18

YARINI OLMAYAN GELİNCİK

04.07.2025

????: Dedublüman, Bunca Yıl

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gelinciğin, askerlerin ölmeden önce gördükleri son çiçek olduğunu biliyor muydun?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu yüzden ona asker çiçeği dendiğini…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve yine gelinciğin, yarını olmayan bir çiçek olduğunu…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bunları biliyor muydun?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun hayatına girdiğimde, bana ilk kez Dağ Gelinciği diye seslendiğinde, yaşananların onun gözlerinin elasına bulaşmış yeşil ormanın derinliklerine bir nefes gibi çekilerek göz bebeklerinin karasına hapsolacağını bilmiyordum. Gelincik benim için doğru bir tanımdı belki de.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Japonlar gelincik için şöyle derlermiş: Gelincik insan ömrü gibidir. Dünü vardır. Yaşamıştır. Bugünü vardır. Yaşıyordur. Ama yarını belli değildir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yani yarını olmayan gelincik, beni en iyi anlatan çiçekti belki de. Gurur bunu bildiği için mi bana öyle seslenmişti yoksa bu sadece acı bir denk geliş miydi? Bunu bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi içimde bir gelincik yetiştiriyordum. Dünü vardı, ben uyurken bile içimde yaşamıştı. Bugünü vardı, hala içimde yaşıyordu ama yarını belli değildi. Onun yarını olmamasından korkuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde yarını olmayan bir çiçek mi yetiştiriyordum?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hayatın okuduğum romanlardan farksız olduğunu fark etmiştim aslında. Bir sonraki sayfada senin neyi beklediğini bilmiyordun. Tek bir fark vardı, kitabı okurken nefes alman gerektiği anlarda kaldığın sayfaların arasına bir ayraç koyabilirdin ama hayat öyle değildi, arasına bir ayraç koyup nefes almak için duramıyordun. Zaman akıyor, hayat kaldığı yerden devam ediyordu ve bir sonraki sayfaya geçmek zorunda kalıyordun. Hayatımın bir sonraki sayfasından korktuğum bir andaydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ağrılar ruhsal hezeyanıma bir süreliğine ket vurabilir sanmıştım ama şimdi hissettiğim ağrıların yanına bir de zihnimdeki sarsıntılar eklenmişti. Yine de birdenbire bana çarpan bu gerçek, sonsuz süreceğine inandığım bir uykudan uyanmak gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi öfkeliydim. Şimdi tükenmiştim. Şimdi ruhum bedenimin içinde değildi ama tüm canlılığımla burada, kendi hayatımın içindeydim. Peki ruhum neredeydi? O karanlık odada, hala cenin pozisyonunda uzanıyor ve o yabancının sesinden bir masal mı dinliyordu? Farkındalık damarlarımı yakıp yıkarak ilerledi, gözlerimi açtığımda uyandığımın hayatımdan fazlası olduğunu, bir kabus olduğunu fark ettim ve durmadım. Artık duramazdım. Verdikleri sakinleştiriciler ya da ağrılarımı ehlileştirmek için damarlarıma salınan ağrı kesiciler; tüm bunlar etkisiz elemana dönüştüler. Merkezime yıldırım gibi düşen acının sebebi ne karnımdaki bıçak yarasından kaynaklıydı ne de günler sürdüğünü fark ettiğim uykunun bedenime bıraktığı yorgunluktandı. Merkezime yıldırım olarak düşen ağrı Gurur’un sesinden duyduklarımdandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tavandaki ışıkları çift gördüğümü hatırlıyorum. Uzandığım yerde alnımda damlacıklar şekilde kabaran soğuk terin farkındaydım. Zihnim bulanıktı ama çektiğim acı çok gerçekçiydi ve net bir şekilde görüyor, duyuyor, hissediyor, deneyimlemekten öteye geçerek o acıya dönüşmüş hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hazır olmadığımı bildiğim ama yine de çocukça hayallerini kurduğum o gerçeğin içine uyanmayı beklemiyordum. Önceden olduğum Zeliha olmaya devam etseydim, bu gerçeği ilk duyduğumda örtünün altına saklanır, bu gerçekten kaçmaya uğraşırdım belki. Şimdi ise anlam veremediğim bir duygu göğsümün ortasında beklenmedik şekilde hüküm sürmeye başlamıştı. Bu duygunun adı neydi bilmiyordum, neden içimde bu kadar net bir şekilde hükmünü ilan etmişti bilmiyordum. Sadece hissediyordum. Koruma içgüdüsü tüm bedenimi etkisi altına alarak ağrıların önüne geçmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korktuğum bir şeyi delice kucaklamak, korumak, herkesten ve her şeyden kaçırarak güvenli bir alana götürmek istiyordum. Tavana bakarken kanı gördüm, bıçağın soğukluğunu hissettim ve biri mavi diğeri yeşil olan gözler gözlerime saf bir gerçekle tutundu. Beni öldürmek için gelmişti. Belki beni öldürememişti ama içimde yer edinen bir parçayı öldürmek üzereydi. Titreyerek doğrulup kalktım. Doğrulduğum için karnımdaki ağrı göğüs kafesimden yukarı tırmanarak soluk boruma sert bir nefes sapladı. Dışarı dökülen nefesin ardından bakışlarımı Simge’ye çevirdim. Gözlerimin içine dikkatle bakıyordu ve hissettiği panikten olsa gerek birdenbire ayaklanmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu kadar ani hareketler yapmamalısın,” dedi yumuşak bir sesle. Bana bilerek hassas yaklaştığını fark ettim. Yüzüne dikkatle baktıktan hemen sonra, “Gurur nerede?” diye sordum ve cevabı korkularımı dev bir dalga boyutuna ulaştırdı: “Doktorun yanında.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim ben fark etmeden karnımın altındaki yerini aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korku içimde çatırdayan bir ateşti. Farkındalık o ateşin etrafında dolaşıyor, ateşten kaçamadığı için tutuşuyor, küle dönüyordu. Zihnimin içine çekildiğimi hissettim ve birdenbire o karanlık gecenin içindeydim. Biri mavi, diğeri yeşil gözler gözlerime tüm gerçekliğiyle bakıyor, bıçağın soğuk ve keskin yüzeyi karnımı yararak içime saplanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayaklarım yere temas ettiği anda zihnimin içinden geri itilerek dışarı fırlatıldım. Simge kolumu tutup, “Hayır,” diye karşı çıktı. “Ne yapıyorsun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yavrum biraz su iç,” diyerek içeri giren Yener, elinde tuttuğu cam su şişesiyle gözlerimin içine bakakaldı. Simge önce Yener’e, ardından bana baktı ve “Zeliha, uzan, yalvarırım,” diye fısıldadı. Yener beni yeniden ayaklanmış görmeyi beklemediği için tedirgin bir şekilde odanın içinde ilerledi. Cam su şişesini sehpanın üzerine bıraktıktan sonra bana doğru dönüp, tereddütte kalmış bir sesle, “Zeliş,” dedi, “böyle ani hareketler yaran için iyi değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana sen mi söylüyorsun bunu?” diye sorduğumda elini ensesine götürüp sert bir nefes verdi. Hiçbir şeyin altında kalmayacağımın farkına varmıştı, kafamın içindeki karmaşanın dışarı kamçı gibi uzandığını da görüyordu. Benimle nasıl diyalog kurması gerektiğini kestiremediğini fark ettim, umurumda olduğu da söylenemezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gerçek birdenbire titrememe neden oldu. Kollarımı bedenime sardım, güçsüz bir şekilde kendimi kucakladım çünkü anladım ki, uyandığım kabusta kendime sarılmazsam, kimse bana sarılıp geçeceğini söylemeyecekti. Çünkü benim kabul edemediğim ama herkesin farkına vardığı bir şey vardı: Geçmeyecekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’a kızgınsın,” dedi Yener sessizce, bunu çok uzun süre sustuktan sonra birdenbire söylemişti. Söylediği şey durup onun gözlerinin içine kırık bir cam parçası gibi bakmama neden oldu. “Zeliha, ölüyordun.” Bana bir adım atınca kendime daha sıkı sarılıp titreyerek Yener’e baktım. “Hatta ölmüştün.” Söylediği şey, bir tokat olup yüzüme çarptı ama acısını yüzümde değil, ruhumda hissettim. “Ölmüştün, herkes vazgeçmişti, herkes bittiğini düşünmüştü. O anlarda senden vazgeçmeyen tek bir kişi vardı.” Gözlerinin içine dolu gözlerle baktım. Yener tam önümde durdu, yavaşça eğilip avucunu omzuma koydu ve dokunuşu beni ürpertti. “Gurur senden vazgeçmedi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenime sarılı kollarımdan birini aşağı kaydırıp, avucumu karnımın altına bastırırken, “Ondan niye vazgeçiyor?” diye sordum titreyen, kaybolmuş bir sesle. Ardından hüngür hüngür ağlamaya başladım. Yener karşımda bir ceset gibi buz kesti, gözlerimin içine saklayamadığı büyük bir acıyla baktı ama dudakları hissettiklerini ifade edecek herhangi bir cümle veya öylesine tek bir kelime için bile aralanmadı. Hıçkıra hıçkıra, her şeyi elinden alınmış, evinin kapısı yüzüne kapanmış, kalabalık bir pazar meydanında annesini kaybetmiş küçük bir çocuk gibi ağladım. “Neden herkes ondan vazgeçmemi istiyor?” Çaresizce Yener’in gözlerinin içine bakarken sayısız gözyaşı gökyüzünü terk eden yıldızlar gibi gözlerimin çukurundan yanaklarıma kayıyordu. “Ben ölmüşüm. O benden vazgeçmemiş. O ölmedi. Ondan neden vazgeçiyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’in gözlerinin içinde kendi paramparça olmuş yansımamı gördüm. Ağzını açıp tek kelime edemeden, avucu hala omuzumda sabit dururken gözlerimin içine hissettiği şaşkınlık ve yıkımla baktı. Farkındalık bir anlığına ona da dokundu. Bunu hissettim. Kimsenin görmediği, benim gözlerimi kapatsam bile görmeye devam edeceğim o gerçeği Yener bir anlığına da olsa gördü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge sessizce, “Düşüğü kaldıramazsın,” dediğinde bakışlarım hala Yener’in gözlerindeydi. Ağlamaya devam ediyordum. Hıçkırdığımda karnımdaki acı tüm bedenime uyarıcı sinyaller yolladı ama aldırış etmedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’in gözlerinin içine bakarken Simge’yi titreyen bir sesle yanıtladım. “Kürtajı kaldırabilirim, öyle mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener gözlerini sıkıca yumarak söylediğim gerçekten uzaklaşmaya çalıştı ama uzaklaşamazdı; tıpkı ben gibi, onlar da benim gerçeğimin tam ortasında duruyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur iyi değil,” dedi Simge yavaşça. “Ona kızgınsın biliyorum ama Zeliha, yemin ederim o iyi değil.” Simge’nin kurduğu cümleler kafamın içinde birbirine değen domino taşları gibiydi ve sonunda öne doğru hızla yıkılmaya başlamışlardı. Bunu biliyordum. Zaten görmüştüm. “Sensizliğin ona ne yaptığını gördüm. Sensizlik ihtimalinin o adama ne yaptığını gördüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bensiz kalmamak için canımı yakmaya hazır olduğunu söylüyorsun,” dedim, bu bana ait bir cümle gibi değildi; ben böyle cümleler kurmazdım. Acı birdenbire dilimin üzerine zehrini yaymıştı. Durdurmak istedim ama içimdeki kaos çok büyüktü, etrafa saçıldığında yaratacağı tahribatın da büyüklüğünün farkına varmıştım. “Ne istediğimi bilmiyor olabilirim Simge,” diyerek gözlerimi kuzenime çevirdim. “Ama ne istemediğimi biliyorum.” Avucumu karnımın altına bastırdım. “Gitmesini istemiyorum. Ona bunu yapamam. Bunu kaldıramam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliş.” Simge bana doğru bir adım attı. “Kanaman oluyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kanamam oluyor, düşük yapmıyorum,” diye kestirip attım ve başım döndüğü için gözlerimi yumdum. Yener beni omuzlarımdan tutarak yavaşça yatırmaya çalıştığında omuz silkerek dokunuşundan arındım. “Benden bunu nasıl istersiniz?” diye fısıldadım ama sesim bana çok uzaklardan geldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener ve Simge bir şeyler söylediler ama o andan itibaren duyduğum tek şey, yüksek bir sinyal sesiydi. Gözlerim boşlukta, yüzümde kayıp gitmeyi sürdüren onlarca yaşla öylece durup sinyal sesini dinledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir karar vermem gerektiğini biliyordum. Bu kararı etrafımı sarmış akbabalar gibi beklediklerini biliyordum. Kararım geride bir leş bırakacaktı. Korkuyla sarsıldım. Kollarımı karnıma sarıp boşluğa bakmaya devam ettim. Bunu, içmem için getirdikleri çorbaya kaşığı sokup, ağzıma uzatan annemi karşımda görene kadar sürdürdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aç ağzını,” dedi annem sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım aralandı, çorbadan bir yudum içtim. Annem kaşığı geri çekip karton kasenin içine soktuğunda bakışlarım ısrarcı bir şekilde annemin yüzünü aşındırıyordu. Annemin benimle göz teması kurmamaya çalıştığını fark ettiğimde bakışlarım daha da ısrarcı bir noktaya sürüklendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bakma bana öyle,” dedi annem sonunda, sesi titremişti. Kaşığı dudaklarıma yaklaştırdığında ağzımı çorbadan bir yudum almak için değil, konuşmak için açtım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni seviyorsun,” dediğimde duraksayarak çökmüş yüzüme baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok seviyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canını da verirsin benim için,” dediğimde kaşığı yavaşça kasenin içine geri bırakarak gözlerimin içine, ruhuma baktı. Oradaki enkazı gördü, kulağımda çınlayıp duran sesleri duydu; hissettiklerimin farkına vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir kez olsun düşünmem,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman beni anlıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem uzun uzun gözlerime baktıktan sonra, “Annelik hissi gelmiş sana, ben nasıl koparayım alayım bunu kalbinden senin?” diye sordu sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin kaşığı tutan elini tutup, “Yardım et bana,” diye fısıldadım. “Anne, ne olursun, yardım et bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne istiyorsun benden Zeliha?” diye sordu annem yakarır gibi. “Göz göre göre seni bilinmez bir yola mı sokayım annem ben?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yardım et bana,” dedim elini daha sıkı tutarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor dedi ki…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor sürekli bir şeyler söylüyor,” dediğimde gözlerini yumdu. “Öldüğümü de söylemiş size. Ölmedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ölmedin evet ama bizi öldürdün,” diyen kişi babamdı, ne zaman içeri girdiğini anlayamadım ama annemin elini bırakıp sessizce başımı önüme eğdim. Babam çenemi tutup havaya kaldırıp ona bakmamı sağladı. “Ne istiyon sen bizden?” diye sordu. “Ne istiyon kızım sen bizden? Öleyim mi babam ben kahrımdan? Deli mi olsun o çocuk senin kahrından babam? Sen ne istiyon bizden?” Gözlerime dolan yaşlar orada kaldılar sandım ama çeneme birdenbire akıp gittiler. Babama bakmamak için gözlerimi boşluğa çevirdim ve babam çenemi daha fazla yukarı kaldırdı. “Bak bana,” dedi yakarır gibi. “Bak bana babam, katil değiliz biz. Senin yavrunu elinden almaya çalışmıyoz babam biz.” Gözlerim babamın mavi gözlerine dokundu; kendimi durduramayıp içli içli ağlamaya başladım. “Eziyet ediyon bize, eziyet ediyon kendine, biliyom babam çok zor, biliyom. Allah bir can üfledi içine, biz sana vazgeç diyoz, biliyom, ben daha kalbi atmamış sabiye kıyacak kadar canavar mıyım? Ben katil miyim babam?” Yüzümü avuçlarının içine aldı. “Seni düşünüyom ben. Kızımsın sen benim. Gözümün ilk ağrısısın. Ben seni düşünmek zorundayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oğlumu neden kimse düşünmüyor?” diye fısıldadığımda babam birden dondu kaldı. “Herkes niye sadece beni düşünüyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oğlum mu?” diye sordu babam sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece babamın gözlerinin içine baktım. Bir başkaldırı ve durduramadığım bir keskinlikle. Yanacağımı ve hatta olduğum yerde küle dönüp, külden ibaret kalacağımı bilsem de içimdeki bu hissi görmezden gelmeyecek, doğru bildiğimin peşinden gidecektim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam elini dizime bastırdı ve sustu. Artık konuşabileceği hiçbir şey kalmadığını biliyordu. Ne söylerse söylesin ağlayarak tam tersini savunacağımı iyi biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söyle baba Gurur’a,” dediğimde o kadar uzun süre susmuştuk ki geçen zamanın farkında bile değildim. Zaman algım yoktu. “Ne olursun söyle, yalvarıyorum sana. De ona. O beni anlamadı, beni sen de anlamamazlık etme, beni bari sen anla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam susup gözlerimin içine baktı. Sadece baktı ama ne olumlu ne de olumsuz hiçbir şey söylemedi. İçimdeki korkunun biraz daha büyüdüğünü hissetsem de bir şey diyemedim. Çaresizce çırpınıyor ama kimse tarafından görünmüyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur yanında doktorla içeri girdiğinde yüzümün bembeyaz kesildiğini hissettim. Kendimi bir aynada görmüyorsam bile ne halde olduğumu tahmin edebiliyordum. Korkuyla yatağın bir köşesine sinip doktorun gözlerinin içine baktım. Doktor, elinde bir tomar kağıtla bana yaklaşıp, “Bugün nasılsın?” diye sorduğunda gözlerim hemen doktorun çaprazında duran Gurur’a dokundu. Bakışlarını bana değdirmiyordu, sanki değdiremiyordu. Bana baksın istedim. Gözlerime baksın, beni görsün istedim ama o benden saklanmaya devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyim ben,” döküldü dudaklarımdan. Doktorun bakışları yüzümden sıyrılarak babama çevrildi. Aralarında geçen bakışmaya tanık olmak istemedim. Gözlerim hala Gurur’daydı. Ayakta dimdik duran sadece oydu ama yine sadece o yerde, dizlerinin üzerinde gibiydi. Gözlerini gözlerime değdiremedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet, dimdik durdu ama aslında dizlerinin üzerindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Doktor derin bir nefes aldıktan sonra, “Zelihacığım,” diyerek söze girdiğinde çarşafı avuçlarımın içine alıp sıktım ve gözlerimi Gurur’dan ayırıp doktora çevirdim. Doktor bakışlarım karşısında rahatsızlık duymuş gibi yutkunup kaşlarını kaldırarak elindeki kağıtlara baktı. “Gebeliğinin beşinci haftasına girmişsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çarşafı daha sert kavrayarak doktorun gözlerinin içine bakmaya devam ettim. Öyle bir bakıştı ki bu, sanki uzanıp ruhundan büyük bir parça koparacak gibiydim. Doktor boğazını temizledikten sonra, “Riskleri konuşmuştuk,” dedi ama duyduğum sadece sinyal sesi olduğu için söylediği hiçbir şey kafamın içinde barınmamıştı. “Bu sürecin senin için ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorsun. Böylesi büyük bir düşük riski varken…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey yap,” dedim doktorun gözlerinin içine bakarak ama bunu doktora değil, ona söylüyordum. Doktorun karşımda donup kaldığını fark etsem de aldırış etmeden çarşafı daha sıkı kavradım ve “Bir şey yap!” diye yakardım. Gözlerimi yavaşça Gurur’a çevirdiğimde, evet, işte şimdi doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Başına bir kılıç vurulacak, başı boynundan ayrılacak olsa kafasını kaldırıp bana bakamayacağını sanıyordum ama gözlerini ayıramadan beni izlemeye başladı. “Bir şey yap,” diye fısıldadım. “Ben seni bırakmadım, sen de onu bırakma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zerda.” Bin ağlayan görse birinde çatlamazdı sesi belki ama benim bir gözyaşıma paramparça oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey yap.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana doğru bir adım atıp, “Çıkın dışarı,” dedi tek nefeste.