18

GÜNEŞ GÖZLERDE FIRTINA BAKIŞLAR VE GÖZYAŞI YILDIZLAR

29.06.2025

????: Birkan Nasuhoğlu, Diken

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir mıknatısın onları çeken iki farklı ucu ortalarında duruyordu ve onları kendine sırt sırta gelmeleri için çekiyordu sanki.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Genç adamın yara kabuğu rengindeki gözleri daldığı boşluktan usulca uzaklaştığında, genç kadın aynanın önünde durmuş siyah, kısa saçlarını parmaklarıyla tarıyordu. Üzerinde askılı, siyah bir tişört, altında dışarıdan geldiği andan itibaren çıkarmaya üşendiği için bacaklarını sarmaya devam eden lacivert bir kot pantolon vardı. Mavi gözleri, aynadaki yansımasına çakıldığında, kulağından aşağı sarkan halka küpelerin gümüş yüzeyi, dışarıdaki güneş ışığının üzerine devrilmesiyle dev bir ışık patlamasına yol açtı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahverengi gözler, mavi gözlere tutunduğunda, ikisi de aynanın en ücra köşesine çekilmiş, bakışlarını birbirlerine sunmuştu; bir yansıma, yansımasına bakıyordu. Altı ve üstü siyaha boyanmış mavi gözlerin içinde yangınlar yanan denizler vardı; su donduran soğuklar, boğaz kurutan rüzgârlar, dağ deviren fırtınalar vardı. Genç adam, kalbinin derinliklerini saran tutkuyu, şefkati, önü kesilemez bir şekilde o kadına doğru akan aşkı hissetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu izledi, izledi ve izledi; bu hayatta sonsuza dek yapabileceği bir şey olacağını söyleseler ve ondan bir seçim bekleseler, bu kadını izlemeyi seçerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bu şekilde baktığında kendimi güzel hissediyorum,” dedi sonunda genç kadın konuştuğunda. Parmakları siyah saçlarından ayrılarak kulağına sıralanmış halka küpelere gitti. Büyükten başlayarak gitgide küçülen halka küpeler, kulağındaki yolu dolduran telaşlı, içinde hikâyeler ve insanlar gizleyen otobüs duraklarına benziyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam baktı, kolunun dış kısmında bir yunus balığı dövmesi olan kadının dövmesine dokunan gözleri derin bir dalgınlığı doğurdu ama çok geçmeden adam, yine kelimeleri saklandıkları yerden çıkarıp, kadının önüne koydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzelsin,” dedi genç adam, komodinin üzerindeki taş kül tablasının içine bıraktığı sigaranın neredeyse yarıya kadar ölmüş bir küle dönüştüğünü hatırlayınca, gözlerini kadından çekmeden elini komodine uzatıp sigarayı baş ve işaret parmaklarının arasına aldı. Sigaranın külü, kül tablası yerine komodinin üzerine devrildi ve parçalandı. Adam bunu fark etmeden sigarayı dudaklarının arasına taşıdı, derin bir nefesi içine çekmesiyle ateş, sanki yıllardır birbirini görmeyen iki âşığın göz göze geldiği an göğüslerinden fırlayan duyguları gibi harlanarak yandı. Sigaranın dumanı dudaklarından sızarken gözleri kısılmış, gözlerinin altındaki şiş torbalar daha da belirginleşmişti. “Ama sadece güzel değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Genç kadın küpeleri bir bir çıkarırken gözlerinden muzip bir ifade belirdi. “Sadece güzel değilsem, neyim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem,” dedi genç adam, parmaklarının arasında duran sigaranın gri külü hassas bir kadının kırılan kalbi gibi boynunu büktü. “Çok düşündüm ama kafamın içinde buna da bir cevap bulamadım. Zaten seninle ilgili hiçbir şeyin cevabı bende yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben benimle ilgili her cevabın yalnızca sende olduğunu düşünüyorum,” dedi Leyla, geniş gülümsemesi inci gibi beyaz dişlerinin görünmesini sağladı. “O kadar az konuşuyorsun ki, bazen beni hiç sevmediğini düşünüyorum ama öyle bir bakıyorsun ki, hiçbir kelime yığını gözlerinde gördüklerim etmez.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre gülümseyince, Leyla’nın gülümsemesi yüzünden silindi; içi gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Leyla, eğer ben konuşabilseydim, sana seni, sana senin bana hissettirdiklerini, sana bendeki seni, hayatımdaki Leyla’yı anlatabilseydim, ki inan bunu çok isterdim, en çok sen anla isterdim,” durdu ve yutkundu, “ama anlatamıyorum. Seni anlatamıyorum, bu normal mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla oturduğu yerden yavaşça kalktı, derin bir nefes alıp birkaç yavaş adımın sonunda Yunus Emre’nin yanına oturdu ve ikisi de gözlerini karşılarındaki aynaya çevirdiler. Omuzları birbirlerine sürtünüyordu, el ele değillerdi ama bu yakınlık bile insanların el eleyken hissettiklerinin on misliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatamadığını biliyorum, seni gördüğüm gün de sessizdin,” diye mırıldandı Leyla, aynadaki yansımalar birbirlerini izlemeyi sürdürdü. “O kadar sessizdin ki, en çok senin konuşurken nasıl görüneceğini merak etmiştim.” Başını yavaşça eğince, narin başı Yunus’un omzunun üzerindeki yerini aldı. “Çok mu bencilim ben, Yunus? Konuşamadığını, anlatamadığını biliyorum ama yine en çok seni dinlemek istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus, başının üzerine bir kuş gibi konmuş narin başın üzerine yavaşça devirdiği başını kızın saçlarına yavaşça sürterken, kısık gözlerini kırpmadan usulca yutkundu. “Bazen beni nasıl çekiyorsun, anlamıyorum,” dedi açıkça, Leyla bu itirafı beklemediği için bir an duraksasa da Yunus susmadı. “Sen kelimeleri bu kadar iyi kullanırken ve konuşurken bu kadar net, sınırsız, insanın içini ısıtan cinsten, bazen düşündürecek şekilde, ben sadece susuyorum sana.” Gözlerini yumup birkaç saniye bekledi, o süre zarfında Leyla konuşmaması gerektiğini biliyordu çünkü bu Yunus’un kendini ifade edebildiği nadir anlardan biriydi. “Susuyorum sana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla gülümsedi, Yunus Emre gözleri kapalıyken bile gülümsediğini hissedince gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir gün sana seni anlatmak isterdim,” dedi Yunus Emre sonunda, ardından kısık bir nefesi dudaklarından dışarı bıraktı ve parmak uçlarının arasında tuttuğu sigaranın ölü külü ortasından kırılarak yere devrildi; kül taneleri birbirinden ayrılan eller gibi ayrılarak farklı yerlere dağıldıklarında, Yunus gözlerini aralayıp aynadaki yansımalarına baktı. “Benim hayatımda bir Leyla var, olmadığı zamanlarda bile hep var olmuş, var olmadığı zamanlarda bile hep var olacak bir Leyla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla yanağını Yunus Emre’nin omzuna sürterek kafasını kaldırdı ve nefesi adamın boynuna dökülürken gözlerini kaldırarak adamın kalemle çizilmiş gibi görünen çehresini izlemeye başladı. Yunus Emre, sigarayı dudaklarının arasına alırken gözleri kısılmıştı, elmacık kemikleri belirginleşti ve yanağı içeri çöktüğündeyse Leyla’nın aseton kokan parmak uçlarındaki dokunuşlar adamın yanağındaki çukurlara yerleşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sendeki beni bana anlatmadan bile bu kadar anlatabilmen normal mi?” Parmaklarını çukurdan çekmedi, Yunus Emre’nin gözleri kısılmıştı. “Keşke içim içinle konuşabilse.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre’nin dudakları yukarı kıvrıldı, başını yavaşça yana çevirip Leyla’nın su mavisi gözlerine baktı ve yavaşça konuştu. “İçimin sesini bir tek senin için duydu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim içim çok iyi sır tutar,” dedi Leyla yavaşça gülümserken. “İçinden duyduklarını bana hiç anlatmadı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, sigarayı tutan parmaklarını yavaşça Leyla’ya yöneltince, aralarına bulutlar ören dumanlar, Leyla’nın gözlerini kısmasına neden oldu. Yunus Emre avucunu yavaşça açtı, büyük avucu kızın küçük suratını içine aldı ve sigaranın dumanları, siyah saçların arasına sızmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç yaşında adamım, bir kere ağlamadım ama şu gözlerine bakınca gelen ağlama isteğini hâlâ bastıramıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla kaşlarını çattı, yüzünü saran büyük elin kemiklerinin üzerine avucunu bastırdı ve sigaranın ölü külü yavaşça dökülüp saçlarının arasından süzülerek yere döküldü. “Yunuslar ağlamamalı,” dedi çocuksu bir sertlikle. Yunus Emre’nin boştaki elini yavaşça avucunun içine aldı ve parmaklarını kolundaki dövmenin üzerine bastırmasını sağladı. “Yunuslar ağlarlarsa ölürler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre duraksadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla kaşlarını daha da çattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen yaşayacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ağlarsam ölecek miyim yani iki gözüm?” dedi Yunus Emre gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Leyla kaşlarını çatarak ona kötü kötü bakarken, “Onlar kederlerinden ölebilecek kadar hislilerdir,” dedi. “Gözyaşı döktükleri zaman ölürlermiş, öyle duymuştum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben bir balık değilim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, değilsin,” dedi Leyla ve Yunus Emre’nin parmaklarını dövmesine daha sert bastırmasını sağladı, “ama bu sensin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, eli hâlâ Leyla’nın yanağındayken yavaşça eğildi ve dudaklarında sadece Leyla’nın var edebildiği bir gülümsemeyle alnını Leyla’nın alnına sertçe bastırdı. Konuşmadı, konuşmadılar, her ikisi de sustu. Yunus, Leyla’nın elinin altındaki parmaklarını dövmeye daha sert bastırıp yutkundu, Leyla da yutkundu ve sonra birden yüzlerindeki gülümseme silindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini aynı anda yumdular ve yalnızca sustular.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu, onların aralarındaki sessiz alfabeydi ve içi, içiyle konuşuyordu. Ağızlarını açmalarına gerek yoktu. Sussalar da olurdu. Sonsuza dek birbirlerinin yanında hiç konuşmadan, öylece sussalar bile olurdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şehirden uzakta olduğumuzu, dağın kenarında başlayan uçurumun dibindeki ışıklardan anlamak mümkündü. O kadar yüksek bir yerdeydik ki, şehir ayaklarımızın altındaydı. Bir süredir cama yaslı duran kafamı kaldırıp bakışlarımı Kartal’ın tarafındaki koruluğa çevirdim. Araç hızla hareket ettikçe, birbirine yaslı duran ağaçların görüntüleri birbirlerine karışıyor, gözümü yoran bir illüzyon oluşturuyordu. Çok sürmeden koruluğun kalbinde alev gibi yükselen kızıl ışığı gördüm ve yine çok geçmeden o ışığın çıkış noktasının ateş olduğunu fark ettim. Araç yavaşladığında artık bakışlarım tamamen oraya saplı duran bir bıçak gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araçtan koruluğun kalbinde olmasa bile yakınlarında inip, ateşin etrafını sarmış kalabalığa yönelmiştik. Teneke varillerin içinde yanarak göğe yükselen alevlerin ışığı herkesi karanlığın kollarından alarak gün yüzüne çıkarmıştı. Herkesi aydınlatan o kızıl ışık, çoğu yüzü bulanık bir fotoğraf gibi gösteriyordu ya da ben yabancısı olduğum ortama henüz uyum sağlamam mümkün olmadığından insanları incelemektense onlara üstünkörü, meraksız bakışlar atıyordum. Avucumun içindeki elin baskısı, yüzüme ayazını çarpan ateşten bile daha sıcak hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İleride, alevlerin yükseldiği varillerin biraz uzağında bira fıçıları yan yana dizilmişti, bazıları uzun ve dar, bazıları kısa ve genişti. Ağaçlardan aşağı sarkan küçük led ışıklar yansalar da elle tutulur aydınlık yaymadıkları için sadece dekor olarak kullanıldıkları apaçık ortadaydı. Bagaj kapağı açık, lüks bir kamyonetteki müzik sisteminden etrafa yayılan şarkı öyle güçlüydü ki, ses tüm ormana yayılıyor olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradaki herkesi tanıyor musunuz?” diye sordum kafamı kaldırıp Kartal’a bakarak, onların herkesi tanıdığı bir ortamda benim tamamen yabancı olmam, kendimi ürkekten ziyade yabani hissetmeme neden olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Genelini,” dedi Kartal, etrafıma bakmak için gözlerimi ondan kopardım ama çok geçmeden tekrar ona baktım; etraf beklediğimden daha kalabalık görünüyordu. Eli elimi içine almış bir hâlde durmaya devam ederken bakışlarımı ona çevirdim ama o bana değil, kalabalığa bakıyordu; geçmişinde var olan yüzleri görüyor olsa da yüzünde sabit bir ifade vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, elinde bir içki şişesiyle hemen yanımızda dikilirken bana doğru eğildi. “Ne kadar da el ele olan iki sevgili...