18

TAYF

29.06.2025

????: Mazzy Star, Fade Into You

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zaman inatla akıyor, kalbim hâlâ atıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Parmaklarım okuduğum kitabın son sayfasında dolaştı. Harflerin üstünde turladım, kelimeleri hissettim, oluşan cümlenin içinde bir hayat yakaladım ve o hayatı avuçlayıp sıktım. Sanki tüm kitap karakterlerinin kanı parmak boğumlarımda akıyordu. Güneşin parlak ışığı, küçük bir çubuk şeklinde içeri uzanıyordu; çubuğun etrafında uçuşan toz zerreciklerine bakarken kitabın kapağını kapattım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dün gece yaşananları belli belirsiz, parça parça da olsa hatırlıyordum. Babam eve geldiğinde kıyameti kopartmış, annem onu sakinleştirmeye çalışmıştı ve ben odamdan çıkıp ona cevap bile vermemiştim. Bisikletimin yokluğunu fark etmemişti, fark etmesine de gerek yoktu. Kafamı geriye doğru attım ve yatağımın üzerine devrildim. Uzun saçlarım, yatağın üstüne tıpkı bir ahtapotun kolları gibi uzanıp yayıldı. Ellerimi kaldırdım ve açık tenimin altında atan damarların çizdiği yolları izlemeye başladım. Kâküllerim, alnımın yan tarafına kaymış, alnımı açıkta bırakmıştı. Tırnaklarımın arasına giren toprağı duş alırken temizlemiştim ama yine de o toprak kırıntılarının tırnaklarımın arasında benimle yaşıyor olması hoşuma gidiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odamın kapısı tıklatıldığında ellerimi indirip karnımın üzerine yerleştirdim ve dudaklarımdan dökülecek herhangi bir komut beklenmeden odamın kapısı açıldı. Bakışlarım yavaşça kapıya doğru kaydı, annem oradaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günaydın,” dedi tatlı bir tebessüm eşliğinde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dudaklarımda tatsız bir tebessüm yeşerdi. “Günaydın,” diye fısıldadım, doğrulup yatağın üzerinde bağdaş kurarak otururken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Turuncu yakışmış,” dedi çenesiyle üstümdeki turuncu geceliği işaret ederek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Askılı, etekleri fırfırlı olan turuncu geceliğime kayan gözlerim, kısaca üzerimdeki geceliği inceledikten hemen sonra tekrar anneme döndü. “Teşekkür ederim,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin sımsıkı topuz yaptığı saçlarını uzun zamandır salık hâlde görmüyordum. Diplerinden birkaç tel beyaz saçın da yaptığı topuzdan dolayı gerilerek belirginleştiğini gördüm. Babam yakında saçını boyaması gerektiğini ona hatırlatırdı kesin. Annem içeri girdikten sonra kapıyı sıkıca kapattı ve odamın ortasına doğru yürüdü. Hemen girişteki boy aynasına baktıktan sonra gözleri kitaplığımda ve odamın içinde turladı. “Ne kadar yaşam dolu bir oda,” dedi nazik bir tavırla. “Senin bu huyunu her zaman sevmişimdir. Ne zaman odana girsem, huzurlu hissediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Odamı seviyorum,” diye fısıldadım. Evet, odamı seviyordum. Sadece içinde olmak beni mutlu etmiyordu, hepsi buydu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Odan sana benziyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Öyle mi düşünüyorsun?” diye sorduğumda bana dikkatle baktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem başını iki yana sallarken gözlerini yumdu, yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi. “Bak Gülçehre, biliyorum,” diye fısıldadığında, başımı iki yana salladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anne, yapma,” dedim kelimelerin üstüne basarak. “Lütfen.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem yatağımın ucuna oturup, yüzündeki hüznü dindirmeden, “Bu hayat senin hayatın, biliyorum,” dedi durgun bir sesle. “Akşam için çok üzgünüm ama onu biliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin suçun yok,” dedim gülümseyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayatım, onu çok sevdiğini biliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O benim babam,” dedim hızla. “Onu nasıl sevmem anne?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, biliyorum.” Elini dizime koyup hafifçe sıkarak okşadı. “Onun da seni çok sevdiğini biliyorum.” Sessiz kaldım. Annem birkaç saniye beni izledikten sonra derin bir nefes aldı. “Dün hastaneye gelmen beni çok sevindirdi ama bizi görmeye geldiğini düşünüp sevindim. Baban gibi düşünmediğimi biliyorsun, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kendine bir hayal yaratırsan, babana karşı koyman çok daha kolay olacak, Gülçehre,” dedi annem nahif bir sesle. “Şu an istediğin bir şey yok. Gelecekten bir beklentin, arkasından koşacağın bir hayalin olmadığı sürece senin üstünde hak sahibi olduğunu iddia etmeye devam edecek.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duraksadım. “Bir hayalim olmadığını nereden bilebilirsin ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum,” dedi annem tekrar gülümserken. “Görüyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayalim doktor olmamak.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem bu kez kahkaha atıp, “Şapşal,” dedi. “Bu arada sana kötü bir haberim var.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Odama girip geceliğime iltifat ettiğinde anlamalıydım,” diye dalga geçtim gülerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem duraksadı, gülümseyişi yüzünde asılı kaldı. “Seni böyle görmek çok güzel, Gülçehre,” dedi hiç beklemediğim bir şekilde şefkatle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gülümseyerek anneme sokuldum ve omzuna yatıp, “Kötü haberi bekliyorum,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kötü haber... Bugün hastaneye gelmen gerekiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anne...” Geri çekilip ona baktım. “Hayır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Üzgünüm, bebeğim,” dedi annem omuz silkip alt dudağını üst dudağının altına alarak. “Ertuğrul Karaisaoğlu’nun yasalarını biliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Daha dün beni o hastaneden kovan babamdı,” diye üste çıktım. “Şimdi neden gelmemi istiyor?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlasana, belki de aranızdaki buzları eritmeye çalışıyordur?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden hiç öyleymiş gibi hissetmiyorum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem gülümseyip eğildi ve beni alnımdan öptü. “Gülben!” diye seslendi babam aşağı kattan. “Hadi artık, çıkmalıyız! Seni beklemeyeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem gözlerini devirerek, “Gördüğün gibi, o çok dediğim dedik bir adam,” diye homurdandı. Başımı sağ omzumun üstüne düşürerek kafamı salladım. Annem yanağımdan makas aldıktan sonra, “Çok geç kalmamaya çalış. Baban erken gelmeni istedi,” dedi ve odamdan çıktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odada yalnız kaldığımda omuzlarıma oturan gölgeler, bakışlarımın durulmasına neden oldu. Bir süre oturduğum yerde öylece zemine şerit çeken güneş ışığını izledim. Babamın sesi, her zaman kurduğu bir cümle eşliğinde zihnimin denizinde köpürüyor, aklımın şişesinde çalkalanıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sen benim kızımsın; en iyisini yapmak, başarmak zorundasın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bana bağırıyordu, bana el kaldırdığı zamanlar oldukça fazlaydı, her şey onun istediği gibi olsun istiyordu ama bir süre sonra bana tamamen hükmedemediğini anlamış, bu onu daha da çıldırtıp üstümde kurduğu baskıyı ağırlaştırmasına neden olmuştu. Bazen öyle ağır konuşuyor, baba-kız arasındaki çizgiyi öyle sert adımlarla çiğneyerek aşıyordu ki, ona durması gerektiğini söylemesem çok daha ileri gidebileceğini biliyordum. Onu affetmek imkânsızdı ama onu sevmekten de vazgeçemiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Her seferinde ona ağacımdan bir dal uzatırdım, uzattığım dalı hiç düşünmeden kırardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duş aldıktan sonra giyinmek için elbise dolabının önünde dikildim. Bedenim hâlâ ıslaktı, su damlaları tenimden kayarak zemine damlıyordu. Islak saçlarımı sağ omzumun üstüne atıp, elbise dolabının kapağını açtım ve parmaklarım kıyafetlerimin arasında dolanmaya başladı. Ne giyeceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. Esasen oraya gitme konusunda da büyük bir isteksizlikle kavruluyordum. Babamın dediği gibi kendime özenmeli, güzel giyinip gitmeliydim. Giyim konusunda zaten kendime dikkat ediyordum ama babam ekstra çaba sarf etmemi, her şeyimle en iyisi olmamı öyle deli bir tutkuyla istiyordu ki ne giyersem giyeyim, ne yaparsam yapayım ona yetmeyecekmişim gibi hissediyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Üstünde pembe gül desenleri, yeşil yapraklar ve mavi, küçük papatyalar olan siyah, askılı, mini elbiseyi dolabımdan çıkardıktan sonra askısıyla birlikte yatağın üzerine koydum. Tekrar dolabın önüne döndüm ve kot gömleğimi çıkarttım; bu kot gömleği elbisenin üzerine giyip, tam göbeğimin üstünden uçlarını bağlamayı düşünüyordum. Elbisenin güllerinin renginde, dolgu topuk, önü kapalı ayakkabıları ve bileğimde biten beyaz fırfırlı dantel çoraplarımı çıkarıp köşeye koydum ve vücudumu kurulamaya başladım. Her şeyi halledip giyindikten sonra kuruyan saçlarımı tarayıp maşa yardımıyla uçlarına hafif dalgalar verdim. Toprak tonlarında ruj, hafif uçuk renklerde bir allık ve hafif bir rimelle makyajım da tamamdı. Boynuma taktığım gümüş kaplumbağa kolyesi, boş duran boynumu biraz olsun doldurmaya yetmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odamdan çıkarken taksiye vereceğim parayı ve cep telefonumu kot gömleğimin fermuarlı üst cebine yerleştirdim. Her ne kadar kulaklıklarımı takmak istesem de bunu yapmadım. Yanıma yol boyunca okuyacağım bir kitap ya da manga almayı da tercih etmedim. Hava dünün aksine günlük güneşlikti, bu benim şansımdı. Evin kapısını kilitlerken, Yusuf amca kendi bahçesindeki yavru bir kediye mama veriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günaydın, Yusuf amca,” diye seslendim tellere doğru yürürken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Günaydın, Gül Kız,” dedi sevecen bir şekilde gülümseyerek. Kedinin başını yavaşça okşayıp, zorlanarak da olsa çöktüğü yerden kalkıp dimdik durdu. “Yahu dün o yağmur neydi öyle? Sabah hava günlük güneşlikti oysa...” Ensesini kaşıyıp bana dikkatle baktı. “Sen nereye böyle?