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalvarırım,” diye fısıldadım Gurur’un tişörtünü avucumun içine alıp kumaşın soğukluğunu avucumun içinde sıkıca kavrarken. “Bir şey yap.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Doktor ağzını açacak oldu ama babam sadece başını sola doğru yatırarak doktora kapıyı gösterdi ve birlikte sessizce odadan çıktılar. Gurur tam önümde dururken yüzümü karnına bastırıp, tişörtünü avucumun içinde daha sıkı kavradım ve “Beni koruduğun gibi lütfen onu da koru,” diye fısıldadım zayıf bir sesle. “Bunu kaldıramam Gurur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni koruyabildiğim gibi mi?” Sesi bir makineden yükselmiş gibi donuk yükseldiğinde titredim ama ondan ayrılamadım, yüzümü karnına iyice gömüp tişörtünü koparacak gibi sıktım. “Seni koruyabilseydim sen şu an burada durmuş bana bunun için yalvarıyor olacak mıydın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Diğer avucumu güçsüzce kaldırdım, damar yolum hala açıktı ama bileğime bağlı bir serum yoktu. Yumruğumu sertçe göğsüne vurdum ve o vurduğum göğe sığınmaya devam ettim. “Beni korudun,” dedim dudağımı büke büke. “Onu da koru.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendine gel artık.” Bu cümleyi böylesine keskin, içimi deşip dışarı kan leş içinde çıkan bir bıçak gibi duymayı beklemiyordum. Belki duyardım ama onun dudaklarından, onun sesinden olmazdı bu. Sarsıldım. Yumruğumu göğsüne bir kez daha vurup alnımı karnına bastırarak ağlamaya başladım. Gurur avucunu saçlarıma bastırdı, saçlarıma dokundu, şefkati hissettim ama sonrasında gelen cümle kalbimi ortadan ikiye böldü. “Ne seni koruyabildim ne onu koruyabildim, görmüyor musun? Neden anlamak istemiyorsun? Bana onu koru diyorsun. Onu koruyabilseydim şu an bu durumda mı olurdunuz?” Sesindeki sertlik değil, cümlelerindeki soğukluk beni bin farklı yerimden büktü. Yine de geri çekilemedim, yumruğumu onun göğsüne sertçe geçirip ona sığınmaya, onun göğsünde ondan saklanmaya devam ettim. “Sizi koruyamadım, anlamak istemiyor musun?” Birden omuzlarımdan tuttu, nazik bir şekilde beni teninden ayırıp kafamı kaldırmamı ve ona bakmamı sağladı. Gözlerimiz birleştiğinde gözyaşlarım birdenbire akmayı bıraktı. “Kendine gel artık!” Göz bebeklerimin büyüdüğünü hissettim. “Ölmek mi istiyorsun? Ölmemi mi istiyorsun?” Yakarışına bulaşan öfkesi bile beni koruma odaklıydı ama içimdeki yıkım bu koruma içgüdüsünü altına alarak yok etmek, parçalara bölmek istedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanağımdan aşağı akıp giden gözyaşını takip eden gözleri donuk bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yapma,” diye fısıldadı. “Bu benim için kolaymış gibi davranıyorsun, yalvarıyorum sana, ayaklarının altını öpeyim, yapma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avucumun karnımın altındaki yerini aldığında, “Benden gitmeyi göze alıyorsun, gidersen o benimle kalacak mı sanıyorsun?” diye haykırdığında dondum. İrkilerek, kara zorla kirpiklerimi kaldırıp ona bakmaya çalıştım. Ağlıyordu. “Her olasılık benim ölüm fermanımın altında senin imzan anlamına geliyor. Sen sanıyorsun ki ben buradan elimi kolumu sallayarak çıkıp gideceğim, yanıma seni aldım diye huzura ereceğim. Ermeyeceğim lan ermeyeceğim.” Ellerini omzumdan çekip avuç içlerini yüzüne kapattı. “Bir sen mi onu kaybedeceğinden korkuyorsun!” Parmaklarını yüzüne öyle bir bastırdı ki yüzünü parçalayacağını zannettim. “Ben onu kaybedeceğim düşüncesiyle yanmıyorum mu sanıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce ona bakmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zerda, neden görmüyorsun? Neden o sadece seninmiş, sana aitmiş, o benim biraz bile umurumda değilmiş gibi davranıyorsun!” Avuçlarını yüzünden çekmedi. Ağlıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce ona bakmaya devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden suçumu yüzümü vurup duruyorsun!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avuçlarını yüzünden sıyırarak çenesine kadar indirdiğinde beyazı kızıla dönmüş ela gözlerinin yemyeşil olduğunu gördüm. Yüzü kendi gözyaşlarıyla parlıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden onu senden alacak benmişim gibi benden korumaya çalışıyorsun?” diye fısıldadı güçsüzce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Titreyen elimi kaldırıp yavaşça yanağına kaydırdım. Sessizce gözlerinin içine bakarken dudaklarımın büküldüğünü fark ettim. Çenem titrerken yavaşça baş parmağımla elmacık kemiğine inen gözyaşını sildim. “Özür dilerim,” diye fısıldadığımda çenesini sıktı, alt dudağı titredi ve bana sadece baktı. Küçük bir erkek çocuğu gibi baktı. “Çok özür dilerim.” Dudaklarımı büke büke ona sokuldum, parmağım yanağında kayarken ilk kez onun da içeri çektiği dudaklarının büküldüğünü gördüm. “Gurur, çok özür dilerim.” Titreyerek kollarımı boynuna sarmaya çalıştığımda benim için eğildi. Kollarımı onun boynuna sarıp, yüzümü soğuk boynuna yaslayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. “Çok özür dilerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben özür dilerim,” dedi beni sıkıca sararken. “Seni koruyamadım. Onu koruyamadım. Sizi koruyamadım. Ben özür dilerim.” Yüzünü saçlarıma gömdü, gözyaşları saçlarıma akarken onu ilk kez karşımda bu kadar çıplak gördüm. İlk kez bir çocuk gibi, böyle içten, titreyerek ağladı. “Çok özür dilerim Zerda’m, çok özür dilerim, onu benden koruyacak kadar seni yaraladığım için çok özür dilerim. Sana yaşattığım her şey için çok özür dilerim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu hatırlıyorum,” dedim gözyaşları içinde. “Onu hatırlıyorum.” Duraksadı ama bana sarılmaya devam etti. “Gurur, onu nasıl bırakırım? Onu hatırlıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana daha sıkı sarıldı ama hiçbir şey söyleyemedi. “Rüyamda gördüğüm o çocuk, yine oradaydı, oradaydı, o karanlıktaydı, oradaydı,” diyerek ağlamaya başladım. “Deli değilim, delirmedim, oradaydı, yalnız değildim. O karanlıkta yalnız değildim. Oğlumuz yanımdaydı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geri çekilip gözlerimin içine dünyasını başına yıkan benmişim gibi baktı ama biliyordum, yıkılan dünyasının altından onu çıkaran bendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni bırakmadı. Onu nasıl bırakabilirim?” diye sordum çenem titrerken, ardından Gurur’a yaptığımı bildiğim haksızlığın altında kalıp gözlerimi yumarak hıçkırdım. “O beni hala bırakmamışken, ben nasıl onu bırakabilirim?” Gurur alnını alnıma yaslayıp sustu. O kadar uzun sustu ki, alnını alnımda hissetmesem gittiğini düşünürdüm. Elini kavrayıp güçsüzce karnımın altına yerleştirdim ve avucunun karnıma tam anlamıyla yaslanmasını sağladım. “O gitmedi Gurur, söylesene, onu içimden nasıl kovabilirim?” diye fısıldadım. “O hala burada.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, hissettiği acının onu hapsettiği bir düşten birdenbire uyanmış gibi gözlerimin içine baktı. Artık kaçacak bir yeri kalmadığını biliyordu, artık o gerçeğin tam ortasında benimle beraber duruyordu. Parmaklarını karnımdan çekmeden sertçe yutkundu. O kadar uzun süre gözlerimin içine baktı ki, bu gerçeğin altından kalkamayacağımızı hissettim ama istiyordum, Gurur başımızın üzerindeki ağırlığı kaldırıp atsın ve bizi kurtarsın istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lütfen,” diye fısıldadım gözlerime ulaşmayan bir gülümsemeyle. “Onun için savaşalım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sertçe yutkundu. Vermesini istediğim karar, hayır, kabul etmesini istediğim gerçek onu derinden sarsmış olmalıydı. Onu buna mecbur bıraktığım için kendimi müthiş çaresiz hissediyordum ama tıpkı diğer herkes gibi, o da ondan vazgeçsin istemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnını alnıma bastırdığında gücünün tükendiğini anladım. Daha fazla direniş gösterecek hali kalmamış gibiydi. Onu bu hale getirdiğim için kendimden tiksindim, yine onu bu halde görmek bana umut oldu. Bir avucum karnımda, onun elinin üzerinde duruyor, diğer elim güzel yüzüne yerleşmiş ona dokunuyordu. Alnımı alnından ayırmadan, “Gitmek de kalmak da onun vereceği bir karar olsun, lütfen,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiçbir şey söylemeden alnı alnımda, avucu karnımda öylece bekledi. Bu bile benim için tutunabileceğim bir umut kırıntısıydı. Tek bir korkum vardı, o da bu umudu benden alacak olmasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

GURUR MERT ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Doktor, ahşap masasının arkasında oturmuş tahlil sonuçlarını incelerken tam karşısında durmuş, ondan gelecek bir cevabı bekliyordum. Damar yolum açıktı ama neden açık olduğunu pek hatırladığım söylenemezdi. Nihan bana iyi geleceğini, ayaklanmamı sağlayacağını söyleyerek ilaçlı bir serum takmıştı işte, sadece o kadarını açıklıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Büyük bir düşük riski var,” dedi geriye yaslanıp gözlerini Kahraman Baba’ya çevirerek. Burada olduğunu fark ettim ama kafamı çevirip ona bakamadım. “Bu düşüğün kötü sonuçları olabilir. Henüz yeni bir operasyon geçirdi ve…” Açıklamalar arka arkaya ateşlenen füzeler gibiydi. Sürekli olarak olabileceklerden, gelişebilecek semptomlardan, Zeliha’nın mental durumundan, fiziksel sağlığından bahsedip durdu. Günün sonunda kararı bize bırakıyor olsa da açıkçası onun kararı belli gibiydi. Avucumun içinde hala onun karnını hissediyormuş gibi farkında olmadan yumruğumu sıktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahraman Baba bir anda, “Peki,” diye söze girdi, “bir ihtimal var mı? Düşük yapmadığı küçük bir ihtimal?” Gözlerim Kahraman Baba’ya işte tam da o an çevrildi. Oysa onun kararını biliyordum, düşüncelerini görmüştüm, kahrolsa da seçimi kızından yanaydı ki bu çok normaldi. Avucumun içindeki ateş büyüdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette, yok diyemem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim birden doktora çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama gerek geçirdiği operasyon, gerek bir süre komada kalmış olması durumu, gerekse de kanamaların sürmesi…” Doktor derin bir nefes aldı. “Ben hastamın sağlığını öncelikli tutmak durumundayım. Zeliha Hanım mental olarak büyük bir travma geçiriyor. Yaralanma esnasında yaşananları elbette bilmiyoruz ama sonuç itibarıyla bu genç kadın bıçaklı bir saldırıya uğramış. Mental olarak toparlanması zaman alacaktır, toparlanması için ilaçla destek alması gerekebilir. Ki bence gerekiyor çünkü mental durumunu iyi görmedim. Bu tür tedaviler de gebelik için büyük riskler oluşturur. Kaldı ki çok büyük bir düşük riski taşıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce odadan çıktım. Sırtımı duvara yaslayıp avucumun içine baktım. Avuç içime bakarken parmaklarımın titrediğini görebiliyordum ama aldırış etmedim. Sadece avucumun içine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oğlunu koruyamadın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevdiğin kadını koruyamadın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sana yalvardı, onu koruman için sana yalvardı ve sen yine öylece durup, hiçbir şey yapamadın; koruyamadın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yumup titreyen elimi yumruk şekline sokarak dudaklarıma götürdüm. Yumruğumu dudaklarıma bastırırken kapalı gözlerimin arkasında Zeliha’nın bana yalvarırken takındığı surat ifadesi asılı duruyordu. Sinyal sesi bir ok gibi kulak deliğimden girip kafamın içine çivi gibi saplandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onur Kırgız’ın varlığını çok sonradan fark ettim. Gözlerimi açtığımda karşımda duruyor, kollarını göğsünün üzerinde toplamış, duvara yaslanmış beni izliyordu. “Merhaba,” dediğinde cevap vermeden gözlerine bakmayı sürdürdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sırası olmadığının farkındayım,” dediğinde titreyen elimi aşağı indirdim. “Ama Zeliha Özdağ’ın ifadesini almamız gerek. Bunun için memurlardan gerekli izni aldım, ifadeyi onlar değil, uygunsa ben alacağım. Öyle olmasını isteyeceğini düşündüm. Sanıyorum mental olarak iyi hissetmiyor, yabancı birileriyle aynı ortamda olmak istemez ama yanında sen varken bana rahatlıkla ifade verebilir diye düşünüyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu biraz daha erteleyebilir misin?” Sorum karşısında bir an duraksadı. “Ben ifade verebilirim. Ama şu an ona ne olduğunu sormak, ona bir şeyleri yeniden hatırlatmak sadece daha çok yıkılmasına neden olacak. O iyi değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onur başını sallayıp, “Bir şeyler ayarlayacağım,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sağol,” dedim, tam sırtımı dönüp gidecektim ki durup omzumun üzerinden ona bakmaya karar verdim. “Sana iki can borcum vardı, bu da üçüncü borcum oldu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimde bilenen duyguların onu kesip geçtiğini gördüm. Bir yabancıya kendi hayatımla acı vermek tuhaftı. Alışkın olduğum bir durum değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onur, “Lafı edilecek şeyler değil bunlar, Çalıklı,” dedikten sonra derin bir nefes aldı. “Gerekli parmak izleri alındı, incelemeler yapıldı ve salon… Temizlendi.” Gözlerinin içine uzun uzun baktım. Cevap vermeyeceğimi anladığında, “Leon ve Pars’tı sanırım isimleri, öyle yazıyordu. Onlar da iyi. Sizin tesisteler, geri dönmenizi bekliyorlardır,” dedi ve ilk kez gerçek bir gülümsemeyle gözlerime baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana iki değil, dört can borçluyum o zaman,” dediğimde duraksadı. Ne söylemeye çalıştığımı anlamış olacak ki başını önüne eğdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umarım bebek için geç kalınmamıştır,” dedi ve bunu gerçekten yüreğinden koparak söylediğini anladım. İnsanlar yalan söylediğinde, içten olmadıklarında, bir şeyle ilgili gerçek duygularını ifade etmediklerinde bunu rahatlıkla anlardım. Gerçeği söylediğini bu yüzden net bir şekilde görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben genelde hep geç kalan bir adamım.” Cümlem yüzündeki gülümsemenin silinmesine neden oldu. Sessizce sırtımı döndüm, o koridordan silindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamın içinde sürekli kendini tekrara alan sinyal sesine alıştığım için artık dışarıdaki sesleri de algılayabiliyor, sinyal sesini ve başkalarının cümlelerini bir arada idare edebiliyordum. O yüzden bahçeye çıkıp bir sigara yaktığımda ve toplanan yağmur bulutlarını izlemeye başladığımda, Çolpan’ın, “Gurur, kolun kanıyor,” dediğini anında duydum. Gözlerimi dirseğimin iç kısmında açık duran damar yoluna indirdim. Yavaşça aşağı doğru kan akıyor, akan kan parmak uçlarıma ulaşıyordu. Kanı gördüğüm an sinyal sesi kafamın içinde birdenbire okyanusta belirerek büyüyen bir dalga gibi şiddetlendi. Kendimi hızla toparlamaya çalıştım ama kan yere damlayıp zeminde leke bıraktığında şakaklarım zonkladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi Çolpan’a çevirdim. “Yalan söyleyecek halde değilim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir müddet gözlerimin içine baktıktan sonra başını salladı. “Zeliha’nın yanındaydım, ağrı kesicilerin etkisinden olsa gerek, uyuyakaldı,” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uyuduğunu duymak bana her zaman huzurlu hissettirir sanmıştım ama şimdi uyuduğunu duymak sadece göğsümün içine diri diri yumruk sokulmuş gibi hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kabullenemedi,” diye fısıldadı Çolpan kollarını bedenine sarıp, bu gerçekten kendini korumaya çalışıyor gibi. “Kendini düşünmüyor ve ona asla kızamıyorum. Çünkü o hep böyledir… Önceliği hiçbir zaman kendisi olmadı. Üstelik artık işler… Daha farklı.” Başını önüne eğip yere baktı. Ben de yere damlamaya devam eden kanıma baktım. Sinyal sesinin şiddetlenmesi artık sorun değildi. Kafamı patlatmasında bile bir sakınca görmüyordum. “O zaman her zaman anaçtı. Arkadaşlarına karşı, ailesine karşı, yabancılara karşı… Sana karşı.” Kafasını kaldırıp bana baktığını hissetsem de ben ona bakmadım. Bir kan damlasının içinde tüm geçmişimi gördüm. “Şimdi bebeğini böyle sahiplenmesi, bırakmak istememesi, hepimizi potansiyel tehlike olarak görmesi çok normal. Ona alınmıyorsun, değil mi? Ağzından çıkanı kulağı duymuyor, ona bunları anaç tarafı söyletiyor.” Beni yere yatırıp ağzımdan kalbim çıkana kadar tekme atsa da ona tek kelime etmez, durması için ayağını tutmaz, bana vereceği her cezaya gözüm kapalı razı olurdum. Bunu dile getirmeme gerek bile yoktu. Bu önce Allah’ın, sonra Zeliha’nın, sonra da herkesin bildiği değiştirilemez bir gerçekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan cevap vermeyeceğimi anladığında susup yanımda kalmaya devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçmediğim ama çoktan filtresine kadar yanan sigarayı yere atıp üzerinden geçtim, bakışlarımı Çolpan’a çevirdim ve “Ne yapacağım?” diye sordum. Benden böyle bir soru duymayı beklemediğini irileşen gözlerinden anladım. Oysa tam şu an önüme gelen herkesi, yabancıları bile çevirip, bu soruyu sormak istiyordum. Çaresizce herkese bu soruyu sorup bir cevap almak istiyordum. Bir cevap bulmak istiyordum. Bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha’nın vereceği karara saygı duymak istiyorsun ama korkuyorsun,” dedi başını sallayarak. “Zeliha’yı nasıl ikna edebileceğini ben de bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu ne için ikna etmeye çalıştığım aklıma gelince kafamın içine bir bıçak saplanmış gibi hissettim. Avucumu yavaşça sıktım ve kolumdan akan kanın avucumun içine yayıldığını hissettim. Karnına dokunduğum bu avuç, şimdi kendi kanımla ıslaktı ve birdenbire olduğum yerde sarsılmama neden olan, onun kanının da bu avuca böyle bulaşacağını düşünmek oldu. Zeliha’nın neden benden korktuğunu, neden onu benden bile korumak istediğini şiddetle fark ettim. Avucuma onun kanı bulaşacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benden korkuyor,” dediğimde Çolpan’ın gözlerinin dolduğunu gördüm. “Haksız da sayılmaz. Onu ikna etmek için çabalıyorum, hala bunu yapıyorum, onu kurtarmak için bunu yapmaya devam edeceğim.” Avucumun içini açıp, avuç içi çizgilerime dolmuş kanı gösterdim. “Bu ellerle onun karnına dokundum, onun oradaki varlığını hissettim,” dediğimde Çolpan’ın yanağından kayıp giden gözyaşı çenesine ulaştı. “Bak, şimdi bu ellerde kan var. Onun kanı ellerime bulaşacak ve bunu yapmaktan başka bir çarem yok.” Kalbim göğsümün içinde büyük bir sessizliğe gömüldü. Artık içinde atmak istediği beden bana ait değildi. Kalbimin bile bana sırt çevirdiği bir andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan tedirginliğini ve hüznünü benden gizlemeden gözlerimin içine baktı. “Sen Zeliha’nın iyiliğini istiyorsun, iyi olmasını istiyorsun. Bu seni korkunç biri yapmaz,” diye fısıldadı. “Eğer bu gebelik ona zarardan başka bir şey getirmeyecekse, elbette onu korumak zorundasın. Ama yine de…” Durdu, doğru cümleyi aradı ama bulamadı. Sustu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama yine de?