18

TAŞ DUVARLAR

27.06.2025

????: Kıraç, Taş Duvarlar

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur ve ben, beraber yandığımız ateşe odunu el ele topluyorduk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimizde bir sönmeme isteği vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Namlusu benim göğsüme yaslı bir silahın tetiği onun parmaklarının altında duruyordu ama her seferinde silah ne zaman patlasa, vurulan ben değil, o oluyordu. Buna rağmen, namlusunun yaslandığı yer daima benim kalbimdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbimde o kadar vardı ki, benden önce vurulan hep o oldu, beni hedef alan her kurşun önce onun içini deldi, önce onu kana buladı, önce onu parçaladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kimliği belirsiz şüphelinin görüntüsü hâlâ zihnimdeydi, kameraya yönelttiği bakışları unutamıyordum. Yüzünü merak ediyordum, nasıl göründüğünü, neden bunu yaptığını, amacının ne olduğunu...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanağım Gurur’un çıplak sırtına yaslıyken düşündüğüm tek şey buydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elmacık kemiğimi Gurur’un sırtına sürtüp yüzümü yavaşça sırtına çevirdim, şafağın maviye boyadığı salondaki koltuktaydık, tam önümde oturuyordu ve ben de arkasına oturup kollarımı beline sarmıştım. Dudaklarımı çıplak sırtına sürtüp tekrar yanağımı oraya yasladığımda derin bir nefes aldı. Ne düşünüyordu bilmiyordum ama düşünceleri benimkinden daha kademsiz olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu bulacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum,” diye mırıldandım. Geçen arabaların farlarından dökülen ışıklar binaya kadar ulaşıyor, cam duvardan sızarak karanlık salona yayılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başına hep bir şeyler geliyor,” dediğinde kaşlarının çatık olduğunu hissedebiliyordum. Kalbim birden garip bir hisle gerildi, yüzümü sırtından çekmeden çatık kaşlarla cam duvara düşen yansımıza baktım. Karanlık yansımamız birbirine yaslı duruyordu ve garip bir şekilde çok güzel görünüyordu. “Ve bunun sorumlusu hep bir şekilde ben oluyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yine kendini suçlamaya başladın. Kes şunu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin bir nefes alınca, sırtında duran yüzüm de sırtıyla birlikte harekete geçti. “Sadece fikrimi söyledim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimdeki huzursuzluğu ondan saklama gereği duymadan, “Bazı cümlelerin sonu hep aynı sonuca çıkar,” dedim. “Sen fikir belirtiyorsun ama fikrinin sonu aynı yere çıkıyor gibi geldi bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bazen anlamıyorum.” Bu cümlesinin devamında beni neyin beklediğini bilmediğimden kaşlarım çatıldı. Gurur yavaşça bana doğru döndü, beni kucağına çekti. Bacaklarımı ayırarak onun karnına yerleştim. Karanlığa rağmen buz sıcağı gözleri işte tam da oradaydı, tüm soğukluğu ve ışıltısıyla beni izliyordu. “Yanımda kalmak için bahaneler yaratmaya bile hazırmışsın gibi davranıyorsun, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu söylediğine verecek bir cevap bulamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya da belki anlıyorum.” Çeneme dokunup ondan kaçırmaya çalıştığım gözlerimin bir çengel gibi onun gözlerine geçmesini sağladı. “Belki de biliyorumdur, dağ gelinciği. İhtiyacım olan yalnızca senden duymaktır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benden duyduklarını anlamıyorsan bu senin sorunundur belki.” Gözlerimi gözlerinden çekip ellerimi göğsüne indirdim. Çıplak göğsü avucumun altında o kadar sert ve sıcaktı ki, sanki cehennemdeki bir kayaya dokunuyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya da belki,” dedi esrarengiz bir sesle, “bana her şeyi açıkça söylememendir asıl sorun.” Burnu burnumun ucuna temas edince elimin altındaki göğsünün güçle dalgalandığını hissettim. “Seni sobelememden çok korkuyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizlikle alnımı alnına yasladım. Bu sessizliği beslemeye karar vermiş gibi kelimeleri karanlığın içine gömdü ve yok etti. Parmakları sırtımda, omuzlarımda, saçlarımda dolaştı. Bir süre sonra yeniden, “Onu bulacağım,” dedi bana hayati bir yemin ediyormuş gibi. Cevap vermek yerine yüzümü boynuna gizledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bulmamız gerekenin tek kişi olmadığını o da biliyordu ben de.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin dizine yatmış telefonla oynadığım sırada Simge, babaanneme oje sürüyordu. Evde derinlemesine hissedilen bir sessizlik vardı, sessizliği bozan tek şey kanaldaki sunucunun sesiydi ama bir süre sonra Ayça kumandayı eline alıp sesi kökten kapattı ve onun masanın diğer ucundaki sandalyede oturduğunu böylelikle fark etmiş oldum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliş,” dedi annem, dalgın gözlerimi kaldırıp ona baktım. “Hayırdır, daldın gittin annem? Bir şey mi oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüme yayılan huzursuzluğun, annem söyleyene dek farkında bile değildim. İçimde yaşamaya o kadar alışmıştım ki bir şeyleri, annem birdenbire içimde olup bitenleri yüzümde de görünce afalladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dalgın olduğumun farkında değildim.” Evet, bu doğruydu, yani anneme yalan söylememiştim. Tamamen doğruyu da söylüyor sayılmazdım tabii.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sırma boylu komandosunu düşünüyordur,” dedi Maria bir muhabbet kuşu gibi şakıyarak. Ona dünyadaki en sinir bozucu bunakmış gibi baktığımda bana kırmızıya boyalı, derin çizgili dudaklarını büzüştürerek sevimsiz bir bakış attı. “Bu kadar suratsız olursan seni yanındaki bir tık daha kısa boylu olanla aldatır. Neydi o cengaverin adı? Heh, Yener. Şahsi görüşüm olarak, Yener’de sende olduğundan daha fazla dişil enerji var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge, bu ismi duyunca babaannemin yüzüne baktı, elindeki oje fırçası havada kalmıştı. Babaannem parmağını sallayınca Simge kaşlarını indirerek fırçayı babaannemin uzun tırnağına sürttü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener’deki enerjinin farkındayım da seçeceği kişi Gurur değil, Girdap olur bence,” dediğimde masada bir sessizlik oluştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizlik beni huzursuz ettiği için annemin dizinden doğrularak kalktım, yavaşça bağdaş kurup sessizliğin başrollerini izlemeye başladım. Ayça sinir bozucu bir dikkatle önündeki pirinci ayıklıyordu, Simge ise babaannemin tırnaklarına odaklanmıştı, Çolpan’ın aynı sessizlikle sesi tamamen kapalı olan televizyonu izlediğini görmüştüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin bir nefes alarak anneme doğru döndüm. “Babam nerede?” diye sordum çatık kaşlarla. “Eymen’le markete gideceklerdi güya. Bir buçuk saat oldu, hâlâ ortalarda yoklar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de onların markete gideceğine inandın yani,” diyen kişi yanaklarının içini havayla şişiren Simge’ydi. “Amcam binaya yakın bir noktada zırhlı cip görünce cipin bir askere ait olduğunu anladı. Muhtemelen etrafta Gurur’u arıyordur. Gurur’un bu sokakta oturduğunu bilse ne yapardı acaba?” Tek kaşını kaldırıp bana baktı. “Bence senin Gurur’la oturduğun bina ve bu bina arasındaki araziye bir çadır kurardı. Aa doğru, amcam senin Gurur’la aynı evde yaşadığını da bilmiyor. Bir de o var...” Simge pis pis sırıtınca ayağımdaki pelüş terliği çıkarıp ona fırlattım ve elindeki oje fırçası Maria’nın tüm eklemlerini kırmızıya boyadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge korkuyla geri çekilirken, “Babaanne, ben yapmadım!” diye bağırdı. “Hepsini o yaptı!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni işaret eden Simge’ye nah işareti yaptığımı gören annem, “Zellyaa!” deyince olduğum yere pusarak Simge’ye kötü kötü baktım. “O ellerini ne biçim yapıyon sen? Kalbime mi indirmek istedin yine? Hiç yakışıyor mu sana Allah’ının aşkına annem?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay sanırsın kızı da Türkiye’nin ileri gelen terbiye timsallerinden.” Babaannem gözlerini devirip boyanan parmağını Simge’ye uzattı. “Temizle kız şunu.” Tekrar anneme doğru döndü. “Ben bu eve geldiğimden beri kızının ağzından duymadığım küfürler, o ellerinden görmediğim hareketler kalmadı, haberin olsun, Gülbahar. Senin kızının bendeki tek artısı, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenen müthiş bir kadın olması ve iki metrelik koca bulması.” Gözlerini kısıp bir süre bekledi. “Aslına bakacak olursak, kendi ayaklarının üstünde durabiliyor olması başlı başına müthiş. Vazgeçtim, Zeliş’le gurur duyuyorum. Gurur duymak. Gurur. Yani iki metrelik damadım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Henüz damat değil,” dedi annem, dudaklarında alaycı bir sırıtışla bana baktı. “Yoksa öyle mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne damadı hemen şu anda ya?” Ayağa kalkıp sekerek Simge’ye fırlattığım terliği almaya gittim. Terliği ayağıma geçirirken, “Siz hepiniz dedikoducu olmuşsunuz, mahalle teyzesi olmuşsunuz, siz hepiniz günahkâr olmuşsunuz, şurada durup koca meraklısıymışım gibi günahımı alır olmuşsunuz. Kimmiş evlenmek isteyen ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yavrum sana evlenmek istiyorsun diyen mi oldu ki?” Simge sırıtarak sormuştu bu soruyu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayça, “Bir insan evlenmek istediğini bu kadar belli etmemeli ya,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sizsiniz be evlenmek isteyen. Evlilikmiş. Benim okulum var daha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben çocuğum daha demesine şu kadarcık kaldı,” dedi Çolpan gözlerini televizyondan çekmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Size laf anlatanda kabahat.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen babana bu herifin bu sokakta oturduğunu öğrenince ne söyleyeceğini düşün.” Annem kıkırdadı. “Zavallıcığımın kalbine inecek. Genç yaşta dul bırakma beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tövbeden gel, anne.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hangi konuda? Babanın Gurur’un bu sokakta oturduğunu öğrenmesi konusunda mı yoksa dul kalmam konusunda mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her ikisi,” dediğimde annem bu kez kahkaha attı. “Sizi mi eğlendireceğim burada durup ben ya? Çıkıyorum ben dışarı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çıkmışken babanı da bul gel.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“He, çık kocanı kendin bul.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gız benim gocam senin neyin?” diye bağırdı annem ayağındaki terliği çıkarırken. Yalancıktan boynumu tutmamla annem terliği indirip, “Noldun guzum?” dedi korkuyla. “Acıdı mı çok?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kandırıyor ayol seni, rol kesmede aynı bana benziyor bu kız,” dedi Maria.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem ile babaannem kime benzediğim konusunda küçük bir münakaşaya tutulmuşken kapıya yöneldim. Montumu giyip botlarımı ayağıma geçirdiğim sırada telefonuma birkaç bildirim düştü ama bakacak şansım olmadı. Boynumdaki ağrı geceleri yoklasa da kaybolmuş sayılırdı ama vücudumda hâlâ çürükler vardı, çürüklerin acısını merhem sayesinde dindiriyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Montumun fermuarını boynumun altına kadar çektikten sonra binadan çıkıp hızla yokuşu tırmanmaya başladım. Gurur ile yaşadığımız bina tam karşımda kocaman dikiliyordu ama ona bakamadım bile. Sanki o tarafa bakacak olursam babamın radarına yakalanacaktım ve babam ermiş gibi Gurur’un o binadaki evlerden birinde olduğunu anlayacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu hâlime bak,” diye söylendim yokuşu tırmanırken. “Liseye döndük. Şu sokaktan babam çıkacak korkusundan adamla aynı sokakta göz göze gelemiyoruz.” Ellerimi ceplerime soktu. “Gerçi ben değil, Gurur korkuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kız kendi kendine mi konuşmaya başladın deli?” Yener’in sesi olduğum yerde sıçrayarak arkaya dönmeme neden oldu. Arkamdan sinsice ilerlediğini fark etmemiştim bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir komando istediğinde kedi kadar sessiz olabiliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’e kötü kötü bakıp, “Ödümü kopardın,” diye söylendim. “Ne geliyorsun öyle arkamdan sinsi sinsi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Orta Doğu ve Balkanların en sessiz komandosu olduğumu söylerler,” dediğinde gözlerimi devirdim. “Size gidiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi hızla Yener’in ağzına yaslayıp etrafıma bakınırken, “Lan oğlum birdenbire size gidiyorum demesene, ya yerin kulağı varsa?” diye homurdandım. Yener’in gözleri iri iri açıldı, elimi geri çektiğim anda bana sokuldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kahraman abi burada mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nereden anladın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yerin kulağı diye bahsettiğin Muşta olmayacağına göre Kahraman abidir. İkisinden başka yerde kulağı olan baba figürü tanımıyorum. Çok korkunç. Kutuptan buraya soğuk bir rüzgâr esmiş gibi kanım dondu.” Titreyerek kollarını kendi bedenine sardı. “Bak beni senin ekstra agresif babanla muhatap etme, Zeliha. Babanın yanındayken beni tanımazdan gel, sanki hayatında hiç olmamışım gibi yok say beni. Senin baban beni çok korkutuyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir de Gurur’a kalkıp Yener senden daha az korkuyor diye ahkam kestim, yazıklar olsun sana. Ne varmış benim babacığımda? Benim babam Simge’nin en sevdiği amcası.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“En sevdiği mi?” diye sordu kısık sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Başka amcası yok zaten deme gereği duymadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge demişken,” dedi, sesi birdenbire ciddileşince kaşlarım havaya kalktı. “Gurur ona bir ev bulmuştu. Oraya yerleşecek mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babamlar gittikten sonra yerleştireceğiz,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey daha sormak istiyor gibi uzun uzun yüzüme baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’i sıkıştırmak istemiyordum. Onun diğerleri gibi olmadığını biliyordum, onu ayrıştırmıyordum, o sadece... Diğerlerine oranla sevmekten, sevilmekten, bir kadının gölgesinden korkuyordu. Simge’ye karşı bir şeyler hissettiğini düşünüyordum, yani en azından Simge’yi diğer kadınlardan daha çok beğendiğine dair durdurulamaz, yok sayılması güç bir his vardı içimde. Hatta askıntı olmadığı, yanında sessizleştiği, espri yapma kabiliyetini bile kaybettiği tek kadın Simge’ydi. Başka biri olmuş muydu bilmiyordum ama şu an aralarındaki fark edilmemesi imkânsız olan elektriği görmezden gelemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her şeye rağmen, Yener’i bir erkek kardeş, bir abi gibi seviyor olsam da Simge benim birlikte büyüdüğüm kız kardeşimdi, tek sırdaşımdı ve bu dünyada beni anlayan tek insandı. Yani Yener’in Simge’yi kırması demek, onu parçalayacak olmam demekti. O yüzden bu işten bir adım geri durmaya ve onları zamana bırakmaya karar verdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zelya,” dedi birden birisi uzaktan, Yener’in put kestiğini gördüm ve babamın yankılar uyandıran sesinin geldiği yöne doğru döndüm. Ellerini belinin iki yanına koymuş yokuşun en tepesinde, etrafı çamurlu karların ortasında durmuştu. Başındaki berenin üst kısmı büzüşüp yukarı kalkmış hâldeydi, mavi gözlerini kısarak bizi izliyordu. “O yanındaki çeyrek elektrik dire mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dire mi mi?” diye soran Yener’di.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Direk dedi direk,” dedim Yener’e, ardından tekrar babama döndüm. “Evet baba.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zelya, o zırhlı cip bu diren mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet baba, bu direğin,” dedim Yener’i işaret ederek. Değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni niye yakıyorsun gözünü seveyim, Zeliha,” diye fısıldadı Yener.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus yoksa Simge’yi istemeye geldiğini söyler, ihaleyi sana yıkar kaçarım,” dedim sessizce babama bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge’yi mi istemeye gelmişim?” Birden abartılı bir tepki vererek geriye doğru seke seke kaçtı. “Yapmadım öyle bir şey! Ne istemesi, neden isteyecekmişim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lafın gelişi söyledim, Yener. Öylesine. Şöyle hareketler yapma, babamın sana geri zekâlıya bakıyor gibi bakmasına neden oluyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener babama doğru döndü ve “Evet, cip benim!” diye bağırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam ağır adımlarla Yener ile yanımıza doğru yürümeye başladığında Yener o kadar huzursuz görünüyordu ki, onu sadece Muşta’nın yanındayken bu kadar huzursuz görebilirdiniz. Tam önümüzde durunca Yener ellerini arkaya saklayarak babama bakmaya başladı. Babam onu sinir bozucu bir dikkatle izledikten sonra, “Sen de mi gomandolusun?” diye sorunca, bir an için Yener onu anlamakta zorlanıyormuş gibi mavi ekran vererek babama bakakaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, baba,” dedim durumu toparlama ihtiyacı hissederek. “O da komando.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dağcı komandoyum,” dedi Yener, babam onu bir kez daha süzdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yat yere, şınav pozisyonu al.” Babamın birden kurduğu bu cümle, Yener’in dehşetle babama bakakalmasına neden oldu. “Alamıyor musun?” diye sordu babam gözlerini kısarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alırım da...” Yener bir bana, bir de babama baktıktan sonra, “Şimdi mi alayım?” diye sordu masum masum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Al dediğime göre?” Babam, Yener’e cins cins bakınca, Yener başka çaresi olmadığını anlamış gibi, “Alayım, amca,” diyerek yavaşça yere çöktü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Amca diyerek hayatının hatasını yaptığını bilmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amceymiş, kaç yaşındasın sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otuz bir,” dedi Yener, ardından gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kıllı kılçıklı, amce olacak yaşteki adam bene amce diyor.” Babam ellerini beline koyunca yüzümü saklayacak bir yer arar gibi etrafıma baktım. “Al bakayım şınav pozisyonunu. Gerçi otuzunu geçmişsin, sende fıtıkla romatizma da başlamıştır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu adam müstakbel damadının yaşını biliyor mu?” diye sorunca, babam Yener’e öyle bir bakış attı ki, Yener bir anda yere yatarak şınav pozisyonu aldı ve buzlu yolda şınav çekmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener şınav çekerken hemen babamın arkasında, birkaç metre ötedeki tanıdık görüntü donup kalmama neden oldu. Bu kişi Gurur’du, yanında kardeşim Eymen vardı, birbirlerine taş fırlatmaya çalışıyorlardı ve tüm bunlar babamın arkası onlara dönükken oluyordu. Yener’in gözlerini kaldırıp ileriye bakmaya çalıştığını gördüm, şınav çekerken bakmakta zorlanıyor gibiydi. Babam bir şeyler söylüyor, Yener’in aklını karıştırıyordu ama arkasında bir kaos olduğundan habersiz gibi duruyordu. Elimi kaldırıp gitmeleri için işaret yaptığım sırada Gurur kaldırımdan aldığı büyük bir taşı havada tutarak öylece dondu kaldı, Eymen de taştan korunmak için ellerini yüzüne siper etmiş şekilde donup kalmıştı; ikisi de bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam, Yener’e bakmaya devam ederken dudaklarımı oynatarak, “Salak mısınız?” diye sordum, elimle onları kış kışlamaya devam ediyordum. “Gidin, gidin.” Tekrar dudaklarımı oynattım. “Yılan mı öldürüyorsun? Kardeşim o benim kardeşim! Gidin gidin!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam birden bana doğru dönüp, “Ne kıvırıp duruyorsun sen çengi gibi kız?” diye sorunca kollarımı arkaya saklayıp abartılı bir sesle, “Hiiiiç!” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Git kardeşini bul, kayboldu eşeğin sıpası.” Yener’e baktı. “Bene bak, bu kadan kas yapmışın da sende iş yok, çok uyuşuksun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yer buzlu, ellerim dondu,” derken şınav çekmeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söylenmen bana, çek bakayım biraz daha, yiğit gibi çek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Amca… Aman yani abi! Ben her şeyi yiğit gibi çekerim inan da yemin ederim dondu ellerim benim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Soytarılık etme, çek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Girdap olsaydı şu an çektiğim şey tulumba olurdu,” diye söylendi Yener.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam tam Gurur ile Eymen’in olduğu yöne dönüyordu ki Gurur ile Eymen aynı anda irkildiler, Gurur elindeki koca taşı yere atıp Eymen’i deri ceketinin yakasından tutarak duvarın arkasına sürüklediler. Köstebekler gibi sadece kafalarının bir kısmı görünüyordu şimdi. Derin bir nefes alarak babamı kolundan yakaladım ve “Baba, ben koca kafalı kardeşimi bulayım, sen de eve git. Çok soğuk burası. Muğla’ya benzemez. Bak hastalanacaksın he,” dedim aceleyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şınavını çekmedi daha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya Kahraman abi çektim ya!” dedi Yener titreyen kollarıyla bedenini yukarı kaldırırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Belerme bene, seni o yere yapıştırıveririm resmin çıkar.” Babam bana baktı. “İyi, ben gidiyom eve. O koca kafalıyı bulmadan gelme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam babacığım, git sen.” Babamın omzunu okşayarak Yener’e dik dik baktım. “Kalk sen de yerden.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Allah razı olsun, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim kızıma ismiyle hitap ettikten sonra sonuna hanım ekle, benim kızım önemli biri.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam, Yener’e kötü kötü bakarak yokuştan inmeye başladı. Binaya girene kadar Yener ile öylece durup babamı izledik. Yener buz yanığı olmuş ellerini üstündeki monta sürterken, “Zeliha, amcan da babana benziyor mu?” diye sordu kuşkucu bir sesle, bu sorduğunda gözleri hâlâ binadaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden sordun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Meraktan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ona bir şey diyecektim ki Eymen, “Abla!” diye bağırarak bana doğru koşmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şaşkınlığımı gizlemeden ona doğru dönmemle, Gurur’un kardeşimi koşturduğunu görmem bir oldu. Eymen hızla arkama saklanıp, “Bir şey de şuna,” diye homurdandı. “Gider babama söylerim yoksa onu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şu sensin lan,” dedi Gurur. “Ablanın arkasına saklanıyorsun bir de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana ne? Benim ablam değil mi? Saklanırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkaksın, saklanırsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkak birini görmek istiyorsan babama baktıktan hemen sonra aynaya bak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha, bir şey de şuna.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şuymuş, sensin şu. İsmim var benim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuk gibi kavga etmeyi bırakır mısınız? Az daha babam görecekti sizi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babama söyleyeceğim onun burada oturduğunu,” dedi Eymen homurdanarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur öne doğru atılınca elimi göğsüne bastırarak onu durdurdum ve Eymen’e doğru döndüm. “Olur, söyle. Benim de babama söyleyeceğim bir milyon tane olayın vardı. Bana tüm bunları babama anlatmam için sebep vermiş olursun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni bu herif için mi tehdit ediyorsun?” diye sordu Eymen. “Sana salkımından topladığım üzümleri haram etme zamanım geldi benim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir de utanmadan kıza verdiği şeyleri haram ediyor, seni ortadan sıkılmış diş macununa çevirmemem için tek bir sebep söylesene bana sen,” dedi Gurur.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kahraman Özdağ’ın oğluyum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu sebep bana o kadar geçerli göründü ki, inan Eymen bu saatten sonra koruyacağım ikinci şey. Birincisi vatanım,” dedi Yener. “Çok ciddiyim. Eymen, eğer dileğin şu an şu saniye Gurur ile olan arkadaşlığımı bitirmemse, inan bitirebilirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saniyesinde harcadın adamı,” dedi Eymen hayretle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bozuk para gibi harcarım, hayrete düşersin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ulan bu beni harcasa ne yazar, ben bunun için Sahibinden’e ilan açmış, bunu satılığa çıkarmış insanım, bu beni satsa ne kadar gocunabilirim?” Gurur gözlerini kısarak Yener’e baktı. “Peder Özdağ az önce şınav çektiriyordu sana. Muşta’ya söyleyeyim mi senden başkasının emrine uyup şınava yattı diye?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ulan adam senden yaşam haklarını istese tek imzayla tüm organlarından feragat edersin, benim şınava yatmam mı sorun oluşturdu?” diye sordu Yener. “O Muşta’dan sonraki en korkunç ikinci mavi gözlere bakarken, hadi götün yiyorsa hayır dayı yatmıyorum şınava falan de. Diyemedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır dayı deseydin, babam senin tabutunu sırtına alıp da şınav çekerdi, Yener abi,” dedi Eymen ciğerci kedileri gibi gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nereden abin oluyorum ben senin? Gencecik yaşıtın adamım, bir de utanmadan bana abi diyorsun. Baban da yaşıma laf etti zaten. Bir Özdağ erkeğine daha gururumu ayaklar altına aldırmam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eymen, “Babam, Gurur’u da ayaklar altına alır,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana sataşıp durma lan, hulahop,” dedi Gurur, ona laf çakan Eymen’e kötü kötü bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece dürüst davranmıştım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu arada Yenerciğim, inan babamdan sonra gururunu ayaklar altına alabilecek bir Özdağ erkeği daha tanıyorum. Hatta o, ayaklar altına almakla kalmaz. Çiğner,” diyerek yavaşça gülümsedim. Yener’in yüzünün kirece dönüştüğü ânı izlerken Eymen ve Gurur konuyu anlamamış gibi ikimize bakıyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim ki o abla?” diye sordu Eymen.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen şimdi eve git,” dedim konuyu kapatmak için hızlıca. “Babama, ablam bir arkadaşıyla karşılaştı, ödev varmış sanırım, ablama bir şeyler anlatıyordu ödevle ilgili de. Benim biraz işim var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eymen kaşlarını çattı. “İşin bu antrikot suratlıyla mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benden başka işi yokmuş ablanın, âşıkmış bana, senin ablan olmaktan çok benim Zerda’m olmaya karar vermiş. Sana söylemiyor ama seni öyle çok sevdiği de yok, en sevdiği erkek önce babasıymış sonra da benmişim. İncindin mi? İncinme, seni de seven birini bulursun, yolun uzun, gençliğin var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin yok. Yaşlısın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hahayt güleyim de boşa gitmesin, otuz iki yaşında kim yaşlı oluyormuş?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen. Huysuz yaşlılar gibisin aynı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birincisi otuz iki gayet genç bir yaş,” dedim erkek kardeşime işaret parmağımı sallayarak, ardından Gurur’a döndüm ve “ikincisi, erkek kardeşimi bu dünyada benden çok hiçbir dişi sevemez. Annem dışında.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanmıyorum zaten bir dişinin bu tipi seveceğini,” dedi Gurur yayvan bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni bile seven olmuşsa, beni de olur. Benim güzeller güzeli, Disney ceylanlarına benzeyen ablam nasıl sana bakabilir ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Disney prensleri kadar yakışıklıyım diyedir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, çizgi filmlerdeki kırmızı pos bıyıklı avcıya benziyorsun aynı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eymen,” dedim uyarıyla. “Eve.” Gurur’u kolundan tutup, “Sen benimle geliyorsun,” diye mırıldandım ve onu çekerek Yener ile Eymen’den uzaklaştırmaya başladım. Eymen ile Yener’in bıraktığım yerde öylece durmuş gidişimizi izlediklerini biliyordum ama arkama dönüp onlara bakmadım bile. Binanın kadrajından çıkana dek Gurur’u çekiştirerek yürümeye devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonunda durduğumuzda ağaçların sıklaştığı, binaların ağaçların arkasında yükseldiği bir yerdeydik. Son zamanlarda buralara çok fazla yüksek bina yapılır olmuştu, yine de ağaçlara dokunmadıkları için mutluydum. Ağaçlardan birinin altındaki kısa duvara oturduğumda Gurur tam önümde dikiliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam ağzımı açacaktım ki, “Dur bakalım,” diyerek önümde yavaşça çöktü, dizleri yere değmedi ama artık yüzlerimiz aynı hizada duruyordu. “Tüm gün seni görmedim, dur da seni biraz izleyeyim. Sonra konuşuruz o ciddi meseleyi. Kesin ağzının ucunda ciddi bir şey bekliyor bizi.” Yanaklarımın karıncalanmasına neden olan bakışları ve kurduğu cümleler duraksayıp öylece ona bakakalmama neden oldu. “Şimdi ben seni biraz izleyeceğim, sen susup öyle bekleyeceksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Niye aniden böyle şeyler söylüyorsun?” diye sordum, sesim küçük bir çocuğun sesi kadar güçsüz çıkmıştı. Bu Gurur’u gülümsetti. Yüzüme düşen saçı kulağımın arkasına itmek için bana biraz daha sokulunca, sıcak nefesi yüzümü şefkatli bir el gibi okşayarak ısıttı. Gözlerimi gözlerinden ayıramadım, bazen bazı adamların gözleri öyle sert düğümler atardı ki gözlerinize, hep onlara bakmak zorunda kalırdınız. Onun gözlerinin düğümünden kurtulmaya çalışmadım bile. “Seni birkaç saat görmeyince biri göğsümü içeriden yumrukluyormuş gibi geliyor. Neden acaba?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnadına mı yapıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, utanınca çillerinin aldığı rengi görmek çok hoşuma gidiyor. Tabii içeriden birinin yumrukladığı gerçeği de var. Sen beni görmeyince böyle şeyler hissetmiyor musun yoksa?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok çirkin flörtleşiyorsun,” diye mırıldansam da söylediği her şey kalbimi tepetaklak etmeye yetmişti aslında.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Derdim flörtleşmek değildi oysa. Sadece köpek gibi özlediğim kadına bakıyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buz gibi parmağı yanağımın üzerinde süzülünce ürpererek omuzlarımı geriye doğru ittim ama bakışlarımın yoğunlaştığını biliyordum. Gözleri önce dudaklarıma, sonra da geriye doğru kayan omuzlarıma takıldı ve dudaklarındaki gülümseme derinleşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece dokunmam bile içinde fırtınalar kopmasına yetiyor mu yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana duymak istediğin şeyleri söylemeyeceğim,” dediğimde gözlerini kıstı ama gülümsemesi hâlâ dudaklarındaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman sus da seni izlememe izin ver.” Yüzü yüzümün hizasında bir kez daha hareket edince, yakınlığımız içimde birkaç çam devirecek kadar güçlü bir zelzele yarattı. “Sen kendini nasıl oldu da benim bu kadar içime koyabildin acaba ya?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz daha böyle konuşursan yumruğu koyacağım ben senin yüzüne,” diye fısıldadım, gülümsememi durduramamıştım. O da sırıtarak alnını alnıma yasladı, yanağıma dokunup yanağımı okşadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Utanınca hemen kıkırdamaya başlıyorsun.” Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırıp onu itmeye çalıştığımda kollarımı havada yakaladı ve bir an gözlerimiz birbirine saplandı. Nefesimi aniden hızlandıran, kollarımı çarmıha germişçesine kaldırması ve bir anda nefesinin sıcak bir şekilde yüzüme dağılmış olmasıydı. “Çocuk gibi kıkırdayan birinin, nasıl bu kadar günaha davet eder gibi nefesler aldığını anlamıyorum. Senin aldığın nefesin bile beni tahrik etmesi normal mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nefes alsam azar olmuşsun, Gururcuğum,” diye mırıldandım ve burnumu burnuna sürttüm. Kollarımı birden daha fazla gererek havaya kaldırdı, kendi dudağını ısırdığını gördüğümde yutkunarak yüzümü farklı yöne çevirdim. “Sokağın ortasında, saçmalama,” diye fısıldadım yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni ilk kez bir sokağın ortasında gördüm, seni ilk kez bir sokağın ortasında öptüm.” Kollarını birdenbire boynuma sarıp beni göğsüne bastırdı. “Ankara’nın sokakları ne kadar çocukluğumsa, Isparta’nın sokakları o kadar sensin benim için.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bugün sevgi dolu koca bir oyuncak ayı gibisin.” Bu söylediğim şey onu güldürdü, beni de güldürmüştü. Kollarımı onun beline sıkıca sarıp yüzümü göğsüne tam anlamıyla bastırdığımda, soğuğu anımsatan kokusu içimi kırıp geçiriyordu. “Bu arada Ayça’nın oyuncak ayısını halledebildiniz mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hallettik hallettik...” Bana biraz daha sıkı sarıldı. “Ben sana burada içimdeki sevgiyi kusuyorum, sen bana Pars’ın bacağına işediği oyuncak ayıyı soruyorsun ya...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O oyuncağın başına bir iş gelirse, senin de başına bir işler gelebilir. Ayça kızınca kendi tarlasını yakacak köylüden bile daha tehlikelidir çünkü...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanaklarını öyle bir şişiriyor ki, balkabağına dönüyor suratı, bir gün bana laf söylerken patlamasından çok korkuyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerek çenemi Gurur’un göğsüne sürtüp kafamı kaldırdım ve ona baktım. Tıraş olmuştu, her zaman pürüzsüz görünen yüzü bugün daha da pürüzsüzdü, parmaklarımı kemikli yüzünde gezdirirken, “Seni hiç sakallı görmedim,” dedim düşünceli bir sesle. “Sakalla nasıl göründüğünü merak etmeye başladım.” Kazadan sonra onu yoğun bakım ünitesine bağlı hâlde gördüğümde bile yüzü parlaklığını koruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Acaba Gurur Mert Çalıklı, kirli sakalla nasıl görünüyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düzenli tıraş oluyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Askersin diye mi?” Sorum onu güldürdü. “Ama diğerlerinde ara sıra da olsa sakal görüyorum, kirli sakalları oluyor hafif. Sadece Devran’la senin yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Göreve giderken tıraş olmamız isteniyor, Muşta bu konuda titiz. Adnan dışında sakal problemi yaşayan olmuyor aramızda, Adnan iki gün tıraş olmasa Noel Baba’ya dönüyor.” Güldü. Burnunu burnuma sürttü, ardından alnımı yavaşça öpüp gözlerini tekrar yüzüme indirdi. “Bendeki alışkanlık olmuş. Sabah kalkınca tıraş oluyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hım.” Yanağına dokundum. “Acaba hep tıraşlısın diye mi bu kadar genç görünüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir anda yüzü düştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne demek genç görünüyorsun ya? Genç görünüyorsun diye yaşlı adamlara denir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ee, otuz iki yaşında değil misin sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini kısıp, “Evet,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi, yanlış bir şey dememişim o zaman,” dedim sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini devirdikten hemen sonra dişlerimi öptü, afallayarak ona baktığımda, “Böyle salak ederler işte,” diye mırıldandı ve kollarını bedenime daha sıkı sarıp büyük avuçlarını omurgama bastırdı. “Öyle güzel gülersen, böyle hiç beklemediğin anda öperim işte seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Artık eve gitmem lazım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baban ne zaman gidecek?” diye sorarken somurtmuştu. Durmadan ayrı kalmanın canını ne kadar sıktığını görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarım pürüzsüz yüzünde dolaşırken, “Yarın akşam Muğla’ya dönüyorlar sanırım,” dedim. “Ama hemen gevşeme, bir kez ayağı alıştı, artık durmadan gelir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her gelişinde kamuflajları giyip geceden ezberini yaptığım bir konuşma yapacağım ona,” deyince kahkaha atarak kollarının arasından çıktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonra da altıma sıçtım diye çığlık atarsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur gözünü bile kırpmadan yüzüme bakmaya başlayınca gülümsemem yavaşça yüzümü terk etti. Bakışlarının derinliği bir an beni çok büyük bir dehşetin içine sürükledi. Bana neden bu kadar içten, nasıl bu kadar gücünü hissettirerek bakabiliyordu anlayamıyordum. Tüm kalbimde onun yarattığı baskıyı, duygularımda sürdüğü hükmü hissediyordum. İçten içe çürüdüğümü sandığım geceler olmuştu, her şeyin allak bullak olacağını sandığım, daha acılarını yaşayacağımı sandığım gecelerdi bunlar ve ben o gecelerden, farkında olmadan onunla el ele çıkmıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşündüğümde, geride bıraktıklarımız, bir insanı altında kalması hâlinde kolayca parçalayabilecek kadar ağır şeylerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden böyle?” diye sorduğunda, sesinde hiç ipucuna rastlayamadım, neyden bahsettiğini anlamak ister gibi derinleşen bakışlarıma içimi yakan şefkati ve gözlerinden bir an olsun silinmeyen tutkusuyla yanıt verdi. “Her neyse.” Derin bir nefes aldı ve benden bir adım uzaklaşıp yüzüme dikkatle baktı. “Biraz daha kalırsan tutup eve sürüklemeye başlayacağım seni. O yüzden gitsen iyi olacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eve sürüklesen güzel olurdu,” dediğimde gözleri kısıldı, ellerimi montumun ceplerine sokarak sokağın diğer ucuna baktım. “Bir haber var mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neyden bahsettiğimi biliyormuş gibi derin bir nefes alıp, “Elbet olacak,” dedi, gözlerimi gözlerine çevirdiğimde kararlı bakışlarından anladığım kadarıyla umutsuz değildi, aksine kendisinden emin görünüyordu. Bunu yapanın kim olduğunu bulacaktı, sonra da cezasını kesecekti. Yapabilecekleri beni her zaman korkutuyordu, ihtimalken bile korkunçtu çünkü onun ne kadar güçlü olduğunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece fiziksel bir güçten bahsetmiyordum, Gurur’un bedeni kadar ruhu ve zekâsı da güçlüydü; tüm bunlar birleşip ölümcül bir bedene yerleştirildiğinde çok tehlikeli bir şey çıkıyordu ortaya. O tehlikeli şeyin adı, Gurur Mert Çalıklı’ydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gideyim.” Sırtımı dönüp bir an durdum, atacak adım bulamadım, sanki onda kaldım. Omzumun üstünden ona baktığımda, olduğu yerde kıpırdamadan durduğunu ama beni izlediğini gördüm. Tam önüme döndüğümde birden bileğimi kavradı ve beni kendisine doğru çevirdi. Saçlarımın dağılarak özgür kaldığı, soğuğun ondan yükselen alevle kesildiği bir andı; dudaklarımızın birdenbire birbirine mıhlandığı andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerim gücüm çekilmiş gibi titreyerek yüzüne kaydı, soğuk parmak uçlarım onun sert, kemikli yüzünde kayarak hareket ederken Gurur’un dilinin ağzımın içinde olduğunu hissettim. Bileğimi serbest bıraktı ama dudaklarımız birbirinin çekimindeydi, elleri büyük bir hızla yukarı ilerledi, başımı avuçlarının arasına aldı ve saçlarımın parmaklarının aralığından süzüldüklerini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İşte şimdi,” dedi dudaklarımız hâlâ birleşik gibi dip dibeyken, “gün benim için biraz daha çekilir olacak.” Bir defa daha dudaklarıma doğru geldi. “Git,” dedi dudakları dudaklarıma sürtünürken ve büyük avuçları yüzümü kolaylıkla kavramış hâldeyken. “Yoksa bir şeyler rayından çıkar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanaklarımın içini dişleyerek uzaklaştım ondan. Kalmak istesem de dışarıda devam ettirmemiz gereken bir hayat vardı. Ona yönelttiğim şaşkın bakışlara, gözlerindeki derinlikte beni boğarak karşılık verdi. Sonunda sırtımı döndüm ve biraz daha kalırsam asla gidemeyeceğimi bildiğimden hızla ondan uzaklaşmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aramıza onlarca metre girdiğinde, “Zerda,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzumun üstünden ona baktığımda, hâlâ bıraktığım yerde duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen,” diye fısıldasa da onu duydum. “Benim boyumu aştın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı kıvrıldığında normalde bana saçma gelecek bir şeyi yapıp elimi kaldırdım ve bir çocuk gibi ona el salladım. Sesli bir şekilde gülüp başını iki yana sallarken o kadar güzel görünüyordu ki, o görüntü hafızamda ölünceye dek canlı kalacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona seni seviyorum demek için dilimin yandığı bir andı, diyemediğim içinse kalbim yanıyordu. Aramızdaki bu sessiz oyun artık bitsin, birimiz diğerini artık sobelesin, artık onu sevdiğimi bilsin ve beni seviyorsa bunu söylesin istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