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç sorma, Yusuf amca,” dedim dudaklarımı bükerek. “Hastaneye gidiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yusuf amca, kaşlarını kaldırıp başını salladı. “Ertuğrul mu çağırdı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yusuf amca, babamın bana öğrenimim ve gelecekteki mesleğim konusunda baskı uyguladığını iyi bilenlerdendi. Evde çıkan kavgaların çoğunu duyar, ağlayarak çıktığım bahçenin diğer ucundan bana çiçek uzatır ve beni gülümsetirdi. Onun olmadığı bir mahalle düşünemiyordum bile.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, babamın emri üzerine gidiyorum anlayacağın,” dedim dalgaya almaya çalışarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sıkma güzel canını,” dedi bilge bir tavırla. “Her şey olacağına varır. Yüce Yaradan’ın vardır bir bildiği. Az daha sık dişini.” Gülümsedim. O da bana gülümsedi ama gözlerimin ardına saklanan enkazı gördüğünü biliyordum. Bakışları bir ara bahçeye kayınca, “Senin bisikletin nerede?” diye sordu, sesinde merak vardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Dünkü yaşananlar kafamda canlanınca, yüzümdeki ifadeyi kontrol edemedim, gözlerimi hemen Yusuf amcadan olabildiğince uzağa, karşıdaki çam ağacına çevirdim. “Uzun bir hikâyesi olduğuna emin olabilirsin, Yusuf amca,” diye fısıldadım. “Bir ara mutlaka anlatacağım ama şimdi gitmem gerekiyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatmanı bekleyeceğim. Hadi, geç kalma. Dikkatli git, olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Olur. Güzel bir gün geçir,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen de, güzel kızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zamanın rengi, avuçlarımda diken batığı yaralar bırakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimde her daim kopmayı bekleyen bir fırtına vardı. Ne kadar sessiz bir yapıya sahip olsam da içim oldukça gürültülüydü. Kafamın içinde hiç bitmeyen konuşmalar dönüyordu. Bu konuşmalar bazen tanıdığım insanlara aitken, bazen tamamen yabancı olduğum, adını ve görüntüsünü bile bilmediğim insanlara ait oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok kez delirmenin eşiğine geldiğimi düşündüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Taksiden indiğimde kafamı kaldırıp o tanıdık binaya baktım. Benim kaderim, bu binanın içinde yazılmamıştı; kaderimi kendim yazmak istiyordum. Bir şeylere mecbur bırakılmak, katlanabileceğim bir şey değildi. Elbet babamın da vazgeçmesini sağlayabileceğim o gün gelecekti. Topukluların üzerinde yürümek benim için zor değildi; çok küçükken annemin topuklu ayakkabılarını giyer, tüm evi o ayakkabıların üzerinde bir kez olsun düşmeden gezerdim. Ama biri bana dışarıdan baktığında o kadar çocuksu bir kız görüyordu ki, topuklu ayakkabı giydiğim zamanlarda garipsiyordu. İnsanlar tuhaftı. Yine de benim giydiğim topuklular bile her zaman benden bir parça taşırdı. Gerek davetlerde babamın zoruyla giydiğim yüksek topuklular, gerek şu an ayağımda olan dolgu topuklar... Hepsinde en azından model ya da renk, benim izlerimi taşırdı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeri girerken gerginlikten can vermek üzereydim. Danışmadaki kızların gözlerinin üzerimde olduğunu fark ettiğimde yüzüme belli belirsiz bir tebessüm kondurdum. Adının Nazlı olduğunu bildiğim genç kız, “Ertuğrul Hoca geleceğinden bahsetmişti,” dedi ayağa kalkıp, masanın etrafından dolanarak yanıma geldiğinde. “Şu an ameliyatını yaptığı bir hastasını muayene ediyor. Hastasının taburcu işlemlerini yapacağım birazdan. İstersen babanı ofisinde bekleyebilirsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anladım,” dedim güler yüzlü bir şekilde. “Ofisinde bekleyeyim. Teşekkür ederim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Rica ederim canım.” Kız gülümsedi. Yanından geçip giderken, masanın arkasındaki diğer kıza, “Ertuğrul Hoca gibi ketum bir adamın nasıl oluyor da böyle pamuk gibi bir kızı olabiliyor? Onu gördün mü? Küçük bir kız çocuğu gibi, değil mi? Çok sevimli görünüyor ya!” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çevremdeki insanlarda bıraktığım ilk etki, ‘Çok sevimli!’ şeklinde oluyordu...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Asansöre binip babamın ofisinin olduğu kata çıktım. Tuhaf bir şekilde hastane bugün diğer günlere nazaran daha boştu, bunu asansöre tek başıma bindiğim anda fark etmiştim çünkü genelde asansöre bindiğim zaman, büyük bir kalabalıkla karşılaşırdım. Boş koridorda çevreme bakındım ve babamın ofisinin kapısına doğru yürüyüp, adının yazdığı küçük, gösterişli camdan kutuya baktım. Ertuğrul Karaisaoğlu. 

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçeride olmadığını bildiğim için kapıyı çalma gereği bile duymadan içeri girdim. Odasının içi her zaman olduğu gibi ferahtı, taze ıhlamur kokuyordu; durup etrafı kolaçan ettim, pencereleri sıkıca kapatmıştı ama perdeyi çekmemişti. Güneş ışığı, babamın kumtaşı masasının üzerine şeritler çekiyordu; masasının üstü her zaman olduğu gibi düzenliydi. Diğer doktorların aksine, benim babamın masasında çerçeveler göremezdiniz; masasında fotoğraflara yer vermezdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Siyah, deri koltuğa oturdum ve babamı beklemeye başladım. Gözlerim duvarlarda, ofisinin içinde turlayıp duruyordu. Duvarlarda şu âna dek aldığı başarı belgelerinin çerçevelenmiş bir şekilde asılı olduğunu gördüm. Onun için başarının resmi, bizim fotoğraflarımızdan çok daha üstündü. Babamın ofisinin kapısı aniden açıldığında, irkilerek kapıya doğru döndüm ve o an gördüğüm şey karşısında donup kaldım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ben farkında olmadan, dudaklarımdan bir, “Ha?” döküldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini kapının kenarına koymuştu, yalnızca kafasını içeri doğru uzatmıştı, bir de ayaklarını görebiliyordum. Yeşil gözler, bir an yüzümde duraksadı; beni tanıdığını anladım. Kaşları anında çatılırken, “Mustafa Kemal Kuran burada değil mi?” diye sordu soğuk bir sesle. Ses tonu, sanki dün yaşadıklarımıza bir sünger çekmiş gibiydi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O kim?” diye sordum, isim tanıdık gelmişti ama çıkaramamıştım. “Burası Ertuğrul Karaisaoğlu’nun odası.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tek kaşı havaya kalktı; bakışları benden ayrılıp kumtaşı masaya kaydı. Kumtaşı masanın üzerindeki Ertuğrul Karaisaoğlu yazısını görünce yüzünü buruşturup kafasını geri çekti; elleri hâlâ kapının üzerindeydi. Sanırım kapının dibinde duran cam kutuya bakıyordu. “Yanlış oldu,” dedi kafasını tekrar içeri doğru uzatırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an elimi ayağımı koyacak yer bulamadım. Yanaklarım anında ısınırken, gözlerimi ondan kaçırarak, “Önemli değil,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gideceğini sandım ama gitmedi. “Sen yine niye buradasın?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışlarım tekrar ona kaydı, şaşkın bir ifadeyle ona baktım. “Yine derken?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimin arabasına çarptın?” Alay eder gibi söylememişti bunu. Aksine, yüzünde mimik bile oynamıyordu şu an. Ciddi olabileceğini düşündüm.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ha? Şey... Kimsenin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ee?” diye sordu tekrardan, bedenini biraz daha içeri sokup. “Niye buradasın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü burası benim ba-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evren?” dedi tanıdık ses, hemen Evren’in arkasından. Evren içeri girerek babama geçmesi için yer açtığında gözlerim kocaman açıldı. Bu ikisi birbirini nereden tanıyordu? Babamın yüzünde hiçbir zaman rastlayamadığım aydınlık bir ifade belirmişti. Beni görmezden gelerek, “Hangi rüzgâr attı seni buraya?” diye sordu güler yüzle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren’in üzerinde dar, lacivert bir gömlek vardı. Gömleğinin düğmelerini çok abes kaçmayacak şekilde belli bir seviyeye kadar açık bırakmıştı. Uzun bacaklarını saran siyah kot, biraz spor bir görüntü çizse de gerçekten iyi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Odaları karıştırdım,” dedi yüzünde mimik oynamadan.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin gibi dikkatli bir adamdan beklenmeyecek bir hareketti bu.” Babam kısık sesli bir kahkaha attı. “Geçsene şöyle. Bir kahvemi iç.