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap vermek yerine burnunu çekip yere baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söylesene Çolpan. Söyle. Ne olursunuz biri artık bana bir şey söylesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya bir ihtimal varsa?” Çolpan’ın sorusu içimdeki enkazın dışarıya gösterdiğimden daha fazlası olduğuyla yüzleşmemi sağladı. “Ya gerçekten bu bebeği doğurabilecek gücü varsa?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İşte o ihtimal ki, varken de canımı alıyordu, yokken de canımı alıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir ihtimale tutunup avuçlarımın içinde attırdığım o kalbi susturmaktan korkuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine bir ihtimali görmezden gelip avuçlarımın içini oğlumun kanına bulamaktan korkuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dizlerimin üzerine çökmek istedim, ayaklarım bu büyük bedeni taşıyamadı ama yapmadım. Kahraman Baba’ya verdiğim sözü tutmak zorundaydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan’ın gözlerinin içine baktım ve “Çolpan,” dedim, o beni kendinden yüksekte sanıp kafasını kaldırarak bana baktı ama ben aslında yerde, dizlerimin üzerindeydim. “Bir süreliğine buradan ayrılacağım. Uyandığında beni ara, olur mu? O uyanmadan gelmeye çalışacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu halde nereye Gurur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona temiz kıyafet getireceğim,” dediğimde Çolpan duraksayarak gözlerimin içine baktı. “İç çamaşırına, temiz kıyafete ihtiyacı var. Tarağa ihtiyacı var. Saçlarını tararım. O sevmez öyle karışık saçla durmayı, saçlarına sinir olmaya başlamıştır.” Çolpan tedirgin gözlerle bana bakıyor, sıraladığım cümlelere karşı duyduğu hayreti gizleyemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuklara söyleyeyim, biri seninle gelsin. Hatta bizim eve git,” diyerek çantasından anahtarı çıkarıp bana uzattı. “Zeliha’nın odasında hala kıyafetleri var. Bizim kıyafetlerimizden de alabilirsin. Oraya gitme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan’ın gözlerinin içine baktım. “Bir gün oraya dönmem gerekecekti zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını iki yana sallayarak, “O gün, bugün değil,” diye karşı çıktı. “Gideceksen de biriyle git.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsemeye çalıştım ama yapamadığımı biliyordum. Sessizce bahçeye ilerlediğimde arkamda kaldı. Bir şeyler söylediğini duydum ama cümlelerine odaklanamadım. Elim eşofmanımın cebine gitti, bir anlığına masanın üzerinden Yener’in cipinin anahtarını aldığım anı hatırladım ve avucumun içinde anahtarı hissettim. Ben cipin önüne geldiğimde yağmur ufaktan atıştırmaya başlamıştı. Uzaktan kumandaya basıp kapıyı açarken omzumun üzerinden hastaneye doğru baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Allah’ım,” diye yalvardım, “sen bana doğru yolu göster. Sen o doğru yolda Zeliha’yla yürüyebilmeyi nasip et bana. Ne yapmam gerektiğini bana göster.” Arabaya binip kapıyı sertçe kapattıktan sonra motoru çalıştırıp direksiyonu sertçe çevirdim. “Ne olursun bana doğru yolu göster,” diye fısıldadım ve hızla bahçenin çıkışına doğru sürmeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tüm camları indirdim, rüzgar içeri doldu, yağmur damlalarını tenime taşıdı ama içimdeki yangın dinmedi. Esen rüzgar sanki o alevleri daha da büyüttü, ruhuma sıçrattı, zihnime sıçrattı, tüm benliğimde cehennemi yaşadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ara sıra çift görsem ve ibreyi biraz olsun aşağı çekmesem de o sokağa tek parça ulaşabildim. Güvenlik arabayı gördüğü anda bariyeri kaldırdı, içeri doğru sürerken binalara bakamadım. Arabayı girişte durdurduğumda artık aracımın orada olmadığını fark ettim ama üzerinde durmadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İki yana kayarak açılan kapının önünde durup, cam kapıdan içeriye, lobiye baktım. Lobi boştu. Asansörlere dokunan gözlerimin görüntüleri zihnime aktardığı anda sinyal sesini besleyeceğini biliyordum ve öyle de oldu. Asansörlerin kapalı kapılarına bakarken kalbimin sıkıştığını, boğazıma bir elin sarıldığını, nefesimin ciğerlerimden boşaldığını hissettim. Nefes almak istedim, elim boğazıma gitti, boğazımı anlamsızca, sertçe kaşıdım ve nefes alabilmek için kimseye göstermeden yavaşça çırpındım. Sonunda bir parça nefes alabildiğimde hızla merdivenlere yönlendim. Hızlı adımlarla merdivenleri tırmanırken nabzımın damarlarımı yırtarak hızlandığını hissetsem de bu beni durdurmadı. O kata geldiğimde sanki bir mezarın içindeydim ve toprak üzerime çökerek kefenimi delip gırtlağıma doldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öyle bir an gelmişti ki bir adım atmak bile çok zor sanmıştım ama şimdi olduğum yerde durmak bile çok zordu. Değil o adımı atmak, burada olmak bile çok zordu. Yine de yaptım. Önce durdum, sonra o adımı attım ve o koridordaki varlığımın içime battığını hissettim. Birkaç sarsak adımın sonunda onunla anılarımızı biriktirdiğimiz evin kapısının önündeydim. Anahtarım cebimde duruyorken bile kapısını o açsın diye çaldığım kapının önünde, içeride onun olmadığını bilerek durmak ecel gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim eşofmanın cebine gitti ve evin anahtarını avucumun içine aldım. Kendi mezarımın üzerine atacağım toprağı avucumun içine alıp sıkmak gibiydi. Gözlerimi kapatarak avucumun içindeki anahtarı daha sert kavradım. Gözlerim kapalı, anahtar avucumun içindeyken yaşananlar bir nehir gibi gözlerimin önündeki karanlığın içinde akıp gitmeye başladı. Bu ev, sadece anılarımızın değil, kabuslarımızın da yuvasıydı. Bu evde ona sarılmış, onu öpmüş, onu koynumda saklayarak derin uykulara yatırmıştım ve yine bu evde onu kanlar içinde bulmuş, onun kanına basıp kaymış, onun kanına bulanmıştım. Kapının deliğine anahtarı sokarken tüm anılar kafamın içinde süregelen bir fırtına gibiydi. Kapı açıldığında nefesimi tuttum çünkü içeriden onun teninin kokusunun değil, kanının kokusunun gelmesinden korktum. Gözlerimi açtığımda içeride beni bekleyen bir karanlık vardı. Şimşeğin ışığı cam duvardan yansıyarak zemine döküldü ve o ışığın altında zeminde onun kanını gördüm. Oysa yoktu, biliyordum; bu bana aklımın oynadığı, bir daha asla kurtulamayacağımı bildiğim, sonsuza dek beni takip edecek bir oyundu. Bu illüzyonla yaşamayı öğrenebilecek miydim? Bilmiyordum. Hiçbir fikrim yoktu. Öğrenmekten korkuyordum. Bununla yaşamaya devam edeceğim gerçeğinden korkuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeriye düşen adım sesimi duydum ama sanki içeride değildim; hatta bu bedenin içinde bile değildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarımı omzumun üzerinden hole çevirdim. Dar holde karanlık saklanıyordu. Gündüz vakti olmasına rağmen evin bu kadar karanlık olmasının nedeni onun burada olmamasından mı kaynaklanıyordu yoksa göğü ikiye bölecek gibi yağmaya başlayan yağmurdan mıydı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim zemine geri döndü. Soğuk, kanlı parmaklarıyla bana dokunmaya çalıştığını anı hatırlar gibi oldum. Kanının ayaklarımın altını kaplayışını ve bana kısık, yalvaran fısıltısıyla nefes almak istediğini mırıldanışını… Öldüğü bir dünyayı düşünmek istemiyordum. Onun olmadığı bir yerde barınamayacağımı biliyordum. Ağır adımlarla koridorda yürüdüm, mutfağın kapısını avucumla ittiğimde kapı yavaşça açıldı ve bakışlarım mutfakta dolaştı. İçtiği kahvenin fincanı tezgahın üzerinde duruyordu, ara sıra saçını topladığı kalem de mutfak masasının üzerindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mutfak masasının önündeki sandalyede oturduğu görüntü anılarımın toprağının içinden bir çiçek gibi başını kaldırarak çıktı. Gözlerim yüzünde asılı kaldı. Gülümseyerek bana bakıyor, anılarımın içinde hapsolduğunu sandığım sesiyle, “Evlendikten sonra burada oturmaya devam ederiz, değil mi?” diye sordu. Gözlerimi kısarak yüzüne bakıp bu anının içinden çıkmayı denedim ama içimden geçip giden bedenimin önümde dikildiğini gördüğümde avucumu sıkarak yumruk haline getirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burayı seviyor musun?” diye sordu bedenim ona, ardından karşısında duran sandalyeyi çekip oturdu ve ellerini uzatıp masanın üzerinde duran narin ellerine dokundu. “Ben daha büyük bir yere geçeriz diye düşünmüştüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun uzun gözlerimin içine baktıktan sonra, “Burası her şeyin başladığı yer, buradan öyle kolay vazgeçemem sanırım,” diye yanıtladı. Parmaklarını parmaklarımın üzerinde dolaştırdı ve “Ama bazen göl kenarında evi olanlara çok imreniyorum. Mesela Muşta’nın oradaki kulübesi doğrudan göle bakıyor, çok güzel görünüyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güldüm. “Göl tarafına taşınalım istiyorsan bu bana uyar,” dediğimde kaşlarını çatıp, “Oraları çok sessiz ama,” dedi. “Hem burayı seviyorum ben. Sadece gölü izlemek bazen ruhuma iyi geliyor. Beni dinlendiriyor.” Gözlerimin içine baktı. Kapının eşiğinde durup anılarımın içinde yaşamaya devam eden o anın içine sıkışmış bedenlerimizi izledim. Bana göz kırptı ve “Bakarsın Muşta balayımızda kulübeyi kullanmamıza izin verir,” dedi. O an anıların içinde bana ait olan beden de, kapının önünde durmuş onları izleyen ben de aynı anda gülümsedik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir sis gibi yavaşça dağıldı, gözlerimin önünden kayboldu ve geriye oturduğu boş sandalye kaldı. Masaya doğru ilerledim, masada duran kalemi avucumun içine alıp saçlarının arasında durduğu anı hayal ettim. İnce boynu ne zaman saçlarını bu kalemle yukarıdan tuttursa açığa çıkar, boynundaki benler belirgin bir şekilde kendini gösterirdi. Yeniden bu evde, bu mutfakta, saçları bu kalemle toplu halde bana baktığında gözlerinde eski neşeyi göremeyeceğimi o an fark ettim. Yıkım uzun zamandır içimde esen bir rüzgardı ve şimdi o rüzgar geri çekilerek geride bıraktığı enkazı izlemeye başlamıştı. Artık bir enkazdan ibarettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mutfaktan çıkarken farkındalık sırtımda taşıdığım bir yaratık gibi benimle geldi. Gözlerim salonun zeminine dokunmasın diye çabaladım ama bakışlarım farkında olmadan yeniden zemine dokundu. Bu kez kanı görmedim ama biraz daha oraya baksam, kandan fazlasını, onun yerde uzanan bedenini göreceğimi anladım. Merdivenlere yöneldim. Allah’tan yardım dileyerek merdivenleri tırmanmaya başladım. Üst kata geldiğimde onun kokusunun eve yayıldığını fark ettim. Banyoya girip ışığı yakmadan ama kapıyı açık bırakarak içeride ilerledim, lavabonun önünde durduğumda aynaya düşen yansımam günler sonra ilk kez tam karşımda duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynadaki görüntüme bakarken yüzümdeki ruhun çekildiğini, ifadelerin kaybolduğunu gördüm. Yüzümde sakallarım vardı, gözlerimin altı mosmordu ve kan damarları gözümün beyazını sararak o rengi altına alıp kaybetmişti. Kapıdan içeri sızan az miktarda ışık yalnızca yüzümün yarısını aydınlatıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mecburum,” dedim aynadaki yansımaya. “Bir şansım oldu, onu yaşattım ve ikinci bir şansım olup olmayacağı meçhul.” Kurduğum cümlenin beni öfkelendirdiğini hissettim. Gözlerimin içine uzunca bakamadım. Kendi gözlerimde yansımama uzanan belirgin bir suçlama vardı. Suçlayıcı bakışlarımdan kaçmaya çalışarak gözlerimi lavabonun tezgahına indirdim. “Bunu yapmazsam ona zarar verebilirim, bunu kaldıramaz, bunu kaldıramayabilir.” Aynaya baktığımda o suçlayıcı gözler hala oradaydı, beni izliyordu. “Bunu yapmazsam ölecek,” dedim ama bir yanım buna inanmıyordu. Asıl bunu yaparsam onun ruhunu öldüreceğimi söyleyen tarafım gözlerini aynanın öteki ucundan bana dikmiş, ruhumu deşiyordu. Gözlerim bana suçlarımı söylüyordu, çaresizliğini anlatıyordu, onu koruyamadığım için bana kızıyordu, ona bunu yapmamam için bana yalvarıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden ağrıyla gözlerimi yumdum. Kafamın içinde büyüyen sesler düşüncelerimin önüne geçerek her şeyin ipinin ucunu kaçırmama neden oldu. Gözlerimi açtığımda boşluk gözlerimdeydi. Birdenbire her şey anlamını kaybetti. Çaresizliğim, hissettiğim acı, kayboluşum, yaşadığım her şey derin bir sessizliğe gömüldü ve sadece kendi gözlerimin içine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İsmim…” Durdum. Gözlerimin önünde kendi yansımam varken gördüğüm Zeliha’ya dönüştü. Adım kafamın içindeki kaosa karıştı ama onun adı oradan hiç silinmedi, o kaos onun adını yutamadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim tezgahın üzerinde kaydı, tezgahın üzerinde duran her şey etrafa saçıldı. Kafamın içinde adımı aradım. Damarlarımda kan değil, ateş akmaya başladı. Kafamı kaldırdım. Kafamı kaldırdım ve aynaya baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynaya bakarken, “Ben Gurur Mert Çalıklı,” diye fısıldadım ismimi unutmamak ister gibi çünkü bazen kafamın içinde bir zelzele yaşanıyor, ismim o zelzelenin içinde kaybolarak benden uzaklaşıyordu. “İsmim Gurur Mert.” Avuç içlerimi lavabonun soğuk, mermer tezgahına bastırıp kendi gözlerimin içine daha büyük bir dikkatle baktım. “Benim sevdiğim kadına bu yaşatıldı.” Aynaya doğru eğildim. “İsmim Gurur Mert. Doğmamış olmayı dileyeceksiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynanın çaprazındaki dolaba bir tane geçirdiğimde dolap yana devrildi, ayna ortadan ikiye çatladı ve hızla banyodan çıkıp yatak odasına ilerledim. Çekmeceleri söker gibi açmaya başladım. Bazı çekmeceler kuvvetle çektiğim için yerinden çıkarak yere düştü, yedek kamuflajımın altındaki zinciri çıkardım ve soğuk zincir avucumun içine geldiği an ucu aşağı doğru yüksek bir ses çıkararak sarktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cebimden telefonu çıkarırken zinciri bileğime sardım ve ikinci çalışta açılan telefonun öteki ucundaki kişiye, “Göl kenarında satılık, kiralık fark etmez, tüm evlerin bir listesini çıkarıp bana yolla,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hattın öteki ucundaki ses yalnızca, “Emredersiniz Yüzbaşı’m,” dedi. Telefonu kapatıp cebime koyduktan sonra bakışlarımı odada dolaştırdım. Oda o yokken solgun ve ıssızdı. Yere saçılan çekmecelerden etrafa dağılan eşyaları izledim. Ardından hızla yatağın üzerindeki çarşafları söküp, elbise dolabının camına bileğime dolanmış zincirin ucuyla sağlam bir tane geçirdim. Elbise dolabının camı gürültüyle patladı, cam kırıkları yere devrildi. Durmadım, abajurun kablosunu kökleyerek koparıp lambayı duvara çarptım. Durmadım. Durduramadım. Ayağımın önüne ne geldiyse tekmeledim. Birkaç saniye içinde oda darmaduman oldu. İçimdeki öfke daha da büyüdü, zincirin dolandığı yumruğumu arka arkaya makyaj aynasına indirmeye başladım. Parçalanan cama aldırış etmedim. Merdivenleri inerken bedenimden dışarı ateşin saçıldığını hissettim. Sehpayı tekmeleyerek yere devirdikten hemen sonra gözüm kenardaki kolonyaya dokundu. Bilinçsizce kolonyayı onun uzandığı zemine dökmeye başladım. Ardından zipponun ucunda yanan alevi zemine fırlattım ve günler önce onun yığılıp uzandığı zeminde ilerleyen ateşi izledim. Yere çöktüm, sadece kolonyanın ıslattığı kısım alev alev yanıyor, onun içinde uzandığı zemini ateşten bir halenin içine alıyordu. Yansın istedim. O anı kafamın içinde de yansın, küle dönsün, beni bıraksın, beni terk etsin istedim; geriye sadece o kalsın istedim ama o ateşten çemberin içinde yeniden onun bedenini gördüğümde şakağımdan girmiş gibi hissettiren kurşun sarsılmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun saçları yüzünü örtüyordu ama gözlerini görebiliyordum, uzandığı yerde cenin pozisyonunu almış, karnına saplı bir bıçakla zar zor nefes alarak bana bakıyor, ateşler onun bedeninin etrafında yansa da ona dokunmuyordu. Zihnimden silinmesi için yakmaya çalıştığım o anının içeride bir yerleri talan etmeye başladığında gerçekle hayal birbirine karıştı. Hissettiğim çaresizlikle, “Zerda,” dediğimi hatırlıyorum, “Zerda!” Ardından korkuyla yaktığım ateşe ilerlediğimi hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ateşin içine girecekken bir elin beni omzumdan kavrayarak kendine çevirdiğini, “Ne yapıyorsun sen?” diye bağırdığını hatırlıyorum. Korkuyla tekrar ateşe baktığımı ama o çemberin ortasında uzanan bedeni göremediğimi… Muşta öfkeyle, “Allah kahretsin!” diye bağırarak beni ateşten uzaklaştırdı. “Çekil!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi ateşten çekemedim, eşofmanımın paçasında ilerleyen ateşi fark etmemi sağlayan Muşta’nın ceketini çıkarıp bacaklarıma vurması oldu. Ateş söndü. Muşta bu kez ceketini çembere doğru savurdu, köşedeki halıyı çekip ateşin üzerine sertçe vurduğunda henüz her yere yayılmamış olan ateş biraz olsun zayıfladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, omzunun üzerinden bana bakıp, soluk soluğa, “Bir daha bu eve gelmeyeceksin!” diye bağırdı. “O kafanı toparlayana kadar bensiz soluk almayacaksın sen!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avucumda tuttuğum zinciri daha sıkı kavrayarak, “Bu evde işim bitti,” dedim, Muşta’nın bana baktığını hissettim. Yerde zayıf da olsa yanmaya devam eden ateşe vazonun içindeki suyu döküp, halıyı kalan son ateş parçalarının da üzerine örttükten sonra derin bir nefes alıp doğruldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bence de bitsin,” dedi Muşta öfkeyle. “Neden tek başına buraya dönüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’nın gözlerine uzun uzun baktıktan sonra, “Delirdiğimi düşünüyorsun, değil mi?” diye sordum hiç düşünmeden. “Aklımı kafamın içine geri tıktığımda önümde dağ olsan seni yıkıp geçeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O ne demek?