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yol yakınken vazgeç kardeşim, manyak olursun,” dedi Kartal alayla, bakışları beni bulunca ben de otomatik olarak gözlerimi ona sabitledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona için gider gibi bakarken de sevgilisiniz, Kartal...” Şişenin soğuk yüzeyini boynuma bastırınca irkilerek geri çekildim. Yunus keyifli keyifli güldükten sonra şişeyi kafasına dikti ve darmadağın görüntüsünü tamamlayan dağınık saçlarını karıştırarak kalabalığa baktı. “Vay canına, bu herifleri görmeyeli epey zaman olmuştu. Berkay’ı gördün mü? Onu son gördüğümde kırk kiloydu, şimdi halterci gibi olmuş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onlar senin için ne düşünüyor acaba?” diye sordu Kartal imalı bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çoğu beni hatırlamıyordur bile,” dedi Yunus, ardından yüzünü buruşturarak güldü. “Bu işime gelirdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Unutulacak biriymişsin gibi konuşma çünkü değilsin,” dedim sertçe, kafasının içindeki dünyada o kadar vardı ki, dışarı çıktığında yokmuş gibi davranıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzel bir parti olmasını sağlayın, birilerinden ilk adımı beklerseniz eğlenemezsiniz. Eğlencenizi yanınızda getirmezseniz, orman partileri size otlamaya çıkmış inekler gibi hissettirir,” dedi Yunus içki şişesiyle bizi işaret ederek, gözleri yavaşça kalabalığa kaydı. “Siz eğlenin, ben de biraz otlayacağım.” Şişesini gösterdi. “Benim otum da bu işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğlenceden inanılmaz iyi anlar ama gel gör ki eğlenmeye hâli yok,” dedi Kartal, elimi bırakıp beni kolunun altına çekerek. “Ee, içiyor muyuz bira falan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona inanamayan gözlerle bakarken kafamı kaldırmak zorunda kalmıştım. “Sen ve bira içmek?” Kaşlarımı şaşkınlıkla kaldırdığımda dudaklarındaki kıvrım görülmeye değerdi. Onunla paylaştıklarım içimi sarmaşık gibi sararak kaplayan mutluluklar gibiydi ve hiçbir zaman pişmanlık duymayacağımı hissettiriyordu, ta ki kendisini mahvettiği anlarda da onunla olana dek bu hep böyleydi. Onun hem dibini gördüğü mutsuzluğu izlemiştim hem de yıldızlara ulaşan gülümsemesini izlemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona inanmadığımı fark edince, “Evet,” dedi alayla. “Bira içeceğim. Sen de bana eşlik edersin belki. Sonra da sabaha kadar ağaç köşelerine işeriz birlikte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerken, “İğrençsin,” diye homurdandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri dudaklarıma kaydı ve genişçe sırıttı. “Daha iğrenç şeyler yapabilirim ve bu bana zevk verir, acaba sana da verir miydi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem,” diye fısıldadım kafamı kaldırıp, gözlerimi bir an olsun onun altın kahve gözlerinden uzağa çevirmeden. “Verir miydi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafasını yavaşça aşağı eğince gözlerim kısıldı, yüzü yüzüme son derece yakınken ve gözleri gözlerimin gökyüzüymüş gibi üzerine gerilmiş duruyorken, “Bilmem,” diye beni taklit etti, ıslıklı nefesi dudaklarıma fırtınalar getirdi. “Verir miydi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayal âleminde yaşama, Alaşan,” dememle sesimdeki sarmaşıklar gevşedi ve parmağımı kaldırıp yavaşça çene gamzesine vurdum. “Beni ne zaman gafil avlamaya çalışsan, kazdığın her kuyuya önce kendin düşüyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önemli olan ben düştükten sonra arkamdan o kuyuya atlaman zaten. Atlıyor musun?” Birden çenesine vurduğum parmağımı dişlerinin arasına alıp ısırdı ve parmağım ağzındayken fısıldadı. “Atlıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapıyorsunuz ulan, küçük ayının psikolojisi bozuldu,” dedi Yunus Emre, birden ona bakmamla, içki şişesi dudaklarına çok yakın hâlde donmuş olduğunu ve Yunus’un yüzünde boka bakıyormuş gibi bir ifade çizili durduğunu gördüm. “Tiksinç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Git başka yerde otlan, hadi,” dedi Kartal, parmağımı ağzından çıkarıp gözlerini Yunus’a çevirerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus, parmağını birdenbire içki şişesinin deliğinden içeri sokup konuştu. “Bilmem...” Gözlerini kısıp alt dudağını ısırdı, bu bana birden kahkaha attırmıştı. “Verir miydi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapıyorsun lan sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus, kısık gözlerle içki şişesinin deliğine bakarken bize bakmadan fısıldadı. “Parmağım ağzındayken de sevgiliyiz...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konu amacından sapmaya başladı...” Gözlerimi Kartal’a çevirdim. “Çok mu içti acaba?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben çok içerken de siz sevgilisiniz, Lavin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya ama ayıptır ya, bu kadarı da karaktersizlik, şerefsizliktir,” dedim birden yükselip, ona doğru dönerek. “Bu kadar da seviyesizlik, terbiyesizlik olmaz ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne diyorsun ulan, benim parmağım mıydı Kartal’ın ağzının içindeki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben mi soktum ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin sokan sen olursan bu hikâyenin gidişatı değişir kanka,” dedi Yunus irkilerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, “Bana mı sokuluyor?” diye sorunca, Sahra’nın arkadan kahkaha atarak Yunus’un beline sarıldığını görüp gözlerimi beyazı görünene kadar devirdim; gelmişti baş belası.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin, n’aber?” diye sordu Sahra, Yunus’un belinin arkasından bana bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gider misiniz ya? Ben yeni yıla kan dökerek girmek istemiyorum çünkü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cık,” dediler aynı anda dudaklarını uzatarak. “Gitmeyiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama siz hep benimle uğraşıyorsunuz ya, bu kadarı şerefsizliktir,” dedim ve Kartal’a baktım. “Sen de asla bir şey deme, bizimle dalga geçiliyor, görmüyor musun ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Altın kahve gözler bir süre yüzümü izledi ve sonra masum masum, “Benim hoşuma gidiyor...” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizimle dalga geçilmesi mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözleri bendeydi, hiç benden geri çekilmedi. “Onlarla arandaki ilişki.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus, “Ve senin sevgilin olması...” diye ekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gidiyorum ben,” dedim birden geri çekilerek, sırıtarak beni izlemeye devam ediyorlardı. “Bira içeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonra da Kartal’la çam ağaçlarının diplerine işeyecekler,” dedi Yunus, Sahra’nın kulağına eğilerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımdaki tebessümün sebebi aslında onlarla aramızda olan ilişkiydi, bu doğruydu. Onlardan uzaklaşırken, hatta Kartal’ın kollarından sıyrılırken bile o gülümseme dudaklarımdan silinmemişti. Kendimi uzun zaman sonra yeniden bir çatının altında, sıcak bir yuvanın içinde, babam ve annemin de oturduğu bir yemek masasındaymışım gibi hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yabancı bedenlerin varlığı bir an için zihnimden uzaklaşarak silindi, gözlerimi yabancı yüzlere yalnızca dokundurdum ama uzun süre onlarda bekletmedim. Bira dolu fıçılara ilerlerken bir arkadaş grubunun dikkatli bakışları üzerimdeydi, bana baktıklarını her ne kadar çok net hissetsem de gözlerim onları bulmadı ve fıçının yanındaki küçük sehpaya üst üste dizilerek koyulmuş pet bardaklardan birini alıp, fıçının her an kopacak gibi görünen küçük musluğunu çevirdim. Başta bira akmasa da birkaç saniye sonra beyaz bir köpük yığını bardağımdan içeri düştü ve arkasından alkol hızla bardağımı doldurmaya başladı. Bardağı ağzına kadar doldurduktan sonra küçük vanalı musluğu yavaşça çevirerek kapattım ve kafamı kaldırıp etrafıma baktım. Arkadaş grubunun gözleri artık bende değildi, kimse bana bakmıyordu, biradan bir yudum aldığımda düşündüğüm olduğum yer değil, olduğum kişiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun zamandan sonra ilk kez kabuğumla değil, derimle buradaydım; tenimde soğuğu da hissediyordum, Kartal’ın dokunuşlarını da... Her şeyi kabuğumdan öte, benliğimde, ruhumda hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biranın köpüğünün acı tadı damağıma yayılarak anlık yüzümü buruşturmama neden oldu, yudumumu yutmamla birkaç çift gözün tekrar beni kafeslediğini hissettim ve küt, kahverengi saçları olan bir kızla, o kızdan epey uzun olan kaslı ama zayıf bir adamın yan yana durmuş beni izlediklerini fark ettim. Kızın üzerinde beyaz bir elbise vardı, deri ceketiyle bedenini belli ölçüde kamufle etmiş olsa da ince bacaklarında çorap olmadığı için üşüdüğüne emindim; adam, kırmızı bir oduncu gömleği giymişti, kot pantolonunun cebindeki ellerini çıkarmadan sadece bana odaklı bir şekilde beni izliyordu. Rahatsızlık hissiyle biramdan bir yudum daha alarak onlara arkamı döndüm ve kalabalığın içinde Kartal’ı aramaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal ileride, çam ağacının altında duruyordu, bir bacağını dizinden kırmış, ayağını ağaca yaslamıştı ve hemen önünde uzun boylu, fit görünümlü sarışın bir adam dikiliyordu. Kartal’ın yüzünü görüyor olsam da adamın sırtı bana dönüktü. Biramdan bir yudum daha alıp tam bir adım atacakken, beni izleyen ikilinin bana doğru ilerlediklerini fark edip bakışlarımı sert bir fırtına gibi onlara çevirdim. Kız bir an duraksar gibi olup hemen yanında duran adama kafasını kaldırarak baksa da adımları sekteye uğramadı ve adamdan güç alıyormuş gibi yürümeye devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Madem geliyorlardı, demek ki söyleyecek ya da soracak bir şeyleri vardı. Sorabilirlerdi, buradaydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kız, kısa, omuzlarının biraz yukarısındaki kahverengi saçlarından bir tutamı kulağının arkasına itince kulağını saran ejderha küpesi dikkatimi çekti, ardından tekrar kıza baktım ve içleri iri, çekik, kahverengi gözlerle karşılaştım. Gözleri bendeydi. Hisler gözlerinin uzağındaydı, bana olması gerektiği gibi, yani bir yabancıya bakması gerektiği gibi bakıyordu ama zihnini meşgul eden sorular olduğu da apaçık belliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba,” diyen yanındaki adam oldu, adamın cızırtılı sesi müziği bastırarak zihnime dolduğunda kafamı kaldırıp bakışlarımı uzun boylu adamda sabitledim. Adamın yüzünde düşmanca bir ifade yoktu ama dostça baktığı da söylenemezdi. “Hangi bölümdendin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Herhangi bir bölümden olmam mı gerekiyor?” Kaşlarımı yavaşça yukarı kaldırarak sorduğum soru adamı bir an duraksattı, gözlerim küt saçlı kıza çevirdiğimde kızın gergin bir şekilde bordoya boyalı dudaklarını yediğini görmüştüm. Neler olduğunu anlamaya çalışarak tekrar adama baktım ve bana vermesi gerektiği bir cevap olduğunu ona hatırlatmak ister gibi biçimli, açık renk kaşlarımı sertçe çattım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle demek istemedim, hepimiz aynı okuldanız ama seni hatırlayamadım, o yüzden sormuştum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni hatırlamaman normal çünkü beni tanımıyorsun ve sizin okulunuzdan değilim,” dedim yavaşça ama sesim her ne kadar ılık olsa da meydan okuduğumu anlamamasının imkânı yoktu. Ondan rahatsız olduğumu anlamış gibi kaşlarını kaldırıp büyük avucunu ensesine attı, mahcup gibi göstermeye çalıştığı bakışlarında hoşuma gitmeyen bir alay da vardı şimdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman bizim okuldan birilerinin arkadaşısın ya da bu civarda oturuyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buraya henüz yeni geldim, beni bira fıçısının önünde görmediğine de hemen hemen eminim. Bence kimle geldiğimi zaten biliyorsun ve seni buraya kadar getiren de o kişinin kim olduğunu bilmen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam bir an hiç tepki vermedi. Küt, kahverengi saçların sahibiyse iri gözlerini belli bir noktaya sabitlemiş, o noktayı izlerken son derece sessizdi. Hissettiğim gerginliği dışa vurmamaya çalışarak ağırlığımı bir bacağıma verip, biramdan bir yudum daha alarak kendimi gevşetmeye çalıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru,” dedi sonunda adam. “Seni Kartalların yanında gördük, merak ettik. O gruptaki herkesi tanıyorduk, sen haricinde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarım yumuşadı ama dudaklarımdaki kıvrım alaylarla bezeliydi. “Ne güzel, artık beni de tanıyorsunuz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adamın siyah kaşları havalandı, dudaklarını yaladıktan sonra uzun köpek dişlerini sergileyerek sırıttı. “Adını söylemedin ama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Artık yüzümü biliyorsun, bu beni bundan sonra her gördüğünde tanıyacağını gösterir, isme gerek var mı?” Sesim her ne kadar nazik çıkıyor olsa da cümlelerim onu hedef alan kurşunlar gibiydi. Başını yavaşça aşağı yukarı sallarken alt dudağını ağzının içine alarak emip sinirleri bozulmuş gibi güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben Ecem,” dedi kız birden elini bana doğru uzatarak. “Arkadaşım da Tuğberk. Güzel kadınlarla nasıl tanışması gerektiğini bilmediği için onun kusuruna bakma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba, Ecem,” dedim kıza elimi uzatmadan, onda beni iten bir şeyler vardı, sadece onda değil, Tuğberk’te de itici bulduğum bir şey vardı ve bu duygu her neyse, beni ikisinden uzak durmaya itmişti. Sadece birkaç saniye içinde onlara olan tavrımın böyle net olması onları afallatsa da bunu umursamadım; ben her zaman hissettiği gibi hareket eden taraf olmuştum. “Arkadaşın adına çeviri yapman çok hoş ama basit numaraları da çok kolay anlayabiliyorum. Bana sormak istediğiniz bir şey var mı?” Gözlerimi pet bardağımdaki biraya indirdim. “Çünkü köpüğü bitmeden Kartal’ın bir yudum alması gerek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem bir an duraksadı, şaşırmış gibi görünüyordu, Tuğberk ise sadece izliyordu, mimikleri yoktu. Ecem’in aramızda havada duran eli yavaşça aşağı inince, “Sanırım yok?” dedim sorar gibi. “İyi eğlenceler, çocuklar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem, “İyi eğlenceler,” dedi sadece ama sesi artık donuktu, ona gösterdiğim tepki ona durması yeri hatırlatmış gibi görünüyordu. Bunu umursamadım. Basit oyunlarla benden cevaplar almaya çalışmaları bana sadece ucuz bir gençlik dizisindeymişiz gibi hissettirirdi ve benim bu taraklara bez olmaya niyetim gerçekten yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Topuklarımın üzerinde dönerek o tuhaf ikiliyi arkamda bıraktığımda bile içimden bir ses onlardaki rahatsız edici auranın benim kuruntum olmadığını söyleyip duruyordu. Başımı iki yana sallayarak adımlarımı hızlandırdım, alevlerin yükselmesiyle dans etmeye başlayan gençlerin yanlarından kayarak geçerken, kalabalıkta beni aradığını fark ettiğim altın tozu döken gözlerin kadrajına girdiğim an, Kartal’ın yaslı durduğu ağaçtan kendini ileri doğru iterek ayrıldığı andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geniş omuzlu bir kıza çarpıp, “Pardon,” diye mırıldanarak kızdan uzaklaştım ve hemen Kartal’ın yanına ulaşıp, gözlerimi ona çevirerek elimdeki bira bardağını ona uzattım. Bardağı benden alırken dudaklarındaki o görünmez kıvrım dikkatimi dağıtmıştı, biradan büyük bir yudum aldı ve gözlerini sarışın adama çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam başını bana doğru çevirdiğinde ve başıyla selam verdiğinde onun yüzünü daha net gördüm. Sanki yoğun ışıklı bir ortamdaymışız gibi göz bebeklerimin küçüldüğünü hissettim. Onun mezarlıktan ağlayarak çıkarkenki dağılmış hâlini hatırladım. En önemlisi de onun aslında kim olduğunu hatırladım ve yaramın üzerinde sıcak demir geziyormuş gibi ürperdim. Bu yara, sırtımdaki yara değildi. Sertçe yutkunup başımı sallayarak onu selamladığımda, onun da gözlerinde beni tanıdığına dair bir pırıltı görmüştüm.  