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yok, gitmem gerek benim. Tekrar kusura bakmayın.” Sarmaşık yeşili bakışlar yavaşça bana döndüğünde, babam da onun bakışlarını takip etti ve ikisinin de gözleri beni buldu. Olduğum yerde buharlaşıp uçmak istedim. “O kim?” diye sordu Evren düz bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim kızım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren gözlerini benden çekmeden, “Anladım,” dedi, sesi hâlâ aynı tondaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gülçehre, Evren ile tanışmalısın,” dedi babam elini Evren’in omzuna koyup yavaşça sıkarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baba,” diye homurdandım, gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutarken. Biz zaten tanışıyorduk. Peki ya bu ikisi nereden tanışıyordu? Adam resmen babamın tanıdığı çıkmıştı! Babama her şeyi anlatır mıydı acaba? Endişenin zehir gibi yayıldığı gözlerimi Evren’e dikerek ona dikkatle baktığımda, bakışları bir süre ona diktiğim gözlerimde oyalandı ve sonra benden uzaklaştırdığı gözlerini babama çevirdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gitsem iyi olacak,” dedi mesafeli bir şekilde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah, tabii. Tekrar bekliyorum, bir gün gel, oturur sohbet ederiz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelmeye çalışırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren, babamın ofisinden çıktığında, babamın bakışları bir kez daha beni buldu. “Gelmişsin,” diye fısıldadı, sanki bir sırrı zihnime buzdan harflerle sıralıyormuş gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelmemi sen istemişsin,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiçbir şey söylemeden masasının arkasında duran koltuğuna yerleşti. Ellerini yumruk yaparak masanın üzerine koydu, gözlerini yüzüme dikti. Dudakları aralanacak gibi oldu ama kararsızlık kelimelerinin üzerine döküldü ve dudaklarını tekrar sıkıca kapattı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neden buradayım baba?” diye sordum bedenimin bir kısmını ona doğru çevirip, ilgi dolu gözlerimi onun gözlerinin penceresine tıpkı bir mum gibi dikerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bugün tanışmanı istediğim biri var, o yüzden,” dedi hiç düşünmeden.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Duraksadım. “Ne? Ayrıca sen o... O adamı nereden tanıyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kimden bahsediyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Az önceki adamdan.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evren? Tanımamam mı gerekiyor?” Bana şüpheyle baktığında gözlerimi ondan kaçırmamak için kendimi zor tuttum. “Her neyse. Bak, dün için biraz üzgün olabilirim. Sana çok sert çıkıştığımı düşünmüyorum ama annen her şeyi büyütüp, dallandırıp budaklandırır, biliyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Farkında olmadan yumruğumu sıktım. Diğer elim, benden izinsiz bir şekilde elbisemin eteğine doğru kaydı ve kumaşı avuçladı. “Kimle tanışacağım baba?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mustafa Kemal Kuran’la.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“İsmi çok tanıdık geliyor ama o kim?” diye sordum. Evren de bana bu ismi sormuştu ama bir türlü kim olduğunu çıkaramıyordum. Babam bana dehşet içinde baktığında omuz silktim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başhekim,” dedi babam üstüne basa basa. “Bunu nasıl bilmezsin sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmem mi gerekiyor ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Elbette bilmen gerekiyor!” Babam öfkeyle soludu. “Gerçekten her şeyden bihaber yaşamaya daha ne kadar devam edebileceksin? O YGS puanıyla LYS’ye girmen hiçbir şey ifade etmeyecek benim için. O yüzden şimdiden çalışmaya başla. Seneye bir kez daha gireceksin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Benim YGS puanım gayet yüksek,” dedim düz bir sesle. “LYS sınavında da bayağı yukarı çekeceğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O puan benim isteğimi karşılayacak mı peki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baba, eğer gözün en yükseğinde olmasaydı, ben geçen yıl zaten tıp fakültesine girebilecektim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben senin itibarını düşünüyorum!” diye çıkıştı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen kendi itibarını düşünüyorsun!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bakışları donuklaştı. Konu nasıl oluyordu da durmadan şu sınava gelebiliyordu? “Tek istediğim senin iyiliğin,” dedi buz gibi bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor olmak istemiyorum,” dedim son kez, oturduğum yerden kalkarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Otur şuraya, Gülçehre!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sürekli aynı şeyi yapıyorsun,” diye fısıldadım zorlukla. “Sürekli beni köşeye sıkıştırıyorsun. Canımın yandığını hiç mi görmüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babamın soğuk bakan gözlerindeki buz sarkıtlarının göz bebeğine saplandığını gördüm. Dişlerini sıktı; yanaklarında oluşan çukura, ayaklarının altında ezdiği gül yapraklarının cesetlerini gömmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin canını yakıyorum, öyle mi?” Sesi de gözleri ve kalbi gibi buzdandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” diye itiraf ettim elbisemin eteğini daha sıkı avuçlayarak. “Canımı yakıyorsun. Çok yakıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman bu daha hiçbir şey, Gülçehre,” dedi babam. Kalbime bir kazık saplasa, bu kadar büyük bir acı duymaz, hemen şuracıkta ölürdüm en azından. “Canını daha çok yakacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biliyorum,” diye kabullendim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O zaman?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sertçe yutkunurken burnumun direği sızlıyordu. “Neden?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çünkü hiçbir can, yanmadan soğumaz,” dedi babam gözlerini benden kopararak. “Sen benim kızımsın. Seni eğitmek zorundayım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başhekimle tanışmayacağım,” dedim düz bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tanışmadan gidemezsin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Hiçbir şey söylemedim, ona cevap bile verme gereği hissetmedim. Kapıyı ikimizin arasına örttüğümde, kalbimin de üstüne acıyı örtmüştüm. Gözlerimi yukarı kaldırıp, elimle ağzımı kapattım ve hıçkırığımı geri yutarak gözyaşlarımı geri çevirmeye çalıştım. İnce parmaklarımın dudaklarımın üzerinde titrediğini hissedebiliyordum. Bakışlarım hızla koridorun duvarlarına kaydı; etrafı inceledim, kimseler yoktu. Sertçe yutkunup, ayaklarıma ilerlemesi için bir emir gönderdim ama ayak bileklerim uyuşmuştu. Sanki bir adım atsam, olduğum yere yığılıp kalacaktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir elimi koridorun duvarına koydum ve yavaşça yürümeye çalıştım. Diğer elim hâlâ dudaklarımın üzerindeydi, elimi ağzımın üzerinden kaydırarak çektim ve tekrar elbisemin eteğinin ucundaki kumaşı avuçladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hissi sevmiyorum,” diye fısıldadım. Bu, duvara vermiş olduğum bir sırdı. “Tıpkı tüy yumağını kusmak için bir köşeye geçen kedi gibi, hırıltılar çıkararak kalbimi kusmak istiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İntiharın üzerini renklerle örtmüştüm ben. Ölümü çiçeklerle süslemiştim. Bir gün başarıp bu canı kendi ellerimle Tanrı’nın huzuruna çıkaracak olursam, ölü bedenim çiçeklerle süslensin istiyordum. Ben, güzel ve mutlu bir ceset olmak istiyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Koridorun sonuna geldiğimde, “Her şey yolunda mı?” diye sordu nahif bir erkek sesi. Kafamı kaldırıp sesin geldiği yöne diktiğim gözlerimi kırpıştırdım. Uzun boylu, zayıf, saçları bembeyaz bir adam, hemen önümde dikiliyordu. Endişeyle irileşmiş gözlerini yüzüme dikmiş, beni inceliyordu. Üzerinde bir doktor önlüğü vardı ama yakasında adının yazdığı bir yaka kartı yoktu. Duraksayıp tedirgin gözlerle ona baktığımda, elini yakasına götürüp gülümsedi. “Sadece yaka kartımı düşürdüm,” dedi sıcacık ses tonuyla. “Tehlike arz etmediğime yemin edebilirim, Küçük Hanım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlıyorum,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen Ertuğrul’un kızı değil misin?” diye sordu gözlerini üzerime dikip, daha büyük bir dikkatle beni inceleyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedim zorlanarak. “Ben onun kızıyım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kocaman kız olmuşsun ama yüzün hiç değişmemiş!” Güldü ve eliyle yeri işaret ederek, “Senin şu kadarcık olduğun zamanları bilirim ben. Seni ilk kez, Ertuğrul bu hastanede çalışmaya başladığında görmüştüm,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evet, burası babamın çalıştığı ikinci hastaneydi. Kariyerinin zirve yapmasını sağlayan hastane...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey... Üzgünüm ama ben sizi çıkaramadım.” Mahcup bir şekilde gülümsediğimde, o da aynı şekilde karşılık verdi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok küçüktün, zaten en fazla bir iki kez görmüşsündür beni. Hastaneye pek uğrayan biri de değilsin bildiğim kadarıyla.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlıyorum, efendim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzündeki gülümseme derinleşti. Birkaç saniye dikkatle gözlerimin içine baktığında irkildim. Sanki gözlerimin arkasındaki çoğu şey onun önündeymiş gibi büyük bir bilgelikle bakıyordu bana.