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Taşınıyoruz. Buradan.” Kapıya yöneldim, Muşta arkamdan gelirken, “Aklındakini söyle bana,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bundan sonrası benim şahsi meselem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hepimizin meselesi,” dedi Muşta sertçe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öfke dilimin altında bir kor parçasına dönüştü ve “Salonunun ortasında Cenan’ı karnında bir bıçakla bulmadın sen!” diye bağırdım. Muşta donarak gözlerimin içine baktı. Koridorun beyaz ışığının altında, gözlerimde saklayamadığım o öfkeyle, “Geç de olsa kızına kavuştun sen!” diye bağırdım bu defa. Kollarımı iki yana açtığımda zincirin ucu etrafa sağa sola sallandı. “Bak bana!” Sertçe yutkundu. “Zeliha benden korkuyor, ben kendimden korkuyorum. Sen şu eve girip sevdiğin kadını tek parça ve ayakta bulacaksın, kızın sana doğru koşup boynuna sarılacak. Bak bana! Sevdiğim kadın benden korkuyor! Oğlumun daha kolları bile oluşmadı! Karşımıza geçip karar verin diyorlar, henüz kolları olmayan bir şeyin bana tutunmasını bekliyorum ama onu tutan ben olamıyorum! Şimdi bak bana! Sence bu senin meselen mi? Benim meselem mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta sessizce, “Özür dilerim,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Özürler bir anlam ifade etseydi, alnımı Zeliha’nın karnına yaslar son nefesimi verene kadar özür dilerdim ben.” Geri çekildim, kollarımı indirip Muşta’nın gözlerinin içine baktım. “Şimdi rütbelerimden mi olacağım? Kimliğim mi yanacak? Olayım, yanayım. Şunu bil ki, durmayacağım. Bir planım yok, planınız varsa da uymayacağım. Çünkü şu andan itibaren ben planın ta kendisiyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne birkaç rozet umurumda benim ne de başka bir şey,” dedi Muşta sertçe. “Benim için önemli olan önce vatan, sonra sizsiniz çocuk.” Muşta beni kollarımdan kavradı. “Bırak köklerini kazıyalım, size bunu yaşatan kimse onu birlikte ortadan kaldıralım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ortadan kaldırmak mı?” Gülümsediğimde Muşta birden durup gülümseyişime baktı. Orada her ne gördüyse yutkundu. “Bak bana,” dedim gülümsemem hala yüzümde asılı duruyorken. “Ben bununla yetinecek birine benziyor muyum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’nın omzumda duran elini ittim. “Yoluma çıkma baba,” dediğimde sertçe yutkundu. “Bu kez karşında sadece bir yüzbaşı yok. Bu kez karşında Zincir var.” Sırtımı ona dönüp merdivenlere yürürken sessizce fısıldadım: “Bu kez burada karşısına kendisi çıksa, kendisinin boğazına dolanacak bir Zincir var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu yola girerken Zeliha’yı düşün. Ve bizi arkanda bırakma,” dediğini duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Merdivenin başında durup aşağıya doğru uzanan basamaklara bakarken, “Zeliha Zincir’in uyandığını hiçbir zaman bilmeyecek,” dedim ve hızlı adımlarla aşağı doğru inmeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha, anneciğim,” diyen kişi Şebnem teyze olmalıydı. Tilki uykularından birine dalmak üzereydim ama odanın diğer ucundan bana seslendiği anda onu duydum. Gurur yoktu. Şebnem teyzeye baktım. Ayakucumda durdu, ellerini çarşafın altındaki bacaklarımda dolaştırdı ve beyazı kıpkırmızı olmuş gözlerini yüzüme değdirmeden, “Uyuyacaksan sonra uğrayayım anneciğim,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ruhsal olarak hissettiğim karmaşa tekrardan oradaydı. Yine de dudaklarımda belli belirsiz de olsa bir gülümseme meydana geldi. “Lütfen kalın,” dedim yorgun bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şebnem teyze, “Uykun varsa, gideyim anneciğim,” dediğinde onun bana gösterdiği mahcubiyetin daha büyüğünün içimde genişlediğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeterince uyudum,” dediğimde her nedense sessizce başını önüne eğdi. Çok uyumuştum, evet, bu uyku boyunca herkesin göğsüne endişe tohumları ekmiştim ve eğer gözlerimi biraz daha açmasaydım, bu endişe tohumunun çatlayarak karanlık ağaçlara dönüşeceğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şebnem teyze ne diyeceğini bilemiyor gibi göründüğünden, “Eğer siz de beni kandırmak için geldiyseniz…” diyerek söze girecektim ki bir an bana öyle bir baktı ki susma ihtiyacı hissettim. Gözlerimin içine uzun uzun baktıktan sonra, “Benim seni ne kandırmaya ne de senden senin istemeyeceğin bir şeyi istemeye hakkım yok,” dedi. “Benim senden tek istediğim, iyiliğindir, hoşluğundur, mutluluğundur canım kızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama herkes canımdan bir parça istiyor gibi,” dediğimde Şebnem teyzenin gözleri doldu. Gözyaşlarını benden gizlemeye çalıştı belki ama bunu beceremedi. Başını önüne eğip elbisesinin kumaşıyla oynarken, “Herkes canın yerinde dursun istiyor, ondan öyle çocuğum,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu söylediğine verecek bir cevap bulamadım. Bir yanım onları kendimden korkarak anladı, bir yanım kendimden nefret ederek bu anlayışı yok saydı. Gözlerimi Şebnem teyzenin gözlerinde parlayan yaşlara sabitledim, verebileceğim tüm cevapları ağzımın içine gizledim ve onu yalnızca izledim. Gözlerimi öylece yüzüne dikiyor oluşum onu daha da zora sokuyor olacak ki bana doğru yürüdü, avucunu saçlarımda kaydırdı ve “Allah dermanını vermeyeceği hiçbir derdi kulunun göğsüne çiçek edip ekmez,” dedi, “bir musibetin sonunda inan ki bana bin kahkaha da gizlidir güzelciğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben tek bir tebessüme de razıyım Şebnem anne, bin kahkaha gelmesin, yerinde dursun ama şu göğsümdeki huzursuzluk da artık son bulsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Annen kurban olsun, geçecek bugünler de, içinde ne kadar acı kaldıysa her biri dinecek. Derin bir nefes alacaksın, geçecek.” Elini saçlarımdan çekmeden bana güven veren gözlerle baktı. Benden bir parça koparmaya çalışmadı, aksine içime umudu ekmeye çalıştı ama onun da umudu taşıyan ellerindeki yara izlerini görebildiğimin farkına varamadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona inanmak istedim, bana uzattığı umudu ellerinden alırken ellerindeki yaraları iyileştirebilmek istedim. Yorgun bir şekilde gözlerimi yumdum, bir süre bekledikten sonra, “Gurur size bir şey söyledi mi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedi Şebnem anne. “Sen şimdi ne benim oğlanı düşün ne de başka bir şeyi. Sen şimdi dur, uzan, biraz kendini, biraz da istediklerini düşün. Ani kararlar verme, içindeki kırgınlık yüzünden insanları da kırıp üzme. Yarın olur, kırgınlığın diner, kırdığına üzülür kalırsın yavrucuğum.” Saçlarımı bir defa daha okşadı. “Yememezlik de etme, e mi? Sana çorba alırım, aslında kendim yapardım da buradan ayrılmak istemiyorum hiç. Çorba getireyim içireyim sana, olmaz mı annem? Boğazından sıcak bir şeyler geçsin. Direncini kırma hepten. E mi kuzum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” dedim, onu kırmak istemedim. Hem belki çorba içersem güçlenirdim, sağlığımı geri kazanırdım, onu içimden almak için üzerime yürümelerine engel olabilirdim; belki de onu en önce kendimden korumalıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah güzelciğim benim, annesini de üzmezmiş, güzel kızım benim. Hemen sana şifa niyetine çorba bulur getirir annen. Dinlen kuzum, istirahatini et, kimsecikleri görmek istemiyorsan da dikerim kapıya Yener’i, kimsecikler gelip üzmez kızımı, yormaz. Olur mu annem?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Belki de gerçekten içten gülümsediğim an, sadece o andı. Başımı aşağı yukarı sallamamla eğilip alnımı, yanaklarımı öptü ve heyecanla odadan çıktı. Birden annemi görme ihtiyacıyla sarsıldım, annemin göğsüne saklanmak ve beni herkesten koruması için ona yalvarmak istedim ama onu üzeceğim gerçeğini önüme alıp dikkatlice incelediğimde bunun doğru olmadığını fark ettim. Annem son olaylar yüzünden yeterince yıpranmış olmalıydı, onu temelinden sarsmıştım ve daha beter hissetmesini istemiyordum. Yine kendimle baş başa kalmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neredeyse uykuya yenik düşecektim ki kapı yavaşça aralandı. Gözlerim ağır ağır da olsa kapıya döndü ve Yener’i gördüm. Kucağında bir fil ile içeri girip, filin arkasına saklanarak hortumuyla beni selamladı. Doğrulmak istediğimde ise filin arkasından çıkarak, “Hareket yok bacım, yolmayayım saçını başını şimdi,” dedi sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana da gün doğdu, anında saçıma yapışmayı düşündüğüne göre,” dediğimde gülümsemesi daha da derinleşse de gözlerine ulaşmadı. Fili kucağıma bırakıp çaprazımdaki berjere oturdu ve “Şebnem anne tarafından senin koruman olarak görevlendirildim. Sigortamı da yaptı,” dedi ve eğilip fısıldadı: “Kelle paça.”   

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sigortam diyorum, kelle paça.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Salak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Görüşemedik aretim,” diyerek bacak bacak üstüne attığında beni neşelendirmeye çalıştığını bildiğimden gülümsedim. “Canını sıkmışlar, tabancamı hastaneye almıyorlar yoksa onların topuklarına sıkardım. Kimmiş benim bacımın canını sıkan? Hastaneden çıkınca göster, bahçeye ayak bastıkları an topuklarına birer el ateş edeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Liste çok uzun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta yoktur umarım listede, en son ona erkeklik yapıp boyun kilidi atmaya karar verdiğimde ayaklarımın altına tuz sürüp keçilere yalatacaktı çünkü. Bizim erkeklik bir yere kadar maalesef.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Henüz listede mi yoksa değil mi bilemiyorum.” Bir süre sustum, sessizliğime karşılık olarak o da tek kelime etmedi. Filin yumuşak tüyleriyle oynarken, “Yener,” dedim sonunda. “Senin düşüncen ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorduğum sorunun altında gizlenen gerçeği görmüş olmasına rağmen, vakit kazanmak istiyormuş gibi, “Ne konuda balım?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinin içine baktım, gözlerimin içine bakarken duraksadı ve dirseklerini dizlerine koyarak elleriyle oynamaya başladı. “Zeliha’m, sorma bana böyle sorular.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öfkelenmeyeceğim,” dediğimde gözlerini ellerine indirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mevzu senin öfkelenmen değil ki çiçeğim, mevzu benim içimi sikecek bir soru sorman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de herkesle aynı fikirde misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sustu. Ne düşündüğünü anlayamadım ama merakım derinleşti. Yine de yeni bir soru sormak yerine filin hortumuyla oynayarak, “Dışarıda olup bitenden bihaberim,” dedim. “Benimle alakalı başka bir gelişme var mı? Doktor başka bir şey söyledi mi size?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, “Söylemedi,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur onu istemiyor, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O nasıl soru Zeliha gözünü seveyim,” dedi Yener hızlıca, kafasını kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. “Gurur’un ne halde olduğunu görmedin mi? Senin gördüğün iğne ucu kadar değildi. Ben onu ne hallerde gördüm bilsen, sen bu soruyu öylece soramazdın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızdın mı bana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana nasıl kızabilirim? Sana kim kızabilir şu an? Sen olmayan senin halinden ne anlasın?” Gülümsedi. “Ama Gurur olmayan da Gurur’un halinden anlamaz, bunu unutma çiçeğim benim. Bir başına girmedin o ateşin içine. Gurur o ateşin içinde senin gelmeni bekliyordu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen anlarsın beni, öyle hissettim,” dedim son söylediği şey içimi acıtsa da cevapsız bırakarak. Gurur’un gözleri odanın bir köşesinden bana çevrilmiş gibi hissetsem de o burada değildi. İçimdeki acı çoğaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana artık asker olamazsın dediklerinde hissettiğim şey çok büyüktü ve biliyorum, yemin ederim Zeliha, biliyorum çiçeğim, senin hissettiğinin yanında benimki bir hiçtir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama bak, sen hala askersin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener gözlerimin içine bakakaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsedim. “Belki ben de anne olabilirim, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne olur Yener, yalvarırım bana olabilirsin de, sen söylersen inanırım. Çünkü küçük kız kardeşler abilerine daima inanır.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener susup gözlerimin içine bakarken kalbimin göğsümün içinde suskunlaştığını hissettim. Yalvarmak istedim ona, bana bir umut versin diye, içimde bir inanç yaratsın diye. Ağlamak istedim. Ama hiçbirini yapamadım. Sadece sustum. Bazen susardın, kalbin senin yerine konuşurdu; bazen tek bir damla gözyaşı akmazdı gözünden ama kalbin senin yerine kanlı yaşlar dökerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbim kanlı yaşlar döktü ama gözlerim kuruydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener uzanıp elimi iki avucunun içine alarak sakladı. “Bak bana,” dedi, “gözlerimin içine bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dediğini yaptım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Allah tüm yaptıklarımdan sonra beni duyar mı bilmiyorum ama boğazımdan nefes geçtiği her saniye Zeliş’im, her saniye, ben sen anne olabil diye dua edeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım büküldü, bunu görünce, “Şşş,” diye fısıldadı ama duramadım, durdurmadım; gözlerimden akmaya başlayan yaşlara engel olamadım. Yener oturduğu yerden kalkıp yatağın kenarına oturarak beni kollarının arasına çekip göğsüne yasladı. “Ağlama,” dedi, “ben kız kardeşini ağlatan değil, güldüren abi olmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni çok seviyorum,” diye fısıldadım gözyaşlarımın arasından.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Asıl ben seni lan,” diye karşılık verdi bana daha sıkı sarılarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Salaksın da zaten,” dedim dudaklarım iyice bükülürken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canım çok teşekkür ederim.” Güldüğünü duydum. “Bir sır vereyim mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hı-hı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’u sevdiğimden bile çok seviyorum seni. Gurur benim götümü yesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzdüm de onu zaten. Kırdım,” dediğimde güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafasını yarsan, arsız köpek kafasını uzatıp tam yaramadın bir daha yar der. O sana hiç kırılmaz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı dağıtmak ister gibi, “Anlatsana bana bir şeyler,” dediğimde bana tuhaf tuhaf baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne anlatayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum. Seninle ilgili şeyler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener yanımdayken kollarımı karnıma sarma gereği duymadım nedense. Sanki o, bebeğimi korumam gereken biri değildi. Oysa onun dışında herkesin yanında, Gurur’un bile yanında kollarımı karnıma sarmış, kendimi ve onu koruma ihtiyacı duymuştum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafanı benimle alakalı şeylerle doldurmak doğru olmazdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olurdu,” dedim. “Kafamın içinden kurtulmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener gülümsedi ama bu gülümseme zayıftı, çektiği acıyı gördüm. Çevremdekilere acı verdiğim için kendimi kötü hissettim ama daha büyüğünü içimde hissettiğim için bir şey yapamadım. Acılarını durduramadım. Çünkü benim içimdeki acı durmuyordu. Benim içimdeki acı durmadan, onların acısını nasıl durduracaktım? Bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener derin bir nefes alarak, “Bana hep cesaret veriyorsun, biliyor musun?” dediğinde çatık kaşlarla ona baktım. Parmaklarını çıtlatıp gözlerini yere indirdi. “Biliyorsun ki ben sevilmeyi hak etmediğimi düşünen biriyim. Hep öyleydim. Hep öyle kalacağım ama bir şekilde sen bana hep cesaret veriyorsun. Sevilmek için bile. Sevmek için bile. Yani benim nezdimde, sevilmek kabul edilecek şey değil doğrusu ama bir yanımın nasıl delice sevilmek istediğini bana gösteren de sen oldun. Ben o timin içindeki kurum lekesiyim, yani hep öyleydim, bu şu an kendime koyduğum isim değil, yıllardır kimlik olarak taşıdığım mahlasımdı benim. Bazen kendine çok acımasız yakıştırmalarda bulunur, bazense insan gerçekten kim olduğunu bilir ve kendine doğru olanı kondurur. Ben kim olduğumu biliyordum. Kurum lekesiydim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değilsin desem de inanmayacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzerinde biraz düşünsen, sen bile bana kurum lekesi derdin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Derdin,” diyerek gülümsedi. “Neyse, konumuz bu da değil zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neymiş o zaman konumuz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, gözlerini yere indirdi ve parmaklarıyla oynarken uzunca bir süre kadar sustu. Ve sonra, “Simge’yi seviyorum,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçten içe bildiğim bu gerçeği, doğrudan onun ağzından duymak beni şaşkına çevirdi. İfademi, tepkilerimi görmek ister gibi kafasını kaldırıp bana baktı. “Kızdın mı?” diye sordu sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızmak mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim gibi birinin onu sevmesi seni kızdırmadı mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin gibi biri mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını yavaşça salladı. “Benim gibi bir kurum lekesi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hepimiz çok mu ak pak insanlarız sanıyorsun sen?” diye sordum hiç düşünmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu soru, bir anlığına bana bakakalmasına neden oldu. Kafasının içinden ne geçirdi bilmiyordum, ifadeleri bir perdenin arkasında görülmekten korkuyor gibi gizleniyordu. “Bunu ona söyleyecek misin?” diye sorduğumda irkildi. Bakışlarını yüzüme sabitledi ve “Ona mı?” diye sordu. “Simge’ye mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıkıp amcama söyleyecek değilsin ya Yener,” dedim ilk kez gerçekten gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söylemem mi gerek ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcama mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedi. “Ona.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amcama?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan hayır, Allah Allah, çok mu narkoz verdiler sana ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendimi gerçekten gevşemiş hissettim, Yener bana iyi geliyordu. Gülümsemem genişledi. “Simge’ye. Simge’ye onu sevdiğini söyleyecek misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu şart mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorusunun alıklığı karşısında ona düz düz baktım. “Değil mi?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de sana sordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Reis senin bazen beyin fonksiyonları duruyor olabilir mi ya?” Tek kaşımı kaldırdım. “Elbette söylemelisin. Yoksa bir ilişkiye başlayamazsınız ki.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İlişki mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet. İki insan arasında yaşanıyor genelde. Biraz daha açıklamamı ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana dik dik baktı, daha sonra gözlerini kaçırıp duvara bakarken kaşlarını çattı. “O ve benim aramızda ilişki olabilir mi ki?” diye sordu bu defa.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha kaç farklı şekilde saçmalayacağını düşünüyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saçma olur, doğru,” dediğinde ona inanamayan gözlerle baktım. “Biliyorum, saçmaladığımın farkındayım. O ve ben, ilişki yaşayamayız. Benim gibi biriyle—”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tansiyonum düştü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi misin?” diye sordu telaşla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona düz düz baktım. “Hep mi salaktın yoksa aşktan dolayı mı salaklaştın diye düşünüyorum da sen hep salaktın galiba ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana dik dik baktıktan sonra, “Beni yerden yere vurma da akıl ver,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hasta yatağımda benden akıl dileniyor, serum kablosunu boynuma dolayacağım şimdi. Lan verdim ya işte! Aklın yok ki verdiğim aklı sindiresin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saçmalıyorsun demedin mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“E saçmalıyorsun. İlişki yaşayamayacağınızı düşünerek saçmalıyorsun. Kendinden yatağın altındaki canavarmışsın gibi davranmaktan vazgeç artık. Özümüzde hepimiz yatağın altındaki o canavarız, bunu da kabul et. Bu dünyadaki en kötü insan sen değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“En iyisi de değilim, olamayacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge de en iyisini istemiyor zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim gibi birini isteyecek mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmağımı kaldırıp tişörtünün altından belli olan kolyesini işaret ettim. “Allah rızası için mi taktı o kolyeyi boynuna bu kız senin andaval herif?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kalbimin iyileşmesini umut ettiği için vermiş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sokaktan geçen herkese kalbin iyileşsin al bunu tak diye kolye mi dağıtıyor bu kız, salak?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aaa gebertti beni,” dedi Yener sonunda dehşet içinde. “Andaval oldum, salak oldum, akılsız oldum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çemkirme hiç, hak ediyorsun ki söylüyorum. Hem olmadığın şeyler değil neticede.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum,” dedi dürüstçe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aranızda bu konuyla alakalı hiç diyalog geçmedi mi? Hiç mi bir şey konuşmadınız?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, bir şey hatırlamış gibi bir süre boşluğa baktıktan sonra, “Aslında,” diye mırıldandı ve sonra susup boşluğa bakmaya devam etti. Orada her ne görüyorsa, gördüğü şey sanırım geçmişte yaşanan bir anıya aitti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

