18

DUVARIN ARDINDAKİ ADAM

11.07.2026

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

🎧: Abdulrahman Mohammed & Mohab Omer – A Girl Within My Soul

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

6.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

❝ D U V A R I N  A R D I N D A K İ  A D A M ❞

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimde fırçalarla can verdiğim ve sergilediğim, yaparken beni ağlatan ilk tabloyu hatırlıyorum. Duvarın Ardındaki Aşk.Pyramus ve Thisbe’nin hazin hikâyesi. Her bir fırça darbesinde hikâye usul usul kendini tuvalin üzerine yazmaya başlamıştı. Babil’de başlıyordu her şey. Pyramus ve âşığı Thisbe, Kraliçe Semiramis’in çevresini tuğladan yapılmış duvarlarla çevirdiği Babil şehrinde yan yana duran iki evde yaşıyorlardı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babil’de iki ev. Yan yana. Öyle yakın ki, duvarları birbirinin nefesini taşıyacak kadar ince; öyle uzak ki, iki kalp birbirine dokunamayacak kadar kalın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aralarında tek bir duvar vardı ve bir de o duvarın çatlağı. Küçücük. Neredeyse görünmezdi. Ama iki genç âşık için o çatlak, evrenden bile daha büyüktü. Peki kimdi Pyramus ile Thisbe? Pyramus, şehrin en yakışıklı genciydi. Thisbe ise şehrin en güzel kızı… Ama güzellikleri birbirine yazılmış olsa da isimleri asla yan yana anılmazdı. Aileleri düşman, görüşmeleri yasaktı. Konuşmaları yasaktı. Sevmeleri yasaktı. Ama yasaklar aşkı durdurmaz, sadece büyütürdü. Bir gün duvardaki o çatlağı fark ettiler. İlk başta sadece nefesleri geçti o duvarın arasından, sonra fısıltıları… Günler geçti, çatlak onların tek buluşma noktası oldu. Duvara dudaklarını yaslayıp birbirlerini öper gibi yaparlardı ama arada onları ayıran o taş hep vardı. Ve bir gece bir karar verdiler. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ailelerinden, şehirden, yasaktan uzak bir hayata kaçacaklardı. Şehrin dışında, beyaz dut ağacının altında buluşacaklardı. Orası ne bir eve aitti ne bir aileye. Toprak, kimsenin soyadını taşımazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Thisbe önce çıktı evden. Gecenin içinden süzülen bir gölge gibi. Kalbi hızlı, adımları hafifti. Ay ışığı dut ağacının dallarına düşmüş, meyveler sanki yıldız tozu yutmuş gibi solgun beyaz parlıyordu. Tam o anda, karanlıkta bir şey kıpırdadı. Bir aslan. Yeni avlanmıştı ve ağzı kan kızılıydı. Thisbe’nin çığlığı rüzgârı bile ürküttü. Kaçtı ve kaçarken peçesi yere düştü. Aslan, o beyaz kumaşı dişlerinin arasına aldı, kan kumaşa sindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Masumiyet, lekelenmek için bir an bile düşünmez.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biraz sonra Pyramus geldi, baktı etrafına, yerde kanlı bir peçe vardı ve toprakta pençe izleri. O an, zaman daraldı, nefesi sertleşti, kalbi göğsüne sığmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geç kaldım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen insan, gerçeği bilmez ama korktuğu şeyi gerçek ilan ederdi. Pyramus dizlerinin üzerine çöktü, peçeyi yüzüne bastırdı. Kan kokusu, sevdiğinin son nefesi gibi geldi ona. Kılıcını çıkardı. Metal, ay ışığında soğuk bir yıldız gibi parladı. Thisbe nihayet geri döndüğünde Pyramus’u gördü. Yerde, kendi kanının içinde, solgun ve cansızdı.  Onun adını söyledi, söylemedi, yalvardı ve belki de haykırdı. Bir kez daha. Bir kez daha. Pyramus gözlerini kısacık bir an için açtı. Sadece onu görmek için. Sonra gözleri yeniden kapandığında Thisbe o gözleri bir daha göremeyeceğini biliyordu. Sevdiği adamın kılıcını eline alırken titremedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duvar bizi ayırdı. Ölüm ayıramayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve kendini âşığının üzerine bıraktı. Kanları birbirine karıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ertesi sabah Babil halkı dut ağacını gördüğünde meyveler artık beyaz değildi. Koyu kırmızıydılar. Bir kalbin içi gibi. Bir yaranın en derin yeri gibi.  

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tablom bittiğinde parmaklarımdan bileklerime kadar kırmızının yakut rengine boyanmıştım ve hiçbir şeye dolmayan gözlerim, kendi eserime bakarken ilk kez hislerimi bastırmama fırsat tanımadan dolmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcam tablomu gördüğünde, “Büyüleyici,” demişti, ilk kez yaptığım bir işi övüyordu ve o işe gözyaşlarımın karıştığını bilmiyordu. Bir daha yaptığım hiçbir tablo beni ağlatmadı, amcam bir daha hiçbir tablomu övmedi. Zaman geçti, yeni binlerce tuval benim parmaklarımda hayat bulan eserlerle renklendi, ruh kazandı, güzelliğiyle baş döndürdü ama yine her tablo aslında tıpkı benim gibi hissizdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarıma bulaşan kırmızı boyayı dün gibi hatırlıyordum, beni ağlatacak kadar kuvvetli hislerin göğsüme birikmesine neden olan o tablonun ana rengiydi. Şimdi ellerime baktığımda parmaklarıma bulaşan kanı görmek bana o tabloyu hatırlattı. Zafer’in kanayan yarasına dokunduğumu son ana dek fark etmedim ama kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktığımda artık içinde bulunduğumuz durumun farkındaydım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen iyi misin?” diye sordu kendi yarasını önemsemeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Parmaklarıma bulaşan kana, ardından kanayan koluna baktım. “Yaran açılmış.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merdivenleri kullanacağını tahmin ettim, o yüzden adamlardan birini etkisiz hale getirdikten sonra peşime düşmemeleri için biraz yaygara kopartmam gerekti. O sırada kolumu bir yere çarpmış olmalıyım,” dedi, ilk kez uzun uzun açıklama yapıyordu. Silahı tutan elini belime bastırarak beni kendine çekti, kanına boyanan parmaklarım ikimizin göğsü arasında asılı kalırken bu yakınlığın sebebini sorgulayamadım. “Sessiz ol,” diyerek çenesini havaya dikip yukarı uzanan sarmal merdivenlere baktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O herifin kafasına sıkmam için bir şansım vardı ama yapmadım,” diye fısıldadığımda gözlerini sarmal merdivenlerden çekip usulca yüzüme indirdi. Kafasını eğmeden, sadece gözlerini indirerek yüzüme uzun uzun baktıktan sonra, “Buradan çıkmamız gerek, Hazin Hanım,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dışarısı adamlarıyla doludur. Telefonum otel odasında kaldı, amcamı aramalıyız,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben İshak’a durumu bildirdim.” Bunu söylerken nefesi yüzüme doğrudan temas edince bir süredir ne kadar yakın durduğumuzu, hatta birbirimize doğrudan temasta olduğumuzu fark edip geri çekilmeye çalıştım ama kalçama baskı yapan silah geri çekilmeme engel oldu. Az önce beni kapıdan içeri çektiği ânı hatırladım, koridordaki aynaya düşen yansımamıza bakarken nefesim avucuna dökülüyordu ve hareketliliği hissettiği anda beni yeniden kapının dışında, merdivenlere çekmişti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sizi güvenli bir şekilde buradan çıkarmamı söylediler, destek yollayacaklar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç kişiler?