18

ÖLÜM YANILSAMASI

02.07.2025

????: Hidden Citizens & Ryan Innes, Monster

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bazen bir insanı tanımak için, önce onu kafanın içinden tamamen silmen gerekiyor. Kafanda oluşturduğun insanın yıkılıp yeniden var olabilmesi için, bunun olması şart.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ı kafamda oluştururken onunla ilgili çok düşünmemek benim seçimimdi çünkü erkeklerle alakalı çok düşünmezdim. Erkekler ya çapkın olurlardı ya olgun ya da geveze ama baktığımda bu üçünü de onda gördüğüm olmuştu. Üç özelliği taşıyor olsa da benim için diğerleriyle aynıydı çünkü onlardan daha farklı bir özelliği yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama şimdi sahnede saçları terden yüzüne yapışmış, dudakları mikrofona yaslı şekilde büyüleyici bir ses çıkaran bu adama baktığımda, tanıdığımı sandığım adam bir aynanın önüne geçiyor, ayna ise onlarca farklı parçaya bölünerek adamın suretini değiştiriyordu. Yere düşen parçalardan birinde, belki de en keskinin de yeniden onu gördüğümde, saçları uzundu ve dudakları mikrofona yaslı duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şaşkınlığın birçok rengi olabilirdi ama en bariz rengi, bu gece benim gözlerimde görebilirdiniz. Kalabalığın dudaklarından onun mahlası dökülürken ve yüzü aynı bir yabancı olarak dudaklarını o mikrofona yaslayıp sesiyle melodilere yön verirken, damarlarımın genişlemesine neden olan o histen bihaber olduğuna emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çevremdeki tüm hafızalar açıktı, sesleri duyuyordum, onla alakalı düşünceleri; çoğu ahlaksızlıkla dolu, seks kokan düşüncelerdi, çoğundaysa saf sevgi ve sonsuz hayranlık vardı. Bazı düşünceler onun görüntüsünü izlediğim saniyelerde canımı sıkarken, bazıları beni gülümsetecek kadar içtendi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ın gözleri tekrar gözlerime sabitlendi, elektro gitarın parmaklarının ucunda attığı çığlıkları duymaya başladığım anda dudakları sabitti, artık sesini duyamıyordum ama parmaklarının var ettiği çığlıklar her yanı sarıyordu. Kollarından, şakaklarından, boynundan akan terleri izledim; ışıkların altında ilerleyen ter dereleri iksir dolu nehirler gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beklenmedikti ve sanırım beklenmedik olduğundan garip bir şekilde güzeldi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları tekrar mikrofonla birleştiğinde gözleri kalabalığa rağmen hâlâ gözlerimde saplı duruyordu. Müthiş kalınlıktaki sesini yeniden duydum, kalabalık o sesle beraber ateşlere dönüştü ve onu dinleyen herkesi yakmaya başladı. Elinde, neredeyse avucunda kaybolan bir şarap şişesi tutuyordu, şarkının birkaç kelimesinin ardından şarap şişesi dudaklarıyla birleşti, çenesinden akan şarabı silmeden yeniden mikrofona yaklaşırken şarap şişesini yere bırakmış, gitarını çalmaya başlamıştı. Ağzının kenarından kan sızan, karanlığa ait bir şeytan gibi, bir iblis, bir vampir gibi görünüyordu ve eminim bu dinleyicilerini daha karanlık, vahşi duygulara sürüklüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şarabın dudağının kenarından kan misali süzülüp boynunu aştığını, çıplak, çok da abartılı olmayan göğüs kaslarından aşağıya süzüldüğünü gördüm ve o an genç bir kızın, "Plüton'un arkadaşı mısınız?" diye sormasıyla irkilip bakışlarımı kıza çevirdim. Kırmızı, uçları ağardığı için pembeleşmiş kabarık saçları olan, on dokuzlarının başında ya da sonunda olduğunu tahmin ettiğim gotik bir kızdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Plüton?" Bakışlarım anlık sahneye çevrildi, dudakları mikrofona yaslıyken gözlerini yummuş, simsiyah kirpikleri kara gölgelere sahip bir yelpaze gibi gözlerinin altındaki çukurlara yayılmıştı. Kimliğini gizlediğini mahlasından, sahnedeyken uzayan saçlarından anlamak mümkündü. Onu ele vermemem gerektiğinin farkında bir biçimde, "Hayır," dedim. "Arkadaşı değilim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Size bakıyor," dedi kız gözlerini sahneye çevirerek. "Sanırım sizi beğendi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Durgun bir sesle, "Onu çok mu seviyorsun?" diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet." Başını hızlıca sallayarak yeniden bana baktığında başımızın üzerinden kayıp giden ışık yeniden sahneyi aydınlatmıştı. "Gerçek ismi Plüton değil muhtemelen, menajeri de onunla ilgili bilgileri asla paylaşmıyor. Sosyal medyada büyük kitlesi var ama sosyal medya hesabı yok. İnsanlar onun kim olduğunu bulmak için uğraşmıyor, çünkü dinleyicileri sadık insanlar ve onu zorda bırakacak şeyler yapmıyorlar. Sonuçta Plüton eğer isteseydi bunları bizle paylaşırdı, değil mi? Sanırım onu ilk dinleyişiniz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet, ilk," dedim. Gözlerim anlık sahneye kaydı. "Ama son olacağını sanmıyorum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Değil mi? Onun sesini bir kez duyduğunuzda, bu en büyük bağımlılığınıza dönüşüyor." Bateriyi işaret etti. "Davuldaki Ares, bas gitardaki Poseidon, baş vokalist Plüton ama diğer vokalistleri de Eros."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim önce Ares'e dokundu, kırmızı saçları boya olmalıydı, gözlerinde siyah bir makyaj vardı, uzun ama zayıf bir adamdı ve kesinlikle Hemera'nın ulumasına neden olacak karizmaya sahipti. Poseidon'un rastalı saçlarının arasında mavi tutamlar da vardı ama bakıldığında siyah saçlıydı, burnundaki halkayla iri bir boğaya benziyordu çünkü vücudu oldukça gelişmiş, büyüktü. Muhtemelen Hemera onun için de ulurdu. Eros ise bas gitarını çalarak Murat'ın şarkısına arkadan verdiği minik seslerle katılan sarışın adamdı. Buz mavisi gözleri, ölü kadar beyaz teni, saçları gibi sapsarı olan kirpikleri ve kaşlarıyla erkek bir periye benziyordu. Hemera, Eros'un okunun ona saplandığını iddia ederek Eros'u kesinlikle dava ederdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Grubu var demek," dediğim anda kız gülümsedi ve "Evet," dedi. "Bloody Sense, yaklaşık bir yıldır bir aradalar. Çok hızlı büyüdüler."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bloody Sense," diye mırıldandım. "Demek Kanlı His. Güzel isimmiş."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Değil mi ama?" Kız gülümseyerek yeniden onlara baktı. "Hissettirdikleri her şeyin farkında olsalar gerek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"En çok hangisini seviyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Plüton ve Ares," dedi kız. "Ares'i de nadir olarak şarkı söylerken gördüğüm oldu, genelde baterisiyle mutlu gibi dursa da güzel bir ses var."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Müziği gecenin içinde ilerledi ve insanları etkilemeyi sürdürdü. Saniyeler birbirinin üzerine düşüp dakikaları, dakikalar birbirinin üzerine yığılarak saatleri doğurdu ve tüm ışıklar söndüğünde, artık başka bir Araf ile karşı karşıya olduğumun farkındaydım. Müzik, karanlığın içinde savrulmayı kestiğinde, o sağır edici sessizlik insanların seslerine gebe kaldı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir el beni belimden kavradığında dokunuş yabancı hissettirmediğinden duraksadım. Kıyafetin kumaşına rağmen dokunuşun enerjisi çok netti, şehrin bir yerlerini yeniden karanlığa boyayan dokunuşun sahibi kimdi, biliyordum. Baslardan yükselen cızırtılı sesin nedeni de bu dokunuş olsa gerekti. Dokunuşun sahibi beni yürüttü, adımlarım onun dokunuşuna uyum sağladı ve bir koridora çekildiğimi fark ettim. Karanlık her yeri daha da sardı ve insanların sesleri bıçak gibi kesildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şimdi sadece onun nefes seslerini duyuyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her yer hâlâ karanlıkken, bir fırtına gibi düşüncelerime sokulan sesi bana, "Ne düşünüyorsun?" diye sordu, uzun zaman sonra sesinin ilk kez bu kadar ciddi duyulduğunu fark ettim. Bakışlarım karanlığa alıştığında koridorun diğer ucuna bakıyordum, hiçbir şeyi göremesem de koridorun öteki ucuna baktığımı hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sesinin güzel olduğunu," dedim, sonra bu cevabın tam bir aptala ait olduğunu düşünerek kaşlarımı çattım. Daha farklı bir cevap beklediği kesindi, benimse kelimelerim sırra kadem basmış gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Burnundan sert bir nefes vererek gülünce sıcak nefesi yanağıma döküldü ve ne kadar yakınımda durduğunu net şekilde anlamamı sağladı. Yakınlığı çölde büyüyen bir yangın gibiydi, rüzgar yangının ateşini her yana savuruyordu ve sıcaktan kaynayan kumlar bile alev alarak üzerime uçuşuyordu. Parmaklarını belime biraz daha bastırıp beni bir adım daha yürüttü, bir ses duydum ve akabinde açılan bir kapıdan sızan hafif ışık koridoru az da olsa aydınlatarak onu görmemi sağladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Siyah saçları ince ama kaslı fiziğinin üzerini karanlık bir gölge gibi örtüyordu, saç dipleri ve alnı terliydi, yeşil gözlerinde kuzey ışıklarının yıldızlar gibi oynaştığını gördüğümde duraksadım. Mistik bir görüntü tam göz çukurlarının içinde, gökyüzüne yayılmış gibi harelerine yayılmış bana sunuluyordu. O an nabzının vuruşunu duydum, göğsünün ortasından akan teri gördüm, dudaklarının hafifçe aralandığını hissettim ve derisinin altında ilerleyen kanı hayal edebildim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Çok farklı görünüyorsun," dediğimde, kuzey ışıklarını yayan gözleri önce dudaklarıma, ardından gözlerime dokundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İyi anlamda mı, kötü anlamda mı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İyi anlamda," dediğimde kaşlarını kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Önceki halimi beğenmiyordun, şimdiki halimi beğeniyor musun yani?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarımı çatıp, "Öyle söylemedim," dedim sertçe.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İçeri gel," diyerek belimi avucunun içinde sıkarak beni öne doğru çekti ve ışığın sızdığı odaya girmemizle beraber parmakları tenimden ayrıldı. Dokunuşu benden kopmadan öncesine kadar kaç sokağı karanlığa boyadığımızı merak ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçerisi tıpkı ilk girdiğimiz yer gibi bir kulisti ama bu kulis, daha büyüktü. Sol tarafımda kalan duvarın tamamını içki şişelerinin doldurduğu şık bir raf kaplıyordu. Rafın içinde yanan ışık içki şişelerinin daha güzel görünmesini sağlarken, sağ tarafımda kalan duvarda da çok sayıda plak ve kaset standı vardı. Yukarıdan aşağı hâlâtlara sarılı ampuller iniyor, az miktarda ışık yayan bu ampuller aydınlatmadan çok, muhtemelen güzel göründükleri için kullanılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ın etrafında ışıkların yandığı makyaj masasının önüne gittiğini gördüm. Sandalyeyi çekti, ters şekilde oturup siyah saçlarını at kuyruğu şeklinde topladı ve kollarını sandalyenin sırt kısmına koyup, yüzünü avucuna yerleştirerek beni izlemeye başladı. Bir an ne diyeceğimi bilemeyip sadece ona baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sorularını bekliyorum, Taş Bebek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Derin bir nefes alıp ona baktım. Saçları uzunken yüzü normalden daha ince görünüyor, bakışları daha karanlık bir hal alıyordu. Acaba bunun farkında mıydı? Onu bu kadar dikkatli incelemekten hoşlanmadım, o hoşlanıyor olsa gerekti. Eminim bir çocuk gibi merakla onu inceliyor olmama bayılıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İnsanlar gerçek adını bilmiyor," dediğimde başını salladı. "Seni yolda hiç tanımıyorlar mı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hayır," dedi. "Saçlarım kısa olduğu sürece hiçbir dinleyicim beni tanıyamaz. Sadece benzeyen sıradan bir adam olduğumu düşünürler."