YENER AÇIKGÖZ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçları geceye rengini veren karanlığın ta kendisiymiş gibi siyahtı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu ilk gördüğümde, yüzüne ilk kez baktığımda, o otobüsten inip bize doğru ilerlemeye başladığı saniyelerde, henüz yeşil gözleri gözlerime tutunmamışken ve bakışları bir yangın olup içimdeki kurak ormana sıçrayarak o ormanı küle çevirmemişken, varlığının bir değişime gebe kalacağını hissetmiştim. Güçlü bir rüzgar gibi bedenime çarpacağını, beni devireceğini, ayağa kalkmak için ellerimi yere bastırıp doğrulmaya çalıştığımda eskiden olduğum kişiyi bir daha aynı yerde bulamayacağımı biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu arabaya bindirdiğimde bana karşı koymadı ve biliyordum ki eğer istemeseydi, yani bu arabaya binmekten nefret etmiş olsaydı, gerekirse ensemden yakalayıp bana kafa atardı ama yine de bu arabaya binmezdi. Bu arabaya bindiğine göre, o da burada olmak istiyordu. Onun da kafasında, tıpkı benim kafamda olduğu gibi yanıt bekleyen sorular vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Direksiyonu çevirirken, “Emniyet kemerini bağla,” dedim ve dikiz aynasından arkamızda kalan Zeliha ve Gurur’a baktım. Ecevit ve Sadullah da oradaydı. Çocukları arkamda bıraktığım için vicdanım hiç rahat değildi ama yine de ifademi toparlayarak ona baktım. Ahdar sessizlik içinde gözlerini yüzüme dikmiş, neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibi bakıyordu. “Kemerin,” dedim gözlerinin içine bakarak. “Bağla onu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarını çattı, kemeri bağlarken bana bakmaya devam ediyordu ama ağzını açıp tek kelime etmedi. Ne düşündüğünü merak ediyordum. Onu öyle çok tanımak istiyordum ki, bir bakışından bile kafasının içinden ne geçiyor bilmeliydim; belki buna hakkım yoktu ama şu an bu, bu hayatta en çok istediğim şeylerden biriydi. En çok istediklerim listesinde başı çekiyordu. Belki de bu listede başı çeken oydu. En çok istediğim şey oydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araba ara sokağa girdi, yokuş aşağı sürerken gözlerimi ona çeviremedim. Birdenbire o bakışlardan korktuğumu hissettim. Ben onun gözlerine bakınca ruhunu göremiyordum ama sanki o bir şekilde bana bakıyordu ve ruhumu, düşüncelerimi, sakladığım ne varsa, kendimin bile bilmediği her şeyi görüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinin baskısını hissediyordum. Bana öyle bir bakıyordu ki, hiçbir kadın bana böyle bakmamıştı. Baktıysa da görmemiştim. Gördüysem de umurumda olmamıştı ama o öyle bir bakıyordu ki, her seferinde sobeleneceğimden korkarak bir çocuk gibi en karanlık köşelere saklanıyordum ve sonunda geceleri, o yanımda olmamasına rağmen onun yeşil gözlerine sobeleniyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ahdar, “Konuşmayacak mısın?” diye sorduğunda içimde yardım dilenen o kurum kaplı yanım, hiç susuyor muyum sanıyorsun, diye sordu ama Simge bunu duymadı. Ağzımı bıçak açmadı. Arabayı biraz daha hızlandırdım. “Konuşulacak şeyler olduğunu söyledin, beni aldın bu arabaya bindirdin, şimdi de susuyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabayı biraz daha hızlandırdım, ibre öne doğru fırladı ve kalbim hislerle allak bullak dağıldı. Zamanında her şeyimi kaybettiğimi sandığım çok oldu. Bir tırın altına, son sürat ilerleyen motosikletle girmenin eşiğindeyken ve hatta kalbimi delip geçen kurşun neredeyse tüm rozetlerimi sökmek üzereyken, babamın tabutunun üzerine sarılı al bayrağa çenemi yaslayıp sessizce beklerken, bir kadın geçirdiğimiz gecelerden birinin ardından gözlerime bakarak kimsenin benim gibi bir adamı istemeyeceğini söylediğinde onun yüzüne bakarak boş boş gülerken ve hatta Ahdar’ın bir otobüsten inip henüz kimliksiz bir yabancıyken bana doğru yürüdüğünü görüp kalbimin yerini sorgularken… Her şeyimi kaybettiğim çok oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Issız bir sokakta frene basıp arabayı durdurduğumda ve saniyeler hala onun gözlerine bakamadan öylece kayıp giderek zamanı ilerletmeye başladığında, “Ne istediğini bilmeyen küçük bir oğlan çocuğu gibisin,” dedi sonunda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve sen, diyemedim. Sen o küçük oğlan çocuğunun babasına son bir kez sarılmayı istediği gibi, delice istediği tek şeysin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir yanım şiddetle ondan kaçmam gerektiğini söylüyordu, çünkü o yanım şiddetle onu önemsiyordu. Diğer yanım ise çok bencildi, tek istediği ona doğru atılmak, ona doğru ilerlemek, onu kollarının arasına almak ve bir daha başka hiçbir yöne bakmamasını sağlamaktı. Korkuyordum, çünkü sonunda onun kalbini kırmaktan korkuyordum. Korkuyordum çünkü adını bile hatırlamadığım o kadının bana hayal kırıklığıyla bakarak hiç kimsenin istemeyeceği türden bir adam olduğumu söylediğinde gülsem de bunu söyleyen Ahdar olursa paramparça olacağımı biliyordum. Ve dahası, onun gibi bir kadının istemeyeceği türden bir adam olduğumu da biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aramızda konuşulmamış şeyler var,” dedim, “cevap bulmamış şeyler var, biliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve konuşmamaya, cevapları ikimizden de saklamaya devam ediyorsun. Söylesene bana sen, bir söyle gerçekten ya, sen ne istiyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben ne istediğimi biliyorum,” dememi beklemiyordu, ben de beklemiyordum. Birden ona doğru döndüm ve yağmur kalbimin göğsümü dövdüğü gibi ön camı sertçe dövmeye başladı. “Sen söyle, sen ne istediğini biliyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belli değil mi?” diye sordu birden, bu kadar açık bir soruyu beklemediğimden gözlerine baktım, baktım ve o yeşil gözlerde kayboldum. Bana doğru eğildi, biraz öfkeli, biraz da gücenmiş bir ses tonuyla, “Belli edemiyor muyum?” diye sordu, sesi hala sertti ama içindeki kırgın kız çocuğunun bana nasıl baktığını görebiliyordum. “Yener sen bu kadar mı körsün?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimden ona sokulmak, göğsüne yaklaşıp saçlarımı okşaması için yalvarmak gelse de tüm bu isteği bastırarak, “Sen benim nasıl bir adam olduğumu biliyor musun?” diye sordum sertçe. Duraksadı, biliyordu, elbette o adamdan çok da korkuyordu ama ateşe doğru kanatlarını çırpan bir kelebek gibi üç günlük ömrünü benimle yanmaya adamak istiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne istediğini biliyorsan, nasıl bir adam olduğunun ne önemi var?” diye sordu birden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nasıl bir adam olduğumu biliyor olması beni gülümsetti. Bu gülümseme nasıl bir gülümsemeydi de onu duraksatıp, geri çekilmesine neden oldu bilmiyorum. Yağmurun sesini duyuyordum ama kalbimin sesini de duyuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok mu?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer aynı adam olarak kalmayı düşünüyorsan, var,” dediğinde ona hayır demek istedim, o adam olmayacağımın uğruna yeminler etmek istedim ama bunu yapamadım. “Nasıl biri olacağına sen karar vereceksin, eskiden olduğun insan değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben Gurur gibi biri değilim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de Zeliha değilim zaten,” diye çıkıştığında kalbim yavaşladı. “Sen Yener’sin, ben de Simge’yim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener kim biliyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durdu, bir süre sustu ama gözlerini gözlerimden ayırmadı. “Sen Yener’i kafanda nasıl bir yere koydun bilmiyorum ama kafanda kendini koyduğun yerde değilsin. En azından şu an değilsin,” dedi sonunda. “Ha ama fikrin başkaysa, zikrin de fikrin gibi olacaksa, o zaman bırak da siktir olup gideyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neredeyse eline uzanıp, gitmemesi için ona yalvaracaktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

En son yalvardığım kişi Muşta’ydı; asker olarak kalabilmek için yalvarmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi de Simge’ye yalvarmak istedim; kendim için değil. Kalması için.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Emniyet kemerini çözmesiyle, o istek eyleme dönüştü ve birden bileğini kavradım. Gözlerini önce bileğini saran parmaklarıma, ardından gözlerime çevirdi ve kaşlarını çatarak uzun uzun yüzüme baktı. “Bitmedi,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuştuğumuzu mu sanıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İzin vermiyorsun ki.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Durup senin olduğunu sandığın insanla savaşını izlemek istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olduğumu sandığım insan mı? Ben olduğum insandan bahsediyorum.” Bileğini bırakmadım, elini geriye çekmeye çalıştığında onu kendime doğru çektim ve arabanın içinde bana doğru eğilmek zorunda kaldı. “Benimle yüzleşmeye cesaretin mi yok senin?” diye sorduğumda, bu tür bir soru beklemediği için gözleri iri iri açıldı. “Hem dilim çözülsün, o dilsiz Yener sana bülbül gibi şakısın istiyorsun, hem de o Yener’in gerçeklerini dinlemeye biraz olsun cesaretin yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediklerim onu şoka sokmuş gibi, “Sen ne söylediğini sanıyorsun?” diye sordu ama kafasının içinde cümlelerim yankılanmayı sürdürüyormuş gibi dehşetle gözlerimin içine baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“En son konuşulacak şeyler değil bunlar,” dedim, “en başta konuşulması gerekenler. Bugün yüzüme gülüp, yarın sırtını döneceksen bana, bakma lan öyle gözlerime.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl bakıyormuşum gözlerine ben senin?” diye sordu Simge şaşkınlıkla, öfkeliydi ama bu defa öfkesi pasifti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle,” dedim sertçe. “Böyle.” Birden alnımı alnına bastırdım ve işte orada huzur dolu bir sessizlik vardı. Gözlerinin içine baktım. “Her şeyimi elimden alacakmışsın gibi.” Gözlerimi yumdum. “Her şeyimi elimden alabilecek güce sahip olduğunun zaten farkındaymışsın gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sarsıldı ama geri çekilmeye çalışmadı. Bileğinde atan o zarif nabzın parmak uçlarıma bulaştığını hissediyordum. Canlılığı içimdeki ölünün toprağını kazıyor, cesedimi uzandığı çukurdan çıkarıyor, kan oluyor, can oluyor, kalp atışı oluyor, nefes oluyor, nabız oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge bana arkanı dönüp gideceksen, ne olursun o gözlerle bakma gözlerime. Öyle bakma işte,” diye fısıldadım gözlerim kapalı nabzını hissetmeye devam ederken. “Ben kendimi biliyorum çünkü. Ben kendimi anladım. Sen gözüme böyle bakıp arkanı dönüp gittiğinde, ben belki arkandan gelemem ama beni bıraktığın yerde bir ömür oturur geri gelmeni beklerim. Çünkü içeride bir yerde bir çocuk var, yıllar geçti babasının gidişinin üzerinden, hala o damda oturmuş babasını bekliyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nefesini tuttuğunu hızlanan nabzından anladım. Gözlerimi açıp ona bakmak için biraz geri çekildiğimde, iri gözlerinin içinde kendi yansımamı gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belki dönersin, belki yıllar geçer, bir daha hiç geri gelmezsin ama ben beni bıraktığın yerden kalkıp da başka bir yöne tek bir adım atamam. Çünkü bu gözler benim felaketim, bu gözler benim kötürüm kalma sebebim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge tam ağzını açacaktı ki parmağımı kaldırıp dudağına bastırarak onu susturdum. Ben çok susmuştum, şimdi o susacaktı, beni dinleyecekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sik gibi bir adamım,” dediğimde irkildi ama gözlerini gözlerimden çekmedi. “Şu ana kadar tek bir kadının bileğini tutup, nabzıyla sarhoş falan da olmadım. Ama şimdi üflesem, kaç promil çıkar nefesimden, inanamazsın. Ben de inanamam. Hala duruyorum, hala sorguluyorum, bu içimde kaçak yapıp duran, kafamdaki tüm şalterleri attıran şey nedir diye, ben hala sorguluyorum. Bak ben çok kadının gözünün içine baktım, doğru.” Ona sokulup yeniden alnımı alnına bastırdım. “Ama hiç kimseye böyle bakmadım.” Geri çekilip bileğini tutmaya devam ederken hiç düşünmeden konuştum. Düşünürsem susardım, düşünürsem içimdeki kurum lekesi depreşir, onu korumak için dilime yeni bir kilit vurup kaçardım. Yapmadım. “Sen şimdi böyle bakıyorsun bana, yarın yine bir canavara bakıyor gibi bakarsın, belki sende yaprak oynatmaz öyle bakmak ama ben sırf sen öyle baktın diye gecelerde bir damla uykusuz, şafağa dek yanarım. Ben sana demiyorum, yarın bir başkası olacak, ben yine herkesin bildiği o insan olacağım, demiyorum, çünkü olmaz. Çünkü artık öyle olacak diye karar versem de olmaz. Çünkü artık seni yok sayıp devam etmem gerektiğine inansam da edemem. Ama sen dün olduğum adamı bugün yüzüme bir tokat gibi atarsın, bu belki hakkındır, belki bir ömür o tokadı hak edecek türden bir adamımdır ama olmaz, kaldıramam. Herkes o tokadı atsın, sen atma. Dayanamam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göğü yaran ışık arabanın içini aydınlattı ve çok geçmeden şimşeğin sesini duydum. Gök, gürlüyordu ama kalbimden beter değil. Gök, bağırıyordu ama kalbimden şiddetli değil.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ahdar uzun süre gözlerimin içine baktı. Bu kadar çok kelimeyi ardı arkası kesilmeden benden duymak beklediği şey değildi. Alnımı bir kez daha alnına dayadım ve yarılan göğün ışığı yüzümüzün bir yarısını aydınlattı. Ardından göğün haykırışını duydum ve aracın tavanına vuran yağmur damlaları daha da şiddet kazandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladın mı?” diye fısıldadım sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir müddet sessiz kalsa da sonunda, “Anladım,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi sen söyle,” diye fısıldadım. “Söyle Ahdar, kaçmalı mıyım senden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir eli usulca göğsüme kaydı, avucunu hasarlı kalbime bastırıp alnını alnıma sürttü, ardından hasarlı kalbimde asılı duran parmakları yukarı kaydı ve yüzüme yaslandı. Avucunu yanağıma bastırarak, “Kaçma,” dedi. “Çünkü seni çoktan sobeledim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet, haklıydı. Beni çoktan sobelemişti. Hatta, bilmediği zamanlarda da öyleydi. Onu o otogarda gördüğümde, o yolcu otobüsünden indiğinde, bir yabancı olarak ve en gerçekçi yıldırım olarak hayatıma düştüğünde, tam da o gecede ben ona zaten sobelenmiştim. Uzun uzun sustuk, yağmur yağmaya devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey söyle,” dedi sessizce. Küçük eli hala yüzümde asılı duruyordu. Söylemek istedim ama kelimeler dudaklarımın arkasında kilitli kaldı, sesimi çıkaramadım. “Söyle,” diye tekrarladığında ne duymak istediğini bilmiyordum. Söylemek istedim. Ne duymak istediğini bilmesem de ona bir şeyler söylemek istedim. Kalbimden bir şeyler kopsun, ona çarpsın, onu devirsin, kalbimden kaçan her kelime onun kalbinde yer edinsin istedim. Ama bir yanım, öyle bir dilsizdi ki, yüreğim ona feryat figanken bile neyden korkusundan bilmiyordum da durduruyordu ya beni. Gözlerime öyle bir beklentiyle baktı ki, tek yapabildiğim derin bir soluk alabilmek oldu. Elini yüzümden yavaşça çektiğinde, kaybolmuş hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaybolmayayım, demek istedim. Elini çekme, pazarda kaybolmuş küçük bir çocuğun annesini ararken ağladığı gibi ağlatma beni, demek istedim. Diyemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım,” dedi kırılgan bir sesle. İşte şimdi, annemin en sevdiği değeri paha biçilmez melek biblosunu düşürmüşüm de tuz buz etmişim gibi hissediyordum. Hayatımın ortasına koyduğum melek biblosu, tuz buz olmuş gözleriyle bana bakıyordu. Yedi harflik bir kelimeden oluşan cümlesi tüm hayatıma bedeldi ama yine ağzımı açamadım. Emniyet kemerini çözdü, arabanın kapısını açtı ve dışarıdaki soğuğun kokusu onun kokusunun etrafından geçerek ciğerlerimi doldurdu. Soğuk bir gecede, cam bir kapının ardından anneme dokunan yabancı bir adamı izlerken hissettiğim şeyler yine birikip göğsümde infilak etti. Soğuğun kokusunu sevmezdim. Yaşadıklarımı hatırlatıyordu bana. Soğuğu sevmiyordum. O küçük çocuğu camın önünde bulmuşum, elimi uzatmışım ama tutmamış, durup annesini izlemeye devam etmiş gibi hissettiriyordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım, senin yine söyleyecek bir çift güzel lafın ve hatta kötü de olsa, can yaksa da, tek sözün yok bana,” dedikten sonra arabadan indi. Yağan yağmurun altında durdu ama bana bakmadı. Kapıyı arkasından kapattığında tek başıma kaldığımı hissettim. Bu koca dünyada, bir yanım her zaman kaybolmuş, her zaman yalnızdı ve o yalnızlık şiddetli bir tokat gibi yeniden çarptı suratıma.