18

GÜNEŞ KAÇAĞI

27.06.2025

????: Vedat Özkaya, Güneş Kaçağı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????: Onur Özdemir, Eksik Şarkı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen birini çok severdin ama o kişiyi çok sevmen, onu yakmana engel olmazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen insan öyle bir noktada parçalanırdı ki, yaşayacağı hiçbir şey, yaşadığı tek bir şeyi unutturmaya yetmezdi. Bir duvarı düşüncelerinle yıkamayacağın gibi, yaşananları parçalamaya da bir balyoz yetmezdi bazen. Tıpkı kalbi ölmeden durdurabilmenin yolu olmadığı gibi, bazen bazı şeylerin yolu olmuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Akan her saniye, ruhumdan bir parçayı koparıp geçmişe doğru götürüyordu. Bakışlarım Cenan’ın siyah gözlerindeki yansımamda saplı kalmıştı, Cenan’ın ise yüzü buz kesmişti. Dide annesinin bedenine kollarını sararak bana sert bakışlar atıyordu, Cenan da onun kolunu yavaşça ovuyor, tek kelime bile etmeden doğrudan bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yapbozun o bir araya hiç gelmeyeceğini sandığım parçaları yavaş yavaş birbirine doğru yuvarlanıyor, parmak uçlarım o her bir parçayı yakalayıp yerli yerine oturtmak için karıncalanıyordu. Ortada yok sayılamayacak bir gerçek vardı. Cenan’ın, Dide adında bir kızı vardı, Dide’yi görmemem gerektiğini düşündüğünü bakışlarından anlamıştım ve Dide’nin gözlerinin rengi bana çok tanıdıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hocam?” Oldukça şaşkınlık bulaştırdığım sesimi çıkarırken çok zorlanmamıştım çünkü zaten büyük bir şokun tam ortasında duruyordum. Derinliğin içini oyarak kıyıya doğru büyüyen dalgalar Cenan’ı ve beni içine almak için gitgide daha da kabarıyor gibiydi. Cenan, Dide’yi yavaşça içeri doğru yönlendirip kapıya yaklaştı ve bana tedirgin gözlerle baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha, senin burada ne işin var?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmağımı omzumun üzerinden arkaya doğru uzatarak, “Ev için gelmiştik,” diye fısıldadım dehşet içinde. “Burada oturduğunuzu… Yani bu binada, oturduğunuzu bilmiyordum.” Sonuçta sadece oturduğu siteyi biliyordum, binayı değil. Şaşkınlığım onu kolayca ikna etse de ikimizin de üzerine bir gerginlik serilmişti. “Elektriklerde bir problem olup olmadığını sormak için gelmiştim.” Derin bir nefes aldım. “Sanırım müsait değildiniz, üzgünüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam arkamı dönecektim ki, Cenan derin bir nefes aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha,” dedi ve donup kaldım, ona bakmıyordum ama yüzümdeki şaşkınlık da silinmiş değildi. “İçeri gelmek ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur beni bekliyor,” dediğimde ona doğru dönmüştüm, bakışlarım çekingendi ama bu ona oyun oynadığımdan değildi, görmemem gereken bir şeyi gördüğümdendi. Görmemem gereken bir şeyi görmüştüm, belki de zihnimde kül olması gereken bir şeydi bu. Hemen unutmam gereken bir şeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lütfen,” diye ısrar etti Cenan Kaplaner, bir an gerilsem de bozuntuya vermemek için çabalayarak başımı salladım. Bu zoraki bir kabul edişti çünkü kurtulamayacağımı biliyordum. Cenan’ın evine girerken tedirgindim ama biliyordum ki tek tedirgin olan o değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dide, yani Cenan’ın kızı, sakince önümüzden ilerleyerek salona girdi. Cenan Kaplaner’in evi, tuttuğumuz evin tıpatıp aynısıydı, sadece onun merdivenleri tam ters yönde başlıyordu. Salonu ferahtı, duvarı tamamen camdandı ve fildişi rengi mobilyalarla tamamlanmıştı. Büyük bir L koltuk vardı, iki tekli koltuk da bu koltuğun takımı olmalıydı. Cenan, tekli koltuklardan birine oturdu, cam sehpanın üzerinde hâlâ dumanı tüten bir fincan duruyordu, kahvenin kokusunu alabilmiştim. Bir süre salonun ortasında dikilsem de daha saçma bir görüntü doğurmamak için yavaşça L koltuğa doğru ilerleyip koltuğun ucuna oturdum. Kafamın içindeki düşüncelerin oluşturduğu sekmelerden biri kapanmadan bir yenisi açılıyordu. Karman çorman hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan Kaplaner fincanına uzanırken, Dide merdivenlere doğru yöneldi ve basamakları tırmanarak gözden kayboldu. Göğüs kafesim endişeyle doluydu, soru işaretleri sadece zihnimde değil, tüm ifademde, hatta damarlarımın içindeydi. Damarlarımda kan değil, soru işaretleri dolaşıyormuş gibi hissediyordum. Cenan Kaplaner de bunun farkında olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin bir nefesi içine çekip kahvesinden bir yudum aldıktan sonra, “Dide’yi kimse bilmiyor,” diye açıklamada bulundu. Sesinde anlam veremediğim bir duygu vardı, daha önce hiç tatmadığım bir duygu gibiydi. Adlandıramadım. Sakin gözlerim onun oldukça ölçülü olan hareketlerini takip ediyordu ama boğazıma batan soru işaretinin verdiği rahatsızlık çok fazlaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım,” dedim sonunda.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum, anladığın daha binlerce şey vardır.” Cümlesi etimi kıstırmışım gibi hissetmeme neden oldu. Gözlerim Cenan Kaplaner’e çevrildi, bakışları kahve fincanının içindeki kahvedeydi, sessizlik bir kılıf gibi teninin üzerine geçti ama sonra kelimeler o sessizliği bir cesede çevirdi. “Akıllı bir kızsın, bunu asla yok sayamam. Seni hiçbir zaman hafife almadım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buna karşı verdiğim tek cevap sessizlikti ve o da biliyordu ki, sessizlik aslında gerçek bir kabullenişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bak, Zeliha,” diye fısıldayarak bana doğru döndü. “Kimle sevgili olduğunu bilmiyorsun. Gerçekten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum,” dedim kaşlarımı çatarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimin takımında olduğunu da biliyorsundur,” dediğinde sustum. “Sandığından fazlasını biliyorum, Zeliha. Neyin içindesin bunu bilmiyorum, hâlâ gözlemlediğim doğru ama çok şey bildiğim de bir gerçek.” Derin bir nefes aldı. “Ve artık sen de çok fazla şey biliyorsun. Benimle ilgili. Dide’yi görmemen gerekirdi ama gördün.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızınızla ilgili hiçbir şey beni ilgilendirmez. Gördüğüm hiçbir şeyi hatırlamam,” dedim net bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hatırla ya da hatırlama, bu gerçeği değiştirmez,” dedi. “Bana güvenirsen, sana güvenirim ama bana güvenmiyorsun ve bu konumda sana güvenmemi bekleyemezsin.” Bir an kaşlarım sertçe çatıldı ama Cenan, benim aksime oldukça sakin görünüyordu. “Bana bu şekilde bakma, Zeliha. Sen de ben de neyin içinde olduğunu biliyoruz.” Bir an donup kalacağımı sandım ama Cenan sadece sert bir nefes verdi. “O gece, gece kulübünde saklanıp beni dinlediğinizi biliyorum. Orada olduğunu bildiğim için öyle konuştum. Seni korkutmak istedim, böylece gelip bana sığınabilecektin. Tabii karşılığın daha farklı oldu. Beni şaşırtmadın diyemem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümdeki tüm kan aniden çekildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni önemsemiyor olsaydım her şey farklı olurdu,” dedi. “Her şey daha kolay olurdu, inan. Onları çok daha çabuk köşeye sıkıştırırdım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden bahsettiğini anlamıyorum,” dedim sadece, yüzümdeki kan birer adım geriliyor, yüzüm kireç gibi beyazlıyordu. Fark etmemesi imkânsızdı, bunu pek umursuyor gibi durmuyordu. Neyden bahsettiğini anladığımı biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dide konusunda sana güvenmek istiyorum,” dedi Cenan, sesinde ümit kırıntıları vardı. Bir şekilde bana gerçekten inanmak için çabaladığını, hatta çabalayacağını fark ettim ve bu her nedense içimi acıttı. Suskunluğumu koruyarak onu izledim ama yüzüm hâlâ bir hayaletinki kadar beyaz olmalıydı. Cenan parmaklarını çıtlatıp, “Kızımı kimsenin bilmesini istemiyorum,” diye fısıldadı, sesi ilk kez zayıf çıkıyordu; onu ilk gördüğüm andan beri sadece güçlü olduğunu düşünmüştüm. Şimdiyse onun tüm gücünün çekildiğini görüyordum. Bu enteresandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamın içinde derinleştikçe beni ölüme yaklaştıran bir yara oluştu, o yara öyle çok büyüdü ki ölümcül seviyeye ulaştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O yaranın içinde görüntüler vardı. Ait olmadığım geçmişe dair görüntülerdi bunlar. Genç bir kadının kalbinin parçalandığı, ruhunun bir duyguyla ikiye bölündüğü, acının bir sarmaşık gibi zayıf bedenini sardığı, o genç kadının yavaşça kendi benliğini silişinin görüntüleriydi. Nabzım ağırlaştı, içinde olduğum ortamdaki havanın çekildiğini hissedince nefes alamamanın paniğiyle parmaklarımı koltuğun döşemelerine bastırdım. Cenan sadece beni izliyordu ama ben o yaranın içine inmiştim, kendi berelerimi izleyerek geçmişe yaklaşıyordum. Bu geçmiş benim değildi, yine de o geçmişin bir parçası olduğumu hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam, “Bir kadın seni sevdiğinde, eğer sen de o kadını seviyorsan, tüm dünyanın yükü omuzlarındadır çünkü bilirsin, bir gün seni sevmekten vazgeçerse, o dünyanın altında kalacaksın,” demişti bir keresinde. Sonra sigarasını yakıp omuz silkerek kalabalığı izlemişti, ben de onu izlemiştim; en sevdiğim şey onun dalgın gözlerini izlemekti. “Bir kadını kaybetmekten korkarak yaşamak, insana her şeyini kaybettirir. Aklını bile.” Bu cümle zihnimde babamın dalgın bakışlarına takılarak ilerledi, geçmiş derinleşti ve sadece düşündüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan da birinin kaybettiği kadındı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu adamı tahmin ettiğimde kalbimin atışları tutarsızlaştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi zihnimde, kalbi paramparça, genç, sarışın bir kadın ve onun arkasından bakan, çaresizliklerle dolu olan, gitme diyemeyen ama gitmemesi için canını ortaya koyabileceği gözlerindeki o keskin bakıştan bile belli olan mavi gözlü bir adam vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta, diye düşündüm içimden. Hakan abinin gözleri, o küçük kızın gözlerinin âdeta bir kopyasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geçmişin içinde ilerlemeye başladım. Tüm bunlar olurken o salonda oturan bir cesettim, Cenan’ın gözleri bendeydi ama ona değil, eskiden olduğu genç kıza bakıyordum; elinde defterleriyle derse yetişmeye çalışan, kalbinde bir askeri taşıyan o kıza... Siyah gözleri o zamanlar bu kadar soğuk bakmıyor olmalıydı, kalbinde var olan sevgiyi daha net gösteriyordu kesin. Şu an olduğundan biraz daha genç görünen o Muşta’yı düşündüm, aynı yüz ama daha canlı bakan mavi gözler... O sarışın genç kıza bakarken içi titriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden farkına vardığım gerçeğin tadı damağıma buruk bir şekilde yayıldı. Farkında bile olmadan parmaklarımı döşemeye daha sert bastırdım. Cenan beni zihnimle baş başa bırakmıştı, belki konuşuyordu ama onu duymuyordum. Sesler uğultulara dönüşüyor, uğultular bir kar fırtınası gibi tenimi hem donduruyor hem de görüşümü puslandırıyordu. Gözlerimi salonun camdan duvarından dışarıya çevirdim, Isparta neredeyse ayaklarımızın altındaydı. Kar yüklü bulutlar kızıldı, her an patlamak isteyen bir damar gibi dolu dolu duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşüncelerime yenilmek istemedim ama orada duruyordum, geçmişin tam ortasındaydım ve düşünceler benimle ilerleyen yaralı askerler gibiydi. Beni sonuca taşımak için düşmanla çarpışmaya, derin, ölümcül yaralar almaya devam ediyorlardı. Aklımı kaçıracakmışım gibi hissettiğimde kafamın içinden bana ait olmayan bir anı taştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu anıda, sarı saçlar güneşin altında çok daha açık bir renkte parıldıyordu, siyah gözlerini alan güneşi engellemek için uzun, ince parmaklarını alnından aşağı sarkıtmış, elleriyle yüzünü güneşten gizlemeye çalışıyordu. Güneş yalancıydı, soğuk öyle fazlaydı ki sanki güneş yoktu, tanrı gökyüzüne güneşin fotoğrafını asmıştı, o fotoğraf cansızdı, eskiden yaşanmış bir anıdan koparılıp oraya yerleştirilmiş gibiydi. Genç kızın tam önünde büyük, siyah bir araç duruyor, aracın tekerleklerinin çığlığı tüm kampüsün dikkatini dağıtıyordu. Herkes onlara bakıyordu, siyah filmle kaplı cam aşağı iniyordu ve camın arkasında beliren mavi gözlü adam genç kıza yüzündeki mimik çizgilerinin tamamı derin kuyulara dönüşünceye dek gülümsüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mutluydular.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbim parçalanıyormuş gibi hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her nasılsa, bu anının içinde yerim yoktu ama sanki bu anıyı ben yaşamışım gibi zihnimde her görüntü netti. Bakışlarım daldığı geçmiş yüklü kuyudan çekilecekken kendi yaralarımla yüzleşmek zorunda kaldım. O soğuk, yağmurun şehri delip geçtiği gece yaşadıklarımı hatırladım. Asla yaşanmaması gereken o gece yaşandığında kalbimdeki korkuyu, kapıldığım umutsuzluğu, hayatımın sonuna gelmişim gibi her şeyden vazgeçmenin eşiğine adımlar attığım o ânı... Tüylerim ürperdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra o görüntülere Gurur’un güneş rengi gözleri yayıldı, buzdan bir güneş gibiydi, zihnimde ilerledi ve beni sardı; güvendeydim. Onun gözlerinde güvendeydim. Sonra parmaklarındaki kanı, cesede dönen ruhsuz gözlerini, cesetten ayrılan gözlerin bana çevrilişini, kaderimin parçalara ayrıldığı o ânı hatırladım. Gözleri bir cam gibi parçalandı ve kırıklar geçmişe yayıldı. Üşüdüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi misin?” Bu soru Cenan’a aitti, sesi boğuk gelmişti ama onu duymuştum. Yutkunup bakışlarımı Cenan’a çevirdim, siyah gözleri sabırsızdı ama yüzünde ölçülü bir ifade vardı. Yine de korktuğunu gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki karşımda anılarına sızdığım o küçük, sarışın kızdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa yetişkin bir kadındı, bir anneydi, artık o kız değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine de o kızın kalbinde var olmuş korku, tekrar bu kadının kalbini sarmış gibi hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çaresiz görüntüsü beni kahretti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben sadece merak ediyorum.” Ona doğru döndüğümde aramızdaki sessizliğin ipinin koptuğunu o da fark etmiş olmalıydı. “Gerçekten merak ediyorum hocam,” dedim içtenlikle. “Ne biliyorsunuz? Benimle ilgili ne bildiğinizi merak ediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana dürüst olmazsın, Zeliha,” dediğinde yüzünde buruk bir tebessüm görmüştüm, cümlesiyle senkronize olmuş bir şekilde başını iki yana da sallamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne olursa olsun, ne sen bana ne de ben sana zaten dürüst olmayacağız,” dedim kararlı bir sesle. “Ne yaşandı bilmiyorum ama Dide’nin kim olduğunu biliyorum.” Cenan’ın yüzü donup kaldı. “Ve sen de ne biliyorsun bilmiyorum ama yapabileceklerini umursamıyorum.” Ona meydan okumadım, ona gerçeği söyledim. Artık ne yaparsa yapsın, şu an olduğumuz konumdan daha kötü bir konuma gelemezdik. O büyük bir sırrı kaybetmişti, ben de söyleyebileceğim tüm yalanların kotasını doldurmuştum. Biliyordu, ben de biliyordum, daha acısı biliyor olmamıza rağmen oyuna devam etmek zorundaydık. O bilmiyor gibi yapmak zorundaydı, ben de hiçbir şey olmamış gibi. Onu kullanmak istemiyordum, onu kızıyla tehdit etmeyecektim, onun sırrını dışarı taşırmayacaktım -doğru gelen bu olsa bile- çünkü Hakan abiyle aralarında ne geçtiğini bilmiyordum. Tek emin olduğum, çivit mavisi gözlerin sahibi sadece o gözlerin değil, Dide’nin de sahibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu dosyayı kapat, hocam,” dediğimde bir an afalladı. “İkimizin de geleceği görmeye ihtiyacı var. Nasıl olursa olsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dide hakkında ağzımı açmam,” dedim. “Sana şantaj yapmıyorum, bu konuda ciddiyim. Bu senin hayatın, Dide’nin hayatı, neler olduğunu bilmiyorken bu hayatın üzerinde değişiklik yapmak benim hakkım değil.” Cenan’a yalvaran gözlerle baktım. “Bizi neyle suçladığını o gece mekânın çıkışında duyduğumu bildiğini söylüyorsun, evet, duydum. Duyduğumu sana da söyledim. Ama hiçbir şey sandığın gibi değil. Biz senin aradığın kişi ya da kişiler değiliz.” Cenan çok kısa bir an için bana inanır gibi baktı, içim acısa da sürdürdüm. “Evet, korktum, böyle bir şeyle suçlanmayı kim ister ki?” Başını anlıyormuş gibi salladı, anlıyormuş gibisi fazlaydı, şu an beni anlıyordu. “Geçmişte ne yaşadın bilmiyorum ama Gurur senin sandığın gibi biri değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bunu söylerken vicdanım sızlamadı bile çünkü değildi, Gurur kötü biri değildi. Kötü birileri dışarıdaydı, bir kadının bedeninde hakkı olduğunu düşünenlerdi kötü birileri, bir kadının yardım çığlıklarına kalbi bir nebze sızlamadan ona zarar vermeye devam edenlerdi kötü birileri, kötü birileri dışarıda yatan, ona zararı dokunmayan köpeğin yanından geçerken o köpeği tekmeleyenlerdi. Gurur, kötü biri değildi. Bu kabul edilemezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O veterinerle ilgisi yok mu?” diye sordu, sesindeki ümit birden beni duraksattı; sanki o da öyle olsun istiyordu, sanki onun da en büyük isteği benim suçsuz olmamdı. Aklanıp paklanmamı istiyor gibi bakıyordu. “Yani bir sivile zarar vermedi mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette yok, bu kanıya nereden vardığını bile anlayamamıştım ki, bir sivile zarar vermez,” dediğimde tek kaşını kaldırıp boşluğa baktı. Bu kanıya varmıştı çünkü Gurur, Muşta’nın yumruğundaki güçlü parmaklarından biriydi. Cenan, bu kanıya varmıştı çünkü Muşta belki de o yumruğu onun kalbine indirmişti. Muşta bir sivile mi zarar vermişti de bu kadın hepsinin bir sivile zarar verebileceğini düşünüyordu? İçim sızladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hocam, yanılıyorsunuz,” dedim tekrardan. Ne ona sırrımı bırakmak istiyordum ne de onun sırrını dışarı taşırmak. Şu an bana inanmıyorsa bile, ki böyle bir ihtimal hep var olacaktı, en azından artık Dide konusundaki sadakatimi görüp geri çekilebilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, “Onu daha ilk gördüğüm gün kime bağlı olduğunu anladım,” dedi düşünceli bir sesle. Susup onu dinlemeye başladım, ben kazmaya başlamadan o çukuru benim için aralıyor olması beni memnun etmişti. “Bu şehrin koruyucusunun çocuklarından biriydi.” Gözleri boşluğa daldı. “Ve bu şehri korumak, bu şehrin içindekileri de korumaktır.” Bana dönen bakışları artık daha pürüzsüzdü. “O veterinerle ilgili birçok ayrıntı öğrendim. O veterinerin cesedini gördüm.” Kanım çekildi çünkü ben de görmüştüm. “O şekilde birini öldürebilecek kadar eğitimli kişiler sadece onun yanında olur, anladın mı? Hayalet gibi, iz bırakmadan, zorlamadan, tek seferde, hiç uğraşmadan, boğuşma olmadan. Sadece o ve onun gibi biri o şekilde birini katledebilir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre sustum. Yarasının yerini bulmaya çalıştım, Muşta’nın ona ne yaşattığını anlamaya çalıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana bu konuyu kapat derken bile suçluymuşsun hissi veriyorsun, Zeliha,” dediğinde cevapsız kaldım. “Ama öte yandan, bir yanım sana inanmaya hazır. Bir yanım seni haklı bulmak istiyor.” Bunun olmamasını diledim, onu kandırıyor olmaktan nefret ettim. Yine de başımı aşağı yukarı sallarken yüzüm ifadesizdi. “Ama madem öyle, bundan sonra bu işi onlara bırakacağım. Polislere. Ya dosya kapanacak ya da suçlu bulunacak.” Bir süre sustu. “Hoş, şu an bir dizi cinayetin içine düşmeye başladığımızı hissediyorum. Ortada taklitçi bir katil var. Ve ben o taklitçinin ilk katil olmadığına eminim.” Gözlerimin içine baktı. “Sevgilin olsun olmasın, ilk katil kesinlikle eğitimliydi, belki aralarından biri, belki onun eğitiminden geçmiş, onun yetiştirdiği biri, belki artık şehirde bile değil ama onlardan biriydi. Bana inan.” Emindi, tekniklerine hakimdi. Muşta’nın nasıl eğittiğini biliyordu, bu düşünceyi ondan söküp almak imkânsızdı. Aklını söküp alabilirdiniz ama bu gerçeğe olan inancı o çıldırmışken bile kafasının içinde durmaya devam ederdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aranan kişi sevgilim değil,” dedim. “Belki dediğin gibi eğitimli biri ama sevgilim ya da arkadaşları değil.” Bu son cümlemdi, sonra sustum ve ondan gelecek atağı bekledim ama beklediğim olmadı. Ataktansa gözlerini cam duvara çevirdi, şehre uzun bir bakış attı. Sanki kafasını toplamaya ihtiyacı vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama eğitimli biri,” dedi. “Sen haklıysan bile bunu yapan kişi bir zamanlar onlardan olan biri olabilir.” Bana baktı, gözlerinde sadakatime güvenen bir ışıltı yayılmıştı. “Tamam, geri çekileceğim, artık sana onu hedef göstermeyeceğim ama şunu bil ki, dışarıda taklitçi bir katil var. Bunu yapan her kimse, o taklitçi katili de istesin ya da istemesin buna itti. O başlatmasaydı bir taklitçi var olmayacaktı, bu büyük bir sorun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir yanın hâlâ o olduğunu düşünüyor,” dedim kederli bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aralarından biri de olabilir.” Gözlerini boşluğa çevirdi. “Ya da bir zamanlar onlarla olan biridir, bilmiyorum.” Bana tekrar baktı. “Bu konuyu tekrar konuşalım. Ama şimdi değil, kafam çok karışık, Zeliha.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah, anlıyorum.” Oturduğum yerden kalktığımı görünce şaşırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana git demek istemedim, bir kahve içmeni istiyorum, lütfen,” dedi ama başımı iki yana salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim gitmem gerek, taşınmak falan...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım.” Bana dikkatle baktı. “Buraya taşınma sebebiniz normal bir çift olduğunuza inanmamı istemenizden mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Açıkça, “Hayır,” dedim ama kesinlikle öyleydi. “Evet, senden korktum ama hepsi bu. Direkt karşı komşun olacak kadar kafayı yememiştim, sadece bir korkuydu.” Bir an, çok kısa bir an için gözlerinde şefkat görür gibi oldum ama hemen ifadesini toparladı. Bu kez Cenan Kaplaner bana gerçekten inanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıya yönelince arkamdan geldi. Hâlâ bir tarafı tedirgindi, hâlâ bir tarafı benden emin değildi, biliyordum. Belki hâlâ beni suçlu görüyordu, belki ona şantaj yapmamdan korktuğu için anlayışlı davranıyordu, belki de gerçekten içinde bir yerlerde bir şekilde beni kendisine benzetiyordu, bilmiyordum ama bakışları artık daha ılıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam kapıyı açacağı sırada duraksayıp, “Zeliha,” deyince ona baktım. “Dide konusundan...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur’a bahsetmeyeceğim,” diye fısıldadım, boğazım yanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona da,” dediğimde yüzü anlık aydınlandı, anlamamı garipsememişti. Dide’nin gözlerine bakan herkes anlardı. Onları tanımayan biri bile anlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

CENAN KAPLANER’İN CEHENNEMİNDE BİRİNCİ GÜN

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????: Cem Adrian, Veda Busesi

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona bir şeyler söylemek için çok geçti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dönüp, onun olduğu yöne koşabilir, kollarının arasına kalbimdeki sarsıntıyı hissettirmek ister gibi girebilir, küçük bedenimle koca bedenini devirebilirdim. Yapmadım. Belki de yapamadım ve bunu kendimden saklamak için yapmak istemediğime kendimi inandırdım. Ne zaman bir şey gururumu ayaklarının altına alacak olsa yaptığımı yaptım, reddettim, zaten öyle olsun istiyormuşum gibi yaptım. Hakan anlamadı, Basri anlardı, o bir baba gibiydi ama Hakan sadece sevgiliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarımın arasında tuttuğum kaleme uyguladığım baskıyla beraber kalem orta yerinden çatladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkiye ayrıldı ama tamamen kopmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkiye ayrıldık ama tamamen kopmuş muyduk?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kopmamış olmamızı diledim. İkiye ayrılsak bile sorun değildi, ben onu bölünmüş bir ruh, kılıçların ikiye kestiği bir kalple de severdim. Onu bu kadar çok sevmek, damarlarımdaki kanın sızlamasına neden oldu. Bu ben değildim. Onu öyle çok sevmiştim ki, severken kendime veda etmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir insanı severken o insan uğruna kendine veda etmek nedir biliyor musun? Bilme.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben de bilmemek istiyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aslında düşünüyorum da ne kadar bilmemek istiyorum desem de o gün yine Hakan Basri’nin karşısına geçer, yine Hakan’ın gözlerine, Basri’nin şefkatine teslim olurdum. Sonra Muşta o demirden parmaklarıyla kalbimi yumruklardı ama buna değerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahveyi kupanın içine doldururken bunu düşünmeden edemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yere kalemin yarısı kopup düştüğünde yeniden oradaydım, geçmişin pençeleri arasında, sırtımı döndüğüm adamın önünde, dizlerimin üzerinde…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi indirip yere parçası düşen kaleme bakarken titremeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun mavi gözlerine bakarken titremeyen ben, bir kalemin ikiye bölünüp yere düşmüş parçasına bakarken ağlamaya başlamıştım. Artık ondan uzaktaydım, belki de dönüp gitmişti. Son âna dek gözlerimden akmayan yaşlar, ikiye bölünen kalemler uğruna değil, ikiye bölünen kalbim uğruna akıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalemler demiştim çünkü artık o tek bir kalem değildi; biz artık biz değildik, o ve bendik. O kalemler gibiydik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kopmuştuk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkiye ayrılmıştık ama bizi hâlâ bağlayan bir şey olduğuna inanmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa biz de bu kalem gibi ayrılmıştık. Kopmuştuk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendimi daha önce hiç o denli aciz, o denli çaresiz, o denli camdan, o denli toz parça olmuş hissetmemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sen hissetme.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İyi değil.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sıcak su kupadan taşarak taş tezgâha yayılırken daldığım düşünce beni dışarı itti. Ellerimi taş tezgâhın kenarlarına yasladığımda sarı saçlarım yanaklarımdan aşağı sarktı ve yüzümü sakladı. O gün hissettiğim her ne varsa, yeniden içimdeydi, yeniden benimleydi. Oysa beni ağlarken gören yaşlı bir profesör, sigarasını dudaklarının arasında dengelerken, “Geçecek,” demişti. “Yıllar sonra hatırladığında sızlasa bile bugün olduğu gibi acıtmayacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanılmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Daha çok acıtmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aptal bunak, diye iç geçirdim. Zaten her zaman kendisinden genç kadınlara âşık olur, tütünü sarmayı beceremediği için yan tarafımda oturan keş çocuğa sigarasını sardırırdı. Garip bir adamdı. O zamanlar onun haklı olmasını ummuştum. Haksız çıkmıştı. Benim canım çok yanmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hâlâ yanıyor.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zeliha, sen bu hataya o kadar yakınsın ki, sana sarılıp seni bu karmaşanın içinden koşa koşa çıkarmayı çok isterdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir alev hâlinde düştün elime,” diye mırıldanmıştı mavi gözleri beni sevdiği gecelerin birinde. “Hani ey gözyaşım akmayacaktın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kupayı etrafını saran sıcak suya rağmen kavradım, parmaklarım yandı; içim yandı. Kalbim, ruhum, damarlarım, kanım, kirpiklerim, gözyaşlarım yandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kupadaki sıcak kahveyi lavaboya boşaltıp suyu açtığımda artık hıçkırıklarım suyun sesine karışıyordu. Elimi tezgâha koydum ve ağlamaya başladım. Hıçkırdım biraz, göğsüm doldu, atmak istedim o acıyı; atılmıyormuş.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yirmi üçken ne kadar acıtıyorsa, otuz ikiyken de o kadar acıtıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anne,” diye seslendi Dide içeriden, gözyaşlarına boğulmuş hâlde bir elim tezgâhta öylece sakinleşmek için kendimi sıkarken. Omuzlarım titriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dokuz yıl geçmişti, dokuz koca yıl onsuzdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama geride beni hayata bağlayan, onun kanıyla dolu bir damar bırakmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiç bilmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bilmesin istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yapmadım. Belki de yapamadım ve bunu kendimden saklamak için yapmak istemediğime kendimi inandırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça gülümsedim. Ben, kendisi hariç herkesi kandırabilen yaralı bir yalancıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümdeki tüm kanın çekilmesi sonucu kirece dönen tenimin üzerini süsleyen çillerin bile rengi solmuştu. Buz tutmuş ellerimi kıyafetlerimin kumaşlarına sürterek ısıtmaya çalışırken kafam allak bullaktı. Boş evin içinde ilerledim, Gurur telefonla konuşuyor, camın önünde durmuş manzarayı seyrediyordu. Beni fark etmiş olmalıydı ama dönüp bana bakmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbimde taş taşır gibi bir sırrı taşımak zorundaydım. Ve bu ilk sır değildi. İçine düştüğüm bu şey beni çok yoruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, telefonu kapatıp bana doğru dönünce, yüzümdeki renkler tekrar geri gelsin diye çok uğraştım ama olmadı. Buz sıcağı gözler üzerimdeydi, elbette bir cevap bekliyor olmalıydı, ona vereceğim bazı bilgiler olmalıydı, değil mi? Suskunluğum onun için beklenmedik miydi bilmiyordum ama gördüklerim benim için kesinlikle beklenmedikti. Gurur bana doğru bir adım atınca irkilerek ona baktım ve bu tepkim kafasını karıştırmış gibi kaşlarını çattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu? Seni sıkıştıracak şeyler mi söyledi ya da sordu?” Sorusundaki koruma içgüdüsünün bir patlama gibi aniden yarattığı şaşkınlığı gizleyemedim. Şaşkınlığımı yadırgamadı ama yüzümdeki kaçmış rengin nereye saklandığını merak ediyor gibi görünüyordu. “Aldırış etme,” deyince ona baktım. “Sadece ağzından laf alabilmek için yapıyordur. Seni korkutmasına izin verme.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni korkutmadı,” dedim. Bu sefer korkutmadı. Bu sefer sadece içimi acıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman?” Gurur tek kaşını kaldırınca kaçmam gerektiğini düşündüm ama yüzüme soğuk bir ifade usul usul yayıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beklenmedik şekilde iyi davrandı, o yüzden şaşırdım biraz,” dedim ustalıkla. Yüzümün aldığı ifade onu tatmin etmiş gibiydi, başını yavaşça salladı, sanırım bu onu da şaşırtmıştı ama bunun Cenan’ın bir stratejisi olduğunu düşünüyor da olabilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dikkat etmek gerekecek,” dedi. “Sanırım seninle arkadaş olmak istiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben onun öğrencisiyim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu sadece okuldayken öyle,” dedi Gurur, sessiz kaldım. Bana doğru bir adım daha yaklaşınca zaman ikimizi kanatları arasına aldı. Kafamı kaldırıp benden oldukça uzun olan adama baktım, gözlerini indirmiş beni izliyordu. Büyük elini kaldırınca dikkatim eline kayacak sandım ama gözlerinden gözlerimi ayıramadım. Büyük elinin sıcak avucu yanağıma kaydı, parmakları neredeyse enseme değiyordu. Elleri oldukça büyüktü, parmakları bir yılan gibi her yere yayılıyordu. Dokunuşu beni ürpertti, kalbimin atışları yine tenha bir köşede sessizce kıvranarak kayboldu; nabzımı duyamadım ama kanımın uğultusu bir gök gürültüsü kadar gürültülüydü. “Her şey yolunda,” diye telkin etti beni. “Burada iyi olacağız, kötü düşünceleri kafandan uzaklaştır. Ben varım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde her bir adımda bana daha da yaklaşan, ruhumun üzerini karartan o korku bir adım geri çekildi. Hâlâ orada olsa da artık verdiği his daha azdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un gözleri üzerime yağan bir yıldız yağmuru gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki Mert de oradaydı, gözlerinin derinliklerinde bir yerde Zerda’yı görme umuduyla beni izliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı usul usul sallayınca avucu yanağımda büyük izler bırakırcasına gezindi. Gözlerinin içine yerleştirdiği o derin bakış, mümkünmüş gibi ruhumun yer kabuğunu deldi, içime sızdı, magmamı aşıp geçti. Bu yakınlığı önlemem gerekiyordu ama bunu yapamıyordum. Onun önlemek istemediği apaçık belli oluyordu, benimse önlemek istemem, önlemek için harekete geçmeme yetmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışmamız uzadığında nabzımın sesi boş evin içine dağılıyor, büyüyor, her yanı sarıyordu. Gurur’un yüksek omzundan geriye baktığımda irili ufaklı beyaz parçaların gökyüzünden usul usul süzülerek düşmeye başladıklarını gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kar yağıyor,” dedim heyecanıma engel olamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duraksadı, gözleri yüzümde asılıp kaldı. Ben ise hemen arkasında düşen karları izliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kar görünce çocuk gibi seviniyorsun,” dediğinde irkilerek ona baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muğla’da kar yağmaz hiç,” dedim kuru bir sesle. “Buraya geldiğimde en çok kar yağması etkilemişti beni. Şehri sevmemin en büyük nedenlerinden biri bu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben karın topraktan daha çok olduğu bir şehirde doğdum,” dedi, başımı yavaşça salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erzurum’du, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. Parmakları yanağımdan kaydı, dokunuşunu geri çekeceğini düşünmek, göğsümü patlatacak gibi ağrıttı. Ama dokunuşunu benden çekmedi, eli boynuma sarıldı, baskıdan uzak bir doku bırakarak boynuma dokundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışları öyle güzeldi ki, güneş gözlerinin içinde yanıyordu ama irislerinin etrafı karla kaplı bir sabah gibi görünüyordu. Bir an gözlerimi onun gözlerinden ayıramadım, sökemedim, alamadım. Kar tanelerini unuttum, sadece gözlerini hatırlamak istedim. Yıllar sonrasını düşündüm, bir gün hayatımdan çıkıp gidecekti, arkada ya tüm hayatımı altüst eden bir enkaz bırakacaktı ya da beni kurtarıp bana veda edecekti ama elbette gidecekti. Gidişini düşünmek nefesimin geçmesi gereken borudan bir bıçak girmiş, bıçak ilerlemiş, beni paramparça etmiş gibi hissettirdi. Bakışlarım yüzünde öyle uzun süre asılı kaldı ki, bana bakan gözlerinde bir karmaşa belirdi. Ne düşündüğümü merak ettiği açıkça belli oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yokluğunu düşünmek kalbimin ağrımasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa onun varlığı da kalbimi ağrıtmıyor muydu zaten?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yokluğunu düşündüğümü bilmesini istemedim, onun yokluğunu düşünmenin kalbimi bu denli ağrıttığını bilmesini istemedim. Ama bana öyle bir bakıyordu ki, sanki bunu zaten gözlerimin içine oturan yansımasından bile anlayabiliyordu. Anladığını düşünmek beni korkuttu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kaçırdım. O an, yeniden ona bakmam için çenemi kavrayacak sandım. Buna yeltendi de zaten. Ama yapmadı. Her nedense sanki o da bunu görmek istemedi. Ya da istedi ama belki cesaret edemedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener, eşyaları getirecek,” dedi, bu cümlesi konunun pusulası gibiydi, yönü değiştirdi, beni bir nebze de olsa rahatlattı. Elini üzerimden çekince boşluğa savruldum ama bu kez anlamaması için daha metanetli davranabildim. Ona baktım, şimdi gözlerimde saklanan duygular zihnime doğru bir dalga misali geri çekilmişti; artık görmüyordu, bu her açıdan ikimiz için de en iyisiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eşyalar mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Boş evde mi oturacağız?” Sorusu sanki kendi zihninden uzaklaşmak istiyormuş gibi sert çıkmıştı dudaklarından. Bakışlarım yüzünün sınırlarından sıyrıldı, cam duvara doğru ilerleyip Isparta’yı altına alan kar yağışını izlemeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen olmaz diye düşünmüştüm.” Kendimi mahcup hissettim çünkü maddi yönden yardım etmem olanaksızdı. Harçlığım giderlerime ve kendime anca yetiyordu, ikinci bir evin masrafını sırtlanmam imkânsızdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen bunları düşünme.” Bakışlarını sırtımda hissettim, camdaki yansıması da bana baktığını doğruluyordu. “Plan benimdi, yapılması gerekenleri de ben yapacağım. Sen bana uysan yeter.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam,” dedim ama sesim solgundu, duyduğundan bile şüpheliydim. Ezilmiş hissetmek istemiyordum, sonuçta dediği gibiydi, bu plan onundu. Ben bir öğrenciydim, fazlasını yapmam elbette mümkün değildi. Yine de elimde böyle bir güç olmasını isterdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un telefonu yeniden çalmaya başladı. Dış kapıyı açtığını duydum, kalbim gümbürdedi, Cenan’ın kızını görmesi demek her şeyin Cenan açısından sarpa sarması demekti. Neden bunu önemsiyordum ki? Neden umurumdaydı? Bu kadın bana geçirdiğim acı günleri daha da zehretmemiş miydi? Ben söylememiş olacaktım, onlar görmüş olacaktı, bu bana yük vermemeliydi. Sonuçta benden çıkmış olmayacaktı. Yine de Cenan’ın gözlerindeki yıkılmışlığı hatırlayınca bunu istemedim. Sanki bu onu mahvederdi. Onun mahvolmasını istemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Tamam, iniyoruz,” dedi. Bakışlarımı Gurur’a yönelttim, Cenan’ın kapısı hemen karşımızda kapalı duruyordu. Vicdan azabı duyarak Gurur’a doğru yürüdüm. Bedenim bir heykel gibi sertti, sanki bir robot gibiydim. Gurur telefonu cebine sokarken, “Yener geliyormuş,” dedi. “Çocuklar da gelecek yardım için. Bu ev büyük, bir temizlense iyi olur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Askerlere evi mi temizletecekti? İki metrelik koca cüsseli adamlara yani?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de yardımcı olurum,” dedim. “Hatta arkadaşlarım da yardım eder.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Arkadaşlarını bulaştırmamak daha iyi,” dediğinde sessizdim. Evden çıkıp asansöre yöneldik, asansörden inen yaşlı çift bize gülümsedi ama solgun bakışlarım bu hoş gülümseyişe parlak bir karşılık veremedi. Çok küçük bir gülümsemeyle, sırf ayıp olmasın diye başımla selamlamıştım onları.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansörde geçen süre normalden daha uzun geldi. Sanki Gurur ile yalnız olmak, gün geçtikçe daha da zor bir duygunun içimi oymasına neden oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Siteden çıkıp ana yola indik, biraz sonra ufukta büyük bir kamyonet bize doğru geliyordu. Bir an algılarım olayları içine alıp analiz etmek konusunda yoksullaştı. Koca kamyonetin arkası açıktı, kamyonetin tavan kısmından öne doğru abanan Yener eşyaların üzerindeydi, el sallıyordu ama kime anlayamadım. Sonra kaldırımda yürüyen birkaç genç kızın ona doğru bakıp güldüklerini gördüm ve Yener’in kimlere el salladığını anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu ne yapıyor?” diye sordum şaşkınlığımı gizleyemeden. Gurur eğleniyor gibi görünüyordu, ellerini paltosunun geniş ceplerine sokmuş, dudağının kenarında belirsiz bir sırıtışla arkadaşını izliyordu. Yener parmaklarıyla telefonla konuşuyormuş gibi hareketler yaparken, “Beğendin mi beni?” diye bağırdı kızlardan birine. “Vereyim numaramı.” Kamyonetin tepesine vurdu. “Abi bir yavaşlar mısın? Yaz kız. Sıfır beş beş üç…” Tekrar kamyonetin tepesine vurdu. “Ben senin ekmeğine engel oluyor muyum şu an? Yavaşlar mısın? Kız yaz, beş dokuz sekiz.” Birden oynamaya başladı. “Dokuz, sekiz, dokuz sekiz…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızlar artık kahkaha atıyordu. Kamyonet kızları geçince Yener arkasını dönüp kızlara el salladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kamyonet önümüzde durduğunda şoktaydım çünkü her bir eşyanın etrafı kırmızı kurdeleyle sarılıydı. Kamyonetin kasası aşağı indiği anda kamyonetin zemininde yatan Girdap’ı gördüm ve dudaklarım aralandı. Bana el sallayarak doğrulup kalktı, şimdi kamyonetin zemininde oturuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru yerde miyiz, yeğenim?” diye sordu bir amca kamyonetin kapısını açıp dışarı atlarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru yerdeyiz dayı,” dedi Yener, indirilen kapaktan değil, direkt yüksekten atladı ve bu baskı bacaklarını sızlatmamış gibi direkt bize doğru ilerledi. Sanırım onları fazla küçümsüyordum. “Çiftimiz bunlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“He,” dedi amca, bizi inceledi. “Yeni evlendiniz demek he? Ne güzel ne güzel, Allah bir yastıkta kocatsın çoççaklarım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muğlalı mısınız?” diye sorduğumda amcanın gözleri parıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne bildin kız?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de Muğlalıyım,” dedim, dayının gözleri iri iri açıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemşerim,” dedi coşkuyla. “Kapmışsın Muğla’nın kızını, değerini bil!” Gurur’a kötü kötü baktı. “Bu eşyaları nasıl taşıyacaksınız siz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tayfamız gelecek dayı, sen bin arabana keyfine bak,” dedi Yener, ardından cebinden telefonunu çıkarıp ekranını kaldırdı. Birkaç saniye sonra WhatsApp grubundan gelen bildirimle irkildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Neraysinuz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Ne diyorsun be

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Neredesiniz dio knk

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Nasıl anladın amk

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Kendisi gibi yazan birini görünce anlaması normal değil mi Devran

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Doğru dedin Adnan

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Ne dinorsun adnn

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Dinozor

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Arbıyı sür kza yapçaz

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Adnan sen araç kullanırken telefonla mı oynuyorsun?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Hayır

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Şu an ne yapıyorsun?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Üstümde ne olduğunu da bir sonraki mesajda sorma ihtimalin beni çok ürküttü Muşta.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Benim üzerimde ne var?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Irz düşmanlığı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Yavşaklık

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Sahtekârlık

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Kıskanmaya devam edin

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Üzerimde nazar var

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Gözünüz çıksın

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Adnan, dönünce tüm tesisi paspaslayacaksın. Tek başına.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Neden diye sorarsam tesisin dışını da paspaslatır. Dağı paspaslatır bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Cümlenin içinde neden sorusu gördüm o yüzden evet taş toprak her şeyi paspaslayacaksın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Çekemiyosan beni çatla geber geber

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sevgilim: Bu kamyonun arkasında da dokuz sekiz oynuyordu, ne oldu buna?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Karşındayım Gurur. Arkamdan beste yazacağına yüzüme konuş da düet yapalım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, Yener’in bacağına telefona bakarak tekme atınca Yener daha hızlı mesaj yazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Bak elimden bir kaza çıkıııcakk!!!!!!!

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Konum atsanıza ya direkt Zelihaların evine doğru mu çıkalım

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Nereyisun sen

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Sen Karadenizli bir kıza mı yürüdün yakın zamanda

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Koyverdu gittu benu oy :/:/:/://:/

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Olmadı mı?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Nüd istedim babasının beylik tabancası arkasındayken nüd attı. Engelledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Muşta’nın varlığını unuttunuz.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: ŞU ARBIYI SÜRR!’’!!!!

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun Soydemir: Nüd nedir

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Dişi ya da erkeklerin sana asla atmayacakları fotoğraf türü terminatör

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Erkek mi

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Uluslararası çalışıyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: SKANDAL

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Bu doru mu

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Ben bunun bir alt ranzasında uyuyorum bazen

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Aaa bu çok doru

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: HANGİSİ DOĞRU

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Erkeklerden nude aldığın mı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Alt ranzanda yattığım mı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Akşama kadar bunu kur kafanda şimdi:D

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Bak sorun cinsel yönelimlerin değil

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Sorun senin önünde donumu indiriyor olmam

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: xdxcvdddASJSADBHDASDASBJHDASJBHDSBJHSBJHDSA

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Kanka ben kadınları çok seviyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Ama ara sıra Connected’da gördüğüm erkekler de bi akıl karıştırmıyor desem yalan olur

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar, sohbet grubundan ayrıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Geçen gece havlusunu yanımda indirdi diye korkup mu çıkmış bi sorsanıza

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Birbirinizin cinsel kimliklerini sorgulayacağınıza gidin şu evi temizleyip düzenleyin. Zeliş’e iş yaptırdığınıza dair bilgi alırsam dağdaki bütün kayaları dilinizle temizletirim size.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Sen okuma Zeliş bunları. Bunlar kaka.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Geri zekâlı yığını

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Salak insanlar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Zeliha Hanım dilenci değilim varsa bi konum istiyorum hepsi bu

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konumu gönderip sessizce grubu izlemeye devam ettim. Kar taneleri devamlı olarak düşerek saçlarıma tutunuyordu. Gurur beni dirseğimden tutup sitenin girişindeki saçağın altına çekince gözlerim anlık ona doğru çevrildi. Telefona değil bana bakıyordu, mesajları okurken takındığım ifade onu eğlendirmişe benziyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birkaç dakika sonra tüm ekip buradaydı. Sokağa bir anda akın eden iki büyük cip, etraftaki yaşlı adamların dikkatini haddinden fazla çekmişti ama askerler rahattı, göz önünde olmak onlar için sorun değil gibi görünüyorlardı. Plan belliydi, bir kısmı evin temizliğine yardım edecek, bir kısmı da eşyaları yerli yerine koyacaktı. Tüm bunları bir gün içinde yapmaları hemen hemen imkânsızdı. Hem tamamının binaya girecek olması Cenan’ı düşündüğümde her nedense beni endişelendirmişti. Birinin bile onun kızını görmesi çözülmesi güç sorunlara yol açabilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan, içinde çamaşır makinesi ya da fırınlı ocak olduğunu düşündüğüm büyük bir koliyi tek başına kaldırıp kaldırımın diğer ucuna kadar taşıdı, sitenin girişinde durup, “Tüm bunlara ne kadar harcadınız?” diye sordu Yener’e bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çeyiz paketleri çok ucuz oluyordu, kanka,” dedi Yener. “Girdap ile el ele tutuşup çeyiz paketi baktık…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neredeyse kahkaha atacaktım ama yaşananları düşününce susmanın daha doğru bir tercih olabileceğini düşündüm. Tayfun tek kaşını kaldırmış onlara bakıyordu, yüzünde alaydan uzak, ne olduğunu çözemeyen, şüpheci bir ifade vardı. Sanırım sohbet grubundaki konudan sonra hiçbir şeye şaka gözüyle bakmıyordu. Girdap, kolunu Yener’in omzuna atarak, “Bayilerden birinde çalışan dayı, siz ne ayaksınız amuğagoyiyim diyerek bizi dövmeye kalkıştı ama yılmadık, bir sonraki girdiğimiz bayide ya beni ya Yener’i gelin sandılar ama sorun şu ki sakallarımız var ve en kısamız Yener’in bile boyu 1.91…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ayıp ediyorsun ama.” Yener, Girdap’ı iterek kollarının arasından çıktı. “Ben elini tutmuşum, bu adam benim namusum diyerek seni insan içine çıkarmışım, sen beni boyumdan vuruyorsun. Benim boyumdakiler basketbolcu oluyor. İncinik bir Yener’im şu an.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eşyaları taşımaları çok uzun zamanlarını almamıştı ama temizliğin epey emek gerektirdiği kesindi. Cenan’ın hissettiklerini düşündüm, acaba tam şu an hemen karşısında Hakan Basri Şenkaya’nın tüm çocukları varken kendini nasıl hissediyordu? İçimden bir ses güvende hissetmediğini söylüyordu. Sırrının açığa çıkma düşüncesi bile onu tir tir titretiyor olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kendimi onun yerine koyduğumda tek hissettiğim korku olmuyordu, suçluluk da oluyordu. Dide’nin mavi gözlerini hatırlayıp irkildiğimde evin ortasındaydım, Girdap içi yarıya kadar dolu bir kovayla arkamda belirmişti. Dikkatim hemen dağılmadı, tekrardan düşünmeye başlamak benim için çok zor olmadı. Açık ve netti, gördüğüm her şeyi yok sayıp, sanki onları görmemişim gibi hayatıma devam edecektim. Bu zor olsun ya da olmasın, şu an mecbur olduğum şeydi. İçimde bir taraf Hakan Basri Şenkaya’yı kısa zamanda sevmiş, onu öz abisi gibi görmeye başlamıştı ama kendimi de düşünmek zorundaydım. Bir yerlerde devamlı konuşan vicdanımın artık susması gerekiyordu. Babamın yüzünü düşündüm, bana inançla bakan mavi gözlerini... Kara zorla yutkunup bakışlarımı Girdap’a çevirdim, bana beklentiyle baktığını görünce kaşlarım havaya dikildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç mi etmezsin?” diye sordu çocuk gibi. “Biraz bile?..”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta öyle söyledi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bırak bırak,” diye araya girdi Yener, başına bandana gibi bağladığı, ucunda oyaları olan eşarba dehşet içinde baktım. “Senin de işine geliyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni düşüncelerimden biraz olsun uzaklaştırdığı için Yener’e teşekkür etmek istedim ama bunun yerine hain bir sırıtışla ona baktım. Bana kötü kötü bakarak büyük, boydan camlara doğru yürüdü. Evin hâlâ elektriği yoktu, dışarıda yağan kar, evin içini beyaza boyuyordu ama biraz sonra akşam kendini gösterecek, ışık yeryüzüne tamamen küserek çekip gidecekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Eşyalar dış kapıya doğru sıralanmıştı. Buzdolabını mutfağa götürmüşlerdi ama henüz nereye koymaları gerektiği konusundaki tartışmayı sonuçlandıramamışlardı. Pek söz hakkım yoktu, hatta hiç olduğunu düşünmüyordum, o yüzden sessizce onların çatışmasını izliyordum. Bu ev üzerinde hak sahibi değildim, öyle olduğumu söyleseler bile boşunaydı, ben buraya ait hissetmiyordum. Burası bir görev alanıydı ve istedikleri gibi şekillendirebilirlerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yine de bir işin ucundan tuttum. Yerleri sildim, biraz Devran’la sohbet ettim, sonra da evin elektriği geldi ve lambaderin kırık beyaz ışığı her yana yayıldı. Lambader benden uzun olmasına rağmen hemen önünde duran Adnan’ın göğsüne bile gelmiyordu, bu yüzden kafasını eğmiş lambaderin şapkasının içini izlerken, “Başka bir renk de takılabilir,” dedi, sesi ilgiliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tüm planlarımı iptal edip onlara yardım etmiştim, bu süre zarfında hiç telefonum çalmamıştı ama zaten kaldığım ev hemen karşımızdaydı, cama yaklaştığımda ilerideki kıvrımlı sokağın başındaki beyaz binayı görebiliyordum, taksi durağının hemen arkasındaydı ve sokaktaki tek yeni binaydı. Tabii içinde olduğumuz bu koca lüks binaları saymazsak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlık bastırmıştı, gökyüzünün rengi koyu bir lacivert rengindeydi ve kar çoktan şehre beyaz bir örtü şeklinde serilmişti. Yıldızlar sanki kar taneleri hâlâ gökyüzünden koparak yeryüzüne dökülmüyormuş gibi gümüş renkte bir ışık saçarak yanmaya başlamışlardı. Bir süre yorgun bir şekilde camın önünde dikilip dışarıyı izledim, akşam vakitlerinde olduğumuzdan şehrin nabzı tavana değmişti, ileride, epey uzaktaki trafiği bir zincir gibi saran arabaların ışıklarını görebiliyordum. İş ve okulların bitiş saatiydi, bu yüzden trafik epey yoğun görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener hemen arkamda belirdiğinde, Adnan yere küçük, kare şeklinde bir halı seriyordu. Henüz koltuklarımız yoktu, öğrendiğim kadarıyla onlar yarın gelecekti. Omzumun üzerinden Yener’e doğru baktım, yüzünde sabırsız bir ifadeyle tıpkı küçük bir çocuk gibi beni izliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Okan denen şerefsizin hayatını kararttığımız geceden beri aynı şeyi düşünüyorum,” dedi, bir an ne demek istediğini anlayamadım ve o bunu kelimelerle değil, uygulamalı olarak anlatmak istiyormuş gibi elini havaya kaldırdı. Diğer avucunu elinin arka kısmına koyarak avucunun içini sertçe öpüp, “Bana çillerini göster,” dedi avucuna tuhaf tuhaf bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İğrençsin,” diye homurdandım, yanaklarım ısınmıştı. Bu, Yener’i sandığımdan daha da çok eğlendirdi ve bir kahkaha attı; kahkahası Adnan’ın ona cins cins bakmasına yol açtı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aman tamam, bozulma hemen,” diye fısıldadı bana sokularak. “Kimseye söylemedim ben...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sus ya...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızardın mı?” diye dalga geçti benimle. “Nasıl kızarırsın Zeliha ya, kızarma, çillerini göremiyorum!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen salaksın,” dedim homurdanarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Artık salak ben miyim yoksa Gurur mu bilemem.” Sırıttı. “Bu aptallar kendilerini bu duruma sokmaya bayılıyor.” Ne demek istediğini anlamadım ama irdelemedim, anlarsam beni yakabilecek bir şeydi belki de, o yüzden ateşten kaçındım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni eve bırakayım,” dedi Gurur, Yener hâlâ gülüyordu ama birkaç dakikadır Yener yokmuş gibi boşluğu izleyerek düşünüyordum. Kendi düşüncelerimi düşünüyordum, kendimle ilgili görmezden gelip bir kapının ardına tıkarak kilitlediklerimi düşünüyordum. Nihayet bakışlarım buz sıcağı gözlere tırmandı ve beni izleyen yüzüne baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” dedim, dalgınlığımı fark etmişti. Gözleri doğrudan üzerimdeydi ama sorular sorup zihnimi daha da yormadı. Evden çıkarken konuşmadık, asansöre bindiğimizde ise sessizlik yavaşça parçalanıp kırıldı ve tam ortamızda dağıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sessizsin,” dedi, sesinde anlayış vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bazen konuşmak gerekmez.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde kendi ruhuma ait bir ölü taşıyormuşum gibi hissediyordum. Aslında bir süredir durum bende tam olarak böyleydi. Cenan ya da diğerlerinden bağımsız olarak söyleyebilirdim ki ben kesinlikle içimde kendime ait bir cenaze taşıyordum. O gece yaşananlar ömrümün üzerinde kara bir leke olarak kalacaktı, ben o cenazeyi gerçekten mezarın altına girene dek içimde taşıyacaktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, “Her zaman susarak anlatamazsın,” dedi, ses tonuna gizlenmiş anlayış canımı yaktı. Omzumun üzerinden ona baktığımda asansör katları dolaşarak usul usul aşağı inmeye devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni özgür bıraktığımda gitmen gerekirdi,” dedi, bana o günü hatırlatması tüylerimin dikilmesine neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet, belki doğru olan kaçıp gitmekti, onu ve yaşanan her şeyi geride bırakmaktı ama neden onu geride bırakacak olma düşüncesi bile karnıma bıçak batmış gibi hissettiriyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden hâlâ böyle düşünüyorsun?” diye sorduğumda asansör katlardan birinde durdu, kapılar açılacak sandım ama bu olmadı, bir süre bekledi, sonra tekrar sarsılarak aşağı doğru inmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu düşüncem hiç değişmedi. Seni yanımda tutmak, bu olayın içinde tutmak bencillik gibi geliyor.” Söyledikleri şaşkınlığımın katlanarak artmasına neden oldu ama bunu görmesine engel oldum. “Kendini huzursuz hissediyorsun, belki sana göre olması gereken bu, dışarıdan bakılınca da böyle olması gerekiyormuş gibi duruyor ama ben huzursuz hissetmeni istemezdim. En azından benim yanımdayken huzurlu olsan olmaz mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun yanında zaten huzurluydum ama bunu ona gösteremiyordum. Sanki bunu ona göstermek, ona bir defa daha yenilmek demekti ve ben artık ona bir defa daha yenilmek istemiyordum. Bakışlarımı zemine indirdiğimde Gurur birden asansördeki bir tuşa bastı ve asansör önce sarsıldı, sonra durdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarımı parlak zeminden kaldırıp ona çevirdim. Asansörün tepesinden sızan beyaz ışık doğrudan yüzünün hatlarını ortaya koyuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu?” diye sordum, ne olduğunu biliyordum, onun ağzından da duymak istemiyordum ama yine de sordum işte.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem,” dedi, bir an kafamı kaldırıp ona daha dikkatli baktım. “Bugün sana doyana kadar bakmamışım gibi hissettim, gün bitmeden çillerine bakmak istedim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kelimeleri ruhuma eve dönüyormuşum hissini bıraktı. Kelimeleri ruhumda öyle büyük yaralar açtı ki, bir gün onu geride bıraktığımda, hayat beni ondan uzağa taşıdığında, her bir kelimesi zihnimde eskiyen bir anı olacak, hiç ummadığım anlarda beni can evimden vuracaktı. Bir gün öylesine oturduğum ve davaları incelediğim kafenin radyosunda bir şarkı çalacaktı, tesadüf o ya, şarkının sözlerinden bir tanesi bana onu hatırlatacaktı; bana onun söylediği bir sözü hatırlatacaktı… Önce donup kalacaktım, belki elim ayağım birbirine girecekti ve kahveyi dosyaların üzerine dökecektim. Belki hiç kimseye belli etmeden kalkıp lavaboya gidecek, kabinin kapısını kapattığım an sarsılarak ağlamaya başlayacaktım. Belki hiçbiri olmayacaktı ama şu an hepsine yakın hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’un soğuk parmakları yanağıma kayınca ürperdim, dokunuşu ruhumu titretti. Gözlerimi ondan ayırmadım ama mümkün olsaydı gözlerimi ondan öyle çok uzağa taşırdım ki, hafızam onu yavaş yavaş içinden dışına iterdi. Belki de onun yüzünü hatırlamamak, sesini hatırlamamak, kelimelerinde boğulacağım geleceği daha az acı duyarak geçirmemi sağlardı. Gözlerine öyle bir baktım ki, o gözleri unutmak istemediğimi anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu gözleri unutmak istemiyordum. Ama bir gün hayatıma bu gözleri görmeden devam edeceğimi de biliyordum. İki ihtimal de kafamın içinde öyle çok büyüdü ki, kalbimin acısını yok sayamadım, bu defa kendimden bile saklayamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzü yüzüme apansız yaklaşmaya başlayınca geri çekilebilirdim ama ruhum dizlerinin üzerine çöküp, gelecekte edileceği infazı kolaylaştırmak adına bu gece ölmeyi seçti. Gurur’un yüzü her saniye yüzüme daha da yaklaşıyordu ama hareketleri yavaştı, sanki ölümümün ağır ve acılı olmasını istiyordu. Sanki bana verdiği, hissettirdiği, içime gömdüğü duyguların altında kalmamı istiyordu. Gözlerine baktığımda daha başka bir şey gördüm. Beni korumak istediğini, pişmanlığını, beni eğer elinde olsa bu yangından uzaklaştıracağını gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Pişmanlığını izlemek ruhumu dindirir sandım ama ruhum, ölüm döşeğinde bir insana dönüştü ve öyle çok ağrı çekti ki, ölümü diledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları neredeyse dudaklarımın üzerine değeceği sırada yüzü yüzümün sınırlarında durdu. Sıcak nefesi devamlı olarak yüzüme vuruyor, gözleri benim göz çukurlarıma aitlermiş gibi dibimde, bitişiğimde duruyordu. Aldığım her nefeste parfümünün sert kokusuna karışan buz gibi kokusunu soluyordum. Gurur, soğuk gibi kokuyordu, ona ne zaman haddinden fazla yakın olsam, tenindeki buz kokusu içimi üşütüyordu. Tüm bunlar olurken, içim donarcasına üşürken, ruhum ateşler içindeydi, o bana yaklaştıkça etrafı buzlarla çevrili bir alev gibi büyüyerek kendini yakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımız birbirine dokunmadı ama ruhum ruhuna dokundu; ruhu ruhumun üzerine serildi. Parmakları hâlâ yanağımda dolaşırken, “Sessizliğin hoşuma gitmiyor,” dedi. “Seni buraya hapsetmişim gibi hissettiriyor. Dün belki yanında değilken bu umurumda bile değil, mecburuz derdim ama şimdi yanındayım ve fark ettim ki bu umurumda.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalp atışlarım ağırlaştı, gözlerim doğrudan ondaydı. Geçmiş daha kaç farklı şekilde başıma yıkılmak için kendini yaratabilirdi? Ben yaşadığım ânı artık geçmişim biliyordum. Ve bunlar, bana söyledikleri, bana bıraktıkları, geçmişin ne kadar yıkıcı olacağını resmediyordu. Geleceğe gittiğimde geçmiş durmadan canımı yakan bir düşmana dönüşecekti ve ben o düşmandan hiçbir zaman nefret edemeyecektim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiçbir şeyi değiştiremeyiz, Gurur,” diye fısıldadım, nefesim dudaklarına çarptı ve yüzüme geri döndü. “O gece yaşananları değiştiremeyiz, şu an hissettiklerimi değiştiremeyiz, ileride bizi bekleyen her neyse, onu da değiştiremeyiz.” Bana anlayışla baktı, oysa ben reddetmesini dilemiştim, kabullenmesini değil.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru,” dedi. Yüzü hâlâ yüzüme yakındı. “Ama değiştirebilmeyi isterdim. O gece seni bu oyunun tutsağı yapmak yerine özgür bırakabilirdim. Geleceğine giderdin, seni daha güzel bir hayat beklerdi.” Nefesi tenime sinerken konuşması ne kolaydı, benim için hiçbir şey kolay değildi. Hele duyduklarım? Duyduklarım hiç değildi. Yüzünün gölgesi ışığa rağmen yüzüme düşüyordu. İşte o böyleydi, parlaktı, ışıltılıydı ama onun gölgesi altında kalan ben oluyordum. Onun karanlığıyla yüzleşen hep bendim. “Ben bir şekilde hallederdim, sıyrılırdım, senin konuşmayacağından emin olsaydım, bunu yapardım. Ama emin olamadım.” Şu an benden emin miydi? Cevabını sanki kafamın içinde geziniyormuş gibi verdi. “Şimdi ne olursa olsun yapmayacağını biliyorum ve bunu bilirken seni günden güne tüketişimi izlemek, benim gibi birini bile mahvedebiliyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinin içine baktım, aynasında kendimi gördüm; kırgın ve yorgun görünüyordum. Sanırım o da bunu görüyordu ve vicdanı alevlenerek kalbini yakıyordu. Ben onun konuşmaya başlayan vicdanıydım, beni yeni yeni tanıyordu, bir gün benden nefret edecekti ama şimdi beni korumak, kurtarmak istiyordu. Ben onun ruhundaki yüktüm. Bunu biliyor muydu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmakları yanağımda süzülürken dudakları dudaklarıma biraz daha yakın konuma geldi. Kalp atışlarım hâlâ ağırdı, sanki kalbim göğsümün içinde kaybolmuş, yolu bilmeyen, pusulası olmayan, haritasını ısınmak için tutuşturmuş bir yabancıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Güzel bir hayatının olmasını dileyen tarafım, o hayatın içinde olmayacak olmama çok kırgın.” Cümlesi içimden bir duygu yığını taşırdı. Kalbim yanıyordu. Sanki beni kolayca tuzla buz edebilirdi. Sankisi yoktu, ediyordu. “Bir gün birinin senin sahte değil, gerçek sevgilin olacağını bilmek çok kırıcı.” Kulağıma yaklaştı ve şunları söyledi: “Gündüz düşününce bu çok normal geliyor, olması gereken bu, beni sinirlendirse de seni mutlu edecek olan şeyin bu olduğunu biliyor ve kabulleniyorum.” Yutkundu, yutkundum. “Ama gece olunca, henüz var olmayan birini öldürme isteği karnıma saplı bir bıçak gibi içimi dürtüp duruyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yumduğumda geri çekilip anlık yüzüme baktı. Sonra asansörün düğmesine bastı ve asansör son kez çalışıp bizi zemin kata indirdi. Binadan çıkıp yüksek binaların ortasındaki boşlukta ilerlemeye başladık. Ben birkaç adım önden yürüyordum, her nedense o yavaşlamıştı, sonra saçlarıma tutunan kar tanelerinin yarattığı sessizlikte çakmağın içinden fırlayan alevin sesini duyup omzumun üzerinden ona doğru baktım. Paltosunun yakalarını kaldırıp boynuna siper etmişti, açık renk saçları karanlıkta koyu duruyor, o koyu tellere tutunan kar taneleri güzel bir tezatlık oluşturarak ahengi yaratıyordu. Bir elini ateşe siper ederek çatık kaşlarla sigarasının ucunu yakmaya çalışıyordu. Çakmağı paltosunun cebine koyduktan sonra sigaradan bir duman çekti ve turuncu alev yağan kar tanelerinin içinde bir ateş böceği gibi parıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durduğumu fark edince bana baktı. Binaların etrafımızı labirent gibi sardığı o boşlukta durmuş sakince onu izliyordum, o da yavaş adımlarla bana yaklaşmaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana doğru attığı son adımda, sigaranın beyaz dumanı salınarak geceye karışırken, “Hiç düşünmezdim,” dedi, tek kaşımı kaldırdım ve ona baktım. Belki biraz ruhuna, olduğu o acımasız adama. “O gece en büyük kâbusum olacağını düşündüğüm küçük kızın, hayatımın özeti olacağını.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kelimeler geri çekildiğinde oradaydım, kar taneleri saçlarıma tutunuyordu ama ruhum artık içime tutunamıyordu. Sigarasını dudaklarına götürürken gözleri artık bende değildi. Yanımdan geçerek sitenin çıkışına ilerledi. Omzumun üzerinden gidişini izledim ve sonra bakışlarım karlara bıraktığı ayak izlerine çevrildi. Ayak izlerini izlemek daha da durgun hissetmeme neden oldu. Bir gün onun ayak izleri ömrümden kaybolup gidecekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birbirine dokunmadan düşen kar taneleri gibi olamaz mıydık? Birbirimize dokunmadan yaşayamaz mıydık? İnsanlar neden birbirlerine zarar veriyor, kin duyuyor, nefret kusuyordu? Biz de kar taneleri gibi olamaz mıydık? Birbirimize değmeden de var olamaz mıydık?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kar taneleri birbirine dokunmaz,” demişti babam bir gün parmakları saçlarımın derinliklerinde dolaşırken. “Bu yüzden ömürleri kısadır işte, tutunacak kimseleri olmadığından düşerler, düştükleri yerde birbirlerine tutunsalar bile ölürler. Bazen düştüğünde değil, düşmeye başladığında birinin seni tutmasına ihtiyaç duyarsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin bir nefes alıp Gurur’un arkasından yürüdüm. Siteden çıkınca bizi uzun bir kaldırım karşıladı, kaldırımın karşısında az ileride kaldığım beyaz bina vardı. Taksi durağının önünde dikilen yaşlı adam beni tanıdığı için gülümsedi, ben de ona gülümsedim ama gülümserken canımın yandığını o hiç bilmedi. Belki şu an Gurur da bilmiyordu. İçimden bir ses, bildiğini söylüyordu. Kar tutmuştu ama arabaların ezdiği yol kirli bir beyaz rengindeydi, kar taşlaşmış ve buza dönüşmüştü. Önümüzden geçip giden kırmızı Volvo’yu izledim, hemen onun arkasından bir yemek kuryesi geçti ve artık yol karşıya geçmemiz için yeterince boştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zihnimin derinlerinde kaybolmaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur da bana eşlik etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binamızın sağ tarafında boş, küçük bir arazi vardı. Arazi tamamen karla dolmuştu, bembeyazdı. Binaya doğru yürürken sessizdik. Dönüp gidebilirdi ama gitmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yarın eve birkaç parça kıyafet getiririm,” dediğimde bana baktı ama ben ona bakmadım. “Ara sıra kalmam gerektiğini söylemiştin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet. Bu iyi olur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zayıf bir gülümseme yüzümü sarmaşık gibi sardı. Binanın neredeyse önüne geldiğimizde durup ona doğru dönecektim ki soğuk bir darbe yedim, ensemde parçalanan karları hissettim ama sanki kaya kadar sert bir şeyle vurulmuş kadar canım yanmıştı. Gözlerim şokla irileşti, Gurur’un da şaşkınlığa teslim ettiği bakışları doğrudan bendeydi. Dudaklarından, “Hassiktir,” döküldü ve tam o esnada bir başka darbe bu kez onun için geldi. Gurur’un açık renk saçlarına yağan bir dolu karı izledim. Sıkıştırılarak koca bir top görüntüsü verilen kar yığını kafasına çarparak parçalara ayrılmıştı. Darbeler arka arkaya gelmeye başladığında, Gurur, “Hay ebesini!..” diye hırladı ve beni önüne alarak darbelerden korudu. Arkada çınlayan kahkahanın sahibinin Yener olduğunu biliyordum. Diğerlerinin de boğuk gülüş sesleri sokağa yayılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ulan şerefsizler!” diye bağırdı Gurur omzunun üzerinden onlara doğru dönerken. Beni göğsüne iyice bastırdı. “Savaş mı istiyorsunuz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Savaş bizimle, Romeo,” dedi Yener ileriden ve avucunun içinde sıkıştırdığı büyük bir topu bize doğru attı. Kartopu bize çarpmadı, hemen arkamızdaki Doblo’ya çarptı ve Doblo’nun ışıkları yandı, birkaç saniye sonra aracın alarm sesi tüm sokağı sarmıştı. Gözlerim iri iri açıldı, Yener karşıda donup kalmıştı ve Adnan ona vurup, “Elinin ayarını bile döverim senin!” diye bağırıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşlı bir adam balkonun aralanan kapısının arkasında belirdi. “Koskoca insanlarsınız!” diye bağırdı. “Hiç utanmıyor musunuz çocuk gibi? Uzak durun arabamdan!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşlı adama aldırış eden olmadı. Gurur eğilip yerdeki kalabalık kar yığınını büyük avucunun içine alarak sıkıştırdı. Yaptığı şekilsiz kartopunu onlara fırlatırken, “Dua edin taş koymadım içine!” diye bağırdı ve toparladığı kar yığını doğrudan Tayfun’un yüzünde patladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tayfun, karla oynamayan, kenarda durup bizi izleyen tek kişiydi ve ilk darbeyi yemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan, koca avuçlarının içine aldığı kar yığınını birden Yener’in kafasında patlattı ve küçük erkek çocukları gibi güreşmeye başladılar. Girdap, Gurur’a doğru koşuyor, Gurur homurdanarak kaçıyordu, şimdi savaş yerinde tek kalmıştım. Girdap, elindeki karları Gurur’un paltosunun içine attı ve Gurur, “Yandım lan!” diye bağırırken gözlerim yere düşen ve hâlâ zayıf bir şekilde yanan sigarasına tutundu. Gülümsedim. Çocuk gibiydiler.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu oyun böyle oynanır, aslanım!” diye bağırdı Tayfun, çok geçmeden büyük, neredeyse kaya kadar olan koca bir kartopu Gurur’un yüzünde şeklini aldı. Gurur’a iki kişi saldırmışlardı, homurdanarak yere eğilip parmaklarımı soğuk kara bastırdım. Neredeyse ciyaklayacaktım. Kar çok soğuktu, parmak uçlarım ânında acımaya başlamıştı. Eşelediğim karları elime aldığım sırada Devran’ın tilki gözleri bana dokundu ama ona sus işareti yaptığım an gülümseyerek başını salladı. Beni ele vermemişti. Bana göre büyük, Tayfun gibi kocaman bir adama göre kedi patisinden bile küçük olan kartopunu fırlattığımda, Tayfun, Gurur’u bırakarak bana baktı ve o an elimde olmadan suçlu bir şekilde sırıttım. Tayfun, beni aşırı korkutuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Demek onun ordusundansın,” dedi, kısık sesi zihnimdeki korkunun genişlemesine neden oldu. Tayfun gibi bir devi karşıma alarak iyi mi yapmıştım? Hiç sanmıyordum. Gurur, bu boşluktan yararlanarak Girdap’ı karlara gömdü ve Tayfun’un sırtına atladı. Yener ve diğerleri kahkahalar atarak onlara doğru koşuyordu ve Tayfun ile Gurur karların içinde güreşiyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Gurur, Tayfun’u karların içine yatırırken. “Benim ordumdan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman tek askerini vurma zamanı!” Yener’in attığı kartopu sağ tarafımdan çarptığı için sol tarafıma doğru devrilip karlara gömüldüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kısa bir sessizlik oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi Tayfun dahil olmak üzere hepsi, tamamı, tüm hainler, ordusunda olduğum komutan bile kahkaha atıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çığlıklarım neşe dolu kahkahalara dönüştü. Geçmiş ayaklarımın altından kayıp gitti, geleceğe ise oldukça zaman vardı. Şimdinin içindeydim, gülüyor, eğleniyor, yaşıyordum. Yener’in sırtına atladığımda birden dengesini kaybetti ve birlikte karların içine gömüldük, Adnan durmadı, karları koca ellerini kürek gibi kullanarak üzerimize atmaya başladı. Yener beni iterek karların içinden çıkmamı sağladı ama gömülen kendisi oldu. Gurur bu hain saldırıya sessiz kalmamıştı tabii ki, Tayfun ile bir olup Adnan’ı iki bacağından tutarak havaya kaldırmışlar, kocaman adamı baş aşağı sarkıtarak karların içine kafasını sokmuşlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binanın kapısının açılırken çıkardığı sesi duymadım ama Çolpan ile Ayça’nın, “Arkadaşıma ne yapıyorsunuz?” diye bağırırken birbirlerine senkronize olmuş şekilde çıkan seslerini duyabildim. Çok geçmeden onlar da bu savaşa dahil oldular ve kendimi kıran kırana bir mücadelenin içinde buldum. Şimdi Ayça aralarında küçücük olmasına rağmen karların içinde hızla koşuyor, dostça değil, düşmanca ataklarla içine taş koyduğu kartoplarını kafalarına vuruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur beni belimden kavradığında, karların arasına birlikte devrildiğimizde, arkadaşlarım onun arkadaşlarıyla savaşmaya başladığında ve kahkaha atarak uzanır hâlde gökyüzünü izlemeye başladığımızda her şey olması gerekenden daha güzeldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Belki zamanın içinde kaybolacak bir andı, geçmişe saplandığında geleceğime sadece acı getirecekti ama gülümsememi durduramadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

HAKAN BASRİ ŞENKAYA’NIN CEHENNEMİNDEN BİRİNCİ GÜN

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????: Cem Adrian, Kulakların Çınlasın

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana o kadar uzaksın ki, elimi uzattığım yerde olmayışın, beni kendi içimdeki ölümle yüzleştiriyor. Ama biliyorum, bana yakın olsan, bir cehennem olacaksın ve o cehennem öyle bir cehennem ki, bir tek beni yakarsa sönecek. Cenan, canım, cananım, adın dilime lâl oldu, içime dert oldun ama inan, söneceğini bilsem, beni yakman için sana gelen yine ben olurdum. Benim garip cehennemim, sen bizi nasıl bir ateşin içine attın?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan. Canım. Cananım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sesimden ismini duymayalı yıllar oldu ama içimde biri var, hep sana sesleniyor, dilim sana ne kadar suskunsa, içim seni o kadar geceye kusuyor.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı soğuk duvara yaslayıp çocuklarıma baktım. Boğazımda ilerleyen ağrı yavaşça yükselerek enseme, oradan da başımın üzerine yayıldı. Gurur, bir köşede oturuyordu, bileğine bağladığı zincirle oynuyor ama düşünceli görünüyordu. Yüzü yıldız yamalı kızı düşündüğünü anladım ama anlamamış gibi gözlerimi diğerlerine çevirdim. Orada sessizce oturan Adnan’dı, yıllar evvel, Bora’nın annesinin doğumda yitip gittiği o günden beri sadece sessizce otururdu. Bora, babasının dizinin dibindeydi, yere bastırıp ilerlettiği arabaya masum bakışlar atıyordu. Derin bir nefes alarak, gözlerimi geçmişten sağ kurtardığı tek yarayla çıkan adamdan çektim. Yener, annesinden telefon bekliyordu, sanırım Yasemin Hanım hastaydı, her ne kadar telefona bakmıyor gibi görünse de eli ceketinin cebindeydi ve telefonu sıkı sıkıya kavramıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap parmaklarını çıtlatınca, mavi gözlerim direkt ona çevrildi. Solgun bakışları parmaklarındaydı, tekrar çıtlattı ve derin bir nefes aldı. Öğrendiğim kadarıyla sevdiği kız, dört beş ay önce bir başkasıyla dünya evine girmişti. Bunun hakkında hiç konuştuğunu görmemiştim ama dolabında hâlâ sakladığı fotoğrafı görünce dedikodudan emin olmuştum. Neden ayrıldıklarını, neden kızın bir başkasıyla evlendiğini ona soramadım. Onlar benim yaşı benden çok da uzak olmayan çocuklarımdı, ben onların babasıydım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran, artık mutluydu. Ona ne zaman baksam kasvetli bir ruh hâlinde olurdu ama Biricik kızın özgürlüğü kesinleştiğinden beri Devran belki de aralarında en çabuk iyileşen kişi olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, zinciri bileğine bir kat daha dolayıp, “Dün Zer… Zeliş,” diye düzeltti. “Cenan’ın evine gitti.” İsmini duymak, ellerimin boşluğa düşmesine neden oldu ama çocuklarım bunu fark etmedi. Nefesim daraldı, bakışlarımı Gurur’a sapladım ama gözlerimin önüne sarı, uzun saçları, soğuk bakan kara gözleri geldi. Damarlarımın acıdığını, kanımın uyuştuğunu hissettim. “Kaplaner’i kandırmış.” Derin bir nefes aldı, ben de almak istedim ama alamadım, ismi ömrümün üzerinde kara lekeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu kandırmak öyle kolay değildi. Öyle kolay değildi onu kandırmak. O beni bile kandırırdı ama ben onu kandıramazdım. Öyle kolay değildi onu kandırmak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cevap vermedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gece buraya gelmeden önce onu gördüm. Tam karşı komşusu olmam onu biraz germiş gibiydi, nedenini anlamadım, yani benden rahatsız olmak değildi gözlerinde gördüğüm,” dedi Gurur. “Bana çok farklı baktı, sanki gitmem için yalvaracakmış gibi.” Gurur, bilinmezliğe alışkın olmadığından kaşlarını çattı. Ben biliyordum. Bilmek yaktı. İçim sızladı. Yalvarırdı tabii, benim etrafında olduğum herkesten kaçacaktı elbet, istemiyordu beni, belki Gurur’un gözlerinde bana ait bir desen bile görmek onu mahvetmişti; istemiyordu beni.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni istemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dokuz yıl geçmişti, dokuz yıl önce nasıl istemiyorsa, dün de öyle istemiyordu işte beni.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bugün de istemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, canım, cananım, beni istemiyorsun, bunu anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Keşke senin istemediğin gibi ben de istemesem seni.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben senin için kendime ters düştüm, ben senin için her şeyi unuttum, herkesi unuttum. Ben senin için beni yaratana isyan ettim, en büyük günaha senin uğruna bulandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kul yaratıcısından vazgeçse, Allah kulundan vazgeçmez,” derdi bir büyüğüm, o zamanlar yeni yetme bir askerdim, hayatın anlamını çözememiştim, seni görüp içime hapsetmemiştim. Cenan, canım, cananım, senin için isyan ettiğim yaratan benden vazgeçmedi; bana sensiz de yaşamayı öğretti. Ama hep bildim, seninle olduğumda daha mutlu bir adam olacaktım, şimdi sadece yürek kıyıları nasır bağlamış, aksi, çatık kaşlı, sert bakışlı bir adamım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, canım, cananım… Ekmeğim, suyum, aşım. İsmin içimde kalmış bir şarapnel parçası.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sen en büyük korkususun ruhumun.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ya bu şehir bir gün yeniden seni koyarsa önüme? İşte o zaman bittim ben.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu kadının bir sonraki adımını hesap etmemiz gerek,” dedi Yener, sonunda telefondan uzaklaşmış gibi görünüyordu. Bilmesi gereken bir şey vardı, onun bir sonraki adımını sadece Tanrı bilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oturduğum yerden kalkmamla, çocuklarımın bakışları bana çevrildi. İçimde kopan fırtınayı yüreğime bastırdım, yüreğim darmadağın oldu, içim o fırtınayı tek başına sırtlansa, yüreğim o fırtınayı tek başına omuzlamasa ölürdüm. Ama kalbimi alıştırmıştım, kalbim geçen dokuz yıl içinde enine boyuna acılarla büyümüştü; etrafında çatlakları vardı. Bir kadının can veren karnında oluşan yarıklar gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muşta?” dedi Adnan sorar gibi ama cevap vermedim. Toplantı salonundan çıktım, bir gençlik devirdiğim koridorda ilerlemeye başladım. Yüzüm ifadesizdi, belki de mavi gözlerim gaddardı ama içim bir çocuk kadar dargındı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu ilk gördüğüm ânı düşününce gözlerimi yumdum, adımlarım karanlık koridorda sonlandı ve öylece durup bekledim; geçmiş zihnime aktı, güzel yüzü hatıralarımda canlandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu son gördüğümde bana bakışı, onu ilk gördüğümde bana bakışı, onu ilk kez bağrıma bastığımdaki bana bakışı... Parmaklarımı burnumun direğine götürüp iki parmağımın arasına aldığım sızlayan burun direğimi sıktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni öksüz bırakmıştı, kendi yetim kalmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

⛓️

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

ZELİHA ÖZDAĞ

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçlarım ağırlaşmış bir ruh gibi omuzlarıma yığıldığında, büyük pencerelerin geniş camlarından içeri sızan gün ışığı, kar tanelerini kristal gibi parlatarak sınıfa bir ışıltı yolu döşüyordu. Cenan’ın görüntüsü projeksiyon makinesinden yansıyan ışığın önündeydi, yüzünde kelimeler vardı, bir süre hepimizi inceledi ve sonunda dersin sonuna geldiğimizi belli edercesine yüksek platformdan inerek masasına doğru ilerledi. Herkes rahat bir nefes almıştı ama ben alamadım. Cenan’ın siyah gözleri bana dokundu, uzun parmaklarıyla masanın üzerinde yarattığı kargaşayı toparlarken bana bakmaya devam etti. Siyah, sert yapılı çantasının fermuarını kapattıktan sonra hiçbir şey söylemeden sınıfın kapısına doğru ilerledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ön tarafımda oturan kızıl, kıvırcık saçları olan kız, yanındaki sarışına doğru eğilerek, “Bu kadın ne zaman derse girse Furkan gözlerini ona dikiyor ve ondan başka bir şey yokmuş gibi bakıyor. Bu kadar güzel bir kadının ders vermesi hiç hoşuma gitmiyor,” diye söylendi. Sarışın ona küçümseyici bir bakış atarak güldü. Aralarındaki sahte arkadaşlığın kokusunu almaya başlayalı çok olmuştu ama pek dikkat etmezdim. Sarışın, kızıl saçlıyı biraz küçümsüyor gibiydi ve kızıl, kıvırcık saçların sahibi de gereksiz seviyede kıskançtı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Furkan, sadece Cenan Hoca’ya değil, güzel olan her kadına bakıyor, Selin,” dedi sarışın. “Kendini kandırmak yerine neden yeni birini bulmuyorsun? Hem anlattığın kadarıyla Furkan o işlerde de pek iyi değilmiş.” Alayla dolu bir kahkaha atınca, kızıl saçlı, yani Selin, homurdanarak gözlerini devirdi. “Ne? Alınıyor musun? Hadi ama… Sen söylemedin mi? Furkan işi biter bitmez döner kıçını uyurmuş…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir insanı sadece sekste iyi diye sevmezsin,” diye homurdandı Selin, gücenmiş gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Az daha ona, “Bir insan bir insanı seviyorsa, özel meselelerini kimseye anlatmaz, onunla dalga geçilmesine neden olacak saçma şeyleri ortaya dökmez,” demek istedim ama yapmadım. Canları cehennemeydi. Bileğime taktığım yeşil lastik tokayla saçlarımı dağınık bir şekilde topuz yaptıktan sonra oturduğum yerden kalkarak çantamı omzuma atıp rezalet sohbetlerine daha fazla katılmak istemediğim için hızla sınıftan çıktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşünceler kafamın içini oyuyordu. Düşünmek istemesem de bir sonraki adımım hep aynı konu üzerine düşünmekti. Dide konusunda sessiz kalmaya karar vermiştim, bu doğruydu. Peki gerçekten doğru muydu? İnsanların özel hayatına karışmamam gerektiğini bana öğreten kişi babamdı. Dedikodulardan, bizi ilgilendirmeyen şeylerden, insanların özel hayatından konuşmayı hiç sevmezdi. Eymen ve bana da bunu aşılamıştı. Biz, insanların özel alanına saygı duyarak büyümüştük. Yine de bu içimdeki suçluluk duygusunun günbegün büyüyerek dallanıp budaklanmasına engel değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koridorda ilerleyip kafeteryaya giden merdivenleri indim. Kafeteryanın girişinde Cenan’ı görmeyi beklemiyordum, Kaplaner oradaydı, elinde tuttuğu beyaz bir fincanla kalabalığı izliyordu, kafeterya girmemişti, sanki birini bekliyor gibi etrafına bakınıyordu. Onu görünce damarlarım gerildi. Yine de ona doğru yürüdüm. Beni görünce yüzündeki duygu değişimi çok netti, beklediği kişi gelmiş gibi baktı. Bu beni her nedense rahatsız etti ama ona samimi bir şekilde gülümsemek zorunda hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günaydın,” dediğinde başımı salladım, tam yanından geçecekken, “Sana kahve ısmarlamama izin ver,” diye mırıldandı, isteğinde art niyet yoktu ama yine de kendimi kötü hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkür ederim ama buna gerek yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Madem komşu olacağız?” Bir an ona düz düz bakmak istedim ama gözlerinde var olan ifade buna engel oldu. Birlikte kafeteryaya doğru ilerledik. Kafeteryanın arka kapısı camdandı, doğrudan fakültenin bahçesine uzanıyordu. Dışarıda hareket hâlinde olan öğrencileri görebiliyordum. İçerisi sıcaktı, tost ve çaya taze kahvenin de kokusu dahil olmuştu. Cenan Hoca ile birlikte cam kenarındaki masaya doğru ilerledik. Masadaki boşlar henüz toplanmamıştı, biraz sonra biri gelip masadaki boşları topladı ve siparişlerimizi aldı. Daha doğrusu sadece benimkini aldı. Cenan Hoca zaten kahvesini içiyordu. Gergindim ama sebebi Cenan değildi, sebep bilmemem gereken ama zihnimden silemediğim gerçeklerdi. Cenan yüzümü incelerken onun da tıpkı benim gibi gergin olduğunu hissedebiliyordum. Bir şekilde birbirimizle ilgili çok fazla şey biliyorduk ve bu ikimiz için de rahatsız edici boyutlara ulaşmak üzereydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre sonra siparişini verdiğim kahve geldi, kahvemden bir yudum alırken görsel olarak burnumdan solur gibi göründüğüne emin olduğum bakışlarımı Cenan’a çevirdim. Uzun parmakları fincanı sarmıştı. Üzerinde pahalı bir takım vardı, parfümünün kokusu tüm kafeteryaya yayılmış olmalıydı. Sütlü kahve tonlarındaki ceket ve pantolon takımı onun kusursuz fiziği için çok doğru bir seçimdi. Hoş, dersine giren kadın erkek fark etmez herkes ona çuval bile giyse yakışacağını biliyor olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gece erkek arkadaşınla karşılaştım,” dedi. Sessizdim, sadece onu dinledim. “Tam karşımda oturuyor olmanız işlerimi biraz zorlaştıracak.” Ne demek istediğini anladım, yine de sadece sustum ve söylediklerine kulak verdim. “Sana onu vazgeçir, gidin demiyorum ama Dide’yi görmemeliler.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eninde sonunda görecekler,” dediğimde durdu, bunu biliyormuş gibi baktı ama belki ona bir seçenek verirmişim gibi umutluydu. O umudu karşılayamayacağımı gördüğünde, gözlerinde var olan son ümit kırıntısı da küle döndü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dide’yi tüm bunların ortasına itemem.” Kahvesinden bir yudum aldı. “Sevgilin son derece meraklı birine benziyor. Bu işin peşini bırakmaz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin bir kızın olduğunu öğrense bile neden bunu umursasın ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan’ın dudağının kenarı kederle büküldü. “Dide’yi ilk gördüğünde ne düşündün? Ona baktığında?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dide’nin çivit mavisi gözlerini, meydan okuyan bakışlarını hatırlayınca ürpererek Cenan’a baktım. Ne demeye çalıştığını anlamıştım. Ama ikimiz de bu sırrı birbirimize karşı seslendirmeden içimizde yaşatmaya devam ettik. O benim bildiğimi biliyordu, ben de bildiğimin farkında olduğunu biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Akıllarına geleceğini sanmıyorum. Bence bilmiyorlar,” dedim. “Hiçbiri.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan anlık rahatlar gibi görünse de “Sen de bilmiyordun,” demesiyle o rahatlığı yeniden kayboldu. “Psişik değilsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer başka bir neden sunsan, o ihtimali kafamdan silerdim.” Eğer babasından bahsetsen, diye düşündüm içimden. Dide’nin Muşta’nın kızı olduğunu düşünmezdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen silerdin, Gurur silmez.” Cenan, bunu kesin bir dille söylemişti. “Seni zorlamıyorum. Elbette bir şeyleri ondan saklamaktan rahatsız oluyor olabilirsin ama lütfen elini vicdanına koy Zeliha. Bu hayat Dide’nin hayatı. Bu hayatı ona verebilmek için çok çabaladım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce, “O, Dide’yi biliyor mu?” diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başta var olan sessizlik, bir süre sonra dudaklarından kopan bir, “Hayır,” cevabına dönüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zorundaydım.” Cevabı kesin ve netti, içinde tek bir yalan payı içermiyordu; sonsuz genişlikte bir doğruluk hissi veriyordu. “Zorunda olmak nedir biliyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dediğimde şaşırmasını beklemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İşler ne benim ne de onun için yolunda gitmedi,” dedi, gözlerini kahve fincanına indirirken başını iki yana sallamıştı. “Zeliha, daha önce hiç en güvendiğin insan, bir daha asla güvenmemen gereken birine dönüştü mü?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarım yukarı büküldü. “Dönüştü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başını yavaşça sallarken yıkılmış gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ona kırgınsın,” dediğim anda kaşlarını çatarak bana bakmadan başını şiddetle iki yana salladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu kırgınlık değil, bu sadece kırgınlık olamaz. Ben ona olan inancımı yitirdim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana çok ağır bir yük bırakıyorsun,” dedim, bu kez kendimi tutamadım. Duygular dilimden öylece döküldü. Hissettiklerim tam olarak buydu. Bana bıraktığı şeyin ağırlığının farkında mıydı? Cenan’ın gözlerinde beliren anlayışın altında ezildiğimi hissettim. Sanırım o da biliyordu, benim için taşıması ne kadar güç bir sırrı bana bıraktığını ve bunu yaparken hiçbir şeyin elinde olmadığını biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Suçluluk duygusuyla gözlerini masaya indirince, onu tanıdığım günden bu yana ilk kez bu kadar yorgun göründüğünü fark etmiştim. Ona bakanlar önce güzel, sonra da soğuk bir kadın görürdü. Şimdi yine güzeldi ama soğuk görüntüsü yoktu, o soğuk görüntünün altına gizlediği yorgunluk oradaydı. Bakışlarım yüzünde istediğimden çok daha uzun bir süre asılı kaldı. Onu incelerken buldum kendimi. Cenan Kaplaner’in acısı epey görünürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzgünüm,” dedi. “Biliyorum. Böyle olsun istemezdim. Ama isteyerek yapmadım.” Bunu biliyordum, bu yüzden kendimi olduğumdan çok daha suçlu hissediyordum. Bu karşı komşu olma olayı çok gereksizdi, böyle olmamalıydı. Bunu öğrenmemem gerekiyordu. Şimdi nasıl Muşta’nın gözlerine bakacaktım? O gözlere baktığımda gördüklerim canımı fena yakacaktı. Üstelik yaşananları bilmemek beni sadece geçmişin değil, olduğumuz ânın da körü yapıyordu. Kim haklı kim haksız bilmeden bir şeyleri içime gömmek çok zordu. “Zeliha, senden tek isteğim susmandı, biliyorum ama şimdi bir isteğim daha var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden korkarak ona baktım. O isteği duymaya hazır hissetmiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle bakma,” dediğinde sesinde ızdırap vardı. “Bu benim için de oldukça zor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyleyse isteme,” dedim, tepkim onu şaşırttı, bense hâlâ korkuyordum. Kendimi yeni bir oyunun içinde, yeni bir müttefik olarak bulmak istemiyordum. Artık kendimi geri çekmek, tüm bu olanlara olanların içindeyken değil, dışındayken bakma fırsatı bulmak istiyordum. Cenan ise buna izin vermiyordu. Tıpkı ilk günlerde Gurur’un yaptığı gibi üzerime geliyor, benden yeni şeyler talep ediyordu. Ne zaman gördüklerimin sorumlusu olmadığımı anlayacaklardı? Ben sadece görgü tanığıydım. Belki Gurur’u bu geleceğe hapseden bendim ama Cenan konusunda kesinlikle suçsuzdum, tek suçum olmamam gereken bir yerde olmamdı, görmemem gereken birini görmemdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mecburum,” diye fısıldadı, sesindeki ezilmişlik duygusu beni afallattı. “Ben de böyle olsun istemezdim ama şimdi tam karşımda oturuyorsunuz. Oradan taşınırsam gözünüze batarım, batmazsın deme, sen de söyledin, Gurur beni tehlike olarak görüyor ve neden gittiğimi merak edecektir.” Bir şey söylemedim, haklıydı. Gurur, basit bir düşünce yapısına sahip değildi, olayları her açıdan ele alabilir, her şeyi en ince ayrıntısına dek düşünebilirdi. Mutlaka Cenan’ın bir şeyler gizlediği için gittiğini anlardı. “Nasıl bir yol izlemem gerektiğini bilmiyorum. İlk kez bilmiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konu kızı olduğunda ne kadar da hassastı... Gözlerimi yüzünden ayıramadım. Soğuk bir avukata değil, içi yanan bir anneye bakıyordum. Kahvemden bir yudum alırken artık her şey karmaşadan ibaretti. “Dide akıllı bir çocuk,” dediğimde başını salladı, bir sonraki cümlemin bizi kaderin hangi yoluna saptıracağını bilmiyordu. Ben de bilmiyordum. Spontane hareket etmeye karar verdim. Kaderin bizi izlerken çatılan kaşlarının arasında oluşan yarıklar, gideceğimiz yollar gibiydi. “Dide’yi öylece gizleyemezsin. Gizlemek her zaman için açığa çıkarmaktır. Bir şey bulunmasın istiyorsan onu ortaya bırak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dide’yi buna nasıl hazırlarım bilmiyorum.” Bakışlarını bana değdirdi. “Seni buna bulaştırdığım için üzgünüm.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aslına bakılacak olursa, gidip bildiğim her şeyi anlatmayı inan ki çok istiyorum,” dedim dürüstçe. “Ama ne yaşadığını bilmiyorum. Bu yüzden sana haksızlık yapmak istemiyorum. Olmamam gereken bir anda, olmamam gereken bir yerdeydim. Görmemem gereken bir şeyi gördüm. Şimdi taraf tutamam.” Gözlerinin içine baktım. “Ne senin ne de onun tarafını tutmuyorum. Ama şu an ona haksızlık yaptığımı hissediyorum. Sadece eğer bu olacaksa, neden böyle olduğunu bilmem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Bir yanım buna burnumu sokmamam gerektiğini söylese de öteki yanım onu seviyor.” O diye bahsettiğimin kim olduğunu biliyordu, ismini söylemediğim için mutlu gibi görünüyordu. Sanki o ismi duyarsa dünyası başına yıkılacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatacağım,” dedi Cenan. “Sadece bana biraz müsaade et.” Kahvesinden bir yudum aldı ve o an, zihnime takılıp düşen bir soru kalbime battı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tarih tekerrür mü ediyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu soru aslında kendime değil, kadere sorduğum bir soruydu. O gece tüm bunlar yaşanmamış olsaydı, Gurur hayatımın ortasına ismini yazmamış olsaydı, o gece alın yazım alnımın ortasında alevlere teslim olmasaydı şu an ne yapıyor olurdum? Cenan, Muşta’ya kırgın olmadığını, ona olan inancını yitirdiğini söylemişti. Bir gün ben de Gurur’a olan inancımı yitirecek miydim? Hem de bunu yaparken içimde ona dair hiç kırgınlık olmadan?.. Bir insan nasıl tüm inancını yitirmesine rağmen karşısındakine kırılmazdı ki? Duygularımız, düşüncelerimizin verdiği şekli almaz mıydı? Bir insana artık inanmıyorsak, bu kırıcı bir şey demek olmaz mıydı? Artık inanmayarak baktığımız bir insana kırgın bakmaz mıydık?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nasıl bakıyorsak öyle görürdük, bu doğruydu. İnancını yitirmiş gözlerle baktığımız birine kırılmış olurduk. Nasıl oluyordu da Cenan ona kırgın değildi? Belki de onu asıl kıran o değildi, ona olan inancını yitirmiş olmasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Geleceği daha fazla merak etmek istemiyordum çünkü bir gün geleceğini biliyordum, bir gün gelecekti ve ben ondan kaçamayacaktım. En azından şimdilik o hiç yokmuş, olmayacakmış gibi davranabilirdim. Boşluğa devrilen gözlerimin tekrar yüzüne doğrulmasını sağlayacak olan o cümleyi kurdu: “Güzel kızım,” dedi, sanki aramızda asırlar varmış gibi hissettiren iki kelimelik cümlesi yüreğimin derinlerine ulaştı. Gelecek bir yerlerde benim için çoktan alev almaya başlamıştı ve beni içine alıp yakacağı an için pusuya yatmıştı. “Belki o seni üzmeyecek ama üzülen tarafım öyle ağır basıyor ki, senin bana benzeme ihtimalinden nefret ediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbimin bana duyuracağı kelimeleri olsa, sırf onları duymamak için kalbimi sustururdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir gün ona benzeyecek olma düşüncesi kalbimi ezdi, çiğneyip geçti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korku öyle çok büyüdü ki, nefesim kesildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan, üzgün bir ses tonuyla, “Beni yargılama,” dedi, ona baktım ama gördüğüm o olmadı, gelecekten bir kesitti ve ben gelecekte onun kadar üzgündüm. “Ben de senin gibiydim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben de senin gibiydim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aynı kişiler değiliz,” diye karşı çıkmaya çalıştığımda sandığım gibi karşı atağı olmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sadece, “Umarım,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gaye ile Hüsrev kafeteryanın kapısında belirdiklerinde, Cenan ile ikimizin dilini saran sessizlik, bir diken gibiydi. O anlatacaklarını toparlayamıyor olmanın, bense konuşursam kendime vereceğim hasarın derdine düşmüştüm. Bizi ilk fark eden Hüsrev oldu, üzerinde beyaz önlüğü vardı ve gülümsemesi dudaklarına yerleştiği anda Gaye’nin bakışları onu takip ederek bize çevrildi. Gaye’nin yüzünün bembeyaz kesildiğini gördüm, Cenan ile beni karşı karşıya oturmuş kahve içerken görmeyi beklemediği kesindi. Cenan baktığım yöne bakınca, “Arkadaşların sanırım,” diye mırıldandı. “Çağırsana. Birazdan kalkacağım zaten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce elimi kaldırıp Hüsrev ve Gaye’ye el salladım. Masamıza doğru yaklaşırlarken Gaye bir bana bir Hüsrev’e bakıyordu, alnımızın ortasından antenlerimiz çıkmış gibi bir bakışı vardı. Şaşkınlığı çok barizdi. Sadece onun değil, kafeteryadaki birkaç kişinin de bize o şekilde baktığını yeni fark ediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Selam,” dedi Gaye, bu selamın içinde soru işaretleri vardı. Ona boş sandalyelerden birini işaret ettiğimde bana tek kaşını kaldırarak bakıp sandalyeyi çekti ve oturdu. Hüsrev de yanına oturmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba,” dedi Cenan Kaplaner, yüzündeki hüzün silinmiş, soğuk güzelliğinin üzerine sıcak bir gülümseme çizilmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bölmüyoruzdur umarım?” diye sordu Hüsrev, bu kibar sorusu Cenan’ın daha da içten gülümsemesine neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah, hayır,” dedi nezaketinden ödün vermeden. “Zeliha ile dersler hakkında laflıyorduk.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hüsrev gülümsedi ama bu gülümseyişin altında, bu durumu pek tekin bulmadığının kanıtı olan bir endişe saklanıyordu. Endişeden de fazlası gibiydi, bu net bir şekilde şüpheydi. Cenan, “Seni tanıyorum,” dedi Hüsrev’e. “Turan Hoca’nın eski öğrencilerindendin, değil mi?” Gaye’ye gülümseyerek baktı, Gaye de ona gülümsedi. Gaye, herkese gülümserdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Hüsrev.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok şanslısın,” dedi Cenan ilgili bir sesle. “Turan Hoca en iyisidir, onun öğrencisi olmak öyle kolay değildir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz Ankara’daydınız bildiğim kadarıyla,” dedi Hüsrev. “Dönüşünüz beklenmedikti. Bildiğim kadarıyla Ankara’daki imkânlarınız, günümüz Türkiye’sinde çoğu meslektaşlarınızın sahip olamayacağı türdendi. Çok başarılı olduğunuzu duymuştum.” Hüsrev’in ses tonu suçlayıcıydı, sanki beni ve çevremdeki herkesi bu kaotik durumdan kurtarmak için saf bir çaba sarf ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hüsrev’in bu hâlini yadırgamadım. İlk kez onun önünde ağladığımda da bana bir abi gibi, “Sen önemlisin,” demişti. “Sen benim için küçük bir kız kardeşsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan’ın yüzündeki kan çekilir gibi oldu ama gülümsemesi solmadı. Sadece artık içten değildi. Yapay bir şekil almıştı. Gözlerini soğuyan kahvesinin koyu yüzeyine indirirken, “Biraz da eğitimci olmak istedim,” dedi, sesindeki burukluğu fark eden sadece ben olmalıydım. Eğer son iki gün içinde önüme okunmak için sayfaları açılmış bir kitap gibi serilmeseydi, ben de anlamazdım. Cenan, konuyu değiştirmek ister gibi, “Sanırım Zeliha’yı görmek için gelmiştiniz,” dedi. Gaye’nin yerleşkesi burada değildi, yani Cenan’ın bunu söylemesi mantıklıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Gaye neşeyle. Gözlerim Gaye’nin kolunun altındaki çizim tabletine kaydı, tablet kendi yaptığı çizimlerden oluşan bir koruma kabının içindeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman ben daha fazla tutmayayım sizi,” dedi Cenan, bu cümlesi, beraberinde kafeteryanın cam kapısının açılmasıyla zamana karışarak üzerimize yağdı. Kafeteryanın açılan kapısından karın soğuğu içeriye daldı, o soğuk bir rüzgâra tutunarak içeri girmişti ve tutunduğu rüzgâr beraberinde Gurur’un kokusunu içeriye dağıtmıştı. Algılarım doğrudan kokunun geldiği yöne saplandı ve saniyeler sanki saatmiş gibi ağır ağır akmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur’u bulan bakışlarım, herkesten koptu; zamandan koptu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, siyah bir kabanın içindeydi, kaşe kabanı dizlerinin biraz altına dek uzanıyordu ve önü açıktı. İçindeki siyah kazağı görebiliyordum, kot pantolonu da siyahtı ve kazağın etek kısmı hafif bir şekilde kotun içine sıkıştırılmıştı. Gümüş tokalı kemeri de siyah deridendi. Siyah postallarındaki kar lekeleriyle içeri girdiğinde siyahlara bürünmüş olmasını garipsemiştim ama siyah rengi onun saçları ve teniyle tezat bir uyum yakalamıştı. Bakışları hızla kafeteryanın içini sıyırıp benim olduğum yönde sekteye uğradı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seninki geldi,” dedi Gaye neşeyle. Cenan ve Hüsrev’in de Gurur’a baktıklarını hissedebiliyordum ama gözlerimi Gurur’dan ayıramadım. Oturduğumuz masaya doğru yürürken dudaklarına belli belirsiz bir tebessüm çizildi. Bu tebessümün oyun mu yoksa gerçek mi olduğunu kavrayamadım, yine de yüzünde beliren çizgiler içimi ısıtmaya yetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba,” dedi Gurur hemen yanımda dikildiğinde, sonra yavaşça eğilip soğuk dudaklarını yanağıma bastırdı ve karnım bir anda kasıldı. Tüm bakışlar üzerimizdeydi. Bu önemli değildi. Kokusu öyle net bir şekilde içimi doldurmuştu ki tam anlamıyla aptala dönmüştüm. Kalbim ve aklım arasındaki denge beni normal bir insan kılıyorken, onun varlığı bu dengeyi altüst ederek beni aptala çeviriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beklettim mi bebeğimi?” diye sorunca kan yanaklarıma öyle hızlı tırmandı ki, elimden hiçbir şey gelmedi. Gaye, yüzünde hınzır bir sırıtışla bize bakıyordu. Hüsrev’in kuşkusu yüzünden silinmişti, verdiğim tepkideki doğallık onu şaşırtmış ve bir anlığına şüphelerinden uzaklaştırmış gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kaldırıp ona baktığımda göz bebeklerime düşen yansımasını gördüğüne yemin edebilirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Geleceğini unutmuşum,” diye kekeledim, bu onu gocundurmuş gibi dudaklarını aşağı doğru büktü ve Gaye, ellerini çırparak mutluluğunu belli etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Umarım sadece yaşlanıyorsundur, sevgilim,” diye dalga geçti benimle. “Sinema biletlerini aldım. Gece seansı. Önce bir şeyler yeriz, sonra eve uğrarız, sonra da film izlemeye gideriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Normalde karşı koyacağım bu şeye, Hüsrev ve Gaye’nin ilgili bakışları üzerimizde olduğundan göz yumup, “Olur,” dedim, sesim tatsızdı ama nedeni Gurur değildi, Gurur ve masadaki herkesin dikkatini çekmiş olmalıydı bu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cenan Hanım,” dedi Gurur saygılı bir şekilde Cenan’ı selamlayarak. Ardından gözlerini Hüsrev ve Gaye’ye çevirdi. “Hüsrev, Gaye. Sizi görmek güzeldi.” Bakışlarını tekrar bana çevirdi. “Seni arabada beklememi ister misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, kalkıyorum,” dedim çantamın kulpunu omzuma asarken. Cenan’ın gözleri üzerimdeydi, ona bakmadan arkadaşlarıma gülümseyip Gurur’un elini tutarak masadan ayrıldım. Eli bir an titrememe neden olacak şekilde soğuktu, biraz sonra kafeteryanın dışındaydık ve bu soğuğun sebebini anlamıştım. Isparta, zemheri bir kışın koynuna sürükleniyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabası yerleşkenin dışındaydı, cipiyle değil, gri bir Volvo’yla gelmişti. Arabasının park hâlinde durduğu alana kadar konuşmadan, el ele yürüdük. Elimi bırakır sanmıştım ama bu olmadı. Arabadan küçük bir tık sesi yükseldi, ön farlar anlık olarak yanıp söndü ve Gurur elimi tutarak beni ön yolcu koltuğuna doğru ilerletti. Aramızdaki sessizlik sinir bozucu bir seviyeye ulaşmaya başlamıştı. Gurur’un telefonunun melodisi boş sokağı sesin rengine boyadığında, bakışlarım onun yüzüne tutundu. Gözleri anlık olarak yüzümün sınırlarında dolaştı, ardından boştaki elini kaşe kabanının derin cebine sokarak cep telefonunu çıkardı. Telefonu yanıtlarken yüzünde sakin bir ifade vardı ama düşüncelerinin hangi sokakta kaybolduğunu bilmiyordum. Sanki kendisi de düşüncelerini kaybettiğinin farkındaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet?” dedi telefonu açarken. Sesinin aldığı renk de yüzü gibi sakindi, bakışlarım onu takip etmeyi sürdürdü. “Biz bir şeyler yedikten sonra eve geçeriz. Sen Biricik ve Destan’ı eve götür istersen, anahtar Adnan’daydı. Hem tanıdık birilerini görmek Biricik’e de iyi gelir.” Bir süre karşı tarafı dinledi, Devran’la konuştuğu belliydi ama karşı tarafın sesi çok net gelmediği için konunun ne olduğunu çözümleyemedim. “Destan’la henüz tanışmadı mı?” Destan kimdi? Sessizce izlemeye devam ettim. Elim hâlâ elindeydi, bu çıldırtıcı bir şeydi. “Tamam, sen Biricik’e adresi ver, o eve gitsin. Adnan kapıyı açar. Aynen.” Bir süre durdu. “Tamam kardeşim, görüşürüz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur telefonu kapatınca araca bindik. Üniversitenin sınırlarından epey uzaklaştığımız sırada, “Destan kim?” diye sordum, sesim ilgisiz gibiydi, ön konsoldaki birkaç DVD’yi elime almış inceliyordum. Eski, kült hâline gelmiş birkaç filmin DVD’siydi, kapakları bile eskimiş, yıpranmış görünüyordu. Gurur’un bakışları, benim ondan kopuk bir şekilde DVD’ye dönük olan bakışlarımın aksine üzerimdeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Devran’ın kız kardeşi. Üniversite için Isparta’ya geldi,” dedi, bakışlarım yüzüne çevrildi, tam da düşündüğüm gibi beni izliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni mi geldi?” Başını evet anlamında salladı. “Yatay ya da dikey geçiş tarihlerini kaçırmış?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Henüz okula başlamadı, farklı bir şehirde kazanmıştı ama orada okumak istemedi, o yüzden tekrar sınava girecek.” Bakışları yüzümden koparak yola çevrildi. “Devran’ın olduğu şehirde okumayı kendisi istedi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bölümü neydi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum ama burada mimarlık istiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı sallayarak gözlerimi yola çevirdim. “Umarım burada tutturabilir,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben bu sabah gördüm, şirin, küçücük bir şey,” diye alay etti Gurur. “Eylül yanında sırık gibi kaldı. Bizimkiler henüz Destan’ı görmemiş, Eylül ve ben sabah erken kalkınca denk geldik.” Bana bir şeyler anlatıyor olması dikkatimden kaçmamıştı, şaşkınlık kanımda hareket eden keskin bir cisim gibiydi. Benim de ondan farkım yoktu, o bir şeyleri anlatıyor, ben de tüm dikkatimi ona vererek anlattıklarını dinliyordum. “İnsanın abisi iki metre olunca en azından bir seksen bir kız beklemiştim.” Küçücük bir çocuktan bahsediyor gibi şefkatliydi, bu her nedense beni gülümsetti. Gözleri bir an için beni buldu ve gülüşümde takılıp kaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Boyu çok mu kısa?” diye sorduğumda alayla sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen hemen senin kadar işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben kısa değilim,” diye homurdandım. “Boyum bir yetmiş bir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, yani hemen hemen bacağımla aynı boyutlardasın işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haha,” diye homurdandım. “Sen kocamansan ben ne yapayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem, yorganına sarılıp ağla istersen. Ya da günlüğüne yaz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi devirerek bakışlarımı yola çevirdim. Yol boyunca başka herhangi bir konu üzerine konuşmamıştık. Kafamda Cenan’a ait bir sırrı taşıyorken başka bir şeye odaklanmak çok zor geliyordu. Aracı sitenin otoparkına park etmişti. Tedirgin bir şekilde evin olduğu katta ilerlerken Dide’nin birden kapıyı açıp koridorda belirmesinden korkan bir tarafım vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapının önüne geldiğimiz an dışarı taşan gürültüyü duydum. Gurur kaşe kabanından anahtarı çıkarırken içerideki gürültüye kulak versem de konuşmalar karmakarışık bir sese dönüştüğünden ne konuşulduğunu anlayamamıştım. Kapı açıldığı an karın beyaz ışığının doldurduğu salon gözlerimin önüne serildi. Güneş yeniden bulutların arkasına gizlenmiş, kar taneleri düşeceği ânı sabırsızca bulutlardan sarkarak, bir sis tabakasının içinden yeryüzünü izleyerek beklemeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan, yeni getirildiği anlaşılan kahverengi L koltuğun ucunda oturuyordu, omzunun üzerinden kapıya bakınca ilk onunla göz göze geldim. Daha sonra tekli koltukta oturan Devran’ı gördüm. Eylül ile Destan olduğunu düşündüğüm kız sırtları dönük bir şekilde camdan dışarıyı izliyorlardı. Bizi fark eder etmez bize doğru dönen Eylül’ü, Destan takip etti ve o an donup kaldım. Yüz hatları Devran’a o kadar çok benziyordu ki, minyatür bir Devran gibi görünüyordu. Uzun, düz, açık kahverengi saçları vardı, burnu Devran’ın burnunun aynısıydı ama daha küçüğüydü, dudakları da Devran’ın dudakları gibiydi. İri gözleri, gözlerinin rengi bile aynıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kız beni görünce genişçe gülümsedi, uzun, beyaz dişleriyle var olan parlak gülümsemesi sıcaktı. Ben de ona gülümsedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha abla, değil mi?” diye sordu Eylül’e sokularak. Eylül, yeni arkadaşına gülümsedi ve onayladı. Kızın ürkek bir tavrı vardı, sanki hepimizden çekiniyor gibiydi. Henüz diğerleri gelmemişti ve öğrendiğim kadarıyla abisinin dostlarıyla tanışmamıştı. Destan ile kazandığı ama istemediği bölümle ilgili bir sohbetin ortasındaydık, merdivenlerdeki patırtılar tüm dikkatimi dağıttığında Destan çekingen, ince bir sesle anlatmaya devam ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama sonra onları gördüm. Pars ve Leon... İkiliyi görünce ilk hissettiğim saf korkuydu. Daha sonra dudaklarımda oluşan aralıktan verdiğim nefes, geçmişe ait bir girdap gibi büyüyerek beni içine çekti ve o gece yaşananları hatırladım. Tezgâhta oluşan küçük çatlağı, Gurur’un farklı bakan güneş kaçağı gözlerini, o gece içime akan her cümlesini, içime gömdüğü her bir hissi… Leon ile Pars koşarak salona inene dek düşündüğüm her şey, beni yutan bir kara delik olmuştu. Leon, Gurur’un üzerine abanarak ayağa kalktı ve Gurur, onun başını okşadı. Pars sırasını beklerken sabırsız gözlerle insanına bakıyordu. Sırayla kendilerini sevdirdiler ve birkaç saniye sonra ikisinin de canavar gözleri üzerimdeydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Korku anlıktı, bir süre sonra içimde tükenip yok oldu. Bana ilk sokulan Leon oldu, burnunun ucuyla üzerimi kokladıktan sonra anlamadığım bir şefkatle başını koluma sürttü. Bu koca çocuktan böyle bir sevgi gösterisi beklemediğimden şaşkınlık saç tellerime kadar her zerreme yayılmıştı. Yine de bana gösterdiği sevgiye karşılık verdim. Parmaklarım yumuşak ama kısa tüylerinde gezindi, pürüzsüz bir kumaşı anımsatan bedenini okşadım. Tüm bunlar olurken, Leon ve ben arkadaşlığımızı ilan ederken, diğer herkes bizi izliyordu. Pars bile. Daha sonra Pars da geldi, Leon’a göre çok daha ağırbaşlı, çok daha sakin ve yavaştı ama yine de bana şefkatini gösterirken bir çocuk kadar masum gelmişti gözüme. Beni tanımışlardı, ben onlara göre dosttum, tehlikesiz olan kişiydim. Bana güvendiklerini hissetmek çok güzeldi, hatta bulunduğumuz durumu göz önüne alınca, mükemmeldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana kolayca alışmışlar,” demişti Eylül yüzünde sıcak bir gülücükle. Destan hâlâ sessizdi, çekingenliğini kırabilmiş değildi ama bunun yakın zamanda kaybolacağından yana hiç şüphem yoktu. Onlar aile gibiydi, Destan da bu ailenin bir parçası olduğunu anladığında her şey onun için daha kolay ve güzel olacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben o ailenin neyiydim? Bir parçası mı? Paramparça olmuş bir parça ne kadar tamamlayıcı olurdu ki? Ben sadece bütünü bozuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden kendimi çok kederli hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Diğerlerin gelmesi çok uzun sürmemişti. Tüm askerler evin ortasında toplandığında Destan artık çok daha çekingendi. Hepsiyle bir bir tanıştı ama uzun süre konuşamadı, hatta gözlerini kaçırıp abisine sokuluyor, bu yabancı ortama uyum sağlamak için uğraşıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Diğerleri Destan’a karşı güler yüzlü olsalar da kızın çekingen tavrından dolayı mesafeliydiler. Onu ürkütmek istemiyorlardı. Bir süre geçtikten sonra Nihan ve Biricik de gelmişti. Destan onlarla tanışırken Gurur’un koridor tarafına yürüdüğünü fark ettim, gözlerimiz buluşunca bakışları yüzüme kitlendi ve göz ucuyla mutfağa uzandığını düşündüğüm aralığı gösterdi. Arkasından giderken tedirgindim. Zihnim hâlâ bana ait olmayan bir sırrı öğütmeye çalışıyordu. Unutmak mümkün olsaydı keşke ama unutamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mutfak, uzun koridorun sonundaydı. Koridorun duvarları fildişi rengindeydi ama ışık yanmadığı için etraf loş görünüyordu. Mutfağa girdiğim an mutfakla ilgili ilk düşüncem büyüklüğüyle alakalıydı. İki kişinin yaşayacağı bir ev için gereksiz derecede büyük ve genişti ama ferah bir his bırakıyordu. Mutfağın duvarları bordoydu, tezgâh simsiyahtı ve tezgâhın yaslandığı kısım kan renginde fayans döşemelerle kaplanmıştı. Süslü ve güzel görünüyordu. Mutfağın balkonunun kapısı camdandı, kapı küçük ama öne doğru genişleyen bir balkona açılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duvar kenarında siyah, parlak metalden bar sandalyeleri ve dar bir bar tezgâhı vardı, yemek yenebilecek büyüklükteydi, yaklaşık beş, altı kişi burada rahatça yemek yiyebilirdi. Tabii askerleri saymıyordum, onların bir tanesi iki buçuk insan boyutunda ve enindeydi. Onlardan sadece iki, üç tanesi burada rahatça oturup yemek yiyebilirdi. Gurur, siyah kapaklı mutfak dolaplarına ilerledi, dolaplardan birini açtı, sadece iki fincan dışında dolap bomboştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz alışveriş gerekecek,” dediğinde başımı salladım. “Akşam İyaş’tan bir şeyler alırız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Alışveriş merkezine mi gideceğiz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana omzunun üzerinden bir bunağa bakıyormuş gibi baktıktan sonra, “Sinemaya gideceğiz, en yakın sinema orada,” dedi. “Gerçekten bunamaya başlamış olabilir misin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hâlâ yirmi üç yaşındayım, otuz ikime çok var,” diye alaylı bir cevap verdiğimde bana cins cins baktı ama yorum yapmadı. Tezgâhın üzerinde duran kahve makinesinde kahve yapmaya başladığında, bar sandalyelerinden birine oturup cep telefonumu masanın üzerine bırakarak ona baktım. “Destan çok çekingen,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küçük bir kız,” dedi, “Eylül ile aynı yaşlarda olması bir şeyi değiştirmiyor. Kars’ta doğup büyümüş, pek arkadaşı da olmamış, Devran onun karların arasında yalnız başına büyümeye çalışan bir ağaç olduğunu söylerdi hep. Destan’ı ilk görüşüm, yıllardır Devran’la dostuz, daha önce kız kardeşini görmemiştim. Fotoğrafı dışında tabii.” Kahveyi fincanlardan birine doldururken gözlerini bana çevirdi. “Alışacaktır. Biricik’i sevdi gibi görünüyor, abisinin kız arkadaşı olduğunu henüz bilmiyor. Destan ne kadar sakin ve şirin görünse de bildiğim kadarıyla abisini epey kıskanırmış.” Sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eylül seni pek kıskanmıyor mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni sevdi, bu yüzden sana iyi davranıyor. Diğer gelin adaylarına yapmadığını bırakmamıştı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kurduğu cümleyle beraber olduğum yerde donup kaldım. Kalbimden boğazıma dek yükselen bir atış, tam ses tellerimin etrafında bir bomba gibi patladı ve kelimeler henüz kursağımdayken parçalara ayrıldı. Kendimi apansız çıkıp gelen bir yorgunluğun kollarında buldum. Gözlerimi masaya çevirdim, verecek cevabım yoktu ama kalbimden ruhuma o kadar çok cevap taşıyordu ki. Neden böyle hissettiğimi düşünmek istemiyordum. Kıskançlık edecek bir konumda değildim, saçma düşüncelerle kafamın içini kuyuya çevirmek de istemiyordum ama boğazımı yakan bu his susmak bilmiyordu. Birileriyle ciddi mi düşünmüştü? Onları Eylül’ün karşısına mı çıkarmıştı? Kaç sevgilisi olmuştu? Kaçıyla ciddiydi? Kaçının yüzünde sevdiği bir köşeyi göremeyince öfkeleniyordu? Kaçını özlüyordu? Kaçı ona uykusuz kalacağı türden cümleler kurmuştu? Kalbimden taşan bu defa saf bir duygu değildi, cehennemi içine hapsetmiş bir öfkeydi. Tanımadığım onlarca kadına, yüzlerini, isimlerini, hikâyelerini bilmediğim kişilere düşmanlık besledim. Saçmaydı ama önlenemezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne o?” Gurur’un sesi eğlendiğini belli edercesine alaycı çıkmıştı. Ona bakmadım. “Yoksa beni mi kıskandın, sevgilim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorusuna hiç takılmadım, takılıp kaldığım başka bir durum vardı şu an. Düşünmek istemediğim ama düşündüğüm bir durum. Geçmişinde ne yaşamışsa yaşamıştı, sonuçta benim de geçmişimde yaşananlar, bende iz gibi kalan olaylar vardı; elbette birini sevmiş, onunla evlenmek istemiş olabilirdi. Yaşını göz önüne aldığımda bunun için çok geç değildi, erken de sayılmazdı, muhtemelen birkaç yıl önce ciddi düşündüğü birini pek tabii tanımış olabilirdi. Sinirlerimin daha da gerildiğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Önüme bir fincan kahve bırakırken hemen çaprazımdaki sandalyeye oturup, yüzüme düşen birkaç parça saçı soğuk parmaklarının arasına aldı. Gözlerim saniyenin onda biri kadar bir zaman diliminde onun güneş rengi gözlerine tutundu. Saçımı parmağına doladı, gözleri gözlerimin ortasında yanan bir alev gibiydi. Kendi yansımasını harlanan bir alev olarak görüyor olma ihtimali epey yüksekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarının yoğunlaşarak ruhuma sızdığını, bir yazarın kaleminin ucundan taşan mürekkebin ömrüme yayıldığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sanki bir yazar onu var etmek için tüm duygularını boş bir kâğıda bırakıyordu ve bu duygular öylesine canlıydı ki, bu canlılık beni öldürüyordu. Belki de parmak uçlarında canlanan kelimelerle ruhu günbegün ölen yazar, sayfaya anlamları doğurarak taşırdığı mürekkeple beni de yavaş yavaş tüketiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne oldu?” Sorusu, sesinin taşıdığı bir yüktü, ruhum o yükün altında kalıp ezildi. Kalp atışlarım içimde çakıp her yanı aydınlatan bir şimşek gibiydi, ışığını hissettim ama sesi ışık kaybolduktan sonra gelecekti. Bu yüzden o an için, hissettiğim en ağır duygulara rağmen, kalbimin gümbürtüsünü duymadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yorgunum,” dedim, aslında yorgun değildim, anlam verilmemesi gereken bir sebepten üzgündüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçımla oynarken, “Farkındayım,” diye mırıldandı, ses tonundan ruhuma yayılan huzuru reddetmek istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey söylemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kahve iç,” dedi kısık bir sesle. Saçımı kulağımın arkasına sıkıştırıp bakışlarını önüme bıraktığı fincana çevirdi. “Kafein rahatlatır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Teşekkürler,” diye mırıldandım sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babaannen nasıl?” Sorusu beni şaşırtsa da çaktırmadım. “Hâlâ evde, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet. Bir süre daha bizimle kalacaktır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu süreçte burada kalman onun için sıkıntı yaratmaz umarım,” dedi. Ellerini masanın üzerine koydu, dirseklerini de masaya yasladı ve omzunun üzerinden bana baktı. Kaşe kabanını çıkarmıştı, siyah boğazlı kazağı beyaz boynunu saklıyordu. Yüzündeki buz beyazlığı, kazağın kurum gibi koyu olan rengiyle baş döndürücü bir uyum sağlıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, bir sıkıntı yaratmaz,” dedim. Babaannem için bu, kaçırılmaması gereken müthiş romantik bir olaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babaannem, gerçekçi bir kadın değildi, o hayal dünyasında yaşayan, insanlardan çok insanların yaşadığı hikâyeleri merak eden biriydi. Babaannemi diğerlerinden farklı kılan da buydu. O her zaman güzel cümleler kurardı, aşkın bir ödül olduğunu düşünürdü, acının insanı güzelleştirdiğine inanırdı, insanların olduğu kişiyi hikâyelerinin belirlediğini söyler dururdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O zaman bu hikâye benim olduğum kişiyi mi belirleyecekti?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden farklı bir hikâyeyi yaşadığımızı düşündüm. Sıradan insanlar gibi birbirimizle rastlantısal bir şekilde tanıştığımızı. Acaba o zaman da onunla oturup iki çift konuşabileceğimiz bir an gelir miydi? Gurur ve ben, tüm bu olanlar olmamış olsaydı, aynı kaldırımda yürüyen iki yabancı mı olacaktık? Dönüp ona bakar mıydım? Onun hakkında düşünür müydüm? Onunla ilgili ilk düşüncem ne olurdu? Ya da o dönüp bana bakar mıydı? Benim hakkımda düşünür müydü ve bu düşünce ne olurdu? Yoksa gözlerimiz birbirine dokunmadan öylece birbirimizin tersi yönde ilerlemeye devam mı ederdik? Bir gün bu olacaktı. Bir gün Gurur ve ben, birbirimizin tersi yönlere bir koldaki ikiye ayrılan damar gibi ayrılarak kendi geleceklerimize ilerleyecektik. Tüm bu düşünceler sadece birkaç saniye içinde, Gurur’un güneş kaçağı gözleri gözlerime bir gölge gibi düşerken zihnimin içini oyup geçmişti. O hiçbirini duymadı, hiçbirini bilmedi ama tüm bunlar bana ağır geldi, benim canımı yaktı. Yorgun değildim, üzgündüm. Bunu görmesini istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece birkaç saniye içinde bin farklı şey düşünmüşsün, düşündüğün her şey ya da her ihtimal seni birkaç saniye içinde birkaç yıl yaşlandırmış gibi bakıyorsun,” dedi Gurur, bu denli farkında olması beni ürpertti. Sonra da zaten bunu görmesini istediğimi fark edip sustum. Cevap vermemi, belki de karşı çıkmamı bekliyordu ama karşılık olarak susmamı kesinlikle beklemiyordu. Bunun bir nevi kabulleniş olduğunu biliyordu. İrdelemedi. “Kahven soğuyacak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahvemden bir yudum aldıktan sonra, “Biricik iyi görünüyor,” diye mırıldandım, konuyu değiştirmem gerekiyormuş gibi hissediyordum. Oysa onun düşüncelerini duymaya, gördüklerini bana anlatmasına ihtiyacım vardı. Biraz daha cesur olsaydım ona sorardım, ona şöyle derdim: Bir gün iki yabancı olacağız. Ve o da bana bu cümlenin onda yarattığı hezeyanı göstererek bakardı. Ve şöyle sorardım: O gün geldiğinde, bir daha seni görme şansım olacak mı? Seni görsem bile sen beni görecek misin? Yoksa beni görmezden gelmek senin için çok mu kolay olacak? Gurur, bir gün biz değil, ikimiz olacağız. Bu bizi ortadan ikiye bölecek ama belki de ben yarımken, sen daima bütün kalacaksın. Bu beni yaralıyor. Nedenini sorma. Sadece bil, bu beni çok yaralıyor ve bunu durdurması çok zormuş. Hatta imkânsız bile diyebilirim. Keşke bir şey söylesen ve söylediğin şey, bunu durdurabilecek kadar güçlü olsa. İhtiyacım var.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zihnimde ses bulan bu düşünceleri o duymadı. İçimin daha çok acıdığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O sapık orospu çocuğundan kurtuldu, zamanla daha da iyi olacak,” dedi, Okan’dan bahsetmek onu germişti, bu gözle görülen bir detaydı. Okan’ın sesini, bakışlarını, bana tavrını hatırlayınca midem burkuldu. Yalnız olsam lavaboya gidip klozetin önünde diz çöker, hiçbir şey çıkarmasam da boş bir şekilde öğürürdüm. Öğürerek bir insanın sesini, bakışlarını, size olan davranışlarını içinizden atabilir miydiniz? Ben atamazdım ama yine de yapmak istedim. Bazı insanların aklımızda kalan son görüntülerini unutabilmenin bir yolu olsaydı keşke.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki o adam?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elini kolunu sallayarak çıkıp gidemeyeceğini, sadece gidebileceğini sandığını söylemiştim sana.” Birden bu cümlesi öyle karanlık geldi ki, sanki gökyüzündeki tüm ışık pıhtıları çekildi; damarı boşaltan kan gibi çekilen ışık, geride büyük bir karanlık bıraktı. Çaresizlik göz bebeklerime teslim oldu ve bakışlarım çaresizliği kirpik diplerime hapsetti. “Bundan böyle hiçbir kadına zarar veremeyecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden beni susturmak ister gibi, “Aklanamayacak kadar fazla uyuşturucuyla yakalandı,” dediğinde donup kaldım. “Uyuşturucu kuryeliği yaptığı düşünüldü.” Bakışları yüzümde gezindi. “Taşıdığı çok güçlü, hiçbir avukatın onu kurtarmasına yetmeyecek bir uyuşturucu türü. Kanında da rastlanmayacak bir uyuşturucu tipi. Yani içiciyim diyemez, direkt satıcılıktan yargılanacak. Babası da böyle bir leke yemişken onu kurtarmak için uğraşmaz. Adam sadece kendi itibarını düşünen pezevengin teki, oğlu değil, şanı şöhreti umurunda olan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tüm bunları nereden biliyorsun? Yani en azından kurtulamayacağını?” O uyuşturucuyu onun başına onların çorap misali ördüğünden emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O bahsettiğim uyuşturucu türü, kökünü kuruttuğumuz leşlerin ininde çıkmıştı,” dedi. “Yani bu onu doğrudan vatan haini de yapıyor. Protokolü bilmem normal değil mi sence de?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanım dondu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eskiden vatan hainliğinin cezası idamdı, şimdi değil,” dedi. “Ama bu idamdan da kötü şeyler olduğunun kanıtı, emin ol. Babasının onu görmek bile istemediğini duydum. Birkaç gün içinde bir basın açıklaması yapar, hatta basın açıklamasında okuyacağı metni bir yazara yazdırmaya başlamış bile. İçindeki birkaç cümle kulağıma geldi.” Buna şaşırmadım. “Doğrudan oğlunu satmış pezevenk. Cinsini siktiğim cinsine çekiyor işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şerefsiz,” diye homurdandım, kahvemden bir yudum daha aldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birkaç kadın sosyal medyada linç başlatmış onun için,” deyince şaşırdım. “Bu sabah gördüm,” diye açıkladı. “Hayatını kararttığı birkaç kadın başlatmış linci. Sosyal medyayı bilirsin, haberler daha kolay büyür, daha çabuk sonuca ulaşırsın. Muhtemelen yakın zamanda cinsel taciz, tecavüz ve kadın haklarına saldırıdan da hüküm yiyecektir. Ama bana kalırsa şu an içeride olduğu için dua ediyor. Umarım damatlar koğuşuna atıldığında da dua etmeye devam eder.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Damatlar koğuşu mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Tecavüzcülerin eziyet gördüğü bir koğuş,” dediğinde donup kaldım. “Ne yaptıysan, aynısını sana yaptıkları bir koğuş.” Karanlık gülümsemesi yüzünü aydınlattığında kalbimin atışları göğsümün içinde usulca söndü, kayboldu. Okan, daha fazlasını hak etmişti, cani bir dürtüyle onun kafasını gövdesinden koparmalarını istiyordum. Ama belki de çok daha fenasını hak ediyordu. Ölüm kolay olurdu, ben onun gibilerin her gün ölümün tadını alıp ölüme bir türlü ulaşamamasını istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beter olur umarım,” dedim. “Biricik’e ve diğer tüm kadınlara yaşattığı her şey ömründen kan olsun aksın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O nasıl beddua lan?” diye sordu dehşetle. “Ürperdim, çok da hoşuma gitti. Çok seksi beddua ediyorsun. Bir daha etsene.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şaşkınlığımı gizleyemeden anlık ona baktıktan sonra kahvemden bir yudum daha alarak, “Alay etme, ciddiyim,” diye söylendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden bana yaklaşmasıyla nefesim boğazıma ateş gibi saplanıp içimi yaktı. Gözlerimiz birbirine öyle yakın bir noktada kesişti ki, nefesi bile bana aitmiş gibi ciğerlerimi temizliyordu. “Alay ettiğimi kim söyledi?” Gözleri hızlı bir şekilde dudaklarıma indi, tekrar gözlerime baktığında buz tutan parmaklarımı fincana bastırarak ısıtmaya çalıştım. Dudaklarımız birbirine temas edebilecek kadar yakındı. Bu aklımı karıştırmakla kalmadı, başımı döndürdü. “Çok seksiydi, tekrar yapmanı istedim. Alay değildi. Doğruydu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kısık sesi bir kasırgaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener aniden mutfağa dalınca, hızla Gurur’dan uzaklaşarak duvar dibine yaklaştım. Gurur hâlâ aynı noktada durmuş bana bakıyordu. Yener’in, “Ne yapıyorsunuz bakayım?” diye sormasıyla yanaklarıma tırmanan kan içimde de fokurdadı. “Yeni evli çift gibi her bulduğunuz boşlukta muck muck mu?” Elini havaya kaldırıp yüzüne yaklaştırdı ve eliyle utanç verici bir şekilde bakışmaya başladı. “Ah Gurur,” dedi eline doğru. “Beni öpecek misin? Aman tanrım, yoksa çillerimi mi görmek istiyorsun? Hadi ama Gurur, çillerim burada. Ver şu lanet dudaklarını. Vatoz balığı gibi emikle beni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne saçmalıyorsun lan sen satılık?” diye sordu Gurur öfkeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne saçmalıyormuşum lan ben? Vatoz balığı gibi yapıştın kıza, emcük emcük bitirdin el kadar kızı. Yedin kızı ya. Paketini verseler onu bile yerdin sen ya. Sen oyun bahanesiyle bu kızı nikâh masasına da oturtursun, niyetin o senin, oyun oyun diyerek bu kızdan üç çocuk yapar, vatanın milletin yüzünü güldürürsün sen ya.” Yüzünü buruşturdu. “Bu ne evlilik merakı, sen çeyizine kenarı oyalı dantel masa örtüsü de örmeye başlamışsındır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ya kes hadi sesini, kes,” diye homurdandı Gurur.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vatoz balığı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yener, kötü sarsalarım seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana da mı göz diktin? Beni de mi emmek niyetindesin, vatoz balığı?” Gözlerini bana çevirdi. “Gözünün önünde benimle fingirdeştiğini umarım ki görüyorsundur. Neyse… Ee ne yemek yiyoruz?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zıkkımın kökü?” diye sorduğumda elini göğsüne götürüp bana dehşetle baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hakkını arayan bir insana kök mök yedirmek ne ayıp…” Buzdolabına doğru ilerledi, kapağı açmasıyla, “Oy guzularım, aç karnınızda öpüşmeyin, ağzınız kokar, fakfakir çocuklarım benim ya,” dedi. “Bir dilim porlanmış ekmeğiniz, bir ekmeğin üzerine sürmelik margarininiz bile yok. Bir de gitmişler orada açlıktan kokan ağızlarıyla birbirlerini vakumluyorlar. Çok üzüldüm ben bu duruma. Sitenin altında market var, ben bir koşu gidip bir şeyler alayım, yedikten sonra fingirdeşin lütfen.” Dudaklarını büküp başını iki yana sallarken buzdolabının kapağını kapatmıştı. “O kadar üzüldüm ki. Çok üzüldüm ya. Sersefil aç kuzularım ya.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne gevezelik yapıyorsun lan, kertenkele dışkısı,” dedi Adnan, Yener’in ensesine vurarak onun öne doğru devrilmesine neden olurken. “İçeride de salak saçma konuşup kızcağızı korkutursun diye ipini tutmak zorunda kaldım senin. Burada da kalmış Bayan Yenge Zeliha Hanım’ı rahatsız ediyorsun. Senin olduğun bir ortamda güzel bir bayan kadını kişisinin huzurlu olma ihtimali yok.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim olduğum ortamda güzel olan her kadın rehberime yeni bir isim olarak kaydedilir, şekerim,” dedi Yener saçını düzelterek. “Hatta rehberimde o kadar çok Ece ve Aslı var ki artık plaka gibi kod ekledim hepsine. Ece 48’i ararken, Girdap, 48 Elâzığ Ceyhan Erzurum kenara çek diye şaka yapıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Övünüyorsun bir de bu kepazeliğinle, vasıfsız yaratık, insan bedeni üzerinden fuhuş yaptırarak geçimini sağlayan beş kuruş etmeyen adamlardansın sen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kısaca pezevenk deseydin kanka neden uzatıyorsun ki?” diye sordu Yener.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen az önce Ece’yi kodlarken Erzurum mu dedin?” diye sordu Gurur.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erzurum dedin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha, demişimdir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen benim şehrimin kızlarına laf mı attın lan az önce?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener dehşetle, “Nasıl yani ya?” diye sordu. “Karadeniz kızıyım ben, dizimin altında etekle büyüdüm diyerek bayıl bir de istersen Gurur şu an.” Kaşlarını çattı. “Neyse, seneye Survivor kadrosunda görürüz artık seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Nasıl ya?” diye ben sordum bu defa. “Erzurum’da biri etek giyemez mi yani Gurur? Dağdan mı indin sen, mağaradan şehre yeni mi göç ettin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lan ne alakası var ağzımı açmadım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Erzurum’un kızlarına laf edilemez ama Karadeniz kızlarına falan laf edilebilir mi yani, Gurur?” diye üsteledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kızım delirdin mi, demedim ben öyle bir şey.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dedin sen, ona getirdin lafı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ulan zaten Erzurum’da nasıl etek giyebilirler, ağustos ayında bile iki metre olmama rağmen karnıma gelen kar var orada. Orada sadece kar giyebilirsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hihihihih,” diye güldü Yener sinsice. “Yiyin şimdi birbirinizi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen eve düşen yıldırım mısın lan?” diye sordu Adnan, Yener’in kafasına tekrar vurup, araba süsü gibi kafasının öne arkaya sallanmasına neden olurken. “Lipgloss kafalı Nihal, sen neyin peşindesin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lipgloss kafalı Nihal ne alaka lan? Vurup durma kafama.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana sevilmeyen ne kadar televizyon karakteri varsa hepsinin ismini koyuyorum bundan sonra. Sahibinden’e adına yeni bir ilan açma zamanı geldi. Yürü, çık dışarı. Rahat bırak insanları.” Adnan, bana özür diler gibi baktı. “Bayan Yenge Zeliha, lütfen yanlış anlama. Bu bayan kapanı gibi ortada dolaşan şeyi biraz tartakladım ve çirkin konuşmalar yapmak zorunda kaldım. Şahsınızı böyle bir edepsizliğe maruz bıraktığım için beni affedin.” Yener’i ensesinden tutarak çekti. “Sen benimle geliyorsun, boynuz ağacı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Boynuz ağacı hiç hoş değil bu arada, ben hayatım boyunca hiç aldatmadım, teessüf ederim,” diye söylendi Yener. “Geri al lafını.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kadar hakaret ediyorum, bir buna mı güceniyorsun lan sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lanlı lunlu konuşuyorsun yengemizin önünde.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru söylüyorsun.” Tekrar bana baktı. “Affedin beni yenge.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İkisi mutfaktan çıktığında yeniden yalnızdık ama Yener ortamdaki atmosferi dağıtmıştı. Bu yüzden kendimi daha rahat hissettim. Gece yavaşça gökyüzüne serilmeye başladığında herkes gitmişti, Leon ile Pars’ın maması ile suyunu hazırladıktan sonra evden çıktık. Cenan ile karşılaşmak istemiyordum, onun beni köşeye sıkıştıran bakışlarından, sırrını bildiğim için çok daha fazla bana dönmeye başlayan dikkatinden kaçmak istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babaannem bizi hemen kapıda karşıladı. Son bir iki gündür onunla vakit geçiremiyordum, ayaküstü biraz sohbet ediyorduk ve hayatın içinde süregelen koşuşturmama geri dönüyordum. Beni anlıyordu, sıkmıyor, aksine destek oluyordu. Üzerimi değiştirmek için odama geçtiğim sırada, babaannem, “Damadım, ay yani çocuğum, içeri gel lütfen,” diye ısrar ederek Gurur’u darlıyordu. Gözlerimi devirerek kapıyı kapatıp karanlık, küçük odamın içinde ilerledim. Hafif aralık pencereden içeriye, karşıdaki sokak lambasının turuncu ışığı doluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üzerimdekileri çıkarıp elbise dolabını açtım. Açık mavi bir kot pantolon, beli açıkta bırakan bordo, önü düğmeli bir kazak çıkardım. Pantolonum yüksek beldi, bu yüzden belim fazla açıkta kalmayacaktı, hem zaten üzerime mont giyeceğim için sorun olacağını sanmıyordum. Kıyafetleri üzerime geçirip çalışma masama doğru ilerledim, dolunay şeklindeki masa lambamı yakıp, masanın kenarında küçük aparatların içine koyduğum makyaj malzemelerimi çıkardım. Küçük, yuvarlak bir aynam vardı ve iş görüyordu, bazı geceler sabaha dek ders çalıştığım için gözlerimin altında oluşan halkaları bu aynanın önünde oturup homurdanarak kapatırdım. Uçuk kırmızı, çok da yoğun renk vermeyen ruju dudaklarımda dolaştırıp kirpiklerimi kıvırarak maskaraladım ve allık sürmek yerine parmaklarımla yoğunluğunu en aza indirdiğim rujun parmak uçlarımda biriken fazlalığını yanaklarıma dağıttım. Telefonum çalmaya başladığında elimi ıslak mendil ile siliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arayan babamdı. Gülümsedim, günler sonra ilk kez beni aradığı için gülümsemiştim. Geçmişte bıraktığımız günler suçluluk duygusunu en yoğun yaşadığım günlerdi, ses tonum bile işlediğim günahı ortaya döküyormuş gibi hissederken, babama karşı hissettiğim sorumluluk duygusu içimi delip geçerken babamla konuşmak çok zordu. Onun sevgisini telefonun diğer ucundan dahi bile olsa bu kadar net hissetmek, içimdeki suçluluk duygusunun genişleyerek tüm ruhuma yayılmasına neden oluyordu. Ama bu defa gülümsedim. Onu çok özlemiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aşkım?” dedi hattın diğer ucunda can bulan sesi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümsedim, bana bazen böyle seslenirdi. “Nasılsın?” diye sordum bu defa ondan önce davranarak. Bu onu gülümsetti, nefesinin dökülüşünden bile çizgilerle dolu yüzüne çizilen gülümsemeyi hayal edebildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyiyim güzelim benim, sen nasılsın? Sesini duymayı özledim yahu, ben aramasam arayacağın yok!” Muğla şivesini kenara bırakıp, ciddi konuştuğu anlardan birindeydik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dersler falan,” dedim, bu konuda yalan söylemiyordum, gelecek birkaç günüm epey yoğun geçecekti. Babam gururla gülünce içime bir şey batmış gibi duraksadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dersler hafifleyince çıkıp Muğla’ya geliver, biraz tatil yapmış olurdun hem,” dedi, sonra konuyu derslerden uzaklaştırarak, “Kardeşin senin yanında mı hâlâ?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dün Antalya’ya döndü ama yine gelecekmiş gibi hissediyorum,” dedim, Eymen giderken haber vermemişti, gelirken de vermezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu aralar telefonlarıma pek cevap vermiyor, eşek sıpası,” dedi babam, anlık duraksadım, Eymen ile ilgili düşünceler usulca zihnime yerleşti. Söz konusu ben değil, erkek kardeşim olduğunda daha zeki olabiliyordum, bir şeylere sadece nesnel gözle değil, tam anlamıyla, bir bütüne bakıyor gibi bakabiliyordum. Eymen ile aramdaki ilişki her zaman derindi, bazen kavga eder, bazen günlerce konuşmazdık ama bir şekilde birbirimize hep bağlıydık. Bir sorun olduğu ortadaydı. Kendi derdime düşüp kardeşimin zihnini eşeleyen, belki de hayatını etkileyen bu şeyi görmezden gelmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kısarak, “Ben hallederim, baba,” dedim, babam anlayamadı. “Eymen konusunu kafana takma. O bir ergen sayılır, neye canı sıkıldı kim bilir?” Bu sadece babamı sakinleştirmek, belki de kafasına düşen gölgeyi kovmak için söylenmiş bir yalandı. Kimse ergenlerin sıkıntılarını küçük görmemeliydi çünkü onlar, geleceğin yetişkinleriydi ve küçümsenen sorunları bir gün ruhlarını çok daha büyük hasarlar almaları için yanlışa sürükleyebilirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin gibi bir ablası olduğu için çok şanslı, Zeliş’im,” dedi babam, sevgisi beni gülümsetti, bana duyduğu güven ise acı içerisinde kıvranmama, kalbimin parçalanmasına, ruhumun ağrıyla eğilip bükülmesine neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sana güvenen bir insanın güvenmemesi gereken kişi olmak çok zordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biz de senin gibi bir babamız olduğu için çok şanslıyız,” dedim, bu cümlem onu gülümsetti. Yüzüne yayılan o derin, ruhumun elinden tutan gülümsemeyi hayal edebildim. Babam ne zaman gülümsese, ruhumun üzerinde dolaşan kara bulutlar geri çekilir, güneş beni ısıtmak için orada, babamın kahverengi gözlerinde belirirdi. O benim için güven demekti ve benim için çok acı olsa da biliyordum ki ben de onun için güven demektim. Her şeyin sorumlusu gibi hissettim, yaşanan tüm kötü olayların, arkamdan usul usul ilerleyerek beni içine almak için yaklaşan karanlığın, tüm yalanların sorumlusu gibi. Belki de gibisi fazlaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni utandırma çillibom,” diye dalga geçti babam, gülüşü sesinden okunuyordu, gizleyemedi. “Paran var mı bakem? Neden soreyosam, olmasa bile var deyip durun, sana biraz harçlık göndereceğim. Biraz alışveriş yap kendine.” Araya elinde olmadan kattığı Muğla ağzı beni gülümsetti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerek yok,” dedim kaşlarımı çatarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerek olmasa yap demezdim,” diye homurdandı. “Erkek çocuğu gibisin, ne bulursan geçiriyorsun üzerine, biraz alışveriş yap. Paramı harca, çarçur et. Ben seni boşuna mı yaptım?” Kıkırdadı, gülümsememe engel olamadım. “Şimdi havale yapıyorum, yarın çık mağaza mağaza gez, denediklerini bana da gösterirsin.” Annemin arkadan gelen kıkırtısını duydum, daha sonra telefonu annem aldı ve kısa ama eğlenceli bir sohbet aramızda uzayıp gitti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odadan çıkarken yüzüme geçirdiğim ifadesizlik maskesinin çatlayıp parçalanacağını sandım. İçimde yine yalanlara bulanmışlığın verdiği o ızdırap verici acı vardı. Babama, anneme, kardeşime, bu evdeki herkese yalan söylüyordum. Odamın kapısını kapatırken gözlerim yemek masasında oturan Gurur’a kaydı. Hayatıma yerleşen acı verici gerçeklerin tamamını bilen tek kişiydi. Bir zamanlar öyleydi… Şimdi bir sırdaşım yoktu. Cenan’ın sırrı içime gömülmüş, beni yeni sessiz bir yalanın çukuruna çekmişti. Artık her şeyi bilen tek kişiydim, sırtımı yaslayıp gerçeklerin acısını paylaşabileceğim kimsem kalmamış gibi hissediyordum. Bu ağırdı. Her açıdan ağırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, bana bir anlığına ruhumu görüyormuş gibi baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Keşke, dedim içimden. Keşke her şeyi görsen, ben söylemek zorunda olmasam, sen bana baksan ve her şeyi çözsen. Hiçbir şeyi saklamadığım tek insan olduğun zamanlar senden ölesiye nefret ediyorken ben, şimdi her şeyi bilen kişi olmaktan bir yalan uzaklıktasın ve seninle paylaşamamak beni öldürüyor. Meğer sen benim tek sırdaşımmışsın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçim çok acıdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, bana gülümsedi, içimdeki acı genişledi ve güneş bu kez beni aydınlatmak için değil, yakmak için bana yaklaştı. Biliyordum ki bazı zamanlar güneşin ateşi, cehennemdeki alevlerden bile daha yakıcı, daha sıcaktı. Onun gözlerindeki güneş, cehennemde doğuyor, cehennemi yakıyor, cehennemden bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babaannem, “Filme gidiyormuşsunuz,” dedi heyecanlı heyecanlı. Pembeye boyalı uzun tırnaklarını gördüm, kırışmış uzun parmaklarını permalı saçlarının arasına götürüp saçlarını dağıtırken bana göz kırptı. “Gidin tabii gidin.” Birden yanımda bitti, kulağıma eğildi. “Nikâh dairesini de nasip etsin Allah inşallah.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babaanne lütfen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne lütfen? Babaanneler nikâh şahidi olamıyor galiba.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duyuyor şu an.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duymuyor, ben sessizce söylüyorum.” Kulağıma biraz daha eğildi. “Şunun boyuna postuna bak Zeliş, iki seksen, hükümet gibi. Lütfen damadım yapalım bunu, keşke bundanımız olsa, Zeliş. Lütfen olsun çünkü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babaanne, rezil ediyorsun beni ya,” diye homurdandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İki doksan damadım olacak benim.” Gülümseyerek Gurur’a doğru döndü. “Hangi filme gidiyorsunuz? Romantik mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok,” dedi Gurur. “Korku.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşımı kaldırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babaannemin yüzü düştü. Sonra birden gözleri parıldadı. “Tabii korku!” dedi heyecanla. Tekrar kulağıma eğildi: “Çığlık atıp yüzünü göğsüne sakla falan diye yapıyor…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben korku filmlerinden korkmam,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Korkuyormuş gibi yap o zaman, kafasız.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam tamam,” diye geçiştirdim kapıya doğru ilerlerken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kız beni başından savma, manikürlü tırnaklarım kopana kadar saçını yolarım senin,” diye söylendi babaannem. “Çok korkar Zeliha ya,” dediğinde artık bana değil, Gurur’a bakıyordu. “O kadar korkar ki, çok korkar yani. Sıkı sıkı sarıl kızıma lütfen, canım torunum, kâbus falan görür sonra. Kâbus görmemesi için saçını okşayarak uyutabilirsin. Uyurken tıpkı bir meleğe benzer.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uyurken ağzım açık oluyordu ve bazen gözlerim açık uyuyordum, Ayça gözümün beyazı göründüğü için korkup beni tekmeleyerek uyandırmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merak etme, Maria,” dedi Gurur, babaannemi en hassas noktasından doğru bir şekilde vurarak. “Ben yanındayken ona hiçbir şey olmaz.” Sırıtarak beni kolunun altına çekti, babaannem neredeyse heyecandan bayılacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birinin ona Maria demesinden hoşlanıyordu. Böyle romantik sahnelere de âşıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğlenin!” dedi âdeta gözlerinden kalp çıkan bir emoji gibi bize bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evden çıkarken burnumdan soluyordum, bunu Gurur da fark etmişti ama irdelememişti. Volvo’ya doğru yürürken yüzüme sabit bir ifade yerleştirdim. Kar taneleri irili ufaklı bir şekilde düşmeye devam ediyordu ama yağış dün olduğu kadar yoğun değildi. Aksine çok sakindi, sanki her an gökyüzünde kaybolacakmış gibi yağıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araçtan gelen tık sesiyle birlikte karanlık sokak aracın saniyelik olarak yaktığı ışığa boyandı, ardından etraf yeniden karardı. Kaldırım buzlanmıştı, kirli görünüyordu, binaların çatılarında biriken kalın kar tabakaları belli aralıklarla yavaşça aşağı dökülüyordu, sokak öylesine sessizdi ki bir an için omzumun üzerinden sokağın sonuna bakma gereği hissettim. Gurur, aracın ön kapısını açarak sürücü koltuğuna geçerken, gözlerim karanlık sokağın diğer ucunda bekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Binmeyecek misin?” Gurur’un sorusu zamana yayıldı, omzumun üzerinden bu defa ona doğru baktığımda açık duran kapıya yaslanmış bana baktığını gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir şey söylemeden kapıyı açıp araca bindim, aracın içi soğuktu, döşemeler sanki sokağın ısırığıyla donmuştu. Oturunca ürperdim, Gurur da araca binip emniyet kemerini bağladı. Ben de emniyet kemerimi bağladım. Aracın öne doğru uzanan farlarının önünde düşen kar tanelerini izlediğim sırada aracın motorundan güçlü bir hırıltı yükseldi. Aramızdaki sessizlik öyle büyüktü ki, ruhum bir kâğıt parçasıydı da ucundan tutuşup yukarı doğru ilerlemeye başlayan alevin dokunuşlarıyla yanmaya başlamıştı sanki. Gurur, bu sessizliğe katıldı, ruhu bir kılıç çekip ruhumla gerçekler uğruna savaşmak istiyor olsa bile sustu ve arabayı sürmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aracın içi karanlıktı ve bu karanlık bana yardım ederek aramızdaki sessizliği besliyordu. İlk kez karanlığın benim tarafımda durup, Gurur’la değil, benim yanımda benimle savaştığını hissettim. Bakışlarım aracın ön camından dışarıyı dövüyordu, Gurur’un gözleri yüzüme dokundu, bunu hissettim ama bir karşılık veremedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Benden gelecek bir karşılığa muhtaçmış gibi bakmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu düşünceden nefret ettim ama bir yerlerde bu düşünce benim için var olmaya devam etti, var olduğu süre boyunca yavaşça ona çekildim, ona teslim oldum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önceden seni anlamak daha kolaydı.” Bu cümle dudaklarından öylece döküldüğünde, şaşkınlığım aracın içindeki karanlığa bir sis gibi yayıldı. Bakışlarımı ön camdan çekemedim ve kelimeleri içime dolduğunda, kalbimde yarattığı ağırlığı da çekebilmek mümkün değildi. “Önceden sana bakar ve ne düşündüğünü ya da ne planladığını hemen anlardım.” Oysa çok uzun bir zaman olmamıştı bile, neden böyle konuşuyordu? Sessizce yolu izlemeye devam ettim. Karşı şeritten üzerimize geliyormuş gibi hızla ilerleyen araçların ışıkları yüzümü anlık boyuyor, sonra tekrar karanlığa gömerek geçip gidiyorlardı. “Artık sana ne şekilde bakıyorsam, kafanın içindekileri göremiyorum. Önceden ışıkları açık bir evin dışındaydım, pencereye yaklaşıp ışıkları yanan evin içini izlerdim. Şimdi evin içindeyim ama ışıklar kapalı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden böyle düşünüyorsun?” Issız bir sesle sorduğum soruya ilk önce birkaç saniye boyunca sessizlikle karşılık verdi, sonra derin bir iç çekti ve gözleri yeniden bana çevrildi. İçimde sıkışan hisleri göz ardı ederek omzumun üzerinden ona baktığımda, güneş kaçağı gözleri orada, buz gibi bir sıcaklığı yüzüme yayarak bana bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü artık ne hissettiğini, seni neyin üzdüğünü, neyin yaraladığını, ne istediğini göremiyorum.” Cevabı beni altüst etmiş olsa da dudaklarım bu hisleri dışarı vuracak kelimeler için aralanmadı. “Sana eskisi gibi bakmadığımı fark ettim. Bu senin değil, benim suçum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İtirafı beni hazırlıksız yakaladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önceden nasıl bakıyordun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini yola çevirirken bu sorunun cevabını bana vermek istemiyor gibiydi. Bu cevabın beni incitmesinden, belki de parçalara ayırmasından korkuyor gibi endişeli, bir o kadar da sıkıntılı bir ifadeye büründü. Kaşları çatıktı, gözleri doğrudan trafikte olsa da gözlerinin içinde yaşananlara ait görüntüler dolanıyor olmalıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önceden seni iş olarak görüyordum,” dedi. “Görev olarak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi ne değişti?” Bu soruyu korkarak sordum, muhtemelen sesimdeki korkuyu fark etmiş gibi iç çekip dudaklarını bilmiyormuş gibi yaparak aşağı doğru büktü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum. Kafamın içine kaydettiğim hiçbir anlamla uyuşmuyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Boğazımdaki acıyı yutkunarak giderebilmem mümkün olmadı. Gözlerimi yeniden yola çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gurur, Cenan’ın tam karşısına taşınmamız doğru mu sence?” diye sordum. “Sanki bu daha çok ona meydan okumak gibi oldu. Kendimizi kanıtlamaya çalışıyormuşuz gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konuyu bir anda değiştirmem dikkatinden kaçmamıştı. “Böyle olması daha iyi,” derken sesindeki karmaşayı duyabildim. “Biraz da o bizi tehlike olarak görsün. Gergindi zaten, dün karşılaştığımızda bana tuhaf tuhaf baktı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Soluğum kesildi. “Neden bizi tehlike olarak görsün ki?” diye sordum hemen.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Asıl suçlu olsak o kadar dibine girmeye çekiniriz,” dedi. “Ama eğer gerçekten suçluysak ve buna rağmen dibine giriyorsak, belki de asıl tehlike bizizdir. Kafası karışsın bakalım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kafan çok acayip çalışıyor,” diye söylendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum, Matmazel Zekâ Küpü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yol boyunca bir daha hiç konuşmadık. Alışveriş merkezinin otoparkında durduğumuzda hemen alt kattaki mağazaları işaret etti. Orada biraz alışveriş yaptık, birkaç fincan, tabak, mutfakla ilgili birkaç ihtiyaç daha... Hepsini bana seçtirmişti ama kafam o kadar yerinde değildi ki seçtiğim her şey birbirinden bağımsızdı. Sonunda aldığım her şeyi yerine koyup, “Zevksiz, bana hâlâ âşık olmama sebebin belli, sen zevksizsin,” diye söylenerek bu kez alacağımız parçaları kendisi seçmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alışveriş Merkezi iki katlıydı, ikinci kat yemek ve eğlence kısmından oluşuyordu, birlikte hamburger yedik ama ben bir menüyle doyarken, Gurur’un üç menü yemesi beni aşırı şaşırttı. Yine de yorum yapmadım. Herkes cüssesi kadar yemeliydi tabii...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimde ağzına kadar dolu bir patlamış mısır kovasıyla filmin oynayacağı salonun önünde dururken yüzümde karman çorman bir ifade vardı. Filmin bir önceki seansından çıkan herkesin yüzünde azımsanamayacak bir dehşet ifadesi olduğunu gördüm. Gözlerim hemen salonun yanındaki duvara monte edilmiş LCD ekran televizyona kaydı. Ekranda içeride oynayacak olan filmin fragmanı vardı ve üst kısımda da seans saatleri yazıyordu. Bir elimi montumun içine sokarak yavaşça ekrana doğru ilerleyip fragmanı izlemeye başladım. Gurur hâlâ içecek bir şeyler almak için sıradaydı, bu akşam sinema oldukça kalabalık olduğu için patlamış mısır ve içecek sırası ikiye ayrılmıştı. Benim sıram çabucak geldiği için kendi yiyeceğimi alıp salonun önüne gelmiştim. O hâlâ ondan iki kafa boyu kadar kısa olan genç erkeklerin arasında durmuş sırasının gelmesini bekliyor, bir yandan da homurdanarak bana kötü kötü bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Filmin karmaşık bir konusu yoktu, genel olarak hep bilindik bir konu üzerinden gidiyorlardı. Paranormal anlayışımız gerçekten bu konudan ibaretti. Konu beni zerre heyecanlandırmamıştı. Ta ki ekranda birdenbire beliren yüzü yanık, çığlık atan ama sesi duyulmayan kadına kadar. Olduğum yerde öyle bir zıpladım ki tek elimle tuttuğum kovanın içinden saçılan mısırlar ayaklarımın üzerine döküldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Vücut dilin saniyede otuz beş küfür savurdu az önce,” dedi Gurur birden arkamda belirirken. İkinci kez irkilsem de ifademi hızla toplayıp ona doğru döndüm. Korkum onu tatmin etmiş gibi bakıyordu, yakışıklı suratının tam ortasında alaycı bir sırıtış güneş gibi doğmuştu. Ona kafa atmak istesem de kalbimin atışları hâlâ normale dönmediğinden homurdanmak dışında bir şey yapmadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koltuklar tekli değildi, çift kişilikti. Gurur ile aynı koltukta oturacak olmak içimde tuhaf bir his var etmişti. Karanlık merdivenleri tırmanıp en arka sıranın ortasına geçtik. Gurur ön taraflarda oturamazdı çünkü boyu çok uzundu ve birilerinin film sırasında filmi göremedikleri için sinirlenip kafamıza mısır atmasını istemiyorduk. Gurur’un dizi dizime değiyordu, kollarımız da birbirine yaslanmıştı. Kokusu öyle yoğundu ki, sanki teni sıyrılıp tenime yerleştirilmişti ve bu koku bana aitti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun kokusunu soluyunca düşüyor gibi hissediyordum, tıpkı o kar taneleri gibi... Usul usul süzülüyordum gökyüzünden. O benim için yeryüzüydü, onu güzelleştiren ben olacaktım, belki onunla olduğum için çok güzel olacaktım ama sonunda beni tüketecekti, biliyordum. Kokusu bile beni tüketmeye yetermiş gibi geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onun varlığı sınırsızdı, derindi, sonu yoktu ve ben başındaydım, sonu olmayan bir başlangıçtaydım; ne kadar ilerlersem ilerleyeyim onu yarılamak ya da bitirmek mümkün değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Film başladığında düşündüğüm tek şey kokusu, bana temas edişi, yanımdaki varlığıydı. Gölgesi öyle karanlıktı ki, onun önünde durduğumda her yer geceydi. Patlamış mısırdan bir tane alıp ağzıma götürürken dizi dizime sürtündü, yutkunamayacağımı anlayınca uzun süre mısırı çiğneyip gözlerimi ekrandan ayırmadan öylece bekledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Diz kapağı diz kapağıma baskı uygulayınca çiğnediğim mısırı yavaşça yuttum ama ona bakmadım. Reklamlar bitip film başlayana, etraf tamamen karanlığa gömülene dek baskısı sürdü. Kalbimin atışları tutarsızdı, göğsümün içinde devamlı olarak bir bomba infilak ediyor, patlama sesi içimi yıkıp geçiyor ama dışarıdan duyulmuyordu. Büyük hoparlörlerden yayılan sese rağmen kalbimin atışlarını duyabiliyordum ama o duyamazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben ne zaman dizimi yavaşça geri çekmek için çabalasam Gurur’un dizi bana yaklaşıyor, diziyle dizime baskı uyguluyordu. Yutkundum. Tam patlamış mısır kovasına parmaklarımı uzatıyorken o da elini uzattı ve parmaklarımız birbirine dokundu, ateş öyle büyük bir hızla bedenimde gezindi ki, nefesim soluk boşluğumda kızgın demir gibi takılıp kaldı. Bana baktığını hissettim, karanlıkta bile beni deşen gözlerine karşılık veremedim. Parmaklarını oynatarak parmaklarıma baskı yaptı, daha sonra kovanın hemen üzerinde parmaklarımızı birleştirdi. Parmak uçlarım parmak uçlarıyla küçük, kimsenin fark etmeyeceği narin bir dansa başladı. Dokunuşu çok tuhaftı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi yavaşça geri çektiğimde gülümsediğini hissettim. Gözlerim omzumun üzerinden usulca onu buldu. Sıcak gülümsemesi karanlığın ortasında bir mücevher gibi parıldadı. Bakışları önce gözlerimde asılı kaldı, sonra filmin ışığının yıkadığı yüzümde dolaştı, en son dudaklarıma baktığında gülümsemesi dudaklarından silindi ve ciddi bakışları içimden şiş gibi geçti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Filmdeki kadının aniden attığı o çığlık yüreğime doldu, içimde kopan duygu fırtınası bu çığlıktan etkilenerek kaburgalarımın üzerine kapandı ve korkuyla geriye doğru yaslandım. Gözleri hâlâ beni takip ediyordu, verdiğim tepki onu gülümsetmedi, gözlerini kısıp ciddiyetle beni daha dikkatli incelemesine neden oldu. Neden böyle baktığını anlayamadım ama bakışlarından rahatsız değildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimde yok olan bir yön duygusuyla onun gözlerinin içine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yönümü onun gözlerinde kaybettim, yönüm onun gözlerinde anlam kazandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yönümü bulamadım ama onun gözlerindeki anlamlar yeni yönüm oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzü çok ani bir manevrayla yüzüme yaklaşınca nefesim kesildi. Beni öpeceğini sandım, belki de kalbimi bunun için hazırladım ama yapmadı. Dudakları dudaklarımın ekseninde dönen bir gezegen gibiydi. “Filmi değil beni izleyeceksen, ki bundan çok memnun olurum, neler istediğimi, neler yapabileceğimi de göz önünde bulundur.” Kelimelerine sinmiş fısıltı sesi içimi ürpertti. “Seni öyle bir baskıyla öperim ki küçük çenen öpüşürken tuzla buz olabilir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu kelimenin sonu benim için kıyamet olabilirdi ya da belki cennetti. Gurur, bu cümleden hemen sonra geri çekilip gözlerini filme çevirdi ve sonra hiç konuşmadık. Ruhuma diken gibi batan hisler oradaydı, film bitene, araca binip evin olduğu sokağa girene dek o hisler orada durdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansör dairemizin olduğu katta durduğunda yorgun bakışlarımı ona çevirdim. Aslında eve gitmek, biraz yalnız kalmak, ondan uzaklaşmak iyi olabilirdi ama iradem zayıf düşmüştü, bunu istemediğimi fark ettim. Güvenmem gereken son insanın yanında hissettiğim güven duygusu beni buraya çekti, onun inine kendi ayaklarımla yürümek, kendi isteğimle girmek istedim. Onun inine girmek, o inin kapısında kendi kanatlarını koparıp, kanlı kökler sırtında sicim gibi al renkte bir gözyaşı dökerken kanatları kenara itmek demekti. İçimi oyup geçen bu düşünce, büyüyerek zihnimde en kanlı yankısını duyurdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koridoru sakince yürüdük, Cenan’ın uyanık olduğunu hissettim, sanki kapısı kapalı evin içindeki canlılığı bile hissetmiş gibiydim. Gurur evin kapısını açarken bakışlarım Cenan’ın evinin kapısına doğru çevrildi, bir müddet kapıyı izledim, sonra Gurur kapıyı açtı ve lambaderin turuncu ışığı önümüze serilirken Pars yattığı yerden kafasını kaldırarak bize baktı. Leon hâlâ uyuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur içeri girdi, ben de arkasından girip montumun fermuarını aşağı indirirken gözlerimi merdivenlere çevirdim. Üst kat zifiri karanlık görünüyor, karanlık yavaşça merdivenlerin sonuna dek uzansa da gücünü kaybederek ışık tarafından kırılıyordu. Pars bizi önemsemeden kafasını patilerinin üzerine koydu. Şehrin sim parçaları gibi görünen ışıkları cama yansıyordu. Ayağımdaki botları çıkardım çünkü karın kirli kalıntısı hâlâ tabanlarımdaydı, Gurur da postallarını çıkarmıştı. Salona doğru ilerleyip Pars’ın uzandığı koltuğun ucuna oturarak sokağı izlemeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur elindeki poşetleri mutfağa taşıdı, kısa bir gürültünün ardından, “Kahve yapmamı ister misin?” diye sordu içeriden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur,” diye seslendikten sonra Pars’ın uzun kulaklarını arkaya doğru okşadım. Gözlerini yavaşça araladı ama sonra tekrar kapatıp uykusuna geri döndü. Bacaklarımı koltuğun üzerine çekip bağdaş kurdum, L koltuk epey büyüktü, iki kişinin sığabileceği bir yataktan farksızdı. Dirseğimi koltuğun ahşap kolçağına yaslayarak şehri izlemeye devam ettiğim sırada Pars yattığı yerden kalkarak koridora ilerledi, ardından karanlıkta kayboldu ve buzdolabının açılıp kapanırken çıkardığı sesi dinledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Telefonumun tuş kilidin kaldırıp ekrana baktım, WhatsApp grubundan düşen bildirim, panelin başında duruyordu. Saat 01:54 olmuştu, hangi ara bu kadar geç bir saate uzanmıştık hiç bilmiyordum. Grupta dönen konuyu anlamak için yazılanları okumaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar, Yener Açıkgöz tarafından gruba eklendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: ADNAN! BAKSIRINI GÖREMİYORUM! BANA ONU GÖSTER!

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neyden bahsettiğini anlayıp homurdandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Ne diyorsun lan sapık insan? Bak ben çoluklu çocuklu bir adamım, beni sapık fantezilerine dahil etmeni istemiyorum. Seni kötü döverim, boks torbam yapar patlatana kadar döverim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya: Her yer paspaslandı mı? Teftişe çıkacağım birazdan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Bal dök yala yaptım yemin ederim Muşta.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Hmm bal fantezisi diyosun

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Olur

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Denensin

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Muşta, görüyor musun? Beni tahrik edip dövmem için zorlayan bu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Seni tahrik mi ediyorum :D

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Vardır öyle huylarım :D :D:SD

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Lafı götünden anlama konusunda üzerine tanımıyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Kahretsin. Bayan Zeliha Yenge buradayken konuşturduğun şeylere bak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Hadi be yanlışlıkla herkesten sil yapacağıma kendimden sil yaptım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Ohoo görmez onlar :DDDDD

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: :D:F:D:DD

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Neyi kaçırdım?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Adnn mllet flörtöze çıktı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: NE AAHSHSHSDGAGHSDGHA

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Ne gülüosn aptl

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Flörtöze mi çıkmak :ASD:FGFG::GD:SD:D:D:Fdfs

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Sorma ne hâldeyim, sorma utanırım, sorma söyleyemem, sorma yangınlardayım...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Çok ii nude isteme yöntemi bu arada bu Girdap

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Denensin

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Flörttöze çkmadlr mı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Randevu o geri zekâlı ya

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Hayrdr yner snsn gerkzalı

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: Noliyor yani

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Vatoz balığı Gurur şimdi ne yapıyor acaba

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Onu da biz mi söyleyelim kardeşim

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adnan Bahtıvar: Edep. Adap.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Vural aşşşırı merak ediyorum

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: NİHAN’LA İLK FLÖRTÖZÜNÜZ NASIL GEÇMİŞTİ ASAJSJDSBDSBHS

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Vural Demirezen: gzldi

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Nihan da nasıl bir yokluktaysa artık

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Hani gündüz hayalin, geceler rüyan idim...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Girdap çok ii

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: Kaç nude aldın bunları kullanarak

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Girdap Demiralp: Ben meme değil üzerine uzanıp uyuyacağım bir göğüs istiyorum...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Devran Soydere: Şahsen ben inandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yener Açıkgöz: O da olur

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, ellerinde tuttuğu iki kahve fincanıyla salona girince telefonun kilidini kapatıp kenara bırakarak yavaşça doğruldum. “Kalkma,” dedi beni durdurarak. “Rahat takıl.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sessizce başımı salladım. Elindeki fincanlardan birini alıp koltuğun ahşap kolçağına bırakırken, “Teşekkürler,” diye mırıldandım yavaşça.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanımdaki boşluğa otururken cevap vermedi. Kahvesinden bir yudum aldı ve sonra, “Bugün ekstra durgundun,” dedi, aniden bunu söylemesini beklemediğim için ona bakakaldım. “Çok mu ani oldu?” Sorusuna karşılık verememiştim, birkaç saniye gözlerimin içine baktıktan hemen sonra, “Bakışların bana çok iyi tanıdığım birini hatırlattı,” dedi, sesindeki bilinmezlik içime işlerken gözlerine daha kuvvetli bir hisle baktım. “Sadece içindeki yarayı hatırladığı zaman böyle bakan birini.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kim?” Soru benden çıksa da en çok benim içimi acıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir abim,” dedi sadece.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Olasılıkları önüme çektim, düşündüm ve karmaşada kayboldum. Muşta’nın mavi gözleri geçmişten bugüne uzanan bir hayalet gibi zihnimde belirdi. Suçluluk duygusu kalbimin damarlarını zorladı. Bakışlarım Gurur’dan ayrılmadı ama içim parçalara ayrılmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana onun bir gülüşü var, demişti,” dediğinde içimdeki acı büyüdü. “Öyle bir gülüşmüş ki, yıllar geçmiş üzerinden, o değişmiş, zaman değişmiş, içinde yaşadıkları düzen bile değişmiş ama kafasındaki gülüş hiç değişmemiş.” Yutkunmakta zorlandım. “Bir insanın başka bir insandan bahsederken, ufacık bir cümleyle bir başkasını yıkabilmesi mümkün mü sence? Ben o gün, abimin bir cümlesiyle yıkıldım. Hikâyenin ne başında ne sonunda ne de ortasındaydım, hikâyeye dahil değildim ama hikâye benimmiş gibi yıkıldım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim gözlerine dokundu. Gurur’un gözlerinde Muşta’nın yansımasını gördüm, kalbim kırıldı. Acaba o cümleyi kurarken nasıl bakıyordu? Nasıl hissediyordu? Ses tonu nasıldı? Kalbi göğsünün içinde bir ateş gibi mi yanıyordu yoksa içi yanıyordu da kalbi de o ateşe teslim olup alev mi alıyordu?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir dermanı çok görmüş ona,” dediğinde zihnimde ilerleyen melodi büyüdü, gözlerimi Gurur’dan çekerek yere baktım. Kahveden bir yudum aldım ama sadece kuruyan dudaklarımı ıslatmak için yapmıştım bunu. “Bir adam bir kadını yeniden görmek, yeniden sevmek, yeniden kollarının arasına almak için ömrünü ortaya koyarmış, öyle de söylemişti. Bunu ilk duyduğumda bana çok saçma gelmişti. Ama hisseden kişiyi düşünüyorum da onu hiç saçma bir şey düşünürken, yaparken, hissederken görmemiştim. O yüzden tuhaftı benim için.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sakince yutkundum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşündüğün biri mi var, Zerda?” diye sordu bana, Mert’i gördüm, oradaydı, Gurur’un gözlerinin arkasına sığınmış beni izliyordu. Vereceğim cevap onu korkutuyordu. Sanki olumlu bir yanıt onu paramparça etmek demekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Düşündüğüm bir şeyler var. Her zaman var,” dedim, biri demedim, bir şeyler dedim. Gözlerimin içine dikkatle bakınca bakışlarımı tekrar zemine indirmek istedim ama bu kez onun gözlerinin bombardımanından kurtulamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana biraz daha sokuldu, aramızdaki yakınlık bu kez sadece içimi acıttı. Neden bilmiyorum ama ağlamak istedim. Bir elinde fincan vardı, boşta olan elini kaldırıp yanağıma dokununca içim ürperdi, kalbimin içine bıraktığı iz sızladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Saçma sapan ama gözlerinde gördüğüm şeyi sevmedim,” dedi, duraksadım, kelimeleri içime battı ve içimi kanattı. Onu dinledim. “Ne istiyorsan o olsun, sorun değil ama gözlerinde bu şeyi görmek istemiyorum, bu olmasın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne görüyorsun?” diye sordum, sesim tedirgin ve kırgın çıkmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sesi kalbimin beresiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bere, diye düşündüm. Gurur’a benziyordu. Hem ısıtan bir şeyi hatırlatıyordu hem de yarayı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir başkasını,” dedi. Bir an şaşkınlıktan küçük dilimi yutacağımı sandım. Zaman aktı, içimizden geçerek ortamızda büyüdü. Bir su gibi her yana yayıldı, yükseldi, bizi içine aldı ve o an, zamanın bizi boğacağını anladım. Geçmiş bir hayalet gibi evin içine salındı, duvarlara izini bıraktı. Kürşat’ın yabancı bakan gözleri duvarlarda büyük oyuklara döndü. Geçmişin içinde bizi izlediğini hissettim ama kalbimde ona ait bir iz yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir başkası mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir başkası,” diye doğruladı beni. “Olmasın,” dedi sonra.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bende hiç tükenmeyeceğini sandığım bir acıydı geçmiş; geçmişti. Tükenmez sanmıştım, tükenmişti. Kürşat bir daha kalbimin içinden bir ok gibi geçmeyecek, bir daha beni yaralamayacaktı. Yine de gözlerimde onu gördüğünü düşünmek bile kanımın donmasına neden oldu. Hayır, diye bağırmak istedim onu sarsarak. Nasıl bunu söylersin? Ona bana bir yanlış yaptığı için bir daha güvenmedim, sana güvenmemem gerektiğini bile bile güveniyorum. Nasıl gözlerimde kendini değil de onu görürsün? Nasıl?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sustum. Sessizliğim etini kopartıyormuş gibi inleyerek gözlerini yumarken yanağımı okşadı. Dokunuşu tüm hislerin ayaklanmasına neden oldu, ne söylemem gerektiğini bilemediğim için yutkundum. Daha sonra, “Gözlerimde bir başkası yok,” diyebildim, gözlerini araladı ama bana bakarken ilk kez tedirgindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur Mert Çalıklı, tedirgindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu bir ilkti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama bir zamanlar vardı,” dedim, geçmişten kanlı bir parça kopup önümüze düştü. O zamanlar olduğum kızın gözleri, şimdi geçmişten geleceğe çevrilmişti, beni izliyordu. “Canımı çok yakan biri vardı. Abi dediğin adam kadar yanmamıştır canım ama benim de canım yandı.” Gözlerini yüzüme dikip devam etmemi bekliyor gibi baktı ama o bakışların derinlerinde bir öldürme arzusu da çağlıyordu. Yüzü olmayan bir yabancı geçmişten çıkıp gelmiş, onunla aramızda dikilmişti; onu tanımıyordu, hiç görmemişti ama onu görüyormuş gibi gözlerini kısarak gözlerimdeki geçmişi izlemeye başlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimde görebileceklerinden korktum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Görmesin istedim, çektiğim acıyı bilmesin, benliğimden koparken beni darmaduman eden acıları bilmesin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Önce canımı çok yaktı, sonra canımı yaktığı için beni teselli etmeye kalkıştı,” diye mırıldandığımda dişlerini gıcırdattı. Elindeki fincanı koltuğun kolçağına bıraktığında eli artık tenimde değildi. Dizini koltuğa bastırarak bana döndü, parmakları dağılan saçlarımdan geçti, saçlarımı geriye atarak yüzümü açığa çıkardı ve bana beklentiyle bakarken ellerini ellerimin üzerine kapattı. Bu hareketi benim kopma noktamdı. “Oysa beni teselli etmesini değil, ona yeniden güvenebilmeyi istiyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerinde var olan acı beni duraksattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnını alnıma bastırdı, ellerimi büyük ellerinin altında kaybederken alnında atan damar, kaderime onun kanıyla yine onun ismini kazıdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hissetmiştim,” dedi, sessizdim. “Bir adam yüzünden herkese olan güvenini yitirdiğini anlamıştım. Ama hissetmek ve bilmek arasında fark var. Bundan hiç hoşlanmadım. Öylece susalım mı? Öylece susalım şimdi. Senin sesinden bir adamı dinlemek istemiyorum. Bu bana koydu mu? Bilmiyorum. İçimi açıp içime bir şey koydu sanki bu.” Alnını alnıma daha sert bastırınca elim birdenbire havaya kalktı ve onun kemikli yüzünün sınırlarına girdi. Parmaklarımı sert elmacık kemiğinin üzerine bastırdım, sonra avucumu açtım ve onun yanağını okşadım. Bu da neyin nesiydi? Geçmiş arkamızda yıkılarak üzerimize yürüyor, biz öylece durmuş, geleceğe doğru koşmadan geçmişin bize doğru gelmesini bekliyorduk. Ellerini ellerimden çekince gözlerimi yumup kaşlarımı çattım. Acı, içimde dolandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elleri yüzüme yerleşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dokundum,” dedi. “Dokundum yüzünün yamalı yıldızlarına, seni kalbimdeki boşluğa gökyüzü yaptım, içime yaydım ben.” Yutkundu, kalbimin atışları zamanın içinde kayboldu. “Öylece dokundum, öylece boşluklarımı seninle doldurdum, hepsi öyleceydi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi açmamla, onun da gözleri açıldı ve o an, gözleri bir güneş patlamasıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Damarlarımda ilerledin, kanım oldun sen,” diye fısıldadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gözlerimde o yok, hiç olmayacak,” döküldü dudaklarımdan. Gözlerini kıstı, yüzümü daha sert avuçlarken içimi görüyor gibi bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öylece gözlerin olacağım senin,” dedi. “Sadece baktığın her yerde olmak yetmez, baktığın her şeyi görüyor olacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nefesim kesildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şimdi,” dedi. “Öylece uyu benimle.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karşı çıkmak o an için artık öylesine anlamsızdı ki. Usulca uzandığımda hiç düşünmeden kollarımın arasına girdi. Sırtını göğsüme yasladığında, bu defa bana sığınan oydu ve benim gölgem onu altına almıştı. Kollarımı ona sarıp çenemi gür saçlarının arasına bastırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu duygu çok başkaydı. Bana bir çocuk gibi sığınmasını beklemiyordum. Her şey şimdi çok farklıydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi yumdum, şehrin tüm ışıkları bizimle söndü. Ona tutundum, bana tutundu; sanki artık bu kaçınılmaz sondu. Uyku öyle hızlı bir şekilde üzerime çöktü ki onu durduramadım. Damarlarımda kan gibi ilerledi, beni içine çekti ve dudaklarım onun saçlarının arasına gömülürken, saçlarına bulaşmış soğuğun kokusunu soludum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Öylece uykuya daldık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu acıyı bölüşmekti. O an için hiçbir şeyi bilmese bile, içimdeki huzursuzluğa ortak olup beni mutluluğa boyadı. Uyku derindi, sonsuz gibiydi. O kadar çok uyumuştum ki, nihayet gözlerim aralanıp yağan karın beyaz ışıltısı gözlerimi aldığında, Gurur hâlâ kollarımın arasındaydı. Koltuktaydık, göğsüm onun sırtına yaslı duruyordu ve kollarım onu bir mengene gibi sarmıştı. Şaşkınlığı hissedemedim, o his damarlarımı yakmadı. Sadece huzuru hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gurur, derin bir uykudaydı, kollarım onu sıkıca sarmaya devam ediyordu. Gözlerimi yavaşça yüzüne çevirdim, yüzü tam olarak görünmüyor, profilinin sadece bir kısmı seçiliyordu. Yüzünde yaşını saklayan güzelliğin yanı sıra buruk, çocuksu bir ifade de vardı. Gür, saçlarının aksine koyu renk olan kaşları gözlerinin derin çukurlarının üzerine serilmişti. Üst dudağı öne doğru kıvrım kazanmış, alt dudağı âdeta kaybolmuştu. Parmaklarım açık renk saçlarında dolaştı ve kulak boşluğundan çene kemiğine kadar ilerledi. Belirgin, tenini yırtacak gibi keskin çene kemiğine dokunurken bir an başını yana çevirdi ve uyanacağını sandım ama bu olmadı. Huzurlu uykusuna devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden telefonun melodisi ortamı değiştirdi, melodi yükselerek duvarlara yankılar şeklinde düşerken panikle koltuğun ucundaki telefona uzandım. Gurur’un telefonuydu, arayan Muşta’ydı ama Gurur öyle huzurla uyuyordu ki Gurur’u uyandırmak yerine telefonu açıp, kulağıma götürürken yavaşça doğrulup kalkmıştım. Gurur yavaşça yana doğru döndü, koca cüssesi koltuktan taşacak gibi dursa da bu olmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Efendim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliş? Aa orada mısın?” Muşta’nın sesi zihnimde bir yangın gibi büyüdüğünde suçluluk karnımın kasılmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, Hakan abi,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Binaya girdim ben. Asansöre bineceğim şimdi. Simit falan aldım, kahvaltı için seni de çağırmasını söyleyecektim Zincir’e.” Öyle hızlı bir şekilde kalktım ki bu panik Gurur’u uyandırabilirdi ama uyandırmadı. Salonun içinden ateş gibi geçerek kapıya yöneldim, kalbim deli gibi çarpıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muşta buradaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan tam karşımda oturuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliş?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey, evet, Hakan abi,” diye saçmalarken ellerim karman çorman olmuş saçlarıma kaydı. “Ben karşılayayım seni.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelirim yahu, çocuk muyum ben?” Asansörün zilinin sesini duyunca tamamen gerildim. “Biniyorum şimdi. Çekmez falan. Hadi kapat.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam,” diyerek telefonu kapatıp hızla kapıya yöneldim. Üzerime montumu almadan, incecik kazakla kapıyı açıp dışarı çıkarken yüreğim ağzıma tırmanmıştı. Cenan’ın dairesinin kapısı açıldığında, gözlerim şokla irileşti ve Cenan Kaplaner bembeyaz takımıyla evinden çıkıp kapıyı kapatarak bana doğru döndü. Gözlerinde anlık bir şaşkınlık belirdi, siyah gözleri bedenimde gezindi, ayaklarımda duraksadı. O âna kadar çoraplarımla kapıya çıktığımın farkında bile değildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Zeliha?” dedi sorar gibi. “Üşüteceksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey, günaydın.” Kalbim artık göğsümü zorluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona söylemeli miydim?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günaydın canım.” Bakışları oturduğumuz dairenin kapısına anlık olarak dokundu, Gurur’un olmadığını görünce rahatlayarak, “Dersin var mı bugün?” diye sordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbim sıkışırken, “Hayır,” diye yalan söyledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki. Benim gitmem gerek.” Çenesiyle üzerimi işaret etti. “İçeri gir güzelim, hava buz gibi. Üşüteceksin.” Sırtını bana dönüp ilerideki asansörlere doğru ilerlemeye başladığında gözlerim sırtına saplandı. İki asansör kapısı yan yana duruyordu. Asansörün düğmesine basıp gelmesini beklerken gözleri bir an diğer asansöre kaydı. Hızla yukarı tırmanan rakamlara kısaca baktıktan sonra çantasını düzeltip omzunun üzerinden bana baktı ve o an asansörün geldiğini işaret eden zil çaldı. “Sonra görüşürüz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Görüşürüz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan Kaplaner, açılan asansör kapısından içeri girip bana doğru döndü, diğer asansör durdu ve kapıları yavaşça açılmaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cenan Kaplaner’in asansörünün kapıları kapanırken, Hakan Basri Şenkaya’nın asansörünün kapıları yavaşça açılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hakan Basri Şenkaya ve Cenan Kaplaner bana gülümsediler.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansörün kapısı tamamen kapandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansörün kapısı tamamen açıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kadın gitti ama adam buradaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.