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu nasıl oluyor?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bir tür illüzyon ya da büyü diyelim mi?" diye sorduğunda kaşlarım daha da çatıldı ve bu onu güldürdü. "Kaşlarını çatma, pürüzsüz teninde oluşan birkaç çiziğin beni ne kadar kışkırttığını bilemezsin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bence öylece durmam bile seni kışkırtıyor, Araf," dediğimde gözleri kısıldı. "Yoksa sana Plüton mu demeliyim?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Açıkçası bunu senin dudaklarından duymak tüm hücrelerimi azdırdı."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi devirip bakışlarımı içki standına çevirdim. "İsminin Plüton olmasının nedeni, Hades'in diğer adının Plüton olmasından mı?" diye sordum ona bakmadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet," dedi ve o an en sevdiğim mitolojik çifti sorduğunda verdiğim cevaba neden güldüğünü anladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sahnedeki diğer adamlar insan mı?" diye sorarak tekrar bakışlarımı ona çevirmemle, dudaklarında sevimsiz bir düzlük oluştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Karşıma geçip mükemmelliğimden bahsetmek yerine bana diğer adamları sorduğuna inanamıyorum taş kalpli kadın."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sadece merak ettim, amma da dramatiksin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Benden başka erkeği merak ettiğin için dramatikleşmem normal değil mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Abartma," diyerek kollarımı göğsümün üstünde topladım. "Onlar insan mı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu soru bana pek de kibar gelmedi," diyen yabancı ses olduğum yerde irkilmeme neden oldu. Birinin geldiğini anında sezebilecek kadar dikkatli biri olmama rağmen, sesin sahibinin burada olduğunu ya da geldiğini bile sezememiştim. Gözlerimi sesin geldiği yöne çevirmemle, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Kırmızı saçlı olan Ares, sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünün üzerinde bağlamış bana bakıyordu, hemen önünde dikilen saçlarının arasında beyaz renklerin de olduğu iri olandı, kapı pervazına yaslanansa sarışındı. Saçının arasındaki renkler mavi değil miydi? Öyle mi sanmıştım? Konuşanın hangisi olduğunu anlamaya çalıştığımda iri olan, Poseidon dudaklarına iri bedeninin aksine sıcak bir tebessüm kondurdu. "O devasa ses elbette benden çıktı."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşüncelerinin sesini duyamıyordum. Hafızaları sessizdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üçü de insan değildi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet," dedi Poseidon, birden yüzündeki sıcak gülümseme yerini buzdan bir ifadesizliğe bıraktı. "Tam da düşündüğün gibi, insan değiliz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Erebos Kapanlarınızın aktif olmasından belli oluyor," dediğimde tek kaşını kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hafıza okuyan mısın?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buna cevap vermek yerine bakışlarımı duvara yaslı durup, sakin gözlerle beni izleyen Ares'e çevirdim. Sadece gözlerini kırpıp açıyor ve nefes alıyordu, bunun dışında bakışları ne yargılayıcı ne de sempatikti, daha çok umursamazdı. Sanki karşısındaki insanlar bir şey ifade etmiyormuş, baktığı her yerde boşluğu görüyormuş gibi bir hali vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Soruma cevap alamayacak mıyım?" Poseidon'un gergin sorusu üzerine kaşlarımı kaldırıp koca cüssenin sahibine boş boş baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Canımın istemediği hiçbir şeye cevap vermem."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Feniks," dedi birden Araf. "Onunla konuşurken ses tonun tekdüze duyulursa sevinirim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Feniks, Poseidon'un gerçek ismi olsa gerekti. Gözlerimi esmer koca bedeninde dolaştırdım. Feniks'in burun delikleri genişledi ve dudaklarına yapay bir tebessüm eklerken, "Aksi halde?" diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aksi halde pençelerim tırnaklarımın altında sakin durmaz, biliyorsun dostum," dedi Araf barışçıl bir sesle, dudaklarına sevimli bir tebessüm oturtsa da gözleri tehditkar bakıyor olsa gerekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Feniks aniden elini karnına koyup bir kahkaha koyuverince donup kaldım. Kahkahası bittiğinde, "Kocaman olduğum için genelde burnundan buhar çıkaran bir boğaya benzediğimi söylerler," derken hâlâ gülüyordu. "Açıkçası asi çocuğu oynamayı bu yüzden seviyorum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani normalde asi çocuk değil misin?" diye sorduğumda gözleri birden ciddiyetle parladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aniden alev alabilir, birden buza dönebilirim," dedi. "Ben Phoenix, genelde Feniks diye yazmayı tercih ediyor bu tarafın insanları." Elini bana uzatınca büyük, yaralı ellerine baktım. Yüzük parmağından yukarı, bileğinin üst kısmına kadar derin, yarığa benzer pençe izleri vardı. "Senin adın ne?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hera," diyerek eline baktım. Kaba ve öfkeli miydi yoksa alaycı ve eğlenceli mi henüz bunu kestirebilmiş sayılmazdım. Erebos Kapanı yüzünden esas düşüncelerine de sızamıyordum. Muallakta kalmaktan hoşlanmadığım için gözlerimi gözlerine dikip elimi eline uzatırken gözlerinden bir şeyler çalabilmeyi denedim. Gri gözleri vardı, koyu renk teni gözlerinin rengini daha da belirgin hale getiriyordu. Saçlarının arasındaki beyaz ombrelerin de bazıları gözleri gibi gri, hatta elektrik mavisiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi sıkarken, "Memnun oldum, Hera," dedi, sesi mesafeli ve alaycıydı. "Arkamdaki kırmızı kafalı sen ona ismini sorsan da söylemeyecektir, çünkü o biraz... Sessiz. Sarışınsa tanışmayı çok sever, sakin görüntüsünün aksine. Değil mi Ryan?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bırak da kendilerini kendileri tanıtsın," dedi Araf burnundan sert bir nefes vererek. "Onların sözcüsü değilsin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Feniks ellerini havaya kaldırıp dudaklarında sevimsiz bir gülümsemeyle Araf'a baktı. "Bugün, her zaman olduğundan daha çekilmezsin," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aynı düşünceleri paylaşıyoruz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ben Ryan," diyerek aniden Feniks'in önüne atlayan kişi Eros'tu. Sarı, uzun kirpiklerinin arasından uzanan ruhsuz bakışlarının aksine ince, pembe dudaklarında sevimli bir tebessüm büyümüştü. "Memnun oldum, Hera," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Memnun oldum, Ryan."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bana memnun oldum dememiştin," diye burun kıvırdı Feniks.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Çok memnun olmamışım demek ki," dediğimde gözlerini devirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Güzel bir kadın için, çok acı sözler bunlar."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi kızıl saçlı olana çevirdim. "Ares," dediğimde gözlerini indirdiği yerden kaldırıp yeniden bana boş bir bakış attı. "Senin gerçek adın ne?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birkaç saniyeyi sadece gözlerimin içine dik dik bakarak geçirdi, Feniks ve Ryan eğlendiklerini belli eder gibi gülerek yan gözle ona bakıyorlardı. Ares, başını omzuna yatırıp kollarını bedenine daha sıkı sararken, "Mi-reu," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Mi-reu," dediğimde gözlerini kapatıp açarak beni onayladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dikkat ettiğim ilk şey, sahnede kızıl olan gözleri şu an yeşildi. Bu da bir çeşit onun kimliğini saklayan illüzyon muydu? Bunu ona sormadım, çünkü pek dost canlısı durmuyordu ve konuşmaktan hoşlanmadığı da belliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi Araf'a çevirip, "Onlar da senin gibi illüzyon kullanıyor mu?" diye sorduğumda Araf başını salladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Mi-reu'nun sahnede gözleri kızıl, kızlar kızıl gözlerine bayılıyor. Ama aslında insan bedenindeyken gözleri yeşil. Feniks'in saçlarının arasındaki mavi teller de normalde şimdi gördüğün gibi aslında beyazlar, insanlar onları mavi sanıyor ve bu da bir illüzyon. Ryan ise dudağındaki piercingi kullanıyor. O piercing illüzyonu, o olmadığında onu tanıyamazlar."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yüzleriniz tamamen aynıyken insanların sizi tanıyamaması enteresanmış."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sırtından metrelerce kanat çıkaranların olduğu bu dünyada, garip olan illüzyonların bizi gizliyor oluşu mu?" Soru Mi-reu'dan gelmişti. Konuşkan olmamasına rağmen uzunca sorduğu soru şaşkınlıkla ona bakmama neden oldu. Boynunu çıtlatıp bedenini öne iterek duvardan ayırdı ve kapıdan çıkmadan önce omzunun üstünden bana baktı. "Senin de sırtından metrelerce kanat çıkıyor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bunu nereden biliyorsun?" diye sordum ama cevap bile vermedi, doğrudan kapıdan çıkıp karanlık koridorda kayboldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Mi-reu bir ejderha ruhu taşıyor," dedi Ryan, bunu tak diye söylemesi Feniks'in ona tip tip bakmasına neden oldu. Ryan, omuz silkti ve tekrar bana baktı. "Bence bunu bilmesinde bir sorun yok. Ejderha ruhlarına ender rastlanır, en büyük özellikleri de doğaüstülerin güçlerini görebilmektir. Sana baktığında fiziksel olarak geçirdiğin değişimleri görebiliyor. Kanatlarını görmüş olmalı. Sahiden kanatların mı var?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ryan'ın bir çocuk kadar şen olmasını beklemediğimden ona tuhaf tuhaf bakıp, "Sanırım var," dedim. "Çok sık çıkıyor değiller."