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, “Şu an acilde misin yani?” diye sordu adama. Adam, yuvarlak yakalı tişörtünü karın tarafından tutup yavaşça silkeler gibi sallayarak gözlerini devirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ameliyathanede bile benim kadar kan görmemişsindir ya da ayılma odasında saçmalayan hastalar bile bir hasta yakınından daha çok saçmalamamıştır. Bezdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal başını iki yana sallayarak ölçülü bir şekilde güldü. “Acili biliyorum, bir dönemi orada geçirdim,” dedi, bir an onu orada, bir acil serviste, hastalara yardımcı olurken, beyaz önlüğünün içinde düşününce durup sadece yüzünü izlemeye başladım. Onu izlemek, bir nebze de olsa yanımızdaki adamın varlığının ağırlığını unutmamı sağladı. “Kulağı şavlayan amcalarla uğraştım. Kulak şavlaması, evet.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimde olmadan kıkırdayınca gözleri beni buldu, kısaca bende kaldı ve sırıtarak tekrar arkadaşına döndü. “Amcaya neyi olduğunu sorduğumda, kulağını tutarak kulağında bir şavlama olduğunu söylüyordu. Enteresan vakalar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kanka ne diyorsun ya? Bana bir aydır hep bir teyze geliyor, her gece ama. Bir serum taktım, iki serum taktım ama kadının tahliller mis. Senden benden sağlıklı. En sonunda oğlunu çağırdım, dedim bakın annenizin bir şeyi yok ama psikiyatr bölümünden bir arkadaşıma yönlendirebilirim. Adam mahcup bir şekilde bana dedi ki: Annem eşimle ayrılmamı istiyor, geceleri eşimle odaya kapanmayalım diye her gece fenalaşmış gibi yapıyor... Çocuk yapmalarından korkuyormuş kadın, hiç ayrılmazlar diye...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi numara ama uzun vadede tutmaz,” dedi Kartal başını iki yana sallayarak gülerken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baban nasıl lan bu arada? Babanın asistanı olmak için her şeyi verirdim biliyor musun? Çok ballısın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiçbir zaman babamın asistanı olmadım, Alper,” dedi Kartal, sesinin ciddileşmesi beni duraksatsa da onları dinlemeyi sürdürdüm. Alper. “Hem sen babamın asistanı olsan, şu an kendini acilde doktorluk yaparken bile bulamazdın, ambulans hemşiresi olabilirdin belki. Bir ihtimal.” Güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zor ama alanının kralı,” dedi Alper, gözleri bana kaydı. “Seni bir yerden hatırlıyorum sanki.” Hatırladığına nedense emindim. “Telefonda anlattığın abla değil mi bu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Abla mı?” Alper’e garip garip baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yenge falan sana gelmez belki diye abla diyorum,” dedi Alper gülerek. “Abla da mı gelmedi? Tamam, yenge olsun. Alper ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini bana uzatınca, birkaç saniye duraksayıp yavaşça elini sıktım. “Lavin. Adını Sahralardan da duymuştum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarında küçük bir gülümseme oluşmuştu ama bu gülümseme çok çabuk kaybolmuştu. Belki o beni gerçekten sima olarak hatırlıyordu ama ben onun ismini de kim olduğunu da bana acı veren bir hatıra gibi hatırlıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vallahi o ya...” Alper, heyecanlanarak Kartal’a döndü. “Nasıl yani kardeşim, evlendiriyor muyuz yoksa seni?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin ağzını sikeyim,” diye homurdandı Kartal ağzının içinden. “Bir sus da sus.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Reis, vermemem gereken yerden mi spoiler verdim?” diye sorarken dişlerini gösterip kaşlarını kaldırdı, pot kırdığını belli eder gibi bir ifade takındı. “Olsun ama ya, ileride evleneceğin kadından utanacak değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden elimde olmadan yanaklarımın içini ısırdım. Zihnim sınırsız bir okyanus gibiydi; içinde en büyük hazine sandıkları da vardı, yüzgecinden ölüm damlayan canavarlar da. Bazen o canavarları tek bir mızrakla avlayan kişi Kartal oluyordu, onları öldürüyordu ve okyanus kana bulanıyordu; bazense yine o mızrağı okyanusun dibine saplayarak hazine sandıklarına doğru yüzüyordu ve her bir mücevher, yine onun ellerinde parlıyordu. Alper’in söyledikleri beni belki utandırmamıştı ama zihnimin özüne indiğimde, bunun gerçek olabilme düşüncesi damarlarımda lav akıyormuş gibi hissettiriyordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal bir cevap vermedi, belki de yüzüme oturan ifade onu bir yorum yapmaktan alıkoymuştu. Alper, konuyu olduğu yerden dışarı çıkarmak istiyor gibi, “Yunus’u gördüm bro,” dedi durgun bir sesle. “Elinde bir şişe, gömleği falan dağılmış, saçları gömleğinden dağınık, ortada sallanıyordu. Toparlayamamış be kendini.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Toparlayamadı,” dedi Kartal. “Toparlamaya da hiç çalışmadı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Leyla değil mi ya?” Alper, dudaklarını aşağı doğru büküp derin bir nefes aldı ve başını yavaşça sallayıp gözlerini yere indirdi. “Yazık oldu ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece ona mı yazık oldu, Alper?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yazık ki ne yazık.” Kartal yutkununca gözlerimi yere indirdim, arkada ormana yayılan müzik birden beni içinden dışarı attı; zihnimde hep aynı şarkının sözleri dönmeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Leyla erken gitti, arkasında da şu çocuğu bıraktı,” dedi Alper, elini yeniden tişörtünün ortasına götürüp tişörtü yavaşça öne doğru çekiştirerek üzgün bir ifadeyle Kartal’a baktı. “Güzeldiler ya. Valla bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yunus’tan atlatmasını beklemek biraz da bencillik olurdu, Alper, biliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper gülümsedi, bu buruk bir gülümsemeydi, gülümsemesi sandal kahvesi gözlerine ulaştığında bile hüznü hissettiriyordu. Ona bakarken içim, Yunus’a bakarkenki gibi burkuldu. Hatta Toprak’a bakarkenki gibi… “Oğlum belki bencillik diyeceksin, bilmiyorum da Leyla’dan başkasını da sevmesin ya. Yunus ya. O bizim Yunus, Leyla’nın Yunus’u. Düşünemiyorum, düşünmek istemiyorum. Kötü abi ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ruhum öyle derin bir yere batmıştı ki, elimi kalbimin içine sokup kalp atışlarımı parmak uçlarımda hissetsem de yine ellerimi göğüs kafesime soktuğumda ve derinlere ittiğimde ruhumu bulup ona dokunamazdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısın,” diye fısıldadığımda Alper’in bakışları bana çevrildi, dudaklarında hafif bir tebessüm belirmişti. “Ben de Yunus’u başkasını severken düşünemiyorum. Üstelik onu Leyla’yı severken hiç görmediğim hâlde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sözlerimin altında yatan anlamlar ona ne hissettirdi bilmiyordum ama derin bir nefes aldırmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyse ya, gideyim ben biraz Burak’a falan salça olayım.” Elini Kartal’ın omzuna atarak sertçe sıktı. “Ara beni, dinlerim her türlü sıkıntını, biliyorsun...” Pis pis sırıttı. “Hani olur da uyumazsa seninle, bu yüzden uykun kaçar da sinirden küfredecek insan arayıp sonra beni ararsan yine, dinlerim küfürlerini...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alper...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canım,” dedi Alper avuçlarını Kartal’ın yanaklarına bastırarak. Kartal onun elini iterken gülmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi git lan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzme kardeşimi,” dedi Alper bana yandan kötü kötü bakarak. “Uyutmamak falan, duymayacağım yenge... Koy ayağına bir yastık, yatır şunu salla...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsedim. “İyi fikir bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dandini dandini dastana,” dedi Alper tekrar ellerini Kartal’ın yanaklarına uzatıp yanaklarını avucunun içinde kıstırarak. “Danaya bak danaya...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan oğlum, sevmiyorum el kol hareketlerini, yapma şunu ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi be, gidiyorum ben, Burak’ı bulup yer elması Sahra’yı delirteyim biraz da...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper bizden uzaklaşana kadar konuşmasak da, gözden tamamen kaybolduğunda bakışlarım artık Kartal’daydı. Dudaklarım hafifçe yukarı kıvrılmış bir hâlde olduğundan, Kartal kaşlarını çatarak dudaklarıma baktı. “Ne gülüyorsun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benimle uyuyamayınca sinirlenip arkadaşlarını mı arıyorsun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana gözlerini kısıp kötü kötü baktıktan sonra, “Ne ilgisi var?” diye savunmaya geçti. “Alakası bile yok, göt ağızlılık yapıyor işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevdim onu,” dedim. “İyi biri.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İyi biri. Peki kendisi şu an nasıldı? Gösterdiği kadar iyi mi hissediyordu? Karnımda oluşan ağrıyı belli etmemek için Kartal’ın gözlerine odaklanmaya çalıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu sevebilirsin,” dediğinde duraksadım. “O benim en yakın arkadaşlarımdan biridir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı yavaşça salladım. “Ve sen benimle uyuyamayınca arayıp ona küfrediyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alt dudağını dikkat dağıtıcı bir şekilde yalayıp, “Öyle olmasını istiyorsun herhâlde, Lavinia?” diye sordu baştan çıkartıcı bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle olduğunu kulaklarımla duydum ve adım-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin,” diye böldü beni. “Adın bu. Üzerime bir çığ gibi düştüğünde, adının bu olduğunu kanıtlamıştın zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzerine düşen çığ demek?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzerime düşen çığ,” dedi başını aşağı yukarı, ağır ağır sallayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir nefes usulca kulak boşluğuma aktı ve o tanıdık ses fısıldadı: “Sen onun üzerine düşen çığken bile sevgilisiniz...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay artık bırak peşimizi ya,” diye çemkirdiğimde, Yunus alkollü sesiyle güldü ve alkolün kokusu etrafa dağılarak güçlendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“N’apıyorsunuz ?” dedi Yunus sinir bozucu bir alkol gülümsemesiyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kardeşim, bir salacak mısın artık bizi? Sadece soruyorum,” dedi Kartal, sakin gözlerle Yunus’u izliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alper mi ben mi? Hemen cevap ver, üç saniyen var. Üç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duymuş,” dedim gözlerimi kısarak. “Alper için en yakın arkadaşım dediğini.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus birden gözlerini iri iri açarak, “Öyle mi dedi?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yo, demedi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle dedi dedin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demedi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dedi dedin, öyle dedi dedin, duydum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen sarhoşsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sarhoşken de sevgilisiniz.” Gözlerini kıstı. “Benden daha mı yakın arkadaşıymış? Hemen cevap vermezsen tüm bu kafana kakmalarımı beşle çarp, o kadar çok kakacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dedi,” dedim birden çat diye.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan hiç bu kadar kolay harcanmamıştım,” dedi Kartal şok içinde. “Dedim ama en yakın arkadaşlarımdan biri dedim, öyle demedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus, sütümü helal etmiyorum sana, Lavin’le konuşuyorum ben şu an.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana sütünü mü verdin sen geri zekâlı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Okul hayatın boyunca çikolatalı sütünü kim aldı lan senin, nankör köpek?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de sana çilekli aldım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aldığını mı konuşuyorsun lan sen?” Yunus ona kötü kötü baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen konuşmuyor musun şu an?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“He he, sen git Alper’e çikolatalı Kido al.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Almadım ben Alper’e Kido.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen Alper’e Kido aldın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Almadım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aldın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Almadım. Kanıtla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alçak puşt.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne o?” diye sordu Kartal alayla. “Beni mi kıskandın sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden kıskanacakmışım seni ben? O beni kıskansın senden,” dedi Yunus, içki şişesini kafasına diktikten sonra çenesinin kenarından taşan içkiyi umursamadan konuşmaya devam etti. “O en yakın arkadaşlarından biri, bense senin en yakın arkadaşınım...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, Yunus’u delirtmek istiyormuş gibi, “Öyle misin?” diye sorunca, Yunus içki şişesini ağzına değdirmeden hemen öncesinde kaşlarını sertçe çattı, şişeyi dudaklarına sürterek geri çekip Kartal’a dik dik bakmaya başladı. “Bu kadar büyütme... Gerçi sen okulda da Alper’i kafaya çok takardın, doğru.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne takardım ben be Alper’i kafaya?” diye çemkirdi Yunus birdenbire. “Takmazdım ben Alper’i falan kafaya. Senden istediğim şapkayı bana vermediğin günün gecesi onun kafasında gördüğümde bile takmadım ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kadar da takmayan bir adam,” dedim elimi omzuna koyup yavaşça sıkarak. “Bu kadar vurdumduymazlık da olmaz...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kolunu yavaşça kaldırıp indirerek elimi düşürdükten sonra bana kötü kötü baktı. “Yerinde olsam ayrılmazdım Kartal’ın yanından, burada gördüğün on kızın sekizinin gözü bundaydı, bil diye diyorum...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok kısa bir an için bu durum beni duraksatsa da ifademin bozulmasına izin vermedim, sakince Yunus’a baktım ve “Umurumda değil,” diye mırıldanıp gözlerimi kalabalığa çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen kendimi çok çıkmazda hissettiğim olurdu. O kadar evim yoktu ki, girdiğim tüm sokakların sonu yalnızlığa çıkardı ve yuvası olmayan birinin zamanla sığındığı tek şey yalnızlığı oluyordu. Şimdi yalnız değildim, şimdi bir yuvam var gibi hissediyordum ama hâlâ sokak sokak evimi arıyormuşum hissi göğsümde var olan bir ağrı gibiydi; beni terk etmiyordu hiç. Kartal’ın geçmişinin iyi olsun kötü olsun, bir şekilde önüme geleceğini en başında da biliyordum ama şimdi o geçmişin direkt olarak ortasında olmak, tüm sokaklara döktüğüm gözyaşlarının tükettiği gücümün cenazesini kaldırıyormuşum gibi hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal ve Yunus Emre’nin Alper ile ilgili münakaşası bir süre daha devam etmiş, bu süreç geceye yayılarak hafiflediğinde alkolün dozunun artmaya başlamasıyla, dans eden bedenlerden uğultular dökülmeye başlamıştı. Saat kaçtı bir fikrim yoktu, oturacak hiçbir yer de olmadığı için ayaklarım şimdiden ağrımaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal’ın beni belimden kavrayarak kendine yasladığı saniyeler, ortamın bir alev misali göğe yükseldiği saniyelerdi. Nefesinden yüzüme dökülen sıcak biranın kokusu midemi bulandırmamıştı, aksine kendimi tam da olmam yerdeymişim gibi hissettirdiğinden ona yaklaşmıştım. Kollarım onun boynunu sardığında artık zaman bizim için daha hızlı akıyordu. İki dudağının arasına bir sigara sabitleyip, bir eli hâlâ bedenime sarılı hâldeyken sigarasının ucunu çakmaktan fırlayan alevle tutuşturdu ve çakmağı cebine atıp sigarayı tüttürerek elini belime yasladı. Gözlerini kısmasına neden olan duman ikimizin arasında yükselerek dansını devam ettirmeden göğe karıştığında, ensesine sardığım kollarımdan birini çözüp dudaklarına sabitlediği sigarayı narin belinden kavrayıp ağzından aldım. Sigarayı kendi dudaklarıma götürmemle, bir deklanşör sesi duydum ve patlayan ışık tenimden aşağı yağmaya başladı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan Sibelay’ın kahkahası zihnimi doldurdu ve ardından bir ışık patlaması daha beraberinde deklanşör sesini zihnime taşıdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mükemmel görünüyorsunuz çocuklarım!” dedi Sibelay, dudaklarının arasında bir sigarayla zıplarken, sesi dudaklarındaki sigaranın ağırlığından dolayı komik çıkmıştı. Siyah saçları dağılmış, alnı bir suyun yüzeyini anımsatırcasına ter içinde kalmıştı. Neslihan, çenesini Sibelay’ın omzuna yaslayarak Sibelay’ın çektiği fotoğraflara baktı ve parmağını havaya kaldırıp onay işareti yaptıktan sonra gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok iyi fotoğraflar!