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama bu kez durmak istemedim. Durmak çok büyük bir hata gibi geldi bana. Gerekirse o camın önünde, karanlıkta, soğukta bekleyen oğlan çocuğunu almadan çıkıp gidecek, geleceğe tek başıma yürüyecektim ama bu kez olduğum yerde durmak istemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıyı açıp hızla arkasından çıktım. Geceyi kıskandıran siyah saçlarına düşen yağmur damlaları, sanki mümkünmüş gibi, geceden de siyah bir gölgeyi saçlarına düğümlüyordu. Ağır adımlarla uzaklaştığı anı izlerken kalbim sıkıştı. Yeni bir his değildi, onu ilk gördüğüm vakit de kalbim böyle ızdırapla sıkışmıştı ama şimdi göğüs kafesim kalbimi öyle bir kıstırıyordu ki, gelişini izlerken sıkışan kalbim, gidişini izlerken sıkışmanın da ötesinde eziliyordu. Elimi arabanın tavanına sertçe vurdum, yumruğuma kan oturdu ama aldırış etmedim ve en nihayetinde söylemeliyim ki, acıyı da hissetmedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkasından hızla yürümeye başladım. Gök önce beyaz bir ışıkla aydınlandı, ardından gürültüsü geldi. İşte ben de o gök gibiydim. İçim duygularla doluyken, önce çok sessizdim; şimdi içimde tutamadığım o çığlık dışarı taşıyordu. “Simge!” diye bağırdım arkasından.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durdu. Durmak istemediğini anladım ama yapamadı, belki bana ihanet eden sesim gibi, vücudu da ona ihanet etti ve durdu. Adımlarım hızlı, aceleciydi; kaçırdığıma inandığım her şeyi yarı yolda yakalama umuduyla koştum ona. Belki umutsuz bir umuttu, belki çaresizliğin kabzasına dayanmıştım bilmiyordum ama koştum işte.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omuzları düşük duruyordu. Benim boyum onun ayaklarının altında kalmıştı ama bilmiyordu. Islanan tenine dokunsam ateşe dokunmuş gibi yanardım sanki; öyle geliyordu. Yine de yanmak pahasına tuttum omzunu, dokundum, çevirdim onu kendime. Islanan saçları kırbaç gibi havada şakıyıp yüzüme çarptı ve sonunda o güzel esmer yüzü, ahdar gözleri, yağmura karışan yasemin çiçeğinin kokusunu, her birini gördüm, kokladım, hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşamak bir yumruksa eğer, yumruğu bana doğrudan indiren bu kızın elleriydi. Ellerini geri çekse, yaşam beni teğet geçip gidecekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vur demek istedim, indir şu yumruğu Simge bana, bir kere de ben senin için yaşayayım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne var?” diye sorduğunda yağmurun altında ıslanan sadece o değildi artık. Sırılsıklamdık. Sırılsıklam olmamın nedeni yağmur da değildi, yeşil bir gölün içinde bir süredir boğulan bedenim sonunda karaya çıkıp onun esmer kayalıklarında soluk almıştı. Esmer bir yüzün ortasında iki yeşil göl, hangisine dalsam, birinde elbet öleceğimi biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek söyleyebildiğim, “Gitmesen olmaz mı?” oldu. Gözlerimin içine önce küfredecek, sonra da boynuma sarılacak gibi baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen deli misin?” diye sorduğunda, başımı aşağı yukarı salladım suçlu küçük bir çocuk gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Deliyim evet ama bir sana,” diye cevap verdiğimde bunu beklemediği kesindi. Durdu. Çatık duran kaşları gevşedi, yüzündeki bariton sertliği kırıldı ve kırılgan bir kız çocuğunun yeşil harelerin içinden bana uzanan küçük ellerini gördüğüme emindim. O an anladım, elini tutmamı bekleyen tek çocuk geçmişteki halim değildi, şimdi gelecekteydim ve onun gözlerindeki kız çocuğu elini tutmam için bana yalvarıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok aptalsın, Dilsiz,” diye fısıldadı sonunda başını önüne eğerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmağımı çenesine yerleştirip kafasını kaldırdım, gözlerini görmeyeceksem çakan şimşeklerin ışığının bir anlamı yoktu; dünya karanlıktı. Göz göze geldiğimizde sadece ışıkları yanan yıldırımların şimdi sesini de duyuyordum. Ya da belki de bu benim kalbimin sesleriydi. Çözemedim. Zaten onu gördüğümden beri her kalp atışım, bir yıldırım niteliğindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüne eğilirken zaman yavaşladı, şimşekler gökyüzünde asılı kaldı ve dünya artık onun esmer tenine tezat gelecek şekilde kar beyazdı. “Ben belki dilsizim,” diye fısıldadım dudaklarımız arasında bir nefeslik mesafe varken, “sözlüğümde sana yakışan kelimeler de yoktur belki benim.” Gözlerim kısıldı, gözleri kısıldı. “Ama susmaktan daha çok yapmak istediğim bir şey varsa, o da tam şu an öpmek seni. Karşı çık, tokadı yapıştırıp kaç benden ya da dur, bırak, öpeyim seni. Seçim senin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerindeki ifade yumuşadı. Gözleri yavaşça kapandı. Dudaklarımız usulca birleşti. Gökyüzünde asılı kalan şimşeğin gürültüsü etrafa yayıldı. Onu öptüm, herhangi bir kadını değil, sevdiğim kadını öper gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yani ona hiçbir şey söylemedin?” diye sordum yorgun bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, “Yani, teknik olarak söylemedim ama dilimi kullandım,” diyerek ağzını işaret edince yüzümü buruşturdum. Eğer içimde tedirginlikler, korkular ve acılar olmasa ona gülerdim ama tek yaptığım gözlerimi devirmek oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener omzumu sıktı. “Geçecek,” dediğinde duraksayarak ona baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı önüme eğerek gülümsedim ama gülümsemem içimde hiçbir noktaya ulaşmadı. Yener elini saçıma koyup saçlarımı karıştırdı. Tam o sırada kapı açıldı ve Şebnem anne elinde çorbayla içeri girdi. Yener, görevini tamamlamış gibi doğrulup kalkarken, “Şebnem annem, gerisi sende,” dedi. Gözlerini bana çevirdi. “Birilerinin bacaklarına sıkmamı istersen, bir alo de, kapındayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı salladım, gözlerimin içine uzunca baktı ve yavaşça odadan çıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uyumaya çalıştım. Gözlerim Gurur’u aradı, kalbim ise onu arayan gözlerime rağmen ondan saklanmaya çalıştı. Neredeydi? Bilmiyordum. Sonra derin bir uykuya çekildim. Çaresiz, karanlıkta, yalnız ve acı dolu bir uykuya.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uyandığımda Gurur yine burada değildi. Çolpan başucumda oturmuş kitap okuyor, Ayça pencerenin önünde sessizce dışarıyı izliyordu. Gözlerimi açtığımı fark eden Simge oldu. Yaslandığı duvardan ayrılarak, “Uykucu, günaydın,” dedi gözlerine ulaşmayan bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avucum karnımın altına gitti, bunu bilincimin dışında yaptığımı çok sonradan fark ettim. Sanırım hala orada mı değil miydi anlamaya çalışıyordum. Kimseye güvenmediğim gerçeği yüzüme sert bir tokat geçirmişti. Gurur’a bile. Sanki daldığım uykulardan birinde onu oradan alacaklardı ve her gözümü açtığımda avucumu karnımın altına bastırarak orada olup olmadığını anlamaya çalışıyordum. Sanki anlayabilirmişim gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur nerede?” diye sordum yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan kitabın kapağını kapattı ve “Senin için temiz kıyafet almaya gitti,” dedi, eve gittiği düşüncesi içimde kıpırdanıp rahatsızlık hissiyle dolmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor geldi mi hiç?” diye sordum bu kez.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Durumunu kontrol etmek için, evet,” dedi Çolpan, Simge sessizdi, Ayça kafasını çevirip bana bakamıyordu bile. Gözleri camdan dışarıda dolaşmaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendi durumumu yok sayıp, “O nasılmış?” diye sorduğumda hepsi kimden bahsettiğimi biliyordu. Derin bir sessizliğin ardından, “Tek bildiğim bir karar vermeni bekledikleri,” dedi Simge. “Riskler devam ediyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben uyurken mi baktılar?” diye sordum bu kez çat diye. “Bir yere götürdüler mi beni? Başka bir yerde mi baktılar? Burada mı baktılar? Nasıl baktılar?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arka arkaya sorduğum sorular Çolpan ve Simge’nin birbirlerine bakmasına neden oldu. Kuşku arttı, stresin içimde bir yumağa dönüşüp gitgide daha da büyüdüğünü hissettim. Simge yavaşça yatağa yaklaşıp, “Senden habersiz hiçbir şey yapmazlar,” diye fısıldadı, bunu söylemek onun için çok zor gibiydi ama bana bir nimet vermiş gibi baktığımda duraksadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değil mi?” diye sordum sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça doğrulup sırtımı yastığa yaslarken, “Biraz su içebilir miyim?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bebeğim susamış,” dedi Simge şefkatle. “Hemen getiriyorum. Buradakiler bayatlamıştır.” Simge’nin odadan çıkışını sesimi çıkarmadan izledim. Çolpan yüzümü izliyor, bir şey söylemiyor, daha doğrusu söyleyemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım Ayça’nın sırtına dokundu. Turuncu saçları bukleler halinde omuzlarından aşağı, sırtına doğru iniyordu. Çolpan, “Kendini nasıl hissediyorsun şu an?” diye sordu. “Ağrın var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaramın olduğu noktadaki ağrıyı yok sayarak, “Çok iyiyim,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça kendi kendine güldüğünde bakışlarım tekrar sırtına saplandı. Çolpan, “Ayça,” diye fısıldadı ama Ayça dönüp bakmadı bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi olduğunu söylüyor ama bu bir yalan,” dedi birdenbire. Bana bakmadığı için yüz ifadesini göremiyordum ama öfkesini hissedebiliyordum. “İyi falan değilsin.” Omzunun üzerinden bana baktığında kan çanağına dönmüş gözlerini gördüm. “Bizi de kendini de kandırmayı bırak artık. Ağrıların var. Korkuların var. Yine kendinden başka her şeyi düşünüyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan, “Ayça!” dedi sertçe ama Ayça tamamen bana doğru dönüp, dolu gözlerle, “Kendini düşün!” diye yakardı. “Bir kez olsun dur ve kendini düşün!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap veremedim, sadece Ayça’nın gözyaşlarıyla parlayan gözlerine bakakaldım. Çolpan oturduğu yerden kalkıp, “Yapma,” diye uyardı. “Şimdi ne yeri ne de sırası Ayça.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne zaman sırası gelecek? Kim ona kendini düşünmesi gerektiğini söyleyip, bunu gerekirse onun kafasına kakacak?” Ayça’nın gözünden düşen gözyaşı elmacığına kadar aktı. Bakışlarını bana çevirdi. “Kendine gel,” diye yalvardı. “Artık kendine gel ve bir kez olsun durup kendini düşün. Neyi taşıyabileceğini neyi taşıyamayacağını bilecek yaştasın. Sana yalvardık, sana kendini düşün diye yalvardık ama sen…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama ben?” diye sorduğumda susup gözlerimin içine baktı. “Olmaması gereken, olmayacağına neredeyse emin olduğunuz bir hayalin peşine mi düştüm?” Sorum Ayça’yı ona bir tokat atmışım gibi derinden sarstı. Gülümsedim. Ayça başını iki yana sallayıp hıçkırarak, “Kaçınılmaz sonu kendin görene kadar durmayacaksın, değil mi?” diye sordu. “Kendini daha kaç farklı şekilde parçalamak istiyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kolay olduğunu mu sanıyorsun?” diye sorduğumda sustu, gözlerinde hala cam gibi parlayan gözyaşlarını görüyordum. “Bir karar vermek çok mu kolay sanıyorsun?” Sakince sorduğum soruların kurşun etkisi gördüğünü biliyordum. Amacım onu yaralamak değildi ama görüyordum ki bu durum onu yeterince yaralamıştı. “Bu benim seçimim mi sanıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu an olan her şey senin seçimin,” diye fısıldadı. Ardından beklemediğim bir anda elimi tuttu ve yalvaran gözlerle, “Yapma bunu kendine,” dedi. “Düşük yaptığında sağlığın çok etkilenecek. Belki…” Sustu. “Hala toparlanamadın, bunu kaldıramıyorsun, görmüyor musun? Yalvarırım bir kez olsun kendini düşün.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi Ayça’nın yanağına kaydırıp, “Benim için bu kadar ağlayacağını hiç düşünmezdim,” diye fısıldadım, söylediğim şey Ayça’nın daha şiddetli ağlamaya başlamasına neden oldu. “Ama peki ya hiç düşündün mü Ayça?” Parmağım gözyaşında dolaştı. “Ya bir şansı varsa ve siz benden onun elinden bu şansı alan kişinin ben olmamı istiyorsanız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktorları duydun!” Bunu kendine kanıtlamaya çalışıyor gibiydi. Ruhumda derin bir sızı hissettim ama yine de gülümsedim. Benim için çırpınıyordu ve bunu yaparken farkında olmadan yarama parmağını sokup çıkarıyordu. “Doktorları duydun.” Sesi birden kısıldı ama o da bu ihtimale tutunuyordu, görebiliyordum; herkesin içinde kaybolmaya yakın bir umut ışığı yanıyordu ve görmedikleri bir şey varsa, onlarda kaybolmaya yakın bir şekilde titreyerek yanan umut ışığı benim içimde alev alev tıpkı bir güneş gibi parlıyordu. “Bu kararı tek başına veremezsin,” dedi bu kez ağlarken. “Gurur’un da söz hakkı var. Kendini düşünmüyorsan, bırak o seni düşünsün.” Ayça alnını elimin üzerine bastırıp, “Sensizliği birkaç dakikalığına tattım ben,” dediğinde sertçe yutkundum. “Şimdi nasıl kendinle kumar oynamana izin veririm?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey söylemek yerine Ayça’nın gözyaşlarına dokunmaya devam ettim. Kapı açıldığında içeri giren yalnızca Simge değildi. Yaman da buradaydı. Ayça hızla geri çekilip gözyaşlarını silerek başka bir yöne baktığında, Yaman elinde bir şişe suyla bana yaklaştı. Bir süre yüzüme baktıktan sonra su şişesini uzattı ve “Chicxulub asteroidinin çarpmasının üzerinden geçen altmış altı milyon yıla rağmen uyanmayı başardın,” dediğinde yaramın sızlamasına neden olan bir kahkaha attım. Yaman yamuk, belli belirsiz bir gülümsemeyle bana baktıktan su şişesinin kapağını açtı ve şişeyi bana uzattı. “Hoş geldin Dino.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümseyerek sudan bir yudum aldım. Yaman sessizce beni izlemeye devam ediyordu. Şişeyi dudaklarımdan uzaklaştırırken, “Yudumlarımı mı sayıyorsun?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hareket eden bir aracın içinde olmadığımız için hiç problem yok,” dedi omuz silkerek. “İç istediğin kadar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Annem ve babamı gördün mü?” diye sordum sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, baban kafeteryada, annen de şu kızın,” diyerek Simge’yi işaret etti, Simge ona boş boş baktı, “annesiyle koridorda oturuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adım Simge kanka benim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok kalabalıksınız, adınızı ezberlemekle uğraşamam,” dedi Yaman. Ardından beni işaret etti. “Bunun bile adını unutuyorum ara sıra. Ondan Dino diyorum. Kolayıma geliyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu mu?” diye homurdandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sudan bir yudum daha aldığımda, “Sen yine şu su işini çok abartma, yatağı tuvalete taşımak zorunda kalmayalım,” dedi. Tekrar gülmeye başladığımda Ayça’nın da güldüğünü gördüm ve içim rahatladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yüzünü güldürdün,” dedi Çolpan minnetle. “Sağol.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman göz ucuyla bana baktı, gülümsediğimi görünce, “Bir palyaço varmış,” dedi ciddi bir sesle. “Bütün ağlayanları güldürürmüş. Bir gün bir adam yoğun ağlama teşhisiyle doktora başvurmuş, doktor da demiş ki git palyaçoyu bul o seni güldürür. O da demiş ki o da benim…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümdeki ifade dondu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman, “Bu komik değil miydi?” diye sordu aynı düz ifadeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, “Ben anlamadım,” dediğinde Yaman derin bir nefes alarak yine aynı düz ifadeyle, “Adam depresif biri işte ama herkesi güldürüyor, bundan dolayı da doktordan yardım almak istiyor ve doktor ona herkesi güldüren adamın yanına git diyor. Zaten herkesi güldüren adam da o işte,” diye açıkladığında Ayça burnunu çekip, “Yine anlamadım,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok sinirlerimi bozdunuz şu an,” dedi Yaman ifadesinde hiçbir oynama yokken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kanka insanların sıkıntılarını yüzüne bakarak anlayamazsınız demek işte, yani herkes neşe saçabilir ama içinde fırtınalar kopabilir,” dedi Simge.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, “Palyaçoyla ilgisi ne ya?” diye sordu birden sinirlenerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman, Çolpan ve Simge aynı anda düz düz Ayça’ya baktılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge birden, “Bak şimdi kanka,” diyerek açıklamaya hazırlandığında Yaman, “Allah o palyaçonun belasını versin,” dedi düz bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümseyerek onları izledim. Kafamdaki karmaşa bir anlığına da olsa susmuştu. Bu yüzden minnettar hissettim. “Diğerleri nerede?” diye sordum sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman, “Seni rahatsız etmek istemiyorlar,” dedi ama aslında halimi görmek istemediklerini anlayabiliyordum. Sessizce başımı sallayıp gülümsemeye devam ettim ama kafamın içindeki sesler yine acımasız bir şekilde zihnimde yankılar oluşturmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman’ın gözlerinin içine bakıp, “Sanırım sen de biliyorsundur,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman bir müddet sessiz kaldı, koyu lacivert, siyaha yakın tondaki gözleri gözlerime dokunmadı. Bildiğini anladığımda gülümsemem daha buruk bir hal aldı. “Sen de bana kızgın mısın?” diye sordum, bu soruyu neden sordum ben de bilmiyordum, artık bir şeyleri neden yaptığımı kendim de kestirebiliyor sayılmazdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana neden kızayım?” Bu soruyu sorduktan sonra bir müddet sustu. “Günün sonunda bedenin sahibi de kararı verebilecek kişi de sensin, öyle değil mi?” Ayça ve Simge’nin Yaman’a yönelttiği bakışları hissettim ama Yaman bakışlara karşılık vermedi. “Bir kadına bebeğinden vazgeç demek kolay olmamalı. Çünkü vazgeçmenin kolay olmayacağını tahmin edebiliyorum.” Yaman elimden su şişesini aldı, kapağı kapattı ve bana bakmadan, “Karar senin,” dedi. “Verdiğin kararla yaşayacak olan sensin. Başkaları değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaman’ın beni anladığını hissetmek içimde söndüğünü sandığım ağlama isteğinin yeniden alevlenerek yanmaya başlamasına neden oldu. Yaman sessizce sırtını dönüp, “Sen biraz dinlen Dinozella,” dedi ve çıkışa ilerledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızlar o andan sonra sessizdi. Hiçbir şey söylemediler.