18

KELEBEK ETKİSİ

02.07.2025

????: Haggard, Hijo de La Luna

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alışılagelmiş bir şeyin, başlangıçta değişecek küçük bir hareketiyle, öngörülmesi imkânsız sonuçları doğurduğu o an. Bir kelebek kanadını tek seferde çarpar ve dünyanın yarısını yıkacak kuvvetteki kasırgayı oluşturur.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kural bu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kelebek etkisi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başlayan bir kaosun, büyüyerek her yana dağılması, artması, şiddetlenmesi…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Murat beni o duvara yasladığında, nefesi yüzüme yavaşça çarptığında, nefesi bir kelebek etkisi yarattı ve o küçük nefes, büyüyen bir kasırganın zihnimi devirerek kaosu başlatmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hafıza, tek bir damla kan dökmeden öldürebilen bir silahtır. Ama kendisine ait olmayan şeyleri ön görmene sebep olmaya başladığında, o silah artık kafanın içinde sana doğrultulmuş halde duruyordur. İşin garip yanı, tetiği çekecek kişi yine sensindir.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göz bebeklerim genişleyerek siyah gözlerimin harelerine yayıldığında, gözlerimin koyuluğundan dolayı bu etkiyi göremediğine emindim ama sıcak nefesi yüzüme çarpmaya devam ederken oluşturduğu kelebek etkisi, defalarca kez hafızamın üzerinden geçerek orayı dağıtan bir kasırgaya dönüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne demek istiyorsun?” diye sordum, sesim yavaşça tenine dökülünce, çakmağın ucundan fırlayan aleve parmaklarını uzatmış ve usulca ateşi tatmış gibi irkildi ama geri çekilmedi. Bedenini bedenime biraz daha yaslayınca, nefesinden kopacak bir diğer kasırganın bana çarpacağı anı beklemeye başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece…” Bir adım geri çekilince, kasırga da çekildi ve dağılmış bir zihinle ona bakmaya devam ettim. “İyi olup olmadığını sormaya çalışıyordum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yalan. Yalan söylediği su katılmaz bir gerçekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi görünmediğini düşündüm, tuhaf tuhaf bakınıyordun, ne olduğunu merak ettim,” dedi, sesi bir anda olduğundan katbekat sert, soğuk ve duvarlarla dolu gibi gelmişti. Birkaç saniye içerisinde yukarı çektiği duvarların en tepesinde ne olduğuna bakma gereği bile duymadan, duvar kenarından çekilerek, “Bana üçüncü kez öylece dokunmaya kalkacak olursan, kolunun kaynasa bile bir daha eskisi gibi kullanamamana neden olacak bir kemiğine büyük hasar veririm,” dedim sakince.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İliklerime kadar ürperirken, aynı zamanda iliklerime kadar tahrik edildim, senin tarafından.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu söylediği ruhsuz bir sesin okuduğu düz bir metinden ibaret gibiydi, aldırış etmeden binanın çıkışına yöneldim. Arkamdan geldiğini hissettiğimde bile dönüp ona bakmadım. Hemen arkamda bıçağıyla ilerliyor olsa, sırtıma atlayacak olsa, o bıçağı defalarca kez sırtıma saplayacak olsa bile ona bakmak istemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Binadan çıkar çıkmaz yüzüme çarpmaya başlayan yağmur damlaları soğuktu, tenimde uzun süre asılı kalmıyor, sanki ateşin üzerine düşmüş gibi hemen buharlaşarak yok oluyordu. Arabama bineceğim sırada, “Yeterli fotoğraf çektiğine inanıyor musun” diye sorunca, ona arabanın tavanının üzerinden kayarak ona çevrilen boş bakışlar fırlattım. O an, gözlerimiz birbirine tutundu ve bir şeyler patlamadı ama zihnimde, derinlerde bir yerde bir kanat çırpıldı; ve kaos başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Patlayan silah sesini duydum, bir başkası duymadı, kuşlar bile duymadı; yağmur yağdı. Barutun kokusunu aldım, irkildim, havayı kokladığım sırada gözlerimiz birbirinden kopmuştu. Havayı kokladığımı fark edince garip bir pozisyon aldı, saldırıya hazır bir hayvanın pozisyonu gibiydi, omuzları geriye gitmiş, geniş göğsü öne meyletmişti ve camgöbeği gözleri keskinleşmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Havayı neden kokladığımı biliyor gibiydi, belki de sadece bildiğini sanıyor ama yanılmaktan öteye gitmiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kapıyı sertçe kapatmamla Murat’ın duruşu daha da vahşileşti, buna aldırış etmeden hızla çamura batarak binanın bahçesine daldım ve Murat’ın da arkamdan geldiğini duydum. Silah sesinden geriye bir inilti, ardından da kan kokusu kalmıştı. Havaya kalkan kan kokusu öylesine yoğundu ki, sanki benim içimden akıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bana ne olduğunu söyle,” diye hırladığında, ona omzumun üzerinden öyle ölümcül bir bakış attım ki, bahçenin üzerinde kalan basamaklarda öylece durup bana bakakaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sakın emir kipleri kullanayım deme,” dedim ölüm sakinliğiyle, ardından bahçenin kuzeyine kıvrılan çamurlaşmış toprak yola doğru salındım. Kanın kokusu yoğunlaşıyordu. Gözlerimle etrafı tarayarak ilerliyordum, yağmur