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sigarayı dudaklarımdan uzaklaştırırken Kartal’a tamamen sokuldum. Bu kadar insanın içinde beni dibine kadar çekip, kollarını bana sarabiliyordu ve bu insanların tamamı onun geçmişine ait yapboz parçalarıydı. Şimdi o tamamlanmış bir yapboz bütünü gibi onların karşısındayken, bir zamanlar onu bütün yapan tüm yapboz parçaları onun uzağında sadece onu izliyorlardı. Dudaklarımın arkasında biriken dumanı usulca Kartal’ın yüzüne bıraktığımda, bakışları tam anlamıyla bana sabitliydi ama gözlerine yayılan ifadelerden tam olarak ne kestirdiğini anlayabilmek mümkün gelmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kardeşim, içmeden olmaz, içmeden olmaz!” diye bağırarak aramıza giren Alper’in iki elinde de büyük, cam bira bardakları vardı, onları kulplarından kavramıştı ve bardaklar öyle çok doluydu ki, her an dökülecek gibi görünüyorlardı. Alper kollarını tamamen havaya kaldırınca tişörtü yukarı sıyrıldı ve bedeni büyük ölçüde çıplak kaldı. Ağzının kenarından aşağı sarkan sigaranın ucunda uzayan kül, her an kopup düşecekmiş gibi duruyor, Alper her konuştuğunda sigara dudaklarının ucuna kadar taşınıyor ama bir türlü yere düşmüyordu. “Götür götür götür!” Bardaklardan birini elime tutuşturunca bardağın ne kadar ağır olduğunu fark edip Kartal’ın ensesinde duran elimi başına doğru bastırdım. “Bunu kime ateşleyeyim ablalar? Gidip yenisini çorlayacağım, pet bardaktan içemiyorum, idrar testini hatırlatıyor bana. Aman aman, yandık ya!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya iğrençleşme, bir insan hiç mi değişmez?” diye homurdandı Sahra. “Ben de istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir ses mi geldi?” Alper etrafına bakındı, ardından kafasını aşağı indirip Sahra’ya bakıp şaşırmış gibi yaptı. “Sen miydin ablacığım, az sesin çıksın, kaç senedir ata ata bir buçuk santim mi attın? Hadi bakayım, Burak çorlasın sana ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hiç değişmemiş, hâlâ aynı pislik,” diye homurdandı Sahra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, “Sahra, hiç aklıma gelmezdi bunu söyleyeceğim ama ağzın bal yesin, sen çok haklı bir çocuksun,” dedi Alper’e kıl kıl bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geldim geleli bana bir madileniyorsun, kötü kötü bakıyorsun, anlamıyorum sanma...” Alper parmağını yavaşça salladı. “Ne oldu Yunus’um, aramıza kara kedi mi girdi ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benimle konuşma, varlığından mutlu değilim.” Yunus kafasını çevirip şişesinden büyük bir yudum aldı. “Salak insan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aa, ne yaptım ben buna ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sussun,” dedi Yunus bana bakarak. “Şu an tek muhatabım sensin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Susacakmışsın,” dedim sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yengeciğim, bir dur sen de ya, aile faciası falan...” Alper gülerek avuçlarına Yunus’un yanaklarına koyunca Yunus, The Exorcist filmindeki turuncu saçlı, içine şeytan giren kız gibi baktı Alper’e. “Benim güzelim, özlemedin mi beni hiç sen? Kardom benim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elini çek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper, Yunus’un yanaklarını tamamen avuçladı. “Kim geriyor kardeşimi ya, söyle yakayım bu ormanı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen geriyorsun,” dedi Yunus düz düz bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi de kanka ne yaptım ki sana ben?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elini bir çek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper, Yunus’un yanaklarını avuçlamaya devam etti. Bir süre bakıştılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bakışmanın sonunda ya öpüşmemiz gerekiyor ya da şişeyi kafana vurmam gerekiyor. Ben ikinciye çok meyilliyim şu an,” dedi Yunus yine düz düz bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzüyorsun beni Yunus’um, darılıyorum kardeşim,” dedi Alper başını yavaşça aşağı yukarı sallayıp, ellerini geri çekerek. “Ben bizi biralamaya gidiyorum kankalar, uçmasın mı bu gece buralar ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevimsiz seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yunus, ne istiyorsun birader benden?” Alper, sinirleri bozulmuş gibi güldü. “Getirmem sana bira...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Getirme, benim içkim var. Birayı sizin gibi kılıksızlar içer. Ben gidiyorum.” Yunus Emre arkasını dönüp kalabalığa doğru yürümeye başlayınca, Kartal başını iki yana sallayarak güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“PMS dönemindeki hatun gibi, karanlık gibi çöktü üzerime ya,” dedi Alper gülerek. “Hâlâ aynı Yunus, bu bizim öğrenci evinde de beni deterjanlı kahveyle zehirlemeye çalışmıştı. Ben hâlâ yanlışlıkla olduğuna inanmıyorum o olayın kanka. Bildiğin bulaşık suyuyla kahve yapmış bana, finallere çalışıyorduk. Kartal midemi yıkatmaya götürdü diye kapıyı kilitlemiş, yatmış uyumuş, bir geldik kapılar kilitli, arıyoruz açmıyor da...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonra Leyla’yı aradık,” dedi Kartal buruk bir gülümsemeyle. “Leyla sadece ‘kapıyı aç’ diye bir mesaj çekmiş buna, on saniye içinde kapıyı açmıştı. Yeni uyanmış numarası yaparak... Uyumuyordu ama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Leyla ya,” dedi Alper yavaşça yutkunup gözlerini boşluğa indirerek. “Canımızdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hâlâ öyle,” dedi Sibelay, gözlerini gökyüzüne kaldırdı. “Hâlâ canımızsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi gökyüzüne kaldırmamla, bir ışık kütlesi hızla kayarak geçti ve kalbimin hızlandığını hissettim. Gözlerimiz Sibelay ile aynı anda birbirlerine takıldı ve donuk bir şekilde birbirimize bakakaldık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yıldız kaymıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce biramdan bir yudum aldım, Kartal bana biraz daha yaklaştı ve belime dokundu. Şahit olduğumuz o ânı görmediğine emindim ama çok kısa gözlerim boşluğa daldığında, gözyaşları sanki bana Kartal’ın tenime sinen nefesi kadar yakındı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper çok kısa sürede hepimiz için bira getirmişti, büyük bira bardaklarında içmek, pet bardaklarda içmekten daha keyifliydi kesinlikle. Varillerden yükselen alevlerin şiddeti, müziğin de ritmini arttırdı ve yanımıza uğrayıp kalabalığa karışan her insanın yüzünü zihnime hapsetmeye başladım. Yunus da yanımızdaydı, artık elinde bir şişe yoktu, bir bira bardağıyla sadece dans eden bedenleri izliyor, bazen muhabbetimize katılıyor, bazen sadece sessizce gözlerini çevirdiği bir boşlukta tüm düşüncelerini idam ediyormuş gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper bir beni, bir Sahra’yı, bir Sibelay’ı kendi etrafımızda döndürerek bizi zorla dans ettiriyordu ama sadece birkaç saat içinde ona kanım kaynadığından onun bu yakınlığını garipsemiyordum. Yunus Emre ve Kartal’ın aksine, Alper çok hayat dolu, tarz olarak onlardan tamamen uzak biriydi. Onca şeyden sonra nasıl böyle kalabilmeyi başarmıştı? Görünüş olarak bakıldığında Burak ile daha yakın arkadaşlar olabileceği düşüncesi kafamda var etmiş olsa da Kartal’ı kendine en yakın gördüğü her hâlinden belli oluyordu. Ortada yanan koca ateşin etrafında ellerimizde büyük bira bardaklarıyla dans ederken Kartal’ın gözleri hep üzerimdeydi, olduğu yerde dikilmiş ya sigara içiyor ya içkisini yudumluyor oluyordu ama her ona baktığımda bakışlarıyla karşılaşıyordum ve gözlerinde kendi yansımama denk geliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok geçmemişti ki, yükselen alevlerin dalgası bedenine yayılan Alper, tişörtünü yakasından tutup yukarı çekmiş, bir süre havada bayrak gibi salladığı tişörtü bir kenara fırlatmış ve altında sadece kot pantolonla deli gibi ter içinde dans etmeye başlamıştı. Alper öyle bir adamdı ki, etrafında onun yakını olsun ya da olmasın herkesi havaya sokmuş, birkaç saniye içinde herkes çığlık çığlığa bağırarak bardaklarını birbirine vurmaya, zıplaya zıplaya dans etmeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yengeler, bu yıl var ya bu yıl, geçen sene belamızı siken ne varsa, bu yıl biz onun belasını var ya ateşler içinde yiyeceğiz, valla bak!” Alper zıplaya zıplaya Kartal’a doğru koştu. “Bırak lan ciddiyeti, ciddiyet hastane koridorlarında. Kopacağız, hadi Karto!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan hadi yürü git,” dedi Kartal başta, sonra bira bardağını kaldırıp yavaşça bize doğru gelmeye başladı ama estetik bedeni çoktan dansın ateşiyle sarılmaya başlamıştı bile. Bir an gözlerimi ondan asla uzaklaştıramayacağımı sandım. Ona bakınca kalbim göğsüme yaklaşıyor, göğsüm kalbimin üzerine çöküyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus’un, Alper’e kötü kötü baktığını görünce ben de tüm cesaretimi toplayarak Yunus’u kolundan tuttum ve kendime doğru çekip, “Hadi,” dedim gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“DJ, Mahsun Kırmızıgül’den Dinle yok mu kardeşim, alevlendirsene bizi ya?” diye bağırdı Alper. “Yak bizi, mezdekelere sal bizi, hareme çevir burayı, hadi bakayım ya!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alpo, sen iste ya!” diye bağırdı genç bir adam ve hemen ardından bir ritim ormanın içine yayılmaya başladı. Alper’in istediği şarkı çalmaya başladığında, Yunus elimi yakalayıp benimle ateşe doğru ilerledi ve ritme ayak uydurarak kollarımızı havaya kaldırdık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alper bize ne yapmamızı gösteriyormuş gibi yavaşça kalçasını sağa sola kıvırmaya başladı. “Hadi!” diye bağırdı. Kartal sadece gülüyordu ama Kartal dışındaki herkes Alper’e ayak uydurmuş, arkasına geçmiş, bir dans grubu gibi aynı hareketleri yapmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi bakayım ya!” Alper dans ederken bize doğru dönüp ellerini birbirine çarpmaya, zıplamaya başladı. “Her şeyi bırakıp bir köşeye, yanmaya hazır mısınız benimle ateşlerde?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burak, göster kendini,” dedi Kartal gülerek. Kulağıma doğru eğildi, dudakları kulağıma sürttü. “Alper’le yarışırlardı hep mezdekede.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi be?” diye sordum sırıtmama engel olamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Valla yavrum.” Ellerini belime koyup ritim tutar gibi arkamda yavaşça sallanırken konuştu. “Ben seninle ateşlerde yansam olmaz mı, Lavin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Burak, birden Alper’in yanına zıplayınca Kartal’ı dikkate alamadan ikisini izlemeye başladım. Alper’le Burak birbirlerine ellerini uzatıp, birbirlerinin etrafında horoz gibi dönmeye başladılar ama bakışmaları şarkı baz alındığında epey haşin görünüyordu...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden aynı anda gözlerini gösterdiler. “Kayboldum gözlerinde,” dediler aynı anda ve kendi bedenlerine dokunarak aynı anda konuştular: “Uçurumsun sen bu bedende.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aa, ne yapıyor bunlar ya?” diye sordu Sahra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sibelay, “Ay bir dur be sen de,” dedikten sonra oynamaya devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Horoz gibi dönmeyin birbirinizin etrafında, dans istiyoruz!” diye bağırdı Kartal arkamda ellerini kaldırıp, ellerini önüme doğru getirip yüzümün son derece yakınında sertçe alkış tutarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç yıl oldu, Alper ve Burak’ın dansı hiç değişmedi,” dedi biri kalabalığın içinden ama kimdi bilmiyordum, sadece gülüyorlardı, sadece gülüyorduk; garip bir ortam vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sibel, şarkı sende ama hadi ya,” dedi Kartal neşeyle. “Mahsun kimmiş, Sibel var. Yok mu lan şu mikrofonlardan? Çeksenize bir bu tarafa.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kartal hayır ya,” dedim birden ona dönerek. “Çok bağırıyor o.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dur dur,” dedi gülerek. “Okan, mikrofon yollasanıza bir, Sibelay’dan canlı alalım bir tane kardeşim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O mikrofonu getir!” Sibelay deli gibi dans ederek adı Okan olan adama doğru yürümeye başladığında, ortamdaki herkes dans etmeye devam ediyordu. Birkaç saniye sonra mikrofondan yükselen o sinir bozucu cızırtı sesi duyuldu. Yüzümü buruşturmamla eş zamanlı olarak Sibelay’ın arkada yavaşça devam eden melodiyi takip eden sesi etrafa yayılmaya başladı. Sesini kullanarak melodiyi taklit ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sibelay, lüks kamyonetin arkasına çıkmış, kapağı aşağı indirilmiş kamyonetin üzerindeki ses sistemini arkasına almış, bir elinde mikrofon, bir eli havada ritim tutuyordu. Alper iki elini kaldırıp kalçasını sallayarak dans ederken, “Hadi Sibo!” diye bağırıyor, insanlar da daha fazla alkış tutarak Sibelay’ı gazlıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dinle, bu şarkım sana dinle!” diye bağırdı Sibelay mikrofona doğru, sesi öyle net bir biçimde dağıldı ki, birden Kartal’a doğru yaslanıp yüzümü buruşturarak güldüm. Kartal, bir elini karnıma sarıp beni kendine bastırdı. Sibelay, Neslihan’ı işaret ederek şarkısını sürdürdü. “Söyle, nasıl sevdiğimi söyle!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yılan!” Alper’in sesi, her cümlenin sonunda Sibelay’a eşlik eden bir ritim gibiydi. “Sibo!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Müptela oldum aşka seninle, kayboldum gözlerinde, uçurumsun sen bu bedende!” Sibelay bedenini sallayıp şarkısını sürdürdü. “Her şeyi bırakıp bir köşeye, yanmaya hazırım ben seninle ateşlerde!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ateş!” diye bağırdı Alper çılgın dansıyla ortada kan ter içinde kalmış hâldeyken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanmışım, sönmüşüm ellerinde!” Sibelay nefes nefese durdu ve ritmi kaçırınca, “Nını nını,” diye uydurdu. “Müptela oldum aşka seninle...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim bebeğim o, benim!” Neslihan, kamyonetin üzerinde çılgın gibi bağırarak, zıplayarak dans eden Sibelay’ı gösterirken gözleri resmen parlıyordu. “Hadi bebeğim!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğlenin çocuklarım!” diye bağırdı Sibelay ve çok geçmeden kamyonetin sarsılmasıyla Alper’in kamyonetin üzerine zıpladığını fark ettim, elimi ağzıma kapatarak gülmeye başladım. Şimdi Alper ve Sibelay sırt sırta duruyorlar, ikisi de kollarını bir öne bir arkaya atarak Petek Dinçöz misali dans ediyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gacı ateş ateş!” diye bağırıyordu Alper kendini sağa sola sallayarak ama bir yandan da aynı Petek Dinçöz pozisyonunu koruyarak. “Kız söylesene.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dinle!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırt sırtalarken bize bakarak konuşuyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızım ne dinle artık, başka şarkıya geç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hangisine?