06.06.2026

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
06.06.2026
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Amin Bani – Che Kardi
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
0.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
B A Ş L A N G I Ç
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Söylenecek hiçbir şeyin kalmamıştır, çünkü söylenebilecek her şeyi içinde bağıra bağıra susmuşsundur.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir gün, çıkıp gittiği kapıdan içeri geri girmeyeceğini biliyordum. Bildiğin şeyler hakkında çok düşünmek istemezsin, gerçekleşeceğine olan korkudan değil, gerçekleşeceğini bilmenin verdiği huzursuzluktan.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
On altı yaşındaydım. Hayır, on yedi yaşındaydım. Bir erkeğin, babasının gözünde artık ailesini emanet edebileceği kadar güvendiği bir delikanlı olduğu yaştaydım. Bir delikanlı sayılacak kadar büyümüştüm evet ama bir felaketin altında hâlâ bir çocuk olarak ezilecek kadar küçüktüm.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O sabah, dört kişilik ailemizin dört kişi yaptığı son kahvaltıydı. Tek kolunu takmaktan bir kolu diğerinden daha gevşek, dikişleri yer yer atmaya başlamış lacivert sırt çantasını sandalyenin koluna astığımda mutfağın penceresinden içeri sızan güneş ışığı, babamın geniş omuzlarına ve yüzünün yarısına çarpıyordu. Ne zaman sabah kahvaltısında bizimle olsa yaptığı şeyi yapıyordu: Menemen. Üzerinde beyaz bir tişört vardı, elinde metal kaşıkla tavayı karıştırdığı için, annemden son azarını yemek üzereydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Çizdin hep tavayı, Ayhan!” Ve sonra öpmüştü kafamın üzerinden. “Ablan uyanmadı mı hâlâ?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kafasından aşağı She şişesini boşaltıyordur.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İhtiyacı var sanki,” diyen o kalın sesli adamın bana doğru döndüğünü hatırlıyorum. “Benim kızım papatya tarlası gibi kokuyor zaten.” Anneme yandan bir bakış attı. “İnsan çapaklı gözüyle, bir elli boyuyla ve kabarmış saçlarıyla bu kadar güzel olabilir mi? Oluyor.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Peder, sen papatyanın nasıl koktuğunu biliyor musun?” diyerek güldüğümü hatırlıyorum. Papatyalar güzel kokmazdı hiç. Ama yaseminler çok güzel kokardı. Biliyordum, çünkü annem yasemin kokardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Papatya kısa 2001’den daha güzel kokuyordur orası kesin ibne,” dedi bana, sigara içtiğimi bildiğini zaten biliyordum ama o sabah, bunu açıkça yüzüme vururken annemin yanımızda olmasını umursamıyordu. Sanki anneme, bir gün olur da söyleyemezsem sana, bil, kullanıyor, bıraktır, ye kafasının etini, içmesin, diyordu. Oysa kısa 2001’i o içtiği için içiyordum, bilmiyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Annemin beline sarılıp çektiğinde onu kendine, öptüğünde şakağından, normalde yüzümü buruşturduğum o manzaraya o sabah uzun uzun baktığımı hatırlıyorum. Seviyordu Nazenin’i. Âşık olduğu ilk ve son kadındı annem.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Erkek,” dedi sonra bana. “Bir süre yokum, ev sana emanet.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ben emanete sahip çıkabilen bir adam değilim baba.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bunu da sen öğrettin bana.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O sabah, birlikte çıktığımız kapıdan, yıllarca tek başıma ayak basacağımı bilmeden, kapının önünde onunla ilk sigaramı karşılıklı içtiğimi hatırlıyorum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapı, insanın hayatını ikiye bölen bir şeydir bazen. İçeride kalanla, dışarıda kalan arasında ince bir tahta parçası değil, bir ömür vardır.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Geçen birkaç günü hatırlamıyorum. Ama o günü hatırlıyorum. Salonda oturmuş çizim yapıyordum. Bacağım sehpanın üzerindeydi, avucumun içi kalem darbeleriyle kurşun izi dolmuştu. Bursa’da ıslıklı bir rüzgâr esiyordu, çok geçmeden yağmur atıştırmaya başlamıştı. Ev normaldi. İnsan en çok bu yüzden yanar ya zaten. Felaket gelmeden önceki sıradanlık yüzünden. Annem salonun camlarını silmişti, yasemin kokuyordu dokunduğu her yer. Yağmur başladığı için birden eli ayağı boşalmış, ağlamaya başlamıştı. “Yeni sildim,” diyordu ağlarken. Normalliği bozan o gözyaşları beni şaşırtmıştı. Annem, bir cam iz oldu diye ağlamazdı, hem annem çok severdi yağmurları. Annem birdenbire çok ağlamıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ablam, “Anne, neden ağlıyorsun şimdi? Cam bu, yine sileriz,” derken şaşkın görünüyordu ama babamı özlediğini bildiğinden bu gözyaşlarının yağmuru bahane ederek aktığını düşünüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Bezdim canımdan,” demişti annem ağlarken. “Allah canımı alsa da kurtulsam.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Allah canını almıştı, bilmiyordu ama ruhu bunu hissediyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve sonra kapı zili çaldı. Annemin gözyaşları birden durdu. Salondaki saat durdu. Ablam ayakta öylece durdu. Parmaklarımın arasındaki kalemin hareketleri durdu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıyı açmak işi, vakit geceyse ve evin emanet edildiği delikanlı sensen eğer, senindir. Ve hiç haz etmem geceleri çalan zilden. Çünkü bazen kapıyı açmak sadece eylem değildir, davet etmektir varlığından en korktuğun şeyleri.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapıya yürürken ayaklarım yere değmiyordu sanki. Halıyı hissetmedim. Parkenin soğuğunu da. Zil bir daha çalmadı. Bekliyorlardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kapının dürbününe bakmadım. Sadece o kapıyı açtım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İki adam duruyordu karşımda. İkisini de tanıyordum. İkisi de üniformalı. Şapkaları ellerindeydi. Gözleri doğrudan bana bakmadı. İnsan, böyle anlarda yere bakar. Çünkü göz göze gelmek, acıyı paylaşmaktır ve kimse görmeye hazır değildir, bir evladın içine bırakacağı acıyı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Salih abi,” dedim sadece. Çok uzun süre sustuklarında yine konuşmam gerekiyordu. “Babam nerede?” Salih abi kafasını kaldırıp gözlerimin içine baktığında, on yedi yıllık hayatımda, o adamın gözlerinde ilk kez gözyaşı gördüğümü hatırlıyorum. Konuşmadı, konuşamadı. Salih abinin yanındaki adam, ismi Cevher’di, hiç konuşmasak da beni görünce hep omzumu sıkar, başıyla selam verirdi. İlk o konuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sesi bir dosttan değil, bir askerden bahseder gibi resmiydi. Oysa babamla kardeş gibiydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Binbaşı Ayhan Örge…” dedi. Adını böyle, rütbesiyle söyledi. Kardeşi gibi değil. Sonra onun bir ömür kalbimde yük olarak taşıyacağım ismini trajik bir şeyle yan yana getirerek tekrar söyledi: “Binbaşı Ayhan Örge’nin aracı, görev dönüşü saldırıya uğradı.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kelimeyi seçerek söylemişti. Saldırı. Sanki bir fiildi bu, bir olaydı. Sanki faille mağdur arasında mesafe bırakılabilecek bir şeydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dizlerim titremedi. Ellerim de. Yıkılmadım, dizlerimin üzerine düşmedim, ağlamaya başlamadım ama donup kaldığımı hatırlıyorum. Hipotermiye çok yakın bir soğuk ve cehennemden çıkıp gelen ateş kadar azap verici bir sıcak aynı anda ruhuma çivileme dalmıştı da içimdeki her şeyi dondurmuştu sanki.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Arabada-” dedi Salih abi. Cümleyi bitiremedi. Bir erkek, başka bir erkeğin oğluna bazı cümleleri tamamlayamaz.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Cevher abi yeniden konuştu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Başımız sağ olsun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve yine zaman, bana, bir yaseminin gece vakti öleceğini kanıtlamak için işlemeye devam edecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
🎧: Nargis Karimova - Khodahafez
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
❝ K A R A N L I K T A K İ K U R T ❞
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bazı yangınların önce onu başlatan kişiyi yakacağını biliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve bir gün, insanın adını bilmediği bir özlemi çizdiğini anladığında tıpkı yangını başlatan gibi, o yangının içinde yanmaya başlayacağını da öğrenecektim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Nar bahçesinin derinlerinde, o dikenli dalların gölgeleri altında paletimi kucağıma yaslamış oturuyordum. Öğle değildi, akşama yakındık belki de, gün kendi parlaklığından yorulmuş bir azize gibi ağır ağır eğiliyor, ışığını toprağın üstüne dökerken her şeyi biraz affedilmiş, biraz da geç kalınmış gösteriyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Rüzgâr nar çiçeklerinin kan kırmızısı taçlarını usulca okşuyor, yaprakların hışırtısı bir melodi gibi kulaklarıma doluyordu. Sanki zamanın kendisi bu bahçede nefes alıyor, sonra hüzünle usulca salıveriyordu soluğunu. Aynı rüzgâr önümde duran kâğıdın kenarını usulca kaldırıp indiriyordu. Her seferinde kâğıda avucumla bastırıyor, sanki uçacak olan yalnızca bir resim değil de içimde yıllardır sakladığım bir şeymiş gibi korkuyla tutuyordum. Ama dönüp o resimde beni bekleyen yüze bir türlü bakamıyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Önümde bir adam duruyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güneş, o devasa yakıcı küre, tam karşımızdaydı. Batmaya hazırlanıyordu. Işığı her şeyi eritiyordu. Önümde o beyaz gömlekli adam, devasa güneşin tam önünde dikiliyor ve zalim ışık adamın hatlarını eritiyor, onu bir siluetten öte bir hayale dönüştürüyordu. Başının çevresinde güneş çoğalıyor, hatlarını silikleştiriyor, onu bana hem gösteriyor hem de benden saklıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki dünya, o yüzü görmemem için bütün aydınlığını onun üzerine yığmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gömleğinin kumaşı rüzgârla hafifçe kabarıyor, tenini saran kumaş usul usul dalgalanıyordu. Fırçamı tuvale değdiriyordum, renk fırçamın kılları arasında yavaşça eriyordu. Yüzü oradaydı, tuvalin tam ortasındaydı ama kafamı çevirip resmettiğim yüze bakamıyor, sadece onu izliyordum ve boyayı fırçamın altında ezmeye devam ediyordum. Evet, onu çizmiştim, buna emindim, kalbimle emindim, ruhum biliyordu, boyaya bulanmış parmaklarım biliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Omuzlarının o büyük kıvrımını, belinin dimdik duruşunu, rüzgârın gömleğinde yarattığı o ince kırışıklıkları izlerken ağlama isteği boğazıma sarılmış bir el gibiydi. Başımı çevirmek istedim, onun bana döndüğü sırtına bakmak yerine, tuvale resmettiğim yüzüne bakmak istedim ama yapamadım. Görünmez bir el çenemi kavrıyor, gözlerimi onun sırtından ayırmamam için yüzümü döndüğü yerde sabit tutuyordu sanki. Çizdiğim o yüze, kendi ellerimle yarattığım o adama dönüp bakamıyordum. Sanki bakışım bir aynaya çarpıp kırılıyordu, gözlerim yüzlerce farklı parçanın içinde bir yansıma olarak yere düşüyordu ve ona bakmam yasak kılınıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dönüp bana baksın istedim. Dönmedi. Öyle derin, öyle utandırıcı bir istekle istedim ki kalbim kaburgalarımın arkasında usulca doğruldu. Ona bakarsam her şey bitecekmiş gibi geldi önce. Sonra, belki de her şey başlayacakmış gibi. İki ihtimal de aynı ölçüde korkutucuydu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yeşildi. Daha önce görmediğim, güzel bir yeşildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Aniden gözlerimi açtığımı hatırlıyorum. Alnımda boncuk boncuk ter damlalarıyla tavana bakarken hala o güneşi görüyordum, devasa güneşin tam ortasında dikilmiş o adamın silüetini görüyordum. Öyle gerçekti ki ellerimi kaldırıp tavana doğru uzatarak parmaklarıma baktığımda yeşil boyayı görmeyi bekledim ama yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tahran’da sabah ışıkla değil, kurallarla başlar.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şehir uyanırken ve duvarlar gölgelerini henüz toplamamışken, sokaklar kadınlara nasıl var olmaları gerektiğini hatırlatmak için hazırdı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avlunun eski taşları, yaz gelmiş olmasına rağmen gecenin serinliğini hâlâ avuçlarında tutuyordu. Nar ağacının dalları arasında açmış birkaç çiçek, şafak vaktinin solgun pembeliğiyle titriyordu. Onlar da biliyordu: Öğlen güneşine kadar sürecek ömürleri vardı. Bu şehirde çiçekler bile kendi sonlarını hesaplamayı öğrenmişti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Eşarbımı aynanın karşısında acele etmeden bağladım. Düzgün ve itirazsız. Bu şehirde kadınlar sokağa çıkarken önce kumaşları değil, sınırlarını kuşanırlardı. Kumaş saçımı saklıyordu, beni değil. Bu evin duvarları arasında her zaman istediğim gibi giyinir, istediğim gibi görünür, istediğim şekilde hareket ederdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şalımı iğneyle gevşekçe tutturduğumda odamın kapısı tıklatıldı. Gözlerimi altın varakların ortasında buz gibi parlayan aynadan ayırıp çift kanatlı kapıma çevirdim. Uzun süren sessizliğin sonunda, Darya çift kanatlı kapıyı içeri doğru açıp kafasını odama uzattığında tek kaşımı havaya kaldırdım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Darya, “Hazin Hanım,” dedi beni başıyla selamlayıp, ikinci kez seslenmeden kapıyı açtığından ona sinirlendiğimin farkında bir şekilde gözlerini kaçırarak. “Aracınız hazır, efendim.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gördüğüm rüyayı düşünmemeye çalıştım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Henüz malikâneden ayrılmadılar, efendim. Çalışma odasında kendileri.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Darya’nın Türkçesi, ben henüz on yedilerimin başındayken ne kadar kötüyse, şimdi bir o kadar iyiydi. Farsça biliyordum ama bu evin sınırlarındayken Türkçe konuşmak benim koyduğum bir kuraldı. Çünkü uzun süre Farsça konuşmanın bedeli, Türkçe konuşurken farkında olmadan hafifçe aksan yapmaya başlamam olmuştu ve bundan hoşnut değildim. Buraya geldiğimde on yedi yaşındaydım, sık sık Türkiye’ye, anavatanıma, sevdiğim ve doğduğum topraklara gidiyor olsam da amcamın işleri gereği yılın uzun bir zamanını Tahran’da geçiriyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tahran’da olmanın zor olan tek tarafı sokağa saçlarımı örterek çıkmak zorunda olmam ya da kısıtlanan özgürlüğüm değildi, kendi kültürüme duyduğum özlem her gün bir öncekinden daha sert vuruyordu. Çantamı makyaj masasının önünden aldıktan sonra Darya’ya bir şey söylemeden kapıya yürüdüm, bir adım geri çekilip kafasını kaldırarak bana baktı ama göz teması kurmadım. Darya diğer tüm çalışanların aksine benim burnu havada, kendini beğenmiş, soğuk nevalenin teki olduğumu düşünmüyordu. Çünkü o, bu evde az da olsa yakınlık gösterdiğim tek insandı. Diğerlerinin gözünde ise imajım belliydi: Hazerhan Bey’in şımarık yeğeni. Hazerhan Bey’in Türkiye’den getirdiği, mini elbiseler, derin dekolteler, sonsuz gibi görünen yırtmaçlardan hoşlanan suratsız yeğeni.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Avluya indiğimde havanın tıpkı dün gece olduğu gibi şimdi de serin olduğunu fark ettim. Taşların üzerindeki nemi, yüksek topuklu ayakkabılarımın tabanına rağmen hissediyordum. Birkaç saate kalmaz kör olasıca sıcak şehre çökecekti kesin. Evin dış cephesi koyu renk taşlar, yüksek pencereler ve yukarı doğru uzayan kemerlerden oluşuyordu; görkemli ama gösterişsizdi. Bakıldığında değil, içinde durulduğunda etkisini hissettiren bir yapıydı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Siyah araç avlunun kenarında bekliyordu. Şoför beni fark edince kapıyı açmadan önce başını eğdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sobh bekheyr, khanom,” dedi. *Günaydın, hanımefendi.*
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sobh bekheyr,” dedim yüzüne dikkat kesilmeden. Tam açılan kapıdan içeri giriyordum ki, üst kattaki avlunun geniş balkonunda durmuş beni izleyen gözleri hissedip kafamı kaldırdım. Amcam ellerini taş korkuluklara yaslamış, yüzünde herkese göstermediği ama benden hiç esirgemediği gülümsemesiyle bana bakıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hazin,” dedi başını aşağı yukarı sallayarak. “Bana bir merhaba demeden mi gidiyorsun?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güneş gözlüklerimi şalımın üzerine koyduktan sonra, “Programım var,” dedim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yarın birlikte kahvaltı yapalım, seni özlüyorum,” dediğinde başımı sallamakla yetindim ve gözlüklerimi gözüme indirip arabaya bindim. Şoför kapıyı kapattığında başımı koltuğa yaslayıp arabanın çalışmasını bekledim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanlarla aramdaki duvar, henüz bir çocukken, annemin beni doğururken hayatını kaybettiğini keşfettiğimden ve babamla aramızda büyüyen uçurum, onun ölümüyle sonlandığından beri oradaydı. Arabanın kükreyen motorunun sesi kulaklarıma dolduğunda gözlerimi yavaşça yumdum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Annen burada uyuyor,” dedi babam anılarımın içinden. Önünde durduğum beyaz mermer öyle parlaktı ki, kendi yansımamı görebiliyordum. İki yandan örülmüş saçlarımın ucunda beyaz kurdeleler bağlıydı, üzerimde beyaz bir kot elbise vardı ve beyaz külotlu çorabımın diz kısmı, mezarlığa girdiğimizde düştüğüm için çamur lekesiyle kaplanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Uzun uzun mermere düşen yansımama baktıktan sonra, “Artık gidebilir miyiz?” diye sorduğumu hatırlıyorum. “Keman dersim var.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Babam bir çocuktan kendi yansımasını gördüğü beyaz bir mermer ile bağ kurmasını bekliyordu. Oysa ben çoktan uykuya dalmış annemle değil, gözleri açık ve bana bakan babamla bağ kurmak istiyordum ama bu neredeyse imkânsızdı. Bunu keşfettiğimde bir çocuktum ve bir insana kendimi zorla sevdiremeyeceğimi anlamam için yetişkin bir kadına dönüşmeme gerek yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonra bir gece, bir baskın sonucu, babam sessiz ama kalıcı olarak hayatımdan çıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam, “Beni korumak için kendini kurşunların önüne attı,” derken ağlıyordu ve muhtemelen ellerini dirseklerini varıncaya dek lekeleyen de babamın kanıydı. On yedi yaşındaydım. Amcam, “Hemen gitmemiz gerekiyor,” diyerek beni kanlı kollarına alıp ağlamaya devam ediyordu ve her nedense, hissetmem gerektiğine inandırıldığım hiçbir duygu göğsümün derinliklerinde hareket etmiyordu. Belli bir yaştan sonra duyguların herkesin içine ekilmiş tohumlar olduğunu, filizlenip büyüdüklerini ama bana ekilen tohumların kuruyup topraklarımda öldüğünü düşünmeye başlamıştım. Sanki içim duygulara el verişli değildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Çok okudum, çok öğrendim, yeni şeyler denedim, başarılı olduklarıma tutundum ama başarısız olduklarımı terk edemedim, başarılı olana dek zorlamaya devam ettim. Belki içime çok duygu sığdıramadım ama çok bilgi sığdırdım. Belki yüzüme bir gülümseme çizemedim ama aynaya baktığımda gördüğüm kadını beğeneceğim donanıma getirdim. Belki uzun saplı, güzel kırmızı güllerin büyüdüğü bir bahçe olamadım, belki dikeni battığı yeri bin yıl acıtacak bir nar bahçesi oldum ama hiçbir şey olamayan insanların içinde, ben illaki bir şey oldum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba Tahran’ın ana arterlerinden birine saptığında şehir, gündüzle gecenin arasında sıkışmış o tanıdık rengini almıştı. Güneş, yüksek binaların cam cephelerinden geri sekip asfaltın üzerine solgun bir altın gibi yayılıyor, egzoz dumanı, toz ve sıcakla karışarak havayı ağırlaştırıyordu. Yol kenarındaki dükkânlar yarı açık kepenklerinin ardından fısıldaşır gibiydi, neon tabelalar henüz tam yanmamıştı, elektrik akımı gibi titreşen ışıklar göz ucuyla fark ediliyordu. Kaldırımlarda yürüyen insanlar aceleciydi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şoför şehrin trafiğini iyi tanıyordu. Ani frenler, kısa manevralar, sinyal vermeden yapılan dönüşler… Tahran’da araba kullanmak, şehirle pazarlık etmek gibi bir şeydi. Dar bir sokağa girildi. Duvarlar yükseldi, binalar birbirine yaklaştı ve ışık azaldı. Camlardan içeri sızan sesler değişti: Uzaktan bir korna çığlığı, metalin metale sürtünmesi, bir yerlerde yükselen boğuk bir bağırış… Şehir yine kendi hikâyesini yazıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hanımefendi, önce Mehlika Hanım’ın mülküne mi gideceğiz?” diye sordu Farsça konuşan şoför.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Evet,” dedim onun diliyle karşılık vererek. “Mehlika’yı aldıktan sonra devam edeceğiz.” Gözlerimi dışarıya çevirdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir süre daha karanlık sokakta ilerlemeye devam ettik. İçimde adı konmamış bir huzursuzluk kıpırdandı. Sebepsiz değildi, hiçbir zaman sebepsiz olmazdı. Koltuğa biraz daha gömüldüm, parmaklarım çantamın sapına kenetlendi. Şoförün omuzları bir an için gerildi, ayna kontrolü fazla uzun sürdü ve bu tek kaşımı havaya kaldırmama neden oldu. Neredeyse sorunun ne olacağını soracaktım ki, ön camın sağ üst köşesinde örümcek ağı gibi ince bir çatlak belirdi. Ses gecikmeli geldi: Kuru, sert, kulak zarını yırtan bir patlama. Cam ikinci atışta tuzla buz oldu. Şoför refleksle direksiyonu kırdı, arabaya yana savruldu ve tepkilerim birden geri çekilerek yerini buz gibi bir şaşkınlığa bıraktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Yatın, hanımefendi!” diye bağırdı şoför, sesindeki panik alarma geçmem için bir uyarıydı ama şaşkınlık öyle büyüktü ki tek yapabildiğim arka koltuğa doğru çökmek oldu. Cam kırıkları saçlarımı altına gizleyen şalıma yağmur gibi yağarken ani bir refleksle gözlerimi yumdum. Kulaklarımda uğultu vardı, kalbim göğsümü patlatacakmış gibi atmaya başladığında metal de kalbime eşlik ederek çığlık atar gibi inledi ve kurşun kapıyı adeta yalayıp geçti. Bir diğeri arka çamurluğa saplandı, titreşimi kemiklerime kadar ulaştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kim olduklarını görmek imkânsızdı. Biri miydi, yoksa birileri miydi? Sadece hareketi hissediyordum. Kaynağı belirsiz ama niyeti keskindi. Bir gölge oradaydı, o gölgeyi hissediyordum; kanımın kokusunu almak isteyen bir kurt gibi başını havaya kaldırmış havayı kokluyordu sanki. Kurşunlar düzenli aralıklarla geliyordu, rastgele değildi bu, hesaplanmıştı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şoför gazı kökledi, motor sanki canını kurtarmaya çalışıyormuş gibi haykırıyordu. Dar sokak geniş bir caddeye çok hızlı açıldı ve trafik kaosla adeta fışkırarak çoğaldı. Arabalar sağa sola kaçışıyor, fren sesleri yükseliyor, tamponlar çarpışıyordu. Bir minibüs hemen önümüzden makas atarak geçti ve şoför, boşluğu yakalayıp araya daldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Arkamızdan bir patlama sesi daha yükseldiğini işittim ve arka cam patlayıp tamamen çöktü. Soğuk hava içeri doldu, tenimi kesti, kalbimin atışları yavaşladı ve nefesimi tuttum. Zaman, kurşunların arasında gitgide uzuyor gibiydi. Şoför ani bir dönüş yapınca araba yan yattı ve neredeyse devrileceğine inanacağım şekilde sarsılarak savruldu. Emniyet kemerinin tokasının göğsümü acıttığını hatırlıyorum ve bir kurşunun koltuğun başlığını parçaladığını; köpükler havada uçuşuyordu. Her kimdiyse ya da kimlerdiyse, amacı öldürmek değildi, böyle iyi silah kullanan birinin beni ya da şoförü kafasından tek seferde vurmaması imkânsızdı. Direksiyon hâkimiyetini yitirmemize engel oluyordu ama saldırılarını da sürdürüyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Güneşi tenimde hissettiğim an, silah seslerinin kesildiği andı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hanımefendi,” dediğini duyuyordum şoförün, onun diliyle cevap verebilecek halim olmadığından Türkçe bağırdım: “Ben iyiyim!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Başımı kaldırıp soluk soluğa tavana baktığımı hatırlıyorum. Kalbimin gürültüsü hâlâ kulaklarımdaydı ama yüzümdeki ifade değişmemişti. Sokak birdenbire öyle sessiz geldi ki kulağıma, sanki şehir daha az önce üzerime ölüm kusmuyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sonrası etrafımı saran bir kaostu. Tahran’ın üzerine örtü gibi çöken geceyi hatırlıyorum ve karakolun demir kapısının kapanırken çıkardığı sesi. Floresan ışıklar teni solgunlaştıran bir beyazlıkla yanıyordu, duvarlar yılların sigara dumanını, teri ve bekleyişi emmişti. Silah seslerinin yankısı hâlâ kulaklarımdan silinmiş değildi ama sakinliğim, karşımdaki memurları şaşırtacak kadar soğuk ve yalındı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Beni araban indirdiklerinde kimliğimi sorgulamışlardı. Ben kadın olduğum için bir kadın görevlinin benimle ilgilenmesi doğru bulundu ve yanımda duran kadın görevli bana dokunmadan, sadece varlığıyla bana eşlik etti. Şalımı düzeltmişti, saçlarımın arasındaki cam kırıklarını fark edip elime küçük bir mendil tutuşturmuştu. Kimliğime baktıkları an birbirlerine kısa bir bakış attıklarını hatırlıyorum. Kimin yeğeni olduğumu biliyorlardı. Yine de aralarından kısa boylu, iri adam, “Yasal vasi?” diye sordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Burada kadınsan, reşit olmanın bir anlamı ne yazık ki yoktu. Sessizce adamın gözlerinin içine baktıktan sonra, “Hazerhan Gümüş,” dedim. “Amcam kendisi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Kendisini arayıp bilgilendireceğiz,” diyen adamın bakışları yüzümde dolaştı. Anadilim gibi Farsça konuşmam onu şaşırtmıştı ama kimin yeğeni olduğumu anladığında, gözlerine yerleşen bakış anında değişmiş, sorgulamayı bırakmıştı. “İfadenize başvurulması gerekiyor.” Kadın görevliye baktı, kadın başıyla üstü olan adamı onayladıktan sonra, “Benimle gelin, hanımefendi,” diyerek tutulduğum odanın kapısından çıktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Tam odadan çıkacakken, “Arabayı siz mi kullanıyordunuz?” diye soran adama yan gözle baktım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Hayır, şoförüm,” dedim keskin bir sesle. Araba kullanmayı ne kadar sevsem de bu şehirde hiç kullanma şansım olmamıştı, çünkü tıpkı diğer her şey gibi, kadınların araba kullanması da yasaktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Gerçi bildiğim kadarıyla artık kadınlar da yavaş yavaş araba kullanma özgürlüğünü kazanmaya, ehliyet alabilmeye başlamıştı ama hâlâ net olan bir şey olduğunu söyleyemezdim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcamın bu duruma vereceği tepkiyi öngöremiyordum. Delireceğine emindim, korkacaktı ve güvenliği üçe, beşe, belki ona katlayacaktı ve bunu düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyordu. O olmadan İstanbul’a gitmem yasaktı, şimdi o yokken İran sokaklarına bile çıkamama ihtimalim vardı. Arabaya saldırıyı düzenleyenlerin kim olduğuyla ilgili soru sormama bile fırsat vermeyecek kadar çok dramatize edecekti her şeyi. Amcam sorgulamamı sevmezdi, sadece güvende olmamı ve kabul etmemi isterdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Kadın beni küçük bir odaya aldı. Kapı kapandığında içerisi sessizleşti. Duvarda asılı İran bayrağı, masa üzerinde bir dosya, iki plastik sandalye… Ortam bunlardan ibaretti. Kadın karşıma oturup not almaya başladığında gıcırdayan sandalyenin üzerine oturup şalımı omuzlarıma indirdim. Kafasını kaldırıp bana, ardından odanın köşesindeki güvenlik kamerasına baktı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Şalınızı takınız,” dedi mesafeli bir sesle.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Pardon?” dedim ardından gülümsedim. “Kadın olduğunuzu sanıyordum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yüzünde donuk bir ifadeyle, “Kameralar kayıt alıyor, hanımefendi,” dedi. “Şalınızı takınız.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Dudaklarımda alaycı bir gülümsemeyle şalı kafamın üzerine atıp, “Böyle mi?” diye sordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Buna cevap vermek yerine, “Şüphelendiğiniz biri ya da birileri var mıydı?” diyerek konuya girdi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Bir kurdun karanlığın içinde beni izleyen parlak gözlerini hissederek sessizce, “Yok,” diye fısıldadım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve kafamda sürekli tekrar eden kurşun sesleriyle ifade vermeye başladım.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam karakola hışımla girdiğinde vakit çoktan gece yarısını geçmişti. Tek kelime etmeden yürüyordu. Adımları sert, omuzları öne eğik, çenesi kilitliydi. Yanından geçen polisleri görmüyordu bile. Gözleri yalnızca beni tarıyor, sanki bir eksik bulacakmış gibi tekrar tekrar sayıyordu: Başım yerinde mi? Ellerim titriyor mu? Nefesim düzenli mi? Vücudumda bir kurşun deliği var mı?
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İnsanlara aldırış etmeden yüzümü aniden avuçlarının içine aldı. Bakışlarıyla birini öldürmek mümkün olsaydı, buradaki herkes, ben dışında nefes alan her beden sonda onları bekleyen beyaz ışığı görürdü.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Polis memuru, “Hazerhan Bey,” dediğinde, amcam ellerini yüzümden çekmeden, “Sonra!” dedi sertçe, yasanın bir duvara çarpması imkânsız geliyordu göze belki ama yasa amcamın duvarına çok sert toslamıştı. Polis memuru sustu, sadece amcama bakıyor, amcam ise gözlerini yüzümden ayırmıyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Gidiyoruz, Gümüşservim,” dedi amcam gözlerini gözlerimden ayırmadan. Ardından hemen arkada, on metre uzağında duran kendi şoförüne, “İshak,” dedi sertçe. “Arabayı çalıştır.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Amca, iyiyim,” dedim, çünkü bu sert bakışların arkasında ağzında kanlı bir et parçası tutan o aslanı görebiliyordum.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam söylediğimi duymazdan gelerek, polis memuruna bakmadan ama soruyu doğrudan Farsça ona yönelterek, “Diğer şoförüm nerede?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
İçerideki odadan çıkartılan şoför, “Hazerhan Bey,” dedi panikle, nefesler bir anlığına tutulmuştu. Amcam sadece, “Arabaya,” dedi, bu bir emirdi ve şoför bu emre uymazsa, karakolda olmamız hiçbir şeyi değiştirmeyecekti.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Açıklamalar yoktu, sebep göstermek yoktu, amcam belimi kavrayıp beni çıkışa yürütmeye başladığında onu durdurabilecek hiç kimse yoktu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Karakolun demir kapısı arkamızdan kapandığında, ses, gecenin içine vurulan bir mühür gibi yankılandı. Arabaya biner binmez kapıyı kendi kapattı, beni kendine doğru çekti ve biri ön yolcu koltuğunda oturmak üzere olan önde olan iki şoförün de sırtı, amcamın bakışları altında taş kesildi.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Sür,” dedi İshak’a.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Motor çalışıp araç gecenin içinde harekete geçtiğinde sormam gereken sorular dilimin ucunda birikmeye başladı ama amcam şoföre öyle bir bakıyordu ki sorular ağzımın içinde asılı kaldılar ve asla dışarı çıkamadılar. Araba karakoldan uzaklaştıkça amcamın nefesi hızlanıyor, parmakları dizlerine vuruyor, suskunluğu metal gibi sertleşiyordu. Aynadan şoförün gözlerine baktı. O bakışta soru yoktu, emir vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Güzergâhı söyle,” dedi. “Hangi sokağa girdin? Neden girdin?”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ön yolcu koltuğunda oturan şoför, zar zor çıkan sesiyle, “Efendim, standart-” diye başladı ama amcam, “Kes,” diye böldü. “Şu sokağa gir. Şimdi.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Araba ışıksız bir sokağa saptığında, gergin bir sesle, “Eve gitmek istiyorum,” dedim ama amcam beni duymazdan geldi. Sokak lambası yoktu, duvarlar karanlığı emmişti ve amcam daha araç tam olarak durmamışken kapıyı açmıştı. “Amca,” dememe kalmadan araba durdu ve ön yolcu kapısı amcam tarafından köklenir gibi açıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve amcamın belinden çıkardığı silahın namlusu şoförün alnına dayandı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Alışkın olduğum görüntüye tepki vermek yerine dişlerimi sıkarak, “Amca!” dedim ama amcam beni bir kez daha duymazdan gelerek, “Bir şey biliyor musun?” diye sordu kulağa sert gelen bir Farsçayla.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şoför, alnına yaslanmış namlu karşısında bembeyaz olmuş bir şekilde titreyen ellerini havaya kaldırıp, “Yemin, yemin!” dedi, ardından hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Adamın gözyaşlarına boğulması amcamda yaprak kıpırdatmadı ama öfke içimde büyüdüğü için kendimi tutamayıp, “Amca!” diye bağırdım. Sesim karanlığı yarıp geçti. Emniyet kemerimi çözerken kalbim hissettiğim öfkeden dolayı kaburgalarıma çarpıyordu. “Yapma şunu! Zavallı adamın bir şey bildiği yok, beni korumak için her şeyi yaptı! Kendini hiçe saydı!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam adamın alnındaki namluyu çekmedi, aksine namluyla adamın alnını iterek, “Sayacak!” diye bağırdı. “Sana sıkılan kurşunun önüne kendini atacak! Ben bu piç kurularına bunun için para ödüyorum!”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Öfkeyle arabadan indim, gecenin soğuğu şalımı saçlarımdan koparıp uçururken, saçlarımın dalgalanarak belime uzanması umurumda olmadı. Arabanın önüne dolaşıp, amcamı bileğinden kavradım ve “Kes şunu!” diye bağırarak silahın namlusunu avucumun içine aldım. “O bir şoför, tek görevi içinde olduğum arabayı kullanmak!” Amcam, dehşet içinde önce avucumun içinde duran namluya, sonra da gözlerimin içine baktı. “Birinin alnına namlu dayayacaksan, bu alnın sahibi bu adam olamaz,” dedim suçlayıcı bir tonla. Duraksadı, tokat yemiş gibi gözlerimin içine baktı ve beklemediği anda silahı elinden kapıp namluyu amcamın alnına dayadım. “Yeri burası,” diye fısıldadım. “Çünkü beni korumak onun değil, senin görevin ve başarısız oldun.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
O kadar uzun süre gözlerimin içine baktı ki, şoförlerin arabadan panikle indiklerini duydum ama gözlerimi amcamın gözlerinden bir an olsun ayırmadım. Amcamın yüzündeki şaşkınlık yavaşça silindi, dudakları yukarı usul usul kıvrıldı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Silahı alnından çekmeden gözlerinin içine bakmaya devam ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“İşte benim yeğenim,” diye fısıldarken sesinde saklayamadığı bir hayranlık vardı.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
“Eve,” dedim amcamın alnında benim sapını tuttuğum soğuk bir silahla. “Gidiyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Amcam gözlerini yumup derin bir nefes alırken, “Bu konu burada kapanmadı, Gümüşservim,” dedi sakince. Tekrardan gözlerini açtığında doğrudan gözlerimin içine bakıyordu ve silahın varlığını biraz olsun umursamıyordu. “Sen benim kardeşimin emanetisin. Haklısın, bu benim hatamdı. Güvenliği arttırıyorum.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Silahı yavaşça indirdim, gevşek bir şekilde sapını kavrarken başımı salladım. Ardından bakışlarım arabanın dışına çıkan şoförlere dokundu. “Arabaya binin,” dedim onların diliyle. “Eve gidiyoruz.”
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Şoförler arabaya binerken elimde silahla omzumun üzerinden onlara bakıyordum. Amcam, elimdeki silaha, ardından bana baktı ve yavaşça yanımdan geçip arabaya bindi. Gecenin yeli saçlarımdan kayıp giderken ve saçlarım sağ omzumun üzerinden yana doğru flama gibi savrulurken, bakışlarım yavaşça sol omzuma doğru kaydı. Karanlığın içinde bir şeyin beni izlediği hissi içimi ürpertse de kaskatı bir çene, sarsılmaz gözler, donuk bakışlarla karanlığa bakmaya devam ettim.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Sanki karanlık da benimkine çok benzeyen bakışlarını doğrudan bana yöneltmiş, o an pürdikkat beni izliyordu.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Ve başladık.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Hoş geldiniz, her hafta buradayız artık (: ben baya öndeyim, yetişin bana.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
YASEMİNLER GECE ÖLÜR OFFICIAL IG: yaseminlergeceolur
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.
Yorumlar yükleniyor...