GURUR MERT ÇALIKLI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O gece sokakta, göğsüme kurulmuş bir yuva hissiyle yürüyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saat gece yarısını geçmişti, Zeliha’nın odasındaki balkon camı sokağa bakıyordu, perdeleri çekikti ama gölgesini görebiliyordum. Annesi de oradaydı. Ertesi akşam gidecekleri için Isparta’daki son gecesinde kızıyla vakit geçiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sokak lambasının altında durup uzun uzun onun gölgesini izlediğimi hatırlıyorum. Bir şeyler anlatıyor gibiydi; bir şeyler anlatırken elleri devamlı hareket ederdi ve aralıklarda da kendisini onaylıyormuş gibi başını aşağı yukarı sallardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımdaki gülümsemeyi saklayamadım, saklayamadım çünkü bu hâlleri bir çocuğu izliyormuşum gibi huzurlu hissettirirdi. Asla olamadığım o çocuğu, yirmi üç yaşında bir kadında görüyordum. Garipti ama huzurlu hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir yerlerde hâlâ o çocukmuşum ve yaşıyormuşum gibi hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir sokakta durup, kendi çıkmaz sokağımı izliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Benim çıkmaz sokağım Zeliha’ydı, biliyordum ki ben de onun taş duvarlarıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Silinen gölgesiyle beraber ellerimi cebime attım ve oradan uzaklaşmaya başladım. O gece, o sokakta göğsüme kurulmuş bir yuva hissiyle yürüyordum. Kara bulutlar gökyüzünde değildi, kar da yağmur da şehri terk etmişti ve yıldızlar soğuk gecenin içinde kimsesizleri ısıtmak için yanan alevler gibi parlıyordu. O sokaktaydım ama kimsesiz değildim. Çünkü Zeliha vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha var olduğundan beri, ben hiç kimsesiz kalmamıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümde her zaman benimle olan, henüz bir çocukken gözlerimden gözyaşları olarak akan, tüm çehremi kaplamış bir ifadesizlik maskesi vardı. Bu maske, sadece ona bakarken yırtılıyordu ve sadece ona bakarken yeniden gözyaşlarına boğulabilecek kadar dolu hisseden o küçük oğlan çocuğu oluyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Paketten bir sigara çıkarıp dudaklarımın arasına dengeledim, ceketimin iç cebindeki çakmağı çıkardım ve rüzgârın üfleyip söndürecek gibi yalpalattığı ateşle sigaranın ucunu tutuşturdum. Ciğerlerime inen dumanın ağırlığını hissettiğimde otobüs durağının önünden geçiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu otobüs durağında hiç beklememiştim ama bu otobüs durağında bekleyen bir kızı izlemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O zamanlar, en büyük korkumdu çünkü zayıflığımı da caniliğimi de ona göstermiştim. O durakta kızarmış burnunun ucunu atkısının içine gömerek otobüs beklerken, kalbinin derinliklerinde bana dair korkular taşıdığını bilirdim. Onu izlediğimi hiçbir zaman fark etmemişti. Oysa ben durakta gülümsediği yaşlı kadından tut da küçük ilkokul çocuklarının başlarını okşadığı anlara dek her şeyi dün gibi hatırlıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durağı arkamda bıraktığımda telefonumun sesi, sessiz sokağı bir bıçak gibi yararak ilerledi. Telefona baktığımda, kıyılarımda izi kalmadığını sandığım geçmiş, bir dalga olup yükselerek yeniden kıyıma doğru gelmeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu kulağıma yaslarken, içimden bir ses, her şeyin başa sardığını söylüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Taklitçi,” dedi Muşta. “Bir veterineri daha yaralamış ama adam hayatını kaybetmemiş. Komada.” Gözlerimi yavaşça açıp kapattım, duygular herhangi bir şekilde içime çarpmadı. Panik, öfke ya da endişe hissetmedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilerek yapıyor.” Bu cümleyi kurduğumda karşıdan karşıya geçmek üzereydim. “İlgimi başka bir şeyle çekmeye çalışıyor çünkü cinayetleri işleyenle o gece bize bunu yapan kişi, aynı kişi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizliği dinledim, Muşta haklı olabileceğimi sessizliğiyle âdeta haykırıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adamı bilerek öldürmedi. Adamın hayatta olduğunu öğrenip onu bulabileceğimizi düşünmemizi istiyor. Merak etme, o adam ölecek. Onu gören birinin hayatta kalmasına izin vermez. O adam komadan çıkamayacak, eminim ona onu öldürmeyecek ama yaşatmaya da yetmeyecek hasarı vermiştir. Karşımızdaki her kimse, tek istediği dikkatimi dağıtmak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklı olabilirsin.” Muşta derin bir nefes aldı, bunu duyabildim. “Neredesin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hattın öteki ucundaki sesleri dinledikten hemen sonra, “Olduğunuz yere geliyorum,” dedim ve Muşta’nın şaşkınlığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nerede olduğumuzu söylemedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Seslere tamamen odaklandığımda, artık nerede olduklarını biliyordum. Keyifsizce güldüm. “Ben Zincir’im, ara sıra unutuyorsun sanırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Son zamanlarda sadece âşık bir velet gibi olduğundandır,” dedi Muşta alayla, Yener’in hattın öteki ucundaki karga kahkahasını duyduğumda gözlerimi devirerek telefonu kapatıp iç cebime koydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Son zamanlarda âşık bir velet olduğumdandır,” dedim gözlerimi ileride ateş gibi parlayan far ışıklarına dikerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O, büyük bir karmaşaya yol açmıştı içimde. Artık bu karmaşayı yaşayan kişi sadece ben değildim, benimle beraber tüm çevrem de bu karmaşaya dâhil olmuş durumdaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonum yeniden çalmaya başladığında kavşaklardan birinde, Muşta ve diğerlerinin olduğu mekândan bir iki kilometre uzaktaydım. Kara bulutlar bir şeyi gizlemek ister gibi ayın önüne geçtiğinde telefonu kulağıma yasladım ve annemin sesi kulağıma doldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oğlum.” Dudaklarım yukarı kıvrılırken o taşlaşmış ifadenin yüzeyini kaplayan taşlar yavaşça dökülmeye başlamış gibiydi. “Aşk olsun, oğlum. İki gündür aramıyorsun hiç.” Annemin kırgın sesi gülümsememi daha da genişletti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha yeni konuştuk ya kız,” dediğimde o da güldü, gülerken bile sesi bana çok küçükken duyduğum ağlarkenki çıkardığı sesleri hatırlatırdı. Her ne kadar gülsün istesem de gülüşündeki hüzün kalbimi öyle çok yakardı ki bazen bunu duymanın bana verdiği acıyı gizleyemezdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben senin sesini saat başı duysam, seni yine özlerim. Bilmiyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum annem.” Bir elimi paltomun geniş cebine soktum. “Nasılsın, iyisin değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyim. Az evvel Eylül’le konuştum, test çözüyordu ama uyusun diye baskı yaptım. Hiç uyumuyor. Cesur’la da sabah konuştuk. Gözümde tütüyorsunuz. Beni tek rahatlatan üçünüzün de aynı yerde olması. Sen sahip çıkıyorsundur onlara, canım benim, hep sahip çıktın.” Bu cümleler dudaklarından bir utançmış gibi dökülmüştü, öyle dökülmüştü çünkü bize hiç sahip çıkamadığını düşünürdü. Oysa ben o hayattan sağ çıkabildiği için bile minnettardım anneme. “Sen nasılsın? Oralar nasıl? Yener oğlum aradı dün akşamüstü, sağ olsun canım benim hep arıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyiz annem, çok şükür.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Önümden geçip giden arabayı izlediğim sırada annem, “Eylül kulağıma bir şeyler attı,” diye mırıldanınca kaşlarım havaya kalktı. Cadının neyi annemin kulağına çaldığını biliyor gibiydim ama annemden gelecek bir diğer atağı beklemeye başladım. “Kızma sakın kıza, kızcağızım da olmasa beni olup bitenlerden haberdar edecek bir Allah’ın kulu yok. Söyle bakalım şimdi, kimdir bu mektepli?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mektepli mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hı hı, mektepliymiş.” Annem kıkırdadı. “Yok deme sakın bana, Eylül’ün kulağıma birini attığı oldu mu hiç? Attığına göre, var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok demeyecektim zaten.” Zeliha’nın yüzü gözlerimin önüne gelince gülümsememi bastıramadım. Başımı iki yana sallarken, “Doğru,” dedim. “Mektepli.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İsmi neymiş bu mekteplinin?” Annemin hattın öteki ucundaki kıkırtılarını duyabiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zerd-” Duraksayıp alt dudağımı emdim. “Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zerd Zeliha demek...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Annem...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oğlum,” dedi içten bir sesle. “Başka bir şey isim daha diyecektin gibi geldi bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zerda,” dediğimde annem bir süre sessizce bekleyip, “Dağ çiçeğin öyleyse?” diye sordu ve ben de sanki annem beni görebilecekmiş gibi başımı salladım. “Evet anne, Zerda’m benim, dağ çiçeğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O serçe, ben şahinim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni kınaladım oralara yolladım, önce bileğine güç, sonra beline silah, şimdi de gönlüne sevda mı aldın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gücü ve silahı isteyen bendim de ben sevdayı istememiştim anne.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sırf istediğinden gönlüne girseydi, bu zaten sevda olmazdı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizliğim annemi gülümsetti, onu göremesem de güzel yüzüne çizilen tebessümü hayal edebildim. Annemin gülümsemesini görmeyeli uzun zaman olmuştu. Annemle birlikte henüz bir çocukken babamın bizim için yarattığı labirentin içinde çok yara almıştık, çıkış noktalarının tamamı yine babamın önümüze koyduğu taşlarla kapalıydı ve oradan çıkmak, nereden bakılırsa bakılsın çok zordu, bedeli ölümcül yaralar almak olmuştu. O labirentten çıktığımda artık başka biriydim. Ailemi o labirentten çıkarıp sınırlarını benim var ettiğim yuvaya taşıdığımda ise daha da farklıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem, “Onu tanımak için sabırsızlanıyorum,” dediğinde Isparta’nın soğuğu derimin altına sinmeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudağımın kenarı yukarı kıvrıldı, düşünceli bakışlarımı ileride parıldayan far ışıklarına çevirerek, “İllaki tanışacaksınız,” dedim ve bu söylediğim annemi güldürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dolaylı yoldan evleneceğim mi demek istedin yoksa bana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, bana çeyiz yapmaya başla,” diye alay etsem de annem benim böyle konularda şaka yapmayacağımı bilirdi. Her ne kadar bana katılıp gülse de içten içe onunla tanışmayı daha da çok istemeye başladığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonu kapatırken, “Kendine dikkat et,” dedi son zamanlarda yaşadığım her şeyden bihaber bir masumiyetle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ederim, anne,” dedim, telefonu kapattığımdaysa onu kandırıyor olmanın içime yerleştirdiği ağırlık dengemi sarsmıştı. Sanki attığım adımlar boşluğa iniyordu, her bir adımımda gittiğim boşluktu, düştüğüm boşluktu, içinde kaybolduğum boşluktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Paltomun cebinden sigara paketimi çıkarıp çatık kaşlarla paketin içinden bir dal sigara aldım, dudaklarımın arasına yerleştirirken keskin bakışlarım ilerideki kalabalık arkadaş grubundaydı. Dersi yeni biten bir grup üniversite öğrencisiydi, bir tanesinin sırtında gitar çantası olduğunu görünce kaşlarım çatıldı. Bu tipi tanıyordum. Çakmağın ucundan fırlayan ateş tütünü tutuşturduğunda hâlâ ona bakıyordum ama o beni seçemeyecek kadar uzağımdaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu herif Ekin’di, şu Zeliha’nın okuldan arkadaşı Rockçı Serpil.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gitarının akordu bozuktu, benim nezdimde tipi de bozuktu, Zeliha’yı düşünüp kalbim ısındığından ve Zeliha’ya imalı imalı baktığından benim nezdimde artık karakteri de bozuktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yani benim için öyleydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Benim için öyleyse, öyle demekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karşıdan karşıya geçerken sigaradan üç duman arka arkaya içmiştim. Dudaklarımdan yoğun bir sis tabakasını anımsatarak dökülen duman, çehremi başta saklasa da sonunda Ekin’e o kadar yakındım ki artık beni seçebiliyordu. Suratına dağılan şaşkınlığı izlerken bunu hiç umursamadığımı fark ettim. Bir yanım beni tanımasından memnundu, diğer yanımsa benim kadar irisini hayatında hiç görmediği için unutmasının imkânsız olduğunu söyleyerek onunla alay ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet, hayatında hiç benim kadar irisini görmemişti. Hayır, beni hatırlıyor olmasının tek sebebi bu değildi. Beni hatırlıyordu çünkü o gece ondan ne kadar rahatsız olduğumu görmüştü, hatırlıyordu çünkü gözüme batması ihtimalinde neler olacağını hayal edip kendi kendini korkutmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sigarayı dudaklarıma götürdüğümde etrafındaki arkadaş grubu dağılmaya başladı. Hemen arkasında alışveriş merkezi, çaprazındaysa otogar vardı. Beni görmezden gelmeyi düşündü, düşüncelerini yüzünden net bir şekilde seçebildim; insanları okumak konusunda fena değildim, hatta bayağı iyiydim. Bakışları tekrar beni bulduğunda sigaranın dumanı dudaklarımdan dışarı döküldü ve ona doğru yürümeye devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her adımımda daha da gerildiğini hissedebiliyordum. Gerginliğinin bana keyif verdiği kesindi ama varlığı hakkında aynısını diyemezdim. Ondan bu kadar net bir şekilde rahatsız olmamın sebebini içten içe biliyordum, muhtemelen ona yaslı duran bir mermiyi anımsatan gözleri izlerken o da biliyordu; ondan rahatsız olduğumu ve bu rahatsızlığın esas nedenini.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler,” dediğinde kaçma şansı olmadığını biliyordu, kabullenmişti ve görmezden gelmenin kötü bir seçim olduğunu fark etmişti. Bir elimi paltomun geniş cebine soktum, sigarayı tutan elimi aşağı indirdim ve Ekin’in tam karşısında durdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona ilk sormak istediğim soru, Zeliha’yı ne zamandan beri tanıdığıydı, Zeliha ile ilgili düşünceleriydi -ki bu düşünceleri dinlerken onun kafasını asfalta arka arkaya vuruyor olabilirdim ve o da her çarpmadan sonra benden özür dilerdi- ve Zeliha’yı nasıl bulduğuydu. Evet, nasıl bulduğu. Birden içim hiddetle dolsa da dudaklarıma soğuk bir tebessüm çizildi. Ekin’in bu tebessümden korktuğuna yemin edebilirdim. Gözlerinde korkuya dair devleşmiş gölgeler vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Acaba ben de Kahraman Özdağ’ın önünde böyle mi görünüyordum?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayırlı geceler,” dediğimde şaşırdığını hissettim, ona doğru bir adım daha attım ve bu kez bu gecenin hayırlı bir şekilde bitmesini istediğini onun gözlerinde gördüm. Gözlerim elindeki koyu yeşil, spiralli deftere indi. “Okuldan mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Sırtındaki gitar çantasını düzeltip bana baktı. “Tanışma şansımız olmamıştı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben seni tanıyorum, tanımak istediğim herkesi tanırım,” dememle beraber kaşlarını kaldırıp başını salladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saplantılı gibi görünebilir ama uzun zaman bir canavarla yaşadım, o canavardan korunmak ve ailemi korumak için de uzunca süre iz sürerek hareket ettim. Eylül’ün izini sürdüm, Cesur’un izini sürdüm, annemin izini sürdüm. Ve bununla beraber, değer verdiğim herkes için iz sürmeye başladım. Yani Ekin’i tanıyordum, onun adını, soyadını, yaşını, ailesinin ne iş yaptığını, bozuk akortlu gitarıyla bir şeyler tıngırdatmak dışında nelerden hoşlandığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Peki ya o? İşte o, benimle ilgili hiçbir şey bilmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun kafasını avucumun içinde kolayca bir cevizi ezebiliyormuşum gibi ezebileceğim bilgisi dışında. Eminim ellerime bakınca, tek elimle bile kafasını kolayca kavrayıp sıkabileceğimi anlamıştı. Sayısal zekâsı vardı, hesap yapmakta iyi olmalıydı. Evet, bunu da araştırmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım askersiniz,” dedi, paltomun cebindeki elimi birden dışarı çıkarınca gözleri hızla elime kaydı. Elimi çeneme götürdüm, çenemi kaşıyıp ona keyifle baktım. Anlık bir hareketimin ondaki etkisini izlemek elbette keyif vericiydi ama gözlerindeki ‘ben de bir şeyler biliyorum’ ifadesinin dağılışını görmek, çok daha başkaydı. Gözlerini elimden ayırmadan, “Okulda böyle bir söylenti duymuştum,” diye düzeltti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru duymuşsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım bir süredir birliktesiniz.” Bu cümlede kanımı damarımın içinde takla attıracak isim yoktu; ondan bahsediyordu ama o ismi zikretmemişti. Sanki onun isminin bile benim için tetikleyici görevi gördüğünü biliyordu. Bir bombayı etkisiz hâle getirmeye çalışırken patlatma ihtimalin hep vardır. İçimdeki bombayı imha etmeye çalışırken kabloların renklerini bir kod gibi beynine işliyordu, yanlış bir kabloya dokunmaktan ve beni ‘Zeliha yanımdan’ patlatmaktan korkuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu zorlamak hoşuma gittiğinden midir bilinmez, “Bir süreyi aç,” dedim ve şaşkınlıkla bana baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yani, bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demek ki onun yeterince arkadaşı değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlamadım?” dedi kaşlarını kaldırarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alayla gülümsedim. “Hiç.” Gözlerim yüzünde dolaştı, çakal bakışlarından anladığım kadarıyla evet, normalde zorbaydı. Zaten onunla ilgili yaptığım küçük araştırmada çoğunlukla kavgayı çıkaran kişi olduğunu anlamıştım, hatta kendi sıkletinde olmayan birine şiddet uygulamaktan sabıkası da vardı. Şiddet uyguladığı çocuk ondan küçüktü, gerekçeler de elle tutulmuyordu; o çocuğa sataşmıştı çünkü o gece canı öyle istemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karşısında onun boyutlarında, sakin görüntüsünün altında ateş gibi yanan gözlerle onu izlemeyen biri olsaydı, yani bir başkası olsaydı, bu kadar mülayim davranmayacağından emindim. Kendi sıkletinde biri olsaydım, ona dayılanıyor olsaydım, muhtemelen o da karanlık bir tarafını bana korkusuzca gösterirdi. Onu durduran sadece asker olmam değildi, bunu görüyordum. İşte Ekin’le bu noktada ayrılıyorduk. Ben kendi sıkletim olmayan, iki katım bir adama da böyle davranırdım; görüntü sonuç değiştirmezdi. Onunsa namlusu karşısındaki insana göre ya doğruluyor ya da aşağıya bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konu Zeliha’ysa, Thor’un çekicini kaldırabilirdim, ne bileyim, Hulk ile kafese de girebilirdim. Bunlar ihtimaller dahilinde değilse, bir kafes kendi boyutumda komando ile tek başıma ringe çıkabilirdim. Evet, bunu yapabilirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ekin’e baktım, üflesem yüz metre uçacak gibi görünüyordu. İri sayılırdı, bir seksenlerindeydi, belki biraz daha uzundu, yine de karşımdayken kendini karınca gibi hissediyor olmalıydı. Ben de karıncayiyene benziyordum kesin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım benden pek hoşlanmadın,” dedi, bu cümleyi kurabilmek için saniyelerce düşünmüştü, düşünceli yüzünü izlerken kelimeleri bir araya getirmeye çalıştığını anlamıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dememi beklemediği kesindi, açıkçası bunu beklememesinin pek sikimde olduğu da söylenemezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana bunun nedenini sormak istiyorum.” Sesi ne kadar ciddi olsa da bakışları tedirgindi, köşe başından bir yerden bir tanıdığı çıksın diye dua ediyor gibiydi. Dışarıdan bakan iki adamın konuştuğunu görürdü, Ekin’in korkmadığını, aksine güçlü göründüğünü düşünürdü ama ben korkunun kokusunu alabiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senden neden hoşlanmadığımı merak etmen tuhaf. Yine de söylemekte sakınca görmüyorum.” Sigaramdan bir duman daha alıp izmariti yere attım ve botumla üzerinden geçip Ekin’e yaklaştım. “Sonuçta kim sevgilisinin etrafında ondan hoşlanan başka bir erkek görmek ister?” diye fısıldadım ve bu fısıltı, Ekin’in tenindeki tüm tüylerin dikilmesine neden oldu. Bir adım geri gidip bana itirazla bakacaktı ki başımı sabit bir ifadeyle iki yana salladım; bu hareket oldukça yavaştı ve bu tehlikeyi gözler önüne seriyordu. “Ondan hoşlanıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu bu-” Bir adım daha geri çekilip, “Bunu her kimden duyduysan, külliyen yalan,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu birinden duymadım,” dediğimdeyse artık yüzü kireç gibiydi. “Ama birinden duyduğumu düşündüğüne göre, birine söyledin ve çıkarımım tamamen doğruymuş. Sen kendini hep böyle ele mi verirsin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öfkem içimde o kadar yüksek bir noktadaydı ki parmaklarımı boynuna batırsam, tüm kanıyla beraber ruhu da parçaladığım yerden akıp giderdi ama sadece durdum, durdum ve onun gözlerinin içine sakinliğin ne kadar tehlikeli olduğunu görmesini sağladım. Vereceği cevaplar kafamın içindeki asıl cevabı değiştirmeyecekti, zaten o da karşısındaki adamı kandıramayacağının farkındaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eskidendi,” dedi. “Sevgilisi olmadan öncesindeydi. Zaten bunu hiçbir zaman ona söylememiştim. Beni her zaman reddediyordu. Bir arkadaş olarak bile reddetti.” Cümleleri içime serin sular olup dolmadı, cenneti içimde hissetmedim; cehennem o kadar güçlü yanıyordu ki kalbimin atışları alevlerin içinde patlayan kor parçaları gibi duyuluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak.” Bana doğru yaklaşınca gözlerim odağını derinleştirircesine kısıldı ve bu onu ürküttü. Bir adım geri çekilerek, “Bak gerçekten o taraklarda bezim olmayacak. O beni en başından beri görmüyor,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Görmesini mi umardın?” Sorum o kadar sakince aktı ki, Ekin’in kafasının karıştığını gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır.” Yalan attığı için dudağımın kenarında bir kıvrım büyüdü. Ekin derin bir nefes alarak, “Yani şu an için hayır. Eskiden evet, isterdim,” dedi, yalan attığını görebiliyordum ama bunun böyle olmasını diledim. Onun etrafını saran insanların ona sadece iyilik getirmesini istiyordum. Ama Ekin, iyilik bile getirecek olsa, onun etrafında olmamalıydı. Bir çocuğun içimdeki bir şeyleri çekiştirdiğini hissediyordum. Adı bana yabancıydı ama artık ne olduğunun da farkındaydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu kıskanıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana inanmayı seçeceğim.” Derin bir nefes alarak başını salladı, rahatlamışa benzemiyordu. “Ben zorba bir adam değilim, Ekin. Cüsseme güveniyorum ama cüsseme karşımda dağ varken de güvenirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ekin’in bakışları doğrudan yüzüme sabitli duruyordu. Paltomun cebinden çakmağımı çıkardım, birkaç kez yaktım ve büyüyen alevler yüzümü bir aydınlatıp bir karanlığa devrettiğinde Ekin’in gözlerinin içine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitarının akordunu götüne soka soka düzeltmemi istiyorsan, devam et ve ona aynı hislerle yaklaş.” Ekin’in yüzü anlık sertleşse de o sertlik çok kısa sürede dağıldı. Çakmağı tutan elimi kaldırıp ona doğru uzattım ve çakmak neredeyse burnunun dibinde duruyorken alevin dışarı fırlamasını sağladım. “O hâlâ kalbindeyse onu kalbinden hemen çıkarıyorsun. Yani göğsünün içinde bir kalp taşımaya devam etmek istiyorsan, biri onu sökmesin istiyorsan, kalbin sana hâlâ lazımsa, öyle yaparsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi bile kırpmadan ona bakarken, rahatsızlığını gizlemeden bana karşılık veriyordu. Bakışlarındaki tek şey rahatsızlık değildi elbette, ciddiyetimi kavramış olmanın getirdiği su katılamaz bir dehşet de oradaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlaştık mı, Ekin?” diye sordum kısık sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni tehdit ediyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben genelde tehdit etmem, beni kâhin gibi düşün, bir kehanette bulunurum ve o kehanet hep tutar.” Çakmağı bir kez daha çaktığımda ateş ikimizin ortasında yükseldi ve ona en sevimli hâlimle gülümsedim, bu beklenmedik hareketim sertçe yutkunmasına neden oldu çünkü gözlerimdeki karanlığı gördü. Gözlerim, Isparta’dan daha soğuk, geceden daha karanlıktı. Ekin, bu gözlerde onu bekleyen soğuğun ve karanlığın varlığını görmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzuna omzumla çarparak yanından geçerken gitar çantasının kenarını çakmağımın ucundan fırlayan ateşle yavaşça tutuşturdum ve Ekin irkilirken yavaşça ondan uzaklaşıp karanlık yola doğru yürüdüm. Bu karanlık sokaktan daha karanlık bir sokak varsa, o da şu an o karanlığın içinde yürüyen adamın içindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sikik Rockçı Serpil,” diye söylendim yeni bir sigarayı dudaklarımın arasına dengelerken. “Kendi ağzıyla kendini ele verdi, başımda bin bela olmasa ben onu kuş ötmez kervan geçmez dağın başında çırılçıplak ağaca bağlamayı bilirdim. Üzerine de balı boca ederdim, ne kadar ayı, it, çakal varsa başına toplanırdı. Göt.” Sigaranın dumanını dışarı verip gökyüzüne baktım. “Allah’ım sen önüme yeter ki sebepleri koy, ben yemin ederim onu komalık ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan deli!” diye bağırdı biri yan tarafımdan, omzumun üstünden o yöne bakınca bağıranın Ecevit olduğunu gördüm. “Ne konuşuyorsun kendi kendine?” Mekânı geçtiğimi o an fark etmiştim, herife öyle bir kurulmuştum ki yönüm şaşmıştı. Ekin’in doğum haritasını bile siktiğimi hayal ederek Ecevit’e doğru döndüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dalmışım işte.” Gözlerim cam duvarın arkasındaki kalabalığa kaydı. Üç masa uzunlamasına birleştirilmişti, bizim enayilerin hepsi oradaydı. Sigaranın külünü silkip Ecevit’in yanına giderken, “Yener yine eşeğin altından içiyormuş gibi içmesin, sabaha kadar onun götünü toplayamam ben,” dediğimde Ecevit, “Eşeğin değil atın altından içiyor şu an, öyle çok içiyor,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bravo, hiç derdimiz yok çünkü.” Kapıyı iterek içeri girdiğim anda ekibin tamamının önündeki bardakları gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta rakı şişesini önüne çekerken, “Az daha aşktan yolunu kaybettiğini düşünecektim, Zincir,” dedi alayla. Çivit mavi gözlerdeki alaya kaşlarımı çatarak karşılık verip tam karşısındaki boş sandalyeye oturdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mekânın müdavimleri olduğumuzdan orta boylardaki sarışın çocuk önüme bir kadeh bırakıp, “Nasılsın, Gurur abi?” diye sordu yüzünde temiz bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi genç çocuğun omzuna koyup omzunu sıkarak, “İyiyim Tunç, sağ olasın. Sen nasılsın?” diye sorduğumda çocuk utanarak gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sağ ol abi, çok şükür iyiyim,” derken yanaklarına oturan kızarıklığı görebiliyordum. Çoğunlukla buraya uğrayan tipler onu pek ciddiye almazdı, hem yaşı öyle çok büyük değildi hem de çelimsizdi ama yakışıklı çocuktu. Ben onunla ciddi ciddi muhabbet ederdim, o da bundan çok hoşlanırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ekibin tamamıyla iyi geçiniyordu, başlarda “Erkek Fatma,” dediği için dayak yediği Beyhan’ı bile çok severdi. Beyhan ona seksist konuşmaması gerektiğini döverek öğretmişti; bir yanlışı bir başka yanlışla düzeltmek doğru değildi tabii ki ama Tunç’un yediği dayak, Tunç’u bile güldürmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener çenesini masaya yaslamış, bizi değil, burnunun önünde duran yarısı içilmiş rakı bardağını izliyordu. Gözlerinin şaşı göründüğünü fark edince masanın altından ayağına sertçe vurdum. Gözlerini kaldırdı, bu defa bana baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan bana bak, sen çok içince maymuna dönüyorsun, ben hiç hayvan bakıcısı havamda değilim. Bana güveniyorsan güvenme, içme daha fazla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşkın mahpushane, içinde ben varım diye bağıra bağıra şarkı söyleyen sendin geçen sefer, Gururcuğum. Rakıyla arama girme.” Parmağını rakının içine sokup çıkarınca Muşta ile aynı anda yüzümüzü buruşturduk. Parmağını bardağın ağız kısmında gezdirip, “E hani Müslüm Gürses çalmaya başlamadı,” dedi hayretler içinde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan, başlarım Müslüm’üne lan,” dedi birden Adnan çenesini öne uzatıp komik bir ifadeyle Yener’e kızarak. “Girdap onun şarkılarını dinleyince kendisiyle birlikte beni de intihara sürüklüyor. Beni beyefendi çizgimden dışarı iterseniz hepinizi o çizginin dışında s-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adnan, sen çok mu içtin?” diye sordu Muşta yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Özür dilerim, baba. Birtakım birikmişlikler sonucu böyle aşırı tepkiler verdiğim için önce senden sonra da yine senden özür dilerim. Sen dışında hiçbiri benim özrümü hak etmiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Önümdeki kadehin yarısını rakıyla doldurup üzerine biraz su döktüm, su ve rakı birbirine karıştı; bardağın dağın üzerini tutan kar gibi beyazladığı ânları sakinlikle izledim. Gözlerin üzerimde toplandığını hissedebiliyordum, içerideki sakinlik birazdan kaybolacaktı çünkü bana soracakları sorular vardı. Bir sonraki adımımı merak ediyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kolumun iç kısmında sakladığım bıçağı çıkarıp masaya koyduğumda, Devran kaşlarını kaldırarak bıçağa baktı. Kadehi aldım, bir yudum içtim ve bakışlarımı kaldırıp Devran’ın gözlerinin içine baktım. “Merak mı ediyorsun?” diye sorduğumda iri, koyu renk gözlerini kısarak başını aşağı yukarı salladı. Sıranın diğer adımda olduğunu biliyordu, çok sessiz kaldığımı, bu sessizliğin bozulmasına az kaldığını... Tüm bunları biliyordu. Devran, beni çoğu insanın tanıdığından daha iyi tanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İleri gidecek,” dedi Devran sonunda, kadehinin dibinde kalan içkiyi kafasına dikti ama yüzünde herhangi bir değişim olmadı. “Senin hassas noktanı öğrendi, kullanıyor. Ben sana katılıyorum. Taklitçi katilin ve o gece yaşananların sorumlusunun aynı kişi olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncenin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında mısın? Bu, hedefinde yalnızca senin değil, senin etrafındaki herkesin olduğunu gösterir. En başta da Zeliha’nın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Haklılığı dilimi ağzımın içinde döndürüp öfkeyle dişlerimi sıkmama neden olsa da cevap vermedim. İçkiden bir yudum daha alarak gözlerimi masaya bıraktığım bıçağa indirdim. Bıçağın üzerinde doğum tarihim, adım ve doğduğum şehir kazılıydı, altına da daha küçük puntolarla kan grubum ve göz rengimi yazmışlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha’nın hedef olduğunun farkındaydım, bunun için aceleci davranmaktan kaçınmam gerekse de aslında bir yandan da bu, benim acele etmem için en büyük sebepti. Huzursuzluğum her geçen saniye artıyordu, bunun elbette çok ağır getirileri olacaktı. Sakin olmayı öğrenmem gerekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Komadaki veterineri gözetleyelim mi?” diye soran Girdap’tı, çenemi yavaşça kaldırıp dilimi şaklattım. Girdap’ın şaşkınlığını fark etsem de aldırış etmedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçkimden bir yudum daha içip bir süre boğazımdaki yanmanın geçmesini bekledikten sonra, “Derdi bizi bir yöne çekmek diyorum, anlamıyor musunuz?” diye sordum. “Akıllı ama yeterince değil. Gerçi bunu yaparak bu işte tek olmadığını da kanıtladı. Ona yardım eden biri ya da birileri var. Şimdi tek istediği veterineri gözlemlemem, onu görüp görmediğini anlamaya çalışmam. Ama o veteriner ölecek, bunu ayarladı, biliyorum. Nereden bildiğimi merak ediyorsanız, çünkü o olsaydım, aynısını yapardım. Şimdi başka şeylerden konuşalım mı? Çünkü uzun süre benden hamle bekleyecek ve bir şey yapmayacak. Onu şaşırtmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, akıllıca düşünüyorsun ama yine de bu şekilde birilerini öldürmeye devam etmesine izin veremeyiz, Zincir.” Vural sandalyesini çekip Muşta’nın yanına otururken bu cümleyi ciddiyetle kurmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuyu kapatalım. Beyhan ve Ecevit tam bilmiyorlar, bir de onları bulaştırmayalım,” dedi Yener. Sarhoşken mantıklı düşünürdü, tabii maymuna da dönerdi orası ayrı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım arkadaşımda sabitli kaldı, başımı salladım ama tepki vermedim. Ecevit ve Beyhan’ı da içinde bulunduğumuz durumun ortasına sürüklemek istemiyordum. Beyhan zaten uzun bir görevden gelmişti, yeterince stresli görünüyordu. Bir de yediğim haltları öğrenirse kızın kalbine inerdi. Beyhan ile Ecevit’e doğru baktım, mekânın kapısında dikilmişlerdi. Ecevit sigara içiyor, Beyhan ona bir şeyler anlatıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyhan döndüğünden beri görevde yaşananları anlatıyordu, görev sırasında arkadaşlarından birini kaybetmişti, tanıdığım bir çocuk değildi ama evli olduğunu ve eşinin bebek beklediğini öğrendiğimde gözüme bir damla uyku girmemişti. Beyhan ne kadar gülümseyip şakalar da yapsa, hâlâ arkadaşının yasını tuttuğunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta kadehini kaldırarak, “O zaman bu gece konu değişsin,” dediğinde, masada olan herkesin, kadehi boş olanların bile bardakları havaya kalktı. Birbirine çarpan kadehlerin sesleri zihnimdeki gürültüyü bastıramadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birini içinde böyle hıncahınç hissetmek, her an onun için endişelenmek mi demekti?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta da böyle hissetmiş miydi? Gözlerim onun çivit mavisi gözlerindeyken kadehler birbirinden yavaşça uzaklaştı. Kalan son yudumu da kafaya dikerek içtikten sonra kadehimi yeniden doldurdum ve Vural, “Sanırım Nihan’a görkemli bir evlilik teklifi etmek istiyorum,” dedi, bakışlarımız hızla ona çevrildi. Rakı onu kolayca vurmazdı, İzmir’de büyümüştü, taşından mı yoksa toprağından mı bilinmez bu yüzden bünyesi çok sağlamdı, sünger gibi içer ve mesajdaki hâllerinin aksine oldukça anlaşılır cümleler kurardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz zaten nişanlısınız, bu evleneceksiniz demek değil mi?” diye soran Yener’e gülerek baktık, bu konularda bir şeyler bilmiyordu. Evet, benim de bildiğim pek bir şey yoktu ama Yener, tamamen kapalı kutuydu. Kendisini kendi dışındaki her şeyden soyutlamış gibiydi, en başta da gölgesinin üzerine düşme ihtimalinden kaçmaya başlayacağını bildiği aşktan. Kadınlarla arası iyiydi, hepsi buydu; kendisiyle arası kötüydü, hepsi buydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle ama daha çabuk evlenmek istiyorum. Her an kelle koltukta yaşıyorum, onu gelinlikle görmezsem, gittiğimde gözümü Muşta bile kapatamaz.” Muşta’nın yüzünün gerilmesine sebep olan cümlesi, ortamda sessizliğe yol açtı. “Evlilik teklifi ettiğimde ikimiz de küçüktük, basitti. Şimdi ona unutamayacağı bir an yaşatmak ve artık onunla evlenmek istiyorum. Saçma bir istek mi, bencilce mi bilmiyorum. Sonuçta ne kadar yaşayacağım konusunda bir sözleşmem yok, vademin hangi anda dolacağını yaratandan başka kim bilebilir?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çatık kaşlarla avucunun içinde tuttuğu kadehe baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, sanırım bencilce ama karım olmasını istiyorum. Çok fazla kendimi düşünüyor gibi göründüğümü biliyorum ama birini sevdiğinde, sanırım çok bencil olabiliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşk bencilliği affeder.” Muşta bu cümleyi kurar kurmaz, Vural ona doğru baktı. “Ama kendine bir vade biçiyor gibisin, Fişek.” Omzunun üstünden Vural’a bakan Muşta’nın çivit gözleri soğuktu ama dudaklarında şefkatli bir tebessüm vardı. “Vadeyi Allah belirler. Hanginizin daha çok yaşayacağını da o bilir. Bu seni bencil değil, âşık yapıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bir şey olursa, tek başına kalacak,” dedi Vural bu düşünce onu dehşete düşürüyormuş gibi derin bir nefes alarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona bir şey olması düşüncesi bile bir anlığına içimi ezen garip bir duyguyla dolmama neden oldu. “Salak saçma konuşma,” dediğimde bana doğru baktı. “O zaman bu ihtimal yüzünden hepimiz hayatımızdaki insanlardan kopup gidelim bir mağaranın içinde yaşayalım ayı gibi.” Bu onu güldürdü, ben gülmüyordum. Bardakla onu işaret ederek, “Nihan böyle ihtimaller düşündüğünü bilseydi, seni Şafak Türküsü eşliğinde ağlayarak döverdi,” dedim, bu kez ben de gülmüştüm ama yine de bu ihtimalin bizim için hep var olduğunu biliyordum. Bu ihtimalden kaçamazdık, biz bu ihtimalle doğmuştuk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona sağlam bir evlilik teklifi edeceğim ve torunlarımıza bile bunu anlatmak zorunda kalacak. O kadar ihtişamlı,” dedi Vural bu konunun sinirlerimizi gerdiğini anlamış gibi ortamı yumuşatmaya çalışarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener de ona, “Kobra Murat’ı çağır, o söylesin sen oyna, o sırada da Kobra Murat size kafiyeli bir evlilik mânisi hazırlasın, o mâniyi okurken sen de dizlerinin üzerine çöküp evlilik teklifi et. Ama evlilikten önce ağır roman oynamazsan, dişini etkileyemezsin. Unutma ki Nihan’ı etkileyen sen değilsin, ağır roman oynarken takındığın kurt bakışların,” dedi ve Muşta bile sesli bir şekilde güldü. “Gördünüz mü? Güldürdüm selvi boylum gümüş yumruklumu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zevzeksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum ve aynı anda da canın oğlunum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Maalesef öylesin, keşke seni cami avlusuna bıraksaydım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok ayıp konuşuyorsun yalnız. Bunları benden daha çok seviyorsan söyle bileyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Muşta düz düz bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalan söylüyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener, önündekini zıkkımlan, bana da ha bire baban yaşındaymışım gibi davranma. Altı üstü dokuz on yaş büyüğüm lan ben sizden. Enayiler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama sana baba diyoruz, yani babamızsın,” dedi Yener dudaklarında yavşak bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok mu içti mi bu?” Ecevit, Yener’in yanına otururken sormuştu bunu. Yener’in önündeki boşalan bardağa bakınca, “Ohoo,” diye söylendi. “Birader sen kuşluk vaktinden beri içiyorsun zaten, yeter da.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiçbirinizi ilgilendirmez.” Yener parmaklarıyla tek tek bizi işaret etti. “Sadece babamı ilgilendirir. Canım babam içme derse içmem, iç derse içerim, sizi dövmemi isterse sizi döverim çünkü biliyorsunuz ki ben ekibin en yakışıklı olmak dışında en güçlüsü, kuvvetlisi, görkemlisi ve en taşaklısıyım.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap gözlerini devirerek Yener’in yüzüne peçete attı, Yener peçeteyi eline alıp alnındaki teri kuruladı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok sıcak oldu birdenbire. Yoksa alçalıp değer kaybeden libidom birdenbire euro kıvamında yükselişe geçerek değerine değer mi katıyor şu anda?” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen niye böyle bir adamsın lan?” diye sordu Beyhan, sesinde alay olsa da Yener bir anda ciddiyetle ona doğru döndü. Beyhan masanın öteki ucunda, en başında oturuyordu. “İpsiz, sapsız, tipsiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hepsine tamam ama tipime kimse laf edemez, görünen köy kılavuz ister mi? İstemez. Baksana sen bir bana, şu güzelliğe, endama. Kıskanma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni ne zaman evereceğiz biz o zaman güzellik kraliçesi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana ne be benim desti izdivacımdan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzülme Yenerciğim, vardır her topal satıcının bir kör alıcısı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta, canın oğlunla uğraşıyor bu kadın,” diye söylendi Yener ama dönmeye başlayan cızırtılı plaktan yükselen şarkı bir anlığına her şeyi susturdu sanki; Yener’i de masadaki çatal bıçağın sesini de birbirine çarpan kadehleri de. Muşta bir noktaya kilitlenmiş hâlde öylece boşluğu izlemeye başladığında, benden hemen sonra bunu fark eden kişi Yener olmuştu. Yener’in tedirgin bakışları yavaşça Muşta’dan koptu, gecenin içinde rüzgâra kapılarak ilerleyen bir kâğıt parçası gibi bana doğru süzüldü. Yener’in bana baktığını hissetsem de gözlerimi Muşta’dan ayıramadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen yarası nasıl açılıyorsa, içindeki kanın değil, anının kokusu etrafa yayılıyordu. Sanki yarası açılıyordu da akan kan değil, anıları oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İnsan unutamadığı biri olunca mı yarasından anılar sızardı yoksa unutmak istemediği biri olunca mı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’ya bakınca, henüz bir çocuk gibi hissettiğim zamanlarda bile, her ikisini de görürdüm. Hem unutamayan hem de unutmaktan delice korkan. Sevdası bir efsaneydi, dağlara kazınmıştı ama kimse ağzını almaya cüret edemezdi; onunkisi öyle bir sevdaydı ki, insanlar hem bu sevdayı dinlemeden bilirdi hem de bu sevda hakkında tek kelime diyemezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsan,” dedi Muşta, bu kelime dudaklarından müziğe tutunarak dağıldığında, hiç kimse konuşmasını beklemediği için ona baktı. “İnsan baktığı yerde gördüğünü silemeyince, kendisi olduğu yerden silinmeye başlıyor. Bakmayın bana, silindiğim için de susmayın. Konuşun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tüm bunlar, gözleri bir boşluktayken kurulmuş cümlelerdi. O boşlukta gördüğü kimdi herkes biliyordu aslında ama kimsenin dilinin ucunda ne o gördüğünün ismi vardı ne de yaşadıklarına dair bir fikir; duyulmuş birkaç parça cümleyle onun sevdasının büyüklüğüne inanmıştık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta,” dedi Beyhan, bu dik sesi tanırdım, sesi ne zaman böyle kemik gibi çıksa, kimsenin cüret edemeyeceği bir şeyi soracak ya da söyleyecek olurdu. “Seni şafak sökene kadar dağın dibindeki uçurumu izlemeye zorlayan kadın, yine karşına çıktı değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tunç’un bile bizde olmayan kulağı birden bizde bitti sanki. Mekânın mutfağında bir başına çalışan Sadri ağabey boncuklu perdenin içinden çıkıp sessizce bizim masaya doğru baktı. Muşta’nın daldığı gözleri, girip bataklığında çamura bulandığı çukurdan çıkamadı ama bu soruyu beklemediği kesindi. Bir eli masanın üzerinde duruyordu, diğer eli aşağıdaydı, göremiyordum, masanın altındaydı ama biliyordum, yumruğu sıkılıydı. Yumruğu sımsıkıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İçimden hiç çıkmayan birinin, yeniden karşıma çıkması bir şeyi değiştirmez. Ben her gece yandığım ateş, bir gece aniden daha çok harlanıp her yanımı sardı diye o ateşe düşman olmadım.” Mavi gözlerini doğrulturken parmakları kadehi kavradı ama elini masadan kaldırmadı. Bakışları Beyhan’a değil, ileride, camın ardında yanan sokak lambalarına takıldı. “Olamam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu çıktı demek oluyor. Anladım.” Beyhan gülümsedi. “Çok şey duydum, sana çok kez sordum, beni hep tersledin. Bu gece terslemedin. Bu nasıl bir ateşse, seni küle çevirmiş ama gördüğün an yeniden yanmak istemişsin.” İşte Beyhan böyleydi, bir başkasının ona kurmaya cesaret edemeyeceği cümleleri, ona kurabilen bir kadındı. “Bunca zaman sonra gördüysen, gördüğünde her gece güne kavuşana dek düşündüğün kadına o an yandığından daha çok yandıysan, belki de onu görmenin bir sebebi vardır. Hiç düşündün mü? Bir hikâye bitmediyse, karakterler bir gün yeniden karşılaşır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan ve Muşta’nın hikâyesinin bitmediğini, yarım kaldığını görebiliyordum. Beyhan haklıydı, belki de yeniden bir araya gelmeleri için bir sebep gerekiyordu ve işte o gece o sebep var oldu; o sebep benim hikâyeme dönüştü. Muşta’nın bakışları sokak lambalarından ayrılmadı. Ne düşündüğünü bilmiyordum, bilmek de istemiyordum, bir gün onun gibi hissetmekten korkuyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şu an bile hissettiklerim böyleyse, ona dönüşürsem nasıl nefes alırdım? Bu düşünce içimi deşerken Muşta’nın derin bir nefes aldığını görüp yutkundum. O nefes boğazından bıçak gibi indi, biliyorum, biliyorum çünkü o nefesin ihtimali bile bir bıçak oldu ve içimi deşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bazen, bazı insanlar birbirlerinden uzak durmalıdır, Beyhan,” dedi Muşta. “Gece olunca nasıl güneş o karanlıkta yaşayamıyorsa, bazı kadınlar da bazı adamların yanında işte öyle yaşayamaz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu biraz da bahane gibi geliyor, Muşta.” Beyhan derin bir nefesin ardından masanın üzerindeki çakmağa uzandı, çakmağın yuvasından fırlayan ateşi izlerken gözleri dalgındı. “Bazen aşk, koca bir bahaneye dönüşebiliyor. Sonuçta güneş geldiğinde de karanlık kayboluyor, belki de kadın gelince adam kaçıyordur. Bir de buradan bakmak gerek, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’nın buna vereceği bir cevap varsa bile vermedi. Belki de yoktu. Kafasının içi, ihtimallerin çürümeye başladığı bir çukur gibiydi ve eminim çürüyen her ihtimalle onun duyguları bir damla kan kaybediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta,” dedi Yener, parmaklarının arasında tuttuğu kadehe çatık kaşlarla bakarken, “onu sevdiğini nasıl anladın? Eski bir mesele, biliyorum. Kurcalanmasından da hoşlanmıyorsundur ama cevabını merak ediyorum. Birini sevdiğini nasıl anlarsın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birini sevmek, bildiğin bir şeyi o insandan dinlerken ilk kez öğreniyormuş gibi hissetmeye benzer. Buna benzer birçok örnek verebilirim sana. Ona baktığında, kimsede görmediğin şeyleri görmek, aslında başkalarında da olan ama sadece ondayken dikkatini çeken şeyleri görmek...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, dudaklarını öne uzatıp düşünüyor gibi iç çekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bazıları sevince, devamlı etrafında olmak ister. Onu durmadan görmek, onunla durmadan konuşmak, durmadan onunla olmak. Bazıları ise kaçar çünkü bazen kabullenemez, bazen yan yana olmak ayrı olmaktan daha zordur. Konuşamaz, dokunamaz, görmek ister ama görmemek için uğraşır, aşkı daha çok onunla değil, onsuzken kendi başına yaşar. Bu korkaklık değil aslında, bilinmeyeni bünyeden atma isteği. İyileşme arzusu. İnsan hasta olunca, bünyesi otomatik olarak onu iyileştirmek için çalışmaya başlar. Aşk da biraz hastalıktır, bazı insanların bünyesi onu hastalık gibi algılar ve dışarı atmaya çalışır. O yüzden bazıları hep yan yana durmaya çalışırken, bazıları için ayrılık en büyük kavuşmadır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu uzun açıklama, Yener’in sessizce başını sallamasıyla son buldu. Belki birçok şey anlamıştı, belki de hiçbir şey ama bazı çıkarımlar yapmaya çalıştığını görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener,” dediğim anda kafasını kaldırdı ve bana baktı. “Sen âşık olmaktan korkuyorsun, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorumun onu dumura uğrattığını gözlerimle gördüm, bakışlarındaki anlık değişim hızla yerini sakinliğe bıraksa da içindeki dehşeti benden gizleyememişti. “Ben size benzemiyorum,” dedi, bu cevabından hoşlanmıyordum, bazen bir şeyleri yok etmek istediğinde bu cevabı verirdi. Bir duyguyu, bir davranışı, bir kararı... Bizim gibi olmadığını iddia ederek istediği her şeyi parçalardı. “Korku değil, sadece aşkı istemiyorum. Aşk beni zayıflatır. Üstelik safsata olarak görüyorum bu duyguyu, benim için bu duygunun içini dolduran herhangi bir şey yok. Sizin yaşadıklarınızı yaşamayacağımı biliyorum çünkü bunu seçen benim. Seçimim böyle olmasa bile beni bulmazdı, Zincir. Çünkü dediğim gibi, ben size benzemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya da sadece benzemek istemiyorsun,” dedi Muşta kaşlarını kaldırarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya da korkuyorsun,” diyen Devran’dı. Avucunu Yener’in omzuna atıp omzunu sıkarken ayaktaydı, diğer elinde kadehini tutuyordu. “Biricik, hayatıma yıldırım gibi düştüğünde, ben de senin gibi düşünüyordum. Sen, ben ve Gurur, bu insanlar arasında hep farklı hissetmedik mi? Nihan ve Vural’ı izlerken, Adnan ve...” Sustu, Adnan’ın kaybettiği eşinden bahsetmek istemedi ama Adnan sessizce gözlerini kaldırıp ona bakınca, o acı günü hatırladığını anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran gözlerinde af dileyen bir ifadeyle Adnan’a baktıktan sonra gözlerini Yener’e indirdi. Yeniden konuşmadan önce bir müddet bekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önce ben götümü kaybettim, sonra Gurur, bir gün de sen kaybedeceksin. Aşk biraz da insanın götünü kaybetme ihtimalidir.” Bu beni güldürdü, yalanlamadım, doğru olduğunu haykırmadım, sadece güldüm ama Devran’ın haklı olduğunu içten içe, tüm hücrelerimde hissettim. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkmadığımı söyledim.” Yener kaşlarını çattı, masadan kalkmak için hamle yapacaktı ki Devran avucuyla omzuna bastırıp onu geri oturttu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen bozulma, ne zaman bu konu açılsa topuklama ihtiyacı duyuyorsun,” dedi. “Bu da korkudan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok biliyorsun sen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne o? Bu aralar bir garipsin zaten, hayırdır yoksa korktuğun başına mı geldi?” diye sordu Devran sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok adi bir herifsin. Başıma gelse böyle bilmiyor gibi sorular mı sorarım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam işte, anlamaya çalışıyorsun, ondan sorular soruyorsun...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonum titrediğinde dördüncü kadehi içiyordum, gözlerimi ekrana indirdiğim an ondan gelen bildirimi gördüm. Hızla telefonun kilidini kaldırdığım sırada, “Bunun da şu hâline üzülüyorum,” diye söylendi faydasız Yener, aldırış etmedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Umarım başına dağdaki kayalardan biri düşmüştür de ondan bana iyi geceler mesajı atamamışsındır ya