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buldum ben,” dedi Alper birden durup, parmaklarını ağzına götürerek yüksek sesli bir ıslık çıkarmadan hemen öncesinde. “Karto, kardom!” Her harfi uzatarak konuşması komikti. Ellerini bize doğru uzatıp birini çağırır gibi sallandı. “Şarkı senden, melodiyi itiyorum kanka!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne diyorsun lan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Melodiyi yakalayınca aşkın boğazından yukarı sözler olarak tırmanacak, ateş, sss!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan hadi git,” dedi Kartal gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buraya gel lan,” dedi Alper. “Okan, bak bir,” diyerek yavaşça eğilip, uzun boylu çocuğun kulağına bir şey fısıldadı ve çocuk telefonundan parçayı açarken Alper ellerini yavaşça bize doğru çevirdi. “Umbambau sari, umbambau ye!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodinin girmesiyle, bir an tanıdıklık hissiyle Kartal’a doğru döndüm. Kartal birden beni belimden tutup kendine yaslayınca, ne olduğunu anlayamadan gözlerimi Neslihan’a çevirdim. Kartal beni tekrar ittiğinde, el ele olduğumuzu fark edip elini sıkıca kavradım ve bedenlerimiz ayrılınca, Kartal gülerek, “Başağa, güneşe benzer saçının rengi!” diye bağırdı. Gözlerim iri iri açılırken, elbisemin eteği savrulacak şekilde beni kendi etrafımda çevirdi. “Denize, göklere benzer güzel gözleri!” Şimdi Kartal ile birkaç kişi daha şarkıyı söylüyordu, ben gülmekten hareket bile edemeyecek hâldeydim ama beni döndürüp duruyordu. “Serçeye, ceylana benzer ürkek yüreği! Gönlümün son durağı, genç ömrümün baharı, sevdiğim güzelin adı...” Beni birden kendine yapıştırınca yüzlerimiz birbirine çarpacak kadar yakın bir mesafede asılı kaldı. “Sarı sarı...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sarı sarı!” diye bağırdı Alper mikrofona.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sarı sarı, kimin yârı? En güzeli, benim sarım!” Kartal gülerek belimi kavrayıp beni kendine yapıştırarak yavaşça bedenini aşağı çekince, bedenlerimiz iki yılanmış gibi dolanarak aşağı doğru kıvrıldı. “Sarı sarı, sarı çiçek. Herkes yalan, sensin gerçek!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umbambau sari, umbambau ye!” diye bağıran Sibelay ve Alper’in sesi bile kahkahalarımın önünü kesmeye yetmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre birden kamyonete atlayıp mikrofonu eline aldığında, bedenimi Kartal’a bastırıp kıvrılarak dans etmeye devam etsem de onlara bakmadan edemedim. “Umbambau sevgililer, umbambau bu ikisi sevgili!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kankam!” Alper, Yunus’a sarılmaya çalışınca kısa bir boğuşma yaşandı, Yunus Emre mikrofonun kablosunu Alper’in boynuna yılan gibi doladı ve sonra birden birbirlerinin omuzlarına kollarını atıp zıplamaya başladılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dans et benimle, Ölüm Çiçeği,” diye fısıldadı kulağıma alkolün eşlik ettiği erkeksi, boğuk sesiyle. Sesi zihnime ölüm gibi yayıldığında, kasıklarımdan kalbime tırmanan depremin o sert sarsıntısını derinlerimde hissetmeye başladım. Boynumdaki çantayı çıkarıp Neslihan’a bırakırken sertçe yutkundum. Kartal beni belimden kavrayarak yükselen ateşin önüne sürüklerken, bir elini kaldırarak, “Bebe, Siempre Me Quedará,” dedi aksanıyla aklımı başımdan uçuracak bir tonlamayla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece birkaç saniye içinde, zaten beklenilen bu komutmuş gibi melodi ormanın derinliklerine yayılmaya başladığında, Kartal ceketimin bedenimden kayıp düşmesini sağladı ve güçlü eli belime kaydı; bir yılanın içimde sürünerek kalbimi sarmaya başladığını hissettim. İşte Kartal’ın kolu, o yılanın güçlü ve zarif bedeni gibi bedenimi sarmış, göğsüm onun göğsüne bir yapboz parçası gibi yaslanarak onu tamamladığında, gözlerimiz birbirini bulmuştu. Dizimi yavaşça öne kırıp onun iki bacağının arasından çıkarmamla, bakışlarının koyulaşması bir oldu. Boynumu açıp başını yerleştirmesi için küçük bir yer açtım ona. Eli, bel boşluğumdan başlayıp omuzlarımın ortasına kadar tahrik edici bir güçle sürtünerek yukarı çıktı. Saçlarım dağılıp yüzüne çarpacak şekilde kafamı sertçe çevirmemle, Kartal bir bacağını geri çekti ve bedenim öne doğru meyletti. Çok geçmeden, iç içe geçmiş, birbirine dolanmış iki farklı renkteki yılan gibi kıvrılarak dansa başladık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımda tehlikeli bir kıvrım oluşurken, Kartal bu kıvrımı gözlerinin içindeki hapishaneye tıktı ve beni sertçe kendine çekti. Eteğimin kumaşı onun rüzgârıyla savrulunca, bedenim yavaşça dönerek onun kollarının arasına yerleşti. Omzumu onun göğsüne yaslayıp, yavaşça bedenimi aşağıya kaydırıp ona sürtünerek omzumu kasıklarına kadar indirdim. Bedenimi öne doğru atmamla, Kartal bir elini boynuma kaydırıp, diğer eliyle iki göğsümün ortasını ezerek beni durdurdu ve bedenim bir yay gibi gerilmiş hâldeyken beni tekrar yukarı çekip kalçalarımı kasıklarına yaslamamı sağladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siktir, çok güzelsin, çok güzelsin,” diye fısıldadı dudağı kulak boşluğuma sürtünerek nefesini oraya bir ölü gibi gömerken. Korumacı tutuşuna rağmen kendimi geri çekmek ister gibi bedenimi ondan uzaklaştıracakken beni tekrar sertçe kendine çekti ve tüm gözler üzerimizdeyken elimi zarif bir şekilde arkaya doğru atıp, onun biçimli ensesini avucumun içine hapsedip saçlarını yavaşça okşadım. Kalçamı kasıklarına yaslayıp bir sağa bir sola olabildiğince ağır şekilde sertçe kıvırdığımda, Kartal’ın da göğsü bu ritme uyum sağlayarak hareket ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin nefesler alarak devam ettiğimiz dansın, insanların büyülenmiş bakışlarının yavaşça bizden uzaklaşmaya başlamasıyla usulca sönmeye başladığında, alevin arkasındaki silüetimiz artık buğuluydu. Dudaklarımda yorgun bir gülümsemeyle yanağımı onun yanağına bastırdım, gülümsediğini hissettiğimdeyse yüzündeki kemikleri en net hâliyle hissetmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir ara gözüm ileriye kaydığında, bu kışkırtıcı müzikle kollarını kendi bedenine sarmış, gözleri kapalı, kendinden geçmiş gibi dans eden Alper’i gördüğümde, Kartal beni kendine doğru çekene kadar dikkatim ciddi manada dağılmıştı...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bize en acilinden buz gibi biralar lazım kardeşim,” dedi Alper, herkes dans ederek etrafa dağılmaya başladığında. “Alevler içindesiniz, görmedim sanılmasın, ateş!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi olur,” dedi Sibelay. “Dilim damağım kurudu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bana sor, nasıl dans etmişim, alev alevdim,” diye mırıldandı Alper. “Ben kenara geçtim de dans ettim, dikkatleri Kartal’ımdan ve senden uzaklaştırmamak için...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nefes nefese, “Gördüm ben seni,” dedim alayla. “Kendini okşuyordun...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yenge, nasıldım ama gördün mü? Gördün değil mi? Ateştim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendini okşarken, evet...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yenge, sapık mıyım ben başkasını okşayayım? Erkek adam kendini okşar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı yavaşça salladım. “İyi dedin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öncelikle,” dedi Yunus Emre birden kulağıma doğru bağırarak. Sıçrayarak ona dönmemle sakince, “Dans ederken daha bir sevgiliydiniz...” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre’nin omzuna sertçe vurarak, “Yapma artık şunu,” dediğimde ikimiz de gülüyorduk aslında.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal’ın bakışlarının bende olduğunu hissettiğim saniyeler, yükselen alevlerin arkasından bize doğru gelen iki kişinin varlığını da fark ettiğim andı. Kartal’ın elini kavramak, güçlü elinin içindeki elim güven duygusunu tadarken gelen kişilerin yüzüne bakmak istedim. Kısa, kahverengi saçlarını omzundan arkaya doğru attığını gördüm ve bordo rujunu tazelediği dudaklarındaki gülümsemedeki alay beni kaşlarımı çatmaya zorladı. Gelen kişiler Tuğberk ve Ecem’den başkası değildi ve attıkları her adımda aramızda duran alevin yükselen kolları artık onları saklamaya yetmediğinden bize yaklaştıklarını anlamıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tuğberk, Ecem’in yanında onu idama götüren bir gardiyan gibi görünüyordu. Sigara dumanlarının kıvrıla kıvrıla birbirlerine sokulduğu, alevlerin yükseldiği parti alanında sırtımdan akan soğuk terin bile donmasına sebep olan kahverengi bakışlar yüzüme takıldığında, bu ikilide sezdiğim o tuhaflık büyüyerek bir tufan yarattı ve içimi tamamen sararak beni kuşattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aa, yavşak Tuğberk değil mi şu gelen?” diye sordu Alper, karşı tarafın onu duymasını umursamıyormuş gibi rahat bir tavırla. Sorunun merkezinde Kartal olduğunu fark edince Ecem’in iri, kahverengi gözlerinden uzaklaştırdığım gözlerimi Kartal’a çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, soruyu yeni algılamış gibi bakışlarını Tuğberk ile Ecem’in geldiği yöne çevirince kaşları havaya dikildi ve umursamaz bir şekilde başını salladı. “Evet,” dedi. “O.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanımıza geliyor, her şeyi çok bildiğini sanan cahil kasa bu, sevmem pek,” dedi Alper gözlerini devirip bakışlarını farklı yöne çevirerek. “Görmemiş gibi yapmayı seçiyorum, hadi bakayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayıp ayıp,” dedi Burak. Bir an duraksadığını gördüm ve gözleri hızla bana doğru kaydı, ardından Kartal’a baktı ve “Aslında gelmemeleri daha iyi olmaz mı?” diye sordu birdenbire.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal algılayamamış gibi, “Neden?” diye sordu ama Burak’ın artık cevap vermesi için zamanı yoktu çünkü şimdi Tuğberk ve Ecem hemen önümüzde duruyorlardı. Kartal’ın çatık kaşlarına rağmen dudaklarındaki alaycı gülümsemenin zehirli bir sarmaşık gibi yüzünü sardığı ânı izledim, ardından bakışlarım usulca Tuğberk ile Ecem’e doğru kaydı ve yüzüme ketum bir duvar örüldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğleniyorsunuz bakıyorum da,” dedi Tuğberk boğuk sesiyle. “Sizi görmeyeli uzun zaman oldu, çocuklar. Geçen seneki partide yoktum, siz burada mıydınız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tuğberk, önce bir merhaba demen gerektiğini hâlâ öğrenememişsin,” dedi Kartal şakayla karışık iğneli bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aaa!” Tuğberk, yapmacık bir şekilde ellerini havaya kaldırarak, “Merhaba demeyi unuttum, değil mi? Pardon. Selamlar,” dedi, sesinde beni iten bir şeyler vardı; aynı zamanda tavırları ve bakışlarında da bu şeyi görebiliyordum. “Nasılsınız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizde her şey yolunda,” dedi Kartal, dudaklarındaki alayın genişlediğini ve gülümsemesine ölümün yayılarak etrafa saçılmaya başladığını fark ettim. Bir an ona yaklaşmak, büyük elini avucumun içine almak ve sessizce omzumu omzuna yaslayarak karşımızdaki yabancıları izlemeye başlamak istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem, “Sana da merhaba, Kartal,” deyince bir an bakışlarım sertçe Ecem’e çevrildi. Bordoya boyalı dudaklarındaki kıvrım, inci beyazı dişlerini göstermesiyle büyüdü ve bir sırıtışa dönüştü. İçimde anlam veremediğim bir alev yükselerek zihnime sıçradığında, en ölümcül düşüncelerin yetiştiği zihnimde başlayan yangının, önce bu kızla ilgili hisleri içine alarak kül etmeye başlayacağını hissettim. “Görünmüyorsun ortalarda. Uzun zamandır...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal bir an durup kıza baktı, ardından birkaç saniye bekledikten sonra kaşlarını çatarak, “Ecem’di, değil mi?” diye sordu ukalalıktan uzak, içten bir sesle. Birden güleceğimi hisseder gibi olsam da erkenden toparlayıp kıza dik dik bakmaya devam ettim ama kız dokunsam ağlayacakmış gibi bakmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Ecem toparlama isteğiyle sırıtışını genişleterek ama yüzünde dağılmış bir ifade vardı. “İsmim Ecem’di. Ne zamandan beri balık hafızalısın, Kartal? Finaller için onlarca kez sabahlamışlığımız var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Finaller için sabahlamışsa seni hatırlamaması normal,” dediğimde kız birden bana doğru döndü ve gözlerinde belirsiz bir ifadeyle bana bakmaya başladı ama o sinir bozucu sırıtış hâlâ dudaklarını mesken tutuyordu. Dudak büzüp omuz silktim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem yavaşça, “Az önce tanışmıştık, değil mi?” diye sordu bana sakin bir sesle. “Kartal’ın finalleri çalıştığı arkadaşlarından biri değilsin o zaman?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim birden meydan okuma isteğiyle. “Sevgilisiyim ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus usulca fısıldadı: “Bir daha söyle...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem bu duyduğuna hazırlıksız yakalanmış gibi yüzünü buruşturup kaşlarını çatarak garip bir ifadeyle bana baktı. Sanki duyduğu şeye bir mana, derin bir anlam yükleyemiyormuş, yükleyebilse de bu onun için yenilir yutulur bir şey değilmiş gibi bakıyordu. Elim, Kartal’ın eline kaydığında Kartal beni hiç sorgulamadan elimi tuttu ama durumdan bir anlam çıkaramadığı apaçık ortadaydı. Ecem, başını yavaşça salladıktan sonra, “Pardon,” dedi kısaca. “Onu en son gördüğümde biriyle nasıl sevgili olunur bilmiyordu da.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde, bir duyguyu yem olarak kullanarak diğer duyguyu yakalayan ve o duygunun derisini soyarak leşini ormanın karanlığına bırakan ölümcül bir avcı vardı da avucunda tuttuğu kıskançlık duygusunu, içimdeki aşkın burnuna yaklaştırarak onu kandırmaya çalışıyordu sanki. Kartal hâlâ anlam veremiyormuş gibi Ecem’e bakarken, Burak’ın avucunu sertçe alnına vurduğunu göz ucuyla da olsa gördüm ama tepki vermedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha açık konuşmaya korkuyorsan üstü kapalı da konuşmamalısın, bu seni aptal gibi gösterir,” dedim sakince.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şöyle söyleyeyim o zaman, bir süre kadar Kartal’ın kız arkadaşı olduğumu sanıyordum,” dedi abartılı bir şekilde gülerek. “Ama bilirsin, Kartal için aslında herkesten farksızmışım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal afallayarak, “Takıldık mı?” diye sorunca avucunda duran elimi öyle hızlı çekesim geldi ki, eğer Ecem tam karşımda dikiliyor olmasaydı, bunu yapardım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem tam ağzını açacakken, Tuğberk, “Açma eski defterleri,” diyerek araya girdi. “Geçmiş gitmiş bir konu, hem bak adamın sevgilisi de yanında...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevgilisi olduğuna emin mi? Onun da incinmesini istemem, bizim Kartal yine her zamanki gibi olabilir çünkü,” dedi Ecem alaycı bir sesle. İçimde, ayaklarının ucunda bıçaklar taşıyan böcekler, bir ordu gibi ilerleyerek geçtiği her yeri kanatırken aynı zamanda rahatsız edici bir hissi de gerilerinde bırakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin adını hatırlamıyor, yüzünü de öyle,” dedim birden ölümden daha sakin, daha beyaz, çok şeffaf bir sesle. Eğer bir kavga çıkarsam, Ecem daha az şaşırırmış gibi öylece bana bakakaldı. Kartal ile birleşmiş hâlde duran ellerimizi havaya kaldırdım. “Ama benim elimi tutuyor. Şimdi karşıma geçip bana bunları anlatırken beni zerre sinirlendirmiyorsun ama burada duran onca insanın önünde kendini küçük düşürüyorsun. Küçük düşen ben değilim, sensin, yaptığın şeyin bilincinde misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem bir an durup sadece yutkundu, bu garipti. Konuşmasını beklemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, “Ecem, adın bile geç gelen bir güncelleme gibi güçlükle hatırlandı, şu an yaptığın çok yersiz olmadı mı?” dedi son derece sakin bir şekilde, sanki yansımammış gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amacımız tatsızlık çıkarmak değil,” dedi Tuğberk yan gözle Ecem’e bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tuğberk, zerre sevmezsin Kartal’ı,” dedi Alper birden ona doğru dönerek. “Bunu fakültede bilmeyen de bir Allah’ın kulu yoktur. Takmışsın koluna Ecem’i, gece boyu izlemişsin Kartal’ı, bakmışsın kolunda, adamın kollarında biri var, belli ki kolunda olduğuna göre önemli de biri, hemen bir huzursuzluk yaratayım kafasına yükselmişsin. Amacın tatsızlık çıkarmak değil, tatsızlık çıksın da izleyeyim istiyorsun sen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu kızı alıp gider misin?” diye sordum direkt olarak Tuğberk’e. “Benim için hiç sorun değil, buraya kuyruk gibi dizilsin Kartal’ın geçmişinde kim varsa, ben bugün buradayım, ne saçma muhabbetler bunlar? Ne yani, ben şu kızın üstüne yürüyeceğim, olay büyüyecek, gece zehir olacak falan mı sanıyorsun? Yok öyle bir şey. Sen beni fıçıların orada tuttuğunda bile senin gözünden anladım ben bir şeyin peşinde olduğunu. Eğlenmek varken neden böyle şeyler yaparsınız anlamıyorum.” Bakışlarımı Ecem’e çevirdim. “Sen de yanında gezdiğin, arkadaşım dediğin insanları iyi seç, bak nasıl harcattı seni kendine on saniyede.