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Her şey yolunda mı?” diye sorduğunda, gözlerimi kaçırarak, “Evet, elbette,” dedim kısık bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“O hâlde Ertuğrul’un küçük kızı bahçede benimle bir fincan kahveye hayır demez, öyle değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yaşlı adama baktım. Ela gözlerinin etrafındaki çizgiler, yılların ona armağan ettiği bir fedakârlığın resmi gibiydi. İlk bakışta bile onun hakkında iyi izlenimler alabilmek mümkündü. Bir insanın kalbinin güzelliği yüzüne vurur muydu? Bu adamın vurmuştu. Gözyaşlarımı sandıkların içine saklamanın en kolay yolu, biraz kafa dağıtmak olabilirdi. “Tabii,” dedim, her ne kadar kahveden çok hoşlanmasam da.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam eliyle ileriyi göstererek, “Buyurun, Küçük Hanım,” dedi kibar bir samimiyetle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimde olmadan tebessüm ederken buldum kendimi. Adamla birlikte alt kata inene kadar pek bir şey konuşmadık. Danışmanın önünden geçerken, Nazlı, “Hocam!” dedi, yanımdaki adama. “Yaka kartınız...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam elini yavaşça havaya kaldırıp tebessüm ederek, “Ah, ben de her yerde onu arıyordum. Rica etsem onu odama bırakabilir misin, Nazlıcığım?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Nazlı, gülümseyerek, “Tabii ki,” dedi. Adam o kadar güler yüzlü, o kadar samimi biriydi ki, buradaki herkesin onu çok sevdiğini düşünmeden edemedim. Birlikte bahçeye çıktığımızda bana tekrar yol vererek bahçedeki kafeteryaya doğru yürümemi işaret etti. Ona uyarak kafeteryaya doğru yürüdüm. Boş masalardan birine yerleştiğimizde, kafeteryada çalışanlardan biri, “Hocam,” dedi gülümseyerek.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba, İsmail,” dedi adam aynı tebessümü kafe çalışanına da göstererek. “Ben sade bir kahve istiyorum. Siz ne içeceksiniz bakalım, Küçük Hanım? Kahveyi sevmediğinizi gözlerinizden okuyabildim az önce.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanaklarım anında kızarırken, “Şey, sanırım portakal suyu içebilirim,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hemen getiriyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adının İsmail olduğunu öğrendiğim kafe çalışanı gözden kaybolduğunda, adam, “Babanı görmek için mi geldin?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başta sessiz kalmak istesem de adamın samimiyetine güvenerek, “Evet,” diye itiraf ettim. “Ama kendi isteğimle geldiğim söylenemez.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarını kaldırdı. “Nasıl yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babam beni buraya biriyle tanışmam için çağırmış,” dedim. Portakal suyum geldiğinde, derin bir nefes alıp, büyük pipeti portakal suyunun içinde gezdirdim. “Biraz tartışmış olabiliriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım tanışmak istemediğin biriyle tanıştırmaya çalıştı?” dedi sorar gibi. Önüne konan kahve fincanını küçük bir çubuk ile karıştırdı ve kahvenin kıvamını yoğunlaştırdı. “Doğru muyum?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır. Sadece babama kızdım biraz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ertuğrul zor bir adamdır,” dedi bana hak verir gibi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sanırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlıyorum.” Kahvesinden bir yudum aldı. “Peki tanıştın mı seni tanıştırmak istediği kişiyle?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hayır.” Portakal suyumdan bir yudum aldım ve tekrar pipetle oynamaya başladım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni kiminle tanıştırmak istediğini sorsam, haddimi aşmış olur muyum?” Kahve fincanını, fincanın tabağının üstüne koydu ve bana baktı, bakışları sıcaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başhekim,” dedim derin bir nefes almadan önce. “Babam için gerçekten çok değerli birisi. Sanırım babam, onun benim düşüncelerimi değiştirebileceğini falan sanıyor.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Senin düşüncelerin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Muhtemelen babamı tanıyorsanız, onun en büyük arzusunun benim de onun gibi bir doktor olmam olduğunu bilirsiniz.” Karşımdakinin bir yabancı olmasını zerre önemsemeden kaşlarımı çatıp, zihnimde beliren kelimeleri hizaya soktum. “Ben doktor olmak istemiyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kafamı kaldırıp adama baktığımda, ela gözlerinde anlayışın parıldadığını görür gibi oldum. Başını yavaşça sallayarak, “İstemediğin bir mesleği yapmamalısın zaten,” dedi babacan bir tavırla. “Baban neden başhekimin senin kararlarını değiştirebileceğini düşünüyor ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bilmiyorum,” dedim kuru bir sesle. “Başhekimi tanımıyorum. Tanımadığım biri nasıl düşüncelerimi değiştirebilir ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam, güldü. “Beni de tanımıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ama siz düşüncelerimi değiştirmeye çalışmıyorsunuz ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki başhekimin senin düşüncelerini değiştirmeye çalışacağını nasıl düşünebiliyorsun?” Kahvesinden bir yudum alıp fincanı tutan eliyle beni işaret ederek gülümsedi. “Kendin dedin. Onu tanımıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısınız,” diye kabullendim. “Sanırım çevremdeki herkesi aynı kalıbın içine sokuyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar güldü. “İleride yapmak istediğin bir meslek var mı?” diye sordu bana ilgiyle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin söylediklerini hatırlayınca duraksadım. Benim bir hayalim, bir arzum, peşinden koştuğum bir şey yoktu. Başımı iki yana sallarken gözlerimi portakal suyuma çevirdim. “Yok sanırım.” Sesimin tellerinde umutsuzluk oturuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doktor olmak istemiyorsun ama bir hayalin de yok, öyle değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Peki neden doktor olmak istemiyorsun? Tamam, bir nedene ihtiyacın yok, biliyorum ama... Sonuçta bir hayalin de yok. Sadece merak ediyorum.” Gülümsedi. “Seni sıkmak istemem.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Küçüklüğümden bu yana babam tarafından birçok kez doktor olmaya teşvik edildim. Hiçbir zaman merakım ya da hevesim olmadı. Evet, çok kutsal bir meslek olduğunu biliyorum ama kalbim o meslek için atmadığı sürece, ne kadar iyi bir doktor olabilirim ki?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısın,” dedi. “Mesela nasıl teşvik edildin?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sertçe yutkunup, “Hangi adam kızının birinci yaş gününde ona oyuncak bir stetoskop alır ki?” diye sorup, bakışlarımı adama çevirdiğimde, adamın duraksadığını gördüm. “Abartmıyorum,” diye fısıldadım. “Şu âna dek bana aldığı tüm hediyelerin ucu bu mesleğe dayanıyordu.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz abartmış.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tamam. Bir hayli abartmış.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Portakal suyunun olduğu cam bardağı iki avucumun arasına alarak bardağı önüme doğru çektim. “Yine de onu suçlamıyorum. Kötülüğümü istemiyor, biliyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sen yüreği çok güzel bir kız çocuğusun,” dedi adam gülümseyerek. “Seninle tanıştığıma çok memnunum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey...” Utandım. “Ben de sizle tanıştığıma çok memnunum. Bu arada isminizi öğrenemedim ama... Sormayı unuttum. Çok affedersiniz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Adam bana elini uzatırken, “Mustafa,” dedi huzur verici bir sesle. Elimi eline doğru uzattım, tokalaştık. “Mustafa Kemal Kuran.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzümdeki ifade dondu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ben... Ben çok...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah, hayır,” dedi elini çekip genişçe sırıtırken. “Lütfen. Nereden bilebilirdin ki? Çok keyifli bir sohbetti. Adın... Annenin adına benzer bir adın vardı, değil mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tamamen bordo rengini almış bir şekilde, “Gülçehre,” dedim nefesimi tutarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tekrar çok memnun oldum, Gülçehre. Konuştuğumuz her şey ikimizin arasında bir sır olarak kalacak, bilmeni isterim.” Oturduğu yerden yavaşça kalkarken, “Şimdi gitmem gerek,” dedi ve kolundaki saate kısaca göz attı. “Oğlumu çok bekletmiş olmalıyım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok teşekkür ederim, Mustafa Kemal Bey,” dedim, adının güzelliğini hayranlıkla telaffuz ederken. “Ben de tanıştığıma çok memnun oldum, gerçekten.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Tekrar gülümsedikten sonra ücreti masanın üzerine bıraktı ve yeniden benimle el sıkışıp yanımdan ayrıldı. Taksi durağına kadar yürüsem iyi olacaktı. Şayet şu an, az önce yaşadığım şoku atlatabilmek için biraz zamana ihtiyaç duyuyordum. Ya adam tüm bu konuşmaları babama anlatırsa, o zaman ne yapardım ben? Çok şükür ki gerçekten güvenilir birine benziyordu. İçim, bu açıdan çok rahattı. Taksi durağının önüne gelene dek kafamın içinde oyalanacak bir sürü düşünceyi yere sermiştim; parmaklarımı bir bir hepsine daldırıyor, hepsinin yarasını kanatıyordum ve dayanamayıp o yaraları parmak uçlarımdaki anılarla sarıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

????