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kasino tarafında üç kişi vardı, yanında da ayrı olarak üç kişi var. Tüm çıkışları da tuttuklarına eminim. Aracımın plakası hanenize kayıtlı olmadığı için şu an ev güvenli yer orası.” Gözlerini yüzümde dolaştırdı. “Size en başta da söylemiştim, arabam her zaman güvenlidir ama siz inatla başka bir araç tahsis ettirmiştiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çene çalmayı bırak da çıkıp gidelim şuradan,” dediğimde dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. Yere damlayan kanın sesini duyunca kafamı eğip aşağıya baktım. “Şu yaranın bir çaresine bakmamız gerekecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Endişeye mahal yok,” diyerek elini yavaşça belimden uzaklaştırıp yanımdan sıyrılarak geçti. “Merdivenleri kullanalım, şu anlık temiz görünüyor.” Sarmal merdivenlerden aşağı inmeye başlamadan önce yere savrulan topuklu ayakkabılarımı tek eline aldı, ardından omzunun üzerinden bana baktı. “Hadi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanıyla lekelenmiş parmaklarımın arasında tuttuğum silahı yere indirip merdivenlere yöneldim. Hızlı adımlarla basamakları inmeye başladık. Üst katlardan birinde acil çıkışın kapısının sertçe açılıp duvara vurduğunu duyduk, yankısı güçlüydü ve tüm merdiven boşluğunda çınladı. Zafer silahını beline yerleştirip elini aniden arkaya atınca hiç düşünmeden bana uzanan elini tuttum, benden daha hızlıydı ve bedenim ellerimiz birleştiği anda ona uyum sağlayarak hızlanmak zorunda kaldı. Sonunda çıkışa ulaştığımızda ve acil çıkışın kapısı büyük mutfağın olduğu kata açıldığında demire çarpıp seken kurşunların yankı yüklü sesi kulaklarıma dolmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amına koyduğumun çocukları!” diye hırlayan Zafer, beklemediğim bir anda belimi kavrayıp ayaklarımı yerden kesti ve çelik tezgâhların arasında koşmaya başladı. Koşarken, “Hedef al, görüş alanına biri girdiği anda nereye olduğu fark etmez, ateş etmeye başla!” diye bağırıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oradalar!” diye bağıran yabancı bir ses duyduğumu hatırlıyorum, daha sonra çift kanatlı kapı dışarı doğru açıldı ve kendimizi yeşil peyzajı ve altın rengi ışıklandırmasıyla şık bir bahçede bulduk. Gecenin soğuğu tenimden önce saçlarıma dokundu, rüzgâr şalımı başımın üzerinden söküp aldığında ve saçlarım flama gibi dalgalanmaya başladığında silah bir kez daha ateşlendi. Arasından çıkıp gittiğimiz çift kanatlı kapının demir koluna vuran kurşunun sekerken çıkardığı ıslıklı sesi duydum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dalları yüksek ve sık bir ağacın kalın gövdesine sırtını verdi Zafer, daha sonra beni kollarından azat etti. Ayaklarım soğuk ve ıslak çimlere değdiği anda ürperdim, silahı iki elimle kavrayıp karnımın alt kısmına eğerek beklemeye başladım. Zafer de belindeki silahı çıkarmış, yüzüne yakın konumlandırmış, duvara yaslanarak bekliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nereye kayboldu bunlar?” diye bağıran yabancının bu soruyu yanındaki herife sorduğunu anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Fazla uzaklaşmış olamazlar, dağılalım. Şehram Bey, Hazin denen kadını canlı istiyor. Yanındaki herife ne yaparsanız yapın ama kıza dokunmayın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, Farsça konuşmaları anlamıyordu belki ama yüzümden bir şeylerin çıkarımını yapmış gibiydi, çatık kaşlarla uzun uzun yüzüme baktı. Işıklandırmalar sayesinde net görebildiğim herifler bahçenin etrafına dağıldı, biri bize doğru gelirken temkinliydi ama varlığımızın farkında bile değildi. Zafer silahın namlusunu yana sallayarak geri çekilmem için işaret verdiğinde kafasında planladığı şeyi görmüş gibi söyleneni harfiyen yerine getirdim. Ardından topuklularımı ileri fırlattı; bize doğru gelen adam çalıların içine fırlatılan ayakkabıların sesiyle irkilip dikkat kesildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç bin dolar o ayakkabı biliyor musun sen?” diye fısıldadığımda Zafer, “Maaşımdan kesmek yok,” diye sırıttı ve aniden ağacın arkasından çıkıp etrafı kolaçan eden adamın ense köküne silahın sapıyla sertçe indirdi. Bilincini kaybeden adam dizlerinin üzerine düştü, yüzüstü yere yığılıp kaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu tarafı kontrol eden bu mal olduğundan gelen giden olmaz,” diyerek gözlerini adamdan çekmeden elini bana doğru uzatıp salladı. “Acele edelim.” Elini isteksizce de olsa kavradım, karanlık bahçede, geyik şeklinde kesilmiş çimlerin arkasına gizlenerek koşmaya başladık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Otoparka kadar koştuk, otoparkın içine yavaşça girip kalın kolonlara ilerledik, kolonları önümüze siper ederek hızlı ama dikkatli şekilde büyük otoparkın içinde Zafer’in arabasını aramaya koyulduk. Arka giriş kapısına yakın park ettiği için arabayı bulmak sandığımızdan daha kolay oldu ama otoparkın içinde pusuya yatmış bir araba olacağından da emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zafer,” diye fısıldadım arabanın arkasında kalan kolona sırtımı yaslayarak. “Burada muhakkak birileri vardır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Farsça bilmediğine eminsin değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden bu konuda yalan söyleyeyim ki?” diye sordu donuk bir sesle. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam o zaman sadece bana uy, söylen ve bağır,” dediğimde ne demek istediğimi anlamamış gibi omzunun üzerinden bana tuhaf tuhaf baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü tam şu an dünyanın en toksik çiftiyiz,” diyerek bir adım öne çıktım, arabaya sertçe vururken Farsça bağırmaya başladım: “Sana o kadın kimdi diyorum, bana tanımadığını söylüyorsun! Tanımadığın için mi o kadar yakındınız?” Zafer bana tuhaf tuhaf bakmaya devam etti. Elimle kapıyı açmasını işaret edip bir kez daha kaputa vurdum. “Kadının kucağına tırmanmadığı kaldı, pislik herif! Babama anlatacağım yediğin tüm bokları!” Hiçbir kelimeyi anlamıyor, anladıklarına da anlam yükleyemiyor olmalıydı. “Susarsın öyle! Söyleyebilecek tek kelimen yok çünkü, değil mi?” Zafer ben bağırırken arabanın kilidini açtı, karanlık otoparkta yüzlerimizin seçilmediğine şükrederek, “Gelmiyorum ben!” diye bağırdım. “Defol git, nereye gidersen git! Kumarbaz pislik, kadın düşkünü, ahlaksız it! Susunca haklı olduğunu mu sanıyorsun sen ha?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer aniden önümde bitti, ön yolcu kapısını açıp beni aracın içine sokmaya çalışırken, “Dokunma bana!” diye bağırmaya devam ettim. “Bıraksana! Nikah bastın diye sahibim olduğunu mu sandın? Zina yaptığın için şikayet edeceğim seni! Bin falaka yiyeceksin, mahkemelerde sürüneceksin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen benimle değil evlenmek yan yana bir arabanın içinde oturabildiğine dua et, zevzek,” diye fısıldayıp tekrar sahteden çırpındım. “Bırak diyorum sana! Aldattın beni! Yalancısın sen!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Delbaram,” dedi bir anda yüksek sesle. Gözlerimiz birbirine takılıp kaldı. “Hich chiz an-tor ke fekr mikoni nist.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

*Benim kalbimi alanım. Hiçbir şey düşündüğün gibi değil.*

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söylemem gerekir, müthiş bir oyunculuk yeteneğiniz var, Hazin Hanım,” diyerek arabayı çalıştırdı. “Otoparka bir gözcü bırakılmışsa, eminim bizim yeni evli bir çift olduğumuza inanıp bir de üzerine bana üzülmüşlerdir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emniyet kemerini bağlamadım, silahı kucağıma bırakıp, “Farsça bilmediğin hâlde birçok şeyi anlıyor, az çok konuşuyorsun,” dedim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Uzun zamandır buradayım, küçük şeyleri biliyorum ama söylediğin çoğu şeyi anlamadım,” dedi direksiyonu çevirip otoparkın çıkışına sürmeye başlamadan önce. Bir yanım nedensizce ona inanmak istedi ama diğer yanım her nedense diken üzerindeydi ve ona inanmak konusunda güçlük çekiyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hızlı ol, fark edilirsek peşimize düşecekler.” Konuyu kapattığımı o da fark etmiş olmalıydı, göz ucuyla bana baktığını hissettim ama bakışlarına karşılık vermedim. “Telefonum ve valizim yukarıda kaldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve tek parçasınız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Telefonumu ele geçirirlerse ne olacak?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Özel fotoğraflarınız ve yazışmalarınız mevcut değilse, ellerine bir şey geçeceğini zannetmem,” dedi omuz silkerken. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcamlar yola koyulmuş olmalı.” Tedirgin bir şekilde yan aynadan arkamızdaki boş yola baktım. “Otelde olduğum bilgisini nasıl aldı bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcanız Cezayiri konağındayken Şehram Cezayiri sizi sormuş, özür dilemek istediğini belirtmiş ve amcanız da dün gece ülke dışına bir seyahat gittiğinizi, seyahatin öncesinde de Rıza Bey ve nişanlınız Abdi ile otelde akşam yemeği yediğinizi söylemiş.” Abdi demesi beni neredeyse güldürecekti. “Doğrudan havalimanını kontrol edeceklerini düşünerek önce otelden bahsetmesi akıllıca fakat karşısındaki adam da boş biri olmasa gerek. Özellikle nişanlınız Abdi ve babası Rıza Bey’i davette bir güzel payladığınız haberi sosyetede dolaşırken sizin onlarla yemek yemeyeceğinizi düşünmüştür.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu heriften nişanlım olarak bahsetme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muhtemelen Şehram Cezayiri’nin size olan ilgisini fark edip, nişanlı olduğunuza inanmasını istemiş olmalı. Amcanız oldukça sinsi bir adam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şehram Cezayiri’nin kafasına sıkmamış olmasına şaşırıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ortak müşterileri var, bu durumda sizi korumuş olmaz, çok daha büyük bir tehlikenin ortasına elleriyle bırakmış olurdu. Şehram Cezayiri’yi doğrudan öldüremez ama onun gözünün içine bakarak çevresine zarar vermeyi sürdürecektir.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcam ve Şehram’ın ortak müşterileri olduğunu biliyorsun demek,” dediğimde gülümsedi. “Oysa amcamın tam olarak ne iş yaptığını bana sorduğunu hatırlıyor gibiyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sorularıma gereken cevabı sizden aldım, üstelik Şehram Cezayiri de ilaç sektöründeymiş.” Kusursuz bir şekilde topu bana atmasına şaşırsam da tepki vermek yerine silahla oynamaya başladım. “Aman Hazin Hanım, şeytan doldurur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir saniye.” Durdum. “Sen az önce Şehram Cezayiri’nin bana ilgisi olduğunu mu söyledin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir sapığa yakışır hareketler sergilediğini ve…” Göz ucuyla bana bakıp beni baştan ayağa süzdükten sonra gözlerimin içine baktı, “sizin de oldukça çekici bir kadın olduğunuz gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak, bence çıkarımım son derece doğruydu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geçen yıl Mehlika’yı takıntı hâline getirip sürekli onu izleten iş adamlarından birinin varlığını hatırlayınca bunu yadırgamadım ama yine de Şehram’ın sadece amcamın en yakını olan beni hedef alması normaldi, bu yüzden onun bir sapık olduğu çıkarımını yapmam için erkendi. Amcam onun sol kolunu öldürmüş, deposunu ateşe vermiş ve konağına baskın düzenlemişti, bu adamın beni ele geçirme arzusu şimdi kulağa çok normal geliyordu. Yine de erkekti ve bir erkeğe güven olmayacağını iyi bilirdim. Özellikle konu kadınlarsa.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araç biraz daha hızlanırken Zafer’in telefonu çalmaya başladı. Zafer, sesi dışarı vererek telefonu yanıtlayınca amcamın sesi arabayı doldurdu. “Zafer! Hazin telefonları açmıyor!” diye bağıran amcama, “Amca, telefonum otel odasında kaldı,” diye karşılık verdim ve amcamın anında gevşediğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıktınız mı oradan?” diye soran amcamın sesinde ise gevşemediğini bir kez daha ilan eden, tanıdık bir şey vardı; bu şeyin ölüm olduğunu hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, peşimizde kimse yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzel. Türkiye’ye iniş yapar yapmaz beni arıyorsun, Hazin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çıplak ayaklarımın parmaklarını kıvırırken, “Şimdi ne olacak?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oyunu kuralına göre oynamayan herkesin başına ne gelirse o olacak, Gümüşservim. Gözün arkada kalmasın.” Amcam derin bir nefes aldı. “Zafer beni duyuyor mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duyuyorum, efendim,” dedi Zafer metal gibi bir sesle. Kanayan yarasına bakmak gibi bir hata yaptım ve içimin çekildiğini hissettim. Kan kurumuştu kurumasına ama elinin bileğine dek akan kandan dolayı kolu kıpkırmızı görünüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanındaki kızın benim her şeyim olduğunu unutma,” dedi amcam hiç düşünmeden. “Hazin bir süreliğine sana emanet.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer buna hiçbir şey söylemedi, amcam telefonu kapatmadan önce son kez bana bir şeyler söyledi ve telefon kapandı. Zafer’in arabası, otelden çıktıktan sonra ana arterlere girmemişti. Şehri bilen birinin -ya da şehir tarafından ezberlenmiş birinin- yaptığı türden seçimlerdi bunlar: iki ara sokak, kısa bir yan yol, tek yönlü bir geçiş, sonra bir anda genişleyip nefes alan bir cadde. Ben yolda ne kadar az tabela görüyorsam, o kadar doğru gidiyoruz gibi geliyordu. Ön camın ötesinde asfalt geceyi yansıtacak kadar parlak değildi, yalnızca donuk, ince bir gri şeritten ibaretti. Farların aydınlattığı çizgiler, hızlandıkça uzayıp birer ip gibi önümüze serildi. Zafer direksiyonu iki eliyle tutmuyordu; çoğu zaman tek eliyle, sanki arabanın gövdesi onun kas hafızasının uzantısıymış gibi kontrol ediyordu. Yarası tekrar açılmış kolunu bilerek kullanmadığını fark edebiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefon görüşmesinden sonra fazla konuşmadık. Ta ki Zafer aynaya bir kez daha bakana kadar. Çok kısa bir bakıştı ama ben onun bakışının her seferinde aynı noktaya takıldığını fark edecek kadar tetikteydim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizimle aynı ritimde gelen bir araba var,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu cümle, birileri peşimizde, gibi atılan cinsten bir cümle değildi; Zafer ağzından çıkarken bile olasılığın payını, ihtimalin gölgesini taşımaya devam ediyordu. Ama direksiyonun başında o varken sanki olasılık bile bir alarma dönüşüyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözüm, otomatik bir refleksle yan aynaya kaydı. Arkadaki yol boş gibiydi. Ardından bir far, sonra bir far daha yandı. Aradaki mesafe ne çok kısa ne de çok uzundu. Zafer ölçmek istiyor gibi hızlanınca arkamızdaki araç da hızlandı. Yavaşladığımızda o da yavaşladı. Sanki aramızda görünmez bir ip geriliyor, gevşiyor ama kopmuyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belki aynı yere gidiyordur,” dedim sakince ama benim sakinliğim çoğu zaman iyi bir şey değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer gözlerini yoldan ayırmadan, “Belki,” diye mırıldandı. “Ama ben belkileri sevmem.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kucağımda duran tabancaya baktım, bir süredir oradaydı; bir aksesuar gibi değil, bir hatırlatıcı gibiydi. Zafer, sinyal vermeden şerit değiştirdi. Ardından aniden sağa kıvrılan bir çıkışa girdi. O çıkış düzgün bir sapma değildi, şehir planına ait ama insanların pek kullanmadığı türden bir karardı. Araba bir an hafifçe sarsıldı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkadan gelen farlar bir nefeslik gecikmeyle aynı çıkışa kıvrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pekâlâ,” dedi Zafer bir şeyi doğrulamış gibi. “Şimdi netleşti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir diğer araç, öbürünün aksine önümüzdeki kavşaktan bizim yönümüze paralel bir yola bağlandı. Farları çok parlaktı, gözümü yormuştu. Çok temiz bir manevrayla aramıza girecek bir açı yakaladığında irkildim. Bir kaza ihtimali yoktu ama kaza yapacakmışız gibi hissedip afallamamızı hissediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in dudağının kenarı, o kendine has, yersiz bir eğlenceye benzeyen kıvrımla hareket etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Emniyet kemerini kontrol etmeyi unutma,” dediğinde bir şeylerin kapıda durduğunu