damlaları devamlı olarak çamurun üzerine düşerek çamurları etrafa sıçratıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kuzeye saptığım anda, yere yayılmış çamurlu kanı ve sürünme izlerini görüp, “Kadın burada vurulmuş,” dedim, boynumda asılı duran ıslak fotoğraf makinesini kaldırırken kanın kokusu ciğerlerimi patlatacak kadar ağır bir darbe halinde içime akmaya devam ediyordu. İki bulanık, bir net fotoğrafın ardından Murat’ın nefesi ensemi gıdıkladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kadını burada vurduysa, etrafa kan bulaştırmadan onu üst kata çıkarmasının imkanı yok,” dedi Murat duygusuz, zaten bildiğini resmeden soğuk bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sadece şu noktaya kadar sürüklenmiş,” diyerek izleri gösterdim. “Sonra bitkin düşüp bağırarak yardım dilenmiş olmalı.” Gözlerimi yere diktim. “Onun karnını deşenle, vuran kişi aynı kişiler değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Murat, “Hım?” dedi sorar gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Buradan sonra sürüklenme ve kan izi yok,” dedim. “Kadının cesedini yukarıda, karnı deşilmiş halde buldular. Etrafa saçılmış kurşun kovanları vardı.” Gözlerimi kıstım. “Ama kadın bu noktada vuruldu. Kurşun kovanları burada olmalıydı. Üstelik kadın o haldeyken binaya nasıl çıkabilir? Çıksa bile neden? Biri çıkarsa illaki kan izi olurdu. Doğrudan üst katta vurulmuş gibi görünmüyor muydu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Akıllıca,” dedi Murat.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aptalca,” dedim. “Karındeşenimiz her kimse, akıllı görünen bir salak. Ya da detaylı iş yapamayacak kadar umursamaz.” Derin bir nefes aldım. “Ama DNA bile bırakmayan biri, nasıl böyle bir hata yapar?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gördüğün hatayı söyle bana.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kadını vuran kişinin aynı zamanda onu deşen kişi olduğunu düşünmemizi istedi,” diye mırıldandım. “Suçlu profilini yeniden oluşturmamızı istiyor. Bunu yapanın bir insan olduğuna inanmamızı istiyor. Hayvan seçeneğini ortadan kaldırmamızı istiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Murat’ın nefesi bir defa daha enseme aktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yanisi, bu kanıtı bilerek bıraktı. Önce vuran kişinin karındeşen olduğunu düşünmemizi istedi, sonra da her ihtimale karşı o kişiyi suçlamamızı isteyen başka bir suçlu olduğunu düşünmemiz için bu kanıtı bıraktı. Yani diyor ki, ben bir insanım aptallar ve gördüğünüz gibi başka bir insana suç atabiliyorum. Bir hayvan falan değilim.” Yeri tekmeledim. “Sinsi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Basit bir bilmece çözer gibisin,” dedi Murat.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı iki yana salladım. “Kimi arıyorsanız, o hiç basit biri değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum.” Kelimelere vuran sesinde bir şey beni duraksattı, gözlerim yavaşça ona çevrildi, camgöbeği rengi gözleri yağmur bulutlarının gölgesini taşıdığından mıdır bilinmez, şimdi küflü bir yeşil gibi görünüyordu. Uzun süre o gözlere bakamadım. Yavaşça yanından kayarak geçip aracıma doğru ilerledim, arkamdan geldiğini hissettim ama konuşmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir ekip daha yollamalarını isteyeceğim,” dedim. “Meriç’i arayacağım.” Sadece dinliyordu, umursamadan konuştum. “Bu tarz bir acemiliği nasıl yapabilirler, aklım almıyor. Binanın çevresini de incelemeleri gerekirdi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az daha konuşursan, hükümetin bir şeyleri gizlemeye çalıştığını söylemeye çalıştığını düşüneceğim,” dedi, sesinde alay olmasa da gülümsediğini hissedebildim. Ona bakmadan arabama atladığımda onu burada bırakıp basıp gitmek aklıma yatmıyor desem, yalan olurdu. Ama hemen arkamdan araca binince, böyle bir şansım kalmadığını anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni aldığım yere mi bırakayım?” diye sordum donuk bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beni ilk bulduğun yere bırakmanı tercih ederdim,” deyince tek kaşımı kaldırdım ama devamında yola bakmayı sürdürerek, “Komşuyuz,” diye mırıldandı. “Ve laboratuvardaki işim bitti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Pekala,” dedim ruhsuz bir sesle. Daha sonra, binada yaşanan her şeyi karanlık bir koridorun içinde ateşe verdim, külleri zihnimin duvarlarına is lekesi bırakırken arabayı hızlandırdım. Şehrin içinden öyle büyük bir hızla geçtik ki, saniyeler önce metrelerce önümüzde olan arabalar, saniyeler sonra bizi seçemeyecek kadar gerimizde kaldılar.