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zamanı ikiye ayıran bıçak, alnımın çatısına saplanmış gibi hissediyordum. Bir süre ellerimi akmakta olan suyun altından çekmedim. Su gitgide daha sıcak akmaya başlamıştı. Kafamı oynatmadan, yalnızca gözlerimi kaldırarak karşımda duran aynaya baktım. Kâküllerim alnıma yapışmıştı, bunun sebebi çok terlememden kaynaklıydı; gözlerimin altında kara gölgeler vardı, bunun nedeni de uykumu alamamamdan kaynaklanıyordu. Eve geldiğimde biraz bahçeyle ilgilenmiştim, Hamiyet teyze çay içmek için beni bahçelerine davet etmişti ve onları kıramayıp yanlarına gitmiştim. Şimdiyse buradaydım, bu banyonun içinde.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yalnız kaldığımda değişen ifadem beni ürkütüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Çok küçükken, aynı sokakta oturduğumuz bir arkadaşım vardı. Benim aksime o çok erkeksi giyinir, saçlarını hep kısa kestirirdi. Bunu isteyen o değildi, babası katı kurallara sahip bir adamdı ve onu öyle yetiştiriyordu. Kızın ismi Öykü’ydü. Benim rengârenk kıyafetlerim hep ilgisini çekerdi. Benim şanslı olduğumu düşünüyordu. Bir keresinde bana, “Babanın kıymetini bilmelisin. Benimkisi kot etek giymeme izin vermiyor. Saçlarımı da uzattırmıyor,” demişti, bunu söylerken gözlerinden hızla akan yaşları hatırlıyordum. Yine de babasının onu nasıl sevdiğini, o adamın gözlerinde görebilmiştim. Her ne kadar kızını büyük bir baskı altında büyütüyor olsa da Öykü’ye eşsiz bir şahesere bakıyormuş gibi bakardı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İçimden hep aynı şeyi fısıldardım ama bunu Öykü’ye hiç söylemedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babanın kıymetini bilmelisin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elimi suyun altından çektiğim an su akmayı kesti. Karnımda bir ağrı vardı; karnımdaki ağrıyı belimin sızısı takip ediyordu, katlanılmaz bir şeydi bu. Dün bisikletimin direksiyonuna çarptığım için olmadığı kesindi. Yakın zamanda regl olacakmışım gibi hissediyordum. Regl düzenim o kadar bozuktu ki, ne zaman geleceğinden bihaber yaşıyordum. Düzensizliğimi hiçbir zaman kafaya takmamıştım aslında. Sorun değildi ama yerli yersiz ağrılar çekmekten bıkmış usanmıştım artık.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Odamdaki banyodan çıkıp üzerimi değiştirmek için kıyafet dolabımı açtım. Mini, pembe bir şort ve üzerine de beyaz, bol bir tişört giydim. Havalar gitgide daha da ısınıyordu ama İzmir’deki nem oranı çok fazlaydı, bu çok daha çabuk terlememize neden oluyordu. Saçlarımı tepemde dağınık bir şekilde topladıktan sonra kalem ile topladığım kısmı tutturdum. Mangalarımdan bir tanesini çıkartıp, kulaklığımı takarak odamın balkonuna çıktım ve sandalyemi çekip oturdum. Bacaklarımı balkonun demir korkuluklarına uzattım ve mangamın kapağını açıp ilk sayfasını çevirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Zaman nasıl bu kadar çabuk geçmişti hiçbir fikrim yoktu. Manganın kapağını kapatıp kafamı kaldırdığımda, biraz önce göğün göğsünde dikili duran güneşin, binaların arkasına saklanmaya başladığını gördüğümde duraksadım. Akşamüstüne uzanan saatleri seviyordum, bana huzur aşılıyordu. Gök, mavinin hoş ama kapalı bir tonuyla renklenirken; güneşin kızıl yarıkları, maviyle dans ederek farklı bir renge ev sahipliği yapmıştı. Gökyüzünün bir kısmı tatlı bir mor renginde, bir kısmı mavi, bir kısmı kızıl lekelerle doluydu. Babamın gri arabasını sokağın başında gördüğümde duraksadım ve korkuluklara uzattığım bacaklarımı hızla çekerek yere indirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Muhtemelen kavga çıkacaktı. Bağırıp çağıracaktı, belki biraz daha kalbimi kıracaktı ama eninde sonunda susacaktı. Kendimi yaklaşan kaosa hazırlarken odama geçtim ve yatağın üzerine oturdum. Derin bir nefes alıp gözlerimi yumdum, alt kattan yükselen kilit sesini işitince dişlerimi sıktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerçekten çok yorgun hissediyorum,” diye homurdandığını duydum annemin.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bugün sakindi,” dedi babam hemen arkasından. Anahtarlarının sesini duydum. “Sen her gün böyle yorgun hissediyorsun, Gülben.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana da bir şey söylenmiyor,” dedi annem huysuz bir sesle. Kısa bir sessizlik yaşandı. “Gülçehre odasında sanırım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aklı varsa bugün gözüme görünmesin.” Gözlerimi açıp boşluğa baktım. “Nasıl sinirliyim ona, inan anlatamam.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Çok üstüne gidiyorsun,” diye fısıldadı annem. “Duyacak çocuk şimdi. Sessiz ol biraz!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Duyarsa duysun!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ertuğrul, abartıyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Başlama yine,” dedi babam zehirli bir sesle. “Sen yüz veriyorsun şu kıza. Tepemize çıktı! Karnım çok aç benim. Senin bir şeyler yapmanı bekleyebilecek gibi hissetmiyorum kendimi. Bir şeyler sipariş edelim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Sonrasında sürdürdükleri konuşmayı dinlememeyi tercih ettim. Canım hiçbir şey yemek istemiyordu ama annem sipariş verdikten yaklaşık kırk dakika sonra yemekler gelmişti. Her ne kadar aşağı inmek istemesem de annemin tatlı ısrarını kırmak istemedim ve alt kata indim. Alt katın balkonundaki masanın üzerine koydukları siparişlere kısaca göz gezdirdikten sonra bakışlarım bahçeye kaydı. Her zaman bisikletimi koyduğum yerde bisikletimin olmayışı, midemin burkulmasına neden oluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem omzuma dokunduğunda irkildim. “Güzelim?” dedi meraklı bir tınıyla. “Dalmışsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gökyüzü laciverte yakın bir renge bürünmüş, sokak lambaları yanmaya başlamıştı. Sokakta koşuşturan birkaç çocuk, evlerine gitmenin telaşı içindeydi. Çıplak ayaklarımı korkulukların aralıklarına yerleştirip, “Hiç,” diye fısıldadım. Babam şu an duştaydı, henüz onunla yüz yüze gelmemiştik. “Dışarıdan yemek yemeyi seviyorum ama senin yaptıkların kadar lezzetli değiller.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Güldü. “Baban kurt gibi acıkmış olmasaydı senin için lazanya yapacaktım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Mühim değil,” diye fısıldadım. “Ama o duşunu alana kadar sen zaten bir şeyler hazırlardın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Babanı bilmiyor gibi konuşmasana.” Annem masanın üzerine koyduğu sürahiyi aldı ve bardağının içini suyla doldurup, suyu tek dikişte içti, sonrasında derin bir nefes aldı. “Çok pimpirikli bir adam, biliyorsun işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer bana haber verseydin bir şeyler hazırlayabilirdim,” dedim tedirgin bir sesle. Mutfakta pek iyi değildim ama en azından açlıktan ölmeyecek kadar bir şeyler yapabiliyordum. Annem bana alay dolu bir bakış atınca gözlerimi kaçırdım, annem kahkaha attı. “Pekâlâ,” diye homurdandım. “Bunu cevap olarak kabul ediyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne kaynatıyorsunuz yine?” Babamın sesiyle irkilip bakışlarımı tekrar bahçeye çevirdim. Onun bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum ama ona bakmamayı tercih ettim. Babam sandalyelerden birini çekti, çektiği sandalyenin bacaklarının zeminde çıkarttığı o çirkin sesi dinlerken yüzümü buruşturdum. “Gülçehre,” dedi sert bir sesle. “Orada öylece dikilme. Otur ve yemeğini ye.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum ve ona bakmadan o tarafa doğru dönüp sandalyelerden birine yerleştim. Önümdeki servis tabağına paketlerden birini boşalttıktan sonra dürümü incelemeye başladım. İçinde soğan olmadığını görmek içimi rahatlatmıştı. Dürümümden bir ısırık alırken gözlerim babamın gözleriyle buluştu. Doğrudan bana baktığını görmek, karnıma yumruk yemişim gibi hissettirmişti. Kendi dürümünden büyük bir lokma aldı, ağır ağır çiğnemeye başladı, bunu yaparken beni izliyordu. Ona aldırış etmemeye özen göstererek yemeğimi yemeye çalıştım ama şu an masada soğuk rüzgârlar esiyordu. Tepemizde yanan soluk sarı rengindeki lambanın üzerine konan, küçük sineğe benzeyen kelebeklere bakıp ağzımdaki lokmayı yuttum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bugünü unutmadım,” dedi sonunda konuştuğunda. Ona baktım ama tepki vermedim. Dürümünden büyük bir lokma daha kopardı, çiğnerken bana öfkeyle bakıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Lütfen başlama,” diye uyardı annem, babamı. “Huzur içinde yemek yiyelim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarımı kaldırıp dürümümü ısırdım. Babam burnundan sert bir nefes vererek güldü, bu tamamen alayla doluydu. “Bugün Mustafa Kemal Kuran ile tanışmasını ne kadar çok istediğimi biliyordun,” dedi babam, gözlerindeki öfke gitgide artıyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” diye onayladı annem. “Ama bunu yemeğinizi bitirdiğinizde özel olarak, sakince konuşmanız daha mantıklı değil mi sence de, Ertuğrul?