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Feniks cevabıma garip bir ses çıkararak güldü ama sonra yine o öldürücü bakışlar yüzünün ortasını renklendirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Komik olan ne?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hiç," dedi Feniks ciddiyetle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ryan, "Artık gidelim mi?" diye sorunca, Feniks bakışlarını ona çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ne o, sütünü içip uyuman mı gerekiyor?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ha-ha," diye yapmacık bir şekilde güldü Ryan, ardından gözlerini devirip bakışlarını bana çevirdi. "Seni tanımak güzeldi, Hera. Umarım yeniden görüşme şansımız olur."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Umarım," dediğim anda Eros, yani Ryan iki adımda dibimde bitti ve ben daha ne olduğunu anlamadan, "Bir Mar'ım," dedi. "Kafanın içinde beni bir türe oturtmaya çalıştığına eminim. Ben bir Mar'ım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani sarı yılan," dedi Araf arkadan sıkılmış bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ryan, sinsi bir gülümseme sergiledi ve göz bebeklerinin ince bir elips şeklini aldığını görünce bir adım geri gittim. Bir göz kırpışının ardından göz bebekleri eski formuna döndü ve bana göz kırparak, "Seni tanımak şerefti," deyip benden uzaklaştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ryan da odadan çıktığında, Feniks tam karşımda duruyordu. Kendini tanıtıp tanıtmayacağını merak ettiğim için tek kaşımı kaldırdım. Dudaklarına alaycı, soğuk bir tebessüm yerleşirken, "Biraz daha merak et," dedi ve arkasını dönüp kulisten çıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi devirip, "Uyuz mu bu adam?" diye sorarak Araf'a doğru döndüm. Yüzünde rahatsız bir ifadeyle beni izliyordu. Tek kaşımı kaldırdığımda omuz silkti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Gözümün önünde grup üyeleriyle flörtleştiğin için gözlerimi oymak istiyorum şu an, yaklaşık iki saat boyunca küsüz, bilgin olsun."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kimseyle flört etmedim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kalbimi daha fazla kırma, flört kelimesini dudaklarından duymak bile beni paramparça etti," dedi sahte bir hüzünle bana bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Feniks'in türü ne?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İnanamıyorum, kalbimi daha ne kadar parçalayacaksın?" diye sorunca burnumdan sert bir nefes vererek gülüp başımı iki yana salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tam inanılmaz karizmatik olduğun kanısına varıyorum, sonra birden konuşmaya başlıyorsun..."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ın dudaklarında kalbimi hızlandıran, tuhaf ve derin bir tebessüm oluştu. O tebessümü takip eden bakışları ise alaydan uzak ama tehditkar ve işgüzar görünüyordu. Gözlerini indirip bacaklarımdan başlayarak yukarı doğru tırmandırmaya başladığında farkında olmadan nefesimin hızlandığını hissettim. Yüzüne düşmüş uzun saç teli nefesinin rüzgarıyla havaya kalkıp inerken beni öyle dikkatli süzdü ki bir an bunu yaptığı için ona çemkirmek istedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bence sen kafanın içinde yarattığın Araf'ın ilerlediği raydan çıkmasından, farklı birine dönüşmesinden, kafanın içinde başka anlamlara dönüşmesinden korkuyorsun," dedi, açıkça kurduğu cümlenin anlamları altında ezildiğimi hissettim. Görüyor, saklamıyor, doğrudan söylüyordu. Bazen bu kadar açık sözlü olup tüm kartlarını ortaya koyarak açıkça oynadığı için ona öfkeleniyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu gece farklı bir Araf ile tanıştırdın beni," dedim saklama gereği duymadan. "Seninle ilgili bilmediğim şeyleri yavaşça öğreniyorum, bakalım düşüncelerimi ne kadar değiştireceksin?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bence düşüncelerin değişmeye başlayalı epey oluyor, Hera."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Buna bir cevap vermedim, bunun yerine ona doğru bir adım attım ve "Gerçekten yirmi yedi yaşında mısın?" diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerini gözlerime sabitli tutarken, "Evet," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Öyle mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları hafif bir kavisle yukarı kıvrıldı. "Sormak istediğini açıkça sor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bence yirmi yedi yaşında değilsin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kimliğimi gördün."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kimliklerle oynanabilir."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hımm," diye mırıldandı harfleri uzatarak. "Oynanabilir mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet. Gerçek yaşını merak ediyorum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yirmi yedi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Değil," dediğimde güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hayır, yirmi yedi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Neden öyle hissetmiyorum?" Ona doğru yürüdüm, tam önünde durup kafamı eğerek gözlerinin içine baktım. "Doğruyu mu söylüyorsun, Araf?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kısmen."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kısmen bir cevap değil."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kısmen yirmi yedi, teknik olarak yüz sekiz yaşındayım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an yüzümdeki ifade dondu ve ona bakakaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Affedersin?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudakları usulca yukarı kıvrıldı. Gözlerini yüzümde dolaştırırken, "Bir Kar Leoparı erkeği on sekiz yaşına girdiğinde yaş döngüsü durgunluk dönemine girer," dedi. "On sekizinci yaşından sonra yalnızca on yılda bir yaş alır. Yani teknik olarak yüz sekiz yıldır bu hayattayım ama yirmi yedi yaşındayım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani yirmi sekiz yaşına on yıl sonra mı gireceksin?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Teknik olarak hemen hemen dokuz yıl sonra," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kanbazlar kadar yaşlısın," dediğimde dudaklarını büzdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Onların ruhu da yaşlanıyor fakat benim yaşım yirmi yedi, Hera. Sadece zaman benim bedenim için farklı işliyor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yüz sekiz yaşında olduğunu söyledin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yüz sekiz yıldır dünya toprakları üzerindeyim. Yüz sekiz yıl, bir insan için uzun bir zaman olabilir ama doğaüstüler için öyle değildir. Zaman çoğumuz için farklı işleyebilir. Benim bedenim ve ruhum yirmi yedi yaşında, zamanın farklı bir aksında ilerliyorum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ablan?" dediğimde omuz silkti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Farah mı? O da teknik olarak yüz yetmiş yıldır hayatta olsa gerek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Teknik olarak demeyi keser misin?" Derin bir nefes aldım. "Kanbazlardan daha fazla mı yaşıyorsunuz?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hayır, biz ölümsüz değiliz. Kanbazlar döngülerini tamamladıklarında bile ölmezler. Belli bir döngüden sonra durağanlığa geçerler ve öyle kalırlar."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani ben otuzlarıma dayandığımda sen yirmi sekizine yeni mi girmiş olacaksın?" dediğimde burnundan sert bir nefes vererek güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tek sorunun benden daha yaşlı görünecek olmak mı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu oldukça sinir bozucu."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Karga Sarmaşığın yirmi bir yaşında aktif hale geldiğine göre, yirmi bir yaş senin döngün olabilir," dedi Araf aniden oturduğu yerden kalkarak. Birden ayaklanması, aramızdaki mesafenin sıfıra inmesine neden oldu. Kafamı kaldırıp önümde uzayan bedenin sahibine baktım ve uzun saçları yüzüme döküldü. Nefesimle saçlarını ittiğimde yeşil gözleri tüm dikkatini bana saplamış durumdaydı. "Kim bilir Hera, belki de döngün benden bile farklıdır, belki de sen de zamanın esir aldığı türlerden birine aitsindir, belki zaman senin için de yavaşlamıştır ama aksi bile olsa..." Aniden yüzüme doğru eğilince burnu burnuma sürttü ve kaskatı kesildim. "Sen yaşlı bir kadına bile dönüşsen, ben bu görüntünün içinde hapis kalsam ama sen zamanı en doğru şekilde yaşasan, yine benim taş bebeğim olurdun. Benim için, benim taş bebeğim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kontrolsüz bir şekilde içimde ilerleyen hisleri durduramayacağımın farkına varmıştım. O bana sokuluyordu ve fırtına hızla büyüyerek şehrimi yıkıp yok etmeye geliyordu. Bu hissettiğim yoğun şeyi kabullenmek çok güçtü ama artık yok sayamayacağım kadar güçlenmişti. Burnunu burnuma sürterek geri çekildiğinde ona bakmaya devam ettim. Geri çekilmeseydi, geri çekilmeyeceğimi fark etmiştim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavaşça makyaj aynasına doğru döndü, aynanın önündeki kutuyu açtı ve gümüş rengi bir makas çıkarıp omzunun üstünden bana baktı. "Bir şey rica edebilir miyim, Hera?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu gece burada seninle Araf olarak eğlenebilmem için bu saçlardan kurtulmam gerek, aksi halde Plüton olarak anılmaya devam edeceğim," diyerek bana doğru döndü ve elindeki makası bana uzatırken göz temasımızı sonlandırmadı. "Saçlarımı kesebilir misin?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Makası elinden alıp, "Bu gece bana birçok şey gösterdin, karşılık olarak saçlarını elbette keserim," dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tüh," derken dudaklarını büzmüştü. "Hemen kabul edeceğini bilsem bir öpücük isterdim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gümüş renkli makasla siyah saçlarını kısaltmaya başlamadan hemen önce, "Yanlış anlarda, yanlış şeyler istiyorsun," dedim. Ne demek istediğimi anladı mı bilmiyordum ama hareketsiz kaldı. Saçlarını kesmemi istemek yerine benden bir öpücük isteseydi ona bunu verecek miydim? İçimden bir ses, bunu yapabileceğimi söylüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçlarını parmaklarımın arasına alarak özenle kısaltırken uslu, küçük bir çocuk gibi işimi bitirmemi bekledi. Her ne kadar usluca beklese de sinsi bakan davetkar gözleri, makas parmaklarımın arasında olduğu süre zarfınca beni izlemeye devam etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışları huzursuz ediyordu ve bence bunun farkındaydı. Beni bakışlarıyla köşeye sıkıştırmaktan hoşlanıyordu. Açıkçası ben de bundan hoşlanmıyor değildim. Daha farklı bir ortamda tanışmış olsaydık, her şeyin farklı ilerleyebileceğini düşünmeden edemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Çok düşünüyorsun," dediğinde Erebos Kapanımdan dışarı sızmayan düşüncelerimi duyamadığı için şanslıydım. Gözlerim gözlerine dokununca, camgöbeği rengindeki gözlerindeki o rahatsız edici dikkat yüzünden gerildim. Sanki Erebos Kapanına rağmen düşüncelerimi duyabiliyor, zihnimde dolaşabiliyordu. Araf nereden bakarsan bak, masum görünse de oldukça tehlikeliydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Düşüncelerimi göremiyorsan çok düşündüğümü nereden biliyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Düşüncelerini göremediğimi söylediğimi hatırlamıyorum, Taş Bebek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Düşüncelerimi görüyor musun?" diye sordum ikilemde kalmış bir şekilde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saçları aramızdan düşerek kucağına yığılırken ciddi bakışları usulca buzlarını çözerek yerini alaycı, aynı zamanda şeytani olan bir ifadeye terk etti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Merak etme, Erebos Kapanını zorlamıyorum bile."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sanırım düşüncelerimi görüyor olsaydın, bu kadar sakin kalamazdın," dememle beraber, yüzüne oturan ifadenin değiştiğini gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Birden oturduğu yerden kalkarak burnumun dibinde bitti. Kafasını eğdiği için hemen hemen aynı boyda sayılırdık. Burnunu burnumun sınırlarına yaklaştırıp, burnunun ucunu burnumun ucuna değdirdiğinde bedenimden bir elektrik akımının geçip gittiğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Mayınlı bölgede zıplayarak gezecek kadar cesursun, yoksa bu cesaretin nedeni sen istemediğin sürece mayınların bile patlamayacak olmasını bilmenden mi?" Araf'ın sorusu aramızda asılı kalmadan hemen önce dudaklarından dökülen kelimeleri taşıyan sıcak nefesi dudaklarıma yayılmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bence bu gecelik tanışma faslı yeter," dedim bir adım geri çekilerek. Geri çekilmem onda herhangi bir etkiye yol açmadı. Sadece gözlerimin içine baktı, bir süre beni izledi ve başını sallamakla yetindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sen nasıl istersen, hayatımın aşkı."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırtımı dönüp odadan çıkmak için yürümeye başlamadan hemen öncesinde, "Bana hayatımın aşkı, hayatımın kadını demekten ne zaman vazgeçeceksin?" diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bunlardan hoşlanmadıysan sana yeni seçenekler de sunabilirim. Mesela taptığım kadın, ömrümün bundan sonraki kısmı, damarlarımda dolaşan kan, muhtaç olduğum nefes, soluk alıp verişim?" Arkamda şakıyarak yürürken söylediklerinin beni gülümsetmemesi imkânsızdı. "Sevgilim de demek isterim ama bunun için henüz bir teklifte bulunmadım. Hoş, çıkma teklifini iki binli yılların başlarında yapıyorduk, değil mi? Sanırım çıkma teklifi 2009 yılından sonra literatürden kalktı."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Gevezelik etmeyi kes de gidelim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle ölüme bile geleceğimi biliyorsun."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu söylediğine bir cevap vermedim. Araf söylediklerinde haklı olmalıydı çünkü bir saat önce onun için ölüp biten insanlar, şimdi onların yanından geçip gidişini izlerken Araf'a gerçekten tanımıyor gibi bakıyorlardı. Mekânın kapısına çıktığımız anda sert rüzgâr saçlarımın arasından kayıp geçti ve sol omzuma yığılan saçlarımı sırtıma doğru atarken gözlerimi Araf'a çevirdim. Dudaklarının arasına bir sigara dengeledi, paketini iç cebine koydu. Deri ceketinin içinde çıplak duran göğsüne baktım. Kestiğim saçların birkaç teli hâlâ çıplak göğsünde asılı duruyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ona yaklaşıp göğsündeki saç tellerini parmaklarımı tenine sürterek aşağı silkerken dudaklarının arasında duran bir sigarayla gözlerini indirip öylece bana bakmaya başladı. Gözlerimi kaldırdığımda, kısık bakan manalı gözlerinde yakalandığım bakışlar tenimin altında bir uğultu hissetmeme neden oldu. Parmaklarım onun çıplak göğsünde asılı kaldı. Bir elimi yavaşça göğsünden uzaklaştırdım, diğeriyle ona dokunmaya devam ediyordum. Dokunuşumun altında kablonun içinde dolaşan bir elektrik gibi derisinin altında dolaşan kanı hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Boştaki elimi deri ceketinin cebine soktum, gözlerimi gözlerinden ayırmadan cebindeki çakmağı çıkardım ve dudaklarının arasında duran sigarayı çakmakla tutuştururken onun gözlerinin içine bakmaya devam ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aramızda geceyi var eden karanlık gibi büyüyerek her yana yayılan, her şeyi altına alıp kaplayan o şeyi fark etmememin imkanı yoktu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Elini cebime öylece sokarsan, sadece kalbimin atışları hızlanmaz, tüm uzuvlarımın atışları hızlanır Hera," dedi ciddi bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çakmağın taşından parmağımı çektiğimde ateş söndü ama aramızda yanan ateş sönmedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Eminim uzuvların benim yanımda olduğun her an nabız gibi atıyordur," dedim. Dudaklarıma yerleştirdiğim şeytani gülümsemeden zevk aldığını gözlerine yayılan o muzip ama derin bakışlardan anlamak mümkündü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir adım geri çekilip teninde asılı duran elimi geri çektim ve daha sonra çakmağı tutan elimi bu kez kotunun cebine soktum. Bu beklenmedik hareketim, yüzündeki kanın çekilmesine, göz bebeklerinin bir kedininki gibi incelmesine neden oldu. Elips şeklini alan göz bebeklerine bakarken benim de kalp atışlarım hızlanmıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Üstelik elimi bu cebine sokmamıştım az önce," diye fısıldadım ve çakmağı cebinin içine bıraktım. Dar cebinden elimi çıkarırken, parmaklarımın etrafındaki gerilen o sertliği hissetmeme ihtimalim yoktu; o da bunu hissettiğimi biliyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ama şimdi soktun," dedi, sesindeki yoğunluk damarlarımın sızlamasına neden oldu. Elimi cebinden çıkarıp gözlerinin içine dikkatle bakmaya devam ettim. Birden kafasını öne doğru eğince alnı alnıma yaslandı. "Sokmaktan hoşlandığını bilmiyordum Heracığım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnımı alnından çekmeden, "Tüh," diye mırıldandım. "Sokmaktan hoşlandığım için hayal kırıklığına mı uğradın?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle her türlü, her şekilde, her şeye," dedi sadece dudaklarında muzip bir gülümsemeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu yanlış anlamalara oldukça müsait bir cümle oldu."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ne anlamak istiyorsan onu anla, anladığın her şey benim için bir emirdir ve kabul ediyormuşum gibi düşün."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alnımı yavaşça alnına vurmam onu gülümsetti. Geri çekilip, "Çok aptalsın," diye söylendim ama buna cevap vermek yerine gözlerimin içine bakmakla yetindi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Şimdi nereye gideceğiz?" diyerek konuyu değiştirmek için bakışlarımı karanlık sokağa çevirdim. Sokağın sonunda eski bir bar vardı, barın kapısından elinde bira şişeleriyle çıkan gençleri görünce boğazımdaki kurulukla yutkundum. "Bira içelim mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sen ısmarlayacaksan olur."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Demek bana karşı da cimrisin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Şöyle düşün, herkese cimriyim ama sana duygularım konusunda hiç cimrilik etmedim. Oysa kadınlar beni duygusal cimriliklerimle tanır."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Diğer kadınların seni nasıl tanıdığıyla ilgilenmiyorum." Sırtımı ona dönüp bara uzanan kaldırımda yürümeye başladım. Neredeyse onu kıskandığımı düşünecektim. Neredeyse. Oysa zerre umurumda değildi. Benim de hayatımda birçok erkek olmuştu. Öylesine erkekler. Ve hiçbirini kıskanmamıştım. Tıpkı Araf Murat'ı da kıskanmadığım gibi. Hızlı adımlarla kaldırımda yürürken arkamdan geldiğini biliyordum. Üşümüyor muydu? Doğru, benim gibi o da soğuğu hissetmiyor olmalıydı. Derisinin altında dolaşan doğaüstü kanı onu bir çelikten daha sağlam biri yapıyordu. Dönüp o çeliğe sağlam bir yumruk geçirmek istediğimi fark ettiğimde adımlarım yavaşladı ve çatık kaşlarla ona doğru döndüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Daha önce hiçbir kadına karşı duygusal bir şeyler beslemediğini mi kastettin yoksa duygusal şeyler hissettin ama sadece duygusal şeyler vermek konusunda mı ciddiydin?" diye sordum tek kaşımı kaldırarak. Ciddiyetle sorduğum sorunun onu bile şaşırttığını fark ettim. Kaşlarını kaldırıp bir süre yüzümü tam bir aptal gibi izledikten sonra bir elini ensesine atarak ensesini ovdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Eğer buna bir cevap verecek olursam senin gözündeki gerçekliğimi yitirebilirim çünkü tüm aşk hikâyelerinde öyle olur. Erkek, esas kadınını bulana dek hiçbir kadını sevmez, ona şefkat veya tutku beslemez. Gözünde gerçek biri olarak kalmak istiyorum ama yalan söylemek de istemiyorum. Birileri oldu, senin de hayatında olduğu gibi ama duygularım konusunda her zaman cimriydim. Şaka yapmıyorum Hera, benim hayatımda aşk kapıyı sadece bir defa çalabilir."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani daha önce kapını aşk çalmadı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu sorunun cevabını verdiğimi düşünüyorum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yeterince açık değildi Araf."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Pekala o halde yeterince açık olmasını sağlamak adına şunu diyorum, evet, daha önce kapımı aşk çalmadı. Aşk kapımı çalmış olsaydı hâlâ onun peşinde sürükleniyor olurdum."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yani benimle ilgilenmezdin," dediğimde yüzümün yarısına sokak ışığı vuruyor, diğer yarısı karanlığın kollarında kayboluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Elbette ilgilenmezdim," deyince ona karşı sempati beslediğimi fark ettim. İyi ve dürüst bir adam, diye düşündüm. Yalan atma ihtimalinin bile olmadığını biliyordum çünkü ona baktığımda, o camgöbeği gözlerde yalnızca gerçekleri görüyordum. Dudaklarına muzip bir gülümseme yerleşti. "Seninle ilgilenmeme gerek kalmazdı, çünkü zaten hayatımda olurdun, değil mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Alay etmesen ölür müsün?" diye sorarak önüme döndüm. "Sana ciddi bir soru soran da kabahat."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Belki de ucunda ölümün olduğunu bilsem hiç alay etmezdim," dedi, cümlesi içimden bir ok gibi geçtiğinde, bunun bana neden böyle hissettirdiğini o an için anlaması güçtü. Omzumun üstünden ona doğru baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bu cümle, senin gibi bir adam için oldukça karamsar bir cümleydi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Benim gibi bir adam." Tam yanımda bitti. Artık yan yana yürüyorduk. Kollarımız birbirine temas ederken tekrar omzumun üstünden ona baktım. Adımlarımız yavaştı, uzun ve görkemli bedenine gecenin karanlığı sinmişti. Gözlerini tıpkı benim gibi omzunun üzerinden bana çevirdiğinde, gözlerinin kuzey ışıkları gibi parıldadığını gördüm. Bu büyü, onun atalarından ona miras kalmıştı. "Ben senin gözünde nasıl bir adamım Hera?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiç düşünmeden, "Beklenmedik," döküldü dudaklarımdan. Bu cevabı beklemediği her halinden okunuyordu. Gözlerini yüzüme iğne gibi batırarak daha fazla cevap beklediğini bana bakışlarıyla hissettirdi. "Şu ana dek birbirine benzeyen bir sürü adam tanıdım. Bazılarıyla sadece bir içki içtim, bazılarıyla yemeğe çıktım, bazılarıyla hiç konuşmadım, bazılarıyla sadece seviştim," dedim dürüstçe. "Ama hepsinin ortak noktası, birbirinin aynısı olmasıydı. Sen radarıma girene dek, her erkeği ortak noktada buluşturan bazı özellikleri olduğunu düşünüyordum. Ama seni bir süredir izliyorum ve sen o özelliklerden hiçbirine sahip değilsin. Hem çok gerçeksin hem de sinir bozucu şekilde kurgulanmış gibisin. Mesela bir erkek bir kadının zevzeklikten hoşlanmadığını fark ettiği anda farklı bir yol denemeye başlar, sen öyle değilsin. Zevzeksin." Bu onu sesli bir şekilde güldürünce ben de gülümsedim. "Ne? Öylesin. Bundan hazzetmediğimi fark ettiğinde bile bunu değiştirmedin. Eminim benim zevzeklerden hoşlanmadığımı biliyorsun ama bu umurunda değil. Seni sen olarak görmemi istediğini yeni anlıyorum. Sen karşımda duruyorsun ve ben buyum diyorsun, değişmeyeceğim, değiştirilemem, senin hoşlanmadığın bir şeyim ama kendimim diyorsun. Beni kandırmaya çalışmıyorsun." Çok uzun konuştuğumu fark edince gözlerimi ondan çekerek ilerideki barın turuncu ışıklarına çevirdim. Barın büyük cam duvarlarının arkasındaki insan yığınını izlerken sessizdim. O da bu sessizliğe ayak uydurdu, tek kelime etmeden yanımda yürüdü ve onunla ilgili düşüncelerime bir yorumda bulunmadı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tam barın önüne geldiğimizde, barın verandasına uzanan ahşap basamaklardan birini çıkıp, elini ceplerine sokarak bana doğru döndü. Aramızdaki boy farkının artması, kafamı kaldırıp ona bakmak zorunda kalmama neden oldu. Birilerine karşı bu kadar açık sözlü olmaya alışkın olmadığımdan bedenimde, ruhumda bir baskı hissetsem de onun gözlerinin içine rahatlıkla bakabildiğimi fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Vazgeçtim," dedi birden. "Biraları ben ısmarlayacağım. Sana karşı sadece duygusal değil, her açıdan bonkörmüşüm, bak bunu da bu gece öğrendim." Ellerini ceplerinden çıkarmadan öne doğru eğildi ve belirgin kokusu ciğerlerimin içine beni oymak isteyen bıçaklar gibi girerek içimi karışladı. Yüzü yüzüme son derece yakınken konuştu. "Analiz yeteneğin mükemmel Hera ama hâlâ göremediğin çok şey var. Bana daha dikkatli bak."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi gözlerinden çekmeden, "Daha neyi görmemi istiyorsun?" diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Beni çıplak görmeni istiyorum." O ciddi bakışları birden dağıldı ve dudakları yukarı kıvrıldı. "Senin için hazırken."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümü buruştursam da hayalime yerleşen birkaç ahlaksız görüntünün önüne geçemedim. "Ciddiyetsiz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nefesini yüzüme vererek yavaşça gülerken, "Ciddiyetlilere her gün ciddi oldukları için maaş ödeselerdi, bir düşünürdüm," dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım yüzünde daha yoğun bir kıvam kazanırken, "Böyle daha iyisin," dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Efendim? Birlikte çektiğimiz sevişme kasetlerimizi izlerken patlamış mısır mı yemeliyiz? Yoksa sen patlamış mısır yiyerek kasetlerimizi izlerken ben senin ayaklarına masaj mı yapmalıyım?" Başını geriye atarak güldüğünde, yüzüme yakın duran belirgin âdem elmasına bakakaldım. Gözleri hâlâ gökyüzündeyken ve âdem elması burnumun dibinde duruyorken sertçe yutkunup, "Kasete almazdım," diye mırıldandı. Her konuştuğunda âdem elması hareket ediyordu. "Her anın bana özel olsun isterdim. Bir kasetin içinde sana dair görüntüler olması beni kıskançlıktan öldürürdü. Hayatım boyunca o kasetleri çok güvenli bir yerde kilit altında tutacak bile olsam, korkudan ölürdüm. Seni benden başkasının görecek olması düşüncesi benim doğaüstü yaşamımı bitirebilecek güçte olurdu." Boynunu indirmeden gözlerini indirerek bana bir bakış atınca ürperdim. "Böyle konuşmam seni etkiler miydi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tam bir sünepe olduğunu düşünürdüm."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Biliyorum ve böyle düşünmen beni azdırıyor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aşağılanmaktan mı hoşlanıyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ayaklarının altında olmak beni inanılmaz rahatlatırdı."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülerek bakışlarımı barın camlarına çevirdim. "Bana bira ısmarlamamak için vakit mi kazanmaya çalışıyorsun? Sinirlenip dönüp gideceğim ve böylece bira ısmarlamak zorunda kalmayacaksın değil mi?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sen hep böyle zeki mi olacaksın ama hayatımın aşkı ya?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle aynı ortamdayken, birinin zeki olma rolünü üstlenmesi gerekiyor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Beni böyle hor görmen bir çeşit uyuşturucu gibi, fena halde etkileniyorum haberin olsun. Dominant tavırların bana sökmez, dominant tavırların beni yerimden söker."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar güldüm ve bu kez ifadesi ciddileşti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seni güldürebiliyorum, o oyuncak bebeğe benzeyen porselen yüzüne bir gülümseme çizebiliyorum. Kendimi porselen sanatçısı gibi hissettim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duraksayarak kaşlarımı çattım ve tam yanından geçerek basamakları tırmandım. Arkama bakmadan barın kapısını iterken hâlâ orada durduğunu biliyordum. Ucuz bira kokan barın yüksek taburelerine doğru ilerlediğim sırada o da bara girdi. Kalabalık bir arkadaş grubu cam duvarın önündeki uzun masada oturuyordu, tabureler boştu ve barın diğer üç köşesindeki masalar da orta yaş insanlarla doluydu. Karısıyla kavga eden memurların, eşinden ayrılan ya da hiç evlenmeyen emekli münzevilerin uğrak mekânlarından biri olmalıydı burası. Bu genç arkadaş grubu nasıl olmuştu da buraya gelmişti bilmiyordum ama eğleniyor gibi görünüyorlardı. Ahşap tabureyi çekip oturduğum an bankonun arkasındaki beyaz saçlarını inek yalamış gibi geriye tarayan barmen bana doğru döndü. Kırk beş, elli yaşlarında olmasına rağmen kaslı ve dinç görünüyordu. Dişlerinin arasındaki tütünü çiğneyerek, "Ne içeceksin?" diye sorduğu anda Araf da hemen yanımdaki tabureyi çekerek yanıma oturdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Birlikteyiz," dedi Araf. "İki bira. Fıçıdan istiyoruz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Murat," dedi yaşlı adam kaşlarını kaldırarak. "Birkaç gecedir uğramıyordun."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"İşlerim vardı, Anthony," dedi Araf, gözlerini bana çevirip göz kırptı. "Saçlarımı kestikten sonra mekândan ayrılıp buraya bira içmeye gelirim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Saçlarını kestiğin için Plüton olduğunu bilmiyor tabii," diye fısıldadığımda sırıttı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sen çözdün bu işi sarı meleğim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Anthony iki büyük bira bardağını önüme bırakıp gülümsedi. "Şu dangalak grubu dinlemeye mi gittin yine?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Burnumdan sert bir nefes vererek güldüğümde, Araf bana cins cins bakıp Anthony'ye doğru döndü. "Çağın dışında kalmış eski grupları dinlediğin için yeni, çağdaş gruplardan anlamaman normal. O çocuklar işlerinde iyi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kıçım üç sosisli ve iki biradan sonra daha güzel sesler çıkarıyor," dedi Anthony.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu kez kendimi tutamadım ve bir kahkaha bıraktım. Anthony, ona katıldığımı düşünmüş olacak ki kahkahama karşılık yüksek sesle güldü. Araf, bozuk atarak birasını önüne çekerken, "Yaşlı bunak seni," diye söylendi. "Sen iyi müzikten ne anlarsın ki?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ona yaşlı derken ara sıra kendi yaşını da kendine hatırlat," diye fısıldadım Araf'ın kulağına. İrkildiğini hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Plüton hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordum Anthony'ye, Araf huzursuzca bana baktı. Sanırım Anthony, Plüton hakkında pek de iç açıcı şeyler düşünmüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"O uzun saçlı dangalak hakkında mı? Bir avuç yeni yetme kızı kendine bağlamak için çırılçıplak şarkı söyleyen bir aptal işte. Eminim geceleri mekândan ayrılmadan önce yanında bir kadın götürebilmek için ulaşılmaz tavırlar sergiliyordur. Yoksa ne diye entelektüel takılıp, sosyal medya kullanmasın ki? Gizemliyim havaları doksanlı yıllarda modaydı çocuğum, kötü ve gizemli çocukların modası iki binlerin başında sona erdi. Biri bunu o lanet Plüton'a söylemeli."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Plüton şu ana kadar sanatını yatağa dökmedi," dedi Araf homurdanarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Nereden biliyorsun? Gören de adam seks yaparken ona peçete tutuyorsun sanacak," dedi Anthony gülerek. "Yoksa sen de çılgın fanlarından biri olmak üzere misin Murat? Yönelimine saygı ve sevgi duyabilirim ama o adamdan etkileniyorsan sana bir daha bira vermem."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülmekten kızaran yüzümü farklı yöne çevirdiğimde Araf'ın bana cins cins baktığını hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Anthony, Plüton hayatının aşkını senden çalmış gibi davranıyorsun. Yoksa geçen yıl karnavalda tanıştığın Serap Hanım bir Plüton fanı da o yüzden mi bu kadar içerliyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bana Serap'tan bahsetme, o konu sadece yaşlı kalbimi kırıyor. O kadının hayatımın aşkı olduğunu düşünmüştüm."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bitmek üzere olan hayatının mı?" diye sordu Araf, ona kınayarak baktığımda Anthony ona orta parmak çekiyordu. "Anthony, ellilerinde bulduğun aşkın sana tek faydası on yıl sonra takma dişlerini suyun içine atıp horlamana katlanıyor olabilmesi olacak. Tabii yaşlılık maaşın için seni zehirlemezse..."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüz sekiz yaşındaki bir Kar Leoparı'nın kurmaması gereken cümleler bunlar, diye iç geçirdiğimde sanki içimden geçenin bu olduğuna eminmiş gibi bana yan yan baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Anthony önce bana, sonra da Araf'a bakıp, "Sanıyorum sen ellili yaşlarına gelmeden bulmuşsun," diye takıldığında biradan bir yudum aldım. Yaşlı ve kalbi kırılmış bir adamı terslemeye niyetim yoktu. Anthony bu kez bana baktı. "Bu sap, her zaman tek başına bira içerdi. İlk kez biriyle bira içmeye geliyor. Umarım ona Plüton'dan daha iyi sesi olan birini dinletirsin, çünkü evinde Plüton'un posterleri olduğunu düşünmeye başladım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Anthony cevap almayı zaten beklemiyormuş gibi bir şey söylememe kalmadan sırtını bana dönüp bankonun diğer tarafına ilerledi. Biradan bir yudum daha alıp Araf'a döndükten sonra, "Bu bara bir kez olsun Plüton olarak gelmelisin, eminim Anthony kafana bira fıçısını fırlatırdı," dediğimde yüzünü buruşturdu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"O dinç görüntüsüne aldanma, sırtında üç tane fıtık var, fıçıyı falan kaldıramaz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bira bardağını dudaklarıma götürürken, "Ondan daha yaşlısın," dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Fiziksel ve ruhsal bir yaşlanma değil, bu sadece doğamın belirlediği bir kural," dedi. "Yoksa yirmi yedi yaşındayım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle ilgili başka bir şey öğrenecek miyim?" diye sorduğumda tek kaşını kaldırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Her şeyi tek bir buluşmada mı öğreneceksin? Böylece bir daha benimle buluşmayacak mısın?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Böyle bir şeyi kastetmemiştim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Öyle gibi geldi."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle buluşup durmamı mı istiyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Güzel olmaz mıydı?" diye sordu derinliği mezardan fazla olan gözlerini gözlerime sabitleyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sana göre güzel olurdu tabii."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sana göre de güzel olurdu. Yalan söylemeyi hiç beceremiyorsun Hera. Ben dürüstüm ama benim aksime sen, kendine bile dürüst değilsin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ya da bunu umut ediyorsun. Seninle buluşacak olmamın benim açımdan çok güzel bir şey olmasını istiyorsun, umudun bu yönde." Başımı omzuma yatırdığımda alt dudağını dişledi. Ona böyle meydan okumamdan bu kadar haz mı duyuyordu? "Haksız mıyım?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Her zaman haklısın taş bebeğim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerim gözlerinde tutsak kaldı. Bakışlarımız birbirine kilitlendiğinde, onun da benim de zihnimizde birbirimize dair binlerce düşünce döndüğünü biliyordum. Aklıma kendisini bir zehrin sağlıklı bir bünyeye yavaşla yerleştirildiği gibi yerleştirmişti. Bir zehir gibi, benim sağlıklı aklımın içini kuşatmaya başlamıştı. Hoşuma gitmiyordu, bir noktadan sonra itiliyor ve kaçmak istiyordum ama o noktadan sonrasında olmama rağmen kaçamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana her nasıl bakıyorsa, barın tavanından sarkan büyük sarı lambaların her biri tek tek cızırdadı, biri söndü, ardından diğeri söndü ve sönen tekrar yandı; bu kafa karıştırıcı sıra tüm lambalar sönene sonra da geri yanana dek sürdü. İnsanların dikkatini anında çeken bu görüntü bir uğultuya neden olsa da kimse bunun sebebinin biz olduğumuzu bilmiyordu. Oynaşan ışıkların altında tek yaptığımız birbirimizin gözlerinin içine bakmak oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Huhu," dedi Anthony. "Size kötü bir haberim var. Birbirinizin gözlerine bakarak sarhoş olamazsınız. Bir biraya daha ne dersiniz?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf, gözlerini benden çekmeden önündeki boşalan bardağı sürüyerek bankonun diğer ucuna itti. "Olur," dedi. "Ama birbirimizin gözlerine bakarak sarhoş olamayacağımıza pek inanmıyorum. Ayağa kalkarsam sendeleyecekmişim gibi gelmesinin nedeni bira olamaz."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bu aptal cümlenin bendeki tek etkisi kusma isteği olmalıyken, bir an sadece sertçe yutkunabildim. Damarlarım iplere dönüşmüş, onun parmaklarına dolanmıştı ve bir kukla sanatçısı gibi damarlarımla oynarken bedenime istediği etkiyi ekmeye başlamıştı sanki.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Samimiyetsiz," diye söylendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Samimi olmamı mı istiyorsun yoksa?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Samimi olmadığını itiraf ediyorsun yani?" Ona dikkatle bakarak sorduğum soruya verdiği karşılık, dudaklarına yerleşen alaycı bir tebessümden ibaretti. Bir süre konuşmadık, sadece biralarımızı içtik. Plüton hakkında sormak istediğim sorular olsa da dudaklarım kelimeleri doğurmadı. Bira pek etkisi olan bir içki olmasa da beni sakinleştiriyordu, hatta çoğunlukla bira içtikten sonra uykusu gelen bir insandım. Gevşemiş bir bedenle Anthony'nin barından ayrıldığımızda hesabı şaşırtıcı bir şekilde Araf ödemişti. Araf'ın cipine doğru ilerlerken koruluğun kalbine doğru baktım. Karanlık korulukta hüküm süren sessizlik, cipin önüne geldiğimizde bile dikkatimin oraya saplı durmasına neden oldu. Araf, cipin kapısını açıp sürücü koltuğuna geçtiğinde sonunda gözlerimi koruluktan ayırdım ve ben de hemen yanındaki yolcu koltuğuna binip emniyet kemerimi bağladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aytuğ'un durumunu öğrenmek için kliniğe uğrayalım mı?" diye sorduğumda Araf aracı geriye doğru sürerek park ettiği noktadan çıkarıyordu. Göz ucuyla bana bakıp, "Aytuğ'un iyileştiği çok açık ortada, neden onu görelim ki?" diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Çünkü hastalar ziyaret edilmelidir, özellikle de sana iyiliği dokunan hastalar," dedim. "Aytuğ olmasaydı Nixie ölümle mücadele etmeye devam edecekti."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kurtarıcımız bir Tulpar yani, vay anasını," derken sesi alaydan uzak olsa da dudaklarında bayat bir tebessüm peyda olmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kurtarıcı olduğu konusunda hemfikir olmamız güzel."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Omzunun üstünden yırtıcı bir bakış göndermesini beklemediğimden bir an için afalladım. "Senin düşüncelerini kendi düşüncelerim olarak kabul ediyor olabilirim ama başka bir erkeğe kurtarıcı gözüyle bakman hiç de hoşuma gitmedi Taş Bebek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Neredeyse kıskançlıktan ağlayacak mısın yoksa?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Benimle alay mı ediyorsun Hera?" diye sorarken sesindeki gizem tek kaşımı kaldırmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Diyelim ki öyle. Bu seni kızdırır mıydı?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bazen ne düşünüyorum biliyor musun? Beni kızdırmak istediğini. Kızdığımda dönüşeceğim şeyi hayal etmek seni tahrik mi ediyor?" Direksiyonu sert bir manevrayla çevirip önce yola, sonra yeniden bana baktı. "Kızdırmak olan tahrik etmekten bahsetmediğimi biliyor olmana rağmen, son derece açık sözlü bir adam olduğum için konuyu daha da açıyorum. Beni kızmış hâlde görmek iç çamaşırını ıslatacak mı? Eğer durum böyle olacaksa, çok kızgın bir adam olmama saniyeler bile yok, saliseler var."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bana karşı cinsel şakalar yapabiliyorsun çünkü buna izin veriyorum, eğer izin vermiyor olsaydım ve buna rağmen yapıyor olsaydın ki eminim öyle olsaydı korkudan küçük kuyruğunu götünün arasına saklar ve buna cüret dahi edemezdin, işte diyelim ki yapıyor olsaydın, senin cimriliğinin görsel bir kanıtı olan kalın ensenden yakalar, boynunu saliseler içinde kırardım," dedim kendimden emin bir sesle. Bu cümleler onun açısından beklenmedik cümleler olmadığından yayvan bir şekilde gülmekle yetindi. Onu tehdit etmemden haz aldığına, hatta iç çamaşırını zevk suyuyla ıslatanın o olduğuna emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Boynumu saliseler içinde kırman için küçük kuyruğumu götümün arasından çıkarıp sana sürtmem mi gerek yoksa?" Soruyu sorarken araya ıslıklar da ekliyordu. Ona tek kaşımı kaldırıp yandan ciddi olup olmadığını sorgulayan bir bakış attım, bunu görünce dudaklarını büzüp küçük, sinir bozucu bir öpücüğü havaya bıraktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Aytuğ'u görmeye gidelim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Siktir ya, bunu söylediğinde eril tarafım öyle baskınlaşıyor ki bir dağ ayısı gibi davranmaktan korkuyorum. Bir leoparın ayı gibi davrandığı nerede görülmüş şey?" diye sordu kaşlarını çatarak yolu izlerken. "Aytuğ umarım Zeyna ile ilgili ahlaksız düşüncelere kaldığı yerden devam ediyordur ve düşüncelerinde sana dair hiçbir şey yoktur. Aksi hâlde öğle yemeğinde bir avuç zehirli kesme şekeri o kendini beğenmiş kısrağa yedirmek zorunda kalacağım."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kısrak diye dişi atlara derler. Aygır demen daha doğru olacaktır."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Onu bir aygır olarak gördüğünü söylüyorsan eğer Hera, onu aygırın olarak betimliyorsa içine kendimi sokmaya çalıştığım düşüncelerin, işte o gün bil ki o kesme şekerleri o atın ağzına değil başka bir yerine sokmak zorunda kaldığım gün olacak. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kısrağın dişi at olduğunu bilmiyordum. Yani cinsiyetle ilgili bir şaka söz konusu değildir, bunun da altını çizmiş olayım canım benim. Sonra gözünde yavşaklıktan daha alt bir kademeye inmeyelim, değil mi ama?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Yine saniyede yüz kelime fışkırtmaya başladın."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Fışkırtmaya mı başladım? Sen fışkırttığımı nereden biliyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ha?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hiç."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bedenimin büyük bir kısmını ona doğru çevirdiğimde emniyet kemerinin bandının bedenimi kestiğini hissettim ama aldırış etmedim. "Neyi fışkırttığını söylemedin?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Söylemek zorunda olduğum bir şey yok," dedi bana bakmadan, gözlerim parmaklarına kaydığında direksiyonu koparmak ister gibi sıkıca kavradığını görmek kaşlarımı kaldırmama neden oldu. İçimde fırtına gibi büyüyerek duygularımın şehrine doğru ilerlemeye başlayan o duyguya esir düşerek parmaklarımı direksiyonu sıkıca kavrayan bileğine yerleştirdiğim an, altında ilerlediğimiz sokak lambalarından biri patladı ve sokağın arkamızda kalan kısmı karanlığı kuşandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dokunuşum cehennemden çıkıp gelmiş gibi irkilerek bana baktı ve altımızda akıp giden yol betondan değil, lavlardanmış gibi hissettim. Parmaklarım bilincimi dirsekleriyle iterek kendi bilincine kavuşmuş gibi onun tenine baskı uyguladığında, bunu neden yaptığımı sorgulamayı bırakmıştım. Karanlık aracın içinde simsiyah gözlerimi onun kuzey ışıklarını emanet aldığından parlayan gözlerine dikmiş, tüm dikkatim ona aitmiş gibi derinlerine bakıyordum. Bir insanın derinlerine bakmanın ne demek olduğunu, o insanın gözlerinin içinde sadece kendi yansımanı değil, onun hayatının yansımasını da görmeye başladığında anlıyordun. Gözlerinde hayatını, sırlarını, varlığını ve onu kasıp kavuran hislerini gördüğümü düşündüm. Belki bir hologramdı, çölde görülen seraptı, hayalden ötesi değildi ama o an, bunu gördüğüme öyle emindim ki...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bana dokunuyorsun Hera," dedi, bununla beraber altımızdaki cip daha da hızlandı. Araç takla atabilirdi, kayıp koruluktaki büyük ağaçlara vurabilirdi, patlayabilirdi ve alevler dört bir yanı sarabilirdi ama ikimiz de doğaüstü çocuklarıydık; ölmek bizim için öyle kolay olmasa gerekti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Çünkü bana bir cevap vermedin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Nasıl fışkırttığımı merak ediyor olamazsın," dedi kemikten bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kalbim patlayacak gibi kabarıp göğsümün içinde taklalar atmaya başladığında, tek söylediğim, "Nasıl fışkırttığını değil, neyi fışkırttığını merak etmiştim," oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerindeki hin parıltılar çok kısa sürede cehennemden daha yakıcı kor ateşlere dönüştü. Bakışları önce dudaklarıma, ardından gözlerime sürüklenirken, "Tehlikeli sularda yüzüyorsun, tehlikeli suların sahibi olmama rağmen beni o suyun içinde boğan da sensin," dedi. "Ne yapmaya çalışıyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bir şey söyleyip sonrasında susan sensin. Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Neden bu kadar girişkensin?" diye sormasını beklemediğimden parmaklarım bileğindeki duruşunu gevşetti. "Sonunda alev alalım ve külümüz kalmayana kadar birbirimizi kavuralım mı istiyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bir şey istediğim yoktu," diyerek elimi geri çekecektim ki bu kez elini direksiyondan hızla çekip o beni bileğimden kavradı. Bu dokunuşun temelinde yatan ahlaki parçalanmayı hissettiğimden göz bebeklerimde genişleyen bir istekle ona baktım. Hayır, sırası değildi, onunla olmazdı, hormonlarım ona yenik düşemezdi, istediğim kişi o olmamalıydı. Ani bir fren ve araba durdu, bedenim öne savrulmadı çünkü öyle kasılmıştım ki sanki içimde beni dik tutan, iskeletim haline gelmiş bir kılıç vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bileğim onun uzun parmaklarının arasında yeni, alışkın olmadığı bir mahkumiyete sürüklenmiş vaziyetteyken, gözlerim gözlerine kınına girmiş bir kılıç gibi saplı duruyordu. O kısa bakışma, tüm zamanlara yayılarak asırları sırtına aldı ve gölgesi yere devirler gibi devrildi. Parmaklarına vuran nabzımı ben bile hissediyorsam, o tüm yaşamımın özüne inmiş olmalıydı. Bedeninin gözle görülür şekilde büyüdüğünü gördüm, omuzları genişledi, pazuları şişti ve boyu biraz daha uzadı; arabanın tavanına yaslanan başından bunu anlaması oldukça kolaydı. Bir tür sıkışıklık içindeydi, dönüşümü gerçekleştiremiyordu, arada kalmıştı ve bedeni bu sıkışıklığın içindeyken nasıl oluyorsa ürkütücü değil, çekici görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Normalden daha kalın, buğulu ve yankılı gelen sesiyle, "Hera," dediğinde gözlerim dudaklarına kaydı. Şimdi ağzı bile normalden daha büyüktü, tıpkı tüm bedeni gibi. Zihnimdeki sapık ikiz Hemera kıkırdadı, onunla aynı şeyi düşündüğüm için kendimden utansam da tüm uzuvlarının büyüdüğü gerçeği bedenimi yaktı geçti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sanırım sen ve ben, sınırı çoktan geçtik ve geri dönüş yolunu da kaybettik, öyle değil mi?" diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sorusuna karşı çıkamayacağımı biliyordu. Karşı da çıkamadım. Büyüyen bedeni üzerime devrilip bir ağacın büyük gölgesi gibi beni altında bıraktığında gözlerimi kaldırarak ona baktım. İki yanımızı saran koruluğun ortasında yanan büyük bir ateşe benziyorduk. Ateşlerin göğü delmesi için birbirlerine temas etmesi mi gerekiyordu? Parmaklarının arasındaki bileğime, sonra da onun ışık saçan camdan gözlerine baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımızın arasında santimler vardı ve bu aşılması imkânsız mesafelermiş gibi geliyordu. Aşmak istiyordum. Mesafeleri yok etmek ve onun dudaklarına ulaşmak. Tek ihtiyacım bu değildi belki ama bu gece en büyük ihtiyacım bu gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Nasıl fışkırttığını görmek istiyorum," dememle, dudaklarından hayvani bir hırıltının dökülmesi, genzindeki leoparın kükreyişinin koruluğa dağılması bir oldu. Göz bebekleri bir kedininki gibi inceldi, bir leoparın avcı doğasıyla parladı ve ince uzun elipslerinin kalp gibi atışını izlerken zamanın bizim adımıza yavaşladığını hissettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tek başıma fışkırtmayacaksam, neden olmasın?" Sorusu, dudakları dudaklarımdan milimler uzaktayken, bir yırtıcının sesiyle sorulmuş bir soruydu. "İşte şimdi sabrımı parçalara böldün Hera. Artık beni durduramayacağının, durdurmak istemediğinin farkındayım." Her bir kelimesini taşıyan sesi, normalden daha kalındı, bir insana ait değildi ve dudakları dudaklarıma öyle yakındı ki, sanki kelimeler onun değil, benim dudaklarımdan çıkıyordu. Tüm bunları söylediği süre zarfınca, koruluğun ortasından geçen yolun kenarına dikilmiş tüm sokak lambaları tek tek sert sesler çıkararak sönmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Büyük, bedeninde gerçekleşen dönüşüm sıkışıklığı nedeniyle daha da büyüyen koca ellerinin avuçlarını dizlerime bastırdı, sıcak nefesi dudaklarıma aktı ve henüz saliseler geçmiş olmasına rağmen zaman yavaşlamış gibi hissediyordum, sanki ona bir türlü ulaşamayacakmışım ve bu küçük dokunuş beni dağıtıp, küllerimi etrafa savuracakmış gibi...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Avuç içlerini dizlerime bastırarak ağzını benim için büyükçe açtığında, o ağzın içine girecek olan dudaklarım sızladı. Tırnaklarımı ona batırma, onu kanatma, sonra da akan kanı kendi parmaklarımla etrafa bulaştırma isteği bir çıra gibi yandı ve çok ani bir şekilde içimi yangın yerine bıraktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ama o iştahımı kabartan ağız, dudaklarımı içine alamadı çünkü cipin tavanına şiddetle düşen şey, aracın neredeyse yana doğru devrilmesine neden olacaktı. Araf'ın dudakları çeneme vurdu ve bedenimiz iki farklı yöne savruldu. Panik, işaret fişeği gibi hızla yükselerek göğsümün karanlığına ışık tutarken göz bebeklerimin genişlediğini hissettim. Birden çarpan şiddetli şeyin düşüncesi bile kafamın içinde bulanık bir sanrıya dönüştü ve az kalsın onunla ileri gideceğimin farkındalığı ruhuma telve gibi çöktü. Sonra çok geçmeden, tehlikenin varlığını hatırlamama neden olan ikinci darbeyi aldık. Cipin tavanında bir göçük oluşmasına neden olan darbe, bir çeşit yumruk olmalıydı çünkü ilk çarpma anından hemen sonra gerçekleşip, bir yumruk boyutunda göçük oluşturmasının başka bir açıklaması olamazdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf, bu kez tamamen kalınlaşan sesiyle, "Siktir," dedi, verdiği tepkinin hemen ardından işaret parmağını dudaklarına götürüp bana baktı ve susmamı istediğini anladım. Cipin kapısını açıp çıkmanın tehlikeli olacağının farkındaydım. Yukarıdan gelecek bir tehdit vardı, dışarı adım attığımız an ağır yaralanabilirdik, etkisiz hale getirilebilirdik, çok daha kötüsü de olabilirdi. Kafam hızla ilerleyen düşünceler tarafından işgal altındayken görüş alanımın kızıla dönüşmeye başlaması beni bir nebze rahatlattı. İçimdeki yırtıcının mideme çökmüş halde daldığı uykudan uyandığını, göğsüme, oradan da boğazıma yükselmeye başladığını hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve yukarıdan bir yumruk daha indi. Bu yumruk, neredeyse Araf'ın kafasına inecekken Araf başını omzuna indirdi ve yumruğun açtığı göçük sol omzunun hemen üst kısmında belirdi. Araf, ucuz atlattığını kaşlarını kaldırarak belirten bir bakış atınca, gözlerimi yukarı kaldırıp aşağı indirdim ve ona küçük bir işarette bulundum. Beni anlaması saniyeler bile almadı, zaten almamalıydı da çünkü vaktimiz yoktu. İkimiz de aynı anda kendi tarafımızdaki kapıyı açacaktık, aynı anda çıkan ses, yukarıdaki her ne ise onu şaşırtacaktı ve ne tarafa saldırması gerektiğini sorgulatacaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Aynı anda kapılara dokunduk ve gerçekten aynı anda kapıları açmayı başardık. İkimiz de kendimizi dışarı aynı anda bıraktığımızda, panik içimde bir insan boyutuna ulaştı. Tavanda hiçbir şey yoktu, sadece o şeyin açtığı göçükler vardı. Gözlerimi aracın diğer ucunda kalan Araf'a çevirdim ve "Gitmiş," dedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ın gözlerinde soğuk rüzgârlar esti. Bakışları şiddetli bir tipi gibi olduğum yerde donup kalmama neden olurken, gözlerinin aslında bende değil, omzumun biraz arkasında olduğunu fark ettim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Hera," dedi. "O arkanda."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Damarlarım çekilse de hız kesmedim. Doğrudan arkamı döndüğüm anda onu tam karşımda bulacağımı bildiğim için çok şaşırmam sanıyordum ama onun koca kafasının ortasında kafasından sadece biraz küçük, tüm yüzünü kaplayan tek bir gözü olduğunu gördüğümde, damarlarımdan kan değil, buz akıyordu. Yaklaşık bir doksan, iki metre boylarındaydı; kahverengi bir derisi vardı ve tek gözden oluşan suratında o gözü oluşturan kızıl damarlar bir insanın hızlanan nabzı gibi hareket ediyordu. Kahverengi elini kaldırdığında, elinin şeklinin tıpkı bir baltaya benzediğini gördüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kahverengi, küflü bir balta gibi kaldırdığı elini tam bana doğru savuruyordu ki Araf'ın hemen kafamda yükseldiğini hissettim. İnsan bedenini tam anlamıyla terk eden, koca bir leoparın içine hapsolan ruhuyla işte oradaydı, başımın üstünden geçiyor, o yaratığın üzerine çullanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf, yaratığı yere devirmeyi başardı ama yaratık sandığından daha güçlü olmalı ki Araf'ı üzerinden adeta fırlatarak attı. İki balçıktan bacağının üzerinde yükseldiğinde, tırnak diplerimden dışarı akmaya başlayan karanlığın usulca cisimleşerek pençelere dönüştüğünü hissedebiliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ağzı olmasa da sesini duydum, nefesi kükürt kokuyordu ama nefesinin nereden geldiğini bile bilmiyordum. "Benimle geliyorsun," dedi bana. "Artık senin kim olduğunu biliyor."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Seninle hiçbir yere geldiği yok," dedi Araf bacaklarının üzerinde yükselirken, bedeni yeniden bir leopar ile insan arasında gidip geliyordu; bacakları yavaşça uzadı ve bedeni genişleyerek bir insanın formunu yakalamaya başladı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözden surat Araf'ı duymazdan geldi, o büyük, yüzünü kaplayan irite edici gözüyle sadece bana bakıyordu. Kükürt kokusunu tekrardan soluduğunda onun konuşacağından emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Diğer ikiz olmadığına göre, aranan sensin."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Farkındalık tüm eklemlerimi aynı anda kırdı. "Kız kardeşime," diye fısıldadım gözlerimi yaratığın gözünden tek bir an olsun ayırmadan. "Kız kardeşime bir şey mi yaptın?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ben değil," dedi kükürt kokulu nefesin sahibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kız kardeşime ne oldu?" Tehlikeli çıkan sesim, büyük başını omzuna yatırmasına neden oldu. Balta şeklindeki elinden yere damlayanın balçık olduğunu gördüm ve tekrar ona baktım. Görüş alanım yeniden kızıla boyandı, artık bir yırtıcının gözleriyle bakıyordum dünyaya.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Küçük bir test," diyecekti ki, Araf, neredeyse iki buçuk metreye ulaşan insani formuyla yaratığın arkasında bitti. Yaratığın büyük başını avucuyla tuttuğunda elimi kaldırıp Araf'ı durdurdum. Araf, eli yaratığın başında duruyorken uysal bir kedi gibi bana baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Sana." Bir adım attım. "Kız kardeşime." Bir adım daha. "Ne olduğunu." Ve son bir adım. "Sordum." Son kelimemle beraber, tırnak diplerimin çekiştirildiğini hissettim. Uzayan pençelerimi bir yere saplayıp tırnak diplerimin kaşıntısını giderme isteğiyle kasıldığımda öfkem de bu isteğe çanak tuttu. Uzun, bileklerime kadar karanlığa batmış elime baktım ve ardından uzun pençelerimi tek seferde balçıktan boğazının içine sapladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Acıyla dolu kısık bir ses, yoğun bir kükürt kokusu ve işte oradaydı; ağzı göğüs kafesindeydi. Küçük bir delikten konuşuyordu. Gözlerimi o deliğe indirip pençelerimi içinden çıkarmadan onu bir makas edasıyla keserek yukarı ilerlettim. Tam ağzının olduğu yere, göğüs kafesine ulaştığımda, "Bana bunu yaparken ikinci kez düşünmemen bile senin kim olduğunun kanıtı," dedi, sesini acı bükse de korkusuzluğunun farkındaydım. "Bir şeyler duymak için delirdiğin ağzımı kesecek olursan, sana kardeşinle ilgili bilgileri nasıl verebilirim ki Karga Kız?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kardeşime ne yaptınız?" Sesimdeki şiddet, pençelerimdeki keskinliği arttırmış olacak ki inledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Kardeşine bir şey yapmadığımı söylediğimi sanıyordum. Hiç değilse, ben değil, demiştim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Ona düzgün cevaplar ver." Tehditkâr sesin sahibine baktım. Gözlerini yukarıdan aşağı indirmiş, kafasını tuttuğu yaratığa bakıyordu. "Kafanı paramparça etmemi istemiyorsan, ona istediği cevabı ver."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Pençemi daha derine batırdığımda, "İblis bir çiftle karşılaşacağımı bilmiyordum," dedi paslı bir sesle. "Tek iblisin bu kadın olduğunu, senin uslu bir Kar Leoparı'ndan fazlası olmadığını düşünüyordum. Oysa seni uzun süre izlemiştim."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf'ın cipine zarar veren bu muydu? Pençelerim hâlâ içindeyken, "Hemera iyi mi?" diye sordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Evet, şu Gölge Teğmeni onu korumuş olsa gerek," dedi yaratık. "Karga Kız, eğer benimle gelirsen sorunlar ortadan kalkacak ve sevdiklerin zarar görmeyecek. Sana ulaşabilmek için kaç insanın özüne indik, tahmin dahi edemezsin. Bu kadar insanın kanı bizim değil, senin elinde. Çünkü seni bulmak uğruna öldüler."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Artık kim olduğumu bildiğinizi mi söylüyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"En azından ben biliyorum. Eminim. Yakın zamanda o da bilecek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Göz bebeklerim aniden büyüdü ve gözlerim siyah bir lateksle kaplanmış gibi tamamen siyaha döndü. "Bu bilgiyi çok yanlış zamanda, çok yanlış insana verdin," dediğimde, başına ne geleceğini anlamış gibi irkildi. Büyük, baltadan elini kaldırıp koluma vurması saniyeler içinde gerçekleşti ve bu hareketi Araf'ı öfkeden kudurtmuş olacak ki ben daha acıyı hissetmemişken, Araf onu boynundan yakalayıp yere çarptı. Araf'ın birdenbire uzamaya başlayan saçlarını gördüm, üzerinde patlayacak gibi duran deri ceketin kumaşı kollarının birkaç yerinden yırtılarak yaralar gibi açıldı; bedeni daha da genişledi. Başını sağa sola çevirince çıkan o kütürtü sesi, yaratığın yerden yavaşça doğrulurken endişeyle ona bakmasına neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Tek bir adım dahi atacak olursanız, baltam toprağı yaracak, ne kadar benden varsa hepsi yerin altından çıkacak," dedi öfkeyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Araf onu dinlemedi, o adımı attı. "Demek ona vurdun," diye fısıldadığında, yaratık baltadan kolunu kaldırıp toprağa vurmak için hazırlanıyordu. "Sen benim sarmaşığıma mı vurdun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sırtımdaki kemiklerin ezilip kırıldığını hissetmemle, dudaklarımdan bir çığlık koptu ve bedenimin hakimiyetini kaybederek dizlerimin üzerine çöktüm. Araf da yaratık da bir an için tüm dikkatleri dağılmış gibi bana baktılar. Bir karganın çığlığı tüm ormanı inletmeye başladı, karganın çığlıklarına benim çığlıklarım karıştı, kemiklerim sırtımın derisinin altında ters düz oluyordu ve her bir kemiğimin parçalanıp yeniden kaynadığını anbean tüm sıcaklığıyla hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Delilik ve bilgelik yeniden zihnimin topraklarında el eleydiler. Güç tüm uzuvlarımı ele geçirdi, bunu yaparken acıyı da beraberinde getirdi. Güç ve acının birbirine paralel olduğunun en net farkına vardığım anlardan birindeydim. Sırtımdan dikenler gibi çıkmaya başlayan kemiklerimin derimi yırtmaya başladığını anladığımda bir çığlık daha attım; gözlerimden boşalmaya başlayan yaşlar kan kokuyordu. Parmaklarımı gözlerime götürdüğümü hatırlıyorum, yüzümü parmaklarımla sıyırdığımı ve simsiyah pençelerime koyu renk bir sıvının bulaştığını...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kanım siyahtı, gözlerimden siyah kanlar akıyordu ve kemiklerim sırtımdan dışarı hançerler gibi çıkarken canım ilk kez böylesine yanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Saniyeler sonrasında bir flamanın dalgalanma sesini duydum, bu benim kanatlarımın açılırken rüzgâra okuduğu meydanın sesiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bilmeyecek," diye tısladığımı hatırlıyorum kanatlarımın ortasında yukarı yükselirken. Bir kanat çırpışımla, siyah kanatlarımın yarattığı rüzgâr Araf'ı da yaratığı da geriye doğru sürükledi. Bana karşı koyamadılar. O an için ben kesinlikle karşı koyulması imkânsız olandım. "Kimse! Benim! Kim! Olduğumu! Bilmeyecek!" Savaş çığlıkları atan bir sürünün lideri gibiydim, daha sonra bir sürünün lideri olduğumu, arkamda kanat çırpmaya başlayan onlarca siyah kuş olduğunu hissettiğimde anladım. Araf, hayatında ilk kez maruz kaldığı bir manzaraya bakıyor gibi, tüm dikkatiyle arkamda kanat çırpan kara kuşlara ve sırtımdan yükselen devasa büyüklükteki kara kanatlara bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ve tam o anda, yaratık korkusunu yenerek baltasını toprağa indirmek üzere hamlede bulundu. Ondan bir tane daha görmeye katlanamayacağımı fark ederek kanatlarımın ortasında süzülüp ona doğru uçmaya başladım. Rüzgârı arkama aldığımda, kuşların çevremi sardığını hatırlıyorum. Sanki rüzgârın benden taraf olması için rüzgâra tehditler savuruyorlardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Büyük pençelerimi boğazına takıp onu yerden kaldırırken, baltası neredeyse toprağa değmek üzereydi ama buna engel olmuştum. Onu pençelerimin arasında duran bir çöpmüş gibi kaldırıp havalandım. Bilincim tamamen kan rengine boyanmıştı. Ektiğim rüzgârsa biçtiğim fırtına değil, ölüm olmak üzereydi. Onu önce büyük bir ağaca şiddetle çarptım, ardından kanatlarım geriye savrulurken onu yere fırlatarak tam üzerine tırmandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Bilmeyecek," dediğimi hatırlıyorum. "O benim kim olduğumu asla bilmeyecek."

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İşte bunlar, yaratığın balçıktan göğüs kafesini parçalayıp esas kemiğine indiğimde ve etrafa çamurla karışık kanlar sıçramaya başladığında kurduğum insani olan nadir kelimelerdendi. Sonrası farklı dilde binlerce mırıltı, onlarca kuş çığlığıydı. Yüzüme, sarı saçlarıma, kara kanatlarıma devamlı olarak kan ve çamur sıçradı. Balçığın içine gizlenmiş eti, canı, nabzı, damarları ve kanı buldum. Onu paramparça ettim. İçini âdeta oydum, bomboş bırakana kadar bunu durduramadan devamlı yaptım. Dehşetin içimde nasıl bıçak gibi gezindiğini hissediyordum, içimden yavaşça keserek kazıdığı vicdanımın sesini duyamıyordum. Son pençeyi de içine vurduğumda, artık tırnaklarım bir yaratığın içine değil, zemine değdi ve onu tam anlamıyla oyduğumu anlamanın verdiği rahatlamayla kanatlarımı iki yana açtım. Kanatlarım beni altına alan bir çadır gibi koruluğun içinde gölgeler oluştururken kuşların usulca uzaklaşmaya başladıklarını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kan ve çamurla ayağa kalktığım anı hatırlıyorum. Kanatlarım, sanki benden komut almışlar gibi kapanıp sırtımdan yere uzanan bir pelerin gibi katlandıklarında, kafamı kaldırmış yüzüne sıçramış kan ve balçıkla beni izleyen Araf'a bakıyordum. Yüzünde benim döktüğüm kan vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir süre, sırtımda katlanmış kanatlarım, ikimizin de yüzünde yarattığım vahşetin kızıl ayak izleriyle sadece birbirimizi izledik.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonra konuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

"Senin katil olmadığını onun ağzından da duyduk," dedi Araf, ardından ikilemde kalmış gözlerini kıyameti yaratan pençelerime indirdi ve olayların seyrini çevirecek o cümleyi kurdu. "Peki nasıl katille aynı taktiği kullanıyor, onunla birebir aynı şekilde öldürebiliyorsun?"

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.