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerek cevap yazmaya başladığımda, “Şu surata bak, en son Destan birinden hoşlandığında böyle bir ifade takınarak mesajlaşıyordu, sonra telefonu elinden aldığımda ve aşk mesajlarını okuduğumda oturup ağlamıştı. Acaba telefonu elinden alsam utancından ağlar mı?” dedi Devran, sesinden eğlendiği belli oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Bensiz iyi mi geçecek yani gecelerin? Seni kınıyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Sen yine de o iyi geceler mesajını atsaydın, hayret bir şey. Çevirme hiç.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Seni gördüm, annenle sohbet ediyordun, geç saatlere kadar uyumazsınız diye düşünmüştüm

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Odamı mı röntlüyorsun sen

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Çoğunlukla, evet

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Hmmmm

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Başka napıosun peki :)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Cimcime seni :)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Adfahsdgshdhg

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Randoma küçük harfle devam ettiğine göre içten gülmedin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Genelde büyük randomlar atarsın

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Yoksa ben artık daha az komikli biri miyim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: ???

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Sen kâinatın en komikli kadınısın

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Bu yüzümü de sadece sen güldürürsün

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Hadi eyv

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Bakayım güldürdüğüm yüze (:

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Anlık at

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Belki istersen nude bile olabilir

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Bizde zorlama yok, olursa da hayır demeyiz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Çok isterdim lakin inan ortam müsait değil

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Sen beni Yener’le mi aldatıyorsun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Devran desen neyse de Yener sence benim hoşlanacağım bir tip mi ya

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre görüldü olarak bekletti mesajı, yüzümdeki gülümseme daha da büyüdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Ne oldu kız, profil foton gitti

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Yok ya Devran’a iki yakası bir araya gelmesin ritüeli yapıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: SAHGASSADGHSDGHVSDGHVSD

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Ha şöyle kış güneşim ya

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Böyle gül işte bana, tedirginlik yaratma üzerimde

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Bu arada, her şey yolunda değil mi? Neredesin, tesiste misin?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Hayır yavrum, arkadaşlarla bir şeyler içiyoruz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Bakim ne içiyosun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Bugün ne bu üstündeki tatlılık senin...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Rakı içiyoruz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Gelebilir miyim peki

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Çıkabilir misin ki

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Evet ama biz bize takılacağız diyorsanız gelmem, sonra beni de götürürsün oraya bir ara belki?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Bekle, ben gelip alayım seni

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Taksiyle gelirim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Gece gece güvenemem kimseye, bekle geliyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Ya rahatını bozmak için demedim, tamam gelmeyeceğim böyle yapacaksan

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Ne rahatımı bozması lan, seni görmek için köpek yavrusu gibi evini izliyorum, sen mi benim rahatımı bozacaksın?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Bekle gözüm

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zerda: Aniden böyle şeyler diyerek beni yükseltme ne olursun sonra Süslü Maria seksting mi yapıyorsunuz yüzün kızardı diyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı: Denensin :D

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oturduğum yerden bir anda kalktığımda, Muşta’nın gözleri bana çevrildi. Kadehimde kalan son yudumu da içerek kadehi masaya geri bıraktım ve bıçağımı masadan alıp kolumun iç kısmına gizledim. Sivilken silahla dolaşmıyordum ama her zaman vücudumun belli kısımlarına gömdüğüm zulalarım olurdu. Özellikle başıma binbir çorap örüldüğü bugünlerde emanetsiz çıkmanın aptallık olduğunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, “Hayrola?” diye sordu. “Nereye böyle, ayaklandın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha’yı alacağım,” dediğim anda Girdap komik bir uluma sesi çıkardı ve Yener de ellerini pati gibi kıvırıp dilini dışarı uzattı. Gözlerimi devirdiğimde bile alay etmeye devam ediyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alkollüsün, ben de geleyim,” dedi Girdap. “Ben daha az içtim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok yok, sarhoş değilim.” Evet, şimdilik değildim. Rakı beni genelde birkaç adım attıktan sonra çarpardı, başımı döndürmez, bilincimle oynamazdı ama ya çenem düşerdi ya da sessizliğe gömülürdüm. Çenemin düştüğü zamanlar, genelde arkadaşlarla biz bize olduğumuz zamanlardı, en son alkolden dolayı uzun uzun üç, dört yıl önce konuştuğumu hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap yaşananları dillendiremese de üstü kapalı bir tedirginlikle, “Gelseydim, kardeşim,” deyince Muşta çenesini kaldırarak, “Sıkıntı yok, Girdap,” dedi. “Bırak gitsin. Adamda travma oluşturmayın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eyvallah, baba. Yoksa bu sığırların anlayacağı yok. Küçük erkek kardeşleriymişim gibi davranıyorlar, sinirlerimi bozuyorlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen şuraya gidiyorsun zaten, arabayla on dakikalık yol. Bak keyfine, aslanım.” Muşta, boş kadehini Yener’e doğru uzattı. “Doldur bakalım, faydasız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener kadehi doldurmak için şişeyi eline aldığında gözleri bana doğru kaymıştı. “Sadece Zeliha’yı mı alacaksın?” diye sormasını beklemediğimden kaşlarım çatıldı. Yener içkiyi Muşta’nın boş bardağına doldururken, “Arkadaşları falan da var, onun için sordum,” diye ekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum, tek gelir herhâlde.” Ellerimi paltomun cebine soktum. “Gelirim birazdan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dikkatli git,” dedi birkaçı aynı anda ama gözlerimi devirmekten başka bir şey yapmadım. Kendimi Isparta’nın soğuk sokaklarına bırakmadan hemen öncesinde Devran’dan arabasının anahtarlarını almıştım. Zırhlı bir cipti, fazlasıyla ilgi çekiyordu ama işe yaramadığını söyleyemezdim. Trafiğe bu ciple çıkınca, etrafındaki araçları kullananların bile daha dikkatli olduğunu fark ediyordun. Ben cipe doğru ilerlerken kanımdaki alkol yavaşça ateş gibi ilerleyerek damarlarımı sarsmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta’nın arkamdan, “Sevdiğine giden adam durdurulmaz, oğlum. Tutmayın bir daha öyle adamı,” dediğini duydum ve her nedense bu cümle, ben ciple oradan uzaklaşmaya başladığımda bile sanki sokakta yankılar uyandırarak bir ışık huzmesi gibi beni takip etmeye devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