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zaman korkularıma tutunarak ilerledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tansiyonumu ölçtükten sonra dışarı çıkan hemşirenin hemen arkasından içeri yengem ve amcam girdi. Utancın karnımın altında birikerek büyüdüğünü hissederken sahte bir gülümseme dudaklarımdaki yerini aldı. Bana bunu kimin yaptığıyla ilgili sorular sorulmadı, hatta ifademi almak için biri bile gelmemişti ama amcam tam karşıma otururken, “Sana bunu kim yaptı?” diye sorduğunda, kafamın içi birdenbire yine karman çorman oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengem irkilerek amcama baktı ama amcam öfkeliydi, bana bunu yapan kişinin yakasına yapışmak istiyordu; onu anlıyordum. O her zaman soğuk görünür, yaklaşımları daha sert olurdu ama amacını görebiliyordum. Yine de gözlerimin önünde bir karanlık gerildi ve o karanlığın içinde parlayan biri mavi, diğeri yeşil gözleri yeniden gördüm. Beni öldürmek için buradaydı. Gözlerimi yumup derin bir nefes aldım ve o gözlerin zihnimden silinmesini bekledim ama gözlerimi kapattığımda oluşan karanlıkta o gözler artık çok daha netti. Odanın içine çöken o anlık sessizlikte saatin ilerlerken çıkardığı sesi duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengem, “Bakma sen amcana güzel kuzum,” dedi, “dinlenmene bak. Nasılsın? Ağrın sızın var mı?” Aslında yengemin de kafasında soru işaretleri vardı, biliyordum. Gözlerimi açıp yengeme baktım, gülümsemem soldu ve bunu durduramadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyim,” dediğimde amcamın çakır bakışlarını daha sert hissettim. Yüzümü aşındıracak bir dikkatle beni izliyordu. Bir müddet sessizliğin içinde durduk, sonunda amcam, “Zeliha,” dediğinde gözlerimi ona çevirdim, buz rengindeki gözlerine baktım. Duyacaklarımdan korkuyordum. O her zaman soğukkanlı yaklaşırdı, her zaman mantık çerçevesinde düşünen taraf olurdu ve şimdi amcamın mantıklı yanına maruz kalmaya hazır mıydım bunu bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Suskunluğum amcamın birkaç saniye de olsa susmasına neden oldu. Ölçüp tarttı, duygu durumumu göz önünde bulundurmak istedi ama sevgisi ve korumacı tavrı ağır basmış olacak ki, “Henüz çok gençsin,” diyerek söze girdi. Bu cümleden sonra tutulacağım sağanağı bildiğimden sessizce kaşlarımı çattım. Amcam, çatık kaşlarımın altından ona uzanan, yara kabuğu rengindeki gözlerimde nasıl bir ifade görmüşse bir anlığına durup boğazını temizledi. Hiç kimse için kolay değildi. Biliyordum. “Evleneceksiniz, yeni bir sayfa açacaksınız, iyileşeceksin ve çok iyi bir avukat olacaksın.” Kurduğu cümleye eklediği geleceği işaret eden hiçbir şeyin içinde oğlumu bulamadım ve bu beni paniğe sürükledi. Her zaman anaç biriydim, şefkatim sevdiğim insanlar söz konusu olduğunda sonsuzluğa uzanacak kadar uçsuz bucaksızdı ama şimdi her şey daha farklıydı; her şeyi daha derinde hissediyordum. “Önünde göreceğin, yaşayacağın uzun yıllar var,” dedi amcam ve birden cümlesini, “O uzun yılları göremeyebilirdim, şunu anladım ki amca ölüm her zaman bir adım ötemizde duruyor ve kimin geleceği göreceği tamamen muamma. Gençlik ve geleceğin birbiriyle biraz olsun bağlantısı yok,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcam durup gözlerimin içine baktı. Ne söylemesi gerektiğini bilmiyor gibi çenesini kaşıdıktan sonra derin bir nefes aldı ve “Mantıklı bir karar alabilecek psikolojide olduğunu düşünmüyorum,” dedi sonunda. Kurduğu cümle beni yaraladı çünkü haklı olduğunu biliyordum. Her şey yolunda gitseydi, bunu öylesine bir anda, mutluluğu hissettiğim, gelecekle ilgili planlarımın son sürat ilerlediği bir anda öğrenseydim nasıl olurdu? Kafamın içindeki boşluk derinleşti, karanlık çoğaldı. Kararımın yine aynı olacağına emindim. Bir yanım anne olmaktan korksa da bir yanım bunu tatmayı hep istemişti. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, gelecek ne kadar belirsiz görünüyor olursa olsun, onu bir kez hissettiğimde, hiçbir ihtimalde ondan vazgeçemezdim. Ağzımı açıp bunu söylesem dikkate alınmayacağımı hissediyordum, çünkü herkes psikolojik durumumu göz önünde bulundurarak vermek istemediğim bir karar verdiğimi düşünüyordu. Oysa bu kararın ne psikolojimle ne de başka bir şeyle ilgisi vardı. Bu, tüm evrenlerde ve tüm şartlarda Zeliha Özdağ’ın vereceği karardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amca, sen de bebeği aldırmamı istiyorsun,” dediğimde amcam susup gözlerimin içine baktı, bu bakış içinde onayı taşıyordu ama dudakları canımı yakacak bir cümle kurmak için aralanmadı. Canımı yakan kişi bir de o olsun istemiyordu. “Anladım.” Başımı salladım. Amcam duraksadı, yengemin bakışlarının yüzümde su gibi birikerek derinleştiğini hissettim. Gülümsedim, gülümserken çenem titriyordu. “Beni düşündüğün için teşekkür ederim amca.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcamın yüzündeki ifadeler kıyıyı alabora ettikten sonra geri çekilen bir dalga gibi geri çekilerek yerini durgunluğa terk etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama ben…” Sustum. Çenem titremeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama sen her zaman olduğu gibi kafanın dikine gitmek istiyorsun, değil mi amcam?” diye sordu sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap veremedim, gülümserken çenem titremeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amcam oturduğu yerden kalkıp, “Kendine verdiğin zararın seyircisi olmamı isteme benden,” dedi. Sessizce odanın çıkışına ilerledi. Yengem yatağın ucuna oturup elimi avucunun içine aldı, diğer elini elimin üzerine kapatıp, “Amcan seni sevdiğinden, çok sevdiğinden böyle diyor,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı aşağı yukarı salladım ama çenem titremeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzel Zeliş’im benim, senin doğduğun günü hatırlıyorum ben.” Elimin üzerini okşamaya devam etti. “Senin o ağlamanı daha duyduğum an, baban öyle bir ağladı ki… Öyle bir ağladı ki…” Gülümsedi. “Sen ağladın, baban ağladı. Senin ciğerini aldığın ilk nefes yaktı, ondan ağladın. Baban da senin ağlamana kıyamadı, ondan ağladı.” Yengem gözlerimin içine baktı, yeşil gözleri yaşlarla parlıyordu. “Amcan demişti ki, bu kızı evlendirdiğimiz vakit Kahraman yedi gün yedi gece ağlayacak.” Çenem titremeye devam ediyor, sessizce yengemin gözlerinin içine bakıyordum. “Zeliha’m, yengem, şimdi bir kendini değil, herkesi düşün, olur mu?” Sorusu üzerine ağlama isteği saklandığı o karanlığın içinden birdenbire yükselerek gözlerime tırmandı. Gözyaşlarının gözlerimi yaktığını hissetsem de ağlamadım. Oysa ağlama isteği oradaydı, bir bıçak gibi boğazıma takılmış, bekliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengem avucunu elimin üzerine bastırdı ve “Sen genceciksin,” diye fısıldadı. “Yine olur yengem.” Bir an yüzümdeki ifade dondu, o gece karnıma sokulan bıçağın bu defa kalbime sokulduğunu, kalbimin içine saplanmış haldeyken yukarı çekildiğini, kalbimi ikiye böldüğünü hissettim. “Allah yine bir çocuk bağışlar sana. Yine anneliği tadarsın…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?” diye fısıldadığımı hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sağlıkla gelir, cümbüşle gelir, kederle değil, düğünle gelir yengem,” dedi yengem elimin üzerini okşamaya devam ederken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni yavaşça döndürdüğü anı hatırladım, kapıyı işaret ettiği… Bir rüyanın içinde, tüm gerçekliğiyle benim yanımdaydı. Karanlığın sonunda duran o kapıdan yayılan ışık beni çağırıyordu sanki ve o kulağıma usulca, “Artık yolu bensiz de bulabilirsin,” diyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözümden bir damla yaşın kirpiğimin ucundan kırılarak yüzüme aktığını hatırlıyorum. Bu, ifadeleri yakılıp küle çevrilmiş yüzümde sergilenen son başkaldırıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengem, elimin üzerinde duran elini çekip yüzümdeki gözyaşını elinin tersiyle silip, “Genceciksin,” diye fısıldadı. “Allah sana yine tattıracak bu duyguyu. Bu kez ağlamayacaksın hem, sevinçten havalara uçacaksın. Bugünler geride kalacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde dimdik duran büyük bir ayna vardı ve kimse bilmese de çocukluğum o aynanın önünde durup, içeride bir yerlerde kendi yansımasını izlemeye devam ediyordu. Aynanın ortasında bir çatlak oluştu, çatlak yavaşça aşağı doğru kayarak ilerleyip büyüyerek bir kırığa dönüştü. İri gözleriyle kendi yansımasına bakan çocukluğum korktu çünkü kendini ikiye bölünmüş halde görmeyi beklemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde yarını olmayan bir gelincik yetiştiriyordum. Solacak gibi başını önüne eğiyordu o gelincik, dün vardı, bugün başı önüne eğilmiş olsa da direniyordu ama yarın solmasına bile izin vermeden onu küçük gövdesinden kavrayarak koparacaklar, toprağımdan alacaklardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengem, “Yıpratma artık kendini,” diyerek gözlerimden aşağı salınarak çeneme giden gözyaşını sildi. O gözyaşımı silene kadar, yeniden ağlamaya başladığımın farkında bile değildim. “Yine anne olacaksın, yeniden anneliği tadacaksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitmiş gibi konuşuyorsun,” dediğimi hatırlıyorum, sesim bana değil, bir yabancıya aitmiş gibi hissettirdi; üstelik dudaklarımdan kayıp gitmiş olmasına rağmen onu tutamadım, sanki benden kilometrelerce uzakta bir yerde duyulmuştu. Yengemin duraksadığını ve elini birden ittiğimi hatırlıyorum. Yeşil gözlerinin iri iri açıldığını, “Bir tanem,” dediğini ve ona, “Onu içimden çıkarmışlar, artık orada değilmiş gibi konuşuyorsun,” dediğimi hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Burası benim kırılma noktamdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bir annesin, annesin!” diye bağırdığımı hatırlıyorum, sonra acının tüm bedenimde bir uğultu gibi dolaşarak beni anlık dondurduğunu ve birden öfkeyle onu ittiğimi hatırlıyorum. Yengem yataktan kalkmak zorunda kaldığında, gözlerime pişmanlık ve korkuyla bakmıştı sanırım. Hatırlayabildiğim buydu. Bu kadardı. Koluma bağlı serumu söküp çıkardığımda anlık bir acı hissettim sanırım, belki de hiçbir şey hissetmedim. Yengem, “Zeliha!” dedi korkuyla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Defol git!” diye çığlık attım sanırım. Bir yakarış, bir yalvarış değildi bu; eminim ki bu öfke dolu bir çığlıktı. “Sen bir annesin! Sen bir annesin, nasıl karşıma geçip benimle böyle konuşabilirsin!” Ayağa kalktığımı hatırlamamı sağlayan keskin bir acı hissetmiş olmam oldu. Yengem bana yönelmeye çalıştığında ona, “Yaklaşma bana!” diye bağırdığımı hatırlıyorum, bunu hatırlamamı sağlayan boğazımdaki acı oldu. “Böyle kolaymış gibi, onu içimden çıkarıp almışlar gibi, içimde çoktan ölmüş gibi, onu içimden… Onu içimden…” Durdum, birdenbire durdum ve her şey öyle ağır geldi ki gözlerimden yaşlar boşaldı. “Onu içimden…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yengemin ellerini kaldırıp beni sakinleştirmek ister gibi, “Otur, kurban olayım otur yengem,” diye fısıldadığını, kahrolmuş gibi ağlamaya başladığını ve bunun beni daha öfkelendirdiğini hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çığlıklarım nasıl bir boyuta ulaşmışsa kapı duvara çarparak açıldı ve beni ayakta gören kişi Simge olmalıydı ki, “Ne oluyor?” diye bağırdı korkuyla. Sesi kafamın içine dağıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Defolun!” diye çığlık atmaya başladım, attığım her çığlıkta bedenimdeki ağrı çoğaldı ve her şeyi hatırlamamı sağlayan da bu ağrı oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge bana yöneldiğinde ve gözlerini koluma indirdiğinde, az önce serumun bağlı olduğu kolumdan aşağı kan boşaldığını gördüm. Kanımı görmek beni sarstı ama öfkem öyle diriydi ki kanıma bakarken bağıra bağıra ağlamaya devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener içeri girdi, arkasından Adnan da içeri fırladı ama onlara öfkeyle bakmayı durduramadım. Kanım yere, çıplak ayaklarıma damlıyordu. “Yaklaşmayın!” diye çığlık attığım an, Yener bir adım geri gidip elini Adnan’ın karnına koyarak onu durdurdu. “Yaklaşmayın bana!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bebeğim,” dedi Simge, ardından annesine, “Ne söyledin ona anne?” diye bağırdı kendini tutamayarak. Yengemin ağladığını duyar gibi oldum ama benim haykırışlarım, çığlıklarıma karışan gözyaşlarım daha baskındı. Bir an gözüme üzerime yıkılacak duvarlar gibi göründüler, bir an gözüme karnımdaki toprağı eşeleyip o gelinciği koparacak acımasız ellerin sahipleri gibi göründüler. Korkuyla kapıya yürümeye başladığım anda Adnan, “Zeliş,” dedi ama öyle çok ağlıyordum ki bana yaklaşamadı. Üzerimde bir önlükle, ayaklarımın altına bulaşmış kanımla açık kapıdan dışarı çıktığım an koridordaki tüm gözlerin bana çevrildiğini, diğer hastaların korkuyla yüzüme baktıklarını hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bulamam,” diye fısıldadım ve “Bulamam!” diye çığlık attım. Hastalar irkildi, Yener’in arkamdan geldiğini, Yaman’ın koridorun öteki ucundan bana doğru koştuğunu fark ettim ve korkuyla kollarımı bedenime sardığımda kolumdaki kan önlüğüme bulaştı. “Sensiz yolumu bulamam!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, “Zeliş,” diyerek Yaman’ın arkasında belirdi ve koridorda o kadar çaresiz bir şekilde, “Yaklaşmayın bana!” diye çığlık attım ki bana yönelen tüm adımlar bir anda dondu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Titreyerek, yalın ayak koridorda yürümeye başladım. Hem yürüyor hem de çaresizce, bir çocuk gibi ağlıyor, hıçkırıklarım yüzünden boğulacak gibi hissetsem de bu lanet hissi durduramıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hemşirelerin etrafımı sardığını ama bana yaklaşamadıklarını görür gibi oldum. Muşta’nın hemen yanından titreyerek, zar zor attığım adımlarla geçtim. Vural’ı gördüm, elini bana uzattı ama uzattığı eline bakmadım, omzum o ele çarptı, yavaşça ilerlemeye devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koridorun sonunda beliren kişiyi gördüğümde, umut oradaydı; dışarıda yağan yağmura rağmen güneşin başımın üzerinde yakıcı bir şekilde parlayarak yükseldiğini hissettim. Gurur, bileğine sarılı zincirle, tam karşımda, hareketsiz bir şekilde duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ağır adımlarla, yavaşça ona doğru yürümeye devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durdu, hareket bile etmeden, donmuş bir halde beni izlemeye devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam, “Zeliha,” diye fısıldadı bir yerlerde, duydum ama sesi nereden geldi bilemedim; zihnimin içinde kayboldu. Zihnime tutunamadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir elimi kaldırdım, diğer elim bedenimi sarmaya devam ediyordu. “Gurur Mert,” dedim dudaklarımı büke büke. “Mert…” Gurur sertçe yutkundu ama hareket bile edemedi, ona uzanan elime değil, gözlerime baktı. “Gurur Zeliha’yı duymuyorsa, Mert Zerda’yı duyar.” Dudaklarım büküle büküle ağlarken ona doğru ağır ağır yürümeye, elimi ona uzatmaya devam ettim. “Mert,” diye fısıldadım. “Koru bizi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur gözlerini yummadı, belki de yapmak istedi ama yapamadı. Titreyen kanıma bulanmış elimi ona uzatırken bir iki adım daha attım ve durdum, yürüyecek halim kalmadığında, “Koru bizi,” diye fısıldadım güçsüzce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bana doğru bir adım attığında gülümsedim ama öyle çok ağlıyordum ki, belki de gülümsediğimi fark edemedi. Gözyaşlarım daha da şiddetlendi. Beni tutup kollarının arasına çektiğinde hıçkırıklara boğuldum ama gülümsüyordum, gözlerimden sürekli yaşlar akıyor, deli gibi ağlıyordum ama gülümsüyordum. Bedenim onun kollarında küçücük kaldı ve sarsılmaya başladı. “Koru bizi,” diye fısıldadım güçsüzce. Kendimi onun kollarında o kadar küçük hissettim ki… O da benim içimde bu kadar küçüktü işte.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Geçti Dağ Gelinciği,” diyerek beni kendine tamamen bastırdı. “Güvendesin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona tüm gücümle sarıldığımda bile bir elim karnımı korumaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ta ki o cümleye duyana kadar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geçti Zerda. Sen de oğlumuz da güvendesiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elim ilk kez o an karnımdan kaydı, kolumu güçsüzce onun boynuna sardım ve Gurur beni kucağına aldı. Ayaklarım yerden kesildiğinde boynuna sokuldum, hıçkırıklarım belirsiz iç çekişlere dönüştü ve gözyaşlarım gülümsediğim için ağzımın içine dolmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Etrafımı saran kalabalığın ortasından geçerken herkesin bize baktığını hissettim ama artık korkmuyordum. Kucağında sanki bir cenaze taşıyordu ama bilmediği bir şey varsa, tek bir cümlesiyle bana hayatımı geri vermişti. Yüzüm onun boynuna saklanmış halde, sessiz sessiz ağlarken, odanın kapısının önünde durdu. Kucağındaki bedenimi hareket ettirmemeye özen göstererek yavaşça yana doğru döndü ve “Bu bebek doğacak,” dedi. “Annesi ve babası olarak bizim kararımız bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizliğin içinde duyulan tek şey benim gözyaşlarımın sesiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarını saçlarıma bastırdığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sizi koruyacağım,” diye fısıldadı ve bunu sadece ben değil, yarını olmayan gelinciğim de duydu. Babası ona bir yarın vadediyordu. O yarını görebilmesi için ona büyük, güven veren ellerini uzatıyordu. Gurur’un bileğindeki zincirin soğukluğunu tenimde hissettim ve Gurur ile Mert aynı anda fısıldadılar: “Artık güvendesiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

#EKSTRA SAHNE

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

CENAN KAPLANER

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yağan yağmur, Ufuk’un arabasının ön camını yıkıyordu. Sessizce ön camdan dışarıyı izlediğim sırada, Ufuk, “Cenan, Zeliha’nın durumu nasıl?” diye sordu sessizce. Arabam arızalandığı ve yağmur tek bir an olsun durmadığı için Komiser Ufuk beni eve bırakmayı teklif etmişti ve yoğun yağıştan dolayı taksi bulamadığım için bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştım. Eve biraz daha geç kalmak istemiyordum. Halledilmesi gereken işler biriktiği için zaten geç saatlere kadar dışarıda kalmıştım. Sessizliğim üzerine Ufuk omzunun üzerinden bana baktı. Arabanın içi karanlıktı, camı indirmiştim ve bir sigara yakmıştım. Ne zaman elimi camdan dışarı uzatsam sigarama düşen yağmur damlalarını hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ufuk, “Konuşmaktan kaçacağın kadar kötü mü?” diye sordu sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bıçaklı bir saldırıdan sonra ne kadar iyi olunabilirse, o kadar iyi,” dedim, sigaranın külünü dışarı silktim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu ablası gibi sahipleniyorsun. Oysa buraya ilk geldiğinde, tek amacın gözlerini o kızın üzerine dikip ne olup bittiğini anlamaya çalışmaktı,” dedi düşünceli bir sesle. Yağıştan dolayı tıkanan trafikte durduk, sessizce önümdeki araçların ışıklarını izlerken derin bir nefes aldım. O kızı ilk gördüğüm anda, kendimden büyük bir parçaya onda rastlamışım gibi hissettiğimi Ufuk’a söyleyemedim. “Bu arada,” diye söze girdi Ufuk sessizce. “Bir şey duydum hastanedeki bir yakınımdan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nedir?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hamile mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessiz kaldım. Bir müddet bu sessizlik sürdü ve Ufuk sessizliğime hakaret sayılacak hiçbir şey söylemedi. Konuşacağım an gelene dek sabırla bekledi. Trafik akmaya başladı, araç yeniden harekete geçti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet öyle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bıçaklı saldırıdan sonra,” diyecekti ki onun sözünü kestim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşük tehlikesi devam ediyor.”    

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ufuk pişmanlıkla sustu. Bu gerçeğin benim kadar olmasa da Ufuk’un da canını sıktığını, hatta onu üzdüğünü anladım. Hakan ile kızımız için evlendiğim gerçeği şu anlık büyük bir sırdı. Ne Ufuk ne de bir başkası, bir yakınım bunu bilmiyordu. Tıpkı Dide’nin Hakan’ın babası olduğunu bilmediği gibi. Ufuk ne tepki verirdi umurumda değildi, sadece bu kızımız için yola çıktığımız anlaşmalı bir evlilikti ve sanırım dile getirilmemesi şimdilik çok daha iyi bir seçenekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve biliyordum ki Ufuk, şehre geldiğim ilk andan beri bana özel bir ilgi duyuyordu. Bunu birçok kez belli etmiş, her seferinde benim tarafımdan kibarca reddedilmişti ve bir süre sonra denemeleri bir kenara koyup her şeyi akışına bırakmıştı. En azından denemeyi bıraktığı ve arkadaşlık işini sürdürebildiği için mutluydum. Araba evin yakınlarına geldiğinde karanlık sokağa baktım. Yağmurun şehre indirdiği kasvet tüm sokağı etkisi altına almıştı. Zeliha’nın sokaktaki yokluğu elle tutulurdu. Yaşanan vahşet, Zeliha ve Gurur şu an bu sokakta olmasalar da hala burada, onlara ait silinmesi imkansız bir anı gibi asılı kalmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Açık duran camdan dışarı sigaramı fırlatıp kulübedeki güvenliğe, “Cenan Kaplaner,” diyerek kendimi tanıttım ve güvenlik bariyeri kaldırılırken başımı koltuğa yasladım. Yorgundum. Uykusuzdum. Aklım Zeliha’daydı. İşleri bitirdiğim için tekrar onu görmeye gidebilirdim ama önce birkaç saatliğine de olsa dinlenmem gerektiğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araç, oturduğum binanın girişinin önünde durdu. Emniyet kemerimi çözdüğüm sırada Ufuk, “Cenan, sırası değil biliyorum ama,” diyerek söze girince gergin gözlerimi ona çevirdim. Gösterge panelinden yansıyan ışık yüzüne gölgeler çizmişti. Çatık kaşlarla bana baktı. “Her zaman yanında olduğumu unutma. Zeliha’nın başına bu işi açanların yanına kar bırakmayacağız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onur Bey yakından ilgileniyor,” dedim durgun bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onur şu yeni gelen adamdı, değil mi? O terörle ilgilenmiyor mu? Bu konuyu özel olarak ele almasının nedeni ne ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu ona sormaya ne dersin?” Tam kapıya uzanacaktım ki Ufuk bileğimi nazik bir şekilde tutarak beni durdurdu. Dokunuşuna karşı çatık kaşlarla omzumun üzerinden ona uyarı dalgası kabartan bir bakış attım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Affedersin. Temastan hoşlanmadığını unuttum bir an.” Ateşe dokunmuş gibi hızla elini geri çekip bana baktı. “Onur Kırgız gibi ben de yardımcı olmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki?” dedim sorar gibi. Artık evime gitmek istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerginsin, anlıyorum. Daha fazla bu konuşmayı uzatmayacağım. İyi geceler,” dedi saygıyla. Başımı sallayıp kapıyı açtım. Dosyaları kafama tutup yağmurun altında girişe doğru koştum. Ayağımdaki stilettolar ayak parmaklarımı ve tabanlarımı ağrıtıyordu. Girişten içeri adım attığım anda lobide arttırılan güvenlikten dolayı sayısı artmış güvenlik personelleri bana baktılar. Onlara bir şey söylemeden dosyayı kafamdan çektim, blazer ceketimin üzerine düşmüş yağmur damlalarını elimle silkeledim ve asansörlere doğru ilerlemeye başladım. Dide’ye göz kulak olmak için gelen Ayten Hanım hala evde miydi acaba? Dide çoktan uyumuş olmalıydı. Ayten Hanım’ın gitmediğinden emindim. Tam asansörü çağırmak için düğmeye basacakken, arkamdan bir güvenlik görevlisinin seslendiğini duyup kafamı ona çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cenan Hanım, iyi geceler,” diyerek beni selamladı. “Dairenizin güvenlik kartını ve yedek anahtarını eşiniz aldı. Sizi aradım fakat ulaşamadım, karşılığında bana evlilik cüzdanınızı göstererek onay aldı. Ben de kendisine anahtarları teslim ettim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an, çok kısa bir an için şaşkınlık tüm çehremi kapladı. İfademi toparlayıp güvenlik görevlisinin yaka kartına baktım. İsmi yazıyordu. “Teşekkürler, Halil Bey,” diyerek asansörün düğmesine bastım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ve Cenan Hanım…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım tekrar güvenlik görevlisine çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha Hanım’ın durumu nasıl acaba?” diye sordu çekingen bir sesle. O an, güvenlik görevlisinin gözünün altındaki morluk ve dudağındaki yara izi dikkatimi çekti ve ona bunu kimin yaptığının farkındalığıyla derin bir nefes verdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O iyi olacak, Halil Bey.” Asansörün kapıları açıldı. Omuzlarımı dikleştirdim. “Ve bu binada yeniden böyle bir şey yaşanmaması için elinizden geleni ardınıza koymayacağınızı umut ediyorum. Bu binada küçük çocuklar, genç kadınlar yaşıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güvenlik görevlisi başını sallayıp gözlerini zemine indirdi. Asansöre bindim, sırtımı aynaya vererek Halil Bey’e baktım. Kapılar kapanırken gördüğüm son şey, adamın yüzündeki utanç duygusuydu. Asansör üst kata tırmanırken gözlerimi yumdum. Burada yaşanan dehşet anlarını düşündüm. O gece burada olmasam da havayı kokladığımda temizlik malzemelerinin kokusunu değil de, Zeliha’nın kanının kokusunu alıyormuşum gibi hissettim. Kafamı geriye doğru atıp aynaya yasladıktan sonra, “Keşke tüm bunlar yaşanmamış olsaydı,” diye fısıldadım. “Ama çoktan o geceyi yaşamak için kaderine ilk adımı atmıştın. Seni kim engelleyebilirdi ki? Sen dışında.” Gözlerimi aralamamla, asansörün kapıları kayarak açıldı ve daireme giden koridoru gördüm. Koridorun rengi bile daha solgun göründü gözüme. Her yer güzelce temizlenmişti ama dehşet gecesi yaşandıktan sonra binaya geldiğimde Zeliha’nın kanının tüm binaya nasıl sindiğini hala hatırlıyordum. Yerdeki kan damlalarının, kanlı bot izlerinin, asansörün aynasındaki ve zeminindeki kan kalıntılarının… Hepsinin tamamı hafızamda yaşamaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çantamdan anahtarımı çıkarırken bitkin hissediyordum. Hakan içeride olmalıydı. Belki de kızının yanına kıvrılıp uykuya dalmıştı. Anahtarı çevirip kapıyı araladığımda beni karanlık hol ve tam karşımdaki oturma odasının tüm duvarını kaplayan camdan içeri sızan şehir manzarası karşıladı. Uzaklarda yanan sokak lambaları güçsüzce olsa oturma odasını aydınlatıyordu. Kapıyı kapatırken ışığı açma gereği duymadım. Topuklu ayakkabılarım zeminde tıkırdarken, bir silüet fark ettim. Oturma odasındaki tekli koltuğa oturan silüetin sahibini tanıyordum. Karanlıkta ne yapıyordu? Ayten Hanım’ın evde olmadığını anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eve bu saatte mi dönersin genelde?” Buz gibi sesin etrafından bana uzanan, kanatmak için an kollayan dikenleri hissettim. Dönüp bana bakmadı, karanlıkta oturmuş dışarıyı izlemeye devam ediyordu. Sadece kalp atışlarım ve topuklularımın sesi duyulurken yavaşça oturma odasına doğru ilerledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hastanede olacağını düşünmüştüm,” dedim yere çantamı bırakırken. Kafamı kaldırıp onun sırtına baktım. Oturduğu koltuğu bile cüceleştiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birinin kızımın yanında olması gerekiyordu. Annesi olmadığına göre, görev babasınındı,” dedi, sesinde hala dikenler vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayten Hanım onunlaydı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, altmış yaşında, kafası göğsümün altına gelen yaşlı ve romatizmalı bir kadın,” dedi Hakan, sesi mahlası gibiydi; sert, soğuk, öldürücü yumruklara hazır bir muşta gibi. Bu tavrının nedeni gerçekten Dide miydi? Yoksa başka bir şey miydi? Kaşlarım çatıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir sorun mu var?” diye sordum merakla. “Hastanede bir şey mi oldu? Zeliha iyi mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan sessizdi. Omuzlarının aldığı ağır nefeslerle kalkıp indiğini gördüm ama ağzını açıp tek kelime etmiyordu. “Hakan?” diyerek ona doğru bir adım attığımda, kafasını kaldırdı ve havayı kokladı. Bir an duraksadım. “Ne zamandan beri erkek kolonyası kullanıyorsun?” diye sorunca olduğum yere mıhlanmış gibi sabit kaldım ve onun sırtına baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni Ufuk’un evine bıraktığını hatırlayınca duraksadım, üzerimi kokladım, kendi parfümüm gibi kokuyordum. Kaşlarım daha da derin çatıldı. “On dokuz yaşından beri aynı parfümü kullanıyorum,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum,” dedi. “Bende bir numunesi var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği şey, karnıma yumruk yemişim gibi hissetmeme, nefesimin boğazımda düğümlenmesine neden oldu. Hakan aniden oturduğu koltuktan kalkınca, koca evi kaplayan cüssesine bakakaldım. Sırtı bana dönük bir süre bekledi. Bir elini takımının pantolonunun cebine attı ve takımının siyah ceketi geriye doğru kaykıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neredeydin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Okuldaydım,” dedim. “Birikmiş işlerimi hallediyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonra da bir erkek berberine uğrayıp kolonya mı dökündün?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorusu beni az daha güldürecekti ama sustum. Kolunu dirseğinden kırdığında saatine baktığını anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hangi üniversite gecenin birinde sana iş kitliyor?” diye sordu ardından, bir önceki sorusuna cevap beklemeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arabam arızalandı, yağıştan dolayı taksi de yoktu,” dediğimde, “Sanayiye uğradın o zaman?” diye sordu bana bakmadan. “Sanayidekilerin bu kadar pahalı kolonyalar kullandığını bilmiyordum. Recep Usta genelde tütün kolonyası dökünür.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tuhaf soruları karşısında, “Sen iyi misin?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Okula üç asker gönderdim, olabileceğin her yere, adliyede dahil, birilerini yolladım. Telefonunu da aradım ama kapalıydı,” dedi sertçe. “Civardaki bir kokoreççi bir arabaya binip gittiğini söylemiş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni mi takip ettiriyorsun sen?” diye sordum şokla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güvenliğin içindi. Senden haber alamayınca, son çarem buydu.” Bana doğru döndüğünde karanlıktan dolayı yüzünü göremedim. Yine de bakışlarını hissedebiliyordum. “Bu pahalı kolonyanın sahibi bindiğin arabayı kullanan kişi olsa gerek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ufuk beni eve bıraktı,” dedim düz bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana doğru tehditkar bir adım attığında olduğum yere mıhlanıp kafamı kaldırarak ona baktım. Ayağımdaki topuklulara ve uzun boyuma rağmen, benden oldukça yüksekte duruyordu. Başını sağ omzuna yatırdı ve “Ufuk gibi kokuyorsun yani?” diye sordu, sesi tehlikeli geliyordu. Neredeyse tehlikeli.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendim gibi kokuyorum. Bir kurt gibi orada durup beni koklamayı kes,” dediğimde tek kaşını kaldırdığını onu göremesem de hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen benim karımsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği şey sarsılmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum, Dide için,” diye cevabı sertçe yapıştırdığımda bana doğru bir adım daha attı ve üzerimde biraz daha yükseldi. Kafamı biraz daha kaldırmak zorunda kaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızımız için ya da başka herhangi bir şey için. Sebep ne olursa olsun, sen benim karımsın,” dediğinde nefesimi tuttum. “Benim karımsın ve o aptal herifin telefonunu alıp beni aramak ve çağırmak yerine, onun arabasına bindin, öyle mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ufuk benim arkadaşım,” dediğimde, “Ben de senin kocanım,” dedi gırtlaktan gelen bir sesle. “Sen buna düzenlenmiş bir evlilik diyebilirsin, kızımız için atılmış bir adım diyebilirsin, işin hukuki boyutunu kolaylaştırmak için alınmış bir karar diyebilirsin ama kabul etsen de etmesen de sen benim karımsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tüm bunları söyleyen sensin. Ağzımı açıp tek kelime etmedim ben,” dedim sertçe. “Sen bu evliliğin sebeplerinin bu olduğunu bana kendin söylemiştin. Şimdi karşıma geçip gerçek kocammışsın gibi benden hesap soramazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Soramam?” dedi ve ondan yayılan tehdidi daha net solumamı sağladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Soramazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim soyadımı taşıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, söylediğin gibi. İşleri kolaylaştırmak için. Hukuksal açıdan ve Dide için,” diye üzerine basa basa söyledim. “Tüm bu bahaneleri önüme sunan senken, bunlar benim cümlelerimmiş gibi davranmayı kes, Hakan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana neyi kesip kesmeyeceğimi sen söyleyemezsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dişlerimi sıktım. “Madem senin karınım, söyleyebilirim,” dediğimde homurdandığını duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Madem benim karımsın, zor durumda kaldığında başka bir erkekten değil BENDEN yardım isteyeceksin,” diye hırladı, özellikle benden dediğinde sesi daha gür çıkmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kağıt üzerindeki karın,” diye düzelttiğimde bana doğru bir adım daha attı ve yutkundum. Neredeyse kuyruğumu kıstıracaktım ama yapmadım. Öyle kolay değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kağıtlar benim sikimde değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düzgün konuş!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sikimde değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düzgün konuş!” diye hırladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sikimde.” Yüzüme doğru eğildi. “Değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yakınlığı kalbimi allak bullak edince bir adım geri çekildim. “Sen benden ne istiyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızımın annesi olmanı ve karım gibi davranmanı,” diye homurdandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç mantıklı değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer merak ediyorsan, mantık da hiç sikimde değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küfredip durma!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küfür mü diyorsun sen buna? Sikerim demedim, sikim dedim,” diye söylendiğinde elimi göğsüne koyup onu itmeye hazırlandım ama göğsüne dokunduğum an bileklerimi kavradı ve bileklerimin onun koca ellerinin arasında kaybolduğunu fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bırak,” diye fısıldadım ama sesim, karakterime ters şekilde zayıf ve kırılgan çıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Karıma dokunurken sana mı soracağım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana dokunuyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, karıma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bileğimi dokunuşundan kurtarmaya çalışırken beni kendine daha sert çekti ve göğsüm göğsüne yaslandı. Bir an duraksadım, kafamı yavaşça kaldırıp yüzüne bakmaya çalıştım ama gözleri mavilikle parlasa da yüzü gölgelerin ardına gizlenmişti. İfadelerini göremedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen ne istiyorsun benden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başka bir erkeğin kolonyası gibi kokmaman gibi basit ama totalde beni katil etmeye çok yatkın birine dönüştüren şeyler,” dedi. “Ufuk’un kalbi yerinde kalsın istiyorsak, ki ben istemiyorum ama senin isteklerini önemsiyorum, bence bunu kesmelisin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saçmalamayı kes. Gören de beni önemsiyorsun sanacak,” dediğimde bileğimi daha sıkı kavradı ama tutuşu, tüm o sıkılığa rağmen nazikti ve acıtmıyordu. Beni göğsüne daha sert bastırdı ve nefesi tenime meltem gibi akarken, “Ne dedin sen?” diye sordu, sesi karanlıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni önemsiyor gibi davranmayı kes.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha?” Yüzünü biraz daha aşağı eğince kafamı önüme eğdim ve alnım göğsüne yaslandı. “Kaldır şu kafanı, bana bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kes şunu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafanı kaldır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İstemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalancı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sensin o,” dedim alnım göğsüne yaslıyken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuk gibi davranma. Benden saklanırken bile bana sığındığının farkında mısın? Göğsümü kullanıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni bıraksaydın bunu yapmak zorunda kalmazdım, çok sıkı tutuyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Canını mı acıtıyorum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır,” dedim dürüstçe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman neden kaçmaya çalışmıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İzin verecek misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Denemeden bilemezsin,” dedi, nefesi doğrudan saçlarıma aktığı için kafam karışıyordu. Tam geri çekilip dokunuşundan kurtulacaktım ki eli birden bileklerimi bırakıp bu kez belimi kavradı ve beni tekrar kendine bastırırken, “Yakaladım seni,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O kadar uzun sustum ki, karanlığı yırtıp geçen mavi gözleri yüzümü ezberlerken bir daha hiç konuşamayacağımı sandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kedi dilini mi yedi?” diye fısıldadı gözleri yüzümde dolaşırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana eziyet ediyorsun,” diye fısıldadım sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim kime ediyor eziyeti?” Soruyu sorarken sesindeki imalar dişlerimi sıkmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yapma ya?” diye alay ederken bile sesi karanlıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ufuk benim arkadaşım,” dedim alakasızca.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yaşamayı seviyorsa pozisyonunu korumaya devam etmeli tabii,” diye mırıldandı, büyük avucu hala belime yaslı duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Etmezse?” diye sordum çatık kaşlarla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hoşuna gidiyor, değil mi?” Yüzü yüzüme yaklaştığında nefesimi tuttum. “Sen bu hayata beni kuduz bir köpeğe dönüştürmek için gelmiş olabilir misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana kızgınsan neden böyle konuşuyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana çok kızgınım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geri çekilmek istedim ama izin vermedi. Sinirlenerek, “O zaman?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana çok kızgınım. Hepsi bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bırak o zaman. Eziyet edip durma ikimize. Madem beni affedemiyorsun, ne diye benimle böyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorsun?” diye sordum açıkça. Bu soruyu sorabilmiş olmanın bile benim için nasıl bir enkaz olduğunu, nasıl canımı acıttığını bilmiyordu ama alacağım cevaplardan korksam da artık bir şeyler duymaya ihtiyacım vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen benim sorularıma doğru dürüst cevap veriyor musun da benden cevap bekliyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç adil değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adaleti senden öğrenecek değilim. Adalet savaşçısısın ama en büyük adaletsizliği bana yaşatan kişisin aynı zamanda,” dedi, parmaklarını belime daha sert bastırınca dokunuşu içimdeki özlemi uyandırdı. Söyledikleri ise kalbimi paramparça etmeyi sürdürüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda onu itip ondan uzaklaşabildim. Dışarıda çakan şimşeğin ışığı anlık olarak evin içini aydınlattı. Mavi gözlerine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hakan, hem benden nefret ediyorsun hem de beni önemsiyor gibi davranıyorsun!” diye bağırdığım sonunda. Kafamı allak bullak ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şimşek daha çaktı ve beyaz ışık bu defa onun yüzünü daha net görmemi sağladı. Hakan öfkeyle, “Senden nefret ettiğimi mi düşünüyorsun, aptal kadın?” diye sordu, parlak mavi gözleri duygularla kararmıştı. Öfke, acı, hayal kırıklığı ama bastırılamamış, artık saklanabilecek boyutu aşmış bir özlem… Hiç dinmeyen bir özlem. Bitmek bilmeyen bir sevda. Onu da beni de tüketen bir duygu. Kalbim titredi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bileğimi kavradı, içindeki karanlık dürtülere karşı savaşırken çenesi kasıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerçekten yaşadığımız her şeyden sonra, duygularımı sikik bir kapıyı kapatır gibi kapatabileceğime mi inanıyorsun? Ben sen miyim lan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni daha da yakınına çekti, geniş göğsü kesik nefesleriyle inip kalkıyordu. Kolonyasının ve parfümünün kokusu beni sardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önemsiyorum lan, umursuyorum seni!” diye kükredi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden?” diye sordum tükürür gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umursuyorum çünkü umursamayı bırakamıyorum!” diye hırladı, yüzü birkaç santim uzağımdaydı. “Senden nefret etmek istesem bile, seni unutmaya çalışsam bile, sen hala oradasın, tenimin altında, derinlerde, içimde bir yerde, beni delirtiyorsun!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Serbest duran eli yanağımı kavramak için kalktı. Gözlerindeki öfkeye rağmen dokunuşu şaşırtıcı derecede nazikti. “Anlamıyor musun? Gittiğinde beni parçaladın. Ve şimdi, seni böyle karşımda görünce, tekrar parçalanıyorum. Beni parçalıyorsun, Şarapnel Parçası.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söyledikleri karşısında gözlerimi kaçırdım. Beklenmedik itirafları kalbimi olabileceğinden daha da hızlı attırdı. Hem öfkeliydi hem de özlem doluydu. Hem konuşmak istedikleri vardı hem de gururu onu susmaya zorluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu böyle nereye kadar sürecek?” diye sordum sonunda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gittiği yere kadar, Cenan,” dedi tak diye. “Ölümümle son bulacak ve benim hala yaşamaya niyetim var. Kaçırdığım her şey için, benim kendime hayatımı da siksen yaşama sözüm var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öfkenden bahsediyorum,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öfkeyse bir benim öfkem mi lan?” diye sorarken sesi sertti. “Senin öfken yok mu? Sen bana belki de benim sana olduğumdan daha kızgın değil misin? Hakkın da ayrıca. Hakkın bu öfke. Ama karşıma geçip tek öfkeli kişi benmişim gibi konuşma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Madem öfkeyi kabul ediyorsun, beni neden önemsiyor gibi davranıyorsun? İçinde dinmeyen bir öfke belki de nefret varken sen neden hala beni umursuyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kadar aptalsın,” dediğinde ona dik dik baktım. Serbest eli çenemi kavradı, yoğun bakışlarıyla buluşmamı sağladı. Gözlerinin mavisi hissettiği duygularla laciverte dönmüş gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir tek öfke mi görüyorsun bu gözlerde sen?” diye sordu zehir gibi bir sesle. “Gittiğinden beri seni soktuğumun her günü, her belamı siktiğin sensiz günde umursadım. Bak bana, yüzsüzün tekiyim bak, bu yüzsüz her gün acı çektim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kaçırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin sorunun ne?” diye cırladım sonunda, burada durmuş birbirimizi paramparça etmekten öteye gidemiyorduk işte. Çenemi daha sıkı kavradı ama dokunuşu nazikti, yüzümü yüzüne çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim sorunum ne bilmek istiyor musun? Sensin. Benim sorunum sensin. Tenimin altındasın, kanımdasın, içeriye saplandın ve seni çıkaramıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerime batan yaşlara rağmen ağlamadım. Sadece durdum ve o lacivert gözlerde kayboldum. Hiç beklemediğim bir anda alnını alnıma yaslayınca gözlerimi yumdum. Karanlık oturma odasında kaybolduğumu hissettim ama işte buradaydım, onun kollarındaydım, nefesini hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cenan,” dediğinde nefesi sus çizgime ve dudaklarıma yayıldı. “İstemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an kalbim sıkıştı. Ona beni mi diye sormaktan korktum. Alacağım cevaplardan korktum. Her şeyden korktum. Yetişkin bir kadının bedeninde hapsolmuş küçük bir kız çocuğunun kalbiyle korktum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Etrafında başka bir adam olmasını istemiyorum,” diyerek alnını alnıma sürttüğünde durduğunu sandığım kalbim zayıf bir çırpınışla yeniden atmaya başladı. Alnını alnıma sürttü. “Bunun attığımız imzayla ilgisi yok. Bunun gururla onurla haysiyetle alakası bile yok. Bunun Cenan ve Hakan ile alakası var. Bunun canım olmanla, cananım olmanla, isminin içimde bir şarapnel parçası olmasıyla alakası var ama diğer hiçbir şeyle alakası yok. İstemiyorum. Başka bir adamı senin etrafında istemiyorum. Yüz kilometre, bin kilometre, yüz bin kilometre, yüz bin ışık yılı yakınında bile olmasın, istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dünya dışı bir yere mi göndereyim milleti?” diye homurdandım alnım alnındayken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siktirip gidip uzayın derinliklerinde kaybolsunlar,” diye homurdandı alnı alnımdayken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok sinir bozucusun,” dediğimde iç çekti. “Hep öyleydin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Can çıkar, huy çıkmaz.” Bir süre sustu. “Huy bile çıkar, sen çıkmazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.