biliyordum. Bunu görmezden gelmek, tırnağın ete batan yerini görmezden gelmeye çalışmak gibiydi. Kemeri düzeltip tokayı kontrol ettim; bu arabanın içindeki tek sesti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcanın adamları da yakınlardadır,” diyerek gözlerini peşimizdeki arabalardan birine dikti. Direksiyonu küçük bir açıyla kırdı, sanki büyük bir kaçış değil de nazik bir uyum hareketinden ibaretti yaptığı. Bir saniye sonra arkamızdaki farlar bize yaklaşmak için hızlandığında Zafer bir anda frenledi. Kısa, keskin ve ölçülü fren arabanın ağırlığını öne vermesine neden oldu; arkamızdaki araç ise refleksle sağa kaçtı, kaçarken de şeridin çizgisine çok yaklaşmak zorunda kaldı. O küçük zorunluluk aracın bir anlığına büyük bir kontrol kaybı yaşamasına yol açtı. Öndeki araç ise bizim frenlememizden kaynaklı açısını kaybetti, tam yanımıza kırmak isterken Zafer beklenmedik bir şekilde gaza bastı. Araç o kadar hızlandı ki birkaç saniye önce fren yaptığımıza inanmak zorlaşmıştı. Araba adeta bir kaplan gibi öne atılıyor, motorun sesi bir yırtıcının hırıltısı gibi aracın içini inletiyordu. İç organlarım bedenimin içinde yer değiştiriyormuş gibi hissederken emniyet kemerine rağmen avucumu ön konsola bastırmak zorunda kalmıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapıyorsun?” diye sorabildim gitgide hızlanan aracın içinde kaskatı olmuş hâldeyken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önümüzü kesmek istiyorlar,” dedi. “Önünü kesemeyecekleri bir hızla gidiyoruz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araç biraz daha hızlanınca bu cümle bir mantığa dönüştü ve hızın ne kadar doğru bir karar olduğunu kabul etmek zorunda kaldım. Ölümcül, tehlikeli ve mantıklı bir karar. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcamı arayalım,” dediğimde, “Panik yapma, geride bırakacağız,” diyerek göz ucuyla dikiz aynasından arkayı kontrol etti. Arkada kalan araçlardan biri yavaşlamıştı ama diğer tam gaz bizi takip etmeye devam ediyordu. Araç bize biraz daha sokulunca Zafer aniden sol yaptı, bu sol yolun dışına taşacak kadar değil diğer aracın sinirini, yönünü, hevesini ter yüz edecek kadar küçük bir soldu. Bize gitgide yaklaşan sürücü aniden onun önüne kırdığımız için bize çarpma korkusuyla direksiyonu kırdı; onun kırdığı direksiyon bir anlık panikle aracı yoldan çıkardı ve metal bir şeyin beton bariyere sürtünerek çıkardığı ses duyuldu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer aynaya bir kez daha bakarken, “Sizin güttüğünüz koyun kadar benim çoban sikmişliğim var, amına koyduklarım,” deyince hissettiğim gerginliği unutup ona bön bön bakakaldım. Arkamızdaki araba hâlâ hareket halindeydi ama mesafe uzun süre kapatamayacakları kadar açılmıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Havalimanına giden yolda tabelalar birden artınca peşimizdeki arabalar da arttı. Önce bir tanesi daha belirdi, sonra bir tane daha… Bir yerden sanki yolların içinden çıkıp geliyorlardı; bizim rotamızın ihtimallerini önceden hesaplamış gibiydiler. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer telefonunu çıkarıp ekrana baktı, hızlıca bir şey yazdı ya da okudu göremedim. Sonra telefonu bir kenara bıraktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İshak mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Kapı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kapısı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pist kapısı,” dedi Zafer. “Normal bir giriş değil. Servis girişi. VIP ya da kargo girişini de düşündüm ama vakit yok. Çalışan kapısını kullanacağız. Hazerhan Bey’in adının açamayacağı kapı yok gibi görünüyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle bir şey mümkün mü?” diye sordum afallayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Görünen o ki amcanın adı bu şehirde her kapıyı açıyor,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu amcamın kudretine övgü değildi, daha çok bir gerçekti; sert ve kuru bir gerçek. Yolun sonuna doğru yaklaşırken peşimizdeki arabalar daha da saldırganlaştı. İsteseler araca ateş edebilirlerdi ama Şehram denen herifin beni sağ istediğini bildiklerinden emre itaatsizlik edemiyorlardı. Zafer aracı biraz daha hızlandırıp önümüze çıkan kontrol noktasına doğru sürdü. Orası havalimanının girişiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Girişi mi kullanacaksın yani?” diye sormamla direksiyon aniden sola kırıldı ve “Orası görünür giriş,” diyen Zafer herkesin yöneldiği kapıyı yok sayarak başka bir kapıya saldırdı. Çitler, güvenlik kulübeleri, sarı ışıklar ve bariyerler… Hepsi bir film seti gibi dizilmişti. Karşımıza dar bir servis yolu çıktı, yolun hemen başında iki güvenlik bariyeri ve bir kulübe vardı. Normalde burada durmalı, kimlik kontrolünden geçmeli ve bagajı açmalıydın; sorulacak sorular olursa da yanıtlamak zorundaydın ama Zafer durmadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama durmaması kural tanımayışından değildi, aksine durmaması bir kurala dayanıyordu. Ben şu an için o kurala hâkim değildim ama Zafer o kuralı cebinde taşıyordu. Kulübenin önündeki güvenlik görevlisi bizi görünce yerinden fırladı, elini kaldırıp bağırarak bariyere doğru bir hamle yaptı. Zafer farları bir an yakıp söndürdü. Bu hareket, kornadan daha emrediciydi ve daha tanıdıktı. Bu bir kod gibi geldi bana. Bir işaret. Görevli bariyere koşarken başka bir görevli kulübeye girdi, bir saniye sonra bariyerin ışığı yandı. Bu da sanki bir, “Biliyoruz,” işaretiydi. Bariyer yukarı kalkmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer o bariyer daha tam kalkamadan bariyere hafifçe çarparak geçti, metal çubuğun altından sürtünerek geçen araç sarsıldı ve bariyer arkamızdan kapanmadan önce araya sığan son şey bizim hızımız oldu. Az önce telefonu eline aldığında bir mesaj gönderdiğini şimdi daha iyi anlıyordum, bir mesaj yollamıştı ve Gümüş soyadı tüm kapıları bizim için aralamıştı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Servis yolu, pist çevresine dolanıyordu. Çitler yakınlaştı. Kule ışıkları uzaktan titriyordu. Bir noktadan sonra hava bile değişti, şehir havası değil, kerosen ve soğuk metal kokusu almaya başladım. Arkamızda motor sesleri uzaktan da olsa duyuluyordu, bariyerleri hiç düşünmeden yıkacaklarını hissettiğim için silahı sıkıca kavradım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bariyere çarpıp geçti!” diye bağırdım arkaya doğru bakıp, araçlardan birinin öne atıldığını gördüğümde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Rahatça konuştu: “Sorun yok, biz zaten pistteyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bunu söylediği anda çitler bitti, yol birdenbire genişledi. Önümüzde pist ışıkları ve karalığın içinden çıkan o yabancı, dümdüz boşluk vardı. uçak sesleri yoktu; bu saatte pist, bir mezarlık kadar sessizdi. Sessizliğin içindeki her motor sesi bir çığlık gibi büyüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ön camdan dışarı bakarken ileride bir hayalet gibi dikilen özel jeti gördüm. Gümüşe çalan bir gövdesi vardı, burun kısmı ışığı yakalıyordu. Etrafında birkaç gölge vardı; yer personeli, güvenlik, iki üç araç. Normalde böyle bir jetin yanında asla bu kadar az insan olmazdı ama bu gece “normal” bir gece değildi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer gaza biraz daha asılıp jetin burnuna doğru yöneldi. Jetin merdivenleri henüz tam açılmamıştı. Bir görevli merdivenle uğraşıyordu. Zafer arabayı jetin burnuna, dibine kadar sürdü, öyle yakında durdu ki elimi ön cama uzatsam jetin burnuna dokunabilirmişim gibi geldi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İn,” dedi Zafer. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıyı açmamla boş pistte esen rüzgâr saçlarımı dağıtıp yüzüme çarptı. Pist rüzgârı bir başka oluyordu, şehirdeki rüzgâr gibi değildi. Daha keskindi, daha yalındı. Sanki her şeyi ortaya çıkaran bir rüzgârdı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayağım yere değer değmez arkadan gelen motor sesleri pistin içine doldu. İki araç, biri SUV, diğeri ise daha alçak, daha hızlıydı. Farları pist ışıklarını yutuyor, sanki karanlık onların önünden açılıyordu. Yer görevlisinin yüzü bembeyaz kesildi, birisi var gücüyle bağırdı, bir diğeri telsize sarıldı. Zafer’in arabadan indiğini gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O an onun “koruma” olmanın ötesine geçtiğini fark ettim. Çünkü o pistin ortasında bu kadar açıkta, bu kadar görünürken bile saklanmıyordu. Saklanmayan bir adam ya delidir ya da ne yaptığını çok iyi biliyordur. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini beline götürüp silahını çıkardı. Hareketi hızlıydı ama aceleci değildi. “Jete bin,” dedi bana. “Şimdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi, Hazin Hanım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duraksamak için şansım olmadı, merdivene yöneldim. Merdiven hâlâ tam olarak açılmamıştı, görevli panikle uğraşıyordu. Gözüm bir an istemsizce Zafer’e kaydı, jet ile saldırganların geldiği yön arasında duruyor, bir siper gibi değil, beni onlardan ayıran bir çizgi gibi görünüyordu. “Ona ulaşamazsınız,” diyen bir çizgi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araçlar bu çizgiyi aşmak ister gibi hız kesmeden gelmeye devam ediyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, bir adım geri attı; jetin gövdesine çok yaklaşmadı, kendine manevra alanı bıraktı. Silahını iki elle kavrayıp derin bir nefes aldıktan sonra ateş etti. Pistin boşluğunda yankılanan ses kulakları sağır edecek kadar güçlüydü. Öyle ki yankı gökyüzüne çarpıp yeryüzüne geri düşmüş gibiydi. İlk mermi öndeki aracın farına yakın bir yere isabet etti, far bir an titredi, sonra söndü. Aracın sürücüsü refleksle direksiyonu kırdı. İkinci mermi aracın ön tekerine indi, tekerin ani savruluşunu, gövdenin yalpalamasını, sürücünün paniğini gördüm. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer yukarı doğru, “Kapıyı aç!” diye bağırdı, buyurgan sesi kurşun sesinden daha baskın geldi kulağa. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merdivenin ilk basamağına ayağımı koymamla ikinci aracın kapısı açıldı. İçinden iki adam indi, silahları vardı. Koşarak değil, hızlı ama kontrollü yürüyerek geliyorlardı. Çıplak ayaklarımda metalin soğukluğunu hissederek merdivenlerin yarısına kadar geldim. İlk adamın silahı havaya kalkmadan önce, Zafer bir kez daha ateş etti ve adam vurularak bağırmaya başladı, nişanı bozulduğunu, kurşunun savrulduğunu gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer, “Eğil, Hazin!” diye bağırdı, tek yaptığım basamaklara doğru çöküp metala yapışmak oldu. Kalbim ilk kez gerçekten korku bir şey üretti. Göğsümün içinde bir şey nihayet kımıldadı; o kımıldayan şeyin adı korkuydu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kurşun jetin gövdesine çarpınca çıkan ses, metalin acıyla çığlık atması gibiydi. Jetin kapıları açılırken, “Hazin, bin şu jete!” diye bağıran Zafer’in sesi kulaklarımda çınlıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar zorlanarak da olsa basamakları tırmanmaya başladığımda uzaklardan gelen motor seslerini duyduğumu hatırlıyorum. Elimdeki silahı kaldırdım, kendime siper ettim. Jetin kapısına elimi bastırıp omzumun üzerinden pistin öteki ucuna baktığımda tanıdık araçlar arka arkaya görüş alanıma girmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zafer!” diye bağırdım. “Gerisini onlara bırak! Hadi!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer üç basamağı tek bacağıyla çıkıp adamlardan birine tekrar ateş ettiğinde adamların odağı artık Zafer’de değildi. Yaklaşan siyah araçların tavanlarından çıkmaya başlayan uzun namluluları gördüklerinde ve pencerelerden dışarı ellerinde silahlarla sarkan adamları fark ettiklerinde sırtlarını bize dönmüşlerdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçılan kurşunların isabet ettiği bir görevli bacağından vurulup yere düştü, adama dehşetle baktığımı ve Zafer’e elimi uzattığımı hatırlıyorum. Saniyeler içinde Zafer’in parmakları parmaklarımla temasta bulundu ve onu içeri çekip sırtımı beyaz panel duvara çarptım. Merdiven hızla yükseliyor, Zafer’in çenesi omzuma yaslanmış nefes nefese soluklanıyordu. Hostes var gücüyle kapıyı asılıp kapatmadan önce patlayan silahların sesini son kez duydum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve jet, pistte son hızda ilerlemeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ankara’nın esintili gecesi, Tahran’ın kuru yelinden daha çetin, daha sertti. Ankara’nın pistine temasın hemen ardından isminin Salih olduğunu öğrendiğim bir adam bizi dış hatlar yolcularının iniş noktasından alarak farklı bir alana dek bize eşlik etmişti. Adam perişan hâldeki ayaklarımdan, yarası jetteyken sarılmış olmasına rağmen üstü başı kan revan içindeki Zafer’den hiç de rahatsız olmuşa benzemiyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hazerhan Bey’e güvenle indiğinizin bilgisini ileteceğim,” diyerek bizi ofisinde ağırlamıştı. Amcamı aramıştım ama telefonunu açmamıştı, İshak ise her şeyin kontrol altına alındığına dair düz bir mesajla Zafer’i bilgilendirmişti. Türkçesi çok iyi olmasa da Zafer ile iletişim kurabilecek seviyedeydi hiç değilse. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Deri koltukta oturmuş Zafer’e diktiğim gözlerimde eminim ki endişenin kırıntısı dahi yoktu ama yine de ona, “Ağrın var mı?” diye sormuştum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevabı düz ve basitti: “Bu benim için sinek ısırığı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Salih Bey’in ikramlarının ardından Feyza adındaki bir kadının bana getirdiği ayağıma biraz küçük gelen spor ayakkabıları giyip ofisten ayrıldım. Uçuş ekibiyle son kez görüşüp onlara bir teşekkür dahi edememiştim ama bir an önce havalimanından çıkmamız gerekiyordu. Salih Bey bizim için bir araç tahsis ettirmişti, İstanbul’a kadar bu araçla devam edecektik. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Havalimanının otoparkında bizi bekleyen gri arabanın önüne geldiğimizde nihayet amcam bizi aradı. Bilgi yoktu, açıklamalar yoktu, sadece sesimi duyup Türkiye’ye sağ salim vardığımdan emin olmuş, sonra Zafer’i istemişti. Kapıyı açıp ön koltuğa yerleştiğim sırada Zafer, “Salih Bey bir kredi kartı verdi,” dedi, sanırım amcamın ona sorduğu soruyu bu şekilde yanıtlıyordu. “Şafağa çok bir şey kalmadı fakat sabah saatlerinde İstanbul’da oluruz, Hazerhan Bey.” Bir süre amcamı dinledikten sonra telefonu kapatıp cebine koydu. Araca binip emniyet kemerini bağladığı sırada ona baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstanbul’a kadar ben sürebilirim,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Direksiyonunuz iyi midir?” diye sorarken aracın motorunu çalıştırıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aksi mümkün olabilir mi sence?” Onu süzdüm. “Kolunu dinlendir. İltihap kaparsa sıkıntı yaşarsın. Bırak ben süreyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorgun düşersem, o zaman bunu bir düşünürüz.” Direksiyonu çevirip otoparktaki araç yolunu kontrol etti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnat ediyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz de öyle,” dedi. “Biraz uyumanız gerek, Hazin Hanım. Benzin almak için durduğumuzda bir şeyler yeriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şarjın az kalmış. Konumu açmadan gidebilecek misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ankara ile İstanbul yolunu gözüm kapalı bile gidebilirim, lütfen bana hakaret etmeyin,” diye alaycı bir yorumda bulunsa da yüzü sirke satıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her şeyim senin arabanda kaldı. Valizlerimi alacak zamanımız bile olmadı,” diyerek çatık kaşlarla önümüzde akmaya başlayan Havalimanı çıkış yolunu izlemeye başladım. “Kimliğim, cüzdanım, kıyafetlerim…” Gözlerimi yumup sabır dilenir gibi derin bir nefes aldım. “Telefonumla küçük valizim de otel odasında kalmıştı zaten. Ne halt edeceğim şimdi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duyan da amcanız Tahran’ın en zengin adamlarından biri değil zannedecek, geçim sıkıntısına düşmüş bir Türk genci bile şu an mışıl mışıl uyuyordur ama siz kolaylıkla yeniden temin edebileceğiniz şeylerin derdine düşmüş, bunu memleket meselesi hâline getiriyorsunuz. Üstelik tam tamına üç defa silahlı saldırıya uğramış olmamız sizi biraz olsun sarsmamışken valizlerinizi unutmuş olmak sizi sarsıyor.” Alayla güldü ama gülümseyişi gözlerine ulaşmadı. “Tuhaf bir kadınsınız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Farkında mısın bilmiyorum ama senin de valizin orada kaldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim için mühim değil, birkaç beyaz tişört ve henüz maaşımı almadığım için birkaç kuruşum dışında bir şeyim yoktu zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimliğin orada kaldı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarının kenarı yukarı büküldü, cevap vermek yerine aracı biraz daha hızlandırıp, “Dua edelim de çevirmeye girmeyelim o hâlde,” dedi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırtımı koltuğa tamamen bastırıp, “Karnım acıktı,” diye söylendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aspava’ya giderdik de bu saatte açık yer bulamayız. O yüzden simit ayran bulursak öpün de başınıza koyun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabanın camına doğru yaslanıp yol kenarına sıralanmış sokak lambalarını izlemeye başladım. Bedenim yorgundu yorgun olmasına lâkin ruhum çok daha ağır bir yükle içimin zeminine devrilmişti. Işıkları izlemeye devam ederken uykunun yavaşça çöktüğünü hissettim, gözlerim ağır ağır kapanıp geri açılıyor, uykuya direniyordum. Motorun uğultulu sesine bir şarkının tüylerimi ürperten melodisi eşlik etmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sezen Aksu, Bırak Beni. En son ne zaman Sezen Aksu dinlemiştim hatırlamıyordum ama şarkının sözleri arabanın içini doldurmaya başladığında kısık gözlerle şakağımı yasladığım cama baktım. Zafer gaza yüklendi, araba hızlandı ve aynanın karanlık yüzeyine Zafer’in yüzünün yarısı yansıdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şarkı boyunca fark etmeden onun yansımasını izledim. Sonra uyku birdenbire çok tatlı geldi. Sonunda gözlerimi yumdum ve alnım soğuk cama yaslı bir şekilde daldığım uykudan ara sıra gözlerimi açarak nerede olduğumuzu anlamak için uyansam da bilincim tam olarak yerinde sayılmazdı. Şafak usul usul gökyüzünde daha belirgin bir renge büründüğünde tekrar uyandığımı hayal meyal de olsa hatırlıyorum, iki yanı da koruluk bir yoldan geçip doğrudan karayollarından birine bağlandık. Göz ucuyla ona baktığımda tüm dikkatiyle arabayı kullandığını gördüm ama buna rağmen ona baktığımı anında hissettiğini biliyordum. Duyuları sıradan biri olmadığını ele verircesine keskindi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar gözlerimi yumdum, ta ki araba yavaşlayana kadar. Neden durduğumuzu bilmiyordum ama arabanın camı açıldığında ve serin rüzgâr uyku ile uyanıklık arasında asılı kalan bedenime çarptığında ürperip kollarımı bedenime sardım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzaklardan gelen bir ses, “Ehliyet ruhsat ve kimlikler,” dedi, bunu duyduğuma emindim ama soğuk öyle tatlıydı ki gözlerimi açıp sesin geldiği yöne bakamadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yazık ki sevgilim bir yakınını kaybettiği için aceleyle yola koyulmak zorunda kaldık. Araba bana ait bile değil. T.C. kimlik numaramı versem?” diyen kişinin sesini de tanıyordum, orada ne yaşandı bilmiyordum ama asker enteresan bir şekilde cevap vermedi, Zafer zihnimin içine tutunamayan rakamları söylemeye başladı. Çok kısa süren bir sessizliğin ardından, “Komu-” diyecekti ki aniden susturulan askere bakmak için gözlerimi araladım. Zafer’in kendi dudaklarının önünden ayrılan işaret parmağını gördüm önce, sonra polisin bakışları yan koltukta oturan bedenime dokundu. “Devam edebilirsiniz,” diyerek tıkanan trafiğin tam tersi istikameti bize işaret ettiğinde, askerin gözlerindeki ifade öyle keskindi ki sanki bana değil, doğrudan ruhuma bakıyordu. Esneyip bedenimi dikleştirdim, ardından kucağıma baktım hızla, silah orada değildi. Tekrar askere baktığımda omzuna taktığı silahın kayışını sıkarak beni başıyla selamladı ve Zafer hızla aracı sola doğru sürerek askerin işaret ettiği yolda ilerlemeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kuruyan dudaklarımı yalarken bakışlarım ön camdan dışarıya sabitlenmişti ama uykudan tamamen sıyrılamamış olmama rağmen zihnim birdenbire istenmeyen bir hızla işlemeye başlamıştı. Göz ucuyla dikiz aynasına baktım, arkamızda kalan asker topluluğu belge kontrolü yapmaya devam ediyordu ama az evvel göz göze geldiğim asker oradan uzaklaşmış, bir kulübenin içine doğru eğilerek biriyle konuşuyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu nasıl yaptın?” diye sordum gözlerim hâlâ aracın yan aynasındayken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece vatandaşlık numaranı söyledin ve geçmene izin verdiler. Kanunlar kısa süre içinde bu kadar değişmiş olamaz.” Omzumun üzerinden ona baktığımda bakışlarım karşılık bulmadı, onun yeşil gözleri hâlâ önümüzde akıp giden yoldaydı. “Senin hemen geçmene izin verildi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eski polisim ben,” dediğimde, “Mesleğinden men edildiğin için bunun utanç kaynağı olması gerekmez miydi? hâlâ seviliyor, sayılıyorsun sanırım. Üstelik o asker sana komutanım diyecekti, eğer sen onu susturmasaydın.” Çoğu zaman gördüğümü görmezden, duyduğumu duymazdan gelir, bir elmas gibi parlıyorken bile görünmez olmanın bir yolunu bulurdum ama mesele aptal yerine koyulmak olduğunda imitasyon bir elmas olmaktan çıkıp sahici bir ateşe dönüşüyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Uyanmanızı istemediğimden kibarlık ediyordum ama sanıyorum ki her yerde gözünüz ve kulağınız var,” dediği sırada dudağının kenarını çeken gülümseme sinirlerimi bozdu. “Askerliğimi bir komando olarak yaptım, gördüğünüz askerin komutanıydım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Uzun süre askerlik yaptın öyleyse.” Kollarımı göğsümün üzerinde toplamış onu süzerek cevap beklerken göz kontağı kurmamak konusunda yemin etmiş gibi sadece yolu gözleyen bu sırığa daha ne kadar kurulacağımı merak etmeye başlamıştım. “Hem polis hem de asker. Böylesi bir devlet adamıyken ne oldu da kader seni İran’a getirdi, amcam gibi işini kanla çözmeye meyilli bir adamın çalışanı olmayı normalleştirdin merak ediyorum doğrusu. Ahlaki olarak sana dokunmuyor mu bu durum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şüphe duyduğumu alenen gösteriyor olmak umurumda bile değildi, şayet benim yere düşen gölgemden dahi şüphe duyan bir kadın olduğumu öğrenmesi gerekecekti. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayatta kalmak için her insan gibi benim de çalışmam gerekiyordu.” Sesi öylesi soğuktu ki onu incittiğimi bile düşünebilirdim ama dudağındaki alaycı kıvrım tekrar gün yüzüne çıktı. “Üstelik varlığımdan memnuniyet duymanız gerekiyorken niçin sürekli sorgular hâldesiniz merak ediyorum. Çünkü hayattaysanız bunu biraz da bu eski polise ve uzun süre askerlik görevini yerine getirmiş adama borçlu değil misiniz?” Bakışları omzunun üzerinden bana çevrildi, o alaycı gülümsemesinde ilk kez karanlık bir şey gördüm; öyle karanlıktı ki şafak bile gökyüzünde çaresizlikle boğulup kayboldu ve şehre kurşuni grisi bir karanlık çöktü. “Ücretimi ödüyor olsanız dahi bir teşekkürü çok görüyor olmanız kim bilir belki de kalbimi epey kırıyordur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Son cümlesi bariz bir şekilde alaydı, bunu gördüğümü bile bile alay etmekten çekinmemesi öylesi büyük küstahlıktı ki ona dik dik bakarken ağzıma gelen tüm kelimeleri yutmak zorunda kaldım; şayet bunun bir tartışmaya dönmesi an meselesiydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcama uzun süreli askerlik anılarından bahsettin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana dair bilgileri kullanarak bu duruma kolaylıkla erişebileceğini biliyorsunuz,” dedi umursamazca. “Anlayamadım, her Türk erkeğinin vazifesi askerlik görevini yerine getirmek değil midir? Duyan da amcanız askerlik yapmadı zannedecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcamın raporu vardı, ne yazık ki askerlik vazifesini yerine getirememiş bu yüzden,” dediğimde, “46 raporu mu?” diye sorması ağzımın şaşkınlıkla aralanmasına neden oldu. “Affedersiniz, bedenen bir kusuru olmadığı gibi epey dinç görünüyor, bu yüzden kırk altı raporu olabileceğini düşündüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Basbayağı onun deli olduğunu ima ettin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer yamuk bir gülümsemeyle, “Elbette ima etmedim,” dedi, “hangi deli bir havalimanını taratır ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği şey neredeyse beni güldüreceğinden önüne döndüm. Bu adamla ilgili bilinmeyen bir şeyler olduğunu hissedebiliyordum, dürtülerim onun yanındayken güvende hissetmem gerektiğini söyleyen tarafımı sürekli olarak baltalıyor ve tehlike çanlarını elleriyle çalıyordu. Bu belki benim amcama dahi duyduğum, tüm dünyaya sergilediğim güvensizliğimle alakalıydı belki değildi ama yine de kafamı kurcalamadığını söyleyemezdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nereye gideceğimizi biliyor musun?” diye sordum o askerin yüzüme dokunan bakışları kafamın içinde tüm canlılığıyla kendini tekrar etmeyi sürdürürken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bebek’teki yalınıza dönmeden önce bir süreliğine Zekeriyaköy’deki malikânenize uğrayacağız,” demesi duraksamama neden oldu. Bebek’te bir yalımız olduğunu biliyordum. Çocukluğumun yazdan kalma birkaç silik gününde, Boğaz’a bakan mermer korkulukların arasında dolaştığımı, suyun üzerine düşen ışığın tavana vuran yansımalarını izlediğimi hatırlıyordum. Ama Zekeriyaköy’de bir malikânemiz olduğunu ilk kez Zafer’den duymuştum. Bunu benden saklamış olması amcama yakışırdı; bazı yerleri, bazı insanları ve bazı gerçekleri ihtiyaç doğmadan ortaya çıkarmazdı. Sanki her şeyi cebinde taşıyan, vakti geldiğinde yalnızca gerekli olanı çıkarıp masaya koyan bir adamdı Hazerhan Gümüş. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güneş bir altın seli gibi değil, yağmur bulutlarını sırtlanan gökyüzü yüzünden paslanmış gümüş rengini alan ışığıyla aracın içini doldurmaya başladığında çoktan İstanbul’a varmıştık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zekeriyaköy’deki mülkten neden daha önce hiç bahsetmedi?” dediğimde, “Belki bilmenizi istememiştir,” diye cevap verdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu ben de tahmin edebilirdim,” diyerek ona yandan bir bakış attım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyleyse neden sordunuz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü her şeyi biliyor gibi davranman sinir bozucu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudağının kenarı o kaypak, kendinden emin kıvrımla yeniden oynadı. “Her şeyi bilmiyorum,” dedi. “Ama bilmem gerekenleri öğrenirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu cümle, başka birinin ağzından çıksa düz bir ukalalık gibi dururdu. Onun ağzında ise tehdit gibi geliyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şehirden çıkmıştık ama tamamen kopmamıştık; asfalt hâlâ düzenliydi, yol çizgileri muntazamdı, tabelalar belirli aralıklarla karşımıza çıkıyordu. Fakat çevre değişmişti. Yapılar seyrekleşmiş, binaların arasına ağaçlar girmişti. Yolun iki yanı, ıslak gövdeleri mat bir siyaha çalan çamlarla, uzun dalları birbirine karışmış kestanelerle ve yapraklarını çoktan dökmüş çıplak ağaçlarla çevrilmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şehirden uzaklaştıkça hava değişti. Dumanın ve egzozun ağırlığı geride kaldı. Yerine toprağın yağmurla karışmış kokusu, ıslak otların soğukluğu, ağaç gövdelerine sinmiş yosun kokusu doldu içeri. Cam tam kapalı olduğu hâlde o kokuyu alabiliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yol bir süre daha daraldı. Ardından, iki yanı kesme taş duvarlarla çevrili daha sakin bir patikaya bağlandık. Ana yolun düzgün ve herkesin kullanabileceği görünümü geride kalmıştı. Burada asfalta düşen yapraklar temizlenmiyor, yol kenarındaki çitler düzenli budanmıyor, dallar kendi istedikleri gibi uzuyordu. Öyle bir yerdi ki insan içine girdikçe, geri dönüp arkasına bakmadığı takdirde dışarıdaki dünyanın hâlâ var olup olmadığından emin olamazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aracın farları, karşılarına çıkan siyah ferforje kapıyı ilk aydınlattığında istemsizce doğruldum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapı, sıradan bir güvenlik kapısı gibi değildi. Çok yüksek değildi belki ama genişti; iki kanadı da ağır, eski işçilikli demirden yapılmıştı. Üzerindeki desenler gösterişli olmaya çalışmıyordu, ama pahalıydı; demirin üzerinde sarmaşık gibi dolaşan işleme çizgileri, bazı yerlerde keskinleşip dikenimsi uçlara dönüşüyordu. Kapının ortasında, amcamın soyadını taşıyan sade ama tartışmasız bir arma vardı. Altın değildi, altından daha soğuk, gümüşe çalan bir metal. Bu bile tek başına amcamı anlatıyordu. Parlayan şeyleri değil, ışığı boğan şeyleri severdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapının iki yanında uzanan taş duvarlar yosun tutmuştu. Yağmurdan koyulaşan taşlar, yıllardır burada olduklarını, yalnızca rüzgârın ve mevsimlerin onları aşındırmasına izin verdiklerini belli ediyordu. Kapının sol yanında güvenlik kulübesi vardı ama içerisi karanlıktı; perdeler çekilmişti, tek bir ışık bile yanmıyordu. Boştu. Gerçekten boştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden kimse yok?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer kapının önünde dururken kısa bir süre kulübeye, sonra kameraların durması gereken noktalara baktı. “Çünkü burası aktif kullanılmıyor,” dedi. “Ama kameralar çalışır durumda.” Şarjı bitmek üzere olan telefonunu çıkardı. “Amcanızı arayacağım, biri anahtarları teslim etmek için gelecekti. Varış noktasında beklediğimizin haberini vermeliyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer telefonla konuşmak için uzaklaşırken sırtımı kapıya yaslayıp onu izledim. Her hareketini kafamın içine kazıyıp onunla alakalı sonuçlanmasını umduğum açık dosyaya yerleştiriyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer ile aramızdaki duvar sadece şu an olduğumuz yerdeki statü farkından değildi. O duvar, onu ilk gördüğümde, henüz benim çalışanım değilken bile fark ettiğim aşması güç bir duvardı. Duvarın ardında bir adam vardı ve o adamın aslında kim olduğunu bana kalırsa her şeyi bildiğini düşünen amcam bile bilmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşünceler onun sırtını izlediğim süre boyunca beni kemirmeye devam etti. Telefonu kapattıktan sonra birini daha aradığını fark ettim, adımları şimdi daha uzağa, koruluğa doğru düşüyordu ve ben onun kimle konuştuğunu gerçekten merak ediyordum. Bir müddet gergin sırtındaki hareketsizliği izledim, ardından telefonu kulağından çekip ekrana baktı ve bir küfür savurdu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kollarım göğsümün üzerine düğümlü şekilde, “Ne o? Şarjın bitti de Muşt Mustafa abinle bağlantın mı kesildi?” diye seslendim ona.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana yandan anlam veremediğim şekilde ürpertici bir bakış atması duraksamama neden oldu. Kaşlarım anında çatıldı, dudaklarım bir defa daha aralanacak oldu fakat ben bir şey demeye kalmadan köşeyi dönen beyaz pikap dikkatimi dağıttı. Pikap hemen malikânenin önünde durdu, altmışlarının sonunda olduğu belli bir adam kapıyı açıp araçtan inerken, “Çok bekletmedim değil mi çocuklar?” diye sordu mahcup bir vaziyette. “Burada bekliyordum fakat gelen giden olmayınca bir çorba içeyim dedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ramiz Bey değil mi?” diye sordu Zafer, elini yaşlı adama uzatırken. “Hiç önemli değil. İstanbul’u biliyorsunuz, biraz trafik vardı, yoksa daha erken gelirdik.” Adam gülümseyerek elini Zafer’in elinin üzerine koyarak tokalaşırken bir yandan da onun elinin üzerine vurdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aman bilmez miyim delikanlı? Bıktık. Nasip olur da yiyecek ekmeğim varsa eğer hala, bir gün bir Ege kasabasına taşınırım inşallah.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umarım her şey dilediğinizce olur Ramiz Bey,” diyen Zafer elini usulca geri çekti. “Ben Zafer, Hazerhan Bey’in yeğeninin yakın korumasıyım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşlı adamın gözleri bana çevrildi. “Hazin?” diye sordu, beni tanıyor olmasına şaşırarak yaslandığım yerden doğrulup adama soğuk gözlerle baktım. “Tanımadın mı beni?” Sorusu kulağıma pek gücenmiş gelince ne diyeceğimi bilemeyerek, “Üzgünüm,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hatırlamamanıza şaşırmadım, pek küçüktünüz siz.” Gülümsemesi derinleşti. “O zamanlar Hasan Ali Bey’in şoförlüğünü yapardım, ondan öncesinde de amcanız ve pek değerli babacığınızın babasının şoförlüğünü yaptım. Babanız elimde büyüdü. Hatta bazı bazı sizi ve babanızı malikâneden alır, melekler meleği Nazan Hanım’ın mezarına götürürdüm sizi.” Gözleri birdenbire dolunca kollarımı göğsümün üzerinden serbest bırakıp yutkundum. “Nazan Hanım,” dedi yaşlı gözleriyle. “Onu da tanırdım tabii, pek severdim, Manisa’ya sık sık onu görmeye götürürdüm babacığınızı.” Elinin tersiyle gözyaşlarını sildi ama annemden bahsedilmesi de babamdan bahsedilmesi de beni umduğu kadar sarsmamıştı, bunun onu anlık şaşırttığını gördüm. Annem o zamanlar İzmir’de üniversite okumaya, Manisa’nın kız yurdunda kalmaya başlamıştı. Okulu bana hamile olduğu haberini aldığı vakit bırakmak mecburiyetinde kalmıştı. Bildiklerim işte bunlarla sınırlıydı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer’in meraklı bakışlarının yüzümde dolaştığını hissetsem de ona karşılık vermedim. Bunun yerine Ramiz Bey’e, “Ağlamayın lütfen,” dedim. “Herkes bir gün bir avuç toprak olacak nihayetinde. Ölüm kabul edilmesi gereken bir şey.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ramiz Bey, “Öyle tabii,” dediğinde gözlerim bir anlık Zafer’e dokundu. Duyduğu şeyden miydi yoksa hissizliğimden miydi bu bakışların nedeni bilmiyordum ama gözleri öylesi soğuk, öylesi buzdan bakıyordu ki kıyafetlerimin altına gizlenen tenimi ürpertti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ramiz Bey cebinden iki kumanda, üzerinde de üç anahtar olan bir anahtarlık çıkarıp Zafer’e uzatırken gözyaşlarını silmeye devam ediyordu. “Bu kapının kumandası,” dedi kumandalardan birini işaret ederek. “Bu içerideki garajdaki araçlardan size ait olanın kumandası.” Anahtarları işaret etti. “Ana evin anahtarı, yalının anahtarı. Şu anahtar ne için bilmiyorum, zamanı geldiğinde size bildirecekmiş. Öyle söyledi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer her birini sessizlikle dinledi, ardından anahtarları ve kumandaları alarak kibarca teşekkür etti. Ramiz Bey, “Ben şimdi gideyim, yalıya geçtiğiniz vakit sık sık uğrar, bir ihtiyacınız var mı diye sizi kontrol ederim çocuklar,” diyerek beni selamladı. O küçük kızın kaybolup yerine soğuk bakışlara sahip bir kadının gelmesini beklemediği aracına binmeden önce bana dokunan hüzünlü bakışlarından okunuyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam uzaklaşırken, “Yaşlılarla konuşurken daha dikkatli olamaz mısınız?” diye soran Zafer’in buzdan gözlerine bakmak için ona döndüm. Kapıya doğru yürümeye başlamadan önce gözlerini benden uzaklaştırdı. “Ölüm sizin için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ama bazı insanlar için sandığınızdan daha anlamlı.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşımı kaldırarak, “Pardon?” diye sordum ama duymazdan geldi. Kumandayı kullanmak için düğmeye bastı, kapıdaki hareketsizlik kaşlarını çatmasına neden oldu. Bir kez daha bastı. Bu kez metalin içinden boğuk bir titreşim geldi ama kanatlar yerinden oynamadı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapının açılmasını biraz bile önemsemeden, “Sen az önce beni mi azarladın?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” diyerek kumandaya daha sert bastı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim yaşlı bir adama verdiğim cevaplarda sorun var ama yaşlı bir adamın karşıma geçip birdenbire ölmüş annemden ve babamdan bahsetmeye başlaması affedilir bir şey sana göre, öyle mi?” diye sordum kendimi tutamadan. Zafer’in kapıya doğrultulmuş yeşil gözleri işte tam da o an usulca bana çevrildi. “Yaşlı insanlarla konuşurken dikkatli olurum Zafer, eğer onlar da gençlerle konuşurken dikkatli olacaklarsa şayet, işte o zaman bunu yaparım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiçbir şey söylemeden tüm dikkatiyle, incelenmeye değer bir ifadeyi sonunda yüzümün sınırlarında bir noktada keşfetmiş gibi bakıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aç şu lanet kapıyı, üşüdüm,” diyerek önüme dönüp kollarımı tekrar bedenime sardım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sabır,” dediğini duydum. Bir hışırtı da sesine eşlik etti. Çok geçmeden omuzlarımın üzerine yerleştirilen kumaşın sıcaklığını hissedip kumaşa sinen yasemin kokusunu soludum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ceketinin içine gömülerek göz ucuyla ona baktım. Sarılı kolu dikkatimi çekti önce, soğuktan hiç etkilenmiyormuş gibi omuz kısmında yer yer kan lekeleri olan beyaz tişörtüyle kapıya ilerledi. Yaralı kolunun hareketini izledim, o kolun canını acıdığı kesindi ama yüzünde ufak bir iz yoktu. Kenardaki panelin kapağını kaldırdı, birkaç saniye bir şeylerle uğraştı. Ardından ağır kapılardan biri önce sarsıldı, sonra içten bir inlemeyle geriye doğru açılmaya başladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Araca dönün, içeri giriyoruz,” diyerek arabaya doğru ilerledi. Arabaya binip emniyet kemerimi bağlamadan boynumu ovaladım. Araç açılan kapıdan içeri girerken Zafer’in üzerine çöken sessizliğin bir benzeri benim de üzerime çökmüştü. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Camı indirdi önce, bir sigara yaktı ve dudaklarının arasına yerleştirdiği sigaranın dumanı yavaşça içeriye dolarken duvarın ardındaki adamın gözlerini üzerimde hissedip ben de ona baktım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başınız sağ olsun,” demesini beklemiyordum. “Lakin sizi bu denli hırpalayan bir gerçeğe karşı hiçbir şey hissetmiyor gibi yapmamalısınız, içinizi deşip duran o bıçağı biri çekip almayacağı gibi, böyle davranmak o bıçağın daha derine batmasına da engel olmayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O, bana bu gerçeği bir tokat gibi vurana dek, kalbimi iki elimin arasına almış hissetmemesi için var gücümle sıktığımı, sıktıkça uyuşan kalbimin artık acımadığını düşünecek kadar aptal olduğumu ve kalbimi yavaşça öldürdüğümü bilmiyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen ne anlarsın?” diye sordum bir bıçak daha çekmezsem bu defa duvarın ardında duranın ben olduğumu görecek korkusuyla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zafer ilk kez alayla değil, beni şaşırtan bir şefkatle tebessüm etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim bilir?” diye sordu. “Belki de seni en çok ben anlarım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gelecek hafta görüşürüz!

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.