KAZA GECESİ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüne astığı ifade parçalanmıştı, bazen insanların ifadeleri parçalanırdı ve kırıkları saklamak mümkün olmazdı. O, bu gece saklamaktan vazgeçmişti. Hakan Basri Şenkaya, bu gece paramparçaydı. Korku her yere yayılmış ağır bir koku gibiydi, kıyafetler ve mermer zemin de olmak üzere her yere sinmişti. Kanı bile bastıracak kadar ağır bir kokusu vardı korkunun.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan’ın adımları koridora düşmeye başladığında, panik de kadınla beraber gölgesini koridora düşürdü. Sanki panik, Cenan’ın arkasında ilerleyen bir gölgeydi, Cenan’ı altına alarak önüne geçmiş ve Cenan’ın gölgesine dönüşmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koridorun diğer ucunda duran adamı gördüğünde, kalbi göğsünün içinde diken gibi büyüyüp tüm ruhunu çizse de başını dik tutabildi. Adamın onun varlığını hissettiğini biliyordu, adamın onun orada olduğunu bildiğini biliyordu. Hakan her zaman bilmişti, Cenan bir yere gölgesini düşürürse, Hakan o gölgeyi görmeden onun orada olduğunu bilirdi. Basri ise kördü, sanki Cenan önünde ölse, Basri, Cenan’ın ölüsünü görmeden ezer, üstüne basar da geçerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan ne kadar sevdiği adamsa, Basri o kadar el adamıydı artık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan bunu, içi acıya acıya öğrenmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan’ın omzunun üstünden yavaşça Cenan’a çevrilen bakışları, koridordaki zemini boyayan kandan bile daha ağır renk gözlerinin kısılmasına neden oldu. O gözler, bu gece yaşlarla dolabilecek kadar çok anıyı içinde saklıyordu, oysa çoğu anı artık önünde ilk andaki kadar net de değildi. Hissettiği ağrıyı saklamadan dağa gömdüğü sevdasına bakarken sadece yutkundu. İçeride ölüm denen pençeyi oğlunun boğazına geçiren bir ölüm meleği vardı ve Hakan, Cenan onu bırakıp gittiği gün hissettiği kadar çaresizdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan’ın adımları Hakan’ın olduğu yere düşmeye başladığında, Hakan gözlerini Cenan’dan çekmedi. Başlarında yanan floresanın ışığı yavaşça çekilerek karanlığı doğurdu ama karanlık doğumda ölen bir bebek gibi kayboldu, tekrar ışık yandığında zamanın içinde bir anı daha ölmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, soğuk parmaklarını üzerindeki kabana sürterken adımları yavaşladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu adamın yanı, ağlamak için saklandığı bir in gibiydi ve ne zaman onu hissetse, gözyaşları özgür kalmak ister gibi kirpiklerini çekiştiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradasın,” dedi Hakan sessizce, bu yıllar sonra doğrudan ona kurduğu ilk cümleydi; hayır, bu bir cümle bile değildi, bu kaybolmuş bir aşkın hâlâ bir yerlerde yaşadığını gösteren çaresizlik yüklü bir kelimeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Oysa sen, en olman gereken anlarda hiçbir zaman olmazdın.” Hakan’ın mırıltısı zamanda ilerleyip anıları sırtüstü düşürmeye başladığında, Cenan’ın adımları havada kaldı ve ardından bir bıçak gibi kesildi. Başını önüne eğdi ve bekledi. Bu cümleyi sindirmeyi bekledi. Kolunun içinde bir delikle, damarından biraz önce ayrılan kanın vücuduna indirdiği soğukla, burada, sevdiği adamın önündeydi; çaresiz küçük bir kız çocuğu kadar kaybolmuş ve korkuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan başını önüne eğdiğinde, aslında başı öne eğilen Hakan’ın kalbi olurdu hep.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, herkesin karşısında yıkılmaz bir dağ, Hakan’ın karşısında kırk kemiği kırılmış küçük bir kız çocuğuydu; yetimdi. Birini yetim bir kalple bu kadar çok sevebilmek için zaten ya deli ya da küçük bir çocuk olmak gerekirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan, Cenan’ı göğsünde bir şarapnel parçası gibi taşımanın bedelini hâlâ ödüyordu ama sanıyordu ki bunun bedelini ödeyen tek kişiydi, Cenan da boyundan büyük bedeller ödemişti; hâlâ ödüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Varlığım seni rahatsız mı ediyor?” Sorusu bir çocuğunki kadar kırgınlığı içinde barındırsa da sesi ne kadar da güçlü duyulmuştu Cenan’ın. Oysa biliyordu, Hakan’ın cevabı evet olursa, tüm gece elinden oyuncağı alınmış, bir de üstüne annesinden dayak yemiş bir çocuk gibi ağlayacaktı. İçten içe cevabın olumsuz olmasını istese de bakışları umursamazdı. Hakan’a bakarken ne kadar umursamaz olabilirdi ki? Hepsi bir maskeden fazlası değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan buna cevabı gözleriyle verdi. Hatta her cevap, bir soruydu aslında. O gözlerde, sen beni nasıl rahatsız edersin, sen bana nasıl bunu sorarsın, sen nasıl benim için rahatsızlık verici olduğunu düşünürsün, soruları dolaştı ama dudakları bir cevap için aralanmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuklar iyi olacak,” dedi Hakan soru içeren tüm cevaplarını göğsündeki batığa gömerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan başını aşağı yukarı salladı. “Evet, iyi olacaklar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkisi, diye düşündü Cenan kalbiyle ve zihniyle. İkisi asla bizim gibi olmayacaklar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynı saniyelerde Hakan’ın kalbiyle ve zihniyle düşündüğü buydu: Umalım da bizim gibi olmasınlar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan bir adım geri attı, konuşulacak olan her şey konuşulmuş ve bitmiş gibiydi. Konuşulması gereken her şeyse, zamanın batırdığı geminin içinde bir enkaz gibi yosun bağlamıştı. Artık ne o yosunları çözebilirlerdi ne de konuşulması gerekenler konuşulsa da bir sonuca varabilirlerdi. Belki de ikisi de bunun farkında olmanın sessizliğiyle, birbirlerine son kez baktılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aşk hâlâ bu kadar büyükse, ayrılığı nasıl bu kadar uzun sürebilirdi?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynı anda düşündükleri ve cevap bulamadıkları bulmacanın sorusuydu bu; cevabı onlarla birlikte zamanın içinde kaybolmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler.” Cenan’ın fısıltısı o kadar zayıftı ki sanki Hakan duymasın diye bilerek bu kadar içinden konuşmuştu. Yine de Hakan onu duymuş gibi gözlerini yüzüne dikti ve uzun uzun ona baktı. Ona, o gittiği günden beri hiçbir gecenin iyi geçmediğini anlatmak ister gibi baktı. Daha da acısı, Cenan bunu anladı. Bunu anladı çünkü Cenan da o gecelerde aynı düşüncelerle yanmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan dönüp gittiğinde, arkasında yokluğu kaldı ama Hakan bu yoklukla zaten uzun zaman yaşamıştı. Yine de bir anlığına, bu yokluğun nasıl bu kadar şiddetli hissettirebileceğini sorguladı; zaman kanayan yaranın merhemiyse eğer, insan düşüp parçalandığı yeri görünce yarası yine mi kanardı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap’ın adımları, Cenan’ın boş ama yıkıcı derecede dolu bıraktığı koridora düşmeye başladığında, Hakan ne kadar zamandır orada öyle duruyor, Cenan’ın gittiği yere bakıyordu bunu sadece Allah bilebilirdi. Girdap’ın yorgun bakışları Hakan’ın gözlerine saygıyla tutunduğunda, Hakan ellerini nihayet paltosunun ceplerinden çıkardı ve Gurur’un kanına boyanmış, sıkıca yumruk yaptığı parmaklarını nihayet gevşetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap başını aşağı yukarı salladıktan sonra, “Cenan Kaplaner az önce Gurur için kan verdi,” dedi. “Ve bunu kimsenin bilmemesini istedi, ortaya çıkarsa da sadece teklif ettiğini, gerek olmadığı için onun kanını almadıklarını söylemelerini rica etti. Bilmen gerektiğini düşündüm, Muşta.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan, hiçbir şey söyleyemedi. Ne bir mimik ne de bir ses, tepki ya da gözlerine sinmiş hasarlı bir ifade... Sadece baktı. Az önce olduğu, şu an olmadığı o yere baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçinde çürüdüğünü sandığı ama hiç içine gömemediği o aşkın, bir adım atsa, ona kollarını açıp açmayacağını merak ederken sadece baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir insanın canı, canı bildiğine bazen elbette kanını da verebilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kazağımın uçlarını deri ceketimin bilek kısımlarından dışarı çekip ellerimi yün kumaşın içine aldım. Hava çok soğuktu, dudaklarımı her araladığımda nefesime tutunarak dökülen buhar da bunun en büyük kanıtıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçlarımı kulaklarımı örtmesi için salmıştım, başımda kazağımla aynı renkte kırmızı bir bere vardı, altıma geçirdiğim kot pantolonun içine tayt giymediğim için pişmandım. Saat hemen hemen iki civarıydı, belki biraz erken olabilirdi. Yokuşun sonunda yükselen binaların hemen karşısındaki tekel hâlâ açıktı, aslında on ikiden sonra kapatırlardı ama kepenkler inmemişti, ışıkları da hâlâ yanıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Boynumu kazağın uzun yakasının içine gömerken sokağın diğer ucuna doğru baktım. Sokak lambalarının turuncu bir kıyamete çevirdiği sokak o kadar sessiz ve tekinsiz görünüyordu ki ürperdim. Kafamın içinde devamlı tekrar eden yere vurma anında çıkan sesler, bu gece kayıptı, onlardan arınmış gibi hissetsem de dehşet gecesinin izlerini ruhumda taşımaya devam ediyordum. Babaannem uyanıktı, annem ise salondaki koltukta uyuyakalmıştı. Evden bir hayalet gibi süzülerek çıkarken Süslü Maria’nın bana imalı gülüşünü yakalamıştım ama aldırış etmemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Doğum kontrol hapı kullanmam gerektiğini ima etmişti, ona düz düz baktığımda da ertesi gün haplarının da işe yarayabileceğini eklemişti. Bazen bu deli ihtiyarı hiç anlamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binanın kapısı tekrar açılınca omzumun üstünden girişe doğru baktım. Simge gözlerinde soru işaretiyle bana doğru gelirken kollarını bedenine sarmıştı, büyük hırkasının içinde küçücük görünüyordu. “Nereye?” diye sorarken sesi endişeli gibiydi, aramıza katıldığından beri o grubun da benim de başımızdan bela eksik olmadığını anlamış olacak ki, evham yapmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’u bekliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir sorun yok, değil mi?” diye sordu, gözlerinde korku vardı. Başımı iki yana salladığımda rahat bir nefes alıp kollarını bedenine daha sıkı sararak, “Bu gece orada mı kalacaksın?” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, Gurur ile dışarı çıkacağız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge ona alay ediyormuşum gibi baktı. “Bu saatte ve bu soğukta mı?” Sırıttı. “Özel işleriniz mi var yoksa, Zelluş?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne fesatsın, hiç bana çekmemişsin. Bak, ben öyle miyim hiç?” Bana komik bir ifadeyle baktığında gözlerimi devirdim. “Bir mekânda içiyorlarmış, açıkçası sarhoş Gurur’un nasıl olacağını merak ettiğimden kendimi zorla davet ettirdim. Düşüncesi çok seksi geldi, ne yapabilirim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İçindeki neşeli yanı çıkardığı için ona minnettarım. O gelene kadar yanında durayım mı? Sokak çok tekinsiz görünüyor.” Simge’nin esas korkusunun beni tekinsiz bir sokakta yalnız bırakmak olmadığını biliyordum, birinin beni yalnız görüp zarar vermesinden korkuyordu çünkü kazadan sonra onda da derin yaralar açılmıştı. Artık daha tedirgin bakıyordu yeşil gözleri.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aldırış etme, ben iyiyim.” Gülümseyip ona sokuldum, kafamı omzuna yatırdığımda o da başını benim başımın üzerine devirdi ve bir süre öylece bekledik. “Simge,” diye mırıldandığımda sessizliğini küçük bir mırıltıyla ortadan kaldırdı. “Sence Cenan’ın sırrı açığa çıkarsa, Muşta ne hisseder?” İçimde tutamadığım, içimde bir bıçak gibi gezinerek kör noktalarımı kanatan ve kör noktalarım kanadığı için de yaralandığımı kimsenin fark edemediği bir konuydu bu. Simge, dünya üzerinde çocukluğumdan bu yana her şeyimi paylaştığım tek insandı, her şeyi bilmesi bana kendimi güvende hissettirse de Muşta’nın tüm bunları bilmemesi kalbimi ağrıtıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum,” dedi Simge, dürüstlüğünü damarlarımda hissettim, her zaman yakıcı bir şekilde gerçeği söylerdi. Gerçekten ben kaçsam bile Simge’nin o gerçeği üzerime yuvarlayacağını bilirdim. Beni kandırmaktansa, beni korkutmayı tercih ediyordu; çünkü kandırırsa zarar göreceğimi biliyordu, korkutursa da her şeye hazırlıklı olacağımı... Şanslıydım, çocukluğumdan beri hayatımın ortasında dev yaprakları olan bir çınar gibiydi varlığı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonuçları elbette Cenan için de Hakan abi için de ağır olacaktır.” Sonunda yeniden konuştuğunda kurduğu cümle buydu. Sonuçların çok ağır olacağını içten içe bilsem de bir mucize bekliyordum. Birbirlerine yeniden sokulup yaslanabilecekleri, birbirlerine yeniden ait olurken bir arada yuva kurabilecekleri türden bir mucize bekliyordum. Belki yaşananları geride bırakırlarsa, ikisi de birbirini affedebilirse, geçen zamana rağmen bir şansları daha olurdu. Simge, sessizliğimden anlamış gibi, “Sanırım Hakan abi ağır tepkiler verebilir, bunun için de onu suçlayamayız,” dedi, haklılığı tekrar canımı sıkmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Köşeyi dönen zırhlı cipin far ışıkları gözlerimizi aldığında Simge, beni kollarından azat etti. Bakışlarının bana çevrildiğini fark ettim ama ben doğrudan cipe bakıyordum. O geceden sonra cip görmek bende derin bir tekinsizlik duygusu yaratıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araç eve birkaç metre kala durunca, “Hadi git,” dedi Simge, tedirginliğimin farkında gibiydi. Bir süre olduğum yerde durup zırhlı aracı ve aracın farlarından süzülen ışığın etrafında süzülen toz zerreciklerini izledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aracın kapısı açıldı, beliren koca cüsseli bedenin kime ait olduğunu biliyordum ama o beden arkasına sokak lambasını, önüne de parlak far ışığını aldığından yüzü seçilmiyordu. Tamamen karanlıkta olan yüzündeki ifadeyi seçemediğim için bilinmez bir hisle ona doğru yöneldim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi eğlenceler,” dedi Simge sırtını dönüp binaya doğru yürümeye başlamadan hemen öncesinde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Simge,” deyince, kuzenim durdu ve omzunun üstünden Gurur’a doğru baktı. “Sen de gelsene,” demesini beklemiyordum ama bu beni çok da şaşırtmadı. Muhtemelen cipte yalnızken nasıl hissedeceğimi biliyordu, hiç dillendirmese de bende kalan yaraların, hasarın farkındaydı. Bu hasarın bedenimde değil, ruhumda kaldığını biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge bunu reddetmek istiyor olmalıydı, geceleri onu üzen şarkılar dinleyip bir şeyler araştırmayı severdi ya da yeni bir diziye başlar, sabahın ilk ışıklarına dek diziyi izlerdi ama içimi kemiren duyguların farkında olacak ki, bir süre bekledikten sonra Gurur’u, “Olur,” diyerek onayladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge arkamda, ben onun birkaç adım önünde araca doğru ilerlerken, yüzü karanlığa gömülü Gurur’un bakışlarının bende olduğunu hissedebiliyordum. Simge arka kapıyı açıp araca bindi, ben de Gurur’un tam önünde durup bakışlarımı kaldırarak ona baktım. Şimdi karanlığın yuttuğu güzelliğini bana geri vermişti, yüzünü görebiliyordum. Gözlerine oturan kan damarlarını fark ettiğimde kaşlarım çatıldı. Teninden amonyağa benzer ağır bir koku geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni görür görmez dudaklarına öyle derin bir gülümseme yayıldı ki, bu gülümsemenin kalbimi yerinden çıkaracağını sandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geçmişe dayalı ama içimde her zaman gelecekte var olma ihtimali olan güzel anları tetikleyen gülümsemesini izledim. Onu ilk gördüğüm andakine çok benzeyen yüzüne rağmen, nasıl da o adamdan farklı görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sarhoş musun?” diye sorup ona biraz daha sokuldum ve teninden gelen kokuyu içime çektim. “Çakmağı çaksam havaya uçar mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle koklarsan, havaya uçan ben olmam,” dedi, gözlerini kısarak kurduğu cümleye rağmen dudaklarında hâlâ içimi yakan o tebessümü vardı. Kaşlarımı kaldırarak yüzüne dik dik baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hâlde araba kullandın yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“On dakikalık yol.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşımı kaldırıp başımı salladım. “Düş bakalım önüme, koca dağ domuzu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden yüzüme doğru eğilmesini beklemediğim için kalbim şiddetle sıkıştı. Burnundan çektiği nefesin tenime yaptığı baskıyı hissederken ona bakakaldım. Gözlerini yumup, “Mis gibi,” diye fısıldayınca anında tüm yüzüme yayılan alevleri hissettim ama bozuntuya vermedim. Yumduğu gözlerini geri açtı ve “Kokuna bir başkayım, biliyor musun?” diye sordu usulca, sesindeki o tınıda her ne bulduysam, bulduğum o şeyin benim için mücevher kadar değerli olduğunu iliklerimde hissetmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu gece sen bana gelmeyi teklif etmeseydin, ben kesin senin kapında it olmaya gelirdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarıma yerleşen gülümsemeyi bastıramadım. “Sarhoş Gurur boş zamanlarında bana şiirler kaleme alıyormuş gibi geldi,” dedim alayla, her ne kadar cümlem alay barındırıyor gibi hissettirse de sonuna gelmekten korktuğum bir şeyin ortasında duruyordum aslında. Kolları beni tutarken, parmak uçlarından tenime dağılan hisler alevlerin bile yaratamayacağı yakıcılıktaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ön koltuğa bindiğimde rahatsızlığım yüzümden okunuyor olmalıydı. Başka bir şey düşünmeye çalışarak emniyet kemerimi bağlamaya başladım, bir süredir aslında beni koruyacağını bildiğim emniyet kemerlerinden de korkuyordum. Sessiz uğraşlar sonucu kemerimi sonunda bağlayabildiğimde kafamı kaldırıp ileriye doğru baktım, Gurur’unsa bana baktığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne düşünüyordu bilmiyordum ama düşüncelerden uğultu gibi bana doğru gelen endişeyi hissedebiliyordum. Arabayı çalıştırırken sessizlik, motorun sesiyle parçalandı, geriye doğru sürmeye başladığında hâlâ aracın ön camından dışarı bakıyordum. Tekerleklerin her geri hareketinde, zamanın içinden çekiliyormuşum gibi hissetmeme neden olan bir görüntü oluşmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biz geriye doğru giderken bize doğru gelen arabanın yakıcı ışığı gözlerime vurdu. Gözlerimi yavaşça kısarken, ışığın içinde bizi izleyen anılar varmış gibi hissetmiştim; o geceye dair anılardı bunlar. Dişlerimi sıktığımı fark ettiğimde arabanın ışığı silindi ve araç başka bir sokağa doğru saparak gözden kayboldu. Gurur direksiyonu çevirdi, birkaç saniye sonra sessizliğin çöktüğü soğuk Isparta sokaklarında ilerlemeye başladık. Isıtıcı çalışsa da camlara oturan buğudan sokağın derinliklerinin ne kadar soğuk olduğunu görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Üşüyor musun?” diye sordu, arabayı olabildiğince yavaş kullandığını o sorudan hemen sonra fark etmiştim. Gurur’a doğru baktığımda her ne kadar bana bakmak istediğini fark etsem de sanki tedirginliğimi yok etmek istiyormuş gibi gözlerini yoldan bir an olsun ayırmıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa beni korkutan yine takla atacak olmamız değildi, ölümün kıyısına gelecek olmamız değildi, ölümün bir dalga gibi büyüyerek bizi altına alacak olması değildi; bana bakmamasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Simge, taşınıyorsun, değil mi?” diye sordu gözlerini dikiz aynasından anlık Simge’ye dokundurup hemen geri çekerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, amcamlar gittikten sonra yerleşecektim ama kiracıları hâlâ çıkmamış sanırım, eşyalarını almamışlar yani. Bu yüzden önümüzdeki ay taşınacağım. Teşekkür ederim bu arada, çok yardımcı oldun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lafı bile olmaz.” Otogarı geçip ara bir sokağa girdiğimizde etrafımızı taradım, Isparta’ya ilk geldiğim zamanlar bu civarda bir ev bulmuştum ama sokaklar çok karanlık olduğu için tutmaktan vazgeçmiştim. Gurur mekânın önünde arabayı durdurduğunda Simge sanki ikimizin konuşacakları olduğunu düşünüyormuş gibi hızla araçtan indi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge’nin mekânın kapısında dikilen Adnan’a doğru yürüdüğü anları izlediğim esnada Gurur, eklemlerinin dış kısmıyla yanağıma dokundu ve ürpererek ona doğru döndüm. Dokunuşunun etkisini o kadar derinlerimde hissettim ki, gariptir ki bir an ağlayacağımı sandım. Gözlerimin içine baktı ve içinde yeni yollar, ihtimaller, kelimeler gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sahip olduğu her şeye bakıyormuş gibi hissettiren bakışları yüzümden dudaklarıma düştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Annemle konuştum,” deyince göz bebeklerimin genişleyip küçüldüğünü hissettim, bunu görmüş gibi sırıttığında yüzündeki gülücük çizgileri belirginleşti. Sarhoş olduğu hissediliyordu; harflerinden, bakışlarından, gülümsemesinden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ee?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eylül ona senden bahsetmiş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dehşet içinde kapıya uzanıp kendimi arabadan aşağı atmak, çığlık atarak koşmaya başlamak istedim ama bunun yerine şok içinde Gurur’a baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O da bana seninle ilgili sorular sordu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Söylediği cümleden kaçmak için bakışlarımı hızla ön cama çevirdim. Simge hâlâ mekânın önünde duruyordu, içeri girmek için beni bekliyordu sanırım. Önünde Yener’in dikildiğini fark ettiğimde dikkatim biraz olsun dağılmıştı. Yener pürdikkat ona bakarken sessizdi, Simge’nin ifadesini göremiyordum çünkü sırtı bana dönüktü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şşt,” dedi Gurur ve gözlerim yeniden onu buldu, bahsettiği şeyi hatırlayınca yüzümün bir kan nehrine döndüğünü hissettim. Domatese dönmüş müydüm? Kırmızı mıydım? Yoksa çillerim ele vermek ister gibi renk mi değiştirmişti? Yüzüne far tutulmuş bir tavşan gibi baktığım için olsa gerek, başını geriye atarak derinden yükselen, boğuk bir kahkaha attı. Kahkahası sonlandığında hâlâ ona bakıyordum, gözlerini omzunun üstünden bana doğru çevirirken başını arabanın koltuğuna yasladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlıkta cam kırıkları gibi parıldayan gözleri beni keserken, “Yüzümü güldürenin sen olduğunu bilmeye hakkı vardı,” diye fısıldadı, fısıltısı dudaklarındaki hafif tebessüm silinmeden bana ulaşmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen şimdi sahiden annene benden mi bahsettin?” diye sordum, sesim öyle abartılı ve tiz çıkmıştı ki Gurur’un gülümsemesi yeniden sırıtışa dönüştü. Bu onu eğlendiriyor olsa gerekti, beni ise kalp krizinden öldürebilirdi. Ona kötü kötü bakarak bir cevap bekledim ve o da “Evet,” dedi, “sahiden anneme senden bahsettim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dilimin ucuna binlerce soru geldi ama hiçbirini dillendiremedim. Annesinin hakkımda ne düşündüğünden tut da Gurur’un annesine neleri anlattığına kadar her şeyi merak ettim ama hiçbirini soramadım. Gurur kıvrandığımı görmüş gibi, “Tüm gece merakla beni izlemen çok hoşuma gidecek,” dedi ve yanağımdan makas aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona kötü kötü bakmam bir şeyi değiştirmedi, aksine onu daha da eğlendirdi. Emniyet kemerimi çözmek için üzerime doğru eğildiğinde geri çekilmeden mutsuz bir suratla onu izledim. İçim içimi yerken bu kadar rahat olması, bir de üzerine bunun onu eğlendirmesi sinirlerimi tepeme toplamıştı. Yine de kokusu bir fırtına gibi üzerime çöktüğünde yıkılmaktan kaçamadım. Parmakları emniyet kemerimi çözmek için karnımda dolaştı, sertçe yutkundum ve o parmakların yavaşça göğüs kafesime doğru yola koyulduğunu hissettim. Üzerimdeki kumaşların varlığına rağmen parmak uçlarındaki alevleri tüm hatlarıyla hissettim. Dilimi damağımı kurutan dokunuşları altında yumuşayan bakışlarıma, karanlığa meydan okuyan gözlerindeki imayla karşılık verdi ve bu yanaklarımın içini sertçe dişlememe neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana yaklaştığım anda tüm vücudun kasılmaya başlıyor,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Engel olabildiğim bir şey değil,” dedim kısık sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Engel olabilseydin, olur muydun yani?” Kirpiklerimin arasından ona baktığımda dudaklarındaki tebessüm, tahrik edici bir muziplikle şekillendi. “Vücudun hâlâ çok fazla kasılıyor, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessiz kaldım ama üzerime gelmeye devam edeceğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tıpkı geçen gece ağzımda kasıldığın gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aaaa!” diye bağırarak aniden ittim onu. “Üstüme iyilik sağlık ya, sarhoşken kurduğun hayalleri yaşanmış gibi anlatmazsan sevinirim.” 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam kapıya uzanacaktım ki bileğimi yakalayıp beni kendisine doğru çevirdi, yüzüme doğru kahkaha atmasına düz düz bakarken, “Ne o?” diye sordu. “Pancara döndün len.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Len mi? İki gün babamla takıldın diye Muğlalı yaptın kendini.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Isınma turları yavrum, ısınma turları...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay hadi be oradan, sarhoş sapık adam.” Arabadan indiğimde hâlâ gülüyordu. Homurdanarak kapıyı yüzüne çarpıp söylene söylene mekâna doğru yürümeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Herkes oradaydı. Yener, Simge ve bana kapıyı açtığında ona gülümsedim ama durgun bakışları sadece bana dokundu. Başta neden gülümsemediğini anlayamasam da içeri girdiğim anda bunun sebebinin kanında dolaşan yüksek miktardaki alkolden olduğunu anlamıştım. Tamamı sarhoş diyemezdim ama sarhoş olmayanların da çakırkeyif olduğu apaçık ortadaydı. Yükselen şarkının çıkış noktasının bir plak çalar olduğunu fark ettim, sarı lambaların altında, loş sayılabilecek bir ortamdaydılar. Birleştirdikleri masaların etrafına toplanmışlardı. Biz içeri girene dek sürdürdükleri koyu sohbet, kısa selamlaşmanın ardından hız kesmeden kaldığı yerden devam etmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben Gurur ile yan yana oturuyordum, Simge diğer tarafımdaydı ve Simge’nin tam karşısında da Yener oturuyordu. Askerlik anılarından bahsederlerken Gurur, önüme koyduğu kadehlerden birini rakıyla doldurmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge, kadehine sadece su doldurulmasını istedi, dudaklarında soğuk bir tebessüm vardı ama yine de içten olduğunu biliyordum. Çekimser olduğu zamanlar çok soğuk biri gibi görünürdü ama aslında hiç de öyle biri değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un nefesi boyun boşluğumu okşamaya başladı, hemen ardından kadehini kaldırdı ve kulağıma doğru, “Varlığına,” diye fısıldadı. Kadehimi kadehine yavaşça vurup rakıdan bir yudum alarak yüzümü buruşturdum ve bu Yener’i de Gurur’u de güldürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, “Şalgam vur, Zeliş, şalgam vur,” diyerek bana kendi önündeki içilmemiş şalgamı uzatırken hâlâ yüzümü buruşturuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yarasın Bayan Yenge,” diyen kişi Adnan’dı, kadehini bana kaldırınca gülümseyerek ben de ona doğru kadeh kaldırdım ve hızla Devran’ın önündeki şalgamı almak için öne doğru uzandım. Devran sesli bir şekilde gülüyor, Ecevit gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. İlk şalgam deneyimim, aldığım bir yudumdan sonra öğürerek kadehi âdeta Devran’a fırlatmamla son bulmuştu ve bu Muşta’ya bile kahkaha attırmıştı. “Niye içiyorsunuz bunları niye?” diye çemkirirken takındığım ifade bir süre sonra masada kronik bir kahkahaya sebep olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kısa sürede rakının o gıcık tadına alıştım. Hatta bir ara o kadar abartmıştım ki Yener’in açıp, “Bunu yapabilirsen sana iki yüz lira veririm,” dediği videodaki kadın gibi kafamın üzerinde döndürmüştüm kadehi. Ben bunu yaparken Gurur alnını masaya yaslamış gülüyordu, Girdap beni videoya alıyordu, Yener de elinde taklidini yaptığım videonun oynamaya devam ettiği telefonla dehşet içinde bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İki yüz lira için değdi mi buna ya?” diye sordu Yener, sesi de yüzü gibi dehşet yüklüydü. “Beni buna maruz bıraktığın için, sen bana iki yüz lira vermelisin ayrıca.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mızıkçılık yapma lan, cimri it,” dedi Muşta sertçe. “Sahtekârlık yaptığından mütevellit yüz lira daha fazla vereceksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener bir Muşta’ya bir de bana baktıktan sonra, “Ocağıma incir ağacını kendi ellerinle dikiyorsun, ben senin hani oğlundum?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O da kızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarıma götürdüğüm kadeh, Muşta’nın bu cümlesinin etkisiyle dişime çarptı. Tüm damağıma yayılan ağrıyı hissetmeme rağmen tepki bile veremeden Muşta’nın gözlerinin içine bakakaldım. Şimdi masada oturan Muşta değil, Hakan abiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam şu an kalksam, Muşta’nın kollarının arasına girsem, ondan saklanan şeyler için ağlayarak ondan defalarca kez özür dilesem ama neler olduğunu ona anlatmasam, bu beni bencil biri mi yapardı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen bencil olurduk, evet ama kendimiz için değil. Bunun bencillik olduğunu biliyordum ama çıkarım yoktu, kendim için de yapmıyordum. Peki ya nasıl oluyordu da bu kadar suçlu ve parçalanmış hissediyordum?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, hissettiklerim yüzümün üzerinde süzülüyor olsa gerek, elini masanın altına gizlediğim elimin üzerine koydu ve bakışlarımız omuzlarımızın üzerinden su gibi akarak birbirine çarptı. O çarpışma anında büyüyen ve daireler oluşturan dairenin içine kelimeleri saklamış gibi baktım ona. Kelimeleri göremese de hissettiklerimin ağırlığını gördü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana yavaşça göz kırpınca içimdeki ağırlığın yerinden kalkmadığını ama biraz olsun hafiflediğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Affedersiniz,” dedi Adnan sessizce. Kafamı ona çevirdiğimde, “Çolpan Hanımefendi neden gelmediler?” diye sorunca, Yener gözlerini kısarak Adnan’a doğru döndü ama Adnan bana bakmaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adnan, benimle sizli bizli konuşmayı bırak lütfen. Uyuyordu Çolpan, Simge de son anda gelmeye karar verdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener bu kez Simge’ye doğru baktı, Simge de gözlerini kaldırmış, ona dokunan bakışların farkına varmış gibi Yener’e bakmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanlış anlama lütfen, Bayan Yenge,” dedi Adnan. “Niyetim yokluğunu elbette sorgulamak değildi fakat Çolpan Hanımefendi ile oğlum hakkında konuşmak istiyordum. Fırtınam birkaç gündür sürekli onun resimlerini çiziyor. Eğer sana resimlerden birini verirsem, benim ve fırtınam için bu resmi Çolpan Hanım’a verir misin lütfen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan, hiç beklemediğim anda ceketinin iç cebinden dörde katlanmış beyaz bir kâğıdı çıkardı ve bana uzattı. Kâğıdı elime alırken Adnan’ın gözlerinde meraklı bir bekleyiş olduğunu gördüm, ters dönmüş bir kum saatini anımsatan gözlerine bakarken, “Elbette,” diyebildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bayan Çolpan da diyebilirdi ama Çolpan Hanımefendi demeyi tercih etti,” diye mırıldandı Tayfun, gece boyu o kadar sessizdi ki varlığını yeni fark ediyorum desem yalan olmazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bayan Yenge,” dedi tekrardan Adnan. “Eğer merak ediyorsan bakabilirsin.” Merak ettiğimi nereden anlamıştı? Tek elim Gurur’un avucunun içindeyken resmi açamayacağım için elimi usulca geri çektim. Bu kez büyük avucunu dizime koydu, dizimi sıkarak okşadı ve kendimi tutamayıp yutkundum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan’dan aldığım resmi açtığımda, ilk an donup kalmama neden olan şey, küçük bir çocuk olduğunu hesaba katarsak gayet güzel çizim yaptığını görmek olmuştu. Bir diğer şaşkınlığı ise çizdiği kişinin Çolpan olduğunu fark ettiğimde yaşadım. Bora, kıvırcık saçları olan, Çolpan’a gerçekten de benzeyen bir kadın çizmişti ve yanına da kendisini kondurmuştu. Çolpan’a benzeyen kadın çizimi, Bora’nın elini tutuyordu ve arkalarında büyük bir güneş parlıyordu, çimenli bir yolda birlikteydiler, arkalarında da babasını temsil ettiğini düşündüğüm büyük bir dağ vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir çocuğun kalbinde sizi hissetmesi, böyle bir şey miydi?