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam gözlerini yüzümden ayırmadan, “Senin kızın konuşmaktan anlamıyor,” dedi kuru bir öfkeyle. “Bu yaştan sonra istediği kötek mi anlayamıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir an gerildim ama yüzümdeki ifadeyi bozmadım. Küçükken, henüz hiçbir şeyin farkında değilken bana yaşattığı bir anı, midemin şiddetle bulanmaya başlamasına neden olmuştu. Dokuz ya da on yaşlarındaydım, ona ilk kez o zaman karşı koymaya başlamıştım ama karşı koyuşum bile ona olan sevgim yüzünden yarım yamalaktı. Yapmamam gereken bir şeyi yapmış, onu gereğinden fazla delirtmiştim. Müdürün odasındayken bana attığı bakışları hâlâ hatırlıyordum. Devamında... Yani o gün, akşam eve geldiğimizde saçlarımdan tutup çekiştirerek beni lavaboya götürmüş, lavabonun giderini kapatıp suyu açmış ve lavaboyu ağzına kadar suyla doldurup, tuttuğu saçlarımdan beni iterek kafamı o suyun içine batırmıştı. “Özür dilerim, babacığım,” diyordum, kafamı her suyun içinden çıkarttığında. “Bir daha öyle ayıp şeyler söylemeyeceğim, babacığım.” Bu onu durdurmaya yetmiyordu. “Bir daha sözünden çıkmayacağım, babacığım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hey!” dedi babam aniden. Korkuyla sıçradım. Bu anıyı hiçbir zaman anneme anlatmamıştım. “Beni dinliyor musun sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Önümdeki servis tabağını yavaşça masanın ortasına iterek, “Yemek için teşekkürler,” dedim kısık bir sesle. Annemin bakışlarını yüzümde hissedebiliyordum ama ne anneme ne de babama bakamadım. “İzninizle odama gidebilir miyim?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuşmam henüz bitmedi,” dedi babam, gözlerini yüzüme diktiğini biliyordum. Ona bakamadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Haklısın, baba,” dedim elimde olmadan. “Bir daha tekrarlamayacağım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Tekrarlama şansın olamaz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annem, mavi gözlerini babama dikerek, “Ertuğrul!” diye uyardığında babam sustu ama dişlerini sıktığını biliyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Odama gidebilir miyim, anne?” diye sordum, gözlerimi masanın ucuna dikmiş, kaskatı kesilmiş bir şekilde orayı izlerken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gülçehre, her şey yolunda mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Annemin sorusunu duymazdan geldiğimde, babam, “Bana diyorsun ama sen onun üzerine benden daha çok düşüyorsun,” dedi sıkıntılı bir sesle. “Tamamdır, odana git.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Şu an hava gayet sıcaktı ama ben donuyordum. Donmayı bir yana koymuştum, şu an anlam veremediğim büyük bir korkunun içerisindeydim. Oturduğum masadan kalkıp üst kata çıkana kadar bedenim tir tir titredi. Kendimi banyoya kapatıp ellerimi yıkadıktan sonra, diş etlerimi kanatmak pahasına, fırçayı dişlerime bastıra bastıra dişlerimi fırçaladım. Eğer şu an bisikletim olsaydı biraz gezintiye çıkabilirdim ama maalesef artık bir bisiklet sahibi değildim. Yürümek iyi bir fikir olabilirdi. Biraz nefes alırdım. Uzaklaşırdım. Soyutlanabilirdim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beyaz kot pantolonumu giyip, üzerime ince, beyaz, yakasından göğsüne doğru pembe ve mavi çiçek desenlerinin indiği gömleğimi giydim. Beyaz kotumun bileklerini kıvırdıktan sonra beyaz spor ayakkabılarımı da giyip saçımı sıkı bir atkuyruğu yaparak evden çıktım. Babam evden çıktığımı görmemişti, bu benim açımdan daha iyiydi. Odama tıkılıp ders çalıştığımı, test çözdüğümü düşünmesi yararımaydı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bahçeye bakan balkonun önünden geçerken tedirgin gözlerle balkona baktım, annem masayı henüz tam olarak toparlamamıştı ama ikisi de balkonda değildi. Demir bahçe kapısını yavaşça açtım ve dışarı çıktım. Etraf artık daha karanlıktı ama sokak lambalarının yaydığı ışık, karanlığı gölgelerin ardına gizlemişti. Kaldırım sırasınca dizilmiş, turuncu ışık yayan sokak lambalarının altında yürümeye başladım. Kulaklıklarım kulağımdaydı, sevdiğim bir K-Pop grubunun yeni şarkısını dinliyordum ama kendimi şarkıya bir türlü tam anlamıyla veremiyordum. Sahile gidebilirdim, çok da uzak sayılmazdı. Babam evi bilerek denize yakın bir yerde almıştı. İmkânlarını sonuna kadar kullanmayı sevdiği gibi, gösterişi de severdi. Lüks evlerin kıstırdığı ve ağaçların bekçiliğini yaptığı sokakta tek başımaydım. Gündüzleri dışarıda oyunlar oynayan küçük çocuklar, hava karardığı için evlerine dönmüştü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Beni diğerlerinden ayıran özelliklerimden birisi de bu yaşıma kadar hiçbir arkadaş grubunun içinde yer almamış olmamdı. Öykü’den başka bir oyun arkadaşım olmamıştı. İlkokul, ortaokul ve hatta lise... Tüm bu vakitlerimin hepsini okuldan eve, evden okula, okuldan kursa veya dershaneye giderek geçiren bir kız olmuştum. İnsanlar bana hiçbir zaman hastalıklıymışım gibi bakmamıştı, yalan yoktu. Aksine birçok kez beni aralarına katmaya, gruplarına dâhil etmeye çabalamışlardı ama babam buna her zaman engel olan taraf olarak beni çekip kopartmıştı. Tek arkadaşım, okuduğum kitaplardaki karakterlerdi. Mangalardaki kız çizimlerini inceler, onlarla arkadaş olduğumu hayal ederdim. Belli bir yaşa gelince bunların da yetersiz olduğunu anladım ama kitap karakterleriyle kurduğum dostluğu hiçbir zaman saçma bulmadım. İnsan, telefonun diğer ucundan bile olsa onu dinleyen, onunla gülen, onunla ağlayan birine ihtiyaç duyuyordu. İnsan, bir nefes istiyordu, kendi nefesine karışan...

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Düşüncelerimin eşiğinde dolanırken sahile geldiğimi yeni fark ediyordum. Alsancak’ın sahilinin en sevdiğim yanı, denizin karşısına sıralanan kafeler, restoranlardı; çok şık, göz alıcı duruyordu ama aynı zamanda içtendi de. Arnavut kaldırımların üzerinde yürürken çevremde olup biteni inceliyordum. Çoğu çift el ele, kol kola sahilde yürürken, birkaç arkadaş grubu da çimlerin üzerine serilmiş, eğleniyorlardı. Denizin tuzlu kokusunu içime doldurdum. Kayalıklara doğru yürüdüm, burası tüm o ışıltının aksine çok daha loş ve sessizdi. Dalgalar yavaşça kayalıklara çarparken derin bir nefesi daha ciğerlerime misafir ettim. Bulduğum bir köşeye otururken bakışlarım karanlığın üzerine çöktüğü suya kaydı. Çarptığı yerde köpükler oluşuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer kayalıklarda oturmayı seviyorsan, bunun için Bostanlı Sahili daha uygun değil mi sence de?” Ağır bir kadın parfümü kokusu eşliğinde zihnime dokunan sesin sahibine baktım. Gri saçları beline kadar geliyordu; dümdüz fön çekilmişti ve gözlerinde de ağır, siyah bir makyaj vardı. Gözlerinde lens olduğunu anlamak zor değildi; açık renk duran lenslerin altında biraz daha koyu bir göz rengi taşıdığına emindim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“S-sadece...” Kekeledim. “Hava almak için çıkmıştım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kızın ağzında sakız olduğunu, bana gülümsediğinde anladım. Sıcak havaya rağmen ayaklarında siyah, kalın tabanlı zincirli botlardan vardı. Parmaklarının arasında tuttuğu sigarayı usta bir hareketle denizin içine attı, bağdaş kurarak yanıma oturdu. İzmariti denize atması anlık kaşlarımı çatmama neden oldu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Kıvılcım ben,” dedi elini bana doğru uzatırken. Tırnakları çok uzundu, hepsini koyu renk, lacivert tonlarında bir renge boyamıştı. Bana uzattığı eline ve hemen ardından tekrar lensli gözlerine baktım. Kirpikleri takma mıydı yoksa gerçek miydi bilmiyordum ama o kadar uzundu ki, inanılmaz gür duruyordu. “Şirin giyinen kızları yemiyorum,” dedi yüzünü buruşturarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Elini ısrarla bana uzatmaya devam edince, elimi eline dokundurup, “Gülçehre,” diye fısıldadım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlamı ne? Çehre yüz demekti sanırım. Gül yüzlü falan mı?” Güldü. “Tanımına tam uyuyorsun var ya...” Elini çekip taşların üzerine koydu, omuzlarını dikleştirip gökyüzüne baktı. “Ben de benimkini bekliyorum işte, Gül Yüzlü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seninkini mi?” Ona tuhaf tuhaf baktığımda, yamuk bir şekilde güldü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sevdiğim beyi,” dedi alaycı bir sesle. “Manita işte.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarımı kaldırarak bakışlarımı denize çevirdim. “Anladım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Konuşkan biri değil misin?” diye sorarken bana baktığını biliyordum. “Kaç yaşındasın bu arada?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“On dokuz,” dedim kısık bir sesle. “Sen kaç yaşındasın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yirmi dört,” dedi umutsuz bir sesle. “Bu temmuz ayında yirmi beş...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiç göstermiyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Cidden mi?” Gülümsediğini hissedince ona baktım. “Sen de daha küçük duruyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bu hep duyduğum bir şey,” dedim sıkkın bir tavırla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğal.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yavrum,” dedi biri aniden, tanıdık bir ses olduğunu düşündüm bir an. Daha önce duymuşum gibi hissetmiştim. Kafamı kaldırıp sesin sahibine baktım, Kıvılcım’ın saçlarının üstünü öptükten sonra bakışları bana doğru kaydı. Koyu kahverengi gözlerinde boşluk vardı, kaşlarını kaldırdı. “Beni beklerken kendine arkadaş mı buldun bakalım?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım oturduğu yerden kalkıp pantolonunun arka tarafını eliyle silkerken, “Evet,” dedi sırıtarak. “Yavuz, bana sigaran olduğunu söyle çünkü az önce son sigaramı şu gördüğün İzmir denizine fırlattım.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Azaltmalısın,” dedi adının Yavuz olduğunu öğrendiğim, uzun boylu, vücudu oldukça heybetli olan genç adam. Saçları kısa kesilmişti, üç numara denilebilirdi ama ona yakışmıştı. Sağ kolunun tamamını kaplayan bir dövmeye sahipti. Giydiği yarım kollu tişörtten dövmesini görmek oldukça kolay oluyordu. Sigara paketini çıkartıp, Kıvılcım’ın paketten bir dal sigara çekmesini bekledi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kız sigarayı çekip dudaklarının arasına yerleştirdikten sonra bana Yavuz’u göstererek, “Geldi işte,” dedi dudaklarının arasında duran sigaraya aldırış etmeden, sesi boğuk çıkmıştı. “Bu da benimki, az önce bahsettiğim.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba,” dedi Yavuz başını hafifçe sallayarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Merhaba.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım, elini adamın kot pantolonun ön cebine soktu, birbirlerine hınzır bir bakış attılar. Yanaklarım anında bordo rengini alırken, Kıvılcım adamın cebinden bir çakmak çıkarttı ve dudaklarının arasında asılı duran sigarayı, çakmağın ucundan yayılan ateşin rengine boyadı. “Güzelim, saat geç olmadan bence sen de kalkmalısın,” dedi Kıvılcım gözlerini yüzüme dikerek. “Sahil bu saatlerde pek de tekin olmayabilir.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ah.” Başımı hızla sallarken yavaşça ayaklandım. Haklıydı. “Evet, doğru söylüyorsun.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Eğer istersen seni eve bırakabiliriz,” dedi Yavuz denen adam, Kıvılcım’ı belinden tutup kendine doğru çekerken. “Evin nerede? Yakın mı?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, yakın. Sorun yok. Kendim gidebilirim.” İtirazım, Yavuz’un pek hoşuna gitmiş gibi durmuyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım, “Yakınsa daha kolay olur bizim için,” dedi sigarasından bir duman alıp kaşlarını çatarak. “Seni evine bırakmak isteriz.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gerçekten gerek yo-”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi ama,” diye homurdandı Yavuz. İkisinin de yoğun bakışlarından kurtulmamın tek yolu buydu sanırım. Her ne kadar yüzümde endişeli bir ifade büyümüş olsa da başımı yavaşça sallayarak kabullendim. “Şu andavalı arayayım da arabayı getirsin,” dedi Yavuz cep telefonunu çıkarırken. “Benimki sanayide.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onu mu bekleyeceğiz bir de ya?” diye çemkirdi Kıvılcım. “Tatlım, biraz bekleyebilirsin, değil mi? Sorun olur mu?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Biraz bekleyebilirim,” diye mırıldandım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavuz telefonu kulağına götürdü, Kıvılcım’ı kolunun altına çekip sarıldı ve birkaç saniye bekledi. “Neredesin lan?” diye sordu telefonu açan kişinin cevap vermesini dahi beklemeden. Sahildeki gürültüden, hemen ileride müzik yapan yaşlı adamdan dolayı telefonun diğer ucunda konuşan kişinin sesini duyamıyordum. “Tamam, aynı yerdeyiz biz. Yürüyoruz o zaman o tarafa doğru.” Durdu. “He, kapat hadi. Eyvallah, sen de.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Neredeymiş?” diye sordu Kıvılcım, kafasını kaldırıp Yavuz’a bakarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gelir şimdi o andaval,” dedi Yavuz. “Biz yürüyelim şu tarafa doğru.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Klarnet çalıp şarkı söyleyen yaşlı adamın önüne doğru yürüdük. Yaşıtım olan birçok genç, telefonlarının kameralarına adamın görüntüsünü kaydediyordu. Kıvılcım, adamın önündeki kutuya birkaç tane bozuk para koyduktan sonra, “Gönlüne sağlık, dayı,” dedi kuru bir sesle. Bir midyecinin önünden geçtik, kalabalık gitgide çoğalıyor gibi görünüyordu. Duraksayıp bileğime sarılı olan saate baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey, o andaval ne zaman gelir acaba?” diye sorduğumda, Yavuz da Kıvılcım da kocaman gözlerle önce yüzüme baktılar, ardından öyle bir kahkaha koparttılar ki, tüm sahilin gözleri üzerimize döndü. “Şey, yanlış bir şey mi söyledim ben?” diye sordum şaşkın şaşkın ikisine bakarken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım ellerini iki yana sallayarak, “Yok,” dedi gülmeye devam ederken. Boynum da dahil olmak üzere bedenimdeki her nokta cayır cayır yanıyordu şu an. Yavuz’un gülerken gözlerinden yaş gelmişti resmen. Caddeye çıktığımızda, “İşte o andaval da geldi,” dedi gülmesine engel olamadan. Parmaklarının uzandığı yere baktığımda, olduğum yere çakıldığımı hissettim. Bu kırmızı Impala’yı tanıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Impala’nın kapısı açıldığında olduğum yerde bir adım geriledim, Kıvılcım’ın bakışları omzunun üstünden bana doğru kaydı, gözleri yüzüme dokundu. “Bir problem mi var?” diye sordu, hâlâ gülüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren, arabadan çıktığında şaşırmadım, zaten arabayı tanıyabilmiştim. Üzerinde bugünkü kıyafetleri vardı. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Gözleri önce Yavuz’a, ardından Kıvılcım’a, en son da bana uğradı ama bende takılı kaldı. Sokak lambalarının ve geçip giden arabaların farlarının ışıkları yüzünü bir aydınlatıyor, bir karanlık gölgelerin esiri hâline getiriyordu. Elini yavaşça kaldırıp, işaret parmağıyla beni işaret etti ama bunu yaparken olabildiğince ağır hareket etmişti.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onun sizinle ne işi var?” Sesi şaşkınlıktan uzaktı, aslında birçok şeyden uzaktı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Ne?” Kıvılcım, duraksadı. “Onu tanıyor musun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet,” dedi Evren durgun bir sesle. Sonra duraksayıp gözlerini sıkıca yumdu. “Aslında hayır.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hiçbir bok anlamadım,” dedi Yavuz ensesini kaşırken. “Her ne sikimse, kızı evine bırakacağız, birader.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren’in sarmaşık yeşili gözleri açıldığı an beni buldu. Bana anlam veremediğim, mesafeli ama tuhaf bir ifadeyle baktı. “Bırakalım,” dedi kuru bir sesle. “Atlayın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım, kolumu tutup beni yavaşça çekerken, “Sen ona aldırış etme, biraz tuhaftır ama özünde çok iyi bir adamdır,” diye fısıldadı. Kıvılcım’a cevap bile veremedim ama beni yönlendirmesine izin vererek arabaya doğru yürüdüm. Yavuz ön koltuğa yerleşirken, Kıvılcım arka koltuğun kapısını açtı ve geçmem için geri çekilip gülümsedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabanın içine bindiğimde o tanıdık kokuyu tekrar soludum ama bu kez o tuhaf tedirginlik duygusu yoktu. Kıvılcım da arabaya atlayıp kapıyı sertçe kapattı. Sürücü koltuğuna yerleşen Evren, Kıvılcım’a ters bir bakış attığında, Yavuz, “Yavaş ulan sevgilim,” dedi panikle. O an anlamıştım; Yavuz, dün o kazayı yaşadığımızda telefonda arabanın durumunu soran adamdı. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Yavuz, ön konsolu yavaşça okşayıp, “Amcasının güzeline nazik davranın,” dedi hayranlık dolu bir sesle. Kıvılcım gözlerini devirdi, elimde olmadan gülümsedim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Adresi ver bakalım, Gül Surat,” dedi Kıvılcım sırıtarak.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sorun yok. Onu nereye bırakacağımızı biliyorum,” dedi Evren donuk bir sesle. Kıvılcım da Yavuz da aynı anda duraksadılar. Direksiyonu kavrayan büyük ellerine kaydı gözlerim. Direksiyonu kavradıkça, parmak boğumları sanki mümkünmüş gibi daha da beyazlıyor, kireç gibi görünüyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Siz harbiden tanışıyorsunuz,” dedi Kıvılcım sonunda inanarak. “Nasıl?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabanın içi karanlıktı. Evren, arabanın motorunu çalıştırdı ve arabayı az önce dikildiğimiz yerden hızla uzaklaştırdı. Sokak lambalarından yayılan turuncu ışık, arabanın içini aydınlatıyordu. Evren tek kelime etmedi, tanışma hikâyemizi anlatacağa benzemiyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Şey, küçük bir kaza oldu,” dedim utana sıkıla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım, duraksadı. “Nasıl yani?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kıvılcım’a baktım, o sırada dikiz aynasından beni izleyen yeşil gözlerin ağırlığını hissettim ama aldırış etmemeye çalıştım. “Dün...”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Hadi be!” dedi Yavuz aniden. “Bu o kız mı lan? Çocuk demedin mi sen?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evren sessizce, “Çocuk değil mi zaten?” diye sordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Kaşlarım anında çatıldı ama ona karşılık vermedim. Hâlâ utanıyordum doğrusu. Yavuz göz ucuyla bana baktıktan sonra, “Yeğenime zarar verseydin seni affetmezdim,” dedi hem alaycı hem de son derece ciddi bir tavırla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Yavuz,” diye uyardı Kıvılcım, erkek arkadaşını. Bana doğru dönüp omzuma dokundu. “Sen iyisin, değil mi? Bir sıkıntı yok?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Evet, yaşıyorum.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yavuz güldüğünde, Kıvılcım’ın da dudağının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. “Görebiliyorum,” dedi sıcak bir sesle.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Başımı sallayarak önüme döndüm. Avuçlarım, dizlerimin üzerinde duruyordu. Tırnaklarımla oynamaya başladım ve bu yolculuğun bir an evvel bitmesini diledim. Evimin olduğu sokağa girmeden hemen önce, “Sanırım bisikletinin haşatı çıkmış,” dedi Yavuz düz bir sesle. “Ne yalan söyleyeyim, o cicili bicili hurdayı görünce ben bile senin bir çocuk olduğuna inanmıştım. Yanlış anlama. Bu herif bir çocuğa çarptığını söyledi çünkü.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bisikletim aklıma gelince başımı öne eğdim ama çok sürmeden kafamı tekrar kaldırdım; bakışlarım bir an önümde duran dikiz aynasına takıldı. Evren doğrudan bana bakıyordu. Gözlerimi hızla kaçırdım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sıçtın bari sıvama, Yavuz,” dedi Kıvılcım uyarıcı bir tonla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Evin önüne geldiğimizde Evren arabayı yavaşlattı ve sonunda durdurdu. Kalbim hızla çarparken hemen bahçeye baktım ama bahçede in cin top oynuyordu. “Teşekkür ederim,” dedim hızla.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Arabanın kapısına uzanacakken, Kıvılcım, “Seni tanımak güzeldi, Gülçehre,” dedi.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Alt dudağımı ısırdıktan sonra, “Seni tanımak güzeldi,” diye fısıldadım ve arabadan inip, kapıyı oldukça yavaş bir hareketle kapattım ve arabanın önüne doğru dolaştım. Arabanın ön kısmından geçerken, Evren ve Yavuz’un bakışlarını hissedebiliyordum ama Evren’in bakışları çok daha yoğundu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bahçe kapısını açıp içeri girerken arabanın motoru tekrar çalıştı ama o tarafa bakmadım. Olabildiğince yavaş adımlarla bahçede ilerleyip kapının önüne geldim. Yedek anahtarı çıkartıp kapının deliğine sokacaktım ki kapı aniden açıldı. Babam, altında bir eşofman, üzerinde de ince bir tişörtle karşımda duruyordu. Aniden bana doğru yürüdüğünde, panikle bir iki adım geriledim ama babam durmadı, üzerime geldi ve beni iki kolumdan sıkıca kavradı. Şok içinde onun gözlerine bakarken, kalbim korkunun getirisi olan yumruklarını göğsüme sertçe geçiriyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Seni hafife almışım!” dedi bir anda. Gözlerim daha da büyüdü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“N-ne diyorsun baba?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Aman Allah’ım!” Babam kollarımı daha sıkı kavrayıp beni yavaşça sarstı. “Kemal Bey’le tanışmışsın bugün!” Sokakta olmam umurunda değildi. Benim gözlerimle aynı renk olan gözleri, sokakta yanan lambaların ışıkları gibi parıldıyordu. “Nasıl geçti?” diye sordu beni hızla içeri doğru çekerken. “Tüm ayrıntıları anlatmanı istiyorum!”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir ayrıntı yok,” dedim kendimi babamın ellerinden kurtarmaya çalışırken. “Baba, bırakır mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Daha sıkı kavradı. Güçlü parmaklarının tenimde izler bıraktığına emindim, canım yanıyordu. Bana bir daha dokunmayacağına dair söz verse, ölmüş gibi yapabilirdim. Saatlerce olduğum yerde kıpırdamadan, hatta nefes almadan, gözümü bile kırpmadan, cansız gibi durabilirdim ama bana dokunuyordu, bana dokunuyordu ve ecel beni teğet geçiyordu. “Baba,” dedim yüzümü buruştururken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sesinden anladığım kadarıyla seni sevmiş,” dedi babam heyecanla. “Ona benimle ilgili bir şey söyledin mi? Benden bahsettiniz mi?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baba,” diye fısıldadım bir kez daha, çırpınırken.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Bir işi bensiz becerdin sonunda,” dedi tekrar. “Ne konuştunuz? Anlatmayacak mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Baba, kolum acıyor.” Kangren edecekmiş gibi büyük bir baskıyla kolumu sıktığının farkında değil miydi? Durdu, gözleri birkaç saniye gözlerimin içinde dolaştı, gözlerim dolmuştu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Ellerini yavaşça bedenimden uzaklaştırırken, “Amma da tatlı canın varmış,” diye söylendi. “Ee, anlatmayacak mısın?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Anlatacak bir şeyim yok ki baba,” dedim çaresiz gözlerle onun yüzüne bakıp, bir parça merhamet dilenirken. Neden böyle davranıyordu? Ben ona ne yapmıştım? Kalbim zonkluyordu.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yatırıp parçalara ayırdığı o av bendim; bana çocuğu değil de kalbini sökmesi emredilmiş bir avmışım gibi davranıyordu. Her baba avcı mıydı biraz özünde?

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Gel şöyle,” diyerek beni salona sürükledi. Sızlayan koluma rağmen onun arkasından gittim ve beni koltuğa tıpkı bir kuklaymışım gibi oturtmasına göz yumdum. “Anlat. Ne konuştunuz? Her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmazsan külahları değiştiririz.” Bana tehdit içeren gözlerle baktığında, geçmiş kalbimin içinde çalkalandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Onunla tanıştığımda, onun başhekim olduğunu bile bilmiyordum,” diye itiraf ettim, yalan söylemek anlamsızdı. Sonuçta bunu Mustafa Kemal Bey de ona anlatabilirdi. Bana inanamayan gözlerle baktığında, “Yanlış bir şey yapmadım, yemin ederim,” diye savunmaya geçtim.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Babam ellerini saçlarına daldırırken, “Sakın bana adamda kötü bir izlenim bıraktığını söyleme!” diye soludu, sesi hırçındı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sesinden anladığım kadarıyla seni sevmiş diyen sendin.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Doğru.” Durdu ve düşündü. “Sanırım sadece bana karşı böyle saygısızsın.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

“Sana karşı saygısız değilim,” dedim acı içinde. “Neden böyle düşünüyorsun?”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yüzüme bakmadan oturduğu yerden kalktı ve merdivenlere yöneldi. “Her neyse. Bir işe yaramana sevindim, küçük kızım.” Oturduğum koltuktan kalkarken kanımın damarımın içinde buz kestiğini hissettim. “Kemal Bey yarın önemli bir konuda ikimizle de görüşmek istiyormuş, bizi evlerine yemeğe davet etti.”

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

İtiraz etmedim. Sadece bana dönük olan sırtına baktım. Merdivenleri tırmanmaya başladığında geri çekildim ve salonun ortasında duran koltuklardan birine oturup gözlerimi cam kapıya çevirdim; kapı balkona açılıyordu ve perdeleri açıktı. Babamın ayak sesleri kesildiğinde oturduğum koltuğa kıvrılarak cenin pozisyonu alıp uzandım. Ellerimi yanaklarımın altına yerleştirdim ve boş bakışlarımı balkon kapısından içeri süzülen turuncu ışığa diktim. Birkaç dakika süren bakışmanın sonucunda üst kirpiklerim alt kirpiklerim ile buluştu ve uyku beni kucağına alıp üzerime rüyalardan yapılma örtüsünü örttü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Gözlerimi delip geçeceğini düşündüğüm ışık, gördüğüm rüyayı parçalara ayırırken gözlerimi aralamaya çalıştım. Şakaklarımda iğrenç bir ağrıyla gözlerimi açmış olmam yetmemiş gibi, balkon kapısından içeri süzülen ışık bir an beni kör edecek falan sanmıştım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Yanağımın altındaki elimi çekip gözlerimin üzerine siper ettim ve yüzümü buruşturarak, “Ne oluyor ya?” diye söylendim, sesim pürüzlüydü.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir arabanın far ışığıydı bu. Gözlerimi tam olarak açamasam da bunu anlayabilmiştim. Aracın uzaklaştığını fark ettiğimde çoktan doğrulup kalkmıştım bile. Saçımı bağladığım toka kayıp düşmüş, saçlarım darmaduman olmuştu. Elimi saçlarımın arasına daldırdım ve parmaklarımla saçlarımı dağıtıp kapıya doğru yürüdüm. Babamın arabasını kontrol etmek için kapıyı açıp sokağa çıktığımda, gece böceklerinin sesi kulaklarımın içinde çınlamaya başladı. Bakışlarım karanlık bahçeye çevrildi, araba her zamanki yerinde park hâlinde duruyordu ama demir kapının hizasında bir şey parlıyordu. Kapının çaprazındaki lambayı yaktım ve bahçenin de bir kısmı kapının dibinde bulunan lambanın ışığıyla aydınlandı.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Bir bisiklet. Açık, tozpembe rengindeydi ve önündeki sepet kar beyazdı. Sepetin üzerine pembe bir kuşak bağlanmıştı ve hemen bisikletin önünde bir kasa, kasanın içindeyse pembe gül fideleri vardı. Olduğum yerde donakalmış bir şekilde hâlâ hafif aralıklı duran bahçe kapısına baktım.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.

Biraz önce onun burada nefes aldığını biliyordum ama ben burada nefes alamıyordum.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun. Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir.