirdim, ter içinde kalmış alnını çeneme sürtüp göğsüme uzandı. Dur noktasını siktir edip kolunu kavrayarak onu tamamen göğsüme çektim, nefes nefese kafamı eğip alnını ve saçlarının üstünü öptüm. Şaşırdı ama yadırgamadı, bir bacağını üzerime atıp bana tamamen sığındı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir elim çıplak bacağını tüy gibi okşarken, diğer elim omzundaydı ve onu kaçmasından korkar gibi kendime çekmiştim. “Başkası olsa durmaz mıydın?” diye sordu, sesi kırılgandı, sorusu karşısında beynimden vurulmuşa dönsem de onun kırılgan ruhunu hafifçe tutup onu kırmayacağıma inandırmak istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başkası yok Simge,” dediğimde göğsüme biraz daha sokuldu, sanki göğsümde küçüldü. Yeterince küçük değilmiş gibi. “Olmayacak da. Ama merak ettiğin neden durduğumsa, rahatça söyleyebilirim bunu, evirip çevirmeden ve süslemeden. Çünkü sensin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alnını çeneme sürttü, ardından kafasını kaldırıp gözlerimin içine tüm masumiyetiyle baktı. Kalbimin ağırlaştığını hissettim. Gözlerimi yüzünde gezdirdim, parmaklarım hâlâ teninde dolaşıyor, ona istediği güvenli alanı sunabilen kişi olmak istiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hiç kimseyi istemedim seni istediğim kadar,” dediğimde yutkundu, inanmak istediğini gördüm, korksa da inandığını gördüm. Yalan değildi. Yalanım varsa, tam şu an beni yaratan güç kalbimi durdurabilirdi, canımı alabilirdi, sorun değildi. Huzur bulduğum kollarda ölmek ödül sayılabilirdi. “Ve yine ben, hiç kimseye susmadım, sana sustuğum kadar.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ben istiyorum ki, hiç kimseye konuşmadığın kadar, bana konuş. Hiç kimsenin seni duyamadığı kadar, seni duyan ben olayım. Olmaz mı?” Sorusu kalbime dokundu. Ona söyleyebilecek binlerce güzel şeyim olsun istedim ama içimde, o derin sessizlikte zaten kimseye konuşmadığım kadar ona konuşuyordum ben.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Dilim sana tutuluyor ama konuşmayı öğrenmek için elimden ne gelirse yapıyorum. Seninle konuşmak, sana konuşmak, sandığın kadar kolay olsaydı istesen bile susmazdım.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kolay değilse bile benim için deneyemez misin? Sessizliğin beni çok korkutuyor,” dedi. “Bazen sanki benim dışımda her şeyi istiyormuşsun da bir ben dışarıda kalıyormuşum gibi hissediyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Senden başka hiçbir şeyi istemiyorum ki, senden başka hiçbir şeye yer kalmadı ki içimde, diyemedim. Eğildim, alnını öptüm, gözlerini yumup yutkundu. Sanki beni duydu ama içinde korkan o küçük kız çocuğu tüm bunları sesimden de duymak istedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Öğrenirim,” dediğimde, “Öğren,” diyerek kolunu belime sarıp yüzünü benden gizleyerek göğsüme yanağını yasladı. “Neden korkuyorsun ki benden bu kadar?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Senden değil, sana hissettiklerimden korkuyorum, diyemedim. Sessizliğim bu kez onu rahatsız etmedi, bu kez beni anladı, bu kez beni duydu ve sesimden dinlemek isteyen o küçük kız bile bana güvendi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha önce hiç ciddi şeyler olmamış ama merak ediyorum, uzun ilişkin de mi olmadı gerçekten?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uzun süre görüştüğüm insanlar olmuştur herhâlde,” dedim. “Senden öncesiyle ben bile ilgilenmiyorum, sen neden ilgileniyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Benden öncesi mi?” diye sorarak kafasını sakladığı yerden kaldırıp bana baktı. Onu içeride bir yere konuk etmişim gibi huzurlu görünüyordu ama bilmediği şey, konuk olduğunu sandığı yerin sahibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Senden öncesi.” Başımı salladım, gülümsememek için dudaklarını birbirine bastırması içimi ısıtınca çenesini kaldırıp dudaklarını yavaşça öptüm, bu kez açlık yoktu, sadece saf bir güvence veriyordum ve bunu verirken bir yandan da o huzuru tekrar dudaklarından ödünç alıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımız ayrıldığında, “Karnın acıktı mı?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kurt gibi,” dedim sırıtarak, gözlerini kısıp göğsüme vurarak doğruldu. İmayı anlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tost yapayım mı ya da makarna? En hızlı onlar olur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Belinden kavrayıp onu yatağa geri çektiğimde güldü, karşı koymadan tekrar göğsüme sokuldu. Yüzüne o kadar uzun süre baktım ki, sonunda, “Ne?” diye sordu, yüzündeki gülümseme yavaşça silinmiş, yerine meraklı bir ifade yerleşmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gördüğüm hiçbir yüz, senin yüzünden güzel değil,” dedim, cümledeki iki anlamı da görmüş gibi gözlerimin içine baktı. Onun yüzünden, artık herkes çirkin geliyordu gözüme. Onun yüzü, en güzeliydi yüzlerin.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylediklerimin onun için hem beklenmedik hem de uzun süredir beklediği şeyler olduğunu hissettim. Gözlerimin içine uzunca bir süre baktıktan sonra yüzünü yavaşça boynuma soktu. Uykunun bedenime ağır ağır çökmeye başladığını hissettim. O kollarımdayken bedenim sadece gergin olmuyordu, aynı zamanda huzuru da hissediyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi uykular, Ahdar,” diye fısıldadım, dudaklarım son kez saçlarının üzerindeki yerini aldı ve onu daha sıkı kavradım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyi uykular, fil çocuk,” diye mırıldandı, çok değil, birkaç dakika sonra düzene giren nefesi kulaklarıma doldu. Parmaklarım omzunda dolaşırken gözlerimi tavana çevirdim, göğsümde uyuyakalan kızın kokusu burnuma dolarken gözlerim ağır ağır kapanmaya başladı. Henüz bir çocukken bile sahip olamadığım kadar huzurlu bir uykunun kucağına çekildiğimi hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Saniyeler dakikalara, dakikalar saatlere dönüştü, ne kötü bir rüya gördüm ne de her gece bir kez de olsa uğrayan kabuslardan biri uğradı uykuma. Gözlerimi nihayet açtığımda alnım terliydi, onun ıslak saçları göğsümün üzerinde kurumuştu ve dudaklarım da tıpkı saçları gibi kuruydu. Narin bedenini yavaşça yan çevirdi, benden ayrıldı ve yastığına sarıldı. Dudaklarım yukarı kıvrıldı, yavaşça yatağın üzerinden kalkıp, onu uyandırmamaya dikkat ederek kapıya yöneldim. Bir bardak su içmeye ve bir sigara yakmaya ihtiyacım vardı. Sonra onun kollarının arasına geri dönebilir, uykuya kaldığım yerden devam edebilirdim. Kapının kolunu avucumun içine aldığım an kısık, içli bir ses duydum, uzaktan geliyordu ama çok uzakta da değil gibiydi. Kapıyı yavaşça açarken kaşlarımın ortasında derin bir çukur oluştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karanlık koridora çıktım, ses çoğaldı ve lavabodan geldiğini anladım. Daha dikkatli dinlediğimde, bu sesin Zeliha’nın sesi olduğunu anlamak benim için çok zor değildi. Kalbimin atışları hızlandı, bir sorun mu vardı? Endişenin bir mürekkep gibi göğsüme yayılarak boğazıma yükseldiğini hissettim. Ağır adımlarla banyo kapısının önüne ilerledim. Sessizce, “Zeliş,” diye fısıldadım. Ağlıyor muydu? Sesi ağlıyor gibi duyuluyordu. “Zeliha…” Kapıyı yavaşça tıklattığımda hıçkırık sesini duyup afalladım. “Zeliha, iyi misin?” Sesim şimdi daha kuvvetli çıkmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Banyonun içinde, “Yener,”dediğini duydum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İçeri geliyorum güzelim, müsait misin?” Sorum endişenin tohumlarının boy vermesiyle ortaya çıkmıştı. Başta cevap vermedi, sonra bir şeyin düşme sesi geldi ve Zeliha’nın sessiz hıçkırıkları çoğaldı. “Zeliha, müsait misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gel,” dediğini duydum ve kapıyı hızla asılarak açtım. Yerde oturmuş, dizlerini karnına çekmişti, sırtını yasladığı duvar kenarında küçülebildiği kadar küçülmüştü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elim ayağım birbirine dolaşırken hızla, “Neyin var?” diye sordum, Zeliha sadece gözlerimin içine baktı, gözleri kıpkırmızıydı ve yüzü gözyaşları tarafından sırılsıklam edilmişti. Yaralı bir ceylana yaklaşır gibi ağır adımlarla ona yaklaştım, yavaşça eğildim ve olduğu yerde daha da küçülerek ağlamaya başladı. Nevrim dönmüş gibi hissediyordum, tam şu an gidip Gurur’a haber vermem gerekirdi ama onu yalnız bırakmak da istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Ağrın mı var güzelim benim?” diye sordum, sesimin titrediğini sorum havaya dağıldığında fark ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok ağrım, lütfen Gurur’a söyleme,” dediğinde parçalandığımı hissettim. Bakışlarım zemine kaydı, bir ıslak mendil yerde duruyordu, kanla lekelenmişti. Beynimden vurulmuş gibi ona baktığımda utanarak daha şiddetli ağlamaya başladı. Yere bulaşan kanı silmeye çalışmış, sonunda olduğu yere sinip ağlamaya başlamış olmalıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hemen hastaneye gidiyoruz,” dediğimde, “Hayır,” dedi gözyaşları arasından. “Nihan da doktor da bunun aşırı olmadığı sürece normal olabileceğini söyledi, Nihan’a mesaj gönderdim,” dedi, ardından yine hıçkırarak ağlamaya başladı. “Ne olursun Gurur’a söyleme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dizlerim yere değdiğinde hissettiğim çaresizliği ondan gizlemek, ona bir liman olabilmek için, “Gel,” diyerek onu kollarımın arasına çektim. Hiç düşünmeden kollarımın arasına girdi, kollarımda küçücük kaldı ve yüzünü omzuma gizleyerek sessizce ağlamaya başladı. Saçlarını okşarken karşımda duran duvara donmuş gözlerle bakıyordum. Tüm bunları yaşamak zorunda kalmasa olmaz mıydı? Yeterince yaralanan ruhu, daha fazla bu eziyete dayanabilir miydi bilemiyordum. “Ağrın var mı? Bak bana yalan söyleme.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yalan söylemiyorum,” dedi omzumda hıçkırırken. “Ağrım yok, yemin ederim, hiç yok. Onu kaybedeceğimi bile bile ağrım olsa saklar mıyım sizden?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Neden Gurur’a söylememi istemiyorsun o zaman?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tekrar aynı manzaraya maruz kalsın istemedim,” dedi hıçkırarak. “Bugün mutlu görünüyordu, bugün gerçekten gülümsedi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Elimi sırtına kaydırıp onu kendime çekerek daha sıkı sarıldım. “Geçti,” diye fısıldadım ama Zeliha için hiçbir şeyin henüz geçmediğini biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gitmesin,” dedi titreyen bir sesle. “Çok alıştım onun varlığına. Lütfen gitmesin. Gitmese olmaz mı?” Sesinin kırgınlığı beni mahvetse de kendimi toparlamak zorundaydım. “Lütfen gitmesin.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sorun yok,” diyebildim, ona gitmeyeceğini, her şeyin yoluna gireceğini söyleyebilirdim ama en başında onun abisiydim ve onu ileride paramparça olması muhtemel bir hayalin içine ellerimle bırakmayacaktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gitmesini istemiyorum,” diyerek ağladı sadece, yüzünü omzumdan çıkarmadan, her şeyini kaybetmekten korkan ve onun eşiğine sürekli sürüklenen bir insan gibi ağladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söylemedim, o da söyleyemeyeceğimi biliyordu. Aramızda bir bağ vardı onunla ve o bağın arasına en kötü anlarda dahi yalan girsin istemiyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İyiyim ben,” diye fısıldayarak yavaşça benden ayrılıp burnunu çekti. “Ayağa kalkmama yardım eder misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Son sorusu uzun uzun yüzüne bakmama neden oldu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her zaman,” dedim sessizce.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gülümsedi, gülümserken çenesi ve alt dudağı titriyordu. Gözyaşlarına yapışan saçlarını kulağının arkasına itip ben de ona gülümsedim, gülümserken dişlerinin damaklarının içine, ruhuna battığını hisseder miydi insan? Hissettim. Onu yavaşça ayağa kaldırdım, bana yaslandı ve ağır adımlarla onu banyodan çıkardım. Banyonun kapısında durduğumuzda panikle banyonun içine baktı. Derin bir nefes alarak onu kapıda bırakıp banyoya geri girdim, bir peçeteyle yerdeki ıslak mendili aldım çünkü çıplak elle dokunmamı istemeyeceğini biliyordum, onun alanlarına saygım sonsuzdu. Peçeteyle aldığım ıslak mendili çöp kutusunun içine attıktan sonra ona doğru döndüm. Kireç gibi bir yüzle bir süre gözlerimin içine baktı, ardından sendeledi, hızla ona doğru yürüdüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha,” diyerek elimi omzuna koyduğum anda bedeni yana doğru devrildi, teninden renkler hızla çekildi ve gözleri kapandı. Kollarımın arasına yığıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Onu hiç vakit kaybetmeden kucaklarken, “Simge!” diye bağırdım, ardından Gurur’un adı dudaklarımdan kayıp gitti ve karanlık koridorda kollarımda kız kardeşimle yürümeye başladım. “Gurur!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hızla açılan kapının sesini duydum, Simge panikle odadan çıkıp, “Yener,” dedi ama sonra kollarımda Zeliha’yı görünce, “Ona ne oldu?” diye bağırmaya başladı. Sadece bir saniye sonra salondan fırlayan gölge üzerime devrildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un onu kollarımda baygın hâlde gördüğü anı, ömrüm boyunca unutmayacağım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçi boş bir bedenmiş, sesleri duymuyormuş, kaybolmuş gibi bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hareket etmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nefes almıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadece kollarımdaki bedene bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gurur!” dedim önümde duran adama. “Gurur! Hareket et lan!” Birden koptuğu dünyaya geri çekilmiş gibi afallayarak yüzüme baktı. Bakışlarındaki sersemlik onun kaybolduğunu daha net görmemi sağladı. Simge’nin panikle arkamdan, “Çekil önünden adamın!” diye bağırdığını duydum. Gurur yana devrilip omzunu duvara yasladı ve gözlerini kollarımdaki bedenden çekmeden öylece baktı. Sanki sesimiz ona ulaşmıyordu, sanki o an duyduğu ses, başka bir sesti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gurur’un ne yaşadığını anlamak belki başkası için mümkün değildi ama tüm o yaşananlar önümde yaşandığı için, geçip giden günlerin her birinde can dostumu biraz daha kaybediyor gibi hissettiğim için, o hastane duvarlarının az daha ona mezar olacağını bildiğim için ben anladım. “Simge,” diyerek kucağımda Zeliha’yla Ahdar’a döndüm. “Zeliha’nın kimliğini al, ne gerekiyorsa al.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge hızla başını salladı, salona koşarak gözden kayboldu. Tekrar, “Gurur,” dediğimde Gurur’un sendeleyen bedeni yavaşça doğruldu. Gözünü ayırmadan Zeliha’ya bakmaya devam ediyordu. “Gurur!” diye bağırdım bir kez daha ve kafasını kaldırıp bana baktı. “Arabaya, yürü!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Topla kendini kardeşim, en çok da kollarımdaki kızın sana ihtiyacı var, diyemedim, sadece gözlerinin içine baktım. Gurur, “Zeliha,” diye fısıldadı ve kollarımdaki bedeni hızla benden alarak kapıya doğru koşmaya başladı. Boş kalan kollarımla öylece Gurur’un arkasından baktım. Simge koşarak Gurur’un arkasından çıktı, ardından ben de dışarı çıktım ve şafağa yakın saatlerde soğuyan sokağın ısıran rüzgârını tenimde hissettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Direksiyon başına oturduğum an bir sis bulutu gibiydi, Simge bir şeyler söylüyordu hemen yanımda oturuyordu ama Gurur sessizdi, arka koltukta, kucağında Zeliha’ylaydı ve dikiz aynasından ona baktığımda, yüzündeki kanın çekildiğini, sadece Zeliha’ya baktığını gördüm, çok değil, birkaç saniye sonra yüzünü Zeliha’nın saçlarının arasına gömdü ve “Hızlı,” dedi bana. Sadece hızlı olmamı söyledi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Acil servisin olduğu bahçeye girene kadar bastım, öyle bastım ki az kalsın hastanenin duvarına çarpacaktım ama sonunda arabayı durdurabildim. Zeliha’yı sedyeye bırakmadı, kollarında Zeliha ile bacakları titremesine rağmen girişe doğru koşmaya başladı. Sanki kucağında birini tutmuyormuş gibi, öyle hızlıydı ki, dokunsam dağılacak gibiydi ama dokunamayacağım kadar uzaklaşmıştı. Uzaklaştığı sadece biz değildik, uzaklaştığı kendisiydi. Yine bedeninin dışında durmuş, olan biteni izliyor, çıkış yolu bulamıyor, ne yapacağını bilemiyor gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O kalabalık, insanların bir umutla dikildiği acil servisin beyaz koridorunda dimdik durduğumu hatırlıyorum. Gurur, içeri alınan Zeliha’ya bakıyordu, perdeyi çektiklerinde Zeliha sanki hikayemizde hiç var olmamış gibi gözlerimizin önünden silindi ve o an, Gurur’un dizlerinin üzerine düştüğü andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dizlerinin üzerinde gevşek bir şekilde duran ellerinin avuçları açıktı, tavana bakan avuçları dua eder gibi açılmıştı. Sadece çekilen perdeye bakıyordu, konuşmuyordu, yanından geçip giden ve gözleri ona dokunan kimseyi sanki görmüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dakikalarca orada hareketsizce durdu. Ayağa kalkmaya çalışmadı, hareket etmedi, nefes bile almadı. Sadece durdu. Sonunda hemşirelerden biri bize doğru yaklaşıp, “Doktoruna haber verdim ama endişe edilecek bir şey yok, sadece tansiyonu düşmüş,” dedi, Gurur kafasını kaldırıp kadına baktı, hiçbir şey söylemeden kadına o kadar uzun süre baktı ki, kadın endişelenmiş gibi kaşlarını çatıp bakışlarını bana çevirdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı sallayıp gözlerimi kırparak kadına sessiz bir işarette bulunduğumda, kadın tekrardan Gurur’a baktı ve “Ona daha iyi hissettirecek bir serum taktık, merak etmeyin,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Hamile ve düşük riski var,” diyerek kadına tekrar olanları hatırlattı, kadın sadece, “Sistemde görebiliyoruz,” dedi. “Endişeye mahal yok.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kadın sırtını dönüp odanın içinde kaybolduğunda Gurur başını önüne eğdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bana bunu daha ne kadar yaşatacaksın?” Sorusu ne Zeliha’ya ne de kendisineydi, sorusu sanki bir yerlerde onu izleyen başka birineydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça eğilip elimi omzuna koydum ve “Bir karar verdiniz,” dedim, Gurur hiçbir şey söylemedi, “Boğuluyorsan da su yuttuğunu Zeliha’ya gösterme Gurur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başını eğdiği yerden kaldırmadı, çok uzun süre sustu ama sonunda, “Gerekirse hiç uyumam,” dedi, “başında nöbet tutarım tüm gece, bir an olsun yanından ayrılmam.” Bunları söylerken sesi öyle boş geliyordu ki, sanki kendisiyle konuşuyordu, cevapları bana değil, kendisine söylüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok değil, yarım saat sonra Zeliha’nın bilinci yerindeydi, bileğine bağlı seruma rağmen şakalar yapıyor, hemen yanında oturan Gurur’a sırıtarak bakıyordu, Gurur da gülümseyerek onun eliyle oynuyor, onun şakalarına kulak veriyor gibi görünse de aslında onu dinlemiyordu. İkisinin de birbirine oyun oynadığını görmek için aptal olmak gerekirdi, yüzümde sakin bir ifadeyle, bir köşeye geçmiş onları izlerken göğsümdeki ağrının çoğaldığını hissedebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge, “Biraz dışarı çıkalım mı?” diye sorarak omzuma dokundu, gözlerimi benim için çok önemli olan o iki insandan ayırıp, ona çevirdim. “İyi misin? Biraz solgun görünüyorsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha’yı öyle görünce,” dedim ve sustum, Simge sessizce başını önüne eğdi. Birlikte oradan uzaklaşıp beyaz ışıklı koridoru arkamızda bırakarak acil servisin bahçesine çıktık. Ellerim ceplerimi yokladı, sigara paketini bulamayınca köşe başında sigara içen adamın yanına yürüdüm. Adamdan bir sigara, bir çakmak istedim, sigarayı dudaklarımın arasına yerleştirip yaktıktan sonra, “Eyvallah, sağ ol,” diyerek adamdan uzaklaşıp Simge’nin yanına yürüdüm. Nihan ve Vural’ın içinde olduğu araba bahçede yavaşladı, Nihan arabadan inip koşar adımlarla bize doğru yürümeye başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Her şey yolunda mı?” diye sordu panikle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Tansiyonu düşmüş,” dedim, sigarayı dudaklarımın arasına götürdüm, ardından dumanı dışarı bırakırken, “Doktoru geldi az önce, kontrolünü yaptı. Serumu bitince eve gidebilirmişiz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hissettiği panik yüzünden olsa gerek,” dedi Nihan, gergin görünüyordu. “Gece geç saatlerde bana mesaj yolladı, biraz kanaması olduğundan bahsetti, sakindi ama sanırım bu onu derinden etkiledi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu kadar stresle nasıl başa çıkacak?” diye sordu Simge, sesi titriyordu ve dokunsam ağlayacak gibiydi, bu gece kendini çok tuttuğunu görebiliyordum. Onu göğsüme çekip her şeyin geçeceğini söylemek istesem de inancımın olmadığı bir şeyi ona empoze edemezdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşler yoluna girecek Simge, bu kanamalar yakında kaybolacak,” dedi Nihan, bunu Simge’yi rahatlatmak için mi söylüyordu bilmiyordum ama ben de buna inanmayı çok istediğimi fark ettim. Böyle bir hengamenin ortasına bir çocuğu bırakmak doğru değildi belki ama bu çocuğun ikisine iyi geleceğini hissediyordum, bir yanım bu çocuğun da onları istediğini söyleyecek kadar aptaldı. Üçü de birbirini istiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural yeşeren sakallarını kaşırken, “Gurur nasıl oldu?” diye sordu, hastane duvarlarında iyi anılarımız yoktu ve herkes Gurur’un en son yaşadıklarının farkındaydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Simge o sahte gülüşlere inanmış gibi, “İkisi de iyi, içeride gülüşüyorlar ama bizim aklımızı yerinden oynattılar,” dedi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural’ın bakışları kısaca yüzüme dokundu, ardından Simge’ye gülümsedi ama Vural’ın da tıpkı benim gibi Gurur’la ilgili söylenenlere inanmadığını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Muşta’ya falan haber vermediniz değil mi? İnsanları paniğe sokmayın,” dedim sakince, sigarayı tekrar dudaklarıma götürdüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok, kimseye bir şey söylemedik birader. Doğrudan çıkıp buraya geldik,” dedi Vural, ardından başıyla yan tarafı işaret ederek yürümeye başladı. Nihan ile Simge sohbet etmeye başladıklarında, ben de Vural’ın işaret ettiği yere doğru yürümeye başlamıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Vural cebinden sigara paketini çıkarıp, sırtını kolona yaslayarak sigarasını dudaklarının arasına aldı, sigaranın ucunu yaktıktan sonra gözlerini yüzüme çevirdi. Birkaç saniye sessizce sigarasını içse de sonunda, “Gurur’un hâlini hiç beğenmiyorum,” dedi, sesi ciddiydi, neler düşündüğünü az çok görebiliyordum. Ama o benim neler düşündüğümü göremezdi, Gurur’un dönüştürüldüğü canavarı görmüştüm, o canavarın hemen yanında durup yaratmaya başladığı yıkımı izlemiştim. Bunu Vural’a söyleyemedim, kardeşler arasında sır olmazdı ama yine de bir kardeş diğerine bir sır veriyorsa, üçüncü kardeş o sırrı asla bilmezdi. Üstelik Vural, Gurur’un verdiği bu kararı doğru bulmayacaktı, onun için endişelenecekti; ben de endişeleniyordum ama hiç değilse elinde ateş varken yanında birimiz olmalıydı. Ben o ateşten geçerken Gurur yanımdaydı, şimdi elinde ateşle bir yere yürüyorsa şayet, ben de onun yanında olacaktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yaşadığı şeyler kolay değil.” Sigaramı söndürüp demir çöp kovasının içine attım. “Zeliha'nın bayıldığını gördüğünde bir an donup kaldı. Ona bağırdım, bir şeyler söyledim ama sanki beni duymuyordu.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hastanedeyken olduğu gibi mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Daha farklıydı,” dediğimde Vural’ın kaşları çatıldı, derin bir nefes aldı ve ben de konuşmaya devam ettim. “Daha sık etraflarında olmalıyız. Gurur hissettiklerinin altında o kadar çok ezilmiş ki kriz anlarında bir an donup kalıyor, bunu sürekli yapmaya başlayacak olursa Zeliha’ya yardımcı olamayabilir.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bu süreçte Zeliha’nın Simge’nin yanında kalması daha iyi oldu, en azından krizi yönetebilecek birilerinin etrafta olması daha iyi,” dedi Vural beni onaylayarak. “Şu olay Yener… Zeliha’nın başına gelenler… Bunu çözmemiz gerek. Muşta hâlâ olayın peşinde, salmış değil, gizlice bir şeyler yaptığının farkındayım ama Zeliha’nın bahsettiği o herif elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşıyor. Tekrar Zeliha’nın ya da Gurur’un peşine düşmeyeceği ne malum?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an bunu yapabilecek yüreği var mıdır sence?” Sorum karşısında Vural kaşlarını daha sert çattı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eve kadar girip kıza saldıracak yüreği vardı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şu an hepimizin onun peşinde olduğunu iyi biliyor olmalı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yine de tedbiri elden bırakmamak gerek, onu bulmak zorundayız,” dedi Vural, ardından omzunun üstünden Nihan ile Simge’nin olduğu yöne baktı. “Gurur’un bu kadar sakin olması da tuhaf. Şimdiye ortalığı ateşe vermiş olması gerekmez miydi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir şey söylemedim, Vural sessizliğimi fark edip gözlerimin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bildiğin bir şey mi var senin?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Emin misin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” diyerek boynumu esnettim. “Gurur’un yarattığı gürültüden çok, var ettiği sessizlikten kork Vural.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Beni de bu korkutuyor zaten,” dedi Vural tedirgin bir sesle. “Bu sessizlik bana hiç hayra alamet gelmiyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sadece, “Bana da,” demekle yetindim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kızın ailesine haber verdiniz mi?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yok. Sakın vermeyin zaten. İnsanlar mahvoldu. Sadece tansiyonu düşmüş, şimdi o anneyi de babayı da yeniden telaşa sürüklemenin manası yok,” dedim. Sigaramı bitirmeden söndürüp sırtımı Vural’a dönerek Simge’nin yanına ilerledim, üşüdüğü için kollarını bedenine sarmış, sessizce Nihan’ı dinliyor, Nihan onu rahatlatmak için Zeliha’nın durumunun normal olmasıyla alakalı şeylerden bahsediyordu. Hiçbir şey söylemeden onu kollarımın arasına çektim, buz gibi bedeni bedenime yaslandığında afallasa da o da bana sokulup kollarımın arasına sığındı ve Nihan’ı dinlemeye devam etti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
𓇢𓆸
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O gece, Zeliha kollarından yavaşça çıkıp onu o yatakta yalnız bırakmadan önce, Gurur’un uzun zamandır kabuslarını süsleyen hastane koridorları, yeniden uykusunun en karanlık köşesinde kendini göstermişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Günlerce, sadece koridordan öteye tek bir adım atabilmek için tüm hastaneyi ezberlediğini sanıyordu. Her gün, önünden geçen insanların topuklarının takırtılarını, yüzlerindeki endişeyi, bazılarının üzüntüsünü, bazılarının umudunu, bazılarının vedalarını hepsini ezberlemişti. Sanki o koridoru bir adım geçebilmek için bütün bu geçişleri, bütün bu gidişleri, herkesin hikayesini tek tek taşımalıymış gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki bir adım atsa, onların hepsini hafızasından silip atmak mümkün olacakmış gibi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra bir gün, farkında olmadan kendini koridorun öteki ucunda bulmuştu. Ayakları nasıl yürümüş, nasıl geçmişti, bilmiyordu; bedeni ona ihanet etmişti. Bir bakmıştı ki koridorun diğer ucunda başkaları kalmış, o tek başına bir camın önünde, bir bedeni izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Rüyalarından birinde yeniden o koridordaydı. Kafasını kaldırıp cam duvarın arkasındaki bedene baktığında sinyal sesi yeniden kulaklarına doldu ve bu, bunun bir rüya değil, gerçek olduğunu hissettirdi. Camın ardına baktığında orada onu bekleyen bir beden olmadığını, o yatağın boş olduğunu görünce paniklediğini hissetti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir bebeğin çığlıklarını duydu önce, sonra bedenini yavaşça o koridorun diğer ucuna çevirdi ve kalabalığın orada olmadığını gördü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Zeliha işte tam oradaydı, o koridorun ucunda durmuş, kucağında beyaz kundağa sarılı bir bebekle ve üzerinde beyaz bir elbiseyle ona bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kundakta kan vardı, üstelik Zeliha’nın bacaklarından aşağıya da gözyaşları gibi kan akıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Zeliha,” diye fısıldadı, sesi sinyal sesine karışarak hastanenin tüm koridorlarında ilerledi; kimsenin kulağına dolmadı ama Zeliha onu duydu. Sadece gözlerinin içine baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir el omzuna dokundu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yavaşça döndüğünde, ela gözleri olan kumral bir adam gözlerinin içine bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Uyan baba.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...