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çolpan bunu gördüğünde çok sevinecek,” demem, Adnan’ın da gülümsemesine neden oldu. “Bu çok değerli.” Resmi katlayıp hasar görmemesi için bir kenara koydum ve Adnan’a baktım. “Ne kadar yetenekliymiş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu özelliği annesinden almış olsa gerek. Annesi de çok güzel resim çizerdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Herkesin derin bir sessizlikle birbirine bakmasına neden olan, bu iki cümleydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan’a o kadar uzun süre baktım ki bakışlarım ona her ne hissettirdiyse gözlerini benden kaçıran o oldu. Gurur’un parmakları hâlâ dizimdeydi, elimi aşağı indirdim ve Gurur’un parmaklarının üzerine yerleştirdim. Teni çok sıcaktı, sebebi alkol müydü? Gözlerimi ona çevirdiğim anda beni izleyen gözleriyle karşılaştım, ilgili bakışlarından kaçamadan ona öylece bakakaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şafağa çok bir şey kalmamıştı. Askerler, üzerlerine çöken sessizliği birdenbire yok ettiklerinde, artık sokağın ortasındaydık ve uzun eşek oynayan bir sürü dev gibi adama şokla bakıyordum. Simge koluma girmiş, tıpkı benim gibi aralık duran dudaklarla dehşetle onları izliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İlk atlayan Yener olmuştu, Yener atladığında altta kalanlar çok sarsılmasa da hemen arkasından Gurur da atlayınca çökmüşlerdi. Beyhan onlara hoşnutsuz bir ifadeyle, “Rezil herifler,” deyip duruyordu. Muşta elinde sigarayla köşede onları izlerken yüzünde alaycı bir ifade vardı ama eğlendiği her hâlinden belliydi. Şu koca bebeklerin bu hâllerine alışkın olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hepsi yere yıkılıp yerde sürünerek gülmeye başlayana dek oyun devam etti. Sonunda Yener ve Gurur bize doğru gelmeye başladığında askerler yavaşça dağılmıştı. Devran’ın Biricik’in yanına gittiğini biliyordum, Vural da muhtemelen diğerleriyle birlikte uçarak tesise dönecek ve Nihan’ına koşacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yürüyerek dönelim mi?” diye sordu Gurur, kafamı kaldırıp ona baktım. Teninden soğuğun ve alkolün kokusu geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha iyi olur. Çok içtin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona gülümserken aslında benim de kafamın güzel olduğu gerçeğini yok sayamazdım, damarlarımı yakarak ilerleyen alkolün bedenime bıraktığı kalıntıları hissedebiliyordum. Gurur gülerek beni kolunun altına aldı, onun beline sarıldım ve birlikte karanlık sokakta yürümeye başladık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arkamızda yürüyen, gölgeleri sokak lambalarının vurmasıyla uzayarak bize doğru düşen ikili, Yener ve Simge’ydi. Yan yana yürürlerken ikisinin de elleri ceplerindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ana caddeye kadar sarılmış hâlde, hiç konuşmadan yürüdük. Simge ve Yener de sessizdi. Sokak o kadar boştu ki, ara sıra geçip giden tek tük araç dışındaki tek yaşam belirtisi dördümüzdük.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimde tuttuğum dörde katlanmış resmi cebime koymamıştım, buruşsun istemiyordum. Tek kolumla Gurur’u sarmaya devam ederken, “Sizinkiler yarın kaçta gidecek?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Akşam on bir gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yolcu etmeye gelsem baban ne yapar bana?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey yapmaz herhâlde...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pek emin olamadın sanki...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelmek istiyorsan gel, babam problem çıkarmaz,” dediğimde bedeninin gevşediğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onunla iyi anlaşmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu isteği o kadar çocukçaydı ki beni şefkatle gülümsetti. “Normal şartlarda tanışmış olsaydınız, yani konu ben olmasaydım, seni ilk andan itibaren severdi,” dedim, bunun onu şaşırttığını hissettim. “Şimdi konu benim ya, o beni paylaşamıyor, sorun sen değilsin...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O da haklı, benim de kızım olsa ben de süper yakışıklı olan herkesten kıskanırdım onu.” Sırıtarak söylediği bu cümle, tek kaşımı kaldırmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim babam da süper yakışıklı olduğu için, seni tipinden dolayı kıskanmıyor. Sen benim babamın gençlik fotoğraflarını görsen, kimin kimi kıskandığını da anlamış olurduk.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi de fena değil peder efendi,” deyince kalbimin atışlarını yavaşlatmak ister gibi gözlerimi sokaktaki ışıklara diktim. Babama peder demesi normal şartlarda göz devirmeme neden olabilirdi belki ama söyleyen Gurur olduğu için kalbim, birdenbire yeleleri özgür kalmış bir at gibi oradan oraya savrulmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’a bakmak için kafamı kaldırdığımda, o da gözlerini indirerek yüzüme baktı. Buz sıcağı gözleri bu kez dondurmuyor, kavurucu bir güneş gibi yakıyordu. Gür kirpiklerinin arasında doğmuş bir güneşi anımsatan gözlerine bakarken, “Sarhoş Gurur daha çok gülümsüyor ve daha temas bağımlısı,” dedim, bu söylediğim burnunu buruşturarak gülmesine neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanındayken o kadar çok gülüyorum ki, inan beni tanıyan ve sana nasıl gülümsediğime şahit olan herkes şaşırıyor. Ayrıca, konu sensen her an dokunmak istediğimi, tenimin her noktasının sana temas etmesini istediğimi rahatlıkla söyleyebilmem için sarhoş olmama gerek yok. Bunu gayet ayık, aklım başımdayken de gösterdiğimi düşünüyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarındaki sıcak gülümseme göğüs kafesimi zonklattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üstelik ağzımın ne kadar iyi işler çıkardığını unuttun herhâlde? Tamamıyla ayık olduğum bir anda, hatırlatırım, oldukça iyi işler çıkarmıştı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener ve Simge’nin bizi duymasından korkarak Gurur’u cimcikleyip arkama doğru baktım. Gurur acıyla homurdanırken Simge ve Yener’in yan yana sessizce yürümeye devam ettiklerini gördüm. Aralarındaki sessizlik onlara nasıl hissettiriyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok edepsizsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dur daha bir şey yapmadım ki…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu yapmamış hâlinse...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımın üstüne sert bir öpücük kondurup kulağıma doğru, “Ötekini sen düşün,” diye fısıldadı imayla. Tüm bedenim abluka altına alınmış gibi baskıyla sıkışırken sertçe yutkunup gözlerimi yere indirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşünmek yeter mi bilemem,” dedim yeri izlerken, sanırım alkol benim de dilime vurmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama şimdi böyle dersen seni omuzlayıp eve götürmek zorunda kalırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnşallah bir sonraki sefere canım,” diye alay ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge’nin, “Ee dilsiz Yener, nasılsın?” diye sormasıyla, Gurur’un da benim de gözlerim yavaşça onlara doğru döndü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, gözlerini usulca Simge’ye çevirdi, bakışları durgun suları anımsatıyordu; durgun ama derin sular. Ya o bakışların içinde birilerini boğmaktan korkuyordu ya da kendisi çoktan boğulmuştu ve gözlerinden yansımasını görüyorduk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederim, iyiyim.” Bir süre kıza nasıl olduğunu sormadan bekleyince kaşlarım çatıldı. Simge de bu tavrından rahatsız olmuş gibi gözlerini hemen önüne çevirmişti ki, Yener sessizce, “Sen?” diye sordu. Sanırım gerçekten nasıl diyalog kurması gerektiğini kestiremiyordu. Simge’nin ona değil, yere baktığını fark edince o da Simge’nin baktığı yöne indirdi gözlerini.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi,” dedi sadece Simge, sanırım yanında yürüyen adamın onunla konuşmak istemediğini düşünmüştü. Haklıydı, ben olsam ben de öyle düşünürdüm ama şu an Yener’in konuşmak istemediğini değil, sadece kaçmak istediğini görüyordum. Hem konuşmak isteyip hem de kaçmak isteyebilir miydi bir insan konuşmaktan? Yener kaçıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge de onu kovalayacak bir kadın değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümün düştüğünü fark eden Gurur, “Ne oldu, gözüm?” diye sordu sessizce, nefesindeki alkol kokusu yüzüme yayılmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı kaldırıp ona baktım ve “Yener’in hiç ama hiç gerçek bir ilişkisi ya da flörtü olmamıştı, değil mi?” diye fısıldadım sadece Gurur’un duyabileceği bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç olmadı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sence bir gün olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Bilmiyorum, istemediğini görüyorum, olsa bile engeller.” Gözlerini yüzümde tedirginlikle dolaştırdı. “Konu Simge mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç anlamayacaksın sanmıştım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlıyorum da anlamazdan geliyorum. Kardeşimi rahatsız edeceğini bildiğim bir konuyu dillendirmem.” Beni tamamen göğsüne bastırıp, “Yener çok iyi kalplidir ama konu ilişkilerse, çarpık ilişkileri olduğunu sen de biliyorsun. Simge’ye vereceği tek şeyin hayal kırıklığı olacağını Yener de biliyor, sırf bu yüzden uzak duracaktır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde anlam veremediğim bir üzüntü oluştu, Gurur’un bunu gördüğünü hissedebiliyordum ama konu hakkında başka bir yorum yapmadı. Muhtemelen Yener’i ‘hayal kırıklığı’ olarak adlandırmaktan o da mutsuzdu ama gerçeği de yok sayamazdı. Simge’nin bendeki değerini görebiliyor, Yener’in ilişkilerinin boyutunu en iyi o biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binanın önüne geldiğimizde durup kollarımı Gurur’un beline sardım ve yüzümü onun göğsüne sakladım. O da büyük kollarını boynumun etrafından geçirerek beni sıkıca sardı. Bir süre öyle bekledim. Dudaklarını yeniden başımın üstüne bastırdı ve geleceğimde ona dair bir pençe izi daha oluştu. Bir gün dudakları başımın üstüne değmez duruma gelirsek, geleceğime derin yaralarla ilerleyecektim. Hatta o yaralar, benim geleceğim olacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir gün beni böyle başımdan öpmeyeceğin bir gün olur mu?” diye sordum, sesim boğuk çıkmıştı çünkü yüzüm göğsüne gömülü hâldeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunun için başımdan içeri, beyin fonksiyonlarımı saplandığı anda durduracak bir merminin girmesi gerekiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam, sizin çirkin romantizminiz bitmeyecek gibi duruyor, ben eve giriyorum,” dedi Simge, sesi alaycı olsa da ruh hâlinin durgun olduğunu hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanağımı Gurur’un göğsüne yaslayıp Simge’nin binaya gidişini izledim. Simge binanın güvenlik şifresini girerken Yener, “İyi geceler,” dedi ama Simge bunu ya duymamıştı ya da duymuş ama cevap verecek vakit bulamamıştı. Kapının açılırken çıkardığı otomatik sesle beraber Simge görüş alanımdan çıkarak binaya girdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener sessizlik içinde Simge’nin biraz evvel olduğu ama geriye yokluğunun kaldığı noktaya bakakaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Hadi sen de içeri gir, üşüdün,” dedi, burnuma dudaklarıyla bastırınca afalladım. “Bak, burnun da buz gibi olmuş.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam, görüşürüz o zaman.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnını alnıma bastırıp, “Çabucak görüşürsek sevinirim, Zerda,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu arkamda bırakıp binaya giderken suyun üzerinde yürüyormuşum gibi hissediyordum. Sessizlikle eve girdikten sonra odama yöneldim. Annem yatağıma geçmişti, muhtemelen evde olmadığımın farkındaydı ama beni aramamıştı, sanırım nerede olduğumu bilmenin rahatlığındandı bu. Çolpan’a vereceğim çizimi masamın üzerine bıraktım ve anneme doğru baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yorganı kaldırıp annemin yanına, yatağa girdiğimde, “Geldin mi?” diye fısıldadı uykulu bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geldim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni kollarının arasına çekti, üzerimizi yorganla örttü ve “Heh,” diye mırıldandı. “Şimdi içim daha rahat uyurum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi uykular, anne.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi uykular, Zeliş.” Güldü. “Rakı kokuyon, sıpa.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra sustuk ama ikimiz de gülümsüyorduk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin ve babamın varlığının bana sonsuz huzur verdiğini, en üzgün anımda bile onları düşününce yaşama bir şekilde yeniden tutunabildiğimi hissederdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Soğuk otogarda, ellerime geçirdiğim kırmızı eldivenlere bakarken gözlerim onlara değmesin diye çok uğraşmıştım çünkü iki damla büyük gözyaşı kirpiklerimin üzerinde asılı duruyordu ve onlara bakacak olursam, düşeceklerini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un varlığının babamı rahatsız etmediği ilk andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, peronların önündeki büyük, kalın kolonlardan birinin önünde durmuş bizi izliyordu. Bankta oturuyordum, gelen ve gitmek için hareketlenen tüm otobüslerin ışıkları önce benim yüzümde parlıyor, en son benim yüzümde sönüyordu. Babam sağımda, annem solumda oturuyordu, eldivenle kaplı ellerimden biri babamın avucuyla sarılınca sertçe yutkundum ama kafamı kaldırıp babama bakamadım. Çünkü bakarsam ağlardım. Artık sık sık geleceğinden emin olsam da bazen geri geleceğini bildiğiniz birinin gitmesine de ağlardınız.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ağlamamak için sabahı düşündüm. Mutfak tezgâhına yaslanmış omzunun üstünden televizyona doğru bakan Çolpan’a yaklaştığım o ânı. Avucumda Bora’nın onun için çizdiği resmi tutuyordum ve Çolpan gözlerini elimdeki kâğıda indirip, “O ne?” diye sormuştu. Sanki ona olduğunu biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona uzatırken gülümsüyordum, gülümsemem bulaşıcı bir hastalıkmış gibi Çolpan da gülümsemeye başlamıştı. Kabarık, kıvırcık saçlarının arasına tuttuğu tokaları, yüzüne oturmuş sağlıklı ışıltıyı hatırlıyorum. Resmi ona uzatırken, “Fırtına, bunu senin için çizmiş,” demiştim, Fırtına’nın kim olduğunu anlayamamış gibi yüzüme baktığında da, “Adnan’ın oğlu,” diye fısıldamıştım ve Çolpan gülümseyerek, “Bora!” demişti heyecanla. Bora ile aralarında çok kısa zamanda, çok derin bir bağ kurulmuştu. Çolpan’ın heyecandan titreyen ellerle resmi açmaya çalıştığı âna şahitlik eden biri, bu bağı tüm çıplaklığıyla görebilirdi kesinlikle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çolpan, onun için çizilen resme bakarken ağlıyordu. Bu, uzun zamandır süren arkadaşlığımızı hesaba katarsak, onu ilk kez böyle mutluluktan ağlarken gördüğüm andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Olduğum âna geri çekilmeme neden olan, otobüslerden birinin dururken çıkardığı rahatsız edici, havaya benzer ses oldu. Gözlerimi kaldırdım ve otobüse baktım. Babam ile annemi götürecek olan seferdi. Üzerinde Muğla yazıyordu. Doğup büyüdüğüm, en sevdiğim şehre ilk kez nefret duyduğum an, şu andı sanırım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi bakalım, bize müsaade,” dedi babam oturduğu yerden doğrularak kalkarken. Elimi bırakması, kaşlarımın sertçe çatılmasına neden oldu. Babam önce erkek kardeşime sarıldı, Eymen mutsuz bir suratla babama sarılırken gözleri gözlerime dokunmuştu. Mavi gözlerine çöken yaşları görebiliyordum ama ağlamamaya yemin etmiş gibi yutkunup gözlerini sıkıca yumdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ablan sana, sen de ablana emanetsin. Yine de arada Antalya’ya dönüp okuluna git, sıpalık peşinde koşma. Hayvanlık, itlik, uğursuzluk etme, sana boşuna yollamıyorum o kadar parayı ben.” Gülerek Eymen’den ayrıldı, Simge’yi kucakladı ve “Baban yerine de kucaklamış olayım, gözünde tüttürme adamın, git ara sıra dizine, canım benim,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem beni göğsüne bastırınca sessizce oturduğum yere sinip babamı izlemeye devam ettim. Babam, Gurur’a doğru döndü. Gurur’un onu izlediğini fark edince kaşları sertçe çatıldı ama ifadesi çatık kaşlarına rağmen yumuşaktı. “Bene bak kavak ağacı, gel bakem buraya,” dediğinde Gurur başını sallayarak ona doğru yürüdü. “Varlığından hiç hoşnut değilim, kavak ağacı.” Gurur hayalet gibi babama bakarken Eymen gülmüştü. “Yani elimde olsa seni mülteci olarak başka bir ülkeye postalamayı çok isterdim emme yapcek pek de bir şey yok, alışacağız artık varlığına.” Babam birden elini Gurur’a doğru uzatınca donup kaldım. “Öp bakem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, babamın elini öperken gözlerini yavaşça bana doğru çevirdi ama o kadar şaşkın hâldeydim ki tepki bile veremedim, sadece donuk bir şekilde onlara bakakaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aferin.” Babam geri çekilip bana doğru döndü. “Gel buraya ceylan gözlüm, seni en sona sakladım ki kokun beni Muğla’ya kadar bırakmasın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımı bükerek yerimden kalkıp hızla onun kollarına girdiğimde, gitmemesi için yalvarabilirdim. Beni göğsüne bastırdı, saçlarımı kokladı, yüzüme sayısız öpücük kondurdu ve “Yine geleceğim, ağlama,” dedi, o bunu söyleyene kadar ağladığımın farkında bile değildim. “Seni bu kavak ağacıyla bırakıp gider miyim? Geleceğim tabii...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne zaman?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her ay gelirim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söz mü?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen iste ben her gün kalkar gelirim kız, anası kılıklı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay bırak da ben de kızıma sarılayım,” dedi annem oturduğu yerden kalkarken. Önce kardeşime, sonra Simge’ye, en son da hâlâ babamın göğsünde burnunu çeken bana geldi. Beni babamdan zar zor ayırıp kollarının arasına çektiğinde o kadar çok kalmalarını söyleyerek ağlayıp şımarıklık yapmak istiyordum ki... Yine de yapmadım. Onlara sıkıca sarıldım, tekrar geleceklerini bilmenin rahatlığı ama gidiyor olmalarının yarattığı buruklukla yüzlerine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Otobüse doğru gitmeden hemen öncesinde annem, Gurur’a, “Önce kendisine, sonra da sana emanet,” demişti, Gurur bu cümlede her ne yakaladıysa başını sallarken sertçe yutkunmuştu. Koltuklarına yerleştikleri ânı otobüsün yan tarafına gidip gözlerimi camlara dikerek izlemiştim. Otobüs hareket etmeye başladı, kalbimden iki parça Ege’ye doğru gitmek için yola koyuldu ve onlara el salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra da dakikalarca Eymen’in kollarında ağladım. Ağlamamı ne ara sıra saçlarıma dokunan Gurur ne de bana sıkıca sarılan Eymen durduramadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O gece, Gurur’la yaşadığım evin salonundaki L koltukta bir cenin gibi uzanmıştım. Leon ve Pars, belli aralıklarla gelip yüzümü, ellerimi yalamışlardı ama hiç hâlim yoktu. Üzüntü bende her zaman yorgunluk yaratıyordu, öyle de olmuştu, sızlayan kirpik diplerimdeki acı başıma kadar uzanırken öylece uyuyakalmıştım. Şafağa doğru, üzerime örtülen yumuşak, pelüş battaniyenin varlığını hissederek gözlerimi açtığımı hatırlıyorum. Gurur ayakucuma oturmuş dışarıyı izliyor, pelüş battaniyenin altındaki ayak bileğimi ovuyordu. Yastığıma daha sıkı sarılmış, bir süre şafağı izledikten sonra yine uykuya dalmıştım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana, “Küçük bir çocuk gibi babanın arkasından mı ağlıyorsun, küçük kızım?” diye sorduğu ve dudaklarının saçlarımın arasındaki yerini aldığı ânı hatırlıyorum. O kadar uykum vardı ki ne sesimi çıkarabilmiş ne de gözlerimi açabilmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çay kaşığının bardağın içinde dönüp cama çarparken çıkardığı sesle gözlerimi zar zor araladığımda başımdaki ağrı dinmişti ama kirpik diplerim hâlâ sızlıyordu. Yattığım yerde yan döndüm, gözlerim evin tavanını kadrajına aldı ve boğazımdaki acı yüzünden yüzümü buruşturarak yutkundum. Yavaşça doğrulup koltuğun sırt kısmına tutundum ve etrafı inceledim. Askılıkta birkaç palto vardı, uğultuyu anımsatan sesler mutfaktan geliyordu. Üstümdeki kazağı düzeltip saçlarımı dağınık bir şekilde topuz yaparak mutfağa yöneldim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Az sessiz olun, zar zor uyudu, erkenden uyanırsa sizi dümdüz ederim,” diyordu. Yorgun bir şekilde esneyerek kafamı içeri uzattığım anda Gurur çay kaşığını bardaktan çıkarıp Ecevit’e fırlattı. “Size ne dedim lan ben?” diye homurdandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, “Aa, bana ne atıyorsun be?” diye söylendi, sesi soğuk olsa da bir an tepkisi beni gülümsetmişti. Yener tezgâha oturmuş elindeki açmayı ısırıyor, Vural ve Nihan mutfak masasında yan yana oturmuşlar çaylarını içiyorlardı. Nihan bana yumuşakça gülümsedi, ben de ona gülümsedim ve “Günaydın,” dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener’in tedirgin gözleri önce Gurur’a sonra da bana dokundu. Bu kalabalığın sebebiyle ilgili başta çıkarımlarım olmasa da şimdi bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayabiliyordum. Yener tekrar Gurur’a bakınca, Gurur’un da gergin olduğunu fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasılsın?” diye sordu Ecevit, bu kadar konuşkan değildi, bana karşı daha az girişkendi, o yüzden şaşkınlığımı gizlemeden ona baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyim, sağ ol?” dedim sorar gibi, sonra bakışlarım Vural’a çevrildi ve Vural’ın, Nihan’ın yüzündeki soğukkanlılığın aksine bir şeyleri ele verir gibi tedirgin göründüğünü fark ettim. “Burada benim bilmediğim bir şeyler mi oluyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit, “Ben de tam çıkıyordum,” diyerek mutfağın çıkışına yönelmişti ki, “Bir saniye,” diyerek onu durdurdum. Diken üstünde görünüyordu. Omzunun üstünden bana baksa da bakışlarım onunkilere karşılık vermedi. “Gurur?” dedim sorar gibi. “Bir şey mi oldu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otur da kahvaltı edelim,” dedi sanki konuyu olabildiğince bizden uzak tutmaya çalışıyormuş gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir şey yemek istemiyorum.” Acıyan boğazımı tuttuğum sırada bile tedirginlik içimde genişleyerek büyümeye devam ediyordu. Tedirginliğimi onlardan gizlemeye çalıştım çünkü her ne saklıyorlarsa, bir an önce ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Tedirgin hareketler sergilersem, öğrenme işi biraz daha uzayacakmış gibi geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, “Lütfen,” deyince bakışlarım hızla ona doğru çevrildi. Soğukkanlı gülümsemesini izledim, tek kaşım havaya kalkmıştı. “Oturup bir çay içsene bizimle. Hem seni özledim, laflardık biraz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Burada yolunda gitmeyen bir şeyler var. Hepinizden garip bir aura yayılıyor.” Ellerimi belime koyup, “Gurur’un imam nikâhlı karısı mı geldi? Hiç bilmediği bir çocuğu olduğu mu ortaya çıktı? Ne oluyoruz?” diye sorduğumda, Yener boğazında kalan açmayı gülerek dışarı çıkardı ve ona iğrenerek baktım. “Iyy, sil orayı çabuk.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Gel otur, yavrum,” deyince tedirgin gözlerimi ona çevirdim. Sakin görünüyordu, bakışlarının dibine oturmuş o farklılığı görebiliyor olmasaydım her şeyin yolunda olduğuna inanırdım ama gözlerini tanıyordum; o gözler bana her zaman yakalanırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un yanındaki boş sandalyeyi çekip oturdum, Nihan çayından bir yudum aldı ve gerginliğin artmasına neden olan sinir bozucu bir sessizlik yaşandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan sonunda, “Seninle konuşmak istediğim bir şey var, Zeliha,” dedi, yüzüm anbean renk kaybederken tek yapabildiğim,” Evet?” diyebilmek oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok uzun zamandır Vural ile beraberim, biliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un eli yavaşça masanın altından bana doğru geldi, dizimi tutup sıktı ve bu kaşlarımın daha da çatılmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu birliktelik boyunca Vural sayısızca kez-” diyecekti ki Gurur bir anda, “Göreve gitmem gerek,” dedi ve elim öyle hızlı bir şekilde dizimde duran elinin üzerine kondu ki o bile dokunuşumun hızına duyduğu şaşkınlığı gizleyemedi. Parmaklarımız hızla birbirine kenetlendiğinde göğüs boşluğumdan aşağı doğru düşmeye başlayan sanki kalbimdi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, Gurur’a uyarıyla baksa da o an tepkilerim toprağın altına çekilmiş bir deprem gibi kaybolarak yüzümden de sesimden de çekildi. Tek yapabildiğim Gurur’un parmaklarını sıkıca kavramak oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birden pat diye söylemene gerek yoktu,” dedi Nihan tersler gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu şekilde konuşmalar hazırlayarak onu daha da gerdiğimizi fark ettim.” Gurur’un bana baktığını hissetsem de başımı çevirip ona bakamadım. Kalbimin içinde bir şeyler yıkılıyormuş gibi hissediyordum. Mütemadiyen yıkılan belki de kalbimin içinde gizlenen duygulardı ve her yıkımın ardından kalbim daha da ağırlaşıyordu. Bu gidişle kalbimi tutan damarlar, kalbimdeki ağırlığı kaldıramayacak ve kopacaklardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaburgalarımı sıkan şeyin beni parçalayacağını sandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne görevi?” Dudaklarımdan dökülen soru, kulaklarımda uğultuya dönüştü. Kendi sesim de dahil olmak üzere tüm sesler uğultulardan ibaretti, birdenbire güneş gökyüzünde sönmüş ve tüm yıldızlar üzerimize düşmeye başlamıştı. Gurur’a bakamadım, bakmayı çok istesem de gözlerim gözlerine tutunamadı. Bakışlarımı Nihan’a sapladım, bir bıçak gibi onda duran bakışlarım biliyordum ki onu kanatacak kadar keskindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu hep yaşıyorum,” dedi Nihan sessizce, sanki bana bunu kabul ettirmeye çalışıyordu. Bakışlarımdaki dehşeti gizleyemedim, ifadelerimi bir maskenin ardına saklayamadım. Aniden saldıran çaresizliğin içimi yerle bir ettiğini hissediyordum ama bunu dillendirecek olursam hakkımda ne düşünülürdü, işte bunu bilmiyordum. Bir çocuk gibi tepki vermemeliydim, güçlü bir tepkim olmalıydı, bunun yanında sakin de olmalıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama tüm bunların ne anlama geldiğini bile bilmiyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir süreliğine gidecek ve sonra geri dönecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beyhan gibi mi?” diye sordum, sesim hiç olmadığı kadar durağan olsa da ben ilk kez kendi sesimi duyuyormuş gibi şaşkındım. Bunu saklayabiliyor muydum bilmiyordum ama Gurur sıktığım parmaklarını parmaklarıma sürterek bana desteğini bildirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kadar uzun değil,” diyen kişi Gurur’du.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine ona bakamadım, kalbimin yükselen ritmini duymaması için ağzımı bile açamıyordum. Sanki dudaklarım aralanırsa kalbim hissettiğim her şeyi ele verecekti. Sonunda kelimelerin canımı yakmayacağına kendimi inandırıp, “Ne kadar zaman?” diye sordum, sesim o kadar belirsizliklerle doluydu ki içerideki kimse şu an hissettiklerim konusunda fikir sahibi değildi, emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşanan sessizlik, mevcut sürenin beni ne denli parçalayacağının kanıtı olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cevap verecek misin?” Bu kez bakışlarım Gurur’a çevrildi ve zaten beni izleyen buz sıcağı gözlerin kısıldığını gördüm. Ona yalvarır gibi baktığımda ne hissediyordu? Gözlerinde gördüğüm şey kesinlikle hissettiğim çaresizlikten daha büyüktü. Bana böyle hissettirdiği için kendisini suçluyor muydu? Karnımdaki ağrı artarken, “Sen henüz yeni kaza geçirdin, günlerce uyudun, bu komaydı,” dediğimde bakışlarında bir değişim yaşanmadı, sadece hissettiklerim onu hırpalıyordu, bunu görebiliyordum. Kendisiyle ilgili hiçbir şey umurunda değildi; yaralanmış olması, hayati hasar almış olması, kaç gün ortalarda olmayacağı ya da diğer tüm şeyler… Hiçbiri umurunda değildi. Umurunda olan tek şeye bakıyordu, o da bendim. Bir an kendimden tiksindim. “Çok uzun olduğu için mi susuyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Süre konusunda netleşen bir şey yok,” dese de sesi onu ele veriyordu, omuzlarımın düşmesine engel olamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural, “Ben de onunla olacağım,” deyince gözlerimi kaldırdım ve ona baktım. Diğerleri olmayacak mıydı? Sadece Vural ile mi gideceklerdi? Nihan neden bu kadar sakindi? Bir süre sonra tüm bu olanları normal karşılamaya mı başlamıştı? Yoksa sadece soğukkanlı görünen bir enkaz mıydı? Nihan’a çevirdiğim gözlerim bir cevap arıyor gibi ısrarcıydı, Nihan bana yavaşça gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener, sen?” diye sordum hızla bakışlarımı Yener’e çevirerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok isterdim ama maalesef.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki ya Devran? Adnan?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onlar kocaman olduğu için beni korur diye mi düşündün?” diye sordu Gurur alayla, sonra beni kendine çekip göğsüne bastırdı. “25-30 gün, daha fazlası olacağını sanmam. Olağanüstü bir durumda belki 40 güne uzar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olağanüstü bir durum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, ona bakmama engel oldu. “Yani görev uzarsa,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buz kestiğim için hiçbir şey söyleyemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradayım çünkü bir desteğe olacağını düşündüm,” dedi Nihan, Nihan bu cümleyi kurduğunda Gurur dışındaki herkes mutfaktan çıkmıştı. Nihan’ın nişanlısı olan Vural da gidenlerin arasındaydı. “Onların hayatında her zaman böyle gelişmeler olacak, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana anlayışla bakması umurumda bile değildi, kafamın içi seslerle uğulduyordu, gözlerimi tek bir noktaya odakladım ve cevap vermeden bekledim. Ne hissetmem gerektiğini bilmesem de çok boktan şeyler hissediyordum. Bir okyanusun ortasında gibiydim, güçlü bir akıntı tarafından o hisse doğru sürükleniyordum ve beni takip eden ölümcül dalgalar da beni her defasında boğup yok etmek ister gibi altına alıyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aniydi, elbette bekliyorduk ama böyle birden değil. İlk seferler kötüdür. Benim için de oldukça kötüydü ama sonra alıştım.” Küçük çantasından bir kutu hap çıkardı ve “Her ihtimale karşı sakinleştirici bir şeyler getirmiştim, abartılı bir tepki vermeni bekliyordum ama oldukça sakin görünüyorsun,” dedi. Ona onu görüyormuş ama anlamıyormuş gibi baktığımda içten gülümsemesi mutsuz bir ifadeye bürünmesiyle sönüp kayboldu. “İyi misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu olayların içine sürüklendiğim zamanlar böyle bir haber alsaydım, muhtemelen ondan kurtulduğumu düşünerek özgür hissederdim ama şimdi onun bir süreliğine gidecek olması, bana tutsakmışım gibi hissettiriyordu. Sanki asıl tutsaklığı, onu görmemeye başladığımda yaşayacaktım; onun varlığı etrafımdan silindiğinde mahkûmiyetim başlayacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep iletişimde olacağım seninle,” dedi Gurur, beni kollarının arasına tam anlamıyla çekip koca bedeniyle kucağında küçücük kalan bedenime sıkıca sarıldı. “Böyle susma, beni endişelendiriyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Endişelenmene gerek yok,” diye fısıldadım, güçlü birini oynamaya karar vermiştim. Zorluk çıkaran küçük kız olmak istemiyordum, şımarıklık yapıp onun da diğerlerinin de ayağını bir pabuca sokmayacaktım. Buna bir anda karar vermiştim ama bir anda verdiğim her kararın arkasında dururdum, sorun yoktu, en azından şimdilik. Gurur’a doğru bakıp yavaşça gülümsedim ama gülümserken dişlerimin dökülecek gibi ağrıdığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmakları yanaklarımda dolaştı, Nihan’ın varlığı bir anlığına yok sayıldı ve gözlerimin içine baktı. “Gerçekten,” dedim. “Hem iletişimde olacağımızı da söyledin. Her zaman yaptığın bir şeyse, bir sorun yok demektir, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını aşağı yukarı sallarken gözleri sözlerime inanmadığını resmediyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim için endişe etme, hem tepkimden korkup insanları telaşlandırmana gerek yoktu.” Yavaşça gülümseyerek kucağından indim, benim için doldurulduğunu fark ettiğim soğuk çayı tek dikişte içtikten sonra gülümsememi bozmadan boş bardağı tezgâha taşıdım. Bunlar olurken Nihan ve Gurur temkinli gözlerle beni izliyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aynen öyle,” dedi Nihan ayağı kalkıp bana doğru yaklaşarak. Elini omzuma koydu. “Gurur da senin için endişeleniyordu.” Gözlerime uzun uzun bakınca, ne demek istediğini anladım. Onu stres altında göndermemi istemiyordu, muhtemelen o da stresteydi, o da çok korkuyordu ama bunu ustalıkla gizliyordu çünkü Vural’ı strese sokmak istemiyordu. Gözlerinde gördüklerim beni biraz daha sakinleştirdi, ona uzun uzun gülümsedim ama elini omzumdan çekse hüngür hüngür ağlayacak gibiydim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben çocuk değilim, evet, bir anda duyunca çok şaşırdım ama iyiyim.” Gülümseyerek Gurur’a doğru döndüm, ne hissettiğimi anlama çabasıyla bana bakıyordu. Bir anlığına davranışım ona gerçekçi gelmiş gibi rahatlayarak tebessüm etse de kuşkuları olduğunu görebiliyordum. “Süreyi çok uzatmazsan sevinirim, Çalıklı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen döneceğim.” Oturduğu yerde tüm tedirginliğiyle beni izlemeye devam etti ama buna sadece gülümseyerek karşılık verebildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nihan, “Ben gitsem iyi olacak,” dedi, elini yavaşça omzumdan çekti ve “Vural,” diye seslenerek mutfaktan çıktı. Nihan gittiği anda yeniden Gurur’a bakamadım, bir şey içime oturdu ve ona bakmama engel oldu. Bıçağın ucu durmaksızın içime girip çıkıyor gibi hissettim, kanatıyordu ama derin yaralamıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kirli çamaşırın var mı?” diye sordum sessizce, Gurur’un bakışlarını sırtımda hissediyordum. “Makineyi açmayı öğrendim, sinir ediyordu beni, bir türlü anlamıyordum dilinden. Simge öğretti.” Alakasızca konuştuğum şeyler içimde gürültü yapan duyguların sesini kesiyor muydu bilmiyordum. Duymasını istemiyordum. Tezgâhtaki bulaşıkları sudan geçirmeye başladım. “Eğer yıkamamı istediğin kıyafetlerin varsa söyleyebilirsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, Zerda. Ben kendi kıyafetlerimi her zaman kendim yıkarım,” dedi yumuşak bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı sallayıp, “O zaman odadaki çarşafları değiştireyim,” dediğimde, “Temizler,” dedi ama ona aldırış etmeden suyu kapatıp boynumu esnettim ve mutfağın çıkışına doğru ilerledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üst kata giden merdivenlere doğru ilerlediğim sırada Ecevit ve Yener kapıdan çıkıyorlardı, Vural ve Nihan gitmiş miydi? Salona doğru baktım ama onları göremedim, bakışlarım tekrar Yener ve Ecevit’e dokundu. Sanki bana bakmaktan kaçınıyor gibiydiler, montlarını giyerlerken sadece, “Görüşürüz,” demişlerdi. Sessizce basamakları tırmandım, bir süre üst kattaki tırabzanlara tutunarak alt katı izledim ve derin bir nefes alarak odaya girdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buna hazır hissetmiyordum. Onca yaşanandan sonra, bir de bunu kaldırabilir miydim bilmiyordum. O bir ay bana nasıl geçerdi? Ya uzarsa, neler olurdu? Ondan bir gün haber almasam, ne hâle gelirdim? Tüm ihtimaller karanlık bir gölgeydi ve o gölge, beni odada takip eden bir yaratık gibi peşimden geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çarşafları çıkarırken gözlerim yanıyordu ama ağlayamayacak kadar şaşkın olduğumu fark etmiştim. Ellerim buz tutmuştu, parmaklarımı hareket ettirmekte zorlanıyordum, oysa ev soğuk bile değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi ne yapacağım?” diye fısıldadım kendi kendime.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ruhumda, derinlerde bir yerde aynı soruyu bana yönelten biri daha vardı sanki, yaşı benden oldukça küçüktü ama sesimizin tınısı da aynıydı gözlerimizin içine yerleşen bakışlar da. Küçük bir kız çocuğu, ruhumdaki eteği tutup çekiştirerek ne olacağını, ne yapacağımızı soruyor gibi hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otuz gün boyunca ben ne yapacağım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çarşafları sıyrılmış, çıplak kalmış yorganın üzerine oturup boşluğu izlemeye başladım. Aşağıda kaynayan kettledan yükselen ses bir an bana o kadar gürültülü geldi ki, sanki ağlamaya başlasam kimse duyamazdı ama yine de ağlayamadım. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un kaybolduğu zamanı hatırladım, Gurur’un canı göğsünden siliniyormuş gibi kireç gibi bir yüzle uzandığı yoğun bakım ünitesindeki hâlini hatırladım, karnına giren cismin bıraktığı ize dokunduğum ânı hatırladım. İçimdeki baskı durduramayacağım noktaya ulaştığında boydan cama yöneldim, camı aralarken balkondaki kirişlerin yavaşlattığı rüzgâr, yağmur damlalarıyla beraber uçarak saçlarımı dağıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendini değil, onu düşün,” diye tekrarladım kendi kendime, rüzgâr saçlarımın arasından esmeye ve saçlarımı da düşüncelerimi de dağıtmaya devam etti. “Onu strese sokma, gözünü arkada koymasına neden olma, içinde sıkıntıyla yollama. Bencil olma.” Bunları kendime tane tane fısıldadım, kimsenin değil, sadece benim ve kalbimin bildiği bir sır olarak içime gömüldü cümleler.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce, “Ama ben ne yapacağım?” diye fısıldadım kendi kendime.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gölgesinin odaya düştüğünü hissettiğim anda ifademe bir soğukluk yerleşti, birazdan ağlayacak gibi değil de her şey yolundaymış gibi dönüp baktım ona. Aşmaya çalıştığım şeyin bir dağa dönüşüp beni altına aldığını hissediyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak bakayım sen benim gözlerime,” dedi gözlerimiz zaten birbirine tutunduğu hâlde. “İyiymiş gibi mi yapacaksın? Şakacıktan iyiymiş gibi.” Gülümsedi, gülümsemesi o kadar yakıcıydı ki içimdeki acının arttığını hissettim. Bir çocukla konuşuyormuş gibi konuşuyor, bana bir çocuğa sokuluyormuş gibi sokuluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odaya düşen adımlarını gergin bir yüz, ağlamamak için kendini zorlayan gözler ve bükülmesine az kaldığını hissettiğim titreyen dudaklarla izledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen beni otogarda babanı uğurlarken kandırmaya çalıştığın gibi mi kandıracaksın, güzel kızım? Ağlamak üzere değilmiş gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kaçırmak istedim ama yapamadım. İçimde ezilen bir şeyler vardı. O da bunu görüyordu, ustaca saklasam bile göreceğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben senin labirentin, çarptığın duvarlarım,” dedi tam önümde durduğunda. “Sen bana dair hissettiğin hiçbir şeyde beni kandıramazsın.” Yüzümü avuçlarının arasına alınca dudaklarım neredeyse bükülecekti ama sertçe yutkunarak bunu durdurdum. Gözlerindeki şefkatten kaçamadım, o şefkat içimi daha da tüketti, yandım, küle döndüm ve savruldum. “Benden, benim sana hissettirdiklerimi saklayamazsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ondan yine kaçamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gidiyorsam dönülmeyecek şekilde değil, yine sana dönebilmek için gidiyorum,” dediğinde dudaklarım bu defa bana ihanet ederek büküldü ve Gurur bu görüntü onu parçalamış gibi gözlerini yumarak başını geriye doğru attı. “Ama böyle yapma,” diye fısıldadı. “Senin dudakların büküleceğine benim boynum bükülsün.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kötü hissetme,” dedim yavaşça, bakışları daha da derinleşti. Ona biraz daha bakarsam ağlardım, bunu bildiğimden gözlerimi çenesine indirip gözlerinden uzaklaştırdım. “İlk kez olduğundan böyle hissettim,” diye mırıldandım. “Anlık bir şey, sonra hemen bitecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yalan söylemeyi de hiç beceremiyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sertçe yutkunup, “Yalan değil,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi oradan, sümüklü çocuk.” Alnını alnıma yaslarken büyük avuçları yüzümü tamamen kavramış hâldeydi. Gurur burnunu burnuma sürterken, “Burnun da aynı kedi yavrularının burunları gibi ıslanmış,” diye mırıldandı. “Özür dilerim, Zeliha. Ben de beklemiyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden özür diliyorsun, deli?” Alnımı alnına bastırdım. “Bu özür dilemeni gerektiren bir şey değil. İyi ol, yeter bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her zaman iyi olurum, bilmiyor musun?” Burnunu burnuma sürterek geri çekilip gözlerimin içine uzun uzun baktı. “Gözlerin elmaslarını toplamış, yanaklarından dökme, ne olursun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ağlamayacağım,” diye yalan söyledim. “Sana zorluk da çıkarmayacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana ne zaman zorluk çıkardın ki? Senin hayatında zorlukları var eden benim, benim hayatımı güzelleştirense sensin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle konuşursan kapıya mayın döşerim, nah gidersin göreve.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çocuk gibisin,” diyerek gülünce kollarımı onun bedenine sarıp, “Öyleysem ne olmuş?” diye sordum. “Çocuksam da sadece sana çocuğum ben, Gurur Mert Çalıklı. Bilmiyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum. Bir bana, tek bana çocuksun. Bir bana, tek bana çocuk kal.” Büyük avuçları yüzümden ayrıldı, saçlarımı avuçlarıyla geriye tarayıp dudaklarını alnıma bastırdı. “Ağlayacaksan da ben yokken değil, ben yanındayken ağla, kollarımda ağla ki seni teselli edebileyim, gözyaşlarını silebileyim. Biz uzakken ağlarsan, bana bu hayatta yapabileceğin en büyük kötülüğü yapmış olursun. Bunu sakın unutma. Beni sadece senin ağlaman öldürür, sen ağlarken senin gözyaşlarını silememem öldürür.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce yüzümü boynuna sakladığımda kollarını bedenime sıkıca sarıp derin bir nefes aldı. Aldığı nefesin içinde binlerce anlam gizli olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Benim kadar çaresiz hissettiğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki ne zaman?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu şafakta,” dedi, boğazıma dolan duyguyu dışarı bir mırıltıyla çıkardığımda ağlayacağımı anlamış gibi kolları beni daha da sıkı sardı. Göğüs kafesim göğüs kafesine geçseydi, böyle iç içe kalsaydık, bir bütün gibi, tek göğüs kafesinde çift kalp gibi, olmaz mıydı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki bu kadar erken olmak zorunda mıydı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Değildi,” diye fısıldadı. “Biliyorum yavrum, değildi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çabucak geleceksin,” dedim, daha çok kendimi buna kodlamak ister gibi bir hâlim vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Çabucak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ağlamak istemiyorum,” dediğimde gözlerim gözlerine yeniden tutundu ve bakışları derin bir kuyu gibi beni içine çağırdı. Dikkatle Gurur’un gözlerinin içine baktım. Parmakları tenimdeydi ve tüm ihtimalleri paramparça edebilecek kadar güçlü olduğunu bana hissettiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu kez, yavaşça ona yaklaşan ben oldum. Üst dudağım iki dudağının arasına yerleştiğinde parmakları usulca saçlarım boyunca kayarak enseme, oradan da omuzlarıma indi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öpüşmemiz yavaş ve içtendi, tüm duygular bir sarmal oluşturup bizi içine almış gibiydi; dev bir girdap başımızın üzerinde dönerek bizi içine çekiyordu sanki.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ne düşündüğümü ne hissettiğimi biliyordu, ben de onun düşüncelerini ve hislerini biliyordum. Bu yüzden dudaklarımız birbirine karışırken her şey daha netti, hislerim de daha netti düşüncelerim de ona olan ihtiyacım da... Birbirimizden saklansak bile biliyordum ki o da ben de birbirimizi kolayca sobeleyebilir, nereye saklanacağımızı bile ânında bilebilirdik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım dudaklarındayken ellerim gür saçlarına gitti, saçlarını parmaklarımın arasına alarak kavrayıp sıktım. Dudaklarını araladı, alt dudağımı ağzının içine çektiğinde üst dudağım sus çizgisine temas ediyordu. Parmakları belime kadar indi, inişini hissettim çünkü dokunuşu dudaklarındaki zarafetten payını almamış gibi aç ve vahşiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ağır ağır arkaya doğru yürüttüm onu, bacakları yatağa değinceye dek devam etti adımlarımız. Değdiğindeyse onu yavaşça itip kucağına yerleştim. Şimdi bacakları yatağın dışındaydı, oturuyordu ve ben de onun kucağındaydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçlarını avuçlarımın arasında sıkıca kavrarken dudakları dudaklarımdan kayıp çeneme yerleşti, çenemi açlıkla dişlerinin arasına aldı, ısırdı, emdi ve sonra yeniden dudaklarıma doğru geldi. Şehrimi altüst etmeye yeminli bir fırtına gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin için hep ağlamaya hazır olmam beni dehşete düşürüyor,” diye fısıldadım dudaklarına doğru, bu kaşlarını çatmasına neden oldu. Parmakları belime kaydı, kazağımın içine sızdı ve çıplak tenime dokundu. Alnını alnıma yasladığında kaşları hâlâ çatıktı, alnının ortasında meydana gelen çukuru kendi alnımda hissedebiliyordum. “Bana neden tüm bunları kolaylıkla hissettirebiliyorsun? Nasıl yapıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana sormalıyım,” dedi. Yutkununca kalkıp inen âdem elmasını gördüm. “Bana tüm bunları nasıl böyle derinden ve senin için çocuk oyuncağıymış gibi kolayca hissettirebiliyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımı tekrar dudaklarıyla buluşturmamı sağlayan cümlesi, kalbimin içinde defalarca kez kalbimi acıtan şekiller aldı. Onu açlıkla öpmeye başladım. Her temasta, gözlerime oturan yaşlar dışarı sızmak için kirpik diplerimi zorluyordu. Gözlerimdeki damarların arttığını, gözlerime kanın ve gözyaşının oturduğunu biliyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dili ağzımın içine yerleştiğinde ağlamamak için saçlarını daha sert kavrayıp dilini emdim. Her temasımızda ağlama isteği içimde büyüyen bir ışık gibiydi; patlayıp gözleri kör eden bir aydınlığa dönüşecekmişim gibi geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Acıyı gömmeye çalışmak bir işe yaramadı, hissettiğim parçalanmışlığın ötesinde bir şeydi. Bir insanı döneceğini bilsen de özlerdin; bir insanı gidiyorken gördüğünde, geleceği ânın yakın olduğunu bilsen de ağlardın. Gözyaşlarım onun yüzüne düştüğünde parmakları hızla belime gömüldü ve gözyaşlarımın ona hissettirdiği ölümcül yaradaki acıyla aynı acıymış gibi boğazından gelen bir hırıltıyla inledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitmeni istemiyorum,” dedim açıkça, “ama gitmek zorunda olduğunu biliyorum.” Dudaklarımız tekrar birleşti, gözlerimdeki yaşlar sanki ona aitmiş, ağlayan oymuş gibi onun yüzünü ıslattı. “Geleceğini biliyorum ama sen gelene kadar nasıl ağlamayacağım, bunu bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve tekrar öptü beni, her cümlem onun için kaldırması çok zor bir yükmüş gibi konuşmama izin vermeden beni devamlı olarak öptü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenim bedeniyle bütünleşir gibi ona yaslandığında yavaşça geriye doğru uzandı. Ben de kucağında ona doğru eğildim ve saçlarım dağılarak yüzünü abluka altına aldı. Benim onun için ördüğüm hücrenin içinde muhtaçça beni öpmeye devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitmemen için,” dediğimde gözlerini kıstı, “ne yapabilirim?” Dudaklarım boynunda dolaşmaya başlayınca bedeni gerildi. Başını kaldırıp bana boynunda daha derin bir yer açtı ve dudaklarım boynundaki hâkimiyeti arttırdı. Derisine yerleşen her öpücük, onun bedeninin altımda taşa dönmesine neden oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok tehlikeli hareketler yapıyorsun,” diye fısıldadığında sesi o kadar derinden ve boğuk gelmişti ki, bu tehlikeli hareketleri daha da arttırma isteğiyle doldum. Dudaklarım santim santim ilerledi, âdem elmasının üzerinde durdum ve dişlerim âdem elmasını sıyırdı. Gurur’un kalçalarımı sertçe kavrayıp sıkmasına neden olan bu hareketim, onun üzerinde hâkimiyet kurduğumu hissettirdi. “Üzüldüğün zaman hep böyle oynayacak mısın sen benimle?” Sorusu birbiri ardına vuran derin nefeslerinin arasından süzülmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitmemen için ne yapmam gerektiğini düşünüyordum,” dedim, bu cümleyle beraber kaşlarını kaldırdı. Gözlerimi yüzüne dikip ona alttan alttan bakarken ellerim kot pantolonuna doğru indi ve kemerini yavaşça çözdüm. Kaşları çatılsa da gözleri tutkuyla parlıyordu. “Sanırım ne yapacağımı buldum.” Gurur sertçe yutkundu, ne yapacağımı merak ediyor gibi bir hâli vardı. Kemeri kınından çıkan bir kılıç gibi ıslıklı bir ses çıkarmasına neden olarak çıkardığımda yutkundu, kalkıp inen âdem elmasını izlerken kemeri bileğine sarıp, hiç beklemediği anda onu yatağa mahkâm ettiğimde bir kolu havada duruyor, yatak başlığı ile bileği arasında gerilen deri kemer parlıyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böylece benden gidemezsin, değil mi?” diye sordum tam kasıklarının üzerine oturup gözlerimi indirerek ona bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öylesine büyük bir derinlikle bana baktı ki, her ne olursa olsun ikimiz, bir yerde geçmişte ve gelecekte, yan yana olmasak bile daima birlikte olacakmışız gibi hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunun çok erotik hissettirdiği doğru,” dedi, göğsü aldığı nefesle kalkıp inerken bir elim göğsünün üzerindeydi. “Ama bir yandan da çaresizliğini gördüğümü hissediyorum. Bu içimi sikti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Özgür olan elini elimin üzerine koyunca, bilekliklerimiz birbirine çarparak kalp şeklini aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanaklarım kuruyan gözyaşlarımdan dolayı gergindi ama yenisini akıtmama da çok az varmış gibi geliyordu. İçeriye dolan rüzgârın sesini duyuyor, soğuğunu hissediyordum. Yavaşça onun üzerine uzandım, eli hâlâ kemerle yatağa bağlıydı ama o an bu, sadece gitmesin diye yaptığım bir şey olduğundan alevlerin içinde yanamadık. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı göğsüne yasladım, bu anı her şey unutulsa bile hep hatırlayacağım bir anı olarak içime işledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tıpkı şımarık, küçük bir çocuk gibi gitmemen için ağlasam da gitmek zorundasın, kapının önünde duvara yaslanıp oturacağım, dizlerim karnımda olacak ve günlerce seni o şekilde bekleyeceğim. Gelmek zorundasın, Gurur. Çünkü gelmezsen beni oradan kimse kaldıramaz. Çabuk gel.” Sessizce gözlerimi yumdum. “Gitmemen için seni bağlamama gerek yok, biliyorum,” dedim yutkunarak. “Biz seninle zaten bağlıyız, öyle değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep öyleydi,” dedi kısık sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Böyle kalabilir miyiz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep kalabiliriz,” diye mırıldandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Asıl ben, ben teşekkür ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şafağa kadar böyle kalabilir miyiz?” diye sorduğumda tek cevabı, “İstersen kıyamet kopuncaya kadar,” oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gün solana, gece çökene kadar onun kollarında kaldım. Uyumadım çünkü zamanımızın kısıtlı olduğunu biliyordum. Kalbim patlayacakmış gibi hissetsem de beni güldürmüştü. Sanki kafamı dağıtmak istiyormuş gibi, aklına gelen tüm komik anılarını benimle paylaşmıştı. Bunlar olurken zaman ikimizin aleyhine işlemeye devam etmiş, bir an olsun yattığımız yerden doğrulup kalkmamıştık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saatler, sırtüstü düşen insanlar gibi geriye doğru düşerek azalan zamanımızın üzerine yığılmaya başladığında üzerimde bir sessizlik vardı ama artık tepkilerim geri çekilmişti. Ne ağlıyor ne de üzgün gözlerle onu izliyordum. Birlikte yemek yemiş, sevdiğim bir filmi izlemiştik, filmi ilk kez izlediğini söylese de içimden bir ses beni kırmamak için benimle izlediğini ve ilk kez izlemiş gibi tepkiler verdiğini söylemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Küçük bir çantaya yuvarlak yaka, beyaz ve kamuflaj yeşili tişörtlerini doldururken yatağın ucuna oturmuş, dizlerimi karnıma çekip çenemi dizlerimin üzerine yerleştirerek küçük bir çocuğun babasını izlediği gibi izlemiştim onu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evden çıkarken sessizdik. Asansörden inerken, binadan çıkarken, kızlarla kaldığım binanın önüne doğru yürürken... Sırtına attığı çantayı parmak uçlarıyla tutuyordu, gözleri ara sıra bana dokunsa da ben sessizdim. Günlerin geçerken beni ne kadar yaralayacağını, hangi şartlar altında onu beklemek zorunda kalacağımı merak ediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binanın önüne geldiğimiz anda, “Şşşt,” dedi ve gözlerim hızla ona doğru çevrildi. Parmak boğumları bembeyaz olmuştu, çanta ağır mıydı? Oysa küçük görünüyordu. Göz göze gelmekten kaçtığımı anlamış gibi bana doğru yaklaşıp yüzüme eğildi. “Cüce, bana bak,” dedi, yutkunup gözlerinin içine baktığımda gülümsüyordu. “Mesaj atacağım sana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aramayacak mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arayacağım da.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her an zor ama her gün yaparım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı yavaşça salladım, sokak lambasının turuncu ışığı yüzünün yarısını aydınlatıyordu, diğer yarısı ise binaya doğru olduğundan karanlıktaydı. “Hadi eve gir,” dedi, beni göndermek istemediğini biliyordum, ben de onu göndermek istemiyordum ama mecbur olduğumuzun da farkındaydım. Başımı salladım, arkama, binaya doğru baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen git, öyle gireyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni burada bırakıp gidebilir miyim?” diye sordu sertçe. “Hadi yavrum, gir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir adım geriye doğru attım, bakışlarım hâlâ yüzündeydi. Ona gitme diye yalvarmak istedim ama bunun bencillik olduğunu bilmek beni durdurdu. Gitmesi gerektiğini biliyordum. Gitmeliydi. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dikkatli ol,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hep,” dedi, “sen de dikkatli olacaksın, hep, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.” Ona sarılsam nasıl hissederdik? Yine ağlar mıydım? Ona aheste aheste gülümsediğim anda birden eli boynuma kaydı, beni sertçe kendine çekti ve yüzüm göğsüne gizlenirken beni bağrına basan o oldu. O bana sarılırken öyle yüksek bir yerden düşmüştüm ki sanki, ağzım gözüm kan leş içinde kalmıştı. His böyleydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dikkatli ol, dağ gelinciğim,” diyerek beni serbest bıraktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de dikkatli ol,” diye fısıldadım. “Bana mesaj atmazsan, sana mesaj attırma ritüeli yaparım, geceleri cinlenirsin.” Yutkunarak gülümsedim. Gülünce o kadar çok canım yandı ki ağlamak bile gülmekten daha kolaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İçeri gir,” derken benden ayrılmıyordu, sanki yüzündeki ifadeyi görmemi istemiyordu. “Bana bakmadan doğrudan binaya gir. Bana bakarsan gidemem, başıma bela açma.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hızlıca başımı salladığım anda benden uzaklaştı ama yüzünü göremedim bile. Ona sözümü tutmak istedim, binaya doğru döndüm, onu arkamda bırakıp yürümeye başladım ve onun da uzaklaşmaya başladığını hissetmek beni parçalarıma böldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binanın kapısının önünde durduğum an gözyaşlarım gözlerimden benden bir komut beklemeden hızla süzülmeye başladı. Sadece birkaç saniye içinde artık tüm yüzüm ıslaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendimi durduramadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendime dur diyemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sözümü çiğnedim, onu çiğnedim, başına bela olacağımı bile bile hızla koşarak binanın aralığından çıktım ve uzaklaşmaya başladığını gördüm. Önce sokak lambasının önünden geçti, ardından büyük adımlarıyla karanlıkta kalan incir ağacını aştı, tam köşeyi dönüp kaybolacaktı ki hızla ona doğru koşmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki beni duymuş gibi adımları bir bıçak gibi kesildi ama arkasını dönüp bana bakmadı bile. Sadece durdu ve gelmemi bekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenim onun sırtına çarptığında ve kollarım hızla belini sardığında hafifçe öne doğru bir adım atmak zorunda kalmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hem yanımda hem özlediğimsin,” dedi bana bakmadan, büyük avucu karnının üzerinde birleşen ellerimin üstüne yerleşti. “Ama şu an yüzüme bakmaman lazım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aptal,” diye fısıldadım ıslak yüzümü sırtına silerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, öyleyim. Sen yaptın bunu. Aptal ettin beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de beni,” diye ağladım sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Döndüğümde,” dedi yavaşça bir adım atıp bizi ayırarak. “Sana bir şey söyleyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de sana söyleyeceğim,” dedim, ne diyeceğini biliyordum, ben de aynısını söyleyecektim. Artık beni sobelesin istiyordum, o sobelemezse ben onu sobelerdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önce ben,” dedi, gülümsediğini hissettim ama sesi bir nedenden titriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana bakmaya korktuğu bir nedenden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen söylemezsen ben söylerim,” diye fısıldadım sessizce.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını salladı ama bana doğru bakmadı. Birkaç saniyeydi, şafağın mavisi usulca gökyüzüne yayılıyordu, sokak lambaları hâlâ yanıyor ve yere süzülen ışıkların içinden çiseleyen yağmur taneleri geçiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur tekrar yürümeye başladı. Gitmeye başladı. Kalan bendim ama neden ikimiz de terk edilenmişiz gibi hissediyorduk?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana bakmadan elini havaya kaldırıp salladı, ben de bana bakmasa da elimi kaldırıp salladım. Gözlerimden yaşlar süzülürken dişlerimi göstererek gülümsüyor, hemen geri dönmesini istediğim adamın gidişine el sallıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O şafak vaktinde, gittiği zaman bilmiyordu ki bir kaldırımda oturmuş, yağmur şiddetlenene kadar bir çocuk gibi arkasından ağlamıştım. Bilseydi, gidemeyeceğinden emindim. Bir şeyleri her zaman içimde yaşardım, insanlar ağladığımı hiç görmezdi, yüzümde hep soğuk bir ifade olurdu. O hayatıma girene dek, ben buzdum; o ateş olarak beni erittiğinde yok olacağımı sanmıştım ama hayır, beni var eden onun ateşi olmuştu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni içinde saklandığım duvarın arkasından o duvarı yıkarak, parçalayarak çıkarmıştı. Şimdi moloz yığınının içinde oturmuş, etrafa saçtığı duygularıma bakarak ağlıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hemen dönsün istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İlk gün.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok dramatikti, yedek kamuflajına sarılıp uyumuştum ve bunu yaptığımı söylediğimde uzun uzun güldüğü bir ses kaydı atmıştı. Sessizliğin içinde atılmış bir ses kaydıydı, arkadan gece böceklerinin sesi geliyordu; açık alanda olduğu belliydi çünkü böceklerin sesi dört bir yana yayılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tüm gün Simge’yleydim, bana sıcak bir şeyler yapmıştı, üzüntüden mi bilmiyordum ama kanamam erken başlamıştı. Hem regl olmak hem de onu özlemek çok zordu. Birinci günün, otuzuncu gün olması için dua etmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkinci gün.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge’nin nöbetini devralmaya gelen Yener’di. Kapıda karşılaştıkları sırada koltukta oturmuş dışarıda yağan yağmuru izliyor, cama düşen yansımalarını da görebiliyordum. İkinci gün ağlamamıştım, sabah erkenden beni aramıştı, yirmi dakika kadar konuşmuştuk. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, Simge’ye, “İyi günler,” demişti ama Simge, Yener’e sadece başını sallamıştı içeri girerken. Yener’in ona bakakaldığını hatırlıyorum, sanırım Simge’ye hak verdiğim bir andı. Açıkçası, isterlerse birden gaza gelip birbirlerini duvara yaslayıp öpüşsünler, umurumda olmazdı. Kötü hissetmemek için elimden geleni yapıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İlk bir hafta böyle geçti. O bir haftanın sadece bir günü ondan haber alamadım, çok zordu, o gece Nihan bende kalıyordu ve o da Vural’dan haber alamadığı için mutsuzdu. Tüm gece somurtmuştuk, sonra sabaha karşı ikimizin de telefonları aynı anda çalmaya başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

On beşinci gün.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dersten gelmiştim, yorgundum. Leon ve Pars salonda uzanmışlar, güneşli gökyüzünü izliyorlardı. Isparta’da güneşi kolay kolay görmüyorduk, hava genellikle gri oluyordu ve güneşli kış günlerinde tüm gençler sokağa dökülüyordu. Kampüsteki sevgilileri, eğlenen insanları yüzümde çekilmez bir ifadeyle izlemiştim. Eve geldiğimde de burnumdan soluyordum. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener birdenbire mutfağımdan çıkınca neredeyse çığlık atacaktım. Sabah giderken ona Pars ve Leon’a bakması için mesaj attığım aklımdan çıkıp gitmişti. Ruh gibi bir suratla ona baktığımı görünce o da paniğe kapılmıştı ama dalgın olduğumu anlayınca konunun üzerinde pek durmamıştı. Elindeki kahve kupasını bana uzatırken, “Geldiğini pencereden gördüm, sana kahve yapmıştım,” dedi bana yüzündeki garip ifadeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sence erken dönme ihtimalleri var mı?” diye sordum koltuğa doğru yürürken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanmıyorum. Sana bir şey söyledi mi bununla ilgili?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Söylemedi. Her bulduğu aralıkta beni arıyor. Tam olarak ne yapıyorlar orada?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana bu konuda vereceğim her bilgi, benim ömrümden bir gün çalabilir,” deyince ona dikkatle baktım. İfadesini anında toparlayıp, “Şakaydı,” dedi ama şaka olmadığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonuma düşen bildirim hızla telefonu açmama neden oldu. Aynı bildirim Yener’in telefonuna da düşmüştü. Sohbet grubumuzdan geliyordu mesaj, mesajı atan kişinin ismini görünce gülümsedim. Gittiği gece ağlayarak rehberdeki ismini değiştirmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Beni özlediyseniz diye söylüyorum, ben sizi hiç özlemedim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Yalanları bırak, dün gece topluca çekildiğimiz resmi öptün de yattın, biliyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Nereden biliyorsun deme

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Özleyince yaparım öyle şeyler...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit Erçetin: Öpse sizin olduğunuz resmi mi öper

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ecevit Erçetin: Salak bunlar

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Resim değil, fotoğraf. Resim dediğiniz şey, çizilen şeydir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Nerede cahil, ne konuştuğunu bilmeyen, oturmasını kalkmasını bilmez adam varsa hepsiyle arkadaş olmuşum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Bana da müstahak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener gülerek mesaj yazmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Gurur, Zeliş elceğizlerimle yaptığım kahveyi içerek ağlıyor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Pardon oturuyormuş, her gün ağlarken yakaladığım için yine ağlıyor sandım asdfghgfds

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Yener bu aralar kendini görünmez gibi hissediyor musun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: :d

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Haha.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana dik dik baktı, ben de ona gülümseyerek baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Ağlıyor mu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Ağlamıyom

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Yalancı. Ağlıyon.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Ne ağlıcakmışım ben

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Sen ağlıon

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Slm zelha

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: A.s vral

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Anlamdm

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Naslsn

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: İim sğl grrr bana emant mrk etme tm mı aklnkalmasn

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Tm teşekr ederim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Eyv zela

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Anbean ismimi yok etmeye karar vermiş gibisin

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Ashdfghshdhsgdsgh

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Bu arda bu adm ne zmn zlihyla konuşsa kuma kalplr çizior

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: ASHDGAHSHAJSHJAHDHSHD

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Kes lan

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Devran, eve uğruyor musun ara sıra

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Şimdi şöyle ki

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: BİR KERE GÖRMEDİM YÜZÜNÜ, HER GÜN BİRİCİK’LE BERABER STORYLER ATIYOR, ARABAYLA GEZİYORLAR, BUGÜN KAMPÜSÜN ÖNÜNDE GÖRDÜM İKİSİNİ BENİ GÖRMEDİLER ÇÜNKÜ MUTLUYDULAR

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: YİNE BEN DIŞINDA HERKES MUTLU

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Zinhar iftira

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Geçen hafta tavuk al gel dedin, almadım mı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Aldın da noldu Adnan’la yolladın çünkü mutlu olmakla meşguldün.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Mutlu olduğum için özür dilerim Zeliha.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha Özdağ: Bir daha dile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Basayım mı sana Zerdam

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Pozitif

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Ne

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Lan pozitif basayım mı dedim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: bşına vrmuş bunun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre mesajlaştık, bu bana ilaç gibi gelmişti. Geçen on beş gün, onu özleyerek ve aralıklarda onunla kısa da olsa mesajlaşıp, telefonda konuşarak geçmişti. Sohbet grubuna ilk yazışıydı, nerede ve ne durumda olduğunu bilmiyordum. Birileri de bana bu konuyla ilgili bilgi vermiyordu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge geldiğinde, Yener ile kahve içiyorduk. Anahtarıyla girmişti eve, yüzünde bir gülümseme vardı ve kulaklığı kulağındaydı. Montunu askıya asarken biriyle konuştuğunu fark etmiştim. Yener’in gözleri onda saplı duran bir bıçak gibiydi, Simge’yse onu izleyen gözlerin varlığından bihaberdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu şehri sevdim,” dedi Simge boynunu esnetirken. “Ankara’dan daha çok sevdim, evet.” Bir süre karşısındaki kişiyi dinledi, yabancının sesi kulaklıktan dışarı sızıyordu ama konuşmaları anlamak zordu. Sadece devamlı gülen bir kadının sesine benziyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erkeklerini bilemem,” deyince, Yener oturduğu yerde dikleşerek gözlerini cam duvardan dışarıya çevirdi. Sokağı izlediğini sansam da camdaki yansımadan Simge’yi izlediğini anlamıştım. “İllaki öğrenirim ama.” İşte bu cümle, Yener Açıkgöz’ün kaşlarının sertçe çatılmasına neden olan cümleydi, profilinden zor da olsa seçiliyordu sert bakışları. Bu açıdan, Simge’nin onun yüzüne yerleşen ifadeyi görmesine imkân yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener kahve kupasını sehpaya bırakıp aniden ayağa kalkınca Simge’nin gözleri ona takıldı. Bakışları karşılık bulmadı. Yener, masada duran cüzdanını aldı ve “Ben çıkıyorum, Zeliş,” dedi. “Gece yine uğrarım. Girdap da buralarda olacak. Kapı deliğinden bakmadan kapıyı açmak yok.” Gülümsedi ama gülümsemesi sahteydi, bunu görebildim. Başımı salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her nedense, Gurur’un gidişiyle beraber bana karşı bir sorumlulukları varmış gibiydiler. Sanırım sebebi kazaya neden olan kişiydi. Yeniden bana bulaşmasından korkuyor gibi bir hâlleri vardı, Yener’i sık sık konuyla ilgili telefonla konuşurken yakalıyordum. Bir keresinde telefonda, “Düşündüğün gibi oldu,” demişti. “Komadan çıkamadı. Ölmüş.” Neyden bahsettiğini bilmiyordum ama o kadar büyük bir karmaşanın içindeydim ki öğrenmek de istememiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener, Simge’nin yanından geçerken Simge’ye doğru bakmadı. Ona iyi günler de demedi, iyi akşamlar da demedi. Zaman kavramım Gurur ile birlikte solmuştu, saate bakma gereği bile duymuyordum; güneş akşama mı aitti öğlene mi yoksa sabaha mı, bunu bile bilmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Simge, omzunun üstünden onun gidişini izlerken kaşlarını çattı ama tek kelime etmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nesi var bunun?” diye sordu telefonu kapatıp kulaklığını kulağından çıkarırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günlerdir çocuğu görmezden gelen sensin, sana selam mı verecekti bir de?” diye sordum ve kahvemden bir yudum daha aldım. Her şey boşlukta asılı duruyor gibi geliyordu bana; en büyük boşlukta ise asılı duran bendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yarım ağızla konuşuyor, onunla mı uğraşacağım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“E o zaman nesi var bunun deme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ay sen de bugünlerde çok gerginsin,” diyerek karşıma oturdu. “Tamam, yemedim Yener’i.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yemeni isterdi,” diye mırıldandım ama Simge kulaklığını tekrar taktığından bunu duyamadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu daha ne kadar özleyeceğimin bilinmezliğiyle, bir günü daha sonlandırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sen yoksun, oda soğuk; sen yoksun, ben bu yatakta kırkı çıkmış kalpsiz bir ceset, öyle soğuk ki çürüyor ama kokmuyorum, kalbim yok ama atışlarını hâlâ duyuyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kâğıda yazdığım bu cümleyi uzun süre izledim ve sonra kağıdı bir köşeye fırlatıp yatağa girdim. Artık günleri saymıyordum, saydıkça çoğalıyor gibi geldiğinden takvime bakmaktan kaçınıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşkından şair olmadığım kalmıştı, koca kafalı ya,” diye söylendim yorganı kafama kadar çekerek. “Ay gerçekten sonsuz utanç verici.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mesajları azalmıştı, artık çok sık arayamıyordu, üç günde bir belki, o da beş dakika. Bazen üç. Bazen bir. En azından sesini duyuyordum. İyi miydi, nasıldı, benden sakladığı bir şeyi var mıydı, bir yarası var mıydı, ne yapıyordu hiçbirini bilmiyordum. Bilinmezliğin çok ağrıttığını biliyordum. Hepsi buydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yatakta sağa döndüm, sola döndüm. Hangi yöne dönsem, kalbim o yönüme battı. Kaçamadım, saklanamadım, durduramadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Son birkaç günü düşündüm. Cenan ile kahve içmiştim, Muşta ile jenga oynamıştım, taşlar devrilince taşların devrilmesini bahane ederek ağlamıştım, Cenan bana bir kitap ödünç vermişti ve kitaptaki cümlelerin altını çizerken aklıma Gurur geldiği için kitabı da yarım bırakmıştım. Üç diziye başlamıştım, ikisi bitmişti, bir tanesinde karakter gülünce yüzünde Gurur’un yüzünde oluşan çizgiler oluşuyor diye sonu görememiştim çünkü durmadan oyuncunun güldüğü kısmı başa sarıyordum. Delirmiştim. Evet, bu delilik olabilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ya da bu aşktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geldiğinde yüzüne bağıra bağıra söyleyeceğim şey, ona âşık olduğumdu. Ne olursa olsun, sobeleyecektim onu. Önce ben, demişti ama yüzüne bağırmak istiyordum. Onu sevdiğimi bağırmak istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Delilikti bu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aşktı. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aşk delilikti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran ve Biricik’i izlediğim anlarda da sessizdim, Yener ve Simge’nin arasındaki soğuk savaşı anlamlandırmaya çalışırken de... Bazı akşamlar Tayfun’la mesajlaşıyordum, çok garip bir şekilde müthiş bir film zevki vardı, filmlerden konuşuyorduk ve bu süreçte ona kendimi daha yakın hissetmeye başlamıştım. Korkutucu ve güçlü görüntüsünün altında, espritüel ve anlayışlı bir adam vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aşktan tozuttuğum anlarda Tayfun’a, Gurur’u ne kadar özlediğim hakkında uzun uzun, başkası okusa göz devireceği mesajlar yolluyordum. Tayfun da gülümsüyor ve bunun bir süreç olduğunu, alışacağımı, yakında geleceğini söylüyordu. Aşk hakkında çok fazla fikri, aforizması vardı. Açıkçası, onunla konuşurken daha rahattım çünkü aptal âşık tavırlarım onu hiç sıkmamıştı. Şu dizilerdeki büyük konuşan adamlar gibiydi, hani karakterin babası, abisi gibi olan adamlar... Öyleydi işte.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zilin çaldığını duyduğumda yatakta uzanmaya devam ediyordum. İçimde, anlamını hisseden kişi olmama rağmen benim bile çözemediğim bir sıkıntı dolaşıyordu. Kirli, pis bir kan gibiydi. Damarlarımın içinde ilerliyordu. Bir şeyi varken bile kaybetmiş gibi hissederdi bazen insan, yanındayken bile yokmuş gibi. Bir nedenden, öyle hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Huzursuzca yattığım yerden kalkıp basamakları inmeye başladım. Zil bir kez daha çalınca kaşlarım çatıldı. Leon ve Pars, kulaklarını dikmiş, salondaki koltuktan kapıya doğru bakıyorlardı. Antrenin lambası yanıyordu, bunun dışında ev karanlık sayılırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapı deliğinden bakmak için parmak uçlarımda yükseldim, baktım ama bir şey göremedim. Bir siyahlık vardı, sanki biri parmağıyla ya da başka bir şeyle deliği kapatıyordu. Kalbim birdenbire öyle şiddetli vurmaya başladı ki bir adım geri gitmek zorunda kaldım. Tehlikede miydim? Ne yapmam gerekiyordu? Kapının ardındaki kimdi? Sorular birbirine çarptıkça daha da alevlenip zihnimin içini yangın yerine çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam telefonu çıkaracaktım ki bir defa daha zil çaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Huzursuzluğum büyüdü, katlandı, kalbimin göğsümün içinde yer edinemediğini hissettim. Telefonla konuştuğumu duyarsa, içeride olduğumu bilirdi. Birkaç saat önce Girdap buralardaydı, hâlâ yakınlarımda olabilir miydi? Ya da Yener eşek şakası yapıyor olabilir miydi? Sanmıyordum. Beni bu denli uyarırlarken bunu yapmazlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapı deliğine bir defa daha yaklaştım, meraklı gözlerim karanlığı görme düşüncesiyle dışarıya uzandı ve o an, karanlığın kaybolduğunu gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi dışarıyı görebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üzerinde yuvarlak yaka, kamuflaj tişörtü olan biri vardı dışarıda ama yüzü görünmüyordu. Acaba yorulup elini oraya mı yaslamıştı da görememiştim? İçimdeki huzursuzluk artsa da kilidi kaldırdım ve kapıyı yavaşça araladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birdenbire aralıktan uzanan elin bileğimi sardığını hissettiğimde, dudaklarımdan korku yüklü bir çığlık döküldü ama bu çığlık, bedenim sıcak bir bedene çarptığında ve dudaklarım tanıdık dudaklara yaslandığında anında yerini şaşkınlıkla çevrili bir iniltiye bıraktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur!” diye bağırdım dudaklarına doğru, bu dudaklarımız birbirine değiyorken sesli bir şekilde gülmesine neden oldu. “Erk...Erken mi geldin?” Kollarımı onun boynuna sararak kucağına tırmanmaya çalıştım ve o da geri çekilmeden bana daha sıkı sarılıp beni kucakladı. “Yirmi üç gün olmuştu!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hani gün saymayı bırakmıştın, yalancı,” dedi gülerek yüzümü, boynumu, saçlarımı koklarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben saymadım, kalbim saydı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vural’ı tesise bıraktım, diğerlerine görünmeden ilk sana geldim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geleceğini söylemiyorsun bir de!” Ağlamamı bastırarak kollarımı boynuna sardığımda şiddetli bir kahkaha attı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Giderken söylediğimi hatırlıyor musun?” Sorusu, kucağında donarak geri çekilmeme, ona bakakalmama neden oldu. “Sana söyleyeceğim bir şey vardı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbim, göğsümün içinde genişlemeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni yere indirdiğinde, zaman bizim için daralıyormuş gibiydi, saniyeler hızla üzerimize yağıyordu. Artık zamanı gelmişti, ikimiz de biliyorduk. Her şeyi aşan biz, bunu da aşmıştık ve artık beni sobelemeye karar vermişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana o gece söylememişti, içten içe dönememekten korktuğunu biliyordum; dönemeyeceği birine onu sevdiğini söylemek, ona yapılmış en büyük kötülük olurdu. Gurur, bunu biliyordu. O yüzden o gece değil, döndüğü gece söylemek istemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve işte şimdi buradaydık, dönmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzünde bu denli yoğun çıkan sakalları ilk görüşümdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yara ve çiziklerle dolu elleri benim pürüzsüz ellerimi içine aldığı anda bilekliklerimizin uçları birbirine tutundu ve tıpkı bizim gibi tamamlandılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Artık kaçmayacağım, bu saklambacı hangimiz önce sobeleneceğiz diyerek uzatmayacağım,” dediğinde yutkundum, gözlerim ellerine kaydı, ellerinin üzerindeki yara ve çiziklerin canımı bu kadar acıtması normal miydi? Bir insan, bir insanın canını nasıl sadece yarasıyla acıtırdı? Gözlerim gözlerine tırmandığında burnumu çektim, bu hareketim onu gülümsetti. “Her şey bu kadar ortadayken, daha ne kadar gizleyebiliriz, yok gibi davranabiliriz, Zerda?” diye sordu kısık sesle. “Ben artık daha fazla beklemek istemiyorum, ortadaki bir şeyi yok saymak istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de istemiyorum,” dediğimde birden başını eğerek yüzlerimizi aynı hizaya getirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarının aralanmasıyla tüm kaderimizi değiştireceğini biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hissetmek başka bir şeydi, bilmek başka bir şey, duymak bambaşka. Bunu ondan duyacaktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anne,” dedi küçük bir kız çocuğu koridorun öteki ucundan, o an, Gurur da ben de omzumuzun üzerinden sesin geldiği yöne baktık ve çivit mavisi gözlerin sahibi küçük kız ile Cenan’ı el ele gördük. Küçük kız önce annesine, sonra da bize çevirdi bakışlarını. Bu, Gurur’un donup kaldığı andı. Aynı şeyi benim de görüp görmediğimi merak eder gibi bakışlarını bana çevirdiğinde, hissettiği şaşkınlık birdenbire bambaşka bir şeye dönüştü çünkü gözlerimde gördüğü tek şey panikti. Bir şeyi ilk kez görmüş biri gibi değil, o şeyi bilen ve bilinmesini istemeyen biri gibi bakıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur bunu gözlerimde gördüğünde, zamanın nabzının yavaşladığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O an, Gurur’un taş duvarlarının üzerime yıkılmaya başladığı andı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.