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her zaman böyle magandasın yani,” dedi alçak bir sesle, ayağımın altındaki gaz biraz daha körüklenince, dudağının kenarının yukarı kıvrıldığını fark ettim. Her nedense, söylenip durmasına rağmen hızın onun da hoşuna gittiğini fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ablan seni bilerek Ece’nin evine yönlendirmiş,” dediğimde, bana yandan bir bakış attı, bu onu gördüğüm andan beri öfkeyle baktığı ilk andı. Bakışlarını fark etmiş olmama rağmen bir k vermedim; yeşil gözler, bu sessizliğe önce şaşkınlık, ardından içime ulaşan bir dikkatle baktı. “Söylesene, şüpheli listesinde kaçıncı sıradayım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Murat’ın bu soruyu beklemediği kesindi ama benim tüm gün zihnimde pırpır eden bu sorunun cevabıydı. Binaya girdiği ilk andan itibaren kim olduğumu biliyor gibiydi, sanki bir şekilde bir şeyler onu bana itmişti ve bu işin altından benim çıkma ihtimalimi düşünüyordu. Saçmaydı, tutarsızdı ama yine de Murat’ın içine yerleşen o şüphenin kokusunu alabiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni şüpheli olarak gördüğümü düşünme sebebin?” Sorusu basitti, yine de bir süre durdum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birdenbire beni bu işin içine çekmeye çalıştınız. Ablan ve sen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Farah ile seni bir yere çektiğimiz yok,” dedi alayla, hâlâ bana bakıyordu. Sisin yükselerek bir dağı tamamen yutup orada yokmuş gibi nötrlediği yoldan geçip dağı arkada bıraktığımızda, omzumun üzerinden ona baktım ve dakikalardır beni izliyor olduğunun o an farkına vardım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ablan fazla sorguladı, sende de sadece sevişmek için oynaşan birinin gözlerinden fazlası var.” Kelimelerimdeki soğukluk onu şaşırttı ama kurduğum cümlede her ne bulduysa, tüm dişlerini ortaya sererek, o ruhsuz yüzüne uymayacak kadar geniş bir şekilde sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seninle sevişmek istediğimi mi düşünüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir saat öncesine kadar, evet,” dedim. “Ama binaya geldiğimizde fikrim değişti. Bence benden bir şey istiyorsun ama bu kesinlikle seks değil.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Cıkladı ve gözleri dudaklarım ile gözlerim arasında kısa, sarsılan bir tur bindirdi. “Oysa sana bakınca, tahminleri daha doğru bir kadın görmüştüm, ne yazık,” dedi ve sonra gülerek önüne döndü. “Çünkü arabayı köşeye çekip üzerime binsen, bu şu an için beni dünyanın en mutlu adamı yapardı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım bir an için yüzünün kemikli sarayında asılı kaldı. Düz inen burnu yüzünü güzelleştiren nadide bir parçaydı, kirpikleri ileri doğru duran, düşmanın yayında gerilmiş saplanmayı bekleyen zehirli oklardandı. Siyah saçları dağınıktı, aralarında birkaç ton açık teller olduğunu anında gördüm. Arabayı hızlandırırken ince sayılabilecek dudaklarına baktım, ardından boynuna, boğazını yaracak gibi dışarı fırlamış adem elmasına, eğittiğim askerlerin yara bere içindeki büyük, kaslı bedeninin aksine zayıf ama kaslı, estetik bedenine… Çok kısa sürede, bir insanın erişemeyeceği bir hızla hepsine bakıp görüntüleri hafızama kopyaladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kaç yaşındasın?” Murat’ın sorusu, benim onun görüntüsünü zihnime göndermemden yaklaşık üç dakika sonra dudaklarından dışarı akarak beni hedefi haline getirmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yirmi bir,” dediğimde, şaşkın bakışları anlık bana dokunup, hızla yola çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yeni nesil büyük bir hızla büyüyor,” dediğinde, bir an ona dönüp yaşını sormak istedim ama bunun yerine sakin bakışlarımı yoldan ayırmadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre durulduk.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babamın altmış üç yaşındaki profesör arkadaşı gibi konuştun,” dediğimde, ruhsuz bir homurtu çıkararak güldü ama bir şey söylemedi. “Sen kaç yaşındasın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem, en son yirmi yediydi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kum fırtınası gibi bir anda belirip tüm solunum yolumun üzerini kaplayarak nefesimi anlık olarak kesen cevabın, bu etkisini nereye dayanarak böyle güçlendirdiğini merak ettim. Oysa normal bir insan zihninde belirdiğinde, bu makul bir cevaptı, hatta neredeyse normal bile sayılabilirdi ama benim zihnim bu cevabı kustu; yeterli olmadığını, daha fazla detay bilmesi gerektiğini, bu kadarını içeride tutamayacağını söyledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zihnime kusup durduğu cevabını geri tıkmak için çok uğraştım, sonunda vazgeçip direksiyonu sola kırarak anayola indim, bir yokuşu geride bırakarak düzlüğe çıktığımızda, sağ tarafımızda kalan çayır Mavi Yaka’ boyunca eserek buraya ulaşan kar taneleriyle doluydu; rüzgarın şiddetiyle uçuşarak bu yakaya gelen kar tanelerini donuk gözlerle izledim. Yağmur durmuştu, artık rüzgârın taşıdığı beyaz ölüm pulları vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hakkında bir şeyler duydum,” dedi, sanki konuşmayacağımı anlamıştı ve bir nedenden beni konuşturmaya karar vermişti. “Orduyla alakalı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru duymuşsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tam şu noktada korkmalı mıyım yoksa tahrik mi olmalıyım kestiremiyorum.” Cümlesi tek kaşımı kaldırmama neden oldu, karşı cinsten gelen bu tarz şakalara aldırış etmiyordum, canımı sıkarsa çenesini kırmak çok kolaydı çünkü. “Ve kestiremediğim bir şey daha var, acaba neden hâlâ çenemi kırmadın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kısıp ona bakmadan, “Neredeyse bir psişik olduğuna inanacağım,” diye mırıldandığımda burnundan sert bir nefes verdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konu senken bence psişikler bile yeteneklerini kullanamazlar.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yani senin gibi mi?” Sorusuna verdiğim karşılık bir sorudan ibaretti ama şaşırmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi. “Tıpkı benim gibi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konuşmamız bundan ibaret olarak kaldı. Otoparka girdiğim ve arabanın motorunu durdurduğum an, Murat hiç konuşmadan arabadan indi, ben de fotoğraf makinesini alıp araçtan indim ve onun gidişini izlerken aracımın kilidini kontrol ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok kısa bir an için, arabanın önünde durduğum o kısıtlı saniyelerde, Murat’ın yavaşça kaybolmaya başlayan bedeni bir anda cızırdayarak üçe, beşe ve dokuza bölündü; titreyen görüntüyle beraber her yer kızıla boyandı ama gözlerimi kırpıp geri açtığımda, dünya eski rengine kavuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Murat ise orada yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni dibine daldığım uykunun yüzeyine bir melodi çıkardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Karanlığı odama taşıyan melodi gür değildi ama sanki hemen yan odamdan geliyormuş gibi yakınımda hissettiriyordu. Ayaklarımla çarşafı itişimi, sadece iç çamaşırların kamufle ettiği bedenimi kahverengi saten sabahlığımın içine sığdırıp, kalçalarımın hemen altında biten sabahlığın kumaşını bağladığım anı hatırlıyorum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra çıplak ayaklarımla odamdan çıktım ve odalarda dolaşarak müziğin nereden geldiğini anlamaya çalıştım. Melodi devamlı olarak zihnimin içine sesleniyormuş, bana bir şeyler mırıldanıyormuş gibi geliyordu. Işıkları yaktım, kapattım, her tarafa baktım. Sonunda salondaki boydan camdan içeri sızan kızıl dolunayı fark ettiğimde, antredeki karanlık salonuma da seriliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hareket eden bulut kümelerinin içinde daha önce görmediğim kadar büyük, kızıl bir dolunay asılı duruyordu, etrafı buzdandı, sanki buzlu yüzeyi kan damlatıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu şehirde geceleri bile güneş gökyüzünde olurdu, her yer karanlıkken güneş tıpkı bir kömür gibi gökyüzünde simsiyah yanardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Oysa şimdi tam karşımda devasa büyüklükte kanlı bir buzdan dolunay duruyordu. Nadiren görebildiğim bu manzaraya hayretle bakmaya devam ederken melodi devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçli, hüzünlü, ölümü hatırlatan, yas dolu bir melodi…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nedenini merak etmedim, çünkü evimin konumu Mavi Yaka’daki buzdan dolunayı görebileceğim açıdaydı ama yine de dolunayı hiç bu kadar büyük, görkemli ve kanlı görmemiştim. Bulut kümesi gri puslar bırakarak ilerledi, ilerledi ve ilerledi. Sonunda tamamı geri çekildiğinde, dolunayın biraz daha büyüdüğünü fark ettim. Sanki kalbi vardı ve çarpıyordu. İleri geri, şişiyor ve küçülüyor, nefes alıyor ve bırakıyor, nabzı atıyor gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodi tüm zihin duvarlarıma saldırdığında, hafızam daralarak beni zorladı ve melodiden rahatsızlığını düşüncelerimin üzerine serpiştirdi. Çıplak ayaklarım beni kapıya yöneltti, yeniden… Sanki bu kaderden kaçışım imkansız gibi anahtarlarımı kapının arkasına asılı bırakarak evden çıktım. Kırmızı ışıkla aydınlanan bordo gölgelerin yaşadığı koridorumda ilerledim, merdivenleri indim, melodiyi takip ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodi ruhumu okşadı, melodi ruhuma acı verdi, melodi beni kahretti, melodi bana huzur bahşetti, melodi bana ölümü gösterdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Site, Aybatışı ormanına bir kilometre uzaklıktaydı, düzlüğün ilerisinde birbirine yaslanan köknarları, sedirleri, çınarları görebiliyordum. Ormanda kar yoktu ama kızıl bir ışık gökyüzünden üzerine bir çit örmüş, kalkan gibi etrafını sarmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gün içinde yağan yağmurun kokusu, şehirdeki arabaların benzinlerinin kokusuyla birleşerek ahenkli bir dokunuşu yeryüzüne buse gibi bırakmıştı. Çıplak ayaklarla buz tutmuş kaldırımda yürümeye başladım. Sokak lambaları, her bir adımımda beni takip ederek sönmeye, yürüdüğüm her bir karışı karanlığa terk etmeye başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ayağıma soğuk bir şey battı ama aldırış etmedim, çok kısa sürede acı dindi ama melodi dinmedi. Ruhum kanatlarını açmış, sesin geldiği yöne uçmak ister gibi içimin eşiğinde durmaya başlamıştı. Sökülüp gideceğini hisseder gibi oldum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodi büyüdü, büyüdü, büyüdü. Sokak lambaları söndü. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm…

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ay da beni takip etti, nabız gibi çarparak beni izledi ve benimle geldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ormana girdiğim anda, farkındalıkla titreyip etrafıma bakma şansı buldum. Burada ne işim olduğunu sorgulamayı akıl ettiğimde, ormanın içinde, köknarların hemen ortasındaydım. Etrafımda o kadar çok ağaç vardı ki, ileride karanlığa gömülen siteyi göremiyordum. Boş, buzlu yol gri bir su birikintisi gibi parlıyordu ama üzerinden tek bir araba bile geçmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Melodiyi duysam da artık kendime gelmiştim. Gitmek için ormanın çıkışına yöneleceğim sırada, ruhu ikiye yaran bir ağıt sesine benzeyen melodiyle olduğum yerde ürperip dimdik durdum. Koşup kaçmaktansa, o sesin olduğu yöne gitmem gerektiğini düşündüm ama düşüncemin önüne ördüğüm mantık bariyeri yıkılması oldukça zor, güçlü bir duvardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir hayvanın gölgesi yanımdan zıplar gibi ışık hızıyla geçince, olduğum yerde sarsılıp, bir hayvan gibi pozisyon alarak etrafımı taradım. O gölge zıplayarak karanlığa karıştı, o kadar hızlıydı ki bir şekli bile yoktu; beş saniye sonra melodi kesildi ve daha güçlü bir şekilde yeniden başladı. Bir flüt sesine benziyordu, yan flüt sesine… Hızla ağaç dallarını iterek ormanın kalbine, ahmak gölgenin zıplayarak kaybolduğu koruluğa doğru ilerlemeye başladığımda, tek istediğim o gölgenin ensesine yapışmaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama bu olmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siktir,” diyebildim, tek diyebildiğim buydu, çünkü geniş gövdesinin arkasında saklandığım sedir ağacından yüz metre ileride koca gövdesi kesilmiş bir ağacın pürüzsüz yüzeyinde sırtı bana dönük oturan uzun saçlı adamı gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adamdı, çünkü geniş omuzları, uzun bir bedeni vardı, kimonoya benzer kıyafetinin içinden açığa çıkan kollarındaki damarları sanki gece görüşüne ve yakınlaştırma özelliğine sahip gözlerim varmış gibi net bir şekilde görebildim. Elinde tuttuğu yan yatırdığı flütü dudaklarına yaslamış olmalıydı, bağdaş kurmuş, ayın altında flütüne üflerken, bu dünyaya ait değilmiş gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Uzun, düz siyah saçları jilet gibi omuzlarından aşağıya sarkıyor, hafif bir kış rüzgarı saçlarından birkaç teli dansa kaldırmış gibi uçuşturuyordu. Yan flütüne üfleyip durdu, melodi içime işledi ve sedir ağacının kalın gövdesinin arkasına gizlenerek onu izlemeye devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Neden burada olduğunu, neden üzerinde geleneksel kıyafetlere benzeyen ama bir o kadar da benzemeyen bir kıyafet olduğunu, neden flütüne üflediğini merak etsem de açıklığa çıkıp onun karşısına geçemedim ve zihnimdeki soruları ona yöneltemedim. Ay, bulutların arasına inzivaya çekildiğinde, flütündeki melodi de son nefesini verdi ve ben çok uzun, derin bir uykudan uyanmışım gibi olduğum yerde sıçrayarak bir adım geri çekildim. Şimdi sedir ağacının kalın gövdesi onu gizliyordu. Yavaşça bir adım atıp sedir ağacının arkasına saklanarak o yöne baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Artık orada değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Damarımdan buz gibi akan o his, afallamışlık ve gerçeğin saptığı yönü şaşırmış bir hisle hızla ormanın içinde koşmaya başladığımda, neyden kaçtığımı bilmiyordum. Belki de kaçtığım tam olarak kendimdim. Karanlık büyüyor, orman sanki üzerime yıkılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Köknarların arasından fırlayıp büyük sedir ağaçlarını ve karakavakları geride bıraktım, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen yol nihayet sona erdiğinde, bir arabanın fren sesiyle yüreğim yerinden hopladı ve çıplak ayaklarımla buzlu yolda sendeleyerek tüm farlarını yakan arabaya tavşan gibi baktım. Ellerimi kaldırıp yüzümün önüne siper etmeme rağmen, far ışıkları öylesine güçlüydü ki kör olduğumu sanmıştım. Birkaç saniyenin sonunda farlar söndü, arabanın kapısının açılıp kapandığını duydum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler hanımefendi. Her şey yolunda mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu soruyu taşıyan ses, her ne kadar boğuk, kalın ve tüyler ürpertici olsa da, soru son derece kibar bir şekilde dillendirilmişti. Gözlerim nihayet karanlığa çevrildi, bir süre yere, ardından kafamı kaldırıp karşımda duran yabancıya baktım. Siyah saçları geriye doğru taranmıştı, teninden alkol kokusu mu yoksa başka bir kokuyu mu gölgelemek için olduğunu anlayamadığım derecede yoğun bir erkek parfümü kokusu geliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Siyah gömleği, gömleğinin altındaki pantolonu, dizlerine uzanan binici çizmeleriyle çok farklı bir hava veren adamın ellerinde de ayaklarındaki deri çizmeler gibi deri eldivenler vardı. Gözlerimi yüzüne mıhladığım an, yoğun mavi gözlerin de bana mıhlandığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üzerimde minicik bir sabahlıkla, yalın ayak ormandan fırlamam onu zerre korkutmamış gibiydi. Endişeli mi yoksa kurnaz mı baktığını bir türlü ayırt edemediğim gözleri üzerimde dolaştı ve son kez yeniden gözlerime saplandı. Zihni tıpkı Farah ve Murat’ın zihni gibi sessizdi; belki de düşünmüyordu, sarhoştu ve alkol kokusunu bastırmak için parfüm şişesini kafasından aşağıya boşaltmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her şey yolunda mı? Yardım çağırmamı ister misiniz?” Kibar bir aksanla peşpeşe sıraladığı sorulara alık alık baktıktan sonra başımı iki yana sallayarak, “Teşekkürler,” demekle yetindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Birinden mi kaçıyorsunuz?” Omzunun üzerinden arkasında kalan karanlık ormana, sonra da tekrardan bana baktı. “İsterseniz polisi arayabilirim, ekipler gelene dek size refakat ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır, teşekkür ederim. Birinden kaçmıyorum.” Gözlerim bir defa daha tuhaf kıyafetlerinde dolaştı, ardından arabasına doğru kayan bakışlarımı kıstım ve arabanın içinde iki gölgenin beni izlediğini fark ettim. Adam yalnız değildi. “Sizi de yolunuzdan ettim,” dedim gözlerimi arabanın siyah ön camından görünmesi imkansız insanları gördüğümü belli edercesine arabayı işaret ederek. “Kusura bakmayın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Mavi gözler, o gölgeleri görmemin imkanı olmadığını belirtircesine kısılınca, bu defa savunmasız görüntüme rağmen panter bakışlarımı adama dikerek, “İyi geceler,” diye üsteledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İyi geceler matmazel,” dediğinde, bir an tek kaşımı kaldırıp ona evli olmadığımı nereden bildiğini soracak oldum ama sonra durdum, parmağımda bir alyans yoktu ve muhtemelen evliliği sırtlamayacak kadar genç görünüyordum. Kuşkuyu bir kenara iterek başımı sallayıp, minicik sabahlığıma aldırış etmeden adama arkamı dönüp yürümeye başladım. Bir an, burnuma hafif, mayhoş bir kan kokusu geldi ama daha sonra uzaklaşmış olmama rağmen genzimi yakan parfümün kokusu bu mayhoşluğu keskin bir bıçakla keserek yok etti. Uzun süre arkamdan baktığını hissettim ama sonra nasıl olduysa araba sesi duymadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Siteye giriş yaparken güvenlik görevlisi kulübesinin içinden kafasını uzatıp bana tuhaf tuhaf baktı ama aldırış etmedim, çatlaklarla kaplı hafızası, “Bu kadın da ne tuhaf,” diye söylendi, duymadığımı düşündüğü için dönüp ona ters ters bakamadım; hoş, ayaklarım çıplakken ve üzerimde kalçalarımı zar zor örten bir sabahlık varken, adamın hakkımda böyle düşünmesi çok doğaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

O adamı düşündüm. Uzun, gece siyahı saçlarını, gece siyahı saçlarında oynaşan kan gümüşü ayın yansımalarını, yan flütünden dökülen ölüm fısıltısını, beni çağıran müziğine hiç sorgulamadan, bir büyünün etkisindeymişim gibi çekilerek gidişimi… Asansörün kapısı durduğunda ve otomatik kapı kayarak iki yana açıldığında, bakışları bordo rengini almış koridora dikerek birkaç saniye asansörün içinde bekledim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Onu tanıdığımı hissettim, onun bana bu dünyadaki en yabancı insan olduğunu hissettim: İki hissin de aynı anda kalbime kan gibi pompalandığını, damarlarımın bu iki duyguyla çağladığını hissettim; birbirine karışan bu iki duygu zehirli bir kan yarattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dairemin önüne geldiğimde bir an algılarım saplandığı adamdan çıktı ve anahtarın kapının üzerinde olmadığını, kapımın bir santim kadar aralık durduğunu gördüm. Omuriliğimden akan o his, karanlığa çektiği kılıçla içimde pusuya yattığında, görüş alanım tehlikeyi hissetmiş gibi kan rengine büründü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi yine her yeri kızıl görüyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir saniye sonra, kapıyı yavaşça itmemle, kapı ağır ağır aralandı ve kızıl dolunayın ışığını sırtına alan siyah saçlar sanki evin içinde yıkıcı bir rüzgar ediyormuş gibi dalgalandı. Bordo ışığın içinden çıktığında, yüzü yavaşça gölgelerden arındı ve onu gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben de seni özledim kardeşim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hemera’nın sesinde can bulan bu cümle, onu son kez görmeye gittiğimde kurduğum cümleye verilen bir cevap gibiydi. Hemera, tam karşımda, sırtına aldığı kızıl ayın önünde duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

VELENCOSO KONAĞI

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Konağa çöken sessizlikle beraber, dışarıda kan renginde yükselen ayın etrafında süzülen kargaların ölümle dolu attıkları çığlıklar antrede yükseldi. Ardından yağmurun tıslamaya benzer sesi büyüdü, damlalar konağın kubbeli çatılarına vurmaya başladı. Uzun merdivenlerin trabzanlarının sonunda kanatları ikiye katlanmış iki melek heykeline çarpan şimşeğin ışığı, karanlık konağı anlık olarak gümüş renginde bir aydınlığa boyadığında, tilki adımlarıyla içeri giren genç kanbaz, beraberinde yağmurun üzerindeki fani kokusunu silen ıslak damlalarını da içeriye taşıdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Velencoso soyunun en küçüğüydü, kumral saçlarının devam ettirdiği beyaz yüzüne tüm ifadeleri veren yeşil gözleri hilekarlıkla parıldıyordu. Üzerine çağın modasına uymayan fırfırları ve geniş kolları olan siyah bir gömlek, altına da gömleğin eteklerini içine alan dar, eski bir pantolon giymişti, çizmeleri pantolonunun diz kısmına dek uzanıyor, her an at sürmeye gidecek bir kontlara benziyordu. Islanan kıvırcık, gür saçlarını sallayarak geniş antreye ilerledi ve parmağını kaldırıp yukarıya doğru hafifçe sallamasıyla beraber şamdanların içindeki beyaz, uzun mumlar arka arkaya alev aldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir kanbazdı, türünü efsanelerde sıkça bahsi geçen vampirlere benzetmek mümkündü ama derinine indiğinde, güzelleştirilmiş birçok vahşi efsanenin aksine, o, öldürmenin bir tabu olduğunu düşünmüyordu. Güneş tenini yakmıyor ya da ona diğer insanlardan daha farklı bir etkiyle saldırmıyordu; her insanda olduğu gibi damarlarında kan dolaşıyor, kalbi büyük bir gürültüyle çarpıyor, bir insandan çok yırtıcı gibi hareket ediyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanbazlar, bir diğer deyişle acrobloodlar yüzyıllardır insanların içinde yaşasa da beslenme ihtiyaçlarını karşılama şekilleri tıpkı bir yırtıcıdan farksızdı. Her on yılda bir büyümeleri on yıl boyunca duruyordu, otuz yaşına geldiklerindeyse yaşlanmaları tamamen sonlanıyor, yaklaşan ölüm onların damarlarını kurutarak onları daha vahşileşmiş birer ölümsüze çeviriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Frederick henüz oldukça genç bir kanbazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

On yıllık döngülerinden bir diğerini henüz birkaç yıl önce atlatmıştı. İnsan kanına olan ihtiyacı, bir ergenin kadın vücuduna duyduğu açlıktan farksızdı; Frederick’i diğerlerinden ayıran bir başka özelliğiyse, o hem kana hem de kadınlara açlık çekiyordu. Genç, çapkın Velencoso erkeğinin babası Daniel, büyük kıyımda savaşı komuta etmiş ve tür bilgisi tarihe geçirilmemiş bir yaratık tarafından on bir yıl önce katledilmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ölmeden hemen öncesinde, geride bıraktığı binlerce yaşından birini kutlamıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanbazlar için öldürmek tabu olmasa da beslenmelerini öldürmeden de sağlayabiliyorlardı, birçok toprak parçası üzerinde onları destekleyen müritlere sahiptiler ama insanlar tarafından hâlâ kabul edilmiş, gerçeği tescillenmiş bir tür değildiler. Her birinin nadide bir yeteneği olduğu için, zehriyle temasa geçen insanlar sonsuz yaşam kazanamıyor, bir fani olarak yaşamaya devam ediyorlardı ama muhteşem bir güzellik ve bir yetenekle taçlandırılıyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanbaz olunmuyor, kanbaz doğuluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Frederick, on yıllık döngülerine birine girmeden hemen önce zehriyle taçlandırdığı insan kızına hem güzellik hem de resim çizme yeteneği vermiş, şimdilerde otuzlu yaşlarının ortasında olan kız, Alaim’de ismi duyulmuş ünlü bir ressam haline gelmişti. O günden sonra Frederick onu bir daha görmemişti, o insan kız da onun bir kanbaz olduğunu hiç bilmemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden mi? Çünkü senin abinim,” diyen Ramon’un sesi konağa dışarıda gökyüzüne kıyan şimşeğin sesiyle beraber yayıldı. Valerio hızlı adımlarla merdivenin basamaklarını inerken pardesüsünün iplerini çekiyordu, Ramon merdivenlerin başında eldivenle kaplı zarif ellerini belinin kenarlarına koydu. “Çünkü. Senin. Abinim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duydum otuz yaşını tamamlayan bunak, benim kulaklarım hâlâ iyi duyuyor.” Valerio pardesüsünün içinden çıkardığı bıçağı arkasına bakmadan geriye doğru fırlatmasıyla, bıçak havada üç takla atıp doğrudan Ramon’un arkasındaki duvarı süsleyen tablonun ortasına saplandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ramon, sinirden kudurmuş gibi köpürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O tablo tam tamına 700 senelik, sen daha babamın testislerinde dolanmaya başlamış bir vitamin bile değildin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Frederick şamdandaki mumların kıpraştığı ceviz yemek masasına kalçasını yaslamış ikiliyi izlerken muzır gözleri parlıyordu, biraz sonra onlardan sıkılacağını bilse de şimdilik bu kaos, izlemeye değerdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısın, senden daha yaşlı bir şeyin varlığı sana kendini güvende hissettiriyordur. Malum, bu konakta o tablodan sonraki en yaşlı şey sensin.” Valerio bir Sibirya kurdu gibi gülümsedi. Ramon daha da köpürdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kudurmuş köpek gibi birbirinizi ısırmaya çalışmanız, o aksanlı ağzıyla bana Fransızca şarkılar söyleyip cilveleştiğim eskort kızı hatırlatıyor.” Frederick parmağını şıklatınca konağın dev kanatlı kapısı gıcırdayarak iki yana açıldı. “Orali berbattı, diş telleri vardı ve sabahında penisim pirana saldırısına uğramış gibiydi.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Beslendiğin hanımefendiler hakkında düzgün konuş,” dedi Ramon, ardından gözlerini Valerio’ya çevirdi. “Kızı araştırdın mı sen ödlek?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Basit bir insan kızı diyorum sana, paranoyak moruk.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kuzen, kapıyı senin için açtım,” dedi Frederick, Valerio’ya doğru, ardından ters bir şekilde duran kapalı servis tabağının yanındaki bıçağı alıp tırnaklarının kenarında kuruyan kan pıhtılarını deşerek çıkarmaya başladı. “Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösteriyor, o yüzden ihtiyar abinin ninnilerine kulak ver ve o kızı araştır.” Gözlerini havaya kaldırıp dev kristal parçalarından oluşan avizeye baktı. “Tanrı beni soğuk şaraplarında yıkasın, sadece fotoğrafları bile salyamı akıttı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Salyanın akmadığı tek bir dişi var mı? Bir hanımefendiden bahsediyorsun Frederick, nezaketin ilk harfi bile yok sende.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Dişi diyerek kalbimi kırıyorsun, bu dünyada güzel olan sadece dişiler değil.” Frederick tilki gülümsemesiyle Ramon’a baktı. “Yanındaki dev arkadaşı da fena değilmiş, Donovan mıydı adı? Kimyager çocuk.” Gözlerini kıstı. “Ama ben daha minyon tiplileri tercih ederim. Sarışına gelince, o minyon olmasa da olur.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İnsan kızın ismi Hera,” dedi Valerio.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cinayetlerle Hera yakından ilgileniyor,” dedi Ramon. “Her nedense, her cinayetle ilgileniyor. Bakın, bu cinayetler üzerimize yıkılırsa, yüzyıllarca korunan sırrımız açığa çıkar. Amcamın başına gelenlerin başımıza gelmeyeceği ne malum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Frederick, babasının leş kargalarının didiklediği cesedini anımsasa da yüzünde herhangi bir duygu parıltısı olmadı. Ramon ona kısaca bakıp, merdivenleri bir kuğu zarifliğiyle inmeye başladı. Siyah saçlarına çarpan mum alevi saçlarındaki kurum dokuyu gözler önüne seriyordu, mavi gözler usulca Valerio’ya çevrildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sonumuz amcam Daniel gibi olmayacak Val.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babamı öldüren bir yaratıktı Ram,” dedi Frederick rahat bir sesle. “Bizim karın deşmeyeceğimizi herkes bilir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bizi kimse bilmiyor Frederick.” Ramon gözlerini ona çevirdi. “O insan kıza bıraktığın yetenek yüzünden az daha enselenecektik, o ayrı.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzerinden siklerce sene geçti.” Frederick gözlerini devirdi. “Beni görse, muhtemelen küçük yeğenlerimden biri büyüdü sanır ya da küçük kardeşiyim sanır.” Tilki gülümsemesi yavaşça dudaklarına yayıldı. “Hera diyorduk…”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu konuyla sen ilgilenmiyorsun.” Ramon’un sesi netti, Frederick bıçağı kenara bırakıp, “Neden?” diye sordu ağır ağır sırıtarak. “Onu gözüne mi kestirdin Ramoncuk?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu ihtiyara kim bakar?” diye sordu Valerio kahkahalara boğularak, ardından abisini şöyle bir süzdü. Her insan kadın, tek bir göz kırpışıyla bu seksi abiye aşık olurdu, biliyordu ama abisiyle uğraşmak her şeyden çok hoşuna gidiyordu. Beslenmekten bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ramon, Valerio’yu ensesinden kavrayınca, bir şimşeğin gümüş ışığı Valerio’nun sarı saçlarını aydınlattı, ardından Ramon’un üzerinden geçti ve antrede yanıp söndü. Valerio hırladı ama abisi deri eldivenli parmaklarıyla ensesini daha sert sıkarak onu açık duran kapıya doğru sürükledi. Frederick haylaz bir gülümsemeyle birbirini yiyen iki erkek kardeşe bakarken keyifliydi, çünkü karnı doymuştu ve güzel iki kadınla fingirdemişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Valerio, konağın dışına itildiği anda Ramon parmağını şıklattı ve derinin sürtünme sesiyle beraber kapılar kapandı. Valerio dışarıda küfürler ediyor, büyük kanatlı kapıya tekmeler savuruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ramon sakince sinsi sinsi sırıtıp konuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hera’yı bulup ne olduğunu anlayana kadar, içeri girmiyorsun küçük kardeşim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra merdivenleri tırmandı ve gözden kayboldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kuzen,” diye seslendi Frederick ve o tilki gözleri haylazlıkla parladı. “Üst kubbenin camını mühürle, çünkü çoktan kubbeye tırmanmaya başlamıştır bile.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hay aksi!” Ramon’un çıkardığı bu tıslamaya benzer sesin ardından koridorda büyüyen koşma sesleri dört bir yana yayıldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Frederick sırıtırken dilini yavaşça ısırıp, “Hımm,” diye mırıldandı. “Tanışalım bakalım Heracık.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.