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal beni korumacı bir tavırla kendini çektiğinde, hisleri bir damar gibi üst üste binerek içime ağırlık yaptı. “Seni mi sıkıştırdı bu?” diye sordu gergin bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya hayır, dur sen de bir,” dedim, Ecem sadece gözlerine inanamamış gibi bana bakıyordu. “Ayrıca, eğer tüm gece bizden uzak olsaydın da senin kim olduğunu öylesine öğrenseydim, sırf o kaliteli duruşun yüzünden kafamda kurup seni kıskanır, geceyi kendime kendim zehrederdim zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim amacım bu değildi,” dedi Ecem sakince. “Sadece Kartal beni tanımıyormuş gibi yapınca...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni tanımıyorum zaten, ismini bile zor hatırladım,” dedi Kartal doğrudan, hiç hedef şaşırtmadan. Ecem duraksayıp kafasını kaldırdı, zayıf bakışlarını Kartal’a sabitlediği saniyelerde öfkelendiğimi hissettim. Hüzünlü bakışlar yavaşça Kartal’dan ayrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tuğberk ile Alper kendi aralarında hararetli bir konuşma içerisine girmişlerdi ama öyle ki Kartal, Tuğberk’i önemsemiyordu bile. Aslında Kartal’ın hayatında öyle önemli, öyle derin, öyle büyük yaralar vardı ki, Tuğberk gibileri ciddiye bile alamıyordu. Ecem bir adım geri çekilerek, “Umarım bir gün senin de adını unutmaz o hâlde. Tuğberk, gidelim,” dedi donuk bir ifadeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onlar arkalarına baka baka bizden uzaklaşıp gözden kaybolduktan sonra, “Aptallar,” dedim zihnime oturan alkolü ve öfkeyi terazide iki farklı köşeye yerleştirmek için kendimi sıkarak. “Neydi şimdi bu ya?” Elimi sertçe Kartal’ın elinin içinden kurtararak olduğum yerde dönüp gözlerimi ağacın kalın gövdesine diktim. “Benim amacım bu değildi,” diyerek kızı taklit ettim. “Neydi senin amacın? Hadi be oradan, hadi,” diyerek yere bir iki kez vurup kafamla garip garip hareketler yaptım. “Senin kovayla su taşıdığın yollardan ben işeyerek geçtim be!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin,” diye fısıldadı Kartal arkamdan yaklaşarak, dirseğimle boşluğuna vurduğumu bile fark etmeden o inlerken devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mutfaktaki sarı bez!” Omuz silkerek ağacın kalın gövdesine baktım ve parmaklarımı kameraman gören Ozan Güven gibi şekillendirip, “Aptal kadın,” dedim. “Gelmiş bana orada, fıçıların orada ya, hemen şurada,” dedim arkamdaki fıçıları işaret ederek ama asla arkama bakmadan. “Bir salak salak sorular. Senin yaşın kaç ya? Kaç yaşındasın sen?” Elimi tekrardan Ozan Güven öfke patlaması pozisyonuna sokarak, “Bak bunun doğrusu nedir?” diye sordum. “Lavin Hanım, iyi akşamlar...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an durdum, sessizlik çok dikkatimi çekmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir gram yadırgamadım,” dedi Alper birden ciddiyetle. “Nasıl yani ya?” Omzumun üzerinden bakmamla, ilk dikkatimi çeken bana ağzı aralık bakan Alper olmuştu. Ardından boşluğunu tutarken sırıtmamak için dudaklarını kemiren Kartal ve ağızlarında küçük bir o harfi tutuyormuş gibi duran arkadaşlarımı görünce irkilerek onlara doğru döndüm. Alper parmaklarını kaldırıp yavaşça, “Bir soru sorabilir miyim yenge?” diye sordu yavaşça. “İlişkiniz nasıl gidiyor? Ne olur Ozan Güven gibi yanıtla, yalvarırım...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana ne lan?” dedim kaşlarımı çatarak. “Ben sana soruyor muyum kimi sikiy-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şş...” Kartal beni belimden tutarak kendine çekti. “Tamam tamam...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus, son derece sakin gözlerle, “Öncelikle,” dedi ve başını yavaşça salladı. “Tebrik ederim, müthiş bir taklit...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben kaş göz yaptım ama anlamadınız,” dedi Burak ensesini kaşıyarak. “Kartal’ın kızı hatırlamadığını tahmin ettim ama...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen ne diye hatırlıyorsun o kokonat kafalı kızı?” diye sordu birden Sahra sertçe. “Kartal’la şey yapmış, o bile hatırlamıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden horozlanarak, “Ne yapmış Kartal’la?” diye sordum Sahra’nın üzerine yürüyerek. “Ne dedin sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sahra, Burak’ın arkasına gizlenirken, “Demedim ben bir şey, gerçekten...” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni yıla girmemize az kaldı, toplayın kendinizi,” dedi Alper kollarını havaya kaldırarak. “Yapmayalım mı bir Hey Sexy Lady yani ya?” Bir elini kaldırıp avucunu kulağına bastırıp bir DJ edasıyla öne uzattığı elini sallamaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni yıla girmeden yıllar önce 2013 yılını analım mı? 2014’e girerkenki geceyi?” diye sordu Yunus Emre, ardından Kartal’a gülümsedi. “Hop on to my ship baby, I’ll make you fly...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal parmağını yavaşça kaldırıp, Yunus’u işaret ederek, “You love me and you know that baby, don’t you lie,” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu yaparsanız kalpten giderim,” dedi Sibelay elini kalbinin üzerine kapatarak. “Yapacak mısınız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyi?” diye sordum içimde çığ gibi büyüyen öfkeye rağmen.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, yanağıma sert bir öpücük bırakarak, “İzle bence, agresif kuzu,” dedikten sonra Yunus’u arkasına alarak yükselen ateşin önünden geçti ve kamyonete doğru ilerlemeye başladılar. Gözlerim bir an kalabalığa giderek Ecem’i arasa da onu aradığı yerde bulamamanın sakinliğiyle tekrar Kartal ile Yunus’a çevrildi. Kartal ve Yunus Emre’nin kamyonetin üzerinde ellerine aldıkları kablolu mikrofonları görünce, başımı omzuma doğru yatırıp kaşlarımı çattım ve melodi ormana usulca yayılmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, dağılmış gömleği ve dağılmış saçlarıyla yavaşça kollarını sallarken, “Oh, hey hey, baby love me back today,” diyerek şarkıya girdi ve Kartal koca cüssesine rağmen kamyonetin arkasında zıplayarak ona ritim tutmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal, Yunus’a doğru dönerek, “Never ever sink my ship and sail away!” diye bağırarak ritim tutunca, Yunus da ellerini havaya kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oh, oh-oh, baby don’t shut me down.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal ile aynı anda birbirlerine işaret parmaklarını uzattılar ve Kartal birden zıpladı: “Give me all the love I need and I’ll be gone.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şarkıya uzun süre oldukları yerde zıplayarak, birbirlerini işaret ederek devam edip her, “Na-nani-nani-nani-na,” kısmında birlikte bağırıyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir ara ikisi de oyun havası oynuyorlarmış gibi kollarını havaya kaldırıp, “Hayde,” dediklerinde herkes onlara uyarak, “Na-nanana-nanana-nanana-na!” diye bağırıyordu ve buna ben de dahildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok uzun süre onu ve onun dünyasındaki ayrıntıları izledim. Ne kadar garipti. Ondan önce ben eksik bir yapboz parçasıydım, şimdi ona sokulmuştum ve o da bana, bütünleşmiştik, birleşmiştik. Benim hayatımda sadece batmayı bilen bir güneş vardı; şimdi hayatım onun ellerindeydi ve o, güneşi ellerindeki hayatın üzerine doğuran kişi olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ondan önce ben özgürdüm, herkesin gözünde olan buydu; oysa özgürlük, onların sandıklarından ibaretti. Ben tutsaktım. Benim gökyüzüm sınırsız bir kafesti ve parmaklıkları kırabilmem için kafesin sonunu bulmam gerekirdi. Kartal, bir gün o kafesin parmaklıklarına çarpmış, parmaklıkların başlayıp bittiği yeri bana yavaşça gösterip beni özgürlüğe kavuşturmuştu. Ona baktığımda yüksek, güçlü, yaşlı, sınırsız bir dağ görüyordum ve bazı insanlar vardı, ceplerine doldurdukları büyük büyük kaya parçalarını ona fırlatıyor ama onların ceplerindeki kayalar bitse de dağ, dağlığından bir şey kaybetmiyordu. O öyle bir dağ, öyle bir güçtü ki benim gözümde, birileri onun kayalarının altında kalır, ölürdü ama o yine de yıkılmazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal ve Yunus, geçmişten koparıp önümüze serdiği anları geride bırakarak kamyonetten indiklerinde, Yunus Emre, Kartal’ın kolunun altındaydı ve birbirlerine sarılmış gülerek yürürlerken bu bana çok uzakta kaldığına inandığım, ait olmadığım bir zamanın içindeymişim gibi hissettirmişti. Şimdi o anın içinde, o âna aittim. Üzerlerinde parçalanan her camı yavaşça toplamışlar, parçalayanların boynuna kolye gibi saplamışlardı. Onlara baktığımda iki savaşçı görüyordum, iki dost, iki şövalye, iki keskin kılıç... Bakışları bana dokunana dek, gülümsediğimin farkında bile değildim ama gülümsememi gördüklerinde, yüzlerinde var olan o tebessüm daha da genişleyerek gözlerine yayılmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde biriktirdiğim her öfke, her sarsıntı, her yıkım, tümü Kartal’ın gözlerindeki güneşi gördüğümde, bakışlarındaki fırtınaya takıldığımda gözyaşlarına dönüşüp, gözlerimden yıldız gibi kayıp gitmek istiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yunus Emre, usul bir hareketle yüzünü Kartal’ın kulağına yaklaştırıp bir şey fısıldadı, Kartal anlık duraksasa da dudağındaki tebessüm yerini burukluğa terk etti ama silinmedi ve başını yavaşça salladı. Elini Yunus Emre’nin sırtına vurduğunu gördüm, yavaşça birbirlerinden ayrıldılar ve Yunus Emre kalabalığa girip yavaşça gözden kayboldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni yıla on beş dakika falan kaldı,” dedi Sibelay kulağıma yaklaşarak. “Çantanda bir şey saklıyorsan al bence.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hediyeyi hatırlayıp yavaşça başımı salladım. Nesli çantamı bana verirken bir şeyler biliyormuş gibi gülümsedi, alkolün etkisiyle sadece alık alık bakabilmiştim o sırada. Yunus Emre’nin nereye gittiği muallaktı, kurcalanmaması gereken bir şeydi ama zihnimde siyah, kolları aşağı sarkmış guguklu bir saat gibi asılı duran soru işaretini yok sayamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ecem konusunu takma,” dedi Sibelay tekrar kulağıma doğru fısıldayarak. “Eğer sevdiğimiz insanların geçmişindeki her deneyimi kafaya takacak olursak, biz de geçmişindeki deneyim olarak kalırız. Önemli olan senin kim olduğun. Sen başkasın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı yavaşça salladım ama gözlerim hâlâ Kartal’daydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O bana gelince, cehennem cennet oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona bakınca, onda tamamen yok olacağımı hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona bakınca, onunla daima var olacağımı biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşadığımı hissettiriyordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki ben yere yığılmış bir kan nehriydim, üzerime düşen yansımaydı o; yere düşen mermi kovanlarıydı, elleri yüze kapatarak ağlarken bileklere akan gözyaşlarıydı o.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona bakarken kendimi iyi hissediyordum ama aynı zamanda ona bakarken, berbat da hissediyordum çünkü onun için hissettiğim her şey beni delice korkutuyordu. Sarmaşıkların yükselerek tüm renklerini altında bıraktığı bir duvarın arkasında hep yalnızdım, o duvardan yukarı tırmanıp saçlarını çiçekler gibi yanıma sarkıtan kişi Kardelen olmuştu ve o gittiğinde, duvarlarımın tek ziyaretçisiydi artık sarmaşıklar. Şimdi ben o duvarın arkasında yalnız değildim. Sarmaşıklara tutuna tutuna, ellerine batan dikenleri önemsemeden yanıma tırmanmıştı ve bunu yaparken sarmaşıkların altında kalan duvarımın renklerine zararlar da vermişti ama sonunda gelmişti; yanımdaydı, benimleydi, duvarların arkasında sadece o ve ben vardık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecem’i düşündüm ve geçmişinde var olan tüm kadınları... Bir şey ifade etsin ya da etmesin, birilerinin ona dokunmuş olma ihtimali bile mideme kaynar sular gibi doluyorken, dokunan kişiyi görmek, kalbimin derisi soyuluyormuş gibi hissettiriyordu. İnsanlar yavaşça kendi inlerine çekilmek ister gibi ortadan çekilerek birbirlerine yöneldiklerinde, ortadaki kalabalık büyük ölçüde dağılmıştı. Kartal, bir elini enseme kaydırıp beni kendine çekene dek, bu kadar yakınıma geldiğini fark etmemiştim bile. Burnumu yavaşça omzunun alt kısmına yasladım ve kokusu, bira kokusundan sıyrılarak huzur gibi içime yağmaya başladı. Bir elimi kaldırıp onun beline yerleştirdim ve kumaşın altındaki yanık izini hatırlayıp yavaşça yutkundum. Bana dokunuyordu, ben nefesinin değdiği bir karahindiba olup dağılıyordum. Bana bunu yapabilen tek adamdı. Bana bunu yapabilen tek insandı. Bana bunu yapmasına göz yumacağım tek kişiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birazdan yeni yıla gireceğiz,” dediğini duydum, sesi parçalı bulutlar gibi saçlarımın göğüne yayılarak yağmurun haberini yer gördüğüm yüzüme duyurdu. Bakışlarımı bir boşluğa sabitleyip, kıyafetinin kumaşını avucumun içine alarak yavaşça sıktım. Bunu fark etmiş gibi parmaklarını omuzlarıma bastırdı ve sonra beni tamamen kendine bastırdı. “Biraz yalnız kalalım mı? Yeni yılı sadece sen varken karşılamak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uysal bir çocuk gibi garip bir homurtu döküldü dudaklarımdan, bunun onu gülümsettiğini hissettim ama geri çekilmedim. Çenemi göğsüne yaslayarak yavaşça gözlerimi kaldırıp yüzünün sınırlarını bakışlarımın kafesine aldım. Alttan bakıldığında yüz hatları daha kemikli, daha sivri ve köşelere sahip görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kadar yeni yıla gireceğiz ki, bir daha kimse bizim gibi yeni yıla girmeyecek,” dedim saçma sapan bir gülümsemeyle. Bakışları dudaklarıma kaydı, sonra tekrar alkolün oturduğu gözlerime uzun uzun baktı. Canım bir şeye sıkılınca, kalbimi bir üzüntü yoklayınca, içim usul usul sessizce ağrıyınca saçmalardım. Bunu ona hiç söylememiştim; bunu kimseye söylememiştim ama onun bildiğini biliyordum. Kalbim onun bunu bildiğini hissediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni yıla nasıl girersen, tüm yılın o şekilde geçermiş,” dedi kısık, sakin bir sesle ve sesini taşıyan nefesi yüzüme dağılarak rüzgârıyla yüzüme gelen saçları uçuşturdu. “Buna ne kadar inanıyorsun ya da belki de hiç inanmıyorsundur, bilmiyorum,” diye fısıldayınca bakışlarım güneş gözlerinde bekledi. “Tüm yılı, kan kustuğum geceleri, sustuğum sabahları, öfkeden önümü göremediğim anları bile senin yanında geçirmek istiyorum. Bu eskiden böyle değildi.” Gözleri yüzümde öyle çok daldı ki, sanki baktığı yerde gördüğü ben değil, hisleriydi. “Eskiden öfkelendiğimde, çaresiz hissettiğimde, dövülmüş bir demirden farkım olmadığı anlarda hep yalnız kalmak isterdim çünkü gözümde hep küçük bir kız çocuğuydun. Ben dövülmüş bir demirsem, bunun suçu senin değildi. Sana patlamaktan hep korktum. Şimdi bir yanardağ olup patlasam, neden yanımda değildin diye sana kızacakmışım gibi hissediyorum. Bencillik bu, biliyorum ama yanımda ol istiyorum. Karşında durmam canını yakıyormuş gibi geldiği zamanlarda bile ben senin karşında durmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Böyle konuştuğu zaman, dilimin altında ne kadar yersiz kelime varsa boğazımdan aşağı soluk borumu yırtan çiviler gibi akıp gidiyorlardı. “Kan grubun ne senin?” diye sordum yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“0 negatif,” dedi neden bunu sorduğumu anlayamamış gibi bana bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanağımı yavaşça göğsüne yasladım. “Kimseden kan alamayıp herkese kan verebilen bir adamsın, hâlâ bencilim diyorsun.” Yavaşça gülümsedim. “Hem sen sinirlenince benim hep aynı yerime vuran bir baba olsaydın da ağlayarak kaçtığım o eve geri döneceğim ânı beklerdin ve ben hep seni sinirlendirip aynı yerime vuracağını da bilsem o eve hep dönerdim. Gidecek başka yerim olmadığından değil, gidecek başka bir yer istemediğimden.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sana hiç vurmazdım,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum, babam da bana hiç vurmadı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsedi. “Ama sen bana vurabilecek birisin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim gülümseyerek. “Beni ne zaman kızdırsan, güzel kıçını tekmeleyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarını saçlarıma sürterek, “Görmek istersen, bir sana gösteririm,” dedi alayla, bu beni utandırsa da gülümsememin genişlemesine de neden olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şaplaklamama da izin verir misin yoksa?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüksek sesle gülüp, geri çekilip gözlerinin içine baktım. “Biraz yürüyelim mi? Yeni yıla girmemize az kalmıştı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi avucunun içine sorgusuz alırken, arkadaşlarımız bizi görmüyormuş gibi eğlenmeye devam ediyorlardı. Koruluğa doğru ilerlemeye başladığımızda üzerime derin bir sakinlik çökmüştü ama yine de arkamızda bıraktığımız parti meydanı, alevler içinde yanıyormuş gibi yıkılmaya devam ediyordu. Avucunun içinde duran elimi daha sıkı kavradı, tutuşunu sıkılaştırması kalbimin kasılmasına neden olmuştu. Bakışlarımı koruluğun ilerisine çevirdiğimde beni karşılayan yoğun bir karanlıktı, hemen arkamızdaki alevlerin ışığının aksine ilerisi zifirden bile siyahtı. Belli ölçüde uzaklaştığımızda geri sayıma birkaç dakika kaldığını biliyordum çünkü mikrofonu eline alan adamın bağıra bağıra bir şeyler söylemesinden bunu anlamak mümkündü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adımlarımız sona geldiğinde, bizi partiden bir bıçakla ayırıyormuş gibi ayıran kalın gövdeli çam ağacının önünde duruyorduk. Bakışlarım kısaca etrafı kolaçan etti, ardından tam ona bakacaktım ki ağaca yaslanarak beni bacaklarının arasına aldı. Büyük avucu yüzüme kayarken gözlerim usulca kapandı, nefesim hızlanıp onun yüzüne dökülmeye başladığında bedenlerimiz bir bütün gibi birbirine yaslı duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bu yıl daha yakından tanıştığın Kartal Alaşan’la ilgili bir şey söyle,” dedi dudakları dudaklarıma baş döndürücü bir yakınlıktayken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen aslında kimseye zarar vermeden yaşıyormuşsun ama herkes sana beni mahveden kişi sensin demiş,” diye fısıldadığımda duraksadığını hissettim. Dudaklarını kulak boşluğuma bastırdı ve devamını bekliyormuş gibi beni öptü. “Sonra beni tanımışsın, tanıdığın gün herkesi mahveden kişi olacağına yemin etmişsin. Herkesi.” Ellerim yavaşça saçlarına kayınca yutkunuşunu duydum. “Ama beni iyileştirmişsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güldüğünü duyar gibi oldum, boynumu yavaşça öptü ve tekrar yutkundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu geride bıraktığımız sene için söylüyorum,” diye mırıldandım ve bir dudaktan dökülen rakamlar usulca zamana yayılmaya başladı. Yeni bir yıl kapıda durmuş, kapıdan çıkacak olan yılı beklemeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki gelecek yılda ben nasıl bir Kartal Alaşan olacağım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum,” dedim ve parmaklarım yavaşça aramızda duran çantanın fermuarına doğru kaydı. “Ama ben bu sene, geçen yıl beni iyileştiren Kartal Alaşan’ı iyileştiren kadın olacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kitabı yavaşça çıkardığımda, korna sesleri ve çığlıklar etrafa yayılmaya başlamıştı. Kitabı yavaşça ikimizin göğsünün arasına sokarak onun kalbinin üzerine yasladım ve Kartal’ın irkildiğini hissettim. Kitabı kalbine tamamen bastırırken fısıldadım: “Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini elimin üzerine bastırırken yavaşça yutkundu, kitabı tamamen kalbine bastırmamı sağlayan güçlü elinin sıcaklığını hissederken yavaşça gülümsedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mutlu yıllar, sevgilim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kitabın ne olduğuna bile bakmadan, ona içimden kopuyormuş gibi okuduğum alıntıdan anlamış olacak ki yavaşça konuştu: “Hayatımda hiç bu kadar mesut olduğumu, içimin bu kadar genişlediğini hatırlamıyordum. Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?” Alnını alnıma bastırdı. “Mutlu yıllar, bal.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni seviyorum,” diye fısıldadım gözlerim kapanırken. “Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu alıntı onun derin bir nefes almasına neden olurken, “Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim,” dedi ve sonra kendi olarak fısıldadı: “Seni seviyorum. Akılsızca, mantıksız, düşüncesiz, bencilce, seni aklını kaybetmiş sikik bir adam olarak seviyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni seviyordu ve bu her şeyi koca bir çıkmaza sokuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu seviyordum ve her şeyin bir uçurumun başında, intihar eşiğinde olmasını umursamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geri çekilmemle gözlerini düzgün paketlenmiş kitaba indirdi ve sanki paket bile onun için mücevher değerindeymiş gibi yavaşça, paketi parçalamadan açtı. Kitabı paketten çıkarırken bir bana, bir kitaba bakıyor, bir yandan da yutkunup duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üst dudağını dişinin arasına alarak gergin bir şekilde kitabı kaldırıp baktığı an, başını iki yana salladı ve dudağını bırakan dişi bu kez gülümsemesini sergilemek için ön plandaydı. Genişçe sırıtırken kitaba bakmaya devam ediyor, konuşmuyor, sadece kaşlarını kaldırıp duruyordu. Gözleri bir dalga gibi kabararak birden bana çarptığında nefesimi tuttum ve gözlerinin içine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bende yoktu,” dedi yavaşça. “Lisedeyken okumuştum, kitaplığımda hiç olmamıştı çünkü o zamanlar garipsiyordum.” Gözlerini yüzümden çekmedi, doğru kelimeleri arıyor gibiydi. “Çünkü o zamanlar seni tanımıyordum. Benim için bu cümlelerin tamamı içi boş, süslü cümlelerdi. Seni tanıdıktan sonra içimin sesi oldular. Çok saçma.” Başını iki yana salladı. “Hayatım boyunca hiç oturup bir şarkıda bir insanı düşünmedim, bir şarkının sözlerine kulak kesilip kaşlarımı çatarken hiç, bir insanın yüzünü hatırlayıp sakinleşmedim. Seni tanıyıncaya dek bu hep böyleydi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece ona bakıyordum, büyülenmiş gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonra bir gece sen kollarımdaydın, ben ilk kez bir şey yaptım ve sen kollarımda uyurken şarkı dinlemek istedim. Dinlediğim şarkının ismi Ben Sana Ölüyorum’du, sen uyurken o şarkıyı dinledikten sonra sen kollarımdayken bir daha denk gelmiştim o şarkıya ve açan ben değildim bu kez. Ama o şarkıyla, yani sen yanımda uyurken çalan o şarkıyla yüzünü izlediğimde, o şarkının sözleri benim için değişti. İçi bomboş gelen o cümleler anlam kazandı. O melodi sadece melodiyken, içimde bir yere dokundu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Murat Yılmazyıldırım,” dedim yavaşça, o şarkıyı onunlayken dinlediğim andan öncesinde, ben uykudayken de mi dinlemişti? Başını sallayarak beni onayladı ve tekrardan kitaba baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin, yemin ederim nasıl olduğunu bilmiyorum ama hayatımdaki her şeye anlam katıyorsun. Bunu durdurmaya çalıştım ama sonra bu duruma alıştım ve artık hiç durmasın istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Durmasın istiyorum, hep sürsün,” dedim yavaşça yutkunarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Durmasın, Lavin,” dediğinde gözleri tekrar bana kaymıştı. “Bu duracağına, artık kalbim dursun.” Elimi birden aldı ve kitapla birlikte sertçe kalbine bastırmamı sağladı. “Artık durma,” dedi. “Sen duracağına, kalbim dursun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avucumu kalbine bastırırken, ret dolu bir şekilde başımı iki yana sallayarak, “Durmasın,” dedim çocuk gibi. “Neden duracak kalbin? Hiç durmasa keşke.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen hiç durmazsan, kalbim hep atar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç durmam,” dedim ona sokularak, bu yeni yılın ilk ona sığınışıydı. Dudakları dudaklarıma ilk dakikalarında olduğumuz yılı kutluyormuş gibi dokunduğunda, bu defa öpüşmeyi yönlendiren kişi o olmuştu. Sadece ona sığınıyor, onun elleri yüzüme kayarak beni kafeslerken ben öylece durmuş beni öpmesine izin veriyordum. Onu hissediyordum. Nefesini, ruhunu, özünü hissediyordum. Kartal’ı iliklerimde hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İliğimdi. Kemiklerimin içinde ilerliyordu. Damarlarım artık ona yetmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları dudaklarımda fırtınayla büyüyen yangınlardı. Beni öptü, tek ihtiyacı buymuş gibi. Beni öyle bir öpüyordu ki, bana olan hisleri onun içini sakatlıyordu. Bir yangında karşılaşmıştık onunla. Bir elim tenine kaydı ve ona tutunma, ona dokunma isteği, içimde yuvarlanıp insanları altına alarak yok etmek isteyen bir çığ gibi büyüdü. Çenemi sertçe kavrayıp ağzımı tamamen aralamamı sağladığında birden tüm algılarım ona saplı kaldı ve dilini ağzımın içinde hissetmek, midemden fırlayarak göğsümde patlayan bir havai fişeğin ruhumu tutuşturmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim de sana bir hediyem var,” dedi Kartal yavaşça geri çekilirken ama biliyordum ki şu an onun için de geri çekilmek, en az benim için olduğu kadar zordu. Onu öpmek istiyordum, bu istek beni çılgına çeviriyordu ve kendime hayret ediyordum; tek ihtiyacım oymuş gibi onu durmadan, saatlerce, nefes nefese öpmek istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gel,” dedi beni bileğimden kavrayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birlikte koruluğu aşıp, cipine doğru yürümeye başladık. Arka arkaya bir konvoy görüntüsünü hatırlatır şekilde sıralanmış araçların arasından geçerek onun cipinin önüne geldiğimizde, yüzüm baskıdan dolayı yanıyordu. Gözleri beni buldu, ardından iç çekti ve bakışları usulca benden uzaklaştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hatırlıyor musun?” diye sordu cipin arka kapısına uzanırken. “Bundan bir süre öncesi, öylesine ettiğimiz bir muhabbetti, belki hatırlamazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neyi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıyı yavaşça açınca kısık bir ses duyuldu ve algılarıma saplanan sesten dikkatimi ayıramazken, Kartal, “Doğru eğitilmediklerini, aslında zararsız olduklarını, insanların hatalarının bedellerini ödediklerini söylemiştin onlar için,” dediğinde zihnim allak bullak olmuş bir şekilde ona baktım. Koltuğun arkasındaki küçük kutuyu kendine doğru çekince, kutunun iki yana kanat gibi açık duran kapaklarının titrediğini gördüm ve beyaz bir şey yavaşça kafasını dışarı doğru uzattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu yavru bir köpekti, bembeyazdı, lekesiz görünüyordu. Şaşkınlıkla gözlerim irileşti. Kartal kitabı koltuğun kenarına yavaşça bıraktı. “Bu küçük adam bir Pitbull yavrusu,” dediğinde, o an, onunla öylesine ettiğimiz bir muhabbet zihnimde belirdi. Bu o kadar kısa ve yüzeysel bir muhabbetti ki, aklında tutmuş olması bile beni şaşırtmıştı. “Onun annesini uyuttular. Annesi uyutulmadan önce gebeymiş, bebeklerini o uyutulduğunda güçlükle kurtarmışlar. Birkaçı ölü doğmuş, birkaçı doğumdan birkaç saat sonra hayatını kaybetmiş.” Gözlerini kutunun içindeki beyaz yavruya indirdi. “Kurtulan sadece o olmuş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal ile öylesine bir araba yolculuğunda olduğumuz bir andı, o aracı kullanırken saçma sapan konular döndürüyorduk ve yol kenarında köpeğini gezdiren bir genci görene dek, konumuz saçma sapandan hiç sapmamıştı. Gencin köpeği, tehlikeli damgası yemiş bir ırk olan Pitbull’du . Kartal ile köpeğin ırkıyla ilgili başlattığımız sohbette, onların insanların yaptıklarının bedelini ödeyen, suçsuz, o damgayı hak etmeyen canlılar olduğunu savunup durmuştum ve Kartal bu konuda bana katıldığı için sohbet derin ve uzun sürmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun şansı olduğunu hissettim,” dedi kutuyu bana uzatırken. Gözlerimi kar beyazı yavrudan ayıramıyordum. Henüz küçüktü ama yine de bir yavruya göre biraz iri görünüyordu. “Bir bedel ödemesini istemedim. Ona bu dünyada bedel ödetmeyeceğine inandığım tek insansın. Bir seçme hakkı olsa ve seni tanısa, binlerce insanın içinden seni seçerdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üşüyecek,” diyebildim, ardından gözlerimi kaldırıp ona baktım. “Hep bir köpek istemiştim, köpekleri seviyorum.” Gözlerimi tekrar ona indirip yutkundum. “Onu hangi ara getirdin? Ben... Teşekkür ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alper benim için onu buraya bıraktı,” dedi Kartal, yutkundu. “Teşekkür etmene gerek yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Etmek istedim.” Uzun uzun altın kahve gözlerine baktım. “Hatta şu an sana sarılmak da istedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden çocuk gibi söyledin bunu?” Yavaşça gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bazı istekler var, onlar bizi hâlâ çocuk kılan yanlarımız,” diye fısıldayıp elindeki kutuyu kucağıma aldım. “Üşümesini istemiyorum. Ona iyi bakacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kartal kitabı bıraktığı yerden alıp elindeki kitaba bakarak, “Ben de iyi bakacağım,” dedi. “O kadar iyi bakacağım ki, altını kalemle değil, gözlerimle çizeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımı birbirine bastırdım. Kelimeleri güven kokuyordu, kelimeleri ruhuma dokunuyordu. “Bir ismi yok, değil mi?” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok. Senin ona bir isim vermeni istedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı yavaşça salladım. “Casper olsun ismi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Casper olsun,” diye onayladı beni yumuşak bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tok mudur şu an?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merak etme, Alper ilgilendi,” dedi, beni izlediğini bildiğimden gözlerimi yüzüne çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arabada bırakırsak boğulabilir,” diye mırıldandım, kanımdaki alkol miktarına rağmen her şey netti; renkler netti, duygular netti, içinde olduğum an netti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Araç onun için sıcak ve güvenli,” dedi Kartal. “Hadi onu yerine bırak da eğlenmeye gidelim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tek kalmasa mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarındaki kıvrım derinleşti. “Bu yüzden seni çok güvenli buluyorum,” diye itiraf etti birdenbire, gözlerim gözlerine bileğe geçirilmiş kelepçeler gibi geçince bakışmamız aniden yoğunlaştı. “Bana güven duygusunu tattıran ilk kadınsın.” Gözlerimi kaçırmak istesem de ona bakma isteği ağır basıyordu şu an. “Yanlış. Bana güven duygusunu tattıran ilk insansın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni neden güvenli buluyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Herkes gibi değil, kendin gibi seviyorsun. Herkes gibi değil, kendin gibi koruyorsun.” Bana doğru bir adım atınca duyduklarımın etkisiyle sertçe yutkundum. “Herkes gibi hiç olmadın, Lavin. Belki bir kimlik karmaşası yaşıyordun ama hiç, bir başkası gibi olmadın. Her duyguyu kendin gibi yaşıyor ve yaşatıyorsun. Bu seni güvenli kılıyor. Herkes gibi değil, kendin gibi kıskanıyorsun. Herkes gibi değil, kendin gibi öfkeleniyorsun. Herkes gibi değil, kendin gibi savaşıyorsun. Benim hayatımda bir Lavin var, tek başına herkesi yenebilecek güçte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle açık konuşman beni şaşırtıyor ama sonra neden şaşırdığıma anlam veremiyorum. Sen hiç lafı gevelemedin zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni güvenli bulmasaydım, en başta yastığın altında sakladığım ne kadar uyku varsa hepsini önüne dökmezdim zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin yanındayken, senin yükünmüşüm gibi hissettiğim zamanlar oldu,” diye itiraf ettim, madem kartlarımız daima böyle açık oynanacaktı, bilsin istiyordum. Duraksadığını görünce elimdeki kutuyu daha sıkı kavradım. Casper yavaşça kafasını kutudan dışarı çıkarmaya çalıştı ama henüz bir yavru olduğundan geri devrildi. “O kadar çok denizi izliyormuşsun gibi hissettim ki, sanki ben senin ayağına bağlanmış bir taştım ve sen denizi çok arzuluyordun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Batarsam seninle, Lavin,” dedi bir anda. “Boğulursam seninle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kar parçaları usul usul, döne döne inmeye ve saçlarıma aklar gibi düşüp tutunmaya başladıklarında, “Düşersem seninle, Kartal,” dedim apaçık duygularımla. “Bitersem seninle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana yaklaştı, kutu ikimizin arasında kalırken dudaklarını yavaşça saçlarımın üzerine bastırdı. “Ben ölenle ölmüştüm,” diye fısıldayınca gözlerimin kenarını sızlatan yaşların çoğaldığını hissettim. “Sen mezardan çıkardın beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimin kenarından akan bir damla yaş yanağımın yarısına kadar geldiğinde, yutkundum ve konuştum: “Ben girdiğim mezarda bile sığıntı gibiydim, yerimi buldum seninle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok açık konuşuyorum, biliyorum, böyle konuşunca da kendimi çok göt ağızlı hissediyorum,” diyerek güldü saçlarımın arasına doğru. “Ama bu yola çıktığımız zamanlarda dünya yansın istiyordum. Dünya yansa rahatlayacaktım. Ya öyle bir şey ki, şimdi şu dünya yansa, ben belki rahatlarım ama o yangında bile yine sana su taşırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni helak edeceğini biliyorum,” diye mırıldandım uykulu bir sesle. “Ama göğsüme baskı uygulayan şeyin sütyenin demiri olmadığını da bilecek yaştayım. Ne olduğunu bildiğim bu şeyi artık durdurmak istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça güldü. “Sütyen falan, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüp kafamın içini bulandırma şimdi...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi birden kısıp, “Git o kızı düşün sen,” diye homurdandım ama geri çekilmedim, çenesi hâlâ saçlarımın arasında duruyor, kar taneleri yavaşça üzerimize tutunuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızım, Ecem’i ilk görüşte tanımadım, adını bile hatırlayamadım,” dediğinde, şakasına söylediğim o cümle birden kafamın içine kan gibi toplandı ve onu itme isteğiyle kaşlarımı çattım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ecem mi? Sen ona sahiplenme eki mi getirdin? Umarım ben sağırımdır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızın adı Ecem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hâlâ Ecem diyor, söyleme şunun ismini,” diye çemkirerek kucağımda Casper’ın kutusuyla geri çekilip ona cins cins baktım. “İsminde bile sahiplenme eki var kadının.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama kızın ismi...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana bir isim koyarım şuradan,” diye homurdandım çatık kaşlarla. “Ece de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama ismi Ecem...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şerefsiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, sana isim koydum. Artık ismin bu. Şerefsiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerek, “Ne yaptım ki?” diye sorunca ona gözlerimden ölümcül ışınlar çıkararak baktım. “Bakma öyle, gülesim geliyor...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gül tabii gül, kesin Gül adında bir takıldığın falan da olmuştur senin. Güldürdü mü seni bari?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kes be,” diye homurdandım. “Casper’ın velayetini alırım, hafta sonları bile göremezsin onu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alkollüyken mi daha komiksin, kıskanınca mı yoksa her ikisi bir aradayken mi bilemiyorum.” Bana yaklaşınca kutuyu aramıza sokarak ona kötü kötü baktım. “Hem velayet falan. Hayırdır Lavin, evlenmek mi istiyorsun benimle sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne ilgisi var? Kim evlenirmiş seninle? Şu tipe bak, piercingler, dövmeler, şekle bak... Evlenilecek adam mısın sen?” Homurdanarak etrafıma baktım. “Evlenmek falan istemedim ben seninle, ne alaka? Salak salak düşünceler, alakasız alakasız, anlamsız, saçma yani...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şahsen ben inandım...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burnuna takmış halka, sanırsın bufalo,” diye homurdanınca yüksek sesle güldü. “Gül tabii sen gül, aklına Gül geldi kesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafanda kuruyorsun...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değil mi? Gül de arkadaşındır kesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lavin,” dedi gülmeye devam ederek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cahille sohbeti kestim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O suratını komple yalarım,” dedi birden sert bir sesle, duraksayıp ona bakakaldığımda yavaşça göz kırptı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aa, ne yalayacakmışsın be?” Etrafıma bakınıp kaşlarımı çattım. “Deli mi ne ya? Avucunu yalarsın sen anca.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seninkini yalayayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin avucunu yani...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gidiyorum ben,” diye homurdandım. “Bira içip ağaç kenarlarına işeyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim omuz silkerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Utanınca daha komik oluyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Utanmadım ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Utandın. Bira içip ne yapacaksın? Tekrar söyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elinde olsa onu ölümden alırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İzin verselerdi, onu mezarından bile çıkarırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Toprağa tırnaklarını saplar, kazardı; o bulur, oradan alır, kaçırırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İmkân vermediler.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçine döktüğü okyanusların bir damlası yüzünden akmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O çok ağladı, yanakları hiç ıslanmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kimin yüzüne baksa koca bir boş tuval gördü, renklere kör oldu, güzel olan hiçbir şey artık yoktu; herkes anlamsızdı, aptaldı. Göğsünde aç bir acı vardı, o küs bir çocuk gibi o açlığı doyurmadan ağrılar içinde uyudu. Sigarası bitene kadar fotoğrafına baktı, sigarası bittiğinde fotoğrafların tamamını bir bir ters çevirdi, bir daha düz olsunlar istemedi. Teşekkür etti içine, bu kadar acıdığı için ve minnettardı kalbine, onu hiç unutturmadığı için.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onunla çoğalan mutluluğunu kaybettiği gün, acıyı kalbiyle bölüştü, ruhunu kaybetti, insanlığını geride bıraktı. Gözlerini birine bakmak için değil, baktığı yerde onu bulmak için açtı; bulamadı. Gözlerini yumduysa bu uyumak için değildi, ondan başka birini görmemek içindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerini bağladılar, yolunu unutturdular, susturdular. Bunu yaptıranlar kalbiydi, zihniydi, ruhuydu, elleriydi, gözleriydi; ona düşmandılar. Güzel olan ne varsa ayakları burkulmuştu, gidemedi ona; kötü olan her şey koşmayı öğrendi ona, onun yokluğunda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun önüne iki yol koydular, ikisi de yanlıştı. Birini bile seçmedi, birine bile sapmadı, birini bile istemedi. Belki yaşardı ama kalbi tükürürdü yüzüne. Yaşamayı hiç istemedi, yaşadıysa bu yine o, ondan yaşamasını istediği içindi. Onu inandırabileceğini bilse, var olan güveni yakmak pahasına intiharın ecel olduğunu söyler, belki giderdi yanına.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İnanmazdı Leyla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kalbim yüzüme hiç tükürmedi benim, Leyla,” diye fısıldadığında, salonun içine sakladığı karanlık, kapının açılmasıyla yavaşça kırıldı ama aydınlık etrafa bulaşmadı. “Bu gece de içimden sakat bir at son sürat sana koşuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre içeri girmedi, bekledi. Fotoğrafın durduğu sehpayı izledi. Fotoğraf karanlıkta kalmıştı, onu tekrar göreceği için mi heyecanlıydı yoksa ilk kez bir fotoğrafı ters dönmemiş, yüzü ona dönük duruyor diye mi heyecanlıydı o da bilmiyordu bunu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeri doğru bir adım atınca zaman, boğazından aşağı bir bıçak gibi sarktı ve yutkunamadığını hissetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zaman çok alçaktı. Zaman çok kalleşti. Sevdiği kadının fotoğrafının karşısında durup, bir fotoğrafla savaşmasını istemişti ondan zaman. Zaman çok kötüydü. Zalimdi zaman.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beş karış yüzünü yavaşça salonun diğer ucuna çevirdi, cam duvardan içeri güçlükle sızan ışığa baktı ve derin bir nefes alıp başını salladı. “Bulut çok hasta olmuştu,” diye fısıldadı biri onu dinliyormuş gibi ciddi ama kaygılı bir sesle. “O kadar hastaydı ki, acısı sadece onu vurursalar geçermiş, o kadar hastaydı.” Bir adım daha attı ama fotoğrafa bir kez olsun bakamadı. “Bulut’u bir el ateşle vursam mı zalim olurdum, yoksa iyileşeceğine inandırmak ister gibi başının üzerini okşasam mı?” Omuz silkti çocuk gibi. “Başını okşadım, zalim orospu çocuğu de bana, vuramadım onu, Leyla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözünden bir damla yaş akınca büyük avucuyla yaşı yanağına inemeden sertçe sildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ölmedi Bulut. Senin başını okşasaydım da ölmeseydin keşke.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden eğilip, ellerini dizlerinin üzerine koydu ve dizlerine hırsla vurmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öldü, öldü, öldü!” diye hırladı dişlerini sıkarak. “Zalim orospu çocuğu, kendi yüzüne nasıl vurursun bunu? Öldü!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça doğrulurken dişlerini sıkıyor, gözlerini sıkı sıkı yumuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zaman bana bunu söyleteceğine, keşke sıkılmamış kurşunlar çiğnetseydi.” Derin bir nefes alıp, avucunu yüzü boyunca sıyırdı. “Of!” Birden hızla yürüdü, tek seferde çerçeveyi eline aldı ve çerçeveyi yüzüne yaklaştırırken hızla konuştu: “Lütfen bir daha ölme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerine baktı, gülen yüzüne, onu ilk kez görüyormuş gibi bakarken gözlerinden birden yaşlar dökülmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lütfen,” dedi çerçeveyi parçalayacak gibi tutup sallayarak. “Bir daha ölme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çenesi bile titremiyordu gözlerinden yaşlar dökülürken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözyaşları patır patır, yağmur damlaları gibi Leyla’nın yüzüne aktı, çerçevenin üzerinden bir camdan kayan yağmur damlaları gibi kaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu gece biraz güldüm ben ama biliyorum, sen benden bile çok gülümsedin,” diye fısıldadı birden sakinleşerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça başını sallayıp, gözlerinden yaşlar dökülürken dudaklarını büzdü ve ardından gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alper geldi,” diye fısıldadı. “Severdin onu. Hem Kartal hem sen seviyorsun diye, onu sevdiğim hâlde hep en çok ona bilenirdim. Senin de en yakın arkadaşındı, Kartal’ın da en yakın arkadaşı, bu yüzden olmasın istedim. Bir de onu bulaşık deterjanıyla zehirlediğimin farkında bence.” Gözlerindeki yaşları avucunun içiyle sildi ve burnunu çekti. “İyi çocuk, hoş çocuk ve hâlâ yanak sıkmayı çok seviyor. Merak ediyorum, avuçlarını senin yanaklarına bastırdığı zaman aldığı sıcaklığı hâlâ hatırlıyor mudur, Leyla?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Of!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sibelay ve Neslihan bildiğin gibi.” Başını sallayıp gözlerini açınca bir dolu gözyaşı daha tek tek damladı çerçeveye. “En başında senin anladığını bilmiyorlar. Onlara o gece kulağıma eğilip olacaklarını söylediğini anlatmadım. Sana o gece inandığım hâlde, inanmadığımı söyledim. Sana inandım. Bu hep böyleydi. Sana hep inandım. Sen iki insanın birbirini sevdiğini söylersen, o insanlar birbirlerini öldürürken bile birbirlerine âşık ölürler. Öyle inanıyorum ben sana. Yalan söylediğini bildiğimde bile inanırdım, öyle inanıyorum.” Gözlerini kapatıp, yüzünü buruşturunca gözyaşları yanaklarına doğru kaydı. Başını önüne eğdi, başı bir süredir hep böyle öndeydi. “Sana çok inanıyorum, Leyla. Sen bana öldüm demeden, ben senin öldüğüne inanmayacağım.” Gözlerini aralayıp fotoğrafa baktı. “Bana öldüğünü hiç söyleme, Leyla. Bunu benden hep sakla. Bana yalan söyle. Ben bunu bilmek istemiyorum. Sen yalan söyle, ben yalana inanayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını yavaşça salladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sibelay’ın alnına yapıştırdığın 9 numaralı okey taşını hâlâ sakladığını, dün çantası yere düştüğünde o taş da yere fırlayınca fark ettim. Taşı benden saklamak için akla karayı seçti. Neslihan bütün dövmelerinin hepsini düzelttirdi ama çok sarhoşken ona çizdiğin yamuk Cin Ali dövmesini hâlâ kimseye elletmedi. Dokundurtmadı bile. En sevdiği dövmesiymiş, öyle söylüyor soranlara. Sahra’nın en sevdiği kitabın ayracı hâlâ birlikte kayak yaparken çektirdiğiniz fotoğraf, Burak hâlâ senin yazdığın puding tarifini okuyor ama o gece öyle çok ağlamış ki, pudingi bir türlü tutturamıyor artık, tarifin yarısının mürekkebi karışmış ve Kartal birini sana söz verdiği gibi seviyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini saçlarına götürüp, bir çocuk edasıyla kafasının üzerini kaşıdıktan sonra burnunu çekti. Artık ağlamasa da yüzü yaşlar içindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra birden gözlerinden yeniden yaşlar dökülmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana Kardelen’i anlatamam ama biliyorum, eğer şu an buradaysan, sen de şimdi onu bana anlatıyorsundur. Ona söyle, abisi bana ve çok sevdiği birine emanet. Unutma, o da sana emanet.” Parmağını yavaşça fotoğrafın üzerine götürüp, yaşlarla dolu fotoğrafı yavaşça okşarken gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim hayatımda bir Leyla var,” dedi yavaşça. “Var olmadığı zamanlarda bile hep var olan bir Leyla.” Dudaklarındaki geniş gülümsemeye rağmen gözlerinden yaşlar boşalıyordu. “Leyla, hani yunuslar ağladıklarında ölürlerdi? Bir okyanus aktı gözlerimden, hâlâ buradayım, sana bir adım gelemedim ben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözyaşlarını durdurmak ister gibi derin bir nefes aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi ki sen vardın. Öyle bir vardın ki, bir daha kimse var olmayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şehirden yükselen havai fişeklerin ışığı profilini aydınlattığında, gözleri hâlâ Leyla’nın can suyu mavisi gözlerindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mutlu yıllar iki gözüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eğilip, fotoğrafı gözlerini